Etiket: Sünnet

  • Peygamber sünneti (hipospadias) nedir?

    Halk arasında Peygamber Sünneti veya alttan işeme tabirleri bizim tıpta kullandığımız ismiyle Hipospadias denilen ve idrar deliğinin normal olması gereken yerde olmayıp da daha altta yerleşim gösterdiği bir hastalıktır.

    Bu rahatsızlık doğumsal bir anatomik sorundur. Farklı seviyelerde olmasına bağlı türleri olmakla birlikte genel olarak ameliyatla düzeltilerek sünnet yapılması gereken bir durumdur.

    Hipospadias’ ın en hafif formunda dahi mutlaka Çocuk Cerrahları tarafından değerlendirilme ve cerrahi şartlarda sünnet veya ameliyat yapılması gereklidir.

    Normal sünnet olduktan sonra düzeltme ameliyatı için başvuranlarda başarı oranı çok düşüktür. Bunun nedeni ise sünnet derisinin bu hastalıkta idrar kanalının normal yerine yerleştirilmesinde destek doku olarak kullanılmasıdır.

  • Bez altı cerrahi hastalıklar

    Bebeklerde cerrahi tedavi gerektiren hastalıkların çoğunluğunun erken tanısı konulup uygun zaman ve ekip tarafından tedavi edildiğinde yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Bu cerrahi hastalıkların önemli bir kısmının belirti ve bulguları da bebeğin bezi altında yer alır. Bebek bezli iken altının kirli olması veya zamandan kazanmak için bebeğin altı açılmadan yapılan muayene sonucu birçok cerrahi tedavi gerektiren hastalıkların tanısı gecikmektedir. Daha büyük yaşlarda da çocuğun utanmasından dolayı altını hekime göstermek istememesi tanının daha da gecikmesine yol açar.

    Bebeklerin altı bezli olduğu ilk iki üç yılda alt değiştirme esnasında dikkatli bir gözlem pek çok hastalığın gecikmeden tanısının konulmasına yardımcı olabilir. Her gün defalarca bebeğin altını temizleyen anneler şüphelendikleri durumda hemen doktoruna ulaşıp yardım istemesiyle bebeklerindeki cerrahi hastalıkların zamanında tanısı konulup uygun tedavisi gecikmeden yapılabilir. Cerrahi tedavi de Çocuk Cerrahisi ve/veya Çocuk Ürolojisi uzmanı tarafından yapılmalıdır.

    Bebeğin ilk günlerinde bez değiştirme esnasında dikkat edilmesi gereken hususlar arasında: anormal bir lezyonun varlığı, dış genital organların görüntüsünde kız veya erkek yönünde şüphelerin olması, idrar ve kakanın ilk çıkış zamanı ve yeri sayılabilir. İlk 24 saat içinde çiş veya kaka yapmayan, idrar yolundan kaka gelen veya şüpheli görüntüsü olan bebek gecikmeden hekime gösterilmelidir.

    Erkek çocukların yumurtaları(testis) doğumda torbasındadır. İkisi de yerinde değilse hemen, biri yerinde değilse ilk altı ay içinde, hekime gösterilip torbaya yerleşmemiş testis kalıcı hasar görmemesi için bir yaşına kadar ameliyatla torbasına yerleştirilmelidir.

    Pipisi çok küçük, doğuştan yarım sünnetli veya idrar deliği yerinde olmayan erkek çocuklar gecikmeden hekime gösterilip tanısı konulan hastalığı ilk bir yaş içinde düzeltilmelidir. Yarım sünnetli çocukların tanısı konulmadan geleneksel sünneti yapılmamalıdır. Yanlara eğik veya dönük pipilerin düzeltilmesi ileri yaşlarda yapılır.

    Erkek çocukların sünnet derileri geri çekilmeye zorlanmamalıdır. Yeni doğan bebeklerin %90, bir yaşındakilerin %50’sinde sünnet derisi normal olarak geri çekilemez. Sünnet derisinin tıbbi olarak açılma gereksinimi çok azdır. Gereksiz işlemden kaçınmak için uzmanından yarım alınmalıdır.

    Altı bezli çocuklara cerrahi prensiplerde sünnet yapılmasında sakınca yoktur. Aksine ideal sünnet zamanı 3 ile 24 ay arasıdır. Gömülü pipili çocuklar okul çağında özellikli cerrahi düzeltimle sünnet yapılmalıdır.

    Cinsiyet değişikliği yapılmak zorunda kalınan çocukların dış genital organlarının düzeltilmesi ilk iki yaşına kadar, rahim düzeltim ameliyatlarının ise ergenlik çağına bırakılmasında fayda vardır.

    Kasıklarda şişlik görülüp kaybolması kasık fıtığını düşündürür. Oluşan şişlik içeri girmiyorsa boğulmuş fıtık riski vardır. Boğulmuş fıtık acilen, diğer kasık fıtıkları ise acele cerrahi tedavi gerektirir. Prematürelerde daha sıktır. Kızlarda daha az görülür ama iki taraflı olma riski kızlarda daha fazladır. Erken dönemde belirti veren fıtıkların boğulma riski daha fazladır. Boğulmuş fıtığın cerrahi tedavisi daha zor ve komplikasyon riski daha fazladır.

    Torbalarda görülen şişliklerin çoğunluğu su fıtığına(hidrosel) bağlıdır. Bunların çoğunluğu ilk yaş içinde kendiliğinden iyileşir ve bu dönemde de bebeği rahatsız etmez. Altı aydan sonra çok gergin ve büyük, iki yaşından sonra devam ediyorsa, üç yaşından sonra belirti vermişse veya kasıkta yerleşmişse(kordon kisti) günübirlik cerrahi tedavi gerekir. Sabahları küçük olup akşama doğru büyüyen kominikan hidrosellerin kendiliğinden düzelme şansı yoktur. Hidroselleri büyük kasık fıtığı ve testis tümörlerinden ayırmak gerekir.

    Genital bölgede aşırı kıllanması olan bebeklere de neden olan bazı tümörler için erken cerrahi tedavi gerekebilir.

    Kız çocukların haznesinde şişlik veya dışarı et parçası çıkması, kanlı veya kokulu akıntısının olması cerrahi yardımı gerektirir. Kızlarda kaka ve çiş yapılan yerlerle haznesinin açıklığı gözlenmeli. Üç delik yapısında anormallik düşünülüyorsa kararı hekim vermelidir. Kız çocuklarda küçük dudaklarının yapışık olmasına sık rastlanır ve basit bir tedavi gerekir.

    Yeni doğan bebekler çok sık idrar yaparlar. Büyüdükçe sıklık azalır ve aralarda bezi kurudur. Sürekli bez ıslak ise veya çok seyrek zorlu çiş yapmayla göbek altında şişlik olanlarda idrar yollarında fonksiyonel veya yapısal bozukluk olasılığı fazladır. Kanlı idrar görüldüğünde de gecikmeden araştırma gerekir.

    İlk altı ayda bebeklerin yumuşak kıvamda olup ta haftada 3-4 kez kaka yapması normaldir. Doğumdan sonraki ilk 24-48 saat içinde kakasını çıkarmayan bebekler sonraki zamanlarda zorlanarak, derece veya fitil gibi yardımlarla fışkırarak kaka yapıyorsa, sert ve hacimli veya keçi pisliği şeklinde sert küçük küçük kaka çıkarıyorsa veya zahmetli kaka yapan bebekler gecikmeden hekimden yardım almalıdır.

    Kakadan sonra bezine kan bulaşan, kakasının üzerinde kan görülen, siyah veya vişne çürüğü şeklinde kaka yapan bebekler mide ve bağırsaklarında kanama yapacak hastalıklar yönünden araştırılmalıdır.

    Poposunda şişlik, çatlak veya akıntısı olan bebeklerle kaka yaptıktan sonra makatın dışarı doğru çıktığı veya makattan dışarı et parçası çıkan bebeklerde de cerrahi tedavi gerekebilir.

  • Hipospadias nedir? Hipospadias tedavisi nasıl yapılır?

    Değerli Anne ve Babalar öncelikle çocuğunuzda ki bu durum tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır. Mevcut rahatsızlığın durumuna göre bir veya daha çok ameliyat geçirebilir. Bazen bu durum operasyonun kendi doğası gereği zaten iki seanslı olabilmektedir. Lütfen etraflıca araştırın, durum hakkında yeterli bilgi sahibi olun ve daha sonra donanımlı bir hekime ameliyat yaptırın.

    Hipospadias nedir?

    Hipo (alt,aşağı) spadiac (açıklık,yarık,delik,çatlak) anlamındadır.İdrar yapılan pipinin uç kısmının olması gerektiği yerde uç da değil de daha aşağıda bir yerde yerleşmesi durumudur.

    Uretranın (Penisin içinden geçen sidik kesesi ve uç arasındaki idrar yolu),penisin alt kısmının ve sünnet derisinin penis alt kısımdaki bölümünün gelişiminde anormallik olması sonucu gelişir. Pipinin alt kısmında ve bir miktarda da yan kısımlarında deri olmaması sünnetliymiş gibi göründüğünden doğuştan sünnetli ,yarım sünnetli diye de adlandırılmaktadır.

    Açıklık penisin ucundan başlayarak alt tarafa doğru açıldığı yerin ismi ile anılarak adlandırılır.Glanuler (penisin baş kısmı),coronal (gövde ve baş kısmı arasındaki oluk),subcoronal,(corona altı) penil (penis gövdesi), penoskrotal (torba ve penis birleşim yeri, skrotal (torba), perineal(torba ve anus arası bölge) gibi.

    Uretranın hem açıldığı yer farklıdır hem de deliğin yapısı ve açılım çapı, şekli gibi bozukluklar vardır.

    Uretranın ince veya kalın olabildiği, doku olarak üstünü örten dokunun zayıf olduğu tipler olabilir.

    Ayrıca uretra geniş oluklu veya dar oluklu olabilir.

    Glans (baş kısım)da düzlük olabilir, glansın yapısı normale göre küçük olabilir.

    %25 hasta da penisin aşağı doğru eğriliği de söz konusudur.(Buna kordi denilmektedir).Bu durumu daha da ağırlaştıran bir durumdur ve öncelikli düzeltilmesi gerekir.

    Başka ek anomali var mıdır?

    İnmemiş testis ve fıtık ek olarak hasta da görülür. Proksimal (penoskrotal, skrotal, perineal) hipospadiaslarda daha sık görülür.Hipospadiaslı çocuklarda sıklıkla ek tetkik gerekmese de başka organ anomalileri varsa ek tetkik yapılmalıdır.

    Ne sıklıkta görülür?

    Hemen her ülkede benzer oranda rastlansa da 125/1, 150/1, 250/1, 300/1 canlı erkek doğumda bir gibi oranlar bildirilmiştir.

    Nedeni nedir?

    Kesin bir nedeni bilinmemekle birlikte açıklamaya yönelik birçok çalışma mevcuttur.

    Hormon reseptör bozuklukları septör bozuklukaları çok az bir kısmında neden olarak gösterilebilirse de kesin olarak ortaya konulmuş bir durum bulunmamaktadır.

    Bir kısmında bazı dokuların birbiriyle olan gelişim bağlantılarından sorumlu olan gen bozukluklarının rol oynadığı düşünülmektedir.

    Damarsal gelişim bozukluklarının sorumlu olduğuna dair çalışmalar da mevcuttur.

    Dokular arası genetik molekül haberleşme bozukluğunun deneysel çalışmalarda hipospadiasa neden olduğu gösterilmiştir.

    Bazı gen mutasyonlarının da sorumlu olduğuna dair bulgular vardır

    Bazı enzim eksikliklerinin de rol oynadığına dair çalışmalar devam etmekle birlikte kesin olarak bir sonuç yoktur.

    Progestin bazı vakalardan sorumludur.

    Vejeteryan annelerin çocuklarında görüldüğü ile ilgili çalışmalar vardır. Bunlarda bitkisel kaynaklı hormon değiştiricilerin neden olduğu düşünülmektedir.

    Çevre faktörlerinin hormonal sistemlere olan kötü etkilerinin hipospadias gelişmesinde rolü olabileceğine dair yapılan çalışmalar bulunmaktadır.

    Bazı sentetik veya çevresel doğal kimyasalların hormonal etkileşimlere yol açarak endokrin ve üreme sistemlerinin gelişimlerine olumsuz etki yaptıkları da bildirilmektedir

    Tedavi yaşı nedir?

    İdeali 6-18 ay arasında yapılmasıdır. Bu zaman diliminde ameliyat çocuk tarafından daha iyi tolere edilebilmektedir. Ameliyat travmasını çocuk ileride hatırlamamaktadır. Ayrıca çekirdek cinsel gelişimin başladığı yaştan daha önceye denk gelmesi nedeniyle de bu yaş uygundur.

    Tedavisi nedir?

    Hipospadias düzeltilmesine yönelik olarak tarif edilmiş 350 nin üzerinde tanımlanmış ameliyat metodu bulunmaktadır. Çoğunluğu birbirinin modifikasyonu veya geliştirmesi olan bu tekniklerin hepsinin temel olarak amacı belli ana prensipler çerçevesindedir.

    Tedavi de temel amaç önce varsa pipinin eğriliğinin düzeltilmesidir

    İdrarını penis ucundan yapacak şekilde idrar yolu onarımının yapılmasıdır

    Kozmetik görünümün iyi hale getirilmesidir.

    Bu nedenle aşağıdaki işlemler uygulanır

    Uretranın serbestleştirilmesi ile boyunun uzatılarak baş kısma getirilmesi

    Glans(baş)kısmının tüp şekline getirilerek yeni idrar yolu(uretra) yapılması

    Sünnet derisinin kullanılarak tüp yapılması

    Sünnet derisinin pipinin üst kısmından serbestleştirilerek alt kısmına getirilmesi ve bundan yeni idrar yolu yapılması. Bu girişim tek veya iki seansta yapılabilir.

    (Yani hipospadias sorunu bulunan çocuk kesinlikle düzeltici ameliyattan önce sünnet edilmemelidir.)

    Penisin kendi derisinin kullanılması suretiyle uretranın yapılması.

    Eğer sünnet derisi yoksa veya daha önceki teknikler nedeniyle mevcut deri kullanımı yapılmasına rağmen istenen sonuç alınamadıysa veya eğrilik devam ettiği için düzeltilen penislerde yeni deri dokusuna ihtiyaç varsa o zaman başka alternatif dokular kullanılabilir. Bunlardan bazıları şunlardır. Dudak içi veya yanak içi mukoza (ince dokusu), kulak arkası veya kasıktaki kılsız ve ince deriden alınan serbest greftler, torbasının derisinin kullanılması veya testis üzerini örten zarın kullanılması.

    Bu teknikler ve bu dokuların kullanılması maalesef bazen son çare olarak kurtarıcı olmaktadır. Bu nedenle sünnet yaptırılmaması çok önemlidir.

    Ameliyat komplikasyonları nelerdir?

    Erken dönemde kanama, şişme, kesi yeri ayrılması, sonda tıkanması, sonda çıkması gibi durumlar olabilmekle beraber en önemli komplikasyon en usta ellerde dahi olabilen fistül denilen durumdur. Fistül idrarın onarıma rağmen pipinin alt kısmından bir yerden tekrar gelmesidir.

    Penis ucunda darlık olması

    Uretrada darlık olması

    Eğriliğin devam etmesi

    Yapılan yeni idrar yolunun tam olarak açılması

    Divertikül denilen pipinin alt kısmında yer alan yeni oluşturulmuş olan idrar yolunun balonlaşması

    Sonda nedir her zaman kullanılır mı?

    Çok uçta yer alan hipospadias ların onarımlarında bazen kullanılmasa da sıklıkla sonda dediğimiz idrar yolunun içerisine konulan hem idrar geçmesi işlemini yapan hem de yeni oluşturulmuş idrar yoluna kalıp vazifesi gören silikondan veya bazı materyallerden yapılmış borucuklar veya kateterler kullanılmaktadır. Kimi zaman bunlar sidik kesesi içerisine gönderilip idrar torbasına ucu bağlı iken kimi zaman sadece penisin uç kısmında yer alan sondalar da vardır. Cerrahın stiline ve prensiplerine göre uygulamalar farklılık göstermektedir. Bazen hiç sonda kullanılmadığı da olabilmektedir.

    Hastanede ne kadar kalınır.

    Çok uçta yer alan hipospadias onarımlarında 1-3 gün kalınırken daha proksimalde yer alanlar da 5-7 gün sürebilir. Cerrahın yaklaşımı ve stili yine bunda rol oynar.

    İleriki yaşlarda cinsel fonksiyonlarına etkisi var mıdır?

    Varsa eğriliği düzeltildiği takdirde olumsuz bir etkisi yoktur.

  • Hipospadiyas

    Hipospadias

    Hipospadias yaklaşık olarak 300 erkek bebekte bir görülen bir doğumsal anomalidir. Bu anomalide üretra adı verilen idrar kanalı eksik gelişmiş ve penisin ucuna kadar ulaşamamıştır. İdrar deliği penisin ucuna değil, penisin altında bir yere açılır. Bu hastalarda sünnet derisi de yarımdır; bir kapşon şeklinde penisin başının arka yüzünü örterken penisin başının alt kısmı açıktadır. Bu nedenle halk arasında “Peygamber sünnetli”, “doğustan sünnetli” ya da “yarım sünnetli” olarak da isimlendirilir. Aslında bu hastalar sünnetli doğmazlar, idrar kanalı eksik geliştiğinden ötürü sünnet derisinin alt kısmı da gelişmez ve yarım kalır.

    Hipospadias doğumdan itibaren bir muayene ile kolaylıkla tanınabilen bir anomalidir. İdrar deliği penisin başı ile skrotum (torbaların) kökü arasındaki herhangi bir yere açılabilir. Bu da hipospadiasın hafif, orta ve ağır formları arasındaki farkı oluşturur. Hipospadiasın ağır formlarında kordi adı verilen, ereksiyon (sertleşme) anında peniste eğrilme de hastalığa eşlik eder. Hafif formlarda idrar deliği penisin başına daha yakındır. Ereksiyon (sertleşme) anında peniste eğrilik (kordi) olsa dahi çok ağır değildir. Orta formlarda idrar deliği penisin ortalarında bir yere açılır. Bu hastalarda hafif-orta derecede kordi duruma eşlik eder. Ağır formlarında ise idrar deliği penis köküne ve hatta skrotumların (torbaların) arasına açılır. Bunlarda eğrilik de çok ağır olabilmektedir.

    Tanı:

    Hipospadias tanısı doğumdan itibaren normal muayene sırasında rahatlıkla konabilir. Genellikle de ek bir tetkik yapmaya gerek yoktur. Ancak ağır formlarında bazı ek tetkiklere gereksinim olabilir. Özellikle ağır formlarda böbrekler ve idrar yollarına ait başka sorunlar da söz konusu olabileceğinden detaylı bir üriner sistem ultrasonografisi ile değerlendirme yapmak gerekebilir.

    Tedavi:

    Hipospadias’ın cerrahi tedavisindeki temel amaç idrar deliğini anatomik olarak olması gerektiği yer olan penisin ucuna taşımak ve aynı zamanda, eğer varsa, eğriliği düzeltmektir. Eğrilik düzeltilmediği taktirde ereksiyon ve cinsel ilişki sırasında olumsuzluklara yol acacaktır.

    Bu operasyon hipospadias cerrahisinde deneyimli Çocuk Cerrahları ve Çocuk Ürologları tarafından yapılmalıdır. Burada önemli olan hekiminizin çocukların cerrahisinin yanısıra çocuklardaki bedensel, fiziksel ve psikolojik özelliklere hakim ve bu konuda eğitiminin olması gerektiğidir. Unutulmaması gereken şey çocuk ile erişkin arasında çok büyük farklılıklar olduğudur. Bir çocuğa erişkine yaklaşıldığı şekilde asla yaklaşılmaması gerekir. Bu nedele, tedavi süreci çocuğun tüm bedensel ve ruhsal özelliklerini bilen, gözeten ve uygulamalarını buna göre yapan bir cerrah tarafından yürütülmelidir. Aksi uygulamalar hem çocukta hem de ailelerde olumsuz deneyimlere ve gelecekte pek çok başka sorunların yaşanmasına yol açabilmektedir.

    Hipospadias cerrahisi için yüzlerce çeşit ameliyat tanımlanmıştır. Bunlardan bir çoğu tarih içinde güncelliğini yitirmiş olup kullanılmamaktadır. Burada cerrahın en deneyimli olduğu güncel cerrahi tekniği uygulaması önemlidir. Hafif ve orta ağırlıktaki hipospadias tek seanslı operasyonlarla %90’lara varan başarı ile tedavi edilebilirken ağır formlarında iki seanslı operasyonlar gerekebilmektedir.

    Hipospadiaslı hastaların operasyondan önce sünnet edilmemesi gerekir. Çünkü sünnet derisi idrar kanalı oluşturulurken kullanılabilmektedir. Ayrıca hipospadias cerrahisi uygulanan hastalarda aynı anda sünnet de yapılmaktadır. Bu nedenle hastların kesinlikle sünnet edilmemesi önemlidir. Sünnet edilmiş olan hastlarda hipospadias cerrahisi daha sorunlu olabilmektedir.

    Operasyonun zamanlaması da önemlidir. Operasyon(lar), çocuğun cinsel kimliğini tanımaya başladığı 2,5 yaşına kadar tamamlanmalıdır. Klinik uygulamalarımızda hasta 6 aylık olduktan sonra (tercihan 8-9. ayda) cerrahi tedavinin yapılması ve hasta 18-24 aylık olana kadar operasyonların tamamlanması gerektiğini önermekteyiz.

    Operasyon süresi hipospadiasın ağırlık derecesine ve yapılacak olan cerrahinin tek ya da iki seanslı olmasına göre değişkenlik göstermekle birlikte ortalama 1.5 ile 4 saat arasında değişmektedir. Operasyonlar günübirlik olarak gerçekleştirilir; hastanede yatmaya gerek yoktur. Operayon bölgesinde bir pansuman ve bir de sonda bulunur. Hastanın altının bezli olması operasyona engel degildir. Çift bez uygulaması ile hasta ve ailesi hızla günlük yaşamına geri döner. İkinci veya üçüncü gün pansumanı açılır, 7. gün sondası çekilir. Ondan sonra banyo yapabilir.

    Komplikasyonlar:

    Deneyimli çocuk cerrahları ve çocuk ürologları tarafından geçekleştirilen hipospadias operasyonlarında başarı oranları %90’ların üzerindedir. Ağır formlarda komplikasyon oranı biraz daha yüksek olabilmektedir. Çocuk deneyimi olmayan cerrahlar tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda hem cerrahi komplikasyon oranı daha yüksektir hem de psikolojik olarak daha olumsuz deneyimler söz konusu olmaktadır.

    En sık rastlanabilen komplikasyon fistül gelişimidir. Bu dikiş arasından ince bir sızıntı olması anlamına gelir. Korkulacak bir komplikasyon olmayıp operasyondan 6 ay sonra çok daha basit ve sondasız bir cerrahi müdahele ile onarılabilir. Bunun yanı sıra yara yerinde enfeksiyon, dikişlerin tümünün açılması, idrar kanalında darlık gelişmesi gibi komplikasyonlar da görülebilir. Bunların oranı ise çok düşüktür.

  • Ülkemizde sünnet ve karşılaşılan sorunlar

    Sünnet, dini inanç ve gelenekler nedeniyle, tüm Müslüman ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de çocukluk çağında en sık uygulanan operasyondur. Aslında temelde cerrahi bir girişim olmakla beraber, tedavi edici amaçla uygulanan bir operasyon olmadığından hekim olmayan kişiler tarafından ve çoğu kez cerrahi işlemlerin gerektirdiği titizlik ve prensiplerden uzak bir şekilde yaygın olarak uygulanabilmektedir.

    Ülkemizde sünnet işlemi çoğunlukla sünnetçiler tarafından gerçekleştirilmektedir. Yapılan bazı anket çalışmaları, toplumda yüksek öğrenim görmüş ebeveynlerin dahi, çocuklarının sünnetini sünnetçilere yaptırmakta bir sakınca görmediğini ortaya koymuştur. Genellikle “erkekliğe adım atmak” olarak değerlendirilen sünnet işleminin sosyal boyutları sağlık boyutunu fazlasıyla aşmaktadır. Sünnet salonları, düğünleri, kıyafet ve aksesuarları, ve geleneksel bazı alışkanlıklar sünnetin bir sektör haline gelmesine yol açmıştır. Aslında çocuk için bir o kadar endişe verici olan bu işlem, aile bireyleri tarafından törensel bir anlam da taşımakta ve sünnetin sağlık yönünden çok sosyal yönüne ağırlık verilmektedir.

    Sünnet, penisteki “preputium” olarak isimlendirilen deri parçasının cerrahi olarak çıkartılmasıdır. Ancak, bu işlemin önemi ne yazık ki aileler tarafından dahi ya göz ardı edilmekte yada ilginç bir şekilde yeterince önemsenmemektedir. Ülkemizde bu işlemin kimler tarafından yapılabileceği 1928 yılında hazırlanmış olan “1219 sayılı Tebabet ve Şuabatı Sanatlarının İcrasına Dair Kanun” hükümleriyle belirlenmiş olup ruhsatsız ve diplomasız kişiler tarafından bu işlemin gerçekleştirilmesine izin verilmemektedir. Ancak 10 yıl süre ile bu işi yapan bir kişiye gereğinde ruhsat verilebilmektedir. Bu yasanın getirdiği sınırlamalar günümüz koşullarında, modern tıp çağında son derece yetersiz kalmaktadır, ve yeni bir takım düzenlemelerin getirilmesi zorunludur.

    Sünnet, ülkemizde çoğu kez evde, sağlık kabininde yada düğün salonlarının bir köşesinde, her türlü tıbbi koşuldan uzak, çoğu kez ehil olmayan kişiler tarafından gerçekleştirilen bir operasyon olduğundan, meydana gelen komplikasyon oranı (%1-38) hiç de azımsanacak bir düzeyde değildir. Ülkemizde bu komplikasyonlara ilişkin gerek yurtiçi gerekse yurtdışı dergilerde yayınlanmış pek çok makale bulunmaktadır. Kliniğimize de her yıl uzman olmayan kişilerce yapılmış çok sayıda sünnet komplikasyonu başvurmaktadır. Bu komplikasyonlar arasında yara yerinde enfeksiyon, kanama, sünnet derisinin eksik veya fazla kesilmesi, idrar yolunun (üretra) yaralanması ve peniste kısmi yada tam kesi (ampütasyon) sayılabilir. Bu komplikasyonların bazıları cerrahi müdahaleler ile kısmen veya tamamen düzeltilebilmektedir. Ancak bazen çok daha ağır düzeltici cerrahi operasyonlar gerektirmekte, kimi zaman ise her türlü cerrahi müdahaleye rağmen kalıcı sakatlıklar ile sonuçlanabilmektedir. Sonuçta çocuğun yaşamını ömür boyu etkileyebilecek ruhsal ve cinsel sorunlar ortaya çıkmakta, topluma sağlıksız bireylerin katılmasına neden olabilmektedir.

    Ülkemizde sünnet konusunda yaşanan en önemli sorunlardan birisi de “toplu sünnetler” dir. Bu tip girişimler bir “hayır” amacıyla yapılıyormuş gibi görünse de, ne yazık ki kişi, kurum yada kuruluşların reklamına hizmet etmektedir. Kısıtlı süre içinde, son derece uygunsuz ve sağlıksız ortamlarda, çoğu kez bir karmaşa içinde gerçekleşen bu “sözde hizmetler” sonrasında komplikasyon oranlarının yüksek olması kaçınılmazdır.

    Batılı ülkelerde, Hıristiyan ve Musevi toplumlarda da sünnet çocukluk çağında en sık uygulanan operasyonlardan biridir. Ancak farklı olarak, bu toplumlarda sünnet son derece sağlıklı olarak ameliyathane koşullarında, modern tıbbın ve cerrahinin tüm gereklilikleri yerine getirilerek uzman kişiler tarafından gerçekleştirilmektedir. Doğal olarak komplikasyon oranı da son derece düşüktür.

    Sünnet cerrahi bir işlemdir. Bu nedenle, ideal olarak cerrahi girişimin gerekliliklerine uyularak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Ameliyathanede ve genel anestezi altında, zaman sıkıntısı olmadan, güvenli ve sağlıklı bir şekilde yapılmalıdır. Kimi zaman aileler genel anesteziye yönelik kaygılar taşımaktadır. Ne yazık ki, çok az sayıdaki şanssız uygulamaların medyada abartılarak defalarca gündeme getirilmesi, ailelerin haklı olarak bu konuda büyük endişeler taşımasına ve genel anestezi düşüncesinden uzaklaşmasına yol açmaktadır. Ancak günümüzde anestezi, uzmanları tarafından son derece güvenli bir şekilde uygulanmaktadır. Tıpta yaşanan gelişmeler anezteziyoloji biliminde de üst düzeye ulaşmıştır. Bugün çok daha ağır ve büyük operasyonlar için bile anestezi sorunsuz bir şekilde güvenle uygulanabilmektedir. Ayrıca, uzman olmayan kişiler tarafından sağlıksız koşullarda yapılan sünnetlerde komplikasyon gelişme oranının istatistiksel olarak genel anesteziye göre çok daha yüksek olduğu unutulmamalıdır. Dolayısı ile, sünnet için uygulanacak yüzeysel bir genel anestezi sorun olmaktan öte hem çocuk hem de cerrah için son derece konforludur.

    Çocuklar belli etsin yada etmesin sünnetten korkmaktadırlar. Ülkemizde sünnet en çok 6-8 yaşları arasında yapılmaktadır. Psikolojik gelişim evrelerini henüz tamamlamamış olan bir çocukta lokal anestezi ne kadar etkin bir şekilde yapılırsa yapılsın, sünnet çocuk için çok büyük bir endişe kaynağı olmaktadır. Ayrıca daha önceden sünnet olanların deneyimleri arkadaşlar arasında paylaşıldıkça, çocuklarda bu endişenin erkenden yerleşmesine ve yaşanan korkuların katlanarak büyümesine neden olabilmektedir. Çünkü, çocuk bakış açısı ile uzvundan bir parça “kesilecektir”. Özellikle “Fallik Dönem” adı verilen psikolojik gelişim evresinde daha ağırlıklı olmakla beraber, lokal anestezi altında uygun olmayan ortamlarda her aşamasını yaşayarak geçireceği, bir telaş içerisinde yapılan, genital bölgeye yönelik bir cerrahi girişim çocukta psikolojik bir travmaya yol açabilir. Genel anestezi, sünnetin en travmatik olan bölümünün çocuk tarafından hissedilmeden gerçekleştirilmesine olanak verdiğinden bu yönden de avantaj sağlamaktadır.

    Ülkemizde ve toplumumuzda sünnet uygulamalarının iyileştirilmesi kaçınılmaz bir gerekliliktir. Sünnetin cerrahi bir girişim olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle, ideal olarak hastane ortamında, bir ameliyat ciddiyetinde, uzman ve bu konuda deneyimli hekimler tarafından gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Uygun koşullar altında gerçekleştirilen sünnetlerde hem tıbbi hem de psikolojik komplikasyonların gelişme olasılığı son derece azdır.

  • Sünnet hakkında merak edilenler

    SÜNNETİN TIBBI YÖNLERİ

    Sünnet, ciddi ve önemli bir operasyon dur.çocuğun ruhsal olarak sünnete hazırlanmasının yanı sıra tıbbi olarak hijyenik ortam da ve uzman kişilerce yapılması gerekiyor.

    SÜNNETTEN ÖNCE DOKTOR KONTROLÜ

    Çocuğunuzu sünnet ettirmeden önce mutlaka uzman bir hekim tarafından kontrol edilmeli.bu muayene sırasın da annenin fark edemeyeceği bazı tıbbi sorunların var olup olmadığı saptanabilir.

    SÜNNETİN YAPILMASI GEREKEN ZORUNLU HALLER

    *doğuştan böbrek ve idrar yolları hastalıkları olan tüm çocuklar

    *sünnet derisinin uç kısmı normal idrar akışını engelleyecek kadar dar olan çocuklar

    *sık sık sünnet derisin de ve penisin baş kısmın da iltihaplanma olan çocuklar

    SÜNNETİN TIBBİ YARARLARI

    İdrar yolu enfeksiyon riski azalıyor.sünnet olmamış çocuklar da idrar yolları iltihapları yaklaşık 10 kat fazla.sünnet olmamış erkeklerde hem cinsel yolla bulaşan hastalıklara hem de penis kanserine daha sık rastlanıyor.sünnetsiz erkeklerle evli kadınlar rahim boynu kanserlerinin daha sık gelişiyor.

    LAZERLİ SÜNNET:YANLIŞ TERCİH

    Uzmanlar,halk arasın da lazerle sünnet yöntemine tamamen karşı çıkıyorlar.çünkü lazer diye sunulan alet aslın da bir çeşit elektrikli havya.yani lazerle hiçbir ilgisi yoktur.bu yöntem de sünnet derisi yakarak alınıyor ve çoğu zaman diğer dokuların da yanmasına neden olur.

    SÜNNET AIDS RİSKİNİ AZALTIYOR

    Yapılan araştırmalar da sünnetli erkeklerin AIDS hastalığına yakalanma riski altı kat azalıyor.

    Bu konu ABD nin tanınmış 3 üniversitesin de araştırılmıştır.

    SÜNNETİ KİM YAPMALI?

    Sağlık teknisyeninin yanı sıra pratisyen doktorlar tarafından da yapılabilen sünnette sizin mümkünse ilk tercihiniz çocuk üroloğu veya çocuk cerrahisi olmalıdır.bu uzmanların bulunmadığı yerler de genel cerrah ya da üroloğa başvurabilirsiniz.

    PEYGAMBER SÜNNETLİLER,TEKRAR SÜNNET EDİLMEMELİ

    Her 350 çocuk dan birin de görülen ve halk arasın da peygamber sünneti ya da yarım sünnet diye tabir edilen durum da,çocuğun sünnet edilmesi büyük bir hatadır.zira buradaki sünnet derisi ameliyat için kullanılacaktır.

    GENEL ANESTEZİ TEHLİKELİMİ ?

    Pek çok anne baba genel anestezi.ile yapılan sünnete,anestezi uygulaması nedeni ile sıcak bakmıyor.oysa günümüz de anne karnın da ya da yeni doğan bebeklere bile anestezi ile müdahale ediliyor.güvenilir bir sağlık kurumun da bu tür endişeleri duymak yersiz.

    Çünkü çocuğa yüzeysel bir anestezi veriliyor ve işlem sonrasın da verile ilaçlarla ağrı duyması engelleniyor.böylece çocuğun hem psikolojik hem cerrahi olarak rahatlanması sağlanıyor.bir sünnetin yapılması için gerekli olan süre normal şartlar altın da 15-20 dakikadır.

    SÜNNET SONRASI OLABİLECEK KOMPLİKASİYONLAR

    Tıbbi açıdan doğru yapılmayan sünnet bir çok ciddi sağlık sorununun ortaya çıkmasına neden oluyor.uzmanlarca yapılmayan her yüz sünnetin 30-40 arasında hatalı uygulamalara rastlanıyor,bu hatalara bir kısmı tedavi edilme şansına sahip olup,diğer kısmının geriye dönüşü olmayan problemler.en sık görülen tıbbi hatalar.

    KANAMA:sünnet sonrası ortaya çıkan kanamalara acil müdahale edilmesi gerekiyor.çünkü aşırı kan kaybı ölüme neden olabiliyor.

    ENFEKSİYON:steril şartlar da yapılmayan sünnette bulaşıcı hastalık kapma riski artıyor.özellikle toplu yapılan sünnetler de bu risk,çok yüksek

    Fazla ya da eksik kesilmesi: bu tip durumlar da organik sorunların yanı sıra estetik olarak da müdahale edilmesi gerekebilir.

    Op.Dr.EMİR İMANİ

    Çocuk cerrahisi uzmanı

  • Yenidoğan döneminde dikişsiz sünnet

    Sünnet doğru teknikle yapılırsa basit ve güvenilir bir işlemdir. Sünetçilerin yaptığı sünnetlerde komplikasyon oranı %93 lerde iken hekimlerce yapılan sünnetlerde bu oran % 3 lerdedir.
    Bebeğin doğumunu takip eden 24-48 saat içinde yapılan sünnete yenidoğan sünneti denir ve hastanemizde istenirse dikişsiz olarak yapılabilmektedir. Çocuğun henüz çevresinin farkında olmadan işlemin yapılması mümkündür ilerleyen zamanlarda lokal anestezi yapılmasına rağmen bebeğin ayaklarını tutmaya tepki olarak huzursuz olduğu görülebilmektedir. Bu nedenle sünnet işlemi için doğumdan itibaren 15 gününü geçirmemekte yarar vardır.

    Yenidoğan sünnetinin avantajları nelerdir?
    Yenidoğan sünnetinin anestezi gerektirmez.
    Yenidoğanlarda uygulanan sünnet tekniği dikişsiz bir yöntemdir. Bebekteki yara iyileşmesi oldukça hızlıdır. Sünnet dikişsiz, yara iyileşmesi de hızlı olunca ortaya çok daha güzel estetik sonuçlar ortaya çıkar.
    Sünnet sonrası kanama riski oldukça azdır. Sünnet derisinin damarsal yapısı yeni gelişmekte olduğundan, sünnet işlemi sırasında kanama kontrolü kolay, işlem sonrası kanama riski oldukça az olur.
    Yenidoğan sünnetinden sonra özel bir pansumana bile gerek duyulmaz. Göbek düşmeden iyileşme gerçekleşir.
    Yeni doğan sünneti yapılan çocuklarda idrar yolu enfeksiyonları oldukça az görülür.
    Sünnetten iki gün sonra bebek normal şekilde banyo yapmaya başlayabilir.
    Yenidoğan sünnetinin bebekte travmaya yol açmaz, hatırlanması mümkün değildir.
    Sadece annesini emerek sakinleşebilmektedir.
    Çocuk büyüdükçe genel anestezi alma gereği, ameliyat şeklinin değişmesi, iyileşme sürecinin uzaması travmayı ağırlaştırabilir.

    Hangi Durumlarda Yeni Doğan Sünneti Uygulanmaz?

    • Bebek prematür veya hasta ise, ailede hemofili hastalığı öyküsü var ise, hipospadias gibi doğuştan penis anomalisi var ise yenidoğan sünneti uygulanamaz.

  • Neden bebeklik dönemi sünneti

    Türkiye’de oldukça seyrek olan bebek sünneti son yıllarda ciddi bir ivme kazanarak popüler hale geldi. Erkek çocuğunun sünnet için ilkokula gitmesi beklenip, merasim eşliğinde yapılan sünnet işlemleri, artık çocuğun ilk 1 yaşı içerisinde hatta yenidoğan döneminin atlatıldığı 20. günden itibaren ilk 3 ayda; çocuk, aile ve cerrahisi için en konforlu alduğu dönemde yapılmaktadır.

    Yenidoğan sonrası bebeklik dönemi Sünneti Doktora Başvuruları Azaltır

    Bebeklik döneminde sünnet yapılan çocuklarda; ilk 1 yıl içinde herhangi bir nedenle hastaneye başvurma oranları sünnetsizlerden 6 kat daha azdır. Ayrıca üriner enfeksiyon nedeniyle doktora başvuruları istatistiksel olarak 10 kat azalmaktadır.

    Özellikle sünnet derisi darsa bunu zorlayarak açmaya çalışmak daha sonra ciddi darlıklara yol açabileceği için bu zorlamalardan kaçınmak ve gerekirse erken sünneti düşünmek mantıklı olacaktır.

    En Uygun Zaman Aralığı ilk 1 yaş içinde;

    Bilimsel araştırmalar da sünnetin en kolay uygulandığı ve atlatıldığı dönemin doğumun 1. ayından itibaren olan bebeklik dönemi olduğunu göstermektedir. Bunun da içerisinde ilk 3 ay en iyi, 3 ay ile 6. ay arası orta ve 9.aydan itibaren konforun azaldığı görülmektedir. Bu dönemde lokal sünnet (uygulama yapılacak bölgenin çevresinden uyuşturulması ile yapılacak sünnet işlemi) hem çocuk hem aile hem de cerrah için konforlu olacaktır. İki yaşına kadar devam eden bu dönemde 9. aydan itibaren sonra konforun azaldığı görülmektedir. Lokal anestezi ile sünnetin yapılabileceği ancak kişisel değişikliklerin yaşandığı 5 yaş sonrası ise ikinci dönemdir.

    Lokal Anesteziden Korkmayın;

    Lokal anestezi uzman ve tecrübeli ellerde yapıldığında zararı gözardı edilecek kadar az ancak doğasında olan hafif kızarıklık, şişlik ve hafif morlukların da ek müdahaleye gerek kalmadan kendiliğinden geçtiği anestezi çeşididir.

    İyileşme Süreci Oldukça Kısadır;

    Bebeklik döneminde yapılan diğer cerrahi işlemlerimizde de gördüğümüz gibi Klasik Cerrahi Estetik Sünnet işlemi sonrası iyileşmenin çok hızlı olduğu, Ağrı kesici fitil, tıbbi ve kozmetik açıdan verilen kremlerin kullanılarak, bebek bezinin kapatıldığı pansuman sonrası kontrollerimizde, bir çok ailenin ” biz çocuğumuzun sünnet olduğunu bile anlamadık” söylemleri ile karşılaşmaktayız. Ayrıca ameliyathanede kullandığımız kendiliğinden eriyebilen, allerjik olmayan yumuşak ve estetik dikişler de en az iz ile iyileşmeye olanak vermektedir..

    Ancak yine de bebek bezinin kullanıldığı bebeklik dönemi sünnetinde; sünnetin doğasında olan sünnet sonrası yaşanabilecek hafif kızarıklık, ödem, morluklar, travmatik kanamaların, ciltte kabuklanmaların çok azaldığı, ileri yaş sünnetlerine göre bu gibi durumların onda birine düştüğü görülmektedir.

    Cerrahi işlemlerin hepsi değişik derecelerde travmaya yol açar ancak Lokal sünnet

    Bebeklik döneminde belirgin travmaya yol açmaz;

    Ailenin isteğine bağlı olamkla birlikte sünnet için önerilen yaş aralığı 1. ay ile 2 yaş arası ya da 5. yaştan sonradır. 2-5 yaş arası çocuklarda sünnet nadir de olsa bir takım psikolojik sorunlara yol açabilir. İlerleyen yaşlarda gerek sünnet olan arkadaşlarından gerek çevresinden duyacağı hikayelerle çocuk korkabilir, birtakım travmalara yol açabilir. Ancak bebeklikte yapılan işlemlerde hiçbir zaman hatırlayamayacak, travma sebebi olmayacaktır.

  • Yenidoğan sünneti travmayı önlüyor

    Erkek çocukların sünnet zamanı, aileler için en önemli konuların başında geliyor. İleri dönemlerde psikolojik sorunlara yol açacağı gerekçesiyle, 2-6 yaş arasında sünnet yaptırılması tavsiye edilmiyor. Erkekliğe ilk adım olarak değerlendirilen sünnet, “Bu kadar küçük yaşta olur mu?” yaklaşımının aksine, doğar doğmaz yapıldığında yaşanabilecek pek çok travmanın da önüne geçilmiş oluyor.

    Yenidoğan sünneti, cerrahi işlemin rahatlığı, çocukları idrar yolları enfeksiyonlarından korumasının yanı sıra,yara iyileşmesinin çabuk olması ve sünnet sonrası bakımın kolaylığı nedeniyle sünnet için en ideal dönem olarak kabul ediliyor.

    Yenidoğan sünnetinin avantajları;

    · Genel anestezi gerektirmiyor,

    · Yara iyileşmesi hızla gerçekleşiyor,

    · Kanama ve şişlik riski azalıyor,

    · Bebek küçük olduğundan bakımı daha kolay oluyor,

    · Yenidoğan bebek anne sütü alırken rahatlıkla sakinleşebiliyor,

    · İşlem sonrası ağrıkesici ihtiyacı az oluyor ya da gerek duyulmuyor.

    Çocuğun bilinen bir rahatsızlığı olmamalı

    Yenidoğan sünneti olması için en önemli şart çocuğun ek bir sorununun olmaması ve cinsel organın bu işleme uygun olmasıdır. Yani eğer hastanın bilinen ek hastalığı yoksa her iki yumurtalığı yerinde ise ve cinsel organ yapısı uygunsa yenidoğan sünneti yapılabilmektedir.

    İlk 24 saatten sonra yenidoğan sünneti yapılabiliyor

    Yenidoğan sünneti için çeşitli yöntemler olmasına karşın klasik sünnet komplikasyon oranını en aza indirdiği için tercih edilmektedir. İlk 24 saatten sonraki dönem yeni doğan sünneti için tercih edilen zamandır. Böylece doğum sonrası hasta sünnetli olarak taburcu edilmiş olmaktadır. Bunun en önemli avantajı çocuğun henüz çevresinin farkındalığında olmadan işlemin yapılmasıdır. İlerleyen zamanlarda sünnet esnasında lokal anestezi yapılmasına rağmen bebeğin ayaklarını tutmaya tepki olarak huzursuz olduğu görülebilmektedir. Bu nedenle sünnet işlemi için doğumdan itibaren 15 gününü geçirmemekte yarar vardır.

    Son derece konforlu ve güvenilir bir yöntem

    Yenidoğan sünneti yapılmasına karar verildikten sonra operasyondan 1 saat öncesinde bölgenin etrafına lokal anestezik etkisi olan bir krem sürülür. Yenidoğan sünnetinde klasik dikişli yöntem kullanılır. İşlem sonrası yara yerinde kısa sürede iyileşme sağlanmaktadır.

  • Sünnet nedir?

    Sünnet nedir?

    SÜNNET NEDİR?

    Tıp literatüründe Circumcision, ülkemizde sünnet olarak tanımlanan, penisin ucundaki deri yani prepisyumun kesilmesi işlemidir. Sünnet Türkiye’de çocukluk çağında en sık gerçekleştirilen cerrahi işlemlerden biridir. Bu nedenle toplum içerisinde çok konuşulan ve kim tarafından hangi yaşta, nasıl bir anestezi ile yapılması konusunda bile bilgi kirliliğinin ve sabit bir fikrin olmadığı bir konudur. Bu nedenle sünnetle ilgili en temel bilinmesi gereken durum, sünnetin bir çok müdahaleden uzun süren Cerrahi Bir İşlem olduğudur. Bu yüzden Sünnetin hastane koşullarında steril koşullarda, uygun olan anestezi yöntemi ile uygun cerrahlar tarafından yapılması, sonrasında oluşabilecek ve hayat boyu sürebilecek yan etkilerin ortadan kaldırılması açısından son derece önem taşır.

    SÜNNET NE ZAMAN YAPILMALIDIR?

    Yaşamın ilk 3-4. ayında yassı hücreler keratinize olur ve smegmayı oluşturur. Penisin büyümesi ve ereksiyonuyla infant smegmasının oluşması iki epitel yüzeyinin birbirinden yavaş yavaş ayrışmasını sağlar. Yenidoğan bebeklerin sadece %4’ünde sünnet derisi geri çekilebilir. Yenidoğanların ancak % 50’sinde sünnet derisi, çişin geldiği deliği görecek kadar çekilebilir. 6. Ayda bu bebeklerin ancak %20’sinde pipinin başı görülebilir. 3 yaşına kadar bu oran %90’a çıkar. Sünnet derisi geri çekilmeye çalışılırken genelde çocuklara yanlış olarak bitik ( fimozis ) tanısı konur.

    2. Aydan sonra organ gelişimi tam olarak oluştuğu, bebeklik çağında iyileşme hızlı olduğu, ağrı lokalizasyonu yapılamadığı için sünnet önerilebilir. Çocuklarda 2/6 yaş arasında cinsel kimlik oturduğu için herhangi bir cerrahi endikasyon yoksa sünnet yapılmamalıdır. Bu dönemde yapılan gereksiz cerrahi işlemlerle hadım edilme korkusu oluşabilir. 6 yaş sonrasında ise her yaşta sünnet yapılabilir.

    Sünnet Türkiye’de ticari bir konu olarak da ele alındığı için suistimale çok açık bir konudur. Bu nedenle gerçek bir cerrahi neden olmaksızın bebek ve çocuk sünnetine sıklıkla rastlanmaktadır.

    NERDE ve KİM?

    Sünnet önemli bir ameliyattır bu nedenle her ameliyat gibi, hastane koşullarında ve ameliyathanelerde yapılması en doğru seçenektir. Günümüzde halen bir çok sağlık kurumunda lokal anestezi ile sünnet yapılmaktadır, ancak sosyal zekası yeterince olgunlaşmamış çocuklarda ve bebeklerde son yıllarda kullanılacak anestezi şeklinin de genel anestezi olması gerektiği konusunda artık bir fikir birliği oluşmuştur.

    Bu nedenle sadece ticari nedenlerle insanlara genel anestezinin kötü olduğu, hastanelerin sünnet için uygun olmadığını söyleyen şarlatanlara itibar edilmemelidir.

    Toplu sünnetlerde her çocuğa gerekli duygusal ve teknik özenin gösterilmemesi, Steril ortamın sağlamaması, cerrahi müdahaleden çok bir eğlence olarak algılanmasından dolayı komplikasyon olma ihtimali çok fazladır, bu yüzden toplu sünnet şölenleri son derece sakıncalı uygulamalardır.

    Sünneti Kim Yapmalı?

    İdeal olarak sünnet, çocuk cerrahları ya da çocuk ürologları tarafından yani sünnet konusunda deneyimli hekimler tarafından yapılmalıdır. Çocukları en yakından tanıyan ve tedavilerini en sık üstlenen Çocuk Cerrahisi branşıdır. Bu nedenle sünnetinde Çocuk cerrahları tarafından yapılması en doğru yaklaşımdır.

    SÜNNET NASIL YAPILMALIDIR?

    Sünnet, temel olarak çocuğun tüm hayatı boyunca kullanacağı bir organa şekil veren plastik bir operasyondur. Bu yüzden penil anatomiye hakim, komplikasyon oluşmasına izin vermeyecek doktorlar tarafından hastane koşullarında anestezi yardımı ile minimal psikotravma ile yapılmalıdır.

    Sünnet Endikasyonları

    Bitik (Fimozis) : Sünnet derisi yenidoğanlarda ve bebeklik döneminde fizyolojik olarak geri çekilemez. Ancak, ülkemizde genel olarak halk arasında ve yanlış tıbbi yönlendirilmelerle, bu dönemde sünnet derisinin geri çekilmesi ile sünnet derisinde kanama, yırtılma ya da kronik enfeksiyonla gerçek fimozis oluşabilir. Bunlar genellikle edinsel nedenlerdir, bunun dışında kötü hijyen ve sünnet sonrası aşırı nedbe dokusuda gerçek fimozise yol açabilir.

    Parafimozis: Sünnet derisinin ucundaki dar halka penisin başında zorla geriye doğru geçirilirse, penis başında ödem, işeme zorluğu ve şiddetli ağrı oluşur, bu durum elle düzeltilemezse mutlaka uygun koşullarda sünnet gerekir.

    Balanopostit: Penil deri ve sünnet derisinin enfeksiyonudur. Çoğunlukla irin oluşumunada rastlanır. Tedavinin ardında sünnet etmekte yarar vardır.

    Kronik idrar yolu enfeksiyonu: 1 yaş altında en sık rastlanan enfeksiyon erkek bebeklerde idrar yolu enfeksiyonudur. Sık enfeksiyon atağı geçiren bebeklerde sünnet önerilebilir.

    Konjenital üropatolojiler: Doğuştan böbrek ve mesane hastalıklarına sahip olan çocuklarda sünnet yapmakta yarar vardır.

    SÜNNETİN FAYDALARI NELERDİR?

    1- Fimozise bağlı olarak oluşabilecek enfeksiyon ataklarını, parafimozisi, penil enfeksiyon risklerinin ortadan kaldırılması.

    2- Sünnetli çocuklarda daha az idrar yolu enfeksiyonu oluşur.

    3- Sünnet derisinin kesilmesi bu bölgenin temiz kalmasını sağlar.

    4- Sünnet olmamış erkeklerin cinsel yolla geçen hastalıklara daha çok yakalanır.

    Sünnetli kişilerin partnerlerinde serviks kanseri riskinin azaldığı ileri sürülmektedir.

    5- Penis kanseri çoğunlukla sünnet yapılmadığı toplumlarda görülür.
    6- Sosyo- kültürel nedenler.

    Sonuç olarak sünnet sonrasında oluşabilecek, cerrahi ve psikotravmalardan çocuklarımızı uzak tutmak adına, sünnetin penil cerrahı olduğu unutulmadan bu tip işlemler ameliyathane ortamında anestezi ile yapılmalıdır. Anestezi konusunda tamamen ticari kaygılarla toplumumuzu yanlış yönlendiren doktorlarda vardır, ancak bilinmesi gereken; siz ameliyat olurken, acı duymanızı engelleyen, konforunuzu sağlayan ve hayatınızın garanti altında olmasını sağlayan “Anestezi yani Narkoz”, size HAK olduğu kadar çocuklarımızıda “En Büyük HAKKIDIR”.