Etiket: Şişmanlık

  • Şişman çocuk, sağlıklı çocuk değildir !

    Geçen yüzyılın sonu itibarı ile bu “milenyumun” başından beri son 30-40 yıldır gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde şişmanlık topumun her kademesinde hem sayısal hem de derece olarak artmaktadır. Çocukluk ve ergenlik döneminde de bu artışın daha hızlı bir şekilde olması çeşitli tedbirler alınmasını zorunlu hale getirmiştir. Çocukluk dönemindeki şişmanlık sorunları erişkin hayata yansımakta, getirdiği birçok sağlık sorunları ile hayatın en verimli olabilecek döneminde karşılaşmak hayat kalitesini kötü etkilemektedir. Hem kendisine hem de topluma zararlı olmaktadır. Bu yüzden “Şişmanlık sigaradan daha tehlikeli olduğu ileri sürülmüş, aids'ten daha tehlikeli bulunmuş ve zaman zaman “çağın vebası” olarak nitelendirilmiştir. Maalesef bir tarafta yetersiz beslenme hatta açlıkla mücadele eden milyonlarca aç çocuk, diğer yanda modern hayat tarzının yansıması olarak bilinçsizce, dengesiz ve sağlıksız beslenme sonucu salgın bir hastalık halini alan şişmanlık sorunu giderek artmaktadır.

    Yapılan birçok çalışmanın sonuçlarına göre yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum, biyolojik faktörler, beslenme alışkanlıkları ve özellikle fiziksel aktivite azlığı şişmanlıktan sorumlu gösterilmiştir. Günümüz çocuklarının enerji yoğunluğu yüksek (yağ, şeker içeriği yüksek, lif içeriği düşük) besinleri ve şekerli içecekleri daha fazla tükettikleri ve daha az hareket ettikleri, dolayısıyla şişmanladıkları ortadadır. Damar hastalıkları, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kas-iskelet sistemi hastalıkları, uyku ve solunum bozuklukları oluşturarak yaşam kalitesini olumsuz etkileyen şişmanlık sadece kişiye özgü bir rahatsızlık olarak kalmayıp, ülke ekonomisine de olumsuz yönde etki eden bir problemdir.

    Biz ilkokul sıralarında iken koca okulda parmakla gösterilecek kadar az sayıda,bir iki “şişko” arkadaşımız bulunurdu ve okul idaresi, ya da ailelerimiz bize o arkadaşlarımızla “şişko” diyerek alay etmememizi tembihlerlerdi.Bundan 30-40 yıl önce şişmanlıkiyi beslenme, güç, refah, sağlık ve itibar göstergesi sayılırdı ve alay etmek bir tür zenginlikle alay etmek sayılırdı. Yıllar sonra bu tabiri kullanmak serbest ve teşvik edilir oldu. Çünkü Şişmanlık, yani şişkoluk artık itibarlı bir durum olmaktan çıktı ve tehlikeli bir sağlık sorunu olmaya başladı. Şişman çocukların sınıf arkadaşlarının eğlence konusu oldukları, oyun arkadaşı olarak tercih edilmedikleri, yarışmalara katılamadıkları bu nedenle sosyal yaşamlarının olumsuz etkilendiği, öz güvenlerinin az olduğu ve özellikle şişman kızlar arasında depresyonun yaygın olduğu bildirilmiştir.

    Hastanede pediatri polikliniklerinde boy-kilo standart çizelgelerine göre dikkat edilse % 30'a yakını ya aşırı kilo ya da “obez” olduğu tespit edilebilmektedir. Bu sorun özellikle ekonomik gelişme basamaklarında yukarı doğru tırmanan ülkelerde, eğitime yeteri kadar zaman ayırmayan toplumlarda bilinçsizce yeme ve içme alışkanlıklarının gelenekselden uzaklaşması ve abur cubur tabir edilen beslenme şekline kayması ile okul çocuklarında oran daha da artmaktadır. Ailelerde “biz zamanında bulup yiyemedik çocuklarımız yesin!” anlayışının üstesinden gelinmedikçe bu sorun artarak devam edecektir.Bunun üstesinden gelebilmek için “Dumansız Hava Sahası” kampanyalarında olduğu gibi toplu bir şekilde eğitim ve kanuni düzenlemelerle kampanyaları başlatıp sürdürmek gerekir. Bir zamanlar sigara içmek gençler arasında itibarlı, kendine güven göstergesi iken bu gün sigara içen toplum dışına itilmektedir. Bu da gösteriyor ki kampanyalar iyi yürütülürse sonuç almak mümkün olabilmektedir. Son yıllarda, geç kalmak pahasına da olsa, Dünya Sağlık Örgütü'nün öncülüğünde birçok ülkede sağlıklı beslenme ve fiziksel akitivite alışkanlığı ile aktif bir yaşam biçimini benimsemeyi ve bu yolla şişmanlıktan korunmayı amaçlayan önlemler başlatılmıştır.

    Dünya Sağlık Örgütü şişmanlığı “sağlığı bozacak şekilde yağ dokularında anormal veya aşırı yağ birikmesi” olarak tanımlamıştır. Erkeklerde yağ dokusu oranın %25, kadınlarda ise %30'un üzerine çıkması durumunda şişmanlık gelişmektedir. Vücutta aşırı yağ depolanması ile ortaya çıkan şişmanlık, çocuklarda fiziksel ve ruhsal sorunlara sebep olan bir enerji metabolizması bozukluğudur.

    Şişmanlığı belirlemek için birçok yöntem olmasına rağmen çocuklarda Beden Kitle İndeksi (BKİ) kullanılmaktadır. BKİ, bireyin vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m) karesine (BKI= kg/m2) bölünmesiyle elde edilen bir değerdir. Oluşturulan persentil çizelgelerinde BKİ'nin yaşa ve cinsiyete göre 95.persentilin üstünde olması Şişmanlık, 85.persentilin üstünde olması ise aşırı kilolu olarak değerlendirilmektedir.

    ŞİŞMANLIK NASIL OLUŞUR?

    Çocukluk ve ergenlik dönemindeki şişmanlık nadiren bir hastalığa bağlı olarak gelişmektedir. Hemen akla gelenin aksine hormon bozukluğu ya da genetik hastalıklara bağlı şişmanlık vakaların %10'unu geçmemektedir. Tüm dünyada özellikle çocukluk çağı şişmanlığındaki artışın sadece genetik yapıdaki değişikliklerle açıklanamayacak derecede hızlı olması nedeniyle, şişmanlığın oluşumunda çevresel faktörlerin rolünün ön planda olduğu kabul edilmektedir. Aşırı kilolu olma bir enerji dengesizliğidir. Alınan enerji ile harcanan enerji arasında bir dengesizlik olduğunda şişmanlık görülüyor. Genellikle aşırı yemek yeme, sebze tüketmeme, fiziksel aktivite yapmama ve fastfood beslenmeyi bir alışkanlık haline getirme ile ortaya çıkmaktadır. Okul öncesi dönemde çocukların beslenmelerinde başkasına bağımlı olması şişmanlığın sorumlusunun anne, baba, aile yakınları özellikle anneanne-babaanneler ya da bakıcılarıdır. Beslenmeleri incelendiğinde şişman çocukların şekerleme, çikolata, cips, bisküvi, hazır meyve suları gibi besleyici değeri düşük enerji değeri yüksek besinleri sık tükettiği saptanmıştır. Şişmanlık probleminin çocukların çok fazla televizyon izlemeleri(günde 3-5 saat) sonucunda hareketsiz kalmalarına ve televizyonda gördükleri besin değeri düşük ama yağ oranı fazla olan besinlere özenmeleri ve bunları sık sık tüketmelerine de bağlanıyor.

    HANGİ YAŞLAR RİSKLİ DÖNEMLERDİR?

    Çocuk doğduktan sonraki ilk yıl içerisinde yağ hücrelerinin büyüklükleri yaklaşık iki kat artmaktadır. Ancak bu dönemdeki yağlanmada artış ileriki dönemde oluşabilecek şişmanlık için iyi bir gösterge değildir. Çocukluk yaş grubunun şişmanlığın ileriki yıllarda görülmesi açısından en önemli dönemi 4–11 yaşlarıdır. Buna ek olarak ergenlik dönemi dediğimiz 13–18 yaş arası da erişkin döneme geçişte yağlanmanın hızlandığı dönemdir. Çocukluk dönemindeki şişmanlığın her zaman mutlak şekilde erişkin dönemde de şişmanlıkla sonuçlanacağı beklenmez.

    Şişmanlığın Tedavisi

    Şişmanlığın tedavisi, bireyin kararlılığı ve etkin olarak katılımını gerektiren, tedavisi zorunlu, uzun ve süreklilik arz eden bir süreçtir. Oluşumunda pek çok faktörün etkili olması, bu hastalığın önlenmesi ve tedavisini son derece güç ve karmaşık hale getirmektedir.

    Şişmanlık tedavisinde amaç, gerçekçi bir kilo kaybı hedeflenerek, şişmanlığın hastalık oluşturma ve hasta bırakma risklerini azaltmak ve yaşam kalitesini yükseltmektir. Vücut ağırlığının 6 aylık dönemde %10 azalması, şişmanlığın yol açtığı sağlık sorunlarının önlenmesinde önemli yarar sağlamaktadır.

    Şişmanlık tedavisinde anne-babaların da dahil edildiği daha çok kişisel ya da grup tedavileri ile tıbbi beslenme, fiziksel aktivite ve davranış değişikliğine yönelik ayrı ayrı ya da birlikte programlar uygulanmakta, psikolojik tedaviler yapılmakta, sayıları az da olsa kamplar düzenlenmektedir. Daha ötesi erişkinlere olduğu gibi, çocuklara da sıkı diyet ve egzersiz programları, hatta ilaç reçeteleri uygulanmakta, akupunktur yapılmakta, cerrahi yöntemlere bile başvurulmaktadır.

    Kronik bir hastalık olarak tanımlanan şişmanlığın tedavisi, diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi zor ve zaman alıcıdır. Buna karşın büyüyen-gelişen çocukların tedavisi, erişkinlerden daha kolaydır. Tedavi, yaşa uygun beslenme, fiziksel aktivite ve davranış değişikliği programlarını içeren multidisipliner bir yaklaşımı gerektirir. Böyle bir yaklaşımla, sağlıklı ve kalıcı bir yaşam biçiminin benimsenmesi hedeflenir.

    İki yaşın altındaki çocuklara, büyüme ve gelişmenin erken yaşlarda olumsuz etkilenmemesi için, hiçbir şekilde zayıflatıcı tedavi (diyet) önerilmez. Zaman içinde, yeterli ve dengeli bir beslenme alışkanlığına sahip olması sağlanır. Bebeklik döneminde;0-6 ay tek başına anne sütü ile beslenmeye özen gösterilmelidir. Anne sütü alan bir bebeğin aşırı kilo alıyor olması ilerde şişman olacağını göstermez. Anne sütünün yokluğunda, uygun bir hazır mama seçilmeli ve normal konsantrasyonda hazırlanmalıdır. Uygun hazırlamak için su ve mama ölçeğine dikkat edilmelidir. Susuzluğu gidermek için meyve suyu, süt, vb. içecekler yerine su tercih edilmeli, Süt, yoğurt, meyve suyu gibi besinlere şeker, reçel, pekmez, bal ve/veya bisküvi ilave edilmemeli, Ek besinlere 6. aydan sonra başlanmalı, Uzun süreli biberon kullanımından kaçınılmalı, biberon yerine 6-8. aydan itibaren kaşık, bardak benzeri gereçler kullanılmalıdır.

    İki-yedi yaş arası çocuklarda, yaşa uygun sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite esas alınarak, ağırlık artışı durdurulur. Yedi yaşın üstündeki tüm şişman çocuklara (Beden Kitle İndeksi 95. persentilin üstü), dikkatli bir izlemle zayıflama diyetleri/programları da önerilmektedir. Ancak, DSÖ, zayıflama diyetlerinin ciddi/ağır şişmanlara ya da hipertansiyon, hiperlipidemi, hiperinsülinemi gibi komplikasyonları olanlara uygulanmasını önermektedir. Ağırlık kaybı şişmanlığın derecesine göre 1-3 kg/ay şeklinde belirtilmektedir.

    Şişmanlığın önlenmesi açısından okullar çok önemlidir. Çünkü çocuklar, özellikle de özel okullarda okuyan çocuklar, günün önemli bir kısmını okulda geçirirler. Bu nedenle okullar, sağlıklı bir yaşam için yalnızca eğitimin geliştirilmesi değil, beslenme ve fiziksel aktivite konularında da olumlu değişikliklerin yapılabileceği, geliştirilebileceği ortamlardır.

    Günümüz koşullarında, özellikle büyük şehirlerde, yeşil alanların azalması, yeterli oyun alanlarının bulunmaması, sokakların güvenli olmaması, annelerin çalışıyor olması gibi nedenlerle çocuklar kapalı alanlara hapsedilmekte, televizyon ya da bilgisayara mecbur edilmektedir. Bir sokak ötede bile olsa okullara servis araçları ile gidilmesi, anadolu liseleri-kolejler ve üniversite giriş sınavları için dersanelerde ya da özel derslerde oturarak hızla zaman geçirilmesi, beden eğitimi derslerinin test çözümlerine ayrılması, ailenin egzersiz yapma alışkanlığının olmaması, merdiven yerine asansör kullanılması, çocuklarda hareketsizliğe, dolayısıyla şişmanlığa neden olmaktadır. Bunların önlenmesi ile aşırı kilo alımı tedavi aşamasına gelmeden önlenecektir.

    Bütün bu çabalara karşın, çocuklarda şişmanlığın tedavisi yüz güldürücü değildir. Kısa vadeli çalışmalarda, iyimser sonuçlar alınıyor gibi gözükse de genellikle başarısızdır. Tedavinin uzun süreli yararlarına ilişkin çalışmalar çok azdır. Bu nedenle şişman çocuklar yaşamlarına, çoğunlukla şişman ergenler ve erişkinler olarak devam etmektedirler. Bu durum ise, bir yandan ekonomik giderlere yansırken, diğer yandan çocuğun ve ailenin ümitsizliğe düşmesine ve psikolojik yükünün artmasına neden olmaktadır.

    Beslenmede değişiklikler yaparak çocuklarda şişmanlığı tedavi etmek, kolay gibi gözükmektedir. Oysa pratikte oldukça güç bir iştir. Çocuklar arkadaşlarından ya da ailenin diğer üyelerinden kendilerini ayrı tutan bir beslenme/diyet programına uymayı zor ve itici bulurlar. Uysalar hile aile çevresinden güçlü desteğe gereksinim duyarlar. Daha ötesi anne ve babası yemek alışkanlıklarını değiştirmekte isteksiz olan çocuğun kendisinin, yemek alışkanlıklarını değiştirmesini beklemek anlamsızdır.

    Çocukların pek çoğu beslenme konusunda kendi tercihlerini yapabilir. Anne-babalar bu durumu negatif etkiledikleri, özellikle de zayıflama programları boyunca aşırı kontrollü davrandıkları bildirilmektedir. Örneğin, beslenme konusunda, çocuklarına sağlıklı besinler yerine tatsız-tuzsuz seçenekler sunmak, hatta biraz daha ileri giderek yasakçı davranmak, mutfak kapısını kilitlemek, bazen de sebze yemeğini bitirmeleri halinde, çocuklarını sevdikleri bir başka besinle ödüllendirmek gibi hatalı davranış sergiledikleri belirtilmektedir.

    Sonuç olarak, tüm dünyada bulaşıcı hastalık şeklinde artan çocuklarda şişmanlığın önlenebilmesi için bebeklikten itibaren yaşa uygun sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin benimsendiği bir yaşam biçimine sahip olunmalıdır. Ne yazık ki, çocuklar ve anne-babaların ortaklığıyla aile içinde alınan tedbirlerle ya da yalnızca okulda alınan önlemlerle, bu hedefe ulaşmak mümkün değildir. Hedefe ulaşmak, ancak çocuklar, anne-babalar, aile çevresi, okullar, yerel yönetimler. hükümetler, sivil toplum örgütleri, özel sektör, medya, uluslararası kuruluşlar arasında bir ortaklıktan oluşan, kapsamlı bir ortaklık ya da eylem planı ile olasıdır.

  • Şişmanlık : obezite

    ŞİŞMANLIK : OBEZİTE

    Normal insan vücudunda yağ dokusunun ağırlığı toplam vücut ağırlığımızın % 16 – 17 si kadardır. Bu oranın % 30 u geçtiği her insan şişman (obez) sayılır.
    Yaygın bir inancın tersine, alışılmış şişmanlık (yada adi şişmanlık) bir iç salgı bezi fonksiyonu düzensizliğine değil, kalori bakımından çok zengin ve dengesiz bir beslenmeye bağlıdır. Nitekim bütün tüketim toplumlarında şişmanlığın çok sık görülmesinin nedeni budur.

    Şişmanlık gerçek bir hastalıktır. Şişmanlık, kalp ve damar hastalıkları, hipertansiyon, psikolojik bozukluklar ve bazı ruh hastalıklarına, akciğer hastalıklarına, metabolizma hastalıklarına (gut hastalığı, diyabet hastalığı vb) ve romatizma hastalıkları gibi bir çok ciddi hastalıklara neden olur. Bu tehlikeler her şişmanlığın mutlaka tedavi edilmesi gerekliliğini açıklar. Tek tedavisi az kalorili beslenme rejimi uygulamaktır.

    ŞİŞMANLIĞIN NEDENLERİ

    Şişmanlık, teorik olarak yağ hücresi fazlalığına bağlı olabilir. Gerçekten ilk çocuklukta aşırı yemek etkisiyle bazen çok şiddetli bir yağ hücresi sayısı artışı olursa bu artış çok geçmeden kalıcı bir duruma gelebilir. O halde yağ hücresi sayısı artışı yoluyla oluşan şişmanlıkların kökeni çok küçük yaşlara dayanmaktadır ve daha sonra yağ hücrelerinin sayısı azaltılmasa bile her birinin depoladığı yağ miktarı azaltılabilir.

    Süt çocuğunda kilo fazlalığı, çoğumuzun düşündüğü gibi bir sağlık belirtisi olmayıp tersine çocuğun geleceğini ciddi biçimde tehdit eder.

    Şişmanlığın temel özelliği, ölçüsüz olarak genişleyen ve yağ depolarıyla şişen yağ hücrelerinin belirgin olarak büyümesidir. Bu yüklemenin ilk ve temel nedeni harcanana oranla fazla miktarda besin maddesi alınmasıdır.

    Hareketsiz insanın vücut etkinliği azdır ve iştahı yüksek olup çok yemek yer. Bununla birlikte bazı kimselerin iştahlı olup zayıf kalabildikleri, bazılarının az yemek yedikleri halde şişman oldukları bir gerçektir. Bunu en güzel eski sporculara bakarak görebilirsiniz. Bir çok ünlü sporcu genç ve aktif olarak sporla uğraşırken daha doğrusu hareketli ve aktif olduğu dönemde zayıf bir vücuda sahiptir. Sporu bıraktıktan sonra ve ilerleyen yaşla birlikte artan iştah nedeniyle hızla kilo alırlar ve şişman insanlar olarak hayatlarına devam ederler.

    Bu durumda yağ hücrelerinin yağ yapımındaki anormal tutumunu açıklayabilmek için bir enzim düzensizliği ( metabolizma reaksiyonlarını kolaylaştıran ve hızlandıran bir enzim) bir sinir sitemi yada iç salgı bezleri düzensizliği sorumlu tutulabilir.

    KLİNİK BELİRTİLER

    Fazla yemeye (yemekler arasında atıştırılan küçük pastalar ve şekerlemeler) bağlı olan ve bedensel etkinliklerle karşılanamayan adi şişmanlığa 40 – 55 yaşlar arasındaki kişilerde çok sık rastlanır.

    Erkekte yağ fazlalığı daha çok boyun, ense ve göbek bölgesinde görülür. (Android tip şişmanlık)

    Kadında ise yağ fazlalığı en çok göğüste, omuzlarda, kalçalarda ve bacakların üst bölümündedir. (Jinoid tip şişmanlık)

    Gerçekte görünümler bu kadar kesin değildir. Aynı kişide hem erkek tipinde (Android) şişmanlık, hem de kadın tipinde (Jinoid) şişmanlık görülebilmektedir. Aynı biçimde bir kişide genellikle karşı cinste görülen bir yağ fazlalığı tipi de saptanabilir.

    Şişmanlığın etkilerini değerlendirebilmek için sistemli olarak ;

    Diyabet hastalığı aramak için Açlık kan şekeri ve HbA1C düzeyi ölçümü,

    Gut (damla) hastalığı aramak için kanda Ürik asit düzeyi ölçümü,

    Yükselmeleri damar sertliği oluşumunda rol oynayabilen kan lipid düzeyi, kan trigliserit düzeyi ve kan kolesterol düzeyleri ölçümleri,

    Şişmanlardaki solunum yetmezliği çoğunlukla eritrosit (alyuvar) artışıyla birlikte görüldüğünden kan formülü (hemogram),

    Analizlerinin yapılması gereklidir.

    Tedavi edilmezse şişmanlık, bir çok hastalığa yol açar. Şişmanların ortalama ömürleri genel topluma oranla daha kısadır. Amerika Birleşik Devletlerinde sigorta şirketleri hayat sigortası yaparken, şişman insanlar için ek bir prim daha alırlar. Beslenme rejimi yeterince erken düzenlenirse hastalıkların ortaya çıkması engellenebilir.
    Şişmanlık tedavisi mutlaka hekim kontrolünde yapılmalıdır. Birden bire kilo vermek sağlık açısından bir çok riskler ve tehlikelerle doludur. Kilo verirken hem Hekim kontrolü hem de yavaş yavaş irade ile beslenme alışkanlığının değiştirilmesi ile ideal kiloya erişilmelidir.

    Sonuç olarak şişmanlık yalnız fiziksel bir görünüm bozukluğu değil, tehlikeli sonuçları olan, kalp ve damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet hastalığı, gut hastalığı, metabolizma hastalıkları ve diğer bazı rahatsızlıklara yol açabilen gerçek bir hastalıktır.

    Kötü beslenme alışkanlıkları, fast food tipi beslenme, şekerden fazla besinlerle beslenme, çok miktarda çikolata, gofret, şekerleme düşkünlüğü, kolalı ve şekerli içeceklere fazla düşkünlük, fazla miktarda kırmızı et tüketimi, kalori bakımından zengin yemekler, hareketsizlik, spor yapmama, tüketim toplumlarında gözlenen kalpte koroner damarların tıkanmasına (koroner yetersizliğine), damar ve beyin hastalıklara neden olarak ölüm oranını yükseltir.

    Şişmanların ortalama hayat süresi, genel topluma oranla 10 yıl daha kısadır.

    Bu tek örnek bile, şişmanların zaman geçirmeden ve şişmanlıktan kaynaklanan hastalıkları ortaya çıkmadan önce, düşük kalorili rejimle beslenmeye geçmeli, diyette hayvansal besinleri kısıtlanması gerekli, bitkisel, sebze, meyve tarzı beslenmeye geçmeli, beyaz ekmeği terk etmeli, günlük az miktarda tam buğday ekmeği ile beslenmeli, düzenli olarak her gün spor yapmalı en azından bir saat yürüyüş yapmalıdır.

    İşin en önemli yanı kişinin kendi iradesi ile BEN ZAYIFLAYACAĞIM diye mutlak olarak kendine inanması gerekildir.

    Sonrada mutlaka Hekim kontrolünde bir Diyetsiyenden profosyonel yardım alınmalı ve mutlak azim, sebat ve kararlılık ile zayıflamaya başlanmalıdır.

    Unutmayın ki sadece İnanmak ve İstemek bile bir işin yarı yarıya başarılması demektir. Siz yeterki inanın ve isteyin, gersi zaten kendiliğinden gelecektir.

    Sağlıklı günler dileği ile….

    Uzman Dr.Ali AYYILDIZ
    Veteriner Hekimi – İnsan Anatomisi Uzmanı Dr.

  • Obezite nedir

    OBESİTE (ŞİŞMANLIK) NEDİR?

    Obesite – Şişmanlık vücutta yağların normalden fazla olması anlamına gelen bir hastalıktır. Bu durumda yağ dokusunun oranı diğer dokulara göre artmıştır. Bedendeki toplam yağ kadar, yağın dağılımı da önemlidir. Şişmanlık vücutta yağların toplandığı bölgeye göre sınıflandırılabilir:

    1.Generalize şişmanlık

    2.Üst taraf şişmanlığı

    3.Alt taraf şişmanlığı

    Generalize Şişmanlık : Dengeli bir şişmanlıktır. Vücudun her tarafı kiloludur. Erkeklerde ve hanımlarda aynı oranlarda görülen bir tip şişmanlıktır. Generalize şişmanlık akupunktur tedavisine iyi cevap verir. Eğer hastanın selülit problemi de varsa mezoterapi yöntemi de akupunkturla kombine edebilir. Bu tip şişmanlarda kandaki kolesterol düzeyine bakmakta fayda vardır. Kandaki kolesterol düzeyi yüksek bulunursa ona göre uygun özel kolesterol düşürücü bir diyet listesi verilmelidir.

    Üst Taraf Şişmanlığı : Göbek, göğüs ve kollarda yağlanma ile kendini gösteren şişmanlık tipidir .Bacaklar normaldir ve kalçalar dardır. Erkeklerde bu tip şişmanlık oldukça sıktır. Genetik sebeplerin dışında bazı hormonal sebepler de üst taraf şişmanlığa yol açabilir. Kortizon grubu hormonlar özellikle üst taraf şişmanlığı yaparlar. Bu tip kilolu insanlarda damar sertliği, yüksek tansiyon ve kalp – damar hastalığı riski vardır. Kandaki kolesterol düzeyine ve açlık kan şekerine bakmak lazım ve ona göre diyet hazırlamak lazım. Bel çevresi ölçümü erkeklerde 102 cm ve kadınlarda 88 cm üzeri ise kalp-damar hastalık riski vardır demektir. Üst taraf şişmanlığı akupunktur tedavisine iyi cevap verir.

    Alt Taraf Şişmanlığı : Alt karın, kalça ve bacaklarda yağlanma vardır. Hanımlarda daha sık görülür. Genetik sebepler dışında, bazı hormonal sebepler, yaşam tarzı ve beslenme bozuklukları de alt taraf şişmanlığa yol açabilir. Mesela kadın hormonların dengesizliği, adet düzensizlikleri, hamilelikler, menopoz, ayrıca doğum kontrol amaçlı veya adet düzenleme amaçlı kulanılan östrojen ve/veya progesteron gibi hormonları içeren ilaçlar alt taraf şişmanlığa yol açabilir. Bu tip şişmanlıkta lenfatik dolaşım bozuklukları ve venöz dolaşım bozuklukları de vardır. Alt taraf şişmanlığı her yaşta ortaya çıkabilir. Oldukça yaygın bir şişmanlık tipidir. Uygun diyetle, akupunktur ve mezoterapiyle iyi sonuç alınabilmekte.

    Zayıflama döneminde tekrarlanan vücut analizler sayesinde bahsedilen bölgelerde yağ kaybı / kas kazanımı oranı, metabolizma yaşı ve metabolizma hızınızın değişimini, verdiğimiz sağlıklı diyet sayesinde vücudun protein, mineral ve sıvı oranların ideal değerlere kaydığını görmekteyiz..