Etiket: Süt

  • Anne sütü ve besin alerjisi

    Anne sütü değil, annenin yedikleri alerji yapıyor…

    Alerjileri ve besin intoleransı (duyarlılık), besin zehirlenmeleri birbirine karıştırılıyor. Alerji testinde bir besine karşı alerji olduğu sonucunun çıkması, o besinin tüketilmesi halinde alerjiye yol açmayabiliyor. Hastalık yoktur, hasta vardır. Bu nedenle sadece laboratuvar testlerinin sonucuna bakıp, et, süt ve yumurta gibi temel gıda maddelerini kişilerin beslenmesinden çıkarmak doğru değil. Eğer çıkarmak zorunda kalınıyorsa da, bu besinlerin yerine mutlaka onların yerine geçebilecek olanlar konulmalıdır.

    Halkın yaygın olarak yanlış bildiği besin alerjisi türlerinin başında süt alerjisinin gelmektedir. Bazı annelerin bebeklerini verdikleri sütün alerjiye yol açtığını sanarak sütten kesmeleri yanlıştır. Anne sütü değil, annenin tükettiği bazı besinler bebekte alerjiye yol açabilir. Burada bebeği sütten kesmek çözüm değil. Onun yerine bebeğe alerji testi yapıp hangi besinlerin alerjiye yol açtığını saptamak gerekiyor. Böylece annenin diyetini düzenlediğinizde bebeğin de sıkıntısı kalmıyor. Aynı şekilde yapılan testlerde küçük bebeklerde et alerjisi de çıkabilir. Anneler bu duruma şaşırıyor. Bebeğim 5 aylık daha et yemiyor, nasıl ete alerjisi çıktı diyorlar. Oysa annenin yediği et nedeniyle bebekte alerji oluşuyor. Bu nedenle annenin diyetinden eti çıkarıp yerine başka bir protein kaynağını koymak sorunu çözüyor.

    ÇİLEK YERİNE BAŞKA MEYVE YEYİN

    Yaygın besin alerjisi nedenleri arasında çilek de önemli bir yere sahip. Ancak tahmin ve testlere dayanarak çilek yasağı koymak doğru değil. Çileğin vücutta alerjiye yol açtığının kesin olarak saptanması halinde kesilebilir. Çileğin yerine başka meyve koyabilirsiniz. Ama et, süt ve yumurtayı bunlar alerji yapıyor deyip kesmek yanlış. Temel gıda maddeleri yasaklanacaksa da bunu bir alerji uzmanının yapması doğrudur.

    ALERJİ YAPAN BESİNİ 6 AY YEMEYİN

    Besin alerjisi deride kaşıntı, kızarıkık, kabarıklık gibi belirtilere yol açarken, hırıltı, hışıltılı nefes alıp verme, sık sık öksürme gibi sorunlar da ortaya çıkıyor. Kişide eğer gıda alerjisi varsa, farklı zamanlarda birkaç organ etkileniyor. Gıda alerjisinde kesin çarenin alerji yapan besin maddesini en az 6 ay tüketmemek gerekir. Eğer çocuğun et, süt ve yumurtadan herhangi birine karşı alerjisi varsa, mutlaka büyümesini, beslenmesini bozmayacak bir şekilde başka gıdalarla takviye yapılmalı. Bu gıdalar da diyetten çıkarılan besin maddesinin yerini doldurabilmeli. ABD’de çok tüketildiği için fıstık alerjisi çok yaygındır. Fıstık alerjisinin ömür boyu sürebilir. Türkiye’de ise fıstık alerjisi gibi uzun süren ve hiç geçmeyen balık ve deniz ürünleri alerjisi daha az.

    DUYARLILIK DERECELERİ FARKLI

    Besin zehirlenmesi ve besin alerjisi birbirinden farklı. Besin intoleransı (duyarlılığı) denilen durumda, karın ağrısı, aşırı kusma ve sindirememe gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Bağırsaktaki bazı enzimler alınan gıdayı yeterince sindiremiyor. Bağırsaktaki bakteriler nedeniyle bu gıdalar tüketildiğinde gaz ve karın ağrısı olabiliyor. Besin zehirlenmelerinde ise, besindeki mikrobik kirlenmelerle ishal, kusma oluşabiliyor. Kişilerin besinleri tolore etme dereceleri de birbirinden farklıdır. Bir kişi bir bardak süt içtiğinde birşey olmuyor da, ikinci bardakta alerji oluşuyorsa sütü yasaklamıyoruz. Ama sadece pastanın içine veya kahveye bir parça süt tozu katılmışsa ve aşırı duyarlılığa neden oluyorsa sütü kesiyoruz. Bu nedenle mutlaka bir alerji uzmanı değerlendirmelidir diyoruz.”

  • Gıda alerjisi

    Alerjik hastalıklar, giderek artmaktadır. Gıda alerjisinde de buna paralel bir artış vardır. Gıda alerjisi her yaşta görülebilmektedir. Yaş ne kadar küçükse, sorun o kadar büyüktür. Bu nedenle de esas olarak bebeklik döneminin ciddi bir sorunudur.

    Gıda alerjisi, kliniğe değişik şekillerde yansımaktadır. Yeni doğan döneminde, anne sütünün kesilmesinden sonra veya ek gıdalara geçilmesinden sonra başlayabilir.

    Gıda alerjisi ile intoleransını da karıştırmamak gerekir. Doğuştan bazı enzim eksikliği olanlar, bazı gıdaları yerse dokunur. Örnek; G6PD enzimi eksik olanlar, bakla yerse sarılık atağı ve kansızlık yapabilir. Laktaz enzimi eksik olanlar, laktoz içeren gıdaları ; örneğin süt, yoğurt yerse dokunur. Ama az miktarda yerse veya laktozsuz süt yoğurt yerse sorun olmaz. Oysa alerjide durum farklıdır. Gıdayı oluşturan protein molekülleri az da alınsa alerjik reaksiyonu oluşturur.

    Sindirim sistemi belirtileri:

    Aşırı huzursuz, ağlayan , gazlı bir bebekte süt alerjisi olma ihtimali vardır. Yine bebek çok kusuyorsa, kilo alamıyorsa, gece uykusuzluk sorunu yaşıyorsa bunlar hep inek sütü alerjisine bağlı olabilir. Süt çocukluğu döneminde ishal veya tam tersine kabızlık, anal fissür de alerjinin belirtisi olabilir. Daha az bir olasılıkla başka gıdaların alerjisi de olabilir.

    Deri belirtileri:

    Deri belirtileri en sık görülenlerdir. Daha çok süt çocukluğu döneminde görülmekle birlikte her yaşta deri belirtisi olabilir. Sadece yanaklarda veya vücudun belli bölgelerinde kızarma, pütürlü bir görünüm veya kabuklanma olabilir. Genellikle kaşıntılıdır. Tipik olarak atopik dermatit olarak tanımladığımız bu deri döküntüleri besin alerjisi kaynaklı olabilir. Atopik dermatitin tipik dağılımı olarak yüzde, boyunda, kulak arkalarında, el ve ayak bileklerinde, diz-dirsek kıvrımlarının iç yüzeylerinde görülür. Bazen de bu tipik dağılım olmayıp yaygın döküntü şeklindedir. Özellikle bebek soyunduğunda vücudunun çıplak olan kısımlarını yırtarcasına kaşır. Kapalı alanlarda kaşıntı daha az veya yoktur.

    Besin alerjisi ürtiker-anjioödem şeklinde görülebilir. Özellikle ani reaksiyonlar bu şekildedir. Alerji olan besinle karşılaşır karşılaşmaz, ilk 2 saat içinde ortaya çıkar. Hemen müdahale edilmezse anafilaksiye neden olabilir.

    Solunum sistemi:

    Hırıltı, öksürük, aşırı salgı artışına bağlı balgam üretimi, nefes almakta güçlük görülebilir. Nefesinde hışıltı sesi (wheezing) duyulabilir.

    Belirtiler bazen tek bir organ veya sistem tutulumu değil, bunların karışımı şeklinde görülebilir. Tanıda en önemli adım, besin alerjisinden şüphelenmektir.

    Alerjen gıdalar:

    Bütün gıdalar alerji yapabilir. Özellikle bunlar yapar, bunlar yapmaz diye bir ayırım yapmamak gerekir. Bazı gıdalar, diğerlerinden daha alerjen yapıdadır. Özellikle temel besinleri oluşturan gıdalar bu konuda çok önemlidir. Süt, yumurta, kabuklu ve kuru yemişler , balık ve diğer deniz ürünleri, çilek ve bazı başka meyveler, buğday ve tahıllar en sık karşımıza çıkmaktadır. Bunların alerjen potansiyeli hem yapısına göre, hem de alerjisi olan kişiye göre değişir. Süt, yumurta alerjisi genellikle 2-3 yaş civarında geçer; balık, deniz ürünleri ve kuru yemiş; özellikle de fıstık alerjisi daha uzun sürme eğilimindedir. Bazen ömür boyu hiç geçmeyebilir. Unutmamak gereken nokta, ayrıntılı öykü alınarak aile dikkatle dinlenmeli, her gıdanın alerji yapabileceği göz önüne alınmalıdır.

    Tanı:

    -Altın standart gıdanın yasaklanması ve tekrar verilmesi prensibine dayanır. Alerjiye yol açan gıda bir süre kesilir, hasta gözlenir. Daha sonra tekrar verilir, belirtilerin tekrarlayıp tekrarlamadığına bakılır. Doktor tarafından yapıldığında, tek kör (hastanın bilmeyip doktorun bildiği) veya çift kör (hastanın ve doktorun verdiği gıda alerjen olması denene mi yoksa zararsız olduğu bilinen başka bir gıda mı olduğunu bilmediği yöntem) uygulanarak alerji tesbit edilmeye çalışılır.

    -Deri testi

    Tanı koymada alerji tetkikleri yardımcı olur. Alerji uzmanı tarafından yapılarak doğru değerlendirilen deri prick testi uygulanabilir. Taze gıdadan “prick to prick” denen yöntemle; yani iğne ucu önce gıdaya batırılıp sonra cilde uygulanarak değerlendirilir. Bir diğer yöntem de hazır ve standart gıda alerjenleri kullanarak test yapmaktır. Çok iyi deneyimli uzman tarafından yapılmazsa yanlış değerlendirme, yanlış tanı ve yanlış tedavi riski vardır. Çocuğu besin alerjisinden koruyalım derken gelişme, büyüme ve beslenme bozukluğuna yol açmamak gerekir.

    -Kan tetkiki

    Şüphelenilen besine karşı kanda oluşan spesifik IgE düzeyi ölçülür. IgE, bağışıklık sisteminin alerji oluşmasından sorumlu parçasıdır. Besine karşı tolerans varsa bu oluşmaz. Oluşuyorsa, bu besine karşı alerji olduğunu gösterir. Ancak bunun da dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Sadece var olması yetmez. Bir besini yasaklamak için o besinin belli bir miktarda IgE yaptırmış olması gerekir. Bu sınırın altında ise tam yasaklama yapmadan tedavi yoları araştırılır. Özellikle bebeklerde süt alerjisinde önemlidir. İlk 2 yaşta 2 kU/l üzerinde, daha büyük yaşlarda 5 kU/l üzerindeki değerler anlamlıdır. Her bir besin için belirlenmiş düzeyler vardır. Yorum yaparken göz önüne alınmalıdır.

    -Öykü

    Deri testi veya kan tetkiki negatif çıkarsa alerji yok dedirtmez. Sadece anafilaksi denen ve çok kötü sonuçlara ulaşma riski taşıyan tip alerji yoktur dedirtir. Besin alerjisi, IgE dışı mekanizmalarla da oluşabilir. Kan düzeyi normal olduğu halde annenin ısrarla dokunduğunu söylediği gıda gerçekten alerji yapıyor olabilir. Bu durumda yaklaşık 3 haftalık yasaklama, gözlem, ardından gıdanın tekrar verilmesi uygulanabilir.

    Tedavi:

    Besin alerjisinin tedavisi, alerji yapan besinin mutlak yasaklanmasıdır. Çilek gibi yense de yenmese de olur tür besinlerde çözüm kolaydır. Ama süt, yumurta gibi temel besinlerde durum biraz daha zordur. Bir besini yasaklarken, mutlaka aynı değerde alternatifi bulunup yerine konmalıdır. Aksi taktirde daha önemli sağlık sorunlarına yol açar.

    Son yıllarda yasaklama dışında bazı tedaviler denenmektedir. Bazı besinlere karşı aşı tedavisi denenmektedir. Ancak henüz güvenli uygulamaya girmemiştir.

    Gıdanın yaptığı alerjik reaksiyona karşı rahatlatıcı ilaçlar destek amaçlı kullanılabilir. Atopik dermatitte cildi nemlendiriciler, lokal kortizonlu pomadlar, zaman zaman sistemik kortizon, antihistaminik ilaçlar gibi tedaviler kullanılabilir. “Çivi çiviyi söker” mantığı ile kontrolsüz bir biçimde yapılan alerjen gıdanın bol bol verilmesi yanlıştır, hayati tehlike oluşturabilir. Gıda yasaklandığında, en az 3 ay süre ile o gıda veya o gıdanın başka gıdalar içindeki hali dahil asla verilmez. Az az vermek çözüm değildir. Mutlak yasaklama uygulamak gerekir. Örneğin yumurta yasaklıyorsanız; bisküvi, pasta, börek gibi içine yumurta giren gıdalar da yasaklanmalıdır.

    Bebeklik döneminde inek sütü alerjisi ayrı bir önem taşımaktadır. Bu nedenle bir diğer yazıda üzerinde biraz daha ayrıntılı durulacaktır.

  • Dondurma ve çocuk; doğrular / yanlışlar

    Dondurma, yaz aylarının vazgeçilmez lezzetlerindendir. Büyük küçük herkesin severek yediği bir besindir. Kültür ve alışkanlıklara bağlı olarak, sadece yazın değil, 4 mevsim de tüketilen bir besindir. Dondurmanın temel maddesi süttür. Bunun içine katılan şeker, salep, diğer meyve özleri vs. ile değişik lezzetlerde dondurmalar üretilir. Temel maddesi olan süt ve süt ürünleri, çocuk ve büyükler için temel besleyici proteinleri içerir. Doğru tüketildiği taktirde, yararlı bir besindir. İçinde protein, karbonhidrat ve yağ, ayrıca yine sütte bulunan a, b vitaminleri açısından da zengindir. Bir diğer zenginliği de yine sütte bulunan zengin kalsiyumdur. Kalsiyumun çocuklarda büyüme ve gelişmede, özellikle de kemik gelişimindeki rolü ve önemi bugün çok iyi bilinmektedir. Kalsiyum sadece çocuklarda değil, her yaşta gerekli bir mineraldir. Büyümesini tamamlamış insanlarda da yaşla birlikte gelen ve osteoporoz denen kemik erimesini önlemede, oluşanın tedavisinde yeri çok önemlidir. Dondurmayı yaparken kullanılan süt ve şeker temel maddelerini, sütün diğer ürünlerinde de görebiliriz. Sütlaç, muhallebi gibi süt tatlılarında aynı maddeler bulunur. Besleyicilik açısından hemen hemen eşit değere sahiptirler. Küçük bir çocuğun günde 2 su bardağı süt içmesi gerektiğini düşünürsek, bir kase dondurma ile bunun yarısına yakın bir kısmı karşılanabilir. Dolayısı ile günlük kalsiyum ihtiyacının da bir kısmı dondurmadan karşılanabilir. Dondurmalar hazırlanırken, değişik lezzetler elde etmek için içine çeşitli aromalar, renk ve koku katkı maddeleri katılmaktadır. Bunlar, sağlık bakanlığının ve ilgili sağlık kuruluşlarının zararsız olarak belirlediği miktar ve türdeki katkılar olduğunda, sağlık açısından zararlı değildir. Bu katkılar, tamamen lezzete yönelik, çocuğun dondurma yemesini etkileyen katkılardır. Beslenmeye ek getirmezler. Ancak bazı dondurmalara, aynı sütlerde ve mamalarda olduğu gibi çeşitli vitamin ve mineral katkıları yapılmaktadır; işte bu tür katkılar, o dondurmanın besleyici özelliğini artırır.

    Dondurma, büyük-küçük genelde herkes tarafından sevilen bir gıdadır. Ancak küçük çocuklarda, özellikle iştahsız çocuklarda aç karına yenilen tatlı bir besin, çocuğun var olan iştahını da kapatmaya neden olur. Bu nedenle dengeli beslenme için mümkünse öncelikle yemesi gereken yemeği yedirilip, dondurma daha sonra tatlı olarak verilmelidir. Ek besinlerin ve direkt şekerli gıdaların verilebildiği 1 yaş civarında dondurma da verilebilir. Beslenme dengesini bozup, içindeki şekerden dolayı aşırı kalori yüklemesine yol açmaması için, çocuklara günde 1 külah veya 1 porsiyondan fazla vermek doğru değildir. Ayrıca hızlı hızlı yenen dondurma, boğazın soğuması, kurulu mikrobik dengenin bozularak fırsatçı bakterilerin ortama egemen olma riski taşır. Bu nedenle çocuk dondurmayı yavaş yavaş yemeli, arada isterse su da verilmelidir. Dondurmanın kendisi boğaz ağrısı veya boğaz enfeksiyonu yapmaz. Ayrıca temiz ve uygun maddelerle hazırlanmış dondurma, çocuklarda hastalık oluşturmaz. Dikkat edilmesi gereken bazı özellikler vardır. Sıcak ortamlarda, tatil yörelerinde zaman zaman yaşanan elektrik kesintileri sırasında buzdolabının ısısı düşer ve dondurma kısmen de olsa erirse, o zaman tüm süt ve süt ürünlerinde olduğu gibi dondurmada da kolayca mikrop ürer. Başta ishal olmak üzere çeşitli hastalıklara yol açabilir. Hazır dondurmaların eriyip geri dondurulmuş olmamasına bu yüzden dikkat etmek gerekir. Şüpheli olanları almamak gerekir. Fabrika üretimi olmayan dondurmaların da mutlaka hijyenik ortamlarda üretilip muhafaza edilip satılıyor olmasına dikkat edilmeli, güven vermeyen açıkta satılan dondurma tüketilmemelidir.

    Dondurmada, besin zehirlenmesi yapan mikroplar da çok çabuk ürer. Aynı kaptaki dondurmanın sadece belli bir bölgesinde mikrop olup, o kısım kime gelirse onun hastalanması söz konusudur. Yani aynı dondurmadan yiyen birden fazla kişinin sadece 1 tanesi zehirlenebilir; bu o dondurmayı aklamaz. Hijyen kuralları çok önemlidir. Hijyeni etkileyen önemli bir sorun da süredir. Dondurma üretilirken, pakete son kullanma tarihi yazılır. Buna çok dikkat edip, süresi geçmiş dondurma yenmemelidir. Pastanelerde ise taze olduğundan emin olunmayan dondurma yenmemelidir. Bekleme süresi uzadıkça, içinde mikrop bulunup hasta yapma riski artar. Bir diğer sorun da dondurmanın ana maddesi olan süt’e alerjisi olan çocuklardır. Alerjinin şiddetine göre bireysel karar verilmesi doğrudur. Prensip olarak süt alerjisi olan çocuklar dondurma da yiyemez. Süt alerjisi olmayıp dondurmaya koyulan boya ve katkı maddelerine karşı da alerji olabilir. Bu durumda da katkısız, sade olan dondurmalar tercih edilmelidir. Ancak her durumda, miktar önemlidir. Beslenme dengesinin şekerli gıdalar lehine dönmesi, şu anda ve ilerde obesite problemini kolaylaştırır. Çünkü dondurma, çocuklar tarafından genellikle çok sevilir. Engel olunmazsa aşırı tüketilebilir. Yine de pek çok aşırı şerbetli, riski daha fazla olan hamur tatlılarındansa dondurma hem daha yararlı hem de riski daha az olan bir besindir. Çocuklara tatlı olarak verilmesi önerilebilir.

  • Anne sütü ve emzirmeye ait pratik bilgiler

    Anne sütünün içeriği

    Anne sütü, gebeliğin 6-7. aylarında yapılmaya başlar. Bebek doğana kadar salgılanan süt miktarı azdır. Bebek doğduktan sonra süt yapımı da artar.

    Anne sütü, bebek için en uygun bileşimlerdedir. İçeriği sabit olmayıp, bebeğin ihtiyaçlarına göre değişiklik gösterir. Temel olarak protein, yağ, karbonhidrat ve su’dan oluşur. İçinde, vitaminler, kalsiyum gibi elementler, çeşitli enzimler ve bebeği hastalıklardan koruyacak olan bağışıklık proteinleri de içerir. Büyüme ve gelişmeyi etkileyen hormonları da içerir. Anne sütünde, 20’den fazla aktif enzim tanımlanmıştır. İlk 5 gün salgılanan süt; “kolostrum” veya “ağız” denen özel yapıda bir süttür. Yağı az, sodyum, potasyum, çinko ve bebeği mikroplardan koruyan antikorlardan zengindir. Kolostrumda yağ oranı % 2, daha sonra giderek artar ve 15. gün civarında % 3.5-4 grama ulaşarak sabit kalır. Sütün içindeki yağ oranı, beslenme sırasında da değişiklik gösterir. Başta daha az, emzirme sonuna doğru doygunluk hissi verip bebeğin memeyi bırakması için daha yağlı bir kıvam alır. Anne sütündeki enerjinin yarısı yağlardan karşılanır.

    Anne sütündeki protein oranı; başlangıçta litrede 15 gram civarında; olgun sütte 8-9 gram civarındadır. Anne sütündeki protein miktarı, inek sütünden daha düşüktür. Ancak yararlanım düzeyi daha yüksektir, bebeğin ihtiyacını tamamen karşılar. Ayrıca, böbreklere de gereksiz protein yükü bindirmemiş olur.

    Anne sütündeki karbonhidrat, esas olarak laktoz (süt şekeri)dur. Litrede 70 gram civarında laktoz bulunur.

    Vitamin içeriği, annenin beslenmesinden ve aldığı vitaminlerden etkilenir. Genel olarak sağlıklı bir annenin sütünde, K ve D vitamini dışındaki vitaminler yeterlidir.

    Sütün %80’den fazlasını oluşturan su ise, bebeğin tüm su ihtiyacını karşılar.

    Anne sütünün bebeğe faydaları

    Anne sütü, bebeğin tüm ihtiyaçlarına cevap verir. Özellikle ilk 4-6 ay, başka hiçbir gıda almaksızın, her türlü ihtiyacı karşılar. Bebeğin su ihtiyacını karşılar. Büyüme gelişmesi için gereken proteinini, enerjisini karşılar. Anne sütündeki yağlar, enerjiyi karşılamanın yanı sıra, gözün retina tabakası ve beyin gelişimi için de gereklidir. Anne sütünde; hazır mamalarda olması mümkün olamayan ve bebeği çeşitli mikroorganizmalardan koruyan biyoaktif maddeler, bağışıklık sistemini düzenleyen faktörler, büyüme ve gelişmeyi etkileyen hormon ve büyüme faktörlerini de bulundurur. Enzimlerden biri olan laktoferrin, demiri bağlayarak mikropların kullanmasını ve üremesini engeller. Kazein, ve bazı başka enzimler de mikropların bebeğin barsağına tutunmasını engeller. Özellikle sindirim ve solunum sistemi başta olmak üzere, çok sayıda organın büyüme ve gelişmesini düzenler.

    Bebeğe ne zamana kadar süt verilmeli?

    Anne sütü, ilk 6 ay bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılar. Bu süre zarfında bebeğe sadece anne sütü ve D vitamini verilmelidir. Bundan sonra ise bazı eksikliklerin oluşmaması için, ek gıdalara başlanmalıdır. Anne sütüne ilave ek gıdalara 4 aydan önce başlanmamalıdır. Ek besinlerle birlikte anne sütü, 1 yaşına kadar verilmelidir. Tercihan 2 yaşına kadar da devam edilebilir. Ancak bebek, alması gereken ek gıdaları almayıp sadece anne sütüne devam ederse, 1 yaşından sonraki dönemde bazı eksiklikler ortaya çıkabilir. Bu durumda anne sütünün verilmemesi de söz konusu olabilir.

    Katı besinlere erken başlanırsa, anne sütü alımını kısıtlar, büyümesi olumsuz etkilenir. Ek gıdalara erken başlamakla besin alerjisi riski de artmaktadır. 4. aydan önce verilen ek gıdalar, ishal, kabızlık, gaz gibi mide barsak sistemi sorunlarına yol açabilir.

    Emzirirken bebek nasıl tutulmalı?

    -Anne, rahat bir pozisyonda oturmalı ve kendini rahat hissetmelidir.

    -Bebeğin başı ve vücudu düz bir hat üzerinde olmalı, yüzü memeye doğru, burnu da meme ucunun tam karşısında olmalıdır.

    -Anne ve bebeğin vücudu çok yakın bulunmalı, bebek sadece baş ve omuzlarından değil, kalçasından da desteklenmelidir.

    -Bebek, meme başının tüm renkli kısmını ağzına alacak şekilde ayarlanmalıdır. Sadece meme ucunu ağzına alması yanlıştır.

    -Mutlaka gerekmedikçe emzirme sırasında anne veya bebeğe müdahale edip rahatsız edilmemelidir.

    -Bebeğin başı memeye doğru itilmemelidir. İtilirse, bebek başını daha da geriye atarak huzursuz olur.

    -Anne, memeyi eli ile alttan desteklemelidir.

    -Parmaklarla meme hafifçe sıkılmalı, bebeğin burnunu tıkamamalıdır.

    -Emzirme sırasında bebeğin pozisyonu ara ara rahatsız etmeden değiştirilmeli, memenin farklı noktalarına da basınç uygulanması sağlanmalıdır.

    -Sezeryan doğumlarından sonra oturarak emzirmek zor olabilir. Bu durumlarda yan yatarak emzirmek de mümkündür.

    Anne sütü nasıl saklanmalı?

    Böyle bir uygulama ne kadar yararlı?

    Özellikle çalışan anneler için süt saklanması gerekebilir. Ancak bebeğin emzirme saatleri ayarlanmalı, anne işe gitmeden hemen önce bebeğini direkt memeden emzirmelidir. Ancak işyerinde de uygun koşullarda el veya pompa aracılığı ile süt sağılıp, steril kaplarda saklanabilir. Anne sütündeki enzimlerden dolayı, 6 saat kadar süre oda ısısında bile bekleyebilir; mikrop üremez. Buzdolabında da 24-48 saat bekletilebilir. Bu süt, verileceği zaman benmari usulü ile ısıtılıp, kapla, biberonla veya kaşıkla verilebilir. Özel süt toplama torbaları da satılmaktadır. Steril bu torbalara sağılan anne sütü, derin dondurucuda 6 ay kadar saklanabilir. Saklanan süt ısıtılıp bebeğe verildikten sonra artanı atılmalı, tekrar dondurulmamalıdır. Ancak unutmamak gerekir ki; anne sütü, canlı bir maddedir. İçeriği bebeğin ihtiyaçlarına göre değişmektedir. Şimdi sağılıp saklanan sütün içeriği, 6 ay sonra bebeğin ihtiyacına uygun değildir. Bu nedenle uzun süreli saklamalar önerilmez. Annenin süt üretimi, psikolojik ve sosyal şartlardan çok etkilenir. Annenin bebeğine süt verememe vicdan azabı, sütün kesilmesine neden olabilir. Bu nedenle de çalışan anneleri, emzirme saatlerini evde bulunduğu dönemde, gecede artırmaya yönlendirmek daha uygun olur. Ancak, işyerinde sağılarak bebeğine süt getiriyor olması, anneyi kendisi yokken de bebeğinin doğru beslendiği için huzurlu kılacaktır. Bu nedenle de süt sağılıp saklanması doğru ve uygun bir yaklaşımdır.

  • Çocuklarda doğru beslenme nasıl olmalıdır

    Son yıllarda özellikle abur cubur diye tarif edilen gıdaların tuketilmesinde artma ile birlikte çocukların beslenme düzeni ve aillerin kafasında doğru beslenme nasıl olmalıdıra dair sorular artmaya başladı. Çocuklarımızın okul döneminde yaşadıkları yoğun tempo ve çalışma düzeni beraberinde beslenme sorunlarını da getirebilir. Okul çağında kazanılan beslenme alışkanlıkları yetişkinlik dönemindeki beslenme alışkanlıklarını da etkiler. Bu nedenle ebeveynlerin, çocuklarının bu dönemde doğru beslenme alışkanlıkları edinmesine yardımcı olmaları gerekmektedir.

    Kahvaltı yapan çocuklarda başarı oranı daha yüksektir

    Çocukların beslenmesinde kahvaltının büyük önemi vardır. Yapılan araştırmalar kahvaltı eden çocukların başarı ve dikkatinin çok yüksek olduğunu göstermiştir. Bu nedenle aileler çocuklarda kahvaltının alışkanlık haline getirilmesine gayret etmelidir. Kahvaltı zengin ve dengeli besinlerden oluşmalıdır. Kahvaltı menüsünde peynir, yumurta, zeytin, reçel, bal, pekmez, ekmek, süt veya meyve suyu bulunabilir, tercihen de süt ile beraber mısır gevreği de tüketilebilir.

    Çocuklar 3‐4 saatte bir ara öğün tüketmelidir

    Yemek ve besinlerin çocuklar için ödül veya ceza yöntemi olarak kullanılması ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardandır. Çocuklara özellikle “Bunu yaparsan seni hamburger yemeğe götüreceği.” gibi sözler söylenmemelidir. Çocuğa besinleri neden yemesi gerektiği anlatılmalı ve beslenme konusunda istikrarlı davranılmalıdır. Ebeveynler, hemfikir olarak ve istikrarlı bir şekilde çocuğa beslenme eğitimi vermelidirler.

    Çocuk düzenli spor yapmaya teşvik edilmelidir

    Bilgisayar ve televizyon başında çok vakit geçiren çocuklarda hareket azalmaktadır. Özellikle kilo almaya eğilimli çocuklarda obezite riski artmaktadır. Bu yüzden çocuğun hem sağlıklı vücut gelişimi için hem de enerji harcamasının artması için düzenli, yaşına uygun spor dalına eğilimi sağlanmalı ve çocuk düzenli spor yapmaya
    teşvik edilmelidir.

    Her besin grubundan düzenli tüketilmelidir

    Ana yemeklerde her besin grubunun düzenli tüketimi sağlanmalıdır. Süt ve yoğurt protein, yağ asitleri, kalsiyum, fosfor, A vitamini ve B grubu vitaminleri içerir. Çocukların kemik ve diş gelişimi için günde iki üç porsiyon süt grubu ürünlerinden tüketmesi gerekmektedir. Öncelikle kas yapılarının gelişimi için protein, demir ve B grubu vitaminleri içeren kırmızı et, tavuk, balık, yumurta, peynir düzenli tüketilmelidir. Yüksek protein içeren kuru baklagiller ise haftada bir iki kez tüketilmelidir. Çocuklar iyi kaliteli protein kaynağı olan yumurtayı her gün tüketebilirler. Vücuda enerji veren karbonhidrat grubu ise (ekmek, makarna, bisküvi, pilav, patates v.b) çocuk gelişiminde büyük öneme sahiptir ve her öğünde çocuğun harcadığı enerji durumuna göre miktarı ayarlanarak tüketilmelidir.
    Dikkat edilecek nokta, hamur işi ve çok yağlı besinlerin çocukta kalp‐damar sağlığını olumsuz etkilediği ve obezite riskini arttırdığıdır.

    Çocuklara günde 5‐6 porsiyon sebze ve meyve yedirilmeli

    Vitamin ve posa deposu olan meyve ve sebzelerin günde 5‐6 porsiyon tüketimi sağlanmalıdır. Genellikle çocuklar sebze yemeyi sevmezler. Bu durumda sebzeyi daha sevilebilir hale getirmek, çocuğun tüketebileceği gibi sunmak önemlidir. Sebzeyi peynirle fırında hazırlamak veya böreğin içine koymak gibi çeşitli yöntemler geliştirilebilir.

    Sebzeyi reddeden çocuklar için ne yapmalı?

    Çocuklar gelişme döneminde bazı besinleri sevmiyor veya reddediyor olabilir. Bu besinler süt, yoğurt, sebze, kuru baklagiller, meyve çeşitleri gibi bir veya birkaç besin olabilir. Reddedilen besinlerden en sık rastladığımız ise sebzedir. Bir besini çocuğa zorla yedirmeye çalışmakla hiçbir şey elde edemeyiz. Tam tersi, çocuk zorlandığı için besine daha fazla tepki göstererek bunu hiç tüketmeyecektir. Bu konuda bizlerin de birçok hatası oluyor. Sebzeleri çocuğumuza sevdirmek için çeşitli yöntemleri ve dikkat etmemiz gereken durumları gözden geçirelim:
    Öncelikle çocuğunuzun her şeyi sevmek zorunda olmadığını kabul edin. Çok üstüne gitmeden az miktarda, farklı zamanlarda sebze yedirmeyi deneyin. İkinci adım ise sunumu değiştirmek.

    Çocuk beslenmesinde dikkat edilmesi gereken püf noktalar:

    Eve cips, çikolata, asitli içecekler, hazır meyve suları gibi besinleri almayın. Çocuğunuzu bu tip gıdalarla ev ortamında karşılaştırmayın. Israr ederse onunla oturup bu tip besinlerin bünyesine nasıl zarar verdiğini uygun bir dille anlatın ama sakın korkutmayın.
    + Sabah kahvaltısı günün en önemli öğünüdür. Yapılan araştırmalarda kahvaltı eden çocukların etmeyenlere göre başarı düzeylerinin, derse ilgilerinin daha yüksek olduğu ve bu çocukların daha kolay öğrendikleri görülmüştür.
    + Çocuğunuzu oyunlara ve harekete teşvik ediniz. Hatta siz de onunla birlikte hareket edin. Unutmayın çocuklar çoğunlukla anne‐babalarını örnek alırlar.
    + Çocuklara ara öğün alışkanlığı kazandırın. Bu öğünlerde meyve, sandviç, süt, sütlü tatlı, sebze çubukları gibi alternatifler sunun. Sevmediği bir besin grubu varsa bir diyetisyene danışın. Yerine ne verebileceğinizle ilgili size yardımcı olacaktır.
    + Asla diyet için zorlayıcı olmayın ve çocuğu listelere mahkûm etmeyin. Yavaş yavaş ve kademeli olarak alışkanlıklarını değiştirmeye çalışın.
    + Sağlıklı yemekleri birlikte yapmaya çalışın. İçinde emeğinin bulunduğu bir besini daha kolay ve severek yiyecektir.
    + Hazır yemek restoranlarında hamburgerin yanında patates, kola yerine ayran ve salata isteyin.
    + Hamurlu ve şerbetli tatlılar yerine meyve tatlıları veya sütlü tatlıları tercih etmesine özen gösterin.
    + Çocuğunuzu diğer çocuklarla kıyaslamayın, onun ihtiyacı kadar olan, yiyebileceği porsiyon miktarlarını ayarlayın.
    + Evde belirli saatlerde ayarlanmış sofra düzeni olmalı ve bu saatlere ev içerisindeki herkes uymalıdır.
    + Kola, çay yerine çocukların taze meyve suyu, süt, ayran, bitki çayları içmesini sağlayın.

  • İnek sütü alerjisi nedir?

    İnek sütü alerjisi nedir?
    İnek sütü alerjisi bir ya da daha fazla süt proteinine karşı spesifik immünolojik mekanizmalarla oluşan hipersensivite reaksiyonu (aşırı duyarlılık reaksiyonu) olarak tanımlanır. İnek sütünde kazein ve whey proteinleri denilen beta laktoglobulin, alfa laktalbumin, bovin serum immunglobulini başta gelmek üzere yaklaşık 20 kadar alerjenik proteine karşı alerjik reaksiyon gelişebilir.

    Bebeğime inek sütü alerjisi teşhisi kondu, neredeyse 1 yaşına gelecek, peynir, veya yoğurt ile deneme yapabilir miyim?
    Besin yükleme testi inek sütü alerjisinin düzelip düzelmediğinin değerlendirilmesinde kullanılır. Bebeğinize 1 yaşından önce yoğurt, peynir ve formül mama ile deneme testi yapılabilir. Ancak yükleme testi doktor gözetimi altında yapılmalıdır. Şüpheli besinler testten en az 2 hafta önceden itibaren bebeğe verilmez. Ayrıca alerji şurupları kullanılıyorsa bunlar kesilir. Deneme sırasında bebek sağlıklı olmalı, ateş, kusma, ishal olmamalı, rinit ve/veya astımı kontrol altında olmalıdır. Uygulama sırasında gelişebilecek acil durumlar için gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra düşük dozdan başlayarak artan dozlarda inek sütü yada süt ürünleri verilir. Yirmi otuz dakika kadar bekledikten sonra miktar arttırılır. Bulgu ortaya çıkmıyorsa tolerans geliştiğine karar verilir.

    Bebeğimde inek sütü alerjisi var, ancak işe döneceğim ve memeden kesmem gerekiyor, ne yapmalıyım?
    İnek sütü alerjisinde ilk yapılacak olan, inek sütü ve inek sütü içeren bütün besinlerin bebeğin diyetinden çıkarılmasıdır. Anne sütü alamayan inek sütü alerjisi olan bebeklerin beslenmesi özel formüllere düzenlenmelidir. İlk seçenek yoğun hidrolize mamalardır (peptijunior),ancak semptomları devam eden, çoklu besin alerjisi olan veya büyüme geriliği olan çocuklara aminoasit bazlı formüller (pregomin AS, neocate) verilmesi önerilmektedir.

    Bebeğimi emziriyorum ancak doktorum bebeğimde inek sütü alerjisi olduğu için benim süt içmememi, peynir, yoğurt gibi inek, keçi veya koyun sütünden oluşan besinleri tüketmemem gerektiğini söyledi. Nasıl besleneceğim?
    Anne sütü ile beslenen süt çocuklarında emziren annenin diyetinden tüm süt ve süt ürünlerinin çıkartılarak annenin emzirmeye devam etmesi önerilmektedir. Eliminasyon diyeti verilen anneye kalsiyum desteği verilmeli ve diyeti süt proteini içermeyen gıdalar ile düzenlenmelidir.

    Bebeğime süt vermiyorum, ama bazı bisküvilerde bile süt var. Başka hangi ürünleri almamalıyım?
    İnek sütü ve inek sütü bazlı mamaların dışında pek çok besinde inek sütü proteinleri bulunmaktadır. Gıda ambalajları üzerinde aşağıdaki ifadeler olan besinler inek sütü proteini içerdiklerinden kesinlikle verilmemelidir. Artifisiel tereyağı sarısı, tereyağı, her türlü süt, süt tozu, yağı alınmış süt, evapore süt, keçi sütü, koyun sütü, kazein, kazeinat, peynir, krema, laktalbumin, laktalbumin fosfat, laktoglobulin, puding, laktuloz, whey, yoğurt ayrıca bazı besinlerinde içerisinde süt olabileceği söylenmelidir.
    Süt ürünleri katılarak yapılan pişmiş yiyecekler (kek, kurabiye, bisküvi vb) ve süt ile terbiye edilerek hazırlanan gıdalar da tüketilmemelidir.

    Prof.Dr.Nihat Sapan – Çocuk Allerji Uzmanı

  • Vitamin sınavı : çocuğunuzun ihtiyacı olan vitaminleri hangi besinler sağlar ?

    Vitamin sınavı : çocuğunuzun ihtiyacı olan vitaminleri hangi besinler sağlar ?

    Bazı besinler çocuğunuz için diğerlerinden daha mı faydalıdır ?

    Kötü sebze diye birşey yoktur. Ancak bazıları daha çok vitamin ve mineral içerir. Çocuğunuzun öğlen yemeğini hazırlarken parlak renkli sebzeleri daha çok tercih edebilirsiniz: Brokoli, domates,biber,havuç gibi. Sağlıklı bir öğlen yemeğinde aynı zamande protein, meyve ve tahıllar da bulunmalıdır. Meyve suyu yerine meyvenin kendisini tercih edin. Böylece çocuğunuz meyvenin kabuğunu da tüketerek fazladan vitamin de almış olacaktır. Öğlen yemeğini kendisi tüketiyorsa fazla tuz ve yağ içermeyen sağlıklı besinler seçmesini öğretmelisiniz.

    Çocuğunuz için en zengin kalsiyum kaynağı domates mi, badem mi yoksa şeftali midir ?

    Kalsiyum kaynağı dediğimizde aklınıza muhtemelen süt ve süt ürünleri gelir. Çocuğunuz süt sevmiyorsa badem,fasulye, portakal suyu gibi gıdalarda kalsiyum almasına yardımcı olurlar. Çocuklar, sağlıklı kemik ve diş gelişimi için kalsiyuma ihtiyaç duysalar da özellikle ergenlik döneminde yeterli almazlar. Kalsiyum ve D vitamin desteği almaları gerekebilir.

    Sebzeli omlet sağlıklı bir kahvaltı seçeneği olabilir mi ?

    Mısır gevreği, süt, meyve sabah kahvaltısında kolay bir seçenek olsa da sebzeli omlet , proteinden daha zengindir, daha fazla enerji verir ve daha uzun tok tutar.

    Çocuğunuzun Yeterli Demir Aldığından Nasıl Emin Olabilirsiniz ?

    Kırmızı kan hücrelerinin oksijeni dokulara taşıyabilmesi için demire ihtiyaç vardır. Çocuklar büyürken demire ihtiyaç duyarlar. Kırmızı et, somon, yumurta, kuru meyvelerin hepsi değişik miktarlarda demir içerirler. Bu besinleri, brokoli, domates, portakal, çilek gibi C vitamininden zengin gıdarla birlikte verirseniz demir emilimi de daha iyi olacaktır. Süt, barsaklardan demir emilimini azalttığından günlük süt miktarını 2 bardakla sınırlamak uygundur.

    Çocuğunuz iştahsızsa , yeterince vitamin almıyor olabilir mi?

    Birçok anne – baba çocuğunun iştahsız olmasından, sürekli ‘’ Tokum ‘’ demesinden şikayet eder. Ancak çok da büyük olmayan bir porsiyon bile çocuğunuzun yeterli vitamin ve mineralleri alması için yeterlidir. Hergün küçük porsiyonlar tüketiyorsa dışarıdan vitamin – mineral desteği alması için doktorunuza danışmanız faydalı olacaktır.

  • 0-3 aylik bebeklerde beslenme

    Bebeklerde beslenme

    Yeni doğan bebek için en ideal beslenme anne sütüdür. Bu nedenle 4-6 ay süre ile bebeğe sadece anne sütü veriniz. Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlayan annenin önceleri az miktarda gelen sütü, bebeğin emme uyarısı ile kısa sürede artacaktır. Kendinizi rahat bırakarak sadece bebeğinizle bütünleşerek emzirin.

    Doğumdan hemen sonra anne memesinden gelen süt normal anne sütünden farklıdır. Emzirmenin başladığı ilk günlerde göğüsten kolostrum denilen sarımsı bir sıvı gelir. Bağışıklık sağlayan maddeler açısından çok zengin olan bu sıvı bebeğinizi çeşitli bulaşıcı hastalıklardan korur. Ayrıca hafif bir ishal etkisi yaparak bebeğin barsaklarından boşalmasına ve sütü sindirmeye hazır duruma gelmesine yardımcı olur. İlk birkaç gün bebeğiniz beslenmek için kolostrum dışında hiçbir şeye gereksinim duymaz. Zamanla bu sarımsı sıvının yerini olgunlaşmış süt olarak bilinen beyaz süt alır.

    ANNE SÜTÜNÜN FAYDALARI

    Anne sütü her zaman temizdir, mikropsuzdur.

    Anne sütü daima hazırdır, ekonomiktir.

    Anne sütü bebekle anne arasında sevgi bağı kurulmasını sağlar.

    Anne sütü en doğal ve en taze besindir.

    Anne sütünün sindirimi kolaydır.

    Anne sütünün alerjik özelliği yoktur.

    Bebeği hastalıklara karşı koruyucu bağışıklık maddeleri içerir(ishal, orta kulak enfeksiyonu vb.).

    Annede meme kanseri görülme riskini azaltır.

    BEBEKLERDE D-VİTAMİNİ DESTEĞİ

    Bebek için en ideal besin anne sütüdür,ancak anne sütü alan bebekler e doğumdan kısa süre sonra D vitamini desteği vermek gerekmektedir.Her ne kadar mama alan bebekler mamadan Vitamin D desteği alsada çalışmalar bunun yeterli olamayabileceğini göstermektedir.Sonuç olarak eğer bebek günde 1 litreden daha az mama tüketiyorsa onlarada D Vitamini desteği verilmelidir .Günlük ihtiyaç 400 ıu dir. 25/03/2010

    ANNE SÜTÜNÜN TOPLANIP DEPOLANMASI

    Ellerinizi sabun ve su ile iyice yıkayınız.

    Sağma cihazları sıcak sabunlu suda iyice yıkanmalı, durulanmalı ve açık havada kurutulmalıdır. Bulaşık makinesinde yıkamakta yeterli olacaktır.

    Sütü depolamak için özel olarak üretilmiş saklama kapları kullanınız.

    Eğer sağılmış sütü 24 saat içinde kullanacaksanız dondurmayınız.

    Dondurulmuş süt deep freez de 3-6 ay özelliğini korur,ancak unutmayınızki depolama anne sütündeki yağların parçalanmasına neden olabilir ,bu nedenle her nekadar 3-6 ay diyorsakta siz mümkünse 3 ay saklamayı tercih ediniz.

    Depolama kapları üzerine tarih ve saat koymayı unutmayınız.

    Donmuş süt üzerine yeni sağdığınız sütü eklemeyiniz

    Donmuş sütü buzdolabında veya ılık su dolu bir kap için de bekleterek çözebilirsiniz.

    Çözmek için mikrodalga fırın kullanmayınız ,mikrodalga eşit ısıtma yapmaz ve bazı partiküller az ısınırken bazısı çok aşırı ısınıp yanıklara neden olabilir,ayrıca önemli protein ve vitaminlerin ölmesine yol açabilir.

    Buzdolabında çözülmüş süt 24 saat içinde kullanılmalıdır.

    Çözülmüş sütü tekrar dondurmayınız.

    Çözdükten sonra bebek sütün tamamını bitirmez ise daha sonra beslemek için saklamayınız,atınız.

    EMZİKLİ LOĞUSA BESLENMESİ

    Eski vücut ağırlığına dönmek için acele edilmemeli(6 ay veya daha fazla sürebilir).

    Unlu, şekerli ve yağlı besinleri aşırı tüketmemek gerekir.

    Süt, yoğurt ve peynir gibi kalsiyum kaynakları düzenli tüketilmelidir.

    Her gün bir adet yumurta ve bir porsiyon etli sebze veya kuru baklagil tüketilmelidir.

    Kuru baklagiller C vitamininden zengin (portakal, mandalina, domates, yeşil biber, maydanoz, taze soğan gibi) besinlerle tüketilmelidir.

    Vitaminden zengin olan sebze ve meyveler her öğün tüketilmelidir.

    Salam sucuk sosis gibi katkı maddesi içeren hazır besinler tüketilmemelidir.

    D vitamini besinlerde bulunmadığı için emzikli anne güneşlenmelidir.

    Yemeklerde iyotlu tuz kullanılmalıdır.

    Kuru meyveler ve kuruyemişler yüksek enerji, demir ve kalsiyum içerirler. Yeteri miktarda tüketilmelidir.

    Gebelik öncesine göre sıvı alımı artırılmalıdır.

    Kansızlığa neden olan çay yemekle birlikte içilmemelidir. Çay yerine ıhlamur, nane, papatya, kuşburnu, rezene gibi bitki çayları tüketilmelidir.

    Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran, komposto ve limonata tüketilmelidir.

    Şeker boş enerji kaynağı olduğu için pekmez tercih edilmelidir.

    Şeker ve meyveler, tarım ürünleri, haşere öldürücü ilaçlar ile mücadele edildiğinden iyice yıkanmalıdır.

    Sigara ve alkol kullanılmamalıdır.

  • 2-3 yas cocuklarda beslenme

    2-3 yaş cocuk beslenmesi

    2 yaşına gelmiş çocuk genellikle 3 öğün yemek yer. Yemek aralarına süt, meyve veya meyve suyu verilebilir. Aralarında şekerlemeler, pasta, bisküvi veya kurabiye verilmesi gereksizdir.

    • Bu yaşa dek,biberon ve emzik bırakılmış olmalıdır

    • Yemek konusunda inatlaşılmamalı

    • 2-3 yaşında çocuk masa düzenine alışılmalı

    • Çocuklar yemekte eleştirilmemeli, azarlanmamalı

    • Çok yedirmek şişmanlığa neden olabilir. Bu yüzden zorlanmamalı

    • Besinler öğünlerde çocuğun gereksinmesi kadar ve çeşitte olmalı

    Yemek Menusu

    SABAH: Yumurta, Beyaz peynir veya diğer peynir çeşitleri, zeytin

    Süt veya taze sıkılmış meyve suyu, ekmek

    ÖĞLE: Etli sebze veya kuru baklagil yemeği veya et (ızgara, haşlama)

    Pilav veya makarna, yoğurt, ekmek

    İKİNDİ: Süt veya yoğurt veya sütlü tatlı, meyve veya meyve suyu

    AKŞAM: Sebze yemeği, çorba, salata, ekmek

    ARA: Süt, meyve

  • 10, 11 ve 12 aylik bebeklerde beslenme

    10-11-12 aylik bebek beslenmesi

    1 yaştan itibaren inek sütü verilebilir,ancak eğer bebek hazır mamaları tercih ediyorsa 2 yaşına kadar uygun mama ile de devam edilebilir. Bu yaşta evde pişen bütün yemeklerden yararlanılabilir. Çocuğun düzenli yemek yeme alışkanlığı kazanmasında ailenin tutumu önemlidir. Çocuğun yediklerini başka çocukların yedikleri ile kıyaslamak ve az yedi diye zorlamak doğru değildir. Çocuğun gereksiniminin ne olduğu bilinmeli, ona göre yedirilmelidir. Normal büyüyen bir çocuğun yediğini yeterli görmeyip daha fazla yemesini istemek doğru değildir. Her çocuğun metabolizma hızı kendine özgüdür. Bu bakımdan büyüme durumu çocuk beslenmesinde rehber alınmalıdır.
    Daha önce 1 yaşına kadar verilmemesi gereken yiyecekler (yumurta beyazı ,kivi, kavun, çilek, bal ) verilebilir. Balın besleyici hiçbir değeri olmadığı için bal yerine pekmez tercih edilebilir.
    Çocuk süt içmek istemezse, aynı miktar yoğurt veya sütten muhallebi, sütlaç yapılarak verilebilir. Yemekler kızartılmadan, fırında, suda veya ızgarada pişirilmelidir. Küçük parça et ve sebzelerle yapılmış kebaplar, kıymalı yemekler ve köfteler uygundur. Büyük parça ve kemikli et yemekleri yemede güçlük çekebilir.

    Bebek Yemek Menusu

    Sabah 1 yumurta
    Beyaz peynir
    Zeytin
    Pekmez
    Ekmek
    Domates- Salatalık
    Süt veya taze sıkılmış meyve suyu

    Öğle: Etli sebze yemeği
    Çorba
    Yoğurt
    Ekmek

    İkindi: Süt veya sütlü tatlı
    Meyve veya meyve suyu

    Akşam: Etli yemek (dolma, kuru baklagil, köfte vb.)
    Pilav veya makarna
    Yoğurt
    Ekmek
    Ara: Süt ve meyve