Etiket: Sigara

  • Yoldaşım Olan Sigaraya Mektup

    Yoldaşım Olan Sigaraya Mektup

    Sigara içmek keyiflidir, sigara neşe,mutluluk verir, sigara her zaman yanımızdadır.Şahsen ben ilk onunla ergenliğe bastım, belki de o anlardaki en önemli ve tek şahidim o. İlk onunla mahremiyetimi sakladım, onunla güldüm, onunla hüzünlendim. İlk seks deneyimimden sonra oluşan mutluluğu ve heyecanı onunla paylaştım. İlk kez derslerden kötü not aldığımda, ilk sarhoş olduğumda, ilk sevdiğimi kaybettiğimde yanımda o vardı. Sigara her ortamda hep hazır ve nazır, usulca alev alev yanarak bizi dinlerdi.

    “Mutluluk parayla satın alınmaz” diyenlere inat, üç beş liraya 20 tane mutluluk çubuğu alırdım.Beni mutlu etmek için bu yirmi tane sigara kendini yaka yaka feda ederdi. Her seferinde büyük bir içtenlikle beni mutlu edebilmek için alev alev yanardı ve bundan dolayı da bir kez bile şikayetettiğini görmedim. İlk başlardazehir gibi bir tat bıraksa da dilimde, sonra öksürüklerle başlayan boğaz şikâyetlerimi sürdürse de, üstüm başım her gün pis koksa da alıştırdı kerata kendine ve artık ben onu öyle kabul etmeye, sevmeye alışmıştım.Kim dört dörtlük ki? Eşimin bile kaç tane kötü yanıvar.
    İnsanoğlu neye alışmıyor ki? Her ortama uyum sağlayabilentek canlı insan. Şunu çok iyi anladım: İstediğimiz bir şeyleri elde edebilmek için elimizdeki birçok şeyi de terk etmeyi ve feda etmeyi bilmemiz gerekiyor.Yani hem börek, çörek, tatlı, kızartma yiyelim hem de zayıf, fit kalalım diye bir şey yok. Sigara bana pis kanserli yüzünü hiç direkt göstermedi, hep bir maske takardı. Bilimsel olarak ne kadar zararlı olduğunu biliyordum ama o maske beni de mutlu ediyordu. Belki de sigarayı maskesiz görmek istemediğimden hep bir bahanem oluyordu onu içmek için. Maskenin sloganı “gülümse ve beni içine çek”. Yıllar yıllar sonra foyası meydana çıkıyor meretin… Benim gibiler bizim yüzümüze gülenlerin gerçek hislerini fark etmemişlerdir. Yüzümüzegüleni dost sandık, ta ki üzerimizdeki postu alana dek. Zaten o zaman ne üzerimizdeki post, ne de yüreğimizdeki dostbize kalmıştı.

    Yıllar geçti ben hep sigarayı içime çektim. Dumanını ciğerlerime aldım. Günde bir paket yetmez dedim, iki pakete çıkardım.Çünkü ne kadar çok içime çekersem, o kadar mutlu ve huzurlu oluyordum.24 yıllıkbir içici olarak hesap makinemi yanıma aldım ve şimdiye kadar kaç tane sigara içtiğimi hesapladım. Önce 24 yılı, yılda 12 ay olduğundan 12’yle çarptım, sonra çıkan sonucuayın 30 günü sigara içtiğimden 30’la çarptım, çıkan sonucugünde iki paket sigara içtiğimden 2’yle çarptım çıkan sonuç: 17.280 adet paketti. Her pakette 20 adet sigara olduğuna göre:691.200 adet sigara ediyor.Günde üç paket sigara içtiğim günleri de hesaplarsak şimdiye kadar bir milyona yakın sigara içmişim. Bu minik ciğer bir milyon sigara dumanını içine çekmiş. İnanamadım kendime, ciğerlerime bunu nasıl yaptığıma inanamadım. Bu demek oluyor ki, ben bir milyon kerenin çoğunda sıkıntı-keder-öfke hissetmişim ve her defasında da bu sıkıntılar gitsin diye sigara tüttürmüşüm. Her defasında da o sıkıntıyı meğerse rafa kaldırmışım yani kendimi kandırmışım. Şimdikucağımda nur topu gibi bir hastalık ve birikmiş sıkıntılar. Enkötüsü de ne biliyor musunuz? Kaybettiğim yıllar. Eğer ben bu sigarayıon yıl önce bıraksaydımdaha doğrusu sorunlarımla on yıl önceyüzleşebilme cesareti gösterebilseydim şimdi huzurlu, sağlıklı birkişi olabilirdim.

    Nerede kalmıştık? Evet, tabii günde bir paket sigara içtiğimi düşünürsek 17.280 paket eder. Ama ben çoğu zaman günde bir paket sigaradan fazla içtiğimden 24.000 pakete tekabül ediyor.Bu kadar sigaranın tabii ki bir maliyeti de var. Kimse kimseye sigara hibe etmiyor yani bir daire fiyatı kadar parayıda sigara firmalarına hibe etmişim. Ben ki emeği ile,alın teridökerekçalışan bir kişi olarak, hiç tanımadığım ve zamanla beni zehirleyen, çocuklarıma bağımlı bir kişi örneği olmama sebep olansigara firmalarına bir daire hibe ettiğimi öğrendiğimde kendime kızmaya başladım. Ama o sigara içtiğim yıllarda, maddi durumum ne kadar bozulursa bozulsun, onunlaher defasında, maddi krizi atlatır atlatmaz yinebüyük bir özlemlekaynaşıyorduk. Yıllar geçiyordu, ben sigarayla artık kanka olmuştum ve artık onunla yatıp onunla kalkıyordum. O benim sırdaşım, kankam, sevgilim, dostum olmuştu. Ben de o dostluğa karşı çok dürüsttüm ve ona hep sadık kaldım. Sevgilimin doğum gününü unuttuğum veya çocuklarımınhalini hatırını sormadığım günler nadir de olsa oluyordu ama sigaramın sabah akşam en az 20 kere hal hatırını sorar, içime çekerdim. Sigaramın markasını 20 yıldır bir kere değiştirdim. İnanın evlendiğim kişiye bile bu kadar dürüst olmamışımdır. Tamam, eşimi de hiç aldatmadım ama illa ki gözüm birilerine kaymıştır. Ama konu benim sigarama ve markasına gelince; diğer marka sigaraları bırakın ağzıma almayı, elime bile almamışımdır. Hem de,başka sigaraları çok rahat üç beş kuruşa, her büfeden satın alma imkanım olmasına rağmen.

    Böyle uzun yıllar hep beraber geçirdik. Ben evlendim, çocuklarım oldu. Birkaç defa ekonomik kriz geçirdim, sevdiklerimi kaybettim, birkaç kez iş değiştirdim ve orta yaşı da geçip bu yaşa geldik. Bu yaşa kadar bir sigaram, bir de ailem benimle kaldı. Dedim ya, yıllar yıllar geçti, bir baktım ki benim öksürüklerim çoğalmış, boğazım kızarmış ve çocuklarım büyümüş. Çocuklarım da babalarını yani beni birçok kere “sigara içme” diye ikaz etmekten yorulmuş, beni kendi halime bırakmışlardı. Serde inatçılık, bir de sigaraya karşı iradesizlik olunca çocuklar da mırıldanmaları bıraktılar. Tabii çocuklar cıvıl cıvıl koşuyorlar, bir oğlum var, Allah bağışlasın 17 yaşında, kızım da 15 yaşında. Çok enerjikler maaşallah.

    Çok iyi hatırlıyorum o gün ailece parka gidelim dedik ve arabayla İstanbul’un ortasında yeşile hasret yaşadığımızdan güzel büyük bir ormana gittik. Mangalımızı, topumuzu aldık ve ağaçların altında püfür püfür esen rüzgârın eşliğinde pikniğin tadını çıkarmaya başladık.Çocuklar “Hadi baba gel hep beraber yakar top oynayalım” dedi. Ben de çocukları kırmayayım dedim ve oynamaya başladık. Abartmıyorum üç veya dört dakika sonra benim nefesim kesilmiş, yüzüm kızarmış, kalbim yerinden çıkacak gibi atmaya başlamıştı. Ben müsaade isteyip kenarda onları izlemeye başladım. Ben ki; amatör ligde 3 yıl boyunca futbol oynamış birisiyim. Sandalyede oturuptemiz havada bir sigara tüttüreyim dedim. Tam sigarayı elime alıp yakacaktım ki, bir de ne göreyim? Bizim hanımın babası çocuklarla yakar top oynuyor. İçimden gülümsedim ve “Ya baba sen kim top oynamak kim?” diyerek sigaramı yakıp yavaş yavaş keyifle tüttürmeye başladım. Ben derin nefes çektikçe kayınpeder oynamaya devam ediyordu. Ben de sinirimden peş peşe sigara içip onları izlemeye devam ettim. Bir ara oğlum Mert; “Ben yoruldum” diyerek yanıma geldiğinde oğlumun; “Baba ne yaptın?” sorusuyla irkildim. Ben daha; “Oğlum ne oldu, ne yapmışım ki?” diyemeden önümdeki sigara izmaritlerini gösterdi. Saydım, tam 6 tane içmişim. Her biri 7 veya 8 dakika olsa ortalama 50 dakikadır kayınpeder oynuyor ve ben onları seyrediyordum. Kayınpederi soruyorsanız, O59 yaşında ve hiç sigara içmemiş. Oyundan sonra kayınpeder yanıma gelip; “bu çocuklarda iş yok, hemen yoruluyorlar” deyince bende tüm sinir sistemi koptu. Neyse ki,yanımda sigara vardı da stres olmadan sinirimi bastırdım.

    Yaşlandığımı, hayat arkadaşımın iki yıl önce doğum günümde aldığı hediyeden anladım. Horlamaya karşı maske. Meğerse yıllardan beri benim horlamam varmış, bu yıl artık dayanamadığından, hem kendi hem de benim sağlığım için, bu hediyeyi çocuklarla oy birliği yaparak almış.İçimden ve hatta sesli olarak; ”Hadi canım, ben horlamıyorum, horlasam da bir iki dakika horlarım sonra mışıl mışıl bir bebek gibi uyurum” diyerek sitem ettim. “Haksız mıyım ama? İnsanın hayat arkadaşı birkaç dakikalık horlama için doğum günü hediyesi olarak böyle bir şey alır mı?” demeye kalmadan, sen yeni aldığımız kameraya dün gece üç buçuk saatlik horlamamı görsel bir şekilde çek ve ispat olarak doğum günümde göster. Valla korkulur! Videoyu seyrettiğimde, bu nasıl bir horlama Yarabbi, ben bile şaşırdım. Hani büyük bir siyasi veya iş adamı olsam dublaj, fotomontaj diyeceğim ama değil. Ben bile bu videoya 2 dakika dayanabildim hemen kapattırdım. Neyse ki bu stresin üstüne hemenbir sigara daha içtim ve bu olayı da hızlıca unuttum. Neyse, en önemlilerden bir tanesi de o doğum günü gecesi yatakta meydana geldi. Ben eşimle birlikte olmak isterken o istemiyordu. Ben istedim, o başım ağrıyor dedi; ben istedim, o istemiyorum dedi. Neyse zar zor ikna ederek ilişkiye girecektim ki daha yolun başında sevgili seks organım beni yarı yolda bıraktı. Eşime rezil olduğumu mu hatırlayayım, kendime olan güvensizliğimi mi anlatayım bilemiyorum. O gün sabaha kadar uyumadım, doktora gittim bir sürü tahlil. Sonuç olarak: ‘Kanka’ olarak bildiğim sigaranın yıllardan beri vücudumda yarattığı tahribatın sonucuymuş. Valla yıllardan beri meğerse koynumda yılan beslemişim. Sen hem beni nefes nefese bırak, hem cinselliğimden düşür, hem horlattır, hem çocuklarımın nezdinde iradesiz göster… “Yok bu kadarını da kaldıramamam” dedim ve sabaha kadar hiç uyumadan nasıl sigaradan ayrılacağımı düşündüm, bırakıp bırakmamak arasında kararsız kaldım. Ama yine de bir şans daha vereyim diyerek sigarayı bırakmayı erteledim. Öyle bakmayın bana, kolay olmuyor yıllarca beraber olduğun şeyi bırakmak. İnsan aylarca beslediği kediden bile birkaç gün ayrıldığında üzülüyor. Kaldı ki 24 yıldan beri her şeyimi bilen sigaradan ayrılmak çok zor…

    Ertesi gün bu düşüncelerle boğuşuyordum, işlerin de yoğun olmamasını fırsat bilerek, işten erken çıkıp eve geldim. Kapıdan girer girmez balkondan çocukların seslerini duydum. Ben de sessizce balkona doğru yaklaşıp sürpriz yapmak istedim. Balkon kapısını açıp; “Selam gençler” dememle kızım ve oğlumun püfür püfür sigara içtiğini görmem bir oldu.Beni gördüklerinde telaş yapıp sigaraları söndürseler de; başaramadılar. Tam bağıracağım sırada yıllarca oğlumun ve kızımın bana “baba sigara dumanından rahatsız oluyoruz, lütfen içme, çok pis kokuyorsun, seni öpmek istiyoruz ama çok kötü kokuyorsun” demelerini hatırladım. Ve bir şey diyemeden boynu bükük, mahcup bir şekilde balkondan ayrıldım. Bu olay artık bardağı taşıran son damla olmuştu. Bundan sonraki kötü haberin, bir baş ağrısıyla doktora gittiğimde doktorun bana boğaz veya akciğer kanseri olduğumu söylemesi olacağını düşünmeye başlamıştım ki ben bunu kaldıramazdım. Daha yaşayacak çok güzel günlerim vardı. Ben niye çalıştım ki onca yıl? Orta yaşlılığımı ve yaşlılığımı görebilmek, her yeri gezmek ve torunlarımla vakit geçirmek için. Ya bu sinyalleri değerlendirip sigarayla olan ilişkimi sonlandıracaktım; ya da kendi sonumu kendim hazırlayıp işkenceyle ölümü sürpriz saymayacaktım. Sigara paketini elime alıp bütün gücümle buruşturup çöp kutusuna attım. İlk bir saat çok iyiydi ama ileriki saatlerde sigaraya karşı olan aşk, hasretle yoğrulup beni strese soktu ve içimde sigaraya karşı müthiş bir özlem belirmeye başladı.

    Neler denemedim ki o günden o özel güne kadar. Tam tamına 6 ay boyunca her türlü sigara bırakma tekniğini denememe rağmen bir türlü ilişkimizi sonlandıramadım. En son Hipnozla Sigara Bırakma seanslarına katıldım.

    Terapist Beybeni kırmızı koltuğa yatırıp gözlerimi kapattırdı ve beni derinlere, derinlere götürdü. Her saniye daha derine sürükleniyordum, sanki harikalar diyarındaydım. Ve ben size şimdiye kadar sigarayla ilgili ne anlattıysam onun aynısını bana farklı bir bakış açısından, yani gerçek olan tarafıyla maskesiz yaşattırdı. Uyandığımda kendimi kötü hissettim. Çünkü yıllardan beri stresimi yenmesi için içtiğim sigaramın aslında içimdeki heyecanı, sevgiyi, azmi bastırdığını ve beni pasifize ettiğini anladım. Meğerse sigara, neşe, keyif veren birşeydeğil; neşeli, keyifli günlerimi bastıran ve benim onları yaşamam için dürtülerimi baskılayan zalim bir kalleşmiş. Takke düştü kel göründü. İnanın birkaç seans sonra onun gerçek yüzünü daha net gördüm. 2 yıl oldu o pis hayat arkadaşımdan ayrılalı. Meğer hayat onsuz ne kadar da rahat, sevişmek ne kadar keyifli, koşmak ne kadar güzel, yemeklerin tadı ne kadar da farklı. Sabah kalktığımda tenim ne kadar güzel kokuyormuş.

    Doğum günlerimde artık daha güzel ve ateşli hediyeler alıyor ve veriyorum.

    Hayata değil umuda gözlerinizi yummanız dileğiyle…

  • Gençlerde Risk Alma Davranışları

    Gençlerde Risk Alma Davranışları

    Gençlerde Risk Alma Davranışları

    Risk Nedir?

    Gençlerin sağlık ve iyi olma durumlarına herhangi bir şekilde zarar veren davranış ve tutumlardır. Gençler adeta bir kozanın kendisini koruduğunu riskli durumların kendisine zarar vermeyeceğini düşünür. Ölümsüzlüğünü kanıtlama çabası, dünyaya meydan okuma ya da kahraman olma arzusu kolaylıkla riskli davranışlara girmesini sağlar. Sigaranın kendisine zarar vermeyeceğini, alkol kullansa bile alkolik olmayacağına inanır. Böyle bir yapıdaki genç çeşitli konularda risk alma davranışlarına girebilir.

    Gençlerde Görülen Risk Alma Davranışları Nelerdir?

    * Sigara, Alkol ve Madde Bağımlılığı

    * Kazalar

    * İntihar

    * Hareketsiz Yaşam

    * Beslenme Alışkanlıkları

    * Kişisel Hijyen

    * Korunmasız Cinsel Yaşam

    Gençlerde sıklıkla görülen risk alma davranışlarıdır.

    Gençlerde Sigara Alkol ve Madde Bağımlılığı Davranışını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

    * Ailesel Faktörler

    * Çevresel Faktörler

    * Bireysel Faktörler olarak üç grupta inceleyebiliriz:

    Ailesel Faktörler

    * Sigara alkol yada madde kullanan ebeveyn ya da kardeşin olması,

    * Düşük sosyoekonomik durum,

    * Eğitim düzeyinin düşük olması,

    * Teşvik edici tutumlar etkili aile faktörleridir.

    Çevresel Faktörler

    * Arkadaş çevresinin sigara alkol ya da madde kullanması

    * Sigara ve bira firmalarının gençleri hedef alması gençlik şölenlerine sponsor olması ayrıca

    * Reklamlar ve filmlerin özendirici yaklaşımları gençleri etkileyebilmekte ve sigara alkol yada madde kullanımı davranışını oluşturabilmektedir.

    Bireysel Faktörler

    * Düşük eğitim seviyesi

    * Düşük benlik saygısı arkadaş baskısına ‘’Hayır diyememe’’ etkili bireysel faktörlerdendir. Çocuklarda ve gençlerde hayır deme becerisini kazandırabilme sağlıklı kararlar alabilmesi ve güçlü bir kimlik oluşturmada çok önemlidir.

    * Depresyondaki yada stres altındaki bireyin sıkıntıyla başa çıkmak için sigarayı ya da alkolü tercih edebilmektedir. Oysa özellikle alkol bir süre sonra başlı başına bir stres kaynağı ve sorun haline gelecektir.

    * Bazen bağımlılık otoriteye tepki şeklinde de ortaya çıkabilmektedir.

    * Çevresinde model aldığı bireylerin sigara ya da madde kullanıyor olması

    * Deneme isteği,merak ve

    * Prestij sağlama kamacıyla da sigara ya da kullanılabilmektedir. Özellikle bazı markalarda sigara içme çevresine zengin olduğunu göstermenin bir aracı olabilmektedir.

    * Eğlencenin alkolle kardeşmiş gibi algılanması da etkili olabilmektedir. Yılbaşı ve doğum günü partilerinin mutlaka alkollü olması gerektiği şeklinde bir yapılanma bu dönemde önemlidir.

    Alkol ve Madde Bağımlılığı Açısından Risk Altındaki Bireyler

    * Alkolik ya da madde kullanan ebeveyn varlığı

    * Parçalanmış yada ilgisiz aile

    * Düşük sosyoekonomik düzey

    * Stresli yaşam ve topluma uyum güçlüğü

    * Ciddi ruhsal sorun ve hastalığı olma

    * Cinsel tacize maruz kalma

    * Madde kullanan arkadaş grubunda yer alma risk durumu yaratabilmektedir.

    Alkol ve Madde Kullanan Genci Tanıyabilme

    Alkol ve madde kullanan genci tanıyabilme özellikle anne baba ve eğitimciler açısından önem taşımaktadır. Gence yardım edebilmek için dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:

    * Davranış değişikliği, aktivite değişikliği (Alışılmışın dışında arkadaş edinme, çevre değiştirme)

    * Uyku ve iştahında değişiklik

    * Konsantrasyon güçlüğü, ilgisizlik

    * Aşırı sinirlilik

    * Ağızda kuruluk,salyada azalma

    * Konuşmada güçlük, peltek konuşma

    * Yürümede dengesizlik

    * Ellerde titreme

    * Terleme

    * Alışılmışın dışında arkadaş edinme

    * Çevre değiştirme

    * Sorumluluklarından kaçma

    * Aşırı para harcama

    * Kıyafetlerinde,yatağında yanık izleri ipucu olacak davranışlardandır.

    Gençlerde Kaza ve Yaralanmalar

    İki grupta ele alabiliriz:

    * Kasıtsız Yaralanmalar

    * Kasıtlı Yaralanmalar

    Kasıtsız Yaralanmalar

    * Trafik kazaları;Emniyet kemeri kullanmama, alkollü araç kullanımı

    * Diğer Araç Kazaları; Motorsiklet, mobilet, bisiklet

    * Boğulma

    * Ateşli silah

    * Zehirlenme

    * Spor Yaralanmaları

    Kasıtlı Yaralanmalar-Şiddet

    * Cinayet

    * İntihar

    * Savaş

    * Terör

    * İlişkide görülen şiddet

    Genç Şiddetinde Risk Faktörleri

    * Ailesel Faktörler; Ailenin şiddet yönelik tutumları, aile içi şiddetin varlığı oldukça önemlidir. Ayrıca,

    * Çevresel Faktörler; Şiddeti destekleyen grup normları olması

    * Bireysel Faktörler; Kişilik özellikleri, şiddete maruz kalmış olma

    * Durumsal Faktörler; Ateşli silahlara kolay ulaşabilme, çete üyeliği

    Kimler İntihara Eğilimlidir?

    * Ailede intihar varlığı

    * Ailede ağır ve aşağılayıcı cezalar, huzursuzluklar, baskılar

    * Depresyon ve Duygulanım bozuklukları

    * İletişim sorunları

    * Tek başına yaşama

    * Strese dayanma gücünün azlığı

    * Fiziksel şiddete ya da cinsel istismara maruz kalma

    * Toplum tarafından dışlanma, prestij kaybı

    * Mükemmeliyetçi yapı, yüksek beklentiler

    Yoğun maddi sorunlar

    Gençlerde Beslenme Alışkanlıklarını Etkileyen Faktörler

    * Fast food zincirlerinin bol kalorili beslenmenin özendiren yaklaşımları

    * Santimlere indirgenen medyatik güzellik anlayışı genci baskı altına alabilmektedir. Baskı altında kalan genç sağlıklı olmayan magazin diyetlerine yönelebilmekte ve sağlıksız kilo verme sürecine girebilmektedir.

    * Yememe ya da yediğini çıkarma şeklinde yeme bozuklukları oluşabilmektedir.

    Hareketsiz Yaşamdan Kaynaklanan Sorunlar

    Çocuklar ve gençler ekran karşısında hareketsiz yaşamın içine çekilmektedirler. Arkadaşlarıyla sanal ortamlarda görüşmek, bilgisayar oyunları cazip hale getirilmektedir. Sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam gençler için ciddi sağlı sorunları oluşturabilmektedir.

    Gençlerde Fiziksel Aktivitenin Yararları

    Fiziksel etkinlikler birden çok amaca hizmet edebilmektedir.

    * Kalp sağlığı

    * Kasların dayanıklılığı

    * Kemiklerin dayanıklılığı

    * Kilo verme

    * Formda kalma

    * Stresle başa çıkma

    * Güven duygusu

    Gençlerde Hijyen Sorunları

    * El yıkama bilincinin oluşmamış olması

    * Tuvalet sonrası temizlik, adet dönemlerinde sıklıkla ped değiştirme, iç çamaşırın günlük değiştirilmesi çok önemli ve ne yazık ki gençlik döneminde ihmal edilebiliyor

    * Ağız-diş sağlığına gereken önemi vermeme

    * Dövme

    * Piercing uygulamaları

    Korunmasız Cinsel Yaşamdan Kaynaklanan Sorunlar

    Gençlerle yapılan araştırmalar cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularında eksik ve yanlış bilgilerinin olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırmaya katılan gençlerin verdikleri cevaplardan cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların neler olduğunu, nasıl bulaştığını,belirtilerinin neler olabileceğini ve en önemlisi nasıl korunulması gerektiğini bilmedikleri görülmüştür. Cinsellikle ilgili konuların tabu olması nedeniyle bu konu uzun yıllar çok ihmal edilmiştir. Gençler ve çocuklar adeta bilgilenme konusunda yalnız bırakılmışlardır. Erken ergenliğin oluşması, evlilik yaşının daha ilerleyen yıllara kayması erken cinsel aktiviteyi oluşturabilmektedir. Gençlerde risk alma davranışıyla beraber bu dönemde korunmasız ya da bilinçsiz cinsel yaşam ciddi sorunlara yol açabilmektedir. İstenmeyen gebelikler, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar gençleri tehdit etmektedir.

    Bu sorunlarla başa çıkma konusunda gençlere destek olabilmek, sağlıklı bilgiyi ulaştırabilmek ve gençleri alabilecekleri risklere karşı koruyabilmek için toplumun ilgili bütün birimlerini de harekete geçirebilmek gerekmektedir.

  • Astım hastaları ramazanda dikkat!

    Astım hastaları ramazanda dikkat!

    VÜCUT SUSUZ KALDIĞINDA ALERJİK REAKSİYONLAR ARTIYOR

    Güneşin yakıcı ve sıcak etkisi Ramazan ayına denk geliyor. Yaz mevsiminin ortasına denk gelen bu günlerde oruç tutmak isteyenler için sıcaklarda en çok susuz kalmak sorun oluyor.

    Yüzyılın hastalığı olan alerjinin beslenme ile yakından ilişkisi vardır ve susuz kalan vücudun alerjik reaksiyonları arttırdığına dikkat edilmelidir.

    Susuz kalmak çok önemli bir sorundur ve tüm vücut günün ilerleyen saatlerinde giderek kurumaya başlar. Susuzluğa bağlı olarak, vücutta dolaşan kan koyulaşır ve akışkanlığını kaybeder, bazı dokuların kanlanamaması ileri yaş hastalarında, beyin ve sinir sağlığı açısından ciddi sorunlar oluşturur. Özellikle solunum sistemindeki salgıların kuruması ve koyulaşması, vücuttan atılmasını zorlaştırır, bu durumun oluşturduğu öksürük kişileri zorlar. Kronik bir solunum yolu problemi olan hastaların uzun süre susuz kalması hastalık alevlenmesine neden olabiliyor. Astım ve sinüzit susuzluktan en çok etkilenen iki hastalıktır. Astımda akciğerlerdeki salgılar kurur ve atılması zorlaşır, bunun sonucunda da bronş daralması yaşanır. Sinüzitte ise aynı durum burun salgıları için geçerli olur ve geniz akıntısının atılması zorlaşır.

    Aç Kalmak Nasıl Etkiliyor?

    Susuzluğun yanı sıra uzun süre aç kalmak da vücut açısından zararları olabilir, uzun saatler aç kalmak kan şekerinin düşmesine neden olur. Düşen kan şekeri iftarda aşırı ve hızlı yemek yenmesi ile yükseltilmeye çalışılırsa tokluk hissinin oluşması da zaman alacak ve kişi bir seferde normalden çok daha fazla gıda tüketebilecektir. İftarda tercihler şekerli ve yağlı gıdalar yönünde olduğu takdirde, sağlıklı insanlarda bile reflü oluşabilmektedir. Reflü astım hastalarının yüzde 80’inde var olan bir durumdur, dolayısıyla bir seferde çok yemek yenirse reflünün tetiklenmesi ile astım alevlenmesi gelişebilmektedir. Özellikle yatmaya yakın zamanlarda yemek yendiğinde, mideden yukarı taşan asitli mide içeriği direkt akciğerlere kaçar ve öksürük, hırıltı, nefes darlığı oluşturur.

    Üçüncü bir sorun da astım ilaçlarının süresiyle ilgilidir. En fazla 12 saat etkisi olan ilaçlar, sabah sahurda en geç saatte alınsa bile iftara kadar etkisi geçer, bu duruma reflünün eklenmesi sonucu hastalık alevlenmesi kaçınılmaz olur.

    Astımın En Büyük Düşmanı

    Sigara, astım hastalığının en büyük düşmanıdır. Sigara bağımlılarının tüm gün sigara içmeyip iftardan sonra bu açığı kapatmaya çalışmaları, astım hastaları için mutlak atak oluşturmaktadır. Ayrıca sigaranın hem bronş üzerinde daralmayı tetikleyici etkisi, hem de reflüyü tetiklemesi söz konusudur. Sigara bırakılamayacaksa bu şekilde oruç tutulması sağlık için normalden çok daha büyük zarar demektir.

    ASTIM HASTALARI İÇİN RAMAZAN ÖNERİLERİ

    Oruç saatleri dışında bol su tüketilmesi

    Suyun çay, kahve, kolalı veya şekerli meyve suları şeklinde değil, su olarak tüketilmesi

    Oruç açılırken birden çok ve hızlı yeme değil; az ve sık aralıklarla yavaş yemek yenmesi

    Mide asitini artıran kafein içeren çay, kahve ve kolalı içeceklerden uzak durulması

    Mide boşalmasını geciktiren yağlı kızartma gıdalar ve ağır şerbetli tatlılar tüketilmemesi

    Reflüyü tetikleyen çiğ sarımsak, çiğ soğan ve aşırı domates tüketiminden kaçınılması

    Yatmadan önce en az iki saat yemek yenmemesine özen gösterilmesi

    Sahurda yemek yiyip hemen yatılmaması

    Sabah akşam ilaç kullanımı gereken bir astım hastalığı varsa oruç tutulmaması

    Sigara bırakılamıyorsa oruç tutulmaması veya iftar sonrası kontrollü tüketim sağlanması

  • Alerjik astımlı çocuklar

    Alerjik Astımlı Çocuklar
    Alerjik rahatsızlıklarda hem Türkiye’de hem dünyada artış görülüyor. Astım veya diğer adlarıyla alerjik bronşit veya spastik bronşitin görülme sıklığı da her geçen gün artıyor. Çocuklarda astım sıklığı %10 ile %20 arasında değişiyor. İstanbul’da yapılan çalışmada her 7 çocuktan birinde astım hastalığı var. Bu nedenle de astımlı çocuğu olan ailelerin nelere dikkat etmesi gerektiğini bilmeleri büyük önem arz ediyor.

    Çocuklarda astımın en sık nedeni alerjidir
    Astımlı çocukların alerjisinin nedeni öncelikle öğrenilmesi çok önemlidir. Çünkü çocuklarda astımın %90 nedeni alerjidir. Bunun için çocuk alerji uzmanlarınca yapılan ciltten alerji testinin yapılması gerekiyor. Kandan yapılan testler çok sağlıklı sonuçlar vermiyor.

    Astım tedavisinde alerjenden korunma çok önemlidir
    İstanbul’da en sık neden olan alerjenler ev tozu mite alerjisi ve polen alerjisidir. Bunların dışında küf, evcil hayvan tüyleri gibi alerjenler de neden olabiliyor. Test sonucuna göre belli olan alerjenden korunma yöntemleri çok önemlidir. Örneğin polene alerjisi olan çocukların polenlere karşı korunma önlemleri alması, ev tozuna karşı alerjisi olanların da ev tozuna karşı önlem alması gerekiyor. Astım tedavisinde en önemli yöntem astıma neden olan alerjenden korunma yöntemidir.

    Astımlı çocukların bronşlarında aşırı hassasiyet vardır
    Astımlı çocukların diğer dikkat etmesi gerekenler ise astımı tetikleyen faktörlerin bilinmesidir. Astımlı çocukların akciğerlerindeki bronşlar çok hassastır. Alerjenler bronşlarda inflamasyon dediğimiz iltihaplanma yaparak bronşları koruyan mukoza tabakasını zedeler. Bu zedelenme sonucu bronşlar hassaslaşır. Özellikle anne veya babasında veya yakın akrabalarında astım, alerjik nezle, egzama veya başka alerjik hastalıklar olan çocuklara sık antibiyotik kullanmamak, fazla kilo alımından kaçınmak, hijyene çok önem vermemek, aşırı nemden sakınmak, katkı maddeli besinlerden kaçınmak, ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslemek gibi bazı önlemler astım gelişmesini önlemede yardımcı olabilir. Astım hastası çocukların akciğerleri çok hassas olduğu için

    Gribal enfeksiyonlar astımı tetikler
    Astımı tetikleyen en önemli neden gribal enfeksiyonlardır. Gribal enfeksiyonlar akciğerleri hassas olan astımlı çocukların en büyük düşmanıdır. Astımlı çocukların gripleri ağrı geçer, her seferinde öksürük olur ve 15 günden de uzun sürer. Bunun asıl nedeni akciğerlerdeki aşırı hassasiyettir. Bu nedenle de grip aşısı tüm gripleri engellemesine rağmen astımlı çocuklara yapılması tavsiye edilmektedir.

    Astımlı çocuklar spor yapmalıdır
    Diğer astımı tetikleyen faktör de egzersizdir. Koşmak, merdiven çıkmak gibi egzersizler astımlı çocukları sıkıştırabilir veya astımın belirtilerini ortaya çıkarabilir. Bu nedenle astımlı çocuklar sıklıkla egzersiz yapmaktan ve spor yapmaktan kaçınırlar. Astımlı çocukların aileleri de çocuklarının top oynamalarını istemezler ve terlemelerinden korkarlar. Bu da astımlı çocukların şişmanlamasına ve de astımın daha da kötüleşmesine neden olur. Astımlı çocuklar doktorun önerdiği şekilde spor yapmalı, diyetlerine dikkat etmeli ve fazla kilo almamalıdır.

    Astımlı çocuklar kokulara çok hassastır
    Astımlı çocuklar ve yetişkinler kokulara çok hassastır. En hafif kokuyu dahi alırlar. Bunun da nedeni bronşlarda gelişen aşırı hassasiyettir. Keskin kokular astımlı çocukların kötüleşmesine ve krize girmesine neden olabilir. Bu nedenle astımlı çocukların ve yetişkinlerin keskin kokulu parfüm kullanmaması önemlidir. Çamaşırların güzel kokması tüm annelerin en büyük istekleridir. Ancak parfümlü deterjanlar çamaşırların güzel kokmasına neden olurken astımlı çocukların astım belirtilerini ortaya çıkmasına neden olabilir. Hatta astım krizine neden olabilir. Çünkü astımlı çocukların bronşlarında aşırı hassasiyet vardır. Bu parfüm kokularının hangi çocuğu tetikleyip hangisini tetiklemeyeceğini bilmek çok zordur. Bu nedenle evde astımlı çocuğun olduğu evlerde çamaşırların parfümsüz deterjanlarla yıkanması önem arz etmektedir.

    Astımlı çocukların bulunduğu ortamda sigara içilmemelidir
    Sigara dumanı bronşlarda zararlı olmaktadır. Bu nedenle akciğerlerin hassaslaşmasına ve bronşlardaki koruyucu tabakanın zedelenmesine neden olur. Bu zedelenme sonucunda alerjenlerin vücuda kolay geçmesine neden olmaktadır. Ayrıca astım için kullanılan ilaçların da etkisiz olmasına neden olmaktadır. Sigara içenlerin üzerine sinen kokular da aynı etkiyi yapmaktadır. Astımlıların zaten akciğerleri alerjenlerin bronşlarda yaptığı zarar sonucu çok hassastır. Sigara da hem kendisi bronşların daha da hassaslaşmasına neden olmakta hem de bir tetikleyici faktör gibi görev yaparak bronşların daralmasına ve astım belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu nedenle evde sigara içilmemeli, mutlaka içilecekse akşam eve gelince kıyafetlerin değiştirilmesi, duş alınması ve dişlerin fırçalanmasıyla sigara dumanından vücudun temizlenilmesi gerekir. Evde içilecekse de balkonda bir önlükle içilmesi ve sigara sonrası önlüğün balkonda bırakılması ve yüzün yıkanıp dişlerin fırçalanması şeklinde sigaranın kokusundan vücut arındırılmalıdır.

    Önemli Notlar
    -Çocuklarda astımın en sık nedeni alerjidir.
    -Astımlı çocukların bronşlarında aşırı hassasiyet vardır.
    -Gribal enfeksiyonlar astımlı çocuklarda ağır geçer. Grip aşısı yapılması faydalı olabilir.
    -Egzersiz astımlı çocukların bronşlarını daraltıp krize sokabilir. Doktor tavsiyesine göre astımlı çocukların spor yapması ve fazla kilo almaması önemlidir
    -Astımlı çocuklar kokulara çok hassastır. Keskin kokulu parfümler kullanılmamalı, çamaşırlar için parfümsüz deterjanlar tercih edilmelidir.
    -Astımlı çocukların bulunduğu ortamlarda sigara içilmemelidir.

  • Sigarayı Bırakma

    Sigarayı Bırakma

    Sigara sağlığımızın en büyük düşmanlarından biridir. İçerisinde polonyum gibi kanserojen, radon gibi radyoaktif, metanol gibi füze yakıtlarında kullanılan, toluen gibi tiner olarak kullanılan birçok zararlı maddenin bulunduğu bir üründür.

    Sigara Bağımlılığı Nasıl Olunur?

    Küçüklük veya ileriki yaşlarda merak dürtüsüyle veya zevk objesi olarak lanse edilen sigaraya, “erkek adam sigara içer” gibi yakıştırmalarla “bir kereden bir şey olmaz”, “iç bir tane, yak bir tane” gibi eş, dost, arkadaş veya toplum baskıyla başlanılıyor ve içenler tarafından özendiriliyor.

    Sigara Bağımlılığının Zararları Nelerdir?

    Bilimsel araştırmalara göre sigara iştahınızı keser, sindirim sisteminizi zorlayarak sindirimi zorlaştırır, uyku bozukluklarına yol açarak uykunuzu kaçırır, kalp damarlarında tıkanıklıklar yaparak kalp hastalıklarına zemin hazırlar, öksürük ve nefes tıkanıklıkları belirtileriyle bronşite yol açar, vücuttaki vitamin tahribatı yaptığından dolayı yorgun düşersiniz, sigara içerisindeki tütün dişlerinizi sarartır, boğaz ve gırtlak kanserine yol açar, cildinizde kırışıklıklara neden olur, vücudunuzda ki mukoz tabakalara zarar verir, hafıza problemleri yaşamanıza sebep olur, dikkat ve irade bozukluklarına yol açar, kemik gelişimi açısından sorun teşkil eder ve bu durum büyüme çağındaki çocuklar için çok önemlidir. Akciğer kanserinin önemli dereceden sorumlusudur. Bu yüzden sigarayı bırakma çok önemlidir.

    Sigarayı Bırakma Yolları

    Sigara bağımlılığı olan herkes belli bir süre sonra sigaranın getirdiği hem maddi hem manevi hem bedensel zararlardan ötürü sigarayı bırakmayı düşünmüştür. Peki sigarayı bırakma yolları nelerdir? Ne yapılması gerekir.

    Öncelikle kendinize bağımlılık testi yaparak ne kadar bağımlı olduğunuz sorusuna cevap bulabilirsiniz.Bu test sonucuna göre daha sağlıklı bir yol izleyebilirsiniz.İlk olarak kendinize sigarayı hatırlatacak ortamlardan uzak durarak ,bırakma işini kafanızda bitirerek başlayabilirsiniz.Sonrasında hipnoz yöntemi ile başlayabilirsiniz.Bu yöntem ile beyninize bilinçaltınıza yerleşmiş sigara arzunuzu yaklaşık yüzde doksan çözüm ihtimaliyle sinirlenmeden ve sıkılmadan halledebilirsiniz.Bir başka yöntem olarak akupunktur yöntemini kullanabilirsiniz.İki veya üç seans sürmekte olan işlem ücreti seans başına iki yüz elli türk lirasından başlıyor.Devletimizde bu konuda oldukça hassas hareket etmekte ve sigara yaygınlığını azaltmak için uğraşmakta yine devletimizin bir hizmeti olan “Alo 171 Bırakma Hattı” ile de sigarayı bırakmayı deneyebilirsiniz.

    Ufuk Kılıç

    Bu yazının telif hakkıUfuk Kılıça aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Ufuk Kılıç ve ekibi olarak içinde bulunduğunuz durumun değerlendirilerek ileri düzeyde faydalanmak istiyorsanız memnuniyetle sorularınıza cevap verebiliriz. İsterseniz doktortakvimi üzerinden online randevu alabilirsiniz.

  • Bilinçaltı diyeti

    Bilinçaltı diyeti

    Diyetisyene, doktora gidiyorsunuz, size iyi öneriler, listeler veriliyor, ama sonra yapamıyorsanız, koltuktan kalkıp hareket edemiyorsanız, içimizde konuşan diğer ses bizi sabote ediyorsa, spor salonuna üye olup gidemeyenlerdenseniz, tok olduğunuz halde kontrolsüzce yemeye devam ediyorsanız beyninizin şefi olan bilinçaltını ikna edememişsiniz demektir.

    Bilinçaltını ikna etmenin yollarını öğrenmek ister misiniz?

    Bildiklerimizi neden yapamıyoruz?

    Bilinçli aklın bilmesi yetmiyor, bilinçaltını da ikna edip ikisinin birlikte kol kola girmesi gerekiyor.

    Birçok şeyi biliyor olabiliriz ama neden yapamıyoruz, çünkü bilinçaltı bu konuda farklı düşünüyor.

    Örneğin sigaranın ne kadar zararlı olduğunu bilip içen birçok doktor var. Hani o içimizde konuşan öteki tarafımız var ya orası.

    Yunus‘un ’’Bir ben var benden içeru’’ dediği, Mevlana’nın ’’Sen Düşünceden ibaretsin, geri kalan et ve kemiksin. Gül düşünürsen gülistan olursun, diken düşünürsen dikenlik olursun’’ dediği bilinçaltı.

    Bir sigara bırakma çalışmasında danışanım sigaranın kokusunun kendisini çok etkilediğini ,bir türlü sigarayı bırakamadığını söylemişti. Çalışmada sigara kokusunun ona babasının yanına gittiği yedi yaşındaki zamanı hatırlattığını fark etti. Babası tütün ticareti ile uğraşıyormuş, balya balya tütünlerin arasında babasının onunla ilgilendiği ve iyi vakit geçirdiği zamanları hatırladı. Bilinçli aklı, sigaranın zararlı olduğunu söylerken, bilinçaltı akıl sigara kokusuyla babasıyla iyi vakit geçirdiği anı hatırlamakta. Sürekli kilo verip alan bir danışanım da, kilo verdiği zamanlarda ne hissettiğini sorduğumda ilk aklına gelen onu büyüten ve çok seven anneannesinin söylediği idi: ’’Bu çırpı gibi bacaklarla, kemikleri fırlamış yüz ile seni kimse sevmez.’’ Maalesef bilinçaltı aklı ne derse o oluyor genelde, maçı çoğunlukla o kazanıyor.

    Kilo alınıp verilen yoyo diyetlerin, tokken bile yediğiniz duygusal açlıkların, kaygılıyken veya mutluyken yediğiniz bir kavanoz çikolatanın, sürekli pazartesi başlanacağı söylenen ama sıklıkla ertelenen kararların nedeni bilinçaltındaki duygu ve inançlardır.

    Bilinçli akıl soyut şeylerle ilgiliyken, bilinçaltı duygularla, inançlarla ilgilidir ve duygusal kayıtlar beynimizde daha büyük izler bırakır, daha kolay hatırlanır. Örneğin bilinçli aklın, ’’şişmanlık birçok hastalığın nedenidir’’ dediğini ve bilinçaltı aklın da ‘’profiterolün lezzetini, akan çikolatanın güzelliğini görüntüyü ‘’ hatırlattığını düşünün. Hangisi daha etkilidir? Sonuç belli. Kararları her zaman bilinçaltı alır, bilinç buna katılır. Böylece kararları biz alıyormuşuz gibi hissederiz.

    Mazeret Üretme Merkezi

    Belki kilodan bağcıklarımızı bağlayamıyoruz veya kalp, şeker hastasıyız veya kendimizi çirkin bulup beğenmiyoruz ve diyet, spor yapmamız gerektiğini biliyoruz, ama sonra yapmamak için mazeretler bulma uzmanı oluyoruz.

    İşte değişim için bilinçaltınız ile iletişim kurmak, sağlıklı ve kalıcı olarak kilo vermek istiyorsanız Hipnoterapi‘den yararlabilirsiniz.

    Fazla kilolu olmak bedensel, zihinsel ve ruhsal birçok nedenden kaynaklanabilir.

    Şeker hastalığı, tiroit yetmezliği, uykusuzluk, kahvaltı yapmamak, öğün atlamak, az su içmek, aşırı gazlı-asitli içecekler, fastfood yiyecekler gibi bedensel ve hormonal nedenler, stres, kaygı, üzüntü, değersizlik, suçluluk, yetersizlik inançları gibi zihinsel ve ruhsal nedenler olabilir.

    Bence en önemlisi zihinsel ve duygusal nedenlerdir. Nasıl ki savaş ya da kaos ortamlarında insanlar hayatta kalmak için un, şeker, bakliyat depoluyorlarsa bedenimiz de stres durumlarında yağ depolamaya eğilimlidir.

    Diyet sözcüğü yerine sağlıklı beslenmeyi kullanmayı tercih ediyorum. Çünkü rejim, diyet sözcükleri bilinçaltı için genelde olumsuz çağrışımlar içerir. Sevdiğimiz şeylerden uzak kalacağımız bir süreyi anlatır ve bir gün mutlaka biter.

    Size ömür boyu kolayca uygulayabileceğiniz, yeni bir yaşam biçimi olarak göreceğimiz bir programdan bahsedeceğim.

    Kontrolsüz yemenin en büyük nedenleri genellikle duygusal nedenlerdir ve bilinçaltında gizlidir. Stres, gerginlik, endişe, suçluluk, kızgınlık gibi olumsuz duygular aşırı yemeye neden olabilir. Bazıları yemekle bu olumsuz duyguları bastırmaya çalışır. Diğer taraftan yemek yeme keyifli bir şeydir ve bununla ilgili çocukluğumuzdan beri bilinçaltımızda olumlu anılar mevcuttur. Doğum günleri pasta demektir, düğünler yemeksiz olmaz, tüm ailenin birlikte olduğu Pazar kahvaltıları sevgi, huzur anları demektir. Bu durumda bilinçaltı bu anları daha sık yaşatmak için size yedirtebilir. Bazen anne babayı memnun etmek, kızdırmamak için de yedirtebilir. Bilinçaltı çalışmaları, beslenme alışkanlıklarınızla ilgili hedeflere ulaşmak ve bu hedefleri korumak için çok etkili bir yöntemdir.

    Kendinize şu soruları da sormanızı öneririm:

    En büyük streslerim, kızgınlıklarım, öfkelerim neler? Kime, neye öfkeliyim?

    Kendime öfkeli miyim?

    Beni ne kadar etkiliyorlar?

    Stresi yönetebiliyor muyum?

    Bunun için ne yapıyorum?

    Suçluluk duyduğum şeyler var mı?

    Kendimi değerli ve yeterli hissediyor muyum?

    Kendimi sürekli eleştiriyor muyum?

    Sahip olduklarıma şükrediyor muyum?

    Bazıları rahatlamak için sigara, alkol, aşırı ve kontrolsüz yiyerek veya aşırı spor yapmak gibi sağlıksız yollarla rahatlamaya çalışıyorlar. Hipnoterapi, Duygusal Özgürleşme Teknikleri(EFT), meditasyon, dua, olumlamalar, af seansları, fitoterapi (bazı bitkisel destekler), nefes tekniklerini gibi bilinçaltı çalışmaları ile gevşemeyi, streslerini azaltabilmeyi öğrendiklerinde ise sigara ve alkol ihtiyaçlarının kalmadığını, kontrolsüz yemenin zihinsel ve duygusal nedenlerini çözdükleri içinse kilo verdiklerini gözlemliyorum.

    Tabii ki sağlıklı ve kalıcı zayıflamak için yapılması gerekenler bellidir: Düzenli beslenme, düzenli hareket etme, iyi uyku, stresi azaltma gibi.. Ama bilinçaltına bu kararlarınızı kabul ettirmezseniz başarı şansınız düşüktür. Kilo verseniz bile tekrar alırsınız.

    Her bakımdan özellikle duygusal ve ruhsal açıdan arınmanız ve ideal kilonuza inmeniz dileğiyle hoşçakalın…

  • Hipnozla sigarayı bırakabilirsiniz…

    Hipnozla sigarayı bırakabilirsiniz…

    Sigara bağımlılığı, bilinçaltına yerleşmiş ve bu nedenle otomatikleşmiş güçlü bir bağımlılıktır. Sıkça tekrarlanan(yaklaşık 21 kez) her düşünce veya davranış bilinçaltına geçerek kaydedilir ve alışkanlık halini alır.Hipnoz gerçekten de sigarayı bırakmak için en etkili yöntemdir.Çünkü hipnozla bilinçaltına ulaşılarak sigara içmeye neden olan alışkanlığın kökleri bilinçaltından silinir.Sigara bilinçaltı tarafından bir arkadaş, bir dost, sosyalleşme aracı, keyif verici bir madde olarak programlandığı için bu programlar değişmeden sigaradan kurtulmak zordur. Yaklaşık 3-5 seans hipnoza giren tiryakilerin çoğu, sıkılmadan, bunalmadan, sinirlenmeden sigarayı bırakmaktadırlar. Üstelik hipnotik telkinler sayesinde, kilo almaları da önlenmektedir. TÜBİTAK ın yaptığı bir araştırma sonucuna göre, hipnoz dünyadaki en etkili sigara bırakma yöntemi olarak tanımlanmaktadır. Bizim hipnoterapi çalışmamızda, sigarayı bırakmak isteyenlere 3-5 seans hipnoz ile sigarayı bırakmalarında yardımcı olunmaktadır.

    Sigara içmek bir tören gibidir . Hiç farkında olmadan birçok şey size sigarayı hatırlatır ve otomatik olarak sigarayı yakarsınız. Sıkıldığınızda,üzüldüğünüzde,yemeklerden sonra, bilgisayarda çalışırken, çay kahve içerken, araba sürerken vs… Hipnoz bu alışkanlıkları kırmanın ,bu otomatik pilotu devreden çıkarmanın en etkili yoludur.

    Hipnoz sigara davranışınızı değiştirecek, yerine yeni sağlıklı davranışlar koyacaktır. Örneğin canınız her sigara çektiğinde derin bir nefes almanız o anda sigara arzunuzu yok edecektir. Ya da daha elinize sigarayı aldığınız anda o sigaranın elinizde olduğunu fark edecek ve sigara içmekten vazgeçeceksiniz. Hipnoterapi ile sigarayı bırakmanızı engelleyen bilinçaltı nedenler açığa çıkarılır ve o nedenlerin yerine daha sağlıklı şeyler bulunup değiştirilerek tedavi sağlanır.Yapmanız gereken tek şey,sigarayı bırakmayı istemek…

  • Sigarayı ve Alkol-Madde Bağımlılığı

    Sigarayı ve Alkol-Madde Bağımlılığı

    Sigarayı ve Alkol-madde bağımlılığından kolayca kolayca kurtulmak için…
    Biorezonans kısaca maddelerin çevresine yaydığı frekansları kullanılarak vücudun o maddeye karşı enerjetik bir yolla uyarılması işlemidir. Quitt terapisi ise Almanya kökenli olup biorezonans teknolojisinin bağımlılıklar ve kilo vermeye odaklı özel şeklidir. Bu işlemi aşılamaya da benzetmek mümkün olabilir. Amaç alerjen ya da bağımlılık yapan maddeye karşı vücutta bir “silkelenme” ve “temizlenme” hali yaratabilmektir. Biorezonans tekniği birbirinin ayna görüntüsü iki frekansın birbirini yok edeceği bilgisinden yola çıkar. İçilen sigaradan alınan frekans (elektromanyetik yayılım), elektronik olarak ters çevrilerek (ayna görüntüsü olarak) çok küçük elektromanyetik sinyaller şeklinde vücuda verilir. Yapılan işlem vücuda düşük frekanslarda (radyo sinyalleri gibi) yayın yapmak gibidir. Bağımlılık yaratan maddeden alınan frekans paterninin ayna görüntüsünün vücuda verilmesi ve iki ters frekans paterninin birbirini ortadan kaldıracağı bilgisi…
    Yani kısaca Quitt biorezonans seansı bağımlılık yapan madenin çevresine yaydığı frekansların vücuttan silinmesi işlemidir. Bunun için 40 ya da 50 dakikalık tek seans genellikle yeterli olmaktadır.. İşlem sırasında kişi sakinleşme-rahatlama dışında bir şey hissetmez Sigara ve ilgili maddeyi bırakma konusunda yaptığımız terapilerin bir seansı çoğu zaman yeterlidir. İkinci seans ya da destek seansı ancak sigara isteğinin devam ettiği ya da ruhsal durumun desteklenmesi gerektiği zamanlarda kullanılır. İlk 48 saat vücudun yeni enerjetik duruma adaptasyonu için gerekli süredir ve kişinin sigara isteğine karşı az ya da çok direnmesi gereken zamandır. Bu sırada şiddetli bir sigara isteğinin olması beklenmez ancak yine de ilk 48 saat en riskli zamandır. 48 saat bitiminde sigara isteğinin artık sadece bazı zamanlarda ve sadece hafifçe gelmesi beklenir. 48 saat geçtiği halde, sadece zaman zaman da olsa; Net, keskin bir sigara içme isteği duyuyorsanız size destek seansı kesinlikle önerilir.

  • SİGARA HİPNOZLA NASIL BIRAKILABİLİR?

    SİGARA HİPNOZLA NASIL BIRAKILABİLİR?

    Sigara içen kişiler hayatlarında en az bir kez bırakmayı düşünmüşlerdir. Bir kısmı en az bir kez bırakmaya teşebbüs etmiş ve bir kısmı da bırakmış ve bir süre sonra tekrar başlamıştır. Bir sigara tiryakisi en büyük yalanı kendisine söyler. “İstediğim zaman bırakabilirim ama istemiyorum”, “Sigara içmeyi seviyorum bırakmak istemiyorum”, Bağımlı olan insanlar bağımlılıklarının yarattığı tutkudan dolayı bunun bir aldatmaca olduğu ve bırakma isteklerini harekete geçirecek güçlerinin olmadığını bilmez. Fark ettiğinde ise pek çok zararı vücudu tahrip etmiş ve bunun hasarlarını daha öteye taşımayı göze alamadığı için gönülsüz zoraki bırakmak durumuyla karşı karşıya kalmışlardır. Sigara bırakma merkezlerinde uygulanan yöntemler arasında; Akupunktur, ilaç, tiksindirici toz, bantlar, biorezonans, hipnoz, seminer vb yöntemler arasında hepsinin de kendine göre bağımlıya bir katkısı vardır. Bu yöntemlerin hiç biri kişinin niyeti samimi olmaması halinde %100 etkili olmaz. Ancak bu yöntemler bırakma hedefinde olan tiryakinin bu amacını gerçekleştirmesinde yardımcı olur.

    Sigarayı Bırakmada Hipnoz’un Etkisi Nedir?

    Kendi başına sigarayı bırakmaya çalışanlar %25 oranında muvaffak olurken. Yardımcı araçlardan veya terapi yöntemlerinden yararlananlar %66’ya kadar çıkmıştır. Bu yöntemler arasında sigarayı bırakmada en etkili yöntemin hipnoz olduğunu söyleyebiliriz. Kişinin sigara ile tatmin olma arzusunu kesintiye uğratıp bedensel ve duygusal arzuyu sigara dışında bir kaynaktan yararlanmasını sağlayarak bağımlılığın yarattığı direnç 3 gün içinde kırılır ve daha sonra kişinin kendi iradesini çok daha kolay uygulayabileceği yönergeler verilir. Bu çalışma hazırlık süreci ve bağımlılık derecesine göre 2 ila 4 seans sürebilmektedir.

    Hipnozla sigarayı bırakmada başka hangi araçlardan yararlanılır?

    Bilincin ve bilinçaltının hazırlanması en önemli süreçtir. Yani kişi hazır olduğunda bu fırsatı tamamen bırakarak değerlendirebilir. Bunu yanında metabolizmada ve duygular üzerindeki değişimler konusunda kişi bilinçlendirilir ve zihinsel ve duygusal arınma sürecine katkı sağlayan telkin ve ses frekanslarından yararlanılır. Ayrıca sigaranın tahrip ettiği organların hızla iyileşmesi için bitkisel kürler ve beslenme önerileri verilir. Ağır tiryakiler için sigarayı bırakmak hayatında olumlu bir devrimi de başlattığı için bu kişilere bırakma sonrası da psikolojik destek verilmesi gerekebilir.

    Sigarayı Bırakmada Hipnoz’un Herkese Yararı Var Mıdır?

    Bir hastaya önerilen ilacın ne kadar etkili olduğu hasta o ilaca başladıktan sonra belli olur. Bazıları hipnoz’a karşı dirençlidir ancak bu kişi sigarayı bırakamaz diye bir sonuç çıkarılmamalı. Telkinlerin etkisi yetersiz kaldığı durumlarda diğer disiplinlerden daha çok yararlanılabilir. Bunların başında ilaç tedavisi ve biyorezonans gelir. Bunun yanında Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerin Göğüs hastalıkları bölümlerine bağlı çalışan pek çok sigarayı bırakma merkezi vardır. Hükümet politikası da bunu önemseği için ayrıca telefonla danışmanlık hizmeti veren ALO 171’i kurmuştur.   

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • Akupunktur ile sigara bırakılabilir mi?

    Nikotin bağımlılık yapan bir maddedir.

    Sigara bağımlılığı ;

    1- Fiziksel bağımlılık, nikotinden kaynaklanan

    2- Psikoljik bağımlılık, yoksunluk belirtileri şeklinde kendini gösterir.

    Yoksunluk belirtileri, gerginlik, sinirlilik, uyku kalitesinin bozulması, konsantrasyon azlığı, uyuşukluk hissi, bazen ishal veya kabızlık şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu belirtiler ilk 72 saat içinde şiddetlidir. 10 gün içerisinde azalarak ortadan kalkar.

    6 ay süreyle hiç sigara içilmezse bağımlılık sorunu çözülmüş demektir ve bu 6 ay içinde bir nefes dahi çekilirse uykuda olan bağımlılık tekrar uyanır.

    Akupunktur sigarayı bırakmak için kullanılan en etkili yöntemdir. Akupunturun etki mekanizması, vücutta bulunan endorfin, enkefalin, seratonin gibi maddeleri arttırarak yoksunluk belirtilerini ortadan kaldırır, ayrıca vücutta enerji dengelerini düzenleyip kendimizi daha iyi hissetmemizi, daha kararlı olmamızı sağlar.

    Sizden istediğimiz gün içinde hiç sigara içmeden akupunktur seansına gelmeniz. Yaklaşık bir saat sürecek akupunktur seansı ve daha sonra duruma göre yapılacak birkaç ilave seansla sigarayı bırakmak artık kolay.