Etiket: Sıkıntı

  • Agorafobi

    Agorafobi

    ‘Agora’ Antik Yunan’da ‘pazar yeri’ anlamına gelmekteydi. Agorafobi ise sıklıkla kapalı alan korkusu olarak anılmaktadır. Ancak korkulan durumlar sadece kapalı alanlarla sınırlı değildir. Agorafobi, içinden kaçılması zor durumlarda kalmaya ilişkin duyulan korku, ve bu durumlardan kaçınmayı içeren bir rahatsızlıktır.

    Ahmet 25 yaşında, makine mühendisliği öğrencisidir. Üniversite stajı için gittiği fabrikada penceresiz bir makine atölyesinde bulunması gerektiğinde kendisinde bir şeylerin ters gittiğini fark etmiştir. Mezun olabilmesi için stajını bitirmesi gerekmektedir, bu yüzden ne kadar fabrikaya gitmek istemese de mecburen orada bulunur. Ancak orada durmak zaman geçtikçe zor bir hale gelir. İçinde belirgin bir sıkıntı, göğsünde ağrı, nefes alamayacakmış gibi hissetme belirtilerini yoğun biçimde hissetmeye başlamış, ‘ölüyorum’ diye düşünerek dehşete kapılmıştır. Takip eden günlerde yerin altındaki metro istasyonlarında, AVM lerde, kalabalık açık alanlarda ve üniversite dersliğinde de aynı sıkıntıyı yaşadığını fark etmiştir. Artık hiç evden çıkmak istemez. Evden çıkacağı durumlarda da yanında birinin olmasını ister. Gittikçe içine kapandığı için sosyal hayatı, okulu ve romantik ilişkisi de bu durumdan olumsuz etkilenmeye başlamıştır.

    Ahmet tam olarak Agorafobiden muzdariptir. Tabii bir kişinin Agorafobi tanısı alması için bu belirgin sıkıntının en az 6 aydır sürüyor, belirgin sıkıntıya ve yaşamdaki işlevsellikte düşmeye neden olması gerekmektedir. Zaman zaman hepimiz bazı ortamlarda daralabiliriz, ya da anksiyete tepkileri verebilirirz. Bu doğaldır ve Agorafobi hastası olduğumuz anlamına gelmez. Agorafobi hastalarının belirgin bir kısmı Panik Ataklar yaşamışlardır. Bir kısmı ise aynı zamanda Panik Bozukluk Hastasıdır. Böyle durumlarda hastalık ‘Agorafobili Panik Bozukluk’ olarak geçer. Bazı kişiler ise hiç panik atak geçirmezler.

    Tedavi: Agorafobi tedavisinde bazı antidepresanların etkinliği görülmüştür. Buna ek olarak psikoterapi yöntemleri de tedavide bulunmalıdır. Yaygın olarak Bilişsel Davranışçı Terapiler ve EMDR yöntemleri kullanılmaktadır. Tedavi görece kısa sürelidir, ancak süre hastalığın şiddetine ve kişide diğer psikolojik rahatsızlıkların (örneğin kişilik bozuklukları) olup olmadığına göre değişkenlik gösterebilir. Agorafobi tedavi edilmezse, kişinin korkuları artma eğilimi gösterebilir. Aynı zamanda korkulan durumlardan kaçınıldığı için yaşamı oldukça daraltan bir hastalık olabilir. Bir çok Agorafobi hastası toplu taşıma ya da otomobilde kaygı yaşadıkları için bu araçları kullanmayı reddederler. Köprülerde sıkıntı yaşadıkları için Avrupa-Anadolu yakası geçişlerini yıllardır yapmayan hastalar vardır. Uçak kullanımından da endişe duyan agorafobi hastaları sıkça görülmektedir. Bu yüzden şehirlerarası seyahatleri yapamazlar ya da ciddi bir sıkıntıya katlanarak zor seyahatler geçirirler. Hayatı ciddi düzeyde etkilediği için tedavi edilmesi oldukça önemlidir.

    Korkular hayatı küçültür, insanı esaret altına alabilirler. Özgürleşmek için korkularla yüzleşmek gerekir.

  • Obsesif Kompülsif Bozukluk Nedir?

    Obsesif Kompülsif Bozukluk Nedir?

    Obsesif kompülsif bozukluk (halk arasında takıntı hastalığı), takıntılı düşünce ve tekrarlayan davranışların görüldüğü, kimi zaman dönemsel alevlenmelerle giden, kişinin günlük işlevlerini (aile, iş-okul, sosyal yaşam vb) belirgin olarak etkileyen bir bozukluktur.

    Obsesyon; irade dışı gelen, kişiyi tedirgin eden, bilinçli çaba ile kovulamayan, inatçı biçimde yineleyen düşünce, görüntü ya da hayallerdir. Bunlar kişinin mantığına, görüşlerine, ahlak anlayışına, değerlerine ters düşer ve kabul edilemez. Ancak kişi bunların kendi zihninin ürünü olduğunun farkındadır.

    Kompülsiyon ise; çoğu kez takıntılı düşünceleri kovmak için yapılan, yineleyen davranışlardır. Çoğu zaman da kişi o anlık yaşadığı sıkıntıdan kurtulmak için tekrarlayan davranışlara başvurur.

    Bir kişinin OKB tanısı alabilmesi için aşağıdaki kriterleri taşıması gerekir:

    A. Obsesyonlar veya kompulsiyonlar olması:

    1 ve 2 de tanımlandığı şekilde obsesyonlar:

    1.Tekrarlayan ve kalıcılık gösteren, çoğu kişide önemli derecede kaygı veya sıkıntı oluşturan ve rahatsızlığın en az bir döneminde zihne girici veya istenilmeyen biçimde ortaya çıkan düşünce, istek, veya hayaller,

    2. Kişi bu düşünce, istek, veya hayalleri bastırmaya, yok saymaya veya bunları başka bir düşünce veya eylemle (örneğin bir kompülsiyon yaparak) etkisizleştirmeye çalışır.

    1 ve 2 deki gibi tanımlanan kompülsiyonlar

    1.Kişinin obsesyona tepki olarak yapmak zorunda hissettiği veya katı bir şekilde uygulanması gereken kurallara uymak adına yaptığı tekrarlayıcı davranışlar (örneğin el yıkama, sıralama, kontrol) veya zihinsel eylemler (örneğin dua etme, sayma, sessizce bazı kelimeleri tekrarlama)

    2.Bu davranışlar veya zihinsel eylemler, anksiyete veya sıkıntıyı gidermek veya korkulan olay veya durumun gerçekleşmesini önlemeyi amaçlar ancak bu davranışlar veya zihinsel eylemler önlemeye veya etkisizleştirmeye çalıştıkları şeyle gerçekçi biçimde bağlantılı değildir veya net bir biçimde aşırıdır.

    B. Obsesyon veya kompülsiyonlar zaman alıcıdır (örneğin günde 1 saatten fazla zaman alırlar) veya sosyal, mesleki, veya diğer önemli işlevsellik alanlarında klinik olarak anlamlı derecede bozulmaya yol açar.

    Obsesif Kompülsif Bozukluk Nasıl Gelişir?

    • Kompülsiyonlar ve kaçınmalar bireyin nesne, durum ve onunla bağlantılı sıkıntıyı (kaygı/anksiyeteyi) azaltma stratejileridir:

    • Kişi kompülsiyonla ve kaçınarak sıkıntısını azalttıkça yani bunlar işe yaradıkça yerleşirler.

    • Kompülsif davranış (el yıkama, silme vb) sıkıntıyı azaltma yoluyla olumsuz pekiştireç görevi görür ve sıklığı artar

    • Kaçınma davranışları korkulan durumlara alışmayı önler.

    • OKB gelişir ve yaygınlaşır.

    Türkiye Ruh Sağlığı Profili araştırmasına göre OKB, kadınlarda %0.6, erkeklerde %0.2 oranında görüldüğü bulunmuştur. Kadınlarda takıntılı temizlik çok görülürken, erkeklerde cinsellikle ilgili takıntılı düşünceler daha yaygın bulunmuştur.

    OKB Yaşayan Kişilerin Genel Özellikleri:

    • Abartılmış tehlike algısı: Olumsuz olayların gerçekleşme olasılığını yüksek görür ve gerçekleşirse sonuçlarını olduğundan daha kötü düşünür. (Felaketleştirme)

    • Belirsizliğe tahammülsüzlük: Mutlak kesinlik arayışı vardır. Bir şey ya vardır, ya da yok, ya temizdir ya da kirli. Ne olacağından emin olamamak kişiyi çok zorlar.

    • Sıkıntıya dayanıksızlık: Sıkıntıyla kalmayıp sürekli o sıkıntıdan kurtulmaya çalıştığı için sıkıntıya dayanıklılık azalmıştır. Derhal rahatlamaya çalışır.

    • Abartılmış sorumluluk duygusu: Bireyin kendi kontrolünün ötesindeki olaylarla ve kötü bir sonuca yol açmış olmakla ilgili abartılı sorumluluk anlayışı vardır. Kendine ya da diğer insanlara zarar vermekten kendisini sorumlu görür ve sürekli olmasından korktuğu şeyden kaçınır.

    • Düşünce-eylem kaynaşması: Kişi düşünce ve benzer zihinsel ürünlerin önemini abartır. Düşününce, bir şeyin gerçekleşme olasılığını artırdığını düşünür. “Aklıma gelen başıma geldi” deyiminde olduğu gibi. Ayrıca, bir şeyi düşünmekle onu yapmanın aynı şey olduğuna inanır kişi.

    • Zihinsel Kontrol Çabası: Kişi, düşünceler ya da davranışlar üzerinde tam ve mükemmel kontrol sağlamaya çalışır. Düşüncelerini kontrol edebileceğini sanarak, sürekli onları baskılamaya, aklından uzaklaştırmaya çalışır.

    Obsesif Kompülsif Bozukluk yaşamak, kişinin yaşamını oldukça zorlayan, sıkıntıya yol açan, yaşamsal işlevlerini bozan bir durumdur. Kişi sıkıntıdan kurtulmaya çalıştıkça sıkıntısı daha da artar. En önem verdiği değer alanlarından uzaklaşır. Çoğunlukla da bu klinik duruma depresyon da eşlik etmeye başlar. Bilinmesi gereken; ne kadar erken müdahale edilirse o kadar hızlı normal yaşantıya dönülebileceğidir.

    Tüm dünyada araştırma sonuçlarıyla etkisi kanıtlanmış Bilişsel Davranışçı Terapi, OKB tedavisinde en etkili psikoterapi yöntemidir. Uzun yıllardır yaşanıyorsa ve bir günde saatlerce OKB ile meşgulse kişi, ilaç tedavisi ile birlikte Bilişsel Davranışçı Terapi çok yüz güldürücü sonuçlar vermektedir. Psikoloğunuz, böyle bir durum söz konusuysa sizi bir psikiyatriste yönlendirecek, psikoterapi ve ilaç tedavisini birlikte yürütecektir.

  • Takıntılarım ve Ben; OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk)

    Takıntılarım ve Ben; OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk)

    Obsesyon (saplantı) , kişinin rahatsız edici bulduğu , gerici, sıkıntı yaratan, kişinin ruh hali üzerinde yüksek etkisi bulunan , yineleyici düşünce dürtülerdir.

    Kompulsiyon (zorlantı) ise bir obsesyona (saplantı) tepki olarak yada katı kurallara göre yapılan motor yada mental eylemlerdir. Kişi yaptığı davranışın aşırı ve anlamsız olduğunu bilir. Bu davranış obsesyonların etkisini azaltmaya yada olmasından korktuğu şeyi önleme amacına yönelik olarak yapılmaktadır. Ancak bu amaçla yapılana davranış arasında gerçekçi ya hiç bir ilişki yoktur yada aşırı abartılı olarak görülür. Zihne zorla giren , rahatsızlık veren ve sıkıntı yaran bir düşünce obsesyon (saplantı) tanımına uyarken ,böyle bir düşünceyi etkisizleştirmeve sıkıntıyı azaltma amacındaki başka bir düşünce kompulsiyon (zorlantı) tanımına uymaktadır.

    DSM-IV’ e göre tanı ölçütleri nelerdir ?

    • Obsesyonlar (saplantı) yada kompulsiyonlar (zorlantı) vardır.

    • · Bu bozuklluk sırasında kimi zaman istemeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete yada sıkıntı ya neden olan , yineleyici ve sürekli düşünceler, dürtüler ya da düşlemler.

    • · Düşünceler , dürtüler ya da düşlemler sadece gerçek yaşama sorunları hakkında duyulan aşırı üzüntüler değildir.

    • · Kişi, bu düşünceleri ,dürtüleri yada düşlemlerine önem vermemeye yada bunları baskılamaya yada başka bir düşünce yada eylemle bunları etkisizleştirmeye çalışır.

    • · Kişi, obsesyonel düşüncelerini , dürtülerini yada düşlemlerini kendi zihninin bir ürünü olarak görür.

    Kompulsiyonlarda vardır.

    · Kişinin, obsesyona bir tepki olarak yada katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre yapmaktan kendinin alıkoyamadığı yineleyeci davranışlardır. Örneğin; el yıkıma ,dua etme,birtakım sözcükleri devamlı söyleyip durma vb.
    · Davranışlar ve zihinsel eylemler, sıkıntıdan kurtulmaya yada var olan sıkıntıyı azaltmaya yada korku yaratan olay yada durumdan korunmaya yöneliktir; ancak bu davranışlar yada zihinsel eylemler ya etkisizleştirilmesi yada korunulması tasarlanan şeylerle gerçekçi biçimde ilişkili değildir yada açıkça çok aşırı düzeydedir.

    • Bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman kişi obsesyon(saplantı) yada komulsiyonların (zorlantı) aşırı yada anlamsız olduğunu kabul eder. Not: bu çocuklar için geçerli değildir.

    • Obsesyon ve kompulsiyonlar belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boşa harcanmasına yol açar yada kişinin olağan günlük işlerini ,mesleki işlevselliğini yada olağan toplumsal etkinliklerini yada ilişkilerini önemli ölçüde bozar.

    BAŞLAMA YAŞI NEDİR ?

    Bozukluk ortalama olarak 21 yaşları dolayında başlar. Bozukluk erkeklerde biraz daha erken (19 yaşlarında ) , kadınlarda biraz daha geçtir. ( 22 yaşlarında) hastaların % 65’ inde bozukluk 25 yaşından önce , ancak %15’ i kadarında 35 yaşından sonra ortaya çıkmaktadır. İki yaşında OKB tanısı konmuş olgular bildirilmiştir. Bozukluğun yerleşmesinden önce , işlevselliği belirgin derecede bozmayan ve önemli rahatsızlıklar yaratmayan obsesif kompulsif semptomların bulunduğu , hasların çoğu tarafından bildirilmektedir. Bu tür semptomların başlama yaşı 13 dolaylarındadır ve yine erkeklerde biraz daha erken yaşlarda başlamaktadır.

    ETKENLER NELERDİR ?

    Genetik etkenler

    Yapılan araştırmalarda OKB nin genetik geçişli olduğunu düşündüren belirtileri gözlenmektedir. Yapılan aile çalışmalarında OKB li bir hastanın biyolojik akrabaları arasında OKB görülme sıklığı genel popülasyona göre 5-10 kat daha fazlam olduğu görülmektedir. Ancak bu bulgu tek başına genetik etkenler lehine yorumlanamaz. Çünkü çocuklar bu davranışları anne babalarını taklit ederek öğrenmiş olabilirler.Bununla birlikte hastaların semptomları ile aile deki diğer bireylerinin semptomları genellikle birbirinden farklıdır.

    Psikodinamik etkenler

    Psikaanalitik görüşe göre obsesyonlar bastırılmış dürtülerin türevleridir. Bazen dürtü nitelikleri korunmuştur, ancak deforme edilmiştir. Cinsel ve saldırgan obsesyonlar genelde bu özelliği taşırlar. Kompulsiyonlar ise dürtü türevleri olabilecekleri gibi, bu dürtülere karşı süperego buyrukları da olabilirler.OKB ‘nin bazı semptomları ise dürtü türevleri ile bunlara karşıt güçler arasında bir çatışmayı yansıtır. (obsesif kuşku semptomları)

    Davranışsal etkenler

    Davranışçı kurama göre , obsesyonlar koşullu uyaranlardır. Raslantısal olarak, anksiyete oluşturan bir durum içinde yer alan masum uyaranlar daha sonra anksiyete yaratabilirler. Kompulsiyonlar ise kaçınma davranışlarıdır. Kişi belli bir eylemin anksiyeteyi azalttığını keşfeder ve bu eylemi yineler durur.

    TANI

    OKB semptom yönünden oldukça zengindir ve semptomlardaki bu çeşitlilik , bozukluğun heterojen olduğunu düşündürür. Verilere göre hastaların yaklaşık %40 sadece obsesyon, % 30 sadece kompulsiyon kalan % 30 ‘ uda hem obsesyon , hem de kompusiyon bulunmaktadır. Klinik serilerde ise hem obsesyon hem de kompulsiyon % 75 ‘ ten fazladır. Bu son gruptaki hastaların daha çok yardım arayışında olduklarını gösterir.

    Sıklık sırasına göre obsesyonlar ;

    • Bulaşma %50

    • Kuşku %40

    • Somatik %30

    • Simetri %30

    • Agresif %30

    • Cinsel %25

    • Dinsel % 10

    Olguların %70 ‘ten fazlası iki yada daha çok obsesyon tipi arasındadır.

    Sıklık sırasına göre kompulsiyonlar ;

    • Kontrol etme %60

    • Yıkama %50

    • Sayma %35

    • Sorma anlatma yada dua etme %35

    • Simetri düzen %30

    • Biriktirme %20

    Olguların %60 kadarında birden çok kompulsiyon tipi bulunur.

    OBSESYONLARA EŞLİK EDEN KOMPULSİYONLAR

    • Bulaşmaya obsesyonuna genellikle yıkama – temizleme kompulsiyonu eşlik eder.

    • Kuşku obsesyonuna genellikle kontrol etme denetleme kompulsiyonu eşlik eder.

    • Agresif ve cinsel obsesyonlara genellikle soru sorma ve anlatma kompulsiyonları eşlik eder.

    • Simetri ve düzen obsesyonuna genellikle sayma kompulsiyonu eşlik eder.

    • Somatik obsesyonlara genellikle kontrol etme kompulsiyonu eşlik eder.

    TEDAVİ

    OKB tedavisi, semptomların hastaya açıklanması ve gerekliyse, bunun çıldıracağı anlamına gelmediğinin vurgulanmasıyla başlanmalıdır. Aynı zamanda hastanın yakınları bilgilendirilmeli , tedavide işbirliği yapmaları sağlanmalıdır. Hastaya karşı ödünsüz ama sevecen ve sempatik bir tutum sergilemelidirler.

    OKB genellikle dalgalanmalarla seyreden; kronik,hatta çoğu zaman yaşam boyu süren bir bozukluktur. İlaç tedavisi daha çok semptomların kontrol altına alınmasında yardımcıdır. Ayrıca ilaçlar obsesyonlar üzerinde etkili olsalarda , kaçınma davranışlarını değiştirmezler. Bu sonuncular için davranış terapileri de uygulanmalıdır. Başlangıçta hastaların bir kısmı , katlanmak zorunda kalacakları anksiyete nedeniyle , davranışçı terapilere razı olmayabilirler. Bu hastaların çoğu ilaç tedavisiyle rahatladıktan sonra davranışçı terapiyi kabul ederler. Bazı hastalar ise ilaçların yan etkilerinden çekindikleri için ilaçla tedaviye yanaşmayabilirler. Bu grup içinde de davranışçı yöntemlerin etkisi görüldükçe , ilaç kullanmayı kabul edenler çoğunluktadır.

    Davranış terapisi kompulsiyonların belirgin olduğu hastalarda daha başarılı sonuçlar vermektedir. Hastanın ve çoğu zaman da ailenin işbirliği gereklidir.

  • Zihninizi Kemiren Düşünceler

    Zihninizi Kemiren Düşünceler

    Çoğumuz zaman zaman ocağı ya da sokak kapısını kapatıp kapatmadığımızdan emin olamayız ya da kapattığımızı bildiğimiz halde gözümüzle görüp durumun doğruluğunu teyit etmek isteriz. Bazı insanlar temizlik konusunda aşırı titizdirler. Dua ederken aynı şeyi tekrarlamadan rahat edemeyen ve bu yüzden duanın sonunu bir türlü getiremeyen insanlar da vardır.

    Bazı insanlarda bu durum o kadar artar ki hayatları dayanılmaz bir duruma gelebilir.Bu tekrar ve takıntılar, kişinin kendisine hiç uymayan bir düşüncenin aklına sürekli gelmesiyle oluşur. Örneğin oğluna çok düşkün bir annenin oğlunu öldürme düşüncesinin hiç aklından çıkmaması, aile bireylerine karşı duyulan cinsel dürtü ve istekler bu duruma örnek gösterilebilir.

    Bu evham ve takıntılar kişinin en hassas olduğu konuyla ilgili kendisine en ters gelebilecek şeylerdir. Çok temiz bir insan, her şeyi pis hissettiğinden sürekli temizlik yapar ve bu hayatını çekilmez bir hale getirir. Oğluna çok düşkün olan anne oğluna zarar verme korkusuyla bıçak, makas ve hatta tırnak makasına dahi dokunamaz.’’cinsel olarak bir zarar veririm’’ düşüncesiyle ailedeki çocuklar ve karşı cinsle aynı ortamda bulunmayanlar da vardır. Bazı insanlar ‘’gün gelir arabam olursa lastikleri patladığında değiştiririm’’diyerek araba lastiği alıp bir kenara koyalar.

    Tüm bu anlatılanlar belki çoğunuza komik gelebilir. Aslında bu dertten muzdarip olanlardan da bir farkınız yok. Onlarda sizin gibi düşünüyorlar.Komik ve abartılı buluyorlar tüm yaptıklarını. Buna rağmen kendilerine oldukça sıkıntı veren bu düşüncelerin zihinlerini kemirmesine engel olamıyorlar. Bu insanlar içlerindeki sıkıntıyı bir nebze olsun azaltabilmek için yaptıkları davranışlar yüzünden çevreleri tarafından tepki görüyorlar. Örneğin, aşırı temizlik yapan bir kadının su ve deterjan harcamaları yüzünden eşiyle büyük kavgalar yaşaması v.b.

    Böyle bir derdi olan insanlar genelde kendilerini gizlerler ya da duruma dair mantıklı açıklamalar yaparak yaptıklarını ört bas ederler. Bu saçma sapan düşünceleri yüzünden kınanacaklarından deli damgası yiyeceklerinden korkarlar. Çok dindar kişiler dine ve peygambere karşı küfür ve inkar düşünceleri yüzünden büyük bir suçluluk duygusu içindedirler. Ayrıca bu insanların çoğu abdestinin ve namazın tam olmadığı düşüncesiyle abdest ve namazını sürekli tekrarlar ve bu durum onları ibadet etmekten hatta dinden uzaklaştırabilir.

    Peki Nedir Bu Evham?

    Obsesif kompulsif bozukluk adını verdiğimiz bu hastalığın en temel özelliği kişide yoğun sıkıntı ve zaman kaybına neden olan obsesyon ve kompülsyonlardır. İstenmeyen, sıkıntıya neden olduğu halde zihni sürekli meşgul eden yada tekrarlayıcı bir şekilde akla gelen düşünceler, dürtüler obsesyon adını alır. Obsesyon halk arasında kullanılan vesvese nin karşılığıdır. Obsesyonun bir sonucu olarak obsesyonun verdiği sıkıntıyı azaltmak amacıyla ya da bireyin katı kurallarına rağmen yapmaktan kendini alamadığı tekrarlayıcı davranışlara kompulsiyon denir.

    Takıntı cinsi teşhisi koymak adına önemli değildir. Ne tür takıntısı olursa olsun kişi obsesif kompulsif bozukluk tanısı alır. Hasta genelde obsesyonları tetikleyecek durumlardan kaçınır. Örneğin ,kirlilik obsesyonu olan hasta mikrop bulaşır düşüncesiyle hiçbir yere dokunmaz.

    OKB genelde 20’li yaşlarda başlar ve kronik bir seyir gösterir. Hastalık doğal seyri içerisinde özellikle stresle beraber şiddetlenebilir. Daha sonra belirtiler bir süre azalabilir.

    Hafif vakalarda dahil edildiğinde yaşam boyu rastlanma oranı %5.9’dur. Son yıllarda yapılan araştırmalara göre OKB’nin biyolojik yönü ağır basmaktadır. Beyinin bazı bölgelerinde serotonin ve dopamin salgılamasındaki bozukluk OKB’nin ortaya çıkış nedenidir. Ayrıca bu kişilerin beyinlerinin bazı bölgelerindeki kan akımı ve metabolizmada artışlar görülür. Hastaların birinci dereceden akrabalarında hastalığın %35 oranında görülmesi OKB’nin kalıtımla ilişkisini destekler.

    OKB’nin tedavisinde bilişsel ve davranışçı terapi ve ilaç tedavisi kullanılır. İlaçla mı yoksa terapiyle mi tedavi edilmeli sorusuna aranan yanıt doğrultusunda yapılan araştırmalar, en iyi sonucun her ikisinin de birlikte yapıldığında elde edildiğini göstermektedir

  • Obsesif Kompulsif Bozukluk

    Obsesif Kompulsif Bozukluk

    Obsesif kompulsif bozukluk çok yaygın görünen ve insanların yaşamını ciddi ölçüde etkileyen bir rahatsızlıktır. Görülme oranı kadınlarda biraz daha fazla olmakla beraber, kadın ve erkeklerde birbirine yakın düzeyde görülmektedir. Osesyonların %21’i ortalama 10-15 yaş aralığında başlar. Erkeklerde başlama yaşı yaklaşık 10-13 yaş aralığındayken, kadınlarda biraz daha geç bir dönemde 20-24 yaş aralığında başlamaktadır. Obsesyonların yaklaşık %29’unun ise 7 yaş öncesinde başladığı görülmüştür.

    Obsesyon zihne istenmeden gelen, kişiyi sıkıntıya sokan, yineleyici ve sürekli düşünceler, dürtüler ya da düşlemlerdir. Kompulsiyon ise kişinin kendisini kaygılandıran bu yineleyici düşünce ve dürtüleri ortadan kaldırmak için yaptığı rahatlatıcı davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. Hatta obsesif kişi kendini sıkıntıya sokan yineleyici düşünce ve dürtüler aklına gelmesin diye tedbirler almak için hatırlatıcı durumlardan kaçınma gibi davranışlar sergileyebilir.

    Kişi kendini sıkıntıya sokan düşünce ve dürtülerle gün içerisinde büyük bir zaman kaybeder. Kompulsiyonlar, kişinin obsesyonlarının devam etmesini sağlayan ana etmenlerdir. Kişi obsesyonun sıkıntısını bertaraf edebilmek ve kendisini rahatlatmak için kompulsiyonlar yoluyla tedbir aldıkça hissettiği sıkıntı hafifler. Ancak dürtülerine kulak vererek kendini rahatlattığı müddetçe obsesyonu ile gerçekte hiçbir zaman yüzleşmez. Tam aksine aklına gelmesin diye yaptığı davranışlar obsesyonları daha da besler, sıklaştırır ve şiddetli hale getirir. Bu nedenle rahatsızlık yıllar boyu sürmeye devam eder.

  • TAKINTILAR HASTALIK HABERCİSİ OLABİLİR

    TAKINTILAR HASTALIK HABERCİSİ OLABİLİR

    Takıntılar hemen hemen artık herkeste mevcut. Günlük hayatta temizlik takıntısı, düzen ve simetri takıntıları, evden çıkarken birkaç kez ocağı kontrol etme ve daha birçok takıntılı düşünceler çoğu kişide yaygın olarak görülmektedir. Takıntılı düşüncelerin her türlüsü kişileri rahatsız etse de bazı takıntılar kişilerin hayatlarını olumsuz etkileyip, Obsesif Kompulsif Bozukluğuna yani takıntı hastalığına yol açıyor.

    • Peki, bu takıntılar nelerdir?
    • Nasıl başa çıkabiliriz?

    Uzman Psikolog Seliyha Dolaşır, takıntı hastalığı ve bununla başa çıkabilme yolları hakkında bilgi verdi.

    Her Takıntı Hastalık Değildir

    Takıntılı düşünme sadece Obsesif Kompulsif Bozukluğu (takıntı hastalığı) olan kişilerde değil yapılan araştırmalara göre; takıntılı düşünceler çoğu kişide yaygın olarak görülmektedir. İçerik olarak takıntılara çok benzeyen, istenmeyen zorlayıcı düşünceleri (normal takıntılar) Obsesif Kompulsif Bozukluğu(OKB) takıntılardan ayırmak önemlidir. Çünkü biri normalken, diğeri başlı başına tedavi edilmesi gereken bir hastalığın habercisidir. İkisi arasındaki en temel fark; OKB’li kişiler daha çok sayıda takıntı bildirirler ve onların takıntıları daha yoğundur, sıkıntı yaratır ve kontrol etmesi oldukça güçtür.

    Takıntılı Düşünceler Zihninizi Esir Almasın

    Obsesif Kompulsif Bozukluğunda (takıntı hastalığı) görülen takıntılar kişinin elinde olmadan istemsiz bir şekilde sürekli akla gelen ve genellikle kişiyi rahatsız eden ısrarlı düşünce, görüntü ya da dürtülerdir. Takıntılar bir anda zihninize davetsiz olarak girerler ve istenmezler, uygunsuzdurlar, sıkıntı vericidirler. Takıntılar kişinin kontrolü dışında tekrar eden ve genellikle hoş olmayan konular hakkındadır. Toplumumuzda en çok temizlik, düzen ve simetri ile ilgili takıntılar insanlar tarafından bilinirken, aslında bu takıntı türlerinden sadece bir kaçıdır. Takıntılar çeşitli dalları olan büyük bir ağaç gibi düşünülebilir. Bu ağacın dallarını kirlilik takıntıları, saldırganlık takıntıları, cinsel takıntılar, dini takıntılar, düzen ve simetri takıntıları, hastalık takıntıları ile diğer takıntılar (herşeyi bilmek ve hatırlamak isteme vs.) oluşturmaktadır.

    Tiksindirici Takıntılara Teslim Olmayın

    Takıntının her türlüsü kişiyi oldukça rahatsız etmesine rağmen, özellikle takıntı alanı cinsellik ve dini konularla ilgiliyse kişi bu sıkıntıyı daha fazla yaşamaktadır. Çünkü temizlik takıntısı olan bir insan kendini en fazla “ fazla titiz ” olarak değerlendirirken; saldırganlık, cinsel ya da dini takıntıları olan insanlar kendilerini oldukça olumsuz değerlendirebilmektedirler. Bu kişiler içten içe sapık olduğunu, bastırılmış aşırı cinsel dürtüleri olduğunu, Allah ve din ile ilgili şüpheleri olan günahkar bir insan olduklarını ya da sevdiklerine zarar verme potansiyeli olan tehlikeli insanlar olduklarını düşünerek kendilerinden ya da diğer insanlardan utanırlar. Utanma duygusu bu sıkıntılarını kimseyle paylaşamamaya, dolayısıyla yardım aramamaya sevk ederek uzun vadede sıkıntılarını artıran bir duruma girmelerine sebep olur.

    Kişiliğinize ve Hedeflerinize Uygun Olmayan Takıntılı Fikirler Kaygıya Yol Açar

    Toplumumuzda maalesef elinde olmadan gelen bu tarz düşünce, görüntü ya da dürtü sebebiyle bunu kimseye açamayan, açmaktan utanan ve dolayısıyla obsesyon girdabından çıkamayan çok sayıda tanısı konmamış Obsesif Kompulsif Bozukluğu hastası bulunmaktadır. Oysaki bir kişinin aklına sürekli olarak gelen ve kişiyi rahatsız edip çeşitli önlemler almasına sebep olan “elim temiz değil” düşüncesiyle, “konuştuğu kişinin çıplak olduğu” görüntüsü klinik anlamda bakıldığında farksızdır. Her ikisi de Obsesif Kompulsif Bozukluğunun birer belirtisi olabilir. Yani tüm bunlar Obsesif Kompulsif Bozukluğun farklı görünümlerinden başka bir şey olmayabilir. Unutulmamalıdır ki, takıntılar kişiliğinize, ahlaki değerlerinize, ideallerinize ve hedeflerinize uygun olmayan içerikte fikirler barındırma eğilimindedir. Bu nedenle kişinin elinde olmadan gelen ve kişiyi oldukça rahatsız edip kaygısını artıran, bu takıntılar aklına gelmesin diye çeşitli önlemler alan ya da tekrarlayıcı davranışlarda bulunan kişiler; aklına gelen o düşüncelerin türü ne olursa olsun psikiyatrik anlamda değerlendirilmek için yardım arayışında bulunması önemlidir.

    Düşünceleriniz Takıntılı mı?

    Düşüncelerinizin Obsesif Kompulsif Bozukluğundaki takıntılar olup olmadığını anlayabilmek için psikolojik değerlendirmeden geçmeniz önemlidir. Ancak genel olarak OKB’ deki takıntılar ile normal takıntılar arasında farklar bulunur.

    Buna göre;

    • Takıntılar olumsuz düşüncelerden ya da normal takıntılardan farklı olarak zorlayıcı karakterdedir. Yani aniden, isteğiniz dışı oluşur ve kasıtlı bir şekilde ortaya çıkmazlar.
    • Takıntılar olumsuz düşüncelerden farklı olarak ciddi anlamda rahatsızlık verir ve bütünüyle istenmeyen düşüncelerdir.
    • Takıntılar direnç içerir. Yani, OKB’li çoğu kişi takıntıyla mücadele içindedir. Bastırmaya kafalarından atmaya ya da tekrarlanmasını engellenmeye uğraşırlar.
    • Takıntılar kontrol edilemezler. OKB’li kişiler genellikle takıntıları üzerindeki kontrollerini yitirdiklerini hissederler.
    • Takıntılar benliğe yabancıdır. Yani, takıntıların içeriği genellikle kişilerin temel değerlerine, etik ilkelerine ya da kişiliklerine aykırıdır.

    Takıntılarınızdan Kurtulmanız Mümkün

    Günümüzde OKB yani takıntı hastalığının tedavisinde hem biyolojik hem de psikolojik anlamda ciddi ilerlemeler söz konusudur. İlaç tedavisi takıntıların sıklığını ve bunlardan kaynaklanan stresi azaltmakta yardımcı olmaktadır. Psikoterapi ile de takıntı hastalığı tedavisinde hayat boyu sürecek beceriler öğretilmesi söz konusu olmaktadır. Günümüzde takıntı problemlerinde en başarılı psikolojik tedavi yöntemi olarak kabul edilen bilişsel davranışçı terapilerdir. Bilişsel Davranışçı Terapilerin temel varsayımı düşüncelerin ve duyguların birbiriyle bağlantılı olduğudur.

    Örneğin; birçok kişi takıntılı düşünceler deneyimlemesine rağmen onlardan rahatsızlık duymaz. Nedeni ise o kişilerin bu tip düşünceleri anlamlı, zarar veren ve tehlikeye işaret eden ya da tepki vermeyi gerektiren düşünceler olarak algılamamasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle o düşünceleri zihinlerinden kolayca uzaklaştırabilirler. Bilişsel Davranışçı Terapi, takıntılı düşüncenin sizde ne anlam ifade ettiğine, sizin o düşünceye olan davranışsal tepkinize odaklanır.