Etiket: Sistemi

  • Akupunktur tedavisi ve akupunktur ile zayıflama

    Akupunktur, vücudun belli noktalarına özel iğneler batırılarak yapılan doğal ve etkili bir tedavi yöntemidir. Akupunktur noktalarının özel iğnelerle uyarılması, otonom sinir sistemi üzerinden vücudun iç dinamiklerini harakete geçirerek ilaç etkisi oluşturur.Otonom sinir sistemi; vücuttaki organ ve sistemlerin belli bir uyum içinde çalışmasını sağlayan bır çeşit haberleşme sistemidir. Akupunktur tedavisinde amaç, hastalığın belirtilerini tedavi etmenin yanı sıra hastalığın nedenini ortadan kaldırmaktır.Akupunktur noktaları telefon tuşlarına benzetilebilir.Nasıl ki belli numaraları tuşladığımızda belli kişilere ulaşabiliyorsak, akupunktur iğneleri de belli noktalara batırıldığında belli etkiler ortaya çıkarmaktadır.Bu durumda otonom sinir sistemini de telefon santraline benzetmek doğru olacaktır.

    Akupunktur Tedavisinin Kullanıldığı Durumlar;

    Bağımlılık Tedavisi: Sigara, Alkol, Madde bağımlılığın yanı sıra yiyecek bağımlılığı

    Romatizmal Hastalıklar: Romatizmal hastalıklar )ankilozan spondilit, romatoid artrit v.b), vücut bağışıklık sistemindeki düzenin bozulmasıyla ortaya çıkan uzun süreli hastalıklar. Vücudu dış etkenlere karşı korumakla görevli bağışıklık sistemi hücreleri vücudun kendi dukarına karşı savaş açar ve onları tahrip eder. Bunu; bir ülkenin başı bozuk ordusunun kendi insanlarına zarar vermesine benzetebiliriz.Bu durumda mevcut romatizmal hastalığı tetikleyen faktörleri tespit etmek ve düzeni bozulmuş bağışıklık sistemini akupunktur ve ozon tedavisi ile dengelemek gerekir.

    Eklem Kireçlenmeleri: Dejenaratif eklem hastalıkları olarak da adlandırılan eklem kireçlenmelerinde ağrının nedeni eklemlerdeki kayganlığı sağlayan eklem sıvısının azalması ve eklem kıkırdağının incelmesidir. Akupunktur tedavisinde amaç, eklemdeki ağrıyı kesmekten çok azalmış eklem sıvısını arttırmakve hasara uğramış eklem kıkırdağını tamir etmektir. Tüm bu etkiler hasarlı ekleme tamirden sorumlu bağışıklık sistemi hücrelerini yönlendirmekla olur. Akupunktur ile beraber hasarlı eklem içine ozon gazı enjeksiyonu hastalarda yüz güldürücü sonuçlar alınmasına neden olmaktadır.
    Diyabet (tip2): Akunktur ıle pankreastan salgılanan insülin kalitesinde ve miktarında artma olmakla beraber kandaki glikozun dokulara girişini sağlayan insülin resöptörleinde sıvıca artma olmaktadır.

    Alerjik Hastalıklar: Alerji; vücudun bağışıklık sistemi hücrelerinin dıştan gelen yabancı maddelerle savaşıdır. Alerjik reaksiyonun olduğu organ olumsuz yönde etkilenir ve hasar görür. Bu durumda alerjik reaksiyonu tetikleyen faktörleri tespit etmek ve bağışıklık sistemini akupunktur ve ozon tedavisiyle dengelemek gerekir.

    Hormonal Bozukluklar: Adet düzensizliği, tiroid fonksiyon bozuklukları, menepozda ve hormonal bozukluklarda eksik veya fazla salgılanan hormonların normal düzeye getirilmesi akupunktur ile mümkün olmaktadır.

    Kronik Sinüzit

    Cilt Hastalıkları: Egzama, ürtiker, atopik dermatit, sedef hastalığı ve vitaligo gibi cilt hastalıklarında akupunktur tedavisiyle yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır.
    Sindirim Sistemi Hastalıkları: Mide ülseri, Gastrit, Spastik kolon, Gastroözefagaial reflü, Hemeroid

    Kalp ve Damar Sistemi Hastalıkları: Hipertansiyon, Hipotansiyon, Kalp ritim bozuklukları, Kalp yetmezliği

    Psikolojik Kökenli Hastalıklar: Depresyon, Panik bozukluk, Uyku bozuklukları

    Akupunktur tedavisi sırasında vücutta serotonin ve endorfin seviyeleri artmaktadır. Bu hormonlar kişiye huzur verir ve yatıştırıcı etki yapar. İlaçlarla sağlanmaya çalışılan etki akupunktur tedavisi ile vücudun kendisine yaptırılmış olur. Böylece daha kısa sürede daha sağlam ve etkili sonuç elde edilir.

    Baş Ağrıları: Migren, Gerilim tipi baş ağrıları

    Baş ağrıları, akupunktur tedavisinin en kısa sürede sonuç verdiği rahatsızlıklardan biridir. Burada amaç baş ağrısını baskılamak değil, baş ağrısına neden olan organ fonksiyon bozukluğunu düzelterek hastalığı kalıcı olarak tedavi etmektir.

    Kas Ağrıları
    Yüz Felci
    Baş Dönmesi ( vertigo )
    Kulak Çınlaması ( tinnitus )
    Cinsel Fonksiyon Bozuklukları İktidarsızlık, Erken Boşalma, Frijidite ( cinsel soğukluk )
    Felç Sonrası Durumlar (Serebrovasküler hastalıklar)
    Nörodejeneratif Hastalıklar: Multipl skleroz (MS) gibi
    Epilepsi
    Trigeminal Nevralji
    Polinöropatiler

    Akupunktur ve Zayıflama

    Obezite ( şişmanlık ), sadece estetik bir problem olmayıp ciddi bir sağlık sorunudur. Obezite tedavisinde öncelikle hastadaki fazla kiloların sabebi araştırmalı ve sebebe yönelik tedavi paketi uygulanmalıdır.

    Ülkemizde akupunktur uygulayan hekimlerin obezite tedavisine ağırlık vermesi halkımızın akupunktur tedavisini sadece zayıflama tedavisi olarak algılamasına sebep olmuştur. Ancak 5000 yıllık köklü bir geçmişe olan bir tedavinin, sadace zayıflamaya yönelik bir tedaviymiş gibi algılanması akupunktur tedavisinin ülkemizde hak ettiği yerde olmadığının en büyük göstergesidir.

    Akupunktur Nasıl Zayıflatır?

    Pankreastan salgılanan insülinin kalitesini ve sayısını arttırır. Dokulardaki insülin resöptörlerinin sayısını ve duyarlılığını arttırarak yiyeceklerin daha kolay yakılmasını sağlar.

    Mide asit düzeyi kontrol altına alınarak sürekli atıştırma hissi uyandıran mide kazınmas�� ve yanması gibi durumlar önlenir.

    Metabolizma hızını düzenler.

    İştahı düzenler, çabuk doymayı sağlar.

    Kişiye huzur veren etkisimden insan iradesi üzerindeki olumlu etkilerden dolayı diyet yapmayı kolaylaştıtrır, yemeklere saldırma güdüsünü ortadan kaldırır.

  • Limbik sistem ve akupunktur

    Limbik sistemi oluşturan yapılar filogenetik olarak beynin en eski kısımlarıdır.

    Limbik sistem; insan beyin korteksinin geniş bir alanı tarafından idare edilen, dışardan gelen veya düşüncelerimizle oluşan her türlü uyarana bedenin vereceği cevabı düzenleyen sistemdir. Özellikle stres oluşturan uyaranların bedene zararını ortadan kaldırmaya, bunun için otonom sinir sistemi fonksiyonlarını düzenlemeye çalışır.(Dolaşım ve sindirim sistemi, endokrin sistem fonksiyonları gibi)

    Öncelikle gövdemizdeki tüm yaşamsal fonksiyonların limbik sistemimize gelen uyaranların etkisi altında olduğunu hatırlatmak isterim. Dışarıdan gelen tüm uyaranlar (müzik, gürültü, tüm görsel uyaranlar, bize söylenen iyi veya kötü sözler vb.) veya düşüncelerimizle oluşturduğumuz (kilo vermem lazım, ya çocuğum olmaz ise, yine kalbim çok çarpacak, yine tansiyonum çıkacak; kendimizle ilgili yaptığımız tanımlar; şişmanım mutsuzum, çirkinim, yalnızım, sinirliyim, vb.) uyaranlar limbik sistemimiz tarafından bir işleme tabi tutulur.

    Bu işlemde tüm geçmiş deneyimlerimiz, inançlarımız, ön kabullerimiz ve aldığımız eğitim de rol oynamaktadır. Bu işlem sonunda o an ki uyarana gövdemizde nasıl bir tepki gelişeceği limbik sistemin oluşturduğu kararla otonom sinir sistemimize iletilir ve kalbimizin, solunum sistemimizin, hormonlarımızın, sindirim sistemimizin çalışmaları düzenlenir. Burada amaç sağlıklılığın ve canlılığın devam ettirilmesidir. Örneğin gerçekten tehlike varsa bu durum karşısında önce kalbimiz çok atmaya başlar çünkü tehlikenin üstesinden gelecek gücümüz yoksa kaçmamız gerekmektedir. Kaçmamız için bacaklarımıza ihtiyaç duyarız bu nedenle kalbin pompaladığı kanın bacaklarımıza gidebilmesi için bacaklarımızın damarları genişleyecektir. Bu sırada nereye gideceğimizin kararını verecek olan beynimizin çalışmaya, dolayısı ile kana ihtiyacı vardır ve beyni besleyen damarlarımız da genişler. O sırada derimizde kan ihtiyacı yoktur ve deri damarları daralarak kan kalbe gönderilir. Yine tehlike anında sindirim işlemi ile uğraşacak durum yoktur ve sindirim sistemimizi oluşturan mide, bağırsak gibi yapıların damarları da daralır ve bu kan da kalbe döner ve kalbimiz bu kanların hepsini bizi tehlikeden uzaklaştıracak veya üstesinden gelecek organlarımıza gönderir. Tüm bu çalışmalar limbik sistemin kararları ile otonom sinir sistemimiz tarafından organize edilir.

    Yukarda ki durum limbik sistemimizin, dışarıdan gelen uyaranlara gövdenin vereceği tepkilerin önemli örneklerinden biridir.

    Güzel ve yumuşak bir müzik dinlediğimizde yine bedenimizde hissettiğimiz gevşeme ve huzur da limbik sistem tarafından organize edilen bir diğer örnek olabilir. Bu tepki örnekleri doğal ve fizyolojik olası durumlara aittir.

    Eğer kişi uzun süredir olumsuz uyaranlar ile karşı karşıya ise (İşyeri huzursuzluğu, aile içi huzursuzluklar vb.) veya birden yüksek şiddette stres uyaranına maruz kalırsa ( depremde kalmak, ciddi trafik kazası geçirmek, çok sevdiğimiz birinin beklenmedik ölümü vb.) limbik sistem uyarana karşı organların fonksiyonlarını düzenleyerek o uyarani beden için zararsız hale getirme görevini yapamaz hale gelebilir. İşte bu durumda basit uyaranlar veya düşünceler tehlike uyaranı gibi algılanmaya başlar ve otonom sinir sisteminin çalışmasındaki dengenin bozulması sonucu organ fonksiyonlarında bozulmalar ortaya çıkar.

    İrritabl kolon, kronik kabızlık, adet düzensizlikleri, tiroit problemleri, nedeni belli olmayan infertilite sorunları gibi sorunların nedenlerinden biri de limbik sistem disfonksiyonu (düzgün çalışmama) olabilir.

    Akupunktur, bozulmuş limbik sistem fonksiyonlarını düzenleyen bir tedavi yöntemi olarak tüp bebek veya aşılama yöntemi ile çocuk sahibi olmak isteyen anne adaylarının vücutlarını uygulamaya hazırlama tedavisinden , spastik kolon, kronik kabızlık, adet düzensizliği, baş ağrısı, obeziteye kadar bir çok strese bağlı ortaya çıkan psikosomatik hastalıkların tedavisinde öne çıkmaktadır.Sonuç olarak akupunktur limbik sitemin fonksiyonlarını düzenleyebilir. Bunun yanı sıra; kişi limbik sistemine zarar verecek olumsuz uyaranlardan olabildiğince uzak durmayı başarmalıdır.

  • Ülseratif kolit

    Ülseratif kolit barsakların özellikle de kalın barsakların (kolon) tutulduğu, karakteristik olarak ülserlerle yada açık yaralarla seyreden enflamatuar bir hastalıktır. Hastalık belirtilerinin şiddetlendiği alevlenme dönemleri ile belirtilerinin azaldığı remisyon dönemlerinden oluşur. Hastalığın remisyona girebilmesi için çoğunlukla tedavi edilmesi gerekir. Hastalığın aktif dönemindeki en önemli özelliği kanlı ishaldir. Ülseratif kolit yaklaşık olarak her 100.000 kişiden 100’ünde görülmektedir. Hastalığın nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte genetik, çevresel, psikolojik faktörlere bağlı olabileceği düşünülmektedir. Bugün için en kabul gören teori ülseratif kolitin bir otoimmun hastalık olduğudur. Yani vücudun savunma sistemi kalın barsak mukozasını yabancı hücre gibi algılayıp bu hücrelere saldırmaktadır. (Bağışıklık sisteminin dengesi bozulmuştur.) Böylece kalın barsak yüzeyinde ülserler (yaralar) oluşmaktadır. Hastalık hafiften, çok ağıra kadar farklı klinik tablolar gösterebilmektedir. Tedavide asıl olarak immun sistemi baskılayıcı ilaçlar kullanılmaktadır. Hastalığın şiddetine göre yapılan medikal tedavi hastalığın semptomlarını baskılayabilmektedir. Şiddetli tutulumlarda ise cerrahi müdahale gerekebilmektedir.

    Ülseratif kolit tedavisinde, hastalık ister hafif olsun ister şiddetli, akupunktur tedavisi mutlaka denenmelidir. Zira akupunktur hafif olgularda ilaca olan ihtiyacı azaltabileceği gibi, kuvvetli olgularda da hastalığın şiddetini azaltarak daha baş edilebilir bir hale getirecektir. Akupunktur sadece ülseratif kolitte değil, birçok otoimmun hastalığın tedavisinde çok başarılıdır. Bu tedavide vücut bir bütün olarak ele alınır ve bağışıklık sistemindeki bozulan denge onarılır. Bağışıklık sistemimiz normalde çeşitli kimyasal maddeler üreterek kendisi için zararlı kabul ettiği bakterilere, virüslere (yanlış çalıştığı zaman da ülseratif kolitte olduğu gibi kendi dokularına) saldırır. Bu hastaların kan tahlillerinde söz konusu kimyasal maddeler (interlökin-1 beta, interlökin-4, Superoksitdismutaz, nitrik oksit, ICAM-1) ölçüldüğünde hep yüksek miktarda bulunur. Oysa akupunktur tedavisi gören ülseratif kolitli hastalarda söz konusu kimyasal maddelerin kanda azaldığı gösterilmiştir. Akupunktur ülseratif kolitli hastaların bağışıklık sistemini düzenlemenin yanı sıra, bu hastaların stresle başa çıkmalarına yardımcı olmak, stresin olumsuz etkilerinden zarar görmemek, daha huzurlu, sakin ve rahat olmalarını sağlayarak da hastalıklarının tedavisine yardımcı olur.

    Şüphesiz ki ülseratif kolitin ilk tedavisi medikaldir. Ülseratif kolit önemli ve ciddiye alınması gereken bir hastalık. Fakat klasik medikal tedavi ile tam gerileme (remisyon) sağlanamamış vakalarda diğer tedavi metotlarına başvurmak kaçınılmazdır. Bu metotlar içinde de akupunktur başı çekmektedir. Bugün akupunktur, dünyada ülseratif kolitli birçok hastanın tedavisinde kullanılmaktadır. Akupunkturun ülseratif kolit hastalığının tedavisindeki etkinliğini ispatlayan pek çok bilimsel makale mevcuttur. Şiddetli ülseratif kolit hastalarının hastalıklarının şiddetini azlatmak, hafif olguların da ilaç dozlarını azaltmak ve semptomsuz, rahat geçirdikleri süreyi en uzun hale getirebilmeleri amacı ile (hastalıklarının şiddetine göre) yılda her biri 10 seanstan oluşan 1 yada2 kür akupunktur tedavisi görmeleri çok faydalı olacaktır.