Etiket: Sebze

  • GEBELİKTE BESLENME

    GEBELİKTE BESLENME

    GEBELİKTE BESLENME

    Op. Dr.Yelda Doğan gebelikte beslenme üzerine sorularımıza şu şekilde cevap verdi. Biliyoruz ki tıp hergün biraz daha gelişip değişiyor. Bununla birlikte eskiden kabul gören inanışlarımız da birer birer yerini yeni öğrendiğimiz bilgilere bırakıyor.

    Artık hepimiz işlenmiş karbonhidratların, aşırı meyve tüketiminin, vücuda girdiğinde kolayca şekere dönüşen meyve ve sebzelerin, tatlı, börek, çörek, pasta gibi gıdaların metabolizmamızı alt üst ettiğini, bizleri obeziteye, diabete, kalp damar hastalıklarına, erken ihtiyarlamaya, allerjik hastalıklara ve kanser gelişimine adım adım yaklaştırmakta olduğunu biliyoruz. İşte bu bilgilerin eşliğinde gebelikte beslenme konusu sağlıklı beslenmek ile aynıdır eğer sağlıklı beslenme alışkanlığınız yok ise hamilelikte beslenme sizin için üzerinde durmanız gereken özel konudur.

    Yıllarca insanlara ”kibrit kutusu kadar peynir”,’‘ üç adet zeytin”,”ince bir dilim ekmek” gibi ölçüler verilerek açlıkla terbiye edildi. Şimdi ise herkes sadece sağlıksız yiyeceklerden uzak durarak doyuncaya kadar yemek yiyebilme özgürlüğüne sahip oldu. Bu tip beslenmede Proteinlerin önemi ortaya çıktı. Sağlıksız karbonhidratları tüketmeyen, bol protein ve sebze tüketen herkes doyuncaya kadar yemek yiyebilmekte ve kan şekeri dengede olduğu için 4-5 saatten önce acıkmamaktadır.Gebelikte beslenmesürecinde proteinli ve sebzeli sağlıklı yiyecekleri tüketmeliyiz zararlı işlenmiş karbonhidartlı yiyeceklerden uzak durmalıyız.

    Yine uzun yıllar insanlara ara öğün dayatması yapıldı ki bu sürekli insülin denilen hormonu salgılatıp, kan şekerini düşürmekte ve böyle beslenen insanları sık aralıklarla acıktırmakta ve yine insülinin yağ depolayıcı etkisi ile giderek yağlandırmaktaydı. Sağlıklı beslenen insanlar çok sık acıkmazlar.

    Akşam yemeklerini de en geç saat 19:30 gibi yemeli ve sonra sabaha kadar hiç bir şey yenilmemelidir. Kesinlikle işlenmiş şarküteri ürünü gıdalar yenmemelidir (sosis, salam, el yapımı hariç sucuklar, füme etler, hazır gıdalar, konserveler……).

    Anne adayının beslenmesinde Omega-3 yağ asitlerinin değerini bilmeyen yoktur. En iyi Omega-3 kaynağı besinler ; Deniz balıkları, kavrulmamış badem, fındık, ceviz, antep fıstığı, fıstık gibi yağlı kuruyemişler, kavrulmamış kabak ve ay çekirdekleri, semizotu, çayırlarda otlayan koyun keçi gibi hayvan etleri, yine çayırlarda dolaşan tavuk eti ve yumurtası,gibi yiyeceklerdir.

    Omega-9 kalp damar sağlığımız başta olmak üzere tüm sağlığımız için gerekli çok iyi bir yağ asididir ki Sızma Zeytinyağı ve Fındık yağında bulunur.

    Normal yaşantımızda nasıl sağlıklı beslenmek gerekiyorsastrong>hamilelikte beslenmeiçin aynı sağlıklı gıdaları tüketmemiz gerekmektedir.

    Örnek Gebe Beslenmesi;

    Sabah Kahvaltısı:Sarısı çok aşırı pişmemiş 1 veya 2 yumurta( haşlanmış veya tereyağda pişmiş olabilir veya pastırma,ev yapımı sucuk, kavurma et, kıyma vs..eklenebilir). Bir avuç içi kadar Peynir, 15-20 adet Ceviz ya da Badem ya da Fındık vs, 10 adet ev yapımı zeytin, bol domates, salatalık, yeşillik, şekersiz açık çay

    Öğle Yemeği:SIZMA Zetinyağlı bir sebze yemeği, Izgara veya haşlanmış et(her türlü doğal beslenmiş hayvan eti olabilir.)/ veya Etli bir sebze yemeği/ veya Etli bir Kuru Bakliyat yemeği, hormonsuz sebzelerle yapılmış ve limon ve sızma zeytinyağı ile soslanmış bir salata, bir kase yoğurt

    İkindi:Bir avuç ceviz ya da benzeri kuruyemiş/ veya bir elma ya da armut ya da portakal ya da iki mandalin ya da 4-5 gün kurusu kayısı ve büyük bir bardak pastörize günlük doğal süt

    Akşam:Öğlenin aynısı olup en geç 19:30 da bitmiş ve sofradan kalkılmış olmalı.

    Zaman zaman çok sık tekrarlanmamakla birlikte pilav olarak yalnızca buğday veya bulgur pilavı,bazen de evde yapılmış tarhana, buğdaylı ayran çorbası, kıymalı veya tavuklu sebze çorbaları, yeşil veya kırmızı mercimek çorbası, işkembe, beyin hariç kelle paça çorbaları içilebilir.

    Akşam yemeğini erken yemek hem gebenin kilo kontrolüne yardımcı olacak, hem de gebelikte çok sık bir sorun olan Reflü Özefajitinin önüne geçerek,gebenin mide ekşime ve yanmaları olmadan rahat bir gebelik geçirmesini ve rahat uyumasını sağlayacaktır.

    Görüldüğü gibi listelerimizde patates, mısır, ekmek, makarna, pilav, börek, tatlı,pasta vs yok. Çünkü bunlar kötü karbonhidratlardır ve kontrolsüzce İnsülin salgılanmasına sebep olup, öncelikle kan şekeri dengesizliklerine, Diabete ve yağ depolanmasına sebep olarak Obeziteye yol açarlar.

  • Çocuklara Yemek Yedirme Savaşı

    Çocuklara Yemek Yedirme Savaşı

    Uzmanlara göre çocukların yeni bir besini kabul edebilmeleri için aynı besini en az 15-16 defa denemeleri gerektiğini biliyor muydunuz? Yani hemen pes etmemelisiniz. Arka arkaya olmayan denemeler yapmanız faydalı olacaktır. İlk denemeniz ile ikinci denemeniz arasına 10 gün gibi bir zaman koymanız gerekmektedir. Şiddetle reddedilen bir yemek söz konusu ise bu yemeği farklı şekillerde pişirmeyi denemelisiniz. Çünkü tat algısında sadece lezzet değil; koku, görüntü ve ilgili besinle yaşanmış önceki deneyim de son derece etkilidir. Örneğin: Pırasa genellikle zor yenilen bir sebzedir. Kıymalı pırasa ya da zeytinyağlı pırasa yerken zorlanan elbette çok çocuk vardır. Ancak pırasayı az miktarda soğan gibi kullanarak salatanın içine doğradığınızda ya da herhangi bir çorbanın içerisine kattığınızda çocuklar tadını daha rahat kabullenebileceklerdir. Bütün bunları yapmanıza rağmen çocuğunuz ısrarla aynı besini reddediyorsa, o besine muadil olan bir besini kullanmanız da bir çözüm olabilir. Böylelikle çocuk başka bir yemekle aynı besin değerlerini kazanabilir.

    Yemek yemeği reddetme çocuklar için bireyselleşme ve bağımsızlık göstergesi de olabilmektedir. Eğer çocuğunuz yemek yemeği reddediyorsa ya da az yemek yiyorsa bu onun bireyselleşmesi ile bağlantılı olabilir. Yeme davranışı bir anlamda çocuğun bağımsızlığını ele almasının bir göstergesi olabilir. Çocuk yemek yemeyi reddederek kendi seçimlerinin olduğunu göstermek isteyebilir. Eğer ebeveynler çocuğa yeterince ilgi göstermiyorsa çocuk ilgi çekmek için yemek yemeyi reddedebilir. Çocuğun gerçekten yemekle mi bir problemi var yoksa duygusal bir problemi mi var daha iyi gözlemlemek için farklı ortamlardaki yeme davranışları incelenmelidir.

    Çocuğunuz sık ve az yemeye alışmışsa, bu şekilde yenen yemek de ana öğünde yenen kadar besin değeri taşıyabileceği için fazla besin almıyor diye endişelenmenize gerek yok. Ancak uzun süredir iştahsızca ve yetersiz kilo alıyorsa bu sorun bağırsak parazitleri, kabızlık, kansızlık veya idrar yolu enfeksiyonundan kaynaklanabileceği için mutlaka bir doktora başvurun.

    Neler Yapılabilir?

    Sabırlı olun, çocuğunuzu zorlamak bir sonuç vermeyecektir.

    Sevmediği yiyecekleri sevdiği yiyeceklerle verin, örneğin sebzeli hamburger yapın. İlla sebzeyi sebze yemeği olarak vermek zorunda değilsiniz. Değişik tarifler yaratabilirsiniz.

    Çocuklara sabırla sağlıklı beslenmeyi, besinlerin vücutlarına neler yapabileceğini anlatın.

    Çocukların aşırı yorgun ve uykulu oldukları zaman iştahları olmadığı için yemek saatlerini buna göre düzenleyin.

    Sofraya oturmadan önce çocuğunuzla oyun oynayın. Oyun sayesinde neşelenen çocuk yemekten daha fazla keyif almaya başlar.

    Çikolata, şeker ve tatlıyı ödül olarak kullanmayın. Bu sefer sebze yemek çocuk için atlatılması gereken bir süreç gibi gözükür. Bu davranış oturacağı için tatlı için sebze yemeğe başlayacaktır. Çocuğu ödüllendirin ama tatlı ile değil.

    Huzurlu bir aile ve yemek ortamı önemlidir. Eğer çocuk masada huzursuzsa, sohbet edilmeyen bir masada, tartışılan bir masada ise duygusal olarak gerilir , ilgi çekmeye çalışır ya da dikkati yemediği besinlere çekmeye çalışabilir.

    Yemek ortamlarını değiştirebilirsiniz. Çocuğunuzu televizyon seyrederken ya da oyun oynarken değil ama kendisini huzurlu ve mutlu hissettiği ev ortamında yedirebilirsiniz.

    Çocuğunuz yemek zamanında aile sofrasına katılarak yemek yemenin sosyal bir olay olduğunu görerek öğrenmeli. Büyük kardeşlerinin ve aile büyüklerinin sofraya oturmaması, yemek seçmesi ve yemekleri beğenmemeleri çocuğunuzun yeme alışkanlıkları üzerinde olumsuz etki yaratabilir.

    Öğün aralarında abur cubur ve meyve suyu vermeyin. Ayrıca az yemek yediğini düşündüğünüz çocuğunuz belki de aslında o kadar da az yemiyordur. Yeterli kalori ihtiyacını alıp almadığını anlamak için nerede, ne zaman ve ne yediğine dair besin günlüğü tutun.

    Çocuklar 1,5 yaşından sonra çatal kaşık kullanabilirler, dolayısıyla bu yaştan sonra kendi kendine yemesini desteklemek için kaşığı ağzına vermektense eline verip, yemesini bekleyin. Böylece yediği yemekler konusunda karar verme inisiyatifinin kendinde olduğunu düşünecektir.

    Tabağı tepeleme doldurmak görüntü açısından itici gelebileceği için porsiyonları ufak tutun.

    Kolay çiğneyebileceği ve yutabileceği besinleri tercih edin. Zorlamadan değişik yemek çeşitlerine alıştırarak tek bir besin türüne bağımlı kalmasını önleyin. Örneğin çocuğun aşırı miktarda süt tüketimi birçok besini reddetmesine yol açar.

    Çocuğunuz sizin beğendiğiniz yemek düzenini ve çeşidini benimsemek zorunda değil, kendi çeşidini kendisinin bulmasına izin verin.

    Acele yedirmek, yemek yemeğe yeterli zaman tanınmaması ya da tam tersine yemek süresini çok uzatmak (yarım saat normal bir süredir) ve yemeği döktüğünde tepki verilmesi çocuğunuzu olumsuz yönde etkiler. Dolayısıyla bu tür davranışlardan sakının.

    Yemeğin aşırı soğuk ya da sıcak olmamasına dikkat edin. Ayrıca birçok çocuk yemekte birbirine karışmış şeyleri reddeder, çok pişirilmiş ve tadı bozuk yemekleri yemez. Bu noktayı da göz ardı etmeyin.

  • 0-2 yaş çocuklarda beslenme

    0-2 yaş çocuklarda beslenme

    Her bebeğin ‘Çocuk Hakları Sözleşmesi’ile sağlıklı ve dengeli beslenmeye hakkı vardır.

    İlk 6 ayda bebekler için en iyi besin sadece anne sütüdür. Eğer anne sütü miktar olarak yetersiz yada yoksa onun yerini uygun formüla mama verilmelidir. Anne sütü yada formüla mama alan bebeklerin ekstra su ihtiyacı yoktur.

    İlk 6 ayda su ihtiyacı anne sütü yada formüla mamadan karşılanır. Anne sütü ilk 6 ayda bebeğin ihtiyacının %100’ünü, 6-12 ayda bebeğin ihtiyacının %50’sini ve 12. aydan itibaren de %30’unu karşılar. Altıncı aydan sonra anne sütü bebeğin besin ihtiyacını karşlamada kısmi olarak yetersiz olduğu için tamamlayıcı beslenmeye geçilir.

    Tamamlayıcı beslenme anne sütüne ek olarak diğer gıdaların ilave edilmesidir. Tamamlayıcı beslenme süt çocukları için özel hazırlanmış geçiş besinleri ve aile yemekleri olarak ikiye ayrılır. 6. aydan 2 yaşına kadar ek besinlerle birlikte anne sütüne devam edilir. Destekli ya da desteksiz oturmaya başlamış, başını rahatça tutan, el, ağız ve göz koordinasyonu gelişmiş, katı besinleri yutabilen süt çocuğunun tamamlayıcı besine geçilmesi gerekmektedir.

    Prenatal ve postnatal erken dönemde karşılaşılan tatların tamamı bebeğin tat duyusunu etkileyebilir, hatta bu durum çocukluk ve ergenlik döneminde de devam edebilir. Bu yüzden hamilelerin ve emziren annelerin beslenme şekli bebeğin beslenme alışkanlıkları açısından önem taşıyor. Kısacası bebeğinizin ne yemesini istiyorsanız sizde hamilelikte ve emzirme döneminde o gıdayı tüketin.

    6-7. ayda tamamlayıcı beslenme

    Bu dönemde bebek için özel hazırlamış geçiş mamaları tercih edilir. Kıvam olarak püreler tercih edilir. Bebek ek besinlere başladığnda ekstra suya ihtiyaç duyar.

    Kullanılan su içme suyu ve kaynatılmış ılıtılmış olmalı, öğün aralarında verilmeli. Bu ay ek besinlere başlangıç için en uygun zamandır, bebek desteksiz yada destekli oturmaya başlamıştır, dil hareketleri ile besinleri kaşıktan farinkse yönlendirecek düzeydedir, yakaladığı nesneleri ağızına götürebilir, mide asiditesi düşmüştür buda besinleri daha kolay sindirir ve mikroorganizmaları öldürür. Bu ayda 4 besin grubuyla bebeği tanıştırılır ( sebzeler, meyveler, tahıllar ve yoğurt).

    Her biriyle ek besinlere başlanılabilir ama uyumu artırmak için başlangıç olarak ilk tercih ettiğimiz besin grubu sebzelerdir. Kural olarak besinleri tek tek ve az miktarda başlayıp yavaş yavaş miktarı artırılır. Ek besinlere başlarken öğlen saatleri tercih edilir. 3 günde bir yeni bir gıda eklenir. Örneğin ek gıdalara patetes püresi ile başlanır patatesin kabuğu soyulup küp küp kesilip az mikatda içme suyunda veya buharda pişirilir sonrasında yumuşak kıvamlı püre yapılır ve 1 tatlı kaşığı zeytinyağı eklenir.

    Unutmayın 10. aya kadar tuz ilave edilmez. İlk gün bu püreden 1 mama kaşığı verilir ve sonrasında emzirerek öğünü tamlanır. İkinci gün 2 mama kaşığı verilir yine emzirerek beslenme tamamlanır. Üçüncü gün 3 mama kaşığı verilir. İlk sebze olarak patates seçmemizin nedeni sindirimin kolay ve allerji riski düşük olmasıdır. Patates nişastadan zengindir. Proteinden fakirdir ama içerdiği proteinin biyolojik değeri yüksektir. Önemli oranda C vitamini ve tiamin içerir. Dördüncü gün patates püresi hazırlarken %25 kadar havuç eklenir, ertesi gün biraz daha havuç miktarı artırılarak eşit miktarda olacak şekilde hazırlanır. Yedinci gün sebze püresine kış mevsimi ise bal kabağı , yaz mevsimi ise sakız kabağı eklenir.

    Unutulmamalı ki içerikleri biz belirliyoruz miktarı bebeğimiz belirliyor yanı doyma belirtileri gözlenmeye başlandığında beslenme kesilir. 6 aylık bir bebeğin mide kapasitesi yaklaşık 150-180 ml’dir yani bir çay bardağı kadardır. Altıncı yedinci aylar arasında bebeğimize vereceğimiz ilk sebzeler patates, havuç, kabak, balkabağı, brokoli, kereviz, ıspanak, pazı, yerelması, enginar, bezelyedir. Üç çeşit sebzeye (patates, havuç, kabak) alışan bebek ikinci grup ek besine geçmeye hak kazanmıştır.

    İkinci besin grubu olarak meyveyi tercih ediyoruz, meyveleri seçerken taze ve mevsimine uygun olmasına dikkat edilmelidir. İlk meyveler elma, armut, şeftali, kayısı, muz olmalıdır. Yaz günü ilk meyvemiz şeftali, kış dönemi elma olmalıdır. Güzelce yıkayıp kabuğunu soyduktan sonra cam rendede rendeleyerek püre haline getiriyoruz, yine sebzelerde yaptığımız gibi 3 gün kuralına göre az miktarda başlayarak dozu artırılır. Meyve 2. bir öğün olarak verilir eğer bebek emmek isterse sonrasında emzirilir. Bu arada öğlen öğününde sebze püresine devam edilir. 3 gün ara ile 3 çeşit meyve denedikten sonra tahıllara geçilir

    Tahıllar 7. aydan önce başlanmalıdır. Tüm tahıllar B grubu (vit B12 hariç ) vitaminleri açısından zengindir. İlk olarak sindirimi kolay allerji potansiyeli düşük olan pirinç ve irmikle başlanır. İşlenmemiş tahılları tercih edilir mesela beyaz pirinç yerine esmer pirinç, beyaz un yerine tam buğday unu gibi. Tahıllar arzuya göre 3 şekilde verilebilr. Sebze pürelerine eklenebilir, muhallebi şeklinde hazırlanabilir veya bebeklere özel tahıllı kaşık maması olarak verilebilir. Gece tok tutması ve daha az uyanması için tahıllı mamaları daha çok akşam saatlerinde tercih edilir.

    Yoğurt evde taze günlük inek sütünden mayalayarak verilmesi tercih edilir. Kimyasal ve mikrobiyolojik kirlilik riski olduğundan açıktan alınan sütlerden hazırlanan yoğurtlar kullanılmaz. Eğer bebek mama kullanıyorsa maması ile de yoğurt hazırlanabilir. Bu ayda kefirede başlamak uygun olur.

    Sebze püresi

    1 su bardağı içme suyu

    1 küçük boy patates

    1/2 orta boy havuç

    1/4 orta boy kabak

    1 tatlı kaşığı pirinç

    1 tatlı kaşığı zeytinyağ

    Hazırlanışı: Tüm malzemeler tencerede ağızı kapalı kısık ateşte pişirilir. Tel süzgeçten geçirilir veya ezilir. Zeytinyağı sebzeler piştikten sonra ilave edilir.

    Muhallebi

    200 ml içme suyu

    2 tatlı kaşığı pirinç unu veya irmik

    6 ölçek devam sütü

    Hazırlanışı: 200 ml suya 2 tatlı kaşığı pirinç unu ile pişirilir. Ilınınca 6 ölçek devam sütü eklenir.

    Yoğurt

    100 ml kaynatılımış ılıtılmış su

    6 ölçek devam sütü

    1 tatlı kaşığı yoğurt

    Hazırlanışı: 100 ml suya 6 ölçek devam sütü koyarak hazırlanan sütü küçük bir kase veya kavanoza boşaltılır. İçine 1 tatlı kaşığı yoğurt eklenip hafifçe karıştırılır. 6 saat sıcak ortamda mayalanmaya bırakılır. Buzdolabında 1 gece bekletildikten sonra oda ısısına getirilerek verilir.

    7-8. ayda tamamlayıcı beslenme

    Bu ayda 6-7. ayda alıştırdığımız gıdalara 2-3 öğün olarak devam ediyoruz sebze ve meyve çeşitliliğini artırıyoruza. Sebseleri ilikli kemik suyuyla hazırlayabiliriz. Artık kahfaltıya başlama zamanımız geldi. Kahfaltının en önemli gıdası yumurta sarısıdır. Katı bir şekilde yumurta haşlanır (su kaynamaya başladığında 5 dakika haşlanması yeterli) ve ¼ kadar gün aşırı verilir, 2 kez çeyrek aldıktan sonra 2 kez yarım verilir sonrasında gün aşırı 2 kez tam aldıktan sonra her gün 1 yumurta sarısına geçilir. Bu şekilde 12 günde günlük 1 yumurta sarısına geçilir. Yumurtaya başladıktan 4 gün sonra 1 kibrit kutusunun çeyreği kadar beyaz peynir başlanır. Tuzunu almak için bir gece içme suyunda bekletilir. Miktar 2. Gün yarım kibrit kutusu 3. gün tam kibrit kutusu kadar verilir.

    İlk önce 1 çay kaşığı kadar daha sonra 2 çay kaşığı doğal pekmez ilave edilir. Bebek ekmeği, rendelenmiş ceviz, tereyağ da eklenir. Kahfaltıya alıştıktan sonra kırmızı ete geçilir. Kırmızı et, çift kıyılmış kuzu kıyma şeklinde gün aşırı bebeğin yumruğu büyüklüğünde sebze pürelerine eklenir. Kuzu kıymaya alıştıktan sonra dana kıyma da verilir, beyaz et olarak tavuk ve hindi eti verilir günümüzde organik tavuk bulmak zor olduğu için haftada 1 kez verilmesi tercihimizdir. Kırmızı et bebekler için çok kaliteli bir protein ve demir kaynağıdır.

    8-9. ayda tamamlayıcı beslenme

    Bu ayda daha önce verdiğimiz gıdalara ilaveten baklagiller verilir. Kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunye gibi baklagiller menüye eklenir. Tahıllarla birlikte tüketildiğinde önemli bir besin kaynağıdır. Biyolojik değeri yüksek protein, kompleks karbonhidrat, lif, vitamin ve mineral içerir. Bu dönemde çinemeyi pekiştirmek için gıdalar püre şeklinde değil de çatala ezilerek pütürlü verilir.

    9-10. ayda tamamlayıcı beslenme

    Bu ayda menüye balık eklenir. Balık biyolojik değeri yüksek protein ve esansiyel aminoasit kaynağıdır. Yüksek oranda omega 3 çoklu doymamış yağ asitleri içerir ve nöromotor gelişim açısından önemlidir. Demir ve çinkodan da zengindir. Tuzlu su balıkları iyi bir iyot kaynağıdır. Balık buharda, fırında yada çorba şeklinde hazırlanarak verilir. Somon, lüfer, sardalya, hamsi, çupra, levrek gibi balıklar verilir. Başlangıç olarak haftada 1 kere daha sonra haftada iki kere verilmesi uygundur. Her zaman aynı tür balık değil de farklı tür balıklar ve ayrıca deniz ve kültür balığı dönüşümlü olarak verilmesi daha uygundur.

    Balık çorbası

    50 gr balık ( dil balığı, levrek filet gibi)

    ½ küçük boy patates

    ½ küçük boy havuç

    1 küçük pırasanın beyaz kısmı

    1 diş sarımsak

    1 diş arpacık soğanı

    1-2 dal maydanoz

    1 tatlı kaşığı zeytinyağı

    1-2 damal limon suyu

    1 bardak su

    Sebze ve balığı 1 bardak suda 20 dk pişirin, piştikten sonra pırasayı çıkartın, zeytinyağı ve 1-2 damla limon ilave edin

    10-12. ay tamamlayıcı beslenme

    Ev yemeklerine geçiş yapılır, bu ayda tat duyusu geliştiği için ek besinleri reddetme olursa yemeklere hafif kaya tuzu eklenebilir. Ev yemeklerinden kıymalı pazı sarma, kabak ve biber dolması, etli sebzeli türlü, sulu köfte, patates oturtma, kıymalı ıspanak, zeytinyağlı kereviz, kıymalı taze fasülye, balık buğlama, zeytinyağlı barbunye, kuru fasüliye, mercimek v çorbalar verilebilir. Yaz dönemi yemeklere domates ve kırmızı biber eklenebilir. Yemeklere soğan, sarımsak, maydanoz dere otu eklenilmesi hem tatını hem de besin değerini zenginleştirir.

    Bu dönemde besinler çatalla ezilerek verilir. Besinlerin püre şeklinde verilmesi 10. aydan sonra devam edilirse obesiteye ve beslenme sorunlara neden olabilmektedir.

    İngiltere’den Dr. Gill Rapley’in 2000’li yıllarda başlatmış olduğu ‘Baby led weaning (BLW)’-‘Bırakın çocuklar kendi beslensin’ yaklaşımı mama sandalyesinde oturabilen, besinleri yakalayabilen ve çiğnemek için besinleri ağzına götürebilen çocuklarda, püreyle beslenmek yerine çocuğun kendisinin seçebileceği “finger foods” denilen, parmaklarıyla kavrayabilecekleri besinlerle beslenmesini öneren ve son dönemlerde tartışılan alternatif bir beslenme şeklidir. Bu şekilde bebekler kendileri, istedikleri miktarda, istedikleri yiyecekleri tüketmekte. Araştırma sonucunda annelerde beslemeye bağlı oluşan anksiyetenin azaldığı, klasik şekilde beslenen bebeklere göre daha sağlıklı besinlerle beslendikleri ve yine bu grupta anne sütü alma süresinin klasik beslenenlere göre daha uzun olduğu görülmektedir.

    Mevsime göre sebze ve meyve seçenekleri

    İlkbahar yaz döneminde sebze seçenekleri- kabak, havuç, patates, enginar, semiz otu, taze fasulye, bezelye

    İlkbahar ve yaz döneminde meyve seçenekleri- şeftali, kayısı, elma, karpuz, kavun, kiraz, tatlı mürdüm eriği, 9. aydan sonra çekirdeği çıkarılmış siyah ve beyaz üzüm, taze incir, karadut

    Sonbahar kış döneminde sebze seçimi- patates, havuç, balkabağı, kereviz, brokoli, pazı, ıspanak, yerelması, karnabahar

    Sonbahar kış döneminde meyve seçimi-elma, armut, muz, 9. aydan sonra Trabzon hurması, tatlı portakal, mandalina, kıvı, nar suyu

    1 yaşına kadar tüketilmemesi gereken gıdalar

    İnek sütü

    Bal

    Yumurtanın beyazı

    Bakla

    12-23 ay tamamlayıcı beslenme

    Bu dönemde aile ile sofraya oturmalı. Sofradaki besinler dilimlenmiş ya da kaşıktan akmayacak kadar kalın püre şeklinde, tuzu, şekeri, baharatı azaltılmış, bebeğin yiyebileceği şekilde hazırlanıp sunulmalıdır. 12-18. Aylarda bardak ve kaşık gibi araçları tutmakta ve kullanmakta daha becerikli olurlar. Kendileri beslenmek isterler. 18. aydan sonra her türlü katı gıdayı dişleri ile parçalayıp çiğneyebilirler, ama yine de üç yaşına kadar aspirasyon riski yüksek olduğundan küçük ve sert (leblebi, fındık, şeker vs) gıdalardan uzak durulmalıdır.

    Tercihen günde 3 ana öğün, 2 ara öğün olarak verilir. Her ana öğünde 250 ml’lik kasenin 3/4’ü ya da tamamının bitirilmesi önerilir. Beslenme alışkanlığının gelişiminde ve besin tercihlerinde anne-babanın rol model olacağı unutulmamalı, özellikle bu dönemde sofrada besleyici, obezojenik olmayan besinlerin tüketimi tercih edilmelidir. Ayrıca besleyen kişinin ve akranlarının yeme alışkanlıklarından da etkilenebileceği akılda tutulmalıdır.

    Tamamlayıcı besine erken başlamanın sakıncaları nelerdir?

    Anne sütü yapımı azalır.

    Anne sütündeki koruyucu etmenlerin daha az alınması ile bebeklerde enfeksiyon görülme oranı artar.

    Hijyenik olmayan koşullarda hazırlanması durumunda ishallere yol açarak malnutrisyona neden olabilir

    Atopik hastalıklar, astım, tip 1 diyabet, allerjik hastalıklar, enfeksiyon hastalıkları, obesite ve özellikle barsak villus işlevlerinin bozulması riski artar.

    Büyüme açısından bir üstünlüğü yoktur.

    Tamamlayıcı besine geç başlamanın sakıncaları nelerdir?

    Yetersiz enerji ve besin alımı

    Malnütrisyon

    Demir, çinko ve benzeri element eksiklikleri

    Vitamin eksiklikleri

    Bebeğin çiğneme gibi yeme işlevlerinin gelişiminde gecikme

    Beslenmenin yeterli olup olmadığı kilo alımı ile değerlendirilir. 5. ayda bebek doğum kilosunun 2 katına; 1 yaşında doğum kilosunun 3 katına ve 2 yaşın sonunda doğum kilosunun 3 katına ulaşır. İlk 6 ayda günde 20-30 gram (haftada 150-250 gr alır), 6-12 ayda 15-20 gr/gün (haftada 100-150 gr), 1-2 yaşında 50 gr/hafta, 2 yaş üzerinde 2-2,5 kg/yıl tartı alır.

    Vitamin ve mineral desteği

    D vitamini: Doğumdan sonra ilk haftadan itibaren başlanır, 400 U/gün dozda verilir, ağız içine damlatılır, iki yaşına kadar devam edilir.

    Preterm bebeklere de aynı dozda ve sürede verilir.

    Demir: Miadında doğan bebeklerde 4. aydan itibaren başlanır. Doz 1 -2 mg/kg/gün olup ağız içine verilir ve 1 yaşına kadar devam edilir.

    Prematüre ve 2500 g altında doğan bebeklere 2. ay sonundan itibaren veya ağırlığı doğum ağırlığının 2 katına çıktığı andan itibaren 2 mg/kg/gün dozunda başlanır. Ağız içine verilir. İki yaşına kadar devam edilir. Bebek açken verilmelidir.

  • Bebeğimi nasıl besleyeceğim?

    ~Allah’ın bir kadına verdiği en güzel hediye çocuklarımız. Onları ilk kucağımıza aldığımızdan hatta karnımızda ilk hissettiğimiz andan itibaren annelik duygularını yaşamaya başlarız. O, minik elleriyle bize uzandığında, yumuk gözleriyle yüzümüze baktığında bizim için her şey bitmiş, tüm dünyamız o olmuştur. Elbette hiç birimiz bir bebek nasıl büyütülür bilerek doğmadık. İşte bunun endişesi kısa sürede sarar içimizi ve acaba ona nasıl bakacağım ve onu nasıl besleyeceğim gibi sorularla kendimizi baş başa buluveriririz.

    Unutmamamız gereken en önemli şey şudur ki, bebek kendi besini ile doğar. O dünyaya geldiği andan itibaren anne sütü denilen o değerli besine sahip oluveriririz. Gerçekten ne zengin bir besindir anne sütü. Bebeğe gerekli her şeyi içerir ve ilk 6 ay hem bizim hem de onun hayatını kurtarır. Her an yanımızda olan, acaba mikrop kapar mı bebeğim diye düşünmeden verebileceğimiz tek gıdadır. Bunun önemini her anne olan bilmeli ve bebeğini hemen emzirmeye başlamalıdır. Süt, bebek emdikçe daha da artacaktır. Anneye düşen şey stresten uzak olmak, sağlıklı beslenmek ve bol su tüketerek bebeğini beslemektir. Bu sırada anne ile bebek arasında da hayat boyu yerini hiçbir şeyin alamayacağı bir bağ da kurulmuş olacaktır.

    Bebeğin ilk ayında, sık emzirmek önemlidir. Bebeğin su kaybını engelleyecek ve ona iyi bir besin olacaktır. Bir ayın sonunda tamamen olgunlaşmış sağlıklı bir süte kavuşulacaktır. Bu dönemde yapılan en büyük hata, bebeğin doymadığını düşünmek ve hemen bir mama arayışına girmektir. Tıbbi gereksinim olmadıkça böyle bir şeye gerek olmadığını bilmek gerekir. Bu gereksinime elbette doktorunuz karar verecektir.
    İlk 6 ay sadece anne sütü ile beslemek yeterlidir.
    Altıncı aydan itibaren artık bebeğin yeni tatları tatması gereklidir. Ancak yine unutmamak gerekir ki, bebeğimiz için hala anne sütü temel besin olmaya devam edecektir.

    Ek gıdaya başlarken temelde bilinmesi gereken iki şey vardır. Birincisi, 1 yaşına kadar inek sütü, bal ve yumurta beyazının yasak olduğu; ikincisi de her gıdayı tek tek ve en az 3 gün içinde başlamak gerekliliğidir. Yani, bebeğimize yeni bir besini başka bir besinle karıştırmadan ve azar azar başlayıp, 3-4 gün içinde normal porsiyonuna ulaştırmaya çalışmalıyız. Bebek 9-10. aya gelene kadar önemini koruyan kuralı bebeğiniz 9-10 aylıkken uygulamayı bırakabilirsiniz. Eğer ailenizde alerjik yapılı bireyler varsa, bu kuralı
    tedbir olması açısından bebeğiniz 12 aylık olana kadar uygulayabilirsiniz. Oluşabilecek her türlü olağan dışı durumda doktorunuza danışmanız gereklidir.

    Ek gıdalara geçiş sürecinde ve devamında onu yiyip yemeyeceğine veya ne kadar yiyeceğine bebek karar verir. Unutmayın, bebeğinizi yemeye zorlamak iyi bir fikir değildir ve ileride yeme problemlerine yol açabilir.
    Bebekler beslenirken, rahat edeceği bir ortam hazırlanmalı, kendini güvende hissetmeli ve dik pozisyonda olmalıdır. Yatarak bebeği beslemek boğulma riski taşır.

    Bebeğinize vereceğiniz her türlü gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır. Mevsiminde yetişen sebze ve meyveleri içermelidir.
    Bebeğiniz için hazırladığınız besinlere katı yağ, şeker, tuz ve baharat katmamak gerekir.
    Zamanla bebeğinizin sizin gözetiminizde olmak kaydıyla kendi kendine yemesine izin vermek önemlidir, bu onun özgüvenini artırır.
    Diş çıkarma dönemi bebeğin iştahsız ve huzursuz olduğu zamanlardır. Bu dönemlerde ek besinlere eskisi gibi hevesli olmaması da normaldir.
    Anne sütü ilk 6 ay bebeğin su ihtiyacını karşılar; ancak aşırı kusma, ishal, ateş gibi olağan dışı durumlarda su vermek
    gerekir. Katı besinlere başlandığında, ek suya da başlanır. Dört-altı aydan büyük bebeklere, aldıkları besinle birlikte günde 4–6 kez su verilmelidir. Suyu beslenme sonrası vermek daha uygun olacaktır, aç karna verilen su bebekte doygunluk yapabilir.

    Peki bebeğimize ilk başlayacağımız gıdalar neler olmalıdır?

    Bebeğimizi ilk besinlerle tanıştırırken, yumuşak dokulu, kaygan, kolayca püre olabilen, sindirimi kolay ve alerji riski en düşük yiyecekleri tercih etmemiz gerekir. Bebeğinizin katı gıda ile ilgili ilk tecrübeleri tahılla, püre haline getirilmiş meyve veya sebze ile olmalıdır. Bu aşamada verebileceğimiz meyveler; mevsimine göre değişen elma, avokado, kayısı, muz, mango, nektarin, şeftali, armut, mor erik olabilir. Yine bu dönemde balkabağı, havuç, kabak, patates, yer elması, semizotu, ıspanak gibi sebzeleri kullanabiliriz. Tahıl ürünlerinden irmik, arpa, yulaf, pirinç bebekler için uygundur. Ek gıdaya geçişte ilk aylardan sonra 7. ayın sonundan itibaren bebeğinizi etlerle tanıştırabilirsiniz. Özellikle demirden zengin olan kırmızı et (dana, koyun veya kuzu eti) ilk tecihiniz olabilir. Etler sebze çorbalarının içine blendırdan geçirerek eklenebilir.
    Bu besinlere alışan bebeğimize, ikinci aşamada daha kalın ve dokulu, daha lifli, bir miktar daha asidik ve protein bakımından daha zengin yiyecekler tattırabiliriz. Mercimek, yabanmersini ve yumurta sarısı bunlardan bazılarıdır. Bu yiyecekler için 7-8 aylıktan 1 yaşına kadar olan bebekler hedeflenmektedir. Yine bu yiyecekler de alerji riski düşük besinlerden seçilmelidir. Burada kullanabileceğimiz meyveler avokado, mango, muz, hurma, erik olabilir. Bezelye, kereviz, yeşil fasulye, enginar, karnabahar da bu basamakta verilebilen sebzelerdir. Kırmızı ete ilaveten güvenilir yerlerden alınan tavuk, hindi, balık da bebeğinize vermeye başlayabilirsiniz. İkinci aşama tahıllar ve baklagilller; beyaz un, tam buğday unu, mısır unu, bulgur, nohut, mercimek, kinoa olabilir.

    Vereceğiniz meyveler tatlı olmalıdır. C vitamininin kaybını önlemek için cam rende ile rendelenerek verilmelidir. Portakal, limon, greyfurt, mandalina gibi meyveler asidik olma özellikleri nedeniyle bebekte bazen rahatsızlık yapabilmektedir. Tercihen 3. Seçenek olarak verilmelidir.
    Bebeğinize evde kendinizin yapacağı yoğurt da verebilirsiniz.
    Sebzeler genellikle çorba şeklinde hazırlanarak bebeğe sunulmalıdır. Verilebilecek sebzeleri kaynattıktan sonra ezerek veya çok fazla olmamak kaydıyla blendırdan geçirerek hazırlayabirsiniz. İçine bir yemek kaşığı zeytinyağı katılabilir. Salça kullanılmamalıdır. Bundan başka, mercimek çorbası, yoğurt çorbası, tarhana çorbası da bebeğinizin sevebileceği gıdalardır.
    Kahvaltı öğününde yumurta sarısı (tam pişmiş olarak), az yağlı ve az tuzlu beyaz peynir, iyice dövülmüş ceviz, keçiboynuzu pekmezi kullanabilirsiniz.

    Verilen besinlerin bebeğimize dokunduğunu nasıl anlayacağız?

    Bebeğinizde kusma, karın ağrısını düşündürecek huzursuzluk, ciltte kırmızı döküntüler, ishal, hırıltılı solunum gibi bulgular fark ettiğinizde hemen
    doktorunuza danışınız.

    Besin alerjisinde riskli gıdalar; inek sütü, yumurta(daha çok beyazı), balık ve kabuklu deniz ürünleri, kabuklu ve yağlı kuruyemişler (fındık, fıstık), çilek, kivi ananas, domates gibi meyve ve sebzeler, baharatlar ve çeşni vericiler (Zencefil, kereviz tohumu, tarçın, karanfil, kişniş, hindistancevizi, hardal, karabiber,kırmızıbiber, haşhaş tohumu, ada çayı ve vanilya) olarak sayılabilir.

    Bebeğimizin doyduğunu nasıl anlayabiliriz?

    Bebeğiniz mama sandalyesinde geriye doğru eğiliyorsa, kaşığı uzattığınızda ısrarla kafasını çeviriyorsa ve ağzını açmıyorsa, yemeğiyle oynamaya başladıysa doymuş olabilir. Önündekini bitirmesi için ısrarcı olmamak gerekir.

    Aylara göre düzenlenmiş örnek beslenme listeleri

    6-8 ay beslenme tablosu

    1 günde alınması önerilen besinler ve miktarları

    5-6 öğün anne sütü

    3-9 çorba kaşığı tam tahıllı muhallebi

    (1-3 öğüne bölebilir yavaş yavaş tek bir öğünde toplayabilirsiniz.)

    1/2 su bardağı meyve püresi

    3-5 çorba kaşığı sebze püresi

    8-10 ay beslenme tablosu

    1 günde alınması önerilen besinler ve miktarları

    3-5 öğün anne sütü

    1 porsiyon süt ürünü (1 porsiyon: ¼ – ½ bardak yoğurt /1 kibrit kutusu peynir)

    1 porsiyon tam tahıllı muhallebi (1 porsiyon: 6-9 çorba kaşığı )

    1 porsiyon meyve (1 porsiyon: 1 pişmiş kuru kayısı/yarım bardak taze meyve püresi)

    1-2 porsiyon sebze (1 porsiyon: 1-2 çorba kaşığı)

    1 porsiyon protein (1 porsiyon: 1 yumurta sarısı/1 orta boy köfte ya da balık/tavuk/2 çorba kaşığı yeşil mercimek ya da
    kuru fasulye) Unutmayalım, anne olmak güzeldir.

  • Okul çağı çocuklarının bağışıklık sistemi için doğru beslenme

    Günümüzde sıklıkla 3 yaş sonrası okul öncesi eğitime ve ardından ilkokula başlayan cocuklar bu ortamlarda özellikle kış ve bahar aylarında yaygın görülen infeksiyon hastalıklarına yoğun olarak maruz kalmakta. Okul öncesi ev yaşamında oldukça hijyenik koşullarda yaşayan çocukların bağışıklık sistemleri henüz hazır olmadıkları infeksiyon etkenleri ile karşılaşınca, karşımıza geçmeyen burun tıkanıklığı, tekrarlayan orta kulak infeksiyonları, inatçı balgamlı öksürükle giden bronşit tablolarını arka arkaya yaşayan minikler ve endişeli anneler ordusu çıkmakta. Karşılaştığımız bu enfeksiyonların % 80 ‘ i viral enfeksiyonlardır ve bu durumlarda gereksiz antibiyotik kullanımı ile çocuğun cilt – bağırsak ve boğaz florası bozularak bakteri direnci ve çocukta alerji – astım – atopi riski artar.

    Bağışıklık sisteminin çocukluk döneminde kuvvetlendirilmesi yetişkinlik döneminde sağlıklı bir yaşam sürdürülebilmesi açısından büyük önem taşır. Düzenli ve sağlıklı beslenmenin yanı sıra, çocukların sağlıklı ortamlarda büyümesi bağışıklık sisteminin gelişmesinde önemli bir rol oynar. Sağlıklı ortam aşırı hijyenik ortam demek değildir. Çocuklar bağışıklık sisteminin gelişebilmesi için çevredeki mikrop ve bakterilere de ihtiyaç duyarlar. Çocuk ne kadar çok yaşadığı çevreyle ilişkide ise, yaşıtları ile oynuyor, toprakla oynuyor ise o kadar bağışıklık sistemi güçlenir.

    Beslenme bağışıklık sistemini en çok etkileyen çevresel faktörlerden biridir. Bağışıklık sisteminde en önemli besin kaynağı tabi ki anne sütüdür. Anne sütü içeriğindeki immunglobulinler ve koruyucu diğer faktörler bebeğe direkt olarak geçmekte ve bireyin ömür boyu onu koruyacak olan bağışıklığının ilk temellerini atmaktadır.

    Çocukların yaşlarına uygun kaloriyi sağlayan dengeli beslenme bağışıklık sistemini olumlu yönde etkiler. Beslenme yetersizliği kadar obezite de kan yağları arttığı için bağışıklık sistemi negatif olarak etkileyen bir faktördür.

    Sebze ve meyveler içerdikleri vitaminler yoluyla özellikle de antioksidan vitaminler olan Beta karoten, C, E vitaminleri ve selenyum-çinko gibi eser elementler ile bağışıklığımızı güçlendirir. Sebzelerden kırmızı-yeşil biber, brokoli, lahana, kereviz, turp, pazı ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler özellikle kış aylarında mutlaka tüketilmesi gereken bağışıklığı güçlendiren sebzelerdir.

    Balık ve ceviz içerdikleri omega-3 yağları ile bağışıklığı destekler. Haftada bir kez balık ve hergün ceviz tüketilmesi önerilmektedir.

    Meyvelerden özellikle turunçgiller, portakal, mandalina, kivi ve limon C vitamini iceriği ile öne çıkmaktadır. Günde en az 1 portakal, 1 kivi ya da 2 mandalina tüketilmesi çocuğun günlük ihtiyacı olan C vitaminini sağlar. Taze sıkılmış meyve suları şüphesiz vitamin desteği sağlasa da, meyvenin içerdiği lifler ve diğer minerallerle tam olarak tüketilmesi tercih edmelidir. İncir, Beta karoten ve A vitamininden zengin kayısı gibi yaz meyveleri kışın kurutulmuş olarak tüketilebilir.

    Probiyotikler ağız yoluyla alınan canlı mikroorganizmalardir. Barsaklara yerleşerek bizi zararlı bakterilere karşı korur , sindirime yardımcı olurlar. Mayalı ürünler yoğurt -ayran- kefir -tarhana -boza vb. içerdikleri probiyotikler ile bağışıklık sistemimizi güçlendirirler. Özellikle suyu üst kısımda birikebilen ev yapımı yoğurtların tüketilmesi tavsiye edilmektedir.

    Prebiyotikler ise bu yararlı bakterilerin barsakta sağlıklı çoğalmasını destekleyen, diyetle aldığımız canlı olmayan maddelerdendir. Sarmisak, soğan, muz, tüm sebzeler, tahıllar ve kuru baklagiller bu gruptadir.

    Protein grubu besinlerin ana kaynağı olan et de büyümeyi desteklemenin yanında, çinko içeriği ile bağışıklığı destekler.

    Tüm bu bilgiler ışığında çocuğun mucize yaratacağını düşündüğümüz tek bir meyve ya da sebzeyi yemeye zorlanması yerine, tüm mevsim sebze ve meyvelerini , tam tahılları, eti ve kuru baklagilleri dengeli olarak tüketmesini önermekteyiz .

  • Ek besinlere başlarken nelere dikkat etmeliyim?

    Yeni gıdalara teker teker başlayın ve üç-dört gün boyunca başka yeni bir gıda vermeyin. Her yeni gıda ile birlikte ishal, döküntü, gaz, kabızlık, alerji, kusma gibi belirtilerin olup olmadığını gözleyin. Bunlardan herhangi birini gördüğünüz anda, kuşkulandığınız yiyeceği diyetten çıkarın ve çocuk hekiminize danışına kadar tekrar vermeyin. Eğer uygunsa sonra aynı besin daha önce anlatıldığı şekilde 15-20 gün sonra yeniden başlanır. Eğer yine alerji olursa tekrar kesilerek bir süre sonra denenir.

    Bebeğinize vereceğiniz her türlü gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır (büyüklere göre hazırlanmış konserve gıdalar çoğunlukla fazla tuz ve koruyucu katkı maddeleri içerdiklerinden bebeklere verilmemeleri gerekir). Hazırladığınız gıdaları oda ısısında 2 saatten fazla bekletmeyin.

    Bazen bebek özel olarak emzirilemeye ya da mamaya geri dönmek ister. Bu genelde hastalık sırasında olur, endişelenmeyin. Bir süre sonra tekrar katı gıdaya dönecektir.

    Reddedilen bir bir yemeğin menüden çıktığını düşünmeyin. Bebeklerin hafızası zayıf olur ve dün istemediklerini bugün iştahla yiyebilirler.

    Dışkı oluşumuna katkıda bulunmayan proteinlerin aşırı miktarda verilmesi, buna karşılık yeterince sıvı, yeşillik, sebze ve meyve verilmemesi kabızlığa neden olabilir.

    Çocuğunuza vereceğiniz ek gıdaların A vitamini açısından da zengin (taze sebze ve meyve) olmasına dikkat edin. Bu onu hastalıktan koruyacaktır.

    Bebeğiniz öğün aralarında susamış gibi görünüyorsa su verebilirsiniz, aslında bebeklerin çok fazla suya ihtiyacı yoktur, ihtiyaçlarını anne sütü ve besinlere kattığınız su ile karşılayabilirler. Sıcak aylarda terleyerek su kaybedeceği için günde daha sık su verin. Yaptığı idrarın rengine, miktarına, sayısına bakarak su ihtiyacını anlayabilirsiniz.

    Sıklıkla alerjiye sebep olduğundan, yumurtaya en son başlanır. Yumurtayı haftada en çok üç kez verin. Bebeğinizi yüksek kolesterol içerikli gıdalara alıştırmayın.

    Bebeğiniz beslenirken yalnız bırakmayın (tıkanma yaşayacağınız en kötü tecrübe olabilir).

    Bebeğime ek besinlere başlarken neler vermemeliyim?

    İlk bir yıl içerisinde yumurta beyazı, tuz, bal, çay ve inek sütü bebeklere önerilmeyen yiyeceklerdir. Sebzelerden lahana, patlıcan, pırasa, kereviz, karnabahar, bakla, pancar ve ıspanak 4-6 ay arasında verilmemelidir.

    Bebeğiniz için hazırladığınız besinlere katı yağ, şeker, tuz ve acı baharat katmayın. Besinlerin doğal tatlarına alışmalarını sağlayın. Fakat zerdeçal, tarçın, biberiye, kekik gibi baharatler hem değişik tatlar verebilir, hem de kendine özgü faydaları vardır. (Örnek: Zerdeçal güçlü antioksidandır, kanser ve enfeksiyondan koruyucu özelliği vardır)

    Konserve, dondurulmuş ve paketlenmiş yiyecekleri, hazır meyve suları ve kolalı içecekleri, içine boya, tatlandırıcı veya aroma katılmış besinleri bebeğinize asla vermeyin.

    Doktorunuz uygun görmediği sürece devam mamaları kullanmayın.

    Çocuğunuza bir yaşına gelene kadar mümkünse inek sütü vermeyin. Erken yaşta verilen inek sütü çocuğunuzda allerji ve kansızlık yapar. İnek sütü ile beslenen bebekler daha az demir ve C vitamini alırlar. Bu da barsaklarda gizli kanamalara ve kansızlığa neden olur. İnek sütü düşük D vitamini ve yüksek fosfor içermesi nedeni ile iyi bir kemik mineralizasyonu ve iskelet sisteminin gelişmesini sağlayamaz.Bu nedenle mümkünse 24 aydan önce kullanılmamalıdır.

    Tuz ile yüksek tansiyon arasında bir ilişki vardır. Bebeğin tuza alışmaması için ona hazırladığınız mamalara, pürelere ve çorbalara tuz eklenmemelidir. Ayrıca sizin besinlerinizden de beslenmeye başladığında tuzu az yiyecekler vermeye gayret edin. Farklı tatlar arayan bebeklerde 8-9. ayda az miktarda tuz denenebilir görüşündeyim.

    Çayın besleyici hiç bir değeri yoktur. Aksine diğer gıdaların besleyici değerini düşürür, bağırsaklardan demir emilimini bozarak kansızlığa yol açabilir, kafein uyku problemi ve sinirlilik yapar. Bu bakımdan süt çocuğu beslenmesinde yeri yoktur. Her bitki çayı da uygun değildir; anason, rezene, papatya ve ıhlamur dışında bitki çayı 1 yaş altına vermeyin. Bebek için en uygun sıvı aslında sudur.

    Bebekler genelde tatlı ve vanilyalı besinlere çok daha kolay alışırlar. Çeşitli besinlere alışmalarını sağlamak için aşırı şekerli besinler verilmesinden kaçınılmalıdır.

    Bal bebeğinize zarar verici bazı bakterileri taşıdığı, deli bal zehirlenmesi denen bir kalp bozukluğuna sebep olduğu ve alerjen olduğu için önerilmez.

    1 yaşın altında pişmemiş ya da az pişmiş yumurta vermeyin. Çiğ yumurtadan yapılmış mayonez de vermeyin. Yumurta beyazı 1 yaştan sonra başlanmalıdır.

    Çilek ve kivi alerjik olması nedeni ile erken başlanmaması gereken meyvelerdir.

    Sosis, salam, sucuk, hazır pişmiş tavuk gibi işlenmiş et ürünleri çocukluğun hiçbir döneminde verilmemelidir.

    Eskiden annelerin yedirdiği beyin deli dana hastalığı riski nedeniyle sadece bebeklikte değil, ömür boyu yenmemlidir.

    Alerji ve astım öyküsü varsa susam, yer fıstığı, ceviz, kaju, fındık, süt, yumurta, tüm koruyucu katkı maddeli market ürünleri bebeğe verilmemeli ya da az verilmelidir. Hazır çorba ve muhallebiler de zararlıdır.

    Glüten hassasiyeti olabileceğinden, mama hazırlarken buğday unu dışındaki diğer tahıl unları (pirinç, mısır) tercih edilmelidir.

    Yağsız, ya da yağ oranı düşürülmüş gıdaları bebeğinizde kullanmayın, her zaman tam yağlı verin. Aynı durum, düşük kolesterollü gıdalar için de geçerlidir.

    Başlangıçta besleme araçları nelerdir?

    Küçük, derin olmayan silikon ya da plastikten bir tatlı kaşığı

    Plastik bir çatal

    Bebeğin daha rahat kullanacağı arkası eğik (gözüne kaşığı sokmaması için) bir kaşık ve çatal

    Altı kaymayan ve emici olan bir kap

    Ağızlıklı bir fincan (tercihen iki kulplu)

    Zor devrilmesi için altı ağır olan bir fincan

    Önlükler (içi pamuk dışı plastik, kolluklu; büyük çocuklarda önünde teknesi olabilir)

    Yeri korumak için plastik bir örtü

    Cam rende

    Katı meyve sıkacağı

    Süzgeç

    Bebek gıdasını ısıtmak üzere ayrılmış bir tencere

    Tencerenin üzerine yerleştirmek için metal buğulama diski ya da buhar tenceresi

    Yoğurdu nasıl hazırlayabilirim?

    Yoğurt ömür boyu her gün yenmesi gereken en önemli gıdalardan birisidir. Günlük mayalamak şarttır, çünkü bekleyen yoğurtta laktik asit miktarı artar; bebeğin böbrekleri de bu asidi dışarı atmak için yetersiz olabilir.

    Sütü ateşte kaynatıp soğumaya bırakın. Parmağınızın dayanabileceği sıcaklığa (45-50 derece) kadar sütü ılıtıp içine tahta bir kaşıkla yoğurt mayası ekleyin, (1 litre süte 1-2 çorba kaşığı içinde sulandırılmış. 1 çorba kaşığı yoğurt mayası), yavaşça karıştırın, kabın üstünü örttükten sonra oda ısısında hareket ettirmeksizin yaklaşık 6 saat bekletin. Süzme yoğurdun bebeklere bir faydası yoktur. Hazır yoğurt ise canlı maya (probiotik) içermediğinden bebeğinizin bağırsaklarını ev yoğurdu kadar korumayacaktır.

    Hazır mama ile de yoğurt hazırlanabilir. Bunun için 120 ml. içme suyu kaynatılıp içine 6 ölçek formül mama eklenir. Bu karışımın gene 45-50 dereceye kadar ılıması beklenir. Daha sonra başka bir kaba bu karışımdan 2 yemek kaşığı aktarılıp 1 yemek kaşığı yoğurt ile karıştırılır. Üzerine ilk karışımdan kalan miktar eklenip, bir süre bu karışım iyice karıştırılır. Üzeri örtülüp oda ısısında 4-6 saat bekletilirse yoğurdunuz hazırdır.ç

    Günlük yoğurt öğünü iki defa olabilir. Her öğünde 3 tepeleme yemek kaşığı veya 1 çay bardağı verilebilir. İçine meyveleri püre şeklinde ekleyerek, ya da biraz ev reçeli ve pekmez koyarak tatlandırmayı ilerideki günlerde yapın. 5-6. Aydan sonra pilav, makarna, dolma, sebze yemeklerine de yoğurt katmak hem besini farklılaştıracak, hem de değerini artıracaktır.

    Ayrıca çocuğunuza su yerine ayran içirebilirsiniz.

    Sebze pürelerini nasıl hazırlayabilirim?

    Sebze püreleri patates, havuç, pirinç veya irmik ile hazırlanabilir. Mevsim sebzesi olarak kabak, bezelye ve domates kullanılabilir. Seçilecek olan sebzeler taze ve olgun olmalı, çürük olmamalıdır. Sebze püresine patatesle başlanması önerilir. Daha sonra havuç ve mevsim sebzeleri her gün yeni bir çeşit ilave edilerek zenginleştirilir. Kök sebzelerin (havuç, patates, balkabağı, sarı şalgam) doğal ve şekerli tatları varır ve bir şey katmadan buharda pişirilip püre haline getirilerek de verilebilir. Burada amaç alerji yapabilecek sebzenin tespit edilmesini kolaylaştırmak ve onu mönüden çıkartıp ilerideki zamanlarda tekrar denemektir. Lahana, patlıcan, pırasa, kereviz, karnabahar, pancar ve ıspanak 4-6 ay arasında verilmemelidir.

    Dört haftalık bir süre içinde tam sebze püresine geçilebilir. Aşağıdaki tarifler örnek olarak verilmiştir, ancak hiçbir kalıba uymanız gerekmediğini de unutmayın.

    1. Hafta (sebze çorbası): 3-4 su bardağı su, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patates 45 dakika kapaklı kapta pişirilir. Tel süzgeçle hiç ezmeden suyu bir başka kaba alınır. Bir çay kaşığı irmik ilavesiyle tekrar 5-10 dakika pişirilir. Sıvı miktarı 200 gram olacak şekilde ayarlanır. Bebeğin yediği kadar verilir. Amaç doyurmak değil, tattırmak ve bebeğin reaksiyonlarını gözlemlemektir.

    2. Hafta (basit sebze püresi): Aynı şekilde pişirilir, karışıma pirinç eklenebilir. Havuç ve patatesler tel süzgeçten tamamen ezilerek püre olarak geçirilir. Bu pürenin içine yine irmik katılarak mamanın hazırlanması tamamlanır.

    3. Hafta (karışık sebze püresi): Havuç ve patatesin yanına 1 çay kaşığı pirinç ve her gün bir yenisi ilave edilmek üzere mevsimlik sebzeler eklenir. Örneğin ilk gün 3-4 yaprak maydanoz, ertesi gün maydanoz ve bir kaç yaprak ıspanak, sonraki gün ilaveten dörtte bir enginar, daha sonra dörtte bir domates gibi. En fazla 3-4 sebzeyi karıştırın ki bebek farklı tatlara alışsın Tel süzgeçten geçirilerek elde edilen püreye yine bir çay kaşığı irmik eklenerek 5 dakika daha pişirilir. Bezelye, yeşil fasulye, semiz otu, ıspanak, vs. de mevsimine göre katılabilir. Bebeğe verilecek miktar 3-6 tepeleme yemek kaşığı olabilir.

    4. Hafta (tam sebze püresi): Ayrıntılarıyla anlattığım şekilde hazırlanan püreye 1 çay kaşığı sızma zeytinyağı veya pastörize tereyağı katılır.

    Altıncı aydan itibaren sebze çorbası ya da püresine 1 yemek kaşığı kıyma (3 kez çekilmiş yağsız sinirsiz dana) eklenmelidir. Daha erken dönemde sebze çorbasına başlanmış olan bebekler için kuzu ciğeri tercih edilir. Kemik sulu çorba vermenin kalsiyum içeriğini artırdığı görüşü doğru değildir, ancak çorbayı daha lezzetli yaptığı için verilebilir.

    Yemek Suyu: Aslında yemek suyunun besleyici değeri çok azdır. Anne sütü alan bebeklerde 7-8. aylarda, tamamen yapay beslenen bebeklerde ise 4 aylıktan itibaren yemek suyunun yağsız tarafından tattırılabilirsiniz. Sindirildiği anlaşılınca ekmek içi ile birlikte yedirilir. Kızartılmış ekmeğin içi daha uygundur. Evde pişen sebze yemeklerine bir soyulmuş patates ya da havuç atarak pişirilir. Yağsız tarafından alınan suyunda sebzeler ezilerek suluca yedirilir.

    Havuç Çorbası: 2 su bardağı suya 1 yemek kaşığı pirinç, 3 küçük havuç, bir tutam tuz (şart değil) eklenerek 45 dakika pişirilir. Ezilip süzgeçten geçirilerek pişirilir. Üzerine bir mama kaşığı tereyağı eklenebilir.

    Havuç Suyu: Havuçlar iyice temizlendikten sonra, temiz bir turp rendesinde(cam rende olması tercih edilir) rendelenir. Temiz bir tülbent içinde sıkılarak suyu çıkarılır. Bir çay bardağına yarım “küçük boy küp şeker” konabilir. Anne sütü alan bebeklerde 4-6 aylarda, yapay beslenen bebeklerde 3,5 aylıktan başlanarak içirilebilir. İshalli çocuklara şekersiz olarak verilmesi öğütlenir.

    Domates Suyu: Domateslerin kabuklarının kolayca soyulması için 1 dakika kadar kaynar suda tutulan domatesler; ezilerek önce tel süzgeçten geçirilir. Tülbent içinde sıkılarak pürtüksüz ve çekirdeksiz suyu çıkarılır. Anne sütü alan bebeklerde 4-6 aylarda, yapay beslenen bebeklerde 3,5 aylıktan başlanarak içirilebilir. İshalli çocuklara şekersiz olarak verilmesi öğütlenir.

    Patates Püresi: 1 orta boy patates kabuğuyla haşlanır, soyulur ve ezilir. 2-3 dövülmüş bisküvi ile karıştırılarak tam sütle 150 ml’ye tamamlanır. Çocuk tatlı beğeniyorsa %5 şeker ya da meyve suyu eklenebilir. Yapay beslenen süt çocuklarına 3-4 aylıkta, anne sütü alan bebeklerde 6-7. aylarda verilir.

    Sebze yemeklerinin öğün sayısı bir, farklı bir tat ise (örneğin yoğurt ile karıştırarak) iki olabilir.

    Bebeğinize 5. aydan sonra tarhana ve yayla çorbaları da verebilirisiniz.

    Hangi meyveleri tercih etmeliyim?

    Başlangıçta kabuğu soyulan ve alerji yapma olasılığı az olan meyveler ile başlayın. Mevsimine göre elma, armut, şeftali ve muz tercih edilen başlıca meyvelerdir.

    Meyve pürelerini azar azar vererek başlayın.

    Katı gıdaya alışması için meyve suyu değil, meyve püresini tercih edin. Ancak ayva, havuç gibi çok katı meyvelerin suyu katı meyve sıkacağı ile alınabilir. Muz bir miktar süt ya da mama ile sulandırılıp akışkan bir kıvama sahip olması sağlanabilir.

    Vitaminlerin kaybolmaması için çırpıcı, rondo, blender yerine cam rende kullanılmalıdır, cam rende vitamin kaybını azaltır.

    Meyveleri komposto gibi haşlayıp ezerek vermek de diğer bir seçenektir, pişirme ile vitamin kaybı olmaz. 6. aydan sonra kayısı ve erik kurularını da komposto yaparak verebilirsiniz.

    Portakal, mandalina, limon bazı çocuklarda gaz, karın ağrısı ve alerjilere yol açabilmektedir. Bu sorunlar görülmezse bu meyve sularını da verebilirsiniz. Armut, kırmızı erik, kayısı, dut, ,incir bağırsakları çalıştırırken; muz, elma, şeftali bağırsağı daha yavaş çalıştırır, bunun için bağırsak düzen bozulan bebeklere meyveleri bir arada verin. Alerji, gaz, ishal, kabızlık, kusma gibi olumsuz etkiler olursa, bunu yapan meyveyi kesip 6-7. aydan sonra tekrar denemelisiniz.

    Meyve suları verilmesi bebekte yeterli beslenmeyi engeller, kilo alımlarını duraklatır. Hazır meyve sularını bebeğe asla vermeyin. Organik meyve sularının biberonla verilmesi diş çürüğü yapar, fincanla vermeyi tercih edin.

    Meyveler ve meyve suları özellikle çok verildikleri taktirde dışkıyı asidik yaparak ve cildini tahriş edebilir. Bebekte kıpkırmızı ve altı silinirken acı veren bir pişiğe yol açabilir. Bir süre için meyve veya meyve sularını azaltmanız da yararlı olabilir.

    Verilecek meyve miktarı bir orta boy elma ya da elma kadar, öğün sayısı da 1-2’dir.

    Muhallebi nasıl hazırlayabilirim?

    Sebze püresinden 1-2 hafta kadar sonra genellikle 5. aydan itibaren akşam öğünü olarak verilir. 1 su bardağı süt, bir tatlı kaşığı pirinç unu, 1 tatlı kaşığı toz şekerle yapılır. Soğuk sütün bir kısmıyla pirinç unu iyice ezilir, kalan süt eklenir karıştırılarak pişirilir. Ateşten indirmeye yakın şeker eklenir. İlk günlerde süt sulandırılabilir. Süt eklemeden sadece pirinç unu ve ile muhallebi hazırlamak doyurucu olabilir, fakat zararı daha fazladır, kilolu ama zihinsel ve hareket gelişimi geri bir bebek yetiştiriyorsunuz demektir.

    Muhallebi, kutu mamalarla da hazırlanabilir. Özellikle inek sütü proteinlerine duyarlı olan bebeklerde bu durum tercih edilir. Bir su bardağı su 1 tatlı kaşığı pirinç unu karıştırılarak pişirilir. Ateşten indirildikten sonra içine 5-6 ölçek hazır mama toz halinde katılır. Topaklanma durumunda tel süzgeçten geçirilir. Son yıllarda süt çocukluğu döneminde inek sütünün hiç kullanılmaması yönünde olan görüşler giderek ağırlık kazanmaktadır.

    Sebze maması ve muhallebi öğünleri önceleri az miktarda başlanır, daha sonra 100-150 gram (5-6 kaşık dolusu) olarak hazırlanır.

    4-6 arası örnek beslenme programı verebilir misiniz?

    Defalarca belirttiğim gibi hiçbir kalıba, sıraya uymayın, her bebek değişken beslenme karakterleri gösterir. Ancak fikir oluşturması açısından örnek bir liste vereyim:

    07.00 anne sütü veya mama

    10.00 anne sütü veya yoğurt

    11.00 meyve püresi

    13.00 sebze çorbası veya püresi, doymazsa yoğurt

    16.00 anne sütü veya meyve püresi

    17.00 yoğurt

    21.00 anne sütü veya muhallebi

    Gece uyanırsa anne sütü veya mama

  • Ek gıdaya geçiş

    İlk 2 yaş dönemindeki beslenme kısa süreli büyüme ve gelişme için değil, yetişkin dönemdeki sağlık açısından da çok önemlidir. Altı aydan sonra anne sütü tek başına, bebeğin besin ihtiyacını karşılamaz; altı ay bir yaş arasında enerji ihtiyacının yarısını, bir yaşından sonra da 1/3’ünü karşılar. Ek gıdaya başlama zamanı Avrupa Pediatrik Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Derneği’ne göre de 17. Hafta ile 26. Hafta arasında olmalıdır. Erken başlanması durumunda alerjik reaksiyonlar, sindirim sorunları veya böbreklere fazla yük binmesi gibi durumlar gözlenebilir. Ek gıdaya geç başlanması durumunda da beslenme yetersizliği, büyüme-gelişme geriliği, çiğneme ve yutmayı öğrenmede gecikme, gıda reddi, tip 1 diabet ve çölyak hastalığı riskinde artış görülebilir.

    Tamamlayıcı besinler ne kadar verilmelidir ?

    Bebeklerde mide kapasitesi doğumda yaklaşık 30 cc ( 2 yemek kaşığı), 6. Ayda 180 cc ( 1 çay bardağı), 1 yaşında da 240 cc ( 1 su bardağı) kadardır. Ek gıdalar için verilmesi gereken öğün sıklığı 6-8 aylık bebekler için 2-3 öğün, 9-11 ve 12-24 aylık bebekler için 3-4 öğündür.

    Tamamlayıcı besinler nelerdir ?

    Sebze ve meyveler: Erken dönemde başlanması gereken besin grubudur. A ve C vitamini açısından zengindirler. 6-24 aylık bebeklerde günlük A vitamini ihtiyacı 1.5 kaşık havuç veya 1/3 kase pişmiş yeşil sebze ile karşılanabilir. Sebzelerin pişirileceği zaman kesilmesi, az suyla ve kısa sürede (tercihan düdüklüde ) pişirilmesi vitamin kaybını önlemektedir. Meyve suları sıkıldıktan hemen sonra tüketilmeli ve günde 250 ml’yi geçmemelidir. Meyvelerde kısa sürede püre kıvamına geçiş sağlanmalıdır.

    Sebze çorbalarına geleneksel olarak patates ve havuçla başlanır, daha sonra teker teker başka sebzeler ilave edilir. Sebzelerin taneli olarak konulması ve etin kıyma şeklinde erken dönemde başlanması hem protein kalitesini arttıracak hem de bebeğin pütürlü gıdalara alışmasını kolaylaştıracaktır.

    Süt ve süt ürünleri: Dünya Sağlık Örgütü inek sütünü 1 yaşına kadar önermemektedir. Ek gıdalara geçişte de anne sütüne devam edilmesi gerekir. Anne sütü yoksa formula mamalar kullanılmalıdır. Süt, yoğurt ve peynir, protein, kalsiyum, çinko, magnezyum, riboflavin, A ve B vitamini yönünden zengindir. Yoğurt ve peynir fermente olmuş süt ürünleridir ve sindirimi daha kolaydır, ayrıca probiyotik içermektedirler. 6. aydan itibaren ek gıda olarak başlanabilir.

    Hayvansal besinler: Tamamlayıcı beslenme döneminde eksikliği en sık görülen besinler demir, çinko, kalsiyum ve B vitaminleridir. Bu besinlerin eksikliğini önleyen gıdalar da hayvansal gıdalardır. Bunlar et, tavuk, balık ve yumurtadır. Yumurta çok iyi bir protein kaynağıdır; sarısı A vitamini, B vitamini ve demir yönünden, beyazı da protein yönünden çok zengindir. Altıncı ayda sarısı az miktarda başlanır. Ciğer, protein, demir, çinko, A vitamini ve folat yönünden zengin, çok değerli bir besindir. Somon, tuna, sardalya ve uskumru omega 3’den zengin balıklardır. Omega 3 beyin ve göz gelişimi için gereklidir. Ayrıca yağlı balıklar en iyi D vitamini kaynağıdırlar.

    Tahıllar: Buğday, arpa, pirinç, yulaf, çavdar ve mısır başlıcalarıdır ve enerji ihtiyacını karşılarlar. Tahıllar, et veya baklagillerle birlikte tüketilirse besin değeri yükselir. Bebek 17.-26. hafta arasındayken ve anne sütü alırken tahılların başlanması çölyak hastalığı riskini azaltır. Tarhana içerdiği tahıl, yoğurt ve sebzeler nedeni ile kalorisi ve besin değeri yüksek kültürel bir besin kaynağımızıdır. Pirinç nişastasının içerisinde vitamin, mineral ve protein bulunmadığı için bebek beslenmesinde yeri yoktur.

    Baklagiller: Kuru fasülye, nohut, mercimek, barbunya protein içeriği yüksek, lifli gıdalardır. Aynı zamanda önemli bir vitamin ve mineral (demir, çinko, kalsiyum, magnezyum, B ve E vitamini) kaynağıdırlar. Özellikle yeterli hayvansal gıda alamayan bebeklerin tahıl ve baklagilleri hergün tüketmesi önerilir. Mercimek çorbası çok besleyici bir ek gıdadır.

    EK GIDAYA GEÇİŞTE TEMEL KURALLAR:

    1. 17.- 26. Hafta arasında ek gıdaya başlanmalıdır.

    2. Ek gıdaya tek çeşit ile başlanmalıdır.

    3. Gıda açken verilmeli ve miktarı önce 1 kaşık olmalı, 2-3 gün içinde yavaş yavaş arttırılmalıdır.

    4. Her yeni gıda 2-3 gün arayla eklenmelidir.

    5. Besinlere şeker ve tuz ilave edilmemelidir.

    6. Et erken dönemde beslenmeye eklenmelidir.

    7. Çay, şekerli içecekler, hazır meyve suları, hazır çorbalar, konserve gıdalar, şekerli yoğurt ve tuzlu baharatlı besinler bebek beslenmesi için uygun değildir.

  • Çocuklarda doğru beslenme nasıl olmalıdır

    Son yıllarda özellikle abur cubur diye tarif edilen gıdaların tuketilmesinde artma ile birlikte çocukların beslenme düzeni ve aillerin kafasında doğru beslenme nasıl olmalıdıra dair sorular artmaya başladı. Çocuklarımızın okul döneminde yaşadıkları yoğun tempo ve çalışma düzeni beraberinde beslenme sorunlarını da getirebilir. Okul çağında kazanılan beslenme alışkanlıkları yetişkinlik dönemindeki beslenme alışkanlıklarını da etkiler. Bu nedenle ebeveynlerin, çocuklarının bu dönemde doğru beslenme alışkanlıkları edinmesine yardımcı olmaları gerekmektedir.

    Kahvaltı yapan çocuklarda başarı oranı daha yüksektir

    Çocukların beslenmesinde kahvaltının büyük önemi vardır. Yapılan araştırmalar kahvaltı eden çocukların başarı ve dikkatinin çok yüksek olduğunu göstermiştir. Bu nedenle aileler çocuklarda kahvaltının alışkanlık haline getirilmesine gayret etmelidir. Kahvaltı zengin ve dengeli besinlerden oluşmalıdır. Kahvaltı menüsünde peynir, yumurta, zeytin, reçel, bal, pekmez, ekmek, süt veya meyve suyu bulunabilir, tercihen de süt ile beraber mısır gevreği de tüketilebilir.

    Çocuklar 3‐4 saatte bir ara öğün tüketmelidir

    Yemek ve besinlerin çocuklar için ödül veya ceza yöntemi olarak kullanılması ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardandır. Çocuklara özellikle “Bunu yaparsan seni hamburger yemeğe götüreceği.” gibi sözler söylenmemelidir. Çocuğa besinleri neden yemesi gerektiği anlatılmalı ve beslenme konusunda istikrarlı davranılmalıdır. Ebeveynler, hemfikir olarak ve istikrarlı bir şekilde çocuğa beslenme eğitimi vermelidirler.

    Çocuk düzenli spor yapmaya teşvik edilmelidir

    Bilgisayar ve televizyon başında çok vakit geçiren çocuklarda hareket azalmaktadır. Özellikle kilo almaya eğilimli çocuklarda obezite riski artmaktadır. Bu yüzden çocuğun hem sağlıklı vücut gelişimi için hem de enerji harcamasının artması için düzenli, yaşına uygun spor dalına eğilimi sağlanmalı ve çocuk düzenli spor yapmaya
    teşvik edilmelidir.

    Her besin grubundan düzenli tüketilmelidir

    Ana yemeklerde her besin grubunun düzenli tüketimi sağlanmalıdır. Süt ve yoğurt protein, yağ asitleri, kalsiyum, fosfor, A vitamini ve B grubu vitaminleri içerir. Çocukların kemik ve diş gelişimi için günde iki üç porsiyon süt grubu ürünlerinden tüketmesi gerekmektedir. Öncelikle kas yapılarının gelişimi için protein, demir ve B grubu vitaminleri içeren kırmızı et, tavuk, balık, yumurta, peynir düzenli tüketilmelidir. Yüksek protein içeren kuru baklagiller ise haftada bir iki kez tüketilmelidir. Çocuklar iyi kaliteli protein kaynağı olan yumurtayı her gün tüketebilirler. Vücuda enerji veren karbonhidrat grubu ise (ekmek, makarna, bisküvi, pilav, patates v.b) çocuk gelişiminde büyük öneme sahiptir ve her öğünde çocuğun harcadığı enerji durumuna göre miktarı ayarlanarak tüketilmelidir.
    Dikkat edilecek nokta, hamur işi ve çok yağlı besinlerin çocukta kalp‐damar sağlığını olumsuz etkilediği ve obezite riskini arttırdığıdır.

    Çocuklara günde 5‐6 porsiyon sebze ve meyve yedirilmeli

    Vitamin ve posa deposu olan meyve ve sebzelerin günde 5‐6 porsiyon tüketimi sağlanmalıdır. Genellikle çocuklar sebze yemeyi sevmezler. Bu durumda sebzeyi daha sevilebilir hale getirmek, çocuğun tüketebileceği gibi sunmak önemlidir. Sebzeyi peynirle fırında hazırlamak veya böreğin içine koymak gibi çeşitli yöntemler geliştirilebilir.

    Sebzeyi reddeden çocuklar için ne yapmalı?

    Çocuklar gelişme döneminde bazı besinleri sevmiyor veya reddediyor olabilir. Bu besinler süt, yoğurt, sebze, kuru baklagiller, meyve çeşitleri gibi bir veya birkaç besin olabilir. Reddedilen besinlerden en sık rastladığımız ise sebzedir. Bir besini çocuğa zorla yedirmeye çalışmakla hiçbir şey elde edemeyiz. Tam tersi, çocuk zorlandığı için besine daha fazla tepki göstererek bunu hiç tüketmeyecektir. Bu konuda bizlerin de birçok hatası oluyor. Sebzeleri çocuğumuza sevdirmek için çeşitli yöntemleri ve dikkat etmemiz gereken durumları gözden geçirelim:
    Öncelikle çocuğunuzun her şeyi sevmek zorunda olmadığını kabul edin. Çok üstüne gitmeden az miktarda, farklı zamanlarda sebze yedirmeyi deneyin. İkinci adım ise sunumu değiştirmek.

    Çocuk beslenmesinde dikkat edilmesi gereken püf noktalar:

    Eve cips, çikolata, asitli içecekler, hazır meyve suları gibi besinleri almayın. Çocuğunuzu bu tip gıdalarla ev ortamında karşılaştırmayın. Israr ederse onunla oturup bu tip besinlerin bünyesine nasıl zarar verdiğini uygun bir dille anlatın ama sakın korkutmayın.
    + Sabah kahvaltısı günün en önemli öğünüdür. Yapılan araştırmalarda kahvaltı eden çocukların etmeyenlere göre başarı düzeylerinin, derse ilgilerinin daha yüksek olduğu ve bu çocukların daha kolay öğrendikleri görülmüştür.
    + Çocuğunuzu oyunlara ve harekete teşvik ediniz. Hatta siz de onunla birlikte hareket edin. Unutmayın çocuklar çoğunlukla anne‐babalarını örnek alırlar.
    + Çocuklara ara öğün alışkanlığı kazandırın. Bu öğünlerde meyve, sandviç, süt, sütlü tatlı, sebze çubukları gibi alternatifler sunun. Sevmediği bir besin grubu varsa bir diyetisyene danışın. Yerine ne verebileceğinizle ilgili size yardımcı olacaktır.
    + Asla diyet için zorlayıcı olmayın ve çocuğu listelere mahkûm etmeyin. Yavaş yavaş ve kademeli olarak alışkanlıklarını değiştirmeye çalışın.
    + Sağlıklı yemekleri birlikte yapmaya çalışın. İçinde emeğinin bulunduğu bir besini daha kolay ve severek yiyecektir.
    + Hazır yemek restoranlarında hamburgerin yanında patates, kola yerine ayran ve salata isteyin.
    + Hamurlu ve şerbetli tatlılar yerine meyve tatlıları veya sütlü tatlıları tercih etmesine özen gösterin.
    + Çocuğunuzu diğer çocuklarla kıyaslamayın, onun ihtiyacı kadar olan, yiyebileceği porsiyon miktarlarını ayarlayın.
    + Evde belirli saatlerde ayarlanmış sofra düzeni olmalı ve bu saatlere ev içerisindeki herkes uymalıdır.
    + Kola, çay yerine çocukların taze meyve suyu, süt, ayran, bitki çayları içmesini sağlayın.

  • 6-9 aylik bebeklerde beslenme

    6, 7, 8 ve 9 aylik bebek beslenmesi

    6. aydan itibaren katı gıdalara başlanabilir. Daha az alerjik olması nedeniyle sütlü pirinçli mamalar tercih edilebilir. Bu aydan sonra kahvaltı başlanabilir. Ayrıca ekmek ve çorbalar da verilebilir.

    Hazırlanan yiyecekler tuzlu ve baharatlı olmamalı iyice ezilmelidir. (mümkünse rondo vb. araçlar kullanılmamalıdır.)

    Kahvaltı hazırlama: Yumurta kaynatılır(tam pişmiş). Yumurta sarısının 1/8 kadarıyla başlanır. Zamanla miktarı arttırılır. İçin bir tatlı kaşığı kadar akşamdan tuzu alınmış beyaz peynir ilave edilir. Peynirinde miktarı zamanla arttırılmalıdır. Bir kibrit kutusu büyüklüğüne kadar çıkılabilir. 2-3 tane bebe bisküvisi konulur. Biberon maması veya taze meyve suyu veya meyve püresi ile ıslatılarak ezilir. (1 yaşına dek yumurta beyazı,bal ve inek sütü kullanmayınız.)

    ÇORBALAR:

    Yayla çorbası:

    ¾ su bardağı yoğurt

    ½ su bardağı su

    1 yemek kaşığı pirinç

    1 çay kaşığı sıvıyağ

    1 çay kaşığı un

    Pirinç ayıklanır, yıkanır ve su ile haşlanır. Ilımaya bırakılır, yoğurt ve ezilmiş un eklenir. Karıştırılarak pişirilir ve yağ eklenir.

    Tarhana çorbası:

    1 su bardağı su

    ½ yamak kaşığı tarhana

    1 tatlı kaşığı sıvıyağ

    Tarhana soğuk ile ezilir ve karıştırılarak pişirilir, yağ eklenir. (Tarhana acısız olmalıdır.)

    Sebze çorbası:

    1 küçük patates

    ¼ kabak

    ¼ havuç

    2-3 yaprak ıspanak (8. aydan sonra konulmalıdır.)

    1 çay kaşığı sıvıyağ

    1 su bardağı su

    Sebzeler yıkanır. Kabuklu sebzeler soyulur ve doğranır. Küçük bir tencerede kaynamakta olan suya atılır. Su sebzelerin üzerini örtecek kadar olmalıdır. Ateş kısılır, sebzeler yumuşayıncaya kadar pişirilir. Pişmiş sebzeler ezilerek süzgeçten geçirilir. Yağ eklenir.

    Mercimek çorbası:

    1 yemek kaşığı kırmızı mercimek

    1 su bardağı su

    1 çay kaşığı sıvıyağ

    Mercimek ayıklanır, yıkanır ve kaynamakta olan suya eklenir. Ateşin altı kısılır, mercimekler yumuşayıncaya kadar pişirilir, ezilir, yağ eklenir.

    ÖRNEK MENÜ:

    Kalkınca: Anne sütü veya biberon maması

    Sabah: Kahvaltı(yumurta sarısı, beyaz peynir, bebe bisküvisi)

    Ara: Anne sütü veya biberon maması

    Öğle Çorba, ekmek içi, yoğurt

    Ara: Meyve püre

    Akşam: Kaşık maması

    Yatarken Anne sütü veya biberon maması

    7 ve 8 aylik bebekler icin;

    Bu aydan sonra etler (dana , hindi, tavuk) ve sebze püreleri verilebilir. 7. aydan sonra anne sütü ile beraber çocuğun besin gereksinimlerini karşılamak için ek gıdalar yeterli miktarda alınmalıdır. Sebze pürelerine etler de katılarak verilebilir. 8. aydan sonra meyvelerden portakal ve mandalina, sebzelerden domates ve ıspanak verilebilir.

    Etleri hazırlama: Yağsız dana eti kıyma şeklinde çorbalara ve sebze pürelerine ilave edilerek başlanabilir. Tavuk ve hindi eti önce haşlanır. Daha sonra küçük parçalara ayrılarak yiyeceklerine ilave edilebilir.

    8. aylik bebeklerde sonra yağsız dana etinden iki veya üç kez çekilmiş kıyma ile yapılan baharatsı, tuzsuz ve soğansız köfte verilebilir.

    Sebze püre hazırlama: Sebzeler (kabak, havuç, patates, enginar, yeşil fasulye, bezelye) iyice yıkanır. (domates ve ıspanak 8. aydan sonra kullanılmalıdır.) kabukları soyulur.2 su bardağı su, 1 orta boy havuç, 1 küçük boy patates, 1 küçük boy kabak ile başlanır. (bebek bunları alınca azar azar diğer mevsim sebzelerinden ezilerek püre kıvamına getirilir. Üzerine 1 tatlı kaşığı zeytin yağı eklenir. Gerekirse et de eklenebilir.

    ÖRNEK MENÜ:

    Kalkınca: Anne sütü veya biberon maması

    Sabah: Kahvaltı (istenirse pekmez de eklenebilir.)

    Ara: Meyve püre

    Öğle Kıymalı çorba, ekmek içi, yoğurt

    Ara: Meyve püre

    Akşam: Etli sebze püre, ekmek içi, yoğurt

    Yatarken Anne sütü veya biberon maması

  • Alkali beslenme

    ALKALİ DİYET

    ALKALİ BESLENME: SEBZELERLE GELEN SAĞLIK

    Sağlıklı beslenme ve kilo vermenin ana kuralı vücuttaki asit-alkali dengesini korumaktır. Alkali diyet günlük alınan asitlenme yapan besinlerin yanına alkali besinleri eklemek üzerine kurulu bir dengeleme diyetidir.Kalsiyum ,magnezyum çinko ve bakır gibi vücut için gerekli minerallerin sebze ve meyveler yoluyla yeterince alınması alkali diyetin ana hedefidir .Sanayileşmeyle birlikte karşımıza çıkan sorun günümüzün diyetinin potasyum ve magnezyum gibi minerallerden, liften fakir ve bunun tersine basit şekerler, doymuş yağ, sodyum ve klordan zengin olmasıdır. Bu tür bir beslenme metabolik asidoz tablosuna yol açar.Modern diyetlerde yaşlanmayla birlikte böbreğin asit-baz dengesini sağlamasıda güçleşir , asidozla mücadele daha da zorlaşır. Asit yükü fazla olan düşük karbohidrat ve yüksek protein içeren diyetlerler idrarda magnezyum , sitrat atılımını azaltırken;kalsiyum, fosfat,ürik asit atılımı artırırlar. Bu da böbreklerde taş oluşma riskini artırır. Vücuttaki asit baz dengesinin bozulması hastalıklara yol açar.

    Alkali diyetin kaslar üzerine etkisi?

    Potasyumdan zengin sebze ve meyveyle beslenmek asit yükümüzü azaltarak, kas kitlesini korumaya yardımcı olmaktadır.Vücudumuzdaki asit yükünün artması iskelet kaslarının zayıflamasıyla sonuçlanır. Diyabet, böbrek yetmezliği ve kronik akciğer hastalıklarında kas erimesi genel bir sorundur.

    Alkali diyet ve büyüme hormonu?

    Yapılan çalışmalarda alkali diyet uygulandığında büyüme hormonunun salgılandığı gösterilmiştir.Büyüme hormonu sadece çocukların kas ve kemik gelişimine katkı vermekle kalmaz aynı zamanda erişkinlerde yaşlanma sürecini yavaşlatan anti-aging etkili bir hormondur. Alkali diyetle artan büyüme hormonu kalp damar sağlığını destekler, belleği güçlendirir.

    Alkali diyetle yeterince alınan magnezyum Vitamin D’nin aktif hale geçmesini sağlar. Bu sayede kemik ve dişler güçlenir.

    Kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar alkali ortamda daha etkindirler, alkali diyet, tedaviyi bu açıdan destekler.

    Dokuların alkali olması toksinlerin böbrek yoluyla atılmasını kolaylaştırır.bu nedenle metabolik detoksifikasyon diyetlerinde sebzeler, alkali ortamı sağlayan gıda takviyeleri kullanılmaktadır.

    Yeşil taze ve çiğ sebzeler, bezelye, fasulyeler, katkısız baharatlar, çiğ kalın kabuklu kuruyemişler ve çiğ çekirdekler gibi besinler alkali ortam oluşumunu desteklerler.

    İstenmeyen asidik ortam oluşumunu destekleyen gıdalar ise et, balık, kümes hayvanları, yumurta, tahıllar ve bakliyat olarak özetlenebilir.

    Örneğin limon çok asidik bir meyve olmasına rağmen sindirim sonucu ortaya çıkardığı üretim vücut için alkali bir ortam yaratımını destekler ve bu yüzden de limon kendisi asidik olmasına rağmen vücut için alkali ortam oluşturan bir meyvedir.

    Benzer biçimde hemen hemen tüm et ürünleri sindirim öncesi alkali yapıda olmalarına rağmen, sindirim sonunda ortaya çıkan asidik kalıntılar vücutta asidik bir ortam oluşumunu desteklediği için aşağıdaki tablolarda asidik gıdalar bölümünde karşınıza çıkacaklardır.

    Proteinlerle karbonhidratları aynı öğünde yerseniz kolay sindiremezsiniz. Gazlı asitli içecekler vücuda alındıklarında ph dengesini sağlamak için kemiklerden kalsiyum salınır, buda kemiklerin zayıflaması anlamına gelir. Alkali su tüketirseniz kemik ve diş sağlığınızı korumuş olursunuz.Uzun süre vücutta asit üreten gıdalar tüketirseniz, alkali depolarınız azalır ve asidoz oluşabilir.

    Asidite obeziteye neden olur, en basit tedavisi bol sıvı ve alkali beslenmedir. Obezite asitlerin organlara hasar vermesini önlemek için vücudun geliştirdiği savunma mekanizmasıdır.

    Toksinler yaşlanmanın nedenlerinden biridir. Hücrelerde hasara yol açan toksinler yüzümüzdeki çizgileri artırır. Sebze ve meyvelerde bulunan antioksidanlar bu toksinleri hücrelerden uzaklaştırarak yaşlanmaya karşı vücudu korur.

    Alkali (Detoks) diyetin püf noktaları:
    1. Kırmızı et , yağlar , işlenmiş gıdalar, şeker, hazır meyve suyu, kahve, siyah çay tatlandırıcıları diyetinizden çıkarın.

    2.Tabağınızı daha çok sebzeyle doldurun. Sebzeler alkalidir ve vücut ph’ını dengelemede size yardımcı olur. Her yemekten önce ve yemek sırasında sebze yiyebilirsiniz. Bu asidik gıdaları nötralize etmenizi kolaylaştırır. Sabah kahvaltıdan 15 dakika önce greyfurt yemek, proteinlerin ve karbonhidratların asit etkisinden sizi korur.

    3.Limon asidik bir tada sahiptir ancak vücutta alkali ortam oluşturur, salatanıza limon sıkmanız yarar sağlar. İnek sütü yerine soya sütü tercih edin.

    4.Diyetinizde sağlıklı yağlar olmalıdır. Avakodo, çiğ fındık, çiğ tohumlar kalp dostu omega-3 kaynağıdır. Bunlardan yeterince tüketemiyorsanız omega-3 takviyesi kullanabilirsiniz.

    5.Günde 2 litre alkali su içiniz.