Etiket: Tatil

  • Yaza girmeden cildinizi yenileyin

    Mevsimlerle birlikte cildin ihtiyaçları da değişiyor. Kışın soğuk ve kuru havaya alışan ciltlere havalar ısındığında güneşin de etkisi ile farklı bakım yöntemleri uygulanması gerekiyor.

    Cilt yaşlanmasının en önemli sebebi güneş ışınları

    Yaz mevsimi ile beraber cilt güneş ışınlarına daha yoğun bir şekilde maruz kalmaktadır. Cilt yaşlanmasındaki en önemli sebep güneş ışınlarıdır. Bu nedenle bu konuda çok dikkatli olunması gerekmektedir. Güneş ışınlarından korunulmadığı takdirde cilt lekeleri, ince kırışıklıklar oluşabilmektedir. Tatile gitmeden önce cildi kuvvetlendirecek, nemlendirici etkili işlemlerin yapılması faydalı olacaktır.

    Güneş ışınlarından korunmak için cildinizi bol bol nemlendirin

    Nem maskesi içerikli cilt bakımları ve cildi nemlendirmek için mezolifting uygulanabilmektedir. Bu uygulamalarda hyalüronik asit içeren özellikle cilde yüksek oranda nem kazandıran bir madde bulunmakta ve çok ince iğnelerle cildin yüz, dekolte ve güneş gören yerlerine enjekte edilmektedir. Bu da cildin uzun süre nem kazanmasını sağlamakta ve güneş hasarına karşı cildi korumaktadır. Bu uygulamanın 3-4 seans olarak iki haftada bir şeklinde uygulanması gerekmektedir. Derinin orta tabakasında yer alan kollajen liflerin oluşumunu artıran dermaroller, PRP gibi işlemlerin de bu dönemde yapılması önerilmektedir. Botoks ve dolgu enjeksiyonu uygulamaları ile de cilt daha canlı ve parlak hale getirilmektedir.

    Tatil öncesi kimyasal peeling ve lazer uygulamalarına dikkat!

    Tatil öncesi derinin üst yüzeyine zarar verebilecek kimyasal peeling, dermabrazyon, soyucu etkili lazer gibi uygulamalardan kaçınılmalıdır. Bu işlemler sonrasında ciltte leke kalma ihtimali olabilmektedir. Tatilde havuz ve deniz ile beraber saçlarda da yıpranmalar ve kurumalar meydana gelebilmektedir. Bu nedenle saçları yaz mevsimine hazırlamak için 1-2 seans saç mezoterapisi uygulanabilmektedir. Tatil sonrasında da yıpranmış olan saçlar yine mezoterapi ile canlandırılabilmektedir.

    15 dakikalık botoks uygulaması ile terlemeyi engelleyin

    Yaz döneminde sıcak havalarla beraber karşılaşılan bir sorun da aşırı terlemedir. Koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanındaki terleme sorunu kişinin sosyal hayatını da etkilemektedir. Bu sorun 15 dakikalık botoks uygulaması ile kolaylıkla çözülebilmektedir. Bu uygulama için ideal uygulama zamanı Nisan ve Mayıs aylarıdır.

    Kışın kullandığınız nemlendiriciyi güneş koruma faktörlü nemlendiriciyle değiştirin

    Tatilde güneşten koruyucu kremler 3-4 saatlik aralarla düzenli olarak uygulanmalıdır. Saat 11.00-16.00 arası direkt güneş altında kalmamaya, bu saatler dışında da şemsiye altında durmaya özen gösterilmesi gerekmektedir. Şapka, güneş gözlüğü ve açık renkli ince kıyafetlerle de mekanik olarak desteklenmelidir. Bu dönemde cilt daha fazla kuruduğu için bol bol nemlendirilmelidir. Güneş ile reaksiyon verip leke oluşumuna yol açabilecekleri için makyaj malzemeleri ve parfümlü ürünlerin kullanımının da kısıtlanması önemlidir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Tatilden Sonra Eve Dönmek

    Tatilden Sonra Eve Dönmek

    Umarım herkes güzel bir yaz tatili geçirmiştir. Hepimiz yazı farklı şekillerde geçirdik. Ama ortak olan bir şey varsa o da yaz tatilinin uzun ve yorucu bir yılın ardından bize ilaç gibi geldiği gerçeğidir. Deniz, açık hava, güneş, kumsal, güzel yaz yemekleri, aile ziyaretleri, ertelediğimiz ve uzun zamandır gitmek istediğimiz yerlere yapılan yolculuklar bizi yeniler ve bekleyen yüksek tempolu hayatımıza geri dönmeden önce bizi dinlendirir, şarj eder. Ama tatil hiçbir zaman yeterli gelmez. Hep daha fazlasını isteriz. Tıpkı sinemada film bittikten sonra yanan salon ışıkları gibi birden normal hayatımıza dönmek zorunda kalırız. Döndüğümüzde kendimizi daha önce içinde yaşadığımız kültüre, coğrafyaya, hava değişikliğine ve hayatın ritmine uyum sağlamakta zorlanırken buluruz. Peki, normal hayatın akışından nispeten kısa bir süre diyebileceğimiz bir uzaklaşma neden dönüşte bu kadar sıkıntıya sebep olur? Döndüğümüzde bu kadar sıkıntı çekeceğimiz bir tatil için uzaklaşmaya değip değmediğini bile düşünmeye başlar, hatta gittiğimize pişman bile oluruz. Ama şu bir gerçektir ki bir an önce alışmak ve normal hayatımıza adapte olmak zorundayız. Bu adaptasyon sürecini daha kolay bir şekilde atlatmak için bazı önerilerim olacak.

    Tatil Sonrası Depresyonunu Yenmek İçin:

    1-Bir sonraki tatilinizi planlayın. Eve döndüğünüzde aslında sizi en çok üzen şey artık sizi motive edecek, uğruna beklemeniz gerekecek bir tatil planınızın olmamasıdır. Bunu gidermek için bir sonraki tatilinizde nereye gitmek istediğinizi düşünüp bu doğrultuda planlar yapmak sizi daha umutlu bir bekleyiş sürecine sokar.
    2-Döndüğünüzde hayatınızda gerçekleştireceğiniz hedefler belirleyin. İşinizde yapacağınız bir yenilik, spor salonuna yazılıp daha sağlıklı yaşamak, sigarayı bırakmak, okumak istediğiniz kitapların listesini çıkarmak, yeni hobiler edinmek gibi hedefler sizi hayatınıza daha çabuk adapte eder.
    3-Uykunuzu düzene sokun. Hareketli ve sıcak geçen yaz akşamları uyku düzeninizin bozulmasına neden olur. Yurtdışı gezileri yapanlar yerel saate alışmakta zorluklar yaşayabilir. Uykunuzu ne kadar erken eski düzenine sokarsanız o kadar kolay bir alışma süreci geçirirsiniz. 
    4-Yeme içme alışkanlıklarınızı geri kazanın. Uyku gibi yeme içme alışkanlıklarımız da tatilde değişir. Tatilde daha fazla ya da daha az yeriz. Alkol ve benzeri kalorisi yüksek hatta sağlıklı olmayan yiyecek ve içecekleri fazla kaçırabiliriz. Ayrıca gittiğimiz bölgelerin farklı mutfakları bağırsak floramızı olumsuz etkileyebilir. Bütün bunları göz önüne aldığımızda bir an önce eski sağlıklı beslenme alışkanlıklarımıza dönmek bizi daha çabuk kendimize getirir. Bununla ilgili bir başka önerim ise eğer tatilde beğendiğiniz bir yemek ya da içecek denediyseniz onu evde yapıp tatmak. Bu da tatil özleminizi bir nebze giderir. 
    5-    Tatil anılarınızı meditasyona çevirin. Nasıl mı? Tatilde yaşadığınız güzel anıları stresli ve sıkıntılı zamanlarınızda aklınıza getirin. Kendinizi tatilde en huzurlu ve iyi hissettiğiniz bir yerde hayal edin. Bu şekilde günün stresli temposundan biraz da olsa uzaklaşmış, tatil anılarınızı güzel bir şekilde değerlendirmiş olursunuz. 
    6-    Tatil esnasında birçok yere gideriz. Bazen gittiğimiz yerler yaşadığımız yerlerden daha olumsuz şartlara sahiptir. Oralarda edindiğimiz bilgiler, insanların yaşayış şekilleri yaşadığımız koşulların ne kadar olumlu olduğu gerçeğini bize hatırlatır ve eve geri döndüğümüzde bu pozitif bilgi ışığında yaşadığımız yerin değerini daha iyi anlarız.
    7-    Tatildeki aktif ve enerjik doğanızı döndüğünüzde normal hayatınıza da aktarın. Aktif olmanın ruh halinize olan pozitif etkilerini tatilde hissettiniz. Peki, döndüğünüzde neden bunu devam ettirmiyorsunuz? Daha fazla sosyalleşin, arkadaşlarınızı arayın, onlarla aktiviteler planlayın, müzelere gidin, hayatı kaldığı yerden yakalayın ve tatilin verdiği yenilenme ile daha enerjik ve daha motive bir şekilde hayatınızı yaşamaya devam edin.

  • Yaz tatili ve sınav

    Çocuklar yaz tatilini iple çeker. Bu yüzden de, eğitim yılının son dönemlerinde, havalar ısındıkça okullar tatil olmasa bile onlar zihinlerinde tatile girerler. Özellikle dikkat eksikliği, hiperaktivitesi ve davranım bozukluğu olan çocuklar sınıfta durmakta daha da zorlanır. Depresyonu olan çocuklarda hastalıkta artma yaşanabilir.

    Bu gibi durumlarda aileler son sınavlar için çocukları ve gençleri motive etmekte zorlanırlar. Özellikle önlem almanın gerekebildiği çocuk ve gençle anlaşmalar yaparak, dışarıda geçireceği vakitle ders çalışacağı vakitler ayarlanabilir. Kendi başına ders çalışmayan çocuklara özel öğretmen ve etüt ayarlanabilir. Küçük hedefler ve hediyeler vaat ederek motivasyonları arttırılabilir.

    Ayrıca ailece yapılan günlük geziler, eğlenceli faaliyetler, arkadaşlarıyla beraber çalışması gibi çözümler sorunu azaltabilir.

    Özellikle üniversite sınavının 2. aşaması YGS, bu döneme denk gelir. Sınava uzun süredir hazırlanan ve daha önce stresli LGS sınavına girmiş gençler, ne yazık ki yorgun olurlar. Bu yorgunluk da YGS’ye yakın, altın değerindeki vakitlerini iyi değerlendirememelerine neden olur. Son dönemlerde ders çalışmayı bıran, yoğun sınav kaygısı yaşayan gençler gördüm. Bu dönemde gence sadece ders çalış demenin yetmeyeceğini, zihinsel yorgunluğunu geçirecek küçük faaliyetler, gerekirse terapilerin faydalı olacağını söylemeliyim.

    Bütün bu dönemi verimli geçiren çocuk ve gencin yaz tatilini daha olumlu geçirmesi daha çok eğlenmesi mümkün olacaktır. YGS sınavında istediği üniversiteyi kazanan gencin yaz tatili şüphesiz ki hayatındaki en güzel tatil olacak, tatilin keyfini çıkaracaktır. Ama amaçlarına ulaşamayan genç, hem tatilden zevk alamayacak hem de bir sene daha ders çalışması gerekmesinin ağırlığını yaşayacaktır.

    Bu nedenle yaz tatili yaklaşırken çocuklara ve gençlere ‘bir ara gazı vermek’ motivasyonlarını yükseltmek gerekir. Anne babalar çocuklarını iyi takip ederek, maksimum moral motivasyon desteğinde bulunarak ve gerekliyse uzman yardımıyla dönemi minimum hasarla atlatabilirler.

  • Karne sendromu atıldı mı?

    Şimdi tatil dönemi nasıl geçirilmeli?

    Türkiye çapında tüm çocuklar karnelerini aldı ve 3 ay sürecek yaz tatili dönemi başladı. Karne ile birlikte gelen sevinç, gurur ve bazen de üzüntü var. Önemli olan üzüntünün az ve geçici olması. Burada da görev her zaman olduğu gibi yine anne ve babalara düşüyor. Ebeveynler çocuklarını suçlamak yerine başarısızlık unsurlarını daha geniş açıdan ele almalı ve çocuklarını yapıcı şekilde yönlendirmeli.

    “Karne”nin çocuk ve ebeveynler üzerindeki etkileri

    İyi ve çok iyi gelen bir karne ile sevinmek ve gururlanmak ebeveynlerin ne kadar hakkı ise iyi gelmeyen bir karneden de bazı çıkarımlar yapmak gerekiyor. Acaba sorun çocukta ve çalışma gücünde mi? Okul ve öğretmen ile aile iletişiminden mi? Bunlar detaylı bir şekilde irdelenip nedenler tespit edilmeli ve sonucunda da gerçekçi çözümler getirmeli.

    Gerçekçi çözümler oluşturulurken çocuğun gelişimi, entelektüel (zihinsel) özellikleri, beğeni ve istekleri ile özel beceri alanlarının göz önünde bulundurulması gerekiyor. Bunlar da hoşgörülü, özgür bir yaşam ortamında ortaya çıkar. Aynen hayatın kendisi gibi çocuklar ve gençler de çok renkli ve çeşitlidir. Her biri başlı başına bir değerdir. Bizim kültürümüzde çocuklarımız çok değerlidir ancak birey ve insan olarak kendine özgün oldukları çoğu kez unutuluyor.

    Kıyaslamanın getirdiği değersizlik hissi

    Karne aslında çocuk ya da ergenin değerlendirildiği bir belge. Değerlendirmede daha çok notlarla ya da en yeni şekli ile iyi – çok iyi şeklindeki derecelendirme ile çocuğun zihinsel yetileri, kişisel gelişimi ve beceri alanları değerlendiriliyor. İyi ya da çok iyi ile derecelendirilen alan bize çocuğun o alanlarda gerek donanımının gerekse de becerilerinin iyi olduğunu ifade ediyor. İyi olarak derecelendirilmeyen alanlar ise hem aile hem öğretmenler için üstünde daha çok durularak nedenlerinin araştırılması ve altta yatan nedene göre de çocuğun ileri eğitim ve öğretimi için hatta meslek seçimi için yönlendirilmesi gerekiyor.

    Yaşayan milyonlarca insanın hiçbiri diğerine benzemediği gibi her çocuğun da zihinsel kapasitesi, kişisel gelişim derecesi ve becerileri az ya da çok birbirinden farklıdır. Yani hepsinin her alanda aynı olması beklenemez. O halde özellikle ebeveynlerin sıklıkla yaptıkları “kıyaslama”nın yanlışlığı da aşikardır. Ayrıca bu yanlış çocuk üzerinde en hafifi ile değersizlik, suçluluk duygularına yol açar. Hiç kuşkusuz her anne-babanın en değerli varlığı çocuğudur ve o değerli varlığın ruh ve beden sağlığı da yine anne-babalar için en baştaki isteğidir. İşte bu gerçekten yola çıkarak çocuk ve ergenlerimizin ilk önce sağlıklı, mutlu ve sonra başarılı olmalarını dilemek, dilemenin ötesinde sağlamamız gerekiyor.

    Nasıl bir tatil?

    Tatilden anlaşılan da her aile için farklı olabiliyor. Bazıları için geniş aile büyüklerinin yanına gitmek, bazıları için sahile denize, yaylaya gitmek, bazıları için ise bir dost ağabeyin yanında çalışmak olabiliyor. Her türlü tatil çocuk ve ergen için özel deneyimler kazandırıyor.

    Genç ve çalışan anne-babaların senelik tatil izinleri çocukların uygun yaz tatilleri ile tam da uyuşmayabiliyor. Ancak bizim kültürümüzde geniş aileden yardım almak gibi özgün ve güzel örf ve adetlerimiz var. Bu çocuk ve ergen için de kaçınılmaz bir fırsat oluyor. Rutin yaşamın dışında akrabalarla farklı bir zaman dilimi ve yaşam geçirmek gerek bireysel gerekse de sosyal gelişimine umulmadık olumlu katkılar sağlıyor.

  • Tatil Sonrası Sendromu

    Tatil Sonrası Sendromu

    Uzun bir bayram tatilini geçirdik. Herkes işlerinden uzun bir süre ayrılıp dinlendi, tazelendi, rahatladı. Zaten tatilin amacı da bu değil midir? Bir nevi reset atarız kendimize. Peki, tatil dönüşünde neden içimizde bir mutsuzluk, yorgunluk, isteksizlik olur? Bu tatillerin bize iyi gelmesi gerekmiyor muydu? İşte bu duruma tatil sonrası sendrom deniyor.

    Aslında ismi gayet açıklayıcı fakat ben yine de anlatayım.

    Tatil Sonrası Sendrom Nedir? Belirtileri Nelerdir?

          Tanısal anlamda ele almak gerekirse, uyum bozukluğuna dahil etmek doğru olur. Kişilerin tatil sonrası kendi yaşamına ve sorumluluklarına adapte olmakta güçlük çekmesi olarak açıklanabilir. Belirtileri ise; depresif duygu ve düşünceler, isteksizlik, enerjinin yokmuş gibi hissedilmesi, iştah ve uykuda düzensizlikler, eklem ağrıları, odaklama güçlüğü gibi birçok belirti sıralayabiliriz. Bu belirtilerin hepsi aynı kişide bulunmak zorunda değildir.

    Tatil Sonrası Sendromu ile Nasıl Baş edebiliriz?

    1. Geçiş Sürecini Yumuşatın

          Belki de bir yıl boyunca gitmenin hayalini kurduğunuz tatilinizin bitişi sizi üzebilir. Bu durumda ise süreci yumuşatmak en iyisi olacaktır. Örneğin tatilde yaptığınız aktiviteleri bulunduğunuz bölgeye uyarlayabilirsiniz. Hafta sonları için şehir içi geziler organize edin, yakınlarınızda bir havuz vs varsa iş çıkışlarında ya da hafta sonlarında yine buraları ziyaret edebilirsiniz. Akşamları yürüyüş yapın. Ev işlerinden bunaldıysanız yine haftada bir dışarıda yemek yiyip kendinizi rutin hayatınıza adapte edebilirsiniz.

    1. İşinizde Olumlu Şeylere Odaklanın

         İstifaların arttığı bu dönemi bir zarar görmeden atlatabilmenin en iyi yolu ise, işiniz ile ilgili güzel şeyleri tekrar hatırlamaktır. Bu egzersizi yazarak ta yapabilirsiniz. O işi neden tercih ettiğinizi, çalışma arkadaşlarınızda sevdiğiniz özellikleri, size kattığı ve katacağı şeyleri listeleyin. Bu sendromdayken olumlu şeyleri bulmakta zorlanabilirsiniz ama vazgeçmeyin.

    Bunlar gibi ufak şeylerle bu durumdan kurtulabilir, kendi rutininize geri dönmekte zorluk çekmezsiniz. Bunlara rağmen hala olumsuz duygulanımınız geçmiyor ve sizi olumsuz yönde etkilediğini düşünüyorsanız mutlaka bir uzmana başvurmanızı tavsiye ederim.

  • Yaz Tatilini Nasıl Değerlendirelim?

    Yaz Tatilini Nasıl Değerlendirelim?

    Çocukların bir yıl boyunca yorulup dört gözle bekledikleri yaz tatilleri nihayet başladı. Ancak sınavlar, dersler, erken kalkma zorunlulukları gibi birçok zorluğun geçici bir süreyle de olsa son bulduğu bu dönem, anne ve babalar için başka soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.  Çocuklar tarafından anlamı rahatlama ve serbestlik olan tatil dönemi anne babalar için özellikle zaman ve aktivite planlaması konusunda birçok soru işareti içeriyor. Biz de onların sorularına cevap olması için, bir tavsiye yazısı hazırladık.

    1. Karnesi çocuğun yapabileceğinden düşük ise; ceza vermeyin, suçlamayın, nedenlerini araştırmak için tatili bir fırsat olarak değerlendirin. Ancak ilk sorgulamamız gereken kendi ebeveynlik becerimiz bu konuda.Çünkü alınan karne, hem çocuğun hem ailenin karnesidir. Çocuğumun hayatıyla ilgilendim mi? Uygun ortamı (fiziksel, duygusal, psikolojik) oluşturdum mu? Temel ihtiyaçlarını karşıladım mı? Çocuğuma destek (kurtarıcı değil) oldum mu? Doğru rehber-model olabildim mi? Kendi hayatımı düzenli bir şekilde yaşıyor muyum? Kendi ruh sağlığım yerinde mi? Sorunların çözülmesinde doğru yer ve kişilerden destek aldım mı? Sorularına evet cevabını veremiyorsanız, durup düşünmeli, bunlara dikkat etmelisiniz demektir.

    1. En güzel hediye, çocuğunuza gönülden ayırdığınız zamandır. Karne hediyelerinin çok abartıldığını görüyoruz. Elbette temsili küçük bir hediye alınabilir. Ancak, ödül için çabalayan çocuğunuz, sizin için çalıştığını sanabilir. En kalıcı ve özel hediye, yaz tatilinde çocuğunuzla isteyerek ve severek bir arada olmanızdır.

    1. Tatil demek; sınırsız televizyon, bilgisayar, tablet demek değildir. Okul döneminde sınırlı bir şekilde verilen ya da hiç verilmeyen tablet ve bilgisayarların açılmasını bekliyor çocuklar. Tatile televizyon izlemek, tablet, bilgisayar oynamak gözüyle bakan çocuklarımızla bunu konuşmaya ihtiyacınız var. Tatilde de sınırlı ve kontrollü olmalı bu aktiviteler. Tablet, televizyon, bilgisayarın kapatıldığı zaman dilimlerinde; yalnız başlarına ya da sizinle birlikte diğer aktiviteler mutlaka olmalıdır. Çünkü çocuk yalnız kaldığında, teknolojiye yönelecektir! Çocuklarınızı teknoloji büyütmesin… Çünkü çocuk yalnız kaldığında, teknolojiye yönelecektir!

    1. Tatili nasıl geçirmek istediğine dair sohbet edin. İmkânlar ve aile yaşamınıza uygun şekilde kendi planını oluşturmasına izin verin. Kendi planını yaparsa, daha çok sahip çıkacak ve görev olmaktan çıkıp keyifli bir tatile dönüşecektir.

    1. Karnesi iyi değilse, sıklıkla “Karnen iyi olsaydı yapardık”, “Bunu hak etmiyorsun”, “Seneye ders çalışacaksan yaparım” gibi cümleler kurulmamalıdır. Böylesi konuşmalar, suçlama, değersiz-beceriksiz-başarısız hissettirmeye neden olacağı için çocuğun başarısı daha da artmayacaktır. Yani bunlar işe yarayan cümleler değildir, tam tersi etkisi olacaktır. Neler yaparsak daha düzenli çalışmasını sağlayabiliriz? sorusunun cevabını araştırmak daha faydalı olacaktır.

    1. Tatil kitabı almayı teklif edebilirsiniz. Yaz boyu, var olan bilgilerini unutmaması, zamanı verimli kullanması, önümüzdeki yıla iyi bir seviyeden başlaması gibi yararlarından bahsedin ve bu konuda ne düşündüğünü sorun. Uzlaşmacı bir şekilde birlikte karar alın. “Bayramdan sonra alalım”, “Her gün 1 saat kitaptan konu ve soru çözeyim” gibi.

    1. Bir günü planlayarak verimli bir şekilde geçirin. Yukarıda anlattığımız şekilde, hem yalnız başlarına hem de sizinle yapabildikleri aktiviteleri planlı bir şekilde gün içine dağıtabilirsiniz. Kendi ileriki yaşamlarında zamanı nasıl planlayacakları konusunda deneyim kazandıkları gibi, sorumluluk duygusunu da almaları için çok değerlidir bu ayrıntı.

    1. Birlikte oyun oynayın, etkinlikler yapın. Çocuğunuzun yaşına ve gelişim dönemine uygun bir şekilde birlikte geçirdiğiniz zaman dilimlerini artırın. Evde ya da dışarıda birlikte sadece eğlenmeye yönelik, bazen öğrenmeye yönelik, bazen de sadece yakınlık duygusunun artmasına yönelik aktiviteler planlayın. İşinizi gücünüzü bırakıp; çocuklarınızı gerçekten görün, duyun, dokunun ve hissedin.

    1. Bir yıl boyunca, “ders çalış” diyerek bozulan ilişkinizi düzeltin. Birlikte eğlenmek ve bunu isteyerek yapmak iyi gelecektir. Dersler hayatın tek gerçeği değil. Sizin ilişkiniz iyi ve sağlam olduğu sürece, çocuğunuza onu önemsediğinizi gösterdikçe ve sorumluluk almasını öğrettikçe dersler zaten yapılacaktır. Derslerin yapılmaması bir sonuçtur. Nedenlerini bir uzman desteği alarak belirlemenizde yarar var.

    1. Çocuklarınızı atölye programlarına, spor, müzik, tiyatro vb aktivitelere yönlendirebilirsiniz. Çocukların hayal güçlerini, yaratıcılıklarını, sabretmeyi, mücadele etmeyi, sıkıntıya katlanmayı öğrenmeye ihtiyaçları var. Bu becerileri geliştirebilecekleri, çocuklarınızın ilgi ve yetenek alanlarına uygun aktivitelerle ilgili fikirlerini alabilir, bu konuda rehberlik yapabilirsiniz.

    1. Birlikte kitap okuyun. Bunun için, birlikte bir kitap listesi oluşturabilirsiniz. Yaz boyu bu kitapları bitirmeyi hedefleyebilirsiniz. Bunu bir göreve dönüştürüp “Kitabını okudun mu?”, “Kitabını oku ondan sonra” gibi kış dönemindeki ders çalış kısır döngüsüne dönüştürmeyin.  Çocuklara “kitap oku” deyip kendimiz televizyon izlersek, elimizden telefonu-tableti bırakmazsak doğal olarak bu alışkanlığı onlara veremeyiz. Birlikte kitap okuma saatleri planlayın. Çocuğunuz küçükse; onu kucağınıza oturtun, siz ona okuyun, resimlerini yorumlamasını isteyin.

    1. Dışarıda vakit geçirin, gezmeye gidin. Birlikte gidebileceğiniz park, bahçe gibi açık alanlar olabileceği gibi; sinema, tiyatro gibi aktiviteler ya da akraba, komşu ziyaretleri çocuğu teknolojiden uzaklaştıracak, iletişim becerilerini geliştirecek, iyi vakit geçirdiğiniz için de kendine güveni, benlik saygısı ve ilişkiniz gelişecektir.

    1. Evcil hayvan besleyebilirsiniz. Evinizin, vaktinizin, imkânınızın elverdiği ölçüde evcil bir hayvan beslemeniz çocuğunuzun sorumluluk alması adına da faydalı olacaktır. Aldığınız hayvanın neler yediği, nasıl bir ortamda yaşaması gerektiği, ihtiyaçları vb konularında birlikte araştırma yapabilir üzerine sohbetler edebilirsiniz.

    1. Kendi başlarına vakit geçirmeyi öğrenme fırsatı verin. Çocuklara iyi vakit geçirtme telaşıyla sürekli onların hayatını kolaylaştırmaya, eğlendirmeye çalışmak da uygun değildir. Kendi kendilerine sıkıldıklarında, çözüm bulmaya çalışmaları için destekleyebilirsiniz. “Sıkıldığını anlıyorum. Acaba neler yapabilirsin?” şeklinde sohbet edin.

    Ortaokul ve lisedeki çocuklar, arkadaşlarıyla görüşebilirler. Görüştükleri arkadaşlarını tanımanız, gittikleri yeri bilmeniz iyi olacaktır. Önceden var olan kurallarınızı yeniden çerçeveleyip, birlikte karar vermenizde fayda vardır. Nereye, kiminle gidecek? Neler yapacaklar? Ne zaman gelecek? gibi sorulara net cevaplar alarak gönderebilirsiniz.

  • SÖMESTR TATİLİNİN ÇOCUKLARIN PSİKOLOJİSİ  ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

    SÖMESTR TATİLİNİN ÇOCUKLARIN PSİKOLOJİSİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

    Eveet! Karneler alındı. Bazı öğrenciler başarılı notlar alırken, bazı öğrenciler ise başarısız notlar aldı. Ebeveynlerin en sık düştüğü hatalardan biri de başarız not alan çocuklarına; sözel şiddete başvuması, ceza vermesi, akranlarıyla kıyaslamaasdır. Ailelerin çocuklarına kami gosterdigi olumsuz tutum ve davranişlar; çocugunuzun benlik gelişimine ve kendine guven eksikligine neden olabilir.

    Unutulmamalıdır ki, hiç bir başarısızlık çocuğunuzdan daha önemli değildir.

    Karne dönemi çocuklarınız izin en sikintili dönemlerden biridir. Bazı öğrenciler mutlu olurken, başarısız notlar aldıklari izin bazı öğrenciler stres ve kaygı yaşamaktadır. Onlar zaten yeterince stres ve kaygıyaşarken, sizin vereceğiniz tepki ile bu daha da artabilir ve çocuğunuzu olumsuz etkileyebilir ya da azalarak ve ona olan inancinizi göstererek bir sonra ki yeni donemde daha çok motive de olabilir. Dikkat edilmesi gerekilen, bazıyaralar görünmezdir. Fiziksel yaralardan daha çok ciddi izler bırakır. Çocuğunuzun ruhunda ciddi yaralar açmayın.

    Çocuğunuz stresli ve uzun bir maratondan çıktı. Ona rahatlaması izin fırsat verin ki, bahar dönemi izin derslere kami daha ilgisiz ve eğlenceye aç bir ruha sahip olmasın.

    Dikkat edilmesi gereken bir başka konu ise, araya bir aylik bir zaman dilimi girmektedir. Bu sebeple çocuklarinizin uyku duzeni bozulabilir. Uyku duzeni bozulan çocuklarin, bir sonraki okul doneminde uyku problemleri yaşamasina neden olabilir. Yapilmasi gerekilen ise, okul donemi içerisinde hangi saatlerde uyuyorlarsa, yine o saatte uyumalarina ozen gosterilmesidir.

    Tatil sonrası, ebeveynler ve çocuklar izin tam bir işkence olabilir. Aileler, çocuklarının derslerine daha iyi hazırlanmaları izin istemeden de olsa tatili çocuklarına zehir edebilir. Çocuğunuza yasaklar getirmeyin! Tv, bilgisayar, telefon ve digital oyunlar izin günde belirli saatler ölçüsünde izin verin. Hem sizi hem de çocuğunuzu tatmin edebilecek programlar hazırlayın. Bunu birlikte yapın ki çocuğunuz önemsendiğini ve onu dikkate aldığınızı farketsin.

    Çocuğgunuz tatilde bir önceki dönemde öğrendiklerini unutabilir. Bu sebeple öğretmenleri “ev ödevi” verirler. Annal; bilgilerin unutulmamasi ve dersleri düzenli olarak tekrarlanması sağlanarak , bilgileri kalici hale getirmektir. Ancak, bunu izin uzun saatler yerine kisa ve duzenli bir program uygulanirsa, çocugunuz sıkılmadan ders çalışması sağlanır. Hem bu sayede çocuğunuzu sıkmadan, bunaltmadan ders çalışmasına olanak sağlarsınız, hem de ona izleniyorum hissini yaratarak “güven” hissinin oluşmasınısağlarsınız.

    Tatil dönemi içerisinde ailecek yapılan seyahatler, birlikte yapilan aktiviteler çocuğunuzun gelişimi ve ruh sağlığı açısındanson derece önemlidir. Çocuğunuzun sevdigi etkinlikler göz önünde tutularak hem kitap okuma, hem ders çalışma, hem fiziksel etkinlikler, hem de gözlem ve keşfetmesine yardımcı olacak seyahatler, sanatsal aktiviteler…vs düzenlenebilir.

    Tatil zamanında mental, fiziksel ve zihinsel olarak dinlenmek ve yenilenmek; yeni bir döneme daha enerjik ve zinde başIamak izin gereklidir.

    Siz ebeveynler çocuklarınız izin elbette ki en iyisini istersiniz ve bunun için çabalarsınız.

    Unutmamalısınız ki; çocuğunuz artık düşünebilir ve akıl yürütüo bunları ifade edebilecek bireyler haline geldikleridir. Onunla konuşuncakarşılıklı istek ve önerileri, eleştiriIeri beraber dile getirmektir. Bu onun gelişimi için son derece etkili olurken, sizin de farketmeden yapmış olduğunuz hataları anlamınıza yardımcı olacaktır.

    Unutmayın !! ÇocukIar donmamış beton gibidir; üzerlerine ne düşerse onun izi kalır.

  • Tatili çocuğumuz için nasıl planlayalım?

    Tatili çocuğumuz için nasıl planlayalım?

    Dört gözle beklenen yaz tatili sonunda geldi. Bu yazım da çocuğumuz yaz tatilini nasıl geçirsin sorusuna cevap vereyim istedim.

    Yaz tatili konusunda bir plan yapın.

    Anne, baba ve çocuğun yaz tatili konusunda beklentileri birbirinden farklı olabilir bu nedenle başta bir plan yapmak tatil döneminde yaşanacak hayal kırıklıkları ve çatışmaların önüne geçebilir.

    Önce çocukların düşünceleri.

    Bu planlama da öncelik çocuğun tatilde yapmak istediklerini öğrenmek olmalıdır. Televizyon izlemek, bilgisayar oynamak ya da arkadaşları ile geçireceği süreler konusunda fikirlerini almak onu değerli hissettirecektir. Bu eğlenceli şeyler dışında kendini geliştirmek istediği sportif etkinlikler, müzik aletleri ya da sanat dalları konusunda düşünceleri alınabilir.

    Sonra ailenin beklentileri.

    Çocuğun yaz konusunda düşünceleri, hayalleri konuşulduktan sonra ailenin yaz konusunda beklentileri sunulmalıdır. Beraber izlenmek istenilen filmler, gezilmek ve görülmek istenilen yerler (müzeler-oyuncak müzesi, bilim merkezi)  konuşulabilir. Eğer öğretmenlerin yaz dönemi için de yapılmasını istediği testler ve ödevler var ise çocuğun bu konudaki planlaması ve fikirleri alınabilir. Tatil dönemi önce görevler sonra eğlence şeklinde yapılacak programlar çocuk için daha kolay uygulanabilir.

    Bekletilerini anlamak tüm sınırları kaldırmak değildir..

    Çocuğumuzun bekletilerini konuşmak saatlerce televizyon izlemesine, bilgisayar oynamasına izin vermek anlamına gelmez. Okul dönemine göre daha esnek ve artmış saatler verilebilir ama sınırlar olmalıdır.

    Eğlence ve eğitim dengesi iyi kurulmalıdır..

    Yaz tatili çocuk için keyifli ve eğlenceli bir zaman dilimi olmalıdır. Eğitim verirken de eğlenceli bir şekilde sunabilmek, deneyimleyerek, yaşayarak öğrenmesini teşvik etmek önemlidir. Bu konuda programında hem eğitimi ve hem de eğlenceyi bulunduran yaz okulları iyi bir alternatif olabilir.

    Beceri alanları keşfedilebilir.

    İlgi duydukları ya da becerikli olduğu hissedilen alanlarda kendilerini geliştirecek ev etkinleri ya da kurslar düşünülebilir. Burada kazandıkları güven ve beceriler kendilerini daha iyi tanımalarını sağlayabilir.

    Okuma zamanı düşünülebilir.

    Keyifli buldukları, okumak istedikleri kitaplar seçilerek ailecek okuma saatleri uygulanabilir. Hayal güçlerini geliştirecek faaliyetlere, ailecek oynanacak oyunlara zaman ayırılabilir.

    Aileden uzak bir tatil sayesinde sorumluluk kazanabilirler..

    Çocuklar ailelerinin uygun görecekleri yakın bir akraba veya arkadaşının yanına kısa süreli de olsa tatile gidebilirler. Burada alacakları sorumluluklarla (yatak toplamak, sofra kurulması-kaldırılmasına yardımcı olmak, verilen saatte eve gelmek vs.) kendisine ve ailesine ne kadar büyüdüğünü kanıtlayabilir.

    Herkese iyi mutlu ve güzel bir tatil diliyorum. Kalın sağlıcakla…

  • En ideali deniz kenarı tatili

    En ideali deniz kenarı tatili

    Bol bol tuzlu suda yüzmek ve tuzlu su buharı solumak tüm havayollarına ilaç gibi geliyor. Astımlı çocuklar için en ideal tatil seçeneğini deniz kenarı oluşturuyor. Havuz açık alanda bile olsa, aşırı sıcak havalarda buharlaşan klorun kimyasal yapısı, astım hastalarının ataklarını tetikleyebiliyor.

    Astım hastalığı, tekrarlayan bronş daralmasıyla seyreden kronik bir akciğer hastalığıdır. Alerjik olabildiği gibi, alerji dışı nedenlerden de kaynaklanabilmektedir. Çocuk hastaların çoğu, alerjik astımdır ve bu nedenle çocuklarda astım ve alerjik bronşit eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Hem alerjik hem de alerjik olmayan astımda, bronşlarda oluşan hassasiyet dış etkenlere bağlı olarak gelişirken, sigara dumanı, kimyasal kokular, küf, hava kirliliği gibi etkenler astımlı bireyde öksürük, hırıltı, nefes darlığı gibi şikayetlerin alevlenmesine neden olmaktadır.

    Bir akciğer hastalığı olan astıma bağlı şikayetler sıcak ve rutubetli havalarda artar. Bu nedenle astım hastaları için en doğru seçim deniz tatilleridir. Yüzmenin, tuzlu su buharı solumanın tüm hava yolları için doğal bir ilaç olduğu unutulmamalıdır. Kış boyu tıkanan ve enfeksiyonlarla mücadele eden hava yolları, doğal tuzlu suyun etkisiyle açılıyor. Havuz suları çoğunlukla klorla dezenfekte ediliyor ve açık havuz olsa bile aşırı sıcak havada buharlaşan klorun astım ataklarını tetikleyici etkisi olmasından dolayı tavsiye edilmiyor. .

    Tatile Giderken Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Kısa süreliğine de olsa evimiz olarak kullanacağımız konaklama alanlarına dikkat etmelisiniz. Özellikle astımlı çocukların %90’ının ev tozuna karşı alerjisi olduğunu, tozun da en çok halıda biriktiği göz önünde bulundurmalısınız. Konaklama yapılacak mekanın halı kaplı olmamasına özen gösterilmesi gereklidir. Astımlı kişilerin özel eşyalarını da tatile yanında getirmesi önemli bir detaydır. Anti alerjik yatak kılıfı gibi özel eşyaların kullanımına tatil süresince devam edilmesi, olası olumsuz durumları engelleyecektir.

  • Astım hastaları için tatil önerileri

    Astım hastaları için tatil önerileri

    Astımlı çocuklar için en ideal tatil seçeneğini deniz kenarı oluşturuyor. Bol bol tuzlu suda yüzmek ve tuzlu su buharı solumak tüm havayollarına ilaç gibi geliyor. Ancak, havuz açık alanda bile olsa, aşırı sıcak havalarda buharlaşan klorun kimyasal yapısı, astım hastalarının ataklarını tetikleyebiliyor.

    Astım hastalığı tekrarlayan bronş daralmasıyla seyreden kronik bir akciğer hastalığı olup, alerjik olabildiği gibi alerji dışı nedenlerden de kaynaklanabiliyor. Çocuk hastalarının çoğu, alerjik astımdır. Bu nedenle çocuklarda astım ve alerjik bronşit eş anlamlı olarak kullanılıyor. Hem alerjik hem de alerjik olmayan astımda, bronşlarda oluşan hassasiyet dış etkenlere bağlı gelişir, sigara dumanı, kimyasal kokular, küf, hava kirliliği gibi etkenler astımlı bireyde öksürük, hırıltı, nefes darlığı gibi şikayetlerin alevlenmesine neden olur.

    Bir akciğer hastalığı olan astıma bağlı şikayetler sıcak ve rutubetli havalarda artar, bu nedenle astım hastaları için en doğru seçim deniz tatilleridir ve yüzme, tuzlu su buharı solumak tüm hava yolları için doğal bir ilaçtır. Kış boyu tıkanan ve enfeksiyonlarla mücadele eden hava yolları, doğal tuzlu suyun etkisiyle açılıyor. Havuz suları çoğunlukla klorla dezenfekte ediliyor ve açık havuz olsa bile aşırı sıcak havada buharlaşan klorun astım ataklarını tetikleyici etkisi olmasından dolayı tavsiye edilmiyor.

    Tatile Giderken Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Kısa süreliğine de olsa evimiz olarak kullanacağımız konaklama alanları çok önemlidir. Özellikle astımlı çocukların %90’ının ev tozuna karşı alerjisi vardır, tozun da en çok halıda biriktiğinin göz önünde bulundurulması, konaklama yapılacak mekanın halı kaplı olmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Astımlı kişilerin özel eşyalarını da tatile yanında getirmesinin önemli unutulmamalıdır. Anti alerjik yatak kılıfı gibi özel eşyaların kullanımına tatil süresince devam edilmesi, olası olumsuz durumları da engelleyecektir.