Etiket: Selülit

  • Awt (akustik dalga tedavisi)

    Awt (akustik dalga tedavisi)

    Selülit uzun zamandır birkaç tedavi yöntemi olmasına rağmen bütünüyle kaybolmayan bir sorundur. Fakat çok yeni bir sistem olan (AWT) Akustik Dalga Tedavi yöntemi selülit tedavisinde dünyada kanıtlanan başarıları ile selülit yok etme yolları arasında en gözde uygulama olmuştur. Kimyasal nitelikli herhangi bir madde kullanmayarak, lazer, vakum yada farklı bir tekniğe gerek kalmadan güçlü ses dalgalarının verdiği şoklar ile alt dermis içerisinde bulunan çukurlara etki eder. Selülit tedavisi yapan AWT bu sayede üretilen ses dalgaları deri ve yağlardan geçerek selülite neden olan tüm etkenleri düzeltir.

    Akustik Dalga Terapisi 6-10 cm derinliklere kadar güçlü mekanik enerji dalgaları ile tam kat doku kontrolü sağlar. Sorunlu doku içinde şok dalgaların mekanik gücünden yararlanılarak metabolik ve iyileştirici özellikleri açığa çıkarır.

    Dünyada ilk uygulama ABD’li şarkıcı Madonna ile yapılan Akustik Dalga Terapisi, selülit tedavisindeki etkili ve başarılı sonuçlar üzerine kongreler düzenlenerek bilimsel olarak kabul görmüştür.

    Vücut Selülit Neden Yapar?

    Derideki gevşeklik,

    Yüzeyde bulunan yağ dokusundaki aşırı şişkinlik,

    Yağ dokusu ile deri arasındaki bağlarda aşırı gerginlik,

    Sertleşen bağ dokularında yavaşlayan kan ve lenf akımından kaynaklı aşırı sıvı birikimi,

    Selülit tedavi edilmediği takdirde yukarıdaki etkenler birbirini etkileyerek sorunun daha da ilerlemesine neden olmakatdır.

    Akustik Dalga Terapisi Şok Dalgalar Sonucu Nedir?

    Selülitin bulunduğu bölgenin elastikiyeti artar ve sıkılaşır,

    Fibroz bantlar; çözülerek cildi bırakır ve selülit giderilir,

    Yağ hücrelerinde hücre zarı geçirgenliği arttığı gibi Bu sayede hücre içi yağlar serbestleşir ve yağ dokuda hacim azaltılır,

    Kan ve lenfatik dolaşım güçlenerek düzenlenir,

    Kaslarda biyomekanik uyarı ile kas kondüsyonu artar,

    Metabolizma hızını artırarak kilo vermeye yardımcı olur.

    Akustik Dalga Terapisi Kimlere Uygulanamaz?

    Ciddi karaciğer ve börek yetersizliği olanlar,

    Hamillik ve emzirme durumu olanlarda,

    Bacakta flebit ve derin ven trombozu var ise,

    Tedavi edilecek alanda iltihap durumların var ise,

    Bacaklarda varis sorunu için cerrahi operasyon yapılmışsa,

    Ciddi kalp damar hastalıkları olanlar,

    Tedavi edilmemiş kanama bozukluğu olanlar yada kan sulandırıcı ilaç almak zorunda olanlar,

    İleri düzey şeker hastalığı olanlarda.

    Akustik Dalga Tedavisinde Nelere Dikkat Edilmeli?

    Tedavi günü 4 litre ara günler 3 litre su içilecek,

    Her gün 20 dakika yürüyüş yapılacak,

    Kan sulandırıcı ilaçlar kullanılmayacak.

    Akustik Dalga Terapisi Uygulaması

    Akustik Dalga Terapi AWT güvenli, acısız, ağrısız ve konforlu bir tedavi yöntemidir. Uygulama yapılacak olan selülitli bölgede anlık yoğun bir basınç ve titreşim hissedilmektedir. Uygulama yaklaşık olarak 15-45 dk. sürmektedir. Öğle arası uygulanabilen bu tedavi ile günlük hayatınız etkilenmez. Deri sıkılaşması ve yağ doku kayıplar ile diyete gerek kalmadan bölgede %5-12 arasında incelme görülebilmektedir. Dokuların kendini yenileme sürecine bağlı 1-2 ay içersinde kendini göstermeye başlar.

  • Selülit tedavisi ve bölgesel zayıflama yöntemleri

    LPG :

    Selülit tedavisinde etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış ve FDA onayı almış bir cihazdır. Cellu M6 Keymodule teknolojisi ile deri ve deri altındaki dokuda kan ve lenfatik dolaşımı uyarılmakta, dokular arasında tutulmuş fazla sıvı ve metabolik atıkların uzaklaştırılması hızlandırılmıştır.

    LPG, selülit tedavisindeki başarısı yanında hastanın durumuna göre bir veya iki beden küçülme ve sıkılaşma sağlamaktadır. Liposuction sonrası toparlanmayı hızlandırmaktadır. LPG, hastanın durumuna uygun programlar dahilinde uygulanmaktadır.

    THERMALIPO II Radyo Frekans Sistemi

    Acısız bir yöntemle yüzde gevşeme ve sarkmayı tedavi eder, sıkılaşma ve yenileme sağlar. Vücutta selülit, lokal kilo ve sarkma problemlerinin üstesinden gelir. Ciltte oluşmuş portakal kabuğu görünümünün giderilmesine, uygulandığı bölgelerin sıkılaşmasına ve dokunun daha iyi bir görünüme kavuşmasına yardımcı olur. Hiçbir yan etkisi yoktur.

    Thermalipo II

    Her cilt tipinde güvenli, acısız ve risksizdir.

    Yüz, boyun, dekolte, karın, kalça, bacak, kol ve dizlerde etkilidir.

    Vücut kontürünü şekillendirirken aynı zamanda kolajen üretimini artırdığı için daha sıkı ve genç görünmesini sağlar.

    Invasive bir yöntem değildir. Uygulamanın yapıldığı kişiler aynı gün içinde normal aktivitelerine dönebilir.

    Etkisi yüzlerce hasta üzerinde kanıtlanmıştır.

    Üç ay süren tedavi protokolünün ilk ayı sonunda selülit ve zayıflama etkileri, 2.ay itibarıyla da sıkılaşma etkileri ortaya çıkmaya başlar. Tedavi süresince günde 2,5-3 litre su içilmeli, alkol alınmamalı ve uygulama sonrasında yoğun bir Yüz/vücut nemlendiricisi kullanılmalıdır. Tavsiye edilen seans sayısı 10-12 arasındadır. Seans aralıkları 7-5 gün olmaktadır.

    Kavitasyon

    Kavitasyon sistemi nedir?

    Kavitasyon sistemi, bölgesel yağlanma ve selülit problemini ultrason dalgaları ile tedavi eden cerrahi olmayan bir yöntemdir.

    Cildin dış yüzeyine uygulanan ultrasonun yayılması, yağ dokusundaki hücre sıvısında ani ve yüksek basınç değişikliklerine neden olur. Ultrason dalgalarıyla oluşan kabarcıklar yağ hücrelerinde önce genişleme sonra patlama yaratır. Kavitasyon denilen bu etki yağı sıvılaştırıp hücre duvarlarını tahrip ederek depo yağların yapısını bozar. Bu dokudaki yağ hücreleri ve açığa çıkan yağ asitleri parçalanarak lenf ve idrar yolları sayesinde uzaklaştırılır. Serbestleşen bu yağlar , adalelerde yakılarak ya da üriner sistem ve karaciğer yoluyla vücuttan atılır.

    Kimlere uygulanmaz?

    Bu tedavide yağ hücreleri sıvı hale geçerler. Sıvı hale geçen yağın vücuttan atılması için kişinin sağlıklı olmasına, iyi işleyen bir dolaşım sistemine sahip olmasına, sağlıklı karaciğer ve böbreklere ihtiyaç vardır.

    Karaciğerinde sorun yaşayanlar ya da karaciğer yetmezliği olanlar

    Kronik damar yetmezliği, lenfatik ödem

    Diyabet (tip II)

    Orta ve iç kulağında sorun olanlar

    Metal protezi olanlar

    Kalp pili olanlar

    Hamileler ve emzirenler

    Uygulama bölgesindeki dokuda problem olanlar

    Klinik tedavi gerektiren hastalığı olanlar

    Tedavi protokolü, seans süresi

    Uygulamanın 10 gün ara ile 4-6 seans uygulanması önerilmektedir. Seans süresi maximum bir saattir.

    Drenaj

    Lenf drenajla yağın vücuttan atılımı gerçekleştirilir. Kavitasyon uygulamasından sonra lenfatik dolaşım yönünde, lenf noktalarına odaklı masaj yapılması veya lenf drenaj cihazlarının kullanılması önerilmektedir. İki kavitasyon uygulaması arasında 30 dakikalık 2 seans lenf drenajı uygulaması çok faydalı olacaktır.

    Diyet

    Bu uygulamalar arasında en önemli olan mutlak diyet yapma zorunluluğudur. Bunun için önerilen yağsız, düşük karbonhidratlı bir beslenme programına uymaktır. Kavitasyon seansından sonraki 5 gün boyunca sıfıra yakın yağ içeriği olan bir diyet izlenmeli ve uygulamayı takip eden günlerde, gün içinde en az 2 litre su tüketilmesi önerilmektedir.

    Fiziksel aktivite

    Kavitasyon uygulamasının ardından fiziksel aktivitenin mutlak surette arttırılması gerekmektedir.

    Lenf Drenaj

    Bölgesel zayıflama, vücut sıkılaştırma , selülit tedavisi için LPG ile birlikte kullanıldığında etkiyi artıran bir cihazdır. Lenfatik drenaj cihazı ile parmak uçlarından yukarıya doğru düzenli basınç uygulanarak lenf akımı düzenlenir. Uygulandığı bölgede cilt kalitesinde düzelme, çevresel olarak incelme, deri ve deri altında sıkılaşma olur.

    Mezoterapi

    Mezoterapi yöntemi ilk kez Fransa’da 1952 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Mezoterapi, az miktardaki ilacın problemli bölgelere direkt olarak verilmesi şeklinde tanımlanmıştır. İlacın yalnızca problemli bölgeye verilmesi etkinliği artırırken yan etkileri de en aza indirgemektedir.

    16 – 75 yaş arası sağlıklı tüm erişkinlere mezoterapi uygulanabilir. Bölgesel yağlanma, selülit, saç dökülmesi, cilt gençleştirme başlıca kullanım alanlarıdır.

    Bölgesel incelme için mezoterapi uygulamasında en uygun adaylar düzenli egzersiz yapan, kilo fazlası çok olmayan, selülit veya bölgesel yağ depolanmaları olan sağlıklı bireylerdir.

    Tedavi sırasında protein oranı yüksek gıdalarla beslenme önerilir. Kafein içeren gıda ve içeceklerden uzak durulmalıdır. Uygulama sonrasındaki 8 saat içinde sıcak duş alınmamalı, ağır egzersiz yapılmamalıdır.

    Tedavi sonuçları uygulanan bölgeye ve problemin yaygınlığına göre değişir. Selülit ve bölgesel yağlanmanın tedavi sonuçları ilk birkaç uygulamadan sonra görülür.

    Hastalar mezoterapiden sonra sağlıklı bir yaşam şekli sürdüğü, uygun diyet ve düzenli egzersiz yaptığı sürece mezoterapi etkinliği kalıcıdır. Selülit tedavilerinde yılda birkaç kez mezoterapiye devam edilmesi, uygulamaların kalıcılığını artırır.

    Tedaviden sonuç almak için ortalama 10 – 12 seans uygulama gerekir.

  • Selülit ve kozmetik uygulamalar

    Selülit; yağ dokusunun, bağ dokusu içinde fazla miktarda yağ birikiminden kaynaklanan, özellikle de kadınların büyük bir kısmının muzdarip olduğu klinik bir durumdur. Selülit oluşumu mikrodolaşımın bozulması ve bağ dokusunun zayıflamasına bağlıdır. Selülitin belirtisi genellikle portakal kabuğu görüntüsünün oluşumudur. Selülit görüntüsünü iyileştirmek ve mikrodolaşımı arttırmak için farklı yöntemler geliştirilmektedir.

    Selülit tıbbi olarak hastalık olarak değerlendirilmemekle birlikte kozmetik açıdan önemli bir problemdir. Bu durum ergenlik dönemi sonunda oluşmaya başlayan normal fizyolojik bir durumken, kadınlar için hamilelik ve süt verme dönemlerinde artış görülen bir tablodur. Kilo alımı ile daha beligin duruma gelmekle birlikte zayıf kadınlarda da görülmektedir. Çoğunlukla kadınlarda görülmesinin nedeni dişilik hormonlarının, deri metabolizması üzerinde etkili olması sebebiyledir. Steroid sex hormonları deride, özellikle kalça ve baldırda yağ birikimine, sekonder selülit oluşumuna neden olur. Menapoz sonrası azalma ise yine bu hormonal mekanizma ile açıklanır.

    Selülit bilim dünyasında ciddi bir ilgi görmemekle birlikte kadınların büyük kısmının sorunu haline gelmiştir. Bu alanda yapılan kozmetik uygulamalar, mekanizmalar tam anlaşılmadan uygulandığında başarısız tedavi şekilleri ile sonuçlanır.

    Deri altı yağ dokusu hücreleri 50 mikrometre yarıçapında, içi %95 yağlı madde ile dolu hücrelerdir. Çok sayıda hormon taşıyan yağ hücreleri büyüdükçe bir araya gelen salkım görünümünde yağ loplarını oluşturur. Bunların arasında kapiller damarlar ve lenf damarları bulunur. Bu yağ hücrelerindeki büyüme ve genişleme burada yer alan damarlara baskı yaparak, sıvı geri dönüşü zayıflar ve dolaşım bozulur. Damarlardan ve lenf damarlarından sıvı doku içine kaçarak ödem oluşturur. Tedavide amaçlanan lipoliz işlemi trigliseritlerin küçük yağ asitlerine parçalanıp, hücreden atılması ve yeni yağ üretiminin engellenmesidir.

    Bu hücrelerin yüzeyinde bulunan adrenarjik reseptörlerden Beta reseptörlerin uyarılması yağ yıkımını, alfa 2 reseptörlerin uyarılması yağ yapımına neden olur. Bu nedenle tedavideki ana amaç beta reseptörleri uyarmak, alfa 2 reseptörleri de inhibe etmektir. Ksantinler beta reseptörleri uyaran, alfa 2 reseptörleri baskılayan, fosfodiesteraz enzimini inhibe eden maddeler olup kozmetik ürünler içersinde tedavi amaçlı bulunmaktadır.

    Selülit belirtilerinin azaltılması

    1-Değişik etkin madde ve bitkisel ekstrelerin kullanımı (oral yada topikal)

    2-Lokalize mekanik etki (masaj) , ısı ve enerji sistemlerinin uygulanması

    3-Hareketli yaşam ve gıda alımının düzeltilmesi şeklinde bir protokolle uygulanır.

    Birinci gruba giren çok sayıda etkin madde ve bitkisel ürünlerin çok azı için etkili olduğunu gösterir bilimsel literatür çalışması vardır.

    Hareketli yaşam tarzı ve spor yapılması, gıda alımının düzenlenmesi selülit oluşumunu azaltıcı etkisi herkes tarafından kabul edilen bir yöntemdir. Kilo verme ile yağ hücreleri küçülmesine rağmen doku tahribiyeti gerilememektedir. Bu nedenle tedavide en önemli yaklaşım, ideal kiloyu devam ettirme ve sporla bağ dokusu sağlamlaşmasını sağlamadır. Selülitli bölgeye masaj uygulaması ve bölgenin ısıtılması gibi uygulamaların da selülit belirtilerini azaltmada etkili olduğu bildirilmiştir.

    Selülit çimdik testi dediğimiz testle, kalça veya bacak iki el arasında yastık oluştıracak şekilde sıkıştırıldığında, deride tümsek ve çukurların derecelendirmesi yapılabilir. Sıfır derece; hem ayakta hem sırt üstü yatar durumda deri yüzeyi normal, çimdik testi yapıldığında saptanan durumdur. Bu durumun geriye döndürülmesi ve biriken sıvının uzaklaştırılması mümkündür. İkinci derece; sırt üstü yatar konumda deri yüzeyi düzgün, ayakta, çimdik testi yapılmadan bile belirgin görünümdür. Üçüncü derece ise; hem ayakta, hem sırt üstü yatar pozisyonda selülit görünümünün olmasıdır. Bu safhada hem mikrodolaşım bozukluğu, hem sıvı birikimi, hem de yağ sentezinde artış ve metobalizmasında bozulma vardır.

    Tedavide kullanılan ürünlere gelince bu alanda, ksantin türevleri (kafein, teofilin, teofilinasetik asit, aminofilin), retinoik asit türevleri, fitik asit ve tuzları, betülinik asit ve C vitamini, antiöstrojenik maddeler, niasinamid, bitki ekstreleri (Terminalia catappa, Polygala tenuifolia, Platycodon grandiflorum, Kochia scoparia, Hibiscus abelmoschus, Ruscus aculeatus, Cola nitida, at kestanesi, gingo biloba ekstresi, Gotu kola vb.) farklı basamaklarla etki ederek kullanılırlar.

    Topikal kullanılan bu ilaçların yanında, ağızdan oral yolla alınan ilaçlarda vardır. Deriyi kalınlaştırmak için N-asetilglukozamin, kollejen yıkımını yapan enzimin etkisini azaltmada C vitamini, Kollajen ve elastin liflere bağlanarak deri güçlenmesini sağlayan çinko ve manganez, deri kalınlaşmasına yardımcı olan aminoasitler( lizin, pirolin, sistein, glisin, metiyonin), karbonhidratın yağa dönüşümünü engelleyen hidroksi sitrik asit , barsakta yağı bağlayıp emilmesini engelleyen kitin, deri kanlanmasını arttıran gingo biloba, ginseng, bağ dokusunun oksitlenmesini engelleyen üzüm çekirdeği ekstresi vb maddeler farklı ticari adlı preparatlarla kullanılmaktadır.

    Selülit tedavisinde uygulanan cihazlı uygulamalarda, 1996 yılında yapılmış bir çalışmada deri yağ hücrelerinin küçültülmesi, lipolizin arttılırılması ile selülit belirtilerinin gerilediği gösterilmiştir. Enerji kaynağı olarak ultrasan, radyofrekans mikrodalga kullanımı ile deri altı yağ doku sıcaklığı 40 -41.5 dereceye kadar çıkartılmaktadır. Bir başka patentli çalışmada elektromanyetik dalgaların uygulanması ile selülit tedavisi yapılabileceği ileri sürülmüştür.

    ABD İlaç ve Gıda Birliği (FDA) selülit için kullanılan topikal kremlerin derinin yapısında ve fonksiyonlarında değişiklik yaptığı için ilaç olarak sınıflandırılmasının daha uygun olabileceği bildirilmekle birlikte bu konuda herhangi sınırlayıcı koşul bulunmamaktadır. Allerji riski nedeniyle aminofilin içeren preparatlar endişe ile izlenmektedir. Yine bunun yanında mezoterapi amaçlı uygulanan preparatlar, deri içine uygulandıkları için uzman hekim tarafından uygulanması gereken ürünler olarak incelenmelidir.

  • Selülit tedavisi,

    Selülit ağırlıklı olarak kadınların sorunu olmakla birlikte, kilo alan ve androjen hormon eksikliği veya yetmezliği olan erkeklerde de görülebilir.

    Selülit bilindiği gibi şişmanların sorunu değildir, zayıflarda da görülebilir. Oluş nedenleri arasında, cilt altı bağ dokusunda engebeli görünüme yola açan gevşeklik, ödem (su tutulması) genellikle genetik yatkınlığı olan kişilerde ve sıklıkla hormonal sikluslarımızla ilişkili olarak, mikrodolaşımın bozulması, bununla ilşkili olarak cilt altı yağ tutulumunun artması ve yağ lobüllerinin arasının sert fibröz kapsüllerle çevrelenmesi, dolayısıyla bir kısır döngü şeklinde birbiriyle ilişkili çok sayıda mekanizmayla ilişklili bir hastalıktır.

    Ayrıca selülitin evreleri de vardır. Sadece deriyi iki parmak arasında sıkıştırınca veya kasları kasınca portakal kabuğu şeklinde ortaya çıkan görünüm varsa evre I, normal pozisyonda iken görünüyor ancak, kasları kasınca çukurluklar oluşuyorsa evre II, hem çukurluklar hem de sertlikler var ve ağrılıysa evre III olarak değerlendirilir.

    Selülitin tedavisinde, oluş sebeplerini düzeltmeyi hedefleyecek şekilde bir yol izlemek buna göre kombine bir bakım uygulamak önemlidir. Bu yüzden selülitin tek bir tedavisi yoktur. Hiçbiri tek başına yeterli sonuç vermez. Uygulanan başlıca yöntemler; LPG ile lenf drenaj masajı, elektrostimulasyon (ESM- Quantum-Caci) ile hem kasları hem de bağ dokusunu uyarma, benzer şekilde biraz daha güçlü olarak bağ dokusunu uyaran ve cilt altı yağlanmayı azaltan radyofrekans ve infrared tedavisi, iğneli işlemlerden mezoterapi ve karboksiterapi olmaktadır.

    Bu sayılan yöntemlere ek olarak özel beslenme programı ve ağızdan alınabilecek bazı gıda takviyeleriyle selülit tedavisi içeriden de desteklenmektedir. Şayet diyet eğer tek başına yapılacak olursa istenilen bölgeden yeterince yağ kaybetmediğimiz gibi bir de yüzümüzden, göğsümüzden kaybedebiliriz. Bu nedenle bölgesel uygulamalar yapılırken diyetle desteklenirse istediğimiz yerlerden kilo vermemiz daha kolay olabilmektedir.

    Tedavide olmazsa olmazlardan biri olan ve selülitin en önemli sebebi olan dolaşım bozukluğunun giderilebilmesi için uygulanan lenf drenaj masajı şarttır. LPG masajını özellikle biz dermatoloji uzmanlarının tercih etme nedenimiz, endermoloji bilimi ile ilişkili olduğunu bilmemiz ve FDA onayı almış olmasıdır. En önemli nokta bu masajın kesinlikle ehliyetli kişilerce uygulanmasıdır. Aksi halde ciltte sarkmalara, kalçada düşüklüğe veya selülitlerde artmaya neden olabilir. Bilinçsiz ellerde uygulanan el masajlarının bile uzun dönemdeki sonuçları ne yazık ki selülitin daha da kötüye gitmesine neden olabilmektedir. Masaj sonrasında hemen uygulanan mezoterapi ve karboksiterapi ile sonuçlar çok daha iyi olabilmektedir. Çünkü işlem öncesine dolaşımı düzenlemiş ve toksinlerden arındırılmış olabilmektedir.

    LPG nasıl etki yapmaktadır?

    LPG uygulamaya alınan bölgelerde kan dolaşımı ve lenfatik dolaşımı arttırmakta, metabolik atıkların atılımını kolaylaştırarak doku drenajı sağlamakta, mevcut fibroz bantları serbestleştirerek deriye esneklik kazandırmaktadır. LPG uygulaması ile deriden kasa kadar tüm cilt altı dokuların yeniden şekillendirilmesi sağlanır.

    Estetik amaçlı uygulama alanları

    Selülit tedavisi

    Vücut kontur düzeltmeleri ve lokal inceltmeler sağlayabilmek

    Sarkık derinin tonus ve elastikiyetini arttırabilmek

    Karboksiterapi ve mezoterapi ile kombine kullanım

    Liposuction sonrası iyileşme sürecini hızlandırma ve düzensizlikleri ortadan kaldırabilmek.

    LPG uygulamaları nasıl yapılmaktadır?

    Tedavi sırasında her hastaya özel uygulama çorabı giydirilmektedir. Seans sayısı 10-20 seans arasında değişmektedir. LPG tedavisi tamamen ağrısız olmasının yanı sıra hastada stres azaltıcı ve rahatlatıcı etkilere sahip olabilmektedir. Her bir seansta uygulama 35 dakika sürmektedir.
    *2 ay süreyle 15 seans uygulanır.

    MEZOTERAPİ

    Mezoterapi kelime anlamı derinin orta tabakasının tedavisi demektir. Ancak bu kelime ile günümüzde anlaşılan ise; deri içine tedavi veya estetik amaçlı ilaç verilmesidir. Tarihi geçmişi 200 yıl öncesine dayanan çok eski bir yöntem olup; ilk zamanlar kulak çınlamalarını prokainle giderebildiğinin anlaşılmasıyla kullanılmaya başlanmış sonraları estetik tıp uygulamaları ilave olmuştur.

    Günümüzde özellikle vücuttaki lokalize yağlardan kurtulmada, selülitin tedavisinde veya cilt gençleştirme ve saçları besleme amaçlarıyla sıkça uygulanmaktadır. Ayrıca fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanları tarafından ağrı gidermek amacıyla da kullanılmaktadır.

    Mezoterapi yönteminde, selülit olan bölgeye özel tabancası aracılığıyla çok ince bir enjektörle cilt altına, dolaşım düzenleyici olarak prokain, gingko biloba, buflomedil kullanılırken, yağ parçalayıcı olarak ise sıklıkla fosfatidil kolin (soya), karnitin, kafein, enginar özü gibi daha bir çok özellikli ilaçlar kullanılmaktadır. Son olarak cildi yapılandırıcı olan ilaçlar ise organik silisyum, c vitamini, karışık vitamin ve aminoasitlerden oluşan kokteyller kullanılmaktadır. Seans aralıkları kişiden kişiye değişmekle birlikte haftada 1 olup; 4-10 seanstır.

    KARBOKSİTERAPİ

    Bu yöntemin asıl çıkış noktası bir ortamın oksijensiz bırakılmasının (hipoksik ortam), o ortama kan gelmesini tetikleyerek yani dolaşımın hızlanarak oksijen getirmesinin o bölgedeki yağ hücrelerinin kullanılmasını, dolayısıyla yağ dokusunun azaltılmasınısağladığı görüşüdür. Bu düşünceyle şekillenen tedavinin, karbondioksit gazının masum oluşu ile uygulama konusunda güven vermesi de etkili olmaktadır.
    Çünkü vücudumuz karbondioksit gazına zaten alışıktır ve bu gazı ya akciğer ya da böbrekler üzerinden rutin olarak atar. Nasıl etki ettiğine gelince; cildin altına ince bir iğne aracılığıyla karbondioksit gazının verilmesi öncellikle o bölgeye kan akışını hızlandıran daha da önemlisi dolaşımı düzenleyen bir mekanizmayı tetikler. Bu sayede kanın birinci görevi olan oksijen taşıma işlemi başlamış olmaktadır. Karbondioksit verilen bölgeye gelen kanın bu bölgedeki karbondioksiti alıp yerine oksijen bırakmasıyla yağ hücrelerinde yağ yakımı başlatılmış olmaktadır. Elbette böyle bir işlem yapılırken lokal olarak incelme veya sıkılaşma olabilmektedir. Ayrıca oksijenlenen hücreler canlanmakta ve cilt sıkılaşmakta, ciltte çatlak (stria) olan bölgelerde iyileşebilmekte, ciltteki gerginlik artabilmekte ve bir yandan hücreler daha fazla yağ yakabilmektedir.

    Ayrıca bu iki yöntem dışında doğru beslenme ve takviye edilecek ağızdan alınan vitamin ve mineraller, önerilen spor biçimi (ağır sporlardan kaçınmak ) ve bol sıvı tüketimi başarılı olabilmemiz için gerekenler arasındadır. Bazı vitamin markalarının dolaşımı düzenleyen, bağ dokusunu onaran, ödemin çözülmesine destek olan, yağ yakımını arttıran, kilo kontrolünde etkili olabilen ürünleri de vardır. Gotu kola, piknogenol, grape seed extract, gingko biloba, CLA, tonalin, L-carnitin, krom-pikolinat gibi içerikler bunlar arsında sayılabilir.

  • Akupunktur ile selülit tedavisi!

    Selülit; derialtı yağ hücre gruplarının kan ve lenfatik dolaşımı bozmasıyla oluşan bir hastalıktır.

    Selülitte önce bölgesel yağ birikimi olur. Zamanla biriken yağlar damarları sıkıştırarak dolaşımı bozar. Dolaşım bozukluğu sonucu damar duvarlarından sızan serum, doku aralıklarında toplanarak doku ödemini oluşturur. Yağ karın ve sıvıların baskısı ile dokular beslenemez ve yapıları bozulur.

    Ödem bir taraftan kan ile yağ hücreleri arasındaki iletişimin aksamasına ve yağ hücrelerinin metabolizmasının bozulmasına yol açarken, diğer taraftan bağ dokusunun yapısının bozularak, sertleşmesine yol açar. Yağ hücre gruplarının arasında oluşan fibrotik bantlar aşırı büyümüş yağ dokusu hücrelerinden meydana gelmiş nodüller oluşturur. Bu nodüller deri yüzeyinde çöküntülere ve portakal kabuğu görünümüne neden olur. Daha ileri aşamada nodüller birbirine yapışarak daha büyük nodülleri oluşturur ve cildin kapitone bir görünüm almasına sebep olur. Bu aşamada nodüllerin sinirler üzerine baskı yapması sonucu ağrı oluşabilir.

    Estetik bir problem olmaktan çıkar ve tıbbi bir sorun haline gelir. Yani kadınlara estetik kaygı yaşatan selülitin portakal kabuğu görünümü buzdağının görünen kısmıdır. Görünmeyen kısımda hastalık vardır. Selülit varis, çabuk yorulma, ciltte sarkma ve çatlamalara neden olur.

    Selülit Nedenleri:

    Hormonal nedenler: Kadınlarda yumurtalıklardan salgılanan ve dokularda su tutma özelliğiyle selülit oluşumuna zemin hazırlayan Folikül uyarıcı hormonun (FSH) aşırı artışı.

    Genetik: Anne selülitli ise çocuğunda da selülit görülebilir.

    Dolaşım bozukluğu (damar yetmezliği): Selülit ve damar yetmezliği birbirine paralel gider. Damar yollarında oluşan selülit damarları sarar, sıkar ve kan dolaşımını daha da zorlaştırır. Bunun sonucu varisler oluşur. Buda, selülit, varis, daha ileri derecede damar yetmezliği olarak gittikçe ciddi boyutlara varır.

    Kabızlık

    Hipotiroidi

    Doğum kontrol hapı kullanımı

    Karaciğerin kötü fonksiyonu

    Hızlı ve stresli yaşamın yarattığı gerginlik, kaygı ve güvensizlik gibi ruhsal etkenler

    Korse, dar elbiseler, kalp yetersizliklerine bağlı dolaşım yetersizlikleri

    Çoğunlukla ergenlik, gebelik, menapoz gibi kilo alıp verme ve hormonal değişikliklerin yaşandığı dönemler yatkınlığı arttırır.

    Ağır, aşırı kalorili besinlerle düzensiz ve yanlış beslenme.

    Vücutta toksik etkiler oluşturan alkol, çay, kahve ve tütünün aşırı miktarda tüketimi.

    Hareketsiz bir yaşam.

    Selülitten Korunma;

    Düşük kalorili besinlerle beslenilmelidir

    Aşırı kilo alınmamalıdır

    Spor yapılmalıdır

    Vitamin ve mineralden zengin beslenilmelidir.

    Yeterince su alınmalıdır.

    Selülit Tedavisi

    Normal zayıflama programıyla selülit geçmez. İlaç, krem veya jel tedavide etkili değildir.

    Akupunktur;

    Akupunktur birçok hastalığa çözüm olan ilaçsız yan etkisiz bir tedavidir.

    Akupunktur iğnelerinin selülitli alanlara batımı ile yağ dokuları uyarılır. Yağlar lenf dolaşımı ile atılır.

    Kollajen ve elastin artar. Böylece kollajen artışı ile sıkılaşma da elde edilir ve sarkma problemi yaşanmadan selülit problemi çözümlenir.

    Akupunktur kan ve lenf dolaşımını arttırır. Dokuların beslenmesini sağlar.

    Hormonal dengeyi sağlayarak selülit oluşumunu engeller,

    Ödemi ve iltihabı çözerek selülit tedavisinde etkili olur.

    Selülitte, akupunktur tedavisi üç aşamalı olarak yapılır.

    Vücut akupunkturu: Amaç selülitli bölgeden geçen meridyenlerdeki enerjinin harekete geçirilmesi ve durgunlaşmanın giderilmesidir. Uyluk bölgesinde öncelikle, dalak, safra kesesi, mide ve mesane merdiyenleri geçtiği için, bunlara yönelik tedavi programları düzenlenir.

    Akupunktur Elektrolipoliz: Bu tedavide selülitli bölgedeki lokal kan akımının arttırılması, dolayısıyla biriken yağ dokusunun tekrar dolaşıma geçerek hasta bölgeden uzaklaştırılması amaçlanır. Tedavi iğneler takılarak elektroakupunktur cihazı ile iğnelere belli frekansda akım verilerek yapılır. İşlemde herhangi bir ağrı oluşmaz, hatta dokuda kişiyi gevşeten, rahatlatan bir titreşim hissedilir.

    Tedavinin üçüncü aşamasında, akupunktur iğneleri çıkarıldıktan sonra, selülitli bölgeye özel bir yağ sürülerek, kupa tedavisi uygulanır. Selülitli bölgeye sürülen özel yağın lokal etkisi ve kupa tedavisi ile yine bu bölgede biriken yağlar, dolaşıma katılarak uzaklaştırılır. Aynı zamanda cildin düz bir görünüm alması sağlanır.

    Her hafta iki seans olmak üzere en az 8-10 seans tedavi uygulanır.

  • Selülit ve akupunkturla tedavisi

    Selülit; derialtı yağ hücre gruplarının kan ve lenfatik dolaşımı bozmasıyla oluşan bir hastalıktır.

    Selülitte önce bölgesel yağ birikimi olur. Zamanla biriken yağlar damarları sıkıştırarak dolaşımı bozar. Dolaşım bozukluğu sonucu damar duvarlarından sızan serum, doku aralıklarında toplanarak doku ödemini oluşturur. Yağkarın ve sıvıların baskısı ile dokular beslenemez ve yapıları bozulur. Ödem bir taraftan kan ile yağ hücreleri arasındaki iletişimin aksamasına ve yağ hücrelerinin metabolizmasının bozulmasına yol açarken, diğer taraftan bağ dokusunun yapısının bozularak, sertleşmesine yol açar. Yağ hücre gruplarının arasında oluşan fibrotik bantlar aşırı büyümüş yağ dokusu hücrelerinden meydana gelmiş nodüller oluşturur. Bu nodüller deri yüzeyinde çöküntülere ve portakal kabuğu görünümüne neden olur. Daha ileri aşamada nodüller birbirine yapışarak daha büyük nodülleri oluşturur ve cildin kapitone bir görünüm almasına sebep olur. Bu aşamada nodüllerin sinirler üzerine baskı yapması sonucu ağrı oluşabilir. Estetik bir problem olmaktan çıkar ve tıbbi bir sorun haline gelir. Yani kadınlara estetik kaygı yaşatan selülitin portakal kabuğu görünümü buzdağının görünen kısmıdır. Görünmeyen kısımda hastalık vardır. Selülit varis, çabuk yorulma, ciltte sarkma ve çatlamalara neden olur.

    Selülit Nedenleri:

    Hormonal nedenler: Kadınlarda yumurtalıklardan salgılanan ve dokularda su tutma özelliğiyle selülit oluşumuna zemin hazırlayan Folikül uyarıcı hormonun (FSH) aşırı artışı.

    Genetik: Anne selülitli ise çocuğunda da selülit görülebilir.

    Dolaşım bozukluğu (damar yetmezliği): Selülit ve damar yetmezliği birbirine paralel gider. Damar yollarında oluşan selülit damarları sarar, sıkar ve kan dolaşımını daha da zorlaştırır. Bunun sonucu varisler oluşur. Buda, selülit, varis, daha ileri derecede damar yetmezliği olarak gittikçe ciddi boyutlara varır.

    Kabızlık

    Hipotiroidi

    Doğum kontrol hapı kullanımı

    Karaciğerin kötü fonksiyonu

    Hızlı ve stresli yaşamın yarattığı gerginlik, kaygı ve güvensizlik gibi ruhsal etkenler

    Korse, dar elbiseler, kalp yetersizliklerine bağlı dolaşım yetersizlikleri

    Çoğunlukla ergenlik, gebelik, menapoz gibi kilo alıp verme ve hormonal değişikliklerin yaşandığı dönemler yatkınlığı arttırır.

    Ağır, aşırı kalorili besinlerle düzensiz ve yanlış beslenme.

    Vücutta toksik etkiler oluşturan alkol, çay, kahve ve tütünün aşırı miktarda tüketimi.

    Hareketsiz bir yaşam.

    Selülitten Korunma;

    Düşük kalorili besinlerle beslenilmelidir

    Aşırı kilo alınmamalıdır

    Spor yapılmalıdır

    Vitamin ve mineralden zengin beslenilmelidir.

    Yeterince su alınmalıdır.

    Selülit Tedavisi

    Normal zayıflama programıyla selülit geçmez. İlaç, krem veya jel tedavide etkili değildir.

    Akupunktur;

    Akupunktur birçok hastalığa çözüm olan ilaçsız yan etkisiz bir tedavidir.

    Akupunktur iğnelerinin selülitli alanlara batımı ile yağ dokuları uyarılır. Yağlar lenf dolaşımı ile atılır.

    Kollajen ve elastin artar. Böylece kollajen artışı ile sıkılaşma da elde edilir ve sarkma problemi yaşanmadan selülit problemi çözümlenir.

    Akupunktur kan ve lenf dolaşımını arttırır. Dokuların beslenmesini sağlar.

    Hormonal dengeyi sağlayarak selülit oluşumunu engeller,

    Ödemi ve iltihabı çözerek selülit tedavisinde etkili olur.

    Selülitte, akupunktur tedavisi üç aşamalı olarak yapılır.

    Vücut akupunkturu: Amaç selülitli bölgeden geçen meridyenlerdeki enerjinin harekete geçirilmesi ve durgunlaşmanın giderilmesidir. Uyluk bölgesinde öncelikle, dalak, safra kesesi, mide ve mesane merdiyenleri geçtiği için, bunlara yönelik tedavi programları düzenlenir.

    Bölgesel Akupunktur: Bu tedavide selülitli bölgedeki lokal kan akımının arttırılması, dolayısıyla biriken yağ dokusunun tekrar dolaşıma geçerek hasta bölgeden uzaklaştırılması amaçlanır. Tedavi iğneler takılarak elektroakupunktur cihazı ile iğnelere belli frekansda akım verilerek yapılır.

    Tedavinin üçüncü aşamasında, akupunktur iğneleri çıkarıldıktan sonra, selülitli bölgeye özel bir yağ sürülerek, kupa tedavisi uygulanır. Selülitli bölgeye sürülen özel yağın lokal etkisi ve kupa tedavisi ile yine bu bölgede biriken yağlar, dolaşıma katılarak uzaklaştırılır. Aynı zamanda cildin düz bir görünüm alması sağlanır.

    Her hafta iki seans olmak üzere en az 8-10 seans tedavi uygulanır.

  • Mesoterapi

    Mesoterapi cildin orta tabakasına yapılan mikroenjeksiyon tekniğidir. Mesoterapi yaygın olarak selülit tedavisinde kullanılmaktadır.

    Estetik olarak;
    • Selülit ve bölgesel yağların eritilmesi
    • Saç dökülmesi
    • Yüz gençleştirme

    Estetik dışı olarak da ağrı tedavisinde ve varislerin tedavisinde kullanılmaktadır. Mesoterapi vücudun çok değişik bölgelerinde ( bacak, sırt, kol, çene, karın,saç gibi) uygulandıktan sonra bu bölgelerdeki metabolizma ve kan dolaşımını artırarak yağ yıkımını hızlandırmaktadır. Böylece dolaşımın artmasına bağlı olarak o bölgede yağ dokusunun azalması ve bölgesel zayıflama sağlanmakta, lenf drenajını da artırmaktadır.

    Mesoterapi uygulanamayan bazı durumlar mevcuttur:
    • Kalp hastalıkları
    • İnsüline Bağımlı diabet
    • Kan pıhtılaşma sorunu olanlar
    • Felç geçirmiş olma
    • Karaciğer ve böbrek hastalığı olanlar

    Mesoterapi ile selülit tedavisi haftada 2 olmak üzere toplam 8-10 seans uygulanır. Bu amaçla selülitli bölgeye yağ eritici, Dolaşım artırıcı ve selülit giderici ajanlar selülitli bölgeye enjekte edilir. Bu yöntemle ayda 1-2 beden incelme sağlanmaktadır. Mesoterapi seansları sırasında hafif düzeyde ve geçici morluklar oluşabilir, kısa sürede geçer ve bunun dışında yan etkisi yoktur.