Etiket: Sakin

  • Öfke Kontrolü İçin 10 İpucu

    Öfke Kontrolü İçin 10 İpucu

    Öfke kontrolü, yaşamı daha doğru yönetmek için çok çok değerlidir. Bazen iş ortamında ekip arkadaşlarımızla iletişim sırasında ister istemez, kimi zaman işler planlandığı gibi gitmeyebilir. Yetişkin bireyler olarak iş arkadaşlarımız sorumlulukları gereği birçok sorun ile gün içinde uğraşıyorlar. Ve bazen öyle anlar gelebiliyor ki, çok değer verdiğimiz ekip arkadaşımız ile yaşadığımız fikir ayrılığı, bizleri çileden çıkartabiliyor.

    İşte tam da bu noktada, ekip arkadaşımızla iletişim sırasında daha sakin ve öfke kontrolü sağlanması konusunda size yol gösterecek 10 adım:

    1. Öfke Kontrolü için Beyninizin mantıklı kısmını eğitin

    Bol bol iş hayatında nelere dikkat etmeniz gerektiğini anlatan, serinkanlı ve sakin olmanın iletişimdeki önemini vurgulayan, bir ekip üyesi olmanın ne kadar önemli bir sorumluluk olduğunu hatırlatan eğitici makaleler okuyun. Davranışa geçmeden önce durup düşünmeyi alışkanlık haline getirin.

    2. Ekip arkadaşlarınızın sizi iyi hissettirecek şekilde davranmasını beklemeyin

    Başkaları, özellikle ekip arkadaşlarımız, bizim istediğimiz şekilde düşündüğü ve davrandığında kendimizi daha sakin ve kontrollü hissederiz. Bu olmadığında veya bunu sağlayamadığımızda ise gerginliğimiz artar. Bu çok doğal bir eğilimdir. Ancak her zaman istediğimiz koşulları sağlamamız mümkün olmayabilir. Buna hazırlıklı olmalı, durup sakinleşmeyi beklemeli, kendimizi gevşetecek (sakinleştirici bir müzik açmak gibi) yöntemlere başvurmalıyız.

    3. Tetikleyicilerinizi bilin

    Güçlü duygular davranışlarımızı etkiler ve tetikleyici etki yaratır. Her bireyin farklı duygular karşısında etkilenebilirliği farklıdır. İş hayatında yetişkinler için tipik tetikleyiciler şunlardır;

    • Umutsuzluk

    • Çaresizlik

    • Yetersizlik

    • Korku

    • Suçluluk

    Peki sizleri hangi duygular tetikler? Ekip arkadaşınızın hangi davranışının sizi en çok sinirlendirdiğini tespit edin. Vücudunuzun sinyallerini takip edin.

    4. Neden bu davranışların sizi sinirlendirdiğini kendinize sorun

    Geçmişte yaşadıklarınızı ve gelecekle ilgili korkularınızı gözden geçirin. Ekip arkadaşınızın bu davranışı sizi nasıl hissettiriyor, yetersiz mi, korkulu mu, suçlu mu? Bu duyguları hissettiğinizde kendinizi rahatlatmak için neler yapabileceğiniz ve nasıl sakinleşebileceğiniz üzerine düşünün ve notlar alın, bu duyguları hiissettiğinizde bunları hatırlamaya çalışın.

    5. Öfke kontrolü kaybolmak üzere olduğunda bunu hemen fark edin!

    Öfkelendiğinizde bundan sizin kadar ekibinizin de etkileneceğini unutmayın. Kendinizi gevşetmek ve zor duygularla baş etmek çok önemlidir.

    6. Gerçekçi beklentilere sahip olun

    Kendiniz ve ekip arkadaşlarınızla ilgili makul ve gerçekçi olun. Kendi kendinize bunu yapamıyorsanız bu konuda ekip arkadaşınız veya ekip liderinizden size hatırlatmaları ve destek olmaları için yardım alın.

    7. Geçmişin yaralarını sarın

    Kendi geçmişinizden getirdiğiniz korkular ve yanlış öğretilerden kurtulun. Kendi eksiklerinizi kapatmak için ekip arkadaşlarınıza yük yüklemeyin.

    8. Güç mücadelelerinden sakının

    Bu konuda yol gösterici olan çok değerli bir çocuk şarkısını hatırlarsınız: Bir köprüde kaşılaşmış iki inatçı keçi… diye devam eder. Güç mücadelesi karşılıklı inatlaşmaya dönerse, bu durumun kazananı olmaz. İnatlaşma, iletişimi başarıya götürmeyeceği gibi, muhtemel iletişim kazalarını beraberinde getirecektir. İşte bu sebeple, öfkelendiğinizde ekip arkadaşınızla güç mücadelesine girmekten sakının. Kendiniz ve ekibinize karşı gerçekçi bir perspektifte kalın.

    9. Olumsuz kurgulardan uzak durun

    Eğer endişeli bir yapınız varsa iş görev ve sorumluluklarınız hakkında korkutucu düşünceler zihninizi işgal edebilir. Kafanızdaki bu olumsuz düşünce ve görüntüleri tam tersi olanlarla değiştirmeye çalışın.

    10. Egzersiz yoluyla stresinizi atın

    Gevşeme ve nefes egzersizleri yapmayı öğrenin. Bir spor dalını amatör olarak haftada 2 kez uygulayın. Bedeni kontrol ettiğinizde, düşüncelerinizi ve ruhunuzu daha doğru yönetirsiniz.

  • 1-3 yaş öfke nöbetleri

    Çocukların bazıları 1-3 yaş arası dönemi sinirli geçirir. Hatta öfke nöbetleri, vurma, tekmeleme, ısırma gibi agresif davranışlar gösterebilirler—bunlar çocuğunuzun olumsuz davranışlar içinde olduğunu veya sizin kötü bir ebeveyn olduğunuzu göstermez ancak çözüm gerektirir.

    Bu Dönemde Neden Huysuzlanırlar?

    3 yaşına kadar bu dönemde çocukların agresif olması onların yaramaz olduklarından veya söz dinlemediklerinden dolayı değildir. Sizinle iletişim kurup derdini anlatacak kadar yeterli dil gelişimi ve duygusal gelişimleri olgunlaşmadığı halde size bir şey söylemek isterler. Eğer onları anlayamıyorsanız bazen şiddeti dikkat aracı olarak kullanmaya devam ederler.

    1-3 yaş dönemdeki çocukların agresyonları çoğu zaman istedikleri – mantıklı ( yemek, oyuncak ) ya da mantıksız ( şeker, başkasının oyuncağı, tehlikeli ) bir şey karşısında oluşur. Tabii çocuğun yorgun, aç, hasta ve stresli durumlarında agresyonları daha da şiddetlenir.

    Peki Çocuğunuz Kontrolü Kaybettiğinde Siz Ne Yapacaksınız?

    Öncelikle çocuğunuza ceza vermeniz işe yaramaz. Aslında sizin aceleci ve öfkeli davranmanız, hem çocuğunuzun daha da öfkeyle cevap vermesine hem de öfkelenmeyi onaylamanıza neden olur.

    Çocuğunuz öfke patlamaları yaşadığında ebeveynliğinizi ortaya koyma zamanı gelmiştir. Çocuğunuzun ne söylemeye çalıştığını ve ne hissettiğini anlamaya başlamanız gerektiğini gösterir. Eğer onların öfkelenme nöbetini çözebilirseniz kendini ifade etme yollarını sizin sayenizde öğrenmiş olur. Peki çocuğunuza yeni bir beceri öğretme fırsatına da dönüşecek bu öfkelenmelerde izleyeceğiniz 4 adıma bakalım:

    1)Agresyonu durdurun. Fiziksel bir agresyonu varsa nazikçe ama ciddi bir tavırda agresyonunu durdurun. Örneğin size vuruyor veya vurmaya çalışıyorsa, ellerini sıkı bir şekilde nazikçe tutarak etkili olmasını engelleyin. Elleri, tırnaklari, dişleri, ayakları hepsi onların birer silahı olabilir. Bu silahlarını başkalarına kullanamayacağını öğretmek sizin işiniz.

    2)Daha sakin bir yere geçin. Çocuğun etrafında birileri varsa çocuğunuzu alarak mağazanın veya parkın sakin bir köşesine veya evde ayrı bir odaya alın. Böylece çocuğunuzu öfkelendiren durumdan ayırarak sakinleşmesine yardımcı olursunuz hem de çevredeki bakışlardan da uzaklaşır. Ayrıca bir çocuk bile olsa itibarını korumuş olursunuz.

    3)Çocuğunuzun Kendisini Kendi Kelimeleriyle Anlatmasına Yardımcı olun. (Elleri, dişleri, tırnakları, ayaklarıyla değil ) Onu sakin bir köşeye çekip vurmaları biterek sakinleştiğinde, gözlerinin içine bakıp sakince ve kibarca ( sesiniz öfkeli, kaygılı, tedirgin, aceleci olmamalı ) ‘Bizim ailemizde kimse vurmaz. ‘ gibi kendinizi anlatacak bir cümle seçin. Çocuğunuza öfkelenseniz, kaygılansanız veya orda rezil olsaniz bile sakinliğinizi koruyarak güçlü bir ebeveyn rolü olarak sakin ama net davranın.

    4)Özetleme Çocuğunuz sakinleştikten sonra üzerinden çok geçmeden ( yarım saat içinde ) onunla ne olduğunu konuşun. Ona şöyle söyleyebilirsiniz ‘ Etrafa veya birine vurmanı istemiyorum. Bana bir şey söylemek istediğinde vurmak öfkelenmek yerine yanıma gelip bana anlat ‘ diyebilirsiniz. Böylece çocuğunuz öfkelenmesini anladığınızı ama başka yollarla kendini anlatabileceğini öğrenir.

  • Yenidoğan bebek

    Yenidoğan bebeğiniz, dış dünyaya uyum sağlamak için birkaç haftalık bir süreye ihtiyaç duymaktadır .İlk haftarda, ne zaman ne yapacağını önceden kestiremezsiniz. Bazı günler daha aktif, bazen sessiz olacaktır.

    Yenidoğan bebek neler yapabilir?

    Yenidoğan bebek çok ağlayabilir, huzursuzluk gösterebilir

    Solunumu düzensiz olabilir

    Aksırabilir, kusabilir

    Sık sık irkilebilir

    Bebekler birbirine benzemez, her bebeğin farklı karakter özellikleri vardır. Örneğin, bazı bebekler daha sakin, uyumlu olur, gereksinimlerini kolayca tahmin edebilirsiniz. Bazı bebekler ise zordur, beslenme ve uyku saatleri düzensizdir, sakinleştirilmeleri daha zordur.

    Emzirme

    Kendiniz ve bebeğiniz için sakin, rahat bir yer bulun.

    Bebeği, kucağınızda yüzü size dönük olacak şekilde tutun

    Meme ucunu bebeğin yanak veya alt dudağına değdirip ağzını açmasını sağlayın ve memeye tutturun

    Emerken , sadece meme ucu değil, çevresindeki koyu renkli bölüm de bebeğin ağzı içinde olmalıdır. Aksi halde, emme meme başında çatlaklara yol açar ve canınız yanar.

    Emzirme bittiğinde, bebek memeden ayrılmıyorsa, ağzına küçük parmağınızı vererek meme başını bebeğin ağzından çıkarın, böyle yapmazsanız canınız yanabilir.

    Her emzirmede, bebeğin önce bir taraftaki sütü bitirmesini sağlayın, daha emmek istiyorsa öteki memeden verin.

    Yenidoğan bebek, 24 saatte 8-12 defa, yani 2-3 saatte bir , emmek isteyebilir Ama, korkmayın, bu sıklık giderek azalacaktır!

    Emziren annenin meme başlarının temizliği için su kullanması yeterli olacaktır.

    Emzirmeler arasında, göğüslerden süt akabilir, meme başlarını kuru tutmak için ped kullanmak gerekecektir

    Göğüsler şiş ve ağrılıysa ne yapmak gerekir?

    Bebeği daha sık emzirin

    Ilık bir duş alın veya göğse ılık havlu uygulayın

    Göğüste hasasiyet, kızarıklık varsa, grip olmuş gibi hisediyorsanız, doktorunuzu arayın

    Gaz Çıkarma

    Bebeğin emerken yuttuğu havayı çıkarması, onu rahatlatacaktır. Emzirmenin ortasında ve sonunda gazını çıkarmak uygun olur, çünkü yuttuğu hava bebeği rahatsız ederek daha fazla emmesine engel olabilir.

    Gazını çıkarmak için, bebeği omzunuzun üstüne veya kucağınıza yatırın veya kucağınızda oturtun, usulca sırtına vurun veya sırtını sıvazlayın.

    Çoğu bebek, gaz çıkarırken emdiğinin bir kısmını da çıkarabilir. Bu gerçek bir kusma değildir, endişe etmeye gerek yoktur. Sadece kendi giysinizi bir mendille korumanız yeterli olacaktır.

    Göbeğin Bakımı

    Enfeksiyon gelişimini önlemek için göbek kordonunu temiz tutmak gereklidir. Bunun için; her bez değişiminde, alkol veya doktorunuzun önerdiği başka bir antiseptik solüyona batırılmış bir kulak temizleme çubuğuyla kordonun özellikle tabanını silmelisiniz. Bu işlem, bebeğin canını yakmaz.

    Göbek düşene kadar, bebeğin bezini göbek kordonu dışarda kalacak şekilde aşağıdan bağlayın.

    Alt Bakımı

    Yenidoğan bebeğiniz, günde 6-8 bez ıslatabilir ( Neyse ki bu sıklık sonradan azalacaktır ).

    Bazı bebekler günde bir kaka yaparken, bazıları her emme sonrası yapacaktır, her ikisi de normaldir.

    İlk günlerde koyu yeşil, siyah renkli olan gaita, sonraki günlerde sarı- yeşil, yumuşak kıvamlı bir şekle dönecektir ( Bebeğin yumuşak ve sulu gaita yapması normaldir, ishal anlamına gelmez ) Mama ile beslenen bebekler daha kıvamlı gaita yaparlar.

    Bez kirlenince hemen değiştirerek, bebeğinizin altını iyice temizleyerek pişikleri önlemiş olursunuz.

    Altında kızarıklık olursa,temizleyerek havada kurutmaya bırakınız. Doktorunuzun önerdiği çinko oksit içeren kremlerden kullanabilirsiniz.

    Kız bebeklerde alt temizliğini mutlaka önen arkaya doğru yapın. İlk birkaç hafta beyaz bir akıntı olabilir, bu normaldir.

    Erkek bebeklerde, sünnet derisini geriye çekip temizlemeye çalışmayın.

    Giyim

    Bebeği mevsim koşullarına göre, kendinizin nasıl bir giysiyle rahat edeceğini düşünerek giydirin

    İnce bir tişörtle gezerken,bebeği kışlık battaniyelere sarmayın! Aşırı giydirme ve sarma bebeği huzursuz eder.

    Elleri ve aykakları genellikle soğuk olacağından, bebeğin üşüyüp üşümediğini göğüs veya sırtından kontrol edin.

    Güvenlik

    Yenidoğan bebek bile hareket eder, asla kanape, alt değiştirme masası gibi bir yerde yalnız bırakmayın. Yanından ayrılacaksanız, ya yatağına koyun ya da bebeği de götürün.

    Geniş kenarlı bir şapkayla bebeği güneşten koruyun.

    Bebeğin yannda sigara içmeyin, içilmesine izin vermeyin . Sigara içimine maruz kalan bebeklerde, solunum yolu ve kulak enfeksiyonları sıklığı artmaktadır.

    Bebek kucağınızdayken veya emzirirken asla sıcak içecekler içmeyin.

    Yatırırken yüzüstü yatırmayın.

    Başka bir küçük çocukla bebeği yalnız bırakmayın.

    Boğulmanın önüne geçmek için bebek yatağında yastık, büyük oyuncak, plastik poşet türü şeyler bulundurmayın.

    Araba yolculuklarında bebeğin yaş ve kilosuna uygun araba koltuğu kullanın. Yenidoğan bebeğin rahat etmesi için, kenarlardan rulo yapılmış havlularla destekleyebilirsiniz.Araba hareket halindeyken, ağlayan bebeği sakinleştirmek veya emzirmek için koltuğundan almayın, gerekirse aracı durdurun. Asla bebeği tek başına arabada bırakmayın.

    Gelişim

    Yenidoğanın beş duyusu günden güne gelişmektedir. Başı büyük ve ağırdır, boyun kasları güçsüzdür, desteklenmesi gerekir.

    Yenidoğan Bebeğiniz Neler Yapabilir?

    Karın üstü yatarken başını kısa süre kaldırabilir.

    Oturtulursa başı düşer.

    Yaklaşık 20 cm’ lik bir mesafeyi görebilir.

    En çok yüzlere ve parlak, kontrast renklere bakmayı sever.

    Şiddetli sesleri duyar ve irkilir.

    Sesinizi duymaktan hoşlanır, konuşarak onu sakinleştirebilirsiniz.

    Tat ve koku alır, hisseder.

    Annesinin kokusunu tanır.

    Bebeğe Destek Olmak İçin Siz Neler Yapabilirsiniz?

    Bütün bebekler sevgi ve sıcaklığa gereksinim duyar. Onu kucaklayarak şımarttığınızı düşünmeyin! Sık sık kucaklayın, sarın, sevginizi gösterin.Gereksinimlerini zamanında karşılayarak temel güven duygusunu geliştirin. Ağlayınca karşılık gören, sıkıntısı giderilen bebek hayata güvenli bir başlangıç yapacak, özgüven geliştirecektir.

    Tutarken elinizle başını destekleyin.

    Yüzünüzü görebilmesi için bebeği yakın tutun.

    Ona parlak, kontrast renkli cisimler gösterin.

    Onunla konuşun, ninniler, şarkılar söyleyin.

    Uyku

    Bebeklerin uyku düzenleri farklılık gösterir. İlk aylarda genellikle günde 15-18 saati uykuda geçirecektir.

    4 saatte 30 dakika kadar uyanık olabilir.

    Gece ve gündüz farkını bilmez ( Anne ve babalar için en kötü haber ! )

    Zamanla belli bir uyuma ve uyanma düzeni oluşacak, gündüzleri 1-3 saat kadar, geceleri 3-6 saat kadar uyumaya başlayacaktır.

    Bebek uyurken yan veya sırtüstü yatırılmalıdır.

    Bebek gece sık uyanacağından, annenin de gece gündüz demeden, bebek uyurken, en azından dinlenmeye çalışması iyi olur. Bebeğin uykusu sırasında ev işlerini halletmeye çalışan anne, gece de uykusuz kalırsa bu tempoya dayanması güç olacaktır.

    Gece ve gündüzün farkını anlaması için bebeğe destek olun. Gündüz uyanık olduğunda onunla oynayın, konuşun, uyarı vermeye çalışın.Gece ise mümkün olduğunca sessiz, sakin olun, bebeği fazla uyarmayın, onunla oynamayın.

    Ağlama

    Ağlama bebeğin sizinle iletişim kurma yoludur, buna üzülmeyin, bebekler ağlar çünkü henüz konuşamazlar!

    İlk haftalarda bebekler günde 2-3 saat ağlayabilirler.

    Hatta, ilk 6-8 hafta boyunca ağlama giderek artar.

    Bazı bebekler uykuya dalmadan önce 10-15 dakika ağlarlar.

    Farklı nedenlerle farklı ağlamalar olabilir.Zamanla, bunu ayırt etmeye başlayacaksınız. Ancak her ağlamanın da belli bir nedeni olmayabilir, bazen bebek nedensiz de ağlayabilir.

    Bebeğin ağlamasına hemen yanıt verirseniz, sizin yanında olduğunuzu bilecektir.Böyle davranarak bebeği şımartmış olmazsınız.

    Yenidoğan bebeğiniz ağlayınca; karnını doyurma, altını değiştirme, kucaklayıp sakinleştirme seçeneklerinin hepsini denediyseniz ve halen ağlıyorsa , bir süre yatağına koyup sakinleşmesini bekleyebilirsiniz. Sakinleşene kadar gözlem altında tutmayı unutmayın. Zamanla hangi ağlamada ne yapmak gerektiği konusunda deneyim kazanıp sizden sonra anne- baba olanlara öğüt vermeye bile başlayacaksınız!

  • İçinizden Gelenin Tam Tersini Yapmak İşe Yarayabilir Mi?

    İçinizden Gelenin Tam Tersini Yapmak İşe Yarayabilir Mi?

    Öfkelendiğimizde içimizden bağırmak gelebilir, korktuğumuzda kaygılandığımızda bulunduğumuz yerden bir an önce ayrılma isteği duyabiliriz, utandığımız bir yere tekrar gitmek istemeyebiliriz. Bu davranışlarımız ne yazık ki problem yaşadığımız konuya bir çözüm getirmez bizi rahata kavuşturmaz. Bu noktada yeni bir davranış modeli öneriyoruz danışanlarımıza. Zıt eylemde bulunma. Çok öfkeliyken öfkeyi sessiz sakin bir şekilde dile getirme yani içinizden geldiği gibi değil de tam tersi şeklinde davranmak çok da kolay olmayacaktır fakat eğer öfkelendiğinizde sakin bir şekilde ifade ederseniz karşı taraf tarafından anlaşılma ihtimaliniz artacaktır. Sakin bir ses tonuyla hissettiklerinizi paylaştığınızda üzüntünüzü ifade etme ve sakinleşme şansı yakalarsınız. Bu şekilde davranmaktan çekinebiliriz.

    Zıt eylemde bulunmak kolay bir iş olmayabilir ancak bunaltıcı duyguların yerine olumlu duyguların gelmesi bakımından  harika bir tekniktir diyebiliriz. Problem yaşadığımız alanlarda İçimizden gelenin tam tersini yaptığımızda korku yerini korkmamaya, kızgınlık sakin hissetmeye, utanç yerini utanmamaya  bırakacaktır. Zıt eylem stratejisi duyguları yönetmemizde mucize sonuçlar getirir.

  • OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARINDA ÖFKE NÖBETİ

    OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARINDA ÖFKE NÖBETİ

    Çocuklarda öfke nöbetleri genelikle 1.5 -2.5 yaş civarında sıklıkla görülür. Öfke nöbeti sırasında çocuklar ağlar, tutturur, kendilerini yere atarlar hatta zaman zaman başlarını yere yada duvara vurur, nefeslerini tutarlar. Çocukların mizaç yapıları değişkenlik gösterdiği gibi öfke nöbeti yaşama şekilleri ve sıklıkları da değişkendir.
    Öfke nöbetleri neden olur?
    Öfke nöbetleri çocukların gelişiminin doğal bir sürecidir. Fakat bu süreçten çocukların sağlıklı bir biçimde çıkabilmesi ve nöbetlerin sorun olmasını önlemek için bu davranışlar iyi tanınmalı ve kontrol edilmelidir.
    Öfke nöbetleri, çocukların bağlanma ve bağımsızlaşma arasında yaşadığı içsel çatışmanın dışa vurumu olarak yorumlanabilir. Bu dönemde çocukların otonomi kazanma arzusu çok yüksektir. Bağımsızlık ve çevre üstünde kontrol sahibi olmak isterler, (“kendim yapabilirim”, “bunu ben yapıcam” vs.). Nöbetler çocukların fiziksel olarak zorlandıkları yada bilişsel becerilerine kıyasla zor olan durumlarda ortaya cıkar. Ayrıca bu yaş döneminde çocukların dil becerilerinin kendi istek ve duygularını dile getirebilecek düzeyde henüz gelişmediğini düşünürsek, çocukların yaşadığı gerginlik ve hayal kırıklığı kaçınılmazdır.
    Bu yaş döneminde çocuklar kendi yapmak ister, kendi seçmek, kendi gitmek ister vs. Çocuklardaki bu beklentiler gün içinde çocuklar ve ebeveyinler arasında güç savaşlarına neden olup öfke nöbetlerine sebep olabilir (örn., bahçede oyun oynamak isteyen bir çocuğa eve girmesinin söylenmesi). Çocuklar istediklerini elde edemediklerini fark ettikleri anda ise öfke nöbetleri için zemin hazırlanmış olur.
    Öfke nöbetleri, çocukların öfke davranışları pekiştirildiğinde daha da sıklık kazanır. Pekiştirme, nöbet sırasında ailesinden fazla ilgi toplaması yada bu davranışından ötürü istediğinin yapılmasına bağlı olarak gerçekleşir. İsteklerini bu şekilde yapmayı öğrenen çocuk bu davranışı yapmayı sürdürür. Bazı çocuklar doğru şekilde davrandıklarında yeterince ilgi görmedikleri için de öfke nöbetleri geçirebilirler. Öfke nöbetleri sırasında ailesinin dikkatini toplamayı başaran çocuk istedigini elde etmiş olur.
    Bununla birlikte unutulmaması gereken yetişkinlerin bile fazla uyarıldıklarında, yorgun yada aç olduklarında duygularını kontrol etmelerinin güçleştiğidir. Çocuklar da aç ve yorgun olduklarında öfke nöbetleri daha cok ortaya çıkar. Bu gibi durumlarda çocuklardan sabırlı olmasını beklemek yersiz bir beklenti olacaktır.
    Öfke nöbetlerini önlemek için neler yapılabilir?
    Öncelikle buna neden olan sebepler anlaşılmaya calışılmalıdır. Ne zaman ve nerde oluyor? Öfke nöbeti öncesinde, ve sonrasında neler oluyor? Sıklıkla kimin yanında ve nerede oluyor? Bunlara dikkat ederek, bugibi durumlardan uzak durmaya calışmak öfke nöbetlerini önleyecektir.
    Çocuğunuzu bir durumdan diğerine geçişlerde hazırlamak önemlidir. (örn. 5 dakika içinde parkta gezmeyi bırakıp eve gidiyoruz). Önceden hatırlatmalar çocuklarınızı başka bir duruma geçiş için hazırlayacaktır.
    Yaşantınızda belirli rutinlere sağdık kalmanız önemlidir, belirli bir yemek vakti, uyku vakti vs. 2 yaş gelişim döneminde çocukların günlük hayat içinde alıştığı rutinler çok önemlidir. Rutinler onların dış dünyayı anlamalarına, olayları tahmin etmelerine yardımcı olur.
    Güç savaslarından çocuklarınıza seçme sansı tanıyarak kacınabilirsiniz. (örn. Siyah ayakkabılarını mı yoksa mavi ayakkabılarını mı giymek istersin? vb.) Çocuklar da yetişkinler gibi seçimlerini kendileri yapmaktan ve kontrol duygusundan hoşlanırlar.
    Çocuklarımızın bireysel özelliklerinin, neyi yapıp neyi yapamayacaklarının farkında olmak ve onları zorlayacak beklentilerden ve aktivitelerden kaçınmak öfke nöbetlerinin olmasını engelleyecektir.
    Öfke nöbetleri sırasında hangi yollar izlenmelidir?
    Öfke nöbeti oluşur oluşmaz sakinliğinizi korumanız çok önemlidir. Bağırıp çağırmak doğru bir yöntem değildir.
    Öfke nöbeti sırasında izleyeceğiniz tutarlı davranışlar çok önemlidir. En iyi yol nöbet sırasında göz teması kurmamak ve aldırmıyor gibi görünmek, sakinleştiği andan itibaren de tekrar göz teması kurmak ve onunla ilgilenmektir. Çocuğunuzun güvenliğini sağlamak için çocugunuza yakın biryerde durabilirsiniz.
    Öfke nöbeti toplum içinde gerçekleşirse en iyi yol daha sakin bir yere çocuğunuzu götürmek ve orda birlikte sakinleşmesini beklemektir.
    Çocuğunuza öfke nöbeti sırasında ders vermeye calışmak uygun değildir. Bunun için sakinleşmesini beklemek daha uygun olacaktır.
    Öfke nöbetlerinin hemen akabinde çocuğunuzun istedigi şeyi vermemeli yada yapmamalısınız. Bu davranış çocuğunuzun öfke nöbetlerini pekiştirecektir.
    Öfke nöbetleri çocukların kendilerini de kimi zaman korkutabilir. Öfke nöbetinden sonra bu davranışını onaylamadığınızı ama onu hala seviyor olduğunuzu hatırlatmak ihtiyacı olan bir davranıştır.
    Hangi durumlarda bir uzmana danışılmalı?
    Çocuğunuz sık (günde yaklaşık 3 kereden fazla) ve uzun süreli (yaklaşık 15 dakikadan uzun) öfke nöbetleri yaşıyor ve kendi kendine yatışmakta güçlük çekiyor ise,
    Çocuğunuz 4 yaşını geçmiş olmasına rağmen öfke nöbetleri yaşamaya devam ediyor ise,
    Çocuğunuz öfke nöbetleri sırasında kendisine veya çevresine zarar veriyor, ve saldırgan davranışlar gösteriyor ise,
    Çocuğunuzun öfke nöbetleri sırasında duygularınızı kontrol edemiyor ve nasıl davranmanız gerektiğini bilemiyor iseniz bir uzmana danışmalısınız.