Etiket: Süt

  • Neden bebek ek besin verilmeden yalnız anne sütü almalı?

    Anne sütü ilk aylarda bebeğin tüm besin gereksinimlerini karşılayacak bileşimdedir.

    Anne sütü ile beslenen bebeklerin başka bir ek besine veya suya gereksinimleri yoktur.

    Çok sıcak havalarda bile anne sütü bebeğin susuzluğunu giderir. Sıcak iklimlerde de anne sütü alan bebeklere su vermek gerekmez.

    Bebeğe su verilecek olursa, bebeğin midesi su ile dolacağından anne sütü almak istemeyecektir. Bunun sonucu olarak da bebek memeyi daha az emecek ve memede süt yapımı azalacaktır.

    Bebek Yeterli Süt Alıyor mu?

    Her anne, bebeği çok ağlıyorsa, az uyuyorsa, huzursuzsa, sütünün yeterli olmadığını düşünür ve kaygılanır.

    Oysa bu belirtiler başka nedenlerden de kaynaklanabilir. Böyle durumlarda anneler çoğu kez bu konuda bilgili bir kişiye danışmadan ek mamalar vermeye başlarlar. Böylece anne sütü ile beslenmeden uzaklaşılır.

    Sağlıklı her anne, doğru bir şekilde emziriyorsa, ilk haftalarda sık ve geceleri de emziriyorsa, yeterli sıvı alıyorsa, aşırı yorulmuyorsa bebeği için yeterli süt üretebilir. Anne sütü geçici olarak azalabilir. Bu önlemler alınırsa süt hemen artar.

    Bebek günde 6-8 kez idrar yapıyorsa, ağırlığı haftada 150-200 g artıyorsa, annenin sütü yeterlidir.

  • Kefir ve alerjik hastalıklar

    Kefir diğer fermente süt ürünleri olan yoğurt ve peynir kadar sık tüketilmemekle birlikte 100 yılı aşkın süredir sağlığa olan yararları nedeniyle özellikle Kafkas dağlarındaki yerel halk tarafından tüketilmektedir. Kefir hafif yoğun yapıda ve ekşimsi tadı olan bir içecektir. Geleneksel olarak inek sütünden yapılmakla birlikte keçi koyun ve soya sütünden de yapılabilir. Kefirin oluşması için fermentasyon sırasında kefir taneciklerine ihtiyaç vardır. Bu kefir tanecikleri protein ve polisakkarid (şeker) yapıdadır ve kefirin fermentasyonu için gerekli bakteri ve mantar türleri içerirler. Geleneksel olarak fermente olmamış sütün koyun veya keçi derisinden yapılmış kesenin içindeki fermentasyonu sırasında elde edilen kefir tanecikleri kullanılır. Endüstriyel kefir üretiminde aynı kefiri elde edebilmek için kefir tanecikleri yerine kefir veya kefir taneciklerinden izole edilen mikroplar fermentasyon için kullanılır.

    Kefiran ise kefir taneciklerinin büyük bir kısmını oluşturan şeker yapıda bir maddedir. Aynı zamanda kefirin içinde de çözünerek akışkan yapıyı sağlar.

    Kefirin Bakteri içeriği nasıldır?

    Kefir 100 yıldan fazla süre önce taze sütün ortam ısısında mayalaşmasıyla oluşan kefir tanecikleri ile üretimi başladı. Bu süre içerisinde kefir taneciklerindeki mikrop yapısı da değişti, yeni bakteriler eklendi bazıları azaldı ve maya yapısında da değişiklikler oldu.

    Kefir tanecikleri ile fermente sütün (kefirin) bakteri yapısı arasında farklılıklar vardır.

    Her ikisin de de acetobacter, lactobacillus, lactococcus, leuconostoc bulunurken kefir taneciklerinde baskın tür Lactobacillus, fermente sütte ise (kefir) Lactocococus’dur.

    Kefirin maya içeriği nasıldır?

    Kefirde bulunan geniş ve çeşitli bakterilere ek olarak bakterilerle yararlı şekilde çalışan mantar (maya) popülasyonu da bulunmaktadır. Kefir taneciği ve kefir süründe başlıca Saccaromyces, Kluyveromyces ve Candida’dır. Kefir tanecikleri içindeki bakteri popülasyonunun tersine maya içeriği tanecikler arası değişkenlik gösterir.

    Kefir ve Anti-alerjik Etkileri

    Alerjik hastalıklar özellikle besin alerjisi ve astım son yıllarda giderek artmaktadır. Çalışmalar barsak mikrobiota içeriğinin bu hastalıklarala ilişkili olabileceğini göstermiştir.

    Barsaklarında Bifidobacteriım ve Lactobacillus türleri içeren bebeklerde daha az alerjik hastalık olduğunu göstermiştir. Hayvan çalışmalarında kefirin bu etkiyi yaptığı gösterilmiştir.

    Besin alerjisinin ortaya çıkmasına sebep olan vücudun bağışıklığının alerjik şikayetler ortaya çıkaracak şekilde çalışmasıdır. Çalışmalarda laktik asid olamayan bakteri (Acetobacter) bu yanıtın azaldığı gsterilmiştir.Kefir bu bakteri açısından zengindir

    Astımlı farelerde yapılan çalışmalarda ağızdan kefir uygulanmasıyla bronşlardaki hassasiyetin iyileştiği görülmüştür. Aynı zamanda kefir alan farelerin akciğer sıvılarında alerjik hastalıklar sırasında artan moleküllerin azaldığı görülmüştür.

    Başka bir çalışmada kefirden izole edilen Lactobacil’lerin uygulanmasıyla bu farelerde görülen alerjik yanıtın azaldığı ve alerjik yakınmaları azaltan hücrelerin arttığı görülmüştür.

    Alerjik hastalığı olan bireylerde bağışıklık yanıtı sağlıklı kişilerde sorun yaratmayan (ev tozu, polen) maddelere aşırı yanıt vermekle oluşur. Kefirin bağışıklık sistemindeki bu dengesizliği düzenleyici hücreleri arttırarak daha dengeli hale getirdiğine dair kanıtlar vardır.

  • Çocuğumu şarbondan nasıl korurum

    Son günlerde Şarbon Hastalığı ile ilgili haberler ve artan vaka sayıları nedeniyle kendimiz ve çocuklarımıza et yedirmekten korkar olduk. Şarbon etkeni bakteri otçul hayvanların etleri, sütleri, derisi, tüyleri hatta yem yedikleri yerlerle, kesildikleri yerlerle temas edilmesi halinde bile bulaşabilir. En sık görülen formu Deri Şarbonu’dur. Bütünlüğü bozulmuş ciltten bakterinin sporlarının vücuda girmesiyle hastalık başlar. Siyah ortası çökük etrafı ödemli ağrısız çıban şeklindedir. Hayvanın sporlarının hava yolu ile solunması ile ki sıklıkla tüy-kıl-yem-derisi aracılığıyla Akciğer Şarbonu oluşabilir. Oldukça öldürücüdür.

    Temas sonrası 2-7 gün içinde grip bulguları ile başlayıp ilerledikçe solunum sıkıntısı, kanlı balgam ve hızla ölüme gidebilir. Sindirim sistemi şarbonu iyi pişmemiş et-iyi kaynatılmamış süt ve bu sütten üretilen süt ürünleri aracılığıyla bulaşır. Kusma, yutma güçlüğü, ishal, karın ağrısı, iştahsızlık, halsizlik gibi bulgularla başlayıp kısa zamanda kanlı kusma ve kanlı ishal gelişir. Sindirim sistemi Şarbonu’da tanı ve tedavide gecikilirse öldürücü olabilir. Ayrıca deri, akciğer, sindirim sistemi şarbonunun lenfatik veya kan yoluyla yayılmasıyla Menenjit tablosu da oluşabilir.

    Erken dönemde tanı konulup tedavi hemen başlatılırsa sonuç yüz güldürücü olabilir. Korunma Et,süt ve süt ürünleri, şarküteri ürünlerini güvenilir yerlerden almalıyız. Şarbonlu et koyu renkli olur ve kesince Katran Rengi kan akar. Ayrıca çabucak kokuşur. Et çok iyi pişirilmeli, sütçüden alınan süt en az 30 dakika kaynatılmalıdır. Okulların açılması ile birlikte çocuklarımızın gözetimimiz dışında şarküteri ürünleri içeren tost, sandviçler, hamburger, dondurma gibi yiyecekleri tüketmemeleri konusunda dikkatli olmalıyız.

  • Bebeklerde kabızlık

    Yeni anne babalar için bebeğin gülücükleri, rahat, düzenli uykusu kadar kaka alışkanlıkları da bebeğin mutlu ve sağlıklı oluşuyla ilgili göstergelerdendir. Bebeğin düzenli aralıklarla kaka yapması yeterli beslendiğini destekler. Yine de kaka yapma düzeninin bebekten bebeğe değişebileceği, anne sütü ile beslenen sağlıklı bir bebeğin her beslenme sonrası kaka yapabileceği gibi, haftada bir veya daha uzun arayla dışkılamasının da sorun olmayabileceğini belirtmeliyiz. Yine de hayatın ilk haftalarındaki, yalnız anne sütü alan bir yenidoğan için seyrek dışkılama büyük olasılıkla yetersiz beslenme bulgusu kabul edilir. Kabızlık tanımı sert, taneli ve zorlu dışkılama olarak algılanmalıdır. Yalnız anne sütü ile beslenen bir bebekte kabızlık görülmesi oldukça nadirdir. Ancak formül mama ile beslenen bebeklerde durum biraz daha farklı. Formül mamalar inek sütünden yapıldığı için bebekte sert ve zorlu kakaya yol açma olasılığı daha fazla. Anne babalar katı gıdaların beslenmeye eklendiği 4- 6 ay sonrası bebeğin kaka formu, kıvamı, rengi veya sıklığında değişikliğe hazır olmalılar. 0-4 ay arası bebekler günde 3- 4 kez kaka yaparken, ek gıdalara geçilen bebekte bu sıklık genellikle günde 1- 2 keze düşecektir. Kabızlık sonucu sertleşmiş kakanın dışarı atılması zorlaşır, bebekte anal çeperi hasarlayarak taze kanamaya yol açabilir. Bu da karşımıza kakaya veya beze bulaşmış taze kırmızı kan olarak çıkar. İştahsızlık da kabızlık bulgularından biri olabilir.Kabızlık nedenleri: Bebekte inek sütü allerjisi olması, formül mama ile beslenen bebekler için kabızlık nedenidir. Anne sütü alan ve inek sütü allerjisi olan bebekler de annenin diyetinde bulunan inek sütü ürünleri ve hatta dana etine reaksiyon olarak kabızlık gösterebilirler. 6 ay sonrası bebeğe verilen ek gıdalar kaka alışkanlığının temel belirleyicisi olarak karşımıza çıkar. Elma suyu, muz, pirinç, bazen patates veya yoğurt suçlu olabilir. 7. ay sonrası bebek ev yemeklerinin bir kısmı ile tanışınca kabızlık etkeni besini saptanmak güçleşebilir. Sertleşmiş kaka sonucu anal bölgede oluşmuş çatlak veya yırtık sebebiyle duyduğu ağrı bebeğin kakayı daha da tutmasına sebep olur. Bu bir kısır döngü olarak karşımıza çıkar. Tiroid bezinin az çalışması anlamındaki hipotiroidi tablosu da uzamış kabızlık yapabilir. Zamanında tedavi edilmezse gelişim ve zeka geriliğine yol açabileceği için ayırıcı tanıda akılda tutulması gerekir. Kabızlık Tedavisi: Kullanılan mamanın hipoallerjenik özel mamalarla değiştirilmesi veya annenin olası allerjenik besinler ve inek süt ve süt ürünlerini diyetinden çıkarması besin allerjisi olan bebeklerde kabızlığı düzeltecektir. Ek gıdalara geçmiş bebeklerde armut, kayısı püresi, brokoli, kabak gibi sebzeler, diyette lif içeriğini arttırmak, tam tahıl kullanımına dikkat etmek önerilir. Yeterli su alımı desteklenmelidir.

  • Raşitizm hastalığı

    Raşitizm gelişmekte olan ülkelerde daha çok görülmektedir.

    Raşitizm Hastalığı nedir?
    Raşitizm, büyüyen kemiğin yetersiz mineralizasyonu nedeniyle gelişen kemik hastalığıdır. Kemik büyümesinin tamamlanmasından sonra gelişen mineralizasyon kusuruna ise osteomalazi denilir. Kemik mineralizasyonunu sağlayan başlıca mineraller, kalsiyum (Ca) ve fosfordur (P). Bu minerallerin vücut sıvılarında ve dokularda yeterli miktarlarda bulunmasını D vitamini sağlar.

    D vitamini başlıca iki kaynaktan sağlanır: • Diyet kökenli ergosterol (vit.D2) • Deride ultraviyole (UV) ışınları ile D vitaminine dönen provitamin D3 (7 dehidrokolesterol)

    D vitamini önce karaciğer daha sonra böbrekte işleme tabi tutulup, aktif hale geldikten sonra etki gösterir.

    Hastalığın oluşum sebepleri nelerdir?

    Raşitizm, daha ziyade gelişmekte olan ülkelerin hastalığıdır. Özellikle sütle beslenen, esmer tenli süt çocuklarında ve hızlı büyüme dönemlerinde D vitamini eksikliği gelişir. Prematüre bebeklerde eksik depo ile doğdukları ve hızlı büyüdükleri için erken dönemde D vitamini eksikliği görülür. Doğumsal raşitizm ise güneşten yeterince yararlanamayan ve yetersiz beslenen annelerin bebeklerinde görülür. Yetersiz alım dışında, D vitamininin aktifleşmesini bozan karaciğer ve böbrek hastalıklarında, bağırsak emiliminin bozuk olduğu hastalıklarda, veya bazı antikonvülzan ilaçların kullanılması durumlarında da raşitizm gelişebilir.

    Hastalığın klinik bulguları nelerdir?
    Raşitizm, en sık 3 ay-2 yaş arasında görülür. Süt çocukluğu döneminde kafa kemiklerinde yumuşama, bıngıldakta genişlik, kaburgalarda kıkırdak birleşme yerinde tespih tanesi şeklinde oluşumlar, göğüs kafesinde çöküklük, el-ayak bileklerinde genişleme olur. Diş çıkmasında gecikme, geç oturma ve yürüme söz konusudur.

    Kaslarda hipotoni olması nedeniyle karın şiş ve yanlara doğru yaygındır (kurbağa karnı). Terleme ve solunum yolu enfeksiyonlarına yatkınlık vardır. Baş, gövdeye göre büyük olup; yatma yönüne göre düzleşme gösterir. Yürümeye başladığında çocukta parantez bacak gelişir. Ağır olgularda kanda kalsiyum (Ca) düşüklüğüne bağlı kasılmalar meydana gelir.

    Hastalığın tanısı nasıl konur?
    Klinik bulgular, D vitamini alım öyküsü yanı sıra kanda kemik metabolizması ile ilgili parametreler, kan D vitamini düzeyi, uzun kemiklerin epifizlerinin değerlendirileceği grafiler ile konulur.

    Hastalığın tedavisi nasıl yapılır?

    Tedavi için D vitamini takviyesi yapılır. D vitamini günlük veya tek depo doz şeklinde verilebilir. Beraberinde kalsiyum (Ca) desteği de eklenmelidir. Vitamin dozu, doktor tarafından belirlenmelidir. Yüksek veya gereksiz D vitamini kullanımı, özellikle böbrek üzerinde zararlı etkiye neden olur.

    Hastalıktan korunmak için neler yapılabilir?
    D vitamini doğal olarak çok az yiyecekte bulunur. Yeni doğan bebekte D vitamini düzeyi, anneninkinin %80’i kadardır. Annenin depoları boş ise bebek eksik düzeyle doğar. Bu nedenle hamilelikte anneye D vitamini desteği önerilmektedir. Anne sütüne D vitamini geçişi çok az olup; anne sütü alan bebeklere D vitamini takviyesi gereklidir.

    İnek sütü, tahıllı gıdalar, sebzeler, meyveler hatta yumurta bile çok az D vitamini içerir. Bu nedenle yeterli D vitamini içeren mama alan bebekler haricinde, tüm süt çocukları D vitamini desteği almalıdır. Bunun yanı sıra güneş ışığının dik gelmediği saatlerde kol, bacak ve yüzün günde yaklaşık 30 dakika güneşlendirilmesi, günlük D vitamini gereksinimini sağlar (cam UV ışınlarını geçirmez). Süt çocukluğu döneminde günde 400 ünite, yeterli ve dengeli beslenmeyen çocuklara da 6 yaşına kadar D vitamini verilmelidir. Prematüre bebeklerin D vitamini dozları, doktor tarafından belirlenmelidir. D vitamini metabolizmasının bozulduğu hastalıklarda da D vitamini raşitizm gelişmesinin önlenmesi için gereklidir. Hızlı büyüme dönemlerinde de doktor kontrolünde D vitamini takviyesi önerilmektedir.

  • İnfantil kolik (bebeklerde karın ağrısı) nedir, ne zaman başlar?

    İnfantil kolik yani karın ağrısı bebeklerin % 10–% 30’unda görülen, genellikle akşam saatlerinde, nedeni açıklanamayan, yüksek sesle ve susturulamayan ağlama ile kendini gösteren bir tablodur.

    Kolikli bebek, öğleden sonra, özellikle akşama doğru huzursuzlaşır. Akşam saatlerinde bu huzursuzluk yerini ağlamaya bırakır. Bu sırada bebek bacaklarını karnına doğru çeker, yumruklarını sıkar, yüzü kıpkırmızı olur. Gözlerini sımsıkı kapatır ya da kocaman açar, kaşlarını çatar. Bağırsak hareketleri artar ve gaz çıkarabilir. Yeme ve uyku düzeni bu ağlama nöbetleri sırasında bozulabilir. Bebek, memeyle savaş halindedir. Yaklaşık iki üç saat süren bu durum, gecenin ilerleyen saatlerinde bebeğin yorulup uyumasıyla sona erer.

    Genellikle, ikinci-üçüncü haftalarda başlayan kolik, dört-altı hafta arasında en şiddetli noktasına ulaşır ve üçüncü aydan sonra azalarak kaybolur. Haftada en az üç gün ve genellikle aynı saatlerde ortaya çıkar.

    NEDENLERİ?

    İnfantil koliğin nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. Bebeğin mide-barsak ya da sinir sistemi olgunlaşmasının henüz tamamlanmamış olmasından kaynaklandığını savunan görüşler vardır. Bebeğin dış dünyaya uyum sürecinin bir parçası olarak da kabul edilebilir. Annelerin beslenme özellikleri, kaygılı oluşu bebeğin koliğini tetikler. Bebeğin doymuş olduğu halde her ağladığında açtır endişesiyle emzirilmesi, bir meme tam boşalmadan diğerine geçilmesi, bebeğin memeye doğru yerleştirilememesi nedeniyle hava yutması, gazının çıkarılamaması da koliğin etkisinin artmasına neden olur.

    Ne zaman doktora gitmek gerekir?

    Önemli olan ağlama nöbetlerine neden olabilecek başka bir hastalığın bulunup bulunmadığının saptanmasıdır. Bebeklerde fıtık, barsak düğümlenmesi, gıda allerjileri, reflü gibi sindirim sistemi hastalıkları, başta orta kulak iltihabı ve idrar yolu enfeksiyonları olmak üzere çeşitli enfeksiyonlar, böcek ısırıkları, travmalar, kabızlık, popoda çatlak, gözde sıyrılma, boğulmuş parmak, diş çıkarma dönemleri de çok ağlamaya neden olur ve bebekte kolik sorunu olduğu düşünülebilir.

    Bu durumların ayırt edilebilmesi için “gaz sancısı” demeden önce bebeğin doktor kontrolünden geçmesi gerekmektedir. Hekiminiz muayene ve gerekirse bazı tetkikler ile ağlama krizlerinin nedenini ortaya koyacaktır. İnfantil kolik tanısı, ancak bebekte başka hastalıkların olmadığının saptanmasıyla konulur. Gün boyu devam eden huzursuzluk, ateş, kusma, emmede azalma, vücutta döküntüler gibi eşlik eden bulgular varlığında ise, hızla doktor kontrolü gerekmektedir.

    Krizleri önlemek için neler yapılabilir?

    İnfantil kolik, bebeklere uzun dönemde hiçbir zarar vermez ama anne ve babalar için aşılması zor bir durumdur. Maalesef kesin bir tedavisi yoktur. Etkilerini azaltmak için bebeğin memeye ‘doğru’ yerleştirilmesi, beslenirken hava yutmaması, gün içinde karnına saat yönünde masaj yapılması gibi önlemler alınabilir. Doktor tavsiyesiyle bir takım ilaçlar ve bitkisel çaylar, belirli miktarlarda kullanılabilir. Sık karşılaşılan bir uygulama olan bebeğe şekerli su/şerbet vermek uygun bir davranış değildir.

    Anne sütü ile beslenen bebeklerde annenin çay-kahve gibi kafein içeren gıdalardan uzak durması, sigara kullanmaması, çok baharatlı ve acılı gıdalar tüketmemesi önerilir. Yine anne sütü alan bebeklerde, bebeğin yakınmalarının yoğun olduğu günlerde annenin diyetini gözden geçirmesi ve bu durumla ilişkilendirebildiği bir gıda varsa, bu gıdayı bir hafta kadar diyetinden çıkararak bebeği gözlemlemesi önerilebilir. Özellikle süt ve süt ürünleri, gıda allerjisi olan bebeklerde kolik şeklinde kendini gösterebilir. Mamayla beslenen bebeklerde doktor önerisi ile özel mamalar kullanılabilir. Anne sütü alan bebeklerde ise anne sütüne devam edilmelidir. Bazı özel durumlarda doktor önerisi ile annenin diyetinde uzun süreli değişiklikler yapılabilir. Ancak bilinçsiz yapılan değişikliklerin süt kalitesinde azalmaya ve annenin beslenmesinin bozulmasına neden olabileceği unutulmamalıdır.

    Kriz anında neler yapılabilir?

    Bebeğin farklı bir nedenle ağlamadığından emin olduktan sonra, bebeği soğukkanlı bir şekilde kucağa almak, ten teması sağlamak, ortamı değiştirmek, ninni söylemek, sarılmak, elektrik süpürgesi-saç kurutma makinesi gibi sürekli sesler dinletmek, anne karnındayken işittiği seslere benzeyen müzikler dinletmek, karnına ve ayaklarına ılık havlu koymak, masaj yapmak, arabayla gezdirmek bebeği rahatlatabilir. Bebeğin ağlaması kontrol edilemediğinde ve iş çığrından çıktığında uyaranları azaltmak ve başkasından yardım istemek çok yararlıdır.

    Her bebek farklı uygulamalardan fayda görür. Bazen bir gün bebeği rahatlatan uygulama, diğer krizde etkisiz kalabilir. Ebeveynler bu durumun geçici olduğunu, bebeğin önemli bir hastalığının bulunmadığını, canının yanmadığını bilerek sakin kalabilmeli ve sabırla nöbetlerin geçmesini beklemelidir.

    Unutmamak gerekir ki infantil kolik bir hastalık değil, normal gelişimin bir parçası olarak kabul edilmektedir.

  • Anne sütü nasıl artırılır?

    Emzirme dönemi, annenin hamilelikte aldığı kiloları atabilmesi için bahşedilen harika bir süreçtir. Anne sütünün oluşabilmesi için vücut ortalama günlük 500-600 kalori gibi bir enerji harcar. Bu yakımı bir saat koştuğunuz da bile sağlayamazsınız. Her annenin sütü kendi bebeğine özeldir. Anne sütü Yeni doğan bebek için en uygun besindir. Sindirimi kolaydır, her zaman temizdir, bebeğinizi hastalıklardan korur ve bebeğinizle aranızda özel sevgi bağı kurulmasını sağlar.

    Sütünüzü arttıran en önemli besin ise , sudur. Günde en az 2,0 -2,5 litre su içmelisiniz, çünkü anne sütünün yaklaşık %87 si sudan oluşur. Ne kadar çok su içerseniz o kadar çok süt oluşur.

    Bitki çaylarından rezenenin anne sütünü artırıcı ve bebeği rahatlatıcı özelliği vardır. Günlük 1-2 fincan içilebilir.

    Süt oluşumu için çok fazla şekerli gıda, şerbet ve tatlı tüketmeye gerek yoktur. Bu size kilo katmanın dışında başka bir yarar sağlamaz. Tatlı tüketmek istediğinizde sütlü tatlılar, kurutulmuş meyveler veya meyve tatlıları tercih edilebilir.

    Hurmada bulunan doğal oksitosin, doğumu kolaylaştırır ve anne sütünün salgılanmasını artırır.

    Soğan, sarımsak, karnabahar, lahana, kuru baklagiller, brokoli gibi besinler gaz yapıcı özellikleri ve anne sütünün tadını değiştirebilme özelikleri nedeni ile dikkatli tüketilmelidir. Bu tarz besinleri tükettikten sonra bebekte gaz şikayetlerine ve emmeyi ret etme durumuna bakarak bu besinleri tüketmeye devam edebilir yada kesebilirsiniz.

    Emzirme sürecinde alkol, sigara ve kafeinli- gazlı içecekler tüketilmesi tavsiye edilmez. Bunlar süt oluşumunu olumsuz etiler.

    Gece emzirmesi süt oluşumunu artırır, annenin uykusunun daha kaliteli olmasını sağlar.

    Bebek bir memeyi emip iyice boşalttıktan sonra ikinci meme verilmelidir. Aşırı gergin tam boşaltılamayan memede süt yapımı durabilir.

    Anne sütü, bebek ek besinlere başlasa bile iki yaşına kadar vermeye devam edilebilir.

    Bebek büyüme eğrisinin altında kalmıyorsa ( ağırlık kazanımı varsa) ve günde 4-5 bez kirletiyorsa sütünüz bebeğinize yetiyordur. İlk altı ay bebeğinize sadece anne sütü vermeniz yeterlidir.

  • Bebeklerde beslenme ve ek gıdaya geçiş

    Ek gıdalara Erken Başlama ile Gelişen Komplikasyonlar 2’ye ayrılır

    1-Erken dönemde besin alerji,bağırsak dokusunun gelişememesi ,mide asit düşüklüğü ve besin maddeleri verilirken kullanılan tabak ve kaşık hijyen bozukluğuna bağlı olarak enfeksiyona neden olur.Anne sütü alımının azalmasıyla beraber koruyucu ve besleyici madde emilimi de azalır.

    2-Geç dönemde başlanması ise ileri yaşlarda damar sertliği,hipertansiyon ve obeziteye yol açar.Aynı zamanda Geç beslenme yetersizliği,demir eksikliği ve immün (bağışıklılık)bozukluklarına yol acar.

    Bebek beslenmesi 3 aşamada olur;

    -o-6 ayda EMME dönemi sadece sıvıları alabilir.

    -6-9 ayda GEÇİŞ dönemi kaşıkla beslenir,yarı katı gıdalar verilir.Dil ve dudak kasları gelişir.

    -9-12 ayda ÇİĞNEME dönemi olup yanak ve çene ittirme hareketleri gelişir ve artık her türlü gıda bu dönem verilebilir.

    Ek gıda en erken 4.ayda verilmeli, eğer gelişimi iyi ise sadece anne sütü verilmelidir.

    Ek gıdalara başlamak gerçekten sabırlı olmayı gerektirir.İlk aşamada bebek reddederse ısrar edilmemeli,daha sonra tekrar denenmeli,gerekirse sevdiği bir şeylere karıştırılıp verilmelidir.Her besin ilk başlamada karışım olarak değil de tek tek ve miktar olarak da azar azar denenmeli,gerekirse sevdiği bir şeylere karıştırılıp verilmelidir.Her besin ilk başlamada karışım olarak değil de tek tek ve miktar olarak da azar azar denenmelidir.Beslenme sonrasında alerjik reaksiyon veya bağırsak bozukluğu yaparsa o besin bir süre geri çekilmelidir.Ayrıca ek gıdalar anne sütü ile aynı aynı anda verilmemelidir,yoksa anne sütündeki yararlı maddelerin ek gıda ile birleşip atılımı söz konusudur.

    Ek gıdalara başlama sırasıyla şöyle guruplanabilir;

    4.ayda meyve suyu ve yoğurt şeklinde sıvı gıdalar,6.ayda sebze meyve püreleri muhallebi başlanır.6.-8.ayda et suyu eklenmiş tarhana, mercimek çorbaları, peynir, yumurta sarısı verilebilir.8.aydan sonra etli gıdalar,köfte,tavuk,balık etine geçilebilir.Bu nedenle özellikle ete başlamak önemlidir.Bebeklere özellikle etli gıdalar doğal yoldan beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerden seçilmelidir.Yumurta,köy tavuğu yumurtası olarak yedirilmelidir.

    Ekonomik durumu uygun olmayan ailelerde özellikle demir ve proteinden zengin baklagiller etin yerini almalıdır.Bunlar özellikle de C vitamini ile alınmalı ve vücuda yararlılık oranı artırılmalıdır.Ayrıca güvenilir kasaptan alınan sakatatlar bu aylarda eklenmelidir.

    Yumurta yedirmeye 6.aydan sonra özellikle yumurtanın sarısı ile başlanılmalıdır.Yumurta demir ve protein içeriği zengin bir besin maddesi olup, yumurtanın beyazı özellikle içerisindeki proteinlerin alerji riskine karşı 1 yaş sonrası verilmelidir.

    Bunlara bu 3-4 aylık süreçte alışan bebek,artık 9.aydan sonra sofraya oturtulmalıdır.

    Karbonhidratlı yiyecekler

    Beyaz ekmek ,un,şeker,pekmez,bal,meyve sularının insülin direncini erken yaşta ortaya çıkartması gerçeği ve erişkin yaşlarda buna bağlı hastalıkların açığa çıkması nedeniyle,tüketimleri azaltılmalıdır.

    Yağlı yiyecekler

    Yağ içermeyen diyetlerin bebekte gelişimi bozduğu gerçeğininden yola çıkarak tereyağı,kuyruk yağı ve zeytinyağı gıdalara 8.-9.aylarda eklenmelidir.

    Sütlü yiyecekler

    Sütlü gıdaların demir eksikliği anemisine yol açması nedeniyle bebeğe verilmesine karşı cıkılsa da,1 yaş sonrası 1-2 bardak süt mutlak gelişim için verilmelidir.Pastörize sütlerin protein yapısı bozulduğu ve katkı maddeleri eklendiği için bu sütleri tüketmek yerine,çok güvenilirsütçüden alınan süt tercih edilmeli yada günlük süt şeklinde cam şişede marketten alınmalıdır.

    Sütlere eklenen antibiyotikler,sütlerin ekşimesini ve kesilmesini sağlayan faydalı bakterileri ve probiyotikleri yok ederek bağışıklık sisteminin çökmesine neden olur.

    Ayrıca buradaki bağırsak probiyotiklerinin hazım sistemini geliştirme,bağırsakta K vitamini yapımı,besin alerjisinden koruma ve immün sistem hastalıklarını önlemede etkili olduğu bilinmektedir.Sütün yanı sıra tüm yeşil yapraklı sebzeler,özellikle kalsiyum ve magnezyum zenginidir ve mutlak tüketimi sağlanmalıdır.

    Bebeklerimizi sıkmadan,üzmeden,onlara zarar vermeden,azar azar ve sırası ile bu besinleri beslenme şemasına oturtmak biz annelerin en önemli görevidir.

  • Biberon ve mama ile beslenme

    Biberon ile beslenme

    Sağlıklı anne ve bebeklerin biberonla desteklenmesi, sıklıkla, annelik yetenekleri ile ilgili güven eksikliğinden, bilgi eksikliğinden ve desteklerin yetersizliğinden kaynaklanır.

    İlk ay emzik ve biberondan kaçının.

    İleri aylarda hem anne sütü, hem mama vermek zorundaysanız biberon beslenmesi bebekte “biberon şaşkınlığı” yaratacaktır. Bunun için kaşıkla beslemeyi biberona tercih edin.

    Biberon desteği vermek zorundaysanız yavaş akım sağlayan uçlu biberonları tercih edin, bu anne göğsünü emerken olan emmeye yakın bir deneyim sağlar.

    Biberon başlıkları silikon veya kauçuk olabilir, ancak silikon başlıklar daha uzun ömürlüdürler. Biberon başlıklarının yassı ve ortodontik olanları, emzirme sırasındaki anne göğsünü taklit eder, bunda süt ağza yavaşça yayılıp genzi daha az tıkar, daha az hava yutar. Ancak klasik yuvarlak başlıkları çoğu bebek daha iyi kavrar ve daha çok sever. Bebeğin ayına uygun çeşitli biberon emziklerini deneyip hangisinde en çok rahat etmişse onu kullanın.

    Biberon mamasını, kutu üzerindeki talimatlara uygun hazırlayın, bir mama uygun ısıda su varsa 2-3 dakika içinde hazırlanabilir. Biberon maması ısısı 36-37 derece olmalıdır. Kabaca kolunuza damlattığınız mama size ılık bir his veriyorsa (yakmıyorsa veya soğuk değilse) uygun ısıdadır.

    Biberon beslemesi öncesi yanağına hafifçe dokunun ya da birkaç damla süt damlatın, refleks olarak ağzını açacaktır. Emdirirken bebekle konuşun ve gülümseyin.

    Emerken biberon halkasını gevşetip içeri hava girmesini sağlarsanız, biberon akışı daha rahat olabilir.

    Emdirirken şişeyi aralıklı eğerek ve dik tutarak emziğin süt dolu olmasını sağlamak, gaz sancını önleyecektir. Ayrıca gaz oluşmasını engelleyen özel biberon tasarımları (Dr. Brown doğal akış biberonu) da vardır.

    Arada gazını çıkarıp emdirmeye devam edin. Kusmalar kilo alımını engellemiyorsa genelde önemli değildir. Emmek istemiyorsa zorlamayın.

    Beledikten sonra bebeğiniz kucağınızda uzansın. Bu öneri, anne sütü sonrası da geçerlidir. Böylece bebeğiniz hazmedecek ve kusma riski azalacaktır.

    Biberonda artan sütü, kullanmıyorsanız 2 saat içinde atın.

    En az iki biberonunuz olmalıdır. Biri ile beslerken diğeri temiz ve hazır olmalıdır. Besledikten sonra biberonu hemen yıkayın ki mama kurumasın.

    Cam biberon kırılma tehlikesi taşır, plastik biberonlarda ise Bisphenol A (BPA) bileşiği erken ergenlik ve kanserlerden sorumlu tutulmaktadır. En uygunu BPA içermeyen, kaynatmaya dayanıklı plastik biberonlardır. Beslenme sonrası biberonu en az 5 dakika kaynatın.

    Mamayı reddediyorsa 2-3 gün ara verin, değişik devam sütleri deneyebilirsiniz. Tavsiye ettiğimiz bir mama markası yoktur. Bebeğinizin ayına ve ağız tadına, sizin de kesenize uygun mamayı siz bulacaksınız.

    Biberon istemeyen veya erken doyan bebeğe asla biberonu zorla dayamayın. Zorlarsanız ya şişman ya da huysuz bir çocuk elde edebilirsiniz. Kusmaları artabilir. Bazen de bebeğiniz gündüz 4-5 gece 2-3 defa mama isteyecektir, şişmanlamıyorsa bebeğinizin bu isteğine de uyun.

    Biberonu yatan bebeğin eline vererek kendi kendine beslenmesine izin vermek, diş çürüklerine, kulak iltihaplarına, mama kaçışı ile aspirasyon (boğulma)’ya sebep olur. Dahası mama saatinde bebek bakıcısının tenine dokunmalı, kendi başına duygusuzca beslenmemelidir.

    Mama özellikleri neler olmalıdır?

    Aslında “mama” doğru bir deyim değildir, doğrusu “formüla” ya da “devam sütü”dür. Ancak bu metinlerde alışık olduğumuz mama terimi kullanılacaktır.

    Piyasada mama çeşitleri şunlardır:

    Başlangıç mamaları (1 numaralı formülalar): 0-6 aylık bebeklere verilir. Anne sütüne yakın özellik taşır. Yağ içeriği fazladır.

    Devam mamaları (2 numaralı formülalar): 4-9 aylık bebeklere verilir. Protein ve enerji içerikleri daha yüksektir. Anne sütü ile beslenen çocuklara da destek olarak verilir. Bebeği daha uzun süre tok tutabilirler.

    Devam sütleri (3 numaralı formülalar, junior): 8 aydan büyüklere verilir. Daha da yüksek enerji içerirler, kıvamları koyudur. Vitamin ve element destekleri de vardır.

    Tamamlayıcı besinler içeren mamalar: sütlü kaşık mamaları, tahıllı kaşık mamaları, bebek kahvaltıları, bebek çorbaları, muhallebiler, gece besinleri, kavanoz mamaları vs.

    Ayrıca prematüreler için, kusan bebekler için, gazlı ve zor sindiren bebekler için, alerjik bebekler için, ishali olan bebekler için, enerji ihtiyacı olan zayıf bebekler için, doğuştan metabolik hastalığı olanlar için özel mamalar vardır. Bu mamalar doktor tavsiyesi ile kullanılmalıdır.

    Peki hangi markayı alalım?:

    İçeriği anne sütüne en yakın mama seçilmelidir. Aslında her başlangıç maması markası, anne sütüne en yakın olduğunu iddia eder. Gene de siz daha önce duymadığınız, ya da doktorunuzun tavsiye etmediği markaları kullanmayın. Üretici firma etik kurallara uyan bir firma olmalıdır.

    Başlangıçta değişik marka mamalar deneyin, daha sonra en sevdiği ve en az olumsuz etki yapan (kabızlık, gaz, kusma gibi) mamayla devam edin.

    Mama, anne sütünden tatlı olmamalı, vanilya kokusu içermemelidir.

    Bağışıklık sisteminin gelişimi için formül süte lactobasil ve bifidobakteri içeren probiotiklerin eklenmesi uygundur.

    Formül süte bir yağ asidi olan LC-PUFA eklenmesi, sitokin üretimini artırarak bağışıklık sisteminin düzenlenmesini sağlar.

    Mama nazıl hazırlanır?

    Biberon mamasını, kutu üzerindeki talimatlara uygun hazırlayın, bir mama uygun ısıda su varsa 2-3 dakika içinde hazırlanabilir.

    Kaynar su ile mama hazırlamak, besin değerini düşürür. Kaynatılıp 60 dereceye düşürülmüş (ki bu da sıcak bir sudur) suda mama hazırlanır. Daha sonra temiz soğuk su ile ısı ayarlaması yapılabilir. Biberon maması ısısı 36-37 derece olmalıdır. Kabaca kolunuza damlattığınız mama size ılık bir his veriyorsa (yakmıyorsa veya soğuk değilse) uygun ısıdadır.

    Mikrodalga fırında ısıtmak, mamanın ve biberonun eşit ısınmasını engelleyecek, bebeğin ağzının yanmasına sebep olabilecektir. Kullanmak zorundaysanız fırından çıkardıktan sonra biberonu iyice çalkalayın. Mikrodalga fırınının besin değerini azaltması ve insan sağlığına zararlı olması (kanserojen ?, serbest radikal çıkarıp yaşlanmayı hızlandırma, vs. gibi) gibi konular da tartışmalıdır.

    Mama ölçeği taşırılmadan “silme” doldurulur. Genelde biberona önce su konur, kutuda önerildiği kadar toz mama ile tamamlama yapılır. (Genel olarak her 30 cc suya, 1 ölçek mama hesabı ile. Örneğin yenidoğan bebeğe 60 cc suya 2 ölçek mama; 3 aylık bebeğe 120 cc suya 4 ölçek mama ; 6 aylık bebeğe 180-240 cc suya 6-8 ölçek mama gibi) daha sonra biberon çalkalanıp ısısı kontrol edilerek mama bebeğe verilir.

    Biberon deliğinin küçük olması, bebeğin çok çaba harcamasına ve huzursuzlanmasına, geniş olamsı ise hızlı beslenme ile gaz sancılarının artmasına neden olur. Emzik deliğini şöyle kontrol edersiniz: biberonu ters çevirdiğinizde mama önce fışkırmalı, sonra birkaç damla damlamalı, sonra durmalıdır. Mama eğer geniş aralıklarla damlıyorsa delik dardır, dökülürcesine akıyorsa geniştir.

    Mamayı olması gerekenden daha koyu veya sulu hazırlamayın; ancak koyu olduğundan şüpheleniyorsanız, beslemeden sonra bebeğinize çay kaşığı ile doyana kadar su teklif edin.

    Kutusu açılan mamayı, kapağı ya da streç film ile tekrar kapatmayı unutmayın. Kapalı mama buzdolabında 20 güne kadar saklanabilir.

    Niçin anne sütü mamaya tercih edilir?

    Birebir anne sütüne karşılık gelen mama daha bulunmamıştır. Her anne sütü türe, hatta bebeğe özgüdür.

    Mama pahalıdır.

    Mama ile beslenen bebek başlangıçta zayıf olsa bile ileri yaşlarda obezite riski taşır.

    Mamalar inek sütü tozu ile hazırlanır (özel bir mama değilse). İnek sütü alerjisi olasılığı bebekte %6-30 arasıdır.

    Mama ile çoğu bebek kabız olur. Anne sütü de bebeğin geniş aralıklarla (7-10 güne kadar) kaka yapmasına sebep olabilir. Ancak anne sütü kabızlığı bebeği rahatsız etmez. Mamalar sabunlaşarak zor kaka yapmasına, makat çatlaklarına, ağrılara sebep olur.

    Mamalara prebiotik ve probiotikler eklense de hiç biri anne sütündeki floraya yaklaşamaz bile.

    Anne sütü her zaman hazır ve uygun ısıdadır.

    Bazı mamalar element eksikliklerine, gelişme geriliğine sebep olurlar.

    Mamayla yapılan bilimsel çalışmalar kontrol grubu olmadan yapılmıştır, bundan dolayı hiçbir mama çalışması gerçekte bilimsel değildir.

    Bebek biberonu almazsa:

    Anne sütü almayan bebeğin bir de biberonu reddetmesi çoğu anneyi endişelendirir.

    Biberon veren kişiyi değiştirin.

    Biberonu sadece aç değilken, tokken de bir oyuncak gibi sunun.

    Biberonu dans veya şarkıyla verin.

    Biberonu ya uyanır uyanmaz, ya tam uykuya daldığında, ya da gerçekten uyurken; yani akıldan ziyade içgüdüyle hareket ettiğinde verin.

    Farklı mamalar, biberonlar ve biberon emzikleri deneyin.

    Sütü biraz daha soğuk ya da biraz daha sıcak verin.

    Biberon şart değil, bardakla verin.

    Mümkün olduğunca emzirme pozisyonunda, biberon başlığını memenizin üzerinden sunun.

    Saçma gelecek ama, sütü dondurup kar şeklinde verin.

  • Anne sütü hakkında merak edilen her şey!

    Genel bilgiler:

    Anne sütü canlıdır, “beyaz kan” olarak da adlandırılır. İlk sütün 1 ml’sinde 1 milyon hücre, olgun sütün ise 1 ml’sinde 4000 hücre vardır.

    Emzirme doğal bir olay olmasına rağmen sizin ve çocuğunuzun alışması birkaç günden birkaç haftaya kadar değişir. Emzirme bir aşkın başlangıcı, güzel bir ilişkinin temelidir.

    Emzirmenin pekişmesi 3-4 haftayı bulabilir, bu dönemde biberon gibi alternatif beslenme yöntemlerinin kullanılması, sadece sonraki dönemlerde çocuğunuzun sağlığının ve beslenme alışkanlıklarının daha da olumsuz etkilenmesine sebep olacaktır.

    İlk birkaç gün emzirirken sancı duymanız normaldir. Başlangıçta olan, emzirirken göğüs acılarınız 15. günden sonra rahatlar.

    İlk 15 gün, günde 500-600 ml.;1-6 ay günde ortalama 750 ml. anne sütü yeterlidir.

    Anne sütünde D ve K vitaminleri dışında her şey vardır. Bebek terlemiyorsa, ya da bezinde gül pembesi/kiremit tozu renginde kırmızılık görmüyorsanız (ki bu yanlışlıkla “idrarından kan geldi” olarak yorumlanır) suya gerek yoktur. Bu durumlar varsa çay kaşığı ile su verin, bebek isteksizse gene su vermekten hemen vazgeçin.

    Silikon meme başı adaptörleri çökük meme başlarında faydalıdır.

    Plastik emzirme petleri kullanmayın. Bunların memenin ıslak kalarak çatlamasına ve mantar oluşmasına neden olurlar.

    Biberon ilk ay yasak! Biberon ile beslenme süt salgılanmasının durmasının en sık nedenidir.

    Süt az olması bedenen ve ruhen sağlıklı bir anne için mümkün değildir. Gebelikte göğüsleriniz büyüyorsa bunun nedeni bir şeylere hazırlıktır. Her insanın mide kapasitesi yaklaşık yumruğu kadardır (bebeğinki ceviz kadar). Bu da demektir ki 20-40 ml. anne sütü bebeğin midesini dolduracaktır.

    Bir memeden diğerine geçmeden önce 10 dakika kadar emzirmelisiniz. Bebeğiniz tok görünüyorsa diğer göğsünüzü sonraki öğüne saklayın.

    Bebeğin 3-4 emmede bir yutkunması, huzursuzlanması o memede süt bitti demektir, diğer memeye geçin. Diğer memeye geçerken gazını çıkarın, gergin mideli bir bebek tabii ki emmek istemez.

    Emzirirken bebeğin kafasına arkadan bastırmayın. Bebek çok sinirlenir. Bebeği göğse değil, göğsünüzü bebeğe itin.

    Küçük göğüslü kadınlar da büyük göğüslü kadınlar kadar süt üretirler.

    Meme ucunu emzirtmeyin, emilecek yer “areola” denen meme ucunun etrafındaki kahverengi/siyah halkanın tümüdür. Meme ucu içe dönük olsa bile areolayı kavraması bebek için yeterlidir. Emmeye başlarken meme ucunuz bebğin burnu ile aynı hizada olmalıdır.

    Emzirmeden önce göğsünüzün değil, elinizin temizliği önemlidir. Göğüs temizliğini önermiyoruz.

    Bir çalışmada bir memeyi yıkayıp, diğerini yıkamamışlar; yenidoğan bebek yıkanmamış memeyi tutmuş.

    Emzirdikten sonra göğsünüzü hemen sütyen içine koymayın, açık tutarak hava ile kurutun.

    Emzirdikten sonra göğsünüzü suyla değil, sütünüzle temizleyin.

    Emzirmeden zevk almıyorsanız yardım alın.

    Acıyan meme uçları, emzirmenin bir parçası değildir, bir şeylerin doğru gitmediğini gösterir, bu konuda da yardım alın (annenizden, doktorunuzdan, ebenizden, bazen internetten).

    Pamuklu, geniş sutyenler kullanın.

    Göğüs acı ve çatlakları için: zeytinyağı, olmazsa Decubex, Novuxol, Garmastan, Lansinoh gibi kremler deneyebilirsiniz. Hidrojel çatlak önleyici göğüs pedi (Chicco marka piyasada vardır) meme ucunu koruyabilir.

    Bebeğinizin ağzında pamukçuk varsa göğsünüze bulaşacak, sizin göğsünüzde de kaşıntı/acı/çatlak/beyazlık gibi bulgular olacaktır. İkiniz de tedavi olmazsanız, birbirinize bulaştırırsınız. Bebeğe mantar damlası (Mikostatin, Fungostatin gibi); göğsünüze de mantar kremi (Trosyd, Canesten gibi) kullanın. Emzirme öncesi göğsünüzü temizleyin.

    Sabun, betadine, alkol gibi kimyasallar meme başı çatlağını artırır.

    Bebek süt kanallarını boşaltamazsa göğsün bir kısmı iltihaplanabilir. Göğüs ağrılı, sert, kırmızı olur. Memeden kanlı ya da ilithaplı bir akıntı olur. Sizin de ateşiniz çıkacaktır. Doktorunuzun verdiği ilaçları kullanın. Emzirmeyi kesmemeye çalışın, ancak sütü boşaltmak için emzirme sonrası pompa kullanabilirsiniz. Soğuk ya da sıcak kompreslerin hangisi iyi gelirse onunla devam edin.

    Sütünüzü kesseniz bile (pişmansanız) 2 hafta içinde yeniden emzirirseniz sütünüz gelecektir.

    Oruç tutmayın (Diyanet görüşü: Kefaret gerekmez; kaza edilir).

    İlk çocuğunuzu rahat emzirdiniz diye ikinci veya üçüncü çocuğunuzu da aynı rahatlıkla emzireceğiniz anlamına gelmez. Her çocuk çooook farklıdır.

    Dışarıda emzirmekten utanmayın, olabildiğince gizli olmaya çalışın, fakat önemli olan çocuğunuzun yemesidir. Ancak kapalı mekânlar (tuvalette klozet üzeri gibi) veya özel emzirme önlükleri, geniş gömlekler, ince bir battaniye de sizi başka gözlerden koruyacaktır.

    Hastayken de emzirmeye devam edin. Enfeksiyon sırasında emzirmek, aynı zamanda doğal koruyucuları süt yoluyla bebeğe vermek demektir. Nezle olan anne de, evde verem tedavisi gören anne de, hepatit taşıyıcısı anne de bebeğini emzirebilir. Hatta başka bir ek besin ve su verilmeyecekse AIDS’li anne bile bebeğini emzirebilir. Sadece el ve çevre temizliğinize dikkat edin yeter. Nezle/grip olan bir annenin maske kullanması ise tartışmalıdır, ancak benim gereksiz bulduğumu belirtmeliyim.

    Hamile anne emzirmeye devam edebilir. Ancak iki canlı büyüttüğü için beslenmesini biraz artırabilir. Hamile anne sütü “bebeği zehirlemez.” Anneye de zararı yoktur. Ancak düşük tehdidi varsa emzirmek bu tehlikeyi artırabilir.

    Bitkisel çaylar da süte geçer, ginseng gibi bebeğe içirmeyeceğiniz çayları siz de içmeyin.

    Aşırı egzersiz sütte bazı asitlerin düzeyi artar, bu da anne sütünün tadını ekşimsi yapar, bu durumda anne sütünü biraz sağıp atabilir.

    ‘Anne uzun süre emzirmezse memedeki süt ekşir ya da bozulur’ inancı çok yanlıştır.

    Eğer bebeğiniz beslenmeden sonra rahat uyuyorsa, ‘her emzirme sonrası gaz çıkarılır’ diye bir kural yoktur.

    Niçin anne sütü?

    Daha rahattır: Her zaman hazır ve sıcaktır. Şişe yıkamanızı gerektirmez.

    Ucuzdur ve tüm mamalardan daha kalitelidir.

    Akıllıdır: Bebeğinizin doğum zamanına (prematüre bebeklerde içerik farklı), açlığına, gün içindeki ihtiyacına, aylara, göre içeriği değişir. Hatta emzirmenin ilk dakikalarında sulu ve az yağlıyken; emzirmenin sonunda bebeğin doyup memeyi bırakması için koyulaşır. Mucize budur!

    Daha faydalıdır: Anne sütü bebekleri biberonla beslenen çocuklara göre ishale 12 kat, soğuk algınlığına 2 kat daha az yakalanırlar. Ayrıca orta kulak iltihabı, alerji, idrar yolu enfeksiyonu olasılıkları azalır.

    İleride çocuğunuz daha az yemek seçer: Her öğünde mamanın tadı aynı, anne sütününki farklıdır.

    Sağlıklı bir yetişkinin temellerini atar: Şişmanlık, hipertansiyon, egzama gibi alerjik hastalıklar, ani beşik ölümü sendromu, diyabet, şizofreni, multipl skleroz (MS) olasılığı azalır.

    Ağrı kesicidir: Emerken aşı yapılan bebekler daha az ağlarlar.

    Çene ve dişlerin gelişimin destekler. Biberon çürükleri önlenir.

    Zevklidir: Gergin bir bebeği rahatlatmanın en iyi yoludur.

    Sizi de rahatlatır: Onu emzirirken oturur, dinlenirsiniz. Prolaktin artar, daha rahat bir uyku sağlar. Soğuk kış gecelerinde bir sıcak titreşim çok hoş bir duygu olsa gerek. Sonuçta sizi depresyondan korur.

    Sizin de sağlığınızı korur: Meme ve yumurtalık kanseri riski azalır, kemik zayıflığını da önler. İdrar yolu enfeksiyonu daha olursunuz.

    Regl döneminin başlamasını erteler: Özellikle çok sık emziriyorsanız. Ancak doğum kontrolü için hiçbir garantisi yoktur, tedbirinizi ona göre alın!

    Forma dönmenizi sağlar: Spor ve diyet yapmadan 500 kalori verirsiniz. Rahminiz de kasılarak normal boyuna döner.

    Estetiktir: Dünyanın en güzel kabına sahiptir!

    Çevre dostudur: Mama yediriyorsanız; tarım araçlarının, fabrikaların, mamayı taşıyan araçların ekzoslarının, silikon emziklerin, cam ya da plastik silikonların ve daha pek çok şeyin doğayı kirletmesine de yardımcı oluyorsunuz demektir.

    Kötü kokulardan korur: Anne sütü tam sindirildiği için kaka kokusunu daha az duyarsınız. Olan kak da hafif ekşi kokuludur ve rahatsız etmez.

    Ekonomiktir: 4 ay sadece anne sütü alma bebek başına yıllık 300 dolar kazanım sağlar. Ayrıca pek çok sağlık kazanımları ile bunlara harcanacak bütçeyi de korur.

    Bebek emzirme teknikleri:

    Az anne sütü yoktur, yanlış pozisyon nedeniyle annenin göğsünü iyi kavrayamamış bebek vardır.

    3 aşamalı emzirme uygundur: Dokundur, bekle, yanaştır.

    Her pozisyonda başlangıçta burnuyla meme başı aynı hizada olmalı, çenesi memeye dayanmalıdır. Anne göğsünü parmakları ile “C” şeklinde tutar. Meme ucunu burnundan üst dudağına yaklaştırarak temas ettirin, bebek refleks olarak ağzını açacaktır. Bebek omuz ve kalçalardan desteklenmeli, başı serbest olmalıdır. Emzirirken bebeğinizle göz göze gelerek ona gülümseyin ve konuşun.

    Değişik tekniklerle en uygun emzirme yöntemini siz bulun.

    Oturarak

    Yan yatarak

    Arkaya yaslanarak

    Hatta ayakta emzirebilirsiniz.

    Bazı pozisyonlar:

    Kucak (beşik) Pozisyonu: Bebek kolun üzerine doğru yatırılır, bebeğin karnı annenin karnına değecek şekilde yaklaştırılır, bu arada diğer elle meme başı iki parmak arasında tutularak bebeğin başı memeye yaslanır.

    Ters Kucak Pozisyonu: Bu tekniğin “kucaklama”dan farkı; bu teknikte bebeğiniz yön olarak aynı pozisyonda olmasına karşın, siz onu kucaklamak için diğer kolunuzu kullanıyor olmanızdır. Bir başka ifadeyle; bu kez bebeğiniz başı sizin iç dirseğinize değil, diğer elinizin avuç içine doğru yaslanmıştır.

    Koltukaltı Pozisyonu (top tutuşu): Göğüsleriniz iriyse, prematürelerde, sezaryenden sonra (karına baskı olmaması için), ikiz bebeklerde bu duruş denenebilir. Adından anlaşılacağı üzere bu teknikte bebeğinizi koltuğunuzun altında basen seviyenizin biraz yukarı seviyesinde tutarsınız. Yine bebeğinizin altına bir yastık koymak işinizi kolaylaştıracaktır. Ayakları sizin arkanıza doğru, baş kısmı sizin önüze doğrudur. Bebeğinizin yüzünü memenize doğru yaklaştırıp, onun dudaklarının meme başınıza yaklaşmasını sağlayınız.

    Yan Yatarak Emzirme: Bu yöntem genellikle ameliyatlı sezaryenli bir annede veya başka bir rahatsızlığı bulunup yatakta kalması gereken bir annede tercih edilen bir yöntemdir. Pozisyonda bebek yan yatmış ve yüzü annenin memesine yaklaştırılmış şekilde besleme sürdürülür. Ancak anne uyursa bebek için boğulma riski taşır. Bu teknikle emzirme, ileri aylarda orta kulak iltihabı riskini artırır.

    Bebeğinizi memenizden almak için, memenizi çekerken aynı anda parmağınızı bebeğin ağzının kenarından içeri sokun, parmağınızı emzirtin. Bu şekilde meme ucunu yavaşça ve zarar görmeden çekebilirsiniz.

    “İlk süt” nedir?

    Tıbbi adı “kolostrum”dur, bebeğe annesinin ilk ve en önemli armağanıdır. Bir insanın hayatını etkileyecek kadar önemlidir. Hal arasında “altın suyu”, “ağız suyu” da denir. Bebeğin bağırsak mikrobiatasını (yani bağırsağın bakteri-canlı içeriğini) sağlar ve bu hayat boyu değişmez bir imza gibidir. Rengi sarı, kıvamı koyudur (krema gibi). Miktarı azdır (ortalama 30 ml/gün) ama bir damlası bile bebeğin doymasına yeter. Hiç gelmezse bile, bebek ilk 24 saat kendi depolarını kullanarak aç kalmaz. Doğumevleri ve hastanelerdeki “bu süt az, yetmez” gerekçesiyle mama/şekerli su takviyesi yapılması çok sık yapılan bir hatadır. Bu süt hem koruyucu maddelerden (antikor, koruyucu flora) hem de kaloriden çok zengindir. İlk kakayı rahat yapmayı sağlayarak yenidoğan sarılığının hafif seyretmesine de yol açar.

    Sezaryenden sonra anne tam uyanmasa bile başkasının yardımı ile besleyin.

    Beslenme aralıkları ve süresi:

    Anne sütüyle beslenmede orkestra şefi bebektir. İlk 45 gün her istediğinde emzirin. Huzursuzluğa ve ağlamaya başlamadan önce bebeğinizin elini emmeye başlaması, sizi görünce heyecanlanması, hareketlenmesi gibi bulgular da emzirme isteğinin başlangıcı olabilir; onun bu davranışlarını tanımaya çalışın. Emzirme aralığı 1 saat, süresi de 1 saat olabilir. Ancak bebeğinizin doymaması da olasıdır. Doyup doymadığı için objektif kriterdir ki, gerekirse takip eden doktorda bir daha tartısına baktırın.

    Bebek beslenmesinde kesin saatli bir program yoktur.

    Gereksiz sık besleme gaz oluşumunu artırır, sık acıktırıp ağlamasına sebep olur.

    45-50 günden sonra 3 saatlik ara, 20 dakikalık süre yeterlidir. Artık kendinize bakma ve etrafınızla ilgilenme zamanı gelmiştir.

    2 aydan sonra gece 1 defa emme yeterlidir. Bebeğiniz iyi kilo alıyorsa gece uyandırmayın

    Bebeğiniz halen çok uzun dakikalarca hatta saatlerce sizi emiyorsa ya sizi biberon olarak kullanıyordur ya da memenizi tutamamıştır ve süt alamıyordur.

    Bebek ilk 5 dakikada sütünüzün %80’ini boşaltır, kalan 15-20 dakikalık emme süt oluşturma refleksi ve bebeğinizin ağız tatmini için gereklidir.

    Uyuyan bebeği uyandırıp beslemeyin.

    Eğer halen sadece anne sütü alıyorsa 3,5-4 aydan sonra gündüz 3-5 kere; gece 1 defa emzirmek yeterlidir. Zaten bebeğiniz 5-6. saatte uyanıp sizden sütünüzü isteyecektir.

    5-6 ayda ise günde 5 defa besleme genelde yeter.

    Sütü artırmak için:

    Annenin emzirmeye istekli olması en önemli kuraldır. Bu “prolaktin” hormonu salgılamasını uyarır. Doğumdan önce kendini emzirmeye şartlayan annelerin sütü daha fazla olacaktır

    Bebeğin emmeye istekli olması ikinci kuraldır. Bebek zayıf emerse ya bir hastalığı vardır ya da besleme tekniği yanlıştır.

    Üçüncü istekli olacak kişi babadır, çünkü emzirme her şeyden önemlidir ve anne bu sırada başka bir şey yapamaz. Baba telefona bakmalı, diğer çocuklarla ilgilenmeli, yemeği hazırlamalıdır.

    Bebeğiniz çok ağlıyorsa sakinleştirip öyle emzirin.

    Siz de sakin olun. Emzirmeden önce 15-20 dakika dinlenin. İlk 45 gün sizin işiniz bebeği emzirmektir. Ev işlerini bırakın başkaları yapsın (Babalar artık bunun için de var). Bebek uyuyunca siz de uyuyun. Emzirme öncesi ılık duş altında göğüs masajı yapabilirsiniz.

    Emzirmeden önce üzerinize sıcak tutan kıyafetler giymek süt akışını hızlandırır.

    Bebeğinizi emzirirken de yanınızda suyu ve atıştırılacak yiyecekleri (meyve, kuruyemiş) bulundurun. Unutmayın, yemeğinizi küçük bir yaratıkla paylaşıyorsunuz.

    Günlük 2,5 litre (bir büyük kola şişesi) sıvı almalısınız. Meyve kurularından komposto (elma-kayısı-erik) da kalori ve sıvı sağlar. Karpuz da iyi bir sıvı kaynağıdır. Proteini bol alın, şişmanlamamak için karbonhidrattan kaçının. Ancak daha çok fazla su da bazen süt yapımını baskılayabilir.

    Fazla tatlı yemek sizin kilo fazladan kilo almanızı sağlar, zannedilenin aksine bebeği daha tonton yapmaz. Dengeli beslenme de en azından yeterli beslenme kadar önemlidir.

    Doğum sonrası rejime 4. aydan sonra başlayabilirsiniz. Hedefiniz ise bebeğiniz 9-12 aylıkken doğum öncesi kiloya erişmek olmalıdır. Ayda 1, aşırı şişmanlarda 2 kiloluk kayba izin verilebilir.

    Göğüs üzeri uyumak sütü azaltabilir.

    Emzirirken doğum kontrol hapı kullanmak sütü azaltır.

    Rezene, kimyon, ısırgan otu gibi bazı bitkiler hem sütü artırabilir, hem sütün kokusunu güzelleştirebilir. Ancak rezeneyi çok içmek gerekiyor, öyle çok içmeli ki annenin derisi bile rezene kokmalı. Yağlı balık, kabuklu yemiş, çikolata da sütünüzün yağ miktarını artırarak bebeğinizin kilo alımını hızlandırabilir.

    Çemenotu da sütü artırır, ama annenin ve bebeğin idrarındaki o keskin koku doğrusu beni bu bitkiyi önermekten alıkoyuyor…

    Kokusuz tablet şeklinde sarımsak özü, ısırgan otu, malt da diğer bildiğim ancak etkileri tartışmalı anne sütü katkılarındandır.

    Annelerin içeceği süt takviyeleri (Lactamil gibi) özellikle prematür bebek annelerine önerilmektedir.

    Eczanelerde sütünüzü artıracak ve lohusalık iyilrşmesini hızlandıracak granüller (Humana Still-Tee) mevcuttur. Günde 2-3 fincan tüketebilirsiniz.

    Ben “domperidon” etken maddeli kusma engelleyici ilacı sütü az olan annelere kullanıyorum ve fayda görüyorum. Bu ilaç Hollanda ve Almanya’da annelere rutin verilmektedir. Süte geçişi binde 4 olduğu için bebeğe yan etkisi yoktur. Ancak ABD’de bu amaçla kullanımına izin verilmediğini de belirtmeliyim (nadiren annede aritmi etkisi nedeni ile)

    Tirle denilen el ile çalışan süt pompasının sürekli kullanılması sütü azaltır, anne göğsünde acı ve çatlağa sebep olur.

    Bebek ısrarla tek memeden süt alıyorsa diğer memeyi sağmak, o memede de süt yapımının devamını sağlayabilir, sağdığınız sütü fincanla içirebilirsiniz. Ancak bu durumda süt dökülebilir ve boşa harcamaya sebep olur.

    Bazen süt sağma makineleri de sütü artırabilir. Ancak kuvvetli emen ve pille değil elektrikle çalışan makineleri tercih edin.

    Anne neleri yememeli?

    Herkesin gaz yapar dediği şeyler (soğan, mercimek, süt gibi) sizin bebeğinize dokunmayabilir, bunun için denemeler yapabilir, neyin dokunduğunu siz bulabilirsiniz. Örneğin çok acı yerse bebek poposunda pişik olabilir. Bu nedenle aşırıya kaçmadan deneme yanılma yoluyla bebeğinizi gözleyin.

    Gene de dikkat edeceğiniz besinler: Nohut, fasulye, mercimek, soğan, sarımsak, turşu, baharatlar (kimyon ve kekik hariç), kola gibi asistli içecekler, lahana

    Süt eskiden öneriliyordu. Ancak alerjik etkiler nedeniyle 1 bardaktan fazla içmeyin.

    Siz ya da eşinizde alerji varsa: Yer fıstığı, ceviz, yumurta, cips, Çin yemekleri gibi alerjenleri yemeyin.

    Fazla ton balığı cıva zehirlenmesi riski taşır. Haftada 1-2 öğünden fazla yemeyin.

    Sigara yasak! Kahve, kola ve koyu çaya da dikkat.

    Anne sütü sağılması

    Bebeğin özel bakıma ihtiyacı varsa, göğüsleriniz çok acıyorsa ya da çatlamışsa, işe gitmek zorundaysanız sütünüz sağmanız gerekir. Sağılan sütü biberon yerine kaşık ya da fincanla bebeğinize verin. Biberon ile beslenen bebekler, aynı dönemde anne göğsünü almak istemeyebilirler. Fincan ve kaşıkla beslemek, daha sonra bebeğinizi biberondan kesmek için uğraşmanızı da önler.

    3 yöntem vardır:

    Elle sağma: Hızlı sütü akan annelerde işe yarar. 80-90 ml. Süt elde etmek için 15-20 dakika sürdürülmelidir.

    El pompası (tirle) ile sağma: Basit olmasına rağmen kuvvetli emme olmayacağı için sütünüz giderek azalabilir.

    Pilli ya da elektrikli pompa ile: Hızlı ve etkilidir. Motor gücü kuvvetli olan elektrikliler daha da etkilidir. Sadece pompa kullanıyorsanız, sütünüzün azalmaması için 3-4 saatte bir sağmalısınız.

    Yeni doğan bebek neden emmez?

    En önemli sebep, doğru pozisyonda emzirmemedir.

    Zor doğum sonrası bebek yorgunsa emmez.

    Sütünüz geç geliyorsa sinirlenip emmez. Bu durumda önceden biriktirdiğiniz sütü verebilirsiniz.

    Kan şekeri düşüklüğü, kalsiyum düşüklüğü, solunum sıkıntısı, yenidoğan enfeksiyonları gibi sebeplerle emmez.

    Oda ısısı çok yüksekse ya da kalın giydirmezseniz emmez.

    Çevrede dikkatini dağıtacak bir ses yada ışık olunca emmez.

    Anne gergin ve sinirli ise bebek bunu hissedip emmez.

    Gazı varsa emmez.

    Burnu tıkalıysa emmez. Bu durumda emme öncesi serum fizyolojik damla veya okyanus deniz suları ve spreyleri kullanabilirsiniz.

    Sütün tat ve kokusunu ağırlaştıran besin (soğan, sarımsak, lahana, baharatlı yemek) aldıysanız emmez.

    Kulağı ya da boğazı ağrıyorsa emmez. Pamukçuk varsa emmez.

    Göğsünüzde krem artıkları, kötü koku, kanama gibi şeyler olduğu için emmez.

    Emmek istemezse emmez, biraz sabırlı olun.

    Anne sütü yeterli mi?

    Bunu anlamanın en sağlıklı yöntemi çocuk doktoru veya aile hekiminizin bebeği tartmasıdır. Ancak bebek ilk hafta kilo kaybeder, 14. günde yeniden doğum ağırlığına ulaşır. Sonra da düzenli ve yeterli kilo alması sütünüzün yeterli olduğunu gösterir.

    Diğer ipuçları (30 dakikadan uzun emme, eskiye göre sık emmek isteme, bebekte çok ağlama, sık uyanma veya çok uyuma, az kaka ve çiş yapma, göğsün çabuk boşalması, emme sonrası çok ağlama ve mama ile susturabilme gibi) objektif kıstaslar değildir, ancak şüphelendirir. Şüpheleniyorsanız gerekirse aylık kontrolünüze erken gidin ve bebeğinizi tarttırın.

    İkiz ve üçüz bebekler, iri bebekler, tek göğüsten emen bebekler de genelde doyarlar; anne sütü tek başına yeterlidir.

    Kilo alamama idrar yolları enfeksiyonu gibi bazı hastalık ya da sorunların varlığını işaret edebilir. Doktor şüphelenirse sizden bazı testler isteyecektir.

    Bazı anneler sütünün faydalı olmadığını anlamak için tahlil istiyorlar. Bunun hiçbir anlamı yok. Çünkü sütün her annede özelliği farklı olabilir; hatta başlangıçta şekerli, sona doğru yağlı süt geleceğinden sütün her yudumunun bile özelliği farklıdır.

    Doğa hata yapmaz, hata bizim doğaya müdahalemizdir.

    Göğüs sarkmasını engellemek için:

    Göğüslerin doğumdan sonra hacimlerini kaybetmesi, emzirme ve sağma, göğüslerin sarkmasına sebep olabilmektedir. Her gün dışarıdan içeriye doğru göğüslerinize masaj yapmanızda fayda var.

    Göğüslerinizi destekleyen kasları çalıştırmak içinse, ufak bir egzersizi günde 20 kez tekrarlayın. Avuçlarınızı birleştirin ve kollarınızı omuz hizasında kaldırın, nefes alırken kollarınızı sıkıştırın. Üç saniye bekleyin ve nefes verin

    Emziren annenin ilaç kullanması:

    Bütün ilaç prospektüslerinde firmaların kendini güvenceye alması ve dava açılmasını engellemek için standart olarak yazar ki: “Emziren anneler kullanmamalı veya dikkatli kullanmalı.” Oysa emziren annenin gerçekten almaması gereken 7-8 grup ilaç vardır. Antipsikotikler, bazı epilepsi ilaçları, kanser ilaçları, bazı hormonlar, 2-3 adet antidepresif gibi nadir kullanılan ilaçlar.

    Prensip şudur: Bir ilaç bebekte de kullanılabiliyorsa, emziren anne de genellikle kullanabilir. İlaçlar, nadiren bir mamanın olacağı kadar risklidir.

    Parasetamol grubu (Minoset, Panadol, vs.), ibuprofen grubu (Brufen, Nurofen,vs), pek çok antibiotik, bazı antidepresifler, bulantı ilaçları kullanılablir. Tabii ki doktorunuza danışarak, ya da tıp diline aşinaysanız kitaplar ve internetten de fikir alarak.

    Doğum kontrol ilaçları ve idrar söktürücü ilaçlar süt yapımını azaltır.

    Gene de tercihen ilaç dozunu almadan önce bebeği emzirin.

    Prematüre bebeklerin ilaçlara hassasiyetleri biraz daha fazla olabilir. Örneğin aldığınız bir antibiyotik, prematüre bebekte fazladan gaz ya da shale neden olabilir.

    Bebeğinizde kabızlık varsa:

    Özellikle 2 aydan sonra sık rastlanan doğal bir durumdur. Anne sütü barsaklardan tam emildiği için bazen haftada bir bol kaka yapabilir. Bebek huzursuz değilse endişelenmeyin, bir şey de yapmayın. Eğer huzursuzsa makat uyarısı (parmak ucu veya zeytinyağlı kulak çöpü ile) kaka yapmasını sağlayabilir. Ayrıca kendi beslenmenizde bol posalı besinler, sebze yemeği, salata, kayısı ve erik kompostoları, incir, Trabzon hurması gibi besinlere ağırlık verin.

    Mama barsaklarda sabunlaşır, bebeği rahatsız eder, kabızlık kronikleşir. Mama bebeği huzursuz olmasa bile 3-4 günden fazla kabızlığa izin vermeyin.

    Emmenin kesilmesi:

    Çocuğunuzu 5 yaşına kadar emziremezsiniz. Çoğu kaynak iyi kilo alan bir çocuğun 2,5 yaşına kadar emzirilebileceğini yazıyor, ancak dünya kültürlerinde 4 yaşa kadar emziren pek çok toplum var. Özellikle erken doğan bebeklerde anne sütünü ileri yaşlara kadar vermek zihinsel gelişimi hızlandırır.

    Bebekte yeterli kilo alımı yoksa siz yoğun tempoya veya işe dönmek zorundaysanız, siz depresyona girecek kadar bu işten sıkıldıysanız, hele o yeni çıkan bıçak gibi dişler size büyük acılar veriyorsa, bebeğiniz sürekli emmeyi reddediyorsa emzirmeyi erken kesebilirsiniz.

    Anne memesi bir musluk değildir, bir günde emzirmeyi kesemezsiniz. Bebeğinizi aniden sütten kesmek memenizi patlayacakmış gibi şişirebilir, tişört/bluzlarınız sütten ıpıslak olur; ertesi gün bebeğinize yeniden memenizi alması için yalvarabilirsiniz. Haftalar içinde yavaş bırakma, hem göğüs ağrınızın artmamasını sağlayacak, hem de bebeğinize yeni besinleri artarak alma imkanı sağlayacaktır. En uygun yöntem bazı anne sütü öğünlerinde mama ya da sofra besini vermek, sonra bunların miktarını artırmaktır.

    Diğer bir yöntem anneyi bırakmayan ve “meme bağımlısı” çocuklar için ondan 3-4 gün ayrı kalmak, bu arada göğüste hafif gerginlik hissedince pompa ile sütü boşaltmaktır. Bu arada memelerinizi dik tutacak sutyenler kullanın, ağrıyı azaltmaya yardımcı olacaktır.

    Son yöntem ise kadın doğum uzmanınıza başvurup, ondan sütünüzü kestirecek bir ilaç istemektir.

    Anne sütü saklama:

    Sütünüzü temiz bir kapta oda ısısında 2-6 saat, buzdolabında 4 derecede (buzdolabı üst rafında arakaya doğru) 5-6 gün, buzlukta -15 derecede 2-4 hafta, ayrı kapaklı -20 derece derin dondurucuda 6-12 ay kadar saklayabilirsiniz.

    Farklı zamanlarda sağılan sütler bir arada saklanabilir, ancak yeni sağılan sütler soğutulduktan sonra diğer depolanmış süte eklenebilir. Donmuş sütün üstüne sıcak süt eklenmemelidir. Her kabın üzerine tarih yazılmalıdır. Donmuş süt taze sütten farklı kokabilir, bebek kabul ederse sorun yaratmaz

    Sütü hemen ısıtmak için sıcak su içinde ısıtma ya da sıcak musluk altında birkaç dakika tutma yöntemin yapabilirsiniz. Mikrodalgada ya da ocak üstünde ısıtmayın. Ön kolunuza sütü damlattığınızda çok hafif ılık olmalıdır.