Etiket: Sınav

  • Sınav Kaygısı

    Sınav Kaygısı

    Sınav kaygısı; öncesinde öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı olarak tanımlanır. Başka bir adıyla performans anksiyetesi olarak bilinen sınav kaygısı okul çağındaki çocuk ve ergenlerde sık görülmektedir.

    Kişinin sınava yüklediği anlamlar, sınavla ilgili zihinde oluşturulan imaj, sınav sonrası duruma ilişkin atıflar ve sınav sonrası elde edilecek kazanımlara verilen önem sınav kaygısı oluşumu üzerinde etkilidir. Bu bağlamda çocuklar sınav öncesinde, sınav sırasında ve hatta sınavdan sonra da yoğun endişe yaşayabilirler.

    Huzursuzluk, endişe, tedirginlik, sıkıntı, başarısızlık korkusu, çalışmaya isteksizlik, mide bulantısı, titreme, ağız kuruluğu, iç sıkıntısı, terleme, uyku düzeninde bozukluklar, karın ağrıları gibi bedensel yakınmalar, dikkat süreçlerinde bozulma, kendine güvende azalma, kendini yetersiz ve değersiz görme sık görülen belirtilerdir. Belirtiler bazen çok hafif olsa da bazı öğrencilerde çok ciddi ve ağır seyredebilir.

    Sınavın ne anlam ifade ettiği gerek aile gerek çocuk için, sınava yönelik tutum ve yaklaşımlarının ne olduğu önemlidir. Sıklıkla aileler kendi kaygılarını çocuklarına yansıtmaktadırlar. Ailenin çocuktan yüksek beklentilerinin olması, ayrıntılarla aşırı uğraş sergilemeleri ve sınavı bir araç değil amaç olarak görmeleri çocuğun kaygısını arttırabilir. Ailenin çocuğa güven ve sorumluluk vermesi, onun duygu ve ihtiyaçlarını önemsemesi, ona olumlu geribildirimlerde bulunması faydalı olabilir. Ailenin bakış açısında değişim yaratmak ve beklenti düzeyini gerçekçi sınırlara indirmek aile içi iletişimin işlevsel hale getirilmesi açısından önemlidir.

    Sınav kaygısı sebebiyle psikolojik sorunlar ortaya çıkması ve depresyon, anksiyete bozukluğu ya da uyku bozukluğu gibi sorunlardan dolayı çocuğun işlevselliğinin bozulması psikolojik / psikiyatrik destek gerektiğinin başlıca göstergeleridir.

  • Sınav Kaygısı Nedir?

    Sınav Kaygısı Nedir?

    Sınav kaygısı sınavlara hazırlanan herkesin yaşayabileceği bir kaygı türüdür. Sınava giren kişilerin doğal olarak sınav sonucu hakkında beklentisi vardır. Sınavın sonucunda başarısız olacağını düşünüp sınav esnasında öğrenmiş olduğu bilgi ve birikimleri etkili bir biçimde kullanmasını engelleyip kişinin yoğun biçimde korku, kaygı, endişe duygularını yaşayıp bunun sonucunda sınav başarısının düşmesine neden olan kaygı türüdür.

    Sınav esnasında orta düzeyde bi kaygı istenilen bi kaygı türüdür. Öğrencilerin motivasyon düzeylerini artırarak öğrenmeye olan istekleri ve gayretleri artar sınav esnasında ise konsantrasyon düzeyleri yüksek olur öğrendiği bilgileri hatırlamasını kolaylaştırır dikkatini sürdürmesinde yardımcı olur. Bu düzeyde bi kaygıda herkeste biraz kalp çarpıntısı, heyecan, tuvalete gitme ihtiyacı görülebilir.Ama bunlar yüksek düzeyde yaşandığı takdirde tam tersi bir etki göstererek kişinin dikkatinin dağılmasına, bildiklerini unutmasına, dolayısıyla kişinin başarısızlığına neden olur.

    Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir?

    Kaygılı bir öğrencide, fiziksel, duygusal, zihinsel ve davranışsal belirtilere rastlanır.

    Fiziksel belirtiler; Kalp atışında hızlanma , ellerde titreme, terleme, yorgun ve halsiz hissetme, yüz kızarması, mide bulanıtı, kasılma, baş ağrısı, mide ve bağırsak sorunları, göğüste sıkışma sık idrara çıkma v.b.

    Duygusal belirtiler; Gerginlik, karamsarlık,genel sinirlilik ve öfke hali, korku(bildiklerini unutma veya hata yapma korkusu) güvensizlik, çaresizlik, depresif duygu durumu, heyecan, endişe(sürenin yetmeyeceğine) v.b.

    Zihinsel belirtiler; Gerçekçi olmayan felaket yorumları içeren düşünceler(başaramazsam, ya kazanamazsam, sınavda bayılırsam, yapamayacam galiba, yetersizim, herkes benden daha iyi yapacak), unutkanlık dikkat toplamada ver sürdürmede güçlük, konuları hatırlamada güçlük v.b.

    Davranışsal belirtiler;Kaçınma davranışları(ders çalışmayı bırakma yada erteleme, sınavı yarıda bırakma yada sınav girmeme) unutkanlık v.b

  • Sınav Kaygısı

    Sınav Kaygısı

    İlk olarak kaygının tanımını yaparak yazıya başlamak daha uygun olacaktır. Kaygı, kişinin kötü bir şey olacakmış düşüncesi ile yaşadığı aşırı bir uyarılmışlık halidir.
    Kaygının belirtilerine baktığımızda fiziksel olarak; kalp atışlarında hızlanma, terleme, titreme, soluk alıp vermede güçlük, çarpıntı hissi, mide ağrısı, kaslarda gerginlik, iştahsızlık, baş ağrısı gibi belirtiler karşımıza çıkacaktır. Duygusal belirtilere baktığımızda ise gerginlik, sinirlilik, karamsarlık, endişe, huzursuzluk, heyecan, çaresizlik gibi duygulara rastlayabiliriz. Zihinsel olarak ise bildiklerinin hepsini unuttuğunu düşünme, başaralı olamayacağını düşünme, sınavı kazanamazsa her şeyin biteceğini düşünme, sınav kötü geçecek düşüncesi, ailesine ve çevresinde bulunan insanlara rezil olacağını düşünme, düşüncelerini toparlamada güçlük, unutkanlık, dikkatte yoğunlaşmada güçlük gibi durumlarla karşılaşılabilir. Ve tüm bunların sonucunda davranışsal olarak ders çalışmayı bırakma, ders çalışmayı erteleme ya da sınava girmeme gibi davranışlar gözlemlenebilir.

    Peki sınav kaygısı nedir?
    Sınav kaygısı, bir sınav öncesi ya da sınav esnasında var olan performansın etkili biçimde kullanılmasına engel olan yoğun endişe halidir.

    Sınav kaygısının birçok nedeni olabilir.

    Zamanı etkin kullanamamak ve sınava yeterli düzeyde hazır olmamak sebeplerden biri olarak gösterilebilir. Sınava yeteri kadar hazırlanmayan öğrencilerin sınav öncesi ve sonrasında kaygı yaşaması doğaldır. Bu durumun düzelmesi öğrencinin ders çalışma planıyla doğru orantılıdır.

    Fizyolojik olarak ihtiyaçların karşılanmadığı durumlara bakıldığında da bu tür kaygıların oluştuğunu gözlemleyebiliriz. Düzenli bir uykunun olmaması, yetersiz beslenme gibi durumlar kaygının oluşmasına sebep olabilir.

    Sınav hakkında oluşturulan yanlış ve olumsuz düşünceler sınav kaygısının oluşumundaki en önemli nedendir. Bu sorunu aşabilmek için sınavla ilgili olumsuz düşünceleri belirlemek ve bu olumsuz düşünceleri daha işlevsel, daha yararlı düşüncelerle değiştirmek gerekir.

    Çocuğunuzda sınav kaygısı olduğuna dair belirtiler nelerdir?
    • Çocuğunuz kendini sınavlardan önce çaresiz ve huzursuz hissediyorsa
    • Evde iyi bir performans gösterip, rahatça soru çözmesine ve çok çalışmasına rağmen bu performansı sınavlarda gösteremiyorsa
    • Sınav esnasında kalbinin yerinden fırlayacakmış gibi olduğundan, ellerinin terlediğinden, nefes alamadığından, gözlerinin karardığından bahsediyorsa
    • Aklından sürekli “yapamayacağım” gibi düşünceler geçiyorsa ve bunu sürekli dile getiriyorsa çocuğunuzda sınav kaygısı var demektir.

    Sınav kaygısını kontrol edebilmek için dikkat edilmesi gereken durumlar nelerdir?
    *Çalışma programı hazırlamak ve düzenli bir şekilde çalışmak
    *Zamanı yönetme becerilerini geliştirmek
    *Aile ve çevreden kaynaklanan olumsuz etkileri en aza indirmek
    *Beslenme düzenine dikkat etmek
    *Uyku düzenine dikkat etmek
    *Olumlu duygu ve düşünce oluşturma becerilerini geliştirmek
    *Mükemmelliyetçi olmamak ve kendini kıyaslamamak

    Sınav kaygısı, uzman yardımı ile çözüme ulaşabilecek bir problemdir. Eğer çocuğunuzda yukarıda bahsettiğimiz belirtileri gözlemliyorsanız mutlaka bir uzmana başvurup destek almanız gerekmektedir.

    ” Başarılı insanı belirleyen ilk özellik tutumudur. Kişi olumlu tutum ve düşüncelere sahipse, zorluklarla uğraşmayı seviyor ve onların üstesinden gelmekten haz duyuyorsa başarılarının yarısını gerçekleştirmiş demektir.”

    Ve unutmayın pozitif düşünceler, pozitif sonuçlar verirler…

  • Sınav Kaygısı

    Sınav Kaygısı

    Yaklaşan sınav takvimleri nedeniyle en sık karşılaştığımız sorunlardan birisi “SINAV KAYGISI”. Sınava girecek adayların yanı sıra ailelerini farklı boyutlarda etkileyen günümüzün sorunu haline dönüşmüştür.

    Ülkemizde ilkokuldan başlayıp üniversite ve sonrasında da hayatımızda olan, bireyi tetikleyen çoğu zaman fiziksel tepkilere neden olan, neredeyse her yaş grubunu olumsuz etkileyen eleme yöntemi.

    Peki sınav kaygısı neden vardır?

    • Yetersizlik duygusu

    • Gelecek kaygısı

    • Sınava hazır değilim düşüncesi

    • Yüksek düzeyde beklenti

    • Ben herkesten daha iyi olmalıyım

    Gibi nedenlerle sınav kaygısı yaşanmaktadır.

    Sınav kaygısıyla baş etmeyi 2 şekilde ele alacağız;

    Sınav öncesinde: Sınava yeteri kadar hazırlanıp girmeliyiz, kesinlikle uykusuz ve aç olunmamalıdır. Sınav yerine önceden gidip bakarak sınav öncesi endişemizi biraz olsun azaltmalıyız. Son ana kadar ders çalışmak yerine, mutlaka sınav öncesi gevşeme egzersizleri yapılmalıdır.

    Sınav sırasında: Kesinlikle başaramayacağım, istediğim gibi geçmeyecek, zor sorular gelecek gibi olumsuz düşünceleri aklımızdan çıkarmamız gerekir. Sınav başladıktan sonra bu kaygıları hissettiğimiz anda mutlaka durup bir iki dakika nefes egzersizi yapılmalıdır. Rahatlamak için oturma pozisyonunuzu değiştirebilir ve sadece sizin heyecanlı olmadığını sizinle aynı durumda olan diğer öğrencilere bakarak nefesinizi kontrol etmeye çalışmalısınız.

    Aileler sınav kaygısı yaşayan çocuklarına nasıl yardımcı olmalı?

    Ailelerin, özellikle çocuğunu başkalarıyla kıyaslamamalı, sınav hayattaki başarının tek kriteri olarak görmemeli her koşulda çocuklarının yanlarında olduğunu hissettirmeli ve desteklemeliler. Ders çalışma konusunda bir uzman tarafından mutlaka destek almalılar ve uygun koşullarda yeteri kadar çalışmaları konusunda teşvik edilmeliler.

  • Sınav Kaygısı Nasıl Tanınır?

    Sınav Kaygısı Nasıl Tanınır?

    Uzun bir süredir sınava hazırlanıyor ve sınavın yaklaşmasıyla beraber, gözle görülebilir bir endişe hali yaşıyor olabilirsiniz. Uykuya dalmakta güçlük çekiyor olabilir, yemek yiyememekten, iştahınızın azlığından şikayet ediyor olabilir, hayattan aldınız zevkte bir azalma hissediyor olabilirsiniz. Peki nedir bizi böylesine kaygılandıran, iştahınızı azaltan, uykunuzu bozan, hayattan aldığımızı zevki azaltan şey. Korku mu kaygı mı? Bu soruların cevabını verebilmek için öncelikle bu iki kavramı açıklamak gerekecektir.

    Korku gerçekleşmesi durumunda bizde fiziksel bir sorun yaratacak olan durumlardır. Örneğin köpekten korkarız çünkü bizi ısırması fiziksel bir rahatsızlığa neden olur.

    Kaygı ise korkulmayacak, bizde aslında çok büyük fiziksel bir hasar meydana getirmeyecek bir durumdur. Örneğin üniversite sınavı sadece bir sınavdır. Bize fiziksel olarak bir zarar verir mi? Onu korkunç hale, kaygı duyulacak hale getiren bizleriz. Bizim o sınava bakış açımız.

    SINAV KAYGISI NASIL TANINIR?
    Bir sınava girmeden günlerce önce sınavı başarıp başaramayacağınız kaygısı beyninizi aşırı meşgul ediyorsa ve yoğun bir kaygı hissediyorsanız üstelik bu kaygı sizi gündelik işinizi bozuyorsa, uykularınızı, yeme duyunuzu etkiliyorsa, neredeyse başka bir şey düşünmüyorsanız sınav kaygısına adaysınız demektir. Sınav ertesi gün, uyku tutmuyorsa, sınav saati ecel gibi yaklaşıyorsa, sınava girerken eliniz ayağınız titreyip soğuk terlemeye başladıysanız. Bir de sınavda beyniniz zonkluyor, sınav kağıdını açmaya cesaret edemiyor, soruları heyecandan okuyamıyorsanız yoğun bir sınav kaygınız var demektir.

    Hissedilen olumsuz duygular nelerdir ?
    – Ya başarısız olursam korkuları
    – Yeterince çalışmadığı için kendini suçlama
    – Kesinlikle başarılı olamayacağım yargıları
    – Sürenin çok yetersiz olduğunu düşünmek
    – Hiç bir şey hatırlamadığını hiç bir şey bilmediğini düşünmek
    – Sık sık alacağı notu düşünmek
    – Diğerlerinden farklı olduğunu, daha zayıf ve beceriksiz olduğunu düşünme
    – Sıkıntı bunaltı hisleri
    – Hareketsizleşme, ya da huzursuzluk, aşırı hareketlilik hissetme
    – Sınav sonuçlarının felaket olacağını düşünmek
    – Aile ve yakınlarını hayal kırıklığına uğratacağını düşünme
    – Ölsem de kurtulsam keşke bu duruma hiç düşmeseydim düşüncesi
    – Kaybederse asla tekrar denemeyeceğini ya da kendini toparlayamayacağını düşünme

    Hissedilen fizyolojik belirtiler nelerdir ?
    – Çarpıntılar, düzensiz kalp atışları
    – Düzensiz solunum, hava açlığı
    – Ellerde titreme, vücut’ta ateş basması hissi
    – Baş dönmesi, bayılma, beyni boşalmış hisleri
    – Kas yorgunlukları, uyuşma, titremeler

    Korkulmaması gereken bir durumdan korkmak yada kaygı duyulmaması gereken bir olaydan kaygılanmak bizim anormal olduğumuzu göstermez mi ?
    Aksine kaygı bizim için belirli oranda gerekli olan bir şey. Çünkü eğer az miktarda kaygı duymuyorsak, sınav bizi heyecanlandırmıyorsa onu yeteri kadar istemiyoruz demektir. Çünkü bu kaygıdır aslında bizi hedefimize çeken, yönlendiren, bize, itici güç veren.

    Öyleyse şunu söyleyebiliriz ki sınav kaygısı belirli oranda olduğunda bize fayda sağlayan, başarılı olmamız için bizi kamçılayan bir olgu. Sınav kaygısı yaşayan insanlar ya programlı çalışmışlar, kendilerine güvenleri tam, sınavı ölüm kalım savaşı durumuna getirmemiş insanlardır, ya da derslerine hiç çalışmamış sınavdan beklentisi olmayan tembel insanlardır.

    BAZI DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİKLERİ GÖRÜLEBİLİR:

    Aşırı hareketli ya da tersine donuk olma:
    Sınav stresi olan kişiler huzursuzluk nedeniyle yerinde duramamak, hareketlilik ve bunun neden olduğu istem dışı uygunsuz davranışlarda bulunabilirler. Bu durumda kendilerini gözleyip sakinleşmeye çalışmalıdırlar. Bunun tam tersine donuk hareketsiz içe kapanık davranış sergileyebilirler. Sevdiklerinden arkadaşlarından uzaklaşırlar.

    Zaman kullanımında düzensizlik:
    Tüm stresli insanlarda yaşam ritminde bozukluk görülebilir. Uyku, yemek yeme, gündelik iş saatleri bozulabilir. Acelecilik ve zamanın tükendiği duygusu zaman bozukluğuna buda olumsuz başka sonuçlara yol açar. Gündelik ritmimizin bozulmamasına dikkat etmeliyiz.

    Çatışmacı ve tahmmülsüz durum:

    Kaygı nedeniyle oluşan gerginlik bizim diğer insanlara tahammülümüzü azaltır. İlişkilerimizin azalması bir yana tatsız çatışmalar yaşayabiliriz. Çatışmalar kırgınlıklara yol açar. Bu da içinde bulunduğumuz duygu durumunu kötüleştirir. Çevredeki insanların bizim kaygılarımızı yeterince anlayamayacağını kabul etmemiz gerekir. İyi ilişkiler yaşıyor olmak bizi ruhsal olarak rahatlatır.

    PROFESYONEL YARDIM ALMAK GEREKEN KONULAR NELERDİR?

    Depresyon:

    Depresyon yaygın bir hastalıktır. Her 4-5 kişiden biri depresyon geçirir. Belirtiler uyku, iştah düzensizliği sabah geç kalkmak, yorgunluk hisleri, kötümserlik, hayattan zevk alamama, huzursuzluk, tahammülsüzlük, kararsızlıktır. Bu belirtiler 15 günden beri hissedilirse mutlaka bir psikiyatristten yardım alınmalı ve süratle tedavi edilmelidir. Sınav kaygısı ve umutsuzluk duygularını arttırır. Karasızlık, dikkatsizlik başarıyı düşürür.

    Ağır ve genelleşmiş kaygı bozuklukları:

    Sadece sınav kaygısı değil gün boyu sıkıntılı huzursuz endişeli ve isteksiz olma durumudur. Denediğimiz hiç bir yöntemle baş edilemeyen, olumlu gelişmelerin bile yararlı olmadığı bu durum profesyonel yardım gerektirir. Psikolog ve psikiyatrlardan yardım alınmalıdır.

    Takıntılar:

    100 gençten üçünde ağır olarak görülebilen bu sendromda kafasına takılan bir düşünceyi istemeden düşünmeye zorlanma başka bir şey düşünemez olma hali vardır. Okuduğu satırı tekrar okuma, okuduğundan emin olamama gibi akademik belirtilerin yanı sıra dinsel, cinsel içerikli takıntılar, saçma takıntılar, aşırı temizleme, aşırı düzenlilik, simetri saplantısı vb. şekillerinde kendini gösterir. Psikiyatri ve psikologların yardımına gerek vardır.

    Uyku bozuklukları:

    1 ay boyunca hemen her gün süren uykuya dalamama, kötü rüya görme, uyku bölünmesi, gündüz uykulu olma halidir. Psikiyatrlardan yardım alınmalıdır.

    SINAV KAYGISI İLE BAŞ ETME:

    Sınavla ilgili kaygımızı azaltmak için iki türlü çalışma yapabiliriz. Bunlardan ilki zihinsel diğeri bedensel uygulamadır.
    A-) ZİHİNSEL UYGULAMALAR

    Zihinsel uygulamalar yapıyoruz çünkü kaygımız ve heyecanlanmamıza neden olan duygular düşüncelerimizle şekilleniyor. Kaygımızı azaltmak için değiştirmemiz gereken düşünceler şunlardır;

    Üniversite sınavı hayatta mutlu olmaya, başarılı olmaya giden yollardan sadece biridir.

    1- Üniversite sınavı hayatta başarılı ve mutlu olabilmek için tek yoldur. Böyle bir düşünceye sahipsek, kaygımızın artması muhtemeldir. Mantıklı bir şekilde düşünürsek, üniversite sınavı bizi hayatta başarıya ve mutluluğa götüren yollardan sadece biridir. Tek seçenek değil. Üniversite sınavını kazanamamış ancak hayatta başarıyı ve mutluluğu yakalamış milyonlarca insan var. Üniversiteyi kazanamasak da farklı alanlarda mutlu ve başarılı olabiliriz.

    2- Sınavı kazanmak zorundayım. Sınavı mutlaka kazanmalıyım. Sınavı kazanmak bir istek ve seçim meselesidir. Mutlaka başarmalıyım, “şu okula gitmeliyim ” gibi düşünceler yerine “sınavı kazanmak istemiyorum, şu okula gitmek istiyorum ” şeklinde düşünmeliyiz. -meliyim – malıyım şeklindeki ifadeler düşünceleri istek olmaktan çıkarıp, yasa haline getirir. Yasalarda bir kesinlik vardır. Oysa bir isteği yerine gelmeyen bir kişinin başka bir isteği yerine gelebilir.

    3- Kazanmazsam mahvolurum, hapı yutarım, komşuların yüzüne nasıl bakarım, ailemin yüzüne nasıl bakarım, çok korkunç olur. Bu gibi düşünceler kesinlikle gerçekle ilişkisi olmayan düşüncelerdir ve bize olumlu yönde hiç bir katkısı yoktur. Daha çok olumlu yönde düşünmeye çalışın. Geçmişteki yaptığınız güzel ve başarılı işleri düşünün. Okul yıllarında aldığınız başarılı sınav sonuçlarını, iyi yaptığınız işleri düşünün. Ben aptalım, ben zaten hiç bir şeyi beceremem demeyin. Bu tip düşünceler hem sizi amacınızdan uzaklaştırır, hem de hem endişelendirir.

    4- Sınav sonucu benim iyi ya da kötü olduğumu gösterir. Sınav sadece bir bilgi sınavıdır. Bu nedenle öğrencinin ilgi, yetenek ve çalışma alışkanlıklarıyla kazanmış olduğu bilgilerin değerlendirmesidir. Kişiliğinizin değerlendirilmesi değil. Sınav başarınızla kişilik değerinizi eş görmeyin. Sınavlarda uygulanan testler; kişilik testler olmayıp bilgi ve başarı testleridir.

    5- Sınavı kazanamamak her şeyin sonu olur. Bu hatalı bir düşünce yapısıdır. Mantıklı bir şekilde sınavı kazanma şansınız çok yüksek bile olsa, kendinize bir başka amaç düşünün. Bu amacın hayatınıza neler kazandıracağı üzerinde durun. Sınavda başarılı olarak, esas amacınıza ulaşmak birinci tercihinizdir. Başarılı olamadığınız taktirde yöneleceğiniz ise ikinci tercihiniz olacaktır. Biz sizin birinci tercihinize yerleşmenizi istiyoruz. Ancak ikinci tercihinize yerleşmekte dünyanın sonu değildir. Eğer bu düşünceyi içinize sindirebilirseniz gayretiniz ve çalışma isteğiniz azalmayacak ancak elinizi kolunuzu bağlayacak şiddetteki sınav stresinde kurtulmuş olacaksınız.

    B-)BEDENSEL UYGULAMALAR

    SOLUNUM EGZERSİZLERİ

    BEDENİ KONTROL ETME YOLUNDA BİRİNCİ BASAMAK : SOLUNUM KONTROLÜ

    Nefes almayı öğrenmek:
    Otonom (kendi kendine çalışan) organlarımız olduğunu biliyoruz. Kalbimizin vuruşları, kan basıncımız, beden sıcaklığımız bu sisteme örnektir. Bu organlar veya fonksiyonlar bizim doğrudan denetim ve isteğimiz dışında çalışır. Ancak, eğitim ve egzersizle bu organ ve fonksiyonları kısmen veya bütünüyle kontrol altına almak mümkündür.

    Bedeni konrol etme yolundaki ilk adım solunumu kontrol etmektir. Çünkü solunum bir yönüyle, istediğimiz zaman nefes aldığımız, istediğimiz zaman nefesimizi tuttuğumuz için, irademizle yönlendirdiğimiz bir faaliyettir. Ancak diğer taraftan solunum, beyin sapındaki bir merkez tarafından kandaki oksijen ve karbondioksit dengesine göre bütünüyle otonom (kendi kendine) olarak yürüyen bir faaliyettir.

    Otonom faaliyetleri kontrol etmeye , “solunumu kontrol etmekten” başlamak gerekir. Aynı zamanda doğru ve derin nefes almayı öğrenmek, gevşemeyi öğrenmek yolunda atılan en önemli adımdır.

    Nefes almanın kendisi bir gevşeme yolu olduğu gibi, bütün gevşeme egzersizleri içinde, egzersizin bir parçası olarak da kullanılmaktadır. Ayrıca nefes egzersizleri günlük hayatın akışı içinde uygulanması en kolay egzersizdir.

    Derin nefes almanın önemi nedir ?
    Doğru ve derin nefes almanın kendisinin doğrudan damarları genişletme ve kanın (dolayısıyla oksijenin) bedenin en uç ve en derin noktalarına kadar ulaşmasını sağlama özelliği vardır. Panik atak sırasında kan beden yüzeyinden içeri çekilir ve yüzey sıcaklığı düşer (el ve ayaklarda soğuma). Hem stres tepkisinin biyokimyasal maddeleri, hem de gevşemenin biyokimyasal maddeleri bir arada bulunamaz. Bu sebeple doğru ve derin nefes alarak sağlanan değişiklik, özellikle kaygının da dahil olduğu birçok durumda başlayacak olan (veya başlamış olan) tepki zincirini kırmakta veya kaygının şiddetini azaltmaktadır.

    İyi nefesin özellikleri:
    İyi nefes ağır, derin ve sessiz olmalıdır. Bunun içinde denge, ölçü ve uyum gerekir. İyi bir nefes yavaş olarak burundan alınır, sessiz olur ve akciğerin bütününü doldurarak diyaframı aşağı iter.

    Endüstrileşmiş ve şehirleşmiş toplumlarda yaşayan insanların büyük çoğunluğunun ciğerlerinin dörtte birini veya beşte birini kullandıkları saptanmıştır. Nefes egzersizlerinden amaç, akciğerin bütününü kullanmaktır.

    Akciğerinizin üçe bölünmüş olduğunu düşünün. Derin, tam bir nefes, diyaframın aşağı hareket etmesi ve akciğerin en alt bölümünün havayla dolmasıyla başlar. Daha sonra orta bölüm havayla dolar ve göğüs genişler. Son olarak da akciğerin üst bölümü dolar ve omuzlar hafifçe kalkabilir.

    1.) Nefes alma egzersizine başlamadan önce sağ avucunuzu göbeğinizin hemen altına, sol elinizi göğsünüzün üstüne (göğüs hizasına) koyun ve gözlerinizi kapatın.
    2.) Nefes almadan önce ciğerinizi iyice boşaltın. (nefesi verirken ciğerler zorlanmamalı ve nefes itilmeden kendiliğinden çıkmalı.)
    3.) Ciğer kapasitenizi hayali olarak ikiye bölün ve “biir” , “ikii” diye içinizden sayarak ciğerinizin bütününü doldurun. Kısa bir süre bekleyin, “bir-iki” diye diye sayarak, nefesinizi aldığınızın iki katı sürede boşaltın. Sağ eliniz göğüs kemikleinizin, hareketli bir köprü gibi, yana doğru açıldığını hissetmeli. Yine bir nefes almadan iki saniye bekleyin .

    İkinci ve üçüncü maddede yazılanları tekrarlayarak bir derin nefes daha alın ve verin. Egzersizi bir kere daha tekrarlayıncaya kadar mutlaka en az 4-5 normal nefes alın. Eğer derin nefes almaya devam ederseniz bir başdönmesi hissedebilirsiniz.

    RELAKSASYON EGZERSİZLERİ

    Gevşeme bedeninizdeki gerilimden sistematik bir şekilde, kurtulmaktır. Derinlemesine gevşediğinizde, motivasyonunuzu ve dikkatinizi yoğunlaştırmayı yitirmeyeceksiniz. Tam tersine bedeninizin neresinde en çok gerilim taşıdığınızın farkına varıp, bu kasları nasıl gevşetebileceğinizi öğreneceksiniz. Hatta, derinlemesine gevşeme için yapılan düzenli alıştırmalar enerjinizi ve üretkenliğinizi artıracaktır.

    UYGULAMA

    Şimdi yerinize iyice ve rahatça yerleşin ve herhangi bir tedirginlik hali varsa bir kenara bırakın. Kendinizi gevşetebilme yeteneğini kazandıkça tedirginliğiniz azalıp, yerini gevşemeye bırakacaktır.

    Gözlerinizi kapatın ve dikkatinizi önce kollarınıza ve özellikle ellerinize çevirin. Şimdi ellerinizi yumruk yapın ve bunu yaparken el ve kollarınızdaki gerilime iyice dikkat edin.

    Şimdi her iki elinizi de bileklerden, parmak uçları tavanı gösterecek şekilde bükün. Ellerinizin üst kaslarını ve kolunuzun üst tarafını kasarak iyice gerin. Gerilimi hissedin. Ve şimdi gevşeyin kollarınızı eski pozisyonuna getirin. Gerginlik ve gevşeme arasındaki farkı hissedin.

    Aynı alıştırmaları şu bölgelerde de tekrarlayın.

    Kafa:
    1. Alnınızı kırıştırın.
    2. Gözlerinizi sıkıca kapayın.
    3. Ağzınızı iyice açın, dilinizi damağınıza doğru itin, çenenizi kuvvetlice sıkın.

    Boyun:
    1. Kafanızı geriye itin.
    2. Kafanızı göğsünüze değecekmiş gibi öne eğin.
    3. Kafanızı sağ omuzunuza doğru döndürün.
    4. Kafanızı sol omuzunuza doğru döndürün.

    Omuzlar:
    1. Omuzlarınızı kulaklarınıza çekecekmiş gibi yukarı çekin.
    2. Sağ omuzunuzu kulağınıza değecekmiş gibi yukarı çekin.
    3. Sol omuzunuzu kulağınıza değecekmiş gibi yukarı çekin.

    Bu alıştırmalar da bazı kasları belli bir süre gergin hale getirme, gergin tutma ve yavaş yavaş gevşeterek, gerginlik ve gevşeklik arasındaki farkı hissetmek amaçlıdır. Kaslarınızı gergin halden gevşetirken aynı zamanda içinizden “rahatla ve bırak” deyin. Derin soluk alın. Nefesinizi yavaş yavaş verirken sessizce rahatla ve bırak deyin.

    ÖĞRENCİLERE ÖNERİLERİMİZ

    Zamanınızı planlamaya çalışın:
    Kaygı zaman düzensizliklerine yol açar ve bu da kaygıyı daha da arttıran sonuçlara neden olur. Bunu kırmanın yolu zamanı düzenlemektedir. Sınav öncesi telaşla bir şeyler okuma, veya başka aktiviteler gösterme yerine normal ritminizi korumasında yarar var. Sabah zamanında kalkmak yapılacak işleri listelemek, programlı olmak yaralıdır. Ek işler üstlenmekten kaçınmalıyız.

    Hareket bozukluklarına karşı koymaya çalışın:
    Gerginlik bizi aşırı hareketliliğe veya donukluğa itebilir. Sınavın çok yaklaştığı günlerde beklenilen tersine daha çok ders çalışmak yerine; fizik aktivitelerini arttırmak, eğlenceli sporlara zaman ayırmakta yarar var. En iyi aktivitelerden biri yürümektir. Her gün en az yarım saat yürümek iyi gelebilir.

    Kaygıya karşı hoşluklar yaratmaya çalışın:
    Negatif duyguların karşısına pozitifleri koymak önemli bir yöntemdir. Zevk aldığımız şeylere ve hobilerimize hafta içinde en az birkaç saat ayırmalıyız. Sinema yada açık havaya çıkmak gerginliği azaltır. Enerjiyi ve olumluluğu artırır.

    Ekstra sorunlardan kaçının:
    Çatışmalardan kaçmak, sorunları ertelemek, sınav stresinize başka stresler eklememek önemlidir.

    Beslenmenize dikkat edin:
    Beslenme düzeni önemlidir. Şekerle kaygı arasındaki ilişki anlatılacaktır. Şekerli gıdaları aşırı almak yerine düzenli beslenme. Düşkünlüğü olanların sınırlı çikolata ve bunu gibi şekerli gıdalar kullanmaları öğütlenir. Rejim yapmak, tersine aşırı beslenmenin yararı olduğuna inanmak yersizdir. B vitaminin kullanılması yararlı olabilir. Şeker oynamalarını kontrol eder. Yorgunluk hislerini azaltır.

    Bedeninize önem verin:
    Uzun çalışma saatleri ve artan zaman baskısı sonucunda bazı öğrenciler şartları daha fazla zorlayarak çalışma sürelerini arttırmak için bazen kahve çay gibi uyarıcı maddeleri ya da bazı ilaçları kullanmaktadırlar. Bu tür uyarıcıların ilk baştan çalışma süresini artırdığı görülebilir. Ancak zaten sınav kaygısı sebebiyle üst düzeyde uyarılmış olan sinir sistemimizin bir de bu tip uyarıcılarla uyarılması doğru değildir. Uyarı ilaçlar dışında çok masum kalan çay, kahve gibi içecekler bile ellerde titreme, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü, huzursuzluk gibi istenmeyen durumlara sebep olabilir. Mümkün olduğunca bu içecekleri kullanmamaya özen gösterin. Daha doğal içecekler meyve suları, bitki çayları önerilebilir.

    Uykunuza özen gösterin:
    Uyku bir ritim meselesidir. Dolayısıyla belli periyotlarda devam eder. Ortalama uyku süresi 11 yaşındakiler için 9-10 saat bu yaştan büyükler için ise 8-8,5 saat arasındadır. Uykumuz iki bölümden oluşmaktadır; birinci bölümde bedensel, ikinci bölümde ise ruhsal dinlenme gerçekleşmektedir. Bu nedenle gecelik 3-5 saatlik kısa uykunun zihinsel becerilerde bir azalmaya yol açmadığını bu sürenin yeterli olduğu söylenebilir. Ancak bu kısa uykuların sürekli biçimde böyle devam etmesi, öğrenme, mantık yürütme, dikkat ve konsantrasyon üzerinde olumsuz etkileri başlamaktadır.
    Bazı öğrenciler 8 saatlik uykunun kendileri için gerekli ve zorunlu olduğuna inanırlar ve bu sürenin altında bir süre uyudukları zaman kendilerinin başarısız olduklarına inanırlar ve paniğe kapılırlar. Hatta bazı durumlarda aileler de bu durumu istemeyerek de olsa büyütürler. Sınav öncesi “zaten dün gecede çok az uyumuştun, keşke daha çok uyuyabilseydin, inşallah seni kötü etkilemez” gibi konuşmalarla öğrencinin kaygısını arttırırlar. Burada yapılmaması gereken tek şey sınav öncesi geceyi uykusuz geçirmek.

    SINAV KAYGISIYLA BAŞETMEMİZDE BİZE YARDIMCI OLABİLECEK İNSANLAR

    1- Aile ve yakın arkadaşlar: Bu kişiler bize gereksinim olan sevgi şefkat ve dayanışma gösterirler. Onlarla ilişkimizi sıcak tutmak moralimizi yükseltir.
    2- Sorun olduğunda başvurabileceğimiz uzman kişiler: Bunlar genellikle sahip olduğunuz sorun ve çözümleri konusunda uzmanlaşmış kişilerdir. Psikologlar rehber öğretmenler vb.
    3- Bizim yaşadığımız sorunları yaşayan kişiler: Sınav kaygısı olan herkes bir diğerini daha kolay anlayabilir. Fikir alışverişinde bulunmak sorun paylaşma yalnızlık duygusunu azaltır. Sorunu kişileştirmeyi önler.

  • Sınav Kaygısı

    Sınav Kaygısı

    Sınav kaygısı öğrencinin sınav öncesinde öğrendiği bilgiyi, sınav esnasında etkili bir biçimde kullanmasına engel olan, yaşadığı yoğun kaygıdır.

    Kaygı düzeyi normal olan öğrenciler sınavlarda başarılarını, çalıştıklarını test edebilirken, kaygısı normalin üzerinde olan öğrenciler bu durumları bir tehdit olarak algılarlar ve gösterebilecekleri başarıyı gösteremeyebilirler. Sınavla ilgili gerçek dışı ve karamsar düşünceleri vardır. Öğrencinin sınav sonucuna ilişkin olumsuz düşünce, inanç ve beklentileri performansı bozarak başarının düşmesine yol açabilir.

    Bu kaygının içinde çocuğun başarıya yüklediği aşırı anlam da olabilmektedir. Bazen çocuklar başarısız olduklarında çevrelerinin onlara duydukları sevgiyi kaybedebileceklerini düşünebilmektedir. Burada en önemli konu, bu kaygının sebebidir.

    Sınav kaygısı duyan öğrenci sıklıkla “Sınav sırasında bildiğim her şeyi unutacağım, bu sınavda başarılı olamayacağım, herkese rezil olacağım, eksik durumdayım, evdekilerin yüzüne nasıl bakarım?” gibi düşüncelere kapılır.

    Sınav kaygısı yüksek olan kişilerde bu yukarıdaki endişeler dikkatin bölünmesine ve sınavla ilgili olmayan şeylere yönelmesine sebep olabilir. Kişi tüm dikkatini sınava yöneltemez.

    Kişi sadece sınav öncesi değil, sınav başladıktan sonraki süreçte de, dikkati toplamakta ve soruları anlamakta güçlük, düşünememe, bilinen bir soruda hata yapma korkusuna bağlı yoğun heyecan, kötü alma beklentisi, sınavı kötü geçeceğine inanma, sürenin yetmeyeceği düşüncesi gibi kişide kaygı uyandıran düşünceler görülebilmektedir. Bu öğrencilerde ellerde titreme, gerginlik, sabırsızlık, kendine güvende azalma gibi belirtiler gözlemlenebilir.

    Sınav kaygısı başa çıkılamayacak bir hal aldıysa, bunun bir çözümü olduğunu unutmayın. Profesyonel bir yardım almaktan da çekinmeyin. Kaygının altında yatan sebepler ortaya çıktıkça kaygı azalacaktır.

  • Sınav Kaygısı

    Sınav Kaygısı

    Sınav Kaygısı nedir?
    Sınav kaygısı; öncesinde öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı olarak tanımlanır.

    Sınav kaygısı neyle ilişkilidir?
    Bireyin sınava yüklediği anlamlar, sınavla ilgili zihinde oluşturulan imaj, sınav sonrası duruma ilişkin atıflar ve sınav sonrası elde edilecek kazanımlara verilen önem sınav kaygısı oluşumu üzerinde etkilidir.

    Sınav kaygısının belirtileri nelerdir?
    Huzursuzluk, endişe, tedirginlik, sıkıntı, başarısızlık korkusu, çalışmaya isteksizlik, mide bulantısı, taşikardi, titreme, ağız kuruluğu, iç sıkıntısı, terleme, uyku düzeninde bozukluklar, karın ağrıları vs. bedensel yakınmalar, dikkat ve konsantrasyonda bozulma, kendine güvende azalma, yetersiz ve değersiz görme sık görülen belirtilerdir.

    Sınav kaygısı yaşandığı nasıl anlaşılır?
    Öğrencinin başarısında belirgin bir düşüş gözlenir. Ders çalışmayı erteleme, sınav ve hazırlığı hakkında konuşmayı reddetme vardır. Soru sorulmasından rahatsız olurlar. Dikkat dağınıklığı, odaklanamama, Fiziksel yakınmalarda dikkat çeken bir artış (karın ağrısı, mide bulantısı, terleme, uyku düzensizliği, iştahsızlık ya da tersine aşırı yeme, genel mutsuz bir ruh hali vb.), çok çalışılmasına karşın performans düşüklüğü kaygının varlığını gösterir.

    Sınav Kaygısının etkileri nelerdir?
    Öğrenilenleri aktaramama, okuduğunu anlamama, düşünceleri organize etmede zorluk, dikkatte azalma, sınavın içeriğine değil kendisine odaklanma, zihinsel becerilerde zayıflama , enerji azlığı, fiziksel rahatsızlıklar sınav kaygısının başlıca etkileridir. Sınav kaygısı gerçek dışı beklenti ve yorumlar içerdiğinden yanıltıcıdır. Öğrenciyi farkında olmadan kendi davranışını denetleyemez hale getirir…

    Sınav Kaygısı neden oluşur?
    Gerçekçi olmayan düşünce biçimlerine sahip olmak kaygını oluşmasında en önemli süreçlerdir. Bunaltıya eğilimli kişilik yapısı (mükemmeliyetçi, rekabetçi) olanlarda daha sık görülür. Sosyal çevrenin beklentileri ve baskısı da önemli bir etkendir.

    Sınav kaygısının oluşmasında etkisi olan olumsuz otomatik düşünceler nelerdir?
    “Sınava hazır değilim”, “Bu bilgiler çok gereksiz ve saçma. Nerede ve ne zaman kullanacağım ki?” “Sınavlar niye yapılıyor , ne gerek var?” “Bu bilgiler gelecekte benim işime yaramaz” Sınava hazırlanmak için gerekli zamanım yok ki!”“Bu konuları anlayamıyorum , aptal olmalıyım” “Ben zaten bu konuları anlamıyorum” “Biliyorum, bu sınavda başarılı olamayacağım” “sınav kötü geçecek” “Çok fazla konu var , hangi birine hazırlanayım?” sıklıkla gözlene olumsuz otomatik düşüncelerdir.

    Alternatif düşünceler nelerdir?
    Yapmam gereken nedir?” “Yapabildiğimin en iyisini yapabilirim?” “Olabilecek en kötü şey ne”“Dünyanın sonu değil, telafisi var” Bunda başarısız olmam her zaman olacağım anlamına gelmez” “Yeterli zamanımın olmadığı doğru , ancak olan zamanımı en etkili şekilde nasıl kullanabilirim? “Tüm kaynakları çalışamasam bile , önemli bölümlere öncelik vererek sınava hazırlanabilirim, hiç olmazsa bu bölümlerden puan kazanırım” “Başarırsam hayatımın önemli bir dönüm noktasını aşacağım. Başarısız olmam tembel ve beceriksiz olduğumu göstermez. Daha fazla çalışmam gerektiği anlamına gelir” “zamanı kendi yararıma kullanmak benim elimde” kaygıyla başa çıkmak için geliştirilebilecek alternatif düşüncelerdir.

    Sınav kaygısıyla başa çıkma yolları nelerdir?
    Düşünce ve inançları sorgulamak (gerçekçi olmayan düşünme alışkanlıklarını farklı bir gözle yeniden değerlendirmek, Nefes alma egzersizleri, Gevşeme egzersizleri, Kaygıyı bastırmaya değil, onu kabul etmeye ve tanımaya çalışmak, Düşünceleri durdurma tekniği, Dikkatini başka noktalara odaklama tekniği kullanılabilecek başa çıkma yollarıdır. Bunun dışında düşünceleri durdurma, Dikkatini başka noktalara odaklama

    Hangi inançların değişmesi amaçlanır?
    “Hayatta başarılı ve mutlu olabilmek için sınavı kazanmaktan başka yol yoktur, Mutlaka kazanmalıyım, kazanmazsam kimsenin yüzüne bakamam, Sınav benim kim olduğumu gösterir, yetersizim, hiçbir şey yapamayacağım” değişmesi amaçlanan başlıca inançlardır.

    Anksiyete yönetimi nedir?
    Öncelikle sınava yoğunlaşmayı ve sorulara odaklanmayı sağlayan, düşünceleri organize etmede, dikkati toplamada yardımcı olan, olumsuz düşünmeyi ve telaşa kapılmayı engelleyen, kontrol duygusunu geliştirerek başarıya yardım eder, gerçek performansı sergilemede önemli rol oynayan bir yaklaşımdır.

    Sınav öncesi neler yapılmalıdır?
    Çalışma alışkanlıklarını ve sınava ilişkin tutumları gözden geçirerek yeni bir zihinsel yapılanma yaratmaya çalışmak gerekir. Zamanı iyi kullanılmalıdır. Beslenme ve uykuya dikkat edilmelidir. Sınava yönelik çalışmaları son güne/geceye bırakmamak önemlidir. uygun yöntemlerle kaygının azaltılmasını sağlamak gerekir.

    Sınav esnasında neler yapılabilir?
    Olumsuz otomatik düşüncelere karşı alternatif açıklamalar getirme, kontrolün kendisinde olduğunu hatırlatma, Yanıtlayabileceği sorulardan başlama, kaygıyı azaltmaya yönelik teknikler kullanma (hızlı gevşeme, dikkat artırma teknikleri, kontrollü nefes alıştırması) sınav esnasında yapılabilecek bazı çalışmalardır.

    Sınav sonrasında neler yapılabilir?
    Kendini ödüllendirme, Keyif veren etkinlikler, eksikler üzerine düşünme ve geleceğe yönelik yani planlama yapılabilecek aktivitelerdir.

    Sınav kaygısı ve aile ilişkisi nasıldır?
    Aile için sınavın ne anlam ifade ettiği, sınava yönelik tutum ve yaklaşımları önemlidir. Sıklıkla aileler kendi kaygılarını çocuklarına yansıtmaktadırlar. Çocuktan yüksek beklentilerinin olması, ayrıntılarla aşırı uğraş sergilemeleri ve sınavı bir araç değil amaç olarak görmeleri oldukça önemlidir.

    Ailelere neler önerilmelidir?
    Aileler sınırlarının farkında olmalıdırlar. Güven ve sorumluluk vermeli, önemsemeli, olumlu geri bildirimde bulunmalıdır. Sınava ilişkin konuşmalarda özenli davranmalı, gerçekçi olmalı, akranlarıyla karşılaştırmaktan kaçınmalıdır. Duygu ve düşünce paylaşımı, empati önemlidir. Sınavı yüceltmeme, ölüm kalım sorunu yapmama, yüreklendirici davranma önerilmektedir. Çocuklar koşulsuz sevilmelidir. Aile bireyleri uygun rol modeli olmalı, uygun aile ortamı sağlamalı ve uygun problem çözme davranışları geliştirilmelidir.

    Aileye yönelik girişimler nelerdir?
    Ailenin bakış açısında değişim yaratmak ve beklenti düzeyini gerçekçi sınırlara indirmek temel girişimleri oluşturur.

    Psikiyatrik destek ne zaman gereklidir?
    Bir ruhsal bozukluk ortaya çıkmışsa (depresyon, anksiyete bozukluğu, uyku bozukluğu. vs. Ruhsal belirtilerden dolay işlevselliğinin bozulması, kaygıyla başa çıkmak için uygun olmayan yollar kullanma, davranış bozukluklarının görülmesi psikiyatrik destek gerektiğinin başlıca göstergeleridir.

  • Sınav Kaygısı ile Nasıl Baş Edeceğim?

    Sınav Kaygısı ile Nasıl Baş Edeceğim?

    Sınav kaygısı bütün öğrenciler arasında oldukça yaygındır. Alacağı notlar, sınav sonrasında kazanacağı ya da kaybedeceği şeyleri düşündükçe bu kaygı artar. Ebeveyn olarak ona sunabileceğiniz en büyük destek ona herhangi bir sınav ya da notla hiçbir şeyin bitmeyeceğini söylemenizdir. Bu arada ona sadece “rahat ol” demenizde yetmeyecektir. Sınavlarda daha rahat olması için ona daha olumlu düşünmesini ve daha rahat hissetmesini sağlayacak bazı teknikleri öğretmeniz gerekir. Bunu öğrenmeleri ve bir alışkanlığa dönüştürmeleri ile kısa sürede sınavlara daha rahat ve daha az kaygılı girebilirler. Bu stratejilerden bazıları şunlardır;

    “Kaygılı Düşünceleri Neler?”
    ÇOCUĞUNUZA ÖĞRETİN! İlk olarak çocuğunuzu kaygılandıran düşüncelerin neler olduğunu öğrenmeniz hem onun kaygılarıyla ilgili daha fazla farkında olmasını hem de sizin ona daha iyi yardımcı olmasını sağlayacaktır. Örneğin; Kaygılandığı anda ona şu soruları sorabilirsiniz. Şu anda ne düşünüyorsun? Seni kaygılandıran ne? Olacağını düşündüğün en kötü şey ne? Bu sorular karşısında çocuğunuzun vereceği cevaplar “başarısız olacağıma inanıyorum”, “sınavdan geçemeyeceğimi düşünüyorum” vb. gibi olabilir. Aslında böyle düşünüyor olmak gerçekten sınavdan kötü not alacağı anlamına gelmez. Ancak bu inançla duruma gerçek olmayan negatif bir pencereden bakmasını sağlar ve performansını olumsuz olarak etkiler.

    “Daha Yapıcı Konuşmalar Yapmasını”
    ÇOCUĞUNUZA ÖĞRETİN! Yaşanılan durumlar karşısında nasıl tepkiler vereceğinizi belirleyen tutumlar ve inançlardır. Dolayısıyla çocuğunuzun sınavla ilgili yaptığı negatif “konuşmalar” onun kaygısını arttıracaktır. Onun düşüncelerini sizinle paylaşmasını sağlayın daha olumlu bir cümle ve bakış açısı ile yer değiştirin. Sınavla ilgili olumlu konuşmalar özgüveni arttırır ve kaygıyı azaltır. Örneğin; Negatif bir konuşma; Ne yaparsam yapayım, bu testi geçemeyeceğim Olumlu bir konuşma; Bütün materyalleri çalıştın, sınavda elinden gelenin en iyisini yapacağına eminim.

    Negatif bir konuşma; Matematikte iyi değilim, niye uğraşıyorum ki?

    Olumlu bir konuşma; Sınavda öğrendiğin şimdiye kadar öğrendiğin bilgileri en iyi şekilde kullanacağına eminim. Negatif bir konuşma; Eğer kötü not alırsam bittim. Olumlu bir konuşma; Tatlım bu sınav başarıyı ölçmenin sadece bir yolu. Negatif bir konuşma; Asla hata yapmamalıyım. Olumlu bir konuşma; Hatalar her sınavda olur ve hatalarından çok şey öğrenirsin gibi. Negatif bir konuşma; Diyelim ki sınavı geçemedim. O zaman ne olacak? Ne yapacağım? Olumlu bir konuşma; Böyle bir şey olması tabi ki çok üzücü. Ancak dünyanın sonu değil. Bir dahakine biraz daha fazla çalışabilir, yanlışlarının üzerinden geçebilir ve daha iyi yapabilirsin.

    “Fiziksel Olarak Rahatlamayı”
    ÇOCUĞUNUZA ÖĞRETİN! Fiziksel olarak rahatlamanın kaygıyı azaltma ve performansı daha iyi ortaya çıkarma gibi etkileri oldukça iyi biliniyor. Siz de çocuğunuza gevşeyerek rahatlamayı ve sınava daha rahat girmesini sağlayabilirsiniz. Bu egzersizi birlikte yapın. Beraberce rahat bir koltuğa oturun. Bedendeki gergin alanları bulup önce kasıp sonra gevşetin. Örneğin… Önce kollarınla başlayalım… Şimdi kollarını, omuzlarını pazılarını sık. Şimdi sıkmaya devam et (10’a kadar say), şimdi bırakabilirsin. Bütün gerginliği bırak, sanki kollarından bir sıvı akarmışçasına, bütün gerginliğin akıp gitsin. Bırak hepsi gitsin, tüm gerginlik akıp, gidiyor. Kolunu dayadığın yeri (ya da sandalyeyi) hisset, kollarının ağırlaştığını fark et… Giderek ağırlaştığını, daha da ağır olduğunu hisset… Kolların ağır ve rahat… Rahat, ağır ve sıcak… Ağırlığın sıcaklığını ve rahatlığını fark et… Giderek daha ağır, rahat ve sıcak hissediyorsun…” Derin bir nefes alıp vererek sırasıyla elleri, bacakları, ayakları, boyunu, karnı ve yüz kaslarını kasıp gevşetin. Aralarda derin nefes alıp vermeye devam.

    “Ebeveyn Olarak Yapmanız Gerekenleri”
    Kendinize Hatırlatın! Şüphesiz çocuğunuzun yapacağı ve öğreneceği yöntemler kadar sizin de ona bu süreçte göstereceğiniz tutum ve davranışlar da ona rahatlaması için büyük destek olacaktır. Sınav öncesindeki günler kaygıyı hissedeceği zamanlar olacaktır. Sınav tarihlerini mutlaka not edin. Sınavlar öncesinde onunla konuşmaya ve destek olmaya çalışın. Kaygı arttığı zaman günlük uyku ve yemek düzeninde bozulmalar olabilir. Çok fazla zorlamadan sağlıklı beslenebileceği yiyecekler hazırlayın. Uyku düzeninin bozulmaması için çalışma saatlerini gözden geçirin ve çok fazla kafein almamasını sağlayın. Bir sınavın ardından başlangıçtan sonuna kadar nasıl bir sınavdı beraberce üzerinden geçin. Kaygıyla başa çıktığı zamanlar için onu tebrik edin. Kaygının yüksek olduğu ve bunun sınav performansını olumsuz etkilediği durumlarda kesinlikle kızmayın ve eleştirmeyin. Onu etkileyen etkenleri iyi öğrenin. Bir dahaki sınavda neleri daha iyi yapabilir. Bunun üzerine konuşun. Olumsuz duygularını görmezden gelmeyin. Onun yaşadığı bu duyguyu anlamaya ve onunla empati kurmaya çalışın. Tek taraflı nasihat vermek yerine onunla diyalog kurmaya onu da dinlemeye çalışın. Sınavlardan sonra rahatlayacağı ve dinleneceği organizasyonlar yapın.

  • Çocuğunuzda Sınav Kaygısı Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

    Çocuğunuzda Sınav Kaygısı Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

    “Bizimki çok sinirli, her şeye parlıyor”, “Dokunsan ağlayacak”, “Geçen gün dershanedeki denemeye giderken bir baktım elleri buz gibi”, “Anne, sınavlardan önce kalbim ağzımdan fırlayacak gibi oluyor, diyor”…Bu cümleler size tanıdık mı geldi? Eğer tanıdık geldiyse ve sık sık buna benzer durumlar yaşıyorsanız kaygının varlığından söz edebiliriz.

    Kaygının İnsan Yaşamında ki Yeri

    İnsan yaşamı ve sürdürülebilirliği için kaygı duygusu gereklidir. Önemli olan kaygı duygusunun ne şiddette, ne sıklıkta ve hangi durumlarda yaşadığınızdır. Vahşi bir hayvanla karşılaştığınızda yaşadığınız korku duygusu kendinizi savunmanızı ya da o durumdan uzaklaşmanızı sağlar. Bunun yanı sıra karşıdan karşıya geçerken sağa sola bakmanızı sağlayan temelde endişe duygunuzdur. Bir öğrencinin sınıfta öğretmenine karşı gelmemesi, sınıf kurallarına uyum göstermesi içsel yaşadığı endişeye bağlıdır. Bu bağlamlar ele alındığında korkunun, kaygının insan yaşamı için gerekliliği açık şekilde ortadadır. Ancak, duruma ve olaya uygun olmayan yoğun ve şiddetli kaygı insan yaşamını oldukça kısıtlar ve problemler yaşanmasına sebebiyet verir. Sınav Kaygısı da böyle bir kaygı çeşididir.

    Kaygı çocuğun sorumluluk almasında ve yapmak istediklerini gerçekleştirmesinde motivasyonunu sağlar. Ancak, yoğun kaygı yaşayan çocuklarda bu durum tam tersidir. Şiddeti fazla olan kaygı yaşantıyı olumsuz yönde etkilemeye başlar ve bu da bireyin ruhsal durumunu, bedensel tepkilerini ve sosyal alanlarını hızlı bir şekilde, yararlı olmayacak türden etkiler.

    Sınav Kaygısı Nedir?

    Birçok tanımı olan bu kaygı türünü; çocuğun/gencin/bireyin zihninden geçirdiği olumsuz düşünceler neticesinde oluşan panik durumuna bağlı olarak bilginin hatırlanmasını güçleştiren, sınav performansını olumsuz yönde etkileyen şiddetli kaygı, olarak açıklayabiliriz.

    Çocuğunuzda Sınav Kaygısı Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

    Kaygı yoğunluğu arttıkça bedensel belirtiler de ve düşünce içeriklerinde olumsuz değişimler ortaya çıkar. Buna bağlı olarak çocuğunuzda;

    • Gözlemlenebilir düzeyde huzursuzluk, endişe ve sinirlilik hali,

    • Kolaylıkla ağlama ve panik hali,

    • Sınavı ya yapamazsam, ya başaramazsam gibi olumsuz içerikli düşünceler

    • Sınav sırasında dona kaldığını aktarma,

    • Sınav esnasında bildiği soruları yapamama,

    • Dikkatinde dağınıklık, konsantre olamama,

    • Sınav sonucuyla ilgili olumsuz öngörülerde bulunma,

    • Baş, karın ağrısı, mide bulantısı, bağırsak sistemine ait sıkıntılar yaşama,

    • Sınavdan bir gün veya sınav tarihi yaklaştıkça endişe, panik hali,

    • Bedensel olarak kalp çarpıntısında artış, ellerde titreme, terleme, el ve ayaklarda soğuma,

    • Sık tuvalete gitme,

    • Sinirlilik ve ani irkilmelerin çok olmaya başlaması,

    • Hiçbir şey bilmiyorum, ben ne yapacağım gibi ifadeler,

    • Sınavda bildiklerini unutacak kadar heyecanlandığını ifade etme,

    • Sınavdan önce daima huzursuz, gergin olması,

    • Kaslarda yoğun gerginlik,

    • Sınavdan önce uyku da bozulma gibi durumları yaşayıp, bu tarz düşüncelerin birkaçını ifade ediyorsa sınav kaygısının varlığından söz edebiliriz.

    Sınav Kaygısı Tedavi Edilmezse Ne Olur?

    Sınav kaygısı çocukların/gençlerin akademik başarılarını olumsuz yönde etkileyen bir kaygı türüdür. Tedavi edilmezse potansiyeli olan çocuk/genç performansının altında başarı elde eder. Aynı zamanda bu durum ruh sağlığını, fiziksel belirtilerini ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkileyeceği için büyük bir sorun haline gelecektir.

    Kaygının dikkat ve hafızayı faydalı olmayacak şekilde etkilediği yapılan bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Buna bağlı olarak sınav kaygısı yaşayan çocukların sınavlarda dikkat hatalarını daha çok yapmaları beklenen bir sonuçtur. Çocuğun/gencin bildiği konuları hatırlayamama, yanlış yapma durumu artmaktadır. Çalışmasına karşın kaygıdan dolayı istediği verimi alamayan çocuk/genç ders çalışmaya karşı motivasyon kaybı yaşayacaktır ve başarısızlık duygusu artacaktır. Bu da onu çeşitli psikolojik sorunlar yaşamasını tetikleyebilir.

    Bu sonuçlar ışığında bir uzmandan destek almak hem çocuğunuzun hem sizler için önem kazanmaktadır. Uzman, çocuk/genç, aile ve öğretmen işbirliği ile yürütülen süreç olumlu sonuçlar almanızı sağlayacaktır.

  • Sınav Kaygımı “Bilişsel Terapi Yöntemleri” ile Nasıl Yenebilirim?

    Sınav Kaygımı “Bilişsel Terapi Yöntemleri” ile Nasıl Yenebilirim?

    Sınav kaygısı, öğrenilen bilgilerin sınav esnasında etkili bir biçimde kullanılmasını engelleyen, dolayısıyla başarının düşmesine neden olan bir kaygıdır. Sınav anında hissedilebileceği gibi haftalar, hatta aylar öncesinde de hissedilebilir.

    Peki, bu kaygı kendini nasıl gösteriyor? Ve sınav kaygısı yaşadığımızın işaretleri neler?

    Sınavı düşündüğünüz anda elleriniz titriyor, kalp atışlarınız hızlanıyor, nefes alış veriş sıklığınız artıyorsa kaygılarınız devrede demektir. Ya da o an yaptığınız herhangi bir şeye odaklanmakta problem yaşıyor, sınav anında okuduğunuz soruyu anlamakta zorlanıyorsanız veya da bir konuya çalışırken dikkatinizi toplamakta güçlük çekiyorsanız, siz de sınav kaygı kaygısı yaşıyor olabilirsiniz.

    Hepimiz kaygı doğuracak durumla ya da olayla karşılaştığımızda doğal olarak kaygımızı azaltmaya yönelik davranışlarda bulunuruz. Yani o duygudan kaçarız ya da o duyguyla savaşırız. Söz konusu kişinin eğitim hayatını ve daha sonraki hayatını etkileyen sınavlar olunca kişinin kaygılanmaması beklenemez. Bunun yanında eğer çok yüksek kaygı ve heyecan hissedince istediğimiz performansı gösterme şansımız da düşüyor.

    İyi de hiç kaygılanmamamız mı gerekiyor? Elbette hayır! Hatta kaygı işe yarayan bir duygudur. Bizi harekete geçirir, sınav konularına çalışıp yüksek notlar almamızı sağlar. Eğer hiç kaygı hissetmiyorsak endişelenmiyorsak, harekete geçmek çok da olası değildir. Kaygılanınca harekete geçme isteği duyarız ve harekete geçeriz. Yani kaygılanmak sağlıklıdır. O halde ne olduğunda kaygı duygusu bizim için problem haline geliyor?

    Kaygı performansımızı aşağı çekmeye başladığında, yani kaygıdan dolayı çok iyi hazırlandığımız bir sınavdan düşük puan aldığımızda diyebiliriz. Çalışmaya ara verip kendimiz rahatlatmaya yönelik yaptığımız etkinliklerde eğer kaygı peşimizi bırakmıyorsa aklınız yine çalışacağınız konularda kalıyorsa burada da yine kaygı artık bizim için bir yardımcı bir eleman değil, bizi tökezleten bir duygu konumuna geçiyor demektir. Başka bir örnek vermek gerekirse, yüksek kaygı hissedip sınav yerini terk etme. Kişi bu davranışı rahatlamak için yapar fakat onun için işlevsel yani yararlı değildir. Kaygı duygusunun yaptığı bir hareket vardır. Kaygı önce yavaşa yavaş yükselişe geçer pik yapar ve daha sonrasında eğer yaptığınız her neyse devam eder ve ortamı terk etmezseniz düşüşe geçer.

    Hepimiz bir olay karşısında bir duygu geliştiririz, bu duygular da bizi çok doğal olarak bir takım davranışlara sevk eder. Bu süreç tüm insanlar için aynı şekilde işler. Yani yaşadığımız olay/olayla ilgili duygularımız ve olay anında sergilediğimiz davranışlarımız biz farkında olmasak bile bir zincir halindedir, birbiriyle bağlantılıdır.

    Örneğin bir sınava girdiniz diyelim, bu yaşanılan bir olaydır, bu olayı yaşarken duygu olarak kaygı ve huzursuzluk hissettiğinizi fark edebilirsiniz, bu kaygı ve huzursuzluk duyguları rahatsız edicidir, kimse kaygılı ve huzursuz hissetmek istemez dolayısıyla bu duygulardan kurtulmak için kendimizi rahatlatmak için su içebiliriz soruları tekrarlayarak okuyabiliriz, derin nefes alabiliriz bunlar da sergilediğimiz bir davranışlardır, yani bir olay karşısında bir duygu geliştirir ve daha sonrasında da bu duyguyla bağlantılı olarak bir vücut tepkisi ve davranış geliştiririz.

    Ya kötü not alırsam şeklinde düşüncesi olan birinin o an mutlu hissetmesi mümkün olabilir mi sizce? Bu düşünce çok doğal olarak bizi kaygıya götürecektir ve kaygı duygusu da kendiliğinden fizyolojik olarak otomatikman kalp atışları nefes alma sıklığını artıracaktır buna bağlı olarak soruları okurken güçlük çekeriz, hatırlama problemleri yaşarız ve bu tabloda yüksek puan alma şansınız hayal olur. Bir nevi zincirleme kaza oluyor diyebiliriz.

    Kaygının hiç olmaması sınav maratonu yoluna çıkmamızı engeller, çok yüksek kaygı ise bizi frenler.

    Özetle kaygılarımız, ne dostumuz ne de düşmanımız. Kaygıyı akıllıca yönetebildiğimiz sürece aşamayacağımız engel yoktur!