Etiket: Sinir

  • Brakial pleksus yaralanmalarında tedavi yaklaşımlarım

    Brakial pleksus yaralanmalarında tedavi yaklaşımlarım

    Askeri hekimlikte çok sık karşılaştığım bir yaralanma şekli olan Brakial pleksus yaralanmaları mesleki deneyimlerimlerime göre sinir yaralanmalarının en ağır şeklidir fakat tedavisi imkansız değildir. İyileşme süreci biraz uzun ve sabır gerektirir fakat uygun cerrahi yaklaşımlarla ve zamanlama ile yüz güldürücü sonuçlar alınabilir.

    Travmatik Brakial Pleksus yaralanmaları 3 şekilde meydana gelir. Bu yaralanmalar sonucu alt, orta ve üst sinir köklerinde ya da tümünde sinir yaralanması olabilir. Bu hastalarda eşlik eden damar yaralanmaları ve kemik kırıkları da olabileceği düşünülmeli ve gerekli tetkikler yapılmalıdır. Ağır düzeyde ve kalıcı fonksiyon kayıpları olabileceğinden uygun zamanda cerrahi müdahale yapılmalıdır. Hastaların büyük bir kısmında kolun nörolojik fonksiyonlarındada belirgin düzelme sağlanır.

    Brakial Pleksus sinirlerinde yaralanmalar şu şekillerde gelişebilir;

    Kesici, delici ve ateşli silahlarla yaralanma; Bıçak ya da cam gibi kesici aletlerle brakial pleksus sinirlerinin kesilmesi sonucu olabilir. Bunun dışında tabanca, tüfek mermileri yada şarapnel ile yaralanma sonucunda da pleksus sinirlerinde hasarlanma olabilir.

    Kesici aletlerle yaralanmalarda zaman kaybetmeden sinir tamirine yönelik cerrahi tedavi uygulanmalıdır. Erken cerrahi sonuçları her zaman daha iyidir. Ateşli silahlarla yada şarapnel ile yaralanma da ise yaklaşık 3 haftalık bir süre yara iyileşmesi ve antibiyotik tedavisi için beklenmeli ve bu sürede herhangi bir düzelme yoksa MR ile yaralanma yeri tespit edilerek sinir tamiri yapılmalıdır.

    Künt travma ile yaralanma; Omuzun aşağıya doğru aşırı bastırılması, başın ise omuzdan ayrılacak şekilde kuvvete maruz kalması ki bunlar başta motorsiklet kazaları olmak üzere trafik kazaları sonucu meydana gelir, sonucu ortaya çıkan sinir hasarlarıdır.

    Bu tür yaralanmada MR ile inceleme yapılarak sinir köklerinde omurilikten çıkış yerinden kopma var mı yok mu bakılmalıdır. Bunlar en ağır hastalardır. Bu tür hastalara en geç 3 ay içerisinde sinir transferi yapılabilir.

    Meme ve akciğer kanseri hastalarında Radyoterapi tedavisini mütakip rasyasyona bağlı brakial pleksus hasrları gelişir. Sinir ileti testleri (EMG) ve MR Nörografi incelemelerini mütakip ağır fonksiyon kaybı ve şiddetli ağrısı olan hastalarda cerrahi tedavi uygulanmalıdır.

    Cerrahi tedavi sonrası belirgin nörolojik iyileşme ve ağrı kontrolü sağlanabilir. Ameliyat öncesi ve sonrası fizik tedavi iyileşme sürecinin vazgeçilmez bir parçasıdır.

  • El bileği kanalında sinir sıkışması (karpal tünel sendromu)

    El bileği kanalında sinir sıkışması (karpal tünel sendromu)

    Karpal Tünel Sendromu Nedir ?

    El parmaklarının hareket ve hissinin sağlanmasında önemli bir rolü bulunan ve median sinir olarak isimlendirilen yapının, el bileği hizasında sıkışmasına bağlı olarak ortaya çıkan bir durumdur. Sinir sıkışmaları içinde en sık görülen rahatsızlıktır.

    Median sinir, el bileğinin iç kısmında parmakları hareket ettiren 9 adet tendon ile beraber karpal tünel denen dar bir boşluk içinden geçer. Görevi; başparmak, işaret parmağı ve orta parmağın iç yüzünün tamamı ile yüzük parmağının iç yüzünün dış yarısının hissetmesini sağlamaktır. Ayrıca parmakların ince bir takım hareketleri yapmasını sağlayan kasların çalışmasında da rol alır. Sinirin, karpal tünel içinde bir şekilde uzun süreli bir basınca maruz kalması karpal tünel sendromuna neden olur.

    Karpal Tünel Sendromu Kimlerde Sık Görülür ?

    Karpal tünel sendromu daha çok kadınlarda ve 40-60 yaş arasında sıklıkla görülür. Çoğunlukla belirgin bir sebep bulunamaz. Özellikle el bileğinin sürekli bükülü pozisyonda kaldığı durumlarda (daktilo, klavye kullanmak vb.) veya el ve el bileğine sürekli yük binen işlerde çalışanlarda daha sık görülür.

    Ayrıca şeker hastalığı, romatoid artrit, hipotroidi, aşırı şişmanlık ve gut gibi diğer başka problemlerin etkisiyle de ortaya çıkabilir. Gebelik döneminde vücut sıvılarının artması, karpal tünel içinde basınç artışına bu da geçici olarak karpal tünel sendromu belirtilerinin oluşmasına yol açabilir.

    El-Bilek Kanalı Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

    • Geceleri ellerde ortaya çıkan, zaman içinde giderek şiddetlenen uyuşmalar ve ağrılar. Uykudan uyandıracak kadar kötü olabilir ve kola, omuza yayılabilir.
    • Avuç içinde ve parmaklarda his kaybı veya elektrik çarpması hissi. Özellikle baş, işaret ve orta parmaklarda görülür.
    • Elde kuvvet kaybı, tutamama, tutulan objeleri düşürme.
    • Eli sallamakla bu ağrıların hafiflemesi.

    Neden Olur?

    El-Bilek Kanalı Hastalığı, hekimler tarafından çok eskiden beri bilinmesine rağmen başka hastalıklarla karışabilmekte ve çoğu zaman hastalar doğru tanı alamadığı için hekim-hekim dolaşmaktadır. El-bilek kanalı hastalığı yerine boyun fıtığı tanısı alarak ameliyat olmuş ancak şikayetlerinden kurtulamamış hastalara sık rastlanmaktadır.

    El bileği karışık bir anatomik yapıya sahiptir. Parmak ve el hareketlerini sağlayan adele-sinir-damar kompleksi buradan geçerek, dağılır. Median sinir dediğimiz, başparmak ve işaret parmağının hareket ve duyusunu sağlayan bir sinirde bileğin iç yüzünün ortasından geçerek el içinde dallara ayrılır. Bu sinirin üstü, el bileği hizasında ve kısmen de avuç içinde kalın koruyucu özelliği olan bir bandla kaplıdır. Bu koruyucu bant, orta yaşlara doğru çeşitli nedenlerle kalınlaşarak, altında kalan ve koruduğu siniri sıkıştırır. En sık nedeni aşırı kullanmaya bağlı bant kalınlaşmasıdır. Özellikle bileğine yük vererek senelerce çalışan kimselerde, daktilo-bilgisayar kullanlarda, örgü ören ve yoğun ev işleri yapan ev hanımlarında, oto tamircileri gibi el bileğini çok kullanan kişilerde sık ortaya çıkar.

    Bazen bu hastalık, başka bir hastalığın parçası olarak karşımıza çıkabilir.

    • Diabetes Mellitus
    • Hipotiroidizm
    • Akromegali
    • Romatoid Artrit
    • Gut gibi..

    Nasıl Teşhis Konulur?

    Tanı, şikayetlerin ayrıntılı öyküsü ve bu duruma yol açacak diğer nedenlerin araştırılmasıyla konulur. Boyun fıtığı ve kireçlenmesi tanısı konan hastaların bir kısmında, el-bilek kanalı hastalığı da mevcut olup, bu duruma çift darlık adı verilir. Hem boyunda omurilik ve sinir kökü sıkışmıştır hem de el bileği kanalı darlığı mevcuttur. Boyun MR’ı ve ENMG (sinir elektrosu) tetkikleri yapılarak tanı kesinleşir.

    El-Bilek Kanalı Hastalığının Tedavisi

    Başlangıçta;

    • Aşırı kullanmayı engellemek, el bileğine aşırı yük binmesine neden olacak işlerden kaçınmak
    • Ağrı kesiciler ve antienflamatuvar ilaçlar
    • Bilek egzersizleri
    • El bileği atelleri, gece atelleri
    • Lokal ya da sistemik kortizon enjeksiyonları, çoğu kimse için yeterli olmaktadır.

    Ancak zaman içinde şikayetler tekrar başlar ve kalıcı çözüm basit bir cerrahi girişimle sinirin serbestleştirilmesidir. Lokal veya genel anestezi altında, mikroskop kullanılarak el bileğinden avuç içine doğru yapılan 1-2 santimlik bir kesiyle, sinirin üstündeki bant kesilerek, sinirin sıkışması ortadan kaldırılır. Bu yöntem kalıcı bir rahatlamaya neden olur. Ameliyat sonrası 3-5 gün el bileği istirahatini takiben, hasta normal yaşantısına döner.

  • Sinir sıkışması nedir? Tedavisi nasıl olur

    İnsanın elini, kolunu, bacağını hareket ettirmesini sağlayan emirler beyninden bu bölgelere sinirlerle taşınır. Tabii ki bu sinirler vücudun içinde yol alırken kemiklerin, kasların yanından geçerler. İşte buralarda çeşitli nedenlerle ezilmeye maruz kalırlarsa, yani sinir sıkışması olursa; taşıdıkları sinyallerde aksama olur. Adeta bir kablo veya hortum ezildiğinde, elektriksel iletimde bozukluk olması gibi, söz konusu sinir sıkışması uyuşma-karıncalanma- hissizleşme diye adlandırılan duyu bozukluklarına, ağrıya ve en sonunda da felç dediğimiz güçsüzlüğe yol açar.

    Fizik tedavi ile geçmeyen sinir sıkışmasının en başarılı tedavisi ise basitçe siniri sıkıştığı yerden kurtarmaktır ve bu ancak beyin ve sinir cerrahlarının yapabileceği bir iştir. Tabii ki sinirin tam olarak sıkıştığı yeri deneyimli ellerde yapılan elektriksel ölçümler yani EMG ve MR Nörografi gibi ileri teknoloji gerektiren yöntemlerle saptadıktan sonra.

  • Boyun fıtıkları neden olur ve tedavileri nelerdir?

    Boyun fıtıkları neden olur ve tedavileri nelerdir?

    Boyun ağrısı şikâyeti ile günlük hayatta sıklıkla karşılaşılmaktadır. Çoğu zaman boyun ağrıları şiddetli olmaktadır. Boyun kasları pozisyona bağlı bilgisayar başında çalışırken veya ev işleri ile ilgilenirken öne eğilme durumunda gerilebilir. Çeşitli romatizmal hastalıklarda boyun ağrısı ile sıklıkla karşılaşılmaktadır. Fakat bazen boyun ağrıları medikal tedavi gerektirecek kadar şiddetli olabilir.

    Aşağıdaki durumlarda medikal tedavi alabilmek için doktorunuza başvurunuz:

    Boyun ağrınız omuz ve parmaklara doğru yayılıyorsa,

    El veya kolda uyuşma, karıncalanma veya kuvvetsizlik varsa,

    İdrar-gaita inkontinansı durumlarında,

    Çenenin göğse değirilmesinde problem varsa,

    Bulgular

    Boyun ağrısının lokalizasyonu ve şiddeti ağrıya neyin yol açtığını göstermede önemli ipuçları göstermektedir. Doktorunuza baş ve boynunuzun hangi pozisyonda rahat olduğunu veya ağrının hangi pozisyonda rahatladığınızı bildiriniz.

    Doktora ne zaman gidilmelidir?

    Boyun ağrınız omuz ve parmaklara doğru yayılıyorsa,

    El veya kolda uyuşma, karıncalanma veya kuvvetsizlik varsa,

    İdrar-gaita inkontinansı durumlarında,

    Çenenin göğse değirilmesinde problem varsa,

    Boyun ağrısı nedenleri

    Boyun ağrıları boynun zorlamaktan kaynaklanabileceği gibi boyun fıtıkları veya omurga tümörleri gibi daha önemli hastalıklar nedeniyle de ortaya çıkabilmektedir.

    Kas gerilmesi

    Boyunun uzun süre arabada, çalışma masasında ve bilgisayar önünde bükülü şekilde kalması kasların gerilmesi ve zorlanmasına yol açar. Özellikle boyunun arka tarafındaki kaslar aşırı yorulur ve neticede zorlanır. Boyun kasları kısa süre içinde çok zorlanırlarsa kronik boyun ağrıları ortaya çıkabilir. Yatakta kitap okumak veya dişleri gıcırdatmak gibi küçük hareketlerde de boyun kaslarında zorlama olabilmektedir.

    Eklemlerde yıpranma

    Vücudun diğer bölgelerindeki eklemler gibi boyunda bulunan eklemlerde zamanla aşınarak yırtılabilirler. Sonuçta boyun eklemlerinde osteoartrit gelişir.

    Sinirlerde baskı

    Boyun omurlarında ki bir takım hastalıklar omurilikten çıkan sinirlerin geçtiği boşluğun daralmasına yol açarak boyun ağrısına yol açabilmektedir.

    Örneğin:

    Sertleşmiş disk: Yaşlandıkça omurlar arasında bulunan diskler suyunu kaybeder ve omurlar arasındaki mesafe daralır. Sonuçta aradan çıkan sinir ezilir.

    Disk hernileri: Disk hernileri omurlar arasındaki disklerin sert dış tabakalarında yırtık olduğunda disk içindeki jelatinöz materyalin dışarı çıkması ile oluşurlar. Dışa çıkan protrüzyon omurgadan dışarı çıkan sinirlere bası yapabilir ve kollarda ağrı ve kuvvetsizliğe yol açabilir.

    Kemik çıkıntılar: Boyundaki artritik eklemlerde oluşan kemik çıkıntılar omurilikten çıkan sinirlere bası oluşturabilir.

    Kazalar

    Arkadan darbe ile oluşan trafik kazalarında baş öne ve arkaya doğru hızlıca hareket ederek bir kamçı hareketi yapabilir ve sonuçta boyunun yumuşak dokuları sınırlarının üzerinde hareket ederek gerilebilirler.

    Hastalıklar

    Romatoid artrit: Romatoid artritli hastalarda el ve ayak eklemlerinden sonra boyun eklemleri en sık etkilenen eklem grubudur.

    Menenjit: Bu tür enfeksiyon hastalığında beyin ve omurilikte boylu boyunca şişlik oluşmakta ve hastalarda şiddetli boyun ağrısı ve boyunda sertlik gelişmektedir.

    Kanser: Bazen boyun ağrısı omurilik kanserlerinde de görülebilmektedir. Kanser dokusu omuriliğe vücudun diğer bölgelerinden gelebilir.

    Risk faktörleri

    Yaş: Boyunda yaş arttıkça yıpranma sonucu sıklıkla artritik değişiklikler görülmektedir.

    Meslek: Boyun ağrısı olma riski eğer işiniz uzun süre boynu bükerek çalışmayı gerektiriyor ise daha fazladır. Örn: Şoförlük ve bilgisayar kullanımı ilgili işler…

    Tanısal testler

    Doktorunuz genel olarak sizin hikayenizi dinledikten sonra boyun ağrınızın tipi, başlangıç yeri ve yayılımı ile ilgili sorular sorarak ağrı nedenini tespit ederek tedaviyi verebilecektir. Ancak kimi zaman tanı amaçlı testler yapabilir ve çeşitli görüntüleme yöntemlerini isteyebilir.

    *X-ray: X-ray boynunuzda sinir veya omuriliği sıkıştıran kemik çıkıntılarını veya diski gösterebilecektir. Fakat 60 yaş üstünde pek çok kişide filmlerde kemiklerde değişiklikler görülebilmesine rağmen her hangi bir bulguya sebep olmamaktadır.

    *Bilgisayarlı Tomografi (BT): Bilgisayarlı tomografi ile boyundaki kemik yapılar hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olunabilmektedir.

    *Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG): Manyetik rezonans görüntüleme manyetik dalgalar kullanılarak elde edilen kemik, omurilik ve sinirler hakkında ayrıntılı bilgiler edinmemizi sağlayan gelişmiş bir görüntüleme tekniğidir.

    *Sinir testleri: Dokturunuz sizin ağrılarınızın sinirin ezilmesi sonucu ortaya çıktığından şüphelenirse elektromyografi (EMG) gibi bir testi isteyebilir. EMG testi keskin iğnelerin deriden kaslar içine ilerletilerek uygulanan sinirlerin fonksiyonlarını gösteren bir testtir.

    *Laboratuar testleri: Kan testleri: Kan testleri bazen boyun ağrısına yol açan romatizma veya enfeksiyon ile ilgili durumları tespit etmemize yardımcı olurlar. Lomber ponksiyon :Beyin veya omurilikte enfeksiyondan şüphelenildiğinde tanısal amaçlı olarak belden omurilik sıvısı almak gerekebilir.

    Tedaviler ve ilaçlar

    İlaç tedavisi:

    *Ağrı kesiciler: Doktorunuz sizin iin hiç karşılaşmadığınız derecede kuvvetli ağrı kesicileri ilaçları reçete edebilir. Opioid ağrı kesiciler bazen hızla ağrınızı kesebilir. Kas gevşeticiler veya trisiklik anti depresanlar özellikle ağrı için reçete edilebilen diğer ilaç gruplarıdır.

    *Enjeksiyonlar: Enjeksiyonlar da boyun ağrısını azaltırlar. Doktorunuz kotrikosteroid ilaçları sinirlerin yakınına, faset ekleminize veya boyun kaslarınıza enjekte edebilir. Ayrıca lidokain gibi lokal anestezik ajanlarıda ağrınız geçmesi için boyun içine enjekte edebilir.

    Cerrahi tedavi:

    Boyun ağrılarında nadiren cerrahi tedavi gerekebilir. Ağrı kesiciler ile azalmayan kol ağrıları, kollarda-omuzda ilaç tedavisi ile düzelmeyen kuvvetsizlik, omurilikte bası bulguları cerrahi tedavi için gereklilik durumu ortaya çıkartır.

    Servikal disk hernisine yapılan cerrahi yaklaşınlar anterior (ön) ve posteriordan (arka) yapılabilir.

    Anterior servikal diskektomi

    Füzyon için protez kullanılmayan

    Protez kullanılan

    Anterior plaksız

    Anterior plaklı

    Disk protezi kullanılan

    Posterior yaklaşımlar

    Servikal laminektomi

    Anahtar deliği laminotomi

    Hastalar ameliyat sonrası 6. saatte mobilize edilirler ve ertesi gün taburculukları yapılır. Önden yapılan ameliyatlar hastaların boyunlarında küçük bir kesiden gerçekleştirilmektedir.

  • Bel fıtığı: ameliyat olmalı mıyım?

    Bel fıtığı: ameliyat olmalı mıyım?

    Hemen hemen her insan, hayatının bazı dönemlerinde bel ağrısından yakınır. 45 yaş altı çalışanlarda fiziksel fonksiyonları kısıtlayan, sakat bırakan en sık neden bel ağrısıdır.

    Bel ağrısının en sık karşılaşılan sebebi, belin ve vücudun yanlış kullanımına ve kötü duruşa bağlı yumuşak doku zorlanmasıdır. Beli en çok zorlayan hareketler; dizleri bükmeden öne eğilmek, ağır kaldırmak, kalçalar sabitken beli, kalçayı veya gövdeyi döndürmektir.

    Bel Fıtığı Nedir?

    Omurga kolonunu oluşturan ve her birine omur denilen kemik yapıların arasında düz ve yuvarlak, disk denilen; su ve kıkırdaktan oluşan, jelatinöz kıvamda, çevresi bir zarla sağlamlaştırılmış elastik yastıklar vardır. Kolon şeklinde üst üste dizilen omurlar ve aralarındaki yastıklar vücut ağırlığını taşıyabilmemizi sağlarken, aynı zamanda, omurilik ve sinirleri koruyucu bir zırh görevi de üstlenirler. Yaş ilerledikçe kemiklerin ve bel kaslarının kuvvetinin azalmasıyla birlikte bu yastıkların su içeriği ve elastikiyeti de azalarak kolaylıkla hasar görebilir hâle gelebilir.

    Travma, ağır yük kaldırma, belin aşırı zorlanması veya duruş bozuklukları, bu yastıkları çepeçevre saran kapsülün aşınarak küçük yırtıklar oluşmasına neden olabilir. Günün birinde bele aşırı yüklenme, zaten zayıflamış olan bu yastıkların ortasındaki jelatinöz kıvamındaki materyalin omurilik kılıfı ve sinirlere doğru fıtıklaşması ve baskı yapmasıyla sonuçlanır. Bu tabloya ‘bel fıtığı’ denir.

    Bel Fıtığı Belirtileri

    • Bazen sadece bel ağrısı

    • Bel kaslarında spazm

    • Bacaklarda tek taraflı veya iki taraflı ağrı ve/veya his kusuru

    • Bacaklarda değişik kas gruplarında kuvvet kaybı

    • İdrar ve/veya dışkı kaçırma, seksüel bozukluklar

    • İlerlemiş vakalarda bacak kaslarında erime, incelme

    Bel Fıtığında Bacak Ağrısının Özellikleri

    • Bel fıtıklarında bacak ağrısı genellikle tek taraflıdır.

    • Aniden başlar veya giderek artar.

    • Ağrı devamlıdır veya zaman zaman şiddeti azalabilir.

    • Öksürme, hapşırma, uzun süre ayakta durmayla ağrılar artabilir.

    • Yürümekle veya bele verilen değişik pozisyonlarda ağrılar azalabilir.

    Bel Fıtığının Teşhisi

    Genellikle hastanın öyküsü, yürüyüşü, ağrının başlangıcı, seyri ve dikkatli bir muayeneyle teşhis konulabilir. Ancak kesin teşhis ve diğer hastalıklardan ayırt edilebilmesi için laboratuvar tetkikleri, röntgen, tomografi ve/veya Manyetik Rezonans (MR) tetkiklerinin yapılması gerekir.

    Bel fıtığı tedavisinde başlıca amaç şunlardır:

    • Bel, bacak ağrıları, uyuşukluk ve güçsüzlüğü tedavi ederek düzeltmek

    • Hastayı; işini ve diğer fiziki etkinliklerini yapabilir hâle getirmek

    • Hastalığın tekrarlamasını ve bele daha fazla zarar vermesini önlemek

    Başlangıçtaki şiddetli ağrılar zamanla azalır ve hastaların %50’si ilk 1 ay içerisinde iyileşirler. Büyük çoğunluğu da 6 ay içerisinde düzelirler. Hastaların sadece %10’unda cerrahi girişim gerektiren ciddi belirtiler ve muayene bulguları vardır.

    Ne Zaman Ameliyat Gerekir?

    Bel fıtığı olan hastaların sadece %5-10’unda ameliyat gerekebilir.

    Cerrahi tedavinin amacı; bel fıtığının sinir elemanları üzerindeki bası etkisini ortadan kaldırarak fonksiyon kaybının önlenmesi ve/veya kaybedilmiş fonksiyonun geri getirilmesidir.

    • 4 haftadan uzun süren, ilaç tedavisi ve istirahat ile düzelmeyen inatçı bacak ağrısı (Siyatik ağrısı) varsa,

    • Muayenede bacakta güç kaybı ve uyuşukluk varsa,

    • İdrar ve büyük abdest yapamama veya kaçırma varsa (Özellikle bu durum acil cerrahi girişim gerektirir. Hasta saatler içerisinde ameliyat edilmediği takdirde kalıcı hasarlar meydana gelebilir. Bu hastaların ilk 48 saat içerisinde ameliyat edilirlerse %100’ü düzelirken, 48 saat sonra başvuran hastaların %65’i düzelmeyebilir ve kalıcı hasarlar meydana gelebilir.)

    • Manyetik Rezonans(MR) görüntülemede sinire ve/veya omuriliğe bası yapan bel fıtığı tespit edilmişse cerrahi tedavi gerekir.

    Cerrahi Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

    Mikrocerrahi Diskektomi: Günümüzdeki en popüler yöntemlerden biri olup; mikroskop yardımıyla sinir dokularını normal gözün görebildiğinden daha büyük görüntüleyerek, mirocerrahi aletlerle yapılan ameliyat tekniğidir. Başlıca avantajları; ameliyatın küçük bir cilt kesisiyle üç boyutlu görüntüleme altında sinir ve etraf dokulara minimal hasar verilerek yapılabilmesidir.

    Mikroendoskopik diskektomi; video-kamera eşliğinde, çok küçük bir cilt kesisiyle bel kasları arasından yerleştiren tüpler içinden geçirilen mikrocerrahi aletler ile yapılan ameliyat tekniğidir. Başlıca dezavantajları; iki boyutlu görüntü altında ve küçük bir bölgede işlem yapılırken bazen fıtık parçasının hepsinin çıkarılamaması veya sinir elemanlarına baskının ortadan kaldırılamaması ihtimalidir. Mikrocerrahi diskektomiye karşı bir üstünlüğü yoktur. Hatta dezavantajları da bulunmaktadır.

    Klasik Laminektomi-Makrodiskektomi Ameliyatları: Bel fıtığı cerrahisinde 1930’lu yıllarda uygulanmaya başlanan, günümüzde ise neredeyse terk edilmiş klasik ameliyat yöntemidir. Mikroskop kullanılmadan yapılır. Cilt kesisinin daha büyük olması, sinir ve etraf dokulara zarar verme ihtimali, iyileşme ve rehabilitasyon süresinin uzun olması nedeniyle günümüzde modern nöroşirürji kliniklerinde uygulanmamaktadır.

    Ameliyat Nasıl Yapılır?

    Mikrocerrahi diskektomi dediğimiz teknik günümüzdeki en popüler ameliyat yöntemidir. Bu ameliyat genel anestezi veya gerekirse hasta uyutulmadan spinal, epidural anestezi atında yapılabilir. Belde fıtığın olduğu bölgede küçük bir cilt kesisi yapılır. Fıtığa ulaşabilmek için çok az miktarda kemik alınarak mikroskop yardımıyla ameliyat bölgesi 25-40 kat büyütülür ve sinir dokulara zarar vermeden fıtık çıkarılarak ameliyat sonlandırılır. Hastalar 4-6 saat sonra ayağa kaldırılarak yürütülür; aynı gün veya ertesi gün de taburcu edilir.

    Bel Fıtığı Ameliyatlarının Riskleri Nelerdir?

    Yukarıda kısaca bahsedilen mikrocerrahi diskektomi günümüzde en fazla tercih edilen yöntem olup genellikle hastalar tarafından iyi tolere edilir. Hasta memnuniyeti % 90’ın üzerindedir. Ancak az da olsa ameliyat sırasında sinir dokusu hasar görebilir, nüks ihtimali vardır, enfeksiyon ve ameliyat bölgesinde ikinci kez ameliyat olmayı gerektirebilen aşırı nedbe dokusu gelişebilir.

    Ameliyatın Sonuçları Nelerdir?

    Bel fıtığı şikâyeti olan ve ameliyat olması gereken hastalar doğru zamanda ve uygun cerrahi yöntemlerle ameliyat edildikleri takdirde başarı oranı %90-95’tir. Ancak, ameliyat olması gerektiği hâlde ameliyat olmayan ve 3-6 ay sonra daha ağır şikâyetlerle başvuran hastalarda tedavinin başarı oranı daha düşüktür. Bu hasta grubunda ameliyat sonrasında bacaktaki his kusurları ve kuvvet kayıpları tam olarak düzelmeyebilir. Ayrıca, geç ameliyat olan hastalarda işine gücüne dönememe ihtimali daha fazladır.

    Bel Fıtığından Korunmak İçin Neler Yapılmalıdır?

    • Günlük yaşam ve iş ortamında belinizi doğru kullanın.

    • Ayakta ve otururken duruşunuza dikkat edin.

    • Ağır eşyaları doğru bir şekilde kaldırın ve taşıyın.

    • Doğru uzanın, doğru dönün, öne eğilirken doğru eğilin.

    • Yatağınızı iyi seçin, doğru uyuma pozisyonunda uyuyun. Yatağa doğru şekilde uzanıp kalkın.

    • Düzenli egzersiz yapın.

    • Kondisyonunuzu iyi tutun.

    • Risk faktörlerinden mümkün olduğunca uzak durun.

  • Sinir sıkışması nedir?

    Sinir sıkışmaları terimi; sinirin omurilikten çıktıktan sonraki bir düzeyde baskı altında kalmasını ifade etmek için kullanılır. En sık karşılaşılan sinir sıkışması el bileğinde median sinirin sıkışmasıdır. Karpal tünel sendromu diye ifade edilir.

    El bileği ve özellikle 2., 3. ve 4. parmaklarda oluşan uyuşma ve yanma hissi ile karakterizedir. Hastaların bir kısmı henüz ameliyat gerektirmeyen düzeydedir. Bu hastalara el bilek ateli ve ilaçlar verilebilir. İleri derecede sıkışması olan hastalarda operasyon gerekir. Operasyon gerektirecek düzeyde sinir sıkışması olan hastalarda en sık şikayet geceleri uykudan uyandıran el parmaklarında uyuşmadır.

    Operasyon gerektirmeyen hastalarda el bileğinde karpal ligaman altına kortizon enjeksiyonu denenebilir. Genellikle bu enjeksiyon sonrası hastaların şikayetleri gerilemekte ve operasyona gerek kalmamaktadır.

  • Kol ve boyun ağrıları neden olur?

    Boyun ve kol ağrısının birçok nedeni vardır. Ağrının ana kaynağı bulmak esastır. Boyun omurları, disk, boyun kasları, kola giden sinirlere ve omuriliğe bası “ağrının” kaynağı olabilir.

    Kötü duruş ve boyunu kötü kullanma:

    Günlük hayatta boyun sağlığına uygun olmayan her yanlış hareket ve duruş; omur, disk, eklem ve bağ dokusunda yıpranmaya sebep olur. Boyunda doğal eğimin kaybolması boyunu kötü kullanmanın en önemli bulgusudur.

    Boyun incinmesi:

    Boyunun imkan verdiği normal hareketinden daha fazla bir zorlama sonucunda disk, kemik, bağlar ve eklemlerde incinmeler olabilir. Genelde araç içi trafik kazası sonrası boyundaki aşırı haraket ve zorlamadan dolayı giderek artan boyun ve kol ağrısı izlenebilir. Buna Kamçı Sendromu (Whiplash) denir. Geç dönemde bu tip olgularda boyun omurlarınının; aşırı hareketliliğine bağlı ağrı ve instabilite görülebilir.

    Boyun Tutulması, Kas spazmı:

    Genellikle boyunu destekleyen kasların
    aşırı gerilmesi ile oluşur. Ağır bir şey kaldırmak, aşırı spor, iş aktivitesi,
    yanlış masa başı çalışması kas spazmına neden olabilir. Ayrıca yanlış pozisyonda uyuya kalma, yüksek yastık ve kötü seyahat şartları da
    boyun tutulması yapabilmektedir. Çoğu zaman basit tedaviler ile spazm
    ve tutulma çözülmektedir. “Miyofasial ağrı, Fibromiyalji , Fibrosit ve Miyozit” diye de adlandırılan uzun süreli kas ağrısında, kas içersinde ağrıyı tetikleyen noktalar ve elle de hissedilebilen düğmecikler mevcuttur. Boyunda uzun süreli kalıcı eğriliğe tortikollis diyoruz. Klippel-Feil, Turner Sendromu gibi doğuştan sebeplerin iyi araştırılması gereklidir.

    Boyun Fıtığı: Her iki boyun omuru arasında yastık görevi yapan jölemsi kıkırdak disk dokusunun omurilik ve kola giden sinirlere doğru taşmasıdır. Basının büyüklüğü ve etkinliğine göre boyun ve kol ağrısı, kol kaslarında kuvvet kaybı, ellerde his kusuru, uyuşma ve beceriksizlik görülebilir. Eğer omur iliğe doğru bası olur ise yürüme zorluğu, bacaklarda kuvvetsizlik ve idrar şikayetleri de görülebilmektedir. Konservatif tedaviye rağmen şikayetler geçmiyor, ciddi omurilik ve sinir basısı var ise; o zaman tedavi cerrahidir.

    Diskte dejenerasyon, Kireçlenme: Yaşın ilerlemesi, omurganın kötü kullanılması sonucu kemik yapıda, bağlarda ve disklerde yıpranma başlar. Jöle kıvamındaki disk keçeleşir, kuvvet emme özelliği ve esnekliğini kaybederek çöker. Kemiğin kalsiyum içeriği azalır. Vücut doğal tepkisi olarak bu yıpranmış dokuları kireçlendirir. Oluşan yeni kemikçikler, taşlaşmış bağlar ve daralmış disk mesafeleri sinirlere bası yaparak boyun, kol ve genel vücut ağrısına sebep olabilmektedir. Omurilik basısı yaparak el ve ayaklarda uyuşma, kuvvetsizlik oluşabilmektedir. Mutlak tedavi edilmelidir.

    Gerilim, stres, sigara: Boyun ağrısını artıran ve kronikleştiren en önemli sebeplerdiir. Ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlarımız boyun ağrısını artırır. Boyunda sürekli gerginlik ve ağrılı noktalar tespit edilebilir. Gülmek, düzenli çalışmak, sosyal uğraşılar ve hayata bağlılık boyun ağrısına karşı en önemli silahımızdır.

    Omurga kanalında daralma (Servikal Dar Kanal-omurga stenozu, Servikal Spondilitik Myelopati):

    Özellikle ileri yaşlarda ellerde uyuşma, kuvvetsizlik ve beceriksizlik, yürümede zorluk ve el-ayaklarda his kusuru görülebilmektedir. Omuriliğin ve/veya sinirlerinin geçtiği kanalların daralması ve omurilik beslenmesinin bozulması ile seyreder. Hastalığın erken dönemde tespit edilmesi ve erken tedavi gereklidir. Erken dönemde yapılan cerrahi girişim omurilikte oluşabilecek kalıcı hasarları önlemektedir.


    Romatizmal Hastalıklar: Vücudun bağışıklık sisteminin kendi hücrelerine savaş açması sonucu oluşur. Omurgadaki normal kemik ve kıkırdak dokuları hasara uğrar. Romatoid artrit, anklozan spondilit gibi hastalıklar boyun hareketlerinde kalıcı kısıtlılık yapabilir. Sabahları görülen yarım saatten fazla süren eklem sertliği ve hareket zorluğu romatizmal hastalıklar için tipiktir.

    Osteoporoz, kemik erimesi: Osteoporoz temel olarak kadın hastalığıdır. Kemiklerde kofluğa ve yumuşamaya yol açarak kolay kırılmaya ve dolayısıyla ağrıya sebebiyet verir. Beslenmede kalsiyum ve D vitamini eksikliği, hareketsiz yaşam, erken menopoz, aşırı alkol tüketimi, kortikosteroidler osteoporoz riskini arttırır.

    Omurga kırıkları, omur kayması: Omurlar normalde oldukça sağlamdır. Bazen kaza ve başka sebeplerden zarar görüp çatlayabilir, bütünüyle kırılabilir. Travma şiddetiyle boyun omurları kayarak omuriliğe zararverebilir. Ciddi omurilik ve sinir kesileri görülebilir. Kaza sonrası boyunun mutlak boyunluk ile tespit edilmesi hayat kurtarıcıdır.

    Kol ve el sinirlerinin tuzaklanması (sıkışması): Boyunda omurilikten çıkan sinirler ele doğru giderken yol üzerinde bağ dokusu tarafından tuzaklanır. Buradaki sıkışma sonucu el ve kollarda kuvvetsizlik, uyuşma ve ağrı oluşur. Özellikle elin ilk 3 parmağında geceleri görülen uyuşma “karpal tünel sendromu” için tipiktir. Bu tip ağrı ve uyuşma olan hastalarda mutlak EMG testi ile ayrıcı tanıya gidilmelidir. Konservatif tedavi ile sonuç alınamayan hastalarda cerrahi olarak basının kaldırılması gereklidir.


    Diğer sebepler: Boyun tümörleri , omurilik tümörleri ve omurilikte yarıklar oluşturan “Syringomyeli”, kemik enfeksiyonları (tüberküloz, bruselloz) da boyun ve kol ağrısı nedeni olabilir.
    Omuz ekleminden kaynaklanan (Bursitis, Kapsülitis, Tendinit) ağrılar boyun ve kol ağrılarını taklit edebilir. Özefagus, trakea, tiroidit ve akciğer hastalıkları da nadiren boyun ağrısı nedenidir.

    MUAYENE VE TETKİTLER

    Boyun ve kol ağrınızın sebeplerini öğrenmek, nedenleri araştırmak ve tedavi olmak için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

    Öykü: Doktorunuz size: Ağrınız ile ilgili sorular sorarak hastalığınızı anlamaya çalışacaktır.

    Muayene: Hastayı daha sonra yatırarak, oturarak ve yürüterek kas kuvvetine, duyusuna ve reflekslerine bakacaktır. Boyun omurlarınızı yoklayarak kas spazmı veya bastırmakla ağrılı olup olmadığını muayene edecektir.

    Tanı ve Tetkikler: Boyun ve kol ağrısının altında yatan gerçek sebebi bulmak için bazı tetkikler gereklidir.

    Kan ve laboratuar incelemeleri: (Sedimantasyon, HLA-B27, vs.) Enfeksiyonlarda, romatizmalı hastalıklarda son derece yararlı bilgiler verir.

    X-Ray: Boyun röntgeni hastanın kemik yapısını veya boyun eğriliğini ortaya koyar. Travma sonrası mutlak X-ray çekilmelidir.

    Bilgisayarlı Tomografi(BT): Boyun fıtıkları ve dar kanal hastalığını tespit etmek için kullanılır. Kemik ve eklem yapısını en iyi gösteren tetkiktir.

    MRI: Günümüzde en duyarlı ve en güvenli görüntüleme tekniğidir. Yumuşak dokuyu da göstermesiyle kesin teşhis koydurur. Radyasyona maruz kalma söz konusu değildir.

    Elektromyelografi (EMG): Özellikle boyun ve kol ağrılarının ayırıcı tanısında yaygın olarak kullanılmaktadır. Sinir ve kas iletimlerini ortaya koyarak tanıda yardımcı olur. Sinir tuzaklanmalarında ve nöropatilerde kesin tanıyı koydurur.

    Muayene ve tetkikler

    Boyun ve kol ağrınızın sebeplerini öğrenmek, nedenleri araştırmak ve tedavi olmak için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

    Öykü: Doktorunuz size: Ağrınız ile ilgili sorular sorarak hastalığınızı anlamaya çalışacaktır.

    Muayene: Hastayı daha sonra yatırarak, oturarak ve yürüterek kas kuvvetine, duyusuna ve reflekslerine bakacaktır. Boyun omurlarınızı yoklayarak kas spazmı veya bastırmakla ağrılı olup olmadığını muayene edecektir.

    Tanı ve Tetkikler: Boyun ve kol ağrısının altında yatan gerçek sebebi bulmak için bazı tetkikler gereklidir.

    Kan ve laboratuar incelemeleri: (Sedimantasyon, HLA-B27, vs.) Enfeksiyonlarda, romatizmalı hastalıklarda son derece yararlı bilgiler verir.

    X-Ray: Boyun röntgeni hastanın kemik yapısını veya boyun eğriliğini ortaya koyar. Travma sonrası mutlak X-ray çekilmelidir.

    Bilgisayarlı Tomografi(BT): Boyun fıtıkları ve dar kanal hastalığını tespit etmek için kullanılır. Kemik ve eklem yapısını en iyi gösteren tetkiktir.

    MRI: Günümüzde en duyarlı ve en güvenli görüntüleme tekniğidir. Yumuşak dokuyu da göstermesiyle kesin teşhis koydurur. Radyasyona maruz kalma söz konusu değildir.

    Elektromyelografi (EMG): Özellikle boyun ve kol ağrılarının ayırıcı tanısında yaygın olarak kullanılmaktadır. Sinir ve kas iletimlerini ortaya koyarak tanıda yardımcı olur. Sinir tuzaklanmalarında ve nöropatilerde kesin tanıyı koydurur.

  • Bel ve bacak ağrıları

    Bel ve bacak ağrıları

    I- AĞRI , UYUŞUKLUK VE KUVVET KAYBI

    II- KRONİK BEL AĞRISIIII-

    III- AKUT BEL AĞRISI

    A- Radikülopati (Belden bacağa yayılan ağrı)

    B- Siyatik ağrısı

    C- Belde kas spazmları

    D- Belde zorlanma ve burkulma

    E- Travma

    a-Kırıklar

    b- Ligament yaralanmaları

    I- AĞRI, UYUŞUKLUK VE KUVVET KAYBI

    AĞRI

    Bir ağrı duyduğumuzda bu, vücudumuz boyunca taşınan sinyallere cevaben beynimizde oluşan bir algıdır. Bu sinyaller ağrının kaynaklandığı yerden yollanan sinyallerdir. Bu sinyaller, sinirler ve omurilik boyunca beyne iletilir ve orada ağrı olarak algılanır.

    Farklı ağrı tipleri

    Bazı ağrıların kökeni nöropatik diğerleri ise nosiseptiftir. Bunu bilmek önemlidir, çünkü, her ağrı tipinin tedavisi farklıdır. Nöropatik ağrı sinir dokusundaki hasar sebebiyle oluşur. Bu ağrılar yanma veya bıçak saplanması gibi hissedilir. Bu tip ağrılara örnek sinir sıkışması sonucu oluşan ağrılardır. Nosiseptif ağrılar ise sinir sistemi dışında olan yaralanmalara bağlı ağrılardır. Bu ağrılar künt ağrılardır. Bu ağrılara örnek artirit ağrılardır. Bazı hastalarda bu ağrıların her ikisi de görülebilir.

    Kronik ve akut bel ağrısı

    Kronik bel ağrısı genellikle belde veya bacağa doğru inen derin, acıyan, künt veya yanıcı ağrı şeklinde tanımlanır. Hastalar bacaklarında uyuşukluk, sızlama veya yanma hissedebilirler. Kronik bel ağrısı olan hastalar günlük aktivitelerini güçlükle yaparlar ya da yapamazlar. Kronik bel ağrıları çok uzun sürmeye eğilimlidir ve standart tedavilere cevap vermez. Bu tip ağrılar çok önceden olmuş bir yaralanmaya bağlı olabileceği gibi hala devam eden bir hastalığa da bağlı olabilir.

    Akut bel ağrısı genellikle oldukça keskin ağrı veya künt ağrı şeklinde tanımlanır. Genellikle belde derin ağrı şeklinde hissedilir ve bir bölgede daha şiddetli olabilir. Akut ağrı aralıklı olabilir, fakat genellikle süreklidir ve şiddeti değişebilir.

    Bazen, akut bel ağrısı yaralanma veya travma sebebiyle olabilir. Fakat sıklıkla bilinen bir sebep olmaz. Akut bel ağrısı, şiddetli bile olsa 6-8 hafta içerisinde iyileşme gösterir veya geçer.

    Akut bel ağrısı şiddetli ve bacağa yayılan şekilde ise bel fıtığı sebebiyle olabilir.

    Bel ağrısı olan tüm hastaların yarısında travmaya bağlı akut ağrı vardır. Akut bel ağrısının tedavisi genelde kısa sürelidir ve başarılıdır. Fizik tedavi, takip ve koruyucu önlemlerle bu hastalar birkaç hafta içerisinde tüm fonksiyonlarını kazanırlar. Bir yıl içerisinde üç kereden fazla akut ağrı görülen veya fonksiyonel aktivitelerini belirgin olarak etkileyen uzun süren bel ağrısı atakları olan hastalar, kronik ağrı gelişme eğilimindedirler.

    Mekanik bel ağrısı

    Akut ağrının bir tipidir. Hareketle artar ve öksürmeyle kötüleşir. Bu tip ağrı genellikle istirahatla rahatlar. Mekanik ağrı bel fıtıkları ve stres kırıklarında görülen ağrılardır. Bu durumdaki hastalarda öne doğru eğilme genellikle ağrıya sebep olur. Ayrıca duruş şekli, öksürük, esneme ve hareket omurga kaynaklı ağrıları etkiler.

    UYUŞUKLUK

    Uyuşukluk sinir uyarılarının ciltten beyne düzgün olarak taşınamaması durumunda ortaya çıkar. Bel problemi olan hastalar bacaklarında ya da ayaklarında uyuşukluk hissedebilirler. Bu periferik sinir sisteminde veya santral sinir sisteminde herhangi bir sinir hasarı olduğunu gösterir.

    Uyuşukluğun en sık görülen spinal (omurilik) sebepleri;

    Radikülopati: Bel fıtığı sebebiyle sıkışan sinir.

    Stenoz (darlık): Spinal kanalın daralması.

    Multiple skleroz

    İnme (stroke)

    Uyuşukluğun en sık cerebral (beyin) sebepleri;

    İnme(stroke)

    Nöbet

    Konjenital anomaliler

    Konküzyon (concussion)

    KUVVET KAYBI

    Kuvvetsizlik uyarıların beyinden kaslara uygun şekilde iletilememesi durumunda oluşur. Kasın kendisinde problem olması durumunda da kuvvetsizlik görülebilir. Kas kuvvetsizliği şeker hastalığı ve benzeri bir sistemik probleme bağlı değilse, kuvvetsizlik bir sinir veya kas problemi nedeniyle olabilir.

    Kişinin genel duruşu, yürüyüşü, adım boyutu ve yürürken kollarını sallama derecesi ve miktarı belde pek çok kası etkiler. Belirgin bir şikayete sebep olmayan küçük bir yaralanma, kişinin bu yaralanmayı yürürken farklı yollarla kompanse etmesine neden olur. Kişinin bu yaralanmayı kompanse etmek için günlük aktivitesinde yaptığı küçük ve büyük düzenlemeler bazen bel ağrısına kadar uzanan ardışık etkilere neden olabilir.

    Kas kuvvetsizliğinin sebepleri;

    Miyopati (Myopathy)

    Miyopati, kasları, genellikle tüm vücut kaslarını etkileyen sistemik bir durumdur. Pek çok miyopati tipi vardır, bunların bazı sebepleri; diyabet, enfeksiyonlardan ve otoimmün hastalıklardan kaynaklanan diğer endokrin bozukluklar, toksik ve herediter sebeplerdir. Miyopatilerin çoğu ilk olarak gövdeye yakın kaslarda, üst ekstremitelerde (kollar), pektoral kasda (omuz kası), ve uyluk kaslarında görülür.

    Miyopatisi olan kişiler merdiven çıkmakta zorluk çekebilir, dizleri istemsiz olarak bükülebilir ve rutin günlük işlerini yapmakta güçlük çekebilirler.

    Kas kuvvetsizliğinin en sık nörolojik sebepleri;

    İnme (stroke)

    Omurilik yaralanması

    Periferik sinirlerde yaralanma veya hasar

    Miyopati

    Osteoporoz-osteoartirit

    II- KRONİK BEL AĞRISI

    Eğer medikal ve/veya cerrahi tedavilere rağmen 6 aydan daha uzun süreden beri ağrınız var ise kronik ağrınız var demektir. Kronik ağrı daha önceden olan ve iyileşen bir yaralanma sebebi ile veya bel ve/veya bacak ağrısı, kanser ağrısı ve nöropatik ağrı gibi halen devam eden bir rahatsızlık nedeni ile olabilir.

    Amerika’da toplumun %15-33’ünde veya 70 milyon kişide kronik ağrı görüldüğü tahmin edilmektedir. Kronik ağrı sebebi ile çalışamaz ve/veya bakıma muhtaç hale gelen kişi sayısı, kanser ve kalp hastalıklarına göre daha fazladır. Kronik ağrının sebep olduğu medikal harcamalar da bu iki hastalığın toplamından daha fazladır.

    Kronik ağrının nedenleri ve tedavisi

    Ağrı bir süreçtir. Derimizdeki ve diğer dokulardaki reseptörler sinirler aracılığı ile omuriliğimize sinyaller yollar. Bu sinyaller daha sonra beyine iletilir. Ağrı duyusunun algılandığı yer, ağrının olduğu yer değil, beynimizdir. Yani eğer sinyallerin beynimize ulaşmasına engel olunur ise ağrı hissetmeyiz. İlaçlar ve diğer yöntemler ile pek çok kişinin ağrısını geçirmek mümkündür. Fakat, bazen ağrıları kesmek mümkün olmaz veya ağrıyı kesen yöntemin yan etkileri sebebi ile bu yöntemi kullanmak mümkün olmaz. Bazen de şu nedenlerden dolayı hasta ağrı çekmeye devam edebilir;

    Bazı hastalar ağrıları olduğunu söylediklerinde kötü bir hasta gibi algılanacaklarını düşündüklerinden ağrılarını söyleyemezler.

    Bazı hastalar ise ağrıları nedeni ile sürekli ilaç kullandıklarında bağımlı hale geleceklerini düşündüklerinden ağrı kesici kullanmazlar. Fakat uygun şekilde kullanıldığında ilaçlara bağımlılık seyrek görülen bir durumdur.

    Bazı hastalarda ağrıdan bahsetmeyi bir zayıflık olarak algıladıkları için ağrılarını söylemezler veya uygun tedaviyi aramazlar.

    Unutulmamalıdır ki günümüzde ağrı tedavisi için pek çok yeni yöntem vardır. Geçmeyen bir ağrınız olduğunda mutlaka doktorunuza müracaat edin.

    Kronik bel ve bacak ağrısı, araknoidit, dejeneratif disk hastalığı, epidural fibrozis, başarısız bel cerrahisi sendromu, bel fıtığı, osteoporozis (kemik erimesi) ve dar kanal gibi spinal hastalıklardan kaynaklanabilen bel ve /veya bacakta hissedilen ağrı olarak tanımlanır. Ağrı genellikle beldedir, fakat uyluk, baldır veya ayağa yayılabilir. Etkilenen bölge dokunmaya hassas veya ağrılı olabilir ve hareket ile ağrı artabilir. Bu tip ağrı bıçak saplanır gibi, yanma hissi gibi veya künt bir kas acısı gibi olabilir

    Kanser ağrısı

    Kanser ağrıları genellikle iki guruba ayrılır:

    Nosiseptif ağrı: Nosiseptif ağrı dokuda olan hasar sebebi ile olur. Bu ağrılar genellikle, keskin, sızlayıcı veya zonklayıcı tarzda tanımlanır. Bu ağrılar sıklıkla tümör veya kanser hücrelerinin çok büyüyerek kanserli bölgenin çevresindeki bölgeleri doldurması sonucu sebebi ile görülür. Bu ağrılar ayrıca kanserin kemiğe, kaslara veya eklemlere yayılması veya organların veya kan damarlarının tıkanması sonucu da olabilir.

    Nöropatik ağrı: Sinirlerde hasarlanma olduğunda görülen ağrıdır. Sinire veya sinirlere basan tümör sebebi ile görülebilir. Bu ağrı genellikle yanıcı olarak tanımlanır, uyuşukluk eşlik edebilir.

    Ağrılı nöropatiler

    Ağrılı nöropatiler, sinirlerde hasar sonucu şiddetli kronik ağrıya neden olan nörolojik hastalıkların oluşturduğu genel bir gruptur. Ağrılı nöropatiler, beslenme bozukluğu, alkolizm, toksinler, enfeksiyonlar veya otoümmin sebeplerde veya böbrek yetersizliği veya kanser gibi hastalıkların nedeniyle olabilir. Bununla birlikte olguların 1/3’ünde nöropatinin sebebi saptanamaz.

    Ağrılı nöropatinin pek çok sebebi olmakla birlikte hepsinde ağrı, yanma, kuvvetsizlik ve uyuşukluk şikayeti geneldir. Bu belirtiler genellikle elde ya da ayakta olur. Tedavi, eğer biliniyor ise, altta yatan nedene yöneliktir. Ağrı, genellikle ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edilir. Bununla birlikte, nöropatik ağrıda ağrıyı kesmek için, genelde epilepsi ilacı olarak bilinen, sinir duyarlılığını azaltan bazı ilaçlar kullanılabilir.

    III- AKUT BEL AĞRISI

    A- Radikülopati (Belden bacağa yayılan ağrı)

    Doktorlar radikülopati terimini sinir kökünde olan bir probleme bağlı olarak kolunuzda yada bacağınızda olan ağrı, uyuşukluk, sızlama ve karıncalanmayı tanımlamak için kullanılır. Sinir kökleri, omuriliğin dallarıdır ve sinir iletilerini tüm omurilik seviyelerinde vücuda taşırlar. Radikülopati genellikle bir fıtığın siniri sıkıştırması sonucu olur. Fakat, sinir kökünde irritasyon ve inflamasyona neden olan dejeneratif değişiklikler sonucu da görülebilir. Radikülopatisi olan hastada kolda veya bacakta sıkışan sinir köküne bağlı olarak, değişik bölgelerde uyuşukluk ve kuvvetsizlik görülebilir. Sinir kökleri bir veya birden fazla seviyede; tek taraflı veya çift taraflı bası altında kalabileceği için belirtiler ve bulgular buna göre değişiklik gösterebilir. Her sinir kökü vücudun belli bir bölgesinde yayıldığı için muayenedeki bulgular ile sıkışan sinir kökü veya köklerini saptamak mümkün olabilir.

    Belirtiler

    Lomber (bel) radikülopatinin en sık belirtisi siyatiktir. Bu belinizden kalçanıza, bacağınıza doğru yayılan bir ağrıdır. Duyu ile ilgili belirtiler, kuvvet kaybı ile ilgili belirtilerden daha sıktır. Kuvvet kaybı olması sinir sıkışmasının daha şiddetli olduğunu gösterir. Ağrının kalitesi ve tipi çok değişken olabilir. Radikülopati bası altında olan sinirin alanında dokunmaya aşırı duyarlılık (hipersensivite) veya hissizlik yaratabilir. Uyuşukluk, sızlama ve karıncalanma gibi belirtiler, özellikle bacakta kuvvetsizliğin bel ağrısı ile birlikte olması probleminizin ciddi olduğunu gösterir ve mutlaka doktora görünmeniz gerekir.

    Tanı

    Radikülopatinin bir çok sebebi vardır. Radikülopatiye neden olan durumun saptanması için ilk yapılması gereken, bel ve bacak bölgesine ayrı bir özen gösterilerek yapılacak sistemik bir muayenedir. Doktorunuz muayenede belinizin esnekliğine, hareket açıklığına ve herhangi bir sinirin sıkıştığını gösterecek bulguların olup olmadığına bakacaktır. Bu amaçla kas kuvvetlerinize, duyunuza ve reflekslerinize bakılacaktır.

    Bel ağrısı ile doktora müracaat eden hastalara genellikle ilk olarak direk röntgen grafileri çekilir. İleri tetkikin gerekmesi durumunda Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) veya ve ya Bilgisayarlı Tomografi (BT) çekilebilir. MRG özellikle sinir ve disk gibi yumuşak dokuların değerlendirilmesinde çok faydalı olduğu için, sinir kökünün nerede sıkıştığının saptanmasında çok faydalı bir tetkiktir. BT ise özellikle kemik yapıların değerlendirilmesinde çok faydalı bir tetkiktir. Bu nedenle omuriliğin ve sinir köklerinin çevresini saran kemik yapıların değerlendirilmesinde çok faydalıdır.

    Ameliyata gereksinim olabilecek bir durum saptanmadığında, genellikle BT veya MRG çekilmesine gerek duyulmaz. MRG genellikle, tanının tam kesinleştirilemediği medikal tedavilerin şikayetleri geçirmediği ve cerrahi planlamanın yapılması gerektiği durumlarda çekilir.

    Tedavi

    Tanınız konulduktan sonra doktorunuz sizinle tedavi seçeneklerini görüşecektir. Kas kuvvetsizliğine neden olan sinir sıkışması olamayan hastalarda tedavi, genellikle non-steroid anti-inflamatuar (NSAI) ilaç kullanımı, istirahat ve fizik tedaviyi içerir. Yumuşak bir bel veya boyun korsesi belin veya boynun dinlenmesini sağlamak için kısa süreli olarak verilebilir.

    Radikülopatili hastalarda cerrahi, erken dönemde, sadece kas kuvvetsizliğine neden olmuş sinir sıkışması olan hastalarda uygulanır. Çünkü, kas kuvvetsizliğinin olması, sadece ağrının olduğu durumdan çok daha ciddi bir durumdur, sinirin yaralandığını gösterir. Bu nedenle öncelikle sinirin üzerindeki basının kaldırılması gerekir.

    B- Siyatik ağrısı

    Siyatik ağrısı kalça ve uyluktan başlayan ve bacaktan aşağıya doğru yayılan ağrıya verilen isimdir. Bu ağrıya sıklıkla bel ağrısı da eşlik eder. Bel ağrısı bacak ağrısından daha şiddetli veya az olabilir. Gerçek siyatik ağrısı, siyatik sinirinin oluşumuna katılan sinir köklerinden birinin bel fıtığı sebebi ile sıkıştırılması sonucu oluşur. Bel ağrısının bu tipi diğer bel ağrısı yaratan nedenler ve durumlardan daha seyrek görülür. Örneğin, sportif aktiviteler, eğlence aktiviteleri ve ağır işler bel ve bacak ağrısına neden olabilir ve genellikle yanlışlıkla siyatik tanısı alırlar. Bu iki tip ağrının birbirinden ayrılması önemlidir. Gerçek siyatik ağrısı sinir sıkışmasına bağlı olarak görülür iken ikinci tip ağrı kas-iskelet sistemindeki zorlama ve burkulmalar sonucu görülür.

    Bulgu ve Belirtiler

    Gerçek bel ağrısının en sık belirtisi, eşlik eden bel ağrısından çok daha şiddetli olabilen, uyluk arkası, baldır ve ayağa yayılan ağrıdır. Hastaların genellikle kalçadan başlayan ve ayağa doğru inen, orta ya da şiddetli ağrıları vardır. Gerçek siyatik ağrısının dizin altına kadar yayıldığını bilmek önemlidir. Hastaların genellikle birkaç gün veya hafta önce başlayan bel ağrıları vardır. Daha sonra bacak ağrıları bel ağrılarından daha şiddetli hale gelir, hatta bazen bel ağrısı tamamen kaybolabilir. Bununla birlikte, uzun süreli siyatik ağrısı olan hastalarda, ağrı kalça ve bacağın arkasına lokalize olabilir.

    Sıklıkla siyatik ağrısının başlangıcında bir travma veya zorlayıcı bir hareket yoktur. Ayakta durmak, oturmak, ağır kaldırmak, hapşırmak ağrıyı arttırabilir. Yatmak genellikle en kontrollü pozisyondur.

    Tanı ve Tedavi

    Tam bir fizik muayene ve hastalık öyküsünün alınması siyatik tanısının konulmasında ilk yapılması gerekendir. Daha sonra siyatik tanısını doğrulayabilmek için sinir kökü germe testleri yapılabilir. Bu amaçla bacağınız düz bir şekilde kaldırılarak siyatik sinir gerilemeye çalışılabilir veya vücut belli pozisyonlara sokularak ağrının tekrarlayıp tekrarlanmadığına veya artıp artmadığına bakılabilir.

    Pek çok hastada bu ağrı kendiliğinden geçer, medikal yardım gereken hastalara genellikle kısa süreli istirahat, hareket kısıtlaması ve non-steroid anti-inflamatuar (NSAI) ilaçlar verilir. Fizik tedavi, germe ve kuvvetlendirme egzersizlerinden oluşan bir ev programı hastanın bir an önce günlük aktivitesine dönmesinde oldukça faydalıdır. Çok şiddetli ve dayanılmaz ağrıları olan veya tetkiklerinde bel fıtığı saptanan hastalar için cerrahi seçenekler vardır. İlerleyen nörolojik defisitleri ve ağrısı olan hastalar, kas kuvvetsizliği olmadan sadece ağrısı olan hastalara göre cerrahiden daha çok fayda görürler.

    C- Belde kas spazmları

    Vücudun doğal ve koruyucu cevap mekanizmalarından biri olan kas spazmı, kas liflerinin yaralanmaya cevaben veya kasın kendisinde veya sinirde olan inflamasyona cevaben olan, istemsiz ve uzamış kasılmasıdır. Beldeki kas spazmları omur, disk ve bağlar gibi alttaki omurga yapılarının hasarı veya yaralanmasının işareti olabilir.

    Kas spazmının belirtisi, yaralanmanın yerine bağlı olarak, boyunda veya belde, şiddetli kas gerginliğinin eşlik ettiği, akut boyun ve bel ağrısıdır.

    Kas spazmları değişik nedenlerden olabilir: Omurgaya veya omurgayı destekleyen kas ve dokulara ani veya uzamış bir travma veya spinal sinirlerde bası veya irritasyona neden olabilecek diğer tip mekanik rahatsızlıklar nedenler arasındadır.

    Kas spazmı nasıl tedavi edilebilir?

    Evde Tedavi

    Pek çok durumda, eğer altta yatan ciddi bir medikal problem veya omurga rahatsızlığı yok ise kas spazmları konservatif bir tedavi ile birkaç gün veya hafta içerisinde geçebilir. Fakat, eğer aşağıdaki şikayetler var ise hemen doktora müracaat etmeniz gerekir:

    İdrar ve /veya büyük abdestini tutamama.

    Bacaklarda veya kollarda kas kuvvetsizliği olması. Yürüyüşün bozulması. Yürünebilen mesafenin gittikçe azalması.

    Bacaklarınıza veya kollarınıza doğru inen ağrı ve/veya uyuşukluk olması.

    Uzandığınızda kötüleşen ağrı olması veya geceleri sizi uyutmayan ağrı olması

    Ateş, kilo kaybı veya diğer hastalık belirtileri ile birlikte olan ağrı olması.

    Eğer bunlardan hiç biri yok ise ağrılı kaslarınızı gevşetmek için ve probleme sebep olan inflamasyonu azaltmak için kendi kendinize yapabileceğiniz şeyler vardır.

    Çoğunlukla böyle bir durumda hemen yatak istirahatı yapılması gerektiği düşünülür. Fakat bu, o kadar doğru bir uygulama değildir. Normal günlük aktiviteye daha düşük bir tempoda ve yaralanmaya sebep olan hareketten kaçınarak devam etmek daha iyidir. Yani uzun süre yatmaktan kaçınmalıdır.

    Yaralanmanın olduğu ilk 72 saat içerisinde, yaralanmanın olduğu kas üzerine, gün içerisinde pek çok kez, 20 dakika süre ile soğuk uygulama yapılabilir. Soğuk inflamasyonu ve şişmeyi azaltır, dokuyu uyuşturur ve yaralanan bölgede ki sinir uyarılarını yavaşlatır. Fakat, soğuk uygulamasını 20 dakikadan uzun yapmak doğru değildir. Çünkü kaslardaki gerilmenin ve dokudaki inflamasyonun artmasına neden olabilir.

    İlk 72 saatten sonra, kas gerginliğini azaltmak ve kan akımını arttırmak için sıcak uygulama yapılabilir. 72 saat beklemek, başlangıçtaki şişme ve inflamasyonun azalması içindir. Sıcak uygulama dehidratasyon ihtimali olduğu için kuru sıcak ile değil ıslak sıcak ile yapılmalıdır. Yani içerisine sıcak su doldurulmuş bir cismin yaralanan yere uygulanması yerine, sıcak su ile ıslatılmış bir havlunun konması, sıcak duş alınması veya jakuziye girilmesi daha doğrudur.

    Aspirin, ibuprofen, acetaminophen veya naproxen sodyum gibi non-steroid anti-inflamatuar ilaçların kullanımı ağrı, şişlik ve sertliği azaltabilir.

    Kısa süreli olarak yumuşak kuşak veya korse kullanımı, inflamasyonlu dokuları veya omurga yapılarını hareketsizleştirerek, kas spazmının azalmasına yardım edebilir. Fakat, kuşak ve korseler uzun süre kullanıldıklarında kasları zayıflattıkları için bundan kaçınılmalıdır. Aksi takdirde daha sonra, kas zayıflığı nedeni ile daha kolay yaralanma olur.

    Eğer şikayetleriniz ilk 72 saatin sonunda belirgin olarak gerilemediyse mutlaka doktorunuza müracaat edin. Çünkü şikayetlerinizin altta yatan sebebi ciddi bir durum olabilir.

    Masaj tedavisi vücudun kas, bağ dokusu, tendon, ligament ve eklemleri gibi yumuşak dokularına basınç veya vibrasyon uygulama yöntemidir. Kasları gevşetmek, ağrıyı rahatlatmak, dolaşımı düzeltmek ve gerilimi azaltmak için uygulanabilir.

    Fizik tedavi esnasında, sıcak ve soğuk uygulama, ultrason, hidroterapi ve masaj gibi farklı tedaviler, kas ağrısı ve gerginliğini azaltmak için birlikte kullanılır. Ultrason uygulamasında kasların içerisine düşük ve yüksek frekanslı dalgalar, kasları ısıtmak ve kan dolaşımını arttırmak için yollanır. Tedavi edici ve germe egzersizleri, kas kuvvetini tekrar sağlamak ve hareket açıklığını sağlamak için uygulanabilir.

    Tekrar Yaralanmayı Önlemek

    Boynunuzun ve belinizin tekrar yaralanmasını engellemek için, omurganızı destekleyen, kas, tendon ve ligamentlerin kuvvetinin ve esnekliğinin sağlanması ve sürdürülmesi önemlidir. Bunu şu yollarla sağlayabilirsiniz;

    Düzenli olarak, belinize aşırı yük bindirmeyen ve eklemlerinizi zorlamayan, bisiklet sürme, yüzme ve yürüme gibi, sporlar yapabilirsiniz. Eğer dışarıda spor ve egzersiz yapma şansınız yok ise evde yürüyüş bandı veya kondisyon bisikleti kullanabilirsiniz.

    Esnekliği sağlamak ve devam ettirmek için hafif germe egzersizleri yapılabilir. Germe aynı zamanda, kaslara olan kan akımının düzenlenmesine de yardımcı olur.

    D- Belde zorlanma ve burkulma

    Zor bir iş gününden, ani bir hareketten veya yaralanmadan sonra ağrıyan bir belde, kaslar ve ligamentlerde zorlanma veya burkulma vardır. Eğilme, bükülme ve ağır yük kaldırma esnasında bele yüklenme olur. Özellikle de bel kasları zayıf olan kişilerde, bu nedenle yaralanma olabilir.

    Omurgayı saran kaslar, çok gerildiklerinde, çok ağır yük altında kaldıklarında, bu kaslarda küçük yırtıklar oluşmasına neden olacak şekilde hareket edildiğinde, belde genellikle zorlanma olur. Ligamentlerin ve kasların yırtılması sonucu, genellikle, kaslarda şişme ve ağrılı spazma neden olan, kas içerisine mikroskobik kanamalar olur. Sıklıkla, yaralanan kaslar dokunmaya hassas hale gelirler. Ağrı ve spazm vücudun size, bir kasın yaralandığını ve daha fazla kullanılmaması gerektiğini söyleme şeklidir. Sonuç olarak, akut ağrının bu döneminde yaralı kası kullanmaktan kaçınmalı, istirahat etmeli, soğuk veya sıcak uygulama yapmalı ve spazmı rahatlatmak için hafif masaj yapılmalıdır.

    Zorlanmış bir beldeki yaralanma değişik şekillerde olabilir; omurgayı destekleyen ve hareket ettiren kaslar yaralanmış olabilir; omurları birbirine bağlayan ve faset eklemleri etrafında güçlü bir kapsül oluşturan bağlar kısmen yırtılmış veya hafif kaymış bir disk ağrının sebebi olabilir. Bu durumların her birinde, insan vücudu genellikle kendi kendine iyileşebilir.

    Bel zorlamaları ve kas spazmları çok sık görülür ve maalesef bu tip yaralanmaları hemen iyileştirecek bit tedavi yoktur. Bununla birlikte, bel zorlanmalarının çoğu non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar, kısa süreli istirahat ve yavaş yavaş normal aktiviteye dönme şeklinde bir tedavi ile başarılı olarak tedavi edilebilir. Germe ve kuvvetlendirme egzersizlerinden oluşan bir fizik tedavi programı, hastaların daha çabuk iyileşmelerine yardımcı olur.

    Belinizde zorlanma olduğunda aşağıdaki şikayetler gelişir ise hemen bir doktora müracaat etmeniz gerekir:

    İdrarınızı veya büyük abdestinizi tutamıyorsanız

    Bacak kaslarınızda kuvvetsizlik, yürümenin bozulması, yürüyebildiğiniz mesafenin giderek azalması

    Öksürme, hapşırma ve oturma sırasında artan, bacağınızdan aşağıya doğru yayılan ağrı ve uyuşukluk olması

    Gece sizi uyandıran veya uzandığınızda artan ağrı

    E- Travma

    Spinal travmadan bahsedildiğinde, omurganın kemik yapılarında, yumuşak dokularda ve/veya sinir yapılarında bir yaralanmadan bahsedilmektedir. Bir beyin cerrahının spinal travmada en çok ilgilendiği şey, omurgada bir instabilite olup olmadığı, nörolojik bir yaralanmanın varlığı veya olasılığının olup olmadığıdır.

    Omurganın stabilitesi kemik yapılarda ve ligamentlerde bozulmalar olduğunda bozulur. Omurgada instabilite gelişmesi, omurganın normal yükleri taşıyamamasına, kalıcı deformitelere, şiddetli ağrıya ve bazı olgularda ciddi sinir yaralanmalarına neden olabilir. Sıklıkla, instabilite omurganın kemik parçalarında oluşan kırıklar sonucu gelişir.

    Travma olgularında kırık ve çıkık birlikte olur ve oldukça instabil bir omurganın oluşmasına neden olabilir. Beyin cerrahı daha fazla nörolojik defisitin ve ilerleyici deformitenin oluşmasını engellemek için, instabil bölgeye müdahale ederek mekanik stabiliteyi sağlamaya çalışır.

    Travma sonrası görülen yaralanmalar;

    Kırıklar

    Ligament yaralanmaları

    Kas-iskelet yaralanmaları

    a-Kırıklar ;

    Kompresyon kırıkları

    Bel bölgesinde en çok görülen kırıklar, genellikle düşme sonrası gelişen kompresyon kırıklarıdır. Bu kırıklar direk grafiler ile tespit edilebilir. Kompresyon kırıklarının büyük bölümü, istirahat, ilaç tedavisi ve fizik tedavi ile tedavi edilebilir.

    Patlama kırıkları

    Patlama kırıkları omurganın ön ve orta kolonda yetersizliğe neden olan, güçlü kompresif yüklenme sonucu oluşur. Patlama kırıklarında omurun boyu oldukça azalır.

    Bu kırıklar instabildir ve acil müdahale gerektirir.

    Fleksiyon-kompresyon kırıkları

    Fleksiyon- kompresyon kırıkları genellikle T1 ve L1 seviyesinde olur. Anterior kolonun yetersizlik derecesi, kompresif gücün şiddetine bağlıdır. Bu kırıklarda omur yüksekliğinde biraz azalma olur, fakat orta ve arka kolon sağlamdır. Bu kırıklar stabil kabul edilir.

    Fleksiyon-distraksiyon kırıkları

    Bu kırıklar genellikle otomobillerdeki emniyet kemerleri sebebi ile olur. Bu kırıklarda omurganın her üç kolonunda da yetersizlik gelişir. Hem kemikte, hem bağlarda, hem de diskte yaralanma olabilir. Bu kırıklar instabil kabul edilir ve acil müdahale gerekir.

    Kompresyon- torsiyon- translasyon kırıkları

    Kompresyonun etkileri omur cisminin kenarlarında olur iken, torsiyonel ve translasyonel kuvvetler omur cismini veya diski ve ligamentleri etkiler.

    b- Ligament yaralanmaları;

    Vücut zayıf durumda iken kaslar aşırı gerilmeye tahammül edemez veya ligamentlerde yırtılma olur. Her iki durumda belde zorlama ve burkulmaya neden olur. Bu olduğunda ligament ve eklemleri daha fazla zarardan korumak için spazm, yaralanan bölgedeki kasları hareketsiz hale getirir.

    Ligament yaralanmaları travmatik olaylardan sonra olur ve yaralanmanın şiddetine bağlı olarak iyileşme 6-12 haftayı bulabilir. Yaralanmada ligament zorlanmış, burkulmuş veya yırtılmış olabilir. Bu durumların her birinin tedavisi farklıdır.

    Bel eklemlerini kontrol eden ligamentler kaza sonucu düşme veya kayma sonucu hasar görebilir. Bel burkulması pelvis ligamentlerinin gerilme hasarlanmasından kaynaklanır. Beldeki burkulma sebebi, ayak bileği burkulması sebebine çok benzer ve tedavi ve iyileşme süreci benzerdir. Pelvik ligamentlere sert destek uygulanması ligamentleri, onarılırken ve tekrar güçlü hale gelirken, daha fazla zorlamaktan korur.

    Bel burkulması olan bir hastanın günlük aktivitesini sürdürme olasılığı, ayak bileğinde burkulma olan bir hastanın yürüyebilmesinden daha olasıdır. Bunun en önemli sebebi ayak bileğinde ligamentlerin sert bir bandaj ile desteklenememesindendir. Fakat, unutulmamalıdır ki beldeki ligament hasarının tehlikesi vücudun herhangi bir yerindekinden çok daha fazladır.

    Bel ligament yaralanmalarının en sık sebepleri

    Uzun bir süre ayakta kalmak zorunda kaldığımızda sıklıkla vücut ağırlığımızı bir bacağımızın üzerine bindiririz. Bunu yaptığımızda vücut ağılığımızın üçte ikisi pelvisimizin bir tarafındaki ligamentlere biner. Bu basit hareket omurganın şeklinin bozulmasına ve duruş bozukluğuna neden olur. Sonunda bu ligamentler ciddi bir bel yaralanmasındaki kadar zarar görebilir.

    Kötü duruş ciddi ligament hasarına sebep olabilecek başka bir basit harekettir. Uzun süre sırada beklemek, bir partide ayakta durmak ve alışveriş yapmak yorucudur. Pek çok kişi böyle bir durumda fark etmeden, bu yorgunluğu telafi etmek için bir yana doğru eğilir. Bunu yaptığımızda tüm vücut ağırlığımız pelvis ve belimizdeki ligamentler çekmeye başlar. Bunu sürekli yapmak yıllar içerisinde zarar verir. Bu ligamentlerin sürekli gerilmesine ve gevşemesine neden olur ve sonunda bu ligamentler eklemlerinizi uygun şekilde kontrol edemez. Bu ayakta durmanın yarattığı basit zorlanmanın rahatsızlık, hatta ağrı oluşturmasına neden olabilir.

    İş ortamında yaptığımız kaldırma, eğilme ve dönme hareketleri de ligamentleri sürekli ve tekrarlayan bir zorlanmaya maruz bırakabilir. Eğer ligamentler aşırı gerilir ise bel eklemleri uygun pozisyonda daha uzun süre tutulamaz ve bu ciddi bel burkulması ile sonuçlanabilir.

    Egzersiz belimizdeki kasları güçlendirmek ve ligament yaralanmalarını önlemek için iyi bir yol olmasına rağmen, sportif aktiviteler ligament yaralanmalarının ve bel zorlanmalarının en sık sebebidir. Belimiz zorlanmaya karşı hassastır ve güçlenmek için egzersize ihtiyaç duyar, fakat, bu egzersizler eklemlerimiz için zararlı olabilir. Özellikle aşırı hareketler ve zorlamalar gerektiren sporlar zamanla hasar verebilir.

    Kilo, belde ligament zorlanmasına neden olan bir diğer etkendir. Özellikle de karın bölgesindeki aşırı kilo zararlıdır ve anormal duruşa neden olur. Yağları yakan aerobik egzersizler, kas oluşturan kuvvet egzersizleri ve yoga gibi egzersizler kilonuzu kontrol etmeye yardımcı olur.

  • Dar kanal

    Dar kanal

    Lomber dar kanal, omuriliğin çevresini saran spinal kanalın yavaş yavaş daraldığı ve omuriliğin ve sinirlerin sıkıştığı bir hastalıktır. Bu daralma intervertebral diskin ve faset eklemlerinin dejenerasyonu sonucu oluşur. Bu durumda, intervertebral disklere binen aşırı yük nedeni ile oluşan, osteofit denilen küçük kemik çıkıntılar, spinal kanalın içerisine doğru büyüyerek omuriliğe ve sinirlere bası yapabilir. Faset eklemleri de artritik hale geldiklerinden genişlerler, bu da sinir köklerinin bulunduğu alanın daralmasına neden olur. Omurganın bağları da, özellikle ligamentum flavum (sarı ligament), yaş ilerledikçe daha sert, daha az esnek ve kalın hale gelir, bu da spinal kanalın daha da daralmasına neden olur.Tüm bu süreçler spinal kanalı daraltarak sinir kökleri ve omurilik üzerine bası ve basınç oluşturarak dar kanala bağlı belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur.

    Darlık, omuriliğin veya kauda ekuina (omuriliğin en alt ucu)’ nın bulunduğu merkezi bölümde (santral darlık), sinir köklerinin santral kanalı terk ettiği bölümde (yan reses darlığı) veya sinir köklerinin kanal dışına çıktığı yer olan yan foramende (foraminal darlık) olabilir.

    Yaşın ilerlemesi ile birlikte spinal kanalın yapısında belirli bir bozulma olması doğaldır. Belirtilerin ortaya çıkması için spinal kanaldaki darlığın belirli bir sınır aşması gerekir. Ayrıca belirtiler sinir yapıları üzerine olan bası derecesi ile de ilişkilidir. Tüm bunlara rağmen herkeste belirtilerin ortaya çıkması şart değildir, belirtilerin ortaya çıkma zamanı ve şiddeti kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir.

    Spinal darlık (dar kanal) spinal kanalda nöral elemanlar için gerekli alanı daraltan pek çok süreç sebebi ile olabilir. En sık neden dejeneratif nedenlerdir. Fakat, darlığın kalsiyum piyrofosfat kristalleri ve amyloid depo hastalığı ve intradural spinal tümörler gibi sık rastlanmayan nedenleri de var.

    Darlığın neden kuvvetsizliğe ve ağrıya neden olduğu hala pek çok tartışmanın ve araştırmanın konusudur. Spinal darlığın sık belirtilerinden biri olan kalçada ve bacakta olan ağrının sebebi sinir köklerine giden kanı taşıyan mikrovasküler yapılara olan bası olabileceği düşünülmektedir. Fakat, darlığın belirtilerinin sinir yapıları üzerine olan direk basıdan da olabileceği düşünülmektedir.

    Belirtiler

    Bel omurlarında darlık olan bazı kişilerin hiçbir şikayeti olmayabilir. Bazı kişiler ise bel bölgelerinde hafif bir rahatsızlık hissedebilir, bir bölümü de yürümekte güçlük çekebilir. Belirgin spinal darlığı olan hastalar ise, kalçalarında, uyluklarında ve bacaklarında ayakta durma ve yürüme ile artan ve istirahatla geçen ağrıdan yakınırlar. Bazı hastalarda ise hiç bel ağrısı olmaksızın bacak ağrısı ve kuvvetsizlik olabilir. Hastaların şikayetleri sinirlerin bulunduğu alanın genişlemesini sağlayan bazı vücut pozisyonlarında azalabilir. Bu pozisyon genellikle, öne doğru eğilmedir. Bu nedenle bu hastalar ağrı duymaksızın bisiklet kullanabilir ve yukarıya eğimli yolu yürüyebilir. Fakat merdiven inerken, eğimli yolu aşağıya doğru yürürken şikayetleri genellikle artar.

    Spinal darlığın belirtilerinin ortaya çıkışı ve şiddeti pek çok faktöre bağlıdır. Bunlar spinal kanalın başlangıçtaki genişliği, etkilenen sinirlerin hassaslığı, hastanın bireysel ihtiyaçları ve hastanın ağrıya olan dayanıklılığıdır.

    Tanı

    Dar kanalın tanısı, tam bir hastalık öyküsü alınması ve fizik muayene ile başlar. Doktorunuz, hangi bulgu ve belirtilerin olduğunu ve neylerin bu bulgu ve belirtilerin artmasını veya azalmasını sağladığını saptar. Fizik muayene, durumun ne kadar ağır olduğunun saptanmasında, ve bu durumun vücudun herhangi bir bölümünde kuvvetsizlik ve uyuşukluk veya hissizlik yapıp yapmadığının belirlenmesinde önemlidir. Nörolojik muayene ile vücudun belli bir bölgesinde kuvvetsizlik veya duyu bozukluğunun saptanması, dar kanal sebebi ile olan kronik sinir kökü basısının en objektif kanıtıdır. Darlığın varlığını veya yokluğunu saptayabilecek bir laboratuar testi yoktur. Bel omurlarının röntgen filmleri, omurgada olan dejenerasyonun derecesini belirlemede yardımcıdır, bu da bize spinal darlığın olup olmadığı konusunda indirek de olsa fikir verir. Direk grafiler omurgada instabilite olup olmadığının belirlenmesinde de yardımcıdır.

    BT omurganın kemik anatomisini çok iyi gösterir. Bu nedenle darlığın ve darlığın yerinin gösterilmesinde vazgeçilmez bir araçtır. MRG yumuşak dokuların ve disklerin durumunu göstermede çok faydalı bir yöntemdir. ( EMG (elektromiyografi) hangi sinirlerde ne derecede tutulum olduğunun gösterilmesinde yardımcı olur.

  • Trigeminal nevralji nedir? Nasıl tedavi edilir?

    Trigeminal nevralji, direkt olarak beyinden çıkan 12 çift sinirden beşincisi olan “trigeminal sinir”in tutulduğu, çok şiddetli ağrılarla seyreden bir hastalıktır. Trigeminal sinir, yüzün yarısının sıcak, soğuk, acı, dokunma gibi duyularını hissetmemizi sağlayan sinirdir. Alt çene, üst çene ve göz bölgesine giden üç dalı vardır. Bunların birincisi, göz çevresinde, ikincisi, üst çene ve yanak bölümünde, üçüncüsü ise alt çeneye dağılan sinirlerdir ve bu sinirlerden beyne ileti gider. Ayrıca üçüncü sinir dalı, çiğneme kaslarının hareketlerini de kontrol eder. Trigeminal nevralji de en fazla üçüncü ve ikinci sinir dalları tutulur ve birden fazla dalın aynı anda tutulduğu ağrılarda olur. Genellikle 30 yaşından sonra ve çoğunlukla kadınlarda görülür.

    Trigeminal nevraljinin en sık sebebi sinirin komşuluğundaki damarsal oluşumlardaki yapısal farklılıklar ve bozukluklardır. Bunun yanı sıra kemik yapıdaki farklılıklar, kafa içindeki iyi veya kötü huylu kitleler de trigeminal nevralji nedeni olabilirler. Hastayı, günlük aktivitelerini, hatta yaşamsal işlevlerini dahi yapamaz duruma getirebileceğinden en kısa sürede tanının konması ve tedavi edilmesi gereken ciddi bir rahatsızlıktır.

    Ağrı, trigeminal sinirin yayıldığı yüz bölgesinde, kısa süreli (birkaç saniye ile bir-iki dakika arası), tekrarlayan, elektrik çarpması tarzındadır. Genellikle yüzün dış kısmında, ağız içinde ağrının başlamasını tetikleyen noktalar bulunur. Bu sebeple hasta bu bölgelere dokunmaz, dokundurtmaz; yüz yıkama, diş fırçalama, hatta yeme gibi işlevlerden kaçınır. Tıraş olmak, makyaj yapmak, konuşmak, gülümsemek ve yemek yeme gibi eylemler zorlaşır. Ağrı krizleri zaman içinde daha şiddetli ve daha sık hale gelir.

    Trigeminal nevralji, tedavisi olmasına rağmen geçmeyen bir hastalıktır ve tedavisi oldukça uzun sürer. Trigeminal nevraji tedavisinde ilaç tedavisinin yetmediği durumlarda cerrahi tedavi uygulanabilir. Hasta 50 yaşın üzerinde ise genellikle açık cerrahi uygulanır.

    Trigeminal nevralji tedavisinde girişimsel tedavi yöntemleri de uygulanır. Perkütan radyofrekans termokoagülasyon tedavisi, trigeminal sinir çevresine gliserol enjeksiyon uygulaması, perkütan balon tedavisi gibi girişimsel tedavi yöntemleri uygulanabilir. Bunların dışında yüz nevraljisi tedavisinde rehabilitasyon tedavileri, akupunktur tedavisi, elektrik stimülasyon (tens) tedavisi (sinirlerin elektrik akımı ile uyarılması), masaj tedavisi gibi alternatif tedavi yöntemleri de uygulanabilir.