Etiket: Saldırgan

  • Ergenlerde Öfke Kontrolü ve Dışavurum Şekilleri

    Ergenlerde Öfke Kontrolü ve Dışavurum Şekilleri

    Son zamanlarda “Beni yalnız bırak! Gidin başımdan, bir şey yapmak istemiyorum!” gibi çocuğunuzdan söylemler mi duyuyorsunuz? Çocuğunuz zamanının çoğunda öfkeli, sinirli, çevresine karşı saldırgan davranışlar mı sergiliyor?

    İnsanlar duyguları olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayırma eğilimindedirler. Öfke olumsuz duygular içerisinde sınıflandırılır.  Oysaki öfke; şaşkınlık, heyecan, mutluluk gibi temel duygulardan biridir. Ancak güçlü hissedilir, kontrol edilmesi deneyimlerle öğrenilen bir şeydir.

    Ergenlik kolay bir geçiş dönemi değildir. Aile baskısı, kardeş ilişkileri, aile içi problemler, okul, sınav stresi, başarı kaygısı, arkadaş çevresi, hormonal değişimler gibi birçok konuyla baş etmeleri gerekmektedir.         Ergenlerin bu tarz sorunlarla karşılaştıklarında tutumları farklılık gösterir. Dikkat edilmesi gereken noktalardan bir tanesi de öfke ve saldırganlığı birbirine karıştırmamak gerektiğidir. Saldırganlık, öfkenin dışa vurum şeklidir, davranışa dökülmüş halidir. 

    Peki ergenler öfkelerini nasıl dışa vururlar?

    1. Saldırgan Ergenler: Öfkelerini tutamayan, agresif, kavgacı tavırlar sergilerler. Dışa vurumları şu şekildedir:

    • Kavga etme

    • Bağırmak, haykırmak

    • Aile bireylerine karşı gelme, kuralları reddetme

    • Küfür etme, kötü söz kullanma, tehdit etme

    • Kontrolsüz davranışlar yapma

    • Ortalığı yıkıp devirme, bir şeyleri fırlatma

    • Hayır ‘ı kabul etmeme

    1. İçine Kapanık Ergenler: İçine kapanık, sessiz, inatçı ve depresif tavırlar sergilerler.

    • Duygularını ifadede güçlük

    • İçine kapanıklık

    • Depresif, mutsuz görünme

    • Öfkeyi içine atma, bazen patlama

    • Güçsüz görünme

    • Kendine ya da nesnelere zarar verme

    • Sık sık fiziksel problemler yaşama (baş, karın vs. ağrısı)

    Yukarıda yazıldığı gibi ergenler, öfke halinde birbirinden farklı davranış şekilleri gösterirler. Buradaki önemli husus bu davranış şekillerinin sıklığı, kontrolü ve çevresiyle olan ilişkilerini ne denli yıprattığıdır. Ergenin hem kendi öz benliğinin hem de çevresiyle olan bağının daha fazla zarara uğramadan bir uzmandan yardım alınması gerekebilir. Bu durumun önceden tespit edilmesi yetişkinlik döneminin temellerini atmak, kimlik arayışına yardım etmek ve sağlıklı bir birey olma yolunda ona destek  olmak demektir. 

    Son zamanlarda “Beni yalnız bırak! Gidin başımdan, bir şey yapmak istemiyorum!” gibi çocuğunuzdan söylemler mi duyuyorsunuz? Çocuğunuz zamanının çoğunda öfkeli, sinirli, çevresine karşı saldırgan davranışlar mı sergiliyor? 

        İnsanlar duyguları olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayırma eğilimindedirler. Öfke olumsuz duygular içerisinde sınıflandırılır.  Oysaki öfke; şaşkınlık, heyecan, mutluluk gibi temel duygulardan biridir. Ancak güçlü hissedilir, kontrol edilmesi deneyimlerle öğrenilen bir şeydir.

       Ergenlik kolay bir geçiş dönemi değildir. Aile baskısı, kardeş ilişkileri, aile içi problemler, okul, sınav stresi, başarı kaygısı, arkadaş çevresi, hormonal değişimler gibi birçok konuyla baş etmeleri gerekmektedir.         Ergenlerin bu tarz sorunlarla karşılaştıklarında tutumları farklılık gösterir. Dikkat edilmesi gereken noktalardan bir tanesi de öfke ve saldırganlığı birbirine karıştırmamak gerektiğidir. Saldırganlık, öfkenin dışa vurum şeklidir, davranışa dökülmüş halidir. 

    Peki ergenler öfkelerini nasıl dışa vururlar?

    1. Saldırgan Ergenler: Öfkelerini tutamayan, agresif, kavgacı tavırlar sergilerler. Dışa vurumları şu şekildedir:

    • Kavga etme

    • Bağırmak, haykırmak

    • Aile bireylerine karşı gelme, kuralları reddetme

    • Küfür etme, kötü söz kullanma, tehdit etme

    • Kontrolsüz davranışlar yapma

    • Ortalığı yıkıp devirme, bir şeyleri fırlatma

    • Hayır ‘ı kabul etmeme

    1. İçine Kapanık Ergenler: İçine kapanık, sessiz, inatçı ve depresif tavırlar sergilerler.

    • Duygularını ifadede güçlük

    • İçine kapanıklık

    • Depresif, mutsuz görünme

    • Öfkeyi içine atma, bazen patlama

    • Güçsüz görünme

    • Kendine ya da nesnelere zarar verme

    • Sık sık fiziksel problemler yaşama (baş, karın vs. ağrısı)

    Yukarıda yazıldığı gibi ergenler, öfke halinde birbirinden farklı davranış şekilleri gösterirler. Buradaki önemli husus bu davranış şekillerinin sıklığı, kontrolü ve çevresiyle olan ilişkilerini ne denli yıprattığıdır. Ergenin hem kendi öz benliğinin hem de çevresiyle olan bağının daha fazla zarara uğramadan bir uzmandan yardım alınması gerekebilir. Bu durumun önceden tespit edilmesi yetişkinlik döneminin temellerini atmak, kimlik arayışına yardım etmek ve sağlıklı bir birey olma yolunda ona destek  olmak demektir. 

    Son zamanlarda “Beni yalnız bırak! Gidin başımdan, bir şey yapmak istemiyorum!” gibi çocuğunuzdan söylemler mi duyuyorsunuz? Çocuğunuz zamanının çoğunda öfkeli, sinirli, çevresine karşı saldırgan davranışlar mı sergiliyor? 

        İnsanlar duyguları olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayırma eğilimindedirler. Öfke olumsuz duygular içerisinde sınıflandırılır.  Oysaki öfke; şaşkınlık, heyecan, mutluluk gibi temel duygulardan biridir. Ancak güçlü hissedilir, kontrol edilmesi deneyimlerle öğrenilen bir şeydir.

       Ergenlik kolay bir geçiş dönemi değildir. Aile baskısı, kardeş ilişkileri, aile içi problemler, okul, sınav stresi, başarı kaygısı, arkadaş çevresi, hormonal değişimler gibi birçok konuyla baş etmeleri gerekmektedir.         Ergenlerin bu tarz sorunlarla karşılaştıklarında tutumları farklılık gösterir. Dikkat edilmesi gereken noktalardan bir tanesi de öfke ve saldırganlığı birbirine karıştırmamak gerektiğidir. Saldırganlık, öfkenin dışa vurum şeklidir, davranışa dökülmüş halidir. 

    Peki ergenler öfkelerini nasıl dışa vururlar?

    1. Saldırgan Ergenler: Öfkelerini tutamayan, agresif, kavgacı tavırlar sergilerler. Dışa vurumları şu şekildedir:

    • Kavga etme

    • Bağırmak, haykırmak

    • Aile bireylerine karşı gelme, kuralları reddetme

    • Küfür etme, kötü söz kullanma, tehdit etme

    • Kontrolsüz davranışlar yapma

    • Ortalığı yıkıp devirme, bir şeyleri fırlatma

    • Hayır ‘ı kabul etmeme

    1. İçine Kapanık Ergenler: İçine kapanık, sessiz, inatçı ve depresif tavırlar sergilerler.

    • Duygularını ifadede güçlük

    • İçine kapanıklık

    • Depresif, mutsuz görünme

    • Öfkeyi içine atma, bazen patlama

    • Güçsüz görünme

    • Kendine ya da nesnelere zarar verme

    • Sık sık fiziksel problemler yaşama (baş, karın vs. ağrısı)

    Yukarıda yazıldığı gibi ergenler, öfke halinde birbirinden farklı davranış şekilleri gösterirler. Buradaki önemli husus bu davranış şekillerinin sıklığı, kontrolü ve çevresiyle olan ilişkilerini ne denli yıprattığıdır. Ergenin hem kendi öz benliğinin hem de çevresiyle olan bağının daha fazla zarara uğramadan bir uzmandan yardım alınması gerekebilir. Bu durumun önceden tespit edilmesi yetişkinlik döneminin temellerini atmak, kimlik arayışına yardım etmek ve sağlıklı bir birey olma yolunda ona destek  olmak demektir. 

    Son zamanlarda “Beni yalnız bırak! Gidin başımdan, bir şey yapmak istemiyorum!” gibi çocuğunuzdan söylemler mi duyuyorsunuz? Çocuğunuz zamanının çoğunda öfkeli, sinirli, çevresine karşı saldırgan davranışlar mı sergiliyor? 

        İnsanlar duyguları olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayırma eğilimindedirler. Öfke olumsuz duygular içerisinde sınıflandırılır.  Oysaki öfke; şaşkınlık, heyecan, mutluluk gibi temel duygulardan biridir. Ancak güçlü hissedilir, kontrol edilmesi deneyimlerle öğrenilen bir şeydir.

       Ergenlik kolay bir geçiş dönemi değildir. Aile baskısı, kardeş ilişkileri, aile içi problemler, okul, sınav stresi, başarı kaygısı, arkadaş çevresi, hormonal değişimler gibi birçok konuyla baş etmeleri gerekmektedir.         Ergenlerin bu tarz sorunlarla karşılaştıklarında tutumları farklılık gösterir. Dikkat edilmesi gereken noktalardan bir tanesi de öfke ve saldırganlığı birbirine karıştırmamak gerektiğidir. Saldırganlık, öfkenin dışa vurum şeklidir, davranışa dökülmüş halidir. 

    Peki ergenler öfkelerini nasıl dışa vururlar?

    1. Saldırgan Ergenler: Öfkelerini tutamayan, agresif, kavgacı tavırlar sergilerler. Dışa vurumları şu şekildedir:

    • Kavga etme

    • Bağırmak, haykırmak

    • Aile bireylerine karşı gelme, kuralları reddetme

    • Küfür etme, kötü söz kullanma, tehdit etme

    • Kontrolsüz davranışlar yapma

    • Ortalığı yıkıp devirme, bir şeyleri fırlatma

    • Hayır ‘ı kabul etmeme

    1. İçine Kapanık Ergenler: İçine kapanık, sessiz, inatçı ve depresif tavırlar sergilerler.

    • Duygularını ifadede güçlük

    • İçine kapanıklık

    • Depresif, mutsuz görünme

    • Öfkeyi içine atma, bazen patlama

    • Güçsüz görünme

    • Kendine ya da nesnelere zarar verme

    • Sık sık fiziksel problemler yaşama (baş, karın vs. ağrısı)

    Yukarıda yazıldığı gibi ergenler, öfke halinde birbirinden farklı davranış şekilleri gösterirler. Buradaki önemli husus bu davranış şekillerinin sıklığı, kontrolü ve çevresiyle olan ilişkilerini ne denli yıprattığıdır. Ergenin hem kendi öz benliğinin hem de çevresiyle olan bağının daha fazla zarara uğramadan bir uzmandan yardım alınması gerekebilir. Bu durumun önceden tespit edilmesi yetişkinlik döneminin temellerini atmak, kimlik arayışına yardım etmek ve sağlıklı bir birey olma yolunda ona destek  olmak demektir. 

  • Çocuklarda Saldırganlık ve Öfkeyle Başa Çıkabilme

    Çocuklarda Saldırganlık ve Öfkeyle Başa Çıkabilme

    Öfke nöbetleri ve saldırganlık normal gelişim dönemi içinde; 2 yaşında başlar 4 yaşına kadar şiddetli şekilde devam eder, 6 yaştan sonra iyice azalması beklenir. Eğer saldırganlık davranışı 6 yaştan sonra hala şiddetli olarak devam ediyorsa uyum sorunu oluşmuş demektir. Çocuklar her yaşta farklı gelişim dönemlerinden geçerler. Dönem boyunca yeni durumlara adapte olmaya çalışırlar. Her bir dönemin sonunda yeni özelliklere ve durumlara adapte olmaları beklenir. Eğer çocuk yaş dönemi özelliklerine uyumlanmadan bir sonraki döneme geçerse burada uyum sorunları ortaya çıkar. Eğer saldırganlık davranışı 6 yaştan sonra duruma bağlı olmaksızın hala şiddetli olarak devam ediyorsa çocukta öfkeyle ilgili uyum sorunu oluşmuş olabilir. Doğru müdahale edilmezse öfke nöbeti ve saldırganlık davranışı artarak devam eder.

    Saldırganlığa Sebep Olan Hatalı Davranışlar

    • Çocuğun davranışlarını gereksiz yere engellemek

    • Çocuğun davranış ve isteklerini eleştirmek, göz ardı etmek

    • Çocuğu sık sık cezalandırmak

    • Çocuğun çevresinde olumsuz rol-model olması

    • Çocuğa hiç sınır konmaması

    Yapılmaması gerekenler:

    • Çocuğa olumsuz model olmak. Bağırmak, küfür etmek, vurarak cezalandırmak.

    • Çocuğun saldırgan davranışına duyarsız kalmak.

    • Saldırgan davrandığı için her istediğini yapmak.

    • Çocuk öfkeliyken mantıklı şeyler anlatmaya çalışmak.

    • Çocuğu başkalarıyla kıyaslamak

    Yapılması Gerekenler:

    • Çocuğa etkili sınır ve kurallar koymak.

    • Çocuk olumsuz duygularını boşaltıp, sakinleştikten sonra, saldırgan davranışının sonuçlarını anlatmak.

    • Çocuğu enerjisini boşaltabileceği ve sosyal etkileşimini artırabileceği grup etkinliklerine dâhil etmek.

    • Temel ihtiyaçlarını zamanında ve duyarlılıkla gidermek.

    • Çocukların; arzu, istek, merak ve girişimciliklerine saygı duymak, desteklemek.

    Öfke duygusunun altında genellikle farklı duygular yatar

    • Yetersizlik

    • Değersizlik

    • Hayal Kırıklığı

    • Utanç

    • Korku

    • Üzüntü

    • Kaygı

    • Şaşkınlık gibi…

    Öfke duygusunun altında yatan asıl duyguyu anlamak ve bunun ifadesini sağlamak önemlidir. Çocuk gerçek duygusunu anlamlandıramaz ya da bastırmak zorunda kalırsa öfke tepkileri daha da artar. Duygu ifadelerini artırmak için neler yapmalı?

    • Kendi duygularınızı paylaşın

    • Çocuğunuza düzenli olarak duygularını sorun

    • Duygularının sözel olmayan belirtilerini yakalayabilmek için vücut dillerini izleyin ve geribildirimde bulunun.

    • Davranış kalıplarındaki her hangi bir değişime dikkat edin, bu bazı duyguların bastırıldığını gösterebilir.

    • Duyguları anlamak ve doğru ifade etmeye yönelik oyun ve etkinlikler düzenleyin. Çocuk etkinlikler sayesinde pratik kazanır ve duygularını doğru ifade etmeyi öğrenir.

    Basit oyun önerileri: Dergi ve gazetelerden duygu ifadesi bulunan resimlerle bir duygu sözlüğü oluşturmak ya da sözcük içermeyen sadece jest ve mimiklerle duygu ifadelerini anlama amacıyla sessiz sinema oyunu oynamak. Bunun gibi duyguları anlama ve duygu ifadeleri içeren çeşitli oyunlar yaratılabilir. Çocuklara özel öfke ve duygular temalı kitaplar ya da duygu ifadesi için resim yapma, hamur ve oyuncaklarla oynamak da duygu ifadelerine katkı sağlar. Bu ve bunun gibi birçok yöntem mevcut daha fazlası sizin yaratıcılığınıza kalmış.

  • Çocuklarda saldırganlığın nedenleri ve belirtileri nelerdir?

    Saldırganlık; Freud’a göre “insanın kendine yönelik olan yıkıcı eğilimlerinin dış dünyadaki nesnelere çevrilmesi” dir. Saldırganlık; Kişinin fiziksel ve psikolojik açıdan hem kendisine hem de çevresindeki bireylere, nesnelere zarar verme davranışı olarak ifade edilebilir.

    Çocukların Okulda Gösterdikleri Saldırganlık Türleri

    1-Düşük düzeyde Saldırganlık: Kötü sözler, itmek, dürtmek, kabalık, olumsuz sözler içeren duvar yazıları yazmak.

    2-Taşınmaz mala karşı saldırganlık (Vandalizm): Halkın kullandığı malı tahrip etme ve kundaklama: okulda kullanılan mallara zarar verme, yangın çıkarma olarak ifade edilebilir.

    3-Tehditler: (Sözlü Saldırganlık) Öğrencinin diğer bir öğrenciyi acık bir şekilde tehdit etmesi durumunu içerir. Öğretmenlerden elde edilen bilgilere göre okullarda çok fazla yaşanan durumlardan bir tanesidir.

    4-Fiziksel Saldırganlık: Okulda yaşanan saldırganlık durumlarından bir tanesidir. Öğretmene karşı olan saldırganlık, alay etme, zorbalık, cinsel saldırı ve tecavüz, tartışma kavga etme, silah taşıma ve kullanma tehdidi, çocuk kaçırma, rehin alma, bombalama, bıçaklama fiziksel saldırganlık biçimleridir.

    Saldırgan davranışlarını hiçbir zaman denetim altına alamayan çocukların uzaman desteği alması gerekmektedir. Önemli olan çocuklara hiçbir zaman saldırmamayı öğretmemek değil, saldırganlığın ne zaman uygun olup ne zaman uygun olmadığını öğretmektir. Önemli bir diğer noktada çocuklara düşmanca saldırganlığın, toplum tarafından onaylanmayan saldırganlığın öğretilmemesidir.

    Saldırganlığa Neden Olan Faktörler

    Ailesel Faktörler

    Çevresel Faktörler

    Akran İlişkileri

    Çocuklarda Saldırganlığa Dair Tehlike İşaretleri

    1-Okul Öncesi Dönemi

    Gün içerisinde çok sık ortaya çıkan ve sakinleştirilemeyen öfke nöbetleri geçirirler. Çocuğun aşırı aktif, kontrolsüz ya da korkusuz olması, yetişkinleri ve kuralları hiçe sayması, televizyonda sıklıkla şiddet içeren programlar izlemesi, sürekli şiddet temalı oyunlar oynaması.

    2-Okul Dönemi

    Dikkat ve konsantrasyon sorunları, sınıf aktivitelerinde “oyunbozan” davranışlarda bulunma, okulda diğer çocuklarla sık sık kavga etmesi, çok az arkadaşının olması, ev ya da sokak hayvanlarına yönelik fiziksel şiddet eğiliminde olması.

    3-Ergenlik Dönemi

    Otoriteye karşı gelmesi, problemlerin çözümünde fiziksel şiddete ya da tehditlere başvurması, hiçbir neden yokken okula gitmemesi, okulda sürekli ceza alması, çetelere, kavgalara katılması.

    0-6 yaş fiziksel saldırganlığın sözel saldırganlığa nazaran daha net izlenebildiği dönemdir. 6 yaş sonrası okul dönemiyle birlikte, sözel saldırganlığın yükselişe geçtiği dönem başlar. Kız ve erkek ayrımını yapabildiğimiz ilköğretim yılları sonuna doğru erkeklerin kızlara nazaran daha saldırgan olduklarını görebilmek mümkündür. Ebeveynler, çocuklarının saldırgan davranışları ile baş edemediğinde çocuk-ergen psikiyatristinden, psikologtan uzman desteği almaları saldırganlıkla mücadelede oldukça olumlu sonuçlar yaratacaktır.

  • Öfke Nöbetleri ve Saldırganlık

    Öfke Nöbetleri ve Saldırganlık

    Çocuğun çevresindekilere vurması, onları ısırması, eşyaları fırlatması, tekmelemesi, tükürmesi ya da sözel saldırılarda bulunması birer saldırgan davranış örneğidir. Çocuğun saldırganca davranışlarının gelişmesinde taklit etme önemli rol oynar. Anne-babasının ya da çevresindekilerin birbirleriyle tartışarak, birbirlerine bağırarak ya da vurarak sorunları çözmeye çalıştığını gören çocuk, saldırganlığı bir başa çıkma yolu olarak kullanabilir.

    Çocuğu devamlı eleştirmek, onunla yeterince ilgilenmemek, sıkıntılarını ve ihtiyaçlarını görmezden gelmek, onun hareket edip enerjisini boşaltmasına izin vermemek de çocukta saldırganlığa yol açabilir. Çocuk var olduğunu göstermek amacıyla saldırganca davranışlarda bulunabilir, saldırganlık “ben buradayım” demenin ve kendini ifade etmenin bir yolu olarak çocuk tarafından öğrenilmiş olabilir.

    Her istediği yapılmış, aşırı şımartılmış, kural tanımayan çocuklarda da saldırganlık sık görülebilir. Çocuk, bir olayı ya da yerine getirilmeyen bir isteği bahane ederek birikmiş sıkıntılarını öfke patlaması şeklinde boşaltabilir. Bunların dışında; beyin zarı iltihabı, beyin zedelenmesi, zeka geriliği, epilepsi, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, tiroid bezinin fazla çalışması gibi fizyolojik sorunlar da saldırgan davranışların görülmesine neden olabilmektedir.

    Saldırganlık konusunda anne-babalara öneriler

    • Anne-baba çocuğa saldırgan davranışlar konusunda model olmamalıdır. Anne-babanın saldırgan ya da saldırgan diye nitelendirilebilecek davranışlarını gözden geçirmesi ve bunları kontrol altına alması gerekir.

    • Ev ve okul ortamı çocuğun saldırganca davranışını destekleyici nitelikte olmamalıdır.

    • Saldırgan davranışlara verilen tepki gözden geçirilmelidir. Saldırganlığa aynı şekilde saldırganca cevap vermek, söylenilenler ve yapılanlar arasında tutarsızlığa neden olacak ve öğretmek istediğiniz bilginin öğrenilmesini imkânsız kılacaktır.

    • Saldırgan davranışlar ödüllendirilmemeli ve çocuğun bu davranışının, istenmeyen bir davranış olduğu hemen gösterilmelidir.

    • Çocuk gergin ve sinirliyken onunla tartışılmamalıdır. Çocuğun ihtiyaçları anlaşılmaya çalışılmalı, bu davranışlarını açıklayan ve bu tepkilerin altında yatan duygularının olduğu görmezden gelinmemelidir.

    • Çocuğa çeşitli sorumluluklar verilmeli, evde görev ve sorumluluk alması sağlanmalıdır. Örneğin; özellikle zarar verdiği şeylerin korunmasının sorumluluğu ona verilebilir.

    • Çocuğa saldırgan davranışlarının olumsuz sonuçlarının neler olabileceği anlatılıp gösterilmelidir.

    • Saldırganlık çocuk için bir etiket olmamalı, mümkün olduğunca olumlu davranışları pekiştirilerek bu davranışlarının artması sağlanmalıdır.

    • Çocuk başka çocuklarla kıyaslanmamalı ve yarıştırılmamalıdır.

    • Çocuğunuzun saldırganca davranışlarının üstesinden gelemediğinizde onu suçlamak ya da cezalandırmak yerine, bu davranışların nedenini anlamaya çalışarak alternatif yaklaşımlar konusunda bir uzmandan yardım alınmalıdır.

  • Saldırganlık

    Saldırganlık

    Psikologlar saldırganlığı zarar vermeyi ya da yok etmeyi amaçlayan herhangi bir fiziksel ya da sözlü davranış olarak tanımlamaktadır.

    Asıl önemli olan soru şu: saldırganlık neden kaynaklanıyor?

    Saldırganlığı etkileyen üç şey var; ilki biyoloji. İkincisi psikolojik ya da zihinsel etmenler. Sonuncusu da sosyo-kültürel etmenler. Bunlardan herhangi biri tek başına saldırganlığa sebep olmayabilir ama
    üçünün birleşiminin saldırgan davranışa yol açtığı düşünülmektedir.

    Biyoloji kısmını ele alacak olursak; biyolojinin üç tane unsuru var. İlki genler. Saldırganlığın genetik bir unsura da sahip olması gerekmektedir. Beynin yapısının da saldırgan davranışa etkisi
    önemlidir. Beyinde saldırganlığı kontrol eden bir nokta yok ama bunu engelleyebilen ya da çabuklaştırılabilen devreler var. Amigdala (nöronların oluşturduğu beyin bölümü) beyinde küçük bir yerdir ama aslında çok önemlidir. Çünkü korkuya verdiğimiz tepkinin kontrolüne
    burası yardımcı olur. Ve uyarıldığında saldırgan davranışı da tetikleme eğilimindedir. Saldırganlığı tetikleyen bir diğer beyin bölgesi de ön lobtur. Beynin bu bölgesi çok sayıda üst düzey görevden
    sorumludur. Yani plan yapma ve karar verme gibi şeyler. Bir diğer sorumluluğu da dürtü kontrolüdür. Bir diğer saldırganlık faktörü de testesteron hormonudur. Erkeklerde testisler kadınlarda ise; yumurtalıklar tarafından salgılanır. Erkeklerin kadınlardan daha saldırgan olmasının sebeplerinden biri testesteron hormonunun erkeklerde daha yoğun salgılanmasıdır.

    Saldırganlığı psikolojik olarak ele alacak olursak; engelleme-saldırganlık prensibine dayanır. Engelleme ve gerilim kızgınlık yaratır. Bu da kişiyi saldırganlığa teşvik edebilir. Herhangi bir şeyin gerilime sebebiyet verebileceği bilinir. Fiziksel bir acı ya da kalabalık bir ortamda bulunmak gibi şeyler. Ama saldırganlığa yol açabilen gerilimin umulmadık ana sebeplerinden biri sıcaklıktır. Laboratuvarda yapılan deneylerden birinde odadaki sıcaklık arttıkça, yalnız kalan kişi daha fazla gerilir. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki yaz aylarında daha fazla şiddet suçu işlenmektedir. Aynı zamanda pekiştirme ve model olmanın da saldırganlığa yol açabildiği bilinmektedir.

    Son olarak da sosyo-kültürel etmenlerin etkilerinden bahsetmek gerekirse; bunlar toplumumuzda insanların içindeki saldırgan davranışı dışarı vurmalarına sebep olan şeyler. Örneğin; insanların grup içinde kendi hallerindeyken verecekleri tepkiye oranla, çok daha saldırganca tepki vermeye meyilli olduklarını biliyoruz, maç sonrası taraftar tepkisi gibi. Büyük bir insan grubunun içindeyken kimliksiz bir statü kazanılıyor. İnsanlar yeni durumlarla karşılaştıklarında nasıl davranacaklarından emin değillerse, toplumsal kodlamalara güvenmeye meyillidirler. Ya da nasıl davranacağına dair toplum tarafından belirlenmiş talimatlara meyillidirler.

    Fiziksel saldırı, sözlü saldırı ve hatta kötü niyetli dedikoduyu yayma gibi şeylerin hepsi saldırganlık olarak sayılabilir.
     

  • Saldırganlık

    Saldırganlık davranışının pekiştirme, cezalandırma ve taklit etme yolu ile kazınıldığı düşünülür.

    Bebeklik döneminde saldırganlıktan söz edilemez. 1 yaş civarında ise bir çocuk herhangi bir oyuncağı karşısındaki çocuğun elinden çekerek alabilir. Ancak bu durumda da hala saldırganlıktan söz edemeyiz. Çünkü burada çocuğun amacı, karşısındakini incitmek değil sadece oyuncağını almaktır. Yani burada görülen saldırgan davranış, oyuncağı elde etmek için bir araçtır. Sosyal psikolojide saldırganlık iki şekilde ele alınmaktadır. Birincisi diğerlerini incitmek ve onların üzerinde üstünlük kurmak için yapılan davranıştır. Örneğin bir çocuk arkadaşından intikam almak için ona vurabilir. Diğer tip saldırganlık ise amaca ulaşmak için başvurulan yoldur. Örneğin çocuk arkadaşının elindeki oyuncağı almak isterken arkadaşını yere düşürebilir, ancak buradaki zarar isteyerek veya bilerek yapılmamıştır. Çocuklardaki saldırganlık incelenirken bu iki şekle dikkat etmelidir.

    Erken yaşlarda sık olarak oyuncaklarını ve diğer sahip olduklarını paylaşmayla ilgili sorunlar çıkabilir. İlk başlardaki bu saldırgan davranışlar normal olarak değerlendirilmektedir. Bu dönemdeki saldırganlık sosyal gelişimin bir basamağı olarak düşünülebilir. 2 – 4 yaş arasında saldırgan davranışların önce artış gösterdiği sonra azaldığı görülür. 3 yaştan sonra vurma tepinme gibi davranışlar azalırken sözel hakaretler ve saldırılar artar. Ancak saldırganlık konusunda da çocuklar arasındaki bireysel farklılıklar unutulmamalıdır. Ve genelde erkeklerin kızlardan daha fazla fiziksel tepki verdikleri, kızların ise daha fazla sözel tepki verdikleri bulunmuştur. Öfke ve saldırganlığın yetişkinlerden çok kardeşlere ve yaşıtlara yöneldiği de görülür.

    Okul öncesi dönem çocuklarının çevrelerindeki saldırganlıktan etkilendiği görülmektedir. Yani çevrelerindeki modelleri taklit ederler. Saldırganlık bir anlamda bulaşıcıdır denilebilir. Çocuklar saldırgan davranışları, yetişkinleri, diğer çocukları veya televizyondaki saldırgan karakterleri taklit ederek öğrenirler.

    www.gelisimselpediatri.com

    Kaynak; Artan, İsmihan; Bayhan, Pınar (2004) Çocuk Gelişimi ve Eğitimi, Ankara

  • Çocuklarda saldırganlık

    Çocuklarda saldırganlık

    Saldırganlığı, kişisel bir yaralanmanın bir başka şekilde sonuçlanması olarak tanımlayabiliriz. Bu yaralanma sonucunda çocuğun akranlarına vurması, ısırması, eşyaları fırlatması, tekmelemesi, tükürmesi ve zarar vermeyi amaçlayan tehditler şeklinde sözel saldırılarda bulunmasıdır.

    Sürekli ve aşırı biçimde saldırgan olan çocuk sinirli, anlaşılmaz, eyleme hazır ve aşırı geçimsizdir. İlişkileri gergin ve sürtüşmelidir. Hemen parlar ve kavgaya hazırdır. Durmadan kuralları çiğner ve ceza görür. Bu çocuklar cezadan etkilenmez ya da kısa süreli etkilenmiş gibi görünürler. Olağan anlaşmazlıkları bile bilek gücüyle çözmeye çalışırlar. Tepkileri ölçüsüz ve durumla orantısızdır. Öfkesini yenemez ve hep kendini haklı çıkarmaya çalışır. Bu çocuklar evde, okulda sürekli sorun yaratırlar ve yetişkinlerle sürekli çatışma içindedirler. Genellikle erkek çocuklar daha saldırgandırlar.

    SALDIRGANLIĞIN NEDENLERİ

    1- Saldırgan davranışların ebeveynler tarafından ödüllendirilmesi. Geleneksel kültürün erkek çocuğun saldırganlığını onaylaması(Ör: Parkta iki çocuk kavga eder. Biri daha çok dayak yerse; annesinin, çocuğunun kendisini savunamadığı düşüncesiyle üzülmesi)

    2- Çocuğun yetişkinlerden katı ceza, anlayışsızlık ve yetersiz sevgi görmesi.

    3- Babanın uzun süreli yokluğunda, annenin sürekli çocuğun etrafında olmasıyla ortaya çıkan feministik ortam.

    4- TV ve kitle iletişim araçlarının olumsuz etkisi.

    5- Anne-baba tutumlarının olumsuzluğu, çocukla aralarındaki iletişimin iyi olmaması.

    6- Çocuğun anne-babasından dayak yemesi.

    7- Beyin zarı iltihabı, beyin zedelenmesi gibi fizyolojik sorunlar.

    SALDIRGAN DAVRANIŞLARI NASIL ÖNLEYEBILIRIZ?

    1- Her şeyden önce anne-baba çocuğa saldırganlık modeli olmamalıdır. Evde dayak yiyen bir çocuk varsa kardeşini dövüyor. Kardeşi yoksa okulda en ufak bir sorunda arkadaşına vuruyor ya da hayvanlara eziyet ediyor. Çünkü dayak, herkes için olumsuz duygular yaratır.

    2- Çok fazla saldırgan davranışlara tolerans gösterilmemelidir. Çocuğun istekleri bu tip davranışlar yapınca yerine getiriliyorsa, çocuk isteklerini yaptırmada şiddeti bir araç olarak görmeye başlar. Bu yolla istekleri yerine getirilmemelidir. Saldırgan davranışlar ödüllendirilmemeli ve onun bu davranışının istenmeyen bir davranış olduğu hemen gösterilmelidir.

    3- Saldırgan davranışlar kesinlikle dayakla cezalandırılmamalıdır. Anne-babanın ilgisi sevgisi azaldığında ve fiziksel cezalar uzun süre devam ettiğinde; çocukta saldırgan, asi, sorumsuz davranışlar gelişir. Saldırgan davranışlar ortaya çıktığında, yetişkinler sakin davranmalı, anormal duygusal tepkiler yerine, “ben dili”ni kullanmalıdır. Dayak, saldırgan davranışın hemen bitiminde uygulandığı zaman, onun hemen kesilmesini sağlayabilir; ancak, çocukta düşmanca duygular geliştirir.