Etiket: Sarılık

  • Yenidoğan sarılıkları

    Bebeğim neden sarılık oldu?

    Genetik nedenler, yetersiz beslenme, erken ya da geç doğum gibi birçok faktör, yenidoğan sarılığının ortaya çıkmasında büyük rol oynuyor. Bu noktada ailelerin dikkatli olması ve belirtileri fark ettiğinde hemen bir doktora başvurması gerekiyor.

    Elbette tüm bebeklerin sağlıkla dünyaya gelip, yaşamını bu şekilde sürdürmesi arzu ediliyor. Ancak bazı bebeklerde doğumun ardından yenidoğan sarılığına rastlanabiliyor. Kandaki bilirubin ADLI madde yükselerek, deri ve mukozalarda birikiyor. Bu da bebeğin cilt ve göz renginde sararmayla kendini gösteriyor. Acıbadem Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Soner Sarmaşık, yenidoğanların en az üçte ikisinde yaşamın ilk haftasında sarılık görüldüğünü belirterek, “Ülkemizde yenidoğan sarılığı sıklığı ile ilgili net veriler bulunmuyor, ancak yapılan bir çalışmada, zamanında doğan bebeklerde tedavi gerektiren sarılık oranı yüzde 10,5 iken geç preterm bebeklerde bu oranın yüzde 25,3 olduğu belirtiliyor” diyor.

    Yenidoğan sarılığının türleri var mı?

    Bu rahatsızlık, fizyolojik ve patolojik sarılık olarak iki ayrı grupta değerlendiriliyor. Bebeğin doğum haftası, kaç günlük olduğu ve riskler göz önüne alınarak bilirubin tablosu değerlendiriliyor. Böylece sarılığın patolojik olup olmadığına karar veriliyor. Öte yandan ilk 24 saat içinde görülen sarılık da patolojik olarak değerlendiriliyor. Geçmişte 12,9 mg/dl üzeri bilirubin ölçümü tedavi gerektiren bir düzey olarak kabul edilse de günümüzde aynı durum geçerli değil. Bunlara ek olarak “uzamış sarılık” olarak tanımlanan tablo, zamanında doğan bebeklerde iki hafta, erken doğanlarda ise üç haftadan uzun süren sarılığı ifade ediyor. Ancak bu durumun detaylı değerlendirilmesi gerekiyor.

    Ailelerin doğum sonrası taburculuk döneminde bebekteki hangi belirtilere dikkat etmesi gerekiyor? Bilirubin yükselmesi kendini nasıl belli ediyor?

    Sarılık riski ve bebeğin yalnızca anne sütüyle beslenmesi arasında güçlü bir ilişki olduğu belirtiliyor. Bu yüzden yeterli ve başarılı emzirme sağlanması önem taşıyor. Bebeğe su ya da şekerli su verilmesinin, sarılığı hem önlemediğinin hem de düşürmediğinin unutulmaması gerekiyor. Sarılık yüzde başlıyor, sonrasında göz akı da sararıyor. Kandaki bilirubin seviyesi arttıkça sırayla göğüse, karına, kol ve bacaklara doğru yayılıyor. Ciltteki sarı renk en iyi gün ışığında ya da floresan lamba altında görülüyor. Parmakla hafifçe burun veya karın cildine bastırılıp kaldırıldığında sarı renk daha bariz bir şekilde tespit edilebiliyor. Bebeğin cildindeki sarılık giderek koyulaşıp belirginleşiyor. Sarılığı olan bebek daha çok uyuyor ve emmesi azalıyor.

    Bu rahatsızlık nasıl tedavi ediliyor?

    Yenidoğan sarılığı, genellikle iki hafta içinde kendiliğinde düzeliyor. Fakat bu dönemde doktor tarafından uygun şekilde takibi önem taşıyor. Eğer bilirubin seviyesi yüksek ise bebek “fototerapi” denilen özel dalga boyunda ışık yayan lambalar altında ışık tedavisine tabi tutuluyor. Bu ışık sarılığa neden olan bilirubinin idrarda çözünerek vücuttan atılmasını sağlıyor. Fototerapi, bebeğe herhangi bir şekilde zarar vermiyor. Bebeğin gözleri, ışıktan zarar görmemesi için kapatılıyor. Bazen yan etki olarak ciltte kırmızı döküntüler, bronzlaşma ya da sık ve sulu dışkılama gözlenebiliyor. Bebeğin, sarılık süresince ve tedavi döneminde iyi beslenmesi büyük önem taşıyor. Çünkü bilirubin, vücuttan dışkıyla da atılıyor.

    Kan grubu uyuşmazlığı nedeniyle bilirubin düzeyi çok yükselmiş bebeklerde ise kan değişimi yapılması gerekebiliyor. Tedavide, ışık tedavisi veya kan değişimi tercihi, bebeğin kilosu, günü ve bilirubin seviyesi göz önünde bulundurularak karar veriliyor.

    Yenidoğan sarılığı konusunda ailelere hangi önerilerde bulunmak istersiniz?

    Sarılığın önlenmesinde anne sütü ile beslenme önem taşıyor. Bu nedenle olabildiğince erken dönemde, tercihen doğumu takip eden ilk saatte emzirmeye başlamak gerekiyor. Bebeğinin karın, kol ve bacaklarında sarılık olması, beraberinde çok uyuması ve emmesinin zayıfladığının fark edilmesi halinde anne-babaların bebek kaç günlük olursa olsun hemen doktora başvurması gerekiyor. Çünkü bu belirtiler, bilirubin düzeyinin yükselmiş olduğuna işaret ediyor.

    Fototerapi, bebeğe herhangi bir şekilde zarar vermiyor. Bazen yan etki olarak ciltte kırmızı döküntüler, bronzlaşma ya da sık ve sulu dışkılama gözlenebiliyor.

    “Sarılık riski ve bebeğin yalnızca anne sütüyle beslenmesi arasında güçlü bir ilişki olduğu belirtiliyor. Bu yüzden yeterli ve başarılı emzirme sağlanması önem taşıyor.”

    Bu bebekler risk altında!

    – Emme sorunu olan ve buna bağlı olarak iyi beslenemeyen bebekler,

    – Annesiyle kan uyuşmazlığı olanlar,

    – Doğum esnasında kafa derisi altında kanama meydana gelenler,

    – İlk 24 saatte sarılığı tespit edilenler,

    – Diyabetli annelerin bebekleri,

    – Sarılığı iki haftadan uzun sürenler,

    – Büyük kardeşlerinin bebeklik dönemlerinde ışık tedavisi gerektirecek kadar sarılık tespit edilmiş olan bebekler yenidoğan sarılığı açısından riskli grupta yer alıyor.

  • Fototerapi ve sarılık

    Bebeklerde yüksek bilirubin değerleri belli seviyelerde tehlikeli olabileceği için tedavi edilmesi gerekmektedir. Fototerapi hem bu yükselmeyi önlemek hem de belli oranda düşürmek için kullanılır. Böylece bebeklerdeki sarılık değerleri belli sınırlarda tutulmuş olur..Düşük düzeyde devam eden fizyolojik sarılıklarda belli bir tedavi uygulamaya gerek yoktur ancak bebeğin yaşı (gün olarak) ve ağırlığı göz önüne alınarak 15 mg/dl’nin üzerindeki oranlarda en sık uygulanan tedavi yöntemi fototerapidir.

    Yaşlanmış eritrosit( kırmızı kan hücrelerinin) ve bazı enzimlerin yıkımı sonrası bilirubin isimli pigment kana verilir. Bu pigmentin ilk oluşan şekline indirekt (suda çözünemeyen) bilirubin denir. İndirekt bilirubin toksik bir madde olup vücuttan doğrudan atılamaz. Bu madde karaciğerde enzimatik bir reaksiyonla vücuttan atılabilen direkt(suda çözünebilen) bilirubine dönüştürüldükten sonra safra ve idrar aracılığı ile atılabilir.Bebeklerde karaciğerdeki bu enzimin düşük aktivitede olması, eritrositlerin daha kısa ömürlü olması(daha çok yıkım olur), enterohepatik(barsak karaciğer arası ) dolaşımın daha fazla olması nedeniyle yenidoğan sarılığı gelişir. Bu sarılığın geçmesi için fototerapi yada ışık tedavisi sık kullanılır. Fototerapinin yetersiz kaldığı ya da sarılık değerlerinin çok yüksek olduğu durumlarda kan değişimi de yapılmaktadır.

    Fototerapi Nedir?

    Belli dalga boylarındaki ışığın kullanılması sonucu, suda çözünemeyen bilirubinin farklı kimyasal reaksiyonlarla suda çözünebilen formlara dönüştürülmesine denir. Biliyoruz ki çözünemeyen bilirubin doğrudan vücuttan atılamadığı gibi toksik bir maddedir. Bebeklerde sarılığı hem önlemede hem de tedavi etmede kullanılan yaygın bir yöntemdir.

    Sarılık tedavisinde kullanılan fototerapinin en etkili ışık dalga boyu, 430-490nm arasındaki mavi yeşil ışıktır. Mavi ışığın geliştirebileceği yan etkiler nedeniyle beyaz ışık da eklenmiştir. Bundan dolayı fototerapi üniteleri aynı sayıda beyaz ve mavi ışık kaynağından oluşmuştur.

    Sarılıkta Fototerapi Nasıl Etki Eder?

    Fototerapinin etkisiyle indirekt bilirubinde üç farklı kimyasal reaksiyon gelişir Bu kimyasal tepkimeler sonrası suda eriyebilen formlara dönüşen indirekt bilirubin, başka bir reaksiyona ihtiyaç duymadan safra ve idrar ile atılabilir. Yani fototerapiyle oluşan bu formların karaciğerde tekrar enzimatik reaksiyona girmelerine gerek kalmaz. Böylece vücuttan direkt uzaklaştırılırlar. Vücuttan atılan bilirubin sonucunda sarılık değerleri kontrol altına alınır. Bu tedaviye ışın tedavisi veya ışık tedavisi de denmektedir

    Fototerapinin Yan Etkileri

    Retinal dejenerasyon; fototerapide ışığın göze gelmesi sonucu oluşan bir yan etkidir. Günümüzdeki tüm bebeklerin gözleri fototerapi esnasında kapatılmakta ve bu yan etki önlenmektedir .

    Sıvı kaybı; fototerapide hissedilmeyen sıvı kayıpları artar ve dehidratasyon gelişebilir. Fototerapi yan etkileri arasında sık görülen bir durumdur.Önlemek için bebeğin aldığı,çıkardığını takip etmek ve aldığı sıvıyı arttırmak gerekmektedir.

    İshal; bebeklerde yeşil ve sulu dışkılama olabilmektedir. Bağırsaklardan atılan yüksek miktardaki bilirubinin buna neden olduğu söylenmektedir.

    Deri değişiklikleri görülebilir. Genellikle geçici deri döküntüleri şeklinde görülür.

    Bronz bebek sendromu; sarılık için fototerapi alan bebeğin cildi, idrarı ve kanı grimsi kahverengi bir renk alır. Tehlikeli bir durum olmamakla birlikte fototerapinin kesilmesi ile düzelir.

    Kan değerlerinde düşme; kanda trombosit düşüklüğü görülebilir. Bunu nedeni trombositlerin yıkımındaki artıştır.

    Fototerapi yan etkileri arasında hipokalsemi de yer almaktadır. Kalsiyumun kanda düşmesi anlamına gelen bu durumun sebebi ışın verildikten sonra melatonin salgısının azalmasıdır. Azalan melatonin kalsiyumun kemiğe geçmesine dolayısıyla kandaki kalsiyumun düşmesine neden olur.

    PDA(Patent Duktus Arteriozus); anne karnında bebeğin dolaşımının bir parçası olan duktus arteriozusun doğum sonrası kapanmaması anlamına gelir. Fototerapide PDA riski artmaktadır.

    Bebeğin vücut sıcaklığında artış veya düşme olabilir. Fototerapide daha çok hipertermiye yani ateşe rastlanır.

    Tedavi sırasında, bebek üzerinde sadece alt değiştirme bezi kalacak şekilde soyulur ve gözlere koruma amaçlı bir maske takılır. Bu şekilde ışığın altına yatırılır.Tedavi sonrası fototerapi alan bebeklerdeki bilirubin değerini cilde bakarak değerlendirmek yanıltıcı olacaktır.Cilt rengi tedavi sırasında normale döner Bu nedenle kan tahlili yaparak değerlendirmek gerekmektedir

    FOTOTERAPİ TEDAVİSİ İLE BEYİNDE MEYDANA GELEBİLECEK HASARLARIN ÖNÜNE GEÇİLEBİLİR

    Sarılık düzeyi belirli seviyenin üzerine çıktığında ve uygun tedavi edilmediğinde beyin dokusu üzerinde kalıcı hasara ve uzun dönemde nörolojik bozukluklara neden olabilir.