Kış depresyonu bazı kaynaklarda mevsimsel affektif bozukluk olarak tanımlansa da üzerinde fazla durulmaz. Peki nedir bu kış depresyonu? Aslında buradaki mod düşüklüğü gerçek bir depresyon değildir. Yazın renkli enerjisinden sonra gelen baskın, sıkıcı ve soğuk havalardan kaynaklı mod düşüklüğümüzü bazen depresyonla karıştırabiliriz. Oysa daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz gibi depresyon hafife alınmayacak bir kavramdır. Peki kışın gelmesiyle modumuz nasıl düşebilir ve kış depresyonunun belirtileri neler olabilir?
KIŞ DEPRESYONU NEDENLERİ
Yaz enerjisinden sonra işlere, günlük hayatın yoğunluğuna odaklanamama
Güneş enerjisi yoluyla vücuda D vitamini alınır ve D vitaminini işlevlerinden biri serotonin hormonunu arttırmaktır. Serotonin hormonu eksikliği de depresyonun en önemli nedenlerindendir. Bu nedenle kış aylarında depresyon görülme sıklığı daha fazladır.
KIŞ DEPRESYONU BELİRTİLERİ
Günlük işlere odaklanmada güçlük
Karbonhidrat oranı yüksek besinleri tüketme isteğinin artması. (bunun nedeni düşen serotonin hormonundan kaynaklıdır)
Uyku kalitesinin düşmesi ve sabahları dinlenmemiş olarak uyanmak
Unutkanlık
Günlük aktivitelerin artık eskisi kadar keyif vermemesi
KIŞ DEPRESYONUNDAN KURTULMA YOLLARI
Fototerapi adı verilen ışık tedavisi eğer gerçek bir kış depresyonu söz konusuysa oldukça işe yarayan bir yöntemdir. Bunun dışında kendi kendimize yapılabilecek ufak tefek şeyler modumuzun yükselmesini sağlayabilir. Karbonhidratların içinde serotonin hormonu vardır fakat fazla tüketilmesi de kilo artışı yapacağı için sağlıklı beslenmek kış depresyonuyla baş etmede en önemli etkendir. Yani çok fazla çikolata yemeyin ☺. Düzenli spor yapmak beyindeki serotonin seviyesini artırır bu yüzden depresyonla baş etmede oldukça faydalıdır. Uyku alışkanlığınızın düzene girmesi de depresyon riskini azaltır. Son olarak da dolabınızdaki siyah renkli kıyafetleri azaltmak da yararlı olabilir. ☺
Sonbahar ve kış aylarında her iki kişiden biri mevsimsel depresyon yaşamaktadır ve bu durum kadınlarda erkeklerden iki kat daha fazla görülmektedir.
Mevsimsel depresyonun, beynin sonbahar ve kış aylarında gün ışığının azalmasına verdiği tepki ile tetiklendiği düşünülmektedir. Beyinde bulunan iki özel kimyasal madde olan serotonin ve melatonin düzeyindeki değişikliklerin mevsimsel depresyonla bağlantılı olduğuna inanılmaktadır. Melatonin uykuyla bağlantılı bir hormondur. Karanlıkta veya gündüzler kısaldığında vücut büyük miktarlarda melatonin üretir ve bu yüksek düzeydeki melatonin insanda uyku hali, rehavet ve uyuşukluğa neden olur.
Beyindeki kimyasal bir madde olan serotonin ise insanın ruh halini etkiler. Güneş ışığına maruz kalındığında serotonin üretimi artar. Sonbahar ve kış aylarında günler kısalmaya başladığından, vücuttaki serotonin miktarında düşüş olur. Dolayısıyla yaşanan çökkünlük durumu, serotonin seviyesindeki düşüşle de açıklanabilir.
Mevsimsel depresyonun belirtileri nelerdir:
Aşırı yorgunluk, uyku süresinde artış
İştah ve kilo artışı
Çökkün duygu durumu, mutsuzluk, endişe
Enerji eksikliği
Güvensizlik, değersizlik ve suçluluk duyguları
Sosyal hayattan kendini geri çekme
Önceleri zevk alınan şeylerden artık zevk alamama
Konsantrasyon zorluğu
Cinsel isteksizlik
Mevsimsel depresyon açısından bakıldığında, yukarıdaki belirtilerden en çok iştah artışı, uyku ihtiyacı, enerji ve keyif düzeyinde azalma görülür. Ayrıca bu belirtilerden en az beşi hissediliyorsa, mevsimsel depresyon yaşanıp yaşanmadığı değerlendirilmelidir.
Mevsimsel depresyonu diğer depresyon biçimlerinden ayıran farklılıklar:
En az iki yıl arka arkaya, yılın aynı zamanında depresyon bulgularına sahip olunması
Depresyon dönemlerinin ardından depresyon olmayan dönemlerin gelmesi
Ruh halindeki ve davranışlardaki değişikliği açıklayacak başka bir neden olmaması
Alınacak önlemler:
Hava güneşli olmasa da sabah veya öğlen saatlerinde 25-30 dakika dışarıda yürüyüş yaparak güneş ışığından faydalanmak
Düzenli olarak spor yapmak
Sabah yataktan erken kalkmak ve gün ışığından faydalanmak
Sağlıklı beslenmek (karbonhidrat ve şeker alımının kontrol altında tutulması)
Besin takviyesi olarak multi vitamin kullanmak (özellikle B vitamini eksikliğinin olup olmadığının kontrol altında tutulması)
Çalışma ortamlarında gerekli ışık ihtiyacının karşılanması ve ortamın ısı ayarının kontrol altında tutulması
Akşam saatlerinde floresan ışık yerine güneş ışığı renginde olan ampullerin kullanılması.
Malum havalar karlı, çoğumuz kendimizi eve kapatmış durumdayız. Bu aylarda çoğumuzun üzerinde halsizlik, yataktan çıkmak istememe, gündüzleri uyku sersemliği, mutsuzluk, cinsel istekte düşüş, sosyalleşmekten kaçınma gibi belirtiler olabilir ve çoğumuz bunun sadece bizim başımıza geldiğini düşünüyor olabiliriz. Öncelikle şunu bilmelisiniz ki yalnız değilsiniz. Kasım ayından başlayıp neredeyse martın sonuna kadar devam eden bu mutsuzluk, halsizlik ve üşengeçlik durumunun adı mevsimsel duygu durum bozukluğudur. Bu bozukluk kadınlarda erkeklere oranla 4 kat daha fazla görülmektedir. İştahınızın açılması, battaniyenin altından çıkmak istememeniz, tekrarlayan başarısız diyet girişimlerinin muhtemel sebebi = kış depresyonu.
Bu kış depresyonunun sebebi nedir ve bununla nasıl başa çıkılır?
Öncelikle size serotonin hormonundan biraz bahsetmek istiyorum. Bu hormon mutluluk hormonu olarak da adlandırılır, beyinde salgılanır ve vücudumuzun çeşitli noktalarında üretilir. Serotoninin bir çok görevi vardır. Ruh halini, uykuyu, iştahı, cinselliği düzenlemeye yardımcı olur. Vücudumuzdaki serotonin seviyesindeki dengesizlikler ruh halimizi etkileyip depresyona sebep olabilir.
Şimdi size serotoninden neden bahsettiğimi açıklayayım. D vitamini serotonin artmasında önemli rol oynamaktadır. Bizim doğal yollarla en çok D vitamini almamızı sağlayan şey ise güneş ışınlarıdır. Kış aylarında güneşe daha az maruz kalmamız doğal yollarla serotonin almamızı engeller ve yukarıda da bahsettiğim üzere serotonin hormonunun azalması ruh halimizi etkileyip bizim depresyona girmemize sebep olabilir.
Peki ne yapmalıyız?
Olabildiğince güneş ışınlarına maruz kalmaya çalışmalıyız, perdelerimizi açıp içeriye güneş ışığı girmesini sağlamalıyız.
Evimizi sık sık havalandırıp temiz hava almaya özen göstermeliyiz
Sosyal çevremizden, günlük aktivitelerimizden uzak kalmamaya çalışmalıyız.
Hava soğuk olsa bile kalın giyinip yürüyüşe çıkmak hem bedenimize hem de zihnimize dinçlik katacaktır, elimizden geldiğince spor yapmalıyız.
Evimize ya da ofisimize renkli, canlı çiçekler koymalıyız.
Eğer sürekli negatif içerikli haberler okuyorsak buna biraz ara verip günün belirli saatlerini pozitif şeyler izlemeye, okumaya ayırmalıyız.
Süt, peynir, yoğurt, kırmızı et gibi triptofan açısından zengin besinler tüketmeliyiz.
Masaj da serotonin seviyesini artış sağlamaktadır. Masaj yaptırabiliriz.
Ve en önemlisi hayatımızda bize stres veren ne varsa onlardan uzaklaşmaya çalışmalıyız. Unutmamalıyız ki stres sadece ruh sağlığımızı değil bedensel sağlığımızı da çok etkilemektedir.
Sonuç olarak sonbahar,kış depresyonu geçici bir durum olmasına rağmen tedavi edilmediği zaman yaşam kalitesini bozabilir
Akupunkturun etki mekanizmaları Akupunktur noktasına iğne batırıldığı zaman, objektif ve subjektif etkiler gözlenir.
1. Subjektif etkiler : Akupunktur noktasına batırılan iğne deride bölgesel olarak gerginlik, baskı, ısınma ve acı hissine yol açmaktadır. Buna Çin literatüründe “Deqi” denir (10). Akupunktur iğnesi batırıldığı zaman, noktanın çevresinde eritem oluşur. Bunun sebebi zarar gören hücrelerden salınan histamin, bradikinin ve benzeri maddelerdir.
2. Objektif etkiler
a. Sinir sistemi üzerine etkileri
b. İmmün sistem üzerine etkileri
c. Metabolizma üzerine etkileri
d. Gastrointestinal sistem üzerine etkileri
Akupunktur noktaya iğneyi batırdığımız zaman sinir ucu (Reseptör) uyarılır ve bu uyarı sinir yoluyla omuriliğine ve oradan da beyindeki ilgili merkezlere ulaşır. Bunun sonucu olarak vücudumuzda çeşitli kimyasal maddeler değişik alanlarda salgılanır ve dolaşım yoluyla salgılanan kimyasal maddeler hastalıklı olan bölgeye ulaşırlar ve etkisini gösterirler.
Akupunktur tedavi etkisi 6 grupta toplanır:
1. Analjezik etki
2. Sedasyon etkisi
3. Homeostatik etkisi
4. İmmun stimulan etkisi (Bağaşıklık sistemi güçlendiren etki)
5. Psikolojik etkisi
6. Motor fonksiyonlarda iyileşme etkisi.
1.Analjezik etki: Analjezik (Ağrı kesici) etki salgılanan Endorfin ve Enkefalinler ile elde edilir.(Endorfin ve Enkefalinler çok güçlü ağrı kesici özelliğe sahip kimyasal maddelerdir). Akupunkturun analjezik etkisi hemen tedaviden sonra görülür ki bu da artrozların, baş ağrılarının, bel ve boyun ağrılarının ve buna benzer ağrılı sendromların tedavisinde etkilidir. Bu salgılanan endorfin ve enkafalinler Ağrı eşiğinin yükselmesini de sağlayarak analjezik etkiyi artırırlar.
2.Sedasyon etkisi: Akupunkturun beyinde Dopamin, Serotonin, Endorfin, GABA (gama-amino-buterik-asid) salınımında artış sağladığı tesbit edilmiştir. Bu maddelerden Serotonin ve Dopamin insanda sedasyon sağlayan maddeler olup hastayı rahatlatır. Serotonin ve Dopamin artışı depresyon’da, insomnia’da, anksiyete’de, histeri’de, ilaç bağımlılıkları ve davranış bozukluklarında sedasyon etkisini artırdıkları tespit edilmiştir.Sedasyon etkisi Raphe sistem, Bazal ganglionlar, Retiküler formatio gibi bazı beyin bölgelerinin aktivasyonu ile sağlandığı tespit edilmiştir.
3.Homeostatik etkisi: Akupunktur Sempatik ve Parasempatik sinir sistemini dengeye sokarak homeostatik etki sağlar.
4.İmmun stimulan etkisi: Akupunktur vücut direncini artırır. Vücudumuzun bağışıklık sistemini güçlendirerek bakteri ve virüslerin neden olduğu enfeksiyonlardan korur. Vücudun hastalıklara karşı direncini arttırır.Akupunktur tedavisinden sonra,lökositlerin (Beyaz kan hücreleri) arttığı,vücudun direnç gücünü oluşturan gamaglobulinlerin,antikor ve substanslarının kandaki seviyelerinin arttığı tesbit edilmiştir.
Akupunkturun immün sistem üzerine etkisinin,endojen opioidlerden beta endorfin (BE), LE ve metionin enkefalinin bu sisteme yaptığı etkilere bağlı olduğu düşünülmektedir. Elekroakupunktur uygulamasının dalakta BE salgılanmasını yükselttiği ve bunun sonucu NK hücre aktivitesini ve interferon gamma düzeyini artırdığı sonucuna varılmıştır. TNF-alfa, interferon gama, interlökin-1 alfa,interlökin-2 B hücre proliferasyonunu artırırken,interferon gama ve interlökin-2 de antikor yapımını artırmaktadır.
Endorfin ve enkefalinlerin NK hücre aktivitesi,sitotoksik T lenfosit generasyonu, monositkemotaksi, interferon gama, interlökin-1, interlökin-2, interlökin-4 ve interlökin-6’nın üretimini artırdığı tespit edilmiştir. Alfa, beta ve gamma endorfinlerin değişik immün fonksiyonlara sahip olduğu belirlenmiştir. Kanda ki lökosit, antikor ve gama-globülinlerin değerini artırarak bu etkiyi yapar ve böylece enfeksiyona karşı vücut direncini artırır.
5.Psikolojik etki: Akupunktur uygulaması ile merkezi sinir sistemi ve plazmada düzeyi yükselen endojen opioidlerden enkefalinlerin ruhsal ve psikolojik durumu düzenlemede rol aldığı belirtilmektedir. Enkefalinlerin antidepresan, antikonvülsif ve anksiyeteyi giderici etkilerinin olduğu bilinmektedir. Akupunkturun endojen opioidlere ilave olarak, merkezi sinir sisteminde serotonin düzeyini artırdığı gözlenmiştir.
Serotonin, ‘’mutluluk hormonu’’ adıyla bilinen ve ruh halimizi çok etkileyen bir hormondur. Serotoninin ,Sakinleştirici ve trankilizan etkisi vardır. Günümüzde yapılan çalışmalar sonucunda depresyon, migren, obsesif kompulsif bozukluk, obezite, insülin direnci, fibromiyalji ve hiperaktivite gibi birçok hastalığın temelinde serotonin eksikliğinin olduğu düşünülmektedir.
serotoninin, kişinin kendini iyi hissetmesi, mutlu ve halinden memnun olması, iştahının ve seks dürtülerinin normal düzeyde olması ve psikomotor dengenin sağlanmasında etkilerinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Serotonin uykuyu, seksüel enerjiyi, ruh halini, ani ve aşırı isteklerle iştahı düzenler. Düşük serotonin miktarı, sinirli, huzursuz ve depresif ruh hallerine neden olabilir. Mide ve bağırsak bölgesindeki kas sisteminin hareketlerini yönetir, ağrı algılama sisteminizi düzenler ve dinlendirici bir uyku sağlar. Serotonin düzeyi düştüğünde ise keyfimiz ve genel ruh halimiz etkilenir. Bunun dışında insan vücudundaki serotonin düzeyini, çeşitli hormonlar da etkilemektedir. Örneğin kadın vücudundaki östrojende artma, serotonin düzeyinde de bir artışa neden olmakta; aynı şekilde, kadınların âdet görmeleri sırasında, östrojen hormonlarında düşüş olması, serotonin düzeyini de düşürmekte ve bu durum, kan damarlarının aşırı genişlemesi sonucu, kadınlarda migren başlamasına neden olabilmektedir. Beyindeki bir serotonin eksikliği endojen depresyona yol açabilir, iştahı bozar ve obezite veya anoreksiya ve bulimia nevroza gibi diğer yeme bozukluklarına yol açabilir, ayrıca uykusuzluktan sorumlu olabilir. Migren atağından önce vücuttaki serotonin düzeyi yüksek olmakta, atak geçtikten sonra da düşmektedir. Ayrıca kalp krizi geçirmiş birçok hastanın depresif olduğu ve bu kişilerin idrarında daha çok serotonin atıldığı tespit edilmiştir. Açlık, yorgunluk, stres, yemek, ışık ve ilaçların serotonin düzeyini düşürdüğü tespit edilmiştir. Serotonin yükseldiğinde veya yeterli olduğunda ise; moralimiz yüksek olur, rahat uyku uyuruz, iştahımız azalır,ruh sağlığımız düzelir,enerjimiz artar.Vücudumuzda bu kadar etkili olan bu hormonun düzensizliğinde birçok hastalık ortaya çıkar
6.Motor fonksiyonlarda iyileşme etkisi: Akupunktur uygulaması ile motor fonksiyonlarda iyileşme etkisi görülmüş ve bundan dolayı hemipleji (Felç) rehabilitasyonunda ve fasial paralizi( Yüz felci) vakalarında tatbik edilmiştir. Akupunktur uygulaması sinir sistemini etkilemekte ve nöronlarda K+ , Na+ , Ca+ konsantrasyonlarında, merkezi sinir sisteminde beta endorfin ve lösin enkefalin gibi nöropeptidlerin ve aspartat gibi nörotransmitterlerin miktarlarında değişmelere neden olduğu gözlenmektedir. Araştırmacılar, akupunkturun etkilerinin beyin tarafından düzenlendiği görüşünde ağırlıklı olarak durmaktadırlar ve EA uygulamasının sinir hücresi aksiyon potansiyelinde güçlü bir değişmeye neden olduğunu belirtmektedirler. Paralizi olgularında geç safhalarda bile akupunkturla cevap alınabilmektedir.
Akupunktur,Kas, tendon ve kemik yapısını kuvvetlendirdiği tespit edilmiştir. Yapılan deneysel çalışmalarda çalışma gücünü artırdığı tespit edildiğinden dolayı Sporcularda doping amacıyla kullanılmaktadır.
Yapmanız gereken tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra, akupunktur, size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.
İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, serotonin ve bir yeriniz acıyınca endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin – endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte açıklaması budur.
Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar. Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolaylaşır. Akupunktur ile tedavi, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetleri ortadan kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar veren kişi, bunu hiç zorlanmadan başarır; çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgılaması için uyarır ve uyarıdan sonra da beyin eski otonomisini kazanır.
Merkezimizde sigara bırakma tedavisinde iğne kullanılmadan Laser akupunktur,Manyetik Alan tedavisi,Saf Oksijen tedavisi ve Nöral Terapi hepsi birlikte uygulanmaktadır. Kulakta tesbit edilen noktalar laserle uyarılarak bitki tohumları ile bu uyarı sürekli hale getirilerek, iğnesiz, ağrısız, acısız bir yöntem uygulanır.
Sigara bırakma tedavisinde akupunktur kişinin sigaraya olan isteğini azaltır, sigaranın tadı bozulur ve sigara içilmediği zaman ortaya çıkan, sinirlilik, el ayak titremesi ve yoksunluk belirtilerini ortadan kaldırır. Eğer kişi sigara içmek isterse mide bulantısı ve kokusundan nefret hissini ortaya çıkartarak tek seansta sigarayı bırakması sağlanır.
Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?
Toplam 45 dakika süren bir tedavidir. Böylece 72 saatlik en zor geçen dönemde vücut kontrol altındadır. Daha sonra hastanın bağımlılık derecesiyle bağlantılı olarak ek seanslar yapılabilir, ama genellikle buna gerek kalmaz. Tedavi süresince tek bir sigara bile içilmemesi ve nikotin preparatları kullanılmaması gerekir. Aksi halde, başladığımız noktaya geri döneriz.
Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?
Akupunkturun etki mekanizmaları Akupunktur noktasına iğne batırıldığı zaman, objektif ve subjektif etkiler gözlenir.
1. Subjektif etkiler : Akupunktur noktasına batırılan iğne deride bölgesel olarak gerginlik, baskı, ısınma ve acı hissine yol açmaktadır. Buna Çin literatüründe “Deqi” denir (10). Akupunktur iğnesi batırıldığı zaman, noktanın çevresinde eritem oluşur. Bunun sebebi zarar gören hücrelerden salınan histamin, bradikinin ve benzeri maddelerdir.
2. Objektif etkiler
a. Sinir sistemi üzerine etkileri
b. İmmün sistem üzerine etkileri
c. Metabolizma üzerine etkileri
d. Gastrointestinal sistem üzerine etkileri
Akupunktur noktaya iğneyi batırdığımız zaman sinir ucu (Reseptör) uyarılır ve bu uyarı sinir yoluyla omuriliğine ve oradan da beyindeki ilgili merkezlere ulaşır. Bunun sonucu olarak vücudumuzda çeşitli kimyasal maddeler değişik alanlarda salgılanır ve dolaşım yoluyla salgılanan kimyasal maddeler hastalıklı olan bölgeye ulaşırlar ve etkisini gösterirler.
Akupunktur tedavi etkisi 6 grupta toplanır:
1. Analjezik etki
2. Sedasyon etkisi
3. Homeostatik etkisi
4. İmmun stimulan etkisi (Bağaşıklık sistemi güçlendiren etki)
5. Psikolojik etkisi
6. Motor fonksiyonlarda iyileşme etkisi.
1.Analjezik etki: Analjezik (Ağrı kesici) etki salgılanan Endorfin ve Enkefalinler ile elde edilir.(Endorfin ve Enkefalinler çok güçlü ağrı kesici özelliğe sahip kimyasal maddelerdir). Akupunkturun analjezik etkisi hemen tedaviden sonra görülür ki bu da artrozların, baş ağrılarının, bel ve boyun ağrılarının ve buna benzer ağrılı sendromların tedavisinde etkilidir. Bu salgılanan endorfin ve enkafalinler Ağrı eşiğinin yükselmesini de sağlayarak analjezik etkiyi artırırlar.
2.Sedasyon etkisi: Akupunkturun beyinde Dopamin, Serotonin, Endorfin, GABA (gama-amino-buterik-asid) salınımında artış sağladığı tesbit edilmiştir. Bu maddelerden Serotonin ve Dopamin insanda sedasyon sağlayan maddeler olup hastayı rahatlatır. Serotonin ve Dopamin artışı depresyon’da, insomnia’da, anksiyete’de, histeri’de, ilaç bağımlılıkları ve davranış bozukluklarında sedasyon etkisini artırdıkları tespit edilmiştir.Sedasyon etkisi Raphe sistem, Bazal ganglionlar, Retiküler formatio gibi bazı beyin bölgelerinin aktivasyonu ile sağlandığı tespit edilmiştir.
3.Homeostatik etkisi: Akupunktur Sempatik ve Parasempatik sinir sistemini dengeye sokarak homeostatik etki sağlar.
4.İmmun stimulan etkisi: Akupunktur vücut direncini artırır. Vücudumuzun bağışıklık sistemini güçlendirerek bakteri ve virüslerin neden olduğu enfeksiyonlardan korur. Vücudun hastalıklara karşı direncini arttırır.Akupunktur tedavisinden sonra,lökositlerin (Beyaz kan hücreleri) arttığı,vücudun direnç gücünü oluşturan gamaglobulinlerin,antikor ve substanslarının kandaki seviyelerinin arttığı tesbit edilmiştir.
Akupunkturun immün sistem üzerine etkisinin,endojen opioidlerden beta endorfin (BE), LE ve metionin enkefalinin bu sisteme yaptığı etkilere bağlı olduğu düşünülmektedir. Elekroakupunktur uygulamasının dalakta BE salgılanmasını yükselttiği ve bunun sonucu NK hücre aktivitesini ve interferon gamma düzeyini artırdığı sonucuna varılmıştır. TNF-alfa, interferon gama, interlökin-1 alfa,interlökin-2 B hücre proliferasyonunu artırırken,interferon gama ve interlökin-2 de antikor yapımını artırmaktadır.
Endorfin ve enkefalinlerin NK hücre aktivitesi,sitotoksik T lenfosit generasyonu, monositkemotaksi, interferon gama, interlökin-1, interlökin-2, interlökin-4 ve interlökin-6’nın üretimini artırdığı tespit edilmiştir. Alfa, beta ve gamma endorfinlerin değişik immün fonksiyonlara sahip olduğu belirlenmiştir. Kanda ki lökosit, antikor ve gama-globülinlerin değerini artırarak bu etkiyi yapar ve böylece enfeksiyona karşı vücut direncini artırır.
5.Psikolojik etki: Akupunktur uygulaması ile merkezi sinir sistemi ve plazmada düzeyi yükselen endojen opioidlerden enkefalinlerin ruhsal ve psikolojik durumu düzenlemede rol aldığı belirtilmektedir. Enkefalinlerin antidepresan, antikonvülsif ve anksiyeteyi giderici etkilerinin olduğu bilinmektedir. Akupunkturun endojen opioidlere ilave olarak, merkezi sinir sisteminde serotonin düzeyini artırdığı gözlenmiştir.
Serotonin, ‘’mutluluk hormonu’’ adıyla bilinen ve ruh halimizi çok etkileyen bir hormondur. Serotoninin ,Sakinleştirici ve trankilizan etkisi vardır. Günümüzde yapılan çalışmalar sonucunda depresyon, migren, obsesif kompulsif bozukluk, obezite, insülin direnci, fibromiyalji ve hiperaktivite gibi birçok hastalığın temelinde serotonin eksikliğinin olduğu düşünülmektedir.
serotoninin, kişinin kendini iyi hissetmesi, mutlu ve halinden memnun olması, iştahının ve seks dürtülerinin normal düzeyde olması ve psikomotor dengenin sağlanmasında etkilerinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Serotonin uykuyu, seksüel enerjiyi, ruh halini, ani ve aşırı isteklerle iştahı düzenler. Düşük serotonin miktarı, sinirli, huzursuz ve depresif ruh hallerine neden olabilir. Mide ve bağırsak bölgesindeki kas sisteminin hareketlerini yönetir, ağrı algılama sisteminizi düzenler ve dinlendirici bir uyku sağlar. Serotonin düzeyi düştüğünde ise keyfimiz ve genel ruh halimiz etkilenir. Bunun dışında insan vücudundaki serotonin düzeyini, çeşitli hormonlar da etkilemektedir. Örneğin kadın vücudundaki östrojende artma, serotonin düzeyinde de bir artışa neden olmakta; aynı şekilde, kadınların âdet görmeleri sırasında, östrojen hormonlarında düşüş olması, serotonin düzeyini de düşürmekte ve bu durum, kan damarlarının aşırı genişlemesi sonucu, kadınlarda migren başlamasına neden olabilmektedir. Beyindeki bir serotonin eksikliği endojen depresyona yol açabilir, iştahı bozar ve obezite veya anoreksiya ve bulimia nevroza gibi diğer yeme bozukluklarına yol açabilir, ayrıca uykusuzluktan sorumlu olabilir. Migren atağından önce vücuttaki serotonin düzeyi yüksek olmakta, atak geçtikten sonra da düşmektedir. Ayrıca kalp krizi geçirmiş birçok hastanın depresif olduğu ve bu kişilerin idrarında daha çok serotonin atıldığı tespit edilmiştir. Açlık, yorgunluk, stres, yemek, ışık ve ilaçların serotonin düzeyini düşürdüğü tespit edilmiştir. Serotonin yükseldiğinde veya yeterli olduğunda ise; moralimiz yüksek olur, rahat uyku uyuruz, iştahımız azalır,ruh sağlığımız düzelir,enerjimiz artar.Vücudumuzda bu kadar etkili olan bu hormonun düzensizliğinde birçok hastalık ortaya çıkar
6.Motor fonksiyonlarda iyileşme etkisi: Akupunktur uygulaması ile motor fonksiyonlarda iyileşme etkisi görülmüş ve bundan dolayı hemipleji (Felç) rehabilitasyonunda ve fasial paralizi( Yüz felci) vakalarında tatbik edilmiştir. Akupunktur uygulaması sinir sistemini etkilemekte ve nöronlarda K+ , Na+ , Ca+ konsantrasyonlarında, merkezi sinir sisteminde beta endorfin ve lösin enkefalin gibi nöropeptidlerin ve aspartat gibi nörotransmitterlerin miktarlarında değişmelere neden olduğu gözlenmektedir. Araştırmacılar, akupunkturun etkilerinin beyin tarafından düzenlendiği görüşünde ağırlıklı olarak durmaktadırlar ve EA uygulamasının sinir hücresi aksiyon potansiyelinde güçlü bir değişmeye neden olduğunu belirtmektedirler. Paralizi olgularında geç safhalarda bile akupunkturla cevap alınabilmektedir.
Akupunktur,Kas, tendon ve kemik yapısını kuvvetlendirdiği tespit edilmiştir. Yapılan deneysel çalışmalarda çalışma gücünü artırdığı tespit edildiğinden dolayı Sporcularda doping amacıyla kullanılmaktadır.