Etiket: Sıvı

  • Sıcakla gelen tehlike: sıvı kaybı !

    Sıcakla gelen tehlike: sıvı kaybı !

    İnsan vücudunun %60 sudan oluşur.Vücutta suyun çok sayıda görevi var: enerji oluşması, büyüme ve yıpranan dokuların onarımı için protein sentezlenmesi, harcanmayan enerjinin yağ olarak depolanması ve metabolizma sonucu oluşan zararlı atıkların suyla dışarı atılması gibi.Günde kadınlar 1.5 litre , erkekler 2 litre su tüketmelidir.

    Yaz aylarında sağlıklı kalabilmenin temel unsuru yeterince sıvı alabilmektir.

    İnsan vücudu, normal fonksiyonlarını gerçekleştirebilmek için suya ihtiyaç duyar. Vücudunuz, aldığınız sıvı miktarından daha fazlasını kaybederse, dehidrasyon ortaya çıkar. Eğer ciddi manada sıvı kaybı olursa, hasta olabilirsiniz ve hatta bu durum ölümle sonuçlanabilir.

    Vücuttan Su Nasıl ve Ne Miktarda Atılır?:

    Besin tüketimi ile vücutta oluşan zararlı maddeleri atmak, vücut ısı dengesini sağlamak için:

    • Böbreklerden…………………………………. yaklaşık 1500 mL/gün


    • Deriden ………………………………………… yaklaşık 500 mL/gün


    • Barsaklardan ………………………………… yaklaşık 300 mL/gün


    • Solunumla ……………………………………. yaklaşık 300 mL/gün

    
olmak üzeretoplam ~2.5 litre / gün su / sıvı kaybı olur.

    Aşağıdaki durumlarda sıvı kaybı meydana gelir:

    Urinasyon (idrar yapma)

    Kusma veya ishal

    Terleme

    Solunum, özellikle hızlı hızlı nefes alıp verme

    Sıcak veya nemli havalarda aşırı yorulmak

    Ateş

    Sıvıyla birlikte, bedeniniz aynı zamanda, normal vücut fonksiyonları için önemli olan elektrolitleri (mineral tuzlar) de kaybeder.

    Sıvı kaybının belirtileri:

    Susuzluk

    Yüz kızarıklığı

    Kuru, sıcak ten

    Az miktarda, koyu, sarı idrar

    Ayağa kalkıldığında kötüleşen baş dönmesi

    Halsizlik

    Kollarda ve bacaklarda kramplar

    Gözyaşının çok az olması veya hiç olmaması

    Baş ağrısı

    Enerji azlığı

    Yoğun tükürük salgısıyla beraber, ağızda ve dilde kuruluk

    Tansiyon düşüklüğü

    Bayılma

    Kalp ve damar hastalığı olan kişilerde, sıcak havanın etkisiyle terleme ile birlikte vücudun aşırı sıvı kaybetmesi sonucunda kanın akışkanlığının azalmasının kalp krizine neden olabilir. Vücuttaki sıvı kaybına bağlı böbrek üstü bezinden salgılanan hormonlar, suyu tutmak için harekete geçerler. Bu hormonlar damarlarda büzüşmeye ve tansiyonun yükselmesine yol açar.

    Yeterli sıvı alımı için ortalama sedanter bir erkek günde en az 2900 mililitre (ml) sıvı tüketmelidir. Bu rakam ortalama sedanter bir kadın için en az 2200 ml dir. Katı gıdaların sıvı alımına katkısı yaklaşık 1000 ml sudur. Toplumda yanlış bir algılama ve bilgilenme sonucu olarak çay, kahve, kolalı içecekler, vb su yerine tüketilmektedirler. Ancak bu içeceklerin diüretik özelliği olduğundan vücuttaki suyun atılmasına yol açmaktadırlar. Bu nedenle bu gibi içecekler asla su yerine tüketilmemelidirler.

  • Meniere sendromu

    İç kulakta bulunan ve dengeden sorumlu sıvılardaki basınç artışının neden olduğu bir hastalıktır. İç kulak sıvılarındaki bu basınç artışının sebebi genellikle belli değildir. Sıvı üretimi atılımdan fazla olursa, ya da sıvıların boşaldığı kanallarda tıkanıklık olursa basınç artışı gelişebilir.
    Hastalık genellikle önce bir kulağı etkiler ve vakaların %25 ile %50 'sinde ileride ikinci kulak da etkilenir. Sendromun başlangıcında labirent denilen iç kulak bölümünde sıvı artışı görülmektedir. Bu sıvı fazlası iç kulak zarında basınç yaparak zarı bozar ve bazen de yırtar. Sonuç olarak denge ve işitme kaybı olur.
    Meniere Hastalığı ataklar halinde seyreder. Ataklar sırasında baş dönmesi, mide bulantısı, kusma, kulak uğultusu, işitme kaybı ve kulakta dolgunluk hissi görülür.
    Atakların arası birkaç saat, birkaç ay, hatta birkaç yıl olabilir. Süresi de birkaç saat ya da birkaç gün olabilir.
    Atakların geliş şekli ve sıklığı kişiye göre değişir.
    Hastalığın en ciddi belirtisi baş dönmesidir. Baş dönmesi nöbetler halinde gelir. Bu esnada kişi dengesini kurmakta zorlanır. Hareketsiz olduğu halde hareket ediyormuş gibi hisseder. Baş dönmelerinin devam etmesi sonucu mide bulantısı ve de kusma başlar.
    Ataklardan hemen önce veya sonrasında işitme kaybı görülebilir. Erken dönemlerde atak sonrasında işitme kaybı normale döner, ancak hastalığın ilerleyen dönemlerinde bu işitme kaybı kalıcı olabilir.
    Ataklar sırasında yaşananlar ve sonrasında kişide meydana gelen halsizlik ve bitkinlik durumu nedeniyle kişi normal hayatından bir süreliğine kopar, yaşam kalitesi düşer.
    Hastalığın sebebi kesin olarak açıklanamamakla beraber, bağışıklık sistemindeki rahatsızlıkların da Meniere Sendromuna neden olabildiği gibi, bunun yanı sıra iç kulak iltihabı, kafa travması, genetik yatkınlık ve alerji gibi durumların da Meniere Hastalığına yol açtığı bilinmektedir.
    Fiziksel ve duygusal stresler hastanın ataklarını arttırır. Ayrıca uykusuzluk ve uyku düzenindeki bozukluk, aşırı yorgunluk, kafein, sigara, alkol kullanımı da atakları tetikleyebilir.
    Meniere Hastalığının Tedavisi:
    Baş dönmelerinin ardından gelen bulantı ve kusmaları durdurmak için klasik tedavi yöntemleri çerçevesinde ilaçlar kullanılabilir..
    Ayrıca vücuttaki fazla suyu (ödem) atmak için idrar söktürücü ilaçlar alınabilir.
    Krizlerin sıklığı ve şiddeti kontrol edilemezse ameliyata başvurulabilir. Ameliyatla iç kulaktaki ve zarlardaki basınç ortadan kaldırılır. Bazen dengeyi bozan sinir kesilir. Bazen de tüm iç kulağın yok edildiği uygulamalar yapılır.
    Meniere Hastalığının Akupunktur İle Tedavisi:
    Bu hastalığın patalojisinde hem kan hem de lenf akımı düzensizliğinin sonucunda iç kulaktaki lenfatik sistemin bozulması görülür. Buradaki kanlanma doğru sağlandığında iç kulağa giden kan akımı da buna bağlı olarak düzenlenecektir.
    Akupunktur uygulamasının baş ve boyun lenf akışını düzenleyici etkisi bulunmaktadır.
    İç kulaktaki sıvının yapım ve atılım sürecindeki bütün problemler Meniere tablosunu ağırlaştıracaktır. Kulak ve vücut akupunkturunun ödem çözücü etkisi ile denge olumlu yönde tekrar sağlanacaktır.
    Akupunkturun tansiyonu dengeleyici etkisi sonucunda ani basınç değişiklikleri de önlenmiş olur.
    Akupunktur tedavisinin hormonal sistemde yarattığı pozitif etki sonucunda depresyon ortadan kalkar, uyku düzeni normale döner, dolayısıyla bu gibi faktörlerin tetiklediği atakların önüne geçilmiş olur.