Etiket: Saç

  • Sonbaharda dökülen saçlar, prp ile tekrar canlanıyor

    Sonbahar mevsiminin gelmesiyle saç tellerinde hızlı kayıplar, ani ve yoğun dökülmeler görülebilmektedir. Çok can sıkıcı olabilen bu durum, dış dünyaya cevap veren biyolojik iç ritmimizin yol açtığı bir sorundur. Genetik dökülmede olduğu gibi mevsimsel saç dökülmesinin tedavisi için de PRP uygulaması en popüler yöntem haline gelmiştir. PRP yani platelet rich plasma tedavisinde; pıhtılaşma (platelet) hücreleri yönünden zenginleştirilmiş kendi kanınız enjeksiyon yoluyla saç derisine tekrar verilir.

    Kanda dolaşan her pıhtılaşma hücresi, yara iyileşmesinde rol alan pek çok molekülün ve büyüme faktörlerinin kaynağıdır. PRP ile saç tedavisinde de bu faktörlerden yararlanılır.

    Bu uygulamada saç dökülmesi olan kişiden, özel hazırlanmış PRP tüpüne yaklaşık 10 ml kan alınır. Bu tüpün santrifüj aletinde hızla dönmesi sağlanarak kandaki platelet hücreleri kanın diğer elemanlarından ayrıştırılır. Böylece normal dolaşımdaki kanımızda mililitrede 200-400 bin olan platelet hücresi, yoğunlaştırılmış plasmada 1-1.5 milyon platelet olarak bulunur. Hazırlanan sıvı şekildeki PRP, saçlı deriye çok ince özel iğne uçlarıyla noktasal enjeksiyonlar şeklinde verilir.

    Dokuya verilen PRP ile hücrelerden açığa çıkan büyüme faktörleri sayesinde, doku iyileşmesi başlar, kılcal damar oluşumu tetiklenir, gençleşme süreci başlamış olur. Saç köklerinin beslenmesi düzelir. PRP, zayıf kıl köklerini uyararak incelmiş, belirsizleşmiş saçların güçlenmesini, tüm saçların kalınlaşmasını, parlak ve canlı görünmesini sağlar. PRP saç kökleri üzerinde gayet etkilidir. Hemen her hastada ilk 10 günde dökülme belirgin derecede azalır, mevcut saç telleri kalınlaşır, birinci ayda yeni saç çıkışı gözle görülür hale gelir. Saç derisinde boş görünen alanlar dolmaya başlar. Kem kadın hem erkek hastalarda iyi sonuçlar alınmaktadır. Saç ekimi sonrasında da destek tedavi olarak uygulanmaktadır.

    İşlem 20 dakika sürmektedir. PRP, ayda bir olmak üzere 3-4 defa uygulanır. Saça uygulanan PRP sonrası iğne izleri, kanama ya da kabuklanma görülmez. Tüm hastalar işlemden hemen sonra sosyal yaşamlarına sorunsuz dönebilirler. Ağrı, kaşıntı olmaz. PRP uygulamasında, kişiye işlemde uygulanan kan, kendi kanıdır. Bu nedenle yan etki, alerji riski ya da hepatit gibi bulaşıcı bir hastalığın nakledilme riski yoktur.

    Estetik tıp uygulamalarının çok önemli bir parçası olan PRP, hemen her zaman tatmin edici sonuçlar vermektedir. Yakalanan iyi durum ortalama 1-2 yıl sürer. Aslında PRP’nin iyileştirici etkisi bu sürenin sonunda da tamamen kaybolmaz. Kişinin uygun saç bakımı ile desteklenirse yıllarca etki sürer. Ancak ideal olan, yılda en azından bir seans idame PRP ile etkinin kalıcılığını desteklemektir.

  • Saç dökülmesi tedavisi

    PRP (Platellet Rich Plasma) yani trombositten zengin plazma saç dökülmesinde son yıllarda devrim niteliğinde gelişme yaratmış bir saç tedavi yöntemidir.Halk arasında kök hücre tedavisi ,plazma tedavisi gibi isimleride olan PRP yöntemi , kişinin kendi kanı ile yapılan bir tedavidir.PRP ile saç dökülmesini durdurmak, saçın kalitesini arttırmak ve yeni saç çıkışını mümkün hale getirmek hedeflenmektedir.

    Bu tedavi için kişiden yaklaşık 8-10cc kan alınır ve özel bir kit içinde santrifüj ile pür PRP elde edilir.Bu trombositten zengin plazma , hücreleri tedavi etmekte çok etkili olan büyüme faktörlerini, kök hücreleri , proteinleri barındırır.Bu elde edilen plazma saçlı deriye ufak iğneler ile yüzeyel enjeksiyon (napaj) tekniği ile 1 cm’lik aralarla uygulandıktan sonra kalan miktar uygulama yapılan bölgeye püskürme tekniği ile verilerek işlem tamamlanır.

    Prp tedavisi 3 -4 hafta aralıklarla toplamda 3-4 seans uygulanır. 6 ay veya 1 yıl sonra bir seanslık destek uygulamalar ile idame tedavi saağlanabilir. Prp tedavisi saça vitaminlerin verildiği mezoterapi uygulaması ile kombine edildiğinde çok daha etkili ve kalıcı olabilmektedir.

    Prp öncesi saça uyuşturucu krem sürülür bu sırada kan alınıp gerekli işlemlerden geçirildikten sonra işlem yaklaşık 20-30dk sürmektedir.İşlem sonrası kişi normal hayatına dönebilir. Kendi kanımızdan elde edildiği için allerji riski yoktur.

  • Erkek tipi saç dökülmesinde tedavi

    Erkeklerde meydana gelen saç dökülmelerinin en sık nedeni erkek tipi saç dökülmesidir, diğer bir deyişle androgenetik alopesidir. Androjenik alopesi; genetik yatkınlığı olan kişilerde hormonların etkisi ile ortaya çıkan, her iki cinste de görülebilen ve saç kaybı ile seyreden bir hastalıktır. Genetik yatkınlıkta; 5-alfa redüktaz enziminin saçlı derideki dağılımı önemli bir belirleyicidir. Bu enzim sayesinde aktive olan hormonlar nedeniyle saç dökülmesi olur. Kalın, siyah kılların, açık renkli ve ince tipi kıllarla yer değiştirmesi görülür. Görülme sıklığı ilerleyen yaşla birlikte artar, ancak başlangıç yaşı ve ilerleme oranı değişkendir. Beyaz ırktaki erkeklerin %80’inde 70 yaş itibariyle saç dökülmesi vardır. Bu durum yaşla beraber çok sık görülen fizyolojik bir olay gibi algılanmasına rağmen yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemekte ve insanları medikal bir çare arayışına itmektedir. Günümüzde saç dökülmeleri ve tedavisi konusunda değişik yöntemler arayışı ortaya çıkmıştır.

    Anrojenik saç dökülmesi tedavisinde amaç kıl folikülünün minyatürizasyonunu durdurmak ve saçların yeniden çıkışını ve saç şaft kalınlığını arttırmaktır. Güncel tedaviler hastalığın ilerleyişini durdurur ve az miktarda yeni saç çıkışı sağlar. Hastaların saç dökülmesi hakkında bilgilenme düzeylerinin artışı ile erken tanı ve tedavi şansı artmakta, hastalık nedeniyle oluşan psikososyal etkilerini azaltmaktadır. Saç dökülmesi olan kişilerin bu durumu benign bir durum olarak algılanarak tedaviye ihtiyaç duyulmasa da, bazı hastalarda yaşam kalitesinde belirgin bozulmaya yola açan psikolojik stres nedenidir. Tedaviye karar verirken kişi öncelikle durumun doğal ilerleyişi hakkında bilgilendirilmelidir.

    MEDİKAL TEDAVİLER; Erkeklerde saç dökülmesi tedavisinde FDA tarafından onaylanmış 2 ajan vardır bunlar; topikal minoksidil ve oral finasterid tedavileridir. İki tedavi de saç büyümesini uyarıcı ve saç kaybını önleyici etki gösterir. Medikal tedavilerin saç dökülmesini durdurucu etkisi tedavi başlangıcından 3-6 ay sonra, görünür yeni saç çıkışını sağlayıcı etkisi 6-12 ay sonra ortaya çıkar.Maksimum etkinliğin sağlanabilmesi için aralıksız tedavi gerekir. Kişiler tedavi ile asla dökülmeden önceki saç yoğunluğuna ulaşılamayacağı ve tedavinin asıl amacının saç dökülmesinin ilerlemesinin önlenmesi olduğu konusunda bilgilendirilmelidir.

    CERRAHİ TEDAVİLER; Saç Transplantasyonu, saçın oksipital (ense) bölgeden alınarak saçsız verteks (tepe) veya frontal(ön) alana ekilmesidir. Modern tekniklerle %90’ı aşan greft sağ kalım oranları sağlanmaktadır. Modern saç ekimi 1930’lu yıllarda Japonya’da başlamış, önceleri punch şeklinde alınan greftlar kaş ve kirpik dökülmelerinde kullanılmıştır. Zamanla androjen dirençli oksipital alanın daha iyi bir donör olduğunun farkına varıldı. 1995’te Bernstein ve Rassman folikuler ünite transplantasyonunu bulmuşlar ve saç folikülleri 1-4 saç kılı içeren üniteler halinde transplante edilmeye başlanmıştır. Foliküler ünite transplantasyonunda donör kıllar 2 yolla alınabilir;

    1)Foliküler Ünite Transplantasyonu (FUT) Genetik olarak dökülmeye dirençli saç köklerinin bulunduğu ense bölgesinden lokal anestezi altında, şerit şeklinde alınan saç kökleri, mikroskobik aletler altında doğal yapıları bozulmadan uygun tekniklerle, saç ve saç köklerini barındıracak şekilde 1-4’lü kümelere ayrılarak seyrelmiş ya da tamamen dökülmüş olan bölgeye ekilmektedir. Ensede saçların alındığı bölge, estetik cerrahi yöntemlerine uygun olarak dikilir. Bu yöntemin dezavantajı ense bölgesinde kalan çizgi şeklinde skardır.

    2) Foliküler Ünite EkstraksiyonU (FUE) Foliküler ünite ekstraksiyonu yöntemi, saç köklerinin özel ince uçlu iğneler ile ense bölgesinden 1 mm’lik punch şeklinde tek tek alınarak seyrelmiş ya da tamamen dökülmüş olan bölgeye nakledilmesidir. Dikiş olmadığı için, skar oluşumu da söz konusu değildir. FUT yönteminden daha kısa zamanda iyileşme sağlamaktadır.

    PRP; Platelet Zengin Plazma Platelet zengin plazma (PRP), 20’nin üzerinde büyüme faktörü içerir. PRP, kemik greftlerinde, diş implatlarında ve yara iyileşmesinde uzun zamandır kullanılmaktadır. Çalışmalarda saç ekimi sırasında saç köklerinin PRP ile implante edilmesinin saç ekiminin başarı oranını arttırdığını göstermiştir. Yapılan bilimsel bir çalışmada ince saçlı 26 hastanın 13’üne 2-3 hafta aralıklarla 5 kez PRP enjeksiyonu yapılmış, 13 hastaya da tuzlu su enjeksiyonu uygulanmış. Tedavi sonunda kıl kesitlerinde PRP yapılan hastalarda belirgin kalınlık gözlenmiş fakat kıl sayısında farklılık bulunmamıştır. Bu çalışma saç kalitesinin artırılmasında PRP’in kullanabileceğini düşündürmektedir.

  • Saçlarımızın sağlıklı uzamasında beslenmenin rolü

    Saçlarımız, günde ortalama 0,35 mm uzarlar. Dolayısıyla saçın uzayabilmesi için, saç kökünün kaloriye, proteinlere, eser element ve vitaminlere ihtiyaçı vardır. Saç gelişiminin hem kalitesi hem miktarı kişinin beslenmesiyle yakından ilişkilidir. Sağlıklı uzayan saçlar için protein, mineral ve vitaminlere ihtiyacımız vardır. Ancak, saçların gelişiminde besinlerin rolünden bahsedildiğinde, yoğun bir bilgi kirliliği ve yanlış inanışlarla karşılaşırız. Bazı destek ürünleri gereksiz yere tüketilerek, yarar sağlamadıkları gibi dengeleri de bozarak zararlı, toksik olabilirler.

    Peki sağlıklı, hızlı uzayan saçlar için ne yapabiliriz?

    İlk olarak yeterince kalori almalıyız. Saçların uzaması için saç köklerinin enerjiye ihtiyacı vardır. Bu nedenle sağlıksız diyet yapanlarda, günlük kalori alımı 1000 kilokalorinin altında olduğunda, saçlar incelir, kolay kırılır, uzaması azalır ve dökülme artar. Saç kökü, saç üretebilmek için enerjiye ihtiyaç duyar bu nedenle saçlarımızın sağlıklı uzaması için ihtiyacımız olan kaloriyi almamız gereklidir.

    Saçlarımızın, sağlıklı uzaması için almamız gereken diğer yapıtaşı proteindir. Saçın kimyasal yapısının %80’ni keratin adlı protein oluşturur. Dolayısıyla, Et, balık, yumurta gibi yiyeceklerin yeteri kadar tüketmek, saçların sağlıklı uzamasına katkı sağlar.

    Sağlıklı saç uzamasınını sağlayabilmek için en dikkat edilmesi gereken konu demir eksikliğidir. Çünkü, kadınlar arasında sık görülen bir sorundur. Sağlık saçlar için kandaki demirin yeterli olması yetmez demir depolarınında yeterli olması gerekir. İdeal saç gelişimi için ferritin düzeyinin 70 ng/ml olması önerilmektedir. Eğer bu düzeyin altında ise demir ilaçları kullanmak gerekmektedir.

    Çinko, Vitamin B12, Esansiyel yağ asitleri, (linoleik asit ve alfa-linoleik asit gibi) sağlıklı saçlar için gereklidir. Normal diyetle beslenen kişilerde eksikliği görülmez. Eksiklik olmaksızın bu ürünlerle yapılan desteğin herhangi bir fayda sağlamadığı gözlenmiştir. Fakat beslenme bozukluğu olan kişilerde, mutlaka tetkik edilmeli ve eksiklik varsa dışarıdan alımmalıdır.

    Saçlarımız daha hızlı uzaması için besin takviyesi olarak ne alalım?

    Sarı darı (millet) ekstresi; Sarı darı, içinde silisik asit, aminoasitler, vitamin ve mineraller bulunan doğal bir üründür. Sarı darı ekstresi, sistein, ve kalsiyum pantotenat içeren destek ürünleri saçlarımızın daha hızlı uzamasına katkı sağlayabilir.

    Soya; Proteinden zengin soya fasulyesinin saç gelişimine olumlu etkileri olduğu öne sürülmüştür.

    Selenyum; Selenyum, glutatyon peroksidazın önemli bir komponenti olan esansiyel bir eser elementtir. Saç uzamasına katkı sağlar. Fakat, normal şartlarda eksikliği görülmez. Ancak ileri beslenme bozukluğunda ve toprağın selenyumdan fakir olduğu bölgelerde selenyum eksikliği görülebilir. Selenyumun yüksek dozlarda intoksikasyona neden olabileceği, fazlasının da saç dökülmesi yapabileceği hatırlanmalıdır.

  • Cildiniz tatil için hazır mı?

    Bütün bir yıl boyunca beklenen tatil zamanı geldi. Tatil mekanı için rezervasyon, yazlık kıyafet seçimleri gibi hazırlıklar yapılırken genellikle cilt sağlığı ihmal ediliyor. Ancak tatile çıkmadan alınacak birkaç küçük önlem ile cilt yaz mevsiminin olumsuz etkilerine karşı daha güçlü hale getirebiliyor.

    Yeşil yapraklı sebzeler cildin nem dengesini korur

    Kusursuz bir ten için cilt bakım ürünleri ve uygulanan bakımlar kadar tüketilen yiyecekler de oldukça önemlidir. Nem dengesini korumak ve pürüzsüz bir cilde sahip olmak için ilk kural doğru beslenmeye dikkat etmektir. Sağlıklı bir cilt için; vitamin ağırlıklı beslenmek, taze sebze ve meyve tüketmek, yeşil yapraklı sebzeler tüketmek bütün bunlara destek olarak A,C ve E vitamini almak tatilde daha güzel ve sağlıklı görünmeye yardımcı olacaktır. Cilt için yararlı gıdaların yanı sıra su tüketimi de çok önemlidir. Cildin nem dengesini korumak için günlük yeterli miktarda su tüketilmelidir.

    Cilt tipine göre nemlendirici, güneş koruyucu

    Her cilt tipi için saat 11.00-15.00 arası direkt güneş görmek zararlıdır. Bu saatlerde uzun süre güneşe maruz kalan cilt kurur, yıpranır ve erken yaşlanır. Eğer dışarı çıkılacaksa cilt tipine uygun, güneş koruma faktörü içeren kremler veya losyonlar kullanılmalıdır. Açık renk tipine sahip kişiler yüksek güneş koruma faktörlü ürünler tercih etmelidir. Örneğin; sarışın ya da kızılların SPF 50, kumralların SPF 30, Esmerlerin ise SPF 15-20 özellikli güneş koruyucu kullanması uygundur. Güneş koruyucu kremler dışarı çıkmadan 20 dakika önce sürülmeli ve 2-3 saatte bir yenilenmelidir.

    Dudakların kurumaması için…

    Dudaklar yaz döneminde, denize ve güneşe bağlı olarak kurur ve çatlar. Uzun süre güneşe maruz kalındığında dudaklarda ‘aktinik keilit’ olarak adlandırılan dudakta belli bölgelerde kalınlaşma, çatlama, kapanmayan yaralar ve kabuklanmalar oluşabilir. Zamanla kronikleşen bu durum, önlem alınmazsa kanserleşmeye kadar ilerleyebilmektedir. Sağlıklı ve güzel görünümlü dudaklara sahip olmak için seramid ve üre içeren nemlendiricilerle sık sık nemlendirme, en az SPF 15 olan güneş koruyucu kremler kullanmak gerekir.

    Duş sonrası nemlendirici şart

    Vücut nemlendiricilerini kullanmak cilt için önemlidir. Duş sonrası nemlendirici kullanmak bir tercih değil alışkanlık olmalıdır. Duş sonrası vücut nemlendiricileri kullanmak hem duş sonrası rahatlatacak hem de cildinizin ihtiyacı olan bakımı sağlayacaktır. Vücut nemlendiricilerini kullanırken, cilt tipinize uygun ürünler tercih edilmelidir.

    Ayaklara vazelin ile sağlıklı görünüm

    Doğru ve düzenli olarak yapılan uygulamalarla ayaklar da sağlıklı ve kusursuz görünebilir. Ayaklar yıkandıktan sonra mutlaka kurulanmalıdır; çünkü nemli kalması bakteri oluşumuna neden olabilir. Ayaklar, özellikle de topuklar; salisilik asit içeren pomatlarla yumuşatılıp, üre içeren kremlerle nemlendirilebilir. Sertleşen ayak tabanları için haftada bir ponza taşı ile hafifçe törpüleme işlemi yapılması zaman içerisinde oluşan ölü deriyi temizlemekte ve nasırlaşmanın önüne geçmekte yardımcı olacaktır. Ayaklara sık sık vazelin uygulanması, ayak derisinin yumuşak ve sağlıklı görünmesini sağlar.

    Saçlara özel bakım

    Tatilde saçların yıpranmasını önlemek için özel bir bakım gerekir. Saçın ihtiyacına göre önerilecek özel saç bakım kürleri ve maskeler ile saçların yıpranması önlenebilir hem de yıpranmış saçlara tekrar canlılık kazandırılabilir. Kuru saç tipleri için öncesinde saç özel bitki yağları ile nemlendirme sağlanabilir. Saçın daha sağlıklı görünebilmesi için mezoterapi uygulaması da yapılabilir. Mezoterapi, cildin ve saçın ihtiyacı olan minerallere kavuşmasını sağlamaktadır. Böylelikle saçlar çok daha sağlıklı bir görünüme ulaşabilir.

  • Mezoterapi !

    Mezoterapi estetik amaçla, bir takım maddelerin cilt ve cilt altına mikroenjeksiyon tekniğiyle verilmesidir.

    MEZOTERAPİ HANGİ DURUMLARDA KULLANILIR?

    Yüz gençleştirme (mezolifting)

    Saç dökülmesi

    Sellülit tedavilerinde uygulanır.

    MEZOLİFTİNG NEDİR?

    Yüz, boyun, el sıtındaki ince çizgilerin giderilmesi, cildin genel olarak gençliğinin arttırılması aracılığıyla, cilt içine küçük enjeksiyonlar halinde, özel kokteyllerin verilmesidir. Yüze uygulanan bu enjeksiyonlar sonucunda cildin gerginliği artarak toparlanır, hücre yenilenme süreci hızlanır.

    CİLDE NELER UYGULANIR?

    Cilde parlaklık, nem ve canlılık veren birtakım maddeler enjekte edilir. Genellikle A, D, C, B, E gibi antioksidan vitaminler, selenyum, gliko biloba, cilde dolgunluk ve nem veren hyaluronik asit içeren kombinasyonlar kullanılır.

    AĞRILI BİR İŞLEM MİDİR?

    İşlem öncesi sürülen topikal anestezikler sayesinde uygulama daha konforlu hale getirilir.Çok ince bir enjektör ile derinin altına karışım enjekte edilir. Tedaviden sonra hasta günlük yaşamına rahatlıkla devam edebilir.

    SEANS SÜRESİ VE SIKLIĞI NASILDIR?

    Seanslar ortalama 15-30 dk. Sürer, seans sayısı yaş grubuna göre değişmekle birlikte ortalama 4-6 seanstır.

    KİMLERE UYGULANIR?

    Yaşlanma etkilerini geciktirmek, yorgun ve soluk görünümü gidermek, oluşan kırışıklıkları gidermek, cildi canlandırmak ve toparlamak amacıyla herkese uygulanabilir.

    KİMLERE UYGULANMAZ?

    Gebelere

    Emziren bayanlara

    Uçuğu olanlara

    Deri hastalığı olanlara (sedef, egzama gibi)

    Uygulama sonrası güneşe maruz kalınmamalıdır.

    SAÇ MEZOTERAPİSİ

    Saç dökülmesini durdurmak, saçın kalitesini arttırmak, yeni saç çıkışlarını aktif hale getirmek

    için belli aralıklarla saçlı deriye birtakım maddelerin enjekte edilmesidir.

    Saç dökülmesi çeşitli nedenlerle olur:

    -Androgenetik Alopesi – Genetik yatkınlığa bağlıdır. Erkeksi tipte saç dökülmesi olarak

    adlandırılır.

    -Telogen Effluvium – Gebelik, emzirme, menapoz dönemi, tiroit hastalıkları, beslenme bozuklukları, aşırı kilo alma ve verme, uygun olmayan diyetler, vitamin-mineral eksiklikleri, bazı ilaçlar, kronik hastalıklar (kan hastalıkları, maligniteler, enfeksiyon hastalıkları vs), saça uygulanan mekanik ve kimyasal işlemler, stres saç dökülmesinin başlıca nedenlerini oluşturur. Saç kıran (alopesi areata), mantar hastalıkları da saçlarda dökülmeye neden olan saçlı derinin hastalıklarıdır.

    Saç dökülmesi durumunda öncelikle bir dermatoloji doktoruna başvurulmalıdır. Dermatolog doktor birtakım tetkiklerin sonucunda saç dökülmesinin nedenini saptayıp, ona göre tedaviye başlayacaktır.

    Saç mezoterapisi tedaviye destek bir uygulamadır .Saç köküne çok ince uçlu iğnelerle birtakım ilaçlar verilerek, saç kökü beslenip tedavi durdurulmaya çalışılır. Bu ilaçlar vitamin, aminoasit, mineraller, damar düzenleyici ve androjenleri nötralize edici ajanlardan oluşur. İlk seanslardan itibaren saç dökülmesi durmakta ve yeni saç çıkışı sağlanmaktadır. İlk seans araları daha sık olup, kalıcılık açısından idame tedavisine geçilmelidir.

    SELÜLİT TEDAVİSİNDE MEZOTERAPİ

    Özellikle kadınlarda sıklıkla kalça, karın, uyluk ve bacaklarda görülen, portakal kabuğu görünüm ve çukurcuklarla seyreden, deri ve yağ dokusundaki düzensiz görünümdür.

    Kan ve lenfatik dolaşım bozuklukları başlıca nedeni oluşturur. Hormonal faktörler de, özellikle östrojen hormunu önemli bir role sahiptir.

    Sellülit tedavisinde kullanılan mezoterapi ajanları yağ yakıcı, dolaşımı düzenleyici, oksijenlenmeyi arttırıcı etkiye sahiptir. İnce uçlu iğnelerle derinin orta tabakasına enjekte edilirler. Sellülitli alanda kan akımını ve lenfatik dolaşımı düzenler, yağ depositlerini azaltır ve sertleşmiş bağ dokuyu düzeltirler. 1 haftalık periodlarla 4-10 seans uygulanır.

  • Saç dökülmesinin nedeni önemli sağlık sorunları olabilir

    Mevsimsel değişiklikler, stres, demir eksikliği ve hormon bozuklukları saç dökülmesinin nedenlerinden yalnızca birkaçıdır. Ancak saç dökülmelerinin kaynağında ciddi hastalıklar da yatabilmektedir.

    2 ayı aşan saç dökülmesini önemseyin

    Saçlı deride ortalama 100 bin adet saç bulunmakta ve erişkinlerde yıkanma ve taramaya bağlı olarak günde ortalama 100-150 adet saç teli dökülebilmektedir. Saç dökülmesi; hormonal ve besinsel faktörler, kimyasal maddelere maruziyet, genetik yatkınlık, sistemik hastalıklar, kıl gelişimi bozuklukları, ilaçlar, psikolojik stres ve saçlı deri hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Sağlıklı bir insanda saç dökülmeleri 2 aya kadar sürebilmektedir. Yılda 3 kez tekrarlanan saç dökülme süresinin 2 ayı aşması ise bazı ciddi hastalıkların habercisi olabileceği gibi uzman yardımı alınmasını gerektirebilir. Saç dökülmesi genellikle tetikleyici faktörden 3-4 ay sonra başlamakta ve bu faktörler tedavi edildikten 6-12 ay sonra normale dönebilmektedir.

    Uzun süreli hipotiroidi kalıcı kök kaybına neden olabilir

    Tiroid bezinin az çalışması yani hipotiroidi durumunda yaygın saç kaybı ya da vücut kıllarında kayıp görülebilmektedir. Tiroid hormonu tedavisi sonrası ortalama 8 haftada saçlar normal haline dönmeye başlamaktadır.Uzun süreli hipotiroidide kalıcı kök kaybı bile gelişebilir. Bunun yanında tiroid bezinin çok çalışması yani hipertiroidizm de saç dökülmesi sebebi olabilmektedir.

    Demir eksikliği olan kadınların % 70`inde saç dökülmeleri görülür

    Doğum sonrası özellikle 1-4. aydan itibaren hormonal değişimlere bağlı olarak saç dökülmesi başlar ve genellikle 6 aydan kısa sürer. Kadın hastalarda özellikle saçların ön bölgelerinde seyrelme, akne, adet düzensizliği, tüylenmede artış gibi problemler olduğunda cinsiyet hormonlarının düzeyini kontrol etmek gerekmektedir. Diffüz yani tüm saçlı deriyi kapsayan saç kaybından yakınan kadınların % 70`inde demir eksikliği saptanmaktadır. Kansızlık olmadan sadece demir depolarının azalması bile saç dökülmesine neden olabilmektedir.

    Çinko, B12 ve D vitamini eksikliğine dikkat!

    Çinko, biotin, B12 vitamini, folik asit eksikliği ve D vitamini eksikliği de saç dökülmesine neden olmaktadır. Sıkı diyetlere başladıktan yaklaşık 1-6 ay sonrasında saç dökülmesi oluşabilmektedir. Vücuttaki protein depolarının azalması, kıl hücrelerinde yetersiz protein üretimine ve kıl kaybına yol açmaktadır. Yüksek ateşli hastalıklar veya geçirilen cerrahi müdahalelerden 2-5 ay sonra saç dökülmesi görülebilmektedir.

    Stresin derecesi ile saç kaybı miktarı doğru orantılıdır

    Bazı tansiyon ilaçları, kolesterol düşürücü ilaçlar, tiroid hormonunu düşürücü ilaçlar, doğum kontrol hapları, psikiyatride kullanılan bazı ilaçlar, A vitamini ve türevi bazı ilaçlar saç dökülmesine neden olabilmektedir. Saç kaybının kendisi de stres düzeyini artırabilmekte ve bir kısır döngüye neden olabilmektedir. Uzun süren saç dökülmesi durumunda altta yatan farklı hastalıkların olabileceği göz önünde bulundurulmalı ve mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Saçkıran (alopesi areata)

    Saçkıran (alopesi areata)

    Alopesi areata nedir?

    Alopesi tıp dilinde saç kaybı anlamına gelmektedir. Alopesi areatada ise saçlarda aniden yuvarlak saçsız alanlar oluşturacak şekilde dökülme olmasıdır.

    Alopesi areatanın nedeni nedir?

    Alopesi areata otoimmun bir hastalıktır. Otoimmun hastalıklarda bilinmeyen bir nedenle bağışıklık sistemi kendi hücrelerini yabancı olarak görüp bu hücrelerle savaşmaya başlar. Bu durumda kıl kökleri etrafında bulunan lenfosit denen hücreler sitokin diye adlandırılan kimyasallar salgılarlar ve bu da saçlarda dökülmeye neden olur.

    Hastalığın ailesel özelliği var mıdır?
    Alopesi areata ailenin bir bireyinden fazlasında görülebilir veya ailenin diğerlerinde pernisiyöz anemi ve vitiligo gibi diğer immun hastalıklar bulunabilir.

    Hastalık bulaşıcı mıdır?

    Alopesi areata bulaştırıcı değildir.

    Alopesi areatanın nedeni nedir?

    Hastalığın yenilen gıdalarla bir ilişkisi yoktur. Diğer sağlık problemlerinde olduğu gibi hastalık stresli bir olaydan sonra başlayabilir, fakat bu olguların hepsinde yoktur.

    Hastalık nasıl görülür?

    Alopesi areata belirgin bir rahatsızlık vermediği için, genellikle berberler tarafından saptanır. Saçın büyümesi durur ve kökünden ayrılır. Alpopesi areata üç evre gösterir. İlk olarak saçlar aniden dökülür, sonra dökülen alanda genişleme olur. Son olarak da saçlar başlangıçta renkleri beyaz veya gri olarak çıkmaya başlarlar. Bu ayları hatta yılları alabilir. Yeni kıllar çıkarken diğerleri dökülebilir.

    Saçların tamamı dökülebilir mi?

    Etkilenen hastaların %5 ine kadar olanında tüm saçlar dökülebilir. Bu duruma alopesi totalis denilir ve çok uzun sürebilir. Hastaların %1 inden azında vücut kılları tamamiyle dökülür, bu durum alopesi üniversalis olarak bilinir.

    Hastalığın başka bir zararı var mıdır?

    Alopesi areata fiziksel bir rahatsızlığa neden olmaz, ama psikolojik olarak hastayı etkiler.

    Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Ne yazık ki hastalıkta kesin çözüm sağlayabilecek tedavi yoktur. Hastalık yavaş bir şekilde kendiliğinden iyileşebilir. Bazen yeni gelen saçlar beyaz veya gri renktedir, daha sonra orijinal renklerine dönerler.

    Saçsız alana kortizon enjekte edilmesi saçların çıkışını hızlandırabilir. Bu tedavi intralezyonel kortizon enjeksiyonu olarak bilinir. Saçlardaki yeniden büyüme sadece enjeksiyon yapılan yerde görülür. Bu tedavi yeni alanlarda saç dökülmesini engellemez. Bununla beraber saçlar çıkmaya başlarsa ilave olarak yapılan enjeksiyonlar saçların çıkmasına yardımcı olur. Hastalığın tedavisinde birçok farklı alternetif yöntem kullanılır. Fakat bu tedavilerin sonuçları değişkendir. Bazı losyonların kullanılması
    bazı kişilerde saçların çıkmasına neden olmaktadır. Bu amaçla kortizonlu ilaçlar veya minoksidil ve tahriş edici bir ajan olan ditranol kullanılabilir.

    İmmunoterapi denen tedavide düşük bir konsantrasyonda alerjik reaksiyon oluşturabilecek bir madde dökülen alan uygulanır ve bir alerjik kontakt dermatit oluşması sağlanır. Bu amaçla sıklıkla diphenylcyclopropenone (diphencyprone) kullanılır. Ne yazık ki bu tedavi tahriş edici ve rahatsızlık vericidir, sıklıkla lenf bezlerinde büyümeye neden olur.

    Yaygın saç kaybı durumunda güvenilir bir tedavi yöntemi yoktur. Kortizon içeren haplar, PUVA dediğimiz bir ışık tedavisi uygulanabilir. Fakat bu tedavilerin bir takım yan etkileri vardır.

  • Saç dökülmesi ve tedavisi

    Saç dökülmesi ve tedavisi

    SAÇ DÖKÜLMESİ
    Farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilen saç dökülmesi hem kadınlarda hem de erkeklerde ciddi psiko-sosyal problemleri beraberinde getiriyor. Doğru teşhis edildiğinde saç dökülmesini önlemek mümkün.
    Kişinin elini saçına her götürdüğünde elinde saçların kalması ve sabahları yastığında saç bulması saç dökülmesi hastalığının belirtisidir. Buna rağmen günde 50-100 adet saç teli dökülmesinin normal olduğuda bilinmelidir. Ancak pratikte bunun sayılması güçlük çıkartabilir. Esasında kişi önemli oranda saç dökülmesinin olup olmadığını basit bir testle ölçebilir. Üç gün yıkanmamış saçı; işaret ve orta parmak arasına sıkıştırılacak. Bir tutam saç uç bölgeye kadar sıyırılacak. 5 saç telinden fazlasının elimizde kalması dökülmenin önemli olduğunu gösterir.
    Sağlıklı bir insanda saç dökülmeleri 2 aya kadar sürebilmektedir. Yılda 3 kez tekrarlanan saç dökülme süresinin 2 ayı aşması ise bazı ciddi hastalıkların habercisi olabileceği gibi uzman yardımı alınmasını gerektirebilir. Saç dökülmesi genellikle tetikleyici faktörden 3-4 ay sonra başlamakta ve bu faktörler tedavi edildikten 6-12 ay sonra normale dönebilmektedir.
    Saç dökülme nedenleri nelerdir?
    Mevsimsel değişiklikler, stres, demir eksikliği ve hormon bozuklukları saç dökülmesinin nedenlerinden yalnızca birkaçıdır. Ancak saç dökülmelerinin kaynağında ciddi hastalıklar da yatabilmektedir.
    Fiziksel stres: Fiziksel travma, ameliyat, kaza ya da ciddi bir hastalık, geçici olarak saç dökülmesine neden olabilir. Saçın 3 evreden oluşan bir yaşam döngüsü vardır. Saç uzar, bekler ve ardından dökülür. Fiziksel stres sonucu bu döngü bozulabilir ve daha çok saç teli dökülme evresine doğru itilir. Fiziksel travmadan sonra 3 ila 6 ay içerisinde saç dökülmesi belirgin bir şekilde fark edilebilir.

    Duygusal stres: Fiziksel strese kıyasla duygusal stres nedeniyle saç dökülmesine daha az rastlanır. Ölümler, boşanma, iflas benzeri duygusal anlamda kişileri zorlayan dönemlerde, eğer saçlarınız dökülmeye yatkınsa stres bu süreci hızlandırabilir.

    Tiroid bezi hastalıkları:Tiroid bezinin az veya çok çalışması durumunda yaygın saç kaybı görülebilmektedir.
    Anemi: Demir eksikliğinden kaynaklanan anemi (kansızlık) aslında çok kolay bir şekilde düzeltilebilecek bir saç dökülme nedenidir. Kansızlığın halsizlik, baş ağrısı, soluk cilt rengi ve el ile ayaklarda soğukluk gibi başka belirtileri de vardır.
    Doğum: Az önce sözünü ettiğimiz fiziksel strese bir örnek de hamileliktir ve doğumdur. Bu süreçte ayrıca hormonal faktörler de devreye girer. Doğumda 2-3 ay sonra ortaya çıkmaktadır. Çoğu zaman tedavi gerektirmeden kendiliğinden iyileşir.
    Protein eksikliği: Eğer protein yönünden eksik besleniliyorsa, vücut kendisine gereken proteinden tasarruf etmek için saç uzamasını kesecektir.

    Ani kilo kaybı: Ani kilo kaybı da vücut için bir tür fiziksel travmadır. Kilo kaybetmeniz sağlığınız açısından yararlı olsa bile ani şekilde kilo vermek saç dökülmesine neden olabilir.
    – ilaçlar: Bazı kan inceltici ilaçlar, kalp hastalıkları, kanser, tansiyon ve romatizmal hastalıklar için kullanılan ilaçlar , bazı sivilce ilaçları ve antidepresanlarda yan etkilerden biri de saç dökülmesidir. Bu türdeki ilaçların hepsinde bu yan etki olmadığı gibi, burada sayılmayan başka tür ilaçlar da saç dökülmesi yapabilir. Sürekli kullandığınız ilacın saç dökülmesine neden olup olmadığını doktorunuzla görüşebilirsiniz.
    Çinko, B12 ve D vitamini eksikliği:Çinko,bakır, biotin, B12 vitamini, folik asit, eksikliği ve D vitamini eksikliği de saç dökülmesine neden olmaktadır.
    Polikistik over sendromu: Polikistik over sendromunda kadınlık ve erkeklik hormonlarında bir dengesizlik söz konusudur. Androjen hormonunun fazlası yumurtalık kistlerine, kilo kaybına, regl döngüsünde değişikliklere ve saçların zayıflamasına neden olabilir.
    Androgenetik saç dökülmesi(AGA):Saç kaybının en önemli nedeni AGA’dir. Erkek ve kadınlarda tepe bölgesinde saç kayı ile
    seyreder. AGA terimi, genetik bir yatkınlık ile androjenlerin varlığını ifade ederHer iki cinste de başlangıç ergenlik sonrasında
    herhangi bir zamanda oluşabilir. Genellikle başlangıç 30 ve 40. yaşlardır. Klinik olarak erkeklerde 17 yaş, kadınlarda 25-30 yaşlarında farkedilir.
    Saç Dökülme Tedavisi:
    Yapılacak muayene ve tetkik sonucunda bir hastalık tespit edilirse (hipotiroidi, polikistik over gibi) bu hastalığın tedavi edilmesi saç dökülme sorununu çözecektir. Yine demir, B12 gibi ücutta bir eksiklik görülürse bunun giderilmesi sorunu çözecektir. Herhangi bir hastalık veya eksiklik tespit edilmediği durumlarda ise finasterid, minoxidil, d-panthenol gibi ilaçlarla sorun ortadan kaldırılmaya çalışılır.
    Ayrıca saç dökülmesi tedavisindede özel rolü rolü olan diğer 2 tedavi seçeneği saç mezoterapisi ve PRP (Platelet rich plazma) tedavisidir.
    Mezoterapi uygulaması saç besleyici ve geliştirici özelliği olan, aminoasit, vitamin, mineral gibi bileşenlerden oluşan kokteylerin ince uçlu özel iğneler ile tabanca veya manuel olarak saç derisine uygulanması şeklindedir.
    PRP tedavisi ise son zamanlarda geliştirilmiş bir tedavi seçeneğidir. PRP kişinin kendi kanının özel bir cihazla ayrıştırılması sonucu elde edilen trombositten zengin plazmadır. Cilt gençleştirme, sivilce izlerinin giderilmesi, cilt lekesi gibi dermatolojik durumların yanısıra saç dökülmesinde de başarıyla uygulanmaktadır. Hazırlanmış olan materyal mezoterapi tekniği ile hastanın saç derisine uygulanmaktadır.
    Sonuç olara saç dökülmesi önlenebilen bir süreçtir. 2 aydan fazla süre devam eden saç dökülmesinde dermatoloji uzmanına müraacat etmek önem arzetmektedir.

  • Saç dökülmeniz mi var ?

    Dermatolojide saç hastalıklarının en sık görülenidir saç dökülmeleri. Saç dökülmesi bir tanı değil, araştırılıp adlandırılması gereken bir sorundur. Hastalar için ise labirentin çıkmaz yollarından birisidir. Saçları dökülen hastalar fazlasıyla bunalmış ve tedaviler konusunda endişelidir.

    İnsan saçı sürekli büyüme ve dinlenme dönemleri ile büyür ve ayda ortalama 6-10 milimetre uzar. Normalde günlük saç kaybı 50-100 teldir. Anormal saç dökülmesi durumlarında ise bu sayı artar ve taraklarda, banyo ve lavabo giderlerinde ve elbiselerde aşırı miktarda saç biriktiği görülebilir.

    Saçın yaşam döngüsü üç fazdır.

    Anagen faz (büyüme fazı): 3-5 yıl sürer. Saçın yaşam döngüsünün %90’ını oluşturur.
    Katagen faz (geçiş fazı): Büyüme evresinin sonunda saç kökleri kendilerini dinlenme evresine hazırlar. Büyüme döneminden dinlenme dönemine geçişe katagen faz denir. 3-5 hafta sürer. Bu evrede saç kökleri en dip bölgelerinden başlayarak kendi içine çöker.
    Telogen faz (dinlenme fazı): Saçın köküyle bağlantısı gevşer. Yaklaşık 3-5 ay süren bu dönemden sonra saç kökünden ayrılır ve düşer. Saç telinin ayrıldığı bu yerden yenisi çıkar ve yeni bir döngü başlar.

    Bugünkü yazımda sizlerle en sık saç dökülmesine neden olan 3 hastalığı irdeleyip, tedavi aşamaları hakkında bilgi vereceğim.

    Androjenik alopesi en sık görülen saç dökülme nedenidir. Genetik olarak yatkın kişilerde androjen hormonların etkisiyle kıl foliküllerinin minyatürleşmesidir. Erken yaşta görülenlerde, artmış kardiovasküler hastalık riski olduğu çalışmalarda gösterilmiştir. Dermatoskopi muayenesinde % 20’den fazla kılın çap farklılığı mevcuttur. Kadın olgularda, tedavi öncesi serbest testesteron, DHEA-S, prolaktin düzeyleri bakılır. Bunun yanında depo demiri olan ferritinin 70 ng/ml üstünde olması gereklidir.

    Bu hastalık grubunda tedavi en az bir yıl sürmelidir. Topikal minoksidil en etkili ürün olarak halen yerini korumaktadır. Erkeklerde %5 ‘lik, kadınlarda % 2’lik formu kullanılır. Tedaviye başladıktan sonra ilk 8 hafta telogen effluvium denilen saç dökülmesi görülebilir, bu normal bir süreçtir. Etkili diğer tedavi seçeneği, tip 2-5 alfa reduktaz enzimi inhibitörü olan finasteriddir. Bu tedavi ile % 91 hastada ilerleme durdurulurken, %66’sında klinik düzelme görülür. Tedavi kesildiğinde ise saçlar 1 yıl sonra eski haline döner. Finasterid kullanımı ile ilgili erektil disfonksiyon, kalıcı seksüel bozukluk geliştiğine dair yayınlar mevcuttur. Sperm sayısında ve kalitesinde değişiklikler görülebildiğinden, çocuk yapmaya çalışan çiftlere hamilelik sonrasında ilacın önerilmesi daha akılcı olacaktır. Kadınlarda görülen androjenik alopeside bu ilaç etkili bulunmamıştır. Kadınlarda yapılan çalışmalarda sıkı karaciğer fonksiyon takibi ile birlikte Flutamid kullanımı ile etkili yanıt alınabilir .

    İkinci saç dökülmesi nedenimiz Telogen Effluvium’dur.

    Kıl döngüsündeki karışıklık ve telogen dönemdeki kıl oranının artışına bağlı, tüm saçlı deriyi kapsayan ani ve şiddetli bir saç kaybıdır. Saçta yaygın olarak incelmeler ve dökülmeler vardır. Telogen effluvium fiziksel ve psikolojik stres oluşturan olaylara karşı saç kıllarının tepkisidir. Toplum arasında bilinen sinirsel, mevsimsel saç dökülmesi bu tiptir. Kadınlarda daha sık rastlanır ve özellikle 40-60’lı yaşlarda gözlenir. Herhangi bir yaşta da olabilir. Saçların tutam tutam dökülmesine neden olabilir.

    Anagen kıllar zararlı birçok etkene karşı duyarlıdır. Telogen dönemdeki kıllar ise göreceli olarak, saçı etkileyebilecek etkenlere karşı daha az duyarlıdır. Anagen dönemdeki bir kıl zamanından önce telogen döneme geçer. Böylece telogen dönemdeki kıl oranı artar. Neden olan olaydan 3-5 ay sonra telogen effluvium başlar.

    Telogen effluvium en sık doğum sonrası gözlenir. Genellikle doğumdan 2-4 ay sonra başlar ve birkaç ay sonra kendiliğinden düzelir. Bazen bir yıla kadar dökülmeler devam edebilir.

    Menapoz, tiroid hastalıkları (Hipo-hipertroidi), yumurtalık, böbrek üstü bezi ve hipofiz tümörleri, tifo ,sıtma , viral hastalık gibi yüksek ateşle seyreden hastalıklar bu tabloyu oluşturabilir. Bazı tansiyon, depresyon ve epilepsi ilaçları, doğum kontrol hapları, A vitamininin fazla tüketilmesi ile de görülür. Kanserler, bağ dokusu hastalıkları, yeme bozuklukları, HIV/ AIDS, demir eksikliği anemisi, çinko, biotin, esansiyel yağ asitlerinin eksikliği de Telogen effluvium nedenidir. Ağır yapılan ve proteinden eksik diyetlerin ardından, cerrahi operasyon ve kaza sonrası, psikolojik stres durumlarında da saç dökülmesi bu tiptedir.

    Ancak olguların önemli bir kısmında belirgin bir neden bulunamamaktadır. Telogen effluviumu başlatan neden ortadan kalktığında, takip eden 2-3 ayda problem düzelir. Telogen kılların oranı normale döner. Ancak kıl yoğunluğunun başlangıç seviyesine dönmesi için 6-12 ay gerekebilir. Fakat temelde bazı saç sorunu yaşayan önemli sayıdaki hastalarda bu durum devam edebilir. Dökülme yıllarca sürer. Bu taktirde hastalığa “kronik telogen effluvium” adı verilir.

    Tedavisi neden ortadan kalktığında yada tedavi edildiğinde genellikle kendiliğinde düzelen bir hastalık olmasıyla birlikte, destek tedavisi de uygulanır.

    Saçlar kan dolaşımı ile sadece diplerinden beslenir. Dışarıdan uygulanan kremlerin ve losyonların etkileri geçici olur ve yeterli etki sağlamazlar. Kullanıldığı müddetçe ancak saçların iyi görünmesini sağlarlar. En uygun tedavi nedene yönelik olandır. Saç dökülmesinin nedenleri araştırılır. Örneğin demir eksikliği anemisi varsa veya tiroitle ilgili problemler varsa bu problemler tedavi edilmelidir.

    Saç için gerekli maddeler ağız yolu ile alındığında veya mezoterapi yöntemi ile saçlı deriye enjekte edildiğinde etkili sonuçlar sağlanır .

    3. hastalığımız Alopesi Areata ‘dır. Halk arasında saçkıran olarak bilinen bir saç dökülmesidir. Saçlı deride, kaş ve kirpiklerde, sakal bölgesinde yama şeklinde dökülmeler olur. Diffuz şeklinde ise bütün saçlı deride yaygın dökülme, kaş , kirpik, sakal dökülmesi, kol ve bacak kıllarında dökülme de olabilir. Başlangıçta küçük yama şeklinde olan dökülmelerin % 15-25 olguda total dökülmeye döndüğü gözlenmiştir. Hafif formların % 34-50’si bir yıl içinde düzelir. Dermatoskopik muayenesi; sarı noktaların tüm alanı kaplayacak şekilde yaygın olması, ünlem işareti şeklinde kıllar ve siyah noktaların görülmesidir.

    Tedavi : Çocuklarda tedavide ilk sırayı potent topikal kortizonlu ilaçlar alır. Erişkinlerde ise saçlı deriye yapılan steroid enjeksiyonları ile yanıt alınabilir. Topikal minoksidil tedavisi bu hastalıkta tek başına yeterli değildir. Yaygın olgularda kontakt iritasyon yapan maddelerin bu bölgelere sürülmesi ile 6 ayda % 30 cevap alındığı bildirilmiştir. Günlük doz steroid ve diğer immunsupresif tedavilerde tedavi sıralamasında yer almakta, saç ve kıl çıkışlarına neden olmakta ancak tekrarlama olasılığı % 50’nin üzerinde görülmektedir. Son zamanlarda uygulanan mezoterapi ve PRP tedavileri ile yüksek başarı yanıtı sağlanabilmektedir.

    Son olarak sizlere saç dökülmesinde başarılı bulunan PRP tedavisinden kısaca bahsetmek istiyorum.

    PRP (Platelet Rich Plazma) yöntemi, modern tıbbın gelişmesinde devrim niteliğinde gelişme yaratan yeni bir tedavi yöntemidir. Ülkemizde yeni yeni uygulamaları başlamış olan PRP yöntemi; saç dökülmesi, deri tabakasının gençleştirilmesi ve yenilenmesi, yaraların iyileşmesi, akne izlerinin tedavisi gibi alanlarda uygulanan alternatif bir tedavi yöntemidir.

    Dokuların iyileşmesinde ve kanın pıhtılaşmasında önemli rolü olan ve adına trombosit denilen kan hücresinden zengin plazmadır. Başka bir deyişle otolog (kendisi) kan konsantrasyonu da denilebilir.

    PRP ile, zayıflayan veya ölmeye başlayan saç köklerinin, tüy haline gelmiş saç tellerinin canlandırılması ve eski sağlığına kavuşturulması hedeflenmektedir. Uygulanacak kişinin kendi kanından alınan ve özel işlemlerle akyuvar ve trombositlerin ayrılması sonucu elde edilen solüsyonun seyrelmiş ya da saçsız bölgeye enjekte edilmesi işlemidir.

    PRP (Platelet Rich Plazma) yönteminin klinik geçmişi 1990’ lı yıllardır ve günümüze kadar başarıyla uygulanmıştır. Önceleri yüz çene ameliyatlarında yaraların iyileşmesini hızlandırmak için, sonraları ise kalp cerrahisi, kronik yara iyileşmesi, spor hekimliği, ortopedik cerrahi alanlarında sıklıkla kullanılmaya başlanmış, şimdi laboratuvarda kültür ortamında hücre ayrışmasında kullanılmaktadır. Ayrıca en son kullanım alanı olarak kozmetik endikasyonlardır. 2004 yılından günümüze pek çok ülkede cilt antiaging ve rejuvenasyon tekniği olarak uygulanmaktadır.

    PRP yönteminin saça uygulanması işlemi: Hastadan alınan kan santrifüje edilerek kırmızı kan hücrelerinden ayrılır. Plazma kısmı özel bir işleme tabi tutularak seyrelmiş ya da saçsız bölgeye enjekte edilir. PRP tedavisinde özel işlemle elde edilen plazmada akyuvarlar, trombositler, pıhtılaşma faktörleri ve trombosit büyüme faktörleri (PGF) bulunur. Bu yöntemde büyüme faktörü kök hücrelerinin göçünü ve çoğalmalarını tetikler. Bu sayede dokuda yenilenme süreci başlamış olur.

    Ayda 1 kez toplam 3 seans yapılan uygulama ile saç kökleri güçlenmekte ve zayıf saç telleri dökülmemektedir. Son seanstan 3 ay sonra 4. Seans uygulanarak işlem tamamlanır. Kadın ve erkekteki tüm saç dökülme tiplerine (androgenetik alopesi, hormonal, alopesi Areata yani saçkıran, kronik şeker, troit hastalıklarına bağlı dökülmeler, protein, demir eksikliğine bağlı, ilaçlara bağlı dökülmeler dahil…) uygulanabilir.