Etiket: Solunum

  • Şiddetli kaşıntı sosyal yaşamdan soyutluyor

    Ürtiker halk arasında yaygın bilinen adıyla kurdeşen, toplumda sık görülen cilt hastalıklarının başında geliyor. Kızaran, kabaran, kaşıntı yapan döküntülerle gelişen hastalık, özellikle alerjik bünyeli kişilerde daha sık görülüyor. Bazı ciddi hastalıkların belirtileri ile benzer özellikler gösteren ürtikerde doğru tanı ve tedavi önem taşıyor.

    Aniden başlayan kaşıntılar kronik hale gelebiliyor

    Ürtikerin, akut ve kronik olmak üzere iki tipi bulunmaktadır. Akut tabloda döküntüler 15-20 dakika içinde genellikle kaybolur. Hatta hasta, sabah hastaneye gittiğinde hiçbir iz kalmamış olabilir. Ancak bu döküntüler kimi zaman öyle kaşıntılı olur ki kişinin iş ve özel yaşamı sekteye uğrar ve sorunlar yaşanabilir. 6 haftayı geçmiş olan ürtiker kronik olabilir. Döküntüleri kısa sürede ortadan kaldırmak mümkün olabildiği gibi zaman zaman inatçı olabilir. Antihistaminik ilaçlarla hastanın hayatına devam etmesi sağlanabilir.

    Döküntüler ağız içinde görülmeye başlarsa…

    Ürtikerin yol açtığı döküntüler, saçlı deri dahil, vücudun her yerinde görülebilir. Ancak en önemlisi ağız içi ve solunum yollarıdır. Böyle bir tabloda, hasta solunum sıkıntısı ile acile gelir. Hastanın adrenalin gibi özel bir takım ilaçlarla konforlu solunum sağlayabilmesi için belirli tedaviler verilir. Bu uygulamaların evde yapılması ya da önlenmesi mümkün değildir. Bu nedenle döküntüler oral mukozaya yani ağız içi ve dudak çevresine sıçrarsa ve solunum sıkıntısı olursa zaman kaybedilmeden doktora gidilmelidir.

    Stres, hastalık gelişiminde önemli rol oynuyor

    Ürtiker, genelde alerjisi olan kişiler arasında yaygın olmakla birlikte, alerjisi olmayan kişilerde de görülebilmektedir. Alerjiye ek olarak; tiroid, mide-bağırsak hastalıkları, kolejen doku hastalıklarının ilk semptomları olabilir. Ürtikerin bir diğer önemli nedeni de strestir. Bir kişi vücudunda kızaran, kabaran, kaşıntı yapan ve sonra da kaybolan döküntüler görüyorsa hemen doktora başvurmalı ve nedenini öğrenmelidir. Hastadan alınan kan, idrar ve dışkı testleri ile ürtikere neden olabilen hastalıklar tespit edilip, hastaya ek tedavi verilebilir.

    Nedeni bilinmeyen ürtiker tedavisinde psikolojik destek önemli

    Ürtiker tedavisi, hastanın durumuna göre değişir. Hastaya, akut ve kronik ürtiker teşhisi konmasının ardından tedavide ilk seçenek olarak antihistaminik ilaçlar devreye girer. Eğer şikayetler artarak devam ederse steroid yani kortizon tedavisi başlanabilir. Hastanın tetkiklerinde herhangi bir problem tespit edilmezse ve klinik tablo 6 haftayı da geçmiş ise “Kronik idiopatik ürtiker” yani nedeni belli olmayan ürtiker teşhisi konulur. Bu durumda tıbbi tedaviye ek olarak psikiyatristten yardım alınabilir.

    Şikayetler azalınca ya da geçince tedavi bırakılmamalı

    Ürtiker tedavisi uzun solukludur ve ilaçlar, “döküntüler geçti denilerek” asla bırakılmamalıdır. Eğer ilaçlar, 3 gün kullanılıp bırakılırsa ürtiker, daha şiddetli bir şekilde geri dönebilir. Bu nedenle hastaya genelde aylık tedaviler verilir, iyileşse bile tedaviyi bırakmaması ve tekrar doktora başvurması gerektiği söylenir. Belirtiler azalmışsa tedavi, doktor tarafından basamak basamak azaltılarak sonlandırılır. Ancak şikayetler hala devam ediyorsa süreç 2-3 ay, hatta daha fazla uzayabilir.

    Ürtiker hastalarının adım adım dikkat etmesi gerekenler

    · Ürtikeri aktive eden alerjen gıdalar tüketilmemelidir. Özellikle çilek, yumurta sarısı, fındık, fıstık, çikolata ve deniz ürünlerinden uzak durulmalıdır.

    · Kişi hayatındaki değişiklikleri çok iyi not etmelidir. Banyodaki sabun, şampuan, cilde uygulanan topikal bazı maddeler ürtikeri tetikliyorsa kaçınılmalıdır.

    · Çamaşırlar, deterjan artıklarının kalmaması için çift durulanmalıdır.

    · Çamaşır yıkarken yumuşatıcı asla kullanılmamalıdır.

    · Banyoda cilt rahat bırakılmalı, kese ya da lif yapılmamalıdır.

    · Solunum yoluyla giren alerjenler açısından tozlu ortamlarda bulunulmamalıdır.

  • Alerjiler

    Allerji, normalde zararsız olan maddelere karşı bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesidir. Atopi; normalde zararsız olan maddelere karşı, “İmmunglobulin E” adı verilen bağışıklık sistemi maddelerinin aşırı miktarda yapılması özelliğidir. Bu özellik genetik olarak kazanılmaktadır.

    ALLERJİK HASTALIK BULGULARI NELERDİR ?
    Deride
    Ürtiker :
    Değişik büyüklüklerde olan kaşıntılı kabarıklıklardır. “Kurdeşen olarak adlandırılır.
    Anjioödem:
    Derinin alt tabakalarında sıvı birikmesi yani ödem ile ortaya çıkan şişliklerdir. Genellikle yüz, göz kapakları, dudaklar ve genital bölgede oluşur.
    Döküntüler:
    Kırmızı, ince kabuklu, deriden hafif kabarık plaklar , su toplaması ya da pek çok döküntü şekli olabilir.

    Göz ve üst solunum yollarında
    Gözlerde kızarıklık ve kaşıntı,
    Burun tıkanıklığı ya da burun akıntısı,
    Burunda kaşıntı ve hapşırma.
    Alt solunum yollarında
    Solunum zorluğu,
    Hışırtılı solunum (vizing),
    Öksürük.
    Kalp ve damar sisteminde
    Çarpıntı (nabız sayısında artma),
    Tansiyon düşüklüğü.
    Mide-barsak sisteminde
    Bulantı – kusma,
    Karın ağrısı ya da karın krampları.
    Sinir sisteminde
    Şuur bulanıklığı,
    Bayılma
    Anafilaksi (allerjik şok)

    Nadir de olsa tüm sistemlere ait bu bulguların hepsi birarada görülebilir ve anafilaksi olarak adlandırılır. Allerjik reaksiyonların en ağır şeklidir.

    Allerjik hastalıklar:
    Atopik dermatit
    Ürtiker ve anjioödem
    Lateks alerjisi
    İlaç allerjisi
    Gıda allerjisi
    Allerjik rinit
    Allerjik konjunktivit
    Astım (bronşiyal astma)
    Arı alerjisi

    ALLERJİ TESTLERİ
    Allerji varlığı ortaya koyan testlerdir. Mevcut hastalığın allerjik bir nedeni varsa onu belirleyen testlerdir.

    ALLERJİ TESTLERİ HANGİ HASTALIKLARDA YAPILIR
    Egzamalar (kontakt dermatit ve atopik dermatit)
    Deri allerjileri (ürtiker ve anjioödem)
    İlaç allerjileri (bazılarında)
    Solunum yolu allerjileri (allerjik nezle ve astım)
    Gıda allerjileri

  • Sağlıklı Yaşam ve Odaklanma Artışı İçin:  Nefesini Kontrol Et!

    Sağlıklı Yaşam ve Odaklanma Artışı İçin: Nefesini Kontrol Et!

    Açlığa haftalarca, susuzluğa günlerce dayanabilen bedenimiz, nefessizliğe sadece dakikalarca dayanabilir. Oksijen, sağlıklı yaşam için bir konfor değil, bir gerekliliktir.

    Doğru nefes almayı öğrenen kişi, diyafram kasını nasıl kullanacağını öğrenir. Solunum ve Nefes Egzersizi (SNT), bilgisayar yazılımı ile çalışan, nefes alıp verme tekniğinizi geliştiren ve bu sayede kaygıyı yatıştırıp odaklanmayı sağlayan bir sistemdir. Kişiye özel solunum analizi 3 adımda uygulanır:

    Solunum Egzersizi Nedir? Solunum Analizi Adımları Nelerdir?

    1- Önce solunum ve nefes alma ile ilgili durumunuz saptanır.

    Bunun için giysinizin üzerinden diyafram hattına sarılacak elektrotlu bir kuşak ile bilgisayarın karşısında birkaç dakika normal düzende nefes alıp vermeniz yeterlidir.

    2- Geliştirme egzersizleri planlanır.

    Halihazırdaki nefes alma alışkanlığı saptandıktan sonra daha sağlıklı nefes alıp vermek üzere sizin için bir program hazırlanır. Kişinin kendisinin kontrol edebildiği ve gelişimini görebildiği animasyonlu egzersizler sayesinde her seansta nefes alıp verme konusunda bir farkındalık yaratılır, endişenin solunum üzerindeki baskısı azalır ve nefes alıp verişe odaklanmak sayesinde endişe yatışır. Solunum terapisi ile kişide Kaygı durumu azalır, depresyon belirtileri kaybolur.

    3- Uygulama ve değerlendirme:

    14 seanslık ilk seansların tamamlanması sonrasında yine ilk gün yapılan ölçümler yapılarak nefes alıp verişteki gelişme izlenir.

    Solunum Egzersizi Nedir? Aklınıza gelebilecek sorular ve cevaplar:

    * Canım yanar mı, bir ilaç verilecek mi?

    Hayır. Tıpkı Neurofeedback gibi, SNT de hiçbir dış müdahale gerektirmez. Ölçüm yapmak ve geliştirilmiş özel bir yazılım ile bilgisayar ekranı karşısında egzersiz yapmaktan ibaret bir uygulamadır.

    * Neurofeedback ve Solunum Egzersizi birlikte uygulanabilir mi?

    Evet. Bu iki uygulama aynı mantıktan yola çıkılarak hazırlanmıştır. İkisi de uygulayarak öğrenmek yöntemiyle çalışır.

    * Yaş sınırı var mıdır?

    Hayır. Uzmanımızın söylediğini anlayacak durumdaki herkes bu programa katılabilir.

  • Nefesini Değiştir Hayatın Değişsin

    Nefesini Değiştir Hayatın Değişsin

    Doğru Nefes Alma Sanatı
    Nasıl nefes alıp verdiğinize odaklandınız mı hiç? Kendinize sadece birkaç dakika verin ve nefesinizi izleyin; yavaş mı, hızlı mı, tıkanık mı, ritimsiz mi, huzursuz mu, dengesiz mi, bunların hepsini inceleyebilirsiniz. Burada önemli olan nokta nefesimizin önemini fark etmek, yani ”nefes farkındalığı” sağlamak aslında. Peki nedir ”nefes farkındalığı”?

    ‘’Nefes Sadece Nefes Değildir.’’
    Nefes alıp vermek yaşamımızın olmazsa olmazı, ”Ben artık nefes almak istemiyorum.” deyip bir kenara bırakabileceğiniz bir şey de değil. Aslında tam da bu sebepten doğru nefes almayı çok ciddiye almamız gerekiyor. çünkü çok farkında değiliz ama doğru nefes almak fizyolojik, biyolojik ve psikolojik anlamlarda vücudumuzu etkileyebiliyor. Yanlış nefes alarak işleri olumsuzlaştırabilecekken, doğru nefes alarak algımızı, bedensel sağlığımızı olumlu yönde etkileyebiliriz.

       Solumunuz Kaliteli mi?
       İşte solunumunuzu test  edebileceğiniz birkaç ana başlık;
     

    1. Nefes Verme Süresi
      Nefes verme süreniz, alma sürenizden yaklaşık 2-3 kat uzun olmalıdır.
       

    2. Dakikada Solunum Sayınız
      Dakikada 8-12 kere yaptığınız solunum normal kabul edilmektedir. İyi bir solunum için dakikada aldığınız sayıyı aza indirgemeniz önerilir.
       

    3. Nefesin Derinliği
      Ciğerlerinizin tamamını doldurduğunuz solunum kaliteli bir solunumdur.
       

    4. Burundan Solunum
      Ağızdan alınıp verilen nefes sağlıksızdır. Diyaframın yeterli etkinlikte çalışması için burundan solunum yapmanız gerekir.
       

    Nefesin Sessizliği
    Nefes alıp verirken burnunuzdan ses çıkmaması, zorlanmanız, hırıltılı olması problemli bir solunumun göstergesidir.
    İyi bir nefes; ağır, derin ve sessiz olandır. Ölçü, denge ve uyum çok önemlidir.

    Doğru Nefes İçin İlk Adımlar
    *Kendinize birkaç dakika ayırsın ve nefes alış verişlerinizi izleyin. Hızlı mı, yavaş mı, tıkanık mı, ritimsiz mi; tüm bunları değerlendirin.

    *Nefes alıp verirken, nefes verme sürenizi uzatmaya çalışın.
    Bir dakikada kaç kere nefes alıp verdiğinizi test edin.
    Nefesinizi burundan alıp vermeye odaklanın.

    *Bu önerilerden başlayarak nefesinizle ilgili farkındalık oluşturmak için ilk adımı atmış olursunuz. Bir sonraki yazılarımda günlük hayatınızda kolayca uygulayabileceğiniz birkaç nefes egzersizi önerisinde bulunacağım. Herkese iyi ve sağlıklı haftalar.

  • Bebeklerde hırıltı

    Bebeklerde hırıltı

    Bebeklerde hırıltı olduğunda ilk akla gelen burun tıkanıklığıdır. Çünkü bebeklerin solunum yolları (ki bu ilk burunla başlar) erişkinlere göre daha dardır. Her iki burun boşluğunda koana denilen zarımsı oluşumlar vardır.

    Bu kalın olduğu zaman burun boşluğunu daha da daraltır. O zaman hırıltı duyulur. Burun mukozasının kalınlaşması infeksiyon ve alerjiden olabilir. Eğer bebekteki hırıltı burun ve genizde daha çok fokurtu şeklinde tok bir ses olarak duyuluyorsa bu üst solunum yolunda, hışıltı veya ıslık sesi varsa alt solunum yolunda tıkanıklık olduğunu gösterir.

    Havlar tarzda, metalik ses duyulması soluk borusunun tıkandığını gösterir. Tedavi bu tıkanıklıkların giderilmesine göre yapılır.

    En sık hırıltı üst solunum yolu enfeksiyonunda görülür. Başta virüsler olmak üzere bu durumdan çeşitli mikroplar sorumludur. İnfeksiyonun şiddeti etkene, çocuğun yaşına,daha önce aynı mikroorganizma ile temas edip etmemesine, alerji ve beslenme durumuna göre
    değişir.

    Aynı etken mikroorganizma değişik aile bireylerinde farklı klinik tablolar meydana getirebilir.

    Örneğin anne babada soğuk algınlığına neden olan virüs bebeklerde bronşit, zatürre, süt çocuğunda bronşiyolit, okul öncesi çocuklarda krup, okul çocuklarında farenjit şeklinde görülür.

    Üst solunum yolu infeksiyonu sırasında solunum yolları mukozasında enflamasyon,ödem,vasküler konjesyon(kanlanmada artış ),mukus sekresyonunda artış görülür.

    Özellikle burun mukozasındaki ödem ve enflamasyon artışı bebeklerin nefes almasını çok zorlaştırır. Bu da bebeklerde huzursuzluk ve uykusuzluk yapar. Tedavi buna yönelik yapılmalıdır.

    BEBEKLERDE ÖKSÜRÜK

    Bebeklerde öksürük beklenen ve istenen bir durum değildir. Ancak öksürük boğaza ve bronşlara giren toz,polen ve mikroorganizmaları dışarı atmamızı sağlayan reflex bir olaydır. Günde 1-2 kez öksürük olabilir bu normaldir.

    Gün içinde ve yatarken öksürük çok artıyorsa bu hastalık belirtisidir. Özellikle ilk 1-3 aylık bebeklerde öksürüğe ateşde eşlik ediyorsa bu durum bronşit, zatürre ve boğmaca lehine bir bulgudur. Mutlaka çocuk hekiminin görmesi gerekir

  • Akut larenjite

    Larenks boynun orta hattında yerleşmiş olup, konuşma ve solunum fonksiyonlarımızın temel organıdır. Kıkırdaklar, kaslar ve mukozadan oluşan larenks anatomik olarak 3 bölgeye ayrılmıştır. Larenjit de genelde her üç bölge de tutulur. Akut larenjit tanım olarak enfeksiyöz nedenlere bağlı gırtlak iltihabıdır. En sık etken virüslerdir. Üst solunum yolları enfeksiyonlarının %20-25’inde larenjit gözükür.

    Akut larenjit belirtileri nelerdir?

    En başlıca belirtisi ses kısıklığıdır. Ses kısıklığı toplumumuzda göz ardı edilen şikâyetlerin en önemlilerinden biridir. Ses kısıklığı uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gereken önemli bir belirtidir. Larenjitte görülen ses problemi genellikle çatallanma ve eşlik eden tama yakın kısılma şeklindedir. Enfeksiyona bağlı oluşan ödem ses kısıklığının sebebidir. Öksürük diğer önemli şikâyettir. Ağrı sıklıkla gözükür ve yaygın boğaz ağrısı şeklindedir.

    Larenjit sebepleri nelerdir?

    Viral larenjitin etkenlerinden başlıcaları İnfluenza, Parainfluenza, Rhinovirusler’dır. Diğer üst solunum yolları tutulmadan izole larenjit görülebilmektedir. Bakteriyel larenjit ikinci sıklıktadır ve klinikte görülen belirtiler daha şiddetli ve sistemik etkileri daha sıktır. Tedavide antibiyotik tedavisi ve destekleyici ilaçlar kullanılmaktadır. Nadiren boğmaca ve difteri gibi geçmişte daha sık görülen hastalıklarda larenjit olarak karşımıza çıkabilmektedir. Krup adı verilen gırtlak ve bronşların beraber tutulduğu tablo çocuklarda sıklıkla görülmekte ve erken tedavi edilmediği takdirde ciddi sıkıntılar doğurabilmektedir.

    Kimlerde larenjit görülür?
    Larenjit her yaş grubunda görülebilmektedir. Diğer üst solunum yolu hastalıklarında olduğu gibi sigara içenlerde larenjit sıklığı daha fazladır. Çocuklarda görülen larenjitler daha ağır geçirilmektedir. Sesini profesyonel olarak kullananlarda belirtiler daha çok hissedileceğinden göreceli olarak daha sık görülecektir. Diğer solunum yolu enfeksiyonları gibi bulaşıcı olabilmektedir. Larenks hastalıkları tanısı KBB hekimlerince konulabilmektedir. Endoskopik muayene tanı aşamasında altın standarttır. Muayene ile ses kısıklığına sebep olabilecek daha ciddi hastalıklar saptanabilir ve tedavi edilecektir.

    Larenjit tanısı nasıl konulur?

    KBB Hekimince alınan anamnez ve yapılacak larenks muayenesi tanı için yeterlidir. Hekiminiz gerek duyarsa nadiren laboratuvar tahlilleri ve radyolojik görüntülemeler yapılabilir.

    Larenjit tedavisi nedir?

    Tedavinin temelini ses istirahati ve bol sıvı alınması oluşturmaktadır. Medikal tedavide hekiminiz uygun gördüğü takdirde antibiyotik, steroidler ve anti inflamatuar ilaçlar kullanılabilir.

  • Çocuklarda öksürük ve nedenleri

    Öksürük sık karşılaştığımız çocukluk çağı şikâyetlerinden birisidir. Çocukların günlük aktivitelerini ve sosyal hayatını etkileyen, aileleri huzursuz ve tedirgin eden bir durumdur. Nefes darlığı ve nefes yetmezliği gibi şikâyetler eşlik ediyor ise altta yatan ciddi bir hastalığın bulgusu olabilir. Tanımı: kimyasal, irritan, mekanik, çevresel ve mikroplara bağlı uyaranların solunum yollarında bulunan reseptörleri (alıcı) tetikleyerek beyin sapında bulunan öksürük merkezini çalıştırması ve buna bağlı gelişen refleks (istem dışı) klinik yanıttır. Bir nevi vücudun dışarıdan gelen yabancı uyaranlara karşı korunma mekanizmasıdır.
    Özelikle size bu yazımızda, kronik öksürük ismi verilen, dört haftadan fazla süren ve geçmeyen öksürükten bahsedeceğiz. Çocuğunuzun yaşam kalitesinin arttırılması, sağlıklı bir birey olarak yetişmesi, sosyal hayatını geliştirmesi, günlük aktivitelerini rahatlıkla yapabilmesi, hayatını minimum şikâyetlerle geçirmesi için altta yatabilecek kronik öksürüğe neden olan sebeplerin bilinmesi gerekir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kentsel yaşam şartları ve olumsuz yönde etkilenen çevre koşulları, baskılanmış şekilde çocukların genlerinde bulunan veya bulunmayan hastalıkları provoke ederek öksürükle seyreden hastalıkların daha sıklıkla karşımıza çıkmasına neden olmuştur. Koruma amaçlı olan bu mekanizma bazı çocuklarda amacını aşar ve kontrol dışı çalışmaya başlar. Kontrolsüz abartılı çalışan bu mekanizma çocuklarda ve ailelerde farklı şikâyetlerin ortaya çıkmasına neden olur.
    Geçmeyen öksürükle birlikte bulunan şikâyetler:
    Günlük aktivite azalması
    Çabuk yorulma
    Uyku bozukluğu
    Huzursuzluk
    Uyuyamama
    Kendini soyutlama akranlarından uzaklaşma kendini dışlama
    Anne babada huzursuzluk
    Sebebi bilinmiyor ise tedirginlik
    Çocuklarda güven eksikliği
    İçine kapanıklık
    İştahsızlık
    Büyüme gelişme geriliği
    Hırıltı
    Hızlı soluk alıp verme
    Gülerken ağlarken öksürük krizi

    UZAMIŞ ÖKSÜRÜK SEBEPLERİ:
    Unutulmaması gereken, çocuklarda öksürüğe sebep olan hastalıklar yaş grubuna göre değişmekle birlikte her yaş grubu için en sık sebep enfeksiyonlar (mikrobik hastalıklar) ve solunum yolu hassasiyeti (reaktif hava yolu) olan çocuklardır.
    Yenidoğan dönemi öksürük sebepleri:
    • Yutma bozukluğu: bebeğin emerken anne sütünü soluk borusuna kaçırması
    • Anatomik bozukluklar: soluk borusu ve akciğerlerde anne karnında olan dokuların
    gelişimi ile ilgili problemler
    • Refü (GERD): mide içeriğinin ters yönde kaçarak soluk borusuna girmesi
    • Konjenital kalp hastalıkları
    Süt çocukluğu dönemi öksürük sebepleri:
    • Bronşiolit (genellikle virüslere bağlı bronşlarda daralma ve balgamla seyreden
    hastalık)
    • Pnömoni (akciğer mikrobik hastalığı)
    • GER (mide içeriğinin soluk borusuna kaçması)
    • Boğmaca (soluk borusu mikrobik hastalığı)
    • İmmun yetmezlik (bağışıklık sistemi zayıflığı)
    Okul öncesi dönemi öksürük sebepleri:
    • Tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonu
    • Astım veya astmatik bronşit
    • Geniz akıntısı yapan durumlar (geniz eti, burunda polip, alerjik rinit, vagal rinit)
    • Sinüzit
    • Tüberküloz (verem)
    • Pnömoni
    • Sigara dumanına maruz kalma
    • Bronşektazi (bronşlarda düzelmeyen genişleme, sürekli balgam yapar)
    • Kistik fibroz (solunum ve sindirim sistemini tutan fonksiyonel çalışmasını bozan Genetik bir hastalık)
    • İmmun yetmezlik ( bağışıklık sistemi zayıflığı)
    Okul çağı dönemi öksürük sebepleri:
    • Tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonu
    • Astım
    • Sinüzit
    • Pnömoni
    • Bronşektazi
    • Kistik fibroz
    • Akciğerlere kaçan yabancı cisim
    • Sigara dumanına maruz kalma
    • pisikolojik
    HASTAYA YAKLAŞIM VE HEDEFLER
    Öksürük sebebi, basit bir hastalıktan hayatı tehdit edecek kadar ciddi çok çeşitli bir durum olabilir. Dolayısı ile geçmeyen öksürüğe bir sistem dâhilinde adım adım yaklaşılmalı. Öncelikle hasta hakkında alınan detaylı bilgiler ve muayene bulgular öksürüğü değerlendirmede büyük önem taşır. Sonra ayırıcı tanı yapılıp olası hastalıklara yönelik tetkikler yapılmalıdır.
    Bilgilendirmede dikkat edilecek noktalar:
    Hastanın yaşı
    Öksürüğün ne zaman başladığı
    Beslenme ile alakası var mı?
    Egzersiz ile ortaya çıkıyor mu?
    Çevresel faktörlerle bağlantısı var mı?
    Gece gündüz arası fark ediyor mu?
    Eşlik eden hırıltı hızlı soluk alıp verme nefes alamama gibi şikâyetler var mı?
    Mevsimsel özellik gösteriyor mu?
    Öksürüğün karakteri ( tiz, balgamlı, boğulma şeklinde )
    Daha önce bronsit, bronşiolit, zatüre gibi hastalıklar geçirdiği
    Öksürme esnasında morarmanın eşlik edip etmediği
    Kusma sonrası öksürük veya öksürük sonrası kusma oluyor mu?
    Sık tekrarlayan ateşli hastalık geçiriyor mu?
    Ailede astım hikâyesi var mı?
    Ailede alerji hikâyesi var mı?
    Evde sigara içiliyor mu?
    Çocuk yuva veya kreşe gidiyor mu?
    Evde tüylü hayvan var mı?
    Kilo alamama veya geçmeyen ishali var mı?
    Şeklinde şikâyetin sebebini ortaya koymada önemli değere sahip bilgilerin alınması gerekir. Hasta ve ailesi hakkında alınan detaylı bilgilerden sonrası fizik muayenesi yapılır.
    Fizik muayenede
    Büyüme gelişme geriliği
    Hızlı soluk alıp verme
    Burun kanadı solunum
    Çomak parmak
    Dudaklarda ve tırnak yataklarında morarma
    Burun deliklerinde tıkanma
    Akciğerlerde tek taraflı solunum seslerinin alınamaması
    Burunda polip
    Göz etrafında şişlik ve morluk
    Ciltte kuruluk
    Terleme
    Balgamlı geniz akıntısı varlığı kontrol edilir.
    Muayenede tespit edilecek bu durumlar şikâyetin tanısını koymada önemli ipuçları verir. Hastanın hikâyesi alınıp muayenesi tamamlandıktan sonra hedefe yönelik tetkikler istenir.
    Labaratuar:
    Hemogram
    Sedimantasyon
    Akciğer filmi
    Sinüzit filmi
    PPD
    İmmunglobulinler
    Akciğer fonksiyon tesleri ( 6 yaş üstü )
    Alerji testleri ( kanda spesifik RAST veya Cilt testleri )
    Nazal smear
    Tanısı konamamış veya şüphen ilen durum için ileri tetkik
    Bronkoskopi
    Akciğer tomoğrafisi
    Açlık mide suyu alımı
    İğne biyopsisi
    Sindirim sistemi pasaj grafisi
    PH monitorizasyon
    Ter testi
    Öksürüğe eşlik eden solunum sıkıntısı var ise acil müdahale edilmesini gerektiren bir durumdur. Yabancı cisim aspirasyonu şüpheleniliyorsa mutlaka bronkoskopi yapılması gerekir. Öksürükle gelen hastada amaç öksürüğü kesmek olmamalı. Çocuğunuzun tekrar eden geçmeyen öksürüğü var ise mutlaka araştırılıp sebebin ortaya konması gerekir. Tanısı konan hastalığın tedavisi yapılmalıdır.

  • Yenidoğanda burun tıkanıklığı

    Yenidoğan ve iki ay altındaki bebeklerde burun yoluyla hava alışverişi çok önemli olduğundan, özellikle burnun iki taraflı ve tamamen tıkalı olduğu durumlarda ciddi solunum problemleri görülebilmektedir.

    Burun Tıkanıklığının Nedenleri:

    Yenidoğanlarda burun tıkanıklığının en sık nedeni, başka herhangi bir hastalık belirtisi olmaksızın görülen burun tıkanıklığıdır. İki taraflı burun tıkanıklığı ve hırıltı, üst solunum yolu enfeksiyonu, gastroözefageal reflü, travma, inek sütü ve soya protein allerjilerine bağlı burun mukozası ödemi sonucunda da sık görülmektedir.

    Enfeksiyon etkenleri başlıca viral üst solunum yolu enfeksiyonu etkenleri olmakla birlikte, bazen daha ağır enfeksiyon etkenleri de sebep olabilmekte ve diğer bulgulara ek olarak burun tutulumu da görülebilmektedir.

    Özellikle prematürelerde ve sinir-kas sistemi hastalığı olan bebeklerde, mide asidinin yemek borusu ve boğaza geri kaçışı olarak tanımlayabileceğimiz reflü de burun tıkanıklığı ve hırıltı ile karşımıza çıkabilmektedir.

    Daha az sıklıkla görülen diğer nedenler, lokal olarak kullanılan bazı burun damlalarının aşırı kullanımına bağlı burun mukozası ödemi ve annenin kullandığı bazı ilaçlardır.

    Tiroid hormon eksikliği olan bebeklerde gelişme geriliği, kabızlık, göbek fıtığı gibi problemlere ek olarak hırıltı saptanabilir.

    Yenidoğanlardaki burun hırıltısı, doğum esnasında ağız ve burundaki sekresyonların alınarak bebeğin solunumuna yardımcı olmak amacıyla kullanılan burun sondalarının yaptığı travma kaynaklı da olabilmektedir.

    Tek veya çift taraflı hırıltı ve tıkanıklık sebebi olabilen diğer bir grup hastalıksa burnun yapısal bozukluklarıdır. Bunlar bazen burunda eğrilik veya burunda kitle şeklinde olup kolayca tanınabilirken, bazen kesin tanı ancak endoskopi veya görüntüme yöntemleriyle konabilmektedir. Burun eğriliği yenidoğanların yaklaşık % 1 nde görülmektedir, çoğunlukla doğum öncesi veya doğum sırasında burnun basınç altında kalması sonucu olmaktadır. Bu bebeklerde genellikle, ödem azaltıcı damlalarla solunumu rahatlatarak beklemek yeterlidir.

    Burunda en sık görülen kitle gözyaşı kanalı kisti olup, göz ve burun kökü arasında şişlik de yapabilmektedir. Bu kitleler hırıltı sebebi olabildiği gibi bazen iltihaplanarak da hastalık yapabilirler.

    Koanal atrezi, yaklaşık olarak 8000 doğumda bir görülen, burun arka açıklığının kemik veya zar doku tarafından tamamen kapalı olmasını tanımlayan bir durumdur. Genellikle tek taraflı ve tam tıkanma olmakta ve hastaların yarısında kalp, böbrek, göz, kulak gibi diğer organ problemleri görülmektedir. Bu bebekler ağlarken daha iyi nefes almaktadırlar ve beslenirken morarma yakınmasıyla doktora başvurabilirler. İki taraflı tıkanıklık durumunda doğum anında solunum desteği verilmesi gerekebilmektedir.

    Belirti ve Bulgular:

    Burun tıkanıklığı olan bebeklerde hırıltı, gürültülü solunum, berrak veya koyu kıvamda akıntı olması en sık rastlanan yakınmalardır. Bazen uyku bozuklukları, beslenme problemleri (tıkanma,morarma,kilo alamama,kusma), aşırı hava yutma sonucu karın gerginliği, gaz sancısıyla karıştırılabilecek huzursuzluk doktora başvuru nedeni olabilir.

    Ne Yapılmalı?:

    Bebeklerde hırıltı, basit ve kolay düzelebilen nedenlere bağlı olabildiği gibi, bazen çok ciddi hastalıkların belirtisi olabilmektedir. Tıkanıklığın derecesi oranında bebeğin solunumu, beslenme ve gelişimi etkilenebilmektedir.

    Çocuk ve KBB hastalıkları uzmanı tarafından görülen hırıltılı yenidoğanlar, ilk başta anamnez ve fizik muayene ile, gerektiğinde de daha özel incelemelerle değerlendirilmelidirler.

    Burnun açık olup olmadığı veya her iki tarafın solunuma aynı oranda katılıp katılmadığı, basit olarak, bebeğin ağzı ve bir burun deliği avuçla kapatılırken açıkta kalan burun deliğinden hava giriş çıkışı dinlenerek veya soğuk metal bir yüzeyde oluşturduğu buğu gözlenerek yapılabilir. Burun deliğine damlatılan birkaç damla serum fizyolojiğin kabarcıklar oluşturması da burnun açık olduğunu gösterir.

    Burun tıkanıklığının yeri ve sebebi konusunda ilk değerlendirmeden sonra şüphelenilen hastalıklar doğrultusunda gerekli incelemeler istenir. Tedavi, hırıltısı olan bebeğin nefes alışverişini rahatlatacak damlalar kullanılması ve saptanan nedenin medikal veya cerrahi yollarla tedavisidir.

    Eğer her iki burun deliği açıksa, bebek ağır hasta görünmüyorsa ve rinoskopik muayenede burun içi kitle yoksa serum fizyolojik burun damlası kullanılabilir.

  • Çocuk astımında tanı nasıl konulur?

    Çocukluk döneminde, özellikle ilk iki-üç yaşta astım tanısı koymak güç olabilir.Çünkü bu yaşlarda hem viral solunum yolu enfeksiyonlarına yatkınlık, hem de bronşların yapısal özellikleri nedeniyle hışıltının kolay gelişebilir.

    Bu yaşta astım tanısını destekleyecek bir laboratuar yöntemi de yoktur. Örneğin astım tanısı koymada çok önemli bir yere sahip olan solunum fonksiyon testlerini 6-7 yaşından önce güvenli bir şekilde yapmak olası değildir. Üstelik 3 yaşından önceki çocuklarda çok sık olarak hışıltıya neden olan bronşiyolit, ya da viral enfeksiyonlar tanıda zorluk yaratabilir. 3 yaşından küçük çocuklar için Martinez ve arkadaşlarının tanımladığı ölçülere bakarak karar vermek hata oranını büyük ölçüde düşürebilir.

    Bu indekse göre, hışıltıyla birlikte bir majör ya da iki minör ölçütün bulunması astım açısından risk oluşturmaktadır. Eğer ilk iki yaşta hışıltı sayısı 3’den azsa, bu durum astım şüphesi uyandırmaktadır. Ancak 3 ya da 3’den fazla hışıltı atağı olması durumunda, bu ölçütler astımı daha güçlü bir şekilde öngörmemize yardımcı olurlar.

    OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE

    Okul öncesi dönemde astım tanısı koyarken hem bir takım risk faktörlerinin varlığını göz önünde bulundurmak ve hem de astım için bazı tipik bulguların varlığını sorgulamak gerekir. Bir yandan da astım ile karışabilecek bazı hastalıklar ayırt edilmeye çalışılmalıdır. Ayrıca, astımla birlikte bulunabilecek hastalıklar da dikkatle araştırılmalıdırlar.

    Yaşamının ilk 3 yılında, çocukların önemli bir kısmı bir-iki kez hışıltılı bir hastalık geçirebilirler. Bu semptomların yineleyici olması ve özellikle de 3 yaşından sonra da devam etmesi astım lehine bir bulgudur.Semptomların gece kötüleşmesi astımlarda sık görülen bir bulgudur, ancak gastroözofageal reflü ve adenoid hiperplazisine bağlı olarak da gece öksürüklerin olabileceği unutulmamalıdır.

    TETİKLEYİCİLER

    Ailelerin viral üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra çocukların “göğsüne indiği” söylemleri, bu enfeksiyonları takiben uzun süreli öksürüklerin ve hışıltıların olması astım açısından anlamlıdır. Uzayan ateşsiz, kuru veya, eforla ortaya çıkan öksürükler, astım açısından dikkat çekicidir. Beraberinde hapşırık, su gibi burun akıntısı ve burun kaşıntısı da varsa, bu durum, astıma eşlik eden alerjik rinit için uyarıcı olmalıdır bazı atipik olgular yineleyen krup atakları öyküsü ile de gelebilir. Astımlı çocukların genellikle boya, cila, deterjan, parfüm ve sigara kokusu gibi keskin kokulu iritanlara maruziyeti sonrası öksürmeleri, bronşiyal hiperreaktiviteye işaret eder ve sıklıkla astım için uyarıcı bir bulgudur. Bazen de tetik çekici olan bir aeroallerjen söz konusudur.

    Semptomların mevsimsel değişkenlik göstermesine de astımda sık rastlanır. Ağaç poleni alerjileri ilkbaharda, ot polenleri yazın, küf mantarları ise sonbaharda semptomları tetiklerken, ev tozu akarları ve hayvan tüyleri yıl boyu astım belirtilerine yol açabilirler. Bronkodilatatör ve/veya antienflamatuar tedaviye iyi yanıt alınması da astım tanısını destekleyen bir bulgudur.

    Bunların aksine, bazı özellikler bizi astım tanısından uzaklaştırmalıdır. Örneğin daha yenidoğan döneminden itibaren başlayan alt solunum yolu bulguları, ateşin eşlik ettiği öksürükler, bol balgam çıkarma, gelişme geriliği, kusma ile giden öksürük atakları, akciğer grafisinde infiltrasyonların varlığı, solunum sisteminde veya solunum sistemi dışında sık olarak ortaya çıkan enfeksiyonlar ve astım tedavisine iyi yanıt alınamaması bizi astım tanısından uzaklaştırmalıdır.

    FONKSİYON TESTLERİ ÖNEMLİ

    Muayenede akciğerlerde sibilan-ronflan ve bazen de sukrepitan rallerin duyulması, ekspiryum uzamasının eşlik ettiği bir hışıltı son derecede tipiktir. Bununla birlikte ağır bir nöbet sırasında sessiz akciğerin olabileceği de unutulmamalıdır

    Akciğer grafilerinde sıklıkla iki taraflı havalanma artışı görülür. Alerji ile ilişkili olgularda, artmış eozinofiller,yüksek IgE değerleri, pozitif spesifik IgE ya da deri prick testleri tipiktir. Bunun dışında soluk havasında nitrik oksit ölçümü ya da başka biyomarkerlarin değerlendirilmesi günümüzde rutin olarak kullanılabilen iyi standardize edilmiş yöntemler değildir.

    Astım tanısı koymada en fazla yardımcı olacak testler solunum fonksiyon testleridir. Okul çağından itibaren yapılabilmesi mümkün olan bu testlerde, FEV1 değerlerinin %80’den düşük olması tipiktir. Bir beta 2 mimetik ile FEV1 değerinde % 15’den fazla düzelme saptanması astımı destekleyen en değerli yardımcı laboratuar bulgusudur. FEEF 25-75 değerlerinin düşük olması da, bu ölçümün tarama resti olarak kullanılmasını sağlamaktadır.

    Bütün gelişmelere karşın günümüzde astım tanısı koyduracak en iyi yöntem, halâ iyi bir anamnez, aile öyküsü ve atak sırasında yapılacak bir fizik muayenedir.

  • 31 mayıs dünya tütünsüz günü

    Dünya Sağlık Örgütü 1987 yılından bu yana 31 Mayıs’ı bütün dünyada ‘’Dünya Tütünsüz Günü’’ olarak kutluyor ve 31 Mayısta bütün dünya da tütün ürünleri tüketiminin ve tütün dumanına maruz kalmanın yol açtığı sağlık sorunlarına karşı toplumu bilinçlendirme amacıyla birçok aktiviteler düzenleniyor.

    Dünyada her yıl yaklaşık 6 milyon kişi sigara içmekle ilgili hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmekte ve bunun 600.000 de aslında direkt sigara içtiği için değil pasif olarak sigara dumanına maruz kaldığı için hayatını kaybetmektedir.

    Türkiye’de, yaklaşık 15 milyon kişinin sigara içtiği ve her yıl yaklaşık 150 bin insanın buna bağlı bir hastalıktan hayatını kaybettiği biliniyor.

    Sigara ve sigara dumanında çok zararlı 40 dan fazla kanserojen 4000’den fazla kimyasal madde bulunuyor. Sigara içinde bulunan toksinlerden en çok nikotin, karbon monoksit ve katranın zararları yoğun olarak yaşanır. Nikotin, bağımlılık yapan maddedir. Karbon monoksit, hücrelerin oksijen gereksinimlerinin karşılanmasını engeller. Katran ise solunum sistemindeki silia dediğimiz solunum yollarını koruyan tüycükler üzerine yapışır ve onların hareketlerini bozar.

    Sigara herkes için zararlı ama en çok ta çocuklar için zararlı. Çocuklar sigara ile sıklıkla pasif olarak karşılaşır. Yani sigara içen bir erişkinin, sıklıkla anne-babanın, içtiği sigara dumanı çocuğun bulunduğu ortamda soluduğu havaya karışarak onu etkiler.

    Sigara dumanı önemli bir çevre kirleticisidir. Sigara içimi yalnızca içene değil, yanında bulunanlara da zarar verir; bundan en çok etkilenen grupta bebekler ve çocuklardır. Akciğerleri henüz gelişmekte olan ve yetişkinlerden daha fazla ve hızlı nefes alıp veren çocuklar için sigaranın zararları daha yıkıcı olmaktadır. Bebekler ve çocuklar sigara kullanmayan gruplar olmalarına karşılık erişkinlerin sigara içmelerinden en fazla etkilenen gruplar arasında yer almaktadırlar.

    Sigaranın olumsuz etkileri aslında anne karnında baslar.

    Sigara kullanan kadınların hamilelikleri sırasında daha fazla düşük yaptıkları,

    Hamilelikte sigara kullanımının, bebeğin erken doğumuna neden olabildiği ve sigara içen kadınların erken doğum yapma riskinin 1,5-2 kat daha fazla olduğu,

    Hamilelikte sigara kullanımının bebeğin anne karnında, doğumda ve doğum sonrası ilk bir hafta içindeki ölme olasılığını 1,5 kat artırdığı.

    Sigara kullanan hamilelerin bebekleri anne karnında yeterli oksijen ve besin alamadıkları için yeterince büyüyemedikleri, zamanında doğmalarına rağmen küçük olarak doğdukları ve sigara kullanan hamilelerin düşük doğum ağırlıklı bebeklerin olma riskinin sigara içmeyen anne adaylarına göre üç̧ kat daha fazla olduğu

    Yine emzirme döneminde sigara kullanımının annenin kanındaki nikotin seviyesini artırarak, annenin süt miktarını azalttığı, dolayısıyla annesi sigara içen bebeklerin anne sütü alma suresinin kısaldığı ve bu nedenle bebeklerin büyüme ve gelişimin etkilendiği yapılan çalışmalar ile gösterilmiştir.

    Sigaranın Solunum Sistemi Üzerine Etkisi

    Hamilelik döneminde sigara kullanımı bebeğin anne karnındaki solunum hareketlerini azaltmakta ve bu durum büyüdükten sonrada devam edebilmektedir

    Sigara kullanılan ortamlarda büyüyen bebek ve çocukların sigarada bulunan toksik maddelerin etkisiyle mikroplara karşı savunma mekanizmaları zayıflamaktadır.

    Savunma sistemi zayıflayan bebekler mikroplarla karşılaştıkları zaman çok daha kolay ve ağır olarak hastalanmaktadırlar.

    Sigara dumanı, solunum sistemindeki tüycüklerin hareketlerini azaltarak mikropların üst solunum yollarına yapışmasını kolaylaştırarak bronşit ve zatürree gibi akciğer hastalıklarını artırmaktadır.

    Sigara ortamında büyüyen bebek ve çocuklarda
    orta kulak iltihabı çok sık olarak görülmektedir. Sık kulak iltihabı geçiren çocukların kulak zarlarının da iltihaptan etkilenmesiyle kalıcı işitme kayıpları ortaya çıkmaktadır.

    Ayrıca sigara dumanına maruz kalma çocuklarda alerjik hastalıkların artmasına, Alerjik Rinit ve Astım oluşumuna neden olmaktadır. Yapılan, çalışmalar sigara içilen ortamlarda büyüyen çocukların akciğerlerinde hırıltı/hışırtı seslerinin oluşması, astım, solunum güçlüğü gibi sorunların daha sık görüldüğünü net bir şekilde göstermektedir.

    Sigara dumanı ASTIMA başlatabildiği gibi olan astımın tetiklenmesi, astım ataklarının daha sik ve ciddi olmasına ve yine tedaviye de daha dirençli olmasına neden olmaktadır.

    31 Mayıs Dünya Tütünsüz Gün nedeniyle bir çağrıda bulunup sigarayı bıraktığınızda hem kendinize hem çevrenize faydalarınız sayılamayacak kadar çoktur diyor ve su gerçekleri sizinle paylaşmak istiyoruz.

    Sigarayı bıraktıktan:

    20 dakika sonra kalp hızınız azalır ve kan basıncınız düşer

    12 saat sonrakanınızdaki karbon monoksit seviyesi normale döner

    2-3 hafta sonra kan dolaşımınız ve akciğer fonksiyonlarınız normale döner

    1-9 ay sonra öksürük ve nefes darlığınız çok yok olur

    1 yıl sonra kalp krizi geçirme riskiniz sigara içen bir kişiye göre %50 azalır

    5 yıl sonra ağız ve boğaz kanseri geliştirme riskiniz %50 azalır

    10 yıl sonra akciğer kanserinden ölme riskiniz sigara için bir kişiye göre %50 azalır

    15 yıl sonra sigara içmeye bağlı oluşan kalp hastalığı riskiniz sıfırlanır