Etiket: Tedavi

  • Akne oluşumu ve tedavisi

    Akne oluşumu ve tedavisi

    AKNE:

    Ergenlik sivilceleri ilk gençlik çağının normal belirtilerinden biri gibi algılansa da, sadece yağ bezleri aşırı üretim yapan gençlerde görülür. Ergenlik sivilceleri tedavi edilmezse gencin bu hassas döneminde psikolojisini, çevresi ve arkadaşlarıyla ilişkilerini olumsuz etkiler.

    Oluşumu
    Akne vulgaris, yani ergenlik sivilcesi aslında bir yağ bezi hastalığıdır. İlk görülme yaşı 12-15 arası olarak belirlenir. Bu dönemde aşırı yağ üretmeye başlayan cilt yeterince temizlenmezse yağ bezlerinin ucu tıkanır, içinde mikroplar üremeye başlar. Sonuçta siyah noktalar, pürüzler veya cerahatlı, ağrılı kist şeklinde sivilceler meydana gelebilir.

    Sebum diye adlandırılan cilt yağı üretimi hormon denetimi altında işlev görür. Hormonların en üst düzeyde çalıştığı gençlik yılları boyunca yoğun yağ üretiminin sürmesi sivilce gelişimini devam ettirebilir. Yağ bezlerinin fazla çalışması yıllar içinde yavaşlar. Ergenlik sivilceleri de zaman içinde azalır ya da tamamen kaybolur. Ancak bu düzelme yıllar sürebilir.

    Hormonların etkisi
    Genç kızlarda sivilcelere adet düzensizliği, aşırı tüylenme ve kilo alımı eşlik ediyorsa yumurtalıkta çok sayıda kistin görüldüğü ‘polikistik over sendromu’ denen durum söz konusu olabilir.

    Ergenlik döneminde sivilcesi olmadığı halde yirmili yaşlarında başlayan kadınlarda da hormon testleri yapılması önerilir. Bu durumlarda sivilce, aşırı hormon salgılayan kist ve tümörlerle ilişkili olabilir.

    Tetikleyiciler
    Adet öncesindeki bir haftalık dönemde ve stres ya da gerginlik varlığında sivilcelerde artma olur.

    Her ne kadar araştırmalar sivilce ve diyet arasında bağlantı kuramamışsa da, aşırı yağlı ve şekerli, kalori bakımından zengin bir diyetin sivilceleri hafifçe artırdığı gözlemlenir. Kabuklu yemişler, çikolata ve gazlı içeceklerin de çok miktarda alınmaması önerilir.

    Tedavi
    Tedavi iki yönden çok gereklidir. Sivilceli bireyler sosyal hayata katılmakta zorlanabilir. Aknesi olan gençlerin arkadaşlık, okul ve iş ortamlarında kendilerini mutlu hissetmeleri zorlaşır. Ayrıca tedavi edilmeyen sivilceler iz de bırakabilir. Çoğalan izler yüze girintili çıkıntılı, pürüzlü, yer yer esmer ve kırmızı bir görünüm verebilir.

    Lazer, peeling, mezoroller gibi yöntemlerle izler tedavi edilebilse de, zamanında sivilceyi tedavi etmek daha kolaydır.

    Sivilce tedavisinde başlıca iki yaklaşım bulunur. Öncelikle kalıcı ve köklü bir çözüm olan izotretionin içeren ilaçlar kullanılarak yağ salgısını azaltmak ya da oluşan fazla yağı sürekli olarak temizlemek üzere jeller, kremler, özel hazırlanmış solüsyonlar, antibiyotikler kullanmak gerekir.

    Bu uygulamanın yanı sıra, düzenli olarak yapılan cilt bakımı faydalı olur. Peeling, ultraviyole, lazer tedavisi gibi seçenekler de bulunur.

    En önemli konulardan biri, siyah nokta ve iltihaplı sivilcelerin sıkılmamasıdır. Elimizde, tırnaklarımızda bulunan mikroplar zaten hassas olan bu bölgede yaygın enfeksiyona sebep olabilir. Ayrıca sivilceleri sıkmak iz kalmasına yol açabilir. Diğer önemli nokta ise tedavinin düzenli olmasıdır.

    Kliniğimizde sivilceler ayrıntılı olarak değerlendirilir ve tedavinin yanı sıra gereken uygulamalar hijyenik koşullarda gerçekleştirilir.

  • Botoks’un çok sık tercih edilmesinin 5 nedeni

    2013 yılında dünya çapında 23 milyondan fazla estetik ve cerrahi amaçlı işlem yapıldı. Bunların içinde botoks, 5 milyondan fazla operasyonla estetik alanında en çok tercih edilen uygulama oldu. Peki botoksu bu kadar popüler hale getiren faktörler neler?

    1.Klinik olarak etkisinin kanıtlanmış olması Botoks’un çizgileri ve kırışıklıkları giderici etkisi FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından 1989 yılında onaylandı. Bu tedavi şeklinin her yıl milyonlarca hastanın üzerinde başarıyla uygulanması tedaviye olan inancın ve ilginin artmasına sebep oluyor. Diğer yandan Demi Moore, Madonna, Carla Bruni, Katie Price, Lindsay Lohan, Mag Ryan, Vanessa Williams gibi birçok ünlü ismin botoks tedavisinden faydalanması uluslararası kamuoyunda pozitif bir izlenim yaratıyor.

    2. Hızlı Uygulanan Bir Tedavi Yöntemi Olması & Zaman tasarrufu sağlaması Uzun mesai saatleri, trafik vb. nedenlerden ötürü zaman yönetimi geçmiş yıllara göre daha önemli hale geldi. Hayatın içerisindeki artan tempo, tüketim alışkanlıklarını da değiştirdi ve yeni müşteri, eskisine göre iyi hizmete daha hızlı şekilde ulaşmak istiyor. Botoks, bu noktada güzelleşmek isteyen kişiler için kusursuz bir zaman tasarrufu sağlıyor. Botoks 24 – 48 saat sonra etkisini göstermeye başlarken, 7-10 gün sonra tam olarak istenilen sonuca ulaşılıyor. Ayrıca botoks işleminin 10-15 dakika gibi kısa süre içerisinde tamamlanması yoğun bir temposu olan bizlere büyük bir kolaylık sağlıyor.

    3. Uygun Fiyatlı Olması Botoks işlemi fiyatları 400-600 TL arasında değişirken tedavinin etki süresi 4 ila 6 ay boyunca kalıcılığını koruyor. Piyasada satılan çok güvenilir markaların dermo-kozmetik kremleri ile fiyat ve etkinlik açısından kıyaslandığında, botoks açık ara liderliğini sürdürüyor. Diğer yönden anlamda özellikle fiyat konusunda plastik cerrahi işlemlerine göre büyük bir avantaj sağlıyor.

    4. Gençleştirici Özelliği Botoks yaptıran bir kişi genel olarak olduğu yaştan ortalama 10 yaş daha genç gösterir ve fiziksel görüntüsünde gözle görülür bir iyileşme sağlar. Ayrıca toplumdaki genel kanının aksine botoks tedavisi D-K Klinik gibi güvenilir kurumlarda yapıldığı sürece yüzünüzde donuk ve mimiksiz bir ifade bırakmaz. Bu noktada işlemi yapan uzmanın yüzünüzdeki kas miktarını hesaba katarak, botoksun hangi dozda enjekte edileceğinin belirlenmesi kritik önem taşımaktadır. Düzenli olarak botoks uygulaması yalnızca var olan kırışıklıkların ortadan kaldırılmasını sağlamasının yanında, yeni kırışıklıkların oluşum hızını da azaltmaktadır. Diğer yandan son zamanlarda yapılan birçok araştırma botoksun estetik bir görüntü sağlama dışında migren için de iyileştirici etkisi olduğunu kanıtlamıştır.

    5. Tedaviden sonra hayatınıza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Estetik cerrahi operasyonlarından farklı olarak botoks yaptırdıktan hemen sonra iş hayatınıza ve günlük yaşantınıza aynı şekilde devam edebilirsiniz.

  • Fraksiyonel  lazer

    Fraksiyonel lazer

    Akne izleri hem fiziksel hem de ruhsal açıdan hastaları çözüm arayışına iten rahatsızlıklardır. Er:YAG lazer ile deri yenileme, akne sikatrislerinin tedavisinde etkili ve güvenli bir tedavi şeklidir.Lazer ile deri soyma yöntemi son yıllarda kırışıklığı, fotoyaşlanması ve akne sikatrisi olan hastalar için popüler bir tedavi yöntemi olmaya başlamıştır. Bu yöntem sayesinde deri buharlaşma yoluyla tabaka tabaka soyulur. Ayrıca dokunun ısınması da kollagenin büzülmesine ve böylece kırışıklıkların ve akne izlerinin azalmasına neden olur. Deri soyma işlemi deri eklerini (sebase bezler, kıl folikülleri ve ter bezi kanalları) koruyarak yapılan epidermisin ve üst dermisin soyulması işlemidir. Bu işlem derinin rejenerasyonuna izin verir ve ayrıca kollagen üretimini artırır.

    Fraksiyonel Lazer

    Fraksiyonel lazerde yüksek enerji fraksiyone edilerek, yani bölünerek mikroskobik sütunlar şeklinde cilt altına iletilmekte ve bu bölgede oluşturduğu ısı nedeniyle doğal yara iyileşmesi hızlanmaktadır.Kollagen, elastin ve hyaluronik asit sentezi tetiklenmekte yeni ve sağlıklı doku oluşmaktadır. Doku onarılırken cilt gerginleşip sıkılaşmakta, daha genç ve canlı bir görünüm elde edilmektedir.

    Fraksiyonel Lazerin Diğer Lazer Sistemlerinden Farkı Nedir?

    Bu sistemde iyileşme ve sosyal hayata dönüş daha çabuk olmaktadır.Özellikle günümüzde zaman sıkıntısı göz önüne alındığında bize büyük avantaj sağlamaktadır.

    Fraksiyonel Erbium-Yag Lazer (Merkezimizde Alman Asclepion Firmasının MCL 30 Dermablate modeli kullanılmaktadır)

    Erbium-Yag lazer güvenli, kontrol edilebilir doku ablasyonu sağlayan bir lazerdir. Bu lazerin dalga boyu CO2 lazer ışınına göre 13 kat hızlı apsorbe edilebilir. Bu da dokudaki suyun çok hızlı buharlaşmasını sağladığı için hasar ciltte devamlı kalmamakta ve nonspesifik ısı hasarı oluşturmamaktadır. Deri üst tabakasının kontrollü bir şekilde soyulmasını ve yaşlanmış, hasarlanmış deri yüzeyinin yeni ve pürüzsüz olmasını sağlar.

    Uygulama anestezi gerektirmeyen bir işlemdir. Sonrasında uygulama bölgesinde kızarıklık ve hassasiyet olur. Hassasiyet aynı gün geçer, kızarıklık ise 24-48 saatte geçer. 48 saat sonunda ince kabuklanmalar oluşur. Kabuklanma da yaklaşık 4-5 günde geçer. Probleme göre 3-6 seans 4-5 hafta aralarla yapılır.

    Fraksiyonel Erbium-Yag Lazer Nerelerde Kullanılır?

    Tüm yüz kırışıklıklarında kullanılır. Özellikle dudak ve göz etrafındaki kırışıklıklarda en iyi tedavi şekillerinden biri olarak bilinir.

    Sivilce izlerinin azaltılmasında ,

    Karın çatlaklıklarının tedavisinde,

    El gençleştirmede,

    Yüz ve vücuttaki iyi huylu tüm lezyonların ve iyi huylu benlerin alınmasında güvenle kullanılır

  • Lazer epilasyon ( diod lazer, alexandrite lazer )

    Lazer epilasyon ( diod lazer, alexandrite lazer )

    Lazer sistemlerinin etki mekanizması nedir?

    Lazer sistemlerilerinde amaç, kıl kökünde kalıcı hasar yaparken çevredeki deriye hasar vermemektir. Lazer enerjisi derinin altındaki kıl köküne ulaşır. Kıl kökündeki renk hücreleri (pigment) lazer enerjisini emer. Burada yoğunlaşan lazer enerjisi çevre deri ve dokuda hasar yapmadan kıl kökünü yakar. Zarara uğrayan kıl büyük olasılıkla tekrar çıkmamaktadır. Lazer epilasyon batık kılların tedavisinde de son derece etkilidir.
    Yanan tüylerin bir kısmı hemen dökülür, bazıları ise 2-3 hafta içinde deriden atılır. Kıllara tek tek uygulanan elektrikli epilasyondan farklı olarak, her enerji atışında düzinelerce kıl yanar. Böylece sırt, omuz, kollar, bacaklar ve yüz gibi geniş alanlar kısa sürede tedavi edilebilir. Meme ucu, üst dudak ve bikini bölgesi gibi hassas bölgeler tedavi edilebilir.
    Cilt ile kıl tipi ve rengine göre ayrıca uygulama bölgesine göre hastanın beklentileri hekimi ile karşılıklı görüşülecek, Hybrid Diode ya da Alexandrite lazer tiplerinden sizin için uygun olan yöntemlerden hangisinin uygulanacağı konusunda bir karar verilip program oluşturulacaktır.

    Tedavi sonrası lazer uygulanan alanda tüyler tamamen yok olur mu?

    Lazer uygulamalarında her seansta uygulanan bölgedeki kılların % 15-20 sinde kalıcı yada uzun süreli yok olması beklenir. Lazer uygulanan alanda seansların tamamlanmasından sonra pek çok hastada kıl miktarında % 70-90 azalma olur, kalan tüylerin renkleri ve kalınlıkları azalır. Ancak yaşayan bir organizma olan insanda tamamen tüysüz kalma durumu beklenmemelidir.
    Tedavi etkinliği tedavi seansları tamamlandıktan sonra 6 ay içinde değerlendirilmelidir. Tekrar çıkacak kıllar 6 ay içinde belli olur.

    Seans sayısı hangi faktörlere bağlıdır?

    Kıl rengi (açık renkli tüyler fazla sayıda seans gerektirir)

    Etnik ve genetik yapı (koyu tenli kişiler fazla sayıda seans gerektirir).

    Hormon durumu

    Tedavi edilen alan

    Tüy yoğunluğu

    Yaş

    Kilo (fazla kilo tüy gelişimini arttırır)

    Ilaçlar (örneğin Dilantin ve cyclosporine tüy gelişimini arttırabilir)

    Lazer tedavisi öncesi öneriler:

    Ağda, sir ağda,cımbız, iğneli epilasyon ve epilasyon cihazlarını kullanmayın!
    Lazer enerjisi aktif tüylere etkili olduğundan ağda, sir ağda, cımbız, iğneli epilasyon ve epilasyon cihazları 2-4 hafta öncesinden kullanılmamalıdır.Bu yöntemler lazerin etkili olacağı kıl kökünü ortadan kaldırır.

    Bronzlaşmaktan kaçınılmalıdır!
    Diode lazer koyu tenlere uygulanabilir ancak tedavi öncesinde 2hafta öncesinde mümkünse 6 hafta öncesinde güneşlenilmemeli, solaryuma girilmemeli ve bronzlaştırıcı kremler uygulanmamalıdır. Istenmeyen yanıklar ve renk değişiklikleri olabilir. Ayrıca lazerin etkinliği azalır. Diode lazer uygulamasından bir gün önce tahriş etmeden tüylerin alınması en uygunudur. Tedavi günü veya lazerden hemen önce tüylerin alınması cildi hassaslaştırabilir.

    Lazer tedavisinden önce tüyler alınmalıdır. Tüyler alınmazsa deri üstünde kalan tüyler yanarak acı verir ve lazer enerjisini emerek kıl köküne yeterli enerji gitmesini engelleyerek lazerin etkinliği azaltır.

    Uygulama yapılacak bölgeye makyaj yapmayın, parfüm sıkmayın. Makyaj lazer enerjisini emerek, daha az enerjinin kıl köküne ulaşmasına ve etkinliğinin azalmasına neden olur ayrıca cilt üzerindeki lazer ısısını artırarak deride tahriş veya yanık oluşturabilir.
    Ağrı eşiğiniz düşükse işlemden 2 saat önce ağrı kesici almanız uygun olabilir. Ayrıca bazı kadınlar regl döneminde acıya daha hassas oldukları için regl öncesi ve sırasında uygulama yapılmayabilir.

    Lazer epilasyon ne sıklıkta yapılır, seanslar ne kadar sürer?

    Lazer uygulamaları ortalama 4 haftada bir yapılmalıdır. Kıl köklerinin pigmentinin yeterli derecede olması için bu süre gereklidir. 4 haftadan erken 12 haftadan geç olmamalıdır.

    Seans süresi dudak üstü gibi bölgelerde birkaç dakika iken, tüm bacak ve sırt gibi geniş alanlarda yarım ile bir saat sürebilir .

    Lazer tedavi sonrası öneriler:

    Lazer sonrası kızarıklık genellikle saatler içinde geriler. Bazı ciltler hassastır ve işlem sonrası kuruluk hissedilebilir . Bu durumda nemlendirici kullanılabilir.

    Tedaviden sonra bir veya iki hafta içersinde güneşlenmeyin. Lekelenmeler olabilir. En az 30 faktör içeren güneşten koruyucuyu yaklaşık 4 hafta süreyle kullanın. Dolaylı güneş maruziyeti dahi etkileyebilir. Terleme sonucu kremi silerseniz tekrar uygulamayı unutmayın.

    Lazer sonrası kıl köklerindeki tüyler tedaviden 1 veya 2 hafta içersinde kımen uzayabilir.

    Seans aralarında ağda, sir ağda ve cımbız, iple alma gibi yöntemler kullanılmamalıdır. Çünkü bir sonraki lazer seansının etkisini azaltırlar.

    Lazer sonrası su toplama ve kabuklanma nadirdir ve birkaç gün ile bir hafta arasında geriler. Antibiyotikli bir krem sık olarak sürülebilir. Yara kabuklarını elinizde kaldırmaya çalışmadan doktorunuza başvurunuz.

    Lazer uygulaması sonrası kolonya ya da tahriş edici kozmetikler uygulamayınız.

    Lazer Epilasyonda Geleceğin Teknolojisi – Hibrit Diode MeDioStar NeXT

    Epilasyonda kıl folikülü için en etkin ve güvenli iki dalga boyunu(800 nm – 950 nm) aynı anda gönderebilen hibrit teknoloji.

    Saniyede 12 Hz atım hızı ile en hızlı diode lazer(SPM),

    SPM ile acısız ve çok hızlı epilasyon,

    Burst modu ile ince ve açık renkli tüylerde de etkili,

    Minimum 15 000 000 atış garantisi,

    Mühendislik, yedek parça, üretim ve yazılım dahil %100 Alman teknolojisi,

    300g başlık(Handpiece) ağırlığı ve başlığa entegre alüminyum peltier soğutma,

    Epilasyon, akne ve damar tedavi imkanı,

    Cihaza entegre bilgisayar ile 8,4 inç renkli LCD ekranda müşteri dosyaları, öncesi-sonrası resim ve video kaydı.

    Tüm cilt tiplerinde ve tüm kıl tiplerinde etkin hızlı ve acısız uygulama imkanı

  • Saç dökülmesi tedavisi

    PRP (Platellet Rich Plasma) yani trombositten zengin plazma saç dökülmesinde son yıllarda devrim niteliğinde gelişme yaratmış bir saç tedavi yöntemidir.Halk arasında kök hücre tedavisi ,plazma tedavisi gibi isimleride olan PRP yöntemi , kişinin kendi kanı ile yapılan bir tedavidir.PRP ile saç dökülmesini durdurmak, saçın kalitesini arttırmak ve yeni saç çıkışını mümkün hale getirmek hedeflenmektedir.

    Bu tedavi için kişiden yaklaşık 8-10cc kan alınır ve özel bir kit içinde santrifüj ile pür PRP elde edilir.Bu trombositten zengin plazma , hücreleri tedavi etmekte çok etkili olan büyüme faktörlerini, kök hücreleri , proteinleri barındırır.Bu elde edilen plazma saçlı deriye ufak iğneler ile yüzeyel enjeksiyon (napaj) tekniği ile 1 cm’lik aralarla uygulandıktan sonra kalan miktar uygulama yapılan bölgeye püskürme tekniği ile verilerek işlem tamamlanır.

    Prp tedavisi 3 -4 hafta aralıklarla toplamda 3-4 seans uygulanır. 6 ay veya 1 yıl sonra bir seanslık destek uygulamalar ile idame tedavi saağlanabilir. Prp tedavisi saça vitaminlerin verildiği mezoterapi uygulaması ile kombine edildiğinde çok daha etkili ve kalıcı olabilmektedir.

    Prp öncesi saça uyuşturucu krem sürülür bu sırada kan alınıp gerekli işlemlerden geçirildikten sonra işlem yaklaşık 20-30dk sürmektedir.İşlem sonrası kişi normal hayatına dönebilir. Kendi kanımızdan elde edildiği için allerji riski yoktur.

  • Cilt bakımı ( aletli, kozmetik ve medikal)

    Cilt bakımı ( aletli, kozmetik ve medikal)

    Cilt bakımı bilinçsiz ve tecrübesiz ellerde istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Cilt tipi belirlenerek yapılan aylık cilt bakımı cildin sorunlarını azaltır. Cilt problemlerinin gelişmesi engeller.

    Dermo-kozmetik ürünlrle yapılan cilt bakımı:
    Akneli cilt bakımı

    Yağlı cilt bakımı

    Normal cilt bakımı

    Hassas cilt bakımı

    Kuru cilt bakımı

    Sarkma ve kırışıklıklara karşı cilt bakımı

    Lekeli cilde uygun cilt bakımı

    Cilt dengeleyici cilt bakımı

    Cilt bakımı sonrası cilt yapınıza ve ihtiyacınıza en uygun cilt bakım ürünleri önerilir.

    Akneli ve yağlı ciltlere, cilt tedavileri ile birlikte ve tedavi sonrasında cilt bakımı yapılması akne sorununu çok azltabilir.

    Aylık cilt bakımı sayesinde yaşlanma etkilerini azaltabilir. Henüz sorun oluşmadan ve tıbbi müdahaleye gerek kalmadan cildinizin gençliğini ve güzelliğini cilt bakımı ile koruyabilirsiniz.

    TERMOKOAGÜLASYON (TC 3000) (Kılcal varis tedavisi)

    TC 3000 ince varislerin yok edilmesini amaçlayan, her cilt tipinde kullanılabilen bir cihazdır. Herhangi bir bölgede, her biçim ve renkteki ince varisler TC 3000 ile tedavi edilebilir. Özellikle, çok küçük çaplı ve mikro-skleroz yöntemiyle ulaşılamayan varisler için uygundur. TC 3000 çok yüksek frekanslı (4 MHz) bir dalganın termal bir lezyon oluşturması prensibiyle çalışır.

    Cihaz, bir jeneratör ve sadece damara enerji verilmesini sağlayan çevredeki dokuya herhangi bir zarar vermeyen tek kullanımlık izolasyonlu nikel iğnelerden oluşur. Jeneratörün gücü optimum enerji vererek nekroz riskini önlemektedir. Nikel allerjisi olan kişilerde altın iğneler kullanılır.

    Cihazın kullanılamayacağı durumlar:

    Uygulama yapılacak bölgede enfeksiyon olması

    Uygulama yapılacak kişinin pacemaker taşıması

    Uygulama yapılacak kişinin hamile olması

    Cihazın uzun süren yan etkisi yoktur.

    Cihazın kullanımından sonra ince varislerin anında yok olduğu görülür. Termokoagülasyon nedeniyle cilt üzerinde kısa süreli kızarıklıklar oluşur. Bunlar birkaç gün içinde kabuk bağlar. 4-6 hafta içinde tamamen normale döner.

    Avantajları

    Kişiye özel iğneler kullanıldığından hijyeniktir.

    Telenjiektazik ve ince retiküler venler anında yokolur.

    Alerji yapmaz.

    Pigmentasyon olmaz.

    Yanık olmaz.

    Yan etkisi yoktur.

    Hasta için rahattır, bandaj gerektirmez

    Her çeşit telenjiektazik ve ince retiküler varisler üzerinde son derece etkilidir.

    Her cilt tipinde uygulanabilir.

    Hızlı tedavi

    Bir seans 250-500 palsa karşılık gelir.

    Bir seansta 40 ila 50 cm telenjiektazik ve ince retiküler varis temizlenebilir.

  • Kimyasal peeling!!!

    Kimyasal peeling!!!

    Kimyasal peeeling yani kimyasal soyucular en sık leke, iz ve kırışıklık tedavisi gibi kozmetik nedenler için uygulanır. Ayrıca yüzdeki sivilce izlerini hafifletmek ve sivilceyi tedavi etmek, kanser öncüsü lezyonları gidermek amacı ile kullanılmaktadır.

    Sivilce ve leke tedavisinde yardımcı bir tedavi yöntemidir. Kimyasal peeling deriye kimyasal solüsyon sürülerek, derinin üst tabakasını soyup deriyi iyileştirme ve düzeltme amacı ile kullanılmaktadır.

    Kimyasal peeling, işlemin derinlik seviyesine göre; yüzeysel, orta ve derin olmak üzere sınıflandırılır. Bu sınıflandırma peeling yöntemini derinin hangi tabakasına kadar soyulma yaptığına göre yapılmaktadır. Günümüzde, yüzeysel ve orta derinlikteki uygulamalar daha sık yapılmaktadır. Derin peeling uygulamalarının yerine lazer ile soyma ve dermabrasyon yöntemi daha çok tercih edilmektedir. Yüzeyel peelingler haftalık aralıklarla uygulanabilirken, orta derecedeki peelingler 3-6 ay aralıkla uygulanabilir. Bütün kimyasal peeling uygulamalarının seyrek görülen belli riskleri vardır.

    Yüzeysel Peeling Uygulama Nedenleri:

    Düzensiz , kuru cildin düzenlenmesi

    Ince kırışıklıkların giderilmesi

    Sivilce tedavisi

    Leke problemlerinde

    Kimyasal peeling muayenehane ortamında uygulanabilir. Ameliyathane şartları gerektirmez.

    Yüzeysel peeling uygulamaları esnasında sadece hafif bir batma duygusu yaratmaktadır. Anestezi gerektirmez.

    Yüzeysel peelingten sonra geçici kızarıklık, kabuklanma ve soyulma olabilir. Bu tür şikayetler peeling cilt tipine göre ayarlanarak giderilebilir.

    Yüzeysel peeling ile geçici kızarıklık, kabuklanma ve kuruluk günlük yaşam ve çalışma hayatını engellemez. Düzenli uygulanan peeling tedavisinden sonra cilt daha canlı ve parlak hale gelir. Mutlaka tedavi sonrası ve seans aralıklarında günlük cilt bakımında güneşten koruyucu krem kullanılmalıdır.

    Tedavi alanları serin tutulur ( örneğin yatıştırıcı su spreyleri)

    Kabuklar koparılmamalıdır. Iz kalabilir.

    Yüzeyel peeling sonrası hafif nemlendiriciler, derin peeling sonrası yoğun nemlendiriler kullanılır.

    En az 6 ay güneşten korunulmalıdır.

    Yüzeyel peeling sonrası daha sağlıklı ve canlı bir cilt görünümü oluşur. Tedavi devam ettikçe cildin yapısı daha sağlıklı bir hale gelir.

    Güneş lekeleri tedavisinde pek çok yöntem kullanılabilir. Güneş lekesi tedavilerinde sonuç almak için lekenin karakteri ve derinliği çok önemlidir. Eğer melazma tipinde güneş lekeniz varsa tedavi yöntemleri şunlar olabilir

    Kimyasal peeling

    Cilt yenileme yöntemleri

    Güneşten korunma

    Eğer lentigo olarak adlandırılan büyük çil tipinde lekeleriniz varsa tedavi yöntemleri şunlardır

    Lazer tedavisi

    Buz tedavisi (kryoterapi)

    Kimyasal peeling

    Leke kremleri

    Kimyasal peelingler uzun yıllardan beri güneş lekesi tedavisinde kullanılmaktadır. Melazma tipindeki güneş lekelerinde pek çok kimyasal ajan kullanılır. Cosmelan, Dermamelan, Spot peel, Obagi sistem, Green peeling gibi yöntemler vardır.
    PRP ve dermaroller gibi yöntemler cildi yenilemek ve gençleştirmek, izleri gidermek ve leke tedavisinde oldukça etkilidir
    Cilt lekelerinin tedavisinde öncelikle leke doğru teşhis edilmelidir. Cilt lekeleri güneş lekesi, çil, yaşlılık lekesi, cilt benleri, doğum lekeleri, kalıtsal hastalıklar, damar lekesi veya bir cilt hastalığı sebebiyle olabilir. Her cilt lekesinin ayrı tedavisi mevcuttur. Bazı lekeler çok kolay tedavi olurken, bazılarının tedavisi güç olabilir. Burada cilt lekesinin teşhisi kadar hastanın ten rengi, cildinin hassaslığı, genetik yapısı, hormonları, yaşam şekli, yaşı da etkili olmaktadır.

    Cilt lekesi olanların güneşten koruyucu krem kullanmaları gerekir. En az 30 faktör veya üzeri olmalıdır. Yağlı ve karma cildi olanların, koruyucu kullanırken sivilce problemi olmaması için, yağsız ve gözenekleri tıkamayan ürünleri tercih etmeleri gerekir. Güneşten koruyucuların etki süreleri 4 saattir. Bu sebeple sabah, öğle ve ikindi saatlerinde koruyucular tekrar sürülmelidir. Yıkanma, denize veya havuza girilecekse sonrasında yenilenmelidir. Pudra şeklinde olan güneşten koruyucular pratik uygulanmaları nedeniyle iş saatlerinde kolayca sürülebilir. Ayrıca lekeyi kapatarak psikolojik olarak rahatlamayı sağlarlar. Cilt lekesi olan pek çok hasta güneşten koruyucu kullanmalarına rağmen lekelerinin yaz aylarında arttığını ifade ederler. Çünkü koruyucu kremler güneş ışınlarının bir kısmının cilde ulaşmasını engel olurken diğer ışınlara engel olamaz. Ayrıca etki süreleri kısadır. Güneşten koruyucuya güvenip güneş altında kalınırsa, leke alanındaki renk hücreleri fazla renk üretmeye meyilli oldukları için hemen koyulaşırlar. Bu yüzden gölgede kalmak, şapka takmak, güneşin dik olduğu saatlerde dışarıda kalmamaya özen göstermek gerekir.

    Cilt lekesi güneşten korunma: Cilt lekesi olanların güneşten koruyucu krem kullanmaları gerekir. En az 30 faktör veya üzeri olmalıdır. Yağlı ve karma cildi olanların, koruyucu kullanırken sivilce problemi olmaması için, yağsız ve gözenekleri tıkamayan ürünleri tercih etmeleri gerekir. Güneşten koruyucuların etki süreleri 4 saattir. Bu sebeple sabah, öğle ve ikindi saatlerinde koruyucular tekrar sürülmelidir. Yıkanma, denize veya havuza girilecekse sonrasında yenilenmelidir. Pudra şeklinde olan güneşten koruyucular pratik uygulanmaları nedeniyle iş saatlerinde kolayca sürülebilir. Ayrıca lekeyi kapatarak psikolojik olarak rahatlamayı sağlarlar. Cilt lekesi olan pek çok hasta güneşten koruyucu kullanmalarına rağmen lekelerinin yaz aylarında arttığını ifade ederler. Çünkü koruyucu kremler güneş ışınlarının bir kısmının cilde ulaşmasını engel olurken diğer ışınlara engel olamaz. Ayrıca etki süreleri kısadır. Güneşten koruyucuya güvenip güneş altında kalınırsa, leke alanındaki renk hücreleri fazla renk üretmeye meyilli oldukları için hemen koyulaşırlar. Bu yüzden gölgede kalmak, şapka takmak, güneşin dik olduğu saatlerde dışarıda kalmamaya özen göstermek gerekir.

  • Gebelikte Üriner  Enfeksiyonu: Belirtiler nelerdir  ve nasıl  Önlenir

    Gebelikte Üriner Enfeksiyonu: Belirtiler nelerdir ve nasıl Önlenir

    Gebelikte Üriner Enfeksiyonu: Belirtiler nelerdir ve nasıl Önlenir

    Mesane enfeksiyonu olarak da adlandırılan, idrar yolunda bakteriyel bir inflamasyondur. Gebe kadınlar, 6. haftadan 24. haftaya kadar olan dönemde İYE başlama riski yüksektir.

    İYE neden hamilelikte daha sık görülür?

    İYE, üriner sistemdeki değişiklikler nedeniyle hamilelik süresince daha sık görülür. Rahum doğrudan mesanenin üzerine oturur. Rahim büyüdükçe artan ağırlık idrarın mesaneden boşaltılmasını engeller ve bir enfeksiyona neden olabilir.

    İYE belirtileri nelerdir?

    • Ağrı veya yanma (rahatsızlık) idrar yaparken

    • Her zamankinden daha sık idrara çıkma ihtiyacı

    • İdrar yaparken aciliyet hissi

    • İdrarda kan veya mukus

    • Karında kramplar veya ağrı

    • Cinsel ilişki sırasında ağrı Şikayetler,

    • ateş, terler, idrar kaçağı (inkontinens)

    • Uyurken işemek için uyanmak

    • Kokulu Bulanık görünen idrar,

    • Mesane alanında ağrı, basınç veya hassaslık Bakteriler böbreklere yayılırsa: Sırt ağrısı, titreme, ateş, mide bulantısı ve kusma.

    İYE bebeğimi nasıl etkileyecektir?

    İYE tedavi edilmezse böbrek hastalığına neden olabilir. Böbrek enfeksiyonları erken doğum ve doğum ağırlığının düşük olmasına neden olabilir. Doktorunuz idrar yolu enfeksiyonunu erken ve düzgün bir şekilde tedavi ederse, İYE bebeğinize zarar vermez.

    Gebelikte Üriner Enfeksiyon Nasıl Tedavi Edilir?

    İYE, gebelik sırasında antibiyotiklerle güvenle tedavi edilebilir. İdrar yolu enfeksiyonlarına en çok antibiyotik tedavisi uygulanmaktadır. Doktorlar genelde siz ve bebeğiniz için 3-7 günlük bir antibiyotik kursu reçete eder. Ateş, titreme, alt karın ağrısı, bulantı, kusma, kasılmalar veya doktorunuza üç gün ilaç verdikten sonra hala idrar yaparken yanma hissi yaşıyorsanız doktorunuzu arayın.

    Bir İY’yi nasıl engelleyebilirim?

    • Her gün 6-8 bardak su ve düzenli olarak şekersiz kızılcık suyu için.

    • Rafine yiyecekler, meyve suları, kafein, alkol ve şekeri eleyin.

    • Enfeksiyonla mücadeleye yardımcı olması için C vitamini (250-500 mg), beta-karoten (günde 25.000 ila 50.000 IU) ve Çinko (günde 30-50 mg) al.

    • İhtiyaç duyduğunuz anda idrar yapma alışkanlığı geliştirin ve idrar yaparken mesanenizi tamamen boşaltın.

    • Cinsel ilişki öncesi ve sonrasında idrar yapın

    • . Bir ĐYE için tedavi edilirken cinsel ilişkiden kaçının.

    • İdrar yaptıktan sonra kurutun (ovmayın) ve genital bölgesini temiz tutun.

    • Önden arkaya doğru sildiğinizden emin olun.

    • Güçlü sabunlar, keskiler, antiseptik kremler, kadınsı hijyen spreyleri ve tozlardan kaçının.

    • Her gün iç çamaşırı ve külotlu çorap değiştirin. Sıkı pantolon giymekten kaçının..

  • Klamidya

    Klamidya trakomatis denen bakterinin neden olduğu sık rastlanan cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Bu hastalık, kadınların üreme sisteminde harabiyete neden olur. Klamidyanın belirtileri yok veya hafif te olsa kadınlar enfeksiyonlarının farkına varamadan,geri dönüşümsüz harabiyete ve hatta kısırlığa giden ciddi komplikasyonlar oluşabilir. Enfekte erkeklerde ise peniste akıntı görülür.

    Sıklık

    Çok sık görülür. Fakat çoğu kişi hastalığının farkında değildir. Bu nedenle testlerini de yaptırmaz. Ayrıca, kişi şikayetleri için tedavi oluyorken sıklıkla testlerin yapımı ihmal edilir. Eğer cinsel partnerleri tedavi olmazsa kadınlar tekrar tekrar enfekte olurlar.

    Bulaşma

    Klamidya, vajinal, anal veya oral cinsel ilişki sırasında bulaşır. Ayrıca, enfekte anneden bebeğine vajinal doğum sırasında da bulaşır.

    Cinsel yönden aktif olan herhangi biri klamidya enfeksiyonuna yakalanabilir. Cinsel partner sayısı arttıkça enfeksiyona yakalanma riski de artar. Ergenlik çağı kızlarının ve genç kadınların rahim ağızları tam olgunlaşmadığı için enfeksiyona eğilimi daha fazla olacağından eğer cinsel yönden aktif iseler klamidya enfeksiyonuna yakalanma riskleri artar. Klamidya, oral veyaanal cinsel ilişki ile de bulaşabildiğinden erkekler arasındaki ilişklerde de bu hastalığa yakalanma riski yüksektir.

    Belirti ve bulgular

    Klamidya sessiz bir hastalık olarak bilinir. Çünkü, enfekte kişilerin büyük bir çoğunluğunda belirti yoktur. Eğer belirti veriyor ise bu da bulaştıktan 1-3 hafta içinde ortaya çıkar.

    Kadınlarda, bakteri öncelikle rahim ağzını ve idrar yolunu tutar. Belirtisi olanlarda, anormal vajinal akıntı ve idrar yaparken yanma görülür. Eğer enfeksiyon yumurtalık kanallarını tutmuşsa ( bu kanallar döllenmiş yumurtayı yumurtalıklardan rahime taşırlar ) kişide hiçbir belirti olmama olasılığı yanında, bazılarında alt karın ağrısı, bel ağrısı, bulantı, ateş, cinsel ilişki sırasında ağrı,iki adet dönemi arasında kanama olur. Rahim ağzındaki klamidya enfeksiyonu rektuma ( alt barsak ) yayılabilir.

    Belirti ve bulgusu olan erkeklerde peniste akıntı ve idrar yaparken yanma hissi olur. Penis ucu etrafında yanma ve kaşıntı da olabilir.Testislerde ağrı ve ödem pek görülmez.

    Kadın ya da erkek, anal cinsel ilişkide alıcı olan tarafta enfeksiyon rektumu tutar. Rektal ağrı, akıntı ve kanama görülür. Enfektekişiyle oral cinsel ilişkide bulunan kadın veya erkeklerin gırtlaklarında bu enfeksiyona rastlanabilir.

    Tedavi edilmediğinde oluşabilecek komplikasyonlar

    Klamidya enfeksiyonu tedavi edilmezse uzun veya kısa dönemde üreme ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Hastalığın kendisi gibi harabiyeti de sessiz ilerler.

    Kadınlarda, tedavi edilmezse enfeksiyon rahim veya yumurtalık kanallarına yayılır ve kasık içi iltihabına neden olur. Tedavi olmamış enfekte kadınların % 10-15 ‘inde görülür. Ayrıca, yumurtalık kanallarında herhangi bir şikayet olmaksızın enfeksiyon oluşur. Kasık içi iltihabı ve sessiz enfeksiyonun ilerlemesiyle üst üreme sistemlerinde, yumurtalık kanallarında, rahimde ve çevre dokularda hasar gelişir. Bu harabiyete bağlı olarak kronik kasık ağrısı, kısırlık ve dış gebelik görülür.

    Klamidya enfeksiyonu olanların karşı karşıya kalındığında HIV ile enfekte olma riskleri yüksektir.

    Bunlardan korunmak için, 25 ve altı yaşta olan cinsel olarak aktif kadınlara yılda bir kez tarama testi gerekir. Daha büyük yaştaki kadınlarda yeni bir cinsel partnerin veya birden fazla partnerin varlığı önemli bir risk faktörü olduğundan tarama testlerinin düzenli yapılması önemlidir. Tüm gebe kadınlara da klamidya tarama testlerinin yapılması gerekir.

    Erkeklerde komplikasyon nadirdir. Enfeksiyon bazen epididimise ( spermi testislerden taşıyan kanal ) yayılır. Ağrı, ateş, nadiren kısırlık görülür.

    Nadir olgularda, genital enfeksiyon yanında artrit, deri döküntüleri, göz ve idrar yollarında enflamasyon görülür. Buna,Reiter ‘s sendromu denir.

    Gebe kadına ve bebeğe etkisi

    Gebe kadınlar tedavi edilmezlerse prematüre doğum olabilir. Enfekte gebe kadından doğan bebeğin gözlerinde ve solunum yollarında hastalık gelişebilir. Yenidoğanlarda klamidyaya bağlı zatürre ve konjonktivit görülür.

    Tanı

    Klamidyaya ait kan testleri yapılır.

    Tedavi

    Antibiyotiklerle çok kolay tedavi edilir. HIV + kişilere de aynı tedavi uygulanır. Tüm cinsel partnerlerin değerlendirilmesi,testlerinin yapılması ve gerekenlerin tedavi edilmesi şarttır. Klamidyası olanların ve bunların cinsel partnerlerinin tedavi bitene kadar cinsel temasta bulunmaları yasaklanır.Yoksa tekrar enfekte olurlar.

    Kadınların, cinsel partnerleri tam tedavi edilmezse tekrar enfekte olma riskleri fazladır. Birden fazla enfeksiyonu olan kadınların, kısırlık dahil üreme organlarına ait komplikasyon riskleri yüksektir.

    İlk enfeksiyonun tedavi edilmesinden 3 ay sonra klamidyaya ait testlerin tekrar edilmesi gerekir. Özellikle, cinsel partnerinin tam olarak tedavi edilip edilmediğini bilmeyen kadınlarda bu önemlidir.

    Korunma

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanın en emin yolu cinsel temastan uzak durmak veya uzun süreli, tek eşli ( testten geçmiş,enfekte olmadığı bilinen bir eş ) bir yaşam sürmektir.

    Kondom, cinsel ilişkinin en başından sonuna kadar, her seferinde ve doğru olarak kullanılırsa klamidya bulaşma riski azalır.

    25 yaş ve altı kadınlarla yeni partneri olan veya birden fazla partneri bulunan daha büyük yaştaki kadınların yılda bir kez test yaptırmaları uygundur. Tüm gebelerin de test yaptırması gerekir. Hatta bazı kadınlarda daha da sık yaptırılabilir.

    Farklı bir yara, kokulu akıntı, idrar yaparken yanma hissi, iki adet arasında kanama gibi belirtilerin varlığı cinsel yolla bulaşan hastalıkları düşündürmelidir. Eğer kadında bu belirtilerden herhangi biri varsa cinsel ilişkiye son verip hemen bir uzman hekime başvurmalıdır. Cinsel yolla bulaşan hastalıkları erken tedavi etmek kasık içi iltihabını önler.

    Cinsel yolla bulaşan hastalığı olduğu söylenen kadınlar ve tedavi edilenler önceki cinsel partnerlerini ( 60 gün öncesine kadarki ) uyarmaları gerekir. Böylece, bu kişiler de muayene olup gerekirse tedavi olurlar. Herkesin tedavisi sona erene kadar tüm cinsel eylemlerden uzak durulmalıdır.

  • Gebelik Zehirlenmesi; HELP Sendromu

    Gebelik Zehirlenmesi; HELP Sendromu

    Gebelik Zehirlenmesi; HELP Sendromu

    HELP sendromu hamilelikte gebeyi etkileyen bir rahatsızlık. HELP sendromu preeklampsinin bir çeşidi olarak düşünülse de preeklampsiyi de kapsar. HELP sendromu ile ilgili hala çok fazla bilinmeyen var. Gebelikte görülme oranı % 0,2-0,6 arası.

    HELP Sendromu

    HELP ismi

    H: hemoliz (hemolysis)

    E: karaciğer enzimlerinin yükselmesi (elevated liver enzymes)

    LP: platelet azalması (low platelet)

    Çoğunlukla HELP sendromu preeklampsi ile birlikte olmasına rağmen preeklampsi tanısı konulmadan da HELP bulguları ortaya çıkabilir. Preeklampsi tanısı konulan kadınlarda HELP sendromu görülme hızı %4-12. HELP sendromu hepatit, safra kesesi hastalıkları, idiopatik trombositik purpura (ITP) ile karışabilir.

    HELP Sendromu Bulguları

    En sık görülen bulgular:

    • Baş ağrısı
    • Gittikçe kötüleşen bulantı ve kusma
    • Karında sağ üst kadran ağrısı
    • Yorgunluk ve bitkinlik

    Bazı bulgular normal gebelikte de olan bulgular olabilir. Bu bulgular:

    • Görme bozuklukları
    • Yüksek tansiyon
    • İdrarda protein (proteinüri)
    • Ödem (şişlik)
    • Şiddetli baş ağrısı
    • Kanama

    HELP Sendromu Tanısı

    HELP bulguları diğer hastalıkların bulguları ve komplikasyonları ile karıştığı için kan testleri ile karaciğer fonksiyon testlerinin yapılması gerekir. Gebeliğin son 3 ayında ve doğumdan sonraki ilk 48 saat içinde olmasına rağmen 3. trimesterden önce ve doğumdan sonra 7. güne kadar nadiren görülür.

    Kan basıncı ölçümü ve idrarda proteinüri bakılır. HELP Sendromunda:

    • Kırmızı Kan Hücrelerinde Hemoliz
    1. Periferik yaymada anormallik
    2. Laktat Dehidrogenaz > 600 u/l
    3. Bilüribin > 1.2 mg/dl
    • Karaciğer Enzimlerinde Yükselme
    1. Serum aspartat aminotransferaz > 70 u/l
    2. LDH > 600 u/l
    • Trombosit sayısında azalma

    HELP Sendromu Nedeni

    HELP sendromunun nedeni hala kesin olarak bilinmiyor. Preeklampsi ve gebeliğe bağlı hipertansiyon olan hamilelerde daha fazla olmasına rağmen preeklampsi bulgusu olmadan da HELP sendromu olmakta. HELP sendromu olma riskini arttıran sebepler:

    • Daha önceki gebeliklerinde HELP sendromu olma (her yeni gebelikte risk %20-25 artar)
    • Preeklampsi veya gebeliğe bağlı hipertansiyon
    • 25 yaş üstü hamileler
    • Multipar (2 ve daha fazla doğum yapmış kadın)

    HELP Sendromu Risk ve Komplikasyonları

    Eğer HELP sendromu tanısı konup tedavi edilmezse hem anne hem de bebek için çok ciddi sorunlar oluştur. En ciddi komplikasyonlar:

    • Plasenta abruptia
    • Pulmoner ödem (akciğerlerin sıvı toplaması)
    • DIC ( kanama faktörlerindeki sorunlar nedeniyle çok ciddi iç kanama)
    • ARDS (akciğer yetmezliği)
    • Karaciğerde hematom rüptürü
    • Akut böbrek yetmezliği
    • Kan transfüzyonu
    • İnfant ARDS
    • İntra uterin gelişme geriliği

    HELP sendromunda anne ölüm oranı %1.1. Bebekte ölüm ve morbidite oranı %10-60arası.

    HELP Sendromu Önlenmesi

    Sebebi bilinmediği için önlemek içinde kesin bir yöntem yok. Erken teşhis ve tedavi HELP sendromunun ciddi problemlerinden korunmanın en iyi yolu erken teşhis ve tedavi.

    HELP Sendromu Tedavisi

    Doğum HELP sendromunun en iyi ve kesin tedavisi. Doğumdan 2-3 gün sonra bir çok bulgu ve semptom kaybolur. Gebelik haftası 34 ve üzeri ve durum gittikçe daha kötüye gidiyorsa hemen doğum yaptırılır. Eğer 34 haftadan küçükse:

    • Hastaneye yatış yapılarak yatak istirahatı sağlanır
    • Akciğer gelişimi için kortikosteroid iğnesi yapılır
    • Kasılmaları önlemek için MgSO4 (magnezyum sülfat) tedavisi başlanır
    • Eğer tombosit düşerse transfüzyon yapılır
    • Hipertansiyon varsa antihipertansif kullanılır
    • Fetal gelişim izlenerek en kısa sürede doğum yaptırılır.

    34 haftadan önce doğum planlanırsa sezaryen yapılır. 34 hafta ve daha sonrasında eğer serviks (rahim ağzı) uygunsa vajinal doğum yaptırılabilir.