Etiket: Sık

  • Anne ve babalar; uzamış ve düzelmeyen öksürüğe dikkat!

    Anne ve babalar; uzamış ve düzelmeyen öksürüğe dikkat!
    Çocuğum astım mı?

    Kış geldi, enfeksiyonlar arttı, bir de pek çok çocuk kreşe başladı ve düzelmeyen, anne ve babaların kabusu olan sık tekrarlayan ve düzelmeyen öksürükler tekrar başladı. En sık karşılaşılan senaryolardan birisi şöyle; ‟2-4 yaş arası sağlıklı, daha önce ailesi tarafında özenle bakılan ve enfeksiyonlardan sakınılan bir çocuk kreşe veya anaokuluna başlar. Doğal olarak bir üst solunum yolu enfeksiyonu olur, fakat öksürük düzelmez ve uzar. Bir şekilde biraz düzeldikten sonra aile, tamam her şey rayına giriyor diye düşünürken tekrar ateşi yükselir veya tekrar burnu akmaya başlar ve öksürük tekrar artar. Aile tekrar doktora götürür ilaçlar antibiyotikler derken öksürük yine biraz azalır veya düzelir. Aile yine bir ohh çeker, ama kısa süre sonra olay tekrarlar. Bu durum kış boyu devam eder. Bazı çocukların ise nefes yolu ile astım ilaçları (ventolin) kullanması bile gerekebilir. Çocukların bir kısmında ise antibiyotik kullanımı ile burun akıntısı düzelir ama ilaçlar kesilince tekrarlar ve çocuk çok sık antibiyotik kullanmak zorunda kalır”.
    Yukarıda anlatılan hastalık veya durum nedir?
    Bu çocuk astım olabilir mi?
    Bu geçici bir durum mudur?
    Yoksa çocuk bazı internet sitelerinde yazdığı gibi İstanbul bronşiti midir? Bu da neyse,
    Bu sıkıntıyı çeken ve farklı doktorlar tarafından farklı tanılar konulan, farklı tedaviler verilen ve çoğunlukla da tam olarak düzelmeyen bu durum, aile ve çocuk için kış mevsimini bazen kabusa çevirmeye yetmektedir. Bu nedenle bu konu hakkında doğruların ve önemli noktaların aileler tarafından iyi bilinmesi, çocuklarını doğru yere yönlendirmeleri açısından oldukça önemlidir.
    Okul öncesi yaş grubundaki çocuklar daha büyüklere göre daha sık hasta olmaktadırlar. Çünkü immün sistemleri henüz gelişme aşamasındadır ve bazı mikroplarla henüz ilk defa karşılaşmaktadır. Aileler şunu çok iyi anlamalıdır ki 2 yaşına kadar olan çocuklar yılda 6-8 arasında basit üst solunum yolu enfeksiyonu geçirebilmektedirler ve bu enfeksiyonların %80 den fazlası virüsler aracılığı ile olmakta ve antibiyotik tedavisi gerekmemektedir. Yaş arttıkça enfeksiyon sıklığı biraz daha azalmaktadır. Bu geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonları immün sistemin sağlıklı gelişmesi için gereklidir. Fakat ilk 3 yılda virüslerle olan solunum yolu enfeksiyonlarının tekrarlaması astım gelişimi için de en önemli risk faktörlerinden birisidir. Özellikle kreşe veya anaokuluna yeni başlamış çocuklarda enfeksiyon sıklığında artış olduğu çok iyi bilinmektedir. Bu çocuklarda tekrarlayan viral üst solunum yolu enfeksiyonları solunum yolu aşırı duyarlılığını ortaya çıkarmakta olup, bu durum öksürüklerin sık tekrarlamasına, gece öksürüklerine ve bazen de göğüste hırıltıya neden olabilmektedir. Hatta bu çocukların bir kısmında tekrarlayan bronşitler görülmekte olup, bu durum astıma kadar da ilerleyebilmektedir. Yine bu çocuklarda viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının komplikasyonları (sinüzit, orta kulak iltihabı, bronşit veya zatürre gibi) gelişebilmektedir.
    Okul öncesi çocuklarda diğer çocuklardan farklı olarak 6 adet astım çeşidi vardır. Bunların bir kısmı zaman içinde düzelirken, bir kısmı ise gerçek astım olup bulgular ileriki yaşlarda da devam etmektedir. Bu çocukların bir kısmı allerjik olup, bir kısmı ise allerjik değildir. Bu hastaların hepsinde tekrarlayan bronşitler, sık tekrarlayan enfeksiyonlar, sık tekrarlayan veya düzelmeyen öksürük ve hışıltı gibi benzer şikayetler görülmekte olup, bu durumların birbirinden ayrılabilmesi sadece çocuk allerji uzmanları tarafından yapılabilmektedir. Ayrıca astımın bazı tipleri sadece tekrarlayan öksürük atakları ile gidebilmekte, bronşlarda daralma yapmamakta ve bu durum tanının geç konmasına ve yanlış ve gereksiz ilaçların kullanımına neden olabilmektedir.
    Unutmayınız! Tüm dünyada tanı konmuş, tedavisi başlanarak izlem altına alınmış astımlı çocuk sayısından çok daha fazla çocuk tanı konamadan yıllarca gereksiz ve bazen yanlış ilaçlar kullanmak zorunda kalmaktadır. Doğru ayırıcı tanı yapılamaz ve doğru tanı konamazsa, aşırı ve gereksiz antibiyotik kullanımı, hastalığın kronikleşmesi ve komplikasyonların oluşması gibi istenmeyen durumlar gelişebilir.

    Çocuklarda kronik öksürüğün veya sık tekrarlayan öksürüklerin çok sayıda nedeni bulunmaktadır. Pratik hayatta çok sık olarak karşılaşılan ve ne yazık ki tanı ve ayırıcı tanıları tam olarak yapılamayan ve birbirleri ile çok sık karışan bunlar arasında;
    1. Allerjik hastalıklar
    2. Kalıcı veya geçici astım varyantları (çeşitleri)
    3. Öksürükle giden astım
    4. Kreşe veya yuvaya bağlı reaktif hava yolu hastalığı
    5. Evde okula giden bir kardeşinin olması (eve sık enfeksiyon taşınmasına neden olarak)
    6. İyi tedavi edilmemiş sinüzitler, kronik sinüzit, akut tekrarlayan sinüzit
    7. Gastroözefageal reflü hastalığı
    8. Geçici veya hafif immün sistem bozuklukları, sayılabilir.

    Daha nadir olarak, üst ve alt hava yolunun konjenital anormallikleri, bazı genetik akciğer hastalıkları, konjenital kalp hastalıkları ve konjenital immün yetmezlikler neden olabilir.

    Anne ve babalar tarafında çocuklarında aşağıdaki durumların olup olmadığının mutlaka dikkatli bir şekilde gözlemlenmesi gerekmektedir;
    1. Enfeksiyonlar ve öksürük sık tekrarlıyorsa
    2. Öksürük bir türlü tam olarak düzelmiyorsa
    3. Çocuğunuz sık antibiyotik kullanmak zorunda kalıyorsa
    4. Burun akıntısı bir türlü tam olarak düzelmiyorsa
    5. Öksürükler 10 günden uzun sürüyorsa
    6. Hastalık sırasında çocuğunuz gece uykuda öksürüyor veya öksürerek uykudan uyanıyorsa
    7. Hasta olduğunda göğsünde hırıltı veya hışıltı duyuluyorsa
    8. Hareketle veya eforla öksürük artıyorsa
    9. Tozlu ortamlarda nöbet şeklinde öksürükler oluyorsa
    10. Doktor tarafından bronşit veya bronşiyolit tanısı konmuşsa
    11. Annede, babada ve kardeşinde allerji veya astım varsa
    12. Çocuğunuza daha önce kortizonlu ilaç veya nefes yolu ile kullanılan ilaçlar (ventolin) verilmişse
    13. Tekrarlayan öksürükler köpek havlaması şeklindeyse veya çocuğunuz sık larenjit oluyorsa.
    14. Çocuğunuzda ağız kokusu, karın ağrısı, şişkinlik veya geğirme sık oluyorsa
    15. Çocuğunuzun beraberinde atopik (allerjik) egzeması varsa
    16. Çocuğunuz diğer çocuklarda daha fazla terliyorsa

    Çocuğunuzun mutlaka bu konu ile ilgilenen bir çocuk allerji uzmanı tarafından ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmeli ve gerekirse allerji testleri ve bağışıklık testleri yapılarak doğru tanının konması, uygun ilaçların verilerek ileride gelişebilecek istenmeyen durumların önlenmesi, gereksiz antibiyotik tedavisinin önlenmesi ve böylece hem çocuk, hem de ailenin hayat kalitesinin artırılması sağlanmalıdır.

    Yine bu çocuklarda doğru tanı konduktan sonra koruyucu bazı ilaçlar verilerek;
    1. Bağışıklık sistemi güçlendirilebilir
    2. Enfeksiyonların sık tekrarlaması engellenebilir
    3. Hava yollarındaki aşırı duyarlılık düzeltilebilir
    4. Enfeksiyonlar sırasında bulguların göğüse inmesi ve böylece bronşit atakları önlenebilir
    5. Tabi ki istenmeyen durumların ve belki de astımın gelişimi önlenebilir.

    Sonuç olarak; uzamış ve sık tekrarlayan öksürükleri olan çocuklarda bu durumun önemsenmesi, çocukların bazılarında bu durum olabilir diyerek geçiştirilmemeli, ve bir çocuk allerji uzmanından yardım alarak çocuğun ve ailenin normal hayat kalitesinin tekrar düzene sokulması sağlanmalıdır.

  • Bebeklerde emzirme, emzirmede karşılaşılan güçlükler ve süt depolama

    Bebeklerde beslenme

    ANNE SÜTÜNÜN FAYDALARI

    Anne sütü her zaman temizdir, mikropsuzdur.

    Anne sütü daima hazırdır, ekonomiktir.

    Anne sütü bebekle anne arasında sevgi bağı kurulmasını sağlar.

    Anne sütü en doğal ve en taze besindir.

    Anne sütünün sindirimi kolaydır.

    Anne sütünün alerjik özelliği yoktur.

    Bebeği hastalıklara karşı koruyucu bağışıklık maddeleri içerir(ishal, orta kulak enfeksiyonu vb.).

    Annede meme kanseri görülme riskini azaltır.

    NE SIKLIKLA EMZİRİLMELİDİR?

    Bu sorunun cevabı genellikle ” bebeğin istediği sıklıkta” dır.Ancak bu çoğunlukla meme başı çatlaklarına neden olabildiği için
    ilk gün her bir memeyi 5 dakikadan fazla emzirmeyiniz. 2. gün 10 dakika, 3. günden itibaren her bir memeyi 15 dakika veya daha uzun süre,bebek doymuş görünene kadar yada memenin boşaldığı hissedilene kadar emziriniz. Memenin tam boşalması 5-20 dakikadır. Ancak bazı bebekler ilk 2 dakikada memedeki sütün yarısını, 5-6 dakikada % 90’nını boşaltır. Bu nedenle daha uzun emmezse bebeğin aç kaldığını düşünmeyin.Ama unutmayınızki daha uzun emme sütün son kısımlarında bulunan yağların bebekler tarafından alınmasını sağlayacaktır. Meme değiştirmeden önce bebek uyuya kalırsa veya emmeyi erken bırakırsa gazını çıkarın ve beslemeye devam edin; çünkü midesini dolduran süt değil gaz olabilir.

    Bebebekler 2-3 saatte bir olmak üzere günde 8-12 kez beslenmelidir.İlk 3-4 hafta gündüz 2-3 saatten,gece ise 4 saatten daha uzun aç bırakılmamalıdır.

    Beslemek için illada bebeğin ağlamasını beklemeyiniz,2-3 saat geçmiş ise bebek ağlamadan öncede açlık işaretleri verir,daha uyanık bakar, emme hareketleri gösterir.

    Anne 4-6 aya kadar bebeğin normal büyüme ve gelişimini sağlayacak kadar süt üretebilir. Bebekler ilk 3 ayda 750-900, 3-6 ayda 450-600, 6-12 ayda 300-400 gr alır. Eğer 8-12 kez emiyorsa ve aralarda uyuyorsa yeterince besleniyor demektir. Eğer memedeki sütün yeterince boşalmadığı düşünülüyorsa süt pompa yardımıyla sağılıp bebeğe verilmelidir.

    EMZİRİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

    Dışardan bebeğini besleyen bir anne gördüğünüzde her şeyin ne kadar kolay olduğunu düşünürsünüz. Ancak ilk kez bebeği memeye koyduğunuzda hiçbir şeyin kendiliğinden olmadığını fark edeceksiniz…

    Tüm gayretlerinize rağmen bebeği memede tutmayı başaramayabilirsiniz. Emmeye hiç de hevesli olmayabilir. Bebek huysuzlaşır, ağlar, siz de hayal kırıklığı ya da umutsuzluğa kapılma hissi yaşayabilirsiniz. “ anneliğin en kolay ve temel fonksiyonunu bile yerine getiremiyorum, anneliğin diğer şartlarını nasıl sağlayacağım” diye düşünebilirsiniz. Durun! Hemen pes etmeyin. Her şey bitmiş değil ve siz henüz her şeyin başındasınız.

    Emzirme anne olmanın diğer yanları gibi sonradan öğrenilir, iç güdüsel değildir. Kendinize ve bebeğinize zaman tanıyın. Emzirmenin size kolay geleceği günler hiç uzak değil. Sıkıntıya ve umutsuzluğa kapıldığınızda bunu düşünün ve rahatlayın.

    Bir süre sonra emzirmenin, anneliğin en kolay ve tatlı yanı olduğunu anlayacaksınız. Üstelik bebeklerin midesi sandığınız kadar büyük değildir. Onun fazla süte ihtiyacı olduğu dönemde emin olun sizinde yeterli miktarda sütünüz gelmiş olacaktır.

    Memeyi almamasının nedeni erkenden biberon veya yalancı emzik kullanma olabilir. Çünkü yapay meme ile anne memesi farklı ağız ve dil hareketi gerektirir. Bebek, anne memesini emmek daha fazla efor gerektirdiği için biberona yönelebilir. Bu nedenle ilk 3 hafta 1 ay yalancı emzik ve biberon kullanmayınız.

    Bebek uyanık ve ilgili iken besleyin,ancak bunu başaramazsanız bebek uyurkende besleyebilirsiniz. Beslenmeden önce anne ellerini yıkamalıdır, memem başı ve çevresi temiz su ile silinmelidir. Meme başını temizleme de sabun veya alkol kullanmaya gerek yoktur.

    Emzirirken rahat bir yere otururunuz ve sırtınızı bir yere dayayınız. Bebeğin üzerine eğilmek yerine kucağınıza koyacağınız bir yastıkla bebeği meme hizasına getirebilirsiniz.

    Bir elinizle bebeği uygun pozisyonda tutup serbest kalan elinizin son 3 parmağı ile memeyi alttan destekleyiniz. İleri çıkmış meme başını bebeğin ağız köşesine sürerek, bebeğin arama refleksini uyarıp, bebek ağzını açınca memeyi verin. Aranmasını ve ağzını açmasını sağlayana kadar bu hareketi tekrarlayın, bebeği zorlamayın.

    Bebek emzirilirken mümkün olduğunca dik tutulmalıdır. Yatar durumda emzirme bebeğin genzine süt kaçmasına ve daha fazla gaz yutmasına neden olur.

    Bebeğin alt dudağını ve kendi elini emmediğinden emin olun.

    Emzirirken memenin bebeğin burnunu tıkamamasına dikkat edin.

    Emzirmede yalnızca meme başı değil, meme başı çevresindeki koyu renkli bölgeyi de çocuğun ağzına alması sağlanmalıdır.

    Her seansta her iki meme verilmelidir. Her beslenmeye bir önce bıraktığınız memeden başlanmalıdır.

    Bebeği memeden alırken bir parmağınızı hafifçe ağzına sokarak memeyi zedelemeden çıkarın.

    Emzirdikten sonra bebek dik olarak omuza dayandırılıp yuttuğu hava (gaz) çıkartılmalıdır.

    EMZİRMEDE KARŞILAŞILAN GÜÇLÜKLER

    Meme başı çatlaması, ağrılı şiş göğüsler annenin süt vermesini güçleştirir. Bu nedenle gebelik sırasında göğüsler emzirmeye hazırlanmalıdır. Meme başı çökükse gebeliğin 5. ayından itibaren ele masajlar yapılarak meme başını uzatmaya çalışılmalıdır.

    Göğüslerde dolgunluk: genellikle ilk doğumdan sonraki 2-5 gün içinde memelerde rahatsızlık verici bir şişkinlik olabilir. Meme başı ile etrafındaki kahverengi kısmın birleşim yeri sertleşir. Konveks bir durum olur. Bebek memeyi iyi tutamaz ve içinde süt kanalları bulunan kısma baskı yapamaz. Böyle olunca meme başı çatlakları oluşabilir ve meme içi boşalmadığı için süt kesilmesi olabilir.

    ÖNLEMLER:

    Memeler sık aralıklarla ve pozisyon değiştirerek emzirilmelidir.

    Memede biriken süt el yardımıyla veya pompayla boşaltılmalıdır.

    Emzirmeden önce memeye sıcak uygulanması meme boşaltılmasını kolaylaştırır.

    Emzirme aralarında memeye soğuk kompres uygulanması daha fazla dolgunluğu engeller.

    MEME BAŞI ÇATLAKLARI VEYA MEME BAŞINDA AĞRI

    Oldukça sık görülen bir durumdur. Ancak geçicidir. Genellikle doğumdan sonra ikinci veya üçüncü gün görülür.

    ÖNLEMLER

    Bebeği kısa süre fakat sık emzirin.

    Bebeği memeye koyarken ve çekerken dikkatli olun.

    Emzirme sonunda memeleri açık havayla temasta bırakın.

    Beslenme sonunda ince tabaka bir lanolinli pomat kullanın.

    Daha geç başlayan çatlaklarda doktorunuzu arayın, nedeni mantar enfeksiyonu olabilir.

    Emzirirken bebeğin pozisyonunu sık sık değiştirerek memenin aynı kısmına basınç yapmasını engelleyin.

    MASTİT: Ateş, halsizlik, titreme, memede kızarıklık ve hassasiyet ile karakterizedir. Doktorunuzu arayın. Antibiyotik tedavisi gerekir. Doktorunuza ulaşıncaya kadar sıcak kompres yardımcıdır. Memeden iltihap gelmiyorsa emzirmeye devam edin.

    SARILIK: Sıklıkla 3-4 günlerde yeterince süt almayan bebeklerde görülür. Süt salgılanması tam başlayıncaya kadar destekleyici mama verilebilir. Ancak mümkün olduğunca sık sık emzirerek süt gelmesini sağlamaya çalışılmalıdır. Gerçek sütü sarılığı tamamen sağlıklı bebeklerin %2’sinde görülür. Anne sütünde bulunan bir madde bundan sorumludur. Doktorunuzu arayın; çünkü sarılığın bir çok nedeni vardır.

    ANNE SÜTÜNÜN TOPLANIP DEPOLANMASI

    Ellerinizi sabun ve su ile iyice yıkayınız.

    Sağma cihazları sıcak sabunlu suda iyice yıkanmalı, durulanmalı ve açık havada kurutulmalıdır. Bulaşık makinesinde yıkamakta yeterli olacaktır.

    Sütü depolamak için özel olarak üretilmiş saklama kapları kullanınız.

    Eğer sağılmış sütü 24 saat içinde kullanacaksanız dondurmayınız.

    Dondurulmuş süt deep freez de 3-6 ay özelliğini korur,ancak unutmayınızki depolama anne sütündeki yağların parçalanmasına neden olabilir ,bu nedenle her nekadar 3-6 ay diyorsakta siz mümkünse 3 ay saklamayı tercih ediniz.

    Depolama kapları üzerine tarih ve saat koymayı unutmayınız.

    Donmuş süt üzerine yeni sağdığınız sütü eklemeyiniz

    Donmuş sütü buzdolabında veya ılık su dolu bir kap için de bekleterek çözebilirsiniz.

    Çözmek için mikrodalga fırın kullanmayınız ,mikrodalga eşit ısıtma yapmaz ve bazı partiküller az ısınırken bazısı çok aşırı ısınıp yanıklara neden olabilir,ayrıca önemli protein ve vitaminlerin ölmesine yol açabilir.

    Buzdolabında çözülmüş süt 24 saat içinde kullanılmalıdır.

    Çözülmüş sütü tekrar dondurmayınız.

    Çözdükten sonra bebek sütün tamamını bitirmez ise daha sonra beslemek için saklamayınız,atınız.

  • Çocuklar neden tırnaklarını yer, ne yapmalı?

    Çocuklar neden tırnaklarını yer?

    Çocuğunuz birçok nedenle tırnaklarını yiyor olabilir – merak, can sıkıntısı, stres, alışkanlık veya taklit bunlardan bazılarıdır. Tırnak yemek ”gerginlikten gelen alışkanlıklar” arasında en yaygın olanıdır. Bu alışkanlıkların diğer örnekleri başparmağı emmek, burun karıştırmak, saçla oynamak veya saçı çekmek ve diş gıcırdatmak olarak sayılabilir. Aynı zamanda, tırnak yemek yetişkinlikte de devam etmesi en muhtemel alışkanlıktır.

    Büyüme süreci çocuklarda endişeye neden olabilir ve ebeveynler bu gerginlik ve baskınların büyük bir kısmını göremez.

    Çocuğunuz tırnaklarını orta derecede (kendisine zarar vermiyorsa) ve bilinçsizce (örneğin televizyon izlerken) yiyorsa veya tırnaklarını belirli durumlara (örneğin performans değerlendirmeleri ya da sınavlar) tepki olarak yiyorsa, bu alışkanlık stresle başa çıkmak için kullandığı bir yoldur ve endişelenmeye gerek yoktur.

    Çocuğunuz tırnak yemeyi büyük olasılıkla kendi başına bırakacaktır ama tırnak yeme alışkanlığı sizi rahatsız edecek kadar uzun sürerse veya tahammül edemediğini bir alışkanlıksa, çocuğunuza bu alışkanlığı bırakırken basit bazı yöntemlerle yardımcı olabilirsiniz.

    Tırnak yeme konusunda ne yapmalı?

    Çocuğunuzun endişelerine kulak verin. Becoming the Parent You Want to Be adlı kitabın yardımcı yazarı Janis Keyser, “Çocuklar bizi endişelendiren bir şey yaptığında, ilk tepkimiz bu davranışı durdurmaya çalışmak olur ve aslında uzun vadeli amaç da budur,” diyor ve ekliyor: “Ama bu noktaya geçmeden önce, bu davranışın altında yatan nedenlerle başa çıkmanız ve çocuğunuzun hayatında kulak vermeniz gereken bir stres etkeni olup olmadığını düşünmeniz çok önemlidir.”

    Çocuğunuzun endişelenmesine neyin sebep olduğunu az çok tahmin ediyorsanız – yakın zamanda gerçekleşen bir taşınma, ailede boşanma, yeni bir okul veya yaklaşan bir sınav – bu endişeleri çocuğunuzla konuşmak için özel çaba gösterin. Tabii ki çoğu çocukta bunu söylemek kolay, yapmak zordur. Ancak, tırnak yeme alışkanlığı için tamamıyla saçma bir neden ortaya atarsanız (“Ben biliyorum neden tırnaklarını yediğini, dişlerini bilemeye çalışıyorsun!”) çocuğunuz canını aslında neyin sıktığını size bir anda söyleyebilir.

    Çocuğunuzu azarlamayın ve cezalandırmayın. Çocuğunuz tırnak yemeyi gerçekten bırakmak istemiyorsa, büyük olasılıkla bu konuda yapabileceğiniz çok bir şey yoktur. Gerginlikten gelen diğer alışkanlıklarda olduğu gibi, tırnak yeme de genellikle bilinçsizce devam ettirilir.

    Çocuğunuz tırnaklarını yediğinin farkında bile değilse, onu azarlamak ve cezalandırmak hiçbir şekilde işe yaramayacaktır. Yetişkinler dahi alışkanlıklarından kurtulmakta çok zorlanır.

    Alışkanlık sizi gerçekten rahatsız ediyorsa, sınır koyun. “Yemek masasında tırnak yenmeyecek” kuralı, “tabaktan köpeğe yemek vermek yok” kadar mantıklı bir kuraldır.

    Burada en önemli nokta, sadece rahatsızlık veren bir davranışın, kötüleşerek sıkıntılı bir soruna veya duygu yüklü bir duruma dönüşmesini engellemektir. Duyduğunuz rahatsızlığı elinizden geldiğince saklamak ve sonra bir anda patlayıp, “Tırnaklarını yeme artık! Dayanamıyorum!” demek, uzun ve yorucu bir güç savaşının ilk kurşunu olabilir.

    Genel olarak, çocuğunuz kendisine zarar vermiyorsa ve çok da gergin görünmüyorsa, yapabileceğiniz en iyi şey tırnaklarının düzenli olarak kesilmesini sağlamak, ona ellerini sık sık yıkamasını hatırlatmak ve dikkatinizi başka bir yere vermeye çalışmaktır. Çocuğunuza bu alışkanlığı bırakması yapacağınız baskı, gerginliğini arttırmak ve davranışının yoğunlaşmasına neden olmaktan başka bir işe yaramaz.

    Ayrıca, siz ne kadar iyi niyetle hareket ederseniz edin, sizin doğrudan yapacağınız herhangi bir müdahale – tırnaklarına acı oje sürmek gibi – ona bir ceza gibi gelecektir. Alışkanlığını ne kadar az sıkıntıyla bağdaştırırsa, alışkanlığı kendi başına ve hazır olduğunda bırakma ve sizden yardım istemek konusunda kendini rahat hissetme olasılığı o kadar artacaktır.

    Çocuğunuz alışkanlığı bırakmak istediğinde ona yardımcı olun. Çocuğunuzun arkadaşları onunla dalga geçiyorsa, bu alışkanlığı bırakmaya hazır hissedebilir – ve sizin yardımınıza ihtiyaç duyar.

    Öncelikle, onunla arkadaşlarının neden olduğu sıkıntıyı konuşun ve bu durumun ona kendisini nasıl hissettirdiğini anlatmaya teşvik edin. Tırnakları nasıl görünürse görünsün, onu hep seveceğinizi anlatın. Sonra da olası çözümleri tartışın.

    Alışkanlıkları bırakma sürecini anlatın. Konuşmaya başlarken, gerginlikten gelen alışkanlıkların neler olduğunu ve bunların aslında bırakılabileceğini anlatın.

    Sonrasında, çocuğunuzun alışkanlığı bırakma planına ne kadar dâhil olmanız gerektiğine karar verin. Alışkanlığa geri döndüğü anlarda sizden uyarı bekleyecek mi yoksa bu onu rahatsız mı edecek? Çocuklar büyüdükçe, genellikle ebeveynlerin kendilerine daha az müdahale etmesini tercih eder.

    Alışkanlığın farkına varmasına yardımcı olun. Çocuğunuzu tırnaklarını ne zaman ve nerede yediğinin daha çok farkında olmaya teşvik edin. Tırnaklarını tekrar yediği zaman ona bunu hatırlatacak sessiz, gizli bir işarete karar verin – koluna hafifçe dokunabilir veya aranızda belirlediğiniz bir kelimeyi söyleyebilirsiniz.

    Bazı çocuklar, dikkatlerini o anda gerçekleşen alışkanlık davranışına çeken fiziksel işaretleri daha yararlı bulur. Bu seçenek, çocuğunuz tarafından seçildiği sürece işe yarar. Eğer bunu seçen o değilse, ona bir ceza gibi gelir.

    Tırnak yemeyi zorlaştırmak için, parmak uçlarına yara bandı takmayı veya tırnaklarına birkaç kat oje sürmeyi yararlı bulabilir.

    Tırnaklarına acı oje sürmek istiyorsa, bu da tercih edilebilir. Ama ojenin etiketini kontrol etmeyi unutmayın. Bazı ojelerde gözle teması halinde yakıcı etkisi olan Arnavut biberi gibi maddeler kullanılmaktadır.

    Kız çocuklarında, kuaföre gidip manikür yaptırmak da tırnak yeme alışkanlığını bırakmaya yardımcı olabilir.

    Bir alternatif sunun. Tırnak yemek yerine geçecek bir veya daha fazla aktivite önerin. (Örneğin uzun araba yolculuklarında oyun hamuru veya kitap okurken tutabileceği pürüzsüz bir taş verin.) Çocuğunuzun bu alternatif alışkanlığı okula gitmeden veya yatağa yatmadan önce birkaç dakika denemesini sağlayın.

    Buna ek olarak, tırnak yeme isteği geldiğinde kullanabileceği bazı rahatlama teknikleri belirleyin – örneğin, derin nefes alma veya yumrukları sıkıp bırakma.

    Çocuğunuzun yaşı uygunsa, ona tırnak törpüsü kullanmayı öğretin ve komodininin üzerinde veya banyoda bir törpü bulundurun.

    Gerilimini ve enerjisini atması için, ona – mümkünse dışarıda – koşup oynama imkânı sağlayın. Bazı çocuklar, el sanatları ve resim gibi projeleri hem ellerini meşgul tutmak hem de rahatlamak için iyi bir yol olarak görebilir. Başkaları için ise bir müzik enstrümanı çalmak yararlı olabilir.

    Denemekten yılmayın. Farklı kişilerin farklı tekniklerle sonuç aldığını çocuğunuza açıklayın ve ilk tekniğin işe yaramaması halinde, onu çeşitli başka çözümleri denemeye teşvik edin. Genel olarak, çocuğunuz yaş aldıkça, bu süreçte daha çok sorumluluk alabilir.

    Son olarak, alışkanlıkları kırmanın zor olduğunu ve ikinizin aynı tarafa olduğunu ona – ve kendinize – hatırlatmayı unutmayın. İhtiyaç duyuyorsanız sürece ara verin ve alışkanlığı kırmakta ne kadar başarılı veya başarısız olursa olsun çocuğunuzun her zaman şefkat ve ilgi gördüğünden emin olun. Gösterdiğiniz sabır ve kararlılık en sonunda meyvesini verecektir.

    Tırnak yeme konusunda ne zaman endişelenmeli?

    Bazı ender durumlarda, şiddetli tırnak yeme alışkanlığı aşırı endişenin işareti olabilir. Tırnak yeme sonucunda tırnak uçları bereleniyor veya kanıyorsa, endişe verici başka davranışları varsa (örneğin derisiyle oynama veya kirpiklerini veya saçını çekme) veya uyku bozukluğu yaşıyorsa, çocuk doktorunuza danışın.

    Ayrıca, çocuğunuzun tırnak yeme alışkanlığı bir anda ortaya çıkıp, hızlı bir kötüleşme gösteriyorsa da doktorunuza danışın. Bu tür durumlarda, bir uzmana danışmakta yarar vardır.

  • Çocuğunuzun alerjik olduğunu nasıl anlarsınız?

    Baharla birlikte havalar ısınıyor, çiçekler açıyor, parklar, bahçeler yeşilleniyor. Ama, yılın bu güzel zamanı bazıları için ise bir kabus! Evet, alerjisi olanlardan bahsediyoruz. Bu yazıda çağın hastalığı olarak adlandırabileceğimiz alerji hakkında merak edilenlere değineceğiz.

    Alerji, vücudun normalde zararsız olan bir maddeye karşı gösterdiği anormal bir tepkidir. Çocuk, alerjik olduğu maddeyle karşılaşınca aksırık, öksürük, burun akması gibi belirtiler ortaya çıkar.

    En sık görülen alerji etkenleri toz özellikle ev tozu, ağaç ve çayır polenleri, küf, sigara dumanı, hayvan kıl ve salyası, temizlik malzemesi ve kozmetik gibi kimyasal maddeler, gıdalar, ilaçlar ve böcek sokmalarıdır. Bir maddeye alerjik olan bir kişi başka maddelere de alerjik olabilir.

    Eğer çocuğunuz, her yıl aynı zamanlarda benzer bir tabloyla hastalanıyor, aksırık/öksürükten kurtulamıyorsa mevsimsel bir alerjisi olabilir.

    Aşağıda sıralayacağımız maddeler, çocuğun yakınmalarının allerjik olabileceğini düşündürür.

    EĞER

    Anne babada alerjik ekzema, saman nezlesi, astım gibi allerjik hastalıklar varsa

    Çocuk sesli nefes alıp veriyorsa

    Gece çok öksürüyor, gündüz iyi görünüyorsa

    Sık sık solunum yolu enfeksiyonu geçiriyorsa

    Günlük yaşamda arkadaşlarından çabuk yoruluyorsa

    Bebekliğinde besin allerjisi geçirdiyse veya yanakları kuru, kaşıntılı, kızarık olduysa

    Uzun süren geniz akıntısı oluyorsa

    Sık sık burun akıyor, tıkanıyor veya kaşınıyorsa

    Gözler altında koyu renk halkalar varsa

    Gözler sulanıp kaşınıyorsa

    Sık kulak enfeksiyonu geçiriyorsa yakınmaları alerjik olabilir. Bu belirtiler hakkında doktorunuza danışmalı, belki de allerji yönünden ayrıntılı bir incelemeden geçmesini sağlamalısınız.

  • Özel Öğrenme Güçlüğü, Disleksi

    Özel Öğrenme Güçlüğü, Disleksi

    Özel Öğrenme Güçlüğü, Disleksi

    Özel öğrenme güçlüğü, Disleksi: herhangi bir çocuğu zekasının normalin üstün de ya da normal olmasına rağmen okuma, yazma , konuşma, dinleme ve matematik alanlarının en az birinde beklenenden düşük performans göstermesidir. Düşük zeka seviyesine sahip kişilerdeki performans düşüklüğü bu gruba girmez. Çünkü bura toplam başarıda bir düşüş vardır. Ayrıca çocuğun bu tanıyı alabilmesi için yaşına uygun eğitim almış olması gerekir. Yani akranlarının rahatlıkla gerçekleştirebildiği bir performansı kendisini yapamamasıdır.

    Özel öğrenme güçlüğü, Disleksi

    Özel öğrenme güçlüğü, Disleksi çeşitleri nelerdir?

    • Okuma Güçlüğü: diğer çocuklar gibi düzgün akıcı, anlaşılır okuyamazlar. Takılırlar,harf atlarlar, harflerin yerlerini değiştirirler, hızlı, akıcı okuyamazlar, hecelerler, ses uyumunda bozukluklar ortaya çıkar.
    • Yazma Güçlüğü.: okuma alanında ortaya çıkan sorunlar yazma alanında da kendisini gösterir. Yazıları yazım hatalarıyla doludur. Harfleri yanlış yazma, ters yazma, rakamları ters yazma, okunaksız yazma, kelimeler arasında boşluk bırakmama, kelimeyi bütün halinde değilde hecelere bölerek yazma, birbirlerine benzeyen harfleri karıştırma m-n,ı-i,d-t,b-m gibi harfleri birbirlerin yerine kullanma çok sık olarak gözlenen yazım yanlışlarıdır.
    • Aritmetik Bozukluğu: matematik alanında yaşanan güçlüktür. Matematikle ilgili kavramları anlamada zorluktur. Terimler, semboller zor anlaşılır. Bunlar kullanılırken hatalar yapılır. Matematik ile ilgili hesaplamalar yaparken sık hata yapılır.
    • Öğrenme Bozukluğu: zekasına ve yaşına uygun olarak kolay öğrenemez ya da öğrendikleri kalıcı olamaz.
    • Anlama Yetersizliği:

    Özel öğrenme güçlüğü, Disleksi çeşitleri nasıl oluşur, nasıl fark edilir?

    Genetik faktörler, norolojik faktörler, beyin hasarları bu bozukluğa yol açabilir.

    Gelişim geriliği gösterirler. Motor devinimsel hareketlerde gecikme vardır. Konuşma gelişimi yavaş ya da geridir. Sözcük ve cümleleri doğru kullanamazlar. Kelime dağarcığı sınırlıdır. Ayakkabılarını ters giyme, ayakkabılarını bağlamada zorluklar sık görülür. Soyut kavramları öğrenmede sorun yaşarlar. Renkleri zor öğrenmek gibi. Yön tayini sorunu vardır. Sağ ve sollarını sık karıştırırlar. Zık kavramlar karıştırılır.

    Okul hayatlarında başarıları düşüktür. Özellikle yazılı performansları sözel performanslarına göre daha düşüktür.

    Nasıl Tedavi Edilmelidir?

    Özel öğrenme güçlüğü, Disleksi, bir çok çocukta tek başına görülmez. Ek bazı problemler de görülür. İşitsel ve görsel dikkat eksikliği, hiperaktivite gibi bozukluklarla birlikte görülme sıkılığı çok yüksektir.

    Ancak temel destek özel eğitimdir. Bu çocukların eksikliklerinin iyi belirlenip, eksik alana yönelik eğitim planlaması gerekir. eksikliklerin yanında güçlü performans gösterdikleri ya da gösterebilecekleri alanlar belirlenmeli , bu alanlar vurgulanmalı ve teşvik edilmelidir.Özel eğitimsüreci de kolay değildir.motivasyon en önemli unsurların başında gelmektedir. Bu öğrenciler de değişimin kalıcı olması hemen olmamaktadır. Sabırla uzun süre çalışmak gerekir. Başarı adım adım çalışarak zamanla gelmektedir. Bunun için psikiyatrist, psikolog,öğrenci,özel eğitim öğretmeni, ailenin sabırlı işbirliği gerekir.

  • Çocuklarda inek sütü alerjisi

    İnek sütü alerjisini en kısa şekilde şu şekilde tanımlayabiliriz;
    Çocuğun ya da bebeğin inek sütü veya inek sütü çeren bir gıda alımından sonra bir veya birden fazla süt proteinine karşı immünolojik reaksiyon sonucu çocukta dudak etrafında kızarıklık, yüzde kızarıklık, vücutta kızarıklık ve kaşıntı gibi ciltte belirtilerin görülmesi, kakada kan görülmesi, egzama gibi alerjik belirtilerin ortaya çıkmasına inek sütü proteini alerjisi denir.

    İnek Sütü Alerjisinin Türleri
    Üç tiptir. Tip 1, tip 2 ve tip 1 ile tip 2’nin birlikte olduğu mikst tip olmak üzere 3 türdür. Tip 1 ciddi alerjik reaksiyonlara neden olabilir ve genellikle ilk 2 saatte belirtiler görülebilir. Tip 2 ve mikst tip ise 2 saatten daha sonra belirtiler görülür ve düzelme şansı genellikle daha yüksektir.

    İnek Sütü Alerjisi Görülme Sıklığı
    Çocuklarda inek sütüne alerji sıklıkla 1 yaşından önce başlar ve ekseriyetle 3 yaşında son bulur. İnek sütü proteinine reaksiyon sıklığı %5-15 arasında görülmektedir. Bu reaksiyonların çoğu alerji değildir. Çocuklarda inek sütü proteinine alerji ise %2-6 arasında görülmektedir.

    Bebeğin ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesi çok önemlidir.
    İlk 6 ay sadece anne sütü alanlarda inek sütü alerjisi bin çocuktan beşinde görülmektedir. Yani anne sütü ile bebeğin beslenmesi inek sütü alerjsi gelişmesine karşı koruyucudur.

    İnek Sütü Alerjisinin Önemi
    İnek sütüne proteinine alerji gelişen bebeklerin inek sütü içeren bir gıda alması ile ciddi alerjik reaksiyonlar görülebilmektedir. Ciddi alerjisi olan çocuklarda alerjik şok dediğimiz hayatı tehtit eden bir durumla karşı karşıya kalabiliriz. Ayrıca iyi bir diyet düzenlenmediği takdirde büyümede durma ve yetersizlikle sonuçlanabilmektedir. Bu nedenle inek sütü proteini alerjisi önemsenmelidir.

    İnek sütü alerjisi belirtileri
    İnek sütü alımından hemen sonra veya ilk 2 saatte ciltte kızarıklık, kaşıntı, akciğerde hırıltı, öksürük, anjioödem ve alerjik şok belirtileri görülebilir. İnek sütü almından 2 saatten daha sonra veya birkaç gün içinde görülebilen belirtiler ise kakada kan görülmesi, kabızlık, reflü, egzama (atopik dermatit), 3 saatten daha uzun süren gaz ağrısı, akciğerde pulmoner hemosiderozis dediğimiz akciğerde kanamalar, barsak ve midede alerjik reaksiyonlar şeklinde belirti gösterebilir.

    Aşağıdaki videoda Uzm. Dr. Anıl Yeşildal, çalışan annelerin bebeklerine nasıl süt verebileceğini anlatıyor.

    Sonuçta şu durumlarda inek sütü proteini alerjisinden şüphelenmek gerekir:

    -İnek sütü veya mama alımından sonra;
    -Dudak etrafında kızarıklık, vücutta kızarıklıklar, dilde ve dudakta şişme
    -Sık öksürük ve hırıltı
    -Nefes sıkışması ve kendinden geçme gibi alerjik şok belirtileri
    -Egzama
    -Kakada kan görülmesi
    -Tedaviye cevap vermeyen kabızlık
    -Nedeni bilinmeyen sık sık kusma
    -Gaz ağrısı günde 3 saatten daha uzun sürüyor ve 3 haftadan daha uzun görülüyorsa akla inek sütü alerjisi gelmeli ve çocuk alerji uzmanı ile temasa geçilmelidir.

    İnek Sütü Alerjisi Nedeni
    İnek sütündeki proteinlere karşı vücudun alerjik reaksiyon vermesiyle olur. İnek sütü içinde kazein ve Whey proteinlerine karşı alerjik reaksiyon gelişir. Alerjik hastalıklarda genetik çok önemlidir. Anne ve babasında alerjik hastalık olan çocuklarda inek sütü alerjisi riski de yüksektir. Ailede astım, alerjik nezle, egzama, besin alerjisi gibi alerjik hastalık olan bebeklerde inek sütü alerjisi gelişme riski daha yüksektir.

    İnek sütü alerjisi teşhisi
    İnek sütü alerjisi belirtileri olan bebek ve çocuklar çocuk alerji uzmanlarınca incelenir. İnek sütü alerjisi düşünülüyorsa ciltten alerji testi yapılır. Gerekirse kandan da inek sütü alerjisine ve diğer sık alerjiye neden olan gıdalara bakılır. Bu testler sonucunda çıkan alerjinin derecesine göre hareket edilir. Bu nedenle alerji testinin çocuk alerji uzmanı veya gözetiminde, doğru teknikle ve metotla yapılması çok önemlidir. Alerji derecesine göre yükleme testi yapılıp yapılmayacağı kararı verilir. Deneyimsiz kişilerce test yapılması çok ciddi istenmeyen sonuçlara neden olabilir. Sadece test sonuçlarına göre diyet verilmesi ise son derece sakıncalıdır. Gereksiz diyete ve bunun sonucunda da çocuğun büyümesinde ve gelişmesinde bozulmaya neden olabilir. Sonuç olarak teşhis ayrıntılı öykü, alerji testleri, eliminasyon diyeti ve gerekli durumlarda yükleme testi ile konur. Kesin teşhis konulmasında deneyim ve uzmanlaşma çok önemlidir. Sadece kan testleri ile inek sütü alerjisi teşhisi konulmaz.

    İnek sütü alerjisi tedavisi
    İnek sütü alerjisi tedavisinde diyet, ilaç tedavisi ve oral dezentizasyon olarak 3 şekilde tedavi vardır.

    İnek sütü alerjisinde diyet
    Diyet tedavinin en önemli parçasıdır. Öncelikle inek sütü proteini içeren gıdalar tüketilmemelidir. İnek sütüne çapraz reaksiyon gösteren gıdaların da verilmemesi önemlidir.

    İnek sütü alerjisinde Oral immünoterapi (Aşı tedavisi),hastaları desensitize (besine alıştırma) etmek ve kalıcı tolerans (inek sütü alerjisinin düzelmesi) geliştirmek amacı ile küçük dozlardan başlayarak düzenli olarak artan dozlarda inek sütü alerjenlerinin alerjenlerinin ağızdan verilmesidir.
    Henüz standart bir protokolü olmadığı için deneme aşamasındadır. Başarılı sonuçlar bildirilmektedir. Ancak tedavi sırasında uyum sorunu olanlarda ciddi reaksiyonlar görülebilmektedir.
    Bu tedavi 3 yaşından sonra uygulanabilmekle birlikte genellikle 5 yaşından sonra tavsiye edilmektedir. Çünkü inek sütü alerjisinin 5 yaşına kadar kendi kendine düzelme şansı yüksektir.

    İnek sütü alerjisinde ilaç tedavisi
    İnek sütü alerjisinde ilaç tedavisi yoktur. İnek sütü alerjisine bağlı kaşıntı olan çocuklarda kaşıntıya yönelik ilaçlar ve cildi düzeltici kremler ve nemlendiriciler kullanılabilir. Nefes sıkışması ve hırıltı olanlarda nefes açıcı ilaçlar kullanılabilir. Ciddi alerjik reaksiyonlarda (alerjik şokta) epinefrin (adrenalin) oto-enjektör uygulanabilir.

    İnek Sütü Alerjisi Hakkında En Çok Sorulan Sorular

    1- Ciltten alerji testi kaç yaşında yapılabilir?
    Ciltten test 2 aylıktan itibaren yapılabilir. Çocuğun canını çok acıtmadığı için sorun oluşturmaz. Ancak bu testin çocuk alerji uzmanınca veya denetiminde yapılması önemlidir.

    2- Alerji testi kandan mı ciltten mi yapılmalıdır?
    Ciltten yapılan alerji testleri daha doğru sonuç vermesi ve bir çok gıdaya aynı anda bakılabilmesi ve 15-20 dakikada sonuç vermesinden dolayı daha değerlidir. Kandan yapılan testler şüpheli vakalarda cilt testiyle birlikte yapılabilir. Tek başına kandan yapılan test tekniğe ve cihazın kalitesine bağlı değişebilmesinden dolayı genellikle tevsiye edilmez. Ancak alerji testi yöntemi konusunda bilgi sahibi olan çocuk alerji uzmanlarınca tercih edilebilir.

    3- Anne sütü ile beslenen bebekler nasıl beslenmelidir?
    İnek sütü proteini anne sütüne geçer. Bu nedenle annenin de inek sütü proteini içeren ve çapraz reaksiyon yapan gıdalardan diyet yapması gerekir. Ancak anne diyeti bozduğunda çocukta sorun olmuyorsa annenin diyet yapmasına gerek olmayabilir.

    4- İnek sütü alerjisi olan bebekler nasıl beslenmelidir?
    İnek sütü alerjisi olan bebeklerin ek mama ihtiyacı olursa inek sütü proteini içermeyen mamalarla beslenmesi gerekir. Ancak bu mamalar verilmeden önce mutlaka kesin teşhis konulması çok önemlidir. Normal mamalar da inek sütü proteini içerdiği için verilmemelidir. İnek sütü protein içeren bir gıdayı diline bile sürmesi ciddi sonuçlara neden olabilir. Onun için çok dikkatli olunmalıdır.

    5- İnek sütü yerine keçi sütü verebilir miyim?
    İnek sütü alerjisi olan çocuklar diğer hayvan sütlerine de genellikle alerjiktir. İnek sütüne alerji olan çocukların %80’ninde keçi sütü alerjisi de vardır.

    İnek sütü alerjisi teşhisi konumuş bir çocuğa keçi sütü veriliyor ve bir sorun olmuyorsa büyük bir ihtimalle inek sütü alerjisi teşhisinde sorun vardır.

    Keçi sütü besin değeri düşük olduğu için uzun süre boşu boşuna keçi sütü vermiş olabilirsiniz. Bu da çocuğun beslenmesini kötü yönde etkliyebilir. Bu nedenle inek sütü alerjisinde keçi sütü verilmişse bu teşhisin teyit edilmesi için çocuk alerji uzmanına gidilmesi gerekir. Gerçek inek sütü alerjisinde kesinlikle keçi sütü tercih edilmez.

    6- Epinefrin (Adrenalin) oto-enjektör nasıl kullanılır?
    İnek sütü alerjsi olan çocukların aileleri yanlarında epinefrin oto-enjektör bulundurmalıdır.
    Yanlışlıkla inek sütü alerjisi olan bir çocuk inek sütü almış ve ciddi alerjik reaksiyon gelişmişse (Vücutta kızarıklık, kaşıntı, nefes sıkışması gibi) adrenalin yapılması çok önemlidir.
    Çocuğun bacağının sağ tarafından ve dizden 4-5 parmak yukarıdan uygulanmalıdır. Bu oto-enjektörlerin özelliği enjektörün arka kapağı çıkarıldıktan sonra bacağın sağ yanında 90 derece açıyla basınç uygulanır 10 saniye tutulursa enjektör kendi kendine enjekte etmektedir.
    Bu ilaç Türkiye’de olmadığından yurtdışından getirtilmelidir. Bunun için Eczacılar odası ile temasa geçilebilir.

    7- İnek sütü alerjisi düzelir mi?
    İnek sütü alerjisinin düzelmesi birlikte astım ve alerjik nezlenin olup olmamasına, teşhis konulan yaşa, başka gıdalara alerji olup olmamasına ve alerjinin şiddetine gore değişebilmektedir. Genellikle hafifi inek sütü alerjileri 1 yaşına kadar düzelir. 1 yaşına kadar düzelme %45-55, 2 yaşına kadar %60-70, 3 yaşına kadar %80-90 ve 5 yaşına kadar %90 düzelme görülür. Bu oranlar çeşitli çalışmalarda farklılık gösterebilmektedir.

    8- İnek sütü alerjisine hangi doktor bakmalıdır?
    İnek sütü alerjisi teşhis, tedavi ve izleminde özel eğitim alan uzmanlar Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlarından Çocuk Alerji üst ihtisası yapıp çocuk alerji uzmanı olan uzmanlardır.

  • Çocuklarda bahar alerjisi

    Bahar Alerjisi Hakkında

    Kış mevsiminin bitmesiyle birlikte Mart ve Nisan aylarında baharın güzel günleri bizleri bekliyor. Bahar ayı hepimizin sevdiği aylar olmakla birlikte dikkat etmemiz gerekenler vardır. Bahar aylarında sıklıkla bahar yorgunluğu, grip, soğuk algınlığı, ishal gibi hastalıklar yanında alerjik hastalıkların belirtileri de kendini göstermektedir. Allerjik hastalıklardan ise alerjik nezle, göz allerjisi ve astım bahar ayının en önemli hastalıklarıdır.

    Bahar alerjisi nedir?
    Bahar ayları olan mart, nisan ve mayısta polenlerin havaya yayılmasıyla birlikte burun kaşınması, hapşırma, nezle, burun tıkanması, gözlerde sulanma, kaşınma gibi alerjik nezle, göz alerjisi belirtilerinin görülmesine bahar.alerjisi denir.

    Bahar aylarında ayrıca sık sık öksürük, nefes sıkışması gibi astım belirtileri de görülebilmektedir. Çocuklarda genellikle alerjik nezle astımla birlite görülür.

    Bahar alerjisine polen alerjisi olarak da bilinmektedir. Çünkü bahar alerjisinin asıl nedeni polenlerin olması nedeniyledir.

    Bahar alerjisinin belirtileri nelerdir?
    Bahar alerjisi alerjik nezle, göz alerjisi ve astıma neden olabilfiği için bu hastalıkların belirtilerinin bahar aylarında görülmesiyle kendini göstermektedir.

    Bahar alerjisi bahar aylarında sık nezle, burun tıkanması, peşpeşe hapşırma, burunda kaşınma, damakta kaşıntı, kulakta kaşıntı, sık burun kanaması gibi alerjik nezle belirtileri, gözlerde sulanma, kaşınma gibi göz alerjisi belirtileri, sık öksürük, nefes sıkışması gibi astım belirtileri bahar alerjisinin en önemli belirtileridir.

    Bu belirtiler özellikle bahar aylarında oluyorsa bahar alerjisi mutlaka akla gelmelidir.

    Bahar alerjisi olan çocuklar kokulara çok hassastır. Bahar alerjisi gözde, burunda ve akciğerde hasarlar oluşturmaktadır. Bu nedenle burun, göz ve akciğerler aşırı hassastır. Kokulara da aşırı hassas olurlar. Bahar alerjisi olan çocuklar kokulara aşırı hassas oldukları için çamaşırların parfümsüz detarjanla yıkanması ve ev temizliğinde kokusun ürünlerin kullanılması önemlidir.

    Bahar alerjisi yorgunluk yapar ve okul başarısını etkiler. Bahar alerjisi olan çocukların genellikle burunları tıkalı olduğu için uyku kaliteleri de bozulur. İyi bir uyku alamayan çocuklar ise gün boyu kendilerini yorgun ve halsiz hisseder. Bu da okul başarısını ciddi bir şekilde etkilemektedir.

    Bahar alerjisi belirtileri ne zaman başlar?

    Bahar alerjisi belirtileri Mart ayında başlar. Mar ayında ilk ortaya çıkan polenler ağaç polenleridir. Nisan Mayıs ayında ise ot polenleri kendini gösterir. Temmuz ayından ekim ayına kadar ise yabani ot polenleri kendini gösterir. Hangi polenin alerji yaptığının öğrenilmesi ne zaman önlem alınacağının öğrenilmesi açısından çok önemlidir.

    Çiçek açan bitkiler mi yoksa çiçeksiz bitkiler mi daha çok polen yayar?
    Bitkiler üremek için polen yayar. Çiçekli bitkilerin polenleri böcekler tarafından taşındığı için havada daha az bulunur. Bu sebepten polen allerjisine daha az neden olmaktadır. Çiçeksiz bitkilerin polenleşmesi ise rüzgarla olmaktadır. Bu sebepten polen mevsiminde havada çok fazla miktarda polen bulunmaktadır.

    Bahar alerjisi teşhisi nasıl konulur?
    Bahar alerjisi belirtileri gösteren çocuklar “çocuk allerji uzmanları” tarafından dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Teşhis koymak için bazı testler yapılmaktadır. Bu testlerden en önemlisi ciltten yapılan allerji testleridir.

    Alerji testleri bize teşhis koydurmada çok fazla katkı sağlamaktadır. Bu teste gore teşhis konulacak, bu teste gore tedavi planlanacaktır. Belki de bu teste gore immunoterapi dediğimiz aşı tedavisi yapılacak.

    Çocuklar yetişkinlerin minyatürü değildir. Bu sebepten çocuklarda yapılacak test ve teknik de değişmektedir. Doğru teknikle, doğru alerjenlerle yapılacak test çok önemlidir. Ayrıca çapraz reaksiyonları da değerlendirebilecek düzeyde eğitim almış olmak gerekmektedir. Tek başına allerji testleri teşhis koydurmamaktadır. Alerji uzmanları tarafında çocuktaki belirtiler ile allerji test sonuçları arasında değerlendirme yapılarak kesin teşhis konulmalıdır.

    Alerji testlerini kandan yaptırılabilir mi?
    Kandan allerji testleri çok doğru sonuç vermeyebilir. Ayrıca kandan yapılan testler çok pahalıdır. Bu sebepten en doğru sonucu ciltten yapılan allerji testleri verdiği için kan yerine ciltten yapılan allerji testleri tercih edlmektedir. Sadece ciltte problemi olan veya cilt testlerini etkileyen ilaç kullanan çocuklarda bu testi kandan yapmaya tercih etmekteyiz.

    Alerji testleri kaç yaşında yapılır?
    Allerji testleri yenidoğan döneminden itibaren yapılabilmekle birlikte polen allerjisi için alerji testi genellikle 2 yaşından sonra tercih edilmektedir. Bunun sebebi alerji gelişebilmesi için en az iki polen mevsimi ile karşı karşıya kalmak gerektiği içindir.

    Bahar alerjisi teşhisi neden önemlidir?
    Bahar alerjisi sık sinüzit, geniz eti büyümesi, sık kulak iltihabı gibi sonuçlara neden olabilir. Okul performansını çok etkiler. Allerjik nezleli her beş çocuktan birisi ilerde astıma ilerleyebilir. Bu sebepten teşhis önemlidir.

    Bahar alerjisinin tedavisi?
    Doğru teşhis konulduktan sonra bazı ilaçlarla tedavi edilebilir. Tedavi başarısı %100’e yakındır.
    Bahar alerjisi tedavisinde korunma, ilaç tedavisi ve aşı tedavisi uygulanmaktadır.

    Bahar ayalarında polenlerden korunmak için ne gibi önlemler alınmalıdır?

    Allerjik nezle, astım gibi polenlerin neden olduğu bir alerjik hastalığı olan çocuklar bazı önlemler almalıdır. Örneğin evden çıkarken mutlaka güneş gözlüğü takılarak polenlere temas önlenmelidir. Ağız yerine burundan nefes alıp verilerek burnun filtre görevi yerine getirilmelidir. Polenlerin yoğun olduğu günlerde dışarıda fazla dolaşılmamalıdır. Dışarıda kalındığı sürece her fırsatta yüzler ve burunlar suyla yıkanarak polenlerden temizlenilmelidir. Dışarıda vakit geçirilmişse eve gelince kıyafetler değiştirilip duş alınmalıdır. Polenler kıyafetlerimize de yapışmaktadır.

    Bahar alerjisi tedavisinde aşı tedavisi etkili midir?
    Aşı tedavisi dediğimiz immunoterapi tedavisinin başarısı çok yüksektir. Bu tedavi ile ilaç kullanım ihtiyacı azalacak, astım hastalığına ilerlemesi engellenecektir. Aşı tedavisinde cilt altına enjeksiyon ve dil altı damla şeklinde metotlar vardır. Her iki yöntem de hastalığın ciddiyeti, alerjen tipine göre seçilirse başarılı sonuçlar sağlamaktadır. Ancak çocuklarda aşı tedavisinin hangi alerjenden oluşması gerektiği ve hangi dozlarda uygulanması gerektiği sadece ve sadece çocuk alerjisi uzmanlarınca yapılmalıdır. Aksi takdirde tedavinin başarısız olmasına ve hatta çok ciddi yan tesirlerle karşı karşıya kalınabilir.

    Bahar alerjisinde aşı tedavisi kimlere yapılır?
    Polen alerjisi nedeniyle astım ve alerjik nezle gelişen çocuklara yapılması tavsiye edilir. Öncelikle bahar ayında sık hapşıran, sık gözleri kaşınan, burnu tıkanan, öksürük, nefes sıkışması gibi astım ve alerjik nezle belirtileri olan çocuklara ciltten alerji testi yapılır ve test sonucuna göre ve çocuğun çıkan alerjiden etkilenip etkilenmediğine göre karar verilir. Cilt testinde polen alerjisi saptanmış ve bahar ayında da şikayetler artıyorsa aşı yapılması gündeme gelebilir. Çocuklara aşı tedavisi gerekliliği ve nasıl yapılacağı konusunda tek yetkili uzmanlar çocuk alerji uzmanlarıdır.

    Aşı tedavisine kaç yaşında başlanabilir?
    Dilaltı aşılar 3 yaşından sonra başlanırken cilt altı enjeksiyon şeklindeki aşılar 5 yaşından sonra başlanabilir.

    Aşı tedavisi kaç türdür?
    Aşı tedavisi üç türdür. Dilaltı damla, tablet ve cilt altına enjeksiyon formları vardır. Cilt altı aşılar da iki türdür. Yıl boyu yapılan ve mevsim öncesi olmak üzere iki türdür. Hangi aşının hangi çocuğa yapılacağını sadece çocuk alerji uzmanları karar vermektedir.

    En sık yapılan yanlışlar nelerdir?

    Tek başına allerji testleri tanı koydurmadığı gibi eğitim almamış hekimlerce yapılan testlerle teşhisi konulmaya çalışılması da çok yanlıştır. Allerji testleri doğru teknikle yapılmalı, allerji uzmanlarınca yorumlanmalı ve doğru teşhisi konulmalıdır.

    Önemli notlar

    Bahar ayında astım, allerjik nezle ve göz allerjisi belirtileri oluyorsa incelenmelidir.

    Allerji testleri doğumdan 18 yaşına kadar olan çocuklarda çocuk allerji uzmanlarınca yapılmalıdır.

    Polen mevsiminde polenlerin yoğun olduğu saatlerde dışarıda olmamaya gayret gösterilmeli, ağız yerine burundan nefes alıp verilmelidir.

    Polen mevsiminde polen allerjisi olanlar veya ailesinde allerjik hastalığı yoğun olanlar otomobillerinin polen filtresin değiştirmeli, hepa filtreli klimalar kullanılması uygundur.

    Gözlerin polenerden korunması için bahar aylarında güneş gözlüğü veya normal gözlük kullanılmalıdır. Akşamları eve gelince mutlaka kıyafetler değiştirilmeli ve duş alınmalıdır. Evden işe gidilince yüz yıkanıp ağız ve burun su le gargara edilerek polenler uzaklaştırılmalıdır.

    Bol su ve meyva suyu içmek çocukların daha zinde olmasını sağlayacaktır.

    Bahar ayında çocuklarınızda alerjik hastalıkların belirtileri görülüyorsa mutlaka bir çocuk alerji uzmanına başvurun. Erken teşhis çok önemlidir. Bahar ayının verdiği ipuçlarını değerlendirmek gerekir.

  • Alerjik astım

    Alerjik Astım Nedir?
    Astım, hava yollarında çeşitli nedenlerle oluşan hasarlanma sonucu meydana gelen hassasiyet ile sık sık öksürük, hırıltı, nefes daralması gibi şikayetlerinin görülmesidir. Astım hastalığınaalerjik bronşit veya spastik bronşit de denilmektedir.

    Çocuklarda Astım Sıklığı
    Bilimsel araştırmaların bize vermiş olduğu sonuçlara göre ; astımın çocuklarda görülme sıklığı %10-20 civarındadır. İstanbul genelinde ise her 7 çocuktan birinde astım vardır.

    Aşağıdaki belirtilerden herhangi biri çocuğunuzda mevcutsa astım hastalığında şüphelenilmelidir:

    Çocuğunuzun göğsünde özellikle nefes verme sırasında hırıltı (hışıltı) sesi duyulması

    Sık sık öksürük olması, öksürüğün özellikle geceleri artması ve şiddetli öksürükten dolayı uykudan uyanma

    Tekrarlayan hırıltı (hışıltı)

    Sık sık ve tekrarlayan nefes sıkışması

    Öksürüklerin özellikle bazı mevsimlerde artış göstermesi

    Hareketin artması halinde (egzersiz, oyun oynama, koşma gibi) veya terlediği zaman öksürük ve hırıltının artış göstermesi

    Sık sık gribal enfeksiyon sonrası öksürük ve nefes sıkışmalarının olması ve bu şikayetlerin 2 haftadan uzun sürmesi

    Sigara, deterjan, boya gibi kimyasal madde kokularına karşı aşırı hassasiyet

    Çocukta egzema, alerjik nezle görülmesi

    Ailede veya akrabalarda astım, alerjik nezle, egzema, gıda alerjisi, ilaç alerjisi gibi alerjik hastalıkların olması (alerjik hastalıklar genellikle genetik olarak ortaya çıkar ve ailenin diğer bireylerinde de görülebilir.)

    Öksürük, nefes darlığı gibi belirtilerin ventolin, bricanyl gibi nefes açıcı sprey veya nebul tedavileri ile rahatlaması

    Astımda Görülen Öksürüğün Diğerlerinden Farkı

    Öksürük özellikle uyuduktan 1-2 saat sonra veya sabaha doğru olur,

    Öksürük veya hışıltı nedeniyle gece uyanma olur,

    Oyun oynadıktan veya egzersiz yaptıktan sonra öksürük artar, çok fazla gülmek ve çok fazla ağlamak öksürüğü şiddetlendirir.

    Öksürük inatçı olup, balgam çok zor sökülür.

    Astım Teşhisi
    Astım belirtileri olan çocukların “Çocuk Alerjisi” uzmanlarınca değerlendirilmesi şiddetle önemlidir.
    Çocuk alerji uzmanının muayenesinin ardından eğer astım düşünülüyorsa gerekli testlerin yapılması gerekir. Çocuklarda astım %80-90 alerjik olduğu için ciltten alerji testi yapılması oldukça ehemmiyetlidir. 6 yaşından büyük çocuklarda solunum fonksiyon testleri yapılır. Verilen nefeste NO testi yapılabilir. Gerekli olan durumlarda kan testleri ve ter testi yapılır ve bu sonuçlara göre çocukta astım olup olmadığına karar verilir.

    Alerji testleri alerjik hastalığın ne olduğuna göre farklılık göstermektedir.
    Cilt alerjileri, egzama, gıda alerjileri gibi asıl sebebin gıda alerjisi olduğu düşünülen alerjik hastalıklarda 1. aydan itibaren alerji testi yapılabilmekle birlikte ; astım ve alerjik nezle gibi daha çok polen, ev tozu akarı benzeri nefes yoluyla alerji oluşturan alerjik hastalıklarda 1-2 yaşından sonra yapılması uygun görülmektedir.

    Astım Tedavisi
    Astım tedavisi çocuklarda olumlu sonuçlar vermektedir. Sebep olan alerjenden korunma, ilaç tedavisi ve dil altı damla ve cilt altı enjeksiyon olarak iki ayrı aşı tedavisi bulunmaktadır. Tedavi seçiminin hastaya göre belirlenmesi ve ilaçların doğru teknikle kullanılması tedavi başarısındaki en önemli unsurlardır.

  • Çocuklarda besin alerjisi

    Besin alerjisi nedir?
    Herhangi bir besinin alındıktan sonra bağışıklık sistemi tarafından yanlışlıkla yabancı olarak tanınıp buna karşı değişik mekanizmalarla vücudun reaksiyon göstererek alerji belirtilerinin ortaya çıkmasına Besin Alerjisi denir.
    Besin Alerjisi Sıklığı
    Besin alerjisi genellikle 1-2 yaşından önce görülmektedir ve 3 yaş altında görülme sıklığı %6 iken yetişkinlerde bu sıklık %1-2 civarına düşmektedir.

    En Sık Rastlanan Alerjik Besin Grupları

    Her besinin alerjik reaksiyonlara neden olması mümkün olmakla birlikte tüm alerjik besin reaksiyonlarının % 90’ından 8 temel besin sorumludur. Bunlar süt, yumurta, yerfıstığı, soya, buğday, ağaç fıstıkları (ceviz, badem, Antep fıstığı, vs), balık ve kabuklu deniz hayvanlarıdır.
    Besin alerjisi belirtileri
    Besin alerjisi belirtiler besin alımından sonra ağız etrafında kızarıklık, yüzde veya vücutta kızarıklık, kaşıntı, dil ve dudakta şişme, egzama belirtileri sıklıkla görülen belirtilerdir. Bu belirtilerden başka akciğerde hırıltı, öksürük, nefes sıkışması, burun akıntısı, burun tıkanıklığı kanlı kaka, kabızlık, kusma, şiddetli gaz ağrısı ve alerjik şok belirtileri gibi birçok belirtilere neden olabilir.
    Besin alerji teşhisi
    Çocuklarda besin alerjisini düşündüren durumlar oluştuğunda ciltten alerji testleri, kandan alerji testleri, alerjen besinlerin alımına ara verilmesi ve besin yükleme testleri gibi testler yapılarak çocuk alerji uzmanlarınca tanı konulmaktadır.

    * Gıda alerji testi
    Ciltten alerji testi, kandan alerji testi ve yama testi (patch) olmak üzere farklı yöntemler vardır. Sıklıkla ciltten alerji testi ve kandan alerji testi birlikte kullanılması önerilmektedir. Tek başına alerji testleri tanı koydurucu özelliği yoktur. Yükleme testleri ile doğrulanmalıdır. Alerji testlerinde alerji saptanmaması alerji olmadığını kanıtlamaz. Çünkü alerjinin farklı tipleri olmasından dolayı alerji testleri ile çıkmamasına rağmen farklı tip alerji olabilir.

    * Besin eliminasyonu
    Çocuk alerji uzmanı tarafından yapılan değerlendirme ve testler sonucunda şüpheli gıdlar belirlenir. Belirlenen gıdalar alerjik hastalığın tipine gore iki ile 4 hafta süreyle diyetten çıkarılır. Bu sure içinde diyetten çıkarılan gıdanın diline bile dokundurulmaması gerekmektedir. Çıkarılan diyet ile çapraz reaksiyon yapan gıdların da diyetten çıkarılması gerekir. Bu nednele bu eliminasyon diyetini çocuk alerji uzmanalarının planlaması çok önemlidir.

    * Besin yükleme testi
    Şüpheli gıdanın diyetten çıkarılması ile çocuktaki belirtilerin düzelmesinden sonra şüpheli gıdanın yüklemesi yapılır. Yükleme yapılmasonda alerji testi sonuçları çok önemlidir. Alerji testi sonuçlarına gore yükleme testinin nasıl yapılacağına karar verilmelidir. Bu test deneyimsiz hekimlerce yapılırsa çocuğun hayatını tehlikeye sokacak kadar kötü sonuçlara neden olabilir.

    * Besin günlüğü: Hergün bebeğin verilen besinler ve annesini emiyorsa annenin aldığı besinler her gün hangi saatte alındığı kayıt edilir. Bebekte görülen belirtiler de hangi saatlerde olduğu kayıt edilir. Besin günlüğü tutulması beslenme ve belirtiler arasında ilişki kurulmasında doktorlara çok önemli bilgi vermesi bakımından önemlidir.
    Besin Alerjisi Tedavisi

    * Diyet
    Besin alerjisi reaksiyonlarını önlemenin tek yolu çocuğun alerjik olduğu besin ve ürünlerinden kaçınmasıdır. Çok az miktarda alımları bile şiddetli reaksiyonlara neden olabileceği için dilini bile alerjik besine dokundurmamalıdırlar. Anne sütü alan bebeklerin anneleri de diyet yapması gerekir. Bebek mama kullanacaksa besin alerjisi tipine gore seçim yapılmalıdır. Örneğin inek sütüne alerjisi olan bebeklerin inek sütü içermeyen mamalar kullanması gerekir. Hangi mamanın kullanılacağına ve nasıl bir diyet uygulanacağına çocuk alerji uzmanı karar vermelidir.

    * Besin alerjisinde ilaç tedavisi
    Besin alerjisi tespit edilen çocuklarda bulguların ortaya çıkmasını engellemek amacıyla kullanılabilecek herhangi bir ilaç yoktur. Var olan belirtilerin ortadan kaldırılması amacıyla hafif reaksiyonlarda anti-histaminik ilaçlar ve kortizon türü ilaçlar kullanılabilir.

    * Besin alerjisinin aşı tedavisi
    Oral immünoterapi (Aşı tedavisi), hastaları desensitize (besine alıştırma) etmek ve kalıcı tolerans (besin alerjisinin düzelmesi) geliştirmek amacı ile küçük dozlardan başlayarak düzenli olarak artan dozlarda gıda alerjenlerinin ağızdan verilmesidir. Oral dezentizasyon yapılabilen gıdalar süt, yumurta, yer fıstığı, ceviz, kivi ve şeftalidir. Henüz araştırma aşamasında olup bazı merkezlerce yapılmaktadır. Başarılı sonuçlar bildirilmektedir.

    Besin Alerjisinde En Sık Sorulan Sorular

    1- Besinlere bağlı alerji testi kaç yaşında yapılabilir?
    Doğumdan itibaren yapılabilmekle birlikte sıklıkla 2 aylıktan sonra yapılabilmektedir.

    2- Besin alerjisi düzelir mi?
    Besin alerjisinin düzelip düzelmeyeceği hangi besine bağlı alerji olduğu, kaç çeşit gıdaya alerji olduğu, kaç yaşında teşhis konulduğu, teşhis konulduğunda besin alerjisinin şiddeti, astım ve alerjik nezlenin birlikte olup olmadığına göre değişmektedir. Süt yumurta, soya ve buğdaya alerji düzelme şansı yüksekken fıstık, balık ve deniz ürünlerine gelişen alerjinin düzelme şansı düşüktür.

  • Çocuklarda lokal aneztezik madde alerjisi

    Lokal aneztezik maddeler diş çekiminde veya cerrahi müdahalelerde ağrıyı gidermek için kullanılmaktadır. Genellikle güvenlidir. Ester ve amid grubu olmak üzere 2 gruptur.
    Ester grubunda kokain, pocaine, tetracaine, benzocaine ve chloroprocaine lokal aneztezik maddeleri bulunmakatdır. Ester grubu lokal anestezikler amid grubuna göre daha fazla alerji yapmakatadırlar.

    Amid grubu en sık kullanılan lokal anestezik maddelerdir. Lidokain, mepivacaine, articaine, etitocaine, prilocaine, bupivacaine ve dibucaine amid grubu lokal anestezik maddelerdir. Bazı lokal anestezik maddelerin isimleri şöyledir;
    -Articain
    -Bupivacaine
    -Lidokain
    -Mepivakain
    -Prilokain
    Lokal anestezik madde reaksiyonları sıklığı
    Lokal anestezik maddeleri uygulananların %2-3’ünde reaksiyon görülmektedir. Reaksiyon sıklıkla bayılma şeklindedir. Lokal anestezik maddelere karşı gerçek alerjik reaksiyon sıklığı bilinmez fakat oldukça nadirdir. Lokal anesteziye bağlı reaksiyonların %1’inden daha azı gerçek alerjidir.
    Lokal anestezik madde reaksiyonlarının belirtileri
    Lokal anestezik maddelerle ilişkili olmayan reaksiyonlar görülebilir. Bu reaksiyonlar;
    Sık sık nefes alma, bayılma gibi psikomotor reaksiyonlar görülebilir. Bu reaksiyonlar ilacın kendisiyle ilgili olmayıp psikolojiktir.
    Ayrıca normal kişilerin kalpte ritmini, sinir sistemini etkileyebilir. Aşırı doz yüklemesi diş doktorlarının pratiğinde çok fazla değildir. Çok nadiren aşırı doz ölümle sonuçlanabilir. Sinir sistemi lokal anestezik maddelerin toksik etkilerine çok duyarlıdır.
    Lokal anestezik maddelerin kendisine bağlı değilde içinde ilave olarak bulunan epinefrin, sülfit, parapen, antibiotikler ve analjezik maddelere de reaksiyon oluşturabilir.
    Ürtiker, anjioödem ve alerjik şok gibi Tip 1 alerjik reaksiyonlar çok nadirdir. Temasa bağlı ürtiker de nadirdir.
    Lokal anestzeik maddlerin uygulanmasından 2-3 gün sonra gelişen reaksiyonlar (gecikmiş tipte alerjik reaksiyonlar) daha çok ester grubundakilerde görülür. Amid grubundakilerden lidokain, prilokaine karşı da görülebilir. Bu tip reaksiyonlar genellikle uygulama bölgesinde egzama yapar fakat yaygın olarak da görülebilir.
    Lokal anestezik kremlerin uzun süre uygulanmasıyla kılcal damarlarda kanamayla giden kızarıklıkalar (peteşi) görülebilir.

    Lokal anestezik madde alerjisinin oluşumu ve gelişimi
    Genellikle çok hızlı ve yüksek dozlarda uygulama ile olur. Tip 1 Alerjik reaksiyonlar oldukça nadirdir. Amid grubu lokal anestezik arasında çapraz reaksiyon görülmezken ester gruplarında görülebilir.
    Lokal anestezk maddelerdeki parapen ve sülfitler gibi koruyucu maddelerin rolü tartışmalıdır. Ester ve amid grubuyla oluşan temas dermatiti Tip 4 immünolojik reaksiyonlardır.
    Lokal anestezik madde alerjilerinde tedavi
    Çapraz reaksiyonların ester grubunda görülebildiği unutulmamalıdır.
    Lokal anestezik madde alerjisi teşhisi
    Lokal anestezik maddelere alerji teşhisi için öncelikle detaylı hikaye alınmalıdır. Detaylı hikaye alındıktan sonra lokal anestezik madde kullanımı sonrası alerji şüphesi olan çocuklara lokal anestezik maddelere karşı alerji testi yapılır. Alerji testi sonucuna göre ve çocuğun daha önceki gelişen reaksiyon bulgularına göre teşhis konur.
    Lokal anestezik madde reaksiyonları için risk faktörleri
    Lokal anestezik maddelerin uzun süre cilde sürülmesi kontakt dermatite neden olması için risk faktörüdür.
    Lokal anestezik madde testi
    Adrenalin içermeyen lokal anestezik maddelerle test yapılmalıdır. Öncelikle sulandırmadan prick test yapılmalıdır. Daha sonra farklı konsatrasyonlarda cilt içine test yapılır.
    Yama testi temasa bağlı gelişen reaksiyonlarda uygulanmaktadır. Standart ticari yama testleri vardır.
    Diş doktoru yanında dişe uygulama sırasında reaksiyon gelişmişse çeşitli diş ürünlerine de alerji gelişmiş olabilir.
    Uygulanan test 20 dakika sonra, 48 ve 72 saat sonra değerlendirilmelidir.
    Kanda lokal anestezik maddelere karşı spesifik IgE ticari olarak olmadığından bakılamamaktadır.
    Yükleme testiadrenalin içeren lokal anestezik maddelerle yapılmaldır. Test sulandırmadan 1 ml subkutan olarak yapılmalıdır.
    Alternatif tedavi
    Cilt tetsti negatif çıkarsa ve yükleme testi negatif çıkarsa lokal anestezik madde kullanılabilir. Alternatif anestezik madde kullanılacaksa amid grubunda çapraz reaksiyon görülmediği için alerji görülen lokal anestezik maddeden başka bir amid grubu kullanılabilir.