Etiket: Sperm

  • KISIRLIK VE GENETİK

    KISIRLIK VE GENETİK

    Haftada 2-3 kere korunmasız olarak yapılan düzenli ilişkiye rağmen 1 yıllık süre içinde gebelik elde edilememesidir. Evliliğin ilk altı ayı içerisinde gebelik oluşmaz ise çiftlerin panik olmaması ve hemen hekime müracaat etmesi gerekmez. Kısırlık tedavisi yönünden tedaviye başlamadan önce en az bir yıllık bekleme süresi gerekmektedir. çünkü hiçbir sorunu olmayan çiftlerde bile aylık gebelik oranı yaklaşık olarak yüzde 25 tir. 1 yıllık süre sonunda gebe kalma oranı yüzde 80 kadardır. Bu nedenle çiftlerin 1 yıl kadar beklemesi uygundur.

    Bekleme süresi her yaştaki insan için de aynı mıdır?
    Gebelikte kadının yaşı önemli rol oynadığından; 35 yaş üzeri kadınlarda bekleme süresi 6 ay olmalı, 40 yaş üzerindeki kadınlarda ise gebelik isteği durumunda, hiç beklemeden bir merkeze başvurulmalıdır.
    Kısırlıkta; kadına ve erkeğe ait nedenleri ayrı tutmak gerekir. Erkeklerde sperm yapım sorunları en başta gelir. Spermlerin sayısının az veya yetersiz olması, spermlerin hareket ve şekil bozuklukları gebeliği önemli derecede engelleyebilir. Bunun yanında cinsel fonksiyon bozuklukları, erkek üreme yollarının iltihapları ve sistemik hastalıklar gibi nedenler de kısırlığa yol açabilir. Kadınlarda ise; yumurtlama sorunlarının olması, tüplerde iltihap veya tıkanıklık olması, tüplerde anatomik bozukluklar, rahim içerisinde miyomlar ve poliplerin olması ve ayrıca endometriosis, guatr hastalıkları ve şeker hastalığı gibi sorunlar gebeliği engelleyebilir.

    NEDENE GöRE TEDAVİ
    Gebeliği sağlamak amacıyla erkeğe yapılan spermiyogram testi ile erkeğe ait problemler büyük ölçüde aydınlatılabiliyor. Kadınlara uygulanan testler de kadınlara ait problemlerin daha ayrıntılı olarak değerlendirilmesini sağlıyor. Kadın faktörü değerlendirilirken; yumurtalıklar ve yumurtlamanın olup olmaması, tüplerin durumu ve rahim ile ilgili problemler araştırılıyor. Teşhis için yapılan incelemeler tamamlandığında, çiftlerin büyük çoğunluğunda tanı konulur ve nedene yönelik tedavi seçenekleri tercih edilir.

    Herkes için aynı tedavi yöntemi mi tercih ediliyor?
    Kısırlık sorunlarında tedavi, nedene göre yapılır. Erkek kısırlıklarında hastalar ürologlar tarafından değerlendirilir. Var olan problemler, ilaçlarla ya da cerrahi metotlarla tedavi edilebilir. Erkek kısırlıklarında tedaviye cevap alınamadığında, aşılama ya da tüp bebek gibi üremeye yardımcı metotlarla gebelik elde edilebilir. Kadınlarda ise aynı şekilde ilaç ya da cerrahi yöntemlerle birçok vakada gebelik elde edilebilir.

    TüPLER TIKALIYSA VE Hİç SPERM YOKSA SEçENEK TüP BEBEK
    Bazı hastalar direkt olarak tüp bebek adayı olarak değerlendirilirler. Bunlar; her iki tüpü de tıkalı olan kadınlar ile sperm sayısı çok düşük ya da menide hiç spermi olmayan erkeklerdir. Bunun yanında belirli tedavi basamaklarını geçirmiş olmalarına rağmen, gebelik elde edilemeyen çiftler ya da yaş faktörü nedeniyle vakit kaybettirilmek istenmeyen hastalar da tüp bebek tedavilerine yönlendirilirler.
    Tüp bebek tedavileri ilk olarak geliştirildiğinde, bu tedaviyle, ciddi erkek kısırlığı hastaları dışındaki hastalar tedavi edilmekteydi. Tüp bebek tedavisinde, özellikle sperm sayısı ve hareketleri belli değerlerin üstünde olmalıdır. Kadından alınan yumurtalara belirli sayıda sperm bırakılarak yumurtanın döllenmesi beklenir. Ancak sperm sayısı çok düşük ve hareket kusuru ileri düzeyde olan kişilerde, klasik tüp bebek yöntemi ile döllenme oranı çok düşük oluyor ya da döllenme olmuyor. Ancak 1992 yılında mikroenjeksiyon yönteminin geliştirilmesi ile ciddi erkek kısırlığı vakalarında da gebelik edilmesi mümkün olmaya başladı. Bu teknikte her bir yumurtanın içine özel bir mikroenjeksiyon iğnesi ile tek bir sperm enjekte edilerek döllenme sağlanabiliyor.

    Bu hastalarda, cerrahi yollarla testislerden (erkeğe ait yumurtalıklardan) sperm elde edilebiliyor. Mikrodiseksiyon TESE yöntemi ile hastaların ortalama yüzde 55-60 ından sperm elde edilebiliyor. Hastadan çok az sayıda sperm elde edilse bile gebelik şansı mevcuttur.
    Tedaviye rağmen gebelik elde edilmediğinde, eğer herhangi bir anatomik bozukluk da bulunmadıysa, hastalarda birtakım alternatifler düşünülebilir. Bu tekniklerin etkisi yüzde 100 kanıtlanmadıysa da, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı vakalarında alternatif olarak kullanılabiliyor. Bu tekniklerin en önemlileri; PGT adı verilen Preimplantasyon Genetik Tanı Metodu (Gebelik öncesi Genetik Tanı), Endometrial Kokültür denilen rahim içi doku kültürü tekniği ve transfer sonrası kanı sulandıran iğnelerin kullanılması teknikleridir.

    GENETİK TANIYLA SAĞLIKLI BEBEKLER DOĞUYOR
    Gebelik öncesi Genetik Tanı (Preimplantasyon Genetik Tanı Metodu-PGT); kalıtsal bir hastalık taşıyan veya taşıma riski bulunan kişiler için gereklidir. Bunların yanı sıra, akraba evliliği yapıp sakat doğum yapan çiftlere, zararlı etken teratojen ile karşılaşanlara, tekrarlayan gebelik kayıpları ve düşükler yaşayanlara, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı vakalarında, ileri anne yaşı (37 den büyük olan) veya ileri yaşta gebe kalmak isteyenlere ve bazı infertilite (erkek ve kadın kısırlığında) vakalarına da genetik tanı gerekir.

    Genetik Tanı sayesinde, gebe kalmadan genetik tanı yapılması ve sağlıklı bebek elde etmek artık mümkün. Son yıllarda genetik bilimindeki gelişmeler; henüz gebelik oluşmadan, tüp bebek yöntemleriyle laboratuar ortamında geliştirilen embriyolar üzerinde genetik inceleme yapılmasına ve seçilmiş olan sağlıklı embriyoların anne adayının rahmine yerleştirilmesine imkan tanımaktadır.
    Günümüzde riskli gebeliklerde PGT işlemi, kişi daha gebe kalmadan yapılıyor ve ileride oluşabilecek ciddi psikolojik, sosyal ve tıbbi sorunların önüne geçilebiliyor. Genetik Tanı Yöntemi, tüp bebek tedavisi uygulanan çiftlerde yapılır. Tedavi sonucu yumurtalar büyütülür ve toplanır. Spermler ile döllenen her yumurta laboratuarda 3 gün bekletilir. Bunlardan alınan hücreler, ileri moleküler ve sitogenetik laboratuarında incelenir. Hızlı sonuç veren analizler (FISH) yapılır. Ertesi gün anne adayına sadece sağlıklı sonuç çıkmış embriyolar nakledilir. Böylece anne adayı daha gebeliğin başında genetik olarak sağlıklı embriyoları almış olur.
    Gebelik öncesi Genetik Tanı; gebelik şansını artırmakta, düşük şansını azaltmaktadır. Ailelerin sağlıklı çocuk sahibi olmaları sağlanmaktadır. Aile, gebelik sonlandırılmasına bağlı tıbbi ve psikolojik travmalardan korunmaktadır. Gebelikte yapılması gerekecek olan kordosentez, amniyosentez gibi müdahalelere gerek kalmamakta ve gebenin stresi ortadan kalkmaktadır. Talasemi gibi hastalıklarda doku tiplemesi ile doğacak olan bebek ailenin hasta çocukları için tedavi imkanı sağlamaktadır.

  • TÜP BEBEK HAKKINDA SIK SORDUKLARINIZ

    TÜP BEBEK HAKKINDA SIK SORDUKLARINIZ

    Araba kullanmak, yürümek, işe gitmek gibi normal aktivitelerime ne zaman başlayabilirim?
    Transferden iki gün sonra normal aktivitelerinize dönebilirsiniz. Eğer işiniz çok stresli ve yorucu ise bu konuyu doktorunuzla konuşmanızı öneririz.

    • Embriyo transferinden (ET) sonrası ne zaman cinsel ilişkide bulunabiliriz?

    Gebelik testinin sonucunu alana kadar cinsel ilişkide bulunmamalısınız.

    • Transfer sonrasında ne kadar istirahat etmeliyim?

    Bir yatakta rahat ettiğiniz pozisyonda uzanabilir, bir sandalyede oturabilirsiniz. Tuvalet ve benzeri durumlar dışında bir-iki gün boyunca istirahat etmeniz yeterlidir. Şehir dışında oturuyorsanız yola çıkmadan bir gün istiharat etmenizi tavsiye ederiz.

    • Transferden sonra ne zaman banyo yapabilirim?

    Transferden bir gün sonra ılık bir duş alabilirsiniz. Sıcak banyodan kaçınmanız tavsiye edilir.

    Hangi durumlarda tedavi başarısız kabul edilip iptal edilebilir?
    Yumurtalıkların cevabı yetersiz olabilir ve tedaviniz yumurta toplama işleminden önce iptal edilebilir.
    Yumurtalıklar içinde gelişmiş folikül olmasına rağmen içinden yumurta çıkmayabilir. Bu durumun iki temel edeni vardır. Foliküllerin içinde yumurta olmayabilir (boş folikül sendromu). Bu durum hastaların %1 inden daha azında görülür. Diğer durumda ise folliküller yumurta toplama işleminden önce zamansız olarak çatlayabilir. Bu durum ise uygulanan stimülasyon protokolüne bağlı olarak hastaların %2-5 inde görülür. Bu durumda da toplanan yumurtalar boş çıkacaktır.
    Yumurtalar döllenmeyebilir. Bu durum mikroenjeksiyon çağında son derece nadirdir. Ancak hastaların %2-5 inde anormal yumurtalara bağlı olarak döllenme gerçekleşmeyebilir. (Fertilization failure)
    Döllenen yumurtalar bölünmeyebilir. Bu durum da son derece nadirdir ve genelde yumurta bozukluğuna bağlıdır.
    Azospermik erkekte ameliyat ile sperm bulunamayabilir. Böyle bir durumda tedavi yumurta toplama işleminden önce iptal edilir.
    – PGD yapılan olgularda normal bir embriyo bulunamayabilir. Böyle bir durumda embryo transferi yapılmaz.

    • Tüp bebek tedavisinin uzun dönemde yan etkileri var mıdır?

    Yumurtalıkların uyarılmasının meme ve yumurtalık kanserinde risk artışına neden olabileceği ileri sürülmekle birlikte bu durum henüz kanıtlanmamıştır. İnfertilitenin kendisi her iki kanser türü için de risk faktörü olduğundan; bazı araştırmalarda gözlenen risk artışının tedaviden mi yoksa infertiliteden mi kaynaklandığı bilinmemektedir. Bu konudaki çalışmalar ve uzun süreli izlemler halen devam etmektedir. IVF tedavisi alan ve gebe kalamayan kadınların normal yıllık jinekolojik kontrolerini ve mamografilerini (yaşına göre) ihmal etmemeleri önerilir.
    Yumurtalık kanserleri riskinin; ailesinde yumurtalık kanseri öyküsü olanlar ile endüstriyel toplumlarda yaşayan kadınlarda daha fazla olduğu; gebelik, emzirme ve doğum kontrol hapı kullanımının ise bu riski azalttığı bilinmektedir.

    • Başarısız bir denemeden sonra ne kadar ara vermek gerekiyor?

    Ikinci deneme icin 1 ay ara vermek yeterlidir. Daha uzun ara verilmesi ile daha kisa ara verilmesi arasinda tedavinin basarisi arasinda fark yok. önemli olan çiftin psikolojisi ve maddi durumu. Kendi hazir hisseden çiftler icin fazla ara verilmeden denemeler tekrarlanabilir. Ilk üç deneme icin gebelik şansı aşağı yukarı aynı kaldığı halde daha sonrasında bu oran düşüyor.

    • Tüp bebekle gebe kalan kişilerin gebelikleri normal gebelere göre daha mı risklidir?

    Tup Bebek ile gebe kalmış bir kadının erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bir bebek sahibi olma riskleri daha yuksektir. Ayrıca bazı özel durumlarda (erkeğin azospermik olmasi gibi) genetik anormalliklerde de az da olsa bir artış görülüyor.
    Bunların dışında başta İkiz hamilelik olmak üzere hamileliklerin çoğul olmasi halinde kadınlar bu tur gebeliklerin getirdiği tüm komplikasyonlara açık hale geliyor. Bu gebelikler icin en önemli ve en riskli donem gebeligin ilk 3 ayıdır. özellikle bu dönemde yakın takip gerekir.

    • Kök hücreden sperm elde edilebiliyor mu? Böyle bir uygulama var mı?

    Kök hücreden henüz sperm elde edilemiyor. Olgunlaşmamış sperm hücrelerinin laboratuvarda olgunlaştırılması ile gebelik elde edilmesine çok çalışıldı ancak bu yöntemle dünyada çok az sayıda gebelik elde edildi ve bu nedenle de terk edildi.
    Halen azospermik hastalara microenjeksiyon uygulaması için alınan testis biopsileri içinde olgun bir sperm hücresi veya en azından kuyruk oluşturmaya başlamış “spermatid”lere gereksinim var.

    • Bir tüp bebek merkezinin başarısı nasıl ölçülür ve neye bağlı olarak değişir?

    Tüp bebek merkezlerinin başarısını ölçen pek çok istatistiki kriter vardır. Bunlardan en sık kullanılanı “transfer sonrası gebelik yüzdesi” ile “eve bebek götürme oranı”dır. Eve bebek götürme oranı, tüp bebek sonrası gelişen gebeliklerden sonra eve götürülen canlı ve sağlıklı bebek oranını ifade eder. Başarıyı ifade eden belki de en önemli orandır. Tüp bebek işlemlerinde başarıyı pek çok faktör etkiler, ancak bunlar arasında en önemlileri; laboratuar koşulları ve laboratuarın başarısı ile transfer yapan kişinin becerileri ile ilgilidir.

    • Daha önce çektirdiğim bir rahim filmim (Histerosalpingografi – HSG) var, yeni bir HSG gerekli mi?

    Hayır, eğer bu işlemden sonra bir operasyon geçirmediyseniz ve 3 yıldan daha yeni tarihli bir filmse yeni bir HSG filmi gerekli değildir.

    • Tup bebek (ivf) tedavisi öncesinde HSG filmi yerine ofis histeroskopi testi yeterli midir?

    Bazı merkezler tarafından HSG filminiz eski ise tedavi öncesinde HSG çekmek yerine daha basit ve ağrısız bir işlem olan “Ofis Histeroskopi (Ofis H/S)” filmi çekilebilmektedir. Ofis H/S ile rahim içine girilen küçük bir kamera ile rahim içi net bir şekilde değerlendirilebilmektedir.

    • Tüp bebekte uygulanan enjeksiyon ilaçlarının nasıl uygulanacağını bilmiyorum, ne yapmalıyım?

    Biz enjeksiyonlarınızın kendiniz tarafından veya eşiniz tarafından size uygulanmasını tercih ediyoruz. Genelde cilt altı enjeksiyon şeklinde kullanılan ilaçların uygulamasını öğrenmek kısa sürede mümkündür. Bu işlemi yapmak istemiyorsanız bile nasıl yapıldığını bilmeniz size bu işlemi uygulayacak kişileri kontrol etmeniz açısından önemlidir. Tüp bebek işleminde kullanacağınız ilaçlar size ayrıntılı bir şekilde anlatılacaktır.

    • Yumurta toplama işlemi (OPU) ne kadar zaman alır?

    Opu işleminin ne kadar süreceği yumurtalıklardaki follikül sayısı ile ilişkilidir. Fakat ortalama 15-30 dakika sürdüğü söylenebilir. İşlem öncesi hazırlıklar ve işlem sonrasındaki dinlenme periyodunu da gözeterek minimum 3 saatinizi bu işleme ayırmanızı öneririz.

    • Yumurta toplama ağrılı bir işlem midir?

    Opu (yumurta toplama) işlemi , hiçbir ilaç kullanılmadan da yapılabilen çok ağrılı olmayan bir işlemdir. Ancak günümüzde damar yoluyla kullanılan sakinleştirici ve ağrı kesici ilaçlarla en az rahatsızlıkla uygulanmaktadır. Ayrıca tamamen uyumak isteyen hastalar anestezi doktoru tarafından uyutulmaktadırlar.

    • Yumurta toplama işlemi sonrasında kendimi nasıl hissedeceğim?

    Anestezik ilaçlarının etkisi ile uyku hali olabilir. Karında rahatsızlık hissi de olabilmektedir. Kendinizi yeterince iyi hissediyorsanız ertesi gün işinize dönebilirsiniz.

    • Yumurta toplama sırasında görülen follikül bir yumurta içerir mi?

    Hayır. Fakat, bazen eğer çok sayıda follikül mevcutsa tümünü doğru olarak saymak mümkün olamaz. Bu durumda ultrasonografide gördüğümüzden daha fazla yumurta elde edilebilir. Ancak, ultrasonografide yalnızca birkaç follikülün var olduğu durumlarda maalesef yumurta da elde edilemeyebilir. Nadir bazı durumlarda da overlerde (yumurtalıklar) pek çok görünen folikül olmasına rağmen foliküllerin içlerinden hiç yumurta çıkmayabilir (Boş folikul sendromu). Bu durum “apoptosis” denilen yumurtalıkların erken ölümü ile sonuçlanan bir durum olmasına rağmen mekanizmalar net bir şekilde açıklanamamaktadır.

    • Tüp bebek tedavisi (ivf) için toplanan her yumurtada döllenme olur mu?

    Ortalama döllenme oranı %65 olarak gerçekleşmektedir. Bazı çiftlerde daha yüksek oranda döllenme gerçekleşirken, nadiren de maalesef hiç döllenme olmamaktadır.

    • OPU sonrası spermler ne şekilde alınabiliyor?

    Yumurtalar vajinal ultrasonun eşliğinde ince bir iğne ile yumurtalıklara basit bir şekilde girilerek alınıyor (OPU işlemi). Yumurtalar toplandıktan sonra olgun olanlar saptanıyor ve bunlara dölleme işlemi uygulanıyor.
    Menisinde sperm olan erkelerden sperm mastürbasyon yolu ile elde edilir. Menisinde sperm olmayan erkeklerde ise testis içinden ameliyat ile spermlerin aranması ve bulnursa alınması gerekir.
    Azospermik olarak tabir edilen bu hasta grubunda ortalama sperm bulunma şansı % 50 civarındadır. Eğer azospermi tıkanıklığa bağlı ise kesin olarak sperm alınabilir.

    • Embriyolar ne zaman dondurulur?

    Döllenme gününden altıncı güne kadar IVF ekibinin uygun göreceği herhangi bir günde dondurulabilirler.

    • Dondurulan embriyolar ne kadar saklanabilir?

    Kimse bu sorunun kesin cevabını bilemez. Ancak ülkemizdeki kanunlar bu süreyi üç yıl ile sınırlandırmıştır. Bu sürede hatta çok daha uzun sürelerde saklamanın da başarılı olduğunu biliyoruz.

    • Embriyo Transferimden sonra arta kalan tüm embriyolar dondurulacak mı?

    Tüm embriyolar her zaman istenen gelişmeyi gösteremezler. Dondurma işlemi için hepsinin gelişiminin ve görünümünün beklenen düzeyde olması gerekir. Embriyo transferi gününden önce dondurulmuş embriyonuz varsa transfer işlemi sırasında bilgilendirilmeniz gerekir.

    • Tüp bebek tedavisinde kanama olur mu?

    Yumurta toplama işlemi sırasında nadir de olsa kanama olabilir. İğnenin geçtiği yerdeki bir damarın zedelenmesi sonucu gelişen bu kanama, genellikle tamponla durdurulabilir ancak nadiren büyük bir damarın zedelenmesi sebebiyle ameliyat gerekebilir.

  • AŞILAMA YÖNTEMİ

    AŞILAMA YÖNTEMİ

    Aşılama, spermle yumurtanın buluşma şansını artırmak için fizyolojiyi desteklemek amacıyla yapılan bir işlemdir.

    Erkekten alınan semen örneğinin laboratuvar şartlarında yıkanarak, hızlı hareket eden ve normal görünen spermlerin seçilerek rahim içine verilmesi işlemidir. Bu yöntemle normal görünen ve hızlı hareket eden spermler, vajinal ortamdan uzaklaştırılıp yumurtaya en yakın yere bırakılmış olur. Spermlerin yumurtaya ulaşmak için kat edeceği mesafe kısalır ayrıca, şekil bozukluğu olan ve yavaş hareket eden spermler de ayıklanmış olur. Aşılamanın başarısı %10-15 civarındadır. Açıklanamayan infertilite de, sperme ait hafif derecedeki bozukluklarda, rahim ağzında ve sperm öldüren salgı varlığında uygulanabilir.

    Tüp Bebek
    Aşılama Nasıl Yapılır?

    Kadına verilen hap ya da iğnelerle her ay kendiliğinden oluşan bir adet yumurtanın sayısı iki ya da üçe çıkarılırken, erkeğin spermleri de özel bazı yöntemlerle yıkanıp hazırlanır. Böylelikle spermlerin hareketli olanları küçük bir hacimde yoğunlaştırılmış olur. Verilecek çatlama iğneleri ile yumurtaların çatlama zamanı da ayarlanarak hazırlanmış olan spermler, rahim içerisinde özel bir plastik kanül vasıtasıyla bırakılır. Böylelikle spermlerin gidecekleri yol da kısaltılarak yumurta ya da yumurtalara kolayca ulaşmaları sağlanır. Elbette bu işlemin yapılabilmesi için en az bir kanalın ya da tüpün açık olması şarttır. Dolayısıyla aşılama işleminden önce rahim filmi çekilmesi gereklidir.

    Genellikle 3 ya da en fazla 4 uygulamadan sonra gebelik oranlarının artmadığı bilindiğinden daha fazla aşılama tekrarlamaya gerek yoktur. İyice bilinmelidir ki, çocuğu olmayan herkese aşılama yapılamaz.

    Eğer erkeğin spermlerinin sayı ve hareketi çok düşük ise aşılamadan beklenecek fayda çok azdır. Bu sayı ve hareket konusunda tam bir fikir birliği olmasa da genellikle kabul gören görüş erkeğin spermlerine yıkama işlemi uygulandıktan sonra toplam ileri doğru hareketli sperm sayısının en az ml de 1 milyonun üstünde olması gerektiğidir. Diğer önemli bir konu da spermlerin şekil bozukluklarıdır. Aşılama öncesinde sperm şekilleri de bu konuda tecrübeli kişilerce detaylı olarak değerlendirilmelidir, normal görünümlü sperm sayısının en az %4-5 olması gerekmektedir.

    Normal şekilli olmayan spermlerin sayı ve hareketleri iyi olsa bile yumurtanın kabuğunu delip içerisine girmelerinde problem olabilir.

    Aşılamadan fayda göreceği düşünülmeyen ya da 2-4 kez aşılama yapılamasına rağmen gebelik oluşmayan kişilerde tüp bebek tedavisine geçilmelidir.

  • Aşılama (İnseminasyon)

    Aşılama (İnseminasyon)

    Aşılama yöntemi nedir?

    Aşılama (İntrauterin İnseminasyon-İUİ) nedeni bilinmeyen kısırlıkta(açıklanamayan infertilite),hafif sperm sayı ve yapı bozukluklarında,hafif endometriosiste,rahimağzı patolojilerinde,sperm antikoru saptanmasında ve erkekte görülen boşalma bozukluklarında;erkekten mastürbasyon yöntemi ile alınan spermin yıkanarak içindeki sağlıksız spermlerden arındırılıp ve hareketliliği artırıldıktan sonra jinekolojik muayne pozisyonunda yumurtlama dönemindeki kadının rahminin içine özel bir kanül ile verilmesidir.

    Aşılama yöntemi nasıl uygulanır?

    Aşılama yönteminde sperm erkekten matürbasyon yöntemi ile steril bir tübe alınır.Matürbasyon kuru olarak yapılır yani kayganlaştırıcı sabun, jel gibi her hangi bir madde kullanılmaz çünkü sperme zarar verebilir.Ayrıca sperm ilk damlasından son damlasına kadar tübün içine boşaltılmalıdır.Çünkü spermin ilk damlası sperm sayısının en çok olduğu damladır ve bu nedenle çok önemlidir.Tübe alınan sperm özel sıvılar ile yıkanarak içindeki ölü,hareketsiz ve biçimi bozuk spermlerden temizlenerek spermlerin hareketliliği artırılır.

    Kadın hasta aşılama işlemine adetin başından itibaren yumurtlama sayısını arttırıcı gerek tablet gerekse iğne formunda ilaçlarla hazırlanarak yumurtlamanın olduğu dönem saptanarak hazırlanır.Hastaya jinekolojik muayne pozisyonunda önce spekulum yerleştirilir.Vajen içi serumla yıkanarak sperme zarar verebilecek maddelerden arındırılır.Yıkanmış sperm özel bir kanül ile rahmin içine zerk edilir.Aşılama ağrısız bir işlem olduğu için her hangi bir anestezi gerektirmez.Aşılama sonrası hasta 15-20 dakika muayne masasında dinlendirilir.İşlem bitiminde hasta günlük yaşamına dönebilir.

    Aşılama hangi durumda uygulanır?

    Aşılama bir çok durumda uygulaması kolay,pratik,ekonomik ve riski olmayan bir işlem olduğu için ilk aşama kısırlık tedavi yöntemi olarak tercih edilmektedir,En çok uygulandığı kısırlık nedenleri şunlardır,

    1)Sperm sayısı,hareketliliği az olduğu durumda uygulanır.Başarı oranı sperm sayısının 5 mil/ml üstünde ve morfolojik bozuklukların olmadığı koşullarda daha yüksektir.

    2)Hafif Endometriosiste

    3)Açıklanamayan Kısırlık

    4)Sperme karşı antikor varlığında

    5)Kadında yumurtlamanın olmadığı veya yumurtlamanın yetersiz oranda olduğunda

    6)Rahim ağzına uygulanan cerrahi müdahaleler sonrası rahim ağzında tahrip ve deformasyonun olduğu koşullarda.

    7)Cinsel işlev bozukluklarında,örneğin retrograd ejekülasyonlu hastalarda

    Aşılama işlemi ne kadar sürer?

    Aşılama işleminin uygulanması sadece bir kaç dakika sürmektedir.Bu uygulama sırasında herhangi bir anestezi yöntemine gerek duyulmamaktadır.Tamamlanan işlemin ardından,10 ile 20 dakika arasında dinlendirilen anne adayı,günlük yaşantısına hiç bir sorun olmadan dönebilir.

    Başarılı bir aşılama için hangi koşullar gerekir?

    1)Aşılama yapmak için öncelikle spermin dölleyeceği bir yumurta olmalıdır.Yumurtlama bozukluklarında kadına önceden yumurtlamayı uyarıcı ve artırıcı ilaçlar verilmelidir.

    2)Tüplerin her ikisi yada en az bir tanesi açık olmalıdır ki sperm yumurtayı dölleyebilsin.Aşılamadan önce rahim filmi çekilerek tüplerin açık olduğu saptanmalıdır.

    3)Erkeğin sperm sayım analizi normal veya normale yakın olmalıdır.Sperm sayısı 5mil/ml altında ve sperm morfolojisinde ağır bozukluk olan vakalarda başarı şansı düşer.

    4)Aşılama yapılabilmesi için son olarak oluşan bir gebeliğin tutunmasını engelleyecek rahimiçi bir patoloji olmamalıdır.

    Aşılama kaç defa uygulanmalıdır?

    Günümüzde aşılama yönteminde önerilen aşılama sayısı 2 veya 3 defadır.Başarı oranlarına bakıldığında en fazla gebelik üçüncü uygulamada elde edilir.

    Aşılamanın başarı oranları nedir?

    Her ay düzenli olarak ilişkiye giren çiftlerde gebe kalma oranı %2-3 civarındadır.Aşılama yöntemiyle bu oran altaki nedene bağlı olarak %20’ye kadar yükselebilir.Yumurtalıklar uyarılmadan yapılan aşılama işlemiyle %5’in altında gebelik elde edilebilir.Avrupa Birliğinin pek çok avrupa ülkesinin ortalamalarını bildirdiği raporunda aşılama ile ortalama gebelik oranı %9.3 olarak bildirilmiştir.Açıklanamayan infertilite tanısı almış infertil çiftlerde kendiliğinden gebe kalma oranı %2 iken,aşılama tedavisi uygulanan bu gruptaki infertil çiftlerde gebelik oranlarının her siklusta %10.5-17.9 arasında değiştiği bildirilmektedir.Endometriosis tanısı alan hastalarda gebelik oranları açıklanamayan infertilite grubuna göre belirgin olarak düşük bulunmuştur.İnfertilite süresi uzadıkça,aşılama sonrası gebelik oranları düşmektedir.Anormal sperm morfolojili hastalarda aşılama sonrası gebelik oranları düşüktür.Aşılama tedavisinde bir diğer önemli faktör kadının yaşıdır.Aşılama ile gebelik elde edilse bile düşük yapma oranı yüksektir.Ortalama 42 yaşında bir kadında düşük ile gebelik kaybı oranı %54.5 iken ,45 yaşında bu oran %74.7’ye çıkar.

    Aşılama komplikasyonları nelerdir?

    1)Çoğul gebelik

    2)Enfeksiyon gelişmesi

    3)Aşılama sonrası bazen kasık ağrısı ve kramp görülebilir

  • Tüp Bebek Nedir?

    Tüp Bebek Nedir?

    Yardımcı üreme teknikleri (YÜT) ya da İngilizce adıyla assiste reprodüktif teknikler (ART) kadın vücudunda üretilen yumurta hücrelerinin özel iğnelerle vücut dışına alınarak erkeğin spermi ile laboratuvar ortamında döllenmesi ve elde edilen embriyo veya embriyoların kadın rahmi içine transfer edilmesi mantığına dayalı işlemlerdir.

    Yardımcı üreme tekniklerinin kullanılmaya başlamasıyla bugün birçok çift bebek sahibi olabilmektedir. Modern tıptaki yardımcı üreme teknikleri klasik tüp bebek ya da in-vitro fertilizasyon (IVF) ve mikroenjeksiyon ya da diğer adıyla intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) dir. Modern tıptaki yardımcı üreme teknikleri klasik tüp bebek ya da in-vitro fertilizasyon (IVF) ve mikroenjeksiyon ya da diğer adıyla intrasitoplazmiksperm enjeksiyonu (ICSI) dir.

    Tüp bebek ve mikroenjeksiyon arasındaki tek fark döllenmenin şeklindedir. Mikroenjeksiyon ya da kısaca ICSI, yardımla üreme tekniklerinde gelinen en son noktalardan biridir. Bu yöntemle yumurtanın içine spermin direkt olarak girişi sağlanmaktadır. ICSI’in uygulamaya girmesi ile tüp bebek uygulamalarının ve özellikle de erkek problemlerine bağlı kısırlığın tedavi edilebilme şansı oldukça yükselmiş ve yeni ufuklar açılmıştır.

    TESE VE TESA olarak adlandırılan yöntemler ise semen örneğinde spermi olmayan ya da sperm üretimi olmasına karşılık dışarı atılamayan durumlar için kullanılan tekniklerdir.

    Örneğin erkeğin kanallarının tıkalı olduğu ve testisindeki bol sayıdaki spermi boşalma ile çıkaramadığı durumlarda erkeğin testisinden iğne ile doku alınır, bunun içinden spermler bulunur ve elde edilen spermle döllenme sağlanır. Bu işleme Testisten sperm aspirasyonu kısaca TESA denmektedir. Ya da testisten doğrudan parça/doku örneği alınır ve bu dokudan sperm elde edilir, buna datestiküler sperm ekstraksiyonu -çıkarılması (TESE) adı verilmektedir.

    TESE işlemi önceleri testisten kabaca bir iki doku parçası almak şeklindeyken şimdilerde operasyon mikroskobu kullanılarak işlem gerçekleştirilmektedir. Bu işleme de mikroTESE denilmektedir. Klasik TESE uygulamasına göre hem sperm bulma şansı daha yüksek hem de testise zarar verme olasılığı daha düşüktür.

    Testiküler sperm aspirasyonu (TESA) uygulamasında, kanalları tıkalı olan hastalarda sperm aspire edilerek yani negatif basınç ile çekilerek elde edilir. Tüm tüp bebek uygulamalarında, kullanılan değişik yumurtlama tedavilerinin ortak amacı fazla sayıda yumurta yapımını sağlamaktır. Bu tedaviye kontrollü yumurtalık uyarımı.

    Rahim kanalları (tüpleri) tıkalı olan kadınlarda
    Sperm fonksiyonlarının ileri derecede bozuk olduğu durumlarda
    Endometriozis hastalığı nedeniyle karın içinde yaygın yapışıklıkları olan ve tedavi ile gebelik elde edilemeyen kadınlarda
    İmmünolojik (bağışıklık sistemini ilgilendiren) infertilitede
    Bazı hormonal bozukluklarda
    Diğer tedavi yöntemleri ile gebelik elde edilememesi durumlarında
    Sebebi yapılan testlerle açıklanamayan infertilitede
    Kalıtsal bazı hastalıkların embriyo aşamasında teşhis edilerek sağlıklı bir bebek elde etmek amacıyla (tutunma öncesi genetik tanı yöntemleri ile beraber)
    Tekrarlayan düşükleri olan kadınlarda sağlıklı embriyoların genetik tanı yöntemi ile seçilebilmesi amacıyla
    Aşılama yöntemi ile birkaç kez uygulanmasına rağmen gebelik elde edilememişse

  • Neden Çocuğumuz Olmuyor?

    Neden Çocuğumuz Olmuyor?

    İnfertiliteya da yaygın deyişle kısırlık daha önce hiç gebelik oluşmaması ya da önce gebelik oluşmasına rağmen sonradan bir başka gebeliğin oluşmaması şeklinde ortaya çıkabilir. Tüm kadınların yaklaşık %25’i yaşamlarının herhangi bir döneminde infertilite ile karşılaşacaklardır.
    Kadınların doğurganlık açısından en verimli oldukları yaş 25 yaş civarıdır ve özellikle 35 yaşından itibaren bu doğurganlıkta belirgin bir azalma gözlenir. Bir çiftin 3 aylık bir dönemde gebeliğe ulaşma şansı ortalama olarak %57, 6 aylık sürede bu oran %72, 1 yıl sonunda %85, 2 yıl sonunda ise %93’dür. Bir başka deyişle, özellikle genç çiftlerde çok da aceleci olmamak gerekir.
    Yaşları 25’den genç olan çiftlerde infertilite tetkiklerine başlamak için 2 yıl kadar beklenebilir. Yaşları 30’dan fazla olan çiftlerde ise kısırlık tetkiklerine başlamak için duruma göre 6 ile 12 aylık bir sürede gebelik oluşmaması yeterli kabul edilebilir.
    Öte yandan kısırlık tedavisinde bir tedavi protokolünü en az 6 ay sürdürmek gerekir. Ayrıca çiftlerin her şeyden önce bilmeleri gereken şey bu tedavi sürecinin sabır gerektirdiğidir.
    Erkekte yaşın fertiliteye (üretkenliğe) olan etkisi tartışmalıdır. Erkek üretkenliği 35 yaş dolayında en yüksek değerlere ulaşmakta ve 45 yaşından sonra belirgin bir düşüş göstermekle birlikte 80’li yaşlarda bile baba olabilen erkekler bilinmektedir ve bu konu kadın yaşı kadar önem taşımamaktadır.
    Erkeğe bağlı sebepler % 25-40, kadına bağlı olan % 40-55, her ikisine de bağlı % 10-15, açıklanamayan sebepler ise % 10-15 oranındadır. Bir başka deyişle infertiliteden hemen hemen çiftlerin her ikisi de aynı derecede sorumludur.
    Çift ile yapılacak detaylı bir görüşme ve muayene ile bazı sebeplerin daha baştan ortaya konması mümkündür. Bu görüşmenin ardından temel tetkiklere geçilir:
    Öncelikle kolay bir tetkik olan erkeğin değerlendirilmesi amacıyla sperm tahlili spermiogram yapılır. Yaklaşık 2-5 günlük bir cinsel perhizden sonra erkek mastürbasyon ile sperm örneği verir ve laboratuvarda bunun Dünya Sağlık Örgütü kriterlerinde değerlendirilmesi yapılır. Spermlerin sayısı, hareketliliği, canlılık oranı ve şekilleri incelenir. İltahap hücreleri olup olmadığı, tıbbi tedavi ile yapılabilecek birşey olup olmadığı araştırılır.
    Normal kabul edilebilecek bir sperm tahlilinde Dünya Sağlık Örgütü’nün kriterlerine göre mililitrede 20 milyon sperm olması, bunların en az yarısının hareketli (canlı) olması veya ileri doğru hareket eden sperm oranının tüm spermlerin en az % 25’i olması ve normal şekilli spermlerin de boyanarak detaylı değerlendirme (Kruger Kriterleri) ile en az % 14 ve üzerinde olması gereklidir.
    Unutulmamalıdır ki anormal çıkan tek bir spermiyogram ile erkek kısırlığı tanısı koymak uygun değildir.
    Erkeklerin sperm sonuçları dalgalanmalar gösterdiğinden dolayı anormallik durumunda tetkikin 4-6 hafta ara ile en az 2 kez tekrarlanması gerekir.

  • Erkek İnfertilitesi ve Tanı ile Tedavide Yeni Bir Seçenek

    Erkek İnfertilitesi ve Tanı ile Tedavide Yeni Bir Seçenek

    Yapılan çalışmalara göre erkeklerde sperm sayısı dünya genelinde her sene azalmakta olup, 50 sene öncesine göre sperm sayısı yaklaşık olarak %50 azalmıştır. Bu azalma neticesi Dünya Sağlık Teşkilatı 2010 yılında normal kabul edilen sperm değerlerini düşürmek zorunda kalmıştır. Normal sperm değerlerinde kötüleşmede cep telefonları, hormonlu gıdalar, artmış yağlı beslenme ve artmış çevresel toksinlerin(ağır metaller ve haşare zehirleri) önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Dünya üzerindeki ülkeler karşılaştırıldığında, sanayileşme oranı artıkça sperm değerlerinde bozulmanın da arttığı görülmektedir.
    İstatistiksel olarak düzenli ilişkiye rağmen çocuk sahibi olamayan (infertilite) çiftlerin %30-40’ında erkek faktörü olup, her 5 infertil çiftin birinde tek infertilite nedeni olarak erkek faktörü bulunmuştur. Her 20 erkekten birinde değişik oranlarda sperm sayı ve/veya fonksiyon problemi olduğu tahmin edilmekte olup, erkeklerde yüzde bir oranında azospermi(Menide hiç sperm bulunmaması durumu) görülmektedir.
    Sperm üretiminde yetersizliğe sebep olan nedenlerin başında koromozomal ve genetik problemler, doğuştan inmemiş testis ve infeksiyöz nedenler bulunmaktadır. Genital bölgede ağrıya da neden olabilen ve halk arasında sıklıkla bilinen bir hastalık olan varikosel de sperm üretiminde düşüklüğe neden olabilmektedir. Varikosel normal erkeklerin %15’inde, infertil erkeklerin %40’ında görülür. Sperm üretimini azaltan diğer nedenler ise hormonal nedenler, ilaçlar, kimyasal madeler, radyasyon zararı, alkol ve sigaradır. Sigara içimi ile vücuda kadmiyum girer ve testislere zarar verir.
    Çocuğu olmayan bir çiftin araştırılmasında kadına ait tüm bulgular normal olduğunda erkeğin sperm değerlerine göre tedavinin şekline karar verilmektedir. Tedavide en yaygın kullanılan iki yöntem intrauterin inseminasyon(aşılama) ve tüp bebektir. Hafif erkek faktöründe aşılama ile %10-15 oranında gebelik elde edilebilir. Sperm parametrelerinin belli eşik değerlerin altında olduğu durumlarda ise tek şeçilecek yöntem tüp bebek ve mikroinjeksiyondur.
    Erkek infertilitesi için bilinen sebeplere son zamanlarda yeni bir tanesi eklenmiştir.Oksidatif stres olarak bilinen bu bozukluk spermde DNA hasarı yaratarak infertiliteye neden olabilir.Sperm kalitesi düşük olan hastalarda oksidatif strese neden olan serbest oksitatif radikallerin fazla olduğu gösterilmiştir. Yaş artıkça spermde DNA hasarı artar ve artmış DNA hasarının erkek infertilitesinde önemli rol oynadığı gösterilmiştir.
    Serbest oksidatif radikaller döllenme için gerekli oldukları halde, fazla üretimi spermde hareket kaybı ve DNA hasarı yoluyla sperm fonksiyonuna zarar vermektedir. Böylelikle erkek üreme sisteminde birçok patolojik süreci başlatabilmektedir. Sperm DNA hasarının, infertil erkeklerin %30-80’inde önemli katkısı olduğu gösterilmiştir.Vitamin C, vitamin E, beta-karoten gibi besin takviyeleri kullanılarak bu zararlı etkinin azaltılabileceği düşünülmektedir.
    Mevcut oksidatif stres tespit modelleri tam bir ölçüm sistemi içermez ve klinik uygulamalar açısından kullanışlı değildir. Spermlerdeki DNA hasarını ölçmek için klinik kullanımı uygun cihazlar geliştirilmiştir. MİOXSYS cihazı Oksidasyon-Redüksiyon Potansiyel prensibine dayanır ve elektron alış verişini ölçer. Yaklaşık 4 dakikalık bir sürede sperm DNA hasarını öngörme olanağı bize tedavide uygun yaklaşımı seçme olanağı vermektedir. Özellikle tüp bebek tedavisinde mikroenjeksiyon yönteminde DNA hasarı olmayan spermin kullanılması ile daha yüksek gebelik oranları elde edilebilmektedir.

  • İNFERTİLİTE  (KISIRLIK)

    İNFERTİLİTE (KISIRLIK)

    Normal çiftlerde , eğer normal sıklıkla cinsel ilişki varsa aylık gebe kalma oranı %25, yıllık gebe kalma oranı %90, 2 yıl sonunda ise %95 dir. İnfertil çiftler dikkatli değerlendirildiğinde %85-90’ında olası sebep tespit edilebilmektedir.

    Gebelik nasıl oluşur?
    Erkek tohumu (sperm) kadın tohumu (Ovum) ile birleşir. Buna döllenme denir. Kadın rahminde gerçekleşen bu olay ilk aşamadır. Daha sonra rahmin içine (uterusa) yerleşerek embriyo haline gelir.

    Kısırlık Tanımı Nedir?
    Normal ilişki sıklığında (haftada 2-3) herhangi bir doğum kontrol yöntemi uygulamadan 1 yıl içinde gebe kalamama durumuna kısırlık (infertilite) denir.

    Yapılan araştırmalarda ENSIK rastlanan kısırlık nedenleri:
    • Yumurtlama bozuklukları %15-%20 ;
    • Karın zarı (peritoneal) patoloji %30-40 ;
    • Erkek faktörü (%30-40)
    • Nedeni açıklanamamış infertilite (%10)
    • Nadir problemler (Uterin /servikal patoloji) (%5). %10 hastada ise herhangi bir neden bulunamaz.
    Kısırlık nedenleri:

    1.Erkek Kaynaklı Nedenler

    Tüm kısırlık vakalarının %30-40 nedeni erkek kaynaklı patolojilerdir. Araştırmada 3 günlük cinsel perhiz sonrası verilen sperm örneği değerlendirilir. Sperm hücresinin sayısı, yapısı, hareketleri değerlendirilir. Travma, enfeksiyonlar, aşırı sigara ve alkol, kimyasallara maruz kalam sperm sayı ve miktarını bozar.

    Semene (meni) ait nedenler:
    Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine göre semen analizinin normal olarak kabul edilebilmesi için hacminin en az 2 mililitre, sperm sayısının mililitrede en az 20 milyon olması ve spermlerin en az %50’sinin hareketli ve en az %70’inin şeklinin normal olması gerekir.
    Şekil bozukluğu açısından daha detaylı bir inceleme olan ve özel boyama yöntemi ile yapılan Kruger testinde %14 ve üstü normal olarak değerlendirilir.

    Semenin taşınmasındaki sorunlar:
    Testislerde sperm üretiminin normal olmasına rağmen, spermin taşınmasını sağlayan kanalların doğuştan veya sonradan geçirilen bir hastalık nedeniyle tıkalı olması da gebeliğin oluşumunu engeller. Varikosel olarak adlandırılan damar genişlemesi (testislerden kirli kanı taşıyan toplar damarların genişlemesi ve kirli kanın testislerin yanında birikmesi) , testislerin sıcaklığını arttırarak sperm üretimi ve hareketi üzerine olumsuz etki eder. Çeşitli cerrahi müdahale yöntemleri ile tıkanıklığın giderilmesi (vazovazostomi, vazoepididimostomi, TURED ameliyatları) mümkün olmaktadır. 

    2. Kadına Ait Nedenler:

    Rahim ağzı kaynalı kısırlık (servikal faktör):
    Cinsel ilişkide spermler vajinaya ve rahim ağzına dökülür. Hareketli yapısı olan spermler rahim ağzından doğru rahmin içine doğru hareket ederler. Yumurtlama döneminde rahim ağzından geçiş en üst seviyededir. Bazı kadınların rahim ağzı salgısı sperme karşı antikor üretir ve spermin fonksiyonunu bozar. Bu kolaylıkla tespit edilebilen bir durumdur ve aşılama metodu ile kolaylıkla tedavi edilir. Servikal faktör nadiren tek başına infertiliteye neden olur.

    Rahim kaynaklı kısırlık (uterin faktör):
    Rahmin içindeki yapışıklık, yer kaplayan lezyonlar, doğuştan gelen şekil bozuklukları gebeliğe engel olur. Bunların tespiti ve tedavisi mümkündür. 

    Tüp Kaynaklı Kısırlık (Tubal Faktör):
    Gebeliğin oluşumu için en az bir tüpün sağlıklı olası gereklidir. Yumurtayı rahme taşıyan tüpler çok hassas bir yapıya sahiptir. Bu hassas yapının bozuk olması gebeliği engelleyebilir veya dış gebeliğe neden olabilir.
    Tüplerin kapalı olması infertilite hastalarının üçte birinde görülür.

    “Tüplerin yapısını değerlendirmek için HSG veya LAPAROSKOPİ yapılması gereklidir.Op.Dr.Fatma Gençtürk Özer her iki yöntemde rutin olarak yaygın şekilde kullanılır…”

    Yumurtlama problemlerinden kaynaklı kısırlık (ovulatuar faktör):
    Kısırlık problemi ile uğraşan kadınların %15-20 sinde çeşitli derecelerde yumurtalam problemi mevcuttur. Ultrasonografi ve hormon tahlilleri ile yumurtlama takip edilebilir.
    Diğer bir yumurtalama takibi ise Bazal vücut ısısı takibidir. Uygulaması kolay, basit ve ucuz bir yöntemdir. Yumurtlama sonrasında progesteron hormonu , bol miktarda salgılanır. Yumurtlama sonrasında salgılanan progesteron hormonuna bağlı olarak adet döneminin ortasına rastlayan dönemde vücut ısısı yaklaşık 1 derece yükselir. Yumurtlama olmaz ise vücut ısısında artış olmaz.
    “Yumurtlama problemi olan kadınlarda, yumurta gelişimi için kullanılan hormon ilaçları ile hastaların %80’inde yumurtlama sağlanabilir. Gebeliğe engel başka bir durum yok ise başarılı 6 yumurtlama tedavisi ile aşılama hastaların yarısı gebe kalabilir.”

    Karın zarı kaynaklı kısırlık (peritoneal faktör):
    Tüm kısırlık vaklarının %30-40 ının nedenidir. Özellikle geçirilmiş ameliyatler, üst genital sistemi tutan enfeksiyonlar, endometriozis hastalığı, karın iç zarında (peritonda) yapışıklık yaratarak tüplerde ve yumurtanın çevresinde anormal durumlara neden olabilirler . Bu anormal durumlar tüplerin yapısını bozarak veya yumurtanın tüplere ulaşmasını engelleyebilir .
    Endometriozis, rahim iç zarı olan endometrium dokusunun rahmin dışında bulunmasıdır. Genelde overde yerleşir ve “çikolata kisti” tanısını alır. Bu aşamada hem yumurtalığa zararı olur hemde yaratacağı yapışıklık ile ovumun tüpe geçişini engelleyebilir. Bu aşamada laparoskopik operasyonlar ile çok rahat çıkartılır.

    Yaş Faktörü:
    Kadında 40 yaşından sonra da gebelik oranları ileri derecede azalır. 40 yaş ve üzeri kadınlarda adet düzeni çoğunlukla normal olduğu halde gebe kalma oranı %10’un altına düşer. Yumurtaların gelişmesi ve ovulasyon meydana gelse de, oluşan yumurtanın kolayca döllenebilmesi oldukça güçtür. Gebelik oluştuğunda anne yaşının ileri olması nedeni ile bebekte kromozom anomalilerinin ve düşük riskinin arttığı da göz önüne alınmalıdır.

    3.Nedeni Açıklanamayan Kısırlık (unexplained infertilite):

    Kısırlık problemi yaşayan çiftlerin %10 kadarında tüm tetkikler normal olmasına rağmen gebelik oluşmamasıdır. Bu çiftlerde gebeliği sağlamak amacıyla yumurtlamayı uyarıcı ilaçlar ve rahim içi aşılama (IUI) kullanılır. Bu tedaviler ile 3-6 adet döneminde gebelik elde edilememesi durumunda tüp bebek yöntemi uygulaması önerilir. Kliniğimizde aşılama (IUI) yöntemi ile yüksek gebelik oranları yakalanmıştır. Tüp bebek hazırlık tedavileride yoğun şekilde yapılmaktadır.

    Muayenehanede Yapılan İnfertilite Uygulamaları

    -Tüm Hormon Tahlilleri
    -Spermiogram
    -Folikül Takibi
    -Over Rezerv Testleri
    -Aşılama (İntra Uterin İnseminasyon )
    -Tüp bebek hazırlığı
    -Ağrısız Rahim Filmi (HSG)
    -Tanısal ve Operatif Histeroskopi

    Kısırlık Tedavisi Pahalı Bir Tedavi midir?
    Evli çiftlerin %15ini etkileyen kısırlık tedavisi , pahalı tetkikler ve tedavi metodları içerir. Artan hayat pahalılığı ve dönemsel ekonomik sıkıntılar neticesinde, artık kısırlık tedavisi adayı çiftlerin merkez seçerken dikkat ettikleri kriterlerin başında kısırlık tedavisinin toplam maliyeti gelmektedir.

    Hastamıza ayırdığımız geniş zaman , eksiksiz bilgilenme ve farkındalık sayesinde gerek doğal yollarla, gerekse yardımla üreme teknikleri ile gebe kalma şansı artmaktadır.
    Özellikle de son 5-6 yıl içinde kliniklerin rutin tedavi uygulamaları arasına girmeyi başaran yeni teknolojiler klasik tüp bebek uygulamalarının şeklini ve konseptini de neredeyse tamamen değiştirmektedir. Ve bu gelişmelere bağlı olarak da yardımla üreme teknikleri ile bebek sahibi olabilmek mümkün olabilmektedir.

    Aşılama
    Çocuk sahibi olmakta güçlük çeken çiftlerde detaylı bir inceleme ile problemin nereden kaynaklandığı aydınlatılmalı, tedavi gerekliliği belirlenmeli ve çiftin en kolay şekilde gebelik elde etmesini sağlayacak olan tedavi yöntemi belirlenerek çifte sunulmalıdır. Sperm yıkama teknikleri sperm ve semen problemleri doğrultusunda geliştirilerek intra uterin aşılama için normal sperm elde etmeyi amaçlamaktadır. Aşılamada işlem görmemiş kullanılmaz. Sperm dışı içeriğinden dolayı direk olarak ejekulat rahim içine verilirse alerjik reaksiyonlara, şiddetli ağrıya ve enfeksiyona yol açabilir. Tedavi yöntemleri; yumurtlama uyarısı ve takibi, aşılama ve tüp bebek tedavisidir.

    Uygun şartlara sahip olan çiftlerde (sperm sayısının 20 milyon ve üzeri olduğu, total hareketliliğin %50 nin üzerinde , progressive hareketliliğin %15 in üzerinde olduğu çiftlerde), ilaçlarla yumurta gelişiminin sağlanmasını takiben spermin belirli işlemlerden geçirilerek (yıkanıp seminal plasmadan temizlenmesi işlemi)rahmin içerisine verilmesi anlamına gelen intrauterin inseminasyon” (aşılama) tedavisi ile gebelik elde edilebilir.

    Yıkama işlemi ejekülattan fertilizasyon için gerekli olmayan hücrelerin ayrılması temeline dayanır. Ejekülat aerobik ve anaerobik bakterileri içerebildiğinden steril bir örnek değildir. Vas deferensten, prostat bezinden, seminal vesikül ve üretradan gelen hücresel döküntüler de ejekülat içinde bulunabilir. Sperm yıkama işlemi ile tüm bu hücreler ayrılır.

    Tüp Bebek Hazırlık

    Tüp bebek yönteminde ,göbekten iğne şeklinde uyguladığımız kadınlık hormonları(FSH, FSH+LH) ile yumurtalıklar uyarılır. Uygun aralıklarla ultrasonografi yapılır. Folikül adı verilen yumurtalık içindeki kesecikler belirli büyüklüğe ulaştığında yumurta toplama işlemi için hazırlıklar tamamlanır. Olgunlaşmadaki son basamak olan Çatlatma İğnesi uygulamasını takip eden 35.-36. saatte Yumurta Toplama İşlemi gerçekleşir.Elde edilen yumurtalar laboratuvar şartlarında bu işleme özel solüsyonlar içinde bekletilir. Ortam anne rahmini taklit eden özellikler içerir. Hastanın eşinden alınan spermler de özel bir işlemden geçrilerek yumurtayı döllemeye hazırlanır.

    Hazırlık işlemlerinden sonra yumurtalar ile spermler mikroskop altında bir araya bırakılarak döllenmesi sağlanır. Her bir yumurta etrafında çok sayıda sperm olması gerekir.Spermler döllenmeyi sağlayacak kadar çok değilse ICSI adı verilen işleme geçilir.Bu işlemde sperm yumurta içine özel kataterle yerleştirilir.

    Ekibin (embriyolog ve jinekoloğun) ortak kararı ile belirlenenen uygun zamanda (işlemi takip eden ikinci, üçüncü, dördüncü veya beşinci gün) en kaliteli embriyolar seçilir. Yöentmelikle belirlenen kurallara uyara uygun sayıda embriyo ince bir kanül vasıtası ile rahim içerisine yerleştirilir.Yönetmelikler ve tıbbi kurallara göre yerleştirilecek embriyo sayısı belirlenir . Yumurta toplamadan 14 gün sonra gebelik testi için beklenir.

  • Kısırlık Nedir ? Nedenleri ?

    Kısırlık Nedir ? Nedenleri ?

    Evlendikten sonra bir yıl süreyle düzenli ve korunmasız

    ilişkiye rağmen gebelik elde edilememişse kısırlıktan söz

    edilebilir. Zira bu süre içinde çiftlerin %85’inde gebelik elde

    edilir. Yani toplumdaki üreme çağına gelmiş çiftlerin yaklaşık

    %15’i bu problem ile karşı karşıyadır. Ancak kadın yaşının

    40’ın üzerinde olduğu grupta bu oran %25’e çıkmaktadır.

    Kısırlığın erkek ve kadındaki sebepleri nelerdir?

    Kısırlığın sebebi yaklaşık %50 kadına %50 erkeğe aittir.

    Erkekteki infertilite sebebini ortaya çıkarmak için;

    spermiogram, kanda testosteron, FSH ve Prolaktin ölçümü ile ürolojik muayene yapılır.

    Spermiogram – Normal bir semen 2-5 ml olup, her mililitrede en az 20 milyon sperm

     içerir ve bunların %50’sinden fazlası hareketlidir. Çok az sayıda beyaz küre içerebilir. Eğer

    sperm değerleri normalin altında ise o zaman hormon analizleri de yapılır. Ürolojik

    muayenede testislerin durumu ve varikosel olup olmadığına bakılır. Varikosel testislere kan

    taşıyan damarların genişleyerek kan akımının yavaşlamasına neden olur. Bu da testis içinde

    sıcaklık artışı yapar ve sperm kalitesi ve hareketliliği bundan olumsuz etkilenir.

    Kadının değerlendirilmesi

    Serviks – Burası rahim içi (endometrium) ile vajen arasındaki açıklıktır. Buradan berrak

    yapışkan yumurta akı gibi bir sıvı salgılanır ve yumurtlama zamanı spermlerin kolayca

    endometriuma ulaşmasını sağlar. Diğer zamanlarda ise koyulaşır ve bir tıkaç oluşturur. Eğer

    yumurtlama zamanı bu sıvının kıvamı incelmez ise spermlerin yumurtaya ulaşması oldukça

    zorlaşır.

    Tüpler – Rahmin her iki tarafında bulunur ve döllenmeye hazır yumurtaları rahim içine taşır.

    Bunların açık olup olmadığını anlamak için HSG (Histerosalpingogram) denen ilaçlı bir film

    çekmek gerekir. Bu işlem adet bittikten sonraki birkaç gün içinde yapılır.Rahim içine

    yerleştirilen bir kanülden röntgen filminde görülebilen bir ilaç verilir ve film çekilir.

    Normalde rahim beyaz renkte bir üçgen gibi görülür ve her iki tarafında yine beyaz çizgiler

    tüpleri gösterir. Tüplerin görülmemesi ya da karın boşluğuna verilen ilacın yayılmaması tüpün

    tıkalı olduğunu gösterebilir. Rahim içinde de herhangi bir dolma defekti orada bir yapışıklık

    ya da yer kaplayan bir lezyon olduğunu düşündürebilir.

    Peritoneal faktör – Bazen HSG veya USG sonucuna göre doktorunuz karın içinde bir

    yapışıklık ya da endometriozis olup olmadığını anlamak için laparoskopi yapmak isteyebilir.

    Bunu için de yine en uygun zaman adet bitiminden sonraki birkaç gündür. İşlem anestezi

    altında yapılır. Göbeğe yapılan 1 cm lik bir kesiden karın içine sokulan bir trokardan geçirilen

    bir teleskop ile rahim, tüpler, yumurtalıklar, barsaklar, karaciğer, mide, apendix gözlenir.

    Ayrıca kasıklardan sokulan yarım cm lik yardımcı trokarlardan geçirilen aletler yardımıyla

    diğer cerrahi işlemler yapılabilir. Aynı zamanda rahim içine yerleştirilen bir kanülden mavi

    boya verilerek tüplerin açık olmadığı da kontrol edilebilir. Peşinden histeroskopi ile rahim içi

    bir kamera yardımıyla gözlenerek burada da bir patoloji olup olmadığı anlaşılır, varsa aynı

    anda tedavi edilir.

    Yumurtalıkların değerlendirilmesi – İki tanedir ve rahmin her iki tarafında bulunur. İçinde

    yumurtaları barındırırlar ve hormonal fonksiyonda önemli rol alırlar. Yumurtalar FSH denilen

    ve beyinde hipofiz adı verilen bir salgı bezinden salınan hormonun etkisinde büyür ve

    estradiol denen bir başka hormon salgılar. Yaklaşık adetin 14.günü civarında olgunlaşarak

    döllenmeye hazır hale gelir. LH ise döllenmeye hazır olan yumurtayı çatlatarak karın

    boşluğuna atılmasını sağlar. O sırada ortamda bir sperm varsa yumurta döllenir. Kadında

    yumurtlama olup olmadığını anlamak için kanda FSH, LH ve progesteron hormon düzeyleri

    ölçülebilir. Ayrıca rahim içinden yapılan biyopsi ile de anlamak mümkündür.

    Kadına ait kısırlık sebepleri

    Miyomlar – Rahim duvarındaki kaslardan köken alan iyi huylu tümörlerdir. Tek ya da daha

    fazla sayıda olabilirler. Boyutu bezelye büyüklüğünden portakal büyüklüğüne ulaşabilir hatta

    bazen daha da büyük olabilir. Genellikle rahim duvarının dışına doğru büyürler, ancak

    duvarda ya da rahim içine doğru büyüyenler de vardır. Oldukça sık görülen tümörlerdir ve 30-

    45 yaş arası kadınlarda görülme sıklığı oldukça yüksektir. Rahim içine doğru büyüyen

    miyomlar düşük, erken doğum veya kısırlığa neden olabilirler. Miyomlar gebelik sırasında

    büyüyebilirler. Tüp bebek öncesinde özellikle içe doğru büyüyen miyomlar çıkarılmalıdır.

    Endometriozis – Rahim içini kaplayan dokunun rahim dışında da olması durumudur.

    Yumurtalıklar ya da karın içindeki diğer organlara yapışarak her adet döneminde içi kanla

    dolar. Bu kan doku içinde hapsolduğu için önce kesecikler sonra da kist oluşur. İleri evrelerde

    nedbe dokusu ve yapışıklılar meydana gelir. Bu kronik kasık ağrılarına neden olabilir.

    Endometriozis infertilitenin önde gelen nedenlerinden biridir ve üreme çağındaki kısırlık

    problemi olan kadınların yaklaşık %40’ında görülmektedir. Hangi mekanizma ile kısırlığa yol

    açtığı bugün tam olarak bilinmemekle birlikte tüplerde neden olduğu hasar neticesinde oluşan

    tıkanıklıklar ya da dokunun salgıladığı bir takım maddelerle sperm-yumurta ilişkisinin

    bozulması ile döllenmenin olmaması muhtemel mekanizmalar arasında sayılmaktadır. Bu

    hastalar tıbbi ya da cerrahi olarak tedavi edilebilirler. Tıbbi tedavi – yalancı gebelik ya da

    yalancı menapoz oluşturularak hastanın yumurtlama fonksiyonu durdurulur ve adet

    görmemesi sağlanır. Böylece endometriozis odaklarının aktivasyonu önlenmiş olur. Bu tedavi

    yaklaşık 6 ay sürer. Ancak ilaçlar kesildiğinde tekrar nüks edebilir. Bu tedavi daha çok çocuk

    isteği olmayan hastalara uygulanır. Cerrahi tedavi ise genellikle çocuk isteği olan hastalara

    anestezi altında laparoskopi denilen yöntemle yapılır. Burada Göbek hizasında yapılan 1 cm

    lik bir kesiden arkasında kamera bulunan bir teleskop batın içine sokulur ve tüm organlar

    gözlenerek tesbit edilen patolojiler kasıktan sokulan 2 adet 5 mm genişliğindeki aletler

    vasıtasıyla tedavi edilir. Amaç endometriozis odaklarının yakılarak ya da kesilerek yok

    edilmesi ve varsa yapışıklıkların açılmasıdır.

    Yumurtalık kistleri – İçi sıvı dolu keselerdir. Oldukça sık görülür, olguların büyük kısmı iyi

    huylu olup, 35 yaş altındadır. Bu kistlerin varlığında yumurtlama durabilir ya da kistin tüplere

    yaptığı bası ile oluşan mekanik etki yumurta ile spermin birleşmesini önleyerek kısırlığa yol

    açabilir. Belirli büyüklüğe ulaşmış kistlerultrasonografi eşliğinde ya da laparoskopik olarak

    boşaltılabilir ve alınan kist içeriği sitopatolojik inceleme için kist cidarı da histopatolojik

    inceleme için ayrılır. Bazı kistler nüksetmeye meyillidir ve boşaltıldıktan sonra eğer tüp bebek

    yapılacaksa bu zamana kadar doğum kontrol hapları kullanılabilir.

    Polikistik Over Sendromu – Bu hastalar adet düzensizliği, tüylenme, şişmanlık ve kısırlık

    şikayetleri ile gelebilirler. Ayrıca yüzdeki sivilceler kanda erkeklik hormonunun arttığının bir

    göstergesi olabilir. Bazen böbrek üstü bezi ve tiroid bezinin iyi çalışmadığı durumlarda ve

    insülin direnci olan durumlarda da görülebilir. Tanıda adet düzensizliği, kan testleri ve

    ultrasonografi yardımcıdır. Hasta diğer kadınlara göre daha az yumurtladığı için daha uzun

    sürede hamile kalır.

    Karın İçi Yapışıklıklar – İç üreme organlarının ya da bu organlarla barsaklar arasında

    bulunan bant şeklinde dokulardır. Bunlar genellikle daha önce geçirilmiş bir ameliyat

    (apandisit, yumurtalık kisti, vs.), enfeksiyon (Klamidya, Gonore) sonrası ya da endometriozis

    nedeniyle gelişirler. Yapışıklıklar tüplerde kıvrılmalar yol açarak yumurta ve spermin tüp

    içinde yol almasını engellerler. Genellikle cerrahi olarak tedavi edilirler, başarı sağlanamazsa

    tüp bebek uygulamasına geçilir.

    Azalmış Over rezervleri – Over rezervleri normal olarak 35 yaşından sonra azalmaya başlar

    ve ülkemizde ortalama menapoz yaşı olan 48 de de fonksiyonlar tamamen durma noktasına

    gelir ve kadın menapoza girer. Bazen 20 li ve 30 lu yaşlardaki kadınlarda da bu durum

    oluşmaya başlar. Özellikle daha önce yumurtalıktan ameliyat geçirenler (kist veya

    endometriozis nedeniyle) risk altındadır. Over rezervlerinin azalması demek her ay gelişen

    yumurta sayısının daha az olması demektir. Bu durumda FSH düzeyi kanda yükselir, iki adet

    arasındaki süre önce kısalır sonra da uzar ve adet miktarı azalır. Adetin 3. günü alınan kanda

    FSH ve estradiol hormonlarının seviyesi ölçülerek fikir sahibi olunabilir.Ayrıca

    ultrasonografide yumurtalık hacmi ve içindeki follikül miktarı ölçülerek over rezervi

    değerlendirilebilir. Bu gibi hastalar fazla bekletilmeden tüp bebek tedavisine alınmalıdır.

    Erken Over yetmezliği – 40 yaşından önce menopoza girilmesi halinde söz konusudur.

    Sebebi genellikle bilinmemekle birlikte kromozom bozuklukları, bağışıklık sistemine ait

    hastalılar ve tiroid hastalıkları neden olabilir. Bu durum da yine kan testleri ile ortaya

    çıkarılabilir. Eğer hastada hiç yumurta kalmamışsa tüp bebek tedavisi de uygulanamaz. 

    Kısırlık Nedeni Olup Tedavi Edilebilen Durumlar

     Yumurtlama bozukluğu

     Açıklanamayan infertilite

     Tekrarlayan gebelik kayıpları

     Miyomlar

     Endometriozis

     Yumurtalık kistleri

     Polikistik over Sendromu

     Karın içi kitleler ya da yapışıklıklar

     Rahim ağzı mukus problemleri

     Bağışıklık sistemine ait problemler

     Tubal hastalıklar

     Erkeğe bağlı sebepler

     Klomifene dirençli olgular

  • Erkeğe Ait Kısırlık Nedenleri

    Erkeğe Ait Kısırlık Nedenleri

    Erkek infertilitesine sebep olan nedenlerin ortaya konması ve

    intrasitoplazmik sperm enjeksiyonunun (ICSI) yardımla üreme

    tekniklerinde başarı ile uygulanması erkek infertilitesinde

    devrim yaratmıştır.

    Klinik araştırma sırasında erkek sistematik bir şekilde

    incelenmelidir.  Değerlendirme; anamnez, fizik muayene ve

    ejakülatın laboratuarda incelenmesini kapsar. Dünya çapında

    yapılan ve 32 kliniği içeren çok merkezli bir çalışmada, infertil

    çiftlerinin % 30-40’ında sadece erkek faktörü infertilite nedeni

    olarak karşımıza çıkmaktadır.  İnfertil olarak tanımlanan erkeklerin % 12’si 4 yıl içinde

    gebelik oluşturabilmektedir.

    Erkek infertilitesinde, ilk ve temel tetkik spermiogramdır.  Semen parametrelerinin

    değerlendirilmesinde ise normal değerler konusunda bir karışıklık bulunmaktadır.

    Hormonal Nedenler: Beyin kısmındaki hipofiz bezinden salgılanan sperm üretim ve

    olgulaşmasını etkileyen FSH ve LH hormonundaki problemler

    Testislere Ait Sebepler: Sperm yapım bozukluğuna bağlı sebepler (Nonobstrüktif) ve sperm

    atım bozukluğuna bağlı sebepler (obstrüktif)

    Sperm Taşıyıcı Kanallara ve Organlara Ait Sebepler: Üretilen spermin bu yollardaki bir

    tıkanıklık sonucunda ejekulata (meni) ulaşamaması ile sonuçlanır.

    Bu sistemin doğuştan tıkalı olduğu durumlarda eşler kistik fibroz geni açısından taranmalıdır. 

    Çünkü testislerden elde edilen sperm sonucu oluşan gebeliklerden oluşan çocuklar böyle bir

    risk taşırlar.  Diğer cerrahi yada tıbbi sebeplerden oluşan hastalıklar sebebe yönelik tedavi

    seçeneklerinden faydalanabilirler.

    LABORATUAR İNCELEMELERİ

    Semen Analizi: Sperm örneği vermek için bir cinsel ilişki veya boşalmadan en az 3 gün, en

    fazla 5 gün sonra (cinsel perhiz) başvurmanız istenir.  Meni verme işleminde sabun v.b. kayganlaştırıcı maddeler

    kullanılmamalıdır.  Penis ve parmaklar verilen kabın iç yüzüne dokundurulmamalıdır. 

    Verilen örneğin tamamının kabın içine girmesi gerekmektedir.  Laboratuar ortamında örnek

    veremeyen hastaların doktorlarına yada Laboratuar görevlisine durumu bildirmeleri gerekir. 

    Laboratuar dışında örnek verecek şahısların örneği 20 dk. içinde vücut ısısında ( örneğin

    koltuk altı) ve güneş görmeden laboratuara ulaştırması gerekir.