Etiket: Şeker Hastalığı

  • Diyabet hastalıkları

    Vücudumuz, gerekli aktivitelerimizi sürdürmemiz için glukoz denilen bir tür şekere ihtiyaç duymaktadır. Glukozu ise nişastalı ve şekerli gıdalardan sağlarız. Sindirim sisteminde tükettiğimiz nişasta ve şeker glukoza çevrilir. Kandaki glukoz ise insülin sayesinde hücrelerin içine girerken enerji elde etmek için kullanılır.

    Pankereas yeterince insülini salgılayamadığında vücudumuz glukozu kullanamaz bu nedenle şeker gittikçe yükselir ve bu durumun yarattığı rahatsızlığa ise diyabet denilmektedir.

    Şeker hastalığı tipleri ikiye ayrılmaktadır;

    Tip 1 diyabet tipinde şeker hastalığı çok genç yaşlarda başlar.

    Tip 2 diyabet tipinde ise yetişkin yaşlarda başlar.

    Hamilelik döneminde gebe kadınlarda da %3 oranında şeker hastalığı görülmektedir.

    Şeker hastalığı herkeste ve her yaşta görülebilmektedir; ancak şu kişilerde görülme olasılığı daha fazladır;

    Şişman kişiler

    Stres altında yaşayanlar ve 4 kg ağır bebek dünyaya getiren kadınlarda görülme olasılığı artmaktadır.

    Hormon rahatsızlıkları da şeker hastalığını tetiklemektedir.

    Şeker hastalarının belirtileri şu şekilde görülmektedir;

    Ağız kuruluğu, fazla su içme, cilt yaralarında geç iyileşme, sık idrara çıkma, kaşıntı ve kuru cilt, enfeksiyon gelişmesi, ellerde ve ayaklarda karıncalanma belirtiler arasında yer almaktadır.

    Şeker hastalığı nasıl tedavi edilir?

    Şeker hastalığı tedavisiyle ilgili şunları sıralayabiliriz;

    Hekiminizin diyet, egzersiz ve ilaç önerilerini aynen uygulayın.

    Düzen olarak kan şekeri ölçümü

    Sigara içiyorsanız sigaraya veda edin.

    Tansiyonunuzu sürekli ölçerek dengelemeye özen gösterin. Bununla ilgili bilgiler edinin.

    Göz muayenesi olmayı ihmal etmeyiniz.

    Kan ve idrar testleri yaptırarak böbreklerinizin kontrolüne dikkat edin.

    Kan yağlarınızı ölçürerek oranlarınız yüksek ise tedavinizi aynen uygulayın.

    El ve ayaklarınızda his azalması, his azalması var ise mutlaka doktorunuza bildirin.

    Ayak ve derilerinize özen gösterek her gün bakımını uygulayın.

    Gebe kalmak istiyor veya planlıyorsanız doktorunuza mutlaka bildirerek kontrol altına alınız.

  • Diyabetin farkında olmak

    Diyabetin farkında olmak

    Dünyada ve ülkemizde diyabet ve diyabete bağlı gelişen sağlık problemleri giderek artmaktadır. Bu nedenle dünyada 14 Kasım Dünya Diyabet Günü olarak çeşitli etkinliklerle kutlanmakta ve bu anlamda farkındalık yaratmak hedeflenmektedir.

    1- Açlık kan şekeri ve tokluk kan şekeri nedir? Normal olarak kabul edilen değerler nedir?

    Açlık kan şekeri en az 10-12 saat açlıktan sonra sabah aç karnına alınan kanda yapılan kan şekeri ölçümüdür. Normalde açlık kan şekeri 100 mg/dl’nin altındadır. Açlık kan şekeri 126 mg/dl veya daha yüksekse birey diyabetlidir. Tokluk kan şekeri ise yemekten 2 saat sonra yapılan kan şekeri ölçümüdür. Tokluk kan şekeri 200 mg veya üzerinde ise yine diyabet tanısı konur.

    2- Gizli şeker hastalığı ne demektir?

    Eğer bir kişinin kan şekeri düzeyi normalden yüksek olmasına karşın diyabet tanısı koymaya yeterli yükseklikte değilse bu durumda kişi pre-diabetik (gizli şeker hastası) olarak tanımlanır.

    Pre-diyabet varsa açlık kan şekeri 100-125 mg/dl arasındadır veya tokluk kan şekeri 140-199 mg arasındadır. Prediyabette kalp damar hastalığı riski 1.5 kat fazla iken diyabette kalp sdamar hastalığı riski 2-4 kat daha fazladır.

    3- Şeker yüklemesi nedir? Hamilelikte ne zaman şeker yüklemesi yapılır?

    OGTT’de, bireyin kan şekeri açlıktan sonra ve glikozdan zengin içecek içildikten yarım, 1 ve 2 saat sonra ölçülür. Normal kan şekeri 2. saatte 140 mg/dl’nin altındadır. 2.saat kan şekeri 140-199 mg/dl arasında ise pre-diyabet, 2. saat kan şekeri 200 mg/dl’nin üstünde ise diyabet tanısı konulur.

    Hamile kadınlarda şeker hastalığı teşhisi için 24 üncü gebelik haftasında (altıncı gebelik ayında) şeker yükleme testi yapılmalıdır. Ailesinde şeker hastalığı olanlar, ileri yaşta gebe kalanlar ve aşırı kilolularda testler daha erken önerilir. Önce basit bir tarama testi yapılır. Gebe kadına günün herhangi bir saatinde açlık veya tokluk aranmaksızın 50 gr glikoz içirilir, bir saat sonra kan glikoz düzeyi 140 mg/dl altında ise şeker hastalığı yoktur. 140 mg/dl üzerinde ise şeker hastalığı şüphesi vardır. Bu durumu netleştirmek için 3 saatlik 100 gram glikoz ile yükleme yapılması gerekir. Üç saatlik şeker yükleme testinde açlık kan şekeri 95 mg/dl altı, birinci saat sonrası kan şekeri 180 mg/dl altı, ikinci saatlik kan şekeri 155 mg/dl altı ve üçüncü saatlik kan şekeri 140 mg/dl altında olmalıdır. Bu değerlerin iki tanesi fazla ise hamilelik diyabeti yani tıp dilindeki adı ile gestasyonel diyabet teşhisi konulur

    4- Şeker hastalığında kalıcı tedavi var mı?

    Tip1 şeker hastalarında vücutta insülin yetersizliği olduğu için bu hastalar insülin kullanmak zorundadır. Yaşam tarzı değişikliği ile birlikte insülin tedavisi kaçınılmazdır ve süreklidir. Tip 2 şeker hastaları iyi bir diyet , egzersiz ile hastalığı bir süre kontrol altında tutabilirler bir süre sonra ağızdan şeker ileçlerı kullanmak zorunda kalabilirler. Bazı tip 2 diyabet hastalarında ağızdan kullanılan şeker ilaçları yetersiz gelir ve insülin kullanma ihtiyacı olur. Prediyabet hastaları diyet ve egzersiz yaparsa normal metabolik duruma dönebilir, dikkat etmezler ise şeker hastalığı gelişir.

    Eğer şeker hastalığı gelip geçici bir pankreas hastalığına bağlı ise o hastalık iyileştiğinde şeker de normalleşebilir. Ya da şeker yüksekliği bazı ilaçların kullanılmasına bağlı ise ( kortizon gibi) , o ilaç kullanımı sonlandığında şeker deüzeyide normalleşir.

    5- İnsülin hangi değeri aşınca kullanılır?

    Ağızdan uygun dozda ve çeşitte kullanılan şeker ilaçları ve diyete rağmen kan şekeri değerleri hala yüksek seyrediyorsa insülin kullanmak gerekir. Karar vermekte kullanılan laboratuar değeri genellikle 3 aylık şeker ortalaması denilen hemoglobin A1C testidir. Bu testin normali %6 nın altında olmasıdır. %6-7 arasında olması iyi kontrolü gösterir, %7-8 iyi kontrol değildir, %8 üzerinde olması tedavi değişikliğini gerektirir. Ağızdan ilaç kullanma seçeneği kalmadı ise %8 üzerinde insüline geçmek gerekir.

  • Şeker hastalığı neden önemsenmeli?

    Şeker hastalığı nedir?

    Pankreas bezinden kan şekerini düzenleyen insülin hormonu salgılanmaktadır. Şeker hastalığı tıp dilindeki adı ile “diabetes mellitus” pankreas bezinden salgılanan insülin hormonunun ya yetersiz salınması ya da etkisinde ki kusur sonucu kan şekerinin yükselmesi ile karakterize kronik bir hastalıktır.

    Dünyada ve ülkemizde hangi sıklıkla görülür?

    Ne yazık ki, adı kadar tatlı olamayan bu hastalığın görülme sıklığı günden güne artış göstermektedir. Örneğin 2010 yılında dünyada 366 milyon diyabet hastası bulunurken 2030 yılında bu rakamın 552 milyona erişmesi beklenmektedir. Dünya da olduğu gibi hastalık ülkemiz için tehlike oluşturmaktadır. Rakamlarla ifade edecek olursak, 2002 yılında yapılan bir çalışmanın verilerine göre ülkemizde 20-29 yaşları arasındaki bireylerde diyabet sıklığı %7.2 iken bugün için bu rakam %13.7'ye ulaşmıştır. Ülkemizde 3.576.665 kişi şeker hastalığı tanısı almıştır. Ne yazık ki bir o kadar kişide de şeker hastası olmasına rağmen şeker hastası olduğunu bilmemektedir.

    Kimler şeker hastalığı riski taşımaktadır?

    Şişmanlık (obezite), birinci derece akrabalarında şeker hastalığının bulunması, hipertansiyon, kan yağlarında (serum trigliserid düzeyinde ki) yükseklik, gebelik döneminde gebelik diyabeti saptanan kadınlar, fast-food tarzı yağdan zengin gıdalar ile beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı şeker hastalığının ortaya çıkışını arttırmaktadır.

    Şeker hastalığının belirtileri nelerdir?

    Başlıca belirtileri, ağız kuruluğu, çok su içme, sık idrar yapma, gece idrara çıkma, çok yemek yeme, öğünlerde sonra uyuklama, çabuk yorulma, kaşıntı, sık tekrarlayan mantar enfeksiyonları, yaraların geç iyileşmesi, bulanık görme, iştahın normal olmasına rağmen kilo kaybıdır.

    Şeker hastalığı nasıl teşhis edilir?

    Normal sağlıklı bir insanın sabah açlık kan şekeri 70-99 mg/dl arasındadır. Bir kişide şeker hastalığının teşhisini koyabilmek için en az 8–10 saatlik açlığı takibensabah aç karnına bakılan açlık kan şekeri değerinin 126 mg/dl veya üzerinde bulunması yeterlidir.

    Diğer taraftan, şeker hastalığına ait belirtilerden bir veya birkaçı bulunan (ağız kuruluğu, çok su içme, sık idrar yapma, çok yemek yeme, iştahın normal hatta fazla olmasına rağmen süratli kilo kaybı) bir kişinin aç veya tok olarak bakılan kan şekeri değeri 200 mg/dl veya üzerinde ise o kişi şeker hastasıdır.

    Bilindiği gibi glikozile hemoglobin kısaca HbAıc şeker hastalarının kan şekeri düzeyini yansıtan önemli bir göstergedir. Son yıllarda HbAıc değerinin %6.5 veya üzerinde bulunması ile de şeker hastalığının teşhisi konulabilmektedir.

    Açlık kan şekeri değeri 100 ile 125 mg/dl arasındaki kişilerde şeker hastalığının araştırılması için mutlaka 75 gram ile şeker yüklemesinin (oral glukoz tolerans testinin) yapılması gerekir. Şeker yüklemesinin ikinci saatinde bakılan kan şekeri değeri 200 mg/dl ve üzerine bulunması şeker hastalığının tanısı için yeterlidir. Eğer 2. saatteki kan şekeri değeri 140 ile 199 mg/dl arasında ise o kişide eskilerin değimi ile gizli şeker (latent diyabet) tıp dilindeki ismi ile bozulmuş glukoz toleransı vardır. Yani bu kişi şeker hastalığı adayıdır. Yapılacak olan yaşam tarzı değişikliği ile söz konusu kişinin şeker hastalığına yakalanmasının önlenmesi veya geciktirilmesi mümkündür.

    Şeker hastalığına bağlı komplikasyonlar nelerdir?

    Açlık kan şekeri değeri 126 mg/dl' in üzerinde olması ve/veya toklukta (ağza alınan ilk gıdadan iki saat sonra) bakılan kan şekeri düzeyinin 140 mg/dl' den daha yüksek değerlerde seyretmesi göz, böbrek, kalp ve damar sistemi üzerinde pek çok olumsuzluğu beraberinde getirir. Çünkü şeker; kanda bulunduğundan ve kan da damar içinde dolaştığından damara zarar verir. Başta kalp, beyin, böbrek gibi hayati işlev gören organlarda olmak üzere, ayaklarda ve gözlerde tahribat ve sorun meydana getirir. Şeker (glukoz) miktarı çok arttığında idrarla şeker kaybı da fazla olur.

    Örneğin hastalığın ilerlemesi gözlerde körlüğe, böbrek fonksiyonlarının bozulması ürenin ve tansiyonun yükselmesine ve kişinin böbreklerinin görevini yapamaması da, böbrek (dializ) makinesine bağlı olarak yaşamasına yol açar. Ayrıca kan şekeri yüksekliği vücuttaki yağların yükselmesine, kalp hastalığının gelişmesine neden olur. Ayaklarda kapanması geciken yaralar kan şekerinin yüksekliğine bağlı olabileceği gibi, oluşan yaralar kan şekerinin yükselmesine neden olabilir. Çünkü şeker hastalarında enfeksiyona karşı yatkınlık vardır. Bu nedenle ayakta oluşan bir ufak yaranın önemsenmesi gereklidir. Oluşan bu olumsuz ve istenmeyen yan etkiler kişinin hem yaşam kalitesini düşürür hem de ölümlerin artmasına sebep olur.

    İnsülin hormonunun yetersizliği veya fonksiyonundaki kusura bağlı olarak hücreler glukozu (şeker) kullanılamadığı için vücut, yağları ve proteinleri kullanmaya başlayacaktır. Bu yüzden hem kilo kaybı hem de vücutta asit fazlalığı ortaya çıkar, ve hasta ölümle sonuçlanabilecek şeker komasına girebilir

    Sonuç olarak, şeker hastalığı son derece önemsenmesi gerekli bir hastalıktır adı gibi tatlı bir hastalı değildir.

    Şeker hastalığının bu olumsuz etkilerinden korunmak veya uzaklaşmak mümkün mü?

    Bu sorunun cevabı evet mümkündür.

    Neler yapılmalıdır?

    Düzenli diyet yapılmalı, kan şekeri ölçüm cihazı alınmalı ve kendi şekerini hem açlıkta hem de tok karnına doktorunun önerdiği şekilde ölçülmeli ve şeker takip defterine yazılmalı, doktorunun verdiği ilaçlar saatine uygun şekilde kullanılmalı, egzersizler düzenli olarak yapılmalı ve düzenli doktor kontrolüne gidilmelidir. Ayrıca, tansiyon (kan basıncı) ve kan yağlarının doktorunun önermiş olduğu sınırlarda tutulması gerekmektedir. Çünkü şeker hastalığında tansiyon ve kan yağlarındaki yükseklik hastayı olumsuz etkilemekte yaşam süresini kısaltmaktadır.

    Haftanın 4–5 günü 20 –30 dakika arasında yapılan yürüyüşün fazla kilo, yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve yağ değerleri ile birlikte kalp ve damar sistemi üzerine de pek çok olumlu etkileri vardır. Sözü edilen öneriler sayesinde hem açlık hem de tokluk kan şekeri değerlerini normal sınırlara indirdiğimizde şeker hastalığına bağlı arzu edilmeyen komplikasyonları önlemek veya hiç değilse ortaya çıkışını geciktirmek mümkündür.

    Sadece açlık kan şekerinin normal olması yeterlimidir?

    Günümüzde açlık kan şekerinin normal olması şeker hastasını komplikasyonlardan korumadığı bilinen bir gerçektir. Bu nedenle yemeklerden iki saat sonraki tokluk kan şekerinin 140 mg/dl'nin altında olması hedeflenmelidir.

    Ayrıca kan şekerinin (ortalama 3 aylık) önemli bir göstergesi olan HbAıc düzeyinin %7' nin hatta %6.5 altında olması ile diyabete özgü komplikasyonların önlenmesi veya geciktirilmesi mümkün olmaktadır. 3-6 aylık periyotlar halinde HbAıc düzeyine mutlaka bakılmalıdır

    Kan şekeri dışında nelere dikkat etmeli?

    Bir şeker hastasında sadece kan şekerlerinin arzu edilen düzeylerde olması komplikasyonlar açısından yeterli değildir. Şeker hastalığına bağlı komplikasyonlardan korunmak için kilo (bel çevresi), tansiyon (kan basıncı), kan yağlarının da hedeflenen değerlerde olması gerekir. Bu nedenle diyabet hastalarının kan basınçlarının sıkı kontrol edilmesi, tansiyon yüksekliği veya kan yağlarında herhangi bir bozukluk varsa mutlaka tedavi edilmeleri gerekir. Her şeker hastasının yılda en az bir kez göz muayenesini yaptırmasında yarar vardır. Diğer taraftan böbrekler de şeker hastalığı tarafından sıklıkla etkilenmektedir. İdrarda mikroalbuminürinin (MAU) bakılması ile böbreklerin şeker hastalığından etkilenip etkilenmediğini anlamak mümkündür. Özellikle hipertansiyonlu diyabetik hastalarda, böbreklerin şeker hastalığından etkilenme şansı oldukça yüksektir. Bu nedenle hipertansiyonla birlikte seyreden şeker hastalarında böbrek yetmezliğinin gelişmemesi için hastaların yakından izlenmesi ve tansiyonun 130 / 80 mm Hg 'nın altında tutulması gerekir.

    Şeker hastalığı gözleri de olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle hastalık ilk tespit edildiğinde mutlaka göz hekimi tarafından göz dibi bakısının yapılması gerekir. Daha sonraki kontroller hastayı izleyen göz hekiminin önerisi doğrultusunda yapılmalıdır.

    Sonuç olarak, şeker hastalığı kronik bir hastalıktır. Hastalığın ilk teşhisinden itibaren yaşam tarzı değişikliklerinin (yani düzenli diyet ve egzersizin (özellikle yürüyüş günde 30–60 dakika) yapılması, kan şekerini düzenleyen ilaçların kurallarına uygun şekilde alınması ve/ veya insülinin zamanında uygulanması, hastayı izleyen hekimin önerisine göre düzenli (hem açlık hem de tokluk) kan şekerinin izlenmesi ve zamanında doktor kontrolünün yapılmasını gerektirir. Ayrıca hastada şişmanlık varsa kilonun verilmesi ve verilen kiloların korunması, tansiyon ve kandaki yağlarında yükseklik varsa mutlaka tedavi edilmesi gerekir.