Etiket: Saç

  • Argan yağı

    Argan ağacı Marocco’nun bazı bölgelerinde bulunan çok değerli bir ağaçtır. Argan yağı, ağacın meyvelerinden elde edilir.

    Kuru ve yıpranmış saçlar için iyi bir alternatiftir. Saçınızı kuruturken uçlara doğru uygulayacağınız argan yağı saçlarda canlı, parlak bir görüntü sağlar. Uçlardaki kırılmaları azaltır.

    Saç diplerinde kuruluk sorunu yaşayanlar gece saç diplerine minik uygulamalar yapıp sabah yıkayabilirler.

    Yüz için kullandığınız nemlendiriciniz argan yağı içeriyorsa daha yumuşak ve parlak bir cilt sağlar.

    Bunlara ek olarak vücut ve el nemlendiricisi olarak kullanılabilir. Duştan hemen sonra kullanılan nemlendiricinin etkinliği daha yüksektir. Tırnaktaki soyulmalar ve kuruluk problemi de argan yağından fayda görür.

  • Prp kendi kanınla yenilenme tedavisi

    Prp kendi kanınla yenilenme tedavisi

    Kanda pıhtılaşmadan sorumlu olan hücreler TROMBOSİT ismini alır. Yaralanan ve kesilen bölgeye ilk giden onarıcı hücre trombosittir. Üzerinde yenileyici, onarıcı aktif proteinler ve özel yapılar içeren trombosit, geldiği bölgede hızla yeniden yapılanma ve onarım yapar. Bir yandan da canlılığını kaybeden dokuları uzaklaştırmak için bağışıklık sistemini devreye sokar.

    Trombositlerin bu işlemi hızla ve etkili biçimde yaptığını farkeden bilimadamları bu molekülleri çok yoğun elde edecek özel sistemler geliştirip tıbbın pekçok alanında kullanmıştır. Buradan da PRP sistemi bulumuştur.

    Dermatolojide kullanımı iyileşmeyen yaraların tedavisi, yanık tedavilerinde kullanımı, estetik cerrahi işlemlerinin ardından iz kalmasını en aza indirmekle başlamıştır. Sonraki çalışmalarda saç ekimi operasyonlarından sonra PRP yapılanların saçlarının daha güçlü olduğu farkedilmiş böylece saç ekimi sonrasında ve genel saç dökülmesi tedavisinde yapılır olmuştur.

    PRP yapılandırıcı, onarıcı, içerden besleyip destekleyici bir uygulamadır. Gözle görülen yanıtlar hemen ciltte ve saçta görülmez. Seanslar tamamlandıktan sonra 3. ay gibi etkisi başlar ancak uzun süre devam eder.

    Antiaging deri bakımı için PRP yapılmasındaki hedef iyi anlaşılmalıdır.

    PRP botoks veya dolgu gibi hemen etki etmez.

    Hedef bölge yapılan tüm deri alanıdır. Sadece belli noktaya yapılacak lokal bir işlem değildir.

    Tek başına veya Diğer uygulamalara destek verici olarak yapılır. Burada ayrımı hekim yapar. Kombine tedavi yapılıyorsa leke tedavisi, iz tedavisi, çatlak tedavisi, yüz gençleştirme ince kırışıklık tedavisi birlikte ele alınır. Tek başına kırışık açmaz, dolgu gibi deriyi doldurmaz.

    PRP yaptıracak kişinin hedefi, deriye parlak, gergin, ışıltılı hali kazandırmak ve herhangibir bakım kremi vb kullanmadan da ışıltılı cilde sahip olmak olmalıdır.

    PRP uygulaması tek seansla yanıt vermez. 3hafta arayla 3 seans yapılır. 6 ay sonra pekiştirme dozu yapılır. Daha sonra yaklaşık 14-16 ay sonra tekrarlanır.

    Düzenli PRP işlemi yaptıran kişilerde derinin güçlü ve gergin olduğu görülür.

    Özellikle derisi ince, kılcal damar yapısı belirgin ve UV ye hassas ya da UV tahribatı olanlarda PRP en iyi onarıcı işlemlerin başında gelir.

    Saç dökülmesinde duruma göre kaç seans yapılacağı hastanın durumuna göre belirlenir. Saç tedaviye daha yavaş yanıt vereceği için seanslar uzun sürebilir.

    PRP tedavisinin en büyük avantajı kişinin cildine yabancı madde değil kendi hücrelerinin verilmesidir.

    PRP uygulamasında sadece koldan alınan kanın doğrudan ayrıştırılıp cilde verilmesi yeterli değildir. Bu işlem için dünya standartlarında hazırlanmış ve tıbben etkinliği bilinen kitlerle yapılan işlem olmasına dikkat etmek gerekir.

    Sağlıklı ve ışıltılı günler dileğiyle…

  • Saçlarınız hakkında muhtemelen bilmediğiniz 12 şey

    Saçlarınız Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 12 şey

    1. Tüm memeliler gibi, sadece avuç içi ve ayak tabanı hariç tüm vücudumuzda kıl kökleri mevcuttur.

    2 . Saç köklerinin durumu ergenlik ve hamilelik sırasında hormonlar nedeniyle değişebilir. Saç köklerinin temelinde saç büyümesini düzenleyen kök hücreler rol almaktadır.

    3 . Saç büyümesinde 3 aşama vardır. Anagen faz: Büyüme aşaması, katajen faz: dinlenme fazı ve telojen faz ise dökülme aşamasıdır (derisini değiştiren bir yılan gibi).

    4 . Saçınızın anagen faz uzunluğu, saç büyümesinin ne kadar süreceğini belirler ve bu genetik yapı ile belirlenir. Kaşların saçımıza göre daha kısa anagen fazı vardır ve bu da kaşların neden saçlarımızın uzunluğuna gelmediğini açıklar.

    5 . Herhangi bir zamanda telojen (dökülme) fazda olan kılların oranı normalde % 15’dir, ama eğer hastada yüksek ateş, tiroid hastalığı veya anemi varsa, ya da çok fazla selenyumlu yiyecek tüketirse saçlar daha da incelmeye başlayabilir. Bu duruma telojen effluvium denir.

    6 . Bir kadın hamile olduğu zaman, anajen fazına geçiş artarak tüyler daha büyür ve daha parlak görünür, doğumdan sonra ise kıllar telojen faza gider ve dökülme başlar.

    7 . (Lazerler, şampuan ve ekleri dahil ) Çok az ürün ve tedaviler saç büyümesini arttırma yeteneğine sahiptir.

    8 . Minoksidil stres, diyet, hamilelik sonrası ya da kısa vadeli bir sorun nedeniyle ortaya çıkan saç dökülmesine yardımcı olabilir.

    9 . Stres saçların telojen faza girmesini tetikleyebilir.

    10 . Aşırı diyet ve egzersiz saç kaybına neden olabilir. Temel protein eksikliği saç ve tırnakları etkiler, buna genellikle kırılgan tırnaklar ve son derece kuru saçlar eşlik edebilir.

    11 . Antidepresanlar, doğum kontrol ilaçları, özellikle kolesterol düşürücü statin grubu gibi bazı ilaçlar saç dökülmesine neden olabilir. Bazı doktorlar tiroid ve diyabet ilaçlarının saç seyrelmesine veya kaybına yol açabildiğini belirtmektedir.

    12 . Saç dökülmesi veya incelmesi menopoz döneminde çok yaygındır, ama doktorlar hala tamamen östrojen tam rolünü anlayamamaktadır. Bu tür saç dökülmesinde genetik bir bağlantı var gibi görünmektedir ve tedaviye daha dirençlidir.

    Eğer saç dökülmesi veya incelmesi gibi herhangi bir sorun yaşıyorsanız, en iyi profosyonel yardımı bir dermatologdan alabilirsiniz. Dermatologlar saç dökülmesinin nedenini belirlemek, yardımcı olabilmek ve bununla ilişkili olabilecek cilt ve tırnaklardaki diğer belirtileri tespit etmek için eğitim almışlardır.

  • Mantar hastalığı deyip geçmeyin

    Mantarlar deride kıl ve saç diplerinde, tırnakta yerleşip çoğalan, ancak mikroskopla görülen organizmalardır. Bu organizmalar çevremizde, doğada, kullanılan ayakkabı ve terliklerde, havlularda, genel kullanıma açık duş, jimnastik salonu ve fitness, yüzme havuzlarında, otel ve cami halılarında bulunduğundan, tüm mantar hastalıkları oldukça bulaşıcıdır. Bu mantarlar üremek için sıcak ve nemli ortamları severler, sporlarını bu bölgelere bırakarak ürerler. Deri ile temas ettiği bölgeden bulaşma olur. Ayrıca kedi, köpek gibi evcil hayvanlardan, çiftlik hayvanlarından, hastalıkla enfekte ise temas yoluyla insana geçebilir.

    Toplumda genellikle sosyoekonomik düzeyi düşük çocuklarda saç mantarları sık görülür. Bu çocuklarda saçlı deride üzeri beyaz kabuklu , üzerindeki saçı döken ve açılma yapan bir görünüm vardır. Daha derin tutulumuda ise küçük bir sivilce gibi başlayıp, giderek büyüyen, üzeri akıntılı ve kabuklu büyük lezyonlar oluşur.Eğer bu derin formu tedavi olmazsa kalıcı kelliğe neden olur.Tedavi ortalama 6-8 hafta olup, çevresindeki herkes de sorgulanmalıdır. Kırsal alanda ve bozuk hijyen koşullarında yaşayanlarda mercimek boyutunda, beyaz sarı kabuklanmaların saça yapışması favus adı verilen bir tablo oluşur.Bu da saçta kalıcı kelliğe neden olur.

    Vücut mantarlarında gövde, kol ve bacaklar en sık tutulan bölgelerdir. Genellikle yuvarlak, etrafı daha belirgin kırmızı, üzeri ince beyaz kepeklenmeli lezyonları vardır. Zamanla büyüyerek vücutta girintili çıkıntılı bir harita şeklini alabilir. Topikal sürme ilaçlarla ortalama tedavi 4 haftadır.Yaygın lezyonu olan hastalarda ağızdan 4-6 hafta ilaç tedavisi uygulanmalıdır.

    Bunun yanında mantarlar sakal bölgesinde, yüzde, kaş kirpik ve göz kapağında , kasıklarda yine benzer özellikte kaşıntılı lezyonlara neden olabilir. Kuaförlerde iyi sterilize edilmemiş malzemelerle yapılan işlemlerde yüz, saçlı deri mantarları oluşabilir. Aşırı ekzersiz yapan, sık terleyen, uzun süre ev dışında kalan ve hijyen şartlarına uymayan kişilerde kasık mantarları daha sık görülür.

    Mantar hastalıklarından sıklıkla gördüğümüz diğer bir form ayak mantarıdır. Bazen ayak parmak aralarında maserasyon dediğimiz beyaz pamuksu bir ıslaklık, bazen parmakları ve ayak tabanını da tutan kuru beyaz kabuklanma ve kızarıklıklar şeklinde karşımıza çıkabilir. Bazı hastalarda da özellikle ayak tabanında yerleşen beyaz sarı su kesecikleri olabilir. Ayak mantarı çok kaşıntılı ve bulaşıcıdır. Ortak ayakkabı ve terlik kullanımı ile bulaşması sıktır. Tedavisi ortalama 6 hafta olup sürme ilaçlarla, gerekirse ağızdan ilaçlarla tedavi edilir. Ayak parmak araları ve ayağımız vücudun en önemli giriş kapısıdır. Burada oluşan çatlak ve yarıklardan sadece mantarlar değil, mikroplar da girer. Bunun sonucunda ayağın tamamı hatta bacakta kızarık, şiş, zaman zaman akıntılı yara ve enfeksiyon oluşabilir. Bu nedenle ayak bakımı biz dermatologlar için çok önemlidir.

    El mantarı, ellerde beyaz kepekli, kızarık döküntüler şeklinde olur. Sıklıkla ekzama ve bazen sedef hastalığı ile karıştırılabilir

    El ve ayak mantarlarından bulaş yoluyla, bazende tek başına izole olarak mantar, tırnak yatağı ve plağına yerleşebilir. Tırnakta beyaz veya siyah renkli kalınlaşma, dökülme, tırnak şeklinde bozulma bazen de akıntılı iltihaplanma yapabilir. Tırnak mantarında tedavi ağızdan ilaçlarla 3 ay sürme tedavilerle 6 aydır.

    Bazen doğru teşhis alamayan yada hastaların biliçsizce kaşıntıya iyi geliyor diye sürdüğü kortizonlu ilaçlarla mantar hastalığı geniş bölgelere kadar yayılan bir artış gösterir. Bu nedenle doğru teşhis ve doğru tedavi gerektiren bir hastalıktır. Bağışıklık sisteminde bozukluk olanlarda, diabet hastalarında , bebeklerde (ağızda) mantar hastalıkları daha sık görülmektedir. Bu nedenle bu hastaların daha dikkatle takibi gerekir.

    Toplumumuzda bu hastalığın yaygın olarak görülmesinin en önemli sebebi kanımca , çok ciddiye alınmamasıdır. Vücutta yada yüzde kızarık döküntüleri olan kişiler mutlaka hekime başvurmaktadır. Ancak ayak tabanında kalınlaşma, kepeklenme olan , el ve ayak tırnaklarında kalınlaşma ve renk değişiklikleri olan kişiler genelde tedavisiz kalır. Birçok mikroorganizmanın buralardan bulaşması ile de ciddi enfeksiyonlara neden olabilir. Hekime başvuran hastalar ise tedavi sürelerini tam olarak tamamlamadığından hastalık geçip tekrar eder. Özellikle saç mantarında tedavi zamanı çok önemlidir. Geç kalındığında kalıcı kellik ortaya çıkar bu nedenle erken teşhis ve tedavisi hızla yapılmalıdır.

    Kaplıcaları ile ünlü bir şehirde yaşıyoruz. Toplu kullanım alanı olan yerlerde ki buna havuzlar da dahil yalın ayak basılmamalı, hijyen kurallarına dikkat edilmelidir. Sık terleme olan bölgelerin kuru tutulması, gerekirse terleme tedavilerinin uygulanması mantar hastalıklarının oluşmasını önleyebilir. Kuaför ve kişisel hijyenle ilgili uygulamaların yapıldığı yerlerde sıklıkla kullanılan ürünlerin, kişiye özel oluşturulması ve kullanılması son derece önemlidir. Evde tırnak yada ayakta mantar enfeksiyonu olan hastaların diğer ev halkına hastalığı bulaştırmaması için tedavi olmaları elzemdir. Varis ve dolaşım bozukluğu olan kişiler özellikle ayak ve tırnak bakımlarına dikkat etmelidirler.

    Sizlere bu yazımda sıklıkla karşılaştığımız mantar hastalıkları hakkında bilgi vererek, tedavisi ve önlemleri hakkında bilgi vermeye çalıştım. Tüm okuyucularıma mantar hastalıklarından uzak sağlıklı bir yaşam diliyorum.

  • Prp tedavisi ve dermatokozmetolojide kullanım alanları

    Plateletten Zengin Plazma (PRP) kişiden alınan az miktardaki kanın özel bir kit ve santrifüj işleminden sonra elde edilen platelet yönünden zenginleştirilmiş plazmanın yine aynı kişiye enjeksiyon yoluyla geri verilmesidir. Bu hücrelerden salınan büyüme faktörleri hücrelerin onarım mekanizmalarını harakete geçirerek yara iyileşmesini sağlar. PRP uygulamasında, hedef bölgeye kan dolaşımı ile taşınabilenden çok daha fazla platelet ve büyüme faktörleri ulaştırılabilmektedir. Plazma içersinde konsantre olarak bulunan plateletler deriye enjekte edildiğinde, kollajen üretimi ve yeni kılcal damarların oluşmasını uyarmakta ve cildin kendini hızla yenilemesini sağlamaktadır. PRP işlemi hastadan kan alınması ile başlar, özel bir filtre ve 8 dakikada 3000 devir/ dakika ile santrifüj edilerek elde edilen serum; deriye mezoterapi ve dolgu yöntemi ile enjekte edilir. Yöntemin en önemli avantajı hastanın kendi kanından elde edilmiş olması ve alerji riski taşımamasıdır. Enjeksiyon yerinde plateletler ve beyaz kan hücreleri sinerjik bir etkiyle yoğun büyüme faktörlerinin serbest kalmasına neden olur.

    Plateletlerin içersindeki alfa ve kor granüllerden salınan büyüme hormonları, sitokinler, kemokinler ve pıtılaşma faktörleri hemostaz ve yara iyileşmesinde, doku yenilenmesinde en önemli maddelerdir. Bu büyüme faktörlerinin etki göstermesi için salınmadan önce aktiflenmesi gereklidir. Aksi taktirde hasarlanmış plateletler bu işlemde başarısızlıkla sonuçlanır. Plateletler normal kanda yaklaşık mm3 de 140000-400000 değerinde bulunur. PRP uygulamalarındaki farklı sonuçlar; kullanılan ekipman, platelet jeli aktive etmek için kullanılan protokol, hastaya ait faktörler, kullanılan hücre miktarı, farklı depolama zamanları olarak söylenebilir.

    Plateletlerin içeriğindeki büyüme faktörleri ile ilgili çok fazla araştırma yapılmaktadır. Hatta bazı büyüme faktörlerinin klinik olarak uygulaması mevcuttur.Bunun haricinde kozmetik içerikli preparatlarda da yer almaktadırlar.

    PRP tıbbi olarak 30 yıldır kullanılan bir yöntemdir. 1987 de açık kalp ameliyatını takiben kullanılmıştır. Günümüzde ortopedik girişimler, dental ve oral girişimler, plastik cerrahi flep kaydırma ameliyatları, kalp bypass ameliyatları anjiogenez gerektiren durumlarda kullanılmaktadır. Dermatolojide ilk kulanımları kronik yara, ülserler ve yanık bakımındadır. Son yıllarda kozmetik dermatoloji alanından yaygın olarak kullanıma girmiştir.

    BizleR PRP tedavisini, dermatoloji kliniklerinde;

    1- Yara iyileşmesinde

    2- Cilt gençleştirmede

    3- İnce çizgiler ve kırışıklıklarda

    4- Volümetrik doldurma işleminde

    5- Akne skatrislerinde

    6- Alopesi dediğimiz saç dökülmelerinde

    7- Selülitte

    8- Stria (deri çatlağı) tedavilerinde kullanmaktayız.

    Özellikle yüz ile ilgili yapılan lazer işlemlerinden sonra yara iyileştirmesini arttırmak ve etkili bir sonuç almak için tercih ediyoruz. Burada amaç, yaşlı ve hasar görmüş deriyi ve deri altı dokuları uyararak, yenilemek ve yeni deri üretimini sağlamaktır. Yapılan çalışmalarda nazolabial katlantı dediğimiz burun kenarından ağız köşesine uzanan oluk tedavisinde iyi sonuçlar gösterilmiştir.

    Özellikle akne nedeniyle muzdarip olan ve deriden çökük izleri olan kişilerde fraksiyonel lazerlerle kombine edildiğinde başarı oranları yüksektir. Melazma dediğimiz gebelik lekelerinde, içeriğinde yer alan TGF Beta 1 faktörünün melanosit dediğimiz renk hücrenin yapımını azalttığından, tedavide uygulama alanı vardır. Başlangıçta saç transplantasyonu sonrası güçlü ve dolgun saç büyümesi nedeniyle tercih edilen PRP, bugün birçok saç dökülmesi tipinde başarı ile uygulanmaktadır. PRP içeriğindeki VEGF8 ve PDGF4 maddeleri damar oluşumlarını kolaylaştırarak güçlü saç büyümesine sebep olduğu bilinmektedir.

    Deri yenilenmesinde kullanımında, tolarabilitesinin yüksek olması, deri üst düzeyde canlanma sağlaması, sağlanan bu etkinin uzun süreli olması, yeni ve doğal kollajen üretimini sağlaması nedeniyle PRP dermatologların sevdiği bir yöntemdir.

    PRP tedavisi kimlere uygulanmaz? Kritik düzeylerde platelet sayısı olanlarda, hemodinamik bozukluğu olanlarda, sepsis, akut ve kronik enfeksiyonlarda, fasial (yüz) malignitesi olanlarda, kronik karaciğer patolojisi olanlarda, antikoagülan tedaviler alanlarda PRP işlemini uygulamıyoruz.

    Alopesi areata, Androjenik alopesi, Telogen efflivium gibi saç dökülmelerinde gerek tek başına, gerekse mezoterapi ile kombine edilerek olumlu sonuçlar elde etmekteyiz. Cilt lekelerinde, lazer tedavilerine kombine ederek tedavi başarısını arttırmaktayız. Kırışıklık ve cilt gençleştirmede, tek başına, radyofrekans ve lazer ile birlikte, iğneli ve iğnesiz mezoterapi yöntemleri ile birlikte kombine edilen bu tedavi protokolleri ile cildinizin sağlıklı, parlak, deri elastikiyetinin sağlam, sarkma problemlerinin giderilmiş olmasını sağlıyabiliyoruz.

    Benimde içinde yer aldığım birçok Dermatoloji grup ve derneklerinin dermatolojik ve kozmetik uygulamalarda, sıklıkla tercih etmiş olduğu PRP tedavisinin uzman kişilerce yapılması, etkinlik açısından son derece önemlidir. Medyada bu uygulama ile ilgili görmüş olduğumuz yan etki ve komplikasyonlar, bu işlemin uzmanlar tarafından yapılması gerekliliğini hergün biraz daha ortaya çıkarmaktadır.

  • Mezoterapi- sağlığın özü; mezoterapinin ucunda

    Mezoterapi

    Sağlığın Özü; Mezoterapinin Ucunda

    İlaçların bütün vücuda dağılması yerine, doğrudan istenen yere ve istenen ilacı çok daha az miktarlarda, ince iğnelerle cilt altına verme yöntemidir.

    Mezoterapide; Sağlık Bakanlığı tarafından izinli ve dokunun ihtiyacına göre hazırlanan özel ilaç kokteylleri kullanılmaktadır. Bu uygulamayla kan dolaşımı düzeltilir, ödem çözülür, dokuyu uyandırıp, hücreler içindeki yağların kolay çözülmelerini ve dolaşıma atılmaları sağlanır. Tedavi hastanın ihtiyacına göre 5 ya da 10 seans olarak planlanır.

    Bu uygulamada alerjik reaksiyon çok nadir görülür. Kişilere ve doktorun tekniğine göre ince iğneler ve mezoterapi tabancası ile yapılan uygulamalar çok az acıtır. 5 – 6 günde iyileşebilecek morluklar nadiren olabilmektedir.

    Saç Mezoterapisi

    Saç sağlığı herkes için çok önemlidir. Herkesin bildiği gibi saç dökülmesinin hem bayanların hem erkeklerin ne kadar can sıkıcı olduğu aşikardır. Saçlarınızın sağlıklı görünmesi güzel bir görünüm için en önemli ayrıntıdır. Sağlıklı saç kökleri için, saç sağlığı için yararlı vitaminlerin ve minerallerin karışımıyla elde edilen, saç mezoterapi formülü en etkili tedavidir. Uygulanan kozmetik ürünler asla saç köklerini beslemez ve güçlü çıkmasına neden olmaz bu yüzden mutlaka sağlık için yararlı Hekimlerin uygulayacak olması mezoterapinin doğru bir tedavi 0lduğunu açıkca ortaya koyar.

    Saçlarınızın sağlıklı olması ve güçlü köklere sahip olması için mutlaka mezoterapi uygulamasından yararlanılmalıdır.

  • Kadın ve erkeklerde erkek tipi saç dökülmesi

    KADIN VE ERKEKLERDE ERKEK TİPİ DÖKÜLME (ANDROGENETİK ALOPESİ)

    Halk arasında kellik olarak adlandırılan androgenetik alopesi, hem erkek hem de kadınlarda görülen genetik bir saç dökülmesidir. Erkeklerde görülen tipine erkek tipi dökülme, kadınlarda görülen tipine ise kadın tipi dökülme adı verilir. Ancak günlük konuşmada kadın veya erkek ayırt edilmeksizin erkek tipi dökülme olarak adlandırılmaktadır. Genetik bir dökülme şeklidir ve kalın koyu renkli saçların zamanla ince, ayva tüylerine dönüşmesi ile kendini gösterir. Bu şekilde olan dökülmenin tipik bir görünümü vardır:

    Erkek tipi (Hamilton-Norvood)

    Erkek hastalarda saçlı derinin ön çizgisinin yan kısımlarındaki saçlarda incelme şeklinde başlar. Buna bağlı olarak ön saç çizgisi yanlardan geriye doğru çekilir. Saçın ön kısmı, tepesi alına yerleşmiş üçgen şeklini alır.Daha sonra tepe kısmında dökülmeyle devam eder.

    Kadın tipi (Ludwig)

    Bu tipte saçın ön çizgisi normal halinde kalırken tepenin orta kısmı açılır.

    Kadınlarda ayrıca yılbaşı ağacı tipinde bir dökülme de görülebilir. Yılbaşı ağacı tipi dökülmede yine saçın tepe kısmı açılır fakat ön saç çizgisi kaybolmuştur.

    Androgenetik alopesi erkeklerin kabaca %50' sinde görülür. Erkeklerde ergenlik döneminde belirtiler görülmeye başlar.Kadınlarda görülen androgenetik alopesinin 2 farklı başlangıç yaşı vardır: Biri ergenlik dönemi, diğeri ise menapoz sonrasıdır. Menapoz öncesi kadınların yaklaşık %13' ünü etkilerken menapoz sonrası görülme sıklığı belirgin olarak artar. 70 yaşından sonra erkeklerin %80' i, kadınların % 42' sinde görülür.

    Androgenetik alopesinin nedeni nedir?

    Erkeklerde androjene bağlı bir özellik gösterir. Kıl kökü testesterondan daha güçlü olan dihidrotestesterona duyarlı hale gelir. Dihidrotestesteron, kılın büyüme evresi süresini kısaltır ve terminal kıl denilen kalın saçların ayva tüyü haline gelmesine yol açar. Erkeklerde görülen androgenetik alopesi çoğunlukla genetiktir. Erkeklerdeki androgenetik alopesi ile ilgili yapılan analizlerde, babada kellik olması halinde erkek çocuklardaandrogenetik alopesi görülme riski yüksek bulunmuştur.

    Kadınlarda sebebine dair daha az bilgi mevcuttur. Androjenlerle (testesteron) ilişkisi belirsizdir. Muhtemelen başka faktörler de yer almaktadır. Ancak androgentik alopesili bir grup hastada androgenetik alopesi ile hormonal bozukluk bir aradadır. Bu nedenle gerekli hastalarda hormonal testler de yapılmalıdır.

    Androgenetik alopesi temelde kozmetik bir problemdir. Psikolojik etkisinden başka saçın seyrelmesi nedeniyle güneş ışınları kafa derisine ulaşır ve güneşe bağlı hasara yol açar. Erkeklerde görülen androgenetik alopeside kalp krizi riski artmış olabilir. Bu tip dökülme, ayrıca prostat büyümesiile de ilişkilendirilmiştir.

    Androgenetik alopesi, teşhisi klinik muayene ile konulur. Bazen farklı saç dökülmesi tipleri ile karışabilir. Bu durumda saçlı deri biyopsisi ile teşhis doğrulanır.

    Androgenetik alopesi nasıl tedavi edilir?

    Androgenetik alopeside tedavinin 2 hedefi vardır: İlerlemeyi durdurmak ve yeni saçların çıkmasını sağlamak.

    Minoksidil: Minoksidil bir tansiyon ilacı olarak piyasaya çıkmıştır. Yan etki olarak saç çıkardığı görülmüştür. Kadın ve erkeklerdeki androgentik alopesi tedavisinde FDA tarafından onay almış ilk üründür. Sürme ilaç şeklinde kullanılır. Sprey ve köpük formu bulunmaktadır.

    Finasterid: Erkeklerde kullanım onayı olan, tablet şeklinde bir ilaçtır. Etkisi 6 aydan sonra değerlendirilebilir.

    Hormonal tedaviler: Bunların faydasına dair bilimsel veriler yetersizdir.

    Mezoterapi: bu tedavi şeklinde vitamin, mineral, minoksidil gibi damar genişletici ajanlar saç derisine enjekte edilir. Saçın dökülmesi durur ve var olan saçlar kalınlaşır. Mezoterapi ile ilgili yeterince çalışma bulunmamaktadır.

    Saç ekimi: Etkinliği klinik çalışmalarla kanıtlanmıştır. Uygun hasta seçimi ile sonuçları oldukça başarılı bulunmuştur.

    Diğer seçenekler:

    1. Aminoasitler: Özellikle sisteinin, büyüme faktörlerinin artmasına neden olduğu düşünülmektedir.

    2. Eser elementler: Çinko ve bakırın saçın beslenmesini arttırdığı ileri sürülmüştür.Androjenik alopesili hastalarda demir depolarının azalmasıyla ilgili çelişkili sonuçlar bulunmuştur. Demir eksikliği olmadan demir takviyesi yapılması ile ilgili yeterince kanıt yoktur.

    3. Vitaminler: Özellikle biotin ve niasinin saçın büyümesiyle ilgili etkileri ileri sürülmüştür ve saçın beslenmesi üzerine pozitif etkileri vardır.

    4. Proantosiyanidinler: Bu grupta prosiyanidin B de yer alır. Prosiyanidin B, antioksidan özelliklere sahip flavonoidlerdendir. Prosiyanidin B' nin, 6 aylık kullanımdan sonra erkeklerde saç sayısında önemli artışa yol açtığı gösterilmiştir.

    5. Millet seed (Darı tohumları): Darı tohumları silisik asit, aminoasitler, mineral ve vitaminleri içeren doğal bir üründür. Darı tohumu ekstresi, sistein ve kalsiyum pantotenat içeren ağız yoluyla alınan bir ilacın büyüme evresi oranlarını arttırdığı gösterilmiştir.

    6. Ginko bloba, aloa vera, ginseng, bergamot, hibiscus veya sorphora ile ilgili yapılmış bir çalışma yoktur.

    7. kafein: Bazı saç bakım ürünlerinde bulunur veandrogenetik alopeside ilerlemeyi durdurduğu ve saç çıkardığı ileri sürülmüştür. Ancak bunu kanıtlayan bir çalışma yoktur.

    8. Melatonin: Yapılan bir çalışmada kadın hastalarda androjenik alopesi veya yaygın dökülmede 6 ay boyunca sürme ilaç şeklinde uygulanan melatoninin faydalı olduğu gösterilmiştir.

    9. Düşük seviyelilazer tarağı: Çok az sayıda çalışma yapılmıştır. Faydalı olabileceği ileri sürülmüştür.

    10. Siyah yılan kökü: Östrojen seviyeleri üzerinde pozitif etkilere sahiptir. Kadın hastalarda menapoz sonrası şikayetler için kullanılır. Androjenik alopeside faydalı olabilir ancak bu konuda çalışma yapılmamıştır.

    11. Dihidrotestesteronu bloke ederek etki eden diğer ajanlar saw palmetto, beta sitosterol, yeşil çay veya polisorbat 60' tır.Androgenetik alopeside saw palmetto ile ilgili yapılan bir çalışmada saç sayısında anlamlı bir değişiklik gözlenmiştir.

    12. Amineksil. Minoksidile benzer bir mekanizmaya sahiptir ancak etkili olduğuna dair çalışma yoktur.

    13. Prostaglandin analogları: Damarlarda genişleme yoluyla etkili olabileceği düşünülmüştür.

  • Saç tedavisinde yeni bir yöntem : prp

    PRP tedavisi, dünyada sürekli gelişme gösteren modern tıbbi uygulamalar arasında önemli bir basamaktır. Ülkemizde yeni yeni uygulanmaya başlanan PRP, saç dökülmesi, deri tabakasının gençleşmesi, yaraların iyileşmesi ve akne izlerinin tedavisinde uygulanan alternatif bir yöntemdir.

    PRP (Platelet Rich Plasma) trombosit yönünden zenginleştirilmiş plazmadır, ayrıca “otolog kan konsantrasyonu” olarak da bilinir. Trombositler, dokuların iyileşmesinde ve kanın pıhtılaşmasında önemli bir rolü olan özel bir kan hücresidir.

    PRP’deki içerik hastanın kendi kanından alındığı için alerjik reaksiyon ve enfeksiyon riski bulunmaz. Kanın alınmasında, plazma materyalinin hazırlanmasında steril bir kit kullanıldığından HIV, Hepatit B, Hepatit C gibi bulaşıcı hastalık riski yoktur.

    PRP Saç Tedavisi Nedir?

    PRP tedavisi zayıflayan, ölmeye başlayan saç kökleri ve ince tüy haline gelen saç tellerinin canlanması ve saçların eski sağlığına kavuşması amacıyla yapılır.

    PRP (Platelet Rich Plasma) tedavisi, hastanın kendi kanının özel işlemlerden geçirilerek trombositten zengin hale getirilmesi ve bunun seyrelmiş ya da saçsız olan bölgeye enjekte edilmesi işlemidir.

    PRP tedavisi uzun yıllardır Avrupa ve Uzakdoğu’da uygulanan bir tedavi yöntemidir. Son dönemlerde saç dökülmesi sorunu yaşayan, saçlarında incelme ya da seyrelmeler başlamış kişilere de PRP tedavisini önerilmektedir. Türkiye’de yakın zamanlarda uygulanmaya başlanan PRP tedavisi sayesinde saç yenilenmesinde çok olumlu etkiler gözlenmiştir.

    PRP Tedavisinin Saça Uygulanması Nasıl Olur?

    Önce saç sorunu yaşayan hastanın venöz kanından 8cc alınır. Kan santrifüj edilir. Kırmızı kan hücrelerinden ayrışan plazma kısmı özel bir işleme tabi tutulur ve seyrelmiş ya da saçsız bölgeye napaj yöntemiyle enjekte edilir.

    PRP tedavisinde elde edilen plazmada akyuvar, trombosit, pıhtılaşma faktörleri ve PGF (Trombosit Büyüme Faktörü)’ler bulunur. PRP yönteminde büyüme faktörleri kök hücrelerin göçünü ve çoğalmasını tetikler. Böylece dokuda yenilenme süreci başlatılmış olur.

    Bu uygulamanın temeli doku yenilenmesi esasına dayanır. Uygulama toplam 30 dakika sürer. Bu süre içerisinde herhangi bir acı ya da iz oluşmaz.

    PRP Tedavisinin Süresi

    Ayda 1 kez, toplam 3 seans yapılan tedavi ile saç kökleri güçlenmekte, zayıf saç tellerinin dökülmesi azalmaktadır. Tedavi 6 ay-1 yıl sonra tekrarlanabilir.

    Kadınlarda ve erkeklerde, androgenetik alopesi (hormonlara bağlı erkek tipi saç dökülmesi) dahil, tüm saç dökülme tiplerinde etkilidir. Doğum sonrası saç dökülmesi, alopesi areata (saç kıran), kronik hastalıklara ( şeker hastalığı, tiroid hastalığı) bağlı saç dökülmeleri, ilaçlara bağlı saç dökülmeleri, protein ve demir eksikliğine bağlı saç dökülmelerinde uygulanmaktadır.

  • Plazma tedavisi nedir ?

    Plazma tedavisi nedir ?

    Plazma tedavisi diğer adıyla PRP trombositten zengin plazma tedavisidir. Son yıllarda pek çok tıp alanında onarım, doku yenilenmesi istenen durumlarda uygulanmakta ve başarılı sonuçlar alınmaktadır.

    Vücudumuzun herhangi bir yeri yaralandığında bu bölgede bazı hücrelerin topladığı ve diğer bölgelere göre konsantrasyonunun arttığı tespit edilmiştir. bu hücreler bazı reaksiyonları başlatarak dokularda iyileşmeyi sağlar. Pek çok doku yenilenme işleminde biz isteyerek dokularda kontrollü bir hasar oluştururuz ki bu hasar bölgede hücre toplanmasını arttırarak iyileşmeyi başlatır ve bölge gençleşir.

    Plazma tedavisi bu mekanizmadan hareketle oluşturulan bir tedavidir. Sanki bir hasar oluşmuş gibi bölgede bazı hücrelerin ve büyüme faktörlerinin yoğunlaşması sağlanır ve böylece onarım süreci başlatılır.

    PLAZMA TEDAVİSİ NASIL UYGULANIR?

    Tedavi 15 gün arayla seanslar şeklinde yapılır. Uygulanmak istenen tedaviye göre seans sayısı 3 veya daha fazladır.

    Uygulama öncesinde veya sonrasında dikkat edilecek herhangi bir şey yoktur. Uygulama öncesinde tetkik yapılması gerekmez. Tedavi sonrası iyileşme süresi gerektirmez hasta hemen günlük aktivitesine dönebilir.

    Tedavi için özel geliştirilen kitler vardır ki bunlar tek kullanımlıktır. Hastanın kanı bu tüplere alınarak ayrıştırılır. Kanın istenmeyen kısmı aşağıya çökerken istenen kısmı üstte toplanır, bu kısım ince uçlu iğnelerle çok kısa bir işlemle tedavisi planlanan bölgeye uygulanır. Ayrıştırılan kısımda trombositler ve büyüme faktörleri bulunur. Bunlar bir dizi onarım ve iyileştirme reaksiyonunu başlatarak kök hücrelerin bölgeye toplanmasına neden olur.

    PLAZMA YEDAVİSİ KİMLERE UYGULANMAZ?

    Kanser hastalarına uygulanamaz.

    PLAZMA TEDAVİSİNİN RİSKLERİ NELERDİR?

    Hastanın kendi kanından özel ve tek kullanımlık tüplere alınarak hazırlanan bir işlem olduğu için enfeksiyon bulaşma riski ve alerji riski taşımaz . Oldukça güvenli bir tedavidir.

    PLAZMA TEDAVİSİYLE CİLT GENÇLEŞTİRME

    Bu tedavinin en önemli tedavi alanlarından biri cilt gençleştirme alanıdır. Uygulama hastanın cilt özelliklerine göre 2 hafta arayla 3 veya 4 kez yapılır. Kalıcı sonuçlar 1,5-2 ay sonra alınmaya başlanır. Ciltte alınan değişiklik tamamen doğaldır. Herhangi bir ifade değişikliği veya şiş görünüm oluşmaz.

    Ciltteki akneler azalır

    Akne izleri azalır veya kaybolur.

    Cilt rengi genel olarak açılır. Lekelerde, kızarıklıkta azalma olur.

    Sıkılık artışı olur. Yüz ovali toparlanır.

    İnce çizgiler ve kırışıklıklar kaybolur veya azalır.

    Cilt görünümü daha sağlıklı ve parlak olur. Cilt dolgunlaşır.

    Ciltteki skarların tedavisinde kullanılır

    Bu sonuçlar 2 ay sonra belirginleşir, giderek artar. 1 yıl sonra herhangi bir bozulma tespit edilmez. Ancak daha iyi sonuçlar için 1-3 seans uygulama yapılması önerilir.

    PLAZMA TEDAVİSİYLE SAÇ DÖKÜLMESİ TEDAVİSİ

    Çok çeşitli sebeplere bağlı olarak saç dökülmesi görülebilir. Bu sorunla karşılaşıldığı zaman mutlaka bir dermatoloğa başvurarak saç dökülmesinin kaynağını ve tipini tespit etmek gerekir.

    Saçlardaki dökülme başka bir nedene bağlıysa mutlaka buna yönelik tedavi de uygulanmalıdır.

    Plazma tedavisi hemen her tip saç dökülmesi tedavisinde ek olarak kullanılabilir bazen tek başına kullanımı bile çok başarılı sonuçlara neden olur.

    Saçlardaki kullanımı 15 gün arayla en az 4 seanstır. Sonuçların alınması 1,5-2 ay sonra başlar ve artarak devam eder. 1 yıl sonra gerekli görülürse tekrar edilebilir. İhtiyaç olmazsa böyle bir zorunluluk yoktur.

    Saçlarda büyüme hızlanır.

    Saçlar güçlenir daha hacimli durur.

    Dökülme durur.

    Yeni saçlar gelmeye başlar.

    Yeni gelen saçlarda grileşme azalır. Kendi doğal renginde çıkar.

    SIK SORULAN SORULAR

    Plazma tedavisinin belli bir süresi var mı? Bir süre sonra etki kaybolur mu?

    Plazma tedavisinde belli bir süre sonra bozulma olmaz. Hastanın durumuna göre tekrarlanan seanslar tedaviden alınan sonuçları arttırır.

  • Saç tedavi yöntemleri nelerdir ?

    Oral Tedavi yöntemleri

    Hastanın genel durumu, özelikle saç dökülmesinin evresine göre, hekim kontrolünde dökülmeyi azaltıcı, ilaç tedavisi uygulanabilir. Gerek saç ekim operasyonları öncesi, gerekse saç ekim operasyonları sonrası destekleyici farklı özeliklerde yararlı ilaçlar bulunmaktadır.

    Saç Sağlığı için tüm ilaçlar hekim kontrolünde alınmalıdır.

    Topikal Tedaviler Hangileridir?

    Bu ilaçlar, saçların inceldiği alanlarda saçlı derideki kan akımını arttırarak saç dökülmesini azaltır. Uzun yıllardır dünyada erkekler ve kadınlar tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Saç ekimi sonrasında ilk yeni saçların büyümesini hızlandırmak için de kullanılır. Özellikle verteks (tepe bölgesinde) etkilidirler.

    Saçlı Deri Mezoterapisi

    Mezoterapi potansiyel olarak saç ekimine gerekliliği azaltan bir tedavidir.

    Saç dökülmesi için uygulanan mezoterapi teknikleri mezoterapinin kendisinden geliştirilmiştir. Mezoplasti veya Mezohair gibi yaklaşımlar şeklinde adlandırılabilir. Hem bayanlar hem erkeklerde yeniden saç gelişimi üzerine olumlu etkileri gözlenmiştir.

    Amacı hastalığın yerleştiği alanla, tedavi uygulama alanının birbirine yaklaştırılmasıdır.

    Seçilen ilaç karışımları, bölgesel olarak küçük dozlarda özel iğneler ve özel tekniklerle cilt içine verilir. Dermis veya hipodermis, mikrosirkülasyon yoluyla aktif maddenin ulaşması gereken yere doğru yavaşça salındığı rezervuar bölge haline gelir. Dolayısıyla bu bir bölgeselyerel tedavi yöntemidir.

    Saçlı deri mezoterapisi;saç dökülmesini durdurmak, var olansaçın kalitesini arttırmak ve yeni saç çıkışlarını aktif hale getirmek için belli periyodlarla saçlı deriye uygulanabilen bir tedavi şeklidir.

    P.R.P Saç Tedavisi (Platelet Rich Plazma)

    PRP tedavisi ile zayıflayan, ölmeye başlayan saç kökleriniz ve tüy haline gelen saç telleriniz canlanarak saçlarınız eski sağlığına kavuşur.

    P.R.P. tedavisi (Platelet Rich Plazma) kendi kanınızın özel işlemlerden geçirilerek akyuvarları ile trombositlerinin ayrılması sonucunda elde edilen iksirin seyrelmiş ya da saçsız olan bölgeye enjekte edilmesi işlemidir. PRP Uygulamaları hastane ortamında gerçekleştirilir.

    P.R.P. tedavi yöntemi uzun yıllardır Avrupa ve Uzakdoğu’da uygulanan bir tedavi yöntemidir. Uzmanlar saç dökülmesi sorunu yaşayan ve saçlarında incelme ya da seyrelmeler başlamış kişilere PRP tedavisini önermektedirler. Türkiye’de yeni uygulanmaya başlanan PRP tedavisi sayesinde saç yenilenmesinde çok ciddi etkileri gözlenmiştir.

    Saç Fototerapisi

    AB, EFTA, Amerika kıtası ve dünyanın diğer bölgelerinde tıbbi olarak onaylanmış olup erkek ve kadın androgenetik alopesisinde ve genel anlamda kellik tedavisinde kullanılmaktadır.

    British Columbia Üniveritesinde yapılan ilk klinik uygulamada, 36 haftalık bir çalışmada % 96.7 oranda dökülmenin durması ve % 66.1 inde yeniden saç oluşumunun başladığı görülmüştür.

    İşlevi şudur: Vücuttaki kemiklerin gelişim ve onarımında etkin olan büyüme faktörünün salgılanmasını sağlayan bu enerji, benzer bir mekanizma ile saçtaki kıl folküllerindeki büyüme faktörünü de harekete geçirmektedir.