Etiket: Süreci

  • DOĞUMDA RUHSAL MAHREMİYET

    DOĞUMDA RUHSAL MAHREMİYET

      Doğuma hazırlık eğitimlerindeki nefes çalışmalarının özü anne adayına doğumda odaklanabilmeyi öğretmektir.  Gebe doğum kasılmalarının geldiği dönemde içsel dönüşünü yapabilmeli ve gevşeyebilmeli. Odaklanma ve doğumda kendini bırakıp gevşeyebilmede ise temel sorun güvendir.  Kime ne kadar nasıl güveneceğidir.

      Bebeğin doğduktan iki yaşına gelene kadarki sürede sağ beyini gelişir, iki yaşından sonra da sol beyin gelişmeye başlar. Bu dönemde bebek konuşamaz, sözel iletişim henüz yoktur. Sadece göz ve bakışlarla iletişim halindedir.  İşte o ilk iki yılda temel güven duygusunun oluşum sürecidir. Anne ile güvenli bağlanma yakalamış bir bebek insanlarla daha pozitif ve daha sağlıklı ilişki kurabilir.

      Doğum odaklanabilmedir, doğum ilkel primitif beynin işidir, doğum sözlerle değil sadece gözlerle kurulan ilişki sürecidir. Oysa doğum eylemi başladığında anneye desteğe gelen çevresinde bir sürü insan vardır. Doğumda olması gerekense sadece sağ beyin yani ilkel beyinin devreye girmesidir orada gözler konuşur. Çünkü sağ beyin o dönemde konuşmayı öğrenmemiştir. Oysaki doğum odaklanabilme, var olma ve bütünleşme sürecidir. Doğum sürecinde sol beynin ve mantığın çalışmasını istemeyiz,  düşüncenin yok olduğu, sadece duygulara izin veren sağ beyinin çalışması gereken bir süreçtir. Sağ beyin çok hassastır.  İlk iki yaşın izlerini, bilinçaltının mühürlenmelerini taşır. İşte o bilinçaltında mühürlenmiş olumsuz duyguların, doğum odasında açığa çıkması doğumu durdurabilir. Doğumu ketleyebilir.

      Doğum öncesi anneyle yapılan terapide bunlar dile dökülür, paylaşılır, sorgulanır. Yapılan çalışmalarda şunu görüyoruz: Anneler bazen kendileri için çok yakını gördükleri kişileri doğumunda istemeyebilir. Örneğin annesini, kız kardeşini, çok yakın arkadaşını bile… Bizse ne yapıyoruz? Bütün sülale doğuma gidiyoruz. Doğuma gelen bir de eş- dost arkadaşlar var. Meraklı komşular ve akrabalar gebenin odasına illaki o kafayı uzatıp ben de geldim, beni de gör diyenler. Oysa geldiklerinde pozitif konuşmaların yerini kendi doğum hikayeleri alır. O odadaki her olumsuz duygu, düşünce, davranış ve sohbet annenin doğumunu biraz daha yavaşlatır. Umutsuzluğu artar. Acaba sesleri içinde yükselir. Boşuna beklemesem hemen sezaryen mi olsam, çünkü anlatılan doğum hikayeleri ümidini kırmıştır. Enerjisini tüketmiştir.

      İşte bunun için biz doğal doğum doktorları doğumunuza sahip çıkın diyoruz. Önce kendinize, sonra bedeninize ve en sonunda da bebeğinize güvenin diyoruz. Doğuma Hazırlık Eğitimi alıp doğum sürecini nasıl yöneteceğinizi öğrenin diyoruz. Doğumda konuyu komşuyu, anayı, babayı, eltiyi, görümceyi başınıza toplamayın milletin olumsuz doğum hikayesini dinlemeyin. Kendinize profesyonel bir doğum destekçisi edinin doğum sürecini onunla yaşayın. Ayrıntılara siz takılmayın. Etrafınızdaki doğumun olumsuz yüklerini doğum destekçisi doulalar düzenlesin ve süreci onlar yönetsin. Siz ve eşiniz sadece doğuma ve bebeğinize odaklanın. Zihninizi gereksiz hiçbir ayrıntıyla doldurmayın.

  • Prp ile gençleşme

    Prp ile gençleşme

    PRP (PLATELET RİCH PLAZMA)

    PRP Nedir?

    “Platelet rich plasma” platelet (trombosit) yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması adı verilen yöntemin kısaltılmış adıdır. Bir kişiden alınan az miktardaki kanın (10-20cc) özel bir işlemden geçirilerek bileşenlerine ayrıştırılması ve elde edilen “platelet yönünden zenginleştirilmiş plazmanın” yine aynı kişiye manuel veya “mezoterapi tabancası” denen özel bir cihazla geri verilmesi işlemidir. PRP vücutta enjekte edildiği bölgede iyileştirici ve tamir edici faktörleri salgılayıp dokuların yenilenmesine yardımcı olan bir sistemdir.

    PRP Uygulamasında amaç nedir?

    Plateletler yani trombosit hücreleri, kanın pıhtılaşmasını sağlayan vücudumuzdaki hasarlı damarları ve diğer dokuları onaran büyüme faktörleri içeren hücrelerdir. Dokularımızda herhangi bir hasar olduğunda plateletler aracılığıyla onarım süreci başlar. PRP tedavisi uygulamasında, hedef bölgeye kan dolaşımıyla taşınabilenden çok daha fazla sayıda platelet ve içeriğinde bulunan büyüme faktörlerini ulaştırılabilmektedir.

    PRP İle Cilt Gençleştirme Nasıl Sağlanır?

    Derimizin yaşlanması, aynı yaralanma sürecinde olduğu gibi bazı fiziksel özelliklerini kaybetmesinden kaynaklanır. Bu nedenle cilt gençleştirme amaçlı uygulamalarda, vücudumuzun bir yarayı iyileştirirken yaptıklarını çeşitli yöntemlerle taklit ederiz. Örneğin lazer, peeling gibi yöntemlerle derimize mikro düzeyde hasarlar veririz ve iyileşme sürecini tetikleriz. Bu hasar sonunda büyüme faktörleri salınır ve iyileşme süreci başlar. Dermo kozmetik ürünler de benzer şekilde derimizi yeniden yapılandıran maddelerin ve sentetik olarak elde edilen büyüme faktörlerinin aracılığıyla iyileşme sürecini başlatır.

    Plazma içinde konsantre olarak bulunan plateletler cilde enjekte edildiğinde bunların bünyesinde bulunan büyüme faktörleri, kollajen üretimi ve yeni kılcal damarların oluşmasını uyarmakta ve cildin kendini hızla yenilemesini sağlamaktadır.

    PRP İle Cilt Yenileme Prosedürü Nasıl Uygulanır?

    Platelet açısından zengin plazma elde etmek amacıyla özel bir filtre ve satrifüj kullanılır. Plateletlerin yaklaşık % 97’si ayrışır ve plazma içinde normalin 6 – 10 katı daha fazla konsantrasyona sahip olur.

    P.R.P prosedürü hastadan kan alınması ile başlar. Özel bir filtre ve santrifuj yardımıyla otolog beyaz kan hücreleri içeren platelet açısından zengin plasma hazırlanır. Son olarak platelet açısından zengin otolog beyaz kan hücreleri içeren plazma (PRP) tedavi bölgesinde cilde enjekte edilir. Enjeksiyon bölgelerinde plateletler ve beyaz kan hücreleri sinerjik bir etki ile yoğun şekilde büyüme faktörlerinin serbest kalmasını sağlar. Büyüme faktörleri kolajen ve hyaluronik asit üretimini arttırarak yaraların iyileşmesi, kırışıklık ve akne izleri gibi cilt problemlerinin önemli ölçüde giderilmesini, cildin yenilenmesini sağlar.P.R.P., dolgu enjeksiyonu veya mezoterapi şeklinde uygulanır.

    PRP Uygulaması Ne Kadar Sürer? Yaklaşık 30 dakikalık bir uygulamadır.

    PRP İle Cilt Yenileme Sadece Enjeksiyon İle mi Yapılır? Hayır, maske veye jel olarakta hazırlanması mümkündür.

    PRP İle Cilt Yenileme Hangi Durumlarda Etkilidir?

    – Estetik amaçlı uygulamalarda yüz, boyun, dekolte, eller, bacak içleri, kollar gibi vücut bölgelerine uygulanabilir.

    – Lazer-peeling gibi uygulamalardan hemen sonra, derinin hızla yapılanmasını sağlamak

    – Deride yllarca ultraviole ışınlarına maruz kalmanın sonucunda oluşan kırışıkların düzelmesi, çöküntülerin giderilmesi, esneklik ve parlaklığın kazandırılmasını sağlamak

    – İyileşmesi uzun süren yara, çatlak ve deri niteliğinin zarar gördüğü durumların kontrolünü sağlamak

    – Diabetik ayak dediğimiz şeker hastalığına bağlı bacak yaralarında

    – Yanıklar

    P.R.P Güvenilir Bir Cilt Gençleştirme Yöntemimidir? Hastanın kendisinden alınan kan steril ve kapalı bir kit yardımıyla kullanılır, bu nedenle PRP güvenilir bir uygulamadır.

    PRP nin Etkisi Ne Zaman Görülür? Uygulamadan hemen sonra ciltte sağlıklı bir parlaklık ortaya çıkar. 3 veya 4 uygulamadan sonra kalıcı ve belirgin bir etki görülür.

    PRP İle Cilt Gençleştirme Etkisi Kalıcımıdır? 15 günde bir yapılacak 3 veya 4 uygulamadan sonra 10-12 ayda bir tekrarlanırsa kürlerin etkisi kalıcı bir gençleştirici etkiye eşdeğerdir.

    P.R.P Yönteminin Avantajları Nelerdir?

    Diğer yöntemlerle sağlanan olumlu sonuçlar belli bir süre devam eder, ancak PRP’nin olumlu sonuçları tamamen uygulanan kişiye aittir kaybolmaz.

    – Kişinin kendi kan ürünü kullanıldığı için hiçbir alerji ve kanla bulaşan hastalık riski taşımaz ve ret sendromu yaşanmaz.

    – İyileşme süreci içeriği dolayısıyla çok kısadır.

    . – Dokuları onarır ve yeniler. Yeni kolajen üretimi, yeni damarsal gelişme sağlanır. Büyüme faktörleri ve hücreler arası ortamın yeniden yapılanması ile dokulardaki hasarlar giderilir ve taze dokular oluşturulur.

    – İçerdiği antikorlarla fizyolojik antibiyotiktir.

    – Hormonlar, vitaminler ve diğer tüm besinsel öğeler yönünden zengindir.

    – Uygulanışı kolay ve konforludur.

    Gerekli materyalin sağlanması çok kolaydır.

    PRP İle Cilt Yenileme İşlemi Ağrılımıdır? Hafif bir rahatsızlık hissi dışında ciddi bir acı hissedilmez ancak gerekli görülürse işlem öncesi lokal anastezik etkili kremler uygulanabilir.

    PRP Kimlere Yapılmaz? Platalet sayısı yetersiz hastalar ve kanser hastalarında yapılmaz.

    PRP, Kök Hücre İle Cilt Gençleştirme Tedavisi Anlamına mı Gelir?

    Bazı yazarlarca prp için kök hücre tedavisidir denmekle birlikte esasında farklılıklar vardır. Yani PRP kök hücre tedavisi ile başka bir tedavi şeklidir.

    PRP Saç Dökülme Tedavisi Olarak Kullanılır mı? Evet PRP tedavisi saç dökülme tedavisinde oldukca etkili olup genel olarak 1 hafta içerisinde etki görülmeye başlıyor.

  • Çocuğunuz Okula Başlamaya Hazır Mı?

    Çocuğunuz Okula Başlamaya Hazır Mı?

    Okulların açılma süreci pek çok çocuk için kaygıya sebep olabilir. Belli bir düzen ve kuralın var olduğu okul dönemi, yaz tatilinin rahatlığına alışan çocuklar için zorlayıcı gelebilir. Ayrıca okula yeni başlayacak çocuklarda ayrılma kaygısı çok sık görülür. Kendi konfor alanının dışında, bakım veren kişilerden uzakta farklı bir ortamda, farklı insanlarla olma hissi çocuğu belirsizliğe, bu belirsizlik hissi de kaygıya sürükler. Her çocuk için bu kaygının dışa vurumu farklı seyredebilir. Örneğin bazıları öfkeyle yansıtırken, bazıları ağlayabilir, bazı çocuklar ise karın ağrısı, baş ağrısı gibi fizyolojik tepkiler gösterebilir. Okula uyum sürecindeki kaygıyı hafifletmek için ebeveynlerin yapabileceği birtakım şeyler vardır.

    Öncelikle ebeveynlerin kendi kaygılarıyla başa çıkması bu süreç için oldukça önemlidir. Özellikle çocukları okula yeni başlayacak ebeveynlerin sık sık çocuklarından ayrılma konusunda problem yaşadıkları görülür. Ayrılma kaygısı yaşayan anne ve babalar bunu çocuklarına yansıttıklarında çocuğun stresi artar. Bu sebeple anne ve baba tutumu çok önemlidir.

    Çocukla iletişim halinde olmak bir başka önem teşkil eden konu.Anne ve babanın çocukla etkili iletişim kurması, onun nelerden korkup kaygılandığını anlamak için çok önemlidir. Ayrıca çocuğun okulda yaşadığı geçmiş deneyimleri hakkında konuşmasının dikkatle dinlenmesi, çocuğun kendini önemli ve okul konusunda işe yarıyor hissetmesi için etkili bir adım olacaktır. Böylece daha önce okulda yaşadığı güzel bir olay ebeveynler tarafından paylaşılıp desteklenebilir ya da ebeveynler,çocuğun kendini huzursuz hissettiği konulara kolayca müdahale edebilir.

    Bakım veren kişilerin destekleyici ve pozitif olması çocuğun kaygısı üzerinde büyük bir rol oynar. Ebeveynlerin çocuğun başarılarını desteklemesi çocuğun özgüvenini arttırır. Ayrıca okul konusunda çocuğun hoşuna gidecek olumlu şeyleri çocuğa hatırlatmak kaygıyı azaltmada etkili rol oynayacaktır. Örneğin, “en yakın arkadaşınla özlem gidereceksin, onu uzun zaman sonra tekrar göreceksin” gibi.

    Çocukla birlikte okul öncesi ihtiyaç listesi çıkarmak ve alışverişeçıkmak okula hazırlık sürecini çocukla birlikte yönetmek ve çocuğun okula hazırlanmasını sağlamak açısından önemlidir.

    Diğer önemli noktalardan biri ise uyku düzeni kontrolünü sağlamak.Öğrenci için tatil dönemi, okul süreci kadar belli bir düzen içinde geçmeyebilir. Özellikle uyku düzeni tatil sürecinde çok fazla etkilenir. Okula başlama aşamasında çocuklar uyku konusunda problem yaşayabilir. Uykusuzluk kaygıyı arttırabilir. Dolayısıyla tatil sürecinin sonuna yaklaşırken okul rutinine uygun olarak uyku düzeni oluşturmak öğrencilerin okula dönüş adaptasyonunu hızlandıracaktır.

    Çocuk günün büyük bir kısmını okulda geçirir. Özellikle ilk hafta çocuk için oldukça yorucu geçebilir. Çocuğun okul sonrası yorgunluğunun dinmesi ve enerjisini toplaması için ona zaman tanımak gerekir. Bu sürede ebeveynler çocuklarıyla ortak keyif aldıkları aktivitelerle zaman geçirebilir. Yalnızca kısa bir sohbet içinde bulunmak bile çocuğu rahatlatmaya yeterli olabilir.

    Öğretmenle iletişim halinde olmak çocuğun okul sürecini sağlıklı yönetebilmek için diğer bir etkili yoldur.Çocuğun nelerden hoşlandığını, nelerden rahatsızlık duyduğunu en iyi ebeveynleri gözlemleyebilir. Okul kaygısını azaltmak ve okula uyumu desteklemek için öğretmen ve velinin iletişim halinde olması gerekmektedir. Böylelikle sınıf ortamında çocuğun kaygısı aza indirilebilir.

  • Öğrenci Sınav Notları Hangi Gerçeği Anlatıyor?

    Öğrenci Sınav Notları Hangi Gerçeği Anlatıyor?

    Öğrenci notları hangi gerçeği anlatıyor? Öğrenciler karnelerini aldılar, Şubat Tatili tam gaz, heyecanla başladı bile. Tüm öğrencilerimizi ve siz değerli anne babalarımızı okulun ilk döneminde gösterilen performans için tebrik ediyorum. Bu makale, çocuğunuzun ikinci dönemde daha yüksek akademik ve sosyal performans yakalaması için ipuçları içermektedir.

    Eğer ki anne ve baba olarak, okul sürecince çocuğumuzun yanında olup, onunla ilgilenip, ders çalışma ve sınav dönemlerine hazırlık konusunda evladımıza destek olup, yol gösterip, onunla ilgilenip ve ortaya koyduğu ders çalışma performansının her sınava nasıl yansıdığı hakkında doğru takipleri yaptığımızda, karne denilen raporlama bilgisi sadece bir teferruattır. Evladıyla yakın iletişimde olmayan, evladının akademik ve bireysel ders performansı hakkında bilgi ve yorumu olmayan anne ve babalar için karnedeki notlar belki şaşkınlık yaratabilir, lakin “Karne” denilen raporlama, bir sürecin sonucudur, süreci anne ve baba eğer uygun yönetmedi ise, ders notları bazen şaşkınlıklar yaratabilir.

    Karne, bir sürecin sonuç raporlamasıdır.

    Akademik öğretim döneminin yaklaşık 5 ay süren ilk bölümü tamamlandığında öğrencilerimize Şubat Tatili ile birlikte karneleri sunuldu ve bu karneler ile aslında öğrencilerin şu konulardaki yetkinlikleri yaş grubuna göre değerlendirildi:

    • Öğrencinin ders dinleme uyumu nasıl?

    • Dikkatini odaklaması düzeyi nasıl?

    • Sınıf ortamı uyumu ve arkadaşlık ilişkileri nasıl?

    • Doğru ders çalışma alışkanlık ve disiplin kazanımı yaş grubuna göre uygun mu?

    • Sınav performansı nasıl, kaygı ve stres yönetimi nasıl?

    • Öğrencinin özgüven düzeyi nasıl?

    • Dijital teknoloji bağımlılık düzeyi nasıl?

    • Düşünme;Planlama;Analiz yetenekleri ne düzeyde?

    • Öğrencinin yaş grubu ile uyumlu Biyo-Psiko-Sosyal gelişimi nasıl?

    • Öncelikleri sıralama ve yönetme becerisi hangi düzeyde?

    Öğrencinin ders çalışma disiplini, evde geçirdiği zamanı nasıl değerlendirdiği, arkadaş ilişkileri ve dijital teknoloji bağımlılık düzeyi dahil olmak üzere birçok faktör akademik okul başarısını etkilemektedir. Yukarıda belirtmiş olduğum 10 madde içinde eğer öğrenci yaş grubu ile uyumlu bir çizgide olmalıdır. İşte o zaman öğrenci, akademik ve sosyal gelişim konusunda gösterdiği emeğin karşılığını rahatlıkla alıyor olacaktır. Lakin stres, özgüven, dikkat yönetimi gibi konularda sorun yaşayan öğrenciler, akademik ve sosyal alanlarda sahip oldukları potansiyeli yansıtırken zorlanırlar.

    Karnedeki ders notları için anne ve baba olarak öncelikle şunu değerlendirmenizi öneririm: o dersten alınmış olunan not, evladınızın bilgi düzeyini ve o ders için ayırmış olduğu çalışma zamanını yansıtıyor mu? Öyle ya, Matematik dersinden 45 alınmış olunabilir, lakin acaba öğrenci o ders için gerekli ders çalışma performansını gerektiği oranda gerçekleştirdi mi? Bu sorunun yanıtına göre izlenecek yol haritaları birbirinden farklı olacaktır.

    Anne ve baba olarak bizler, çocuklarımızı sınırsızca kucaklamalıyız.

    Çocuğumuzun sahip olduğu akademik ve sosyal potansiyelleri ister kocaman olsun, ister daha az olsun hiç fark etmez! Anne ve babasının her zaman, her koşulda ve her durumda yanında olduğunu çocuğun bilmesi çok önemli ve gereklidir. Bununla birlikte, anne baba olarak bir diğer sorumluluğumuz ise eğer evladımız sahip olduğu potansiyeli başarılı şekilde okulda ve derslerde yansıtamıyor, gösteremiyor ise, bu durumu doğru tespit edip, nedenleri ve çözümleri için devreye girilmesi gereklidir.

    Bazı durumlarda öğrencide ders disiplin alışkanlığı yeterli oranda gelişmemiştir ve bu durum öğrencinin aslında sahip olduğu yüksek potansiyeli sınavlarda yansıtmasına engel olur. Bazen de öğrenci çalışır, çaba gösterir, lakin ders ve sınavlarda dikkatini doğru yönetemediği için dikkate bağlı işlem hataları ve sorularda eksik ya da yanlış okumaya bağlı hatalar yapabilir, cevaplarda kaydırmalar olabilir.

    İşte böylesi dikkat yönetimi ve ders disiplin sorununa bağlı olarak Akademik Öğrenim Süreci yeterli verimde kullanılamaz. İşte böyle anlarda anne ve baba öğrenim yılı içerisinde durumu fark ettiği anda uzman desteği alınması değerli fayda sağlayacaktır.

  • Yas Sürecini Sağlıklı Tamamlayabilmek İçin Size Ne Yardımcı Olabilir?

    Yas Sürecini Sağlıklı Tamamlayabilmek İçin Size Ne Yardımcı Olabilir?

    • Kayba dair duygularınızı bastırmak yerine, sizi anlayabileceğini düşündüğünüz ve güvendiğiniz kişilerle paylaşabilirsiniz…
    • Ağlamamak için kendinizi zorlamayın. Ağlamak yas sürecinin en sağlıklı parçasıdır…
    • Yas süreci zaman alır. Bu noktada süreç oldukça zorlayıcı olsa da kendinize bu sürecin yaşanması gereken bir süreç olduğunu hatırlatabilirsiniz. Bu süreç beklenen ve yaşanması gereken bir süreçtir. Bu nedenle iyileşme beklediğiniz kadar hızlı olmayabilir…
    • Kaybın ardından yas sürecinde, inişler ve çıkışlar yaşanmaktadır. Kendinizde böyle dönemler gördüğünüzde, hayal kırıklığı yaşamayın, en başa dönmüş gibi hissetmeyin…
    • Duygularınızı açığa çıkarabilmek için önceden yaptığınız alışkanlıkları deneyebilirsiniz ya da yeni beceriler kazanmaya çalışabilirsiniz. Örneğin; resim yapmak, yazı yazmak, faaliyetler yapmak…
    • Özel günler, bayramlar, doğum günü, yıldönümü gibi günlerde kaybın acısının yoğunlaştığı görülmektedir. Bu yoğun duyguları özel günlerde yaşamak, başa döndüğünüz anlamına gelmez…
    • Kaybın ardından işlevselliğin yavaşlaması, günlük hayata adapte olma beklenen bir durumdur. Bunların aynı ritme dönmesi için ufak adımlarla başlayabilirsiniz.
    • Uyku düzeninize, beslenmenize, sağlığınıza, öz bakımınıza dikkat edin…
    • Benzer şekilde bu deneyimi yaşayan kişilerle konuşup ortak duygularınız üzerine konuşmayı deneyebilirsiniz…
    • Özellikle kaybın hemen ardından zorlayıcı olsa da bir süre sonra sosyal yaşamınıza, sevdiklerinizle aynı ortamlara küçük adımlarla başlamak için çaba sarf edin…
    • Herkesin yas tutma süreci, duygularını yaşama ve dışa vurma özelliği kendine özgüdür. Bu noktada kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. “o hayatına dönebildi, o atlatabildi…” gibi kıyaslamalar yapmayın…Yukarıda belirtilen öneriler yas sürecinizi daha sağlıklı yaşamanıza yardımcı olabilir. Bunun yanında tüm bunları yapmakta kaybın ardından uzun bir zaman geçmesine rağmen; zorlanmalar yaşıyorsanız, günlük hayatınıza dönemiyorsanız, özbakımınız, uyku ve yemek düzeniniz zamanla düzene girmiyor ve işlevselliğiniz zamanla artmıyor ise profesyonel bir destek almanızı öneririz.
  • Depresyonda Olan Yakınımıza Nasıl Davranmamız Gerekir?

    Depresyonda Olan Yakınımıza Nasıl Davranmamız Gerekir?

    Depresyonda olan yakınımıza nasıl yardım edeceğimiz sorusunun cevabı her zaman merak edilir. Ne yaparsak yardımcı olmuş oluruz? Zarar vermemek için nasıl hareket etmemiz gerekir? vs… Öncelikle nedir Depresyon?

    Depresyon; isteksizlik, hayattan zevk almama, içinden bir şey gelmeme temel belirtileriyle ortaya çıkan bir duygu durum bozukluğudur. Bu psikolojik rahatsızlık; hem bedeni, hem düşünceyi hem de duygu durumu (mood) etkiler. Öncelikle depresyonda olan yakınınızın depresyonun türü ve derecesi konusunda doğru bilgiyi edinmesi ve bu durumun ortadan kalkması için ilk adımın atılması sağlanmalıdır. İlk başlarda yoğun seyreden semptomlar (belirtiler) iyileşme sürecinin seyri içerisinde azalma gösterecektir. Fakat bu süreçte kişinin istikrarlı bir şekilde profesyonel psikolojik desteğe/terapiye devam etmesi iyileşme için çok büyük bir önem teşkil eder, sizde bu süreçte yakınınıza sürece devam etmesi konusunda destek olmalısınız.

    Yardım sürecini iyi öğrenmeniz gerekir. Bazı durumlarda psikoterapi sürecine ilaç tedavisinin de eklenmesi gereken durumlar(psikiyatrist desteği) olabilir. Böyle durumlarda ilaç takibini yapmanız önemlidir. En önemli noktalardan biri ise; kişiye duygusal destek sağlamanızdır. Sabırlı olmanız, ilgili olmanız, olabildiğince onu anlamaya çalışmanız gerekir. Depresyonda olan kişiyi dikkatlice dinlemeye özen göstermelisiniz, zaman zaman dışa vurduğu duygu ve düşüncelerine ortak olmalı, bunları anladığınızı hissettirmeli ve gerçekleri görmesi yolunda desteğinizi sürdürmelisiniz. Depresyonda intihar düşünceleri terapist tarafından sorgulanması gereken kritik bir durumdur. Siz depresyondaki yakınınızın intihara ilişkin işaretler verdiğini sezerseniz veya bu tip düşüncelerden bahsettiğini duyarsanız, bu durumu mutlaka kişinin terapistine bildirin. Depresyonda olan kişi içinde duygusal destek barındıran arkadaşlığa, bir arada yapılan aktivitelere ihtiyaç duysa da kendisinde çok fazla beklentiniz olduğunu hissettirmeniz ve aşırı baskı yapmanız onu olumsuz anlamda tetikleyecektir. Aktivite davetlerinizde ısrar konusunda aşırıya kaçmayın. Eğer kişiyi iyi tanıyorsanız, daha önceden yapmaktan zevk aldığı aktiviteleri birlikte gerçekleştirmenizi önermek daha başarılı olacaktır. Depresif kişinin günlük hayat etkinliklerini yapamama yönündeki yavaş halleri normaldir. Bu konuda onu zorlamamalısınız, bilerek yaptığı ve ya tembel olduğu gibi suçlayıcı ifadelerden uzak durmalısınız. Bunun bir süreç olduğunu unutmayın. Doğru bir şekilde destek olabilmek için sizde sabırlı ve hoşgörülü olmalısınız. Gerektiğini hissediyorsanız zorlandığınız alanları daraltmak adına siz de bu destek sürecinde profesyonel destek alabilirsiniz. Kişi yapılandırılmış bir psikoterapi süreci sonucunda iyi hissetmeye başlayacaktır ve böylelikle eski işlevselliği geri gelebilecek ve yeni gerçekleştirmek istediği alanlara kapı açılacaktır. Bunun bir süreç olduğunu ve doğru yaklaşımlar ve işbirliği sonunda iyi olacağını hatırlatabilirsiniz.

  • Terapiye Başlamak

    Terapiye Başlamak

    Kişiler bazen psikolojik bir destek almak konusunda karar veremeyebiliyorlar. Psikolojik yardıma gerçekten ihtiyaçları olup olmadığı, sadece konuşarak neyin hallolabileceği, bir arkadaşıyla sohbet ederek içini dökmekle psikolojik yardım süreci arasında ne gibi farklar olabileceği konusunda kararsızlıklar yaşayabiliyorlar.

    Ne zaman psikolojik bir desteğe ihtiyacınız olabilir?

    Bir süredir kendinizi mutsuz hissediyorsanız, kişilerarası ilişkilerde sıklıkla veya son zamanlarda problemler yaşadığınızı düşünüyorsanız, öfkenizi anlamakta ve ifade etmekte zorlandığınızı fark ediyorsanız ya da etrafınızdaki kişilerden bu konuda zorlandığınıza dair geri bildirimler alıyorsanız, kendinizi sıklıkla bir şeyler için kaygılanırken buluyorsanız, yeni ortamlara girmek sizde kaygıya neden oluyorsa, hayatınızda adapte olmakta zorlandığınız bazı değişiklikler yaşıyorsanız, yeni roller edinme süreci sizin için zor geçiyorsa (anne olmak, baba olmak, evlenmek vb.), intiharı düşünüyorsanız psikolojik bir yardım almak sizin için yararlı olabilir. Tüm bunların dışında, kendimi keşfetmek, benliğimi daha iyi anlamak istiyorum diyorsanız yine bir psikolojik destek süreci sizin için faydalı olabilir.

    Aklınızdan “Sadece konuşarak sorunlarımdan nasıl kurtulacağım?”, “Bir arkadaşımla konuşur rahatlarım” gibi düşünceler geçiyorsa…

    Psikolojik yardım süreci kişilerin farkındalıklarını arttırmaya yönelik bir süreçtir. Farkındalıklar da çözüme giden yolları aydınlatırlar. Psikolojik yardım sürecinde yapılan konuşmalar günlük bir sohbetin ötesinde daha derin ve kişinin çözüm yollarını keşfetmesine yönelik konuşmalardır.

    Psikolojik yardım sürecinde kişinin yaşantıları empatik bir iletişim şekliyle, güvenli bir ortamda konuşulur. Psikolojik desteği sağlayan uzmanın olaylara objektif bir şekilde yaklaşımı ise kişinin bir arkadaşıyla konuşmasından oldukça farklıdır ve farkındalığın arttırılmasında oldukça önemlidir.

    Eğer yukarıda yazdıklarım size de yakın ve anlamlı geliyorsa, bir desteğe ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız ve daha da önemlisi kendinizi böyle bir sürece başlamak için hazır hissediyorsanız, ertelemeden bir uzman ile iletişime geçebilirsiniz.

  • Evlilik Öncesi Danışmanlık ve Önemi

    Evlilik Öncesi Danışmanlık ve Önemi

    Kişilerin hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri olan evlilik, imzadan ibaret olarak düşünülmemelidir. Evlilik; eğitimleri, kültürleri, değerleri, geçmiş yaşam deneyimleri, zevkleri farklı olan iki kişinin hayatlarını birleştirerek birlikte yaşamaya karar vermesidir. Evlilik ile birlikte kişilerin yaşam biçimleri, sorumlulukları farklılaşmaktadır. Farklılaşan yaşam durumlarına uyum sağlayabilmek bazen zorlayıcı olabilmektedir.

    İsmer Aile Danışma Merkezi’ne göre, sağlıklı ve keyifli bir evlilik hayatı yürütebilmenin yolu da evlilik öncesi psikolojik danışmanlıktan geçiyor. Peki, evlilik öncesi danışmanlık nedir?

    Evlilik öncesi danışmanlık, evlenme sürecinde olan çiftler (flört, sözlü, nişanlı vb.) ile yürütülen psikolojik danışmanlık sürecidir. Burada temel amaç bireylerin hem kendilerini hem de partnerlerini tanıyarak ilişkilerini anlamalarını ve olası sorun ve çözüm yollarını görmelerini sağlamaktır. Evlilik öncesi nasıl birçok hazırlık yapılıyorsa, sağlıklı ve doyum verici bir evlilik süreci için de psikolojik hazırlıkların yapılması büyük önem taşımaktadır.

    Evlilik öncesi kişilerin birbirlerini daha iyi tanımaları, kişisel ve ortak hedeflerini belirlemeleri, açık ve etkili iletişim biçimlerini öğrenmeleri, problem çözme becerileri kazanmaları için evlilik öncesi psikolojik danışmanlık büyük önem taşımaktadır.

    Evlilik Öncesi Danışmanlıkta Hangi Konular Ele Alınır?

    • Evlilik için hazır mısınız?
    • Çiftin birbirini tanıması
    • Çiftin uyumu ve ilişkiyi dengeleme biçimleri
    • Partnerlerin birbirinden ve evlilikten beklentileri
    • Evlilikte roller
    • Evlilikte görev ve sorumlulukların paylaşımı
    • Birlikte zaman geçirme
    • Çiftin olası korku ve kaygıları
    • Çiftin iletişim kurma biçimi ve sağlıklı iletişim kurma yolları
    • Etkin problem çözme yolları
    • Evlilikte sınırlar
    • Ben ve biz olabilmek
    • Evlilikte köken ailelerin yeri
    • Çiftin gelecek amaçları
    • Çiftin cinsel yaşantı beklentilerindeki uyum ve ilgi
    • Çiftin varsa önceki ilişki ve evliliklerinin ilişkileri üzerindeki etkisi
    • Çocuk sahip olmaya dair beklentiler

    Evlilik Öncesi Danışmanlık Neden Önemlidir?

    • Evlilik öncesi danışmanlık, eğitici, önleyici ve geliştiricidir.
    • Evliliğe geçiş sürecini kolaylaştırır.
    • Evliliğin kalitesini artırır.
    • İletişim becerilerini artırır.
    • Boşanma oranlarını düşürmekte ve aile içi uyumsuzluğu en aza indirmektedir.
    • Bireyler kişilik özelliklerinin ve isteklerinin farkına varır.
    • Eşlerin evlilik öncesi planlama yapması sağlanır. Psikolojik olarak yeni bir sürece hazırlıklı ve neler ile karşılaşacağını bilen çiftler, daha doyum verici bir evlilik hayatına sahip olmaktadır.
    • Bireyler karşılaştıkları sorunlar karşısında kullanabilecekleri sağlıklı çözüm becerilerini öğrenir. Sorunlarını kriz haline getirmeden çözebilirler.
    • Evliliğe dair beklentiler paylaşılır.
    • Eşler ilişkiden ne kadar tatmin alırsa evlilik yaşamı da o kadar kuvvetlenmektedir. Bu tatmin için birbirine zaman ayırmanın ve ortak hobilerin önemini danışma sürecinde öğrenirler.
    • Eşler arasındaki bağlılık ve yakınlık artırılır.
    • Günlük yaşamda göz ardı edilen, konuşulmayan konular ele alınır ve değerlendirilir. Böylece gelecekte sorun olabilecek konulara dair önlem alınır.
    • Evlilik hayatında önemli konularda karar alabilme becerisi kazandırılır.
  • Panik Atak Süreci: Kıvılcımın Yangına Dönüşmesi

    Panik Atak Süreci: Kıvılcımın Yangına Dönüşmesi

    Çoğu insan hayatında bir kez de olsa panik atak geçirmiştir. Panik bozukluk da ise bu durum, hastalık şeklinde sürekli nükseden bir seyir almaktadır. İnsan beyni kaç ya da dövüş şeklinde çalışır. Atakların seyri bunlardan etkilenmektedir. Bu durumu bir örnekle açıklamakta yarar var. Bir yolda karşıya geçiyorsunuz. Hızla gelen arabayı geç fark ettiniz ve kendinizi son anda karşıya attınız.

    O esnada ne yaşanır? Beyin otomatik olarak alarma geçer. Kalp atışı hızlanır, kaçmak için kan ayakta yoğunlaşır, mideden kan boşalır, herhangi bir yaralanma ve kan kaybına karşı önlem için vücuda kan pompalanır. Bu saniye bile sürmeyen durumu beynimiz bizim için otomatik olarak yapmaktadır. Bu yaşamsal bir işlemdir. Aksi olsaydı – düşünerek bunu yapsaydık- bu süreci yönetmek zorunda kalmak hem zor hem de hayati tehlike arz eden durum oluştururdu.

    Peki, panik bozuklukta ne olmaktadır? Tamamen yukarıda anlattığım aynı durum ama yanlış alarm süreci gerçekleşmektedir. Yine beynimiz tüm vücudu alarma geçirir.Olağanüstü hal ilan eder.Ancak panik bozukluk hastası otomatik düşüncelerinden kaynaklı ‘felaketleştirme’ ile hareket ederek tamamen gerçek dışı veya kısmen gerçek dışı düşüncelerle bu yanlış alarm sürecini başlatır.Panik atak süreci burada bir yangının başlaması gibi kıvılcımla başlar  ve alevlenir.Kalp krizi düşüncesiyle panik atak yaşayan bir kişiyi örnek verelim.(bütün tetkiklerini yaptırmış ve biyolojik olarak sağlıklı olan birisi için )Panik ataklarda  yaygın olan kalp krizi geçirme düşüncesinden dolayı örneğini verdiğimiz bu kişi; öncelikle kalp krizi geçirdiğini düşünür.Dolayısıyla ortalama veya ortalamanın kısmen üstünde atan kalp;  beynin otomatik alarma geçmesiyle ve kalp krizi tehlikesine karşı önlem için daha fazla atar.Tamamen abartılmış düşüncelerimizle beyni bir anlamda yanlış yönlendirmiş ve otomatik alarm sürecini harekete geçirmiş oluruz.Kişi bunu görünce kendi bilişini(düşünce) doğru kabul eder ve evet gerçekten kalp krizi geçirmesem kalbim daha da hızlı atmazdı diye düşünür.Bu duruma diğer belirtiler de eşlik etmektedir.Mideden kan boşalmasından dolayı mide bulantısı; nefes alış verişinin   dengesizliği ve hızından dolayı oksijen-karbondioksit dengesizliği ve baş dönmesi; ayrıca boğulma ve ölüm hissi gibi duruma eşlik eden anksiyete durumları..Böylece fizyolojik sürecin eşlik ettiği düşüncelerimizle iç içe  karmaşıklaşan bir süreç meydana gelmektedir.

    Filmi en başa sararsak aslında bu karmaşık sürece de müdahale imkânımız olduğunu görürüz. Nasıl mı?

    1.Aslında otomatik düşünce dediğimiz düşünceyle başlayan ortalamanın hafif üstünde atan kalbi taşikardiye kadar yükselten yine düşüncelerimizdir. Otomatik düşünce bilişsel davranışçı psikoterapide işe yarayan ve pratik faydaları olan bir modellemenin parçasıdır. Öncelikle fizyolojik olarak neler oluyor ve bunun düşüncelerinizle bağının yakalanması şarttır.

    2.Panik atak özellikle felaketleştirme bilişi üzerine kuruludur. Hasta kalp krizi diye düşünür beyin otomatik tepki verir vücudu alarma sokar. Alarma geçen vücutla ilgili yeniden düşünürsünüz ve kendi kendinizi doğruladığınız ama özünde yanlış olan bir süreç meydana gelir.

    3. Panik bozukluğu hastasındaki atakta kıvılcım bir yangına dönüşmeden atağını kontrol etmesi için hastanın düşünceleri-duyguları-davranış ve fizyolojik durumu arasındaki tüm ilişkiler gözden geçirilmelidir.

    4.Bilişsel davranışçı terapilerde gözden geçirme bilişsel terapistin hastayla yaptığı değerlendirmeler ve  hastanın terapiye ortak edilmesiyle gerçekleşir. Bu tek taraflı terapist telkinine dayalı bir terapi süreci değildir. Ve sonuç olarak düşünceler   yeniden yapılandırılır.

    5.Tüm bunların yanı sıra   psikoterepi; gevşeme, imajinasyon ve nefes egzersiz teknikleriyle desteklenerek atak sürecine müdahale ve atağın önlenmesi veya azaltılması gerçekleştirilmektedir. Yazıyı W.Sakespeare’in şu sözleriyle bitirelim.“Düşüncelerin neyse hayatın da odur. Hayatının gidişini değiştirmek istiyorsan düşüncelerini değiştir.” 

  • Boşanma Süreci

    Boşanma Süreci

    Her aile ve çift boşanma kararı öncesinde, boşanma süresinde ve sonrasında zorlu birtakım süreçlerden geçer. Bu durum, ilerleyen aylarda aile bireylerini farklı yönlerde etkiler. Duygusal karışıklığa eklenen maddi sorunlar tüm aile bireylerine yansır. Dolayısıyla ailenin yaşam tarzını da değiştirir. Ayrılık çok yeni bir durum olduğundan, bireylerin zihinleri devamlı bu konu ile meşguldür. Zamanla yeni bir hayat kurma gerçeği ile yüz yüze kalınmasına dönüşür.

    Boşanmanın ilk yılı yetişkinler için oldukça zordur. Boşanmış olmak kadınların ve erkelerin önemli ruhsal sorunlar yaşamasına neden olur. Boşanma sürecine, yüklenen anlamlar (“Başarısız oldum”, “Hayatımda hiçbir şeyi iyi yönetemiyorum” vb. düşünceler), çevrenin algısına yönelik atıflar (“Komşularım bana farklı bakacaklar”, “Ailem akrabalara anlattıklarında gözlerinden düşeceğim” vb.) çocukluktan gelen bir takım “değerlilik”, “sevilebilirlik”, “yeterlilik” şemalarını hareketlendirecektir. Bu durum zamanla, ruhsal sıkıntıların daha da derinleşmesine ve gündelik yaşam kalitesinin düşmesine neden olur.

    Beklenmeyen ya da mecburi boşanma durumlarında, yetişkinin geçmişte takılı kaldığı bir gelişim basamağına dönmesine ya da kişiliğinden beklenmeyen tutumlara girmesine itebilir. Bazı yetişkinler çaresiz hissettiklerinden, çocukları dahil başkalarının bakımına muhtaç hale düşebilir. Bazı durumlarda ise ailedeki roller değişebilir, çocuklar ebeveynin bakımını üstlenirler ve onların dertlerini dinler. Bu durum, çocukta yanlış bir gelişime ve ebeveyninden ötürü yanlış bir gerçek anlayışını benimsemesine neden olur.

    Tüm bu durumlar, boşanmanın hemen sonrasında kişinin kendisini etrafından soyutlamasına ya da tam tersi önceki zamanlardan farklı olarak sosyal yaşamını aşırı yaşamasına neden olur. Boşanmanın yarattığı karmaşık duyguları (boşanmanın yarattığı mutsuzluk ve öfke duygularını) ise bazı bireyler kabul etmezler. Ancak bu duyguların zamanla değişeceği, bu sürecin bir uyum süreci olduğunu görmek tek başına oldukça karmaşık ve zordur. Çeşitli faaliyetlerle meşgul olmak herkese iyi gelebilir, ancak geçmiş yaşantıda takılı kaldığımız durumları, yaşanılan duygu durum bozukluklarını, çocuğumuza boşanma sürecini “en sağlıklı” nasıl aktarabileceğimizi ve boşanma süreci sonrasında yeniden günlük işlerimizi “kaldığımız yerden” nasıl devam ettirebileceğimizi uzman eşliğinde almamız, süreci kolaylaştırır. Eğer tüm bunlardan kaçmak diğer sorunlardan kaçmak için yapılıyorsa bu durum depresyonu ancak bir süre için ertelemeyi sağlar. Ancak sonunda, sorunlar çözümsüz kaldığı için çöküntü kaçınılmaz olur.

    Birçok birey, boşanma sürecini tek başına atlatmaya çalışmaktadır. Zamanla bu süreci yönetebileceğine inanmaktadır. Ancak geçmişte yaşanılan her bir travma (büyük olması gerekmez), bir sonraki kuracağınız ilişki ya da çevrenizde iletişime geçtiğiniz kişilerle olan diyalogunuzu etkilemektedir. Bu süreci kabullenememe, yaşanan pişmanlık duyguları , gelecekle ilgili yoğun kaygılar , ne yapacağını bilememe , bir türlü adım atamama gibi duygular yaşanır. Bu duygulardan uzaklaşmak kişi için zordur. Psikolojik destekle bu süreç daha kısa sürede ve daha az zararla atlatılabilir. Gelecekle ilgili plan yapma, yaşamdan ve ilişkilerden yeni şeyler bekleme , bunlar için çaba gösterme kişinin artık sağlıklı olduğunun bir göstergesidir. Ancak sağlıklı ilerlenebilmesi için, geçmişte yaşanılan “kısır ilişki döngüsünün değişmesi”, “bağlanma stillerinin ele alınması”, “duygusal ve fiziksel travmaların yaralarının sarılması” ve benzeri örüntülerin çalışılması bireyi güçlü kılar. Hayatında daha sağlıklı ilişkiler kurmasına ve tüm yaşam alanına (işine, ailesine, arkadaşlarına vs.) olumlu yansımasına neden olur.