Etiket: Sık

  • Bel kayması nedir ? Derecesi nasıl belirlenir ?

    Omurga, omur adı verilen kemiklerin üt üste gelecek şekilde muntazam bir biçimde belli bir sistematik dizilim göstermesiyle oluşan ve içerisinde omuriliği barındıran kemik yapıdır.

    Omurlar birbirlerine ön tarafta diskler arka tarafta eklemler yardımı ile bağlanmaktadır.

    Bel kayması tıp dilindeki adı spondilolisteziste iki komşu omurdan üsttekinin alttaki omura göre öne veya arkaya doğru yer değiştirmesi suretiyle oluşur. Bu sebeple omurganın içinden geçen omuriliğin sıkışmasına ve her iki bacakta ağrı, uyuşukluk ve yanma gibi semptomların oluşmasına neden olur.

    Kayma en sık bel omurlarının en altından yani en sık L5-S1 seviyesinden bazen de L4-5 seviyesinden kaynaklanır.

    Kayma Derecesi Nasıl Belirlenir ?

    Bel Kaymasının Tipleri Nelerdir ?

    Displastik Spondilolistezis​

    Bel kemikleri arasındaki eklemlerde doğuştan veya gelişimsel olarak yapısının bozulması sebebiyle oluşur.

    İstmik Spondilolistezis

    Beli ciddi derecede zorlayan, tekrarlayıcı bazı manevralardan sonra bel omurlarındaki eklemlerin tek taraflı veya çift taraflı olarak kırıklarından kaynaklanır. Genellikle genç atletlerde gözlemlenir.

    Dejeneratif Spondilolistezis

    Omurga ve etrafındaki bağ dokularının yaşlanarak yıpranması sonrasında oluşur. En sık L4-5 seviyesinde gözlemlenir ve genellikle beraberinde omurgada dar kanal tablosu eşlik eder.​

    Travmatik Spondilolistezis

    Omurgada ciddi bir travma sonrasında oluşan kırıkara bağlı gözlemlenen

    Patolojik Spondilolistezis

    Bölgesel veya yaygın olarak gözlemlenen kemik hastalıklarına bağlı oluşan

    Bel Kaymasının Bulguları Nelerdir ?​

    En sık bulgu ağrıdır. Çoğu hastada ağrı istirahatle geçer, günlük aktivite ile artar. Bacak ağrısı ikinci sıklıkta gözlemlenir. Sinir kökünün bası ve ve kanal darlığının eşlik ettiği dejeneratif spondilolisteziste gözlemlenir. Çocuklarda görülen hafif ve orta düzey kaymalarda bel ağrısı ve kas spazmı gözlemlenir, %50 den fazla kayma mevcutsa bel ve bacak ağrısı, duruş bozukluğu ve ördekvari yürüyüş şeklinde kendini gösterebilir. Çok ileri bulgularda nadir de olsa idrar ve dışkı yapmada fonksiyon bozukluğu olarak kendini gösterir.

    Bel Kaymasının Tanısı Nasıl Konulur ?

    Hastanın fizik muayenesi esastır. Direkt grafiler, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans tanı koymada yardımcı tetkiklerdir.

    Bel Kayması Nasıl Tedavi Edilir ?​

    Hastanın şikayeti şiddetli değil ve kayma derecesi hafif ise, muayenede sinir bası semptomları yoksa istirahat, ağrı kesici ve antienflamatuar ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları, bel ve karın kaslarını güçlendirmek, korse desteği gibi cerrahi dışı tedaviler denenmelidir.

    Ağrının devam etmesi durumunda bel kemikleri arasındaki eklemlere veya sinir kökü üzerine steroid enjeksiyonlar uygulanabilir.

    Cerrahi tedavi, fizik tedavi ve egzersiz programlarından fayda görmeyen ve semptomları gerilemeyen hastalarda önerilmektedir. Ayrıntılı bilgi için doktorunuzla iletişime geçiniz.

  • Karpal tünel sendromu nedir, teşhis ve tedavisi nasıl yapılır?

    Karpal tünel sendromu, el bileğinin bir hastalığıdır. Bilekteki karpal tünelden geçen median sinirin sıkışması sonucu ortaya çıkar. Genellikle elin ortasında bulunan median sinirin bası altında kalması sonucu ağrı, uyuşukluk ve güçsüzlükle kendini gösterir.

    El-Bilek Kanalı Hastalığı belirtileri nelerdir?

    • Geceleri ellerde ortaya çıkan ve zaman içinde giderek şiddetlenen uyuşmalar ve ağrılar. Uykudan uyandırcak kadar kötü olabilir. Kola, omuza yayılabilir.
    • Avuç içinde ve parmaklarda his kaybı veya elektrik çarpması hissi. Özellikle baş, işaret ve orta parmaklarda görülür.
    • Elde kuvvet kaybı, tutamama, tutulan şeyleri düşürme.
    • Eli sallamakla bu ağrıların hafiflemesi.

    Neden olur?

    El-Bilek kanalı hastalığı hekimler tarafından çok eskiden beri bilinmesine rağmen başka hastalıklarla karışabilmekte ve çoğu zaman hastalar doğru tanı alamadığı için hekim-hekim dolaşmaktadır. El-bilek kanalı hastalığı yerine boyun fıtığı tanısı alarak ameliyat olmuş ancak şikayetlerinden kurtulamamış hastalara sık rastlanmaktadır. .

    Median sinir dediğimiz, başparmak ve işaret parmağının hareket ve duyusunu sağlayan bir sinirde bileğin iç yüzünün ortasından geçerek el içinde dallara ayrılır. Bu sinirin üstü, el bileği hizasında ve kısmen de avuç içinde kalın koruyucu özelliği olan bir bandla kaplıdır. Bu koruyucu band , orta yaşlara doğru çeşitli nedenlerle kalınlaşarak, altında kalan ve koruduğu siniri sıkıştırır.

    En sık nedeni aşırı kullanmaya bağlı bant kalınlaşmasıdır. Özellikle bileğine yük vererek senelerce çalışan kimselerde, daktilo-bilgisayar kullanlarda, örgü ören ve yoğun ev işleri yapan ev hanımlarında, oto tamircileri gibi el bileğini çok kullanan kişilerde sık ortaya çıkar. Bazen bu hastalık başka bir hastalığın parçası olarak karşımıza çıkabilir.

    • Diabetes Mellitus
    • Hipotiroidizm
    • Akromegali
    • Romatoid Artrit
    • Gut gibi..

    Nasıl teşhis konulur?

    Tanı, şikayetlerin ayrıntılı öyküsü ve bu duruma yol açacak diğer nedenlerin araştırılmasıyla konulur. Boyun fıtığı ve kireçlenmesi tanısı konan hastaların bir kısmında , el bilek kanalı hastalığı da mevcut olup, bu duruma çift darlık adı verilir. Hem boyunda omurilik ve sinir kökü sıkışmıştır, hem de el bileği kanalı darlığı mevcuttur. Boyun MR’ı ve EMG (sinir elektrosu) tetkikleri yapılarak tanı kesinleşir.

    Karpal Tünel Sendromu Nasıl Tedavi Edilir?

    Tedavide esas olan Karpal tünelin serbestleştirilmesidir. Bu da cerrahi olarak ligaman kesilerek median sinir üzerindeki bası ortadan kaldırılır.

    Başlangıçta,
    • Aşırı kullanmayı engellemek, el bileğine aşırı yük binmesine neden olacak işlerden kaçınmak
    • Ağrı kesiciler ve antienflamatuvar ilaçlar
    • Bilek egzersizleri
    • El bileği atelleri, gece atelleri
    • Lokal ya da sistemik kortizon enjeksiyonları çoğu kimse için yeterli olmaktadır.

    Cerrahi Tedavi: İlaç tedavisi ile şikayetleri düzelmeyen hastalara sinir harabiyeti artmadan cerrahi tedaviye alınmalıdır. Cerrahi olarak sinir üzerindeki bası ortadan kalktığında sinir harabiyeti daha fazla ilerlemeden duracaktır ve nöral fonksiyonda anlamlı iyileşme süratle görülecektir. mikroskop kullanılarak el bileğinden avuç içine doğru yapılan 1-2 santimlik bir kesiyle, sinirin üstündeki band kesilerek, sinirin sıkışması ortadan kaldırılır. Bu cerrahi müdahale için hastanın hastanede yatması gerekmez. Ayakta gelen bir hastada lokal anestezi ile o bölge uyuşturulur. Kısa süre içerisinde median sinirin üzerindeki karpal ligaman kesilerek sinir serbestleştirilmiş olur ve hasta iki saat sonra tabucu edilir.

    El-Bilek Kanalı Hastalığının Tedavisi

    Önerilerimiz:

    • Daktilo ve bilgisayar kullanırken, zaman zaman ellerinizi istirahat ettiriniz.
    • Ev işlerinde bileğe çok güç binen durumlarda dikkatli olunuz.
    • Gece uykuda bileğinizin üstüne yatmayınız.
    • Özellikle geceleri ellerinizde uyuşmalarla uyanıyorsanız, uykunuz bölünüyorsa el-bileği kanalı hastalığı başlıyor demektir.
    • Tedavisi mümkün olan bu hastalıkta basit bir cerrahi girişim kalıcı çözüm sağlar.

  • Baş ağrıları – migren

    Baş ağrılarının %20’si migren ağrısıdır. Tek taraflı yerleşim gösteren (%75) migren, tekrarlayıcı, saatlerce sürebilen, paroksismal, zonklayıcı, baş hareketleri ile artan bir baş ağrısı olup bulantı ve kusma da eşlik eder. Ailesel yatkınlık söz konusu olup dominant geçişlidir. Kadınlarda erkeklere göre 3 kat fazla görülür; daha çok genç ve orta yaşta başlayıp ileri yaşlarda azalma gösterir.

    Tipik olarak 4-72 saat arasında sürer ve fiziksel egzersiz ile artar. Migrenli hastalarda depresyon, anksiete ve panik bozuklukların daha sık görüldüğü bildirilmiştir. Çeşitli faktörlerin migrene duyarlı kişilerde baş ağrısını tetiklediği bilinmektedir. Bunların arasında en bilinenler, belirli yiyecek ve katkı malzemeleri (şarap, çikolata, kafein, peynir), açlık veya öğün atlama, aşırı veya az uyku, keskin kokular, barometrik basınç değişiklikleri, şiddetli yanıp sönen ışıklar, moral bozukluğu, hormonal oynamalar, adet kanaması, ilaçlar ve fiziksel egzersizlerdir. Migren baş ağrılarının yaklaşık 15’inde aura adı verilen, dakikalar içinde gelişen ve 1 saatten az süren nörolojik belirtiler öncülük eder. Sıklıkla aura, yavaş olarak görme alanının ortasından dışa doğru yayılan görsel bozukluk olarak seyreder. Görsel belirtiler, yanıp sönen ışık parlamaları şeklinde olan ve basit tip olarak kabul edilen görsel halüsinasyonlar şeklinde olabileceği gibi, görme alanının etkilendiği görme bulanıklığı şeklinde de olabilir. Paresteziler ikinci sıklıkla görülen aura tipleridir. Hastanın tek taraflı olarak kişinin el parmaklarından başlayıp kola doğru yayılan ve çoğu zaman aynı taraf burun ve ağız çevresini etkileyen uyuşukluk ve karıncalanma hissi ortaya çıkabilir. Bunun dışında konuşma bozuklukları, baş dönmesi ve nadir olmakla birlikte işitsel ve koku halüsinasyonları da aura belirtileri olarak görülebilir. Baş ağrısı genellikle aurayı takiben 5-30 dakika içinde başlar.

    Klasik migrende belirtiler, görme kaybı, kuvvet ve duyu bozuklukları ve birkaç dakika süren baş ağrıları olur. Atak süresi klasik migrende birkaç saat, yaygın migren de ise birkaç gün sürebilir. Ağrıya ışıktan ve sesten rahatsız olma eşlik edebilir. Vücudun diğer bölgelerinde görülen belirtiler abdominal ağrı, diyare gibi bulgular olabilir.

    Migren tedavisi medikal yani ilaç tedavileri yanında tetikleyen ajanlardan uzak durmayı içerir. Bunun yanında migren atakları ayda 3 defadan daha fazla oluyorsa, baş ağrısı günlük hayatı engelleyecek kadar şiddetli ise, nörolojik bozukluk oluşturuyorsa, koruyucu ilaç tedavisi de eklenmelidir.

    Küme Başağrısı

    Damarsal bir ağrıdan ziyade, sinirsel bir ağrıdır. Tam olarak nedeni bilinmemektedir. Ağrı ciddi nöbetler şeklinde gelir ve ortalama 30 dakika içinde sonlanır. Ağrı göz çevresinde, şakakta, kulak arkasında ve alt çene molar dişler çevresinde görülür. Ağrı genellikle geceleri olur ve hastayı uyandırır. Bilinen en şiddetli baş ağrısıdır, bu nedenle intihar baş ağrısı olarak da adlandırılır. Sıkıştırıcı ve oyucu hissi verir. Göz kanlanması, gözde yaşarma, burun tıkanıklığı, burun akması, alın ve yüzde terleme, göz kapağının düşüklüğü, göz bebeğinde küçülme ve göz kapaklarının şişliği gibi otonomik bulgular ağrı ile aynı taraftadır. Hastalar migren hastalarının aksine karanlık odada uzanmak yerine, gezinmeyi, açık havaya çıkmayı, yürümeyi tercih ederler. Ağrılı dönem hastadan hastaya farklılık gösterir. Sıklıkla 2-3 ay sürer. Tamamen ağrısız olan sessiz dönem ise 6 ay 1 yıl arasında olur. Ağrılı dönemde neredeyse her gün bazen birkaç kez tekrarlayan ağrı atakları görülür. %4 vakada ağrılar çift taraflı olur. Erkeklerde daha sık görülür ve ailesel geçiş söz konusu değildir.

    Tedavide birçok ilaç seçenekleri vardır. Ancak medikal tedavinin yetersiz olduğu olgularda cerrahi tedavi seçenekleri düşünülmelidir.

  • Geçici bir boyun ağrısı mı ? Boyun fıtığı mı ?

    Boyun ağrısının yaşı yok. Herkes karşılaşabilir. Boyun ağrısının nedeni uygunsuz duruşun yarattığı bir gerginlik de olabilir, ileri boyutlara taşınıp operasyona da gerek duyulabilir.

    BOYUN AĞRISI NE ZAMAN CİDDİYE ALINMALI?

    Boyun ağrınız, kollarınız veya ellerinizde hissizlik ve/veya güç kaybı yaratıyorsa, ağrı omzunuza ve kolunuza doğru ağrı yayılıyorsa, aman dikkat!

    BU BELİRTİLERİ GÖZ ARDI ETMEYİN!

    Uzun süre araba kullanımı, bilgisayar başında uzun saatler geçirme gibi durumlarda ağrının şiddeti artıyorsa Kas gerilmeleri ve spazmlar yaşıyorsanız Başınızın hareket kabiliyeti azaldıysa Başınızda geçmeyen bir ağrı varsa doktorunuzdan randevu alma zamanı gelmiştir. Bunun yanında: Motorlu araç kazası geçirdiyseniz Dalış kazası/düşme/yaralanma yaşadıysanız Hiç vakit kaybetmeden doktorunuza başvurmanızı tavsiye ederiz. Boyun bu, beklemeye gelmez, sabırsızdır.

    BOYUN AĞRILARINDA AKILLI TELEFONLAR DA MI SUÇLU?

    Tereddütsüz evet. Boynunuz esnektir ve başınızın ağırlığını destekler. Bilgisayar ve akıllı telefonlar başında geçirilen saatler, sıklıkla kas gerginliklerini tetikler. Yatakta okumak veya dişinizi sıkmak gibi küçük şeyler bile boyun kaslarınızı zorlayabilir. Doktorunuz nasıl olsa bunları soracaktır. Hazırlıklı gitmekte fayda var: Boyun ağrısı belirtileriniz ne zaman başladı? Hiç boynunuza zarar verdiniz mi? Hangi ilaçları ve ek maddeleri düzenli olarak alıyorsunuz? Ağrınız tam olarak nerede oluştu? Ağrı donuk, keskin veya atma gibi mi? Uyuşukluk ya da zayıflığınız var mı? Ağrı kolunuza yayılıyor mu? Sıkıntı, öksürme veya hapşırma ile acı daha da kötüleşti mi? Başka fiziksel problemleriniz var mı?

    BOYUN AĞRISI İÇİN TAMAMLAYICI TIP YÖNTEMLERİ

    Boyun ağrısı için tamamlayıcı tedavi yöntemleri de önerilenler arasında. Neler mi bunlar? Akupunktur Vücudunuzun çeşitli noktalarına ince iğneler yerleştirilir. Araştırmalar akupunkturun pek çok ağrı için faydalı olabileceğini göstermiştir.

    En iyi sonucu almak için birkaç akupunktur seansına girmeniz gerekebilir. Steril iğneler kullanarak sertifikalı hekim tarafından yapıldığında akupunktur genel olarak güvenli kabul edilir. Kayropraktik: Eklemlere kontrollü kuvvet uygulanması olan karyopraktik daha çok omurga hastalıklarında kullanılır.

    Boyun bölgesine yapılan karyopraktik tedaviler kısa süreli ağrı kesici olabilir ve birçok kişi için minimum risk taşır. Masaj: Eğitimli bir uygulayıcı tarafından yapılmalıdır. Doktorunuzun önerdiği tedavilerle birlikte kullanıldığında rahatlama sağlayabilir. Bioenerji: Uzun süredir uygulanan bioenerji çalışmaları özellikle strese bağlı boyun ağrılarında oldukça etkilidir. Algı değişimi (hipnoz) Duygusal yüklerimizi taşıdığımız omurgamız, duygu boşaltım yöntemleri ile rahatlatılır ve ağrılarda belirgin rahatlama sağlanır.

    BOYUN AĞRISI YAŞAMAMAK İÇİN:

    Doğru duruş şart. Ayaktayken veya oturuken; omuzların kalça ile kulakların da omuzlarla düz bir çizgi üzerinde olduğundan emin olun. Sık sık mola verin. Yolculuklarda veya bilgisayar başında uzun süre oturmanız gerektiği durumlarda hareket edin. Belli aralıklarla oyun ve omuz gerdirme egzersizlerini yapın.

    Masa, sandalye ve bilgisayarınızı ayarlayın. Monitör göz hizasında ve dizler kalçalardan biraz daha düşük şekilde olmalıdır. Sandalyenizin kol dayamalarını kullanın. Telefonu kulağınıza tutmaktan kaçının kulak ve omuz arasında sıkıştırmak veya tutmak yerine kulaklık veya hoparlör kullanın.

    Eğer sigara içiyorsanız, içmeyin. Sigara boyun ağrısı riskini artırır. Omuzlarınızda ağır çantaları taşımaktan kaçının. Ağırlık taşımak (sırt çantası ve yük gibi) boyun yapılarında zorlanmaya sebep olur. Iyi bir pozisyonda uyuyun. Baş ve boynunuz vücudunuz ile uyumlu olmalıdır. Boynunuzu küçük bir yastıkla destekleyin. Sırt üstü uyurken dizlerinizin altını yastıkla desteklemek omurga kaslarının rahatlamasını sağlar.

  • Sinir sıkışması hastası olabilirsiniz!

    Sinir sıkışması hastası olabilirsiniz!

    Normal koşullarda duyu ve hareket özelliğinin bir arada uyum içinde çalışması sayesinde kolların, bacakların, el ve ayakların tüm hareketleri kusursuz biçimde gerçekleşir ve herhangi bir yakınmaya yol açmaz; ancak bazı hallerde el ve ayak kaslarına giden sinirler ince kanallardan geçerken basıya uğrar ve sinir sıkışması meydana gelebilir.

    Sinir sıkışmaları içinde en sık görüleni “Karpal Tünel Sendromu” olarak bilinir ve el bileğiyle birlikte el parmaklarını etkiler.

    Elin ilk dört parmağına giden median sinirin el bileği hizasında sıkışmasıyla ortaya çıkan bu rahatsızlık, meslek gereği ellerini çok kullananlarda (bilgisayar kullananlar, masa başı çalışanlar) ve ev hanımlarında sık görülür.

    Ayrıca Şeker ve Tiroid hastalarında da sinir sıkışması sıklıkla görülebilir.

    Dirsekte sinir sıkışması (Kubital tünnel sendromu) ise daha çok masa başında çalışan kişileri hedef alıyor, masaya dayanan bölgenin bası altında kalmasıyla sinir sıkışmaları yaşanıyor.

    Sinir Sıkışması Belirtileri Nelerdir ?

    En önemli belirtisi gece uykudan uyandıran el uyuşmalarıdır. Bazen ağrı da olabilir ama uyuşmalar genelikle ön plandadır; hastalar ellerini silkeleyince rahatladıklarını belirtir. Gün içinde bu yakınmalar tekrarlar ve zamanla el parmaklarının kuvveti azalır, elde tutulan eşyalar düşmeye başlar.

    Özellikle sivri burunlu, yüksek topuklu ayakkabı giyenlerde ve ağır işlerde çalışanlarda ayak bileğinde ve ayak parmaklarında benzer bir durum gelişir ve “Tarsal Tünel Sendromu” olarak adlandırılır. Benzer yakınmalar ayak bileği ve ayak parmaklarında ortaya çıkar.

    Her iki sinir sıkışması rahatsızlığında öncelikle kesin tanının konması gerekir. İlk muayenenin ardından EMG adı verilen hassas bir sistemle sinir iletilerinin ölçülmesi gerekir. Bu inceleme sonucunda çok ilerlemiş olmayan ve henüz kuvvet kaybı gelişmemiş olgularda tıbbi tedavilerle birlikte fizik tedavi yöntemlerine başvurulur. Elin istirahatini sağlayan uygun bir atel verilir ve bazı durumlarda enjeksiyon tedavisi uygulanabilir. Sinirin sıkıştığı bölgede rahatlaması ve iyileşmesinin hızlanması için fizik tedaviden yararlanılır.

    İlerlemiş ve ağır olgularda ise cerrahi yöntemlere başvurulur. El veya ayak bileğine yapılan ameliyatla sinirin geçişi rahatlatılır. Ameliyat lokal uyuşturma ile yapılabileceği gibi genel anestezi altında da yapılabilir. Ameliyat Mikrocerrahi yöntemlerle yapıldığından sinirlere herhangi bir hasar meydana gelmez.

    Ameliyattan sonra evde rehabilitasyon programı uygulanarak eklem sertliklerinin giderilmesine ve kasların güçlendirilmesine çalışılır. Daha sonra aynı rahatsızlığın tekrarlamaması için mesleki faktörlerin düzeltilmesine çalışılır, el ve ayağın kullanımıyla ilgili hataların düzeltilmesine yönelik eğitim ve egzersizler yaptırılır.

  • El bileği kanalında sinir sıkışması (karpal tünel sendromu)

    El bileği kanalında sinir sıkışması (karpal tünel sendromu)

    Karpal Tünel Sendromu Nedir ?

    El parmaklarının hareket ve hissinin sağlanmasında önemli bir rolü bulunan ve median sinir olarak isimlendirilen yapının, el bileği hizasında sıkışmasına bağlı olarak ortaya çıkan bir durumdur. Sinir sıkışmaları içinde en sık görülen rahatsızlıktır.

    Median sinir, el bileğinin iç kısmında parmakları hareket ettiren 9 adet tendon ile beraber karpal tünel denen dar bir boşluk içinden geçer. Görevi; başparmak, işaret parmağı ve orta parmağın iç yüzünün tamamı ile yüzük parmağının iç yüzünün dış yarısının hissetmesini sağlamaktır. Ayrıca parmakların ince bir takım hareketleri yapmasını sağlayan kasların çalışmasında da rol alır. Sinirin, karpal tünel içinde bir şekilde uzun süreli bir basınca maruz kalması karpal tünel sendromuna neden olur.

    Karpal Tünel Sendromu Kimlerde Sık Görülür ?

    Karpal tünel sendromu daha çok kadınlarda ve 40-60 yaş arasında sıklıkla görülür. Çoğunlukla belirgin bir sebep bulunamaz. Özellikle el bileğinin sürekli bükülü pozisyonda kaldığı durumlarda (daktilo, klavye kullanmak vb.) veya el ve el bileğine sürekli yük binen işlerde çalışanlarda daha sık görülür.

    Ayrıca şeker hastalığı, romatoid artrit, hipotroidi, aşırı şişmanlık ve gut gibi diğer başka problemlerin etkisiyle de ortaya çıkabilir. Gebelik döneminde vücut sıvılarının artması, karpal tünel içinde basınç artışına bu da geçici olarak karpal tünel sendromu belirtilerinin oluşmasına yol açabilir.

    El-Bilek Kanalı Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

    • Geceleri ellerde ortaya çıkan, zaman içinde giderek şiddetlenen uyuşmalar ve ağrılar. Uykudan uyandıracak kadar kötü olabilir ve kola, omuza yayılabilir.
    • Avuç içinde ve parmaklarda his kaybı veya elektrik çarpması hissi. Özellikle baş, işaret ve orta parmaklarda görülür.
    • Elde kuvvet kaybı, tutamama, tutulan objeleri düşürme.
    • Eli sallamakla bu ağrıların hafiflemesi.

    Neden Olur?

    El-Bilek Kanalı Hastalığı, hekimler tarafından çok eskiden beri bilinmesine rağmen başka hastalıklarla karışabilmekte ve çoğu zaman hastalar doğru tanı alamadığı için hekim-hekim dolaşmaktadır. El-bilek kanalı hastalığı yerine boyun fıtığı tanısı alarak ameliyat olmuş ancak şikayetlerinden kurtulamamış hastalara sık rastlanmaktadır.

    El bileği karışık bir anatomik yapıya sahiptir. Parmak ve el hareketlerini sağlayan adele-sinir-damar kompleksi buradan geçerek, dağılır. Median sinir dediğimiz, başparmak ve işaret parmağının hareket ve duyusunu sağlayan bir sinirde bileğin iç yüzünün ortasından geçerek el içinde dallara ayrılır. Bu sinirin üstü, el bileği hizasında ve kısmen de avuç içinde kalın koruyucu özelliği olan bir bandla kaplıdır. Bu koruyucu bant, orta yaşlara doğru çeşitli nedenlerle kalınlaşarak, altında kalan ve koruduğu siniri sıkıştırır. En sık nedeni aşırı kullanmaya bağlı bant kalınlaşmasıdır. Özellikle bileğine yük vererek senelerce çalışan kimselerde, daktilo-bilgisayar kullanlarda, örgü ören ve yoğun ev işleri yapan ev hanımlarında, oto tamircileri gibi el bileğini çok kullanan kişilerde sık ortaya çıkar.

    Bazen bu hastalık, başka bir hastalığın parçası olarak karşımıza çıkabilir.

    • Diabetes Mellitus
    • Hipotiroidizm
    • Akromegali
    • Romatoid Artrit
    • Gut gibi..

    Nasıl Teşhis Konulur?

    Tanı, şikayetlerin ayrıntılı öyküsü ve bu duruma yol açacak diğer nedenlerin araştırılmasıyla konulur. Boyun fıtığı ve kireçlenmesi tanısı konan hastaların bir kısmında, el-bilek kanalı hastalığı da mevcut olup, bu duruma çift darlık adı verilir. Hem boyunda omurilik ve sinir kökü sıkışmıştır hem de el bileği kanalı darlığı mevcuttur. Boyun MR’ı ve ENMG (sinir elektrosu) tetkikleri yapılarak tanı kesinleşir.

    El-Bilek Kanalı Hastalığının Tedavisi

    Başlangıçta;

    • Aşırı kullanmayı engellemek, el bileğine aşırı yük binmesine neden olacak işlerden kaçınmak
    • Ağrı kesiciler ve antienflamatuvar ilaçlar
    • Bilek egzersizleri
    • El bileği atelleri, gece atelleri
    • Lokal ya da sistemik kortizon enjeksiyonları, çoğu kimse için yeterli olmaktadır.

    Ancak zaman içinde şikayetler tekrar başlar ve kalıcı çözüm basit bir cerrahi girişimle sinirin serbestleştirilmesidir. Lokal veya genel anestezi altında, mikroskop kullanılarak el bileğinden avuç içine doğru yapılan 1-2 santimlik bir kesiyle, sinirin üstündeki bant kesilerek, sinirin sıkışması ortadan kaldırılır. Bu yöntem kalıcı bir rahatlamaya neden olur. Ameliyat sonrası 3-5 gün el bileği istirahatini takiben, hasta normal yaşantısına döner.

  • Kraniosinostozis-bebeklerde kafatası kemiklerinde erken kapanma ve şekil bozukluğu

    Kraniosinostozis-bebeklerde kafatası kemiklerinde erken kapanma ve şekil bozukluğu

    Yeni doğan bebeklerde yedi adet kafa kemiği bulunmaktadır. Normalde bu kemik yapılarının birleşim yerleri 2 yaşından önce kapanmazlar. Kafa kemiklerinin birleşim yerlerine sütür adı verilir. Bu sütur yapıları fibröz dokuya sahiptirler. Bu fibröz yapıları sayesinde kemikleri kuvvetli bir şekilde birarada tutabilmektedirler.

    Kraniosinostozis; kafa kemiklerinin zamanından önce kapanması sonucu oluşan gelişimsel bir hastalıktır. Bebekte kraniosinostozis varsa beyin olağan şekliyle büyüyemez ve kafada şekil bozukluğu oluşur. Kraniosinostozda bir veya daha fazla kafa kemik birleşim yeri (sütür) etkilenebilir. Bazı olgularda kraniosinostozlar beynin anormal gelişimi olan beyin anomalisi ile birliktelik gösterir.

    Kraniosinostozis belirtileri nelerdir:

    • Etkilenen sütürlere bağlı olarak kafa şeklinde deformasyon

    • Bıngıldağın yapısında bozulma

    • Bıngıldağın erken kapanması

    • Baş çevresinde bebeğin büyümesiyle orantısız olacak şekilde yavaş bir artışın olması veya hiç görülmemesi

    • Etkilenmiş sütürler boyunca keskin kenarlı kemik yapıların gelişimi

    • Artmış kafa içi basıncı

    Kraniosinostoz doğumdan hemen sonra bulgu vermeyebilir ancak doğumdan sonraki bir kaç ay içinde gözle görülür belirtiler başlar.

    Kraniosinostoz iki sınıfa ayrılır:

    Primer kraniosinostozis: Primer kraniosinostoziste genellikle bir, nadirende daha fazla kranial sütür etkilenerek beynin normal büyüme ve gelişme göstermesine engel olur.

    Sekonder kraniosinostozis: Primer kraniosinostozisten daha sık görülür. Yenidoğanın beyin büyüme ve gelişimi, altta yatan herediter bir hastalık nedeniyle durmuştur. Sıklıkla kafa şekil bozukluğuyla beraber, yüzde de şekil bozukluğu ve gelişme geriliğiyle birlikte görülür.

    Kraniosinostozisin tipleri ve özellikleri nedir:

    • Sagittal sinostozis (skafosefali); Sagittal sütürün erken kapanması sonucu kafa uzunlamasına doğru büyür. En sık görülen tipidir ve erkeklerde kadınlara oranla daha fazla görülür.

    • Koronal sinostozis (anterior plagiosefali); Her iki kulaktan başlayıp sagittal sütüre uzanan sütürlerden (koronal sütur) birinin erken kapanması sonucu gelişen bir sinostozis tipidir. Etkilenen tarafta çocuğun alın bölgesinde düzleşme meydana gelir. Yine aynı tarafta burunda deviasyon meydana gelir ve göz boşluğu diğer göze göre daha dışa doğru yerleşim gösterir. Skafosefali tipinden sonra en sık görülen kraniosinostozis tipidir ve kadınlarda daha sık görülür. Tedavi edilmediği takdirde etkilenen taraftaki gözde görme kaybına neden olur (ambliyopi).

    • Bikoronal sinostozis (brakisefali); Her iki koronal sütürün erken kapanması durumunda çocuğun alnı bir tepe gibi yüksek yerleşim gösterirken, alnın geri kalan kısmında kafa yapısı düz bir görünüm alır.

    • Metopik sinostozis (trigonosefali); Metopik sütür çocuğun burun bölgesinden başlar ve sagittal sütüre uzanım gösterir. Bu tür bir erken kapanma alın bölgesinde üçgenimsi bir şekil bozukluğuna neden olur.

    • Lambdoid sinostozis; Kafanın arka kısmında yerleşim gösteren bu sütürlerin erken kapanması durumunda etkilenen tarafta ki bölgede düzleşme meydana gelmektedir.

    Ancak kafadaki her türlü şekil bozuklukları kraniosinostozis olarak değerlendirilmemelidir. Örneğin bebeğinizin başının arka kısmı düz bir şekildeyse bunun nedeni sürekli kafasının arkasını yastığa koyarak uyumasından kaynaklanabilmektedir. Bir dönem ulusal çocuk sağlığı ve insan gelişimi derneği tarafından düzenlenen kampanyada, ailelerin bebeklerini ani ölümlere (ani bebek ölüm sendromu) neden olması gerekçesiyle yüz üstü değil, sırt üstü uyutmaları teşvik edildi. Böylesi bir organizasyon sonucunda bir çok bebeğin kafalarında şekil bozuklukları gelişti. Bu tür bir şekil bozukluğu kraniosinostozis değildir, pozisyona bağlı gelişen bir değişikliktir.

    Kraniosinostozis hangi sorunları oluşturur (Komplikasyonlar)?

    Kraniosinostozisle doğan çocuklarda altta yatan sendromla birlikte artmış kafa içi basıncı durumuda gelişebilir. Çünkü kafa yapısı beynin normal şekilde ve normal hacimde büyümesine izin vermemektedir. Tedavi edilmediği durumda da artmış kafa içi basıncı görme kaybı, nöbet, beyin hasarı, nadiren de ölüme neden olmaktadır. Ek olarak fasial deformitesi olan çocuklarda nefes alıp vermeyi zorlaştıracak şekilde üst solunum yolu obstrüksiyonları ve kalıcı şekil bozuklukları görülmektedir.

    Kraniosinostozis teşhisi nasıl konulur:

    Tanıda ilk olarak ayrıntılı bir fizik muayene, direk grafi ve CT gibi görüntüleme tetkikleri, genetik çalışmalar yapılır. Fizik muayenede sütur birleşim yerlerindeki defektler veya yüz deformiteleri saptanır. Görüntüleme çalışmalarıyla kemikleşerek kapanma gösteren sütür birleşim yerleri tespit edilir. Görüntüleme tetkiklerinde sütürlerin kapandığı tanısına sütür hatlarının görülememesi veya sütür hattı boyunca varolan bombeleşmelerin görülmesiyle varılır. Eğer doktor bebeğinizdeki kafa şekil bozukluğunun altında bir herediter sendrom yattığından şüphelenirse; genetik testler, böyle bir durumun var olup olmadığını göstermesi açısından tanı koydurucu tetkiklerdendir.

    Kraniosinostozis tedavi nasıldır:

    Sadece tek bir sütürün kapandığı ve altta yatan başka bir hastalık ve sendrom olmadığı hafif kraniosinostozis vakalarında tedavi uygulanmamaktadır. Var olan kafa deformiteleri büyüdükçe daha az farkedilir hale gelmektedir ve bazı durumlarda saç var olan deformitenin görülmesine engel olmaktadır. Bunun dışındaki vakalarda yenidoğan dönemi boyunca öncelikli tedavi şekli cerrahidir. Cerrahinin tipi ve ne zaman yapılacağı sinostozis tipine ve altta yatan hastalığa göre değişebilmektedir. Cerrahide ki amaç beyin üzerindeki basıncı kaldırmak ve beynin bundan sonraki gelişimini rahatça sağlayabileceği bir alan oluşturmaktır. Cerrahi ekipte kraniofasial cerrah ve beyin cerrahı hazır bulunmalıdır.

    Genel anlamda cerrahide yenidoğanın kafa derisi açılır ve etkilenmiş bölgedeki kafa kemikleri kaldırılarak yeniden normal gelişime uygun bir şekil verilir. Parçalara ayrılmış kafa kemiklerinin birleştirilmesinde, zaman içerisinde eriyebilen cerrahi materyaller kullanılır. Cerrahi genel anestezi altında gerçekleştirilir ve yaklaşık yedi saat kadar sürmektedir. Cerrahi sonrası yenidoğan hastanede en az üç gün yatırılır. Ameliyat sonrası yüz bölgesinde geçici olarak şişme sıklıkla görülür. Komplikasyon oranı nadirdir. Bazı çocuklarda sinostozis tekrar edebileceğinden çok nadir olarak ikinci bir cerrahi gerekebilmektedir. Yüzünde de deformiteleri olan çocukların yüzlerine de normal bir şekil kazandırmak amacıyla ek ameliyatlar yapılabilmektedir.

  • Sinir sıkışması nedir?

    Sinir sıkışmaları terimi; sinirin omurilikten çıktıktan sonraki bir düzeyde baskı altında kalmasını ifade etmek için kullanılır. En sık karşılaşılan sinir sıkışması el bileğinde median sinirin sıkışmasıdır. Karpal tünel sendromu diye ifade edilir.

    El bileği ve özellikle 2., 3. ve 4. parmaklarda oluşan uyuşma ve yanma hissi ile karakterizedir. Hastaların bir kısmı henüz ameliyat gerektirmeyen düzeydedir. Bu hastalara el bilek ateli ve ilaçlar verilebilir. İleri derecede sıkışması olan hastalarda operasyon gerekir. Operasyon gerektirecek düzeyde sinir sıkışması olan hastalarda en sık şikayet geceleri uykudan uyandıran el parmaklarında uyuşmadır.

    Operasyon gerektirmeyen hastalarda el bileğinde karpal ligaman altına kortizon enjeksiyonu denenebilir. Genellikle bu enjeksiyon sonrası hastaların şikayetleri gerilemekte ve operasyona gerek kalmamaktadır.

  • Bel sağlığı için ne gibi kurallara dikkat edilmelidir?

    >Hareketsiz kalmayın. Yetersiz hareket, vücuttaki doku ve organların gereği gibi beslenmesini düzenleyen, yaşam için önemli metobolizma olaylarını olumsuz yönde etkiler. Yeteri kadar hareket etmeyen organizmada, belli vücut bölgelerinin beslenmesi aksar ve metabolizma artıklarının vücut dışına atılması azalır. Yetersiz hareketin en önemli olumsuz sonucu, kas ve kemiklerin zayıf kalmasıdır. Hareketli olmak, tüm vücut fonksiyonlarını canlı tuttuğu gibi, aşınma, yıpranma ve kuvvet yitirilmesini de önler. Tüm eklemler gibi, omurga disklerinin beslenmesi de emme-basma tulumba mekanizmalarıyla gerçekleşir. Bu yüzden sürekli oturmak veya ayakta durmak bel hastası için sakıncalıdır. Vücut pozisyonunun sık sık değiştirilmesi, omurganın kemik yapısının ve disklerin daha iyi beslenmesini sağlar, dolayısıyla vaktinden önce aşınıp yıpranmasını önler.

    >Bel ve sırtınızı dik tutun. Omurga için en rahat ve uygun olanı bel ve sırtın düz durduğu pozisyondur. Güçlü bel ve karın kasları, belin düz durmasını kolaylaştırır. Bu nedenle de düzenli egzersiz gereklidir.

    >Kötü duruş sırtta kamburluğu, belde de iç çöküklüğü artırır. Erken dönemde kalıcı kambur oluşur.

    >Yerden bir şey alırken öne doğru eğilmeyin, çömelin. Omurganın en çok zorlandığı pozisyonlardan biri, gergin dizlerle öne eğilip yerden bir şey almaktır. En iyisi çömelmektir. Bu durumda omurga düz duracağı için çok daha az zorlanır.

    >Sizin için ağır cisimleri kaldırmayın. Ağır kaldırmak, belin alt bölgesindeki diskleri zorlar. Sık sık bel ağrısından yakınanlar, kesinlikle ağır yük taşımamalıdır. Eğer ağır bir yük taşıma zorunluluğu varsa, eldeki eşya olabildiğince vücuda yaklaştırılarak, hatta dayanarak götürülmelidir.

    >Taşıdığınız ağırlıkları ikiye bölün ve vücudunuza yakın tutun. Bu şekilde omurgaya binen yük eşit dağılacağı için diskler tek yönlü zorlanmayacaktır.

    >Otururken belinizi düz tutun ve sırtınızı bir yere dayayın.

    >Zamanın çoğunu oturarak geçiren insanlar, sürekli masa başında çalışanlar, sürekli araba kullanmak zorunda olanlar için bu önemli. Sürekli masa başında oturmak zorunda olanlar, ayakların altına küçük bir yükselti veya iskemle koysunlar ve kolları da koltuğun yanlarına dayasınlar. Otururken de sık sık pozisyon değiştirsinler.

    >Ayakta dikilirken dizleri gergin tutmayın. Yüksek topuklu ayakkabılar da beli çukurlaştıracağı için omurgayı zorlar. Topukları ve tabanları yumuşak ve alçak topuklu ayakkabı giyilmelidir.

    >Yatarken bacaklar gergin olmasın. Sırtüstü yatarken dizlerin altına konacak küçük bir silindir yastığın büyük yardımı dokunur. Yan yatarken de dizlerin arasına yastık konmalı. Yüzüstü yatış bel ağrısı olanlar için uygun bir pozisyon değildir.

    >Spor yapın, imkanı olanlar için yüzme bel ağrısında yapılabilecek en ideal spordur. (serbest, sırtüstü) Ayrıca hızlı tempolu yürüyüş yapılabilir ve bisiklete binilebilir.

    >Omurga kaslarını düzenli çalıştırın. Bu da düzenli egzersizle olur. Bu egzersizler hiçbir zaman zorlanarak ve sert yapılmamalıdır.

  • Bel kayması (spondilolistezis)

    Omuriliğin içinden geçtiği omurların dizilişinin bozulması, omurların diğer omurların üstüne binmesi ya da sağa ya da sola çıkıntı yapması, buna bağlı olarak etrafındaki sinirleri ve dokular zedelemesi, bel kayması (spondilolistezis) olarak adlandırılır.

    Omurgamız 24 tane omurdan oluşur. Bu omurlardan kalçadan itibaren ilk beşi L1-L5 olarak adlandırılır. Bel kayması bu omurların bulunduğu kısımları etkiler. Bu kayma olayı sonucunda, omurganın içinden geçen omuriliğimiz sıkışır ve her iki bacakta ağrı, uyuşukluk ve yanma gibi şikâyetler meydana gelir. En çok karşılaşılanları, yaşlılıkta görülen yıpranmaya bağlı kaymalar, ameliyat sonrası gelişen kaymalar ve çocukluk çağında omurlardaki doğumsal sorunlara bağlı gelişen kaymalardır. Görülen belirtiler arasında bel ve kalça ağrısı; bacaklarda hissizlik, ağrı, kas gerginliği, güçsüzlük, bel kavisinde artış veya yürümede güçlük sayılabilir. Bu belirtilerde dinlenme ile geçici bir rahatlama olsa da genellikle ayakta durma, yürüme ve diğer hareketlerle ağrılar artar. Bel kayması rahatsızlığının en tipik belirtisi yürürken sık sık durma ihtiyacı hissetmektir. Yürürken birdenbire bacaklarımıza bir ağrı girer ve durmak zorunda kalırız. Biraz dinlendikten sonra tekrar rahatlıkla yürür hale geliriz. Yürürken çok kısa süreler içerisinde durmak belde bir kanal darlığının işaretidir. Kanal darlığı ise genellikle bel kayması ile de oluşan bir rahatsızlıktır. Bunun dışında her iki bacakla uzun süre ayakta durmakla, uzun süreli oturmakla oluşan uyuşukluklar ve yanmalar bel kayması için belirti olabilecek niteliktedir. Geceleri bacaklara sık sık kramp girmesi ve sık sık tutulması yine bel kaymasının bir belirtisi olabilir.

    Bel kaymasının tedavisinde, ağrıların ağır olmadığı veya belli aralıklarla hissedildiği durumlarda ameliyata gerek duyulmaz ağrı kesicilerle, dinlenme tavsiye edilir. Hastanın durumuna göre ilaç ve fizik tedavi ile desteklenir, ağrının şiddetli olduğu durumlarda ya da hastanın ameliyatı reddettiği durumlarda ağrılı omurlar arasına enjeksiyon (epidural kortizon) yapılır o bölgeye ağrı dindiriciler verilir fakat bu işlem hastanın tedavisini sağlamaz sadece geçici bir rahatlama sağlar. Kesin tedavi cerrahidir. Çünkü bel kayması, hastanın bir süre sonra yürümesini tamamen engeller ve kişiyi evine ve yatağa bağlı hale getirebilir, daha da ilerlerse cinsel güç kaybı veya idrar kaçırma gibi istenmeyen sonuçlar olacaktır. Birbiri üzerine kayan omurlar vidalar ile tespit edilir. Konulan kemiklerin kaynaması beklenir. Bu süre yaklaşık 12-18 aydır.