Etiket: Tarama

  • GEBELİKTE DOWN SENDROMU VE DİĞER ANOMALİLER İÇİN TARAMA

    GEBELİKTE DOWN SENDROMU VE DİĞER ANOMALİLER İÇİN TARAMA

    GEBELİKTE DOWN SENDROMU VE DİĞER ANOMALİLER İÇİN TARAMA

    Gebelikte bebeğe zararlı etkenlerden bazıları bebekten kaynaklanır.Down sendromubunların arasında önemli bir yer tutar. Kromozomlarında bozukluk olan bebeklerin büyük çoğunluğu ilk üç ayda düşerek kaybedilirler. Her 1000 bebekten 6’sı kromozomal bozukluk taşır ve çoğu zeka veya fiziksel anlamda gerek aile gerekse toplum açısından büyük problem oluşturur.

    Anne yaşı:Down sendromusıklığı anne yaşı arttıkça artar. ToplumdaDown sendromlu bebekdoğurma sıklığı 10000 doğumda 13 tür. Bu sayı 25 yaşındaki anneler için 1351 doğumda 1, 30 yaşındakiler için 909 doğumda 1, 35 yaşındakiler için 384 doğumda 1, 40 yaşında 112 doğumda 1 ve 45 yaşındaki anneler için 28 doğumda 1 dir. Bu bilgiler ışığında ileri yaş gebelere amniosentez önerilir.

    Biyokimyasal tarama:Gebeliğin 11-14.haftaları arasında anne yaşı,AFP ve hCG ölçümlerine bakılarak yapılan ikili test, 16-18.haftasında anne yaşı, anne kanında AFP, hCG ve Estriol düzeylerine bakılarak yapılan Üçlü Test ve yine 16-18.haftalarda anne yaşı, İnhibin, AFP, Estriol ve hCG düzeylerine bakılarak yapılan Dörtlü Testleri kapsar.

    Ultrasonografi ile tarama:Down sendromlu bebeklerin önemli bir kısmında konjenital anomalilerin olduğu eskiden beri bilinen bir gerçektir. Bu anomalilerin bir kısmı ultrasonografik inceleme ile anne karnında saptanabilir. Bunun yanı sıra Down Sendromlu bebeklerin enselerinde cilt altında aşırı sıvı toplandığı görülmüş ve buna Nuccal Traslusensy (NT) denilmiştir.İlk trimestrde NT taraması Down Sendromu için çok önemli bir kriterdir.

    Nuccal Kalınlık taraması:Gebeliğin 11-14. haftaları arasında doğru şekilde ölçülen ense kalınlığıDown sendromu tespitinde % 80 duyarlılığa sahiptir. Artmış NT değeri; Trizomi 21 (Down send.) , trizomi 18 ve 13,bazı translokasyonlar ve delesyonlar ile kardiak, diafragmatik, renal ve abdominal duvar anomalileri ile birlikte görülebilir.Bu nedenle NT yüksek ölçülen bebeklerde bu yapısal anomalilerin olmadığı saptanmalıdır.

    Fetal anomalilerin taranması:Günümüzde tüm gebelikler 20-24. haftalar arasında rutin olarak anomali açısından taranmalıdır. Bebekteki anomalilerin bir kısmı ultrasonografi ile kolayca saptanabilirken,bir kısmı gözden kaçabilmektedir. Bu nedenle tarama ultrasonografisi çok dikkatli yapılmalıdır. Bazı ultrasonografik göstergeler kromozomal anomalilerin erken saptanmasını sağlayabilirler.Örneğin down sendromlularda saptanan nuccal ödem, makroglossi, atrioventriküler septal defekt, hidronefroz, klinodaktili, kısa femur, koroid plexus kisti… gibi.

    Günümüzde uygulanan geliştirilmiş tüm bu taramalara rağmen bizim bebeklerdeki anomalileri yakalama oranlarımız hala %100 değildir. Tüm tarama yöntemleri de uygulansa yine de anomalili bebekler doğacaktır.

  • Gebelik

    Gebelik

    Hamilelik kadınlara bahşedilmiş en büyük ayrıcalıktır. Bu ayrıcalıklı ve özel zamanların sağlıklı ve

    sorunsuz tamamlanması için mutlaka hekim kontrolünde olmak gerekmektedir …

    Gebe kalmaya karar verdiyseniz eğer , öncesinde bir takım tetkiklerin yapılması gerekmektedir,

    bunda amaç tedavi edilebilir ve öncesinde tedbir alınabilecek bilinen veya bilinmeyen tüm

    hastalıkların tespit edilmesidir, Zira gebeliğin bağışıklık sistemini düşürücü etkisi vardır ve gebelik

    öncesi hafif yada farkedilmeyen hastalıklar gebelikte alevlenebilir,yine bu sebeblerden gebelik

    öncesi bir dişhekimi muayenesi de yapılması gerekir. Gebelikten 3 ay öncesinde 400 mg/gün folik

    asit te tüm dünyanın kabul ettiği bebeğin santral sinir sisteminin gelişimi için gerekli olan vitamin

    dozudur.

    Gebelik takibi gebeden gebeye değişmektedir,öncelik gebeliğin tespitidir,adet gecikmesinden

    yaklaşık 2 hafta sonra bebeğiniz ve kalp atışı uterus (rahim) içerisinde tespit edilebilir , tespit

    edilememesi durumunda dış gebelik veyahut sağlıksız bir gebelik olabileceği gözönünde

    bulundurulmalıdır ,sağlıklı bir gebeliğiniz var ise bebeği etkileyebilecek bir hastalığınızın olup

    olmadığının tespiti için yine bir takım tetkikler gerekecektir.

    Herşey yolunda ise aylık rutin kontroller yeterli olacaktır. Dogum yaklaştıkça (34. Hafta sonrası)

    görüşme sıklıkları 2 haftaya kadar düşecektir.

    Tüm bu süreçte yapılması gerekenler ;

    11-14 . Haftalar arası ense kalınlığı ölçümü ile ikili tarama testi ; halk arasında zeka testi diye

    isimlendirilen tarama testlerinden en güveniliri.. Bu testin bir nedenle yapılamaması veya hastanın

    istemesi durumunda 3 lü tarama testi 4 lü tarama testi yapılabilir.

    18-22. Haftalar arasında bebeğin gelişiminin ayrıntılı değerlendirilmesi için Fetal Anomali

    Taraması (ayrıntılı ultrason)

    24-28. Haftalar arasında 50 gr glikoz tarama testi ( şeker taraması)

    34-42. Haftalar arasında Fetal iyilik halinin değerlendirilmesi için AFI (bebeğin suyu) ölçülmesi ve

    NST ( non stres test) takipleri

  • Gebelik

    Gebelik

    Hamilelik kadınlara bahşedilmiş en büyük ayrıcalıktır. Bu ayrıcalıklı ve özel zamanların sağlıklı ve sorunsuz tamamlanması için mutlaka hekim kontrolünde olmak gerekmektedir …

    Gebe kalmaya karar verdiyseniz eğer , öncesinde bir takım tetkiklerin yapılması gerekmektedir, bunda amaç tedavi edilebilir ve öncesinde tedbir alınabilecek bilinen veya bilinmeyen tüm hastalıkların tespit edilmesidir, Zira gebeliğin bağışıklık sistemini düşürücü etkisi vardır ve gebelik öncesi hafif yada farkedilmeyen hastalıklar gebelikte alevlenebilir,yine bu sebeblerden gebelik öncesi bir dişhekimi muayenesi de yapılması gerekir. Gebelikten 3 ay öncesinde 400 mg/gün folik asit te tüm dünyanın kabul ettiği bebeğin santral sinir sisteminin gelişimi için gerekli olan vitamin dozudur. 

    Gebelik takibi gebeden gebeye değişmektedir,öncelik gebeliğin tespitidir,adet gecikmesinden yaklaşık 2 hafta sonra bebeğiniz ve kalp atışı uterus (rahim) içerisinde tespit edilebilir , tespit edilememesi durumunda dış gebelik veyahut sağlıksız bir gebelik olabileceği gözönünde bulundurulmalıdır ,sağlıklı bir gebeliğiniz var ise bebeği etkileyebilecek bir hastalığınızın olup olmadığının tespiti için yine bir takım tetkikler gerekecektir. 

    Herşey yolunda ise aylık rutin kontroller yeterli olacaktır. Dogum yaklaştıkça (34. Hafta sonrası) görüşme sıklıkları 2 haftaya kadar düşecektir. 

    Tüm bu süreçte yapılması gerekenler ; 

    11-14 . Haftalar arası ense kalınlığı ölçümü ile ikili tarama testi ; halk arasında zeka testi diye isimlendirilen tarama testlerinden en güveniliri.. Bu testin bir nedenle yapılamaması veya hastanın istemesi durumunda 3 lü tarama testi 4 lü tarama testi yapılabilir. 

    18-22. Haftalar arasında bebeğin gelişiminin ayrıntılı değerlendirilmesi için Fetal Anomali Taraması (ayrıntılı ultrason) 

    24-28. Haftalar arasında 50 gr glikoz tarama testi ( şeker taraması) 

    34-42. Haftalar arasında Fetal iyilik halinin değerlendirilmesi için AFI (bebeğin suyu) ölçülmesi ve NST ( non stres test) takipleri 

  • Gebelik Takibi

    Gebelik Takibi

    Gebelik TakibiHanımlar gebeliklerini öğrendikleri ilk günden itibaren sağlıklı bir gebelik ve doğum için gerekli bilgilendirme ve periodik takiplerine dair mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekmektedir.
    Adet gecikmesinin oluşması ile evde yapılan gebelik testi ve kanda bakılan BHCG testi ile anne adayları gebelik oluşumunu öğrenebilirler. Ancak bu testler gebeliğin sağlıklı ilerlediğini net olarak göstermez dış gebelik, mol hidatiform, sağlıklı gelişim göstermeyen gebeliklerde de bu testlet pozitif çıkar. Toplumumuzun bazı kesimlerinde erken dönem ultrasonun zararlı olabileceği ve bebeğin 3-4 aylık olmasına kadar ultrasonun geciktirilip aynı anda cinsiyetin de öğrenilmesi gibi bir inanış söz konusudur. İlk muayenenin geciktirilmesi dış gebelik, ölü gebelik ve mol gebelik tanısının konulmasını ve tedaviyi zorlaştırmaktadır. Bu nedenle ilk 2 ay içerisinde yapılan ultrason çok önemlidir. 
    Normal bir gebelikte ideal takip şeması aşağıda gösterilmiş olup riskli gebeliklerde ve hastaya göre hekimin gerekli gördüğü durumlarda ek tahlil ve uygulamalar gerekebilir.
    6-8 hafta
    Genel sistemik muayene, kan basıncı ve kilo ölçümü
    Gebelikte Risk Tayini:
    Önceki gebelikteki olumsuzluklar: düşük, dış gebelik, kan uyuşmazlığı, troid bezi ile ilgili bozukluklar, diabet, erken doğum tehditi, sezaryan ile doğum, akraba evliliği, kan uyuşmazlığı…
    Gebelik kesesi ve fetus kalp atımının ultrasonografi ile saptanması
    Gerekli kan ve idrar tetkiklerinin istenmesi
    Gebelikte beslenme önerilerinde bulunulması
    11-14 hafta
    İkili tarama testi ve ultrasonografi ile fetusun ense kalınlığının ( nuchal translusensi) ölçülmesi
    16-18 hafta
    Üçlü tarama testi ve ultrasonografi ile fetal organ taraması
    20-21 hafta
    Fetal anomaliler yönünden ikinci basamak obstetrik ultrasonografi ile iler değerlendirmeler, gerekli durumlarda fetal ekokardiografi incelemesi
    24-28 hafta
    Gebeliğe bağlı diabet ( gebelik şekeri) taraması için 50 gr glukoz tarama testi ve 100 gram OGTT yapılması
    32-34 hafta
    Fetusun iyilik halinin, amnion sıvı miktarının ( fetusun içinde bulunduğu sıvı) , plasenta yerleşim ve yapısının, fetusun gelişimi ve kilo alımının ultrasonografi ile değerlendirilmesi
    Gebenin beslenme ve egzersiz önerileri ile doğuma hazırlanması
    36-40 hafta
    Annenin pelvik yapısının değerlendirilip normal doğum için engel olup olmadığı, rahim ağzı açıklığının değerlendirilir
    Haftalık NST takibi
    Gerekli durumlarda haftalık ultrason ve doppler ultrasonografi ile fetusa giden kan akımının değerlendirilmesi
    40 hafta ve üstü

    Fetusun değerlendirilmesi sonucu anne karnında daha fazla kalmasında sakınca yok ise: amnion mai azalması ( fetusun içinde bulunduğu sıvıda azalma), gelişme geriliği, doppler kan akımındaki bozulma olmaması ve bebeğin kilosunun normal doğuma uygun olması durumunda 41-42. Gebelik haftalarına kadar beklenebilir. Ancak bu süreyi de dolduran hastalarda gebeliğin ve rahim ağzının muayenesine göre suni sancı veya sezaryan önerilir

  • Kanserde erken teşhis hayat kurtarır.

    Kanser; genetik hasarlanma sonucu hücrelerin kontrolsüz veya anormal bir şekilde büyümesi ve çoğalması ile ortaya çıkıyor. Genetik yapıda (DNA’da) her gün yaklaşık 10.000 değişiklik olmasına rağmen bağışıklık sistemi, her milisaniye vücudumuzu tarıyor ve genetik hasara uğramış hücreleri yok ediyor. Ancak değişime uğrayan hücrelerin çok küçük bir kısmı bile kansere neden olabiliyor. Genellikle sebebi açıklanamayan kilo kaybı, iştahsızlık, ateş, deri bulguları ve ağrı gibi şikayetlerle ortaya çıkan kanser; bulunduğu yere göre de farklı bulgular gösterebiliyor.

    Türkiye’de her yıl yaklaşık 175 bin kişiye kanser teşhisi konuluyor. Hayatın her alanında var olan kanserojen maddeler; insanları ister istemez korkutuyor ve tedbirli yaşamaya yöneltiyor. Ancak unutulmamalıdır ki, kanser; erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir hastalıktır. Kanserde erken tanı, yaşam kalitesi ve süresinin artması açısından önem taşıyor. Gerçekten de son yıllarda gerek görsel, gerekse yazılı basında çıkan haberler sayesinde toplumsal farkındalığın arttığını gözlemliyoruz. Buna paralel olarak da özellikle taramaların etkili olduğu kanser tiplerinde ve sağlık hizmetlerine daha rahat erişebilen toplumlarda erken tanı şansının çok arttığını söyleyebiliriz. Bunun da tedavide başarı şansımızı yükselten en önemli değişken olarak günlük pratiğimize yansıdığını memnuniyetle gözlemliyoruz.

    Kadınlarda en sık görülen kanser türleri meme, akciğer, kolorektal, rahim ve deri kanserleridir. Erkeklerde ise en sık görülen kanser türleri prostat, akciğer, kolorektal, mesane ve deri kanserleridir.

    En sık görülen bu kanser türleri için kullanılan başlıca kanser tarama yöntemleri ise şunlardır:

    SAĞLIKLI BİREYLERDE TARAMA ÖNERİLEN KANSERLER:

    1.Meme kanseri

    2.Serviks kanseri

    3.Kolorektal kanseri

    4.Prostat kanseri

    5.Akciğer kanseri

    6.Cilt kanseri

    1.Meme Kanseri:

    · Kendi Kendine Meme Muayenesi: Kişinin kendi kendine memelerini muayene etmesidir. 20 yaşından sonra ayda bir kere yapılmalıdır.

    · Klinik Meme Muayenesi: Doktor tarafından memelerin ve koltuk altlarının muayene edilmesidir. 20-40 yaş arasında üç yılda bir kere 40 yaşından sonra ise yılda bir kere yapılmalıdır.

    · Mammografi: Memelerin X ışını ile görüntülenmesidir. 40 yaşından sonra yılda bir kere uygulanmalıdır.

    · Ultrason: Mammografi ile değerlendirilmesi uygun olmayan hastalarda meme ultrasonu yapılabilir.

    · Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG): Meme MR rutin taramada kullanılmaz sadece gibi bazı genetik bozuklukları taşıyan ve meme kanserine yakalanma riski çok yüksek olan kişilerde kullanılabilir.

    2.Prostat Kanseri:

    · Parmakla Rektal Muayene: Doktor parmağıyla makattan prostatı muayene eder. 50 yaşından sonra yılda bir kere, eğer risk faktörleri varsa 40 yaşından itibaren yılda bir kere yapılmalıdır.

    · Prostat Spesifik Antijen (PSA) Testi: Bu test ile kandaki prostat spesifik antijen miktarı ölçülür. Prostat spesifik antijenin kanda artmış miktarda bulunabileceği durumlar prostat kanseri, prostatın inflamasyonu ya da enfeksiyonu ve benign prostat hiperplazisidir (prostatın iyi huylu büyümesi). PSA testi 50 yaşından sonra yılda bir kere uygulanmalıdır. Eğer risk faktörleri varsa 40 yaşından itibaren yılda bir kere uygulanmalıdır. Serbest PSA’nın total PSA’ya oranı kanser ihtimali yönünden bilgi verebilmektedir.

    3.Akciğer Kanseri:

    · ğüs Grafisi: X ışını ile göğüs kafesindeki organların ve kemiklerin görüntülenmesidir.

    Balgam Sitolojisi: Balgam örneğinin mikroskop altında incelenmesiyle kanser hücrelerinin araştırılmasıdır.

    Spiral Bilgisayarlı Tomografi Görüntülemesi: X ışını makinesine bağlanmış bir bilgisayar yardımıyla görüntüler elde edilmektedir.

    4.Kolorektal Kanser ( Bağırsak Kanseri ):

    Risk gruplarına girmeyen hastalara 50 yaşından başlayarak gaitada gizli kan taraması, 50 yaşın üzerinde ise en azından 5 yılda bir sigmoidoskopi, 10 yılda bir kolonoskopi önerilmektedir. Risk grubunda olan hastalardan, daha önce polip çıkarılmış olan hastalar bu işlemden sonra 1-3 yıl içinde tekrar kolonoskopi yaptırmalıdır. Anne baba gibi yakın akrabalarında kalın bağırsak kanseri tanısı konmuş olanlar, 40 yaşından önce veya akrabasına tanı konulduğu yaştan en geç 8-10 yıl önce taramayı başlatmalıdır. Kalıtsal non-polipozis kolorektal kanser için genetik test yaptırılmalıdır. Ailesel adenomatoz polipozis (FAP) olarak adlandırılan hastalık olan kişiler genetik danışmanlık almalı ve 10-15 yaşından itibaren kolonoskopi ile takip edilmelidir.

    5.Serviks Kanseri (Rahim Ağzı Kanseri):

    · Pap Test: Rahim ağzından ve vajenden hücreler toplanır. Alınan hücreler mikroskop altında incelenir. Vajinal ilişkiye başlandıktan üç sene sonra her kadın Pap test yaptırmaya başlamalıdır. Ama Pap test yaptırmaya başlama yaşı 21’i geçmemelidir. Yılda bir kere yapılır. 30 yaşından sonra peşpeşe üç normal Pap testi olanlar iki yılda bir yaptırmaya başlayabilir. Herhangi bir risk faktörü olanlar yılda bir yaptırmaya devam etmelidir. 65 yaşından sonra peşpeşe üç veya daha fazla normal Pap test sonucu olanlar ve son on yıl içerisinde anormal Pap test sonucu olmayanlar taramayı bırakabilirler. Risk faktörü bulunanlar taramalara devam etmelidir.

    6.Deri Kanseri:

    · Deri Muayenesi: Doktor veya kişinin kendisi tarafından çıplak gözle yapılan muayenedir. Şüpheli bir alan varsa biopsi alınır ve mikroskop altında kanser hücreleri araştırılır.

    Risk faktörleri bulunan kişilerin doktorlarına danışarak tarama yöntemlerine belirtilen yaşlardan daha erken başlamaları gerekebilmektedir.

    Kanserden korunmak için dikkat edilmesi gereken hususlar;

    Sigara ve alkol tüketmemek,Ultraviyole Işınlarına maruz kalmayı azaltmak,Enfeksiyonlardan korunmak,Sağlıklı beslenmek,Egzersiz yapmak,Kilo dengesini korumak,Kanserin erken belirti ve bulgularını bilmek,Kanser riskini bilmek ve kanser tarama programlarına girmek,Stresle başa çıkmak.Her şeyi kararında yapmak ve zararlı olanlardan kaçınmak kanser riskimizi azaltır. Yine de vücudumuzdaki değişikiklere karşı uyanık olmak lazımdır.

    Başarı ; tarama yöntemlerinin ilerlemesi, erken tanı ve toplum farkındalığının artmasıyla paralel olarak artıyor. Ama kısmen de tedavideki ve sağlık hizmetlerindeki gelişmelere bağlı olduğunu da söylemek gerekir.

  • Kanser önlenebilir bir hastalık mıdır?

    Kanserli olguların gelişimi ve ölüm nedenleri arasındaki öne çıkışı sağlık için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Kanserden şüphelenmemizi sağlayacak uyarılar var mıdır? Bu sorunu cevabı tabi ki evettir.

    Barsak veya idrar yapma alışkanlığında değişiklikler

    Geçmeyen soğuk algınlığı tablosu

    Beklenmeyen kanamalar

    Memede kitle tespit edilmesi veya meme cildinde değişiklikler veya akıntı

    Yutma güçlüğü

    İyileşmeyen yaralar

    İnatçı öksürük

    Belirgin iştahsızlık ve istemsiz kilo kaybı

    Tanımlanamayan ateş

    Ciltteki lekelerde renk değişikliği

    Yukarıda tanımlanan uyarıların yanında unutmayalım ki sadece 4 değişken ile kanser başta olmak üzere diyabet, kalp krizi ve inme %80 azaltılabilmektedir.

    Fizik aktivite

    Sağlıklı beslenme

    Sigara içmemek

    Obeziteden kaçınma

    Ancak ne acıdır ki gerçek anlamda toplumun sadece %10’u uyarılara uyum gösterebilmektedir. Bu uyarılar yanında unutmayalım ki tarama programlarına dahil olmakla yeni gelişebilecek kanser olgularının %50’si önlenebilir veya erken tanı almaktadır. Kanser erken tanısı için bu konuda uzman doktorlara başvuru yapmak önemlidir. Nihayet kurduğunuz iyi bir diyalog sayesinde erken tanı ve tarama programları hakkında sizi eğitecek ve yönlendirecektir. Tartışacağınız konuları liste haline getirmek, tarama sıklığı ve şekli nedir, sorgulanması gereken durumlardır.

    Tarama programlarının uygulandığı hastalıkların başında meme kanseri, rahim ağzı kanseri, kalın barsak kanseri ve prostat kanseri yer almaktadır.

    Meme Kanseri İçin Önerilen Tarama Programı:

    Kendi kendine meme muayenesi değişiklikleri saptamada önemlidir

    Kırk yaşını dolduran kadınlar ilk mamografisini çektirmelidir, sonraki 10 yıl için 2 yılda bir

    Elli yaşından sonra yıllık mamografi, 20’li-30’lu yaşlarda 3 yılda bir

    Rahim Ağzı Kanseri İçin Önerilen Program:

    Tarama ilk cinsel ilişkiden 3 yıl sonra başlamalıdır, 21 yaşını geçmemelidir.

    Her yıl Pap smear testi veya 2 yılda bir “liquid-based Pap test” ile yapılmalıdır.

    Otuz yaş ve sonrasındakilerde 3 veya daha fazla sayıda normal test sağlananlarda 2-3 yılda bir tarama yapılabilir.

    Yetmiş yaş ve üstü yaşlılarda, 3 ve daha fazla normal test varlığında veya son 10 yılda anormal testi olmayanlarda tarama testine gerek yoktur.

    Kalın Barsak Kanseri İçin Önerilen Program:

    Normal riske sahip 50 yaş ve üstü kişilerde tarama testleri başlatılmalıdır

    Fleksibl sigmoidoskopi 5 yılda bir

    Kolonskopi 10 yılda bir

    Tomografik kolonografi 5 yılda bir

    GGK ve FIT (fecal immunochemical test) yılda bir

    Gayta DNA testi (intervali net değil)

    Prostat Kanseri İçin Önerilen Tarama Programı:

    Elli yaş ve üstü erkeklerde yapılması önerilmektedir, yılda bir.

    Yüksek riskli erkeklerde tarama yaşı 45 yaşında başlamalıdır

    Tarama programlarının yanında günlük yaşamda yapılan davranış değişiklikleriyle kanserden korunmada daha etkin olunabilmektedir. Nihayet Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü verilerine göre; kanserlerin %30’unun kontrol edilebilir beslenme komponentleri ile ilişkili olduğu ortaya konmaktadır. Aynı cemiyetin kanserden korunma ilkeleri on başlık altında toplanmaktadır:

    Olabildiğince fit ve yağsız bir vücut için aşırı yağ, özellikle karın çevresinde birikme kanser riskini arttırmaktadır. Aşırı yağ ve istenmeyen hormonlar kalın barsak, meme, pankreas, böbrek ve rahim kanserlerinde riski arttırmaktadır. Sebze ve meyveden zengin bir beslenme, işlenmemiş besinler ve natürel yağların tercih edilmesi gerekmektedir. Buna karşılık şekerli içecekler, kalorisi yoğun yiyecekler ve alkol tercih edilmemelidir. Sigaradan mutlak kaçınılmalıdır.

    Günde en az 30 dakika fiziksel aktivite önerilmektedir. Yavaş tempoda yürüyüş (ideal olan en azından günde 10 bin adım). Yüzme, hatta sizin sevebileceğiniz bir oyun veya aktivitenin de katkılarını unutmamak gerekir.

    Şekerli ve enerji yoğun (kola vs) yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır (obesite riski yüksektir)

    Değişik meyve , sebze, tahıl ve bakliyatlardan fazlaca yenmelidir, kanser riskinde %20 azalma sağladığı belirtilmektedir.

    Kırmızı et tüketimini kısıtlayın ve işlenmiş etlerden uzak durun. Haftada yarım kilodan daha fazla tüketilmemelidir.

    Eğer düzenli içiciyse alkol tüketimi erkeklerde günde 2, kadınlarda günde 1 kadehten fazla olmamalıdır.

    Tuzlu ve salamura yiyeceklerden kaçınılmalıdır, tuz yerine baharatlar kullanılabilir.

    Destek amaçlı tablet suplementleri kullanmayın, tabletlerdeki fitokimyasalların varlığı riski arttırmaktadır.

    Kadınlar en az 6 ay bebek emzirmelidir.

    Tedavi sonrası, kanser hastaları mutlaka kanser önleyici önerileri takip etmelidir.

    Yukarıda tanımlanan genel öneriler dışında başvurduğunuz uzman doktor tarafından riskleriniz değerlendirilecektir. Değerlendirme sonucunda bazı durumlarda koruma programları adı altında gerektiğinde koruyucu ilaç tedavilerinin de gerekebileceğini unutmayın. Doktorunuzla iletişim ve aldığınız danışmanlık önem arz etmektedir.

    Sağlıkla kalın..

  • Kanser önlenebilir bir hastalıktır

    Kanserli olguların gelişimi ve ölüm nedenleri arasındaki öne çıkışı sağlık için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Kanserden şüphelenmemizi sağlayacak uyarılar var mıdır? Bu sorunu cevabı tabi ki evettir.

    Barsak veya idrar yapma alışkanlığında değişiklikler

    Geçmeyen soğuk algınlığı tablosu

    Beklenmeyen kanamalar

    Memede kitle tespit edilmesi veya meme cildinde değişiklikler veya akıntı

    Yutma güçlüğü

    İyileşmeyen yaralar

    İnatçı öksürük

    Belirgin iştahsızlık ve istemsiz kilo kaybı

    Tanımlanamayan ateş

    Ciltteki lekelerde renk değişikliği

    Yukarıda tanımlanan uyarıların yanında unutmayalım ki sadece 4 değişken ile kanser başta olmak üzere diyabet, kalp krizi ve inme %80 azaltılabilmektedir.

    Fizik aktivite

    Sağlıklı beslenme

    Sigara içmemek

    Obeziteden kaçınma

    Ancak ne acıdır ki gerçek anlamda toplumun sadece %10’u uyarılara uyum gösterebilmektedir. Bu uyarılar yanında unutmayalım ki tarama programlarına dahil olmakla yeni gelişebilecek kanser olgularının %50’si önlenebilir veya erken tanı almaktadır. Kanser erken tanısı için bu konuda uzman doktorlara başvuru yapmak önemlidir. Nihayet kurduğunuz iyi bir diyalog sayesinde erken tanı ve tarama programları hakkında sizi eğitecek ve yönlendirecektir. Tartışacağınız konuları liste haline getirmek, tarama sıklığı ve şekli nedir, sorgulanması gereken durumlardır.

    Tarama programlarının uygulandığı hastalıkların başında meme kanseri, rahim ağzı kanseri, kalın barsak kanseri ve prostat kanseri yer almaktadır.

    Meme Kanseri İçin Önerilen Tarama Programı:

    Kendi kendine meme muayenesi değişiklikleri saptamada önemlidir

    Kırk yaşını dolduran kadınlar ilk mamografisini çektirmelidir, sonraki 10 yıl için 2 yılda bir

    Elli yaşından sonra yıllık mamografi, 20’li-30’lu yaşlarda 3 yılda bir

    Rahim Ağzı Kanseri İçin Önerilen Program:

    Tarama ilk cinsel ilişkiden 3 yıl sonra başlamalıdır, 21 yaşını geçmemelidir.

    Her yıl Pap smear testi veya 2 yılda bir “liquid-based Pap test” ile yapılmalıdır.

    Otuz yaş ve sonrasındakilerde 3 veya daha fazla sayıda normal test sağlananlarda 2-3 yılda bir tarama yapılabilir.

    Yetmiş yaş ve üstü yaşlılarda, 3 ve daha fazla normal test varlığında veya son 10 yılda anormal testi olmayanlarda tarama testine gerek yoktur.

    Kalın Barsak Kanseri İçin Önerilen Program:

    Normal riske sahip 50 yaş ve üstü kişilerde tarama testleri başlatılmalıdır

    Fleksibl sigmoidoskopi 5 yılda bir

    Kolonskopi 10 yılda bir

    Tomografik kolonografi 5 yılda bir

    GGK ve FIT (fecal immunochemical test) yılda bir

    Gayta DNA testi (intervali net değil)

    Prostat Kanseri İçin Önerilen Tarama Programı:

    Elli yaş ve üstü erkeklerde yapılması önerilmektedir, yılda bir.

    Yüksek riskli erkeklerde tarama yaşı 45 yaşında başlamalıdır

    Tarama programlarının yanında günlük yaşamda yapılan davranış değişiklikleriyle kanserden korunmada daha etkin olunabilmektedir. Nihayet Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü verilerine göre; kanserlerin %30’unun kontrol edilebilir beslenme komponentleri ile ilişkili olduğu ortaya konmaktadır. Aynı cemiyetin kanserden korunma ilkeleri on başlık altında toplanmaktadır:

    Olabildiğince fit ve yağsız bir vücut için aşırı yağ, özellikle karın çevresinde birikme kanser riskini arttırmaktadır. Aşırı yağ ve istenmeyen hormonlar kalın barsak, meme, pankreas, böbrek ve rahim kanserlerinde riski arttırmaktadır. Sebze ve meyveden zengin bir beslenme, işlenmemiş besinler ve natürel yağların tercih edilmesi gerekmektedir. Buna karşılık şekerli içecekler, kalorisi yoğun yiyecekler ve alkol tercih edilmemelidir. Sigaradan mutlak kaçınılmalıdır.

    Günde en az 30 dakika fiziksel aktivite önerilmektedir. Yavaş tempoda yürüyüş (ideal olan en azından günde 10 bin adım). Yüzme, hatta sizin sevebileceğiniz bir oyun veya aktivitenin de katkılarını unutmamak gerekir.

    Şekerli ve enerji yoğun (kola vs) yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır (obesite riski yüksektir)

    Değişik meyve , sebze, tahıl ve bakliyatlardan fazlaca yenmelidir, kanser riskinde %20 azalma sağladığı belirtilmektedir.

    Kırmızı et tüketimini kısıtlayın ve işlenmiş etlerden uzak durun. Haftada yarım kilodan daha fazla tüketilmemelidir.

    Eğer düzenli içiciyse alkol tüketimi erkeklerde günde 2, kadınlarda günde 1 kadehten fazla olmamalıdır.

    Tuzlu ve salamura yiyeceklerden kaçınılmalıdır, tuz yerine baharatlar kullanılabilir.

    Destek amaçlı tablet suplementleri kullanmayın, tabletlerdeki fitokimyasalların varlığı riski arttırmaktadır.

    Kadınlar en az 6 ay bebek emzirmelidir.

    Tedavi sonrası, kanser hastaları mutlaka kanser önleyici önerileri takip etmelidir.

    Yukarıda tanımlanan genel öneriler dışında başvurduğunuz uzman doktor tarafından riskleriniz değerlendirilecektir. Değerlendirme sonucunda bazı durumlarda koruma programları adı altında gerektiğinde koruyucu ilaç tedavilerinin de gerekebileceğini unutmayın. Doktorunuzla iletişim ve aldığınız danışmanlık önem arz etmektedir.

    Sağlıkla kalın..

  • Riskli hastaların sindirim sistemindeki kanserlerin taranması

    Riskli hastaların sindirim sistemindeki kanserlerin taranması

    -İlerleyen yaşla birlikte hücrelerdeki çoğalmayı kontrol eden mekanizmalar zayıflamakta, o güne dek yapılmış olan hücresel hatalar da birikmektedir.

    -Hiçbir şikayeti olmayan sağlıklı bireylerde kanser taraması yapılarak etrafa yayılmadan hastalığı erken evrede yakalamaya çalışılmaktadır. Bu sayede hastalık daha kolay tedavi edilebilir.

    -Tarama ile erken tanı günümüzde bazı kanser türlerine olanak tanırken bazıları hakkında fikir vermez.

    -Ayrıca tarama testleri her zaman yüzde yüz kanseri göstermez. Bazen kanser olmayan hastalarda varmış gibi bulgular verebileceği ve nadiren bazı kanser vakalarını da atlayabileceği hiç bir zaman unutulmamalıdır.

    -Sindirim sisteminde kolorektal (kalın bağırsak) kanserlerinin erken tanısı tarama testleriyle konulabilirken mide kanseri, yemek borusu kanseri, ağız içi kanserlerinin günümüzde kabul edilmiş tarama testi yoktur.

    Kolorektal Kanserde tarama testleri:

    Gaitada Gizli Kan Testi: Sadece mikroskop altında gözlenebilecek çok az miktardaki kan bu test ile mikroskobik incelemeye gerek kalmadan dışkıda araştırılır. 50 yaşından sonra yılda bir kere yapılmalıdır.

    Sigmoidoskopi: Rektumdan ilerletilen sigmoidoskop (lens ve ışık) ile rektum ve sigmoid kolon (kolonun aşağı kısımları) görüntülenir. Beraberindeki aparat ile doku örneği de alınabilir ve mikroskop altında incelenebilir. 50 yaşından sonra beş yılda bir kere uygulanmalıdır.

    Baryum Enema: Baryum denilen ve radyolojik yöntemlerle görüntülenen sıvı rektuma verilir. Baryum alt sindirim sistemini kaplar ve alt sindirim sistemi X ışınları ile görüntülenir. 50 yaşından sonra beş yılda bir kere uygulanabilir.

    Kolonoskopi: 50 yaşından sonra riski olamayan kişilerde beş yılda bir kere uygulanmalıdır. Pozitif çıkan bağırsaklarla ve rektumla ilgili her testten sonra kolonoskopi yapılmalıdır.

    Parmakla Rektal Muayene

    Virtual Kolonoskopi: Bilgisayarlı tomografi ile kolonun görüntülenmesidir.

    DNA Gaita Testi: Dışkıda bulunan hücrelerin DNA ları incelenir. Buradaki genetik değişiklikler kolorektal kanserin işareti olabilir.

    Eğer aşağıdaki risk faktörleri varsa, bu testlere daha erken yaşta başlanabilir veya daha sık uygulanabilir:

    -Daha önce bağırsaklarda polip tespit edilmişse,

    -Genetik bir yatkınlığı varsa,

    -1. derece akrabalarda polip veya barsak kanseri varsa,
    -Kronik (uzun süreli) bir barsak hastalığı varsa

  • Tanı testleri neden yapılır?

    TANI TESTLERİ NEDEN YAPILIR?

    AYRINTILI İÇ HASTALIKLARI (Dahiliye) MUAYENESİNE EK OLARAK her checkup yaptırırken genellikle yapılan tanı testlerinin amaçlarını tek tek irdelemek istedim…
    Tam kan sayımı22 panel ve Periferik yayma raporu(Kansızlık, lösemi -lenfoma gibi kan hastalıklarının ön taraması , vitamin eksikliklerinin ve bağışıklığın öntaramaları için yapılan en önemli testtir )

    CRP (highsensitif) (vücuttaki iltihap düzeyini en hızlı ve en hassas göstergesi olan akut dönemde hızla yükselen ve iyileşince hızla düşen bulgu aynı zamanda romatizma ve kalp hastalığı göstergesi )

    Sedimentasyon hızı (Vücutta iltihabın göstergelerinden, kırmızı kan hücrelerinin saatlik çökme hızı da denir. Kötü huylu hastalıklarda , romatizmada ve iltihabi durumlarda yükselir ama iyileşsek de geç düşer. )

    ASO (Streptokok bakterilerince oluşturulan vücut en çok boğaz iltihaplarında artış gösterir ve altı ay boyunca yüksek kalır)

    RF Romatoidfaktör (Romatoid Artrit hastalığında çoğunlukla pozitif olabilen bir romatizmal işaret)

    Böbrek ve Karaciğer Fonksiyon testleri, safra kanalları göstergeleri
    BUN (kan ürenitrojeni) Böbrek fonksiyonları ve prostat hakkında bilgi verir .
    Kreatinin Böbrek fonksiyonları hakkında bilgi verir .
    Ürik asit Gut hastalığının taranması ve böbrek fonksiyonları hakkında bilgi verir
    Serum Sodyum potasyum klor Kronik,uzun süren yorgunluk ve halsizliğin sebeplerini sorgulayan testlerdir , Kramp,kabızlık günlük tuz alımı hakkında bilgi verir.
    TİT=tam idrar tetkiki Böbrek fonksiyonları hakkında bilgi verir .
    ALT, ALT Karaciğer hasar testleridir .
    GGT =gama gt : Safra kanalı fonksiyonları karaciğer yağlanma , alkol tüketimi safra tembelliği konusunda fikir verir.

    Totalbillirubin ,Direkt billuribin:Gillbert Sendromu taramasında kullanılır, karaciğer pankreas safra yolları fonksiyonlarını gösterir
    Albumin: En önemli kan tampon maddesidir. Beslenme böbrek karaciğer fonksiyonları ve kan hastalıklarından etkilenir.

    Kolesterol ve genetik kalp hastalığı tarama paneli
    Total Kolesterol : Kandaki toplam kolesterol miktarımızdır.
    LDL Koroner kalp hastalığı riskinin değerlendirilmesinde kullanılır. Kalbe zararlı kolesterol ölçülür. 4ana dalı vardır ve gizli şekerden etkilenir.
    HDL Koroner kalp hastalığı riskinin değerlendirilmesinde kullanılır. Kalbe yararlı kolesterol ölçülür.
    Trigliserid Şekerle ilgili kolesterol de denir. Gizli şeker,insülin direnci, tip4 hiperlipidemi gibi genetik hiperlipidemilerde düzeyi çok artar.
    LpA tarama testi (lipoprotein A)Yüksekliği genetik kalp krizi riskinin artması ile eşanlamlıdır. her bireye yaşamı boyunca en az bir kez mutlaka bakılmalıdır……..

    Glisemik indeks ve obezite risk paneli (şeker ve şişmanlık riski tarama)Osteoporoz(kemik erimesi)ve osteomalazi riski tarama
    Açlık Kan şekeri
    Tokluk Kan şekeri 1. saat (şeker yükleme testi yerine uygulanmaktadır)
    Açlık insülin (HOMA insülin direnci ölçümlenmesi için bakılmalıdır. )
    HBA1C (HpCLyöntemi ile) (en sağlıklı 3 ay ortalama kan şekeri ölçümlenmesidir. Pahalı bir yöntem olduğu için bir çok klinikte HPCL yöntemi uygulanamamaktadır.
    25 (OH) vitaminD3 (d vitamin düzeyi)
    Serum Kalsiyum(kalsiyum seviyesi artması ve azalması ile ilgili hastalıkların taranmasında kullanılır)
    Orijinal TANİTA aleti ile vücut metabolizma yağ kas su ölçümü
    Pulse oksimetriile Oksijen düzeyi ölçümü :Insülin direncini tetikleyebilecek oksijen kapasite/satürasyon düşüklüğü çok önemlidir

    Hepatit marker ELİSA tarama
    Anti HCV (Tüm sarılık yapan etkenler taranır)
    Anti HIV
    HBs Ag
    Anti Hbs
    Kanser ve bağışıklık sistem testleri (Gizli guatr dahil)
    CEA: Bağışıklık sistemini taramada temel işarettir.Bağışıklığın çalışıp çalışmadığını kanser riskini direkt gösterir.
    Gaitada gizlikan : Üst veya alt sindirim kanalında kanama olup olmadığını gösterir.
    Gaitada Helikobakter pylori antijen: Mide mikrobunun taranması Türkiye'de % 93 pozitif olabilecek yüksek riskli hastalıkların da ilerlemeden bitirilmesine yardımcı olacaktır.
    Anti TPO , antiTG: Gizli ve genetik tiroid hastalık taraması (hashimato , sessiz tiroidit vs)
    TSH, Serbest T3,SerbestT4 :Guatr tiroid fonksiyon testleri
    PSA total, PsaSerbest : Erkeklerde iyi huylu prostat büyümesi , kötü huylu prostat kanseri taramasının en güzel göstergesidir. 40 yaş üstü tüm erkeklerde yılda birkez bakılmalıdır.
    Total testosteron, Serbest Testosteron : Erkeklerde erkeklik hormonu olarak bilinir . bazen nadiren doğuştan olmayabilir ama genellikle 40 yaş sonrası giderek azalır.Kadınlardaki menapoz gibi erkeklerde de adrapoz gelişir. Testosteron düzeylerine mutlaka bakıyoruz çünkü kan şekerinin , tansiyonun ayarlanmasında. Kemik erimesinin erkeklerde önlenmesinde çok önemlidir. Yerine koyma tedavisi yapılmalıdır.
    Tm M2 PK testi: Dışkıda sindirim kanalında polip var mı, kanser var mı tarayan kolonoskopiye gerek kalmadan bunu bize haber veren son yüz yılın en gelişmiş testidir. Test pozitif veya şüpheli gelir ise kolonoskopi istenir.Kolonoskopiden korkanlara müjdeli haber olarak duyurulur..
    IGE testi:vücutta allerjik yatkınlık olup olmadığının göstergesidir. Tarama amaçlı kullanılabilinir. 25 ve üzeri olması anlamlıdır.

    DİĞER TANITESTLERİ
    Tiroid DopplerElastolu USG (iç hastalıkları uzmanınız tarafından) Tiroid Bezinin kanlanması yapıları nodül olup olmadığına bakılır…Elastosonografi ile özellikle 1 cm altındaki nodüllerin iyi huylu veya kötü huylu olup olmadığı anlaşılır.
    Tüm batın USG(iç hastalıkları uzmanınız tarafından) :Karaciğer yağlanması, safrakesesinin durumu, pankreasın yapısı,böbreklerde yapı bozukluğu olup olmadığı mesane ve iç yapılar değerlendirilir.
    EKG :Kalp ritmi ve fonksiyonları 6 kanallı EKG de değerledirilir.

    SFT (Solunum FonksiyonTesti): Spirolab MIRIII aleti ile tüm akciğer kapasite ve foksionlarına bakılır.
    TANİTA metabolizma yağ kas su ölçümü: Vücut metabolizma yaşı , hücre içi dışı ödem miktarı, kas , protein, mineral miktarı ve ihtiyacı belirlenir ve kişiye özel egzersiz ve beslenme programı belirlenir.
    KISSADAN HİSSE:
    Bilinmesi gereken en önemli konu tanı testlerinde labaratuarın koymuş olduğu aralığın he rzaman klinik olarak belirlenen aralık olmadığıdır. Örneğin vitamin B12 nin serum düzeyinin 500 'ün altında olmaması gerekmektedir ancak bir çok labaratuarda görüyoruz ki alt limit 180 üst limit 580 veya 680 civarıdır. halbuki bilinen en önemli bilgi kişilerin kemik iliği rezervinin 1500 mg B12 vitamini içermesi gerektiğidir. Biz iç hastalıkları uzmanları olarak 500 ve altına düşmüş olan B12 düzeylerinde mutlaka folik asitle beraber hastalarımıza replasman başlarız. Aynı şey bir çok labaratuar değeri için de geçerlidir. Klinisyen hastayı olduğu gibi bir butun olarak kitabi bilgilerle değil, insan olarak ve ayrı bir birey olarak değerlendirmelidir.

    İmmün yetmezliği bir hastada arzu edilen d vitamin düzeyleri bambaşkadır..
    Tanı testlerini doğru istemek ve doğru yorumlamak gerekir. Bunun için de çok iyi araştırmak gerekir.

    Herkesin fizik muayenesinde de aynı inceliğin en az labaratuar kadar gösterilmesi çok ama çok önemlidir. Tepeden tırnağa tüm sistemlerin fizik muayenesinin yapılması ve Tiroid gibi özel uzmanlı gerektiren alanların klinisyence USG'nin yapılabilmesi de önem arzedebilmektedir. Özellikle takip açısından özellikli hastalarda çok önem arzetmektedir. Hastanın ayrıntılı olarak özgeçmişinin dinlenmesi doğru sorgulanması da çok önemlidir. Hasta kendisini hekiminin yanında çok rahat hissetmeli ve hertür derdini anlatabilmelidir.

  • Bebeklerde genetik hastalık taraması

    Genetik alanında her gün yenilikler hızla yol almaya devam ediyor.

    Son yıllarda tüm ekzom analizi ve tüm genom analizleri ile 200.000 ekzom ve

    21. 000 gen taranarak tüm hastalıkların tanısında %90 başarı sağlanmaktadır.

    Ayrıca hücrenin enerjisini sağlayan mitokondrial genlerde çalışarak hastalıkların tanısı netleşmektedir.

    Ayrıca bir başka yenilik bebeklerde 0-24 ay arası ayrıntılı genetik tarama yapılmaya başlandı.

    Sağlık Bakanlığı tarafından tüm Türkiye genelinde yapılan Yenidoğan Tarama Programı ile, tüm yeni doğanların sadece üç önemli hastalık olan Konjenital Hipotiroidi, Fenilketonüri ve Biyotinidaz Eksikliği yönünden taramalar yapılmaktadır.

    Sağlık Bakanlığının uyguladığı testler dışında, en çok bilinen hastalıklar ilgili 0-24 ay arası bebeklerde yeni doğan genetik tarama testini öneriyoruz.

    Dünyada 350 milyon çocukta genetik hastalık var, bunların yüzde sekseni ise, nadir görülen genetik hastalıklardan oluşmaktadır. Bunların içinde 4300 genetik hastalığa tanı konabiliyor.

    Yeni doğan bebeklerin %32 -57 si genetik hastalıklardan etkileniyor ancak görünen önemli bir anomali olmadığı için farkına varılmıyor.

    Anne ve baba sağlıklı, bir sorunları yok, ailede kalıtsal hastalıklar var mı çok geçmiş döneme ait bilgileri yok, Sağlıklı bir çocuğa sahip oluyorlar. Sağlık bakanlığı tarafından yapılan testler normal bulunuyor. Ancak ileri ki dönemde çocuğumuz da bir sağlık sorunu çıkar mı endişesi içindeler, çünkü bunu bazı ailelerde görüyorlar, çocuk iki üç yaşında rahatsızlanıyor, hızla ilerleyen hastalıklar nedeni ile ya kaybediliyor veya ileri derece mental özür sorunu ile yaşamını sürdürüyor.

    Yeni Doğan Genetik Tarama testinde hangi hastalıkları kapsamaktadır.

    Organik asidemiler

    Yağ asid bozuklukları

    Amino asid bozuklukları

    İmmün yetmezlikler

    Mukopolisaakaridozlar

    Glikojen depo hastalıkları

    Hangi durumlarda Yeni doğan tarama testleri yapılmalıdır.

    Laboratuvar parametrelerinde sorunlar:

    Hiperbilirübinemi

    Hipoglisemi

    Laktik asidozis

    İskelet anormallikleri:

    Yineleyen kırıklar

    Mikrosefali

    Nörolojik anormallikler:

    Konvulsiyonlar

    Spasisite

    Müsküler hipotoni

    Distoniler

    Hematolojik anormallikler:

    Anemi

    İmmün yetmezlik

    Cilt anormallikler:

    İktiyozis

    Gastrointestinal anormallikler:

    Hepatomegali

    Kolelithiazis

    Diareler

    Anal Atrezi

    Yeni doğan tarama panelinde Yeni Nesil Dizileme analizi yaklaşık 800 gen incelenmektedir.

    Prof. Dr. Duran Canatan