Etiket: Şiddetli

  • Karın ve sırt bölgesinde şiddetli ağrıya dikkat!

    Karın ve sırt bölgesinde şiddetli ağrıya dikkat!

    Karın ağrısı, mide bulantısı, kusma ve şiddetli kanama ile ortaya çıkabilen pankreastaki ani bir iltihaplanma olan akut pankreatit hayati tehlikeye yol açabilir. Bu rahatsızlığın en önemli nedenleri arasında alkol kullanımı ve safra yolu taşları gelmektedir.

    Pankreas, başta kan şekeri düzenlenmesi olmak üzere hormonları ve sindirim için gerekli enzimleri salgılamaktadır. Akut pankreatitin en önemli nedenleri arasında alkol kullanımı ve safra yolu taşları gelmektedir. Yabancı ülkelerde alkol tüketimi akut pankreatitlerin birinci nedeniyken, ülkemizde safra taşlarına bağlı pankreatit daha sık görülmektedir. Fazla miktarda alkol tüketimi, pankreas dokusunda ödem ve akışın engellenmesine yol açarak hastalığa neden olabilmektedir. Safra taşları ise; safra kesesini bağırsağa bağlayan kanala geçerek burada kalıcı veya geçici tıkanıklığa neden olabilir. Pankreas kanalında tıkanıklık, ödem ve sonrasında da pankreatit tablosu ortaya çıkabilmektedir.

    İlaç kullanımı tetikleyebilir

    Başta bir kısım tansiyon ilaçları olmak üzere kişinin kullandığı ilaçlar, kanda trigliserid artışı, kalsiyum yüksekliğine neden olan hastalıklar da akut pankreatit yaratabilmektedir. Daha önceden akut pankreatit geçirmiş kişiler de tekrar ataklar için risk grubundadır.

    Karın ve sırt ağrısı görülebilir

    Akut pankreatitin ilk ve en önemli belirtisi karın ağrısıdır. Özellikle karnın üst bölgesinde başlayan ve sırta yayılan çoğu zaman kuşak tarzında karnı çevreleyen şiddetli bir ağrıdır. Ağrı genellikle akut ve ani başlangıçlı, giderek şiddetlenen tarzdadır. Ağrıya çoğu zaman bulantı ve kusma da eşlik etmektedir.

    Safra taşı kanalda tıkanıklığa neden olabilir

    Bazı hastalarda idrar renginde koyulaşma, gözlerde sararma gibi bulgular da ortaya çıkabilir. Akut pankreatit oluşumu için risk taşıyan kişilerde bu bulgular ortaya çıktığında mutlaka en yakın hastaneye başvurulmalıdır. Kan tetkikleri ve ultrasonografik inceleme ile akut pankreatit tanısı konulabilmektedir. Tipik karın ağrısı, beraberinde bulantı ve kusma şikayeti de olan kişilerde kanda bakılan pankreas enzim (amilaz ve lipaz) düzeylerindeki yükselme akut pankreatit tanısının konulmasını sağlar. Tipik ağrısı olan, amilaz ve lipaz adı verilen değerleri yüksek olan kişilerde akut pankreatit tanısı konulduktan sonra sebebe yönelik olarak “karın ultrasonografik incelemesi” yapılmalıdır. Bu hem hastalığın nedeni hem de şiddeti hakkında bilgi sağlar. Bu sayede safra taşının olup olmadığı ve varsa kanalda tıkanıklığın devam edip etmediği hakkında bilgiler elde edilir.

    Önce ilaçla tedavi yoluna gidilir

    Akut pankreatit hastalığında ilk olarak ilaç tedavisi uygulanır. Altta yatan sebebe göre endoskopik girişimler de gerekebilir. Hastada ilk olarak ağızdan beslenmenin kesilmesi, bozulan sıvı dengesinin yeniden sağlanması için serum tedavisi ve birtakım ilaçlar ile pankreas istirahate alınır. Altta yatan neden safra taşı ise ve safra yolu tıkanıklığı halen devam ediyorsa endoskopik olarak yapılacak müdahale (ERCP) ile safra kanallarının ağzı genişletilerek var olan taş dışarıya alınıp, akış yeniden sağlanarak hem safra kanalı hem de pankreas kanalındaki basınç düşürülmektedir.

    Tedavi süresi hastalığın evresine göre değişir

    Akut pankreatitte tedavi süresi hastalığın şiddetine göre değişkenlik gösterir. Hafif ve orta şiddetli pankreatitte birkaç gün içerisinde iyileşme sağlanırken, pankreas organında doku kaybı ile birlikte olan şiddetli pankreatitin tedavisi hem daha güçtür hem de daha uzun sürmektedir. Bu gibi durumlarda oluşan ölü dokuların temizlenmesi için endoskopik ve/veya cerrahi müdahale gerekebilmektedir.

    Erken tanı ile kontrol altına alınabilir

    Akut pankreatit hastalığı erken ve doğru teşhis edildiği takdirde uygun tedavi ile kontrol altına alınabilir. Ancak hastalığın nasıl seyredeceğini kesin olarak ön görmek her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle hastaneye yatırılarak tedavi edilen kişide, belirli aralıklarla tekrarlanacak tetkikler sayesinde hastalığın gidişatı hakkında fikir sahibi olunarak tedavi yeniden şekillendirilir. Hafif ya da orta şiddetli pankreatitte çoğu zaman tam bir iyileşme söz konusu olmaktadır. Şiddetli pankreatit tablosu ise hayati risk taşıyan ciddi bir hastalıktır. Özellikle alkol kullanan, safra taşı tanısı konulmuş kişiler, trigiliserid değerleri yüksek olan ve bazı grup tansiyon ilaçlarını kullanan kişiler risk altında oldukları için karın ağrısı ortaya çıktığında akut pankreatit açısından değerlendirilmelidirler.

    Pankreas hastalığından korunmak için

    Alkol ve sigara kullanımı sınırlandırılmalı

    Aşırı yağlı ve ağır yiyeceklerden uzak durulmalı

    Diyabet (şeker hastalığı) tanısı olanlar düzenli kontrollerini yaptırmalı

    Kan yağları (trigliserid) yüksek olanlar tedavi için gerekli önlemler almalıdır.

  • Çocuklarda besin allerjisi

    Besin allerjisi nedir?

    Sağlıklı insanlarda problem yaratmayan besin maddelerine karşı kişinin bağışıklık sistemi aracılığı ile aşırı tepki vermesi durumuna besin allerjisi denmektedir. Gıda allerjilerinde, herhangi bir besin alındıktan sonra bağışıklık sistemi tarafından yanlışlıkla yabancı olarak algılanmakta ve bu gıdaya karşı farklı mekanizmalarla aşırı ve normal olmayan bir tepki gelişmektedir.

    Besin allerjisi sıklığı

    Besin allerjisi genellikle 1-2 yaşından önce görülmektedir ve 3 yaş altında görülme sıklığı %6 iken yetişkinlerde bu sıklık %1-2 civarındadır. Çocuklarda genel olarak %4-8 oranında görülmektedir. 1 yaş altında %10, 3 yaş altında %6, orta-ağır egzemalı çocuklarda %35 ve astımlı çocuklarda %6 oranında görülmektedir.

    Hangi besinler allerji yapar?

    Her besinin allerjik reaksiyonlara neden olması mümkün olmakla birlikte tüm allerjik besin reaksiyonlarının % 90’ından 8 temel besin sorumludur. Bunlar süt, yumurta, yerfıstığı, soya, buğday, ağaç fıstıkları (ceviz, badem, antep fıstığı, vs), balık ve kabuklu deniz hayvanlarıdır.

    Besin allerjisi belirtileri nelerdir?

    Gıda allerjisinde gıdaya maruz kaldıktan bir süre sonra bu gıdaya karşı bağışıklık hücreleri tarafından antikor denilen maddeler oluşmakta ve daha sonraki karşılaşmalarda bulgular ortaya çıkmaktadır.

    Gıda allerjisi doğumdan sonra ilk ortaya çıkan allerjik hastalıklardandır. Çok erken aylardan itibaren bulgu verebilmektedir. Genellikle ilk olarak atopik dermatit (allerjik egzema) olarak kendini belli eder. Bebeklerin ilk aylarda öncelikle yanaklarında, kol ve bacakların dış yüzeyinde kaşıntılı egzemalar oluşabilmektedir.

    Ayrıca doğumdan sonra erken aylarda sindirim sistemini ilgilendiren allerjik hastalıklar da oldukça sık görülmektedir. Bu tip gıda allerjileri; gıda alımı sonrası fışkırır tarzda kusmalar, kanlı veya kanlı mukuslu ishal, şiddetli karın ağrıları, şiddetli ağlama atakları, uyku bozukluğu, şiddetli ishal, büyüme geriliği, beslenme bozukluğu ve nadiren tedaviye yanıt vermeyen kabızlık şeklinde bulgu vermektedir.

    Besin allerjisi daha nadir olarak ta ciltte kaşıntılı kırmızı plaklar (kurdeşen), yaygın kaşıntı ve kızarıklık, dudak, yüz dil, el ve ayaklarda şişme (anjioödem) şeklinde bulgu vermekte, hatta hayatı tehtid edebilen şiddetli sistemik reaksiyonlar (anafilaksi) gelişebilmektedir.

    Gıda allerjileri ani başlangıçlı veya geç başlangıçlı tepkilere neden olabilmektedir;

    Ani başlangıçlı gıda allerjilerinde belirtiler: Daha çok deri, solunum sistemi ve sindirim sistemini ilgilendirir.

    A-Hafif-orta belirtiler

    Yüzde kızarma-dudak etrafı, göz etrafında kaşıntılı kızarıklık, dilde kaşıntı (vücuda yayılabilir)

    Yüz, dudak ve göz etrafında hafif şişlik

    Burun akıntısı-tıkanıklık, gözlerde sulanma, hapşırık

    Bulantı-kusma-kramp-ishal

    Ağız içi ve boğazda kaşıntı ve keçelenme

    B-Şiddetli belirtiler

    Hışıltı

    Dil ve boğazda şişme-hırıltılı solunum- sık öksürük veya seste kabalaşma

    Tansiyonda ani düşme-şok

    Baş dönmesi-bilinç kaybı-koma

    Geç başlangıçlı gıda allerjilerinde belirtiler: Daha çok deri ve sindirim sistemini etkiler.

    Atopik egzema (Tedaviye yanıtsız)

    Reflü – ani eforsuz kusma

    Büyüme geriliği

    Kabızlık veya ishal

    Mukuslu ve/veya kanlı gaita

    Kolik

    Sürekli huzursuzluk ve ağlama atakları

    Besin allerji teşhisi nasıl konulur?

    Besin allerjisi düşündüren belirtiler olan çocuklarda ciltten allerji testleri, kandan allerji testleri, allerjen besinlerin alımına ara verilmesi ve besin yükleme testleri gibi testler yapılarak ve çocuk allerji uzmanları tarafından tanı konulmaktadır.

    Gıda allerji testi nasıl yapılır?

    Ciltten allerji testi, kandan allerji testi veya deri yama testi olmak üzere farklı yöntemler vardır. Sadece allerji testleri her zaman kesin tanı koymak mümkün değildir. Mutlaka besin yükleme testleri ile tanı doğrulanmalıdır. Allerji testlerinde allerji saptanmaması allerji olmadığını kanıtlamaz. Çünkü besin allerjisi çok farklı mekanizmlarla oluşabildiği için, her zaman allerji testleri ile tanı konamamaktadır.

    Allerji deri testleri doğumdan itibaren yapılabilmekle birlikte genellikle 2 aylıktan itibaren yapılabilmektedir. Allerji testleri, testlerin doğru yorumlanması ve gereksiz test yapılmasını engellemek için mutlaka bir çocuk allerji uzmanı tarafından yapılmalıdır.

    Besin allerjilerinde kesin tanı nasıl konur?

    Kesin tanı; şüpheli besinin 4-6 hafta süre ile diyetten çıkarılması (besin eliminasyonu), bebeğin düzelmesi ve bu besinin tekrar diyete eklenmesi (besin yüklemesi) ile tepkilerin tekrar ortaya çıkması ile konmaktadır. Bu test deneyimsiz hekimlerce yapılırsa çocuğun hayatını tehlikeye sokacak kadar kötü sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle mutlaka bir çocuk allerji uzmanı tarafından yapılmalıdır.

    Besin allerjisi tedavisi

    Diyet

    Besin allerjisi reaksiyonlarını önlemenin tek yolu çocuğun allerjik olduğu besin ve ürünlerinden kaçınmasıdır. Çok az miktarda alımların bile şiddetli reaksiyonlara neden olabileceği unutulmamalıdır. Anne sütü alan bebeklerin annelerinin de diyet yapması gerekir. Bebek mama kullanacaksa besin allerjisinin tipine göre seçim yapılmalıdır. Örneğin inek sütüne allerjisi olan bebeklerin inek sütü içermeyen mamalar kullanması gerekir. Hangi mamanın kullanılacağına ve nasıl bir diyet uygulanacağına mutlaka çocuk allerji uzmanı karar vermelidir.

    Besin allerjisinde ilaç tedavisi var mıdır?

    Besin allerjisi tespit edilen çocuklarda bulguların ortaya çıkmasını engellemek amacıyla kullanılabilecek herhangi bir ilaç yoktur, fakat mevcut belirtilerin düzeltilmesi amacıyla hafif reaksiyonlarda antihistaminik ilaçlar ve kortizon türevi ilaçlar kullanılabilir.

    Besin allerjisinin aşı tedavisi var mıdır?

    Oral immünoterapi (Aşı tedavisi), hastaları besine alıştırmak ve kalıcı tolerans (besin allerjisinin düzelmesi) geliştirmek amacı ile küçük dozlardan başlayarak düzenli aralarla artan dozlarda gıdanın ağızdan verilmesidir. Ağızdan besin aşı tedavisi yapılabilen gıdalar süt, yumurta, yer fıstığı, ceviz, kivi ve şeftalidir. Bu tedavi şeklinde amaç çocuğun bağışıklık sistemini reaksiyon verdiği gıdaya alıştırmak ve reaksiyon veremez hale getirmektir.

    Besin allerjisi düzelir mi?

    Besin allerjisinin düzelip düzelmeyeceği hangi besine bağlı allerji olduğu, kaç çeşit gıdaya allerji olduğu, kaç yaşında teşhis konulduğu, teşhis konulduğunda besin allerjisinin şiddeti, egzema, astım veya allerjik nezle ile birlikte olup olmadığına göre değişmektedir. Süt yumurta, soya ve buğdaya karşı oluşan allerjilerin 3 yaşına kadar düzelme şansı yüksekken fıstık, balık ve deniz ürünlerine gelişen allerjilerin düzelme şansı daha düşüktür.

    Aileler Nelere Dikkat Etmelidir?

    Allerjik çocuğu olan ailelerin çocuklarının dışarıda tükettiği her gıdanın içeriğini önceden gözden geçirmesi gerekir. Ağır allerjik tablolar bekleniyorsa ailenin çocuğa uygulaması zorunlu olan hazır epinefrin iğnelerini kullanmayı öğrenmesi gerekmektedir. Bu çocukların sürekli olarak bir çocuk allerji uzmanı kontrolünde kalması, uzun vadede diğer allerjik hastalıkların erken tanısı ve tedavisi açısından gereklidir.

  • Beyin kanamaları!

    Beyin kanamaları!

    Beyin zarına yada beyin dokusu içersine kan sızıntıları ile ortaya çıkarlar. Ani bir atardamar yırtılması ile şiddetli bir kanama yada yavaş sızıntı tarzında günlerce süren toplardamar kanaması şeklinde olabilir. Böylece kanamanın yeri(Beyin içi-beyin dışı), kaynağı (atardamar-toplardamar), süresi(dakikalar içersinde-günlerce)ne göre farklı hastalık tablosu ortaya çıkar.

    BEYİN İÇİ KANAMALARI: Hipertansif Kanamalar:Beyin kanamaları içinde en sık görüleni olup yaşlılarda ve genellikle tansiyon hastalarında daha sık olarak oluşur . Beyin dokusu içine atardamar yırtılmasına bağlı kanamalar sonucu pıhtı oluşarak beyin dokusuna baskı yapar . Hastalık ani başlangıçlıdır, dakika ve saatler içersinde gelişir, şiddetli baş ağrısına genellikle kusma, şuur bulanıklığı, kol bacak felçleri eşlik eder. Epilepsi tablosu ile nadiren klinik tablo başlayabilir.

    Tedavisi: kanama hayatı tehdit edici boyutta ve beyin dokusunda ciddi sıkışmalara yol açmışsa cerrahi girişimle kanama boşaltılmalıdır. Aksi halde küçük, hayati tehlike doğurmayacak boyutta ise vücut tarafından temizlenmesi beklenebilir. Bu sürede ilaç tedavisi uygulanır.

    Doğumsal damar anomalilerine bağlı kanamalar: Bunlar daha çok genç yaşlarda görülür. Doğumsal olarak mevcut anormal bir damar yapısından (Arteriovenöz malformasyon=AVM, kavernom) oluşan kanamalarla meydana gelir. Yine ani baş ağrısı, kusma, epilepsi, organ felçleri, koma görülebilir. Tedavide. Kanamanın boşaltılarak kanamaya yolaçan anormal damar yapısının çıkartılması gerekir.

    ANEVRİZMA KANAMALARI (Subaraknoid kanamalar): Genellikle gençlerde ve orta yaşlılarda görülür. Doğumsal yada sonradan oluşan atardamar cidarında zayıf bir bölgede baloncuk oluşturması ve daha sonra bu zayıf damar bölgesinin yırtılarak beyin boşluklarına kan dolması ile oluşur. Ani başlangıçlıdır. Hasta genellikle öksürme, hapşırma yada ıkınma sonrası yada durup dururken şiddetli bir ense ağrısı hisseder. Bu o zamana kadar yaşanmış baş ağrılarından çok farklı ve şiddetlidir. kusma ve bilinç kaybı-bayılma eşlik eder. Ağrı özellikle ense kökündedir, hafif sızıntı tarzındaki kanamalarda hasta boynunun tutulduğunu sanabilir. Bu yakında ortaya çıkacak şiddetli bir kanamanın ön bulgusu olabilir. Anevrizma kanamalarında hastanın kanayan atardamar bölgesindeki anevrizma gerek damar içi girişimlerle gerekse ameliyatla kapatılarak kanama ortadan kaldırılır. Ancak bu işlemleri yapabilmek için hastanın komada olmaması, ameliyata uygun bir klinik durumunun olması gerekir.

    KRONİK SUBDURAL KANAMALAR: Beyin ile kafatası arasındaki toplardamarların yırtılması ile ortaya çıkan yavaş sızıntı tarzında kanamalardır. günler hatta haftalar boyunca devam eden sızıntı beyin ile kafatası arasında birikerek gittikçe artan baskı oluşturur. Hastada baş ağrısı, bir taraf kol ve bacakta kuvvetsizlik, halsizlik, uyuklama hali daha ileri dönemde koma hali ortaya çıkar, ancak bu bulgular günler içersinde yavaş yavaş gelişir. Hastalık genellikle yaşlılarda ve alkoliklerde sık görülür. Genellikle çok şiddetli olmayan kafa travmaları bu kanamaya yolaçabilir.Yaşlılarda bunama ile karıştırılabilir. Tedavisinde beyin dışına toplanan kan cerrahi olarak çıkartılır. Cerrahi sonucunda hasta tamamen normal sağlığına kavuşur.