Etiket: Sınav

  • Karne Heyecanı

    Karne Heyecanı

    “Değerli olduğunu hissettirin”

    Karne sadece çocuğun aldığı bir başarı belgesi değil, çocuğun tüm sürecinin bir yansımasıdır. Ailenin de bunda katkısı büyüktür. Ancak karneyi ailenin de çocuğun da tek başarı ölçüsü olarak almak yerine, hangi konularda neler yapılması gerektiği yönünde bir rehber olarak kullanmak faydalıdır. Karnedeki durum her ne olursa olsun çocuğunuzun değerli olduğunu hissettirmeniz, yıl boyunca gösterdiği tüm çabayı takdir etmeniz; olumsuz gelen notlar için ise önümüzdeki yıl nelere ihtiyaç olduğunu belirlemeye çalışmanız faydalı olacaktır.

    “Karşılaştırma Yapmayın”

    Çocuğunuzun karnesini olumlu ya da olumsuz yönde arkadaşlarıyla ya da kendi geçmiş başarılarınızla karşılaştırmayın. Unutmayın bazen ne kadar önemsemiyormuş gibi görünse de her çocuk bir şekilde bu yargılama sürecinden olumsuz etkilenmektedir.

    “Tatili iyi değerlendirin”

    Karne hediyesi olarak vereceğiniz sözler için ölçülü olmaya özen gösteriniz. Tutamayacağınız ya da bütçenizi, durumunuzu zorlayacak vaatlerde bulunmayınız. Tatili hem çocuğunuzun belli bir yaşam düzenini koruduğu, hem dinlenebildiği, hem de ailece keyifli vakit geçirme fırsatı da bulabileceği şekilde planlamaya çalışınız.

    Lisan Yerleştirme Sınavı Öncesi 

    Beslenme

    İyi beslenme, sınav günü beslenme ile ilgili uyarıları dikkate almak önemli. Genel alışkanlığınızı son günde çok değiştirmemek de önemli

    Uyku 

    Sınava giriş saatlerinize uygun uyku ritmi oluşturmak, uyku hijyenine dikkat etmek, sınav gecesi uyumadan önce kendinizi rahatlatacak uğraşılarla rahat bir uykuya geçiş yapmak önemli. Sizi daha çok gerdiğini düşündüğünüz ortamlarda ve faaliyetlerden uzak durmaya çalışın. Bugüne kadarki hazırlığınıza güvenin.

    Aile 

    Aile ilgisiz ve duyarsız kalmamakla birlikte, gerçekten rahat olduğunu hissettirebilirse, sınava giren öğrenci de daha rahat olacaktır. Anne ve babalar sınava çocuğun gireceğini unutmamalı, gerginlikten uzak durmaya çalışmalıdır. Destek için arayan yakınlarla çocuklar görüşmek istemiyorsa bu konuda anlayışlı olunmalıdır. 

    Son hazırlıklar

    Gerekli evraklar, sınav yerine ulaşım vb önceden tamamlamış olun. Son dakika stresi yaşamamak için bir gün önceden hazırlıklarınızı tamamlayın. Bir gün öncesinde kendinizi aşırı fiziksel yorgunluğa sokmayacak keyifli faaliyetlere ayırmaya çalışın. Uyku ve beslenme düzeninizi bozmayın. Bugüne kadar elinizden geleni yaptığınızı unutmayın.

    Başarılar ve sevgiler…

  • Kaygılarımız

    Kaygılarımız

    Hayatımıza yön veren, biri de kaygılarımızdır. Her birimizin kaygıları farklıdır ama hemen hemen hepimizin kaygısı vardır. Bazılarımızda gelecek kaygısı: Acaba okulu bitirince iş bulabilecek miyim? Bulamazsam ne olur, ne yaparım, biterim, mahvolurum. Bazılarımızda okul/iş ile ilgili kaygılar: Sınav ya da toplantı iyi geçecek mi ya geçmezse nasıl telafi edeceğim. Bazılarımızda sağlığımızla ilgili kaygılar: Başım çok ağrıyor ve geçmiyor acaba kötü bir şey mi var, beynimde bir şey olabilir mi ya varsa? Birini kaybetme kaygısı: Annemi aradım telefonu açmadı. Neden açmadı acaba. Kötü bir şey mi oldu ki. Onsuz nasıl yaşarım? Tabii ki kaygı listesini çok daha uzatabiliriz.

    Bu örneklerin hepsinin temeli kaygıdır. Dikkat ettiyseniz hep olumsuz düşüncelerin üşüşmesi, en kötüyü düşünme vardır. Olmazsa, yapmazsa, olduysa; yani “–se ve –sa” lar. Farazi bir durum üzerinde durma. İşte bu nedenle kaygı ve korku farklı şeylerdir. Korkuda gerçek bir durum vardır. Örneğin genel anlamda ya araba çarparsa diye düşünmek ve çekinmek kaygıdır. Ancak üzerinize doğru gelen bir araba gördüğünüzde yaşadığınız korkudur. Ortada gerçek bir tehlike vardır, paniğe kapılmak çok normaldir. Kalabalık ortamlarda nefes alamıyorum diyen kişiler görmüş ya da duymuşsunuzdur. Bu kişiler kaygı düzeyleri yoğun olduğunda toplu taşıma aracı kullanamazlar, evden çıkmak bile istemezler. Aslında insanlar gerçekte onun nefes almasını engelleyecek bir şey yapmıyordur. Sınav kaygısı özellikle üniversite ve işle ilgili önemli sınavlarda yaşanan bir durumdur. Sınav kaygısını belli bir düzeyde yaşan kişi sınava hazırlanır, motive olur ve sonunda da başarılı olur. Örneğin “Aman ne olacak yaparım ben, geçerim ben, yapamasam ne olacak ki boş ver” diyen kişi sınava hazırlanmak için bir çaba harcar mı? Yoğun sınav kaygısı yaşan kişi ise kaygı nedeniyle çalıştığında bir şey anlamayabilir, sınav öncesinde ve sırasında bayılma gibi psikolojik kökenli bedensel bir problem yaşayabilir, hatırlamada, doğru okuma ve doğru işaretlemede, dikkatini toplamada sıkıntılar yaşayabilir. Kısacası aslında yoğun kaygısı yüzünden başarısız olur.

    Kaygı beyinde ve bedende değişiklikler yaratır. Çünkü kaygı düşüncesi beyinde gerçek tehlike gibi algılanır. Beyinde kişiyi koruma amaçlı bedenin çalışma şeklini değiştirir:Kalp atışının hızlanması, nefes alış verişin hızlanması, terleme, ateş basması, titreme, üşüme, kaslarda gerginlik, uyuşma/karıncalanmalar, ağız kuruluğu,, karıncalaşma, baş dönmesi, ağrılar, yüz kızarması, göğsün sıkışması, mide bulantısı, ellerin soğuması şeklinde kendini gösterir.  

    Kaygısız insanlar toplumda kimi zaman imrenilen, kimi zaman eleştirilen, duruma göre olumlu ve olumsuz bir özellik olarak değerlendirilen kişilerdir. Sayıları da çok azdır.  Günümüz yaşamının içinde kaygılar yaşamak bir düzeye kadar normaldir. Kaygı normal düzeyde olduğunda bize bir şeyleri başarmamızda, hayatta kalmamızda, kendimizi koruyabilmemizde, yardımcı ve gereklidir. 

    Fakat kaygı sizi ele geçirirse yaşamınızı ve bedensel sağlığınızı çok olumsuz yönde etkileyen psikolojik bir rahatsızlık halini alır. Kaygı bozukluğu diğer adıyla anksiyete bozukluğu tedavi gerektiren bir hastalıktır ve çeşitleri mevcuttur. Kaygı bozukluğuna sahip kişilerde kaygının yanında karamsarlık, heyecan, gerginlik, çaresizlik, yetersizlik, sinirlilik, umutsuzluk hisleri de vardır. Kaygı yaratan durumlardan sürekli kaçınma ihtiyacı duyarlar ve yaşamlarını buna göre düzenlerler. Örneğin kapalı alan kaygısı yaşayan kişiler asansör kullanamazlar ve çok yüksek katlara bile merdivenle çıkarlar. Merdivenle çıkamayacak durumda olanlar ya hiç gitmezler ya da tanıdık bir kişi ile zar zor asansöre binerler. Sağlıkla ilgili kaygı duyan kişiler, hastalanmamak için sürekli ve birçok doktora giderler. Hastalandıkları zaman ise öleceklerini düşünür ve büyük panik yaşarlar. 

    Şunları da belirtmek gerekir ki fobiler de kaygı bozukluğudur. Uçak fobisi olduğu için uzun kara ulaşımı yapmak zorunda kalan kişiler, uçak ya düşerse der. Uçağın düşme ihtimali ile karayolu kazalarının ihtimali karşılaştırıldığında, uçağın düşme ihtimali düşük kalır. Yılan fobisi olan kişiler yılanı televizyonda dahi görmeye, resmine bakmaya dayanamaz. Bu kişilerin çok büyük çoğunluğu hayatında gerçek bir yılanla hiç karşılaşmamıştır, karşılaşma ihtimali de yüksek değildir. Yaşama etkisine baktığımızda her fobinin ki tabii ki aynı değildir. Örneğin, “Klostrofobi” dediğimiz kapalı alan kaygısı, Ofidiyofobi dediğimiz yılan fobisine göre yaşamı daha fazla etkiler. Bir diğer üzerinde durulması gereken nokta da toplumumuzda adı sık anılır hale gelen “Panik Atak” kavramıdır. Panik Atak herhangi bir neden yokken ani şekilde ortaya çıkan nefes alamıyormuş/boğuluyormuş, kalp krizi geçiriyormuş, ölüyormuş, aklını kaybediyormuş olarak tabir edilen gerçeklikten kopma hislerinin eşlik ettiği durumdur. Bir kaygı bozukluğudur ve kişileri oldukça olumsuz etkiler. Panik atak geçirmek kişileri hem korkutur hem bedeni yorar hem de bir daha olmasından ya da dışarıdayken, işteyken vb. olmasından kaygı duyarlar. Bu nedenlerle, işten ayrılmak zorunda kalan, yalnız kalamayan, günlük işlerini yerine getiremeyen kişiler vardır. Tedavi edilmeyen kaygı bozukluğu fiziksel/bedensel sağlığı da bozacaktır. 

    Kaygılar arka planda, yaşanmış bir olayı, zihin tarafından yanlış ya da olumsuz kodlanmış bir durum/nesne vs. yi barındırır. Beynin nörokimyasallarında (hormonlar) bozulma meydana gelmiş olabilir. Yoğun stres yaşamak da psikolojik olarak etkisini kaygılar ile gösterebilir.

    Kaygı yoğun olarak kendini hissettirdiği durumlarda nefes egzersizleri yapmak, başka bir şeye yoğunlaşmaya çalışmak, geçecek diye düşünmek iyi gelecektir. Ancak bunlar o anlık yani geçici çözümlerdir. Kaygı bozukluğu kendiliğinden geçen bir durum değildir. Mutlaka uzmanlardan (psikiyatrist ve psikolog) yardım alınmalıdır. Tedavisinde ilaç ve psikoterapi etkili olmaktadır.

  • Sınav Kaygısı

    Sınav Kaygısı

    Sınavlar günümüz hayatının vazgeçilmez parçaları. Hangi okulda okuyacağımız, hangi işte çalışacağımız TEOG, YGS, LYS, KPSS ve daha pek çok sınavla belirleniyor. Akademik ve mesleki geleceğimizi belirleyen bu sınavlar hiç kuşkusuz yüksek kaygıya neden olabiliyor. Orta düzeyde sınav kaygısı öğrencileri çalışmaya teşvik edip performanslarını arttıracağından gereklidir. Ancak yüksek düzeyde sınav kaygısı öğrencilerin okul başarılarının, ders çalışma isteklerinin ve özgüvenlerinin düşmesine yol açacağından kontrol altına alınmalıdır. Sınav kaygısı, değerlendirilme ve başarısızlık ile ilişkili birtakım bilişsel, fizyolojik ve davranışsal tepkiler bütünüdür.

    • Sınav öncesinde veya sınav sırasında korku ve gerginlik içindeyseniz,

    • Sınavları, öğrendiğiniz bilgileri ölçme aracı değil de kişiliğinizin değerini belirleme aracı olarak görüyorsanız,

    • Sınavlarla ilgili endişe verici, olumsuz düşünceleriniz aklınızı sürekli meşgul ediyorsa,

    Örneğin; 

    • Sınavdan düşük bir puan alacağım.

    • Sınavı kazanamayacağım.

    • Ailemin emeklerini boşa çıkaracağım.

    • Ailemi, öğretmenlerimi hayal kırıklığına uğratacağım.

    • Konuları yetiştiremeyeceğim.

    • Sınavda bildiğim her şeyi unutacağım.

    • Sınavda zamanım yetmeyecek.

    • Ya kaydırırsam?

    • Başaramazsam mahvolurum.

    • Sınavı geçemezsem rezil olurum.

    • Ya bilmediğim yerden soru gelirse?

     

    • Sınava hazırlanırken veya sınav sırasında dikkatinizi toparlayamıyorsanız,

    • Sınav sırasında öğrendiğiniz bilgileri hatırlamakta güçlük çekiyorsanız,

    • Sınav öncesinde veya sınav sırasında bedeninizde sıkıntı verici değişiklikler oluyorsa, 

    Örneğin; 

    • Kalp atış hızında artış

    • Nabız artışı

    • Kas gerginliği

    • Vücut ısısında artış

    • Terleme

    • Mide ağrısı

    • Baş ağrısı

    • Titreme

    • Mide bulantısı

    • Solunum güçlüğü

     

    • Etkili ders çalışma becerilerine sahip olmadığınızdan sınava yeterli düzeyde hazırlanamıyorsanız,

    • Ders çalışmayı sürekli erteliyorsanız,

    • Sınavları bitirmekte sıkıntı yaşıyorsanız,

    • Olası başarısızlık durumlarından kaçıyor veya kaçma isteği yaşıyorsanız, 

     

    SINAV KAYGISI YAŞIYOR OLABİLİRSİNİZ!

    Sınav kaygısıyla başa çıkmak amacıyla bilimsel olarak etkisi kanıtlanmış yöntemleri içeren bireysel veya grup psikoterapi çalışmalarına katılabilirsiniz. Etkili yöntemler: 

    • Gerçekçi ve rasyonel olmayan düşünceleri yeniden yapılandırma çalışmaları

    • Dikkat toplama eğitimi

    • Gevşeme egzersizleri 

    • Zihinde canlandırma çalışmaları

    • Zaman yönetimi eğitimi

    • Etkili ders çalışma becerileri eğitimi

    Sınava girecek öğrenciler;

    • Sınav dönemi bir maratondur. Bu maratonda zaman zaman başarınız düşebilir. Endişelenmeyin. Performansınızı düşüren faktörleri belirlemeye ve çözüm üretmeye çalışın.

    • Her sınav yeni bir deneyimdir. Sınavlara geçmiş başarısızlıklarınızı düşünerek değil başarılarınızı düşünerek girin.

    • Sınavlara olumlu ancak gerçekçi bir bakış açısı geliştirin. 

    • Endişelendiğinizde derin diyafram nefesleri alıp vererek bedeninizi gevşetmeye çalışın. Beden ve zihin birbiriyle bağlantılı olduğu için bedeninizi gevşetirseniz zihniniz de rahatlayacaktır.

    • Verimli ders çalışın. Konu ve tekrar eksiğiniz olmasın. Bol soru çözüp antrenman yapın. Unutmayın ki iyi bir sporcu olsanız da yeterli düzeyde antrenman yapmadan bu maratonu tamamlayamazsınız.

    • Kendinize gerçekçi, somut ve ölçülebilir hedefler belirleyin. Hedeflerinize ne kadar yaklaştığınızı sık sık değerlendirin.

    • Ders çalışmayı ertelemeyin. Erteledikçe çalışmanız gereken konular birikecek ve hedeflerinize giden yolda size engel olacaktır. 

    • Etkili bir zaman planlaması yapın.

    • Ailelerinizden, öğretmenlerinizden ve uzmanlardan destek alın. 

    Ebeveynler;

    • Çocuğunuzun ilgi ve yetenekleri doğrultusunda gerçekçi beklentiler şekillendirin.

    • Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın.

    • Çocuğunuzun kişiliğini eleştirmeyin.

    • Çocuğunuza koşulsuz sevgi verin.

    • Çocuğunuzun akademik ve duygusal ihtiyaçlarını değerlendirin ve etkili yöntemlerle gidermeye çalışın.

    • Kendi kaygılarınızı kontrol altına alın.

    • Çocuğunuzun güçlü yanlarını destekleyin, hatırlatın. 

  • Öğrenci Koçluğu Desteği Nedir?

    Öğrenci Koçluğu Desteği Nedir?

    Öğrenci koçu ne olduğunu doğru anlamak için, öncelikle günümüz Türkiye’sindeki eğitim sistemini incelemek fayda sağlayacaktır. Günümüz eğitim sistemi, öğrencinin edindiği yeni bilgiyi kullanmasını değil, ne kadar bildiğini ölçmeye dayalıdır. Öğrencilerin ne ölçüde başarılı olduğu da maalesef sadece sınav sonuçlarıyla değerlendirilmektedir. Buna bağlı olarak çoğu anne babanın da ortak isteği, evlatlarının geleceğini ilgilendiren sınavlarda ve akademik yaşantıda başarılı olmasıdır. Bu nedenle anne baba ve öğretmenler, öğrencileri sınav maratonuna hazırlamakla mücadele etmektedir. Öğrenciler ise kimi zaman iniş çıkışlar göstererek, tempoya ayak uydurmaya çalışmaktadır. Özellikle evladının akademik gelişimini yakından takip eden, onu motive etmeye çalışan anne babaların da bu süreci nasıl geçirmeleri ve evlatlarına nasıl yaklaşmaları gerektiği konusunda bocaladıklarını söyleyebiliriz. Anne babaların ‘Haydi derse bakalım, marş marş…’ söylemlerinin zamanla ebeveyn- çocuk çatışmasına sebep olabildiğini ve evde huzursuz bir aile ortamı oluşturduğunu görmekteyiz.

    Peki akademik süreci pozitif ilişkilerle, etkili ve verimli bir şekilde geçirmek mümkün mü ?

    Meslek seçimini belirleyecek sınavların, ergenlik dönemine denk gelmesi bu dönemi ayrıca hassas ve zor kılmaktadır. Hem öğrencilerin hem anne babaların zorlandığı bu dönemi, eğitim ve öğrenci koçu desteğiyle daha pozitif, verimli ve etkili geçirmenin mümkün olabileceğini söyleyebiliriz. Çünkü biliyoruz ki, çocuğun veya ergenin fizyolojik ve psikolojik açıdan devam eden bir gelişim süreci içinde olması, duygusal ve davranışsal iniş çıkışlar yaşamasına sebep olmakta ve buna eklenen sınav stresi de öğrencinin duygu ve davranışlarındaki iniş çıkışların yoğunluğunu, şiddetini arttırabilmektedir.

    Öğrenci koçluğu, öğrenciyle pozitif bağ ve işbirliği kurma temeline dayanan bir danışmanlıktır. Öğrenci koçu, öğrencinin hangi noktalarda zorlandığını, neye ihtiyaç duyduğunu, çizilmesi gereken hareket planının ne olabileceğini uzman gözüyle değerlendirerek danışmanlık yapabilir.

    “Öğrenci Koçluğu desteği, öğrencinin sınav öncesi verimli biçimde hazırlanmasına ve sınav sırasında gösterebileceği en iyi performansı gösterebilmesini sağlamayı amaçlayan hizmettir.”

    • Öğrenci Koçu ile birlikte düzenlenen çalışma, öğrenciye ne kazandırır?

    • Öğrenci farklı ders çalışma yöntem ve tekniklerini öğrenerek daha etkili ve verimli ders çalışabilir.(POMODORO, ISOAT, Hızlı Okuma, PİKİ, Zihin Haritası vb..)

    • Öğrencinin motivasyonu artar, kendisine ve geleceğe dair oluşturduğu olumsuz inançlar yerini başarı ve güvene bırakır.

    • Öğrenci sorumluluk duygusu kazanır.

    • Öğrencinin konsantrasyon gücü artar, konsantrasyon ve dikkat süresi uzar.

    • Öğrencinin kendini tanımasını sağlar, öğrenci güçlü yanlarını ve geliştirilmesi gereken yanlarını keşfeder, kendine gerçekçi hedefler ve beklentiler koyar ve emin adımlarla yol alır.

    • Sınav öncesi stres yönetimi, sınav esnasında oluşabilecek duygusal değişiklikler ve sınav kaygısıyla nasıl baş edebileceğini öğrenir.

    • Etkili iletişimi öğrenerek, aile içi çatışmalara ve arkadaş problemlerine sağlıklı bir iletişim kanalıyla yaklaşabilmeyi öğrenir.

  • Sınava Girecek Öğrencilere ve Ailelere Tavsiyeler

    Sınava Girecek Öğrencilere ve Ailelere Tavsiyeler

    Öğrencilerin sınava hazırlanma sürecinde girdikleri deneme sınavlarının sadece bir akademik hazırlık değil, aynı zamanda psikolojik hazırlık amaçlı olduğu unutulmamalıdır. Sınavlarda başarılı olmak öğrencinin olduğu kadar anne babaların da isteğidir. Ancak bu dönemin dengeli ve sağlıklı olarak aşılması için anne babalara bazı görevler düşmektedir.

    Beden dili ve ses tonu ile verdiğiniz mesajlara dikkat edin. Anne babalar bazen çocuklarına ‘sınav bizim için önemli değil, kazanamazsan da olur, canını sıkma, kafana takma’ gibi önerilerde bulunmaktadırlar. Ancak eğer anne baba çocuklarına bunları söylerken beden dili ve ses tonları desteklemiyorsa yani ağızlarından çıkan ile bedenlerinin söylediği çelişiyorsa öğrenci daha çok beden diline dikkat edecektir. Ebeveynlerin kaygılı, üzüntülü halleri çabucak algılanır.  

    Meli-malı kelimeleri dikkatle kullanılmalı. En az şu kadar net yapmalısın. Kimya ve biyolojiden ful yapmalısın. Başarılı olmalısın. Dikkatli olmalısın vb. Türünden zorunluluk ifade eden cümleler öğrencinin kaygısının artmasına neden olmaktadır. Bu tür zorunluluk ifade eden sözleri mümkün olduğunca az kullanmaya çalışın.

    Çocuğunuzu hiçbir zaman başka çocuklarla kıyaslamayın. “dayının kızı Boğaziçi’ye girdi, sen de oraya girmelisin” türünden yaklaşımlar çocuğunuza zarar verebilir. Her birey ayrı bir kişiliktir. Çocuğunuzu ancak gereken durumlarda sadece kendisiyle kıyaslayabilirsiniz. Yani önceki davranış biçimleriyle, şimdiki davranış biçimlerini karşılaştırarak aradaki gözlenmiş olan değişimleri aradaki gözlediğiniz değişimleri ortaya koyabilirsiniz.

    Bu zor dönemde çocuklarınıza anlayışlı ve destekleyici davranın. Kaygının yoğunlaşması ile birlikte çocuklarınız kendilerini daha çaresiz ve çözümsüz hissedebilirler. Bu nedenle daha tepkili olabilirler. Daha önceden kızmadıkları şeylere şimdilerde daha sert tepkiler gösterebilirler. Bu durumun geçici olduğunu düşünerek çocuğunuza karşı anlayışlı olmaya çalışın.

    Sınava girecek tüm adayların sınav öncesi ve sınav sırasında kullanabilecekleri, motivasyonlarını artırmaya ve streslerini azaltmaya yönelik bazı teknik ve öneriler: 

    * Sınavın hemen öncesinde ve sınav sırasında moralinizi yüksek tutmak için, sınavdan çıkarken her şeyin güzel gittiğini deneyimlediğiniz bir imgeleme yapabilirsiniz. Bu imgeyi oldukça ayrıntılı, gerçekçi ve tüm duyu organlarınızı kullanıp hissederek yaparsanız, o düzeyde etkisi yüksek olacaktır.
          * Moralinizi yüksek tutmak için önceki başarılarınızı hatırlayın. Daha önce neler başardığınızı gözünüzde canlandırın ve o başarıyı elde ettiğiniz anı ayrıntılı şekilde aklınıza getirin.
         * Sınava kadar elinizden geleni yaptığınızı ve artık sadece sınava girerek elinizdekileri en iyi şekilde kullanmanın zamanı geldiğini kendinize hatırlatın. Bu düşüncenizi kısa bir şekilde yazarak daha etkili sonuç alabilirsiniz.
          * Kendinize moral verecek sözlerle telkinlerde bulunun. Motive edici müzikler dinleyin…
          * Sürenin tamamını kullanın size verilen sınav süresini sonuna kadar kullanın. Unutmayın; erken bitirenlere ekstra puan verilmiyor.
          * Takıldığınız soruyu geçin; sınav anında sorularda takılma vb. yaşadığınızda bunun geçici olduğunu bilin. Gerekirse takıldığınız soruya bir işaret koyarak, sınava devam edin.
          * Son olarak, şunu aklınızdan çıkarmayın. Bu sınavlar hiçbir şeyin sonu değil, ancak pek çok şeyin başlangıcı olabilir. Başarısızlık diye bir şey yoktur ve her şey birer öğrenme deneyimidir. Henry Ford’un dediği gibi, “başarısızlık, daha zekice başlama fırsatından başka bir şey değildir.” Sınava giren herkese gönülden başarılar dilerim.

  • Sınav Kaygısı

    Sınav Kaygısı

    Çok küçük yaşlardan bu yana bir çok değerlendirme ve ölçümlemeye maruz kalarak yetişiyoruz. Lunaparkta bir alete binmek için belirli bir boy uzunluğuna aşmak zorunda kalarak başladığımız hayat yolculuğu istediğimiz mesleği yapabilmek için belirli doğru soru puanına ulaşmak olarak devam ediyor. Terfi alabilmek için belirli bir satış hedefini tutturmak, istediğiniz evi alabilmek için belirli bir maaşa ulaşmak diye ömür boyu sürüp giden bir döngü içindeyiz.

    İlk başaran olmak, birinci olmak, en olmak; ve bunları yapmak için uğraşırken yapamamaktan kaygılanmak hemen herkesin ortak sıkıntılarındandır. Bu sıkıntıların tavan yaptığı dönemlerse lise ve üniversite gibi önemli okulların kazanılacağı sınav dönemlerdir, kuşkusuz. Gençliğin başta duman olduğu, dışarıda kişiyi hedefine odaklanmaktan alıkoyan teknoloji, iletişim kanalları, gençlik istekleri gibi gerçeklerin olduğu bu dönem kişinin önündeki sınavın tüm hayatı etkileyeceği düşüncesiyle çelişerek yüksek bir kaygı yaratır. Bu kaygı kişi hedefinden uzaklaştıkça da hedefine odaklandıkça da artabilir.

    OPTİMUM KAYGI İYİDİR… DOST KAYGI!

    Artan kaygı kontrol edilmesi gereken bir psikolojik yapı olmakla beraber optimum düzey korunduğunda işlevsel bir tarafı da vardır. Kişiye hedefine bağlar, çalışması için gerekli ortamı ve yöntemleri gösterir, dış uyarıcılardan uzak tutar. Nitekim, sınav kaygısını hiç hissetmeyen biri o sınavın olumsuz sonucundan hiç çekinmezse iyi bir sonuç için de çaba harcamayabilir. Bu kaygıya dost kaygı da diyebiliriz. Çünkü bu seviyede tutulan kaygı bir dost gibi kişinin başarısına hizmet eder.

    KAYGININ KONTROLDEN ÇIKTIĞINI NASIL ANLARIZ? DÜŞMAN KAYGI!

    Eğer kaygı optimum düzeyin üzerine çıkmaya başlarsa kişinin performansını olumsuz etkiler. Düşman kaygı olarak nitelendirebilecek bu kaygı çeşidi kişiye zarar verir. Kişi bildiklerini hatırlamakta, aktarmakta, zamanı doğru kullanmakta yani kendini gerçekleştirmekte zorlanır. Kaygının kontrolden çıktığını anlamak için kişinin kendisini dinlemesi gerekir. Aşırı kaygılı kişide fiziksel bir takım değişiklikler oluşur. Kaygı başladığında kişi ajite olabilir. Sınavın gerçekleşeceği sınıfın kapısının önünde sürekli adımlayan, yerinde duramayan kişi bu duruma örnektir. Sınav esnasında kişinin kalp atımı hızlanabilir, elleri terleyebilir, midesi bulanabilir, gözlerini odaklamakta güçlük çekebilir, ağzı kuruyabilir, aklına olumsuz sonuçlar gelebilir, gürültü ve ışık gibi dış uyarıcılardan çok fazla etkilenebilir. Bu belirtilerin hepsi ciddi kaygı göstergesidir. Bunları yaşayan kişi odaklanma güçlüğü yaşar. Bu da kişiyi korktuğu sonuca yaklaştırır. Kişi hak ettiğinden daha az başarılı olur.

    KENDİNİ DOĞRULAYAN KEHANET!!!

    Kişi bazen olumsuz senaryolara odaklanır. Sınava giderken yolda kaza olacağı, sınav yerine geç kalacağı, kodlamaya yönelik hata yapacağı, iyi bildiği konuları hatırlamakta zorlanacağı yönünde endişe dolu senaryolar üretir. Bu senaryolar kişinin kaygısını arttıracağı için korktuğu senaryoyu gerçek kılmaya yönelik kişiyi istemsiz bir çabaya sokar. Ve kişi kaygısı ve telaşıyla korktuğu şeyleri gerçekleştirmek için bilinç dışı bir çaba harcar. Buna kendini doğrulayan kehanet diyoruz. Bu yüzden kişilerin mümkün olduğunca pozitif senaryolar kurgulaması, olumsuzluklar aklına geldiğinde bununla mücadele etmesi önemlidir.

    KAYGIYI AZALTMAK İÇİN DESTEK!

    Çoğu durumda kaygı kişileri bir döngüye sokar. Kişi elindeki becerilerle bununla mücadele edemeyebilir. Bu çok normaldir. Çünkü kişi kendine özgü mücadele yöntemlerini ancak bir uzmanla keşfedebilir. Kaygının geleceğini fark etmek, yönetmek ve kontrol altına almak, kaygı yaratan duruma verilen anlamlar, kişinin kendinden beklentileri, rahatlama becerilerini geliştirmesi, hedefine dair doğru bir planlama içinde olması gibi bir çok alan çalışılarak kaygı terapide başarıyla ele alınabilir. Ve kişinin yönettiği sınav kaygısı kişiyi başarıya ulaştıran bir kavram haline gelebilir.

  • Sınav Başarısızlığı

    Sınav Başarısızlığı

    Ailelerin tutum ve davranışları çocukların eğitim hayatını olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilir. Ülkemizde iyi bir eğitim için zorlu sınav süreçleri yaşanmaktadır. Bu sınav süreçlerinde, özellikle ailelerin, çocuklarına destek olmaları gerekmektedir.  Çocukların davranış ve duygularında sağlıklı bir gelişim süreci sağlamak için ailelere büyük görev düşmektedir. Özellikle sınav dönemleri sadece çocuklar için değil aileler için de zorlu bir süreçtir. Sınav kaygısının yarattığı sınav başarısızlığı ile aile tutumları arasında ilişkilendirme yapılabilinir. Aileler, çocuklarına sevgi ve saygılı tutumlar gösterdiklerinde çocuklarının gelişimlerini olumlu yönde etkileyebilirler. Bu durum sonucunda ise çocuklar sorumluluk almakta zorluk çekmedikleri gibi amaç ve hedeflerini kendileri yönetebilirler. Ailelerin bu tutumu çocukların özgüven kazanımı ve ifade becerisini geliştirmekte, yaşanabilecek çatışmaları azaltmaktadır.   Aileler çocuklarına kendilerini daha iyi ifade edebilecekleri özgür ortamlar sağlamalılardır. Özellikle ders çalışmasını olumlu yönde etkileyecek faktörlerden biri olan çalışma odası, çocuğun dikkatini dağıtmayacak şekilde olmalıdır. Ayrıca aileler, çocuklarının okul ortamlarında yaşadığı sorunlara çözüm odaklı yöntemler bulmalılardır. Bu durumun daha etkili ve yeterli olması için aileler Danışma Merkezlerinden veya Rehberlik Merkezlerinden yardım alabilirler. 

    Aileler çocuklarının çalışma isteklerini arttırıp onları cesaretlendirererek kaygılarını giderebilirler. Ailelere düşen en büyük görevlerden biri, çocuklarından beklenti içine girerken onlara olan güven duygularını kaybetmemeleridir. Bununla birlikte çocuklarının kapasitelerini farkında olup beklentilerini bu kapasiteye göre oluşturmalılardır. Çünkü birçok aile kendi amaç ve isteklerini çocuklarına yükleyerek onlardan beklenti içine girebilir ve bu durum çocukların kaygılarını arttırabilir. Aileler,  bir uzman yardımıyla çocuklarının kapasitelerini anlayabilirler. Bir başka deyişle bu durum beklentileri kontrol altına alarak çocuklarını zorlamamakla ilişkilendirilebilir. Aile tutumları olumsuz olduğunda, sınav kaygılarında artış görülebilmektedir. Aynı zamanda, çocukların sınavlardan başarısız olma korkuları, bireysel ve ruhsal sorunlar sonucunda da ortaya çıkabilir. Bu psikolojik gelişim döneminin olumlu geçebilmesi için ailelerin çocuklarına psikolojik destek sağlamaları oldukça önemlidir. Özellikle ailelerin çocuklarını olumlu yönlendirmeleri ve onlara inanıp teşvik etmeleri, çocukların kaygı ve stres düzeylerini azaltabilir. Her çocukta belli bir düzeye kadar olması gereken kaygı durumu bulunmaktadır. Olması gerekenden yüksek kaygı durumunun nedeni aslında çocukların kendilerine olan özgüvensizlikleriyle ilişkilendirilebilir. Bu özgüvensiz durum ailelerin tutumları sonucu oluşabilir. Bu yüzden diyebiliriz ki, yüksek kaygı durumu başarıyı olumsuz yönde etkilediği gibi sınav başarısızlığına da sebep olabilir. Çocuklar ailelerinin beklentilerini karşılayamamaktan ve eleştirilmekten korkabilirler. Bu gibi durumlar çocuklarda özgüvensizliğin artışına sebep olabilir. 

    Bununla birlikte, ailelerin çocuklarını başka çocuklarla karşılaştırmamaları gerekir. Karşılaştırma sadece çocuğun kendisiyle yapılmalıdır. Çocukların suçlanarak eleştirilmesi de sınav başarısızlığına sebep olabilir. Özellikle, aşırı koruyucu, mükemmeliyetçi, baskıcı tutarsız ve ilgisiz aileler çocukların sınavda başarısız olmasına sebep olabilir. Bu yüzden,  Demokratik aile tipi çocukların psikolojik gelişimi için en önerilen aile tipidir. Bu aileler, çocuklarından beklentilerini yüksek tutmalarına rağmen çocuklarına karşı sıcak ve duyarlı davranış sergilerler. Hem çocuklarına kurallar koyar hem de çocuklarının fikirlerine değer vererek onlarla fikir alışverişi yapabilirler. Demokratik aileler, çocuklarına destekleyici tutum gösterirler ve yakın ilişkiler kurarlar. Bu sayede çocukların öz yeterliliği ve özgüveninde artış gözlemlenebilir. Çocukların sınav sürecinde başarısızlık kaygısını azaltmak için temel gereklilik mutluluklarıdır.  Bu yüzden aileler çocuklarıyla ilgilenerek onları sorgulamaktan kaçınmalıdır. Çocukların zamanı etkin kullanmaları, konsantrasyon sağlamaları, doğru planlamalar yapmaları, rekabet kontrolü sağlamaları ve dikkat eksikliğini engellemeleri sınav başarısızlıklarını azaltabilir. Kaygının dengeli hale getirilmesi durumunda da başarıda artış gözlemlenebilir. Çocukların motivasyonunu arttıracak bir diğer etken ise sınavda başarısız olmaları durumunda da ailelerinden herhangi bir sevgi eksikliği görmeyeceklerini biliyor olmalarıdır. Çocuklara, aileleri tarafından gösterilen empati ve inanç, sınav kaygı durumunu engelleyebilen başka bir sebep olarak gösterilebilir. Bu yüzden diyebiliriz ki, çocukları dinleyerek onlara anlayış göstermek sınav kaygısını azaltabilir.  Son olarak ailelerin çocuklarına olan yapıcı konuşma tarzları ve sınavların bir ‘’son’’ olmadığını belirtmeleri de sınavda başarıyı yükseltebilecek bir faktör olarak gösterilebilir. Özetle, ailelerin çocuklarına bu zorlu sınav süreçlerinde uyguladıkları her türlü psikolojik destek, güven, sevgi, saygı ve anlayış tutumları çocukların sınavda daha büyük başarı göstermesini sağladığı gibi sınav kaygı durumlarını da azaltabilir.

  • Sınav Kaygısı Nedir?

    Sınav Kaygısı Nedir?

    Sınav kaygısı, sınav ile doğrudan ilişkili kaygı türlerinden biridir. Sınava yüklenilen anlam, sınavla ilgili yoğun düşünceler , sınav sonrası tepkilere ve beklentilere verilen önem, yanlış beslenme, uykusuzluk, zamanı iyi kullanamama , olumsuz düşünceler, aşırı kahve ve çay tüketimi, konuların bitmemesi, yapılan tekrarların yetersiz olması , kendini hazır hissedememe kaygı oluşumunda çok etkilidir. Kaygı, öncelikle sınava yeteri kadar hazırlanmaya ve sonrasında da sınavda başarı olmaya engel olabilir.

    Sınav kaygısı belirtileri; dikkati toplamada ve sürdürmede zorluk çekme, okuma- anlamada zorluk, başaramayacağım- yapamayacağım gibi olumsuz düşünceler, kendini yetersiz hissetme, unutkanlık, kalp çarpıntısı, terleme, karın ağrısı, nefes alıp vermede hızlanma, ateş basması, aşırı gerginlik, karamsarlık, sinirlilik, mutsuzluk , bıkkınlık, çaresizlik, panik, hata yapma korkusu, çalışmayı bırakma, bahaneler üretmeye başlama gibi durumlarla ortaya çıkabilir.

    Sınav Kaygısı İle Nasıl Baş Edilir?

    • Sınava planlı ve programlı şekilde hazırlanılmalı, günlük testler , tekrarlar yapılmalı, çalışmalar son güne bırakılmamalıdır.

    • Sınava iyi bir şekilde hazır olunmalıdır. Eğer kendinizi hazır hissederseniz kaygınız oldukça azalır.

    • Sınav yaklaştıkça konu tekrarları arttırılmalıdır. Bu sayede kaygının sebep olmuş olduğu unutkanlığınızı azaltmış olursunuz. Tekrar yapmak bilgileri aklınızda tutmanızı kolaylaştırır.

    • Sınav öncesi tekrarları arttırın fakat çok yoğun bir şekilde kendinize yüklenmeyin. Tüm çalışmayı son günlere yığmayın.

    • Baskı ve kaygıyı arttıracak kişiler ile konuşmamaya özen gösterin. Arkadaşlarla sürekli sınav ile ilgili konuşmalar, kıyaslamalar yapmak gerginliğinizi arttırabilir.

    • Sınav öncesinde, sınav yerine gidip bakılmalıdır. Sınav detayları, süresi, başlama- bitiş saati gibi bilgiler ayrıntılı olarak öğrenilmelidir. Sınav günü ise sınav yerine erken gidilmelidir.

    • Sınavlara hazırlanırken dinlenmeye vakit ayırmak ihmal edilmemelidir. Aşırı yorgunlukta kaygıyı arttıran sebeplerden biridir.

    • Tek bir sınav sizin göstermiş olduğunuz başarının sadece bir kısmıdır. Bu yüzden çok fazla gözünüzde büyütmeyin. Bu durum da kaygınızı arttırabilir.

    • Aldığınız notlarla kendi değerinizi belirlemeyin .Unutmayın siz sadece öğrenci değil bir bireysiniz. Sahip olduğunuz diğer özelliklerinizi düşünün.

    • Aşırısı olmadığı sürece gerginlik normal karşılanır. Bu durumda gevşeme tekniklerinden yararlanabilirsiniz. Derin derin nefes alıp , yavaş yavaş vermek işinizi kolaylaştırabilir.

    • Sınav esnasında vaktinizi iyi değerlendirmeye çalışın. Sizin için önemli olan dersler veya sorulardan başlayın, bir soru için gereğinden fazla zaman harcamamaya çalışın. Bu durum sonraki sorular için telaş yapmanıza ve hata yapmanıza sebep olabilir.

    • Sınav esnasında dikkatinizi iyi kontol etmelisiniz. Sınav gözetmenlerini, öğrencileri, sınav salonundaki araç gereçleri gözlemlemeyin, dikkatinizi dağıtmalarına izin vermeyin.

    • Dikkatinizin dağıldığını ya da kaygınızın arttığını hissettiğiniz zamanlarda tekrar gevşemek için derin derin nefes alıp, yavaşça verebilirsiniz.

    • Sınav, eksik ve başarısız olduğunuz konuları görmenizi sağlar. Sınav sonrasında bu konulara yoğunlaşıp çalışmak bir sonraki sınavı daha rahat, başarılı geçirmenizi sağlayabilir. Bu durumda kaygı da ilk sınava göre oldukça azalır.

    • Sınav sonucu ne olursa olsun çaba ve emeklerinizi ödüllendirin.

    • Olumsuz düşünceler yerine olumlu düşünceler geliştirmeye çalışın . Örneğin, “Yapamayacağım, kazanamayacağım” gibi düşünmek yerine “Yapabilirim , başarabilirim, elimden gelenin en iyisini yapacağım” şeklinde  düşünmeye çalışın. Bu şekilde kendinizi de rahatlatmış, inancınızı yükseltmiş olursunuz.

    Sınava Girecek Öğrencilerin Ailelerine Öneriler

    • Bu dönemlerin ergenlik dönemi olduğunu unutmayın . Duygu durum değişikliklerinin sık yaşandığı bir dönemdir. Anne – baba olarak hangi durumda olursanız olun sorumluluklarınızı yerine getirmeye dikkat edebilirsiniz. Fakat çocuklar her zaman böyle olmayabilir. Ders çalışmaları gerektiği halde bazen ders çalışmak istemiyor olabilirler. Bu durumda ısrarla ve zorla ders çalışmalarını sağlamayın.

    • Çocuğunuz için endişelenebilirsiniz. Fakat onun gireceği sınav ve onun geleceği hakkında aşırı endişeli ve kaygılı olmanız ona da yansır. Onunda kaygısını arttırmış olursunuz. Bu durum çocuğunuzun başarısızlığına sebep olabilir. Ona güvenin ve kapasitesinin üzerinde beklentilere girmeyim.

    • Her zaman sonuçlar ne olursa olsun onu çok sevdiğinizi, onun sizin için çok değerli olduğunu hissetirmeyi ihmal etmeyin. Sevgi, kaygısını azaltır, kendini güvende hissettirir ve başarılı olmasını sağlar.

    • Tüm bunları yaparken aşırı rahat tutum sergilememeye de özen gösterin. Sürekli olarak sınav bizim için önemli değil zaten gibi söylemler çocuğunda sınavı fazla önemsememesine sebep olabilir.

    • Bazı aileler çocukların başarıları ve motivasyonlarını arttırabileceği düşüncesi ile sürekli “yapamazsın, bu gidişle olmaz, kazanmayacaksın” gibi sözler söyler. Bu tutum daha çok çocukları olumsuz etkiler ve çalışma isteğini azaltır. Bununla birlikte sürekli arkadaş ya da kardeşlerliyle kıyaslama yapmak, zekasını küçümseyici konuşmak, suçlayıcı ya da tehditkar davranmakta başarısını oldukça olumsuz etkileyecek sebepler arasındadır.

    • Çocuklar sınava hazırlanırken, misafir kabul etmemek, işten ayrılmak, televizyon ve bilgisayar açtırmamak gibi gereğinden fazla fedakarlıklar yapmaya çalışmak çocukların kaygısını arttırabilir. Bu durumda çocuk ailemin çaba ve fekadarlığının karşılığını veremem endişesiyle korku yaşayabilir.

    • Sürekli yapması gerekenleri hatırlatmayın. Sorumluluklarını bilen, sınava hazırlanan öğrencilerin sürekli olarak uyarılmaya ihtiyaçları yoktur. Bu tutum onları daha çok kaygılandırır.

    • Her çocuğun eksikleri olabilir. Kapasiteleri farklı olabilir. Siz ebeveyn olarak iyi olduğu konularda ona destek çıkarak, kendini geliştirmesine ve başarılı hissetmesine yardımcı olun. Başarılı bir sonuç aldığında mutlaka takdir edin. Bu durumda çocuğun kendine güven duygusu ve yapabileceğine inancı artar.

    • Mutlaka birlikte eğlenceli vakit geçirebileceğiniz ortamlar yaratmaya çalışın. Bu sayede çocuğun dinlenmesini ve keyifli vakit geçirmesini sağlamış olursunuz. Tatil ya da gezme planlarını deneme sınavlarından aldığı sonuçlara göre belirlemeyin. Başarısız olsa da tekrar daya iyisini yapabilmek için dinlenmeye ve ders dışında başka aktivitelere ihtiyacı olduğunu unutmayın.

  • Sınav Kaygısı

    Sınav Kaygısı

    Öğrenci performansını ve başarısını ölçmenin en yaygın yolu sınavlardır. Her ne kadar sınav eğitimin kaçınılmaz bir parçasıysa da bu değerlendirme yöntemi bazen öğrenciler için sorun haline gelebilmektedir. Bu sorunlardan biri de kaygıdır.

    • Kaygı kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir uyarılmışlık durumudur.
    • Spielberger (1972) kaygıyı “durumluk kaygı” ve “sürekli kaygı” olmak üzere iki başlıkta ele almıştır.
    • Buna göre durumluk kaygı; bireyin içinde bulunduğu baskılı (stresli) durumdan dolayı, hissettiği öznel korkudur. 
    • Sürekli kaygı ise bireyin kaygı yaşantısına olan yatkınlığı, içinde bulunduğu durumları genellikle stresli olarak algılaması ve/veya yorumlamasıdır.
    • Kaygı, en küçük sorunlara karşı gösterilen hafif endişelerden başlayarak, insanın bir konuda düşüncelerini toplamaktan, belleğini kullanmaktan yoksun kılacak duruma kadar yoğunlaşabilir.
    • Kaygı düzeyi normal olan kişiler sınav durumlarını, başarılarının test edileceği bir fırsat olarak değerlendirirken, kaygısı normalin üzerinde olan kişiler bu durumları bir tehdit olarak algılarlar ve sınavla ilgili durumlarda kendileriyle olumsuz bir diyalog içine girerler
    • Kaygı genel olarak olumsuz bir durum olarak değerlendirilse de aslında hayatımızı sürdürmemiz için son derece gereklidir. Bir miktar kaygı duymazsak ne ders çalışırız, ne sınava gireriz. Yapıcı boyutta bize yardımcı olur. Kaygı yıkıcı boyutlara ulaştığında ise öğrencilerin çalışmalarını aksatmaya başlar.
    • “Kendimi veremiyorum”, “okuduklarımı anlamıyorum”, “ya bu sınavdan iyi sonuç alamazsam?”, “ben zaten yeteneksiz, beceriksiz biriyim” gibi olumsuz içsel cümleler kaygınızı arttırır,verimliliğinizi düşürür.
    • Kaygının bedensel belirtileri hızlı kalp atışı, terleme, üşüme, kızarma,sararma, mide bulantısı, sinirlilik ve gerginlik vb. gibi belirtiler olarak görülmektedir.
    • Sınav kaygısı için 8-10 haftalık bireysel ya da grupla psikolojik danışma oturumları düzenlenerek çalışma yapılabilir. Psikolojik danışmandan bu konuda yardım alabilirsiniz. Bu çalışmaları (özellikle üniversite sınavı gibi) sınavın yaklaştığı son haftalara bırakmamanız gerekir.
  • Verimli Ders Çalışma Teknikleri

    Verimli Ders Çalışma Teknikleri

    1)Çalıştığınız yer, fazla soğuk ya da sıcak olmamalı iyi havalandırılmalı ve sessiz olmalıdır.

    2)Çalışma odasındaki poster, afiş ve resimler dikkatinizi dağıtır.

    3)Çalışmaya başlamadan önce çalışma sırasında gerekli olabilecek bütün malzemelerin yanınızda bulunması, dikkatinizin dağılmasına engel olur.

    4)Çalışırken müzik dinlemek, televizyon seyretmek verimli ders çalışmanıza engel olur. Zihniniz iki işi aynı mükemmellikte yapamaz.

    5)Yazarak ders çalışın öğrenme daha kalıcı olur.

    6)Kendinize bir ders çalışma programı yapın ve daima uygulayın.

    7)40 dakika çalışıp 10 dakika tekrar ettikten sonra 10 dakika ara vermek gerekir. Böylece hatırlama daha iyi olur. Bu dinlenme sırasında televizyondan uzak durun.

    8)Hiç tekrar yapılmazsa öğrenilenlerin % 30’u unutulur.

    9)Problem çözerken çözüme ulaşıncaya kadar ara vermemek lazımdır.

    10Dersi dinledikten sonra sınava kadar hiç tekrar edilmemesi sınav akşamı o ders ile ilgili hiçbir şey öğrenilmemiş gibi yeniden çalışma anlamına gelir.

    11)İlk tekrar dersi öğrendikten sonra, ikinci tekrar hafta sonu, üçüncü tekrar sınavdan bir hafta önce, dördüncü tekrarda sınav akşamı yapılırsa öğrenme tam gerçekleşir.

    12)Dinlerken sürekli gözlerinizle öğretmeni takip edin, bu sizin dersi dinlerken dikkatinizin dağılmasını önler.

    13)Dersi dinlerken, öğretmenin sınavda çıkacak sorular üzerinde daha çok durduğuna dikkat edin.

    14)Anlamadığınız yerleri tekrar anlatması için, öğretmeninize başvurmaktan çekinmeyin.

    15)Hayal kurmak çalışmanıza engel olur. Hayal kurmaya başladığınızı fark ederseniz, bunu çalışma sonrasına erteleyin ya da hayal kurmaya devam edin ve tamamlayınca derse dönün.

    IWAS demiş ki:

    Aynı saatte aynı yerde çalışıldığında daha çabuk konsantre olunuyor. 

    Unutmayın, ders çalışmanızdan sorumlu tek kişi sizsiniz…

    BAŞARININ YOLUNU, UNUTMA…

    1-HEDEF BELİRLE

    2-DERSE ÖN HAZIRLIK

    3-PLANLI ÇALIŞMA

    4-DİNLENME

    5-MOTİVASYON

    6-VERİMLİ ÇALIŞMA

    7-DERSLERİ TEKRAR ETMEDİR.