Etiket: Sınav

  • Sınava Girecekler İçin Öneriler-1: Gençlere Tavsiyeler

    Sınava Girecekler İçin Öneriler-1: Gençlere Tavsiyeler

    Büyük sınav günü yaklaşırken, hem gençlerde hem de onların ailelerinde stres seviyesi
    artmaktadır. Bu durum zaman zaman sınav başarısını engelleyecek hale gelmektedir. Çok
    aşırı stres hem öğrenciyi olumsuz etkilemekte hemde ailede bir panik havası estirmektedir.
    Sınavlar yaklaşırken faydalı olabilecek bazı tavsiyeleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu ilk
    yazıda öncelikli olarak sınava girecek gençlere yönelik öneriler yer almaktadır. İkinci
    yazımda ise ailelere yönelik öneriler yayınlanacaktır.

    Sınava Girecek Gençlere Tavsiyeler

    1- Sınav zamanına kadar olabildiğince sistemli şekilde çalışın. Sınav öncesi son bir haftada
    tempoyu biraz azaltın. Bir kaç gün öncesinden ise olabildiğince beyninizi dinlendirin. Sadece
    kafanıza takılan noktaları gözden geçirin.

    2- Hiç bir şey bilmiyorum tuzağına düşmeyin. Sınav öncesi çoğu gençte Hiç bir şey
    bilmiyorum kaygısı olmaktadır.Son bir günde bütün konuları tekrar etmek gibi bir şansımız
    olmayacağından zaten yapabileceğinizin en iyisini yılların birikimi ile yaptığınızı kendinize
    hatırlatın.

    3- Stresi negatif şekilde algılamayın. Evet, çok miktarda stres gerçekten kişiyi olumsuz
    etkiler, ancak bir miktar stres başarıyı olumlu etkileyen bir faktördür. Sonuçta bir sınava
    giriyorsunuz, biraz strese girmeniz oldukça normaldir. Hiç strese girmemeliyim gibi bir
    beklenti gerçekçi değildir.

    4- Kendinize dinlenme fırsatı verin. Sadece sınava takılıp kalmayın, zaman zaman (çok da
    aşırı olmamak kaydıyla) hoşunuza giden şeylere vakit ayırın. Bu durum, kafanız
    rahatlayacağından yeni bilgilerin zihninize girmesini kolaylaştırır. Unutmayın, çok çalışmak
    değil, kaliteli ve bilinçli çalışmak başarıyı getirir.

    5- Gece uyuyamazsanız paniğe kapılmayın. Unutmayın ki o gece sizinle beraber sınava
    girecek bir sürü gençte aynı stresi yaşıyacak ve uyuyamayacak. Onun için hemen hemen
    herkes sizinle benzer seviyelerde uykusuzluğa sahip olacaktır. Ayrıca genç bir kişi için bir
    günlük uykusuzluk önemli performans kaybına sebep olmamaktadır.

    6- Sınava normalden fazla anlam yüklemeyin. Üniversiteye giriş sınavı tabiiki hayatınız için
    önemli bir sınavdır, ancak sınava aşırı anlam yüklemek sınava giren kişinin stres seviyesini
    yükseltecektir.

    7- Beklentilerinizi ne yüksek ne alçak tutun. Bazı öğrenciler, normalde dershane sürecinden
    aldığı puandan çok daha yüksek puanlı bölümleri kazanmayı hedefler bazı öğrenciler ise
    başarılarını aşırı küçümserler.
    Gerçekçi beklentilere sahip olmak kişiyi hayal kırıklığı ve yetersizlik hissinden korur.

    8- Değerinizi kazandığınız üniversite yada bölüm üzerinden biçmeyin. Unutmayalım ki her
    üniversitenin artı ve eksileri vardır. Ayrıca ülkemizde üniversite eğitiminden sonra dışarıdan
    alınabilecek çok sayıda eğitim ve bir çok yüksek lisans seçenekleri mevcut. Kendini
    geliştirmenin sonu yoktur.

    9- İstediğiniz üniversiteyi mutlaka gezin. Fiziksel koşullarını görün, varsa sosyal faaliyetlerini
    araştırın. Bölümde çalışan ve okuyanlar ile iletişim kurmaya çalışın. Önceden bilginiz olması
    fikirlerinizi daha sağlam şekillendirmenize yardımcı olacaktır.

    10- Olumlama yapın. Sınava girmeden önceki gün gece yatmadan sınav gününü gözünüzde
    olumlu şekilde canlandırın ve o şekilde uyuyun. Felaket senaryolarını tamamen kafanızdan
    uzaklaştırın.

    11- Sınav esnasında tek soruya takılmayın. Bilmediğiniz, yapamadığınız bir soru gelebilir.
    Ama unutmayın ki bu sadece tek bir soru. Moralinizi bozmayın ve daha kolay çözebildiğiniz
    bir alana geçin. Daha sonra tekrar dönüş yapabilirsiniz.

    Bütün sınava girecek bütün gençlere başarılar ve iyi şanslar diliyorum.

  • Sürecinde Ebeveynlere İletişim Önerileri

    Sürecinde Ebeveynlere İletişim Önerileri

    Sürecinde Ebeveynlere İletişim Önerileri

    Sınava yolculukta Sınava anne ve babaların dikkatine;

    •Sınavdan önceki yıl üniversite içerikli konuşmaların sıklığı artırdığınız oluyor mu?

    •Sınava hazırlanan başka öğrenciler ve ailelerle ilgili örnekler veriyor musunuz?

    •Farklı konuda bir sohbet ederken konu sınava geliyor mu?

    •“Bu yıl sınav yılın, bir soru bir sorudur seni kaç kişinin önüne geçirir biraz daha test çözmeye çalış” dediğiniz oluyor mu?…

    •“Hastalanmamaya çalış bu yıl spor yapmasan da olur seneye istediğini yaparsın’’ önerisinde bulunuyor musunuz?

    Bu tarz ifadeler çocuğunuzun kaygısının artmasına yol açabilecektir.Bu ifadeler yerine,

    •Bu yıl yaşayacağın önemli bir deneyim var ve biz ailen olarak her zaman olduğu gibi yanındayız ve elimizden geldiğince sana destek olmaya çalışacağız

    •Bu süreçte yorgunluk, bıkkınlık hissettiğin zamanlar olabilir, kendine, arkadaşlarına, hobilerine zaman ayırmaya da çalışmalısın

    •Kendini başkalarıyla kıyaslama, deneme sonuçları sana rehberlik etsin başkalarıyla kendini kıyaslamana değil

    •“Sağlığın ve mutluluğun her şeyden daha önemli, bu sınavın sonucu sana olan sevgimizi değiştirmeyecek, bizim için her zaman çok önemlisin”

    İfadelerini yeri geldikçe kullanmak ise kaygısını yönetmesine yardımcı olabilecektir. Yolunuz açık olsun. Kolaylıklar diliyorum.

  • Sınav Kaygısı

    Sınav Kaygısı

    SINAV KAYGISI

    Sınav kaygısı, bir çok öğrenci için her şeyin bir nokta da düğümlendiğini düşündüğü, varlık ve yokluk sınırında kalmışlık hissidir.Bu sınav geçilecektir. Geçilmez ise her şeyini kaybedecek noktadır. Bu nedenlesınav kaygısıbir çok öğrencinin ve ailenin hayatını karartmaktadır.

    Sınav kaygısıyaşan kişiler sınava, derse konsantre olamazlar. Tek bir sınav hayatlarının odağında yer almaktadırlar. Kaygı belirtileri sınavdan önce başlamaktadır. Sınavın büyüklüğüne ve önemine göre günler ve haftalar öncesinden belirtileri başlamaktadır.

    sınav kaygısı

    Sınav kaygısıbelirtileri nelerdir?

    Günler öncesinden başlayan uykusuzluk, gece kabus görme, iştahsızlık, gerginlik, yerinde duramama, depresif ruh hali, konsantre olamama, sınav anında ellerde, ayaklarda titreme, huzursuzluk, okuduğunu anlayamama, kusma, bayılma görülebilmektedir.

    Sınav kaygısı neden oluşmaktadır?

    • Eğitim sisteminden kaynaklanan sorunlar. Maalesef ülkemizde bir çok önemli kazanım tek bir sınava bağlanmaktadır. Lise geçiş sınavı, bursluluk sınavı, üniversite sınavı gibi. Bu kadar önemli sınavın yılda, bazen yaşamda bir kez olması, tekrarının olmaması öğrencilerde büyük bir gerilime yol açmaktadır.
    • Ailelerin tutumu. Bir çok aile eğitim konusunda çocuklarına çok büyük baskı yapmaktadırlar. Çocuklarından yapamayacakları kadar büyük başarı talepleri olmaktadır. Bunu gerçekleştirmek için ise yoğun bir motivasyon süreci, çocuklarının kendi gerçek performanslarının dahi ortaya çıkmasına engel olmaktadır. Ayrıca aileler çocuklarına “bu sınav çok önemli, kazanamazsan aç kalırsın” gibi gerçekle hiç ilişkisi olmayan cümleler kurarak yoğun bir kaygı yaşamalarına neden olmaktadırlar.
    • Bireysel faktörler. Bazı çocuklar bireysel olarak daha duyarlı, hassas, olayları gerçeğinden daha çok önemseyen ve abartan bir kişilik yapısına sahiptirler. Bu nedenle bazıları için basit, sıradan bir sınav onlar için ölüm kalım yarışına dönmektedir.

    Sınav kaygısı ile nasıl baş edilir?

    Kanımca burada en önemli nokta öğretmen ve ailelerin sınavın önemi notasında gerçekci olmaları gerekir.Okul hayatının başından beri sınav ve okul başarısı konusunda abartılı ve ısrarcı tutum, davranış ve sözlerden uzak durmaları gerekir. Bu sayede çocuklarımızın bilinç altında olumsuz düşünceler yerleşmemiş olur.

    Bir başka nokta sistematik ve bilinçli çalışma ders ve sınav başarısını arttıracaktır. Burada rehber ve danışman öğretmenlerden yardım alınabilir. Bu sayede çocuğumuzun okul başarısı artacağı için bir sonraki sınavadaha öz güvenli girecektir.

    Eğer bu kaygı patolojik bir boyutta ise yetkin bir ruh sağlığı hekiminden yardım almak yerinde olacaktır.

  • Sınav gününüz zehir olmasın

    Sınavların yoğun yaşandığı dönemlerde kahve ve çikolatayı çok tüketen, kaşıntıları, sivilceleri, cilt problemleri artan, öksürükleri çoğalan, burun tıkanıklıkları, mide ekşimeleri yaşayan gençler dikkat!

    Uyanık kalmak için içtiğiniz kahve uyku, mutlu olmak için yediğiniz çikolata mutsuz yapabilir ve en önemlisi sınav gününüz zehir olabilir. Çünkü kafein ve kakao reflü oluşumuna sebep oluyor, reflü oluşumu alerjik hasatlıkları ve astımı tetikliyor.

    Sınav dönemi yaşanan stres alerjik hastalıklar ve astım başta olmak üzere birçok hastalığın temelini oluşturuyor. Kahve ve çikolatanın alerji ile ilişkisi vardır. Özellikle sınav dönemi uyanık kalmak ve dikkat toplamak için tüketilen bu besinlerin, hastalıkları arttırarak sınavda başarı oranını düşürebileceği unutulmamalıdır. Gençlerde, yıl boyu devam eden sınav maratonu, kaygıya ve strese neden oluyor. Bunun yanı sıra beslenme ve uyku düzeni değişen gençler, kahve ve çikolatayı çok tüketiyor. Aşırı stres ve beraberinde kafein içeren gıdaların bu dönemde fazla tüketimine bağlı olarak gelişen mide asit salgısının artması reflü hastalığını beraberinde getiriyor. Reflünün getirdiği sorunlar alerji ve astımı tetikliyor.

    Reflü Sadece Bir Mide Hastalığı Değildir

    Reflü çocuk ve gençlerde karın ve mide ağrısı, ağza ekşi su gelmesi, ses kısıklığı, ağız kokusu, diş gıcırdatma, geğirme ve iştahsızlık gibi belirtilerle kendini göstermektedir. Reflü sadece bir mide hastalığı değildir. Bunlardan bir veya bir kaçının devamlı var olması halinde midede bir sorun olabileceğinden şüphe etmek gerekir ve reflü hastalığı kontrol altına alınmaması halinde astıma yol açabilmektedir. Reflüden doğabilecek diğer hastalıkların oluşumunda ise: Mideden yukarı çıkan asitli içerik, solunum sistemine, buruna ve akciğerler kaçtığında geçmeyen balgamlı öksürüklere ve burun akıntısına, burun tıkanıklığına yol açan sinüzite ve gece kriz şeklinde başlayan öksürük ise nefes darlığına yol açabilir. Bu gidişin önü alınmazsa astım kaçınılmazdır.

    Bu konu ile ilgili şunlara dikkat edilmesi önemlidir;

    Sınav hazırlığında olan öğrencilere bir de aileleri tarafından ek baskı uygulamaması ve çocukların stresten uzak tutulması gerekir.

    Sınavlara hazırlık aşamasında çocuk ve gençlerin uyanık kalmak için kafein içeren çay, kahve ve enerji içeceklerinden uzak tutulması uygun olacaktır.

    Geç saatlere kadar çalışmak durumunda olunduğunda yatmadan önceki 2 saatte beslenmenin kesilmesi ve bol su içilmesi gerekmektedir.

    Zihin açar mantığı ile çikolata ve benzeri kakaolu gıdalardan uzak durulmalıdır.

    Strese bağlı psikolojik rahatlama adına sağlıksız beslenmeye yönelen çocukları, fastfooddan uzak tutacak alternatif gıdaların (Ör: ev köftesi + ekmek + ayran; evde yapılmış sıvı yağlı mayasız poğaça, kurabiye; cevizli tarçınlı meyve tatlıları) el altında bulundurulması önemlidir.

    Zihinsel aktivitenin desteklenmesi ve bağışıklık sisteminin güçlü tutulması için balık yağı (Omega 3) ve D vitamini takviyesi yapılmalıdır.

    Ekşi portakal vb. meyve suları yerine taze sıkılmış elma, havuç suyu tercih edilmelidir.

    Kızartmadan kaçınılmalı, fırında kızartılmış az yağlı gıdalar tercih edilmelidir.

    Çiğ sarımsak ve soğan mide asidini artırdığından antibiyotik niyetine çiğ sarımsak; soğan yedirme uygulamasından kaçınılmalıdır.

  • SINAV KAYGISI BAŞARISIZLIĞIN KAPISINI ÇALARSA

    SINAV KAYGISI BAŞARISIZLIĞIN KAPISINI ÇALARSA

    Neredeyse ilk okuldan beri milyonlarca öğrenci belli sınavlara hazırlanıyor. Sen de onlardan birisi isen belki de sınav denilince aklına ilk gelen duygun “kaygı”dır. Ancak unutulmamalıdır ki, kaygı çok da yaşamsal bir duygudur. Performans ve motivasyonunu arttırır. Bununla birlikte eşiği geçip artmaya başladığında yaşam kaliteni düşürüp ve senin gibi bu binlerce öğrencinin de olumsuz etkilenmesine neden olabilir.

    Peki ne yapmak gerekir?

    • *Öncelikle o gün sıradan bir gün; sadece diğer insanların trafikten muzdarip olacağı, ailelerin okul bahçelerinde ve girişlerinde hatta etraflarında sohbet edeceği bir sabah olacak. Eğer genel bir sınav değilse de yine kuşların öteceği, arabaların korna çalacağı ve yine sezon indirimlerinin olacağı bir gün olacak.
    • Dolayısıyla vitamin diye aşırı beslenmeye, yarın sınav var diye günlük sisteminin dışında erkenden uyumaya çalışmaya da gerek yok. Eğer buna zorlarsan kendini, fazla anlam yükleyerek stres seviyeni de arttırmış olursun.
    • Diyelim sınav sınıfının dışında bir yerde. Sınav yerine önceden geldin, oturdun ve sanki herkes senden daha iyi biliyor konuları. Hatta ellerin titremeye başladı bile. Karnın ağrıyor yoksa tuvaletin mi geldi? Ya sen sorularla boğuşurken arkadan biri sayfasını çevirirse, ya karnın guruldarsa sınavda? Ya bayılırsan?..Peki bir dakika.. Elinde %100 bir kanıtın var mı böyle olacağına dair? Kanıt ara, “Elimde başarısız olacağıma dair bir kanıt var mı ya da o çocuğun sayfayı çevirmesi her soruyu bilerek geçtiğine dair bir kanıt mı?” Kanıtın yoksa; o düşüncen gerçek değildir. Hem karnın guruldarsa merak etme iki dakika sonra çapraz köşedeki kızınki de guruldayacaktır. Hoş aynı önerilerim okul sınavların için de geçerli.
    • Heyecanın, stresin arttıkça, kalbin daha hızlı çarpar ve nefesin de hızlanır. Ellerin soğuk soğuk terler belki, dayanamayacakmışsın gibi bile gelebilir bazen. İşte böyle zamanlarda nefesini yavaşlat ve en kötü ne olabilir diye sor kendine. Nefesini burnundan ya da ağzından alırken göğsün yerine karnın şişsin ve biraz tuttuktan sonra ağzından yavaşça ver. Bunu bir kaç kere tekrarlaman hem zihnine ve bedenine zaman kazandıracak, gerilen kaslarını gevşetecek, hem de kimsenin anlayamayacağı bir eğzersiz. Diyelim en kötü senaryon gerçekleşti, bu durum dayanılamayacak kadar korkunç mu? Değil değil mi?
    • Ve insan olduğun için hatalarınla, başarılarınla; mükemmel olmak zorunda değilsin. Her soruyu hatasız yapmalıyım dersen, senin işin zorlaşır ve yapabilecekken belki de kendine kızmaktan sebep anlayamayacaksın bile ne sorulduğunu. Öyle zamanlarda, soru kafanı mı karıştırdı, atla diğerine geç. Çünkü ona 5 dakika harcağıdında belki de 5 soru kaybın oluyor. Daha iyi anladıklarını yaptıktan sonra geri dönersen performansın artacaktır.
    • Belki annenin ve babanın yerine konuşmuş gibi olacağım ama; sen düşük de alsan yüksek de alsan sizinkiler seni sevmeye devam edecek. Çünkü sen onlar için değil, kendin için çalıştın ve kendin için sınava giriyorsun. Biliyorum onlar ve tanıdıklar “Sana güveniyoruz, sen yaparsın” dediklerinde stresin ve korkun artıyor ancak belki de ne diyeceklerini bilmediklerinden öyle cümleler ağızlarından çıkıyor olabilir. Fazla anlam yükleme, zaten her an sana güvenip inanıyorlar.
    • VE unutma ki bu sınavlardaki başarın senin değerini belirleyemez. Çünkü senden ne kişilik, ne fizik, ne de davranış açısından 1 tane daha yok. Yani sen; biriciksin, çok değerlisin. Bu değerlilik de bir sorumluluk bir veriyor sana. Ne yaparsan, ne geçerse aklından ve ne hissedersen sana ait. Yani aslında kimse zorla korkutmuyor bizi ya da zorla mutlu etmiyor. Unutma ki; Bizim düşüncelerimiz nedeni ile hislerimiz ve tepkilerimiz ortaya çıkıyor.
  • Sınavlar yaklaşırken çocuk ve gençleri bekleyen büyük tehlike; stres astıma yol açıyor!

    Stres, alerjik hastalıklar ve astım başta olmak üzere birçok müzmin hastalığın sebebi…

    Ülkemizde yıl boyu devam eden sınav maratonu çocuk ve gençlerde aşırı strese, stres ise mide asit salgısını arttırarak reflü başta olmak üzere birçok hastalığı ve astıma neden olmaktadır.

    Psikolojik stres; alerjik hastalıklar ve astım başta olmak üzere birçok müzmin hastalığın temelini oluşturmaktadır. Ülkemizde yıl boyu aralıksız olarak devam eden sınav maratonu birçok çocuk ve gençte başarılı olma yönünde büyük bir kaygı oluşturmaktadır. Kaygı ve getirdiği strese bağlı gelişen mide asit salgısı artışı, reflü hastalığı adı verilen bir mide sorununu beraberinde getirir. Özellikle çocuk ve gençlerin sağlığını korumasının daha da büyük önem taşıdığı merkezi sınavlara yaklaşılan şu dönemlerde reflü ve getirdiği sorunları erken dönemde fark etmek gerekir.

    Reflü; çocuk ve gençlerde karın ve mide ağrısı, ağza ekşi su gelmesi, ses kısıklığı, ağız kokusu, diş gıcırdatma, geğirme ve iştahsızlık gibi belirtilerle kendini gösterir. Bunlardan bir veya bir kaçının devamlı var olması halinde midede bir sorun olabileceğinden şüphe etmek gerekir.

    Reflü Kontrol Altına Alınmazsa Astım Kaçınılmazdır!

    Reflü sadece bir mide sorunu değildir. Reflü hastalığı kontrol altına alınmaması halinde astıma yol açabilir. Mideden yukarı çıkan asitli içerik, solunum sistemine, buruna ve akciğerler kaçtığında geçmeyen balgamlı öksürükler ve burun akıntısı, burun tıkanıklığı ile seyreden sinüzit ve gece kriz şeklinde gelen öksürük ve nefes darlığına yol açabilir. Bu gidişin önü alınmazsa astım kaçınılmazdır.

    Merkezi sınavlara hazırlanan çocuklara, gençlere ve ailelere tavsiyemiz şudur;

    1-Sınav hazırlığında olan veya ara sınıflarda ders başarısını artırmak isteyen öğrencilere bir de aileleri tarafından karne notları konusunda ek baskı uygulamaması ve çocukların stresten uzak tutulması gerekir.

    2-Sınavlara hazırlık aşamasında çocuk ve gençlerin uyanık kalmak için kafein içeren çay, kahve ve enerji içeceklerinden uzak tutulması uygun olacaktır.

    3-Geç saatlere kadar çalışmak durumunda olunduğunda yatmadan önceki 2 saatte beslenmenin kesilmesi ve bol su içilmesi gerekmektedir.

    4-Zihin açar mantığı ile çikolata ve benzeri kakaolu gıdalardan uzak durulmalıdır.

    5-Strese bağlı psikolojik rahatlama adına sağlıksız beslenmeye yönelen çocukları, fast fooddan uzak tutacak alternatif gıdaların (Ör: ev köftesi + ekmek + ayran; evde yapılmış sıvı yağlı mayasız poğaça, kurabiye; cevizli tarçınlı meyve tatlıları) el altında bulundurulması önemlidir.

    6-Kış aylarında zihinsel aktivitenin desteklenmesi ve bağışıklık sisteminin güçlü tutulması için balık yağı (Omega 3) ve D vitamini takviyesi yapılmalıdır.

    7-Ekşi portakal vb. meyve suları yerine taze sıkılmış elma, havuç suyu tercih edilmelidir.

    8-Kızartmadan kaçınılmalı, fırında kızartılmış az yağlı gıdalar tercih edilmelidir.

    9-Çiğ sarımsak ve soğan mide asidini artırdığından antibiyotik niyetine çiğ sarımsak; soğan yedirme uygulamasından kaçınılmalıdır.

  • SINAV KAYGISI

    SINAV KAYGISI

    Okul hayatları boyunca edindikleri akademik bilgi ve becerilerin “sınav yöntemi” ile değerlendirilmesine öğrenciler farklı şekillerde ve düzeylerde tepki göstermektedirler. Öğrencilerin bir kısmı bu sınavları sıradan karşılarken bazıları ise kaygı ve stres ile dolu bir süreç olarak karşılamaktadır. Elbette bu iki karşılama şekli öğrencilerin performansları ve başarılarını da farklı etkilemektedir. Bunu sıradan bir durum olarak karşılamak öğrencinin başarısına, performansına bir etki etmezken; yoğun kaygı ile karşılamak sınava hazırlık yaparken performansı düşürdüğü gibi sınav sırasında edindiği bilgileri hatırlama ve kullanma becerisini de köreltmektedir. Tabi başarısızlık kaygısı ile girilen sınavın sonucunun başarısızlık olması, kısır bir döngüyü ortaya çıkarmakta ve sıradaki diğer sınavlarda da aynı döngü ortaya çıkabilmektedir. Elbette bu olumsuz yaşantılardan kurtulmak doğru yardımı alarak başarılabilir. Ancak bu aşamada görev yalnızca bu durumdan etkilenen asıl kişi olan öğrenciye değil, onunla birlikte anne ve babasına ayrıca öğretmenlerine de düşmektedir.

    Nedir bu kaygı dediğimiz şey? Aslında stres verici durumlarla karşılaştığımız zamanlarda hepimizin belli düzeylerde hissettiği bir duygudur. Sınavlar ise öğrenciler için kaygı ve stres yaratan durumların herhalde başında gelmektedir. Belirli bir düzeyde kaygı yaşamamız doğaldır, hatta yararlıdır diyebiliriz, çünkü belirli bir derecede yaşanan kaygı bizi motive eder ve daha iyi performans göstermemiz için bizi tetikler. Fakat yoğun olarak yaşanan kaygı hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sınavlarda da başarının önünde büyük bir engel ve performansın büyük bir düşmanı olabilir.

    Bu yoğun sınav kaygısını yaşayan öğrenciler sınava hazırlanırken, sınav sırasında ve sınav sonrasında bazı farklı belirtiler gösterebilir. Bu belirtiler zihinsel, duygusal ya da bedensel belirtiler olabilir.

    Sınav kaygısının bu belirtileri şu şekilde sıralanabilir;

    • Unutkanlık veya öğrendiklerini kullanamama,

    • Dikkatini toplayamama,

    • Anlamakta güçlük çekme,

    • Kalp çarpıntısı,

    • Soluk alıp vermede güçlük,

    • Ellerde titreme ve ateş basması hissi,

    • Baş dönmesi,

    • Yorgunluk, uyuşma,

    • Terleme ya da üşüme,

    • Mide ve baş ağrıları,

    • Gerginlik ve sinirlilik,

    • Heyecan ve panik,

    • Karamsarlık,

    • Korku

    Peki anne, baba ve öğretmenler nasıl yardım edebilir?

    Öncelikle öğrencilerin, girecekleri sınava yeterince hazırlandıklarını düşünebilmeleri için çalışma sürelerini planlamaları ve organize etmeleri çok önemlidir. Ancak bu planlamayı yapmak her zaman kolay olmayabilir. Bu konuda yardımınıza ihtiyaç duyabileceklerini unutmayın.

    Kendisinin “yeterli ya da yetersiz”, “değerli ya da değersiz” olduğuna sınav sonucuna göre karar vermeyi bekleyen bir öğrenci için sınav, ciddi düzeyde kaygı yaratacaktır. Bu nedenle aldıkları sonuç ne olursa olsun; yeterli ve değerli ayrıca sevilmeye değer biri olduğunu çocuğunuza mutlaka hissettirmelisiniz. Sınavlar yalnızca kişilerin akademik bilgi düzeylerini ölçmektedir, hiç kimsenin bir insan olarak yeterliliği ya da değeri hakkında bilgi vermemektedir.

    Sınavdan aldıkları sonuçtan ziyade o sınavda başarılı olabilmek için harcadıkları enerji ve gösterdikleri çabanın takdir edilmesi, elinden geleni yapmış olmasına rağmen istediği sonucu alamamış bir öğrenci için şansını ikinci kez denemek ya da yaşamında daha sonra gireceği sınavlar için büyük bir motivasyon kaynağı olacak ve kaygısını sağlıklı düzeylere çekmesine yardımcı olacaktır.

    En büyük motivasyon kaynaklarımızdan bir diğeri ise daha önce gösterdiğimiz, elde ettiğimiz başarılarımızdır. Çocuklarınıza bu katkıyı yapmak için geçmişteki küçük ya da büyük başarılarını hatırlatmaktan çekinmeyin.

    Yoğun çalışmaların yanında tüm diğer insanlar gibi öğrencilerin de rahatlamaya, mola vermeye ihtiyaçları vardır. Sınava hazırlanmanın durmaksızın ders çalışmaktan ibaret olmadığını onlara hatırlatın ve sosyal becerilerin gelişmesini, çok yönlü bir birey olabilmeleri için sosyal aktivitelere katılmalarını destekleyin.

    Sonuç olarak anne-babasının, öğretmenlerinin ve kendisinin tüm çabalarına rağmen öğrenci sınav nedeniyle yaşadığı yoğun kaygıyla baş edemiyor olabilir. Bu durumda da sınav kaygısına yönelik psikoterapi yardımıyla kontrol altına alınabildiğini, üstesinden gelinebildiğini unutmayın ve mutlaka bir uzmandan yardım alın.

    Uzm. Klinik Psk. İhsan YEĞENOĞLU

  • Sınav kaygısı

    Sınav kaygısı

    Sınav Kaygısı, kişinin öğrenilen bilgisini sınav esnasında etkili bir biçimde kullanmasını engelleyen ve bu sebeple başarısının düşmesine neden olan durumdur. 
    Bu kaygı, orta düzeyde kaldığı sürece faydalıdır. Öğrenciyi motive eder, hedefleri için çabalamasını sağlar. Ancak aşırı ve yüksek kaygı başarısızlığa neden olur. 
    Sınav esnasında aşırı dikkat dağınıklığı, bilinen konuları hatırlamakta güçlük, unutkanlık, kötü senaryolar içeren düşünceler gibi zihinsel belirtiler, güvensizlik, çaresizlik, heyecan, gerginlik, sinirlilik gibi duygusal belirtiler, ders çalışmayı ya da sınavı yarıda bırakma, sürekli ders çalışmayı erteleme sınava girmeme gibi davranışsal belirtiler, baş ağrısı, sabahları yorgun kalkma, iştahsızlık, uyku problemleri gibi fiziksel belirtiler sınav kaygısına işaret olabilir.
    Sınav kaygısının en genel sebebi öğrencinin ya da ailesinin sınava yüklediği farklı anlamlardır. Öğrenci sınava ailesine karşı bir borç, kendini ispat, iyi bir evlat olduğunu kanıtlama gibi anlamlar yüklediği zaman kaygı seviyesi olması gerekenin çok üzerine çıkmaktadır. 
    Sınav kaygısının en sık karşılaşılan sebebi ise sınava yeteri kadar hazırlanamamış olmaktır. Sınav vakti yaklaştıkça sınav kaygısına işaret eden belirtileri daha yoğun bir şekilde gözlemleyebiliriz.
    Sınava hazırlanmaya geç başlanılması, konuların yetiştirilememesi veya zamanında başlansa dahi etkin bir çalışma yapılamaması, mükemmeliyetçi bir düşünce yapısı, hatasız olma isteği sınavda motivasyonun düşmesine neden olacaktır ve beraberinde de başarısızlığı getirecektir. 
    Öte yandan ailenin sınava yüklediği anlam, gerçekleşmesi güç hedefler, öğrenci üzerinde yoğun bir baskı oluşturacak ve bu da sınav başarısını direkt olarak etkileyecektir. 
    Sınav kaygısını yenebilmek adına sınavdan önce ve sınav esnasında yapılacak ufak değişiklikler faydalı olacaktır.
    Sınavdan önce yapılacak hazırlıkların temelinde “doğru çalışma” yatar. Bilgi eksikliğini en aza indirmek sınavda daha huzurlu olmanızı sağlayacaktır. 
    Sınav vakti yaklaştığında çalışma temposunu arttırmak çoğu zaman faydadan çok zarar getirir. Bu süreçte aşırı yüklenme, bilginin depolanmasından ziyade kaygının yoğunlaşmasına neden olur.
    Sınavın anlamı doğru değerlendirilmelidir. Sınav sadece sizin o konu hakkındaki bilginizi ölçer, kim olduğunuzu değil. Sizi siz yapan değerler ise sadece o konular değildir. O sınavdaki yetersizliğinizi örtebilecek bir çok iyi özelliğiniz olduğunu asla aklınızdan çıkarmayın. Sınav sonucu değerlendirilirken kendinizi sadece bir öğrenci olarak değil aynı zamanda ailenizin bir çocuğu, iyi bir sporcu ya da iyi bir sanatçı olduğunuzu da hatırlayın. 
    Düşünce yapınızı mümkün olduğunca olumlu tutmaya çalışın. “Ben bu sınavı geçemem” “Ben başarılı olamayacağım” ya da “başarısız olursam aileme ne derim” gibi düşüncelerin yerine daha pozitif düşünceleri aklınıza getirin. Kendi yetersizliklerinize odaklanmak yerine olumlu özelliklerinizi ön planda tutmaya çalışın ve başarabileceğinize inanın.
    Sınavdan önce uykunuzu yeterli bir şekilde almaya özen gösterin. Sınava olabildiğince dinç ve dinlenmiş olarak girin. Sabaha kadar o sınava çalışmak belki 1 ya da 2 konuyu daha bitirmenizi sağlayacaktır ancak sınav esnasında çok iyi bildiklerinizi kaygı ve yorgunluk sebebiyle yapamamanız olarak geri dönecektir. 
    Hayatta başarılı ve mutlu olmanın tek yolunun bu sınav olmadığına inanın. 
    Aileler de bu konularda çocuklarına destek olmalıdır. Başta da söylediğimiz gibi, orta seviyede kaygı başarı için gereklidir. Tamamen boşvermiş bir yapı sergilemek de faydalı olmayacaktır ancak sınavın önemi vurgulanırken öğrencilerin gözleri çok korkutulmamalıdır, alternatiflerin olduğunu da bilmeleri gerekmektedir.
    Aileler çocuklarından beklenti içine girerken gerçekçi beklentiler içinde olmalıdır. Her çocuğu avukat ya da doktor olacak diye yetiştirmek maalesef  oluşan yoğun kaygı sebebiyle ters tepmektedir. Çocuğun limitlerinin üzerinde bir sonuç elde etmesine karşın ters bir tepki görmesi özgüvenini, kendine olan inancını ve değerlerini direkt olarak kıracağı gibi bir sonraki sınavda da üzerinde çok yoğun bir baskı oluşmasına neden olacaktır. 
    Başka çocuklarla kıyaslamak da bu dönemde kaygıyı son derece arttıran davranışlardır. Her kişinin yetenekleri farklıdır. Komşunun kızının sınavdan 90 alıyor olması sizin çocuğunuzun da 90 alması gerektiği anlamına gelmemektedir. Ya da büyük oğlunuzun mühendis olmuş olması diğer çocuğunuzun da o yönde yatkınlık göstereceğine işaret değildir.
    Sınav esnasında öncelikle bilinen sorulardan başlamak motivasyonu arttıracaktır. Başarabildiğinizi, yapabildiğinizi görmek sınavın kalan kısmında sizin için itici bir güç olacaktır. 
    Aklınıza negatif düşünceler gelirse bu düşünceleri bir an önce uzaklaştırmaya çalışın. Gözlerinizi kısa bir süreliğine kapatın, bir kaç kez derin nefes alın ve aklınıza güzel anılarınızı getirin. Bu sınavdan alacağınız not ne olursa olsun ailenizin yine de sizi seveceğini aklınızdan çıkarmayın. 
    Hayatın bize ne getireceği bilinmez. Sadece ipuçları vardır önümüzde. Ama sizi mutlu edecek bir yaşantının hangi üniversiteden ya da hangi bölümden geleceğini asla kestiremeyiz. 
    Bu değişiklikler işe yaramıyorsa ya da uygulanamıyorsa, kaygı çok ileri seviyelere taşındıysa, depresyon, anksiyete gibi ruhsal bozukluklar ortaya çıkıyorsa ve genel işlevselliği etkiliyorsa, davranış bozuklukları gözlemleniyorsa psikiyatrik destek almak bu dönemde faydalı olacaktır. 

  • SINAV KAYGISI YAŞAYAN ÖĞRENCİYE AİLESİ NASIL YARDIMCI OLUR?

    SINAV KAYGISI YAŞAYAN ÖĞRENCİYE AİLESİ NASIL YARDIMCI OLUR?

    Sınav kaygısı konusunda aileye söyleyebileceğimiz ilk şey kaygının doğal bir duygu olduğunun bilinmesidir. Milyonların girdiği ve sadece on binlerin kazanabildiği bir sınavda kaygı duymamak imkansızdır. Yine şu da bilinmelidir ki kaygı duymadan sınav kazanılmaz. Ancak, buraya kadar bahsettiğimiz kaygı normal ve sınava giren her öğrencinin yaşadığı bir kaygıdır.

    Üniversiteye giriş sınavlarına hazırlanan gençlerin yaşadığı kaygının iki sebebi vardır. Birinci sebep, gerçekçi ve akılcıdır. Sonuçları hayatın akışını etkileyecek büyük bir yarışta yer almaktan kaygı duymak doğal ve yerindedir. Ancak ikinci sebep, birincisi kadar gerçek ve akılcı değildir. “Anneme babama ne diyeceğim?”, “Arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakacağım’’ gibi düşünceler sınava hazırlanan öğrencinin kaygısını artırır.

    Anne-babanın çok küçük yaşlardan itibaren çocuğundan yüksek başarı beklentisi, çocuğun hatalarını düzeltmek için onu eleştirmek, olumsuz sıfatlarla nitelemek (haylaz, tembel, sorumsuz, yavaş, pısırık vb.) çocuğun kendine olan güvenini azaltır.

    Psikolojik bir problem niteliğinde sınav kaygısı yaşayan öğrencinin bu kaygıyı yaşamasının nedeni şu şekilde özetlenebilir:

    1. Genç kendisiyle ve sınavla ilgili olumsuz veya yanlış bir değerlendirme içine girmiştir. Kaygı yaşayan öğrencinin düşünce yapısı kendisiyle veya sınavla ilgili şu düşüncelerin içinde olduğu görülecektir:

    Kendisiyle ilgili:

    “Sınavı kazanabilecek kadar zeki ve çalışkan bir kişi değilim.”

    “Herkes benden daha fazla çalışıyor.”

    “Başarılı olamayacağım.”

    “Başkalarından daha başarılı olmalıyım, ancak bu şekilde değerli bir insan olurum.”

    Sınavla ilgili:

    “Bu sınav benim değerimi ve yeteneklerimi belirleyecek.”

    “Sınavda başarısız olursam çok kötü bir hayat yaşayacağım.”

    “Bu sınav hayatta başarılı olmanın tek yoludur.”

    2. Her türlü olayı, olumsuz veya hatalı düşünceler açısından değerlendirmekte ve en küçük olumsuzlukları bile bu olumsuz düşüncelerin doğruluğunu kanıtlayan önemli deliller olarak görmektedir.

    Örneğin:

    “Deneme sınavında yanımda oturan öğrenci sınavı benden önce bitirdi, ben ise çok yetersizim.”

    “Herkesin çözdüğü soru sayısı benimkinden fazla, ben bu sınavı kazanamayacağım.”

    “Deneme sınavında istediğim puanı alamadım, zaten sınavlarda hep başarısız oluyorum, sınavı kazanamayacağım.”

    Sınava hazırlanan bir gencin ailesine düşen görev; bu şekilde oluşan bir kaygıyla baş etmeye çalışmaktan daha çok kaygıya sebep olacak davranışlardan kaçınmaktır. Çünkü çoğu zaman kaygıya sebep olan düşünme biçimleri ailenin ve çevrenin etkisiyle oluşmaktadır.

    Bu noktada ailelere şu hususlara dikkat etmelerini öneriyoruz

    1. Kaygı bulaşıcı bir duygudur

    Kaygının oluşmasında öğrencinin yaşadığı toplumsal koşullar etkilidir. Örneğin; yolda yürürken çevrenizdeki diğer insanların birden sağa sola kaçıştığını ve paniklediğini görseniz nedenini bilmeseniz de sizde de panik ve kaygı başlar. Bunun gibi kimi durumlarda

    öğrenciden daha fazla kaygı yaşayan anne babalar farkında olmadan çocuklarının da kaygılanmalarına neden olabilirler.

    2. Olumsuz mesajlar vermeyin

    Çocuğunuzun çalışma isteğini artırmak için kaygıyı artırıcı yaklaşımlardan kaçının. “Bu kadar çalışmayla kazanamazsın.” “Bu kafayla gidersen zor kazanırsın.”, “Amcanın oğlu … üniversitesini kazandı, bakalım sen ne yapacaksın.”aman bizi mahcup etme” gibi yaklaşımlar genci çalışmaya teşvik etmediği gibi kaygı düzeyini yükseltir.

    3. Çocuğunuzun sınırlarını zorlamayın

    Kendi özlemlerinizle çocuğunuz sınırları arasında gerçekçi bir denge kurun. Çocuğunuz kazandığı takdirde yüksek puanlı bir bölümü okuyabilir veya mezun olduğunda mesleğinde çok üst noktalara gelebilir. Ancak, çocuğunuzun kapasitesi yüz binlerce kişinin girdiği bir sınavda bu kadar yüksek bir başarı yakalamak için yeterli olmayabilir.

    Bununla beraber içinizden veya yüksek sesle çocuğunuzun “beceriksiz veya yeteneksiz” olduğunu düşünmeyin, çünkü nasıl olsa bunu hisseder veya duyar. Üniversiteyi kazanması için öğrenciye baskı yapılıp beklentiler içinde olunmaması gerekir.

    4. Öğrenci sınavda başarılı olamazsa yaşayacağı durumu bir ceza gibi göstermeyin

    “Eğer kazanamazsan, falan okula gidersin.” veya “eğer …… fakültesine giremezsen şu fakülteye girer ancak filan olursun.” gibi sözler onun gideceği okulu, yapacağı işi sevmesine imkan bırakmaz. Bu tür yaklaşımlar, çocuğun hayatı ve kendisini sevmesini de engeller ve kendisine olan güveni de temelden sarsar.

    5. Birbirinize bağlılığın amaç, sınavın araç olduğunu unutmayın

    Çocuğunuzun ders çalışması ve sınavda başarılı olması uğruna onunla ilişkilerinizi tehlikeye atmayın. Eğer çocuğunuzla ilişkileriniz iyi ve yumuşak ise ölçülü miktarda “çalış” uyarısı ile sorumluluklarını hatırlatabilirsiniz. Çocuğunuzun elinden geleni yaptığına inanın. Eğer sonuç istediğiniz gibi değilse çocuğunuzun elinden gelenin bu kadar olduğunu da kabullenin.

    6. İyinin düşmanı mükemmeldir

    Sizin beklentileriniz; çocuğunuzun mükemmel olması olabilir. Ancak bu iyiye sevinip mutlu olmanıza engel olmamalıdır. Öğrenci bir dönem okulda takdirname almamış olabilir ama bu onu aldığı teşekkür belgesinden dolayı tebrik etmeniz için bir engel değildir. Zaman zaman anne-babanın gencin zayıf noktalarını dile getirmesi kendilerine olan güveni sarsmakla beraber aile içi çatışmalara da yol açabilir. Bu nedenle ebeveynin gencin olumlu yanlarını ön plana çıkartarak, olumsuz davranışlarında ise onu kırmadan ve olumluya yönlendirecek uyarılarda bulunması daha yararlı olacaktır.

    Sınavla ilgili olarak, gencin değerini sınavdaki başarısıyla eş tutmak, sonuçlarla ilgili olarak korkutmak, tehdit etmek, “sen hele bir kazanama, o zaman görüşürüz” ya da “kazanamazsan arkadaşlarının yüzüne nasıl bakarsın, aile dostlarımızın hepsine rezil oluruz” gibi ifadeler gencin motivasyonunu değil kaygısını arttırır. Genç, ailesinin ve başkalarının gözünde kendisinin değil, sınavdaki başarısının önemli olduğunu düşünür ve sınava gerçek dışı bir anlam yükler. Bu da öğrencinin kaygısını arttırır. Kaygısı artan, sınava olduğundan farklı anlamlar veren öğrenciler için her sınav bir “Kriz”dir. Bu duygularla sınava hazırlanan genç, her bir sınavı, hatta her bir çalışma testini, kazanılması gereken bir savaş olarak görecek, yapamadığı her bir soruyu kaybedilmiş bir savaş olarak yorumlayacaktır.

  • Hipnozla sınavlara hazırlık

    Hipnozla sınavlara hazırlık

    Ülkemizde her yıl milyonlarca öğrenci sınavlara hazırlanıyor. Öğrencinin bütün hayatını etkileyen bir kaç saatlik bu sınava psikolojik yönden hazırlanması da çok önemli. Bazı öğrenciler sınavda aşırı stres ve heyecan duyarlar,panik havasına bile girenler vardır,bazıları sınavdan hemen önce tüm bildiklerini unuttuklarını düşünürler.Bazıları da sınavdan önceki aylarda ders çalışmaya motive olamazlar,ders çalışma istekleri yoktur. Sınav heyecanı aslında gerekli bir duygudur. Ancak bu aşırı şekilde olursa ve öğrenciyi panik havasına itecek boyutlara ulaşırsa ortaya çıkan durum; motivasyon güçlüğüne, konsantrasyon bozukluğuna ve sonuçta başarısızlığa neden olur.

    Hipnoz yoluyla öğrencinin bilinçaltına inilerek sınava dair tüm korku, kaygı ve stresi ortadan kaldırılabilir, öğrendiklerini daha kolay hatırlaması sağlanabilir. Yapılan araştırmalar beynin en iyi rahatlamış haldeyken yani alfa dalgaları yayarken öğrendiğini,öğrendikleri hatırladığını göstermektedir.Hipnoz ,beyni bu alfa dalga formuna getiren en etkili araçtır.Ayrıca sınavdan 3-5 ay önce hipnoz seanslarına başlanabilirse,düzenli çalışma alışkanlığı kazandırılabilir,motivasyonları arttırılabilir.Hipnoz yoluyla öğrenme kapasitemizi katlayarak artırabiliriz.Ayrıca sınavlara hazırlanma sürecinde oluşabilecek yorgunluk,bıkkınlık,bezginlik gibi olumsuz duygular da tamamen ortadan kaldırılabilir.

    Başarısız olunan derslere karşı öğrencinin bilinçaltındaki “ben başarılı olamam,yapamam” düşüncesi hipnoz yardımıyla ortadan kaldırılarak korku duyulan derslere karşı ilgi arttırılabilir.Ders çalışmaktan sıkılan, ders çalışmayı sürdüremeyen,ders çalışırken hayallere dalan, okuduğu sayfayı başa dönerek defalarca okuma ihtiyacı hisseden, çalışmak için kendini zorlayan öğrenciler, hipnozla ders çalışırken hayatlarının en keyifli işini yapıyormuş gibi kendilerini hissederler ve daha başarılı olurlar.Ayrıca hipnozla öğrencilerin hafızaları da güçlendiğinden başarıları artar.