Etiket: Soğuk

  • Soğuk lipoliz

    CRYO E ACTION (Soğuk lipoliz) yağ hücrelerini dondurarak işlevsiz hale gelerek onların yokolmasını sağlayan kontrollü ve bölgesel bir cilt soğutma yöntemidir. Aslında yağ hücrelerinin soğuğa maruz kaldığı zaman dermatolojide “soğuk kaynaklı panikülit” olarak da ifade edilen programlanmış hücre ölümüne (apoptoz) girdikleri yaygın bilinen bir gerçektir.

    Cryolipoliz ( Soğuk lipoliz ) cihazı ile yağ hücreleri hedef alınarak yağ tabakasının bulunduğu bölgeler soğuk aracılığıyla parçalanır. Yağ hücreleri soğuğun etkisiyle daralıp büzülünce lenfatik sistem tarafından vücuttan atılır.

    Cryolipoliz ve Cryo Elektroforez uygulama alanları

    Liposuction yöntemine karşı serin bir alternatif

    Cryo-lipoliz ( Soğuk lipoliz ) yağ hücrelerini dondurarak onların işlevsiz hale gelmesini sağlayan kontrollü ve bölgesel bir cilt soğutma yöntemidir. Aslında yağ hücrelerinin soğuğa maruz kaldığı zaman dermatolojide “soğuk kaynaklı panikülit” olarak da ifade edilen programlanmış hücre ölümüne (apoptoz) girdikleri yaygın bilinen bir gerçektir. Cryolipoliz ( Soğuk lipoliz ) cihazı ile yağ hücreleri hedef alınarak yağ tabakasının bulunduğu bölgeler soğuk aracılığıyla parçalanır. Yağ hücreleri soğuğun etkisiyle daralıp büzülünce lenfatik sistem tarafından vücuttan atılır.

    •Cerrahi müdahale gerektirmeyen bir uygulamadır.

    •Lipoliz diğer adıyla yağ parçalanmasını tetiklemek için yağ hücrelerini dondurur ve lenfatik sistem tarafından atılmalarını sağlar.

    •Tedavi esnasında 8’e 12 cm boyutunda disk şeklinde bir cihaz doğrudan cilde uygulanır.

    •Bu cihaz uygulama bölgesine yerleştirildikten hemen sonra aktif olarak çalışmaya başlar ve etkisini giderek arttırır.

    •Cihaz yerleştirildikten 5 ila 20 dk içersinde 4 ℃ soğuklukta yağ parçalayıcı etkisini göstermeye başlar.

    •Diğer dokulara zarar vermez.

    •Apoptotik yağ hücrelerinin ölmesini sağlar.

    •Doğal olarak meydana gelen bir iltihaplanma süreci sonrasında ölü yağ hücreleri vücuttan atılır ve yağ tabakasında incelme olur

    •Sinirler, kas dokusu ve kemiklerin etrafındaki yağ dokusunu azaltan zararsız bir uygulamadır.•Yağ tabakasının yoğun olarak bulunduğu bölgelerde daha etkilidir.

  • Raynaud fenomeni nedir?

    Raynaud fenomeni nedir?

    Soğuk havalarda insan vücudu iç sıcaklığını muhafaza etmek için hormonal, nörolojik ve damarsal pek çok karmaşık mekanizmayı devreye sokar. Bu koruyucu etkilerin sonucu gövde sıcaklığımız düşmeden önce el ve ayaklarımızı soğur. Hatta soğuk yeterince fazla ve süre uzunsa parmaklarımızda, dudak ve kulaklarımızda morarma başlar. Buna sebep olan, yukarıda bahsedilen mekanizmalar ile cilde giden küçük damarların büzüşmesi ve bunun sonucunda beslediği alana yeterli kanın ulaştırılamamasıdır. Tekrar normal ısıya dönüldüğünde büzüşmüş olan bu damarlar gevşer ve parmaklar yeniden normal sıcaklık ve rengine dönerler.

    Raynaud Fenomeni denen durumda bu normal fizyolojik yanıt abartılı çalışır ve damarlardaki büzüşmenin sonucunda parmaklarda ortaya çıkan renk değişikliği dışarıdan kolaylıkla fark edilecek şekilde belirgin hale gelir. Hatta ağır durumlarda parmak uçlarında iyileşmesi zor olan yaralara bile neden olabilir.

    Sizde Raynaud Fenomeni olup olmadığını nasıl anlarsınız? Öncelikle Raynaud’yu ortaya çıkaran faktör SOĞUKtur. Raynaud Fenomeni denebilmesi ortaya çıkan değişikliklerin soğukla veya sıcak bir ortamdan daha serin bir ortama girilmesi gibi ani ısı düşmeleri ile ortaya çıkması gerekir. İkinci olarak el ve ayaklarda çabuk üşüme, soğukluk hissetme tek başına Raynaud olduğunu göstermez, buna mutlaka eşlik eden PARMAKLARDA BELİRGİN RENK DEĞİŞİMLERİnin gözlenmesi gerekir. Klasik bir Raynaud atağında soğuk maruziyeti sonrası parmaklarda genelde 3 aşamalı bir renk değişimi ortaya çıkar:

    1. İlk önce küçük damarların büzüşmesi nedeniyle parmak uçlarına kan ulaşamaz ve bazı parmakların uçlarında belirgin beyazlama görülür.

    2. Zaman geçtikçe kan akımı bozulan parmaktaki kanın oksijen miktarı azalır ve parmak mor renk alır.

    3. Son olarak ortam ısısı normale dönünce parmakta büzüşmüş olan damarlar yeniden gevşer ve o bölgeye aşırı kanın hücum etmesi ile parmak kızarır

    Raynaud Fenomenini Bulgularını Bir Kez Daha Özetlersek:

    Soğukta olur, ısınınca geçer.

    Genelde parmak uçlarında, nadiren kulak kepçesi gibi uç bölgelerde olur.

    Parmak uçlarında sınırı çok net olan belirgin beyazlama ve morarma şeklinde renk değişikliği olur

    Genelde bir veya birkaç parmakta başlar. Zamanla diğer parmaklarda da ortaya çıkabilir.

  • Kış aylarında çocuklar nasıl giyinmeli ?

    Soğuk havaların gelmesi ile birlikte bir dizi sorunla geldiği için anneler kış aylarını pek sevmezler. Kar çocuklar için oyun aracı demek olsa da, anneler “hasta olur” endişesi ile kardan hoşlanmazlar. Özellikle sokağa çıkarken anne ile çocuk arasında küçük çapta giysi savaşları yaşanır. Çocuğunuzu soğuktan koruyup, olası hastalıkları mümkün olduğunca önlemek ve aynı zamanda giyim sorunlarını oyuna dönüştürebilmek için birkaç önemli ayrıntıya dikkat etmeniz gerekiyor.

    Çocuğunuzu Kat Kat Giydirin

    Tek kat çok kalın bir giysi yerine daha ince bir yapıda birkaç kat giysi soğuk havaya karşı daha iyi bir yalıtkanlık sağlarken, gerektiğinde de çıkarılarak çocuğun vücut ısısının aşırı artması engellenir. Kat kat sistemiyle giydirdiğinizde çocuğunuz hem soğuktan etkilenmez hem de normal vücut aktivitelerini yerine getirirken terlemez.

    Örnek bir giydirme biçimi olarak şu önerilebilir; en alta uzun termal bir iç çamaşır, ardından boğazlı veya dik yakalı bir kazak, bunun üstüne bir süeter, kalın bir pantolon ve palto. Özellikle karda oynamayı seven çocuklar için ideal bir formül. Burada dikkat edilmesi gereken bazı çocukların yün ve benzeri maddelere karşı aşırı hassas olduğudur. Yün ısıtıcıdır ama hassas ciltleri tahriş edebilir. Bunun için çocuğun cildine doğrudan temas eden kıyafetlerin %100 pamuklu olmasına özen gösterin.

    Çocuğunuzun Başını Sıcak Tutun

    Çocuğunuz için gerekli olan kıyafetlerin başında bir şapka gelmelidir. Çünkü vücut ısısının çok büyük bir bölümü çıplak baş yoluyla kaybedilir. Ayrıca boyun bölgesi de önemli bir ısı yitirme alanıdır. Soğuk hava ve sert rüzgara maruz kalan çocukların yanakları, burunları, kulakları ilk üşüyen ve donma tehlikesine karşı en duyarlı olan bölgeler arasındadır. Bu yüzden bir şapka çocuğu soğuğa karşı koruyacak önemli bir giysidir. Çok rüzgarlı havalarda çocuğunuzu fazla dışarıda bırakmamaya ve rüzgarın doğrudan yüzüne çarpmamasına dikkat etmelisiniz.

    Ayaklarını sıcak tutun

    Soğuk ve ıslanmış ayaklar sadece çocuğu rahatsız etmekle kalmaz, kolaylıkla donma tehlikesi de yaratabilir. Özellikle karda yürüyen ve oynayan çocuklar için. Bu yüzden ayakkabı ve çorap seçimine dikkat edin. Yalıtkan botlar soğuk havalar için en uygun olanlarıdır. Su geçirmeyen, dikişsiz ve ayağa tam oturan ayakkabıları seçin. Ayrıca çocuğun ayağını botun içinde rahatsız edecek şekilde çok ağır ve kalın çoraplardan kaçının.

    Ellere ve parmaklara dikkat!

    Minik bir el soğuk havada donmaya en açık alanların başında gelir. Özellikle bebekler için. Bu yüzden tek parmaklı veya normal bir eldiven, hatta kaybolmalara karşı birkaç çift eldiven çocuğunuzun kışlık gardrobunda mutlaka yer almalı. Daha büyük çocuklar için su geçirmeyen, yalıtkan eldivenler tercih edilmelidir.

    Bebeklere daha dikkat etmek gerekir?

    Bebeklerde yağ tabakası henüz oluşmadığından vücut sıcaklıklarını tam dengeleyemezler. Kısa süreli de olsa soğukta kaldıklarında vücut sıcaklıkları hemen düşer.özellikle düşük doğum ağırlıklı doğan bebeklerde durum daha da önemlidir. Bu yüzden onların vücut ısılarını sık sık kontrol etmek gerekir. Genel olarak yetişkinlerin giyiminin bir kat fazlası olarak belirtilen bebek giyiminde gerekirse bir battaniye de kullanılabilir.
    Bebeğin vücut ısısının yeterli olup olmadığından emin olmak için en iyi yöntem ateşini ölçmektir. 35 derecenin altında ise problem var demektir. Hemen sıcak bir ortamda besleyerek ısıtmalısınız. Odanın sıcaklığını artırmak, giyimini kalınlaştırmak veya sizin teninizin sıcaklığını hissetmesini sağlamak yapılabilecekler arasındadır.

    Koruyucu Ürün Kullanın

    Soğuk yanığı ve döküntü kış aylarında bebek ve çocuklarda sıkça görülür. Pullanma, çatlama, kızarma, kaşıntı en belirgin bulgulardır. Bunları en aza indirmek için, mümkün olduğunca soğukta kalmayın ve soğukta iseniz koruyucu ürünler kullanın.

    Soğuk çarpması nedir?

    Küçük çocukların özellikle parmak uçları, burun ve yanak dokuları soğuk çarpmasına duyarlıdır. Bu dokuların soğukluğu dokunmakla hemen anlaşılır. Ten beyaz, sarı, gri arası bir renk alır. Zaman zaman beyaz lekeler oluşur. Bu gibi durumlarda acil müdahalede bulunmak gerekir. Böyle bir durumda derhal bir doktorunuza başvurun.

  • Bebeğim diş çıkarıyor !

    Hamileliğin 3’üncü ve 6’ncı ayları arasında anne karnında şekillenmeye başlayan dişler, doğum sonrası genellikle 7’nci aydan itibaren alt ön kesici dişlerin belirmesiyle ağızda yerlerini almaya başlarlar. Diş çıkarma dönemi aileler için genellikle bebekte huzursuzluk ile ilişkilendirilir. Bu dönemde dikkat edilecekler ve diş çıkarma rahatsızlıklarını en aza indirgeme yolları nelerdir ?

    DİŞ ÇIKARMA BELİRTİLERİ

    * Bebeklerde diş çıkarma belirtileri nelerdir? Bebeklerde diş çıkarma döneminin başlaması, dişetinin açılmasından 3 ay önce başlar. Bu süreçte bebeklerde salya artışı, hafif ateş, ağlama-huzursuzluk, ağız çevresinde hafif döküntü, ellerini ısırması, uyku düzensizliği, iştahsızlık gibi belirtiler görülebilir. Anne-babalar özellikle bazı belirtilerde dikkatli olmalıdır. İlk görülen belirti genellikle salya artışıdır. Diş çıkarma dönemi bebeklerde çene ve ağız çevresinde kızarıklık ve döküntüye yol açabilir. Bu dönemde bebeğin yüzü temiz ve yumuşak bir bezle silinerek uygun bir kremle nemlendirilebilir.

    * Ya ateş? Diş çıkarma döneminde 37 derece civarında hafif bir ateş normal kabul edilir. Daha yüksek ateşlenmelerde bebeğin bağışıklığının azalmasından kaynaklı viral bir enfeksiyon olabilir. Bu durumda çocuk doktoruyla konuşulmalı ve uygun tedaviye başlanmalıdır.

    * Bu dönemde bebeklerin beslenmesinde bir değişiklik yapmak gerekir mi? Diş çıkardığı dönemde bebeğinizin dişetleri çok hassaslaşır, bir şeyler yemeyi reddedebilir hatta kilo alımı yavaşlayabilir. Besinleri reddeden bebeğinize sadece anne sütü ve mama takviyesi yetecektir. Bu durumda telaşlanmamalı ve bebek yemek yemesi için zorlanmamalıdır. İştahsızlık yaşayan bebeğinize soğuk meyve püreleri ve su vererek hem ağrısını hafifletmiş olur hem de besin ve su kaybının önüne geçebilirsiniz. Yoğun salyanın bir kısmının bebek tarafından yutulması dışkıda sulu bir form yaratabilir.

    İLAÇ VERİRKEN DİKKAT!

    Dişeti şiştiğinde neler yapılabilir?

    Dişin çıkacağı bölgede dişetinde şişme ve kızarıklıklar olabilir. Bunu dişetinde beyazlaşma daha sonra dişin ağızda görülmesi takip eder. Dişin ağızda belirmesiyle bu bölgede kanama olabilir. Genelde kendi kendine iyileşir fakat iyileşemediği noktada mutlaka diş hekimine başvurmak gerekir.

    1) Oyun oynayarak, bebeğinizin dikkatini dağıtacak aktiviteler hazırlayarak ya da kucağınıza alıp güvende olduğunu hissettirerek onu rahatlatabilirsiniz.

    2) Mutlaka doktor kontrolünde olmak şartıyla ağrı kesici şurup kullanabilirsiniz. Diş çıkarma sürecinde ilaç verirken çok dikkatli olmak gerekir. Vereceğiniz ilaç altta yatan başka bir hastalığın yarattığı ateşi düşürebileceğinden sizi o hastalıktan habersiz bırakabilir.

    3) Yaptığınız her şeye rağmen bebeğinizin sıkıntısı geçmiyorsa, çocuk diş hekimine danışarak anestezik madde içeren diş jelleri kullanabilirsiniz. Ancak bunların düzensiz ve sık kullanımının bebeğinizin çeşitli organları, özellikle karaciğeri üzerinde olumsuz etkileri olabileceği unutulmamalıdır.

    İlaç dışı rahatlatıcı önlemler neler?

    Dişetine hafif basınç uygulayarak temiz ve soğuk bezle masaj yapılabilir. Ayrıca diş kaşıyıcılardan da yardım alınabilir. Plastik ve boya içermeyen (BPA free) diş kaşıyıcılarını, buzdolabında bir süre beklettikten sonra bebeğinize vererek dişetlerini kaşımasını sağlayabilirsiniz. Kaşıyıcılar buzlukta bekletilmemelidir.

    DİŞ ÇIKARMA SÜRECİNİ RAHAT ATLATMAK İÇİN…

    Çiğneme: Diş çıkaran bebekler sürekli bir şeyler çiğnemek ister. Damaklardaki bu hareket, ağrıyan dişetlerine üstten bir baskı uygulayarak rahatlatır. Diş kaşıyıcılar, çıngıraklar çiğnemesi için bebeğe verilebilir. Ağzına alıp çiğnediği şeyin soğuk olması damaklarını uyuşturur ve rahatlatır. Serin ama çok soğuk olmayan bir bezi de damaklarında deneyebilirsiniz. Ya da soğuk bir meyveyi atıştırmasını sağlayabilirsiniz.

    Ovma: Temiz parmağınız ya da yumuşak nemli bir bez ya da yumuşak bir diş fırçasıyla bebeğinizin damaklarını ovmanız da rahatlatıcı bir etki yapar. Damaklara yaptığı baskı rahatlama sağlayacaktır.

    Soğuk içecekler: 6 aylıktan büyük bebeklerde buzlu su dolu bir biberon damakları ferahlatacaktır. Eğer bebek biberonu emmek istemezse bardağa buzsuz su koyup verebilirsiniz.

    Soğuk yiyecekler: Yoğurt, püre yapılmış şeftali ve elma (bebeğiniz bu gıdalara geçtiyse) gibi soğuk yiyecekler oda sıcaklığındaki yiyeceklere göre daha lezzetli ve damaklar için de daha rahatlatıcı olacaktır.

    BUNLARI YAPMAYIN

    * Bebeğinizin damaklarına kesinlikle alkol sürmeyin.

    * Damakları rahatlatmaya yarayan benzocaine içeren ilaçlar kullanmayın. 2 yaşın altındaki çocuklarda kandaki oksijen seviyesini düşürdüğü için zararlıdır.

    * Bitkisel veya ev yapımı doğal tedaviler uygulamayın. (Bazı bitkilerin potansiyel toksik olabileceği ve önemli rahatsızlıklara sebep olabileceği biliniyor.)