Etiket: Süt

  • Bebeklerde emzirme, emzirmede karşılaşılan güçlükler ve süt depolama

    Bebeklerde beslenme

    ANNE SÜTÜNÜN FAYDALARI

    Anne sütü her zaman temizdir, mikropsuzdur.

    Anne sütü daima hazırdır, ekonomiktir.

    Anne sütü bebekle anne arasında sevgi bağı kurulmasını sağlar.

    Anne sütü en doğal ve en taze besindir.

    Anne sütünün sindirimi kolaydır.

    Anne sütünün alerjik özelliği yoktur.

    Bebeği hastalıklara karşı koruyucu bağışıklık maddeleri içerir(ishal, orta kulak enfeksiyonu vb.).

    Annede meme kanseri görülme riskini azaltır.

    NE SIKLIKLA EMZİRİLMELİDİR?

    Bu sorunun cevabı genellikle ” bebeğin istediği sıklıkta” dır.Ancak bu çoğunlukla meme başı çatlaklarına neden olabildiği için
    ilk gün her bir memeyi 5 dakikadan fazla emzirmeyiniz. 2. gün 10 dakika, 3. günden itibaren her bir memeyi 15 dakika veya daha uzun süre,bebek doymuş görünene kadar yada memenin boşaldığı hissedilene kadar emziriniz. Memenin tam boşalması 5-20 dakikadır. Ancak bazı bebekler ilk 2 dakikada memedeki sütün yarısını, 5-6 dakikada % 90’nını boşaltır. Bu nedenle daha uzun emmezse bebeğin aç kaldığını düşünmeyin.Ama unutmayınızki daha uzun emme sütün son kısımlarında bulunan yağların bebekler tarafından alınmasını sağlayacaktır. Meme değiştirmeden önce bebek uyuya kalırsa veya emmeyi erken bırakırsa gazını çıkarın ve beslemeye devam edin; çünkü midesini dolduran süt değil gaz olabilir.

    Bebebekler 2-3 saatte bir olmak üzere günde 8-12 kez beslenmelidir.İlk 3-4 hafta gündüz 2-3 saatten,gece ise 4 saatten daha uzun aç bırakılmamalıdır.

    Beslemek için illada bebeğin ağlamasını beklemeyiniz,2-3 saat geçmiş ise bebek ağlamadan öncede açlık işaretleri verir,daha uyanık bakar, emme hareketleri gösterir.

    Anne 4-6 aya kadar bebeğin normal büyüme ve gelişimini sağlayacak kadar süt üretebilir. Bebekler ilk 3 ayda 750-900, 3-6 ayda 450-600, 6-12 ayda 300-400 gr alır. Eğer 8-12 kez emiyorsa ve aralarda uyuyorsa yeterince besleniyor demektir. Eğer memedeki sütün yeterince boşalmadığı düşünülüyorsa süt pompa yardımıyla sağılıp bebeğe verilmelidir.

    EMZİRİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

    Dışardan bebeğini besleyen bir anne gördüğünüzde her şeyin ne kadar kolay olduğunu düşünürsünüz. Ancak ilk kez bebeği memeye koyduğunuzda hiçbir şeyin kendiliğinden olmadığını fark edeceksiniz…

    Tüm gayretlerinize rağmen bebeği memede tutmayı başaramayabilirsiniz. Emmeye hiç de hevesli olmayabilir. Bebek huysuzlaşır, ağlar, siz de hayal kırıklığı ya da umutsuzluğa kapılma hissi yaşayabilirsiniz. “ anneliğin en kolay ve temel fonksiyonunu bile yerine getiremiyorum, anneliğin diğer şartlarını nasıl sağlayacağım” diye düşünebilirsiniz. Durun! Hemen pes etmeyin. Her şey bitmiş değil ve siz henüz her şeyin başındasınız.

    Emzirme anne olmanın diğer yanları gibi sonradan öğrenilir, iç güdüsel değildir. Kendinize ve bebeğinize zaman tanıyın. Emzirmenin size kolay geleceği günler hiç uzak değil. Sıkıntıya ve umutsuzluğa kapıldığınızda bunu düşünün ve rahatlayın.

    Bir süre sonra emzirmenin, anneliğin en kolay ve tatlı yanı olduğunu anlayacaksınız. Üstelik bebeklerin midesi sandığınız kadar büyük değildir. Onun fazla süte ihtiyacı olduğu dönemde emin olun sizinde yeterli miktarda sütünüz gelmiş olacaktır.

    Memeyi almamasının nedeni erkenden biberon veya yalancı emzik kullanma olabilir. Çünkü yapay meme ile anne memesi farklı ağız ve dil hareketi gerektirir. Bebek, anne memesini emmek daha fazla efor gerektirdiği için biberona yönelebilir. Bu nedenle ilk 3 hafta 1 ay yalancı emzik ve biberon kullanmayınız.

    Bebek uyanık ve ilgili iken besleyin,ancak bunu başaramazsanız bebek uyurkende besleyebilirsiniz. Beslenmeden önce anne ellerini yıkamalıdır, memem başı ve çevresi temiz su ile silinmelidir. Meme başını temizleme de sabun veya alkol kullanmaya gerek yoktur.

    Emzirirken rahat bir yere otururunuz ve sırtınızı bir yere dayayınız. Bebeğin üzerine eğilmek yerine kucağınıza koyacağınız bir yastıkla bebeği meme hizasına getirebilirsiniz.

    Bir elinizle bebeği uygun pozisyonda tutup serbest kalan elinizin son 3 parmağı ile memeyi alttan destekleyiniz. İleri çıkmış meme başını bebeğin ağız köşesine sürerek, bebeğin arama refleksini uyarıp, bebek ağzını açınca memeyi verin. Aranmasını ve ağzını açmasını sağlayana kadar bu hareketi tekrarlayın, bebeği zorlamayın.

    Bebek emzirilirken mümkün olduğunca dik tutulmalıdır. Yatar durumda emzirme bebeğin genzine süt kaçmasına ve daha fazla gaz yutmasına neden olur.

    Bebeğin alt dudağını ve kendi elini emmediğinden emin olun.

    Emzirirken memenin bebeğin burnunu tıkamamasına dikkat edin.

    Emzirmede yalnızca meme başı değil, meme başı çevresindeki koyu renkli bölgeyi de çocuğun ağzına alması sağlanmalıdır.

    Her seansta her iki meme verilmelidir. Her beslenmeye bir önce bıraktığınız memeden başlanmalıdır.

    Bebeği memeden alırken bir parmağınızı hafifçe ağzına sokarak memeyi zedelemeden çıkarın.

    Emzirdikten sonra bebek dik olarak omuza dayandırılıp yuttuğu hava (gaz) çıkartılmalıdır.

    EMZİRMEDE KARŞILAŞILAN GÜÇLÜKLER

    Meme başı çatlaması, ağrılı şiş göğüsler annenin süt vermesini güçleştirir. Bu nedenle gebelik sırasında göğüsler emzirmeye hazırlanmalıdır. Meme başı çökükse gebeliğin 5. ayından itibaren ele masajlar yapılarak meme başını uzatmaya çalışılmalıdır.

    Göğüslerde dolgunluk: genellikle ilk doğumdan sonraki 2-5 gün içinde memelerde rahatsızlık verici bir şişkinlik olabilir. Meme başı ile etrafındaki kahverengi kısmın birleşim yeri sertleşir. Konveks bir durum olur. Bebek memeyi iyi tutamaz ve içinde süt kanalları bulunan kısma baskı yapamaz. Böyle olunca meme başı çatlakları oluşabilir ve meme içi boşalmadığı için süt kesilmesi olabilir.

    ÖNLEMLER:

    Memeler sık aralıklarla ve pozisyon değiştirerek emzirilmelidir.

    Memede biriken süt el yardımıyla veya pompayla boşaltılmalıdır.

    Emzirmeden önce memeye sıcak uygulanması meme boşaltılmasını kolaylaştırır.

    Emzirme aralarında memeye soğuk kompres uygulanması daha fazla dolgunluğu engeller.

    MEME BAŞI ÇATLAKLARI VEYA MEME BAŞINDA AĞRI

    Oldukça sık görülen bir durumdur. Ancak geçicidir. Genellikle doğumdan sonra ikinci veya üçüncü gün görülür.

    ÖNLEMLER

    Bebeği kısa süre fakat sık emzirin.

    Bebeği memeye koyarken ve çekerken dikkatli olun.

    Emzirme sonunda memeleri açık havayla temasta bırakın.

    Beslenme sonunda ince tabaka bir lanolinli pomat kullanın.

    Daha geç başlayan çatlaklarda doktorunuzu arayın, nedeni mantar enfeksiyonu olabilir.

    Emzirirken bebeğin pozisyonunu sık sık değiştirerek memenin aynı kısmına basınç yapmasını engelleyin.

    MASTİT: Ateş, halsizlik, titreme, memede kızarıklık ve hassasiyet ile karakterizedir. Doktorunuzu arayın. Antibiyotik tedavisi gerekir. Doktorunuza ulaşıncaya kadar sıcak kompres yardımcıdır. Memeden iltihap gelmiyorsa emzirmeye devam edin.

    SARILIK: Sıklıkla 3-4 günlerde yeterince süt almayan bebeklerde görülür. Süt salgılanması tam başlayıncaya kadar destekleyici mama verilebilir. Ancak mümkün olduğunca sık sık emzirerek süt gelmesini sağlamaya çalışılmalıdır. Gerçek sütü sarılığı tamamen sağlıklı bebeklerin %2’sinde görülür. Anne sütünde bulunan bir madde bundan sorumludur. Doktorunuzu arayın; çünkü sarılığın bir çok nedeni vardır.

    ANNE SÜTÜNÜN TOPLANIP DEPOLANMASI

    Ellerinizi sabun ve su ile iyice yıkayınız.

    Sağma cihazları sıcak sabunlu suda iyice yıkanmalı, durulanmalı ve açık havada kurutulmalıdır. Bulaşık makinesinde yıkamakta yeterli olacaktır.

    Sütü depolamak için özel olarak üretilmiş saklama kapları kullanınız.

    Eğer sağılmış sütü 24 saat içinde kullanacaksanız dondurmayınız.

    Dondurulmuş süt deep freez de 3-6 ay özelliğini korur,ancak unutmayınızki depolama anne sütündeki yağların parçalanmasına neden olabilir ,bu nedenle her nekadar 3-6 ay diyorsakta siz mümkünse 3 ay saklamayı tercih ediniz.

    Depolama kapları üzerine tarih ve saat koymayı unutmayınız.

    Donmuş süt üzerine yeni sağdığınız sütü eklemeyiniz

    Donmuş sütü buzdolabında veya ılık su dolu bir kap için de bekleterek çözebilirsiniz.

    Çözmek için mikrodalga fırın kullanmayınız ,mikrodalga eşit ısıtma yapmaz ve bazı partiküller az ısınırken bazısı çok aşırı ısınıp yanıklara neden olabilir,ayrıca önemli protein ve vitaminlerin ölmesine yol açabilir.

    Buzdolabında çözülmüş süt 24 saat içinde kullanılmalıdır.

    Çözülmüş sütü tekrar dondurmayınız.

    Çözdükten sonra bebek sütün tamamını bitirmez ise daha sonra beslemek için saklamayınız,atınız.

  • Emzirmeye başlarken..

    Yeni doğan bebeğinizi doğum salonunda kollarınıza aldığınız ilk an, emzirmeye başlamak için harika bir andır. Başlangıçta, vücudunuz kolostrum adı verilen özel bir süt üretecek, az miktarlardaki bu süt bebeğinizin enfeksiyonlardan korunmasına yardımcı olacaktır. (Bebeğinizin midesi çok küçük olduğundan, doyması için bu az miktarlar yeterlidir. Midesi büyüdükçe, sütünüz de değişir ve daha fazla miktarda süt üretmeye başlarsınız.)
    Bebeğinizin tüm vücudunu, göğsü göğsünüze gelecek şekilde çevirin. Meme başınızı bebeğinizin üst dudağına değdirin. Ağzını genişçe açtığında, bebeğinizi memenize doğru çekin ve memenizi alttan destekleyerek tutun. Bebeğinizin ağzı yalnızca meme ucunu değil, meme başı çevresinin (baş çevresinin etrafındaki daha koyu bölgenin) mümkün olduğunca geniş bir kısmını içine almalıdır.

    Yeni doğan bebeğiniz meme başınızı bulmakta veya burada kalmakta zorlanırsa paniklemeyin. Emzirme süreci sabır ve bolca pratik ister. Bir hemşireden size nasıl emzireceğinizi göstermesini istemekten veya hastanede kaldığınız süre içerisinde bir emzirme danışmanlığı ziyareti talep etmekten çekinmeyin (birçok hastanede kadrolu danışmanlar vardır).
    Bebeğiniz prematüre doğduysa, onu hemen emziremeyebilirsiniz. Bu durumda, sütünüzü pompayla çekip, biriktirmeye başlamalısınız. Bebeğiniz emzirilmek için yeterli güce ulaşana kadar, bu sütü biberon yardımıyla alacaktır.

    Emzirmeye başladıktan sonra, bu sürecin acılı olmaması gerektiğini unutmayın. Bebeğiniz memeye tutunduğu zaman, memenizdeki hisse dikkat edin. Bebeğinizin ağzı, meme başının altındaki çevre kısmının büyük bir parçasını kaplıyor olmalı, meme başınız ise bebeğin ağzının arka kısmına yerleşmelidir.
    Bebeğinizin memeye tutunması canınızı yakıyorsa, ağzını memenizden ayırın (serçe parmağınızı bebeğinizin diş etleri ile memenizin arasına yerleştirerek) ve tekrar deneyin. Memeye doğru bir şekilde tutunan bebeğiniz, işin geri kalanını zaten kendi başına halledecektir.

    Ne sıklıkta emzirmeli?

    Sık sık. Ne kadar çok emzirirseniz, o kadar sütünüz olur. 24 saatte sekiz ila 12 kez emzirmeyi hedef alabilirsiniz.
    Amerikan Pediatri Akademisi’ne (AAP) göre, emzirmede bir düzeni sıkı sıkıya takip etmek yerine, yeni doğan bebeğinizi aşırı duyarlılık veya hareketlilik ya da meme başınızın etrafında aranma gibi erken açlık belirtileri göstermeye başladığı her seferde emzirmelisiniz. Ağlama da bir açlık belirtisidir – ideal şartlarda, bebeğinizi ağlamaya başlamadan önce emzirmeye başlamalısınız.
    İlk birkaç gün boyunca, bebeğinizi emzirmek için nazikçe uyandırabilirsiniz. Bu durumda, bebeğiniz emzirmenin yarısında uyuya kalabilir. (Bebeğinizi emzirme sırasında uyanık tutmak için, kundağını açabilir veya bir kat kıyafetini çıkarabilir.) Bebeğinizin yeterli sıklıkta beslendiğinden emin olmak için, onu son emzirmenizden en geç dört saat geçtikten sonra uyandırın.

    Konforlu bir emzirme için…

    Beslenme süreleri özellikle yenidoğan aylarında 40 dakikayı bulabileceğinden, emzirme için rahat bir alan seçin. Bebeğinizi, kollarınızı ve sırtınızı ağrıtmayacak bir pozisyonda tutun. Bebeğinizin başını elinizle desteklemeniz işe yarayabilir ama seçeceğiniz pozisyon, her zaman sizin rahat etmenize bağlıdır.
    Oturarak emziriyorsanız, bebeğinizi bir emzirme yastığıyla destekleyebilirsiniz. Birçok anne, rahat etmek için ayak taburesi kullanıyor. Emzirirken oturabilir veya uzanabilirsiniz, ama bebeğiniz ve siz rahat edene kadar emzirmeye başlamayın, çünkü bu pozisyonda bir süre kalmanız gerekecek.

    Neler yemeli?

    Emzirirken ihtiyaç duyacağınız tek şey, normal, sağlıklı bir beslenme düzenidir. Kendi beslenme düzeniniz mükemmel değilse bile, bebeğiniz için süt üretmeye devam edebilirsiniz. Ancak, dengeli beslenme süt kalitenizin ve miktarının mümkün olan en yüksek düzeye ulaşmasını sağlayacaktır. Kalori saymak yerine, açlığınızı dinleyin ve su dengenizi koruyabilmek için, gün boyunca sıvı alın.
    Emzirme sırasında, vücudunuz gündüz ve gece boyunca bebeğinize süt üretmek için çalışacağından, diğer birçok anne gibi kendinizi daha aç hissetmeniz normaldir. Ara öğünlerde sağlıklı atıştırmalıklar tüketmek (ki hamilelikte de böyle yapmış olabilirsiniz) açlığınızı yatıştırmak ve enerjinizi yüksek tutmak için güzel bir yöntemdir. (Genel bir kural olarak, emziren çoğu anne, emzirmeyen annelere göre günde 200 ila 500 kalori daha fazla tüketmeye ihtiyaç duyar.)
    Kafein tüketiminizi fazla abartmayın, çünkü kafein sütünüzle bebeğinize geçer ve bünyesinde birikme yapabilir. (Uzmanlar, kafein alımınızı günde 300 mg, yani bir fincan kahve ile sınırlandırmanızı tavsiye eder.)
    Ayrıca, emzirme sırasında alkol tüketiminizi de sınırlandırmanız gerekir, çünkü alkol de anne sütüne geçer.
    Emzirme dönemindeki bebeklerin çoğu, annelerinin baharatlı yiyecekler tüketmesine aldırış etmez. Aslına bakılırsa, bazı uzmanlara göre bebekler bu çeşitlilikten hoşlanabilir. Tüm bebekler için sorun yaratacak belirli bir gıda yoktur.Yani gaz yapacak diye kuru baklagil süt ve süt ürünleri yememek doğru değldir,dengeli besleneceksiniz. Bu nedenle, yediklerinizi hemen sınırlandırmanız gerekli değildir. Ancak, belirli bir yiyeceği (örn. süt ürünlerini) tükettiğinizde bebeğinizin daha gazlı veya huzursuz olduğunu gözlemliyorsanız, şüphelendiğiniz yiyeceği bir süre bırakıp, bebeğinizin bu yiyeceği almadan daha rahat edip etmediğini belirlemeyi deneyin.

    Karşılaşabileceğiniz sorunlar

    Bazı anneler emzirmeye kolaylıkla ayak uydurup, herhangi ciddi bir fiziksel veya duygusal sorunla karşılaşmaz. Ancak, birçok yeni anne emzirmeyi öğrenmekte zorlanabilir. Şevkinizin kırıldığını hissediyorsanız, yalnız değilsiniz.
    Bebeğinizin sürekli talepleri yüzünden hiçbir şeye yetişemediğinizi ve uykusuzluktan yorgun düştüğünüzü hissedebilirsiniz. Kafanızda sorular da olabilir: Bebeğim yeterince süt alıyor mu? Meme başlarımda yaralar olmalı mı? Emzirme ne kadar sürmeli? Bebeğim emzirme sırasında uyuyakalırsa onu uyandırmalı mıyım?
    Kadınlar bebeklerini yüz yıllardır emziriyor olsa da, emzirme süreci her zaman kolay olmayabilir. Birçok kadın, en baştan bazı zorluklarla karşılaşır. İlk altı haftada karşılaşabileceğiniz en yaygın emzirme sorunları şöyledir:

    Angorjman (memelerin aşırı dolu olması ve rahatsızlık vermesi)

    Mastit (meme enfeksiyonu)
    Bu sorunlar karşısında sessiz kalmayın. Yukarıdaki sorunlardan herhangi birini yaşıyorsanız, ağrınız varsa veya fiziksel rahatsızlığınız emzirmenizi engelliyorsa, doktorunuzu arayın.

  • İnek sütü alerjisi hakkında

    Çocukluk çağında en sık görülen gıda alerjisi, inek sütü alerjisidir. İnek sütü proteinlerine karşı, vücut anormal bir reaksiyon vermektedir. Günümüzde bebeklere 1 yaşa kadar inek sütü önerilmiyor. Fakat; bebek inek sütü bazlı mamalar veya emziren annenin kendisinin aldığı süt vasıtasıyla, inek sütüyle temas edip alerjik yakınmalar gösterebilmektedir. Bazen de belirtiler, 1 yaş sonrası süt içmeye başladığında ortaya çıkmaktadır.

    İnek sütü alerjisi genellikle bebeklikte ( özellikle ilk 6 ayda ) başlar, ancak daha büyük çocuklarda da başlayabilmektedir. Süt alerjisiyle karşılaşan çocukların bir kısmı 2-3 yaşında bundan kurtulurken, bir kısmında da ömür boyu devam etmektedir. Ailede alerjik hastalıklar sık görülüyorsa, çocukta da risk artmaktadır.

    İnek sütü alerjisinin belirtileri nelerdir?

    Huysuzluk, aşırı ağlamalar

    Aşırı gaz sancısı

    Kusma

    İshal- kanlı, mukuslu gaita görülebilir

    Kabızlık- bazen süt alerjisi ishal değil kabızlığa da yol açabilir

    Ciltte döküntü, kaşıntı, egzama

    Gözlerde kaşıntı

    Göz altlarında koyu renkli halkalar

    Tekrarlayan hırıltı, öksürük, aksırık,burun akıntısı veya tıkanıklığı

    Sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu, orta kulak iltihabı, sinüzit, bronşit geçirme

    Büyüme geriliği görülebilir.

    Süt alerjisi saptanan bebek için beslenme nasıl olmalı?

    Süt alerjisi saptanan bir bebek için en iyisi anne sütüdür. Ancak annenin süt ve süt ürünlerini beslenme programından çıkarması gerekecektir. Annenin, beslenmesi doktor ve diyetisyenin önerileriyle düzenlenir.

    Mama ile beslenen bebeklerde soya bazlı mamalar denenecek, ancak eğer buna da alerjikse hipoallerjen olarak adlandırılan özel bazı mamalara geçmek gerekecektir.

    Alerjisi devam eden daha büyük çocuklarda, doktorun önerdiği süre boyunca süt ve süt ürünleri diyetten çıkarılır. Sonra uygun zamanlarda, alerjinin kaybolup kaybolmadığına bakılır.

  • İnek sütü mü? Keçi sütü mü?

    İnek sütü mü? Keçi sütü mü?

    Annelerin en çok önem verdikleri konulardan bir tanesi de bebeklerini en sağlıklı şekilde besleyebilmek. Biraz da reklam baskısıyla, anneler bir an önce bebeklerine süt vermek isterler. Oysa her canlının kendi sütü onun için en iyisidir. Dünyada başka canlının sütünü içen, insandan başka bir varlık da yoktur aslında.

    Hepinizin bildiği gibi inek sütü 1 yaşın altındaki çocuklarda şimdi çiğ olarak veya muhallebi içinde kullanılmamalıdır. Eğer çocukta ciddi bir inek sütü alerjisi yoksa, sadece yoğurt ve peynir gibi mayalı ürünlerde kullanmakta bir sakınca yoktur. Çünkü mayalanma işlemi sütün alerjik özelliklerini büyük oranda azaltmaktadır.

    Annelerimizin çoğu her zaman bir arayış içine girerler ve bize sık sık sorulan soru “Madem inek sütü veremiyoruz, keçi sütünün alerjik özellikleri daha az, anne sütüne daha yakın, acaba bunu bebeğimize verebilir miyiz?”

    Keçi sütünün inek sütüne göre biraz daha az alerjik olduğu ve daha kolay sindirildiği doğrudur. Ancak yine de 1 yaşın altındaki bebeklerin böbrekleri, sindirim sistemi, bağışıklık sistemi için ve alerji açısından çok da masum değildir. Bu nedenle arzu edenler bebeklerine 6 aydan itibaren keçi sütü ile yapılmış yoğurt ve peynir verebilirler, fakat keçi sütü ile yapılmış muhallebi, keçi sütüne bisküvi eklemek ve direk olarak çiğ olarak içirmek aynı inek sütünde olduğu gibi 1 yaşına kadar yapılamaması gereken beslenme uygulamalarıdır.

  • Çocuğunuz süt içmiyorsa

    Çocuğunuz süt içmiyorsa

    Sevgili anne-babalar daha önce “Süt içmeyenlerin boyu uzamaz mı” diye çarpıcı bir yazı yazmıştım. Ve doğada süt ve süt ürünleri yerine geçebilecek birçok gıda olduğundan bahsetmiştim. Şimdi bu konuyu biraz daha detaylı olarak irdelemek istiyorum. Besinlerin kalsiyum içerikleri hakkında size bilgiler verdikten sonra, süt içmeyen çocuklar için bazı önerilerde bulunacağım.

    Bir besinin ne kadar iyi bir kalsiyum kaynağı olduğuna karar verirken sadece 100 g’ında ne kadar kalsiyum içerdiğine bakmak yetmez, kaynağın iyi olduğuna karar verirken emilmeyi etkileyen etmenlerin de birlikte düşünülmesi gerekmektedir. Kalsiyumun en iyi kaynakları, emilebilen kalsiyumu en çok içeren besinlerdir.

    Bu yönden besinlerimizi kalsiyumun en iyi, iyi, orta ve zayıf kaynakları olarak 4 ana sınıfa ayırabiliriz. Özetle söylemek gerekirse

    En iyi kaynaklar: Süt ve süt ürünleri (Yoğurt, peynir v.s)

    İyi kaynaklar: Pekmez, susam, fındık, fıstık ve benzeri yağlı tohumlar,yeşil yapraklı sebzeler,kuru baklagiller ve kurutulmuş meyvelerdir.

    Orta derecede kaynaklar: Yeşil sebzeler , yumurta, portakal, mandalina, limon,çilek gibi besinlerdir.

    Zayıf kaynaklar: Tahıllar, diğer sebze-meyveler ve etlerdir.

    Küçük balıklar kılçığı ile birlikte yenildiğinde kalsiyumdan zenginleşir. Kemikler kırılıp sirke ile kaynatıldığında,kalsiyum kemiğin suyuna geçer ve bu kemik suyu yemeklerde kullanılarak yine kalsiyumdan yararlanılabilir.

    Süt sevmeyen, belki de hiç süt ürünü tüketmeyen çocuğunuza uygun menüler hazırlayabilmeniz için farklı oranlarda kalsiyum içeren gıdaların 100 g’ında kaç mg kalsiyum içerdiğini gösteren aşağıdaki listeye göz atmanızda da büyük fayda görüyorum.

    En iyi kaynaklar

    İnek sütü (Yağsız) 123 Beyaz peynir-urfa 338

    İnek sütü(Yarım yağlı) 122 İnek Sütü (Yağlı) 119

    Kars tipi 731 Cheddar 721

    Yoğurt (Yarım yağlı) 120 Kaşar peyniri 700

    Yoğurt (Yağlı) 111 Rokfor 662

    Beyaz peynir(Yağsız) 96 Çökelek kuru 505

    Beyaz peynir(Yağlı) 162 Otlu peynir 497

    İyi kaynaklar

    Pekmez(Üzüm) 400 Roka 205

    Badem 234 Maydonoz (taze) 203

    Fındık 209 Nane (taze) 200

    Antep fıstığı 131 Madımak 166

    Ayçiçek çekirdeği 120 Pancar yaprak 119

    Susam 110 Lahana kara 116

    Ceviz 99 Pazı 114

    Yer fıstığı (iç kavrulmuş) 72 Ispanak 93

    Soya fasulyesi 226 Bamya taze 92

    Nohut 150 Kıvırcık 81

    Kuru fasulye(Beyaz) 144 Pırasa 52

    Barbunya 135 Soğan yeşil 51

    İç bakla 102 Kivi 100

    Mertcimek 79 Erik pestil 90

    Börülce 74 Kayısı pestil 86

    Bamya kurutulmu 678 Kuru incir 126

    Fasulye kurutulmuş 480 Kuru kayısı 67

    Patlıcan kurutulmuş 137 Kuru üzüm 62

    Biber kurutulmuş 120 Kuru erik 51

    Asma yaprağı 392 Tarhana 685

    Ebegümeci 249

    Orta derecede zengin

    Yumurta 56 Taze biber kırmızı 29

    Portakal 41 Sarımsak baş 29

    Mandalina 40 Kabak yaz 28

    Greyfurt 16 Taze börülce 27

    Taze incir 36 Soğan kuru 27

    Böğürtlen 32 Bezelye iç 26

    Kiraz-Vişne 22 Hıyar soyulmamış 25

    Çilek 21 Hıyar soyulmuş 17

    Lahana beyaz 49 Kuşkonmaz 22

    Lahana bürüksel 49 Kabak kış 21

    Taze bakla 43 Karnabahar 25

    Kereviz 43 Lahana kırmızı 42

    Yukarıdaki listeye bakarak ben sizin için birkaç örnek menü sunmak istiyorum. Daha sonra siz de bu listelere bakarak farklı menü seçenekleri oluşturabilirsiniz.

    Hiç süt içmeyen bir çocuk kahvaltıda 15-20 g kaşar peynir yediği takdirde 1 bardak süte eşdeğer kalsiyum alır. Diyelim ki bu çocuk peyniri de ağzına sürmüyor. 25’er g yaklaşık 2’şer tatlı kaşığı pekmez ve tahini karıştırdığınız takirde yine 1 bardak süte eşdeğer kalsiyum alınmış oluyor, buna 1 de haşlanmış yumurta eklerseniz, ya da karışık sebzeli bir omlet yaparsanız, daha sabahtan 1 bardak sütü bile geçmiş olursunuz. Unutmayın ki yeşil yapraklı sebzeler kalsiyumun iyi kaynaklarındandır.

    Yine hiç süt içmeyen, ağzına yoğurt peynir sürmeyen bir çocuğa öğlen ya da akşam için nasıl bir menü hazırlasak? Barbunya, nohut, kuru fasülye, bamya gibi birçok klasik yemekten tek 1 tabak yedirerek (150-200 g) en az 1 bardak süt içirmiş kadar kalsiyum verebilirsiniz. Daha mı az yedi, yanında kalsiyumdan zengin yeşilliklerle yapılmış bir salata, gün içinde 3-4 adet kuru meyve, 1 adet kivi, işte yine sınırı geçtik.

    Yalnız menü hazırlarken kuruyemişlere dikkat ! Nasıla bol kalsiyum var diye devamlı aşırı kuruyemiş yedirirseniz bu sefer de diyetteki yağ miktarı artacağı için kilo sorunu yaşayabilirsiniz. Özetle sağlıklı ve dengeli beslenen birinin kalsiyumsuz kalması imkansız, hesaba kitaba bile gerek yok, ama ben sizleri rahatlatmak için biraz da kanıtlar sunmak istedim.

    Sağlıcakla kalın.

  • Süt içmeyenlerin boyu uzamaz mı?

    Süt içmeyenlerin boyu uzamaz mı?

    Sevgili anneler ne zamandır bu konuyu yazmayı hep istedim. Annelerin kabusu çocuğum süt sevmiyor, çok üzülüyorum, çocuğumun kemikleri gelişmeyecek, boyu kısa kalacak. Sevgili dostlarım biliyor musunuz? “birçok anne bu kabusla yatıp kalkıyor “.

    Öncelikle süt içmeyen birçok çocuk yoğurt, peynir, muhallebi, çikolata ve dondurma gibi birçok süt ürününü severek ve büyük bir istekle zaten yer. Yani bu çocuğun süt içmese de günlük kalsiyum ihityacını fazlasıyla aldığını söylemek mümkündür. Diyelim çocuk gereçkten ne süt ne de başka bir süt ürünü asla kabul etmiyor. Öncelikle şunu düşünmek gerekir ki sevmiyor denen kavramın altında yatan ana neden, çoğu zaman, vücudu reddediyor, bu gıdayı sindirmek için gerekli enzimlere sahip değil demektir. Yani çocuğunuz size resmen “ anne bu gıda bana uygun değil” diye haykırıyor aslında.

    Şimdi size basit bazı sorular sormak istiyorum ve bir kağıt kalem alın ve bu soruların cevabını alt alta yazın

    Bu dünyadaki en gelişmiş canlı organizma hangisidir?

    İnekler ne yiyerek kalsiyum yüklü bir süt üretebilirler?

    Doğada kalsiyumun tek kaynağı süt ve ürünleri midir?

    İnsan vücudu ineğin yaptığını yapmaktan aciz mi sizce?

    Vejetaryen annelerin sütünde kalsiyum yok mu sizce?

    Dünyada başka canlıların sütünü içen insandan başka bir varlık biliyor musunuz?

    Şimdi de doğru cevapları alalım:

    Bu dünyada en gelişmiş canlı insandır.

    İnekler sadece ot yiyerek kalsiyum yüklü bir süt üretirler.

    Bu durumda ineğin yediği basit ot dahil , birçok bitki ve kuruyemiş ve tohumun içinde bol miktarda kalsiyum vardır. Ünlü Fransız kimyacı Lavoisier’nin hoş bir sözü aklıma geldi “Rien ne se pert, rien ne se crée”, yani Türkçesi “Bu dünyada hiçbirşey kaybolmaz, hiçbirşey yoktan var olamaz”.

    Bu durumda insanlar da süt içmese, süt ürünü yemese bile vücudu kemiklerini geliştirmek için ve boyunu uzatmak için ihityacı olan kalsiyumu birçok gıdadan temin edebilir.

    Tabii ki vejetaryen annelerin de sütü, süt ürünü kullanan annlerinkie eşdeğer oranda kalsiyum içerir.

    Bu dünyada her canlı kendi annesinin sütünü içer. Böyle bir durum insan dışında hiç görülmemiştir.

    Doğduğumuz andan itibaren sütün kemiklerimizi geliştiren, boyumuzu uzatan yegane içecek olduğunu görerek duyarak büyürüz. Reklamlarda süt içen veya bir süt ürünü yiyen çocuğun 10 saniye sonra boyunun uzadığını, hatta erişkin bir basketçi olduğunu şaşkınlık içinde izleriz. Sevgili dostlarım bu duruma özetle “Beyin Yıkaması diyoruz”

    Sevgili anneler-babalar ne olur rahat olun süt iyi hoş, faydalı ama hayatın vazgeçilmezi değildir, Süt içmeyen çocuğunuzn boyu kısa falan kalmaz.

    Besinlerin kalsiyum içerikleri ve idameleri, buna göre örnek menüleri de başka bir yazımda sizlerle paylaşacağım.

    Sağlıcakla kalın

  • Kabızlık

    Sık Karşılaşılan ve Çoğu kez göz ardı ettiğimiz problem…Günümüz yaşamı gereği karşımıza daha sık çıkmakta…

    Kabızlık çocuk hastalıkları uzmanına başvuruların %3-5 kadarını, çocuk gastroenteroloji uzmanına başvuruların %20-25 kadarını oluşturmaktadır. Yani çocukluk döneminde sık karşılaşılan bir sağlık sorunudur. Çocuğun 2 haftadan uzun süre dışkılamasında zorlanmanın olması veya dışkılamasında gecikmenin olması olarak karşımıza çıkar.

    Kabızlık;
    · Son 2 ay içerisinde haftada üç veya daha az sayıda dışkı yapma
    · Haftada 1 veya daha fazla dışkı kaçırma
    · Tuvaleti tıkayacak şekilde kalın dışkı yapma
    · Ağrılı dışkılama, dışkı tutma davranışı
    · Karında muayene sırasında dışkıların ele gelişi
    Bu yukarıda yazılı belirtilerin en az ikisinin bir arada olması kabızlığı tanımlar. Kız çocuklarda daha sık görülmektedir.

    Kabızlık çoğu kez her hangi bir altta yatan bir sebebe bağlı olmadan görülebilmektedir. Ailesel yatkınlık vakaların yarısına yakınında bulunmaktadır. Kabızlık en sık 2 yaş civarında tuvalet terbiyesi verilirken kabızlık karşımıza çıkar. Anne sütünden süt bazlı formülalara geçiş sırasında da kabızlık görülebilir.

    Kabızlık sorgulanırken doğumdan sonra çocuğun ilk 24 saatte dışkı yapıp yapmadığı, kabızlık sorunun süresi, dışkının özelliği ( kıvamı, keçi pisliği şeklinde olup olmadığı, tuvaleti tıkayacak şekilde olup olmadığı, dışkı kaçırma olup olmadığı), beraberinde idrar kaçırma probleminin olup olmadığı araştırılmalıdır.

    Aile iyi bir gözlemci ise kabız çocuklarının bir kenara saklanıp dışkı yapıyormuş gibi algılanmaya sebep olacak davranışlar içerisinde olduğunu doktoruna söyleyebilir.

    Bazen de altta yatan bir sebebe bağlı ortaya çıkabilmektedir; Günlük süt miktarının fazla olması, inek sütü alerjisi, posasız gıdaların fazlaca alınmış olması, bazen sıvı kaybı gibi beslenmeye bağlı nedenler olabildiği gibi bazen de hipotiroidi, çölyak hastalığı ( buğday unundaki gluten isimli bir proteine karşı alerji), kistik fibrozis (ter bezlerinin ve dış salgı bezlerinin hastalığı), şeker hastalığı, kalsiyum yüksekliği, potasyum azlığı gibi metabolik sebepler olarak karşımıza çıkabilir. Kabızlığın sebebi olarak nörolojik hastalıklar karşımıza çıkabilmektedir.

    Ayrıca ilaç alım hikayesi örneğin; antiasit ilaç alımı, havale ilacı kullanımı ( fenobarbital), tansiyon ilaçlarının alımı sorgulanmalıdır.

    Yine hastanın makat bölgesinin muayenesi de önemlidir. Makat bölgesinde çatlak olması, anüsün yerleşim yeri, kalın barsağın sinirsel uyarı eksikliği gibi sebepleri ayıt etmemize yardımcı olabilir.

    Bel bölgesinin anormalliğini muayene sırasında hekim gözlemleyebilir veya aile söyleyebilir.

    Aşağıda yazılı bulgular hekimi ve aileyi altta yatan önemli bir problem olduğu konusunda uyarmalıdır.

    · Beraberinde büyüme gelişme geriliği olması
    · Anal bölge sfinkterinde refleksin olmaması (makatın gevşek olması), makatın muayenede boş bulunması
    · Bacakların kuvvetinde azlık veya refleks azlığı
    · Omurga muayenesinde alt kısımlarında kıllanma çukurluk, omurga kavsinde bozukluklar
    · Karında şişlik olması

    Tanı; Hasta yakınlarından edinilecek bilgiler çoğu kez yeterlidir. Ancak organik bir sebep düşündürecek bulgular varsa;
    Direk karın grafisi ; Barsaklarda dışkı birikimini göstermede ve omurgalara ait hastalıkların ortaya çıkartılmasında kullanılabilir.
    Barsak temizliği yapılmadan baryumlu (ilaçlı ) kalın barsak grafisi çekilmesi, şüpheli durumlarda anorektal bölgenin monometrik incelenmesi doğumsal kalın barsağın sinirsel uyarı eksikliğini ortaya çıkarmada önemlidir. Bu hastalığı destekleyen bulgular var ise kalın barsağın son kısmından alınacak tam kat biyopsi ile sinir yumaklarının (gangliyonların ) yokluğunun gösterilmesi ile tanı konulabilir.

    Tedavi: Tedaviye başlamadan önce aileye baştan tedavinin uzun süreceği sabırlı olmak gerektiği açık bir dille anlatılmalıdır.

    Aileye ve çocuğa tuvalet eğitimi anlatılmalı ve eğitimin en az 6-12 ay süreceği belirtilmelidir. Tuvalet eğitiminin sabah kahvaltısı sonrası yerine getirilmesi gerektiği ve erişkin insanlarında bu şekilde yaptığı çocuğa uygun bir dille anlatılmalıdır.

    Diyet:
    · Diyet tedavisine diyete başaltıcı lavmanlar uygulandıktan sonra başlanmalıdır.
    · Aile uygulama sırasında GÜNLÜK tutmalıdır.
    · Diyet posa içermeli ve diyetteki posa miktarı yavaş yavaş artırılmalıdır.
    · Süt ve süt ürünlerinin miktarı diyette azaltılmalıdır.
    · Bazı mamalar ( soya içeren mamalar ve anne sütüne yakın içerikli mamalar) çocuğun yaşına göre denenebilir.

    Posalı gıdalar olarak;

    Sebzeler; Kereviz, enginar, bezelye, Brüksel lahanası, karnabahar, taze fasulye, ıspanak, pırasa, domates ve salatalık, marul ve havuç verilebilir.
    Kurubakliyatlar: Kurufasulye, mercimek, (yeşil ve kırmızı),
    Meyvalar: Elma (mümkünse kabuklu), incir,portakal, üzüm, çilek, muz (olgun olmak kaydıyla), armut, kayısı seçilecek meyvelerdendir.
    Kurutulmuş Meyvalar: Kuru üzüm, incir kurusu, kuru kayısı, kuru erik, hurma posa içeriği yüksek besinlerdir.
    Meyva suları: Taze sıkılmış portakal suyu, elma suyu, üzüm suyu fayda sağlayabilir.
    Patlamış mısır, fıstık, patates kabuğuyla fırında pişirilirse, kepekli ekmek verilebilir.
    Bal yerine pekmez özendirilmelidir.

    · Su alımı artırılmalıdır .
    · Fast-food türü beslenmeden uzak durulmalı / ev yemekleri özendirilmelidir.

    İlaç: Boşaltıcı lavmanlar doktor tercihine göre idame tedavisi bunu takip etmelidir. Beraberinde gastroözefagial reflü hastalığı olup olmadığı araştırılmalıdır.
    Doktor, aile ve yakın çevresi ve öğretmeni ÇOCUĞUN kabızlığın üstesinden gelmesinde yardımcı olmalıdırlar.

  • Süt çocuğu beslenmesinde doğru bilinen yanlışlar

    Süt çocukluğu dönemi doğumdan 12. ayın sonuna kadar, yani 1 yıllık sürece denir. Bu dönemin insan hayatında önemi oldukça büyüktür. Ayrıca bu dönemdeki gelişme ivmesi de oldukça yüksektir. Şöyle ki 1 yılın sonunda ağırlık olarak 3 katına erişen bir canlıdan bahsediyoruz. Bu gelişim fiziksel, zihinsel ve ruhsal alanda da olur. Bu nedenle bu dönemdeki beslenme insanın geleceğinin temellerini oluşturmaktadır.

    Bilindiği gibi yenidoğan bir bebek doğum sonrası ilk 1 saat içinde anne ile temas ettirilerek anne sütüne başlanmalıdır. İlk 6 ay sadece anne sütü ve vitamin desteği yeterli olmaktadır. Daha sonra ek gıdalara başlanmalıdır. İşte tam da bu dönemde yanlışlar yapılmakta ve bebeğin gelecekteki kişiliğinin genetik kodları da doğru veya yanlış bir şekilde oluşturulmaktadır. Kas iskelet sistemi, beyin fonksiyonları ve dolayısıyla kimlik oluşumu bebeğin beslenmesiyle yakından ilgilidir. Özellikle belleme ve kavrama(algılama) fonksiyonları çok önemlidir.

    Bebek ve gelişimi ile ilgili dünyada birçok dev sektörler vardır. Örneğin emzik ve biberon üretiminde marka olmuş dev firmalar. Halbuki emzik çok istisnai durumlar dışında bebek için hiç de faydalı bir ürün değildir ve hatta zararlıdır. Ha keza biberon da aynı şekilde birçok zararları vardır. Ağızda şekil bozukluğu, emme iç güdüsünün uzun süre kalması, ağız hijyeninde bozulma gibi. Yine aynı şekilde mama sektörüne bakıldığı zaman da aynı fotoğrafı görmek mümkündür. Çok özel istisnai durumlar dışında mama ile beslenmeye özendirmek son derece yanlış ve bu yanlışın en çarpıcı örnekleri,1970-1980 yıllarında Almanya'da gurbetçilerimizin çocuklarında görmek mümkündür. Fiziki olarak iri yapılı, adeta hormonlu sebze gibi çocuklardı. Zira o dönemde Avrupa'da önde gelen mama firmaları bazı sözüm ona Prof.'ları para ile satın alarak mama reklamı yaptırdılar ve o dönemlerde Avrupa'da anne sütü verme oranı çok düştü ve bu prof'lar yıllar sonra yaptıkları hataları kendileri ikrar ettiler. Halbuki yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'de birçok Ayet'te geçiyor ve bir annenin bebeğine 24 ay anne sütü vermesi gerektiği taa 14 asır önce bildirilmişti. Hal böyleyken bu yanlışları yapma lüksümüzün olmadığını düşünüyorum. Zira dünyada en iyi yatırım çocuklarımıza yapılan yatırımdır, yatırımdan kastım maddesel değil manada da yatırım. Yani onları hem maddi hem manevi anlamda güzel yetiştirmek, özellikle 21.yüzyıl dünyasında çok büyük önem arzetmektedir.

    İlk 6 aydan sonra ki beslenmede çok farklı önerileri basın yayın organlarında sıkca görmekteyiz. Ben bunların üzerinde durmayacağım. Meslekte 30 yılı geride bıraktım. İstanbul Çapa Tıp Fakültesinde stajyer doktor iken hocalarımız Türkiye gerçeklerine göre bebeğe en iyi ek gıdanın İnek sütü olduğunu ve bunun da bebeğin yaşına göre modifiye edilmesi yani sulandırma ve şeker ilavesi yapılması gerektiğini öğrettiler bizlere. Daha sonra o dönemde mide rahatsızlıklarında yine inek sütü kürleri verilirdi. Tıp eğitimi dinamik bir eğitimdir ve her yıl değişik bilgilere ulaşılmaktadır. O zamanın bu doğruları şimdinin yanlışları oldu. Özellikle bebek için son yıllarda İnek sütü üzerinde birçok araştırmalar yapılmakta ve sonuç mualesef doğruların yanlış olduğu yönündedir. Yani konuyu açarsak; bebek beslenmesinde en az 2 yıl hiç inek sütü verilmemesi önemle vurgulanmaktadır. Zararları oldukça fazladır. Ama gel gör ki TV'de reklamlarla meyveli süte özendirilmekteyiz. Benim de bu kadar yıllık tecrübemle gördüm ki biberon birinci hata, inek sütü ikinci hatamız. En basit somut yan etkilerini sıralarsam: Demir eksikliği anemisi, kalsiyum fosfor dengesinde fosfor lehine bozulma, dişlerde biberon çürükleri, hırçınlık ve iştahsızlık ve tek yönlü beslenmeye gidiş, en önemlisi de bir hipotez olup tip 1 diabet(çocukluk çağı şeker hastalığı) görülme sıklığında artma ki bu oldukça önemlidir. Halbuki mayalanmış süt ürünlerinde böyle bir tehlike yok ve ilk 6.aydan sonra verilmeli ve de oldukça faydalıdır. Araştırmalarda, dünyada en uzun süre yaşayan insan topluluklarının beslenmesinin özünde mayalı süt ürünleri(yoğurt, peynir, çökelek, kefir) görülmüştür. Şükür ki son zamanlarda bu sektörde ciddi gelişmeler gözlenmektedir. Probiyotik denilen şeyin yoğurdun mayası da olduğunu ve bu ürünün değişik bebek mamalarına dahil edildiğini görmek tezimizi daha da güçlendirmektedir ve bence büyük bir yanlıştan dönüldüğünü de görür gibiyiz .

    Sonuç olarak hiç kimse Amerikayı keşfetmiyor. Özümüze dönerek doğal beslenmeyi bebeklerimize sunmak zorundayız. Her sebze ve meyvayı mevsiminde tüketmeye tekrar döneceğiz, çökeleği, yoğurdu, peyniri, köy yumurtasını, ev tarhanasını, mercimeği, bulguru bebeklerimize zamanı gelince uygun şekilde hazırlayarak vermek zorundayız. Beslenme konusunda bu dönemde hata yapma lüksümüz yok. Zira Allah'ın bize bahşettiği en değerli varlık olan yavrularımızı en güzel bir şekilde geleceğe hazırlamakla mükellefiz. Bunların ekonomik boyutu yoktur, sadece kültürel boyutta konuyu düşünmek yeterlidir.

    Sağlıklı nesiller dileğiyle….

    Uzm.Dr.Yaşar ÖZKAN

  • Çocuk ve kemik sağlığı

    ÇOCUKLARDA SAĞLIKLI KEMİK GELİŞİMİ

    Hayatımız boyunca vücudumuzun yükünü taşıyan kemiklerimiz aslında temel olarak çocukken gelişir.Kemiklerin ana yapısı protein ve minerallerden oluşur.Minerallerin de büyük kısmı kalsiyum ve fosfordan meydana gelir. Bunlar vücutta üretilmediklerinden gıdalarla belli oranlarda ve düzenli olarak alınması gerekir.
    Çocuklardaki Kalsiyum kaynağının çoğu süt ve süt ürünlerinden; bir kısmı ise kuru baklagiller, kuru yemişler, tahıllar ,et , bazı sebze ve meyvelerden alınır.Günlük kalsiyum ihtiyacı çocukluk çağında 800 mg’dır.

    Süt ürünlerindeki kalsiyum ve protein miktarları:

    100gr besinde Kalori Protein Ca (Kalsiyum)
    Süt 61 3,3 120
    Yoğurt 63 5,3 120
    Beyaz peynir 289 22 162
    Kaşar peyniri 404 27 700

    Vücuda alınan kalsiyum, D Vitamini olmadan yeterince emilip depolanamaz. Çocuklar için günlük D Vitamini ihtiyacı 5 mcg’dır, ana kaynağı güneş ışınları, balık, balık yağıdır.Günümüzde süt ve süt ürünleri D Vitamini ile zenginleştirilmektedir.
    Kemik sağlığında egzersizin de yeri çok önemlidir. Fiziksel aktivitenin oldukça azaldığı günümüz şartlarında çocuklar egzersiz yapmaya özendirilmelidir. Okula gidip gelirken servis araçlarını kullanan, evde genelde televizyon ve bilgisayar başında zaman geçiren yeni nesil için günlük 20-30 dk.lık yürüyüş, ip atlama, basket ve yüzme gibi sporlar tavsiye edilir.
    Güneş ışığından yüz ve eller açık kalmak kaydıyla günde 15-20 dk. faydalanma yeterli olacaktır.
    Beslenme, egzersiz, güneşten faydalanma gibi pozitif katkıların yanında, kemikler ile ilgili çoğu özelliğimizi ailemizden genetik yolla miras alırız. Kemikleri kolay kırılan, mide barsak sisteminde Ca ve D Vit. emiliminde bozukluk olan ya da kemik metabolizması ile ilgili hormonlarda eksiklik bulunan ailelerde doğuştan şanssız çocuklar vardır. Genetik olarak riskli çocuklar normal yaşıtlarına göre; boy, baş çevresi, diş sağlığı yönünden daha yakından takip edilir ve tedavi dozlarında mineral-vitamin desteği yapılır.
    Çocuklar her konuda ebeveynlerini taklit ettikleri için evde yoğurt, peynir, tereyağı, ayran, sütlü tatlı gibi ürünler tüketilmezse onlardan bu gıdaları yemeleri beklenemez.Hiç spor yapılmayan ailede büyüyen çocuklardan düzenli egzersiz yapması istenemez.

    Dr.Gülperi Pınarcık
    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

  • Güçlü bir bağışıklık sistemi için günde 500 ml. Anne ya da devam sütü

    Güçlü bir bağışıklık sistemi için günde 500 ml. Anne ya da devam sütü

    1- Bebek beslenmesinde anne sütünün önemi:


    Bebek beslenmesinde anne sütünün önemi sayılamayacak kadar çoktur. Fakat sacayağı dediğimiz bir üçleme vardır. Bunlar:

    a) Anne sütü hijyeniktir, yani mikrop barındırmaz buna karşılık tüm mikrop çeşitlerine karşı koruma özelliği vardır. İçinde canlı olarak koruyucu hücreler bulunur. Hastalıklara karşı antikorlar içerir. Bağırsakta bulunan faydalı bakteriler anne sütü ile beslenip çoğalırlar ve bebeği korurlar.

    b) Ekonomiktir, hiçbir masrafı yoktur, son derece besleyicidir, 6 ay boyunca başka hiç bir şey verilmeksizin (su dahil) bebeği besleme özelliği vardır.

    c) Psikolojik yararları çoktur. Anne sütü alan bebekler ileride sosyal ve psikolojik olarak daha dengeli olurlar. Daha mutludurlar. Annesini göğsünde iken ten teması onu yaşamı boyunca daha mutlu yapar. Annesi ile göz teması sayesinde otizm, hiperaktivite ve konsantrasyon bozuklukları daha az görülür.

    2- Anne sütü hangi etkenlerle azalır? Anne sütünü artırmak için ne yapmalıyız?
    Anne sütünü azaltan en büyük neden psikolojik sorunlardır. Bu nedenle anne sütü verirken anneler mutlaka huzurlu ve mutlu bir ortamda bulunmalı ve ailenin tüm fertleri ve diğer yakınları tarafından süt verme yönünde desteklenmelidir. Anne sütünün tam bir gıda olduğu, bebeği tam beslediği vurgulanmalıdır.

    Bazen de ateşli hastalıklar, organlara ait bozukluklarda süt azaltabilir. Bu durumlara daha nadir rastlanır. Sütü artırmanın en önemli yolu daha hamilelikten itibaren anne adayını süt verme yönünde desteklemektir. Ayrıca bol sıvı ve süt artırıcı çayları vermekte yarar sağlayabilir.

    3- Anne sütü olmadığı ya da yetersiz olduğu durumlarda anneler nasıl bir yöntem izlemelidir ve bebeklerini ne ile beslenmelidir?
    Anne sütünün yetersizliğine az rastlanır. Bunu anlamanın en önemli yolu bebeği yakından izlemektir. Anneyi süt verme yönünde desteklemek, süt verme yolu ve tekniklerini göstermek, çocuğun düzenli kilo aldığını tartarak izlemek önemlidir. Ender olarak sütün az geldiği durumlarda (kilo alamama, devamlı göğüste kalma isteği gibi) anne sütüne uyumlu ek formül mamalar verilebilir.

    4- Sütün bebeklerin bağışıklık sisteminin gelişmesindeki rolü:
    Anne sütünde bebeklerin bağışıklığını artıran ve sürdürülebilir olmasını sağlayan birçok hücre ve madde mevcuttur. Bunlar arasında lenfosit dediğimiz hücreler, birçok antikor ve enzimler, prebiyotik dediğimiz bebeklerin bağırsağında bulunan faydalı bakterileri besleyen maddeler sayılabilir.

    5- Bebeklerin günlük süt ihtiyacı ne kadardır? İdeal ölçü nedir?
    Bebeklerin günlük süt gereksinimi onların kilolarına göre hesaplanır. Bebeğin kilosu 150 ile çarpılırsa 24 saatteki süt ihtiyacı bulunmuş olur. Diğer bir deyimle ilk 6 ayda bebekler kilo başına 150 cc. süte gereksinim duyarlar. Örneğin 5 kilo gelen bir bebek günde 750 cc. civarında süt alırsa bu onu yeterince beslemiş olur.

    6- 6. aydan sonra ek gıdaya başlanıyor bu durumda günlük süt ihtiyacı miktarı değişir mi?
    Bebekler 4-6 ay arasında ek gıda alırlar. Bebeğin ayına göre başlangıç mamaları, devam mamaları ve veya devam sütleri verilebilir. Bu mama ve sütler anne sütüne yakın olmalı, bebeğin bağışıklığını destekleyen maddeler (prebiyotik, nükleotid gibi) içermeli ve bebeğe yeterli miktarda verilmelidir. (Örneğin günde 500-750 cc. gibi).

    7- 6. Aydan itibaren ek gıdalara başlandığında bebeklerde günlük süt ihtiyacını karşılayabilmek için nasıl bir beslenme yöntemi izlenmelidir?
    6. aydan itibaren bebeklere iyi bir beslenme programı hazırlamak gerekir. Aylık izlenimlerle bebeğin boy, kilo, baş çevresi, fiziksel, nörolojik ve psikolojik gelişmeleri kaydedilmelidir. Yeterli kalori, protein, mineral ve vitamin alımı çok önemlidir. Bunlar adapte ve formül mamalarda, kaşık mamaları ve kavanoz mamalarında yeteri kadar vardır.

    8- Anneler, bebeklerine yeterli süt verip vermediklerini nasıl anlayabilirler?
    Bebeklerin yeterli süt alıp alamadıkları fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişmeleri ile anlaşılır. Boy, kilo ve baş çevresi aylık kaydedilmeli ve çocuklar iyi bir şekilde izlenmelidir.

    9- İştahsız ya da süte direnç gösteren bebekler için anneler ne tür beslenme yöntemleriyle günlük süt ihtiyacını tamamlayabilirler?
    İştahsızlık bebeklerde göreceli bir kavramdır. Gelişmesi normal olan bir çocukta iştahsızlık yok denebilir. İştahsız bebekler için geliştirilmiş bazı mama ve devam sütleri kullanılabilir. Günlük süt gereksinimini alan bir bebekte iştahsızlık yok denebilir.

    10- Bebek beslenmesinde 6.aydan sonra da yeterli süt tüketiminin önemiyle ilgili eklemek istedikleriniz….
    Bebek beslenmesi onların tüm yaşamını etkilediği için, bilinçli, düzenli, sürdürülebilir olmalı, anne- babalar bu yönde desteklenmeli ve cesaretlendirilmelidir. Anne sütü, ona yakın gıdalar, devam mamaları ve devam sütleri hakkında ebeveynlerin bilgilendirilmesi vazgeçilmez yaklaşım olmalıdır.

    Tüm dünya çocuklarına sağlık ve mutluluklar…

    Bebeğinizin günlük anne ya da devam sütüne ne kadar ihtiyacı olduğunu biliyor musunuz? www.sutumyeterlimi.com