Etiket: Sindirim Sistemi

  • Sağlıklı “sindirim sistemi mikrobiyotası” için kefir için

    Sağlıklı bir sindirim sistemi ve sağlıklı bir vücut için, bağırsaklarda “sindirim sistemi mikrobiyotası “olarak adlandırılan yararlı (iyi) bakterilerin bulunması gereklidir. İnsan sindirim kanalında 400’den fazla çeşidi olan 100 trilyon civarında canlı bakteri yaşamaktadır. Çoğu iyi huylu bakteridir. Bu iyi huylu bakteriler az miktarda olan kötü huylu bakterileri kontrol altında tutar, bunlardan açığa çıkan toksinleri salgıladığı birtakım kimyasal maddeler ile parçalar ve zararsız hale getirir, kötü huylu bakteriler ile savaşmada bağışıklık sistemine yardım eder. İyi ve kötü huylu bakteriler arasındaki denge bozulduğunda sindirim sisteminde rahatsızlıklar ve hastalıklar görülür. Gerekli gereksiz antibiyotik kullanımı; mikrobik bağırsak enfeksiyonları sonrası bazen de reflü veya gastritli hastalarda olduğu gibi çok uzun süreli asit bloke eden ilaçların kullanılması, yer değişikliği, beklemiş ve bozuk gıdaların tüketilmesi, hazır ve dondurulmuş gıdaların fazla tüketilmesi iyi huylu bakterilerin azalmasına kötü huylu olanların çoğalmasına yol açar. En sık görülen şikayet gaz ve şişkinliktir. Bunun yanında bazen spasm tarzında olan karın ağrısı, kabızlık, ishal, bulantı, kusma aşırı geğirme ve veya yellenme de sık görülür. Şikâyetler çoğu kez ataklar halinde alevlenme gösterir, günlük aktivite ve yaşam kalitesini düşürür, iş, okul ve sosyal aktiviteler kronik hastalıklardan daha fazla bozulur. Amerika birleşik devletlerinde her yıl 60-70 milyon hasta bu şikâyetler ile hastaneye başvurmakta, tanı ve tedavi giderleri için 125 milyon dolar sağlık harcaması yapılmaktadır. Ülkemizde bu konuda sağlıklı bir veri olmasa da gastroenteroloji polikliniklerine başvuran her 3-4 hastadan biri gaz şişkinlik şikayeti ile başvurmakta ve kanser endişesi ile hastalar doktor doktor dolaşarak problemine çözüm aramaktadır. Çoğu kez her gittiği doktor mide ve bağırsağa endoskopi ile bakmakta ve elinde 8-10 adet gastroskopi ve kolonoskopi raporu bulunmaktadır. Sonuçta bir yandan hastanın iş, okul, sosyal aktiviteleri ve yaşam kalitesi bozulmakta, diğer yandan ciddi iş gücü kaybı yaşanmakta ve sağlık giderleri artmaktadır. Sindirim sistemi mikrobiyotasının bozulması en sık irritabl bağırsak sendromu (İBS), antibiyotikle ilişkili diyare, inflamatuvar bağırsak hastalıkları (İBH: Ülseratif kolit, Crohn hastalığı), laktoz intoleransında görülür.

    Bozulan bağırsak mikrobiyotasını düzeltmek iyi huylu canlı bakterileri içeren yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi ile mümkün olur. İyi huylu canlı mikroorganizmaları içeren bu yiyecek ve içecekler “PROBİYOTİK” olarak adlandırılır. Bilinen en eski probiyotik geleneksel mayalama yöntemi ile yapılan ev yoğurdudur. Pastorizasyon yöntemi ile yapılan ticari yoğurtlarda iyi huylu canlı bakteriler pastörizasyon ile öldüğü için probiyotik etkileri yoktur. Yoğurtta 100 milyon canlı bakteri vardır, ancak iyi huylu bakteri çeşidi bir tane ile sınırlıdır. Atalarımızın geleneksel içeceği olan “KEFİR” ise 10 dan fazla iyi huylu canlı bakteri türü içerir ve 1 mililitresinde 7-10 milyon canlı bakteri vardır. Bir su bardağı kefir içildiğinde 1.5 trilyon iyi huylu canlı bakteri sindirim sistemine girmiş olur. Her gün içilecek 1 bardak kefir ile sindirim sistemi mikrobiyotasının düzeltilmesi; İBS de şikayetleri büyük oranda azaltır, İBH da esas tedaviye yardımcı ve destek olur, laktoz intoleransı laktozsuz diyete daha iyi cevap verir; midede gastrit ve ülsere yol açan Hekilobakter pylorinin tedavisine ek olarak kulanıldığında bakterinini temizlenme oranı artar. Canlı bakterilerin tüketilmesi birtakım özel durumlar dışında oldukça güvenlidir. Kanser nedeni ile kemoterapi alan hastalarda, bağışıklık sistemi ciddi baskı altında olanlarda, ciddi kronik yandaş hastalığı olanlarda nadiren sepsis(mikrobun kana karışması), endokardit(kalp kapak iltihabı), karaciğer apsesi ve mantar enfeksiyonlarına yol açabilir. Bu yönden dikkatli olmak gerekir.

  • Çocuklarda sindirim sistemi hastalıklarında endoskopinin yeri ve önemi

    Endoskopinin tanımına geçmeden önce, kısaca Latincede en do kelimesinin iç anlamından, oskopi ise iç organların aletle incelenmesi anlamına gelmektedir. Gastroskopi ağızdan ışıklı bir aletle girerek yemek borusu, mide ve ince bağırsaklara kadar incelemeye, gerekli ise biyopsi ve müdahale yapamaya, yine kolonoskopi ise makattan ışıklı bir cihazla girerek kalın bağırsakların incelenmesine, biyopsi alınmasına ve gerekli durumlarda müdahale yapılmasına yarayan alettir.
    Çocuk çocuklarda sindirim sistemi yakınmaları sık olarak karşımıza çıkmakta ve bu hastalıkların tanı ve tedavisinde endoskopi çocuk gastroenterolojide sanıldığının aksine daha sık olarak kullanılmaktadır.
    Çocuklarda tekrarlayan karın ağrıları, kusma atakları, yutma zorluğu, uzamış ishal atakları ( iki haftayı geçen şekilsiz, yağlı, pis kokulu, miktarı veya sayısı fazla olabilir), karında şişlik, sindirim sisteminden kanamalar ( hem ağızdan hem de makat bölgesinden kan gelmesi), büyüme ve gelişme geriliğinin olması gibi belirtiler bazen ciddi bir rahatsızlığın habercisi olabilir. Bu gibi durumlar karşısında hızlı bir şekilde tanı koymamız ve tedaviye yönelik çözüm üretmemiz gerekmektedir. Gerekli kan tetkikleri, ultrasonografik tetkikler ve radyolojik incelemeler yanında endoskopi ile de hem tanıya tanısal hem de tedavi edici girişimler yapabilmemizi sağlar.
    Sindirim sisteminin üst kısmından olan kanamaların en sık nedeni midede oluşan ülser kanamalarıdır. Ülser yoğun bakımda yatan hastada strese bağlı gelişebileceği gibi bazen de üst solunum yolu enfeksiyonunda kullanılan aspirin, ibuprofen, kortikosteroid gibi ilaçlar sebebi ile de olabilir, yine helikobakter pylori gastriti veya ülseri zemininden de kanamalar görülebilir. İnce bağırsağın başlangıç kısmından da ülserlere bağlı kanamalar görülebilir. Doğumsal damarsal malformasyonlar, hemanjiomlar ( sindirim sistemindeki gül lekeleri ) diğer üst sindirim sistemi kanamasının daha az karşımıza sebepleridir.
    Üst solunum yolu enfeksiyonları sonucu öğürtü ve kusmalarla yemek borusu alt ucunda oluşan yırtıklar (mallry weis yırtıkları), gastroözefagial reflü hastalının yemek borusunda yapmış olduğu erozyonlar üst sindirim sistemi kanamalarının yemek borusuna bağlı sebepleridir.
    Yine kanama pıhtılaşma bozuklukları erken çocukluk çağında sindirim sisteminden kanamaya neden olabilir. Bu gibi durumlarda gastroskop ile inceleme yaparak kanamalı çocukta kanamanın yerini tespit edebilir ve endoskop yardımı ile aynı endoskopi seansında gerekli müdahaleyi yapabiliriz.
    Bazen de üst sindirim sistemi kanaması ciddi bir karaciğer hastalığının kronik karaciğer hastalıklarının ilk bulgusu olarak karşımıza çıkabilir. Bu gibi durumlarda hastanın durumu stabilleştikten sonra hızlı bir şekilde yemek borusunda oluşan varislere yönelik olarak girişimler yapmak hayat kurtarıcıdır. Siroz, kronik karaciğer hastalığı, karaciğere giden ve karaciğerden çıkan damarda tıkanıklık gibi sebeplerle yemek borusu etrafında oluşan varislerden oluşan kanamalar yaşamı tehdit edip ani volüm kaybından şok ile çocuğun ölümüne neden olabilir. Bu yemek borusundaki varisler tespit edilir edilmez gerekli uygun ortam sağlanıp yemek borusu etrafındaki varisleri söndürmeye yönelik olarak bant ile varisler boğulmalı eğer o an için bant sağlanamamış ise varisleri içine ve etrafına varis söndürücü (siklerozan madde enjekte) edilmelidir.
    Uzamış ishale nedeni olan buğday unundaki gluten isimli proteine karşı alerji (çölyak hastalığı ) ve diğer incebağırsak kökenli emilim bozukluklarının tanısında da endoskop ile alınacak biyopsinin patolojik incelenmesi tanı koydurucu özelliğe sahiptir.
    Yine üst sindirim sisteminin incelenmesine yönelik olarak kullanılan gastroskop yemek borusundaki doğumsal ve sonradan oluşan darlıkların tespiti ve balon ile dilatasyonu (genişletilmesi) içinde kullanılmaktadır.
    Çocuklar sık olarak etrafındaki cisimleri ağızlarına götürürler madeni bir para, toka toplu iğne, nazarlık bazen yüzük olabilmektedir. Bunları yatabilirler bunlar soluk borusuna kaçabileceği gibi sindirim sisteminin dar olan kısımlarında da takılı kalabilirler. Bunlar röntgen filmi ile görülebilirler sindirim sistemini terk edip etmedikleri takip edilmelidir. Eğer yemek borusu darlıklarından birinde takılmış ise acil olarak endoskop ile çıkartılmalıdır. Midedeki yabancı cisimler sindim sisteminin hareketleri ile sindirim sistemini terk edebilir eğer bu gerçekleşmiyor ve yabancı cisim midede kalıyor ise endoskopik olarak bu yabancı cisimler çıkartılabilir.
    Bazen beslenme sorunu olan kistik fibrozis hastalığı, kanser, metabolik hastalık, nörolojik problemleri sebebi ile yutma problemleri yaşayan, beslenme yetersizliği ve kilo alım problemleri olan hastalara endoskop ile girilip karın ön duvarından açılan beslenme yolu ile hastanın beslenmesi başarı ile yapılabilmektedir.
    Endoskopi alt sindirim sistemi hastalıklarının tanısında da kullanılabilmektedir. İnflamatuvar barsak hastalıkları ( ülseratif kolit ve chron hastalığı), polip ve soliter rektal ülserlerin tanısında alt sindirim sisteminden kanamaların yerinin tespitinde kullanılabilmektedir.
    Kısaca özetleyecek olursak sindirim sistemi rahatsızlıklarının tespiti ve tedavisinde kullanılan endoskopi erişkin gastroenterolojiden sonra çocukluk çağında da yerini almaya başlamıştır. Bursa Dörtçelik Çocuk Gastroenteroloji Bölümümüzde endoskopu tanısal amaçla kullanmamızın yanında yemek borusundaki varislere yönelik olarak bant ligasyonu ve/ veya sikleroterapi yapılabilmekte, yaban cisimleri gastroskop ile çıkartılabilmekte, sindirim sisteminden beslenme desteği için perkutan endoskopik gastrostomi (endoskop ile karın duvarından eslemek için tüp yerleştirilmesi ) işlemleri ve alt sindirim sistemine yönelik kolonoskopik girişimler yapılabilmektedir.
    Her şey yarınları emanet edeceğimiz çocuklarımızın iyiliği ve sağlığı için…