Etiket: Saat

  • Bahar Depresyonu

    Bahar Depresyonu

    Depresyon genel olarak mutsuzluk, keyifsizlik, isteksizlik, halsizlik, umutsuzluk, zevk alamama, öz saygıda azalma, enerji kaybı, kilo kaybı, uyku bozukluğu ve benzeri belirtileri gösteren tedavi edilebilir bir rahatsızlık türüdür. Ancak hayatta birçok şeyin çeşitlilik göstermesi gibi depresyon da kendi içinde çeşitlilik gösterir. Bahar depresyonu da depresyon çeşitlerinden bir tanesidir.

    Mevsim geçişleri sırasında birçok hava hareketinin meydana geldiğini görürüz. Özellikle bahar ayları yaz ve kış ayları arasındaki geçiş ayları olduğu için hava hareketlerinin dengesizleşmesi oldukça sık görünmektedir. İklimsel değişiklikler sırasında ise insan vücudu ve psikolojisi bu durumdan etkilenmektedir. Mevsimsel özelliklerin değişmesi ve gün sürelerinin değişmesi “biyolojik saat” adını verdiğimiz vücudun düzenini sağlayan mekanizmayı da etkilemiş olur. Biyolojik saatin; gün ışığı ve uyku düzenini temel alarak ayarlandığı düşüldüğünde ise mevsimsel özelliklerin duygu-durum üzerindeki etkisi dikkat çekmektedir. Bahar dönemlerinde biyolojik saatin şaşırması dolayısıyla beyinde bazı hormonların salgılanması dalgalanır ve bu durum depresif özelliklerin ve başka psikolojik durumların belirmesine davetiye çıkarır. Böylelikle eğer kişilerde depresyona düşme eğilimi ya da hikâyesi var ise bahar aylarında mevsimsel özelliklerin de değişmesiyle Bahar Depresyonu meydana gelebilir.

    Belirtileri nelerdir?

    Bahar depresyonunu diğer depresyonlardan ayırıcı nitelikte olan ilk durum ortada depresyona girmek için yeterince sebep yokken kişinin mevsim geçişleri evresinde depresif belirtiler göstermeye başlamasıdır. Bu dönemlerde mutsuzluk, halsizlik, çaresizlik, isteksizlik, sinirlilik, unutkanlık, yorgunluk, iştahsızlık, uykusuzluk, kaygı, korku, ağlama eğilimi, saldırgan tepkiler, konsantrasyon kaybı gibi durumların hepsinin ya da bir kaçının bir araya gelmesiyle bahar depresyonu gelişebilir. Depresyonun şiddeti arttıkça vücudun çeşitli yerlerinde ağrı hissi, mide-bağırsak problemleri de belirebilir.

    Bahar yorgunluğundan farkı nedir?

    Bahar yorgunluğu ve bahar depresyonu belirtiler ve süre farklılıkları dolayısıyla birbirinden ayrılır. Bahar aylarında denizlerin daha çok buharlaşması ve havadaki nem oranının fazla olması solunum yollarında fiziksel rahatsızlıklara yol açarak kandaki oksijen oranında düşmeye ve dolayısıyla yorgunluğa sebep olur. Nem ve solunum yolları ile ilgili sıkıntılar giderildiğinde ise düzelme hali beklenir.

    Bahar depresyonu ise mevsim geçişi dolayısıyla başlar ancak bu durum tek başına bir sebep değildir, tetikleyicidir. Kişi bahar ile birlikte depresyona girmiş demektir ve mevsimsel koşulların iyileşmesi depresif belirtilerin ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Eğer kişi bahar depresyonuna girdiyse uzmanlardan tedavi ve yardım alması yerinde olacaktır. Aksi takdirde depresyonun devam etmesi, şiddetini artırması ya da tekrarlaması riskleri ortaya çıkar.

    Ne zaman bir uzmana başvurulmalı?

    Depresyon tedavi edilebilir rahatsızlıklardan bir tanesidir. Kişi ömrü boyunca bir defa depresyona girebileceği gibi birden fazla defa da girebilir. Böyle durumlarda her bir depresyon süresince uygun tedavi yöntemlerine başvurmak kişinin hem ruh hem beden sağlığı bakımından önemlidir.

    Bahar depresyonuna giren bir kişide belirtiler ortaya çıkmaya başladıktan sonra birkaç hafta içinde bir düzelme hali olmaz ise konuyla ilgili psikolojik destek almak yerinde olacaktır. Ayrıca kişide depresyon geçmişi, özellikle mevsimsel depresyon geçmişi varsa belirtilerin ilk çıkmaya başladığı tarihlerde yardım alması önemli nitelik kazanmaktadır. Birçok rahatsızlıkta olduğu gibi problem ne kadar çabuk tespit edilip tedavi süreci ne kadar çabuk başlar ise o kadar avantaj elde edilecektir.

    Korunma yolları nelerdir?

    Bahar depresyonunu tetikleyici faktör iklim koşullarındaki dalgalanma ve biyolojik saatin de bundan etkilenmesidir. Böyle bir durumda biyolojik saatimizin bozulmasını engelleyici nitelikte bazı durumlara dikkat edersek bu süreci depresyona girmeden ya da daha hafif bir etkiyle geçirmek mümkündür.

    Dikkat edilmesi gereken ön önemli konu uykudur. Bir insan ortalama olarak günün 3’te 1’ini yani 8 saatini uykuda geçirmelidir. Bu süre yaş ve alışkanlıklara göre kısalabilir ancak sürenin uzamamasında fayda vardır. Uykuya dalış ne çok geç, ne çok erken olmalıdır. Sabahları da aynı şekilde makul bir saat aralığında uyku süresi en az 6, an fazla 8 saat olacak şekilde uyanmak gerekmektedir.

    Bununla birlikte, beslenme oldukça önemlidir. Birçok kişi kilo kontrolü, vakit bulamama gibi sebeplerle öğün atlama eğilimindedir ancak atlanan öğün metabolizma dengesinin bozulmasına sebep olacaktır. Belirli bir metabolizma dengesi için tüm öğünleri yapmak ve her gün ortalama olarak aynı zaman diliminde beslenmek gerekmektedir.

    Son olarak, egzersiz hayatımızın önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Spor yapacak vakti ya da imkânı olmayan kişilerin ise günde en az 40-45 dakika tempolu yürüyüş yapması vücudun ve zihnin düzene girmesinde faydalı olacaktır.

  • Sorunsuz Ev Ödevleri İçin İpuçları

    Sorunsuz Ev Ödevleri İçin İpuçları

    ‘’Ödev Zamanı’’ Çocuğa Anlatılmalıdır.

    *Okulların açılmasıyla birlikte, ebeveyn ve çocuğun birlikte karar vereceği ‘’ödev zamanı’’ uygulamasına başlanmalıdır.

    *’’Ödev zamanı’’nın anlamı, niçin gerektiği, saat kaçta başlayacağı, kaçta biteceği, kaç dakika çalıştıktan sonra mola verileceği anlaşılır ve net olmalıdır.

    *Çocuğun konulan kuralı anladığından emin olunmalı, bu zamana uyduğu takdirde sonucunda neler kazanacağı, uymadığı takdirde neler kaybedeceği mutlaka baştan konuşulmalıdır.

    *Anne baba konulan kuralda kararlı, ısrarcı ve tutarlı olmalıdır.

    ‘’Ödev Zamanı’’ Tanımlanmalıdır

    *Ödev zamanının süresi, mola zamanları, başlangıç saati ve bitiş saati belli olmalıdır.

    *Ödev zamanı her gün aynı saatler arasında olmalı, zorunlu olmadıkça değiştirilmemelidir.(ör: her gün 17:00-18:00 arası gibi)

    *Ödev zamanının ne kadar süreceği çocuğun yaşına ve dikkat süresine göre belirlenmeli ve ödev zamanı iki üç parçaya bölünmelidir.

    *Çocuk dinlenmiş olmalı ve bütün ihtiyaçları ödev zamanı öncesinde karşılanmış olmalıdır.

    *Ödev zamanı erken bir saat olmalı, ödev bittikten sonra çocuğun kendisine ait özel bir zamanı kalmalıdır.

    *Çocuğun görebileceği bir noktada mutlaka saat olmalıdır. Böylelikle çocuk zamanını kendi kontrol edebilir.

    *Ebeveynler günlük rutinlerini ödev zamanına göre ayarlanmalıdır.

    Çocuk Ödevlerini Yaparken Mutlaka Ona Destek Olunmalıdır

    *Ödev zamanında çocuğun ödev yapmaya başlayıp başlamadığı mutlaka kontrol edilmelidir.

    *Ödev zamanında ara sıra çocuğun yanına gidilerek neler yaptığı kontrol edilmelidir. Planladığı gibi ödevler uygun bir biçimde yapılıyorsa, çocuğun çabası övülmeli, gitmiyorsa sorunun ne olduğu konuşulmalıdır.

    *Ödevler zamanından erken tamamlanmış olsa bile, kalan süre akademik uğraşlarla tamamlanmalıdır.

    *Ödevin tamamlanıp tamamlanmadığı kontrol edilmelidir. Ödevdeki her hatanın görülmesi, beklenti düzeyinin yüksek olması, çocuğun motivasyonunu kırıcı yaklaşımlardır. Hatalar öncelikle çocuğa sorulabilir. Eğer çocuk hataları bulmakta zorlanıyorsa ona yardımcı olunabilir. Yazısı konusunda eleştirmek,ödevlerin en ince ayrıntısıyla kontrol edilmesi,çocuğu ödev yapmaktan uzaklaştırdığı gibi,’’ödevim yok’’yalanlarına da davetiye çıkartır.Ayrıntısı ile ödev kontrolü öğretmen sorumluluğunda olmalıdır.

    Çocuk İçin Uygun Çalışma Köşeleri Oluşturulmalıdır

    *Çocuğun ödevini en rahat yapacağı,onayladığı ve istediği bir yer,birkaç denemeden sonra ödev alanı olarak belirlenebilir.Ödev alanı iyi aydınlanan,rahat,görsel ve işitsel uyarıcılardan arındırılmış bir ortam olmalıdır.Belirlenecek alan her çocuğa göre değişebilir.Çocuğun tercihi ve kişilik özellikleri mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.Mutlaka sessiz olacak,mutlaka masa olacak gibi kesin kurallar olmamalıdır.

    *Ödev alanı günlük ödev saatlerinde sadece çocuğa tahsis edilmelidir.

    *Yakındaki televizyon,radyo vb.ödev saatinde kapatılmalıdır.

    *Ödev alanı çocuğa özel bir hale getirilmeli,orayı sahiplenmesi sağlanmalıdır.

    Ödev Savaşları Yapmaktan Kaçınılmalıdır

    *Çocukla ödev savaşları yapmak yerine öncelikle ödeve başlama ile ilgili stratejiler öğretilmelidir.Ödevlerin yapılmıyor olması,eksik yapılması ya da yetiştirilememesi belki de çocuğun ödevlerini nasıl yapacağını bilmiyor olmasından kaynaklanıyordur.

    *Çocuğun ödevleri planlamasına yardımcı olunmalıdır.Yapılması gereken ödevler nedir?Hangileri kolay gözüküyor?Hangileri daha zor gözüküyor?Zamana yaymak gerekir mi?Hangi yardımcı araç gereçlere ihtiyaç duyuyor?Hangisini önce yapmalı?Bütün bu bakış açıları çocuğa Öğretilmelidir.Ancak bu alışkanlık haline gelmemeli,bir süre sonra çocuktan bunu kendisinin yapması beklenmektedir.

    *Ebeveynler ödevlerle ilgili önerilerde bulunabilir.Öneriler ödevlerin ebeveyn tarafından yapılmasına kadar gitmemeli,yapılmayan ödevlerde çocuğun kendisinin çözüm üretilmesi beklenmelidir.

    Çocuğun becerisine uygun ödevler verildiğinde,belirlenmiş ödev saatleri olduğunda,uygun ortamlar yaratıldığında aslında ödev yaptırmak hiç zor olmaz.Belki de bugünden sonra yapılması gereken ödev yapma ile ilgili kuralların konulması,çocukla bunun konuşulup ortak bir noktaya varılması olabilir.

    Sınırları ve kuralları belirleyen öncelikle ebeveynlerdir.Şikayet etmek yerine önce çözümler için adım atıp,gelişmeler için beklenmelidir.Yerimizde saydıkça,adım atanın karşı taraf olması gerektiğini düşündükçe,daha uzun yıllar ödev gibi bir çok alanda çocuğumuzla ve başkalarıyla sorun yaşamaya devam ederiz.

  • Uykusuz çocuğa yaklaşım

    Süreç bebeğinize birazdan uyuması gerektiğini hatırlatan bir takım rutinlerin oluşturulmasıyla başlıyor. Daha önceden böyle bir rutine sahip değilseniz, oluşturmakla işe başlayın. Bebeğinizin uyku rutininde emzirme/beslenme, sonrasında rahatlatıcı bir banyo, pijamaların giyilmesi, odanın karartılması ve sakinleştirici beyaz gürültünün dinletilmesi yer alabilir. Tüm bu aşamaları her gece uykusu öncesinde tutarlı bir şekilde yapmanız bebeğinizin uyuma vakti geldiğini anlamasını ve bu düzene uymasını sağlayacaktır.

    Uyku rutinini tamamladınız, bebeğiniz rahatlamış ve uykulu hissetmeye başladı ve uyku zamanı geldi. Şimdi bebeğinizi, uykuluyken fakat henüz uykuya dalmamışken, yatağına yatırın. Eğer ağlamazsa ve mızırdanmazsa odasından çıkın.

    Dur, Bekle ve Dinle!

    Eğer bebeğiniz ağlamaya başlarsa, “Dur, Bekle ve Dinle!” yöntemini uygulayın. Hemen odaya girmeyin. Önce birkaç dakika durun ve bebeğinizi dinleyin; gerçekten korku ve yalnızlık hissetti, size mi ihtiyacı var yoksa biraz mızırdanıp susma eğilimi mi gösterecek. Hemen müdahale etmeden kendi kendine sakinleşmesi için biraz zaman verin.

    Bebeği Yatağından Alın. (Kaldır)

    Eğer bebeğiniz kendi kendine sakinleşmiyorsa, odaya girin ve onu yataktan alın. Sakinleşene kadar kucaklayın ve yanında olduğunuzu ona hissettirin. Bu aşama yatır/kaldır yönteminin “kaldır” bölümünü oluşturuyor.

    Bebeği Yatağına Yatırın. (Yatır)

    Bebeğiniz sakinleştiğinde ve hala uyanıkken onu tekrar yatağına yatırın. Bu da yöntemin “yatır” bölümünü oluşturuyor.

    Bu süreç bebeğiniz tamamen uykuya dalana kadar böyle devam ediyor. Başka bir deyişle, bebeğinizi yatırıyorsunuz eğer ağlar ve size ihtiyacı olduğunu hissederseniz yatağından alıp sakinleştirip yeniden yatağına bırakıyorsunuz. Ufak tefek mızırdanmalarda müdahale etmeyin. Yatır kaldır yöntemi zaman alan ve her yöntem gibi sabır gerektiren bir uyku metodudur. Tracy Hogg’un ifade ettiği gibi bazen bu yatır kaldır aşaması saatler sürebiliyor, yorucu oluyor ama sonunda bebeğiniz kendi başına uyumayı öğrenmiş oluyor. Bu yöntemin başarısında ve ne kadar zaman alacağında bebeğinizin mizacı ve sizin sabrınızın büyük önemi var.

    Yatır Kaldır Yöntemi Hangi Yaş Aralığı İçin Uygundur?

    Bu yöntem 4 ay itibariyle uygulanabilir. 4-8 ay arası en etkili olabileceği dönem olarak görülüyor. Biraz daha büyük bebekler için de uygulanabilir.

    Yatır ve kaldır döngüsü bazı bebekler için fazla uyarıcı olabilir. Onları rahatlatmak yerine, gerilim yaratan bir süreç haline gelme ihtimali göz ardı edilmemeli. Bu noktada bebeğinizi iyi tanımanız ve verdiği sinyalleri doğru yorumlamanız gerekiyor.

    Uyku Eğitimi Nedir?

    Uyku eğitimi, bebeğin kendi kendine uykuya dalmayı öğrenmesine ve gece boyunca kesintisiz uyumasına yardımcı olan bir süreçtir. Bu aynı zamanda pek çok uzmanın var olan farklı uyku teknikleri/metotları üzerine konuştuğu tartışmaya açık olan da bir konudur. Tek bir doğru teknik bulunmaz, her aile ve bebeğe göre değişen çeşitli uyku metotları vardır. Siz size uygun olan yöntemi seçip biz uzman rehberliğinde veya kendiniz de deneyerek uygulayabilirsiniz.

    Bazı bebekler uyku eğitimine çok kolay adapte olur ve kısa sürede başarıyı elde ederler. Bazılarıysa uykuya dalmada veya uyandığında kendi başına tekrar uykuya geçmede zorluk yaşar ve daha uzun bir süre yardıma ihtiyaç duyabilirler.

    Uyku Eğitimine Nasıl Hazırlanılmalı?

    Başarılı bir uyku düzeni oluşturmak ve uyku eğitiminden maksimum verim almak için aşağıdaki yöntemleri uygulayabilirsiniz:

    Uyku öncesi Rutini Oluşturun: Rutin oluşturmaya bebeğiniz 6 haftalık olduğunda başlayabilirsiniz. Uyku rutini bebeğinizi yatırmadan önce ılık bir banyo, masaj ve kitap okuma seansını içerebilir. Ayrıca uykudan önce ve uyku süresince beyaz gürültü sesini dinletmeniz bebeğinizi sakinleştirip daha rahat uyumasını sağlayacaktır. Tüm gündüz ve gece uykularında beyaz gürültüden faydalanabilirsiniz.

    Tutarlı Bir Uyku Saati Belirleyin: Uzmanlar bebeklerin akşam saat 7 – 8 civarı, çok yorulmalarını beklemeden, uykuya yatırılmasını tavsiye ediyorlar.

    Tahmin Edilebilir Bir Gündüz Programına Bağlı Kalın: Bebeğinizi her sabah aynı saatte uyandırın, besleyin ve gündüz uykuları için yine saatlerde uykuya yatırmaya çalışın. Bu şekilde esnek ama tutarlı bir programa bağlı kalmanız bebeğinizin de rahatlamasını ve kendisini güvende hissetmesini sağlayacaktır.

    Bebeğinizin Uykusunu Etkileyecek Tıbbi Bir Sorunu Olmadığından Emin Olun: Altta yatan bazı fiziksel sorunlar (enfeksiyonlar, alerji, reflü gibi) uyku kalitesini etkileyebilir. Uyku eğitimine başlamadan önce varsa bu gibi sıkıntıların ekarte edilmesi gereklidir.

    Çocuk bakımı ve uyku sorunları konusunda uzman, hemşire Tracy Hogg tarafından geliştirilen E.A.S.Y rutini her harfi bir eyleme karşılık gelen bölümlerden oluşuyor: Beslenme, aktivite, uyku ve sizin zamanınız.

    E.A.S.Y Nedir?

    İçerisinde beslenme, uyku ve aktiviteyi barındıran 2,5 – 3 saatlik tekrarlayıcı bir rutindir. Bu metod bebeğiniz uyuduktan sonra sizin de kendi zamanınızı yaratmanıza olanak tanır. Tracy Hogg başarının reçetesini „sistemli bir rutin oluşturma“ olarak tanımlamaktadır. Bebeğiniz sizin hayatınızın bir parçası olmalı, eğer siz onunkinin bir parçası olmaya başlarsanız evde genelde kaos durumunun hüküm sürdüğünü ifade eder Tracyy Hogg. Bu nedenle güvenli, tutarlı bir ortam yaratmanız ve bebeğinizin izleyebileceği bir tempoyu en baştan ayarlamanız başarı açısından önemlidir.

    EASY rutininde bebeğin ihtiyaçları ön plandadır, bu rutin katı bir çizelgeye bağlı kalmaz. Esnektir, çizelgeyle yapılmış gibi bir program takip edilmesini doğru bulmaz fakat sistemli olunmasını ister. Sizden beklenen bebeğinizi iyi tanıyıp onun uyabileceği bir tempoyu belirlemenizdir. Bebeğin ihtiyacını anlamanız ve farklı ağlamalarını doğru tanımlamanız gerekir. Bunun yolu da bebeğinizi iyi tanımaktan ve işaretlerini doğru anlamaktan geçer. İlk etapta zorlansanız da zamanla bebeğinizi tanıdıkça ve onu dinledikçe başarabileceğiniz bir süreçtir.

    Gelin bu rutindeki detaylara sırasıyla bakalım;

    E (Eat) – Beslenme

    Bebeğinizi ister emzirin isterseniz biberonla besleyin, beslenme onun birincil ihtiyacıdır. Bebeğinizi doyduğu zamana kadar besleyin; 25 ila 40 dk. Normal gelişimdeki bir bebek bir sonraki beslenme için 2,5 – 3 saat bekleyebilir.

    Gece uykusundan önce bebeğinizin tam olarak doyduğundan emin olun. Örneğin akşam saat 5-7 arası bir beslenmeyi saat 6-8 arası diğer beslenme öğünü takip edebilir. Son beslenmeyi saat 10 civarı bebeğiniz uyuklarken yapabilirsiniz.

    A (Activity) – Aktivite

    Burada aktivite olarak belirtilmek istenen bebeğin uyku ve beslenme dışındaki eylemleridir. 3 aylık olana kadar bebeğiniz uyku ve beslenme dışında alt değiştirme masasında veya yatağında mırıldanır halde veya bebek arabasında çevreyi izliyor olacak. Bunların hepsi bize öyle gelmese de bebekler için birer aktivite sayılıyor.

    Bebeğinizi besledikten sonra hemen uykuya yatırmayın ya da memede uyuyakalmasına izin vermeyin. Çünkü çok geçmeden bebek uyumak için buna bağımlı hale geliyor. Beslenmeyi genellikle bir aktivitenin takip etmesini öneriyor Tracy Hogg. Bu ortalama 45 dk’lık bir aktivite olabilir. Akşam saati ise güzel bir banyo yaptırılabilir, sonrasında pijamalarını giydirme ve yavaş yavaş diğer aşamaya geçiş. Alt değiştirme, giydirme, rahatlatıcı bir bebek masajı da tüm bu aktivitelere dahildir elbette. İyi bir uyku için aktivite aşamalarında bebeğinizi fazla uyaranlara maruz bırakmamaya dikkat edin.

    S (Sleep) – Uyku

    Aktivite aşamasından sonra, bebeğin odasındaki ışık miktarını azaltın ve beyaz gürültü gibi sakinleştirici bir ses açın. Böylelikle bebeğin kendi yatağında uyku aşamasına geçmiş olunur. Uyku öncesi rutinleri çok önemlidir. Özellikle gece uykusu öncesinde tutarlı bir şekilde uygulamanız gerekir ki artık gece olduğu ve uykuya geçileceğini anlasın bebeğiniz. (Banyo, masaj, giyinme, sakinleştirici sesin dinlenmesi vb.– uykuya hazırlık aşamaları)

    Y (Your time) – Sizin zamanınız

    Bebeğiniz uyuduğunda kendiniz için 1 saat veya daha uzun bir süre kalır. Bebeğinizin bağımsız oynamaya başladığı veya gündüz uykularının uzadığı zamanlarda bu süre sizin için de uzamış olacaktır. Unutmayın kendinize zaman ayırmanız bu rutini oturtana kadar en azından birkaç haftalık bir süreyi bulabilir, bu süreçte aceleci davranmayın.

    E.A.S.Y Uygulaması Zor Bir Metod Mu?

    3 aylıktan itibaren EASY rutinini uygulamaya başlayabilirsiniz. Ancak Tracy Hogg bu rutini uygulamak için bebeğin 3 aylık olmasını beklemeye gerek olmadığını savunur. Çünkü ne kadar erken olursa (örneğin 4.hafta itibariyle) yeme ve uyku gibi birtakım sorunların asgariye indirgenebileceğine inanır. Bazı ebeveynler rutin kelimesini duyduklarında dehşete düşseler de, Hogg EASY’nin esnek ve ebeveynlerin hayatlarını planlayabileceği bir sistem olduğunu, asla kati saatli bir program olmadığını ifade eder. Bebeğin dilini anlamak ön plandadır.

    EASY‘nin ne kadar başarılı olacağı bebeğe ve ebeveynlerine doğrudan bağlıdır. Ebeveynlerin bu sisteme inanmaları ve uygulamak istemelerinin yanında bebeklerinin verdiği sinyalleri doğru anlamaları işi kolaylaştıran en önemli unsurlardan biridir. Örneğin, beslenme sonrası aktivite aşamasında bebeğiniz ağlamaya başlarsa bu muhtemelen acıktığı için değil yorulduğu ve bir sonraki aşamaya hazır olduğu içindir.

    Ebeveynlerin yanında bebeğin mizacı da hangi sistemin, ne kadar uzun süre uygulanacağı konusunda fikir verir. Hogg’un Melek ve Kitap bebek olarak tanımladığı bu 2 gruptaki bulunan bebekler tahmin edileceği gibi ılımlı, uysal bir yapıya sahip ve kolay anlaşılır bebeklerdir. Rutine kolaylıkla adapte olabilirler. Ancak nazlı, huysuz ve hareketli bebekler her zaman daha fazla ilgi beklerler ve onları bir rutine sokmak nispeten zordur ama imkansız değildir. Bunu biraz da sizin yaklaşımınız, hayat tarzınız ve sabrınız belirler.

    Bebeğinizin uyumasına yardımcı olacak yöntemlerden bir tanesi de ona sarılıp uyuyabileceği bir uyku arkadaşı kazandırmaktır. Uyku arkadaşı bebeğinizin sizin dışınızdaki ilk arkadaşıdır. Uyku düzeni oluşturulmasında ve bağımsız uyumayı sağlamada size ve bebeğinize destek olacak büyük bir yardımcıdır.

    Uyku arkadaşı yumuşak bir oyuncak ayı, bebek veya bebeğinizin sevdiği güvenli başka bir nesne olabilir. Dikkat edilmesi gereken bebeğin sarılıp uyuyabileceği uyku arkadaşlarını 6. aydan sonra bebeğinizin yatağına koymanızdır.

    Dünyaca ünlü çocuk doktoru Harvey Karp, sağlıklı bir uyku için , bir uyku arkadaşından faydalanılmasını tavsiye ediyor. Uyku arkadaşının amacı bebeğin kendini güvende hissetmesini sağlaması, uyku rutininin bir parçası olarak uyku vaktini hatırlatması ve bebeğin yatağında kendi başına uyumasını sağlamasıdır.

    Bazı aileler alışkanlık yaratacağını düşünerek uyku arkadaşı veya uyku yardımcılarına şüpheyle yaklaşıyorlar. Oysa ki, Dr. Karp’ın da ifade ettiği gibi, uyku arkadaşı aslında bebeklerin özgüvenlerinin ve güven hissiyatının arttırılmasında büyük rol oynuyor. Ortaya çıkan stres durumlarında da uyku arkadaşı pek çok bebek için çok büyük bir rahatlatıcıdır.

    Ayrıca uyku arkadaşını kokunuzun sinmesi için bir süre kendi yanınızda tutup sonra bebeğinizin yatağına koymanız bebeğinizin özellikle gece uyanmalarında daha kolay uykuya dalmasına yardımcı olacaktır.

    Uyku Arkadaşı Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?

    Çok büyük, çok küçük ve ağır olmamalı. Bebeğinizin kolaylıkla kavrayıp sarılabileceği ebatta olmalıdır.

    Oyuncağı bebeğiniz ağzına da götüreceği için malzemesi herhangi bir zararlı madde barındırmamalı, sağlık ve güvenlik sertifikalarına sahip olmalı.

    Küçük veya orta boyuttaki oyuncakları gittiğiniz her yere götürebilirsiniz. Bu özelliklere sahip bir uyku arkadaşı kolay taşımanıza imkan verecek ve bebeğinizin araba veya açık havadaki uykularında da yanında olacaktır.

    Oyuncağın boğulma riski yaratabilecek ya da bebeğinizin burnuna kaçabilecek herhangi bir küçük parçası olmamalı. (boncuk veya düğme göz gibi.)

  • Uyusun da büyüsün ninni, tıpış tıpış yürüsün ninni

    Bebekler bu anonim ninnimizin söylediği gibi uyurken büyürler mi ? Evet sevgili anneler, bebekler uyurken büyür, uyurken daha çabuk büyür.

    Nasıl mı ?

    Çocukların büyümesinde en önemli role sahip olan hormon, büyüme hormonudur. Büyüme hormonu salınımının günlük ritmi vardır. Fizyolojik olarak özellikle uykunun ilk saatlerinde ve gece uykusunda belirgin şekilde salınır. Bu nedenle gün batımından sonra akşamın erken saatlerinde çocuğun uykuya başlama alışkanlığının geliştirilmesi çok önemlidir.

    Çocuğun sağlıklı bir şekilde gelişmesinde büyüme hormonlarının düzenli bir şekilde salgılanması, bunun için de akşamın belli saatlerinin uykuda geçirilmesi en önemli faktördür.

    Büyüme hormonu özellikle 0-5 yaş arası dönemde çok önemlidir. Bu hormonun yetersiz salgılanması durumunda çocuklarda daha yavaş bir büyüme görülür. Bebeklik ve çocukluk döneminde uyku, uykuya yaklaşma (çevre ile iletişimin kesildiği), rüyasız uyku (non Rem-asıl dinlenme ve rahatlamanın olduğu) ve rüyalı uyku (Rem) olarak üç evreden oluşur.

    Büyüme hormonu ise dinlenme ve fiziksel yorgunluğun giderildiği rahatlamanın olduğu dönemde salınmaya başlar. Yapılan çalışmalar büyüme hormonunun saat 22:00- 02:00 saatleri arasında daha fazla salgılandığını ortaya koymuştur.Buradan hareketle 0-5 yaşta çocukların yatma saatlerinin 20:00 civarında olması uygun olacaktır.

    Sevgili anneler, bu sebeple büyume ve gelişmenin daha hızlı olması için çocuklarımızı erken yatırmalıyız. Bununla birlikte büyüme hormonları, vücut hareketsizken, enerji harcamadığı zamanlarda daha düzgün bir ritimle salgılanır. Yorgunluk ve uykusuzluk büyüme hormonu salınımını azaltarak çocuklarda büyümeyi olumsuz etkiler ve hatta büyümenin durmasına bile sebep olabilir.

    Büyüme hormonları 22:00 ile 02:00 saatleri arasında daha çok salgılandığı için, çocuğun bu hormonlardan daha fazla yararlanabilmesi için erken yatma alışkanlığını kazanması büyük önem taşımaktadır.

    Sevgili anneler, günümüzde hepimizi çok sıklıkla rahatsız eden konulardan birisi de çocuklarımızın geç yatmasıdır. Çoğumuz bir araya geldiğimizde birbirimize veya çocuk hekimimize, çocuğumuzun uyumak bilmediğinden yakınırız.

    Çocukların çevreye, televizyona, oyuna ilgilerinin arttığı dönemler ve yanlış beslenme alışkanlıkları veya yöresel, ailesel ve sosyal bazı etkenler nedeniyle geç yatmaya eğilimli olmaları da, bu dönemlerde büyümeleri üzerinde olumsuz etkiler oluşmasına neden olmaktadır.

    Uyku sırasında büyüme hormonu yanında salgılanan diğer bir hormon ise melatonin hormonudur. Melatonin hormonu sağlıklı şekilde salgılandığında, uykunun düzeni ve kalitesi üzerindeki etkisiyle de; büyüme hormonu salınımı ile birlikte gerçekleşen çocuğun büyümesi üzerine olan olumlu etkisini artırmaktadır.

    Uyku sırasında salgılanan büyüme hormonu ve melatonin hava karardıktan sonra üretilmeye başlanır. Melatonin günlük ve mevsimlik ışık değişimlerine göre uyku – uyanıklık ritmini ayarlayan bir hormondur. Geceleri bu hormonun artmasıyla uyuma isteği ortaya çıkar. Sabaha karşı hormon salgısının durması, uykunun hafiflemesine neden olur.

    Gece onarım ve iyileşme açısından en mükemmel zamandır; gece uykusu bu sebeple çok önemlidir. Büyüme hormonunun çocuğun büyüme ve gelişmesinde, bütün doku ve organlar üzerinden etkili olur. Ayrıca bağışıklık sistemini de destekler.

    Büyüme hormonu salınımındaki bozukluk nedeniyle zamanla iştah da olumsuz etkilenir, çocukta huzursuzluk, endişe ve istenmeyen davranış biçimleri gelişir. Bağışıklığı da etkilenen çocuklar daha sık hastalanmaya başlarlar. Unutmayınız ki sevgili anneler, uyku beynin en önemli gıdasıdır. Büyüme yanında zihinsel performans üzerinde de çok olumlu etkileri vardır.

    Çocuklarınızı her gün aynı saatte yatırınız. Böylece, uyku vaktine alışmış olurlar. Çocuklarımızın erken yatmasının sağlanmasında siz sevgili annelere ve babalara büyük görevler düşmektedir. Her çocuğun bir biyoritmik saati vardır. Yani, her çocuğun kilosuna, günlük aktivitelerine, harcadığı enerjiye ve alışkanlıklarına göre uykusunun gelme saati değişiktir.

    Çocuklarımızın uyku saatinde sizlerinde bugüne kadar izlediğiniz tutumların büyük önemi vardır. Bu nedenle çocuklar uyku saatleriyle ilgili mutlaka disipline edilmelidir. Bu, çocuğun hem bedensel, hem ruhsal sağlığı, hem de sistemli bir yaşama alışması açısından önemlidir. Biz aileler tarafından yapılan basit hatalar ve birtakım davranış ve kuralları günlük hayatta faliyete geçiremememiz çocukların büyümeleri üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır.

  • Çocuklarda uyku sorunları – uyku eğitimi

    Çocuklar için uykunun önemi nedir?

    Uyku, çocukların fiziksel ve zeka gelişimi için çok önemlidir. Yapılan bilimsel çalışmalarda, uyku sorunu olan bir çocuğun uykusu düzenlendikten sonra okul başarısının ve konsatrasyonunun arttığı, dikkat eksikliğinin azaldığı gösterilmiştir. Uykusuz bir bebek gün boyu mutsuz ve huzursuzdur, yaptığı hiçbir aktiviteden zevk almaz, konsantre olamaz.

    Uyku sorunu, sadece çocuğu değil ailenin geri kalanını da etkiler, hayat kalitesini bozar. Çocuklarınıza iyi bakabilmek için önce kendinize iyi bakmanız gerekir. Bunun yolu da iyi uyumaktan geçer. Bebeğinize düzenli bir uyku sağlarsanız, kendiniz ve aileniz için de sağlamış olursunuz.

    Kronik uyku sorunu olan çocuklarda ne gibi problemler ortaya çıkar ?

    -Kazalar ve yaralanmalar

    -Davranış problemleri

    -Konsantrasyon ve dikkat eksikliği

    -Okul başarısında düşüş

    -Daha yavaş reaksiyon süresi görülür.

    Çocuklarda uyku sorunları ne sıklıkta görülüyor ?

    1-5 yaş arasındaki çocukların %25’inde uyku sorunları görülüyor ve bu sorunlar zannedildiği gibi çocuk büyüdükçe düzelmiyor. Yapılan çalışmalarda uyku sorunları olan bebeklerin %84’ünde sorunun 3 yaşından sonra da devam ettiği gösterilmiştir. Dolayısıyla sorunun çözümünü ertelememek gerekir. Uyku eğitimine ne kadar erken başlarsanız o kadar kolay ve hızlı yol alırsınız.

    Ne kadar uykuya ihtiyaçları var ?

    Yenidoğanlar: 16-18 saat

    9 ay-2 yaş : Gece 10-12 saat (bölünmeden olabilir), gündüz 2-3 saat

    1-4 yaş : Toplam 12-14 saat

    5-10 yaş : Gece 10-11 saat uykuya ihtiyaç duyarlar.

    Uyku problemi belirtileri nelerdir ?

    Uykuya dalmakta güçlük

    Gece sık uyanmalar, ağlayarak uyanmalar

    Gündüz uykulu ve huzursuz olma

    Uyku düzeninin ne zaman oluşturulması gerekiyor ?

    Bebekler doğduktan sonraki ilk 3 aylarında düzensiz bir şekilde uyuyup uyanırlar. Uyku süreleri ve saatleri değişkendir. Altı haftalık olduktan sonra gece ve gündüzü ayırt etmeye ve geceleri daha düzenli uyumaya başlarlar. Dördüncü aydan sonra da beyin yeterli olgunluğa ulaşır ve uyku düzeni oluşturulması gerekir.

    Bu düzeni oluşturmak için sihirli bir yöntem var mı ?

    Uyku düzeni oluştururken sihirli bir kelime var “ rutin”. Çocuklar düzene bayılırlar. Düzenli yatış-kalkış saatleri ve yemek saatleri olursa çok daha mutlu, özgüvenli ve sorunsuz olurlar.

    Uyku rutini oluşturun ! Bu rutin çocuğunuzun ayına/yaşına göre değişen ama her gün aynı sırada, aynı şeylerin yapıldığı bir aktivite olsun. Mesela:

    – banyo-uyku tulumu-emzirme-ninni-yatak

    – sütünü içmek-diş fırçalamak-pijamaları giymek-kitap okumak-uyku

    Önemli olan ne yaptığınız değil, çocuğunuzun hoşuna giden, zorla yapılmayan, çocuğunuzla beraber geçirdiğiniz özel bir zaman dilimi olsun. Sizin de stresinizi azaltsın, onu da sakinleştirsin. Ebeveynliğin her alanında olduğu gibi bunda da devamlılık ve tutarlılık başarının anahtarıdır.

    Zamanlama çok önemlidir. “Uyku işaretlerine” dikkat edin. Esnemek, gözleri ovuşturmak, kulakları-saçları çekiştirmek, huzursuzlanmak, ağlamak, emmek istemek..vs. uyku işaretleridir. Bu işaretleri gözleyin ve görünce daha fazla bekletmeden uykuya geçirin. Eğer gecikirseniz bebeğiniz çok yorulur ve daha zor uykuya dalar.

    Uykuyu düzenlemenin püf noktaları nelerdir ?

    Uyku işaretlerine dikkat edin. Zamanlama çok önemli !

    Gece ve gündüz aynı odada ve aynı yatakta uyutmaya dikkat edin.

    Odası karanlık ve sessiz olsun.

    Uyku rutini oluşturun ve bu rutine uyun.

    Belirli bir uyanma ve uyuma saati ayarlayın. Bu saat hafta içi veya sonu ½-1 saatten fazla değişmesin.

    Gece iyi uyuması için gündüz uykularının yaşına uygun ve düzenli olması gerekir.

    Yatağına uykuluyken ama henüz tam uyumamışken koyun. Bu sayede uyandığı zaman kendi başına tekrar uykuya dalmayı öğrenir.

    Okul öncesi çocuklarda :

    Hep aynı saatte yatırın.

    Uyku rutini oluşturun ve bunu çocuğunuza anlatın, gerekirse resimli anlatım olsun.

    Yatağına yattıktan sonra tekrar bir şey isterse ( su, süt, öpücük..vs), sadece 1 defa verin. Tekrar isterse cevap vermeyin veya hayır deyin.

    Bazı durumlarda “uykuya dalamıyorum oyunu” oynamak işe yarar.

    Sizin uyku sorunu olan hastalara yaklaşımınız nasıl oluyor ?

    Uyku sorunları her 4 çocuktan birinde görülüyor ve özellikle ilk 0-2 yaşta tüm ailenin düzenini bozan ciddi bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle ben, takibimdeki bebeklerin rutin kontrollerinde beslenme ve gelişim gibi, uyku düzenini de sorguluyor ve bu konuda aileyi bilgilendiriyorum.

    Başvuran hastalarda öncelikle ayrıntılı bir öykü alıyorum. Altta yatan uyku bozukluğuna sebep olabilecek bir hastalık olup olmadığını sorguluyorum. Kolik, kabızlık, besin alerjisi veya idrar yolu enfeksiyonu gibi durumlar uyku sorunlarına sebep olabiliyor. Uyku prensiplerini anlatıyorum. Çocuğun yaşına göre nelerin hatalı yapıldığını, ne yapılıp, ne yapılmaması gerektiğini anlatıyorum. Daha sonra aileye bebeğin uyku ihtiyacına ve yaşına göre değişen bir uyku planı öneriyorum. Bu planı nasıl uygulayacaklarını anlatıyorum ve 7 günlük bir uyku günlüğü tutmalarını istiyorum. İkinci görüşmede uyku günlüğüne göre sorun veya eksik olan kısımlarda düzenlemeler yapıyorum. Sonra bütün aileye sabaha kadar deliksiz uykular diliyorum…

  • Endoskopi ve kolonoskopi

    Endoskopi ve kolonoskopi

    Vücudun doğal açıklıklarından girerek iç organların iç yüzeylerinin gözlemlenmesine endoskopi denilir. Günümüzde hem tanı hem de tedavi amacıyla kullanılmaktadır.

    Ağızdan girerek yemek borusu (özofagus), mide ve on iki parmak barsağının (duodenumun) incelenmesine üst gastrointestinal endoskopi denilir.

    Anüsten (makattan) girilerek kalın barsağın son bölümünden (rektum) başlayarak tümünün incelenmesine kolonoskopi (alt gastrointestinal endoskopi) denilir.

    ÜST GASTROİNTESTİNAL SİSTEM ENDOSKOPİSİ (GASTROSKOPİ)

    Ucunda görmeyi sağlayan merceği ve içinde görüntüyü iletmeye yarayan optik kabloların olduğu silindir şeklindeki (çapı 7 ve 9 mm) bir aletin ağız yolundan yerleştirilmesi şeklinde yapılan işlem sonunda hastanın yutağı, yemek borusu, midesi ve 12 parmak bağırsağı görülerek incelenmektedir. Gerektiği durumlarda bu bölgelerden mikroskopik inceleme için örnek (biyopsi) alınmaktadır.

    İşlemin yapılabilmesi için hastanın aç olması gerekmektedir. Kaç saat aç kalması gerektiği yaşıyla değiştiğinden randevuyu verirken en son ne zaman beslenmesi gerektiği tarafımızdan söylenecektir. Genel olarak, emen, mama ya da süt alan bebek ve küçük çocuklar (ilk 2-3 yaş) dışında gece 24’den sonra bir şey yememeli ve su dahil içmemelidir. Genellikle açlık süres, çocuklarda 4-6 saat arasında değişmektedir.

    İşlem öncesi hastalarımız damardan verilen ilaçlarla uyutulmakta ve işlem bittikten sonra işlemle ilgili bir şey anımsamamaktadırlar. Bu uyutma anestezi (narkoz) değildir. Sedasyon denilen, sadece kısa süreli (işlem süresince, yaklaşık 10-15 dk) uyumayı sağlayan, işlem sonrası bu ilacın etkisini ortadan kaldıran bir ilaç ile de hastanın uyanmak için beklemesine gerek olmayan, yan etkisi hemen hiç olmayan bir şekilde yapılır. Aslında işlemin bulantı refleksini uyarması dışında ağrılı bir yönü bulunmamaktadır.

    İşlem sonunda hasta 2-3 saat gözlenmekte ve uyanıp yiyebildiği görüldükten sonra taburcu edilmektedir.

    ALT GASTROİNTESTİNAL SİSTEM ENDOSKOPİSİ (KOLONOSKOPİ)

    Ucunda görmeyi sağlayan merceği ve içinde görüntüyü iletmeye yarayan optik kabloların olduğu silindir şeklindeki bir aletin makat yoluyla yerleştirilmesiyle yapılan işlemle hastanın kalın bağırsağı ince bağırsakla birleştiği yere kadar görülerek incelenmektedir. Gerektiği durumlarda bu bölgelerden mikroskopik inceleme için örnek (biyopsi) alınmaktadır.

    İşlem öncesinde mutlaka hastanın bağırsak temizliğinin yapılması gerekmektedi. Bağırsak temizliğinin iyi olması için 3 gün öncesinden hasta posa bırakmayan diyete başlamalı ve bu dönemde bağırsak boşalmasını sağlayan ilaçlar almalı ve lavman (makattan verilen ilaç ile kalın bağırsağın temizlenmesi) kullanmalıdır. Hangi ilaçları, hangi dozda alacağı randevu sırasında tarafımızdan size söylenecektir. İşlemin yapılacağı gün kalın bağırsaklarda görüntüyü engelleyecek dışkı kalmamasıiçin bu uygulamalar mutlaka yapılmalıdır.

    İşlemin yapılabilmesi için hastanın aç olması gerekmektedir. Kaç saat aç kalması gerektiği yaşıyla değiştiğinden randevuyu verirken en son ne zaman beslenmesi gerektiği tarafımızdan söylenecektir. Genel olarak, emen, mama ya da süt alan bebek ve küçük çocuklar (ilk 2-3 yaş) dışında gece 24’den sonra bir şey yememeli ve su dahil içmemelidir. Genellikle açlık süres, çocuklarda 4-6 saat arasında değişmektedir.

    İşlem öncesi hastalarımız damardan verilen ilaçlarla uyutulmakta ve işlem bittikten sonra işlemle ilgili bir şey anımsamamaktadırlar. Bu uyutma anestezi (narkoz) değildir. Sedasyon denilen, sadece kısa süreli (işlem süresince, yaklaşık 10-15 dk) uyumayı sağlayan, işlem sonrası bu ilacın etkisini ortadan kaldıran bir ilaç ile de hastanın uyanmak için beklemesine gerek olmayan, yan etkisi hemen hiç olmayan bir şekilde yapılır. Aslında işlemin bulantı refleksini uyarması dışında ağrılı bir yönü bulunmamaktadır.

    İşlem sonunda hasta 2-3 saat gözlenmekte ve uyanıp yiyebildiği görüldükten sonra taburcu edilmektedir.

  • Çocuklarda beslenme bozuklukları

    Çocuklarda Beslenme Bozuklukları

    Çocuklarımızın sağlığını ve iyilik durumunu genelde yemesine göre değerlendiririz. Çoğu zaman biz büyükler çocuğumuzun yemesinden pek tatmin olmayız. Ya az yemiştir, ya bizim istediğimiz bazı şeyleri yemiyordur veya kendi başına yemiyordur.

    Hayatının belli bir döneminde beslenme problemi yaşamayan çocuk neredeyse yoktur. Bu dönemde bizim ona yaklaşımımız durumun ne kadar süreceğini ve şiddetini belirler.

    Çocuk beslenmesinin temelini anne-çocuk arasında kurulacak iletişim oluşturur. Bebeklik döneminde sağlıklı bir emzirme başarılmışsa ek gıda dönemi de genel olarak daha rahat atlatılacaktır. Unutmayalım ki beslenme bir temel ihtiyaçtır. Siz çocuğunuza uygun olan besini, uygun zamanda ve uygun miktarda sunarsanız çocuğunuz (tıbbi bir problemi olmadığı sürece) bunu mutlaka alacaktır.

    Beslenme aile ve çocuk arasında keyifli geçirilmesi gereken bir zamandır. Birşeyler yemek her insana mutluluk verir. Hele bunu sevdiğiniz biriyle birlikte yapıyorsanız daha da keyifli hale gelecektir. Bu durumda ne yapmalı?

    1. Çocuğunuzun uyku ve yemek saatlerini düzenleyin.

    Çocukların gece 20-21 arasında yatması, sabah 07 civarında kalkması gereklidir. Gece uykusunun en az on saat olması sağlıklı gelişim açısından önemlidir. Genel olarak yemek saatleri:

    Kahvaltı : 07:30-09:00

    Öğle Yemeği : 12-01:30

    Akşam yemeği : 17-18:30 saatleri arasında olacak şekilde düzenlenmesi uygundur.

    Öğünlerin bu saatler içinde ve yeme süresi 40-45 dakikayı geçmeyecek şekilde düzenlenmesi yeme ritmi ve açlık-tokluk döngüsünün sağlanmasına yardımcı olacaktır.

    2. Açlık

    Çocuğunuzun yemeğini yiyebilmesi için aç olması gerekir. Bu nedenle gece beslenmemesi, yatmadan bir saat öncesinde her türlü besinin kesilmesi gereklidir. (Özellikle 2 yaşın üzerindeki çocuklar için) Ara öğünler ana öğünlerini etkilemeyecek saatlerde verilmelidir. Ana öğününden 2,5-3 saat öncesinde beslenme kesilmeli, su dışında herhangi bir yiyecek ve içecek verilmemelidir.

    3. Dengeli öğün

    Ana besin gruplarının dengeli olarak alınmasını sağlamak gerekir. Tahıllar, protein ve esansiyel yağlar önemlidir. Öğününde protein ve tahıllı gıdaların birlikte verilmesi yanına yoğurt, ayran veya domates, salata gibi sebzelerin eklenmesi uygun olur. Yağ olarak zeytin yağı tercih edilmelidir.(Mümkünse doğal, sızma) Kaliteli, uygun şekilde hazırlanmış tereyağı da kullanılabilir. Margarin, soya, mısır gibi yağlardan uzak durmak gerekir.

    Etli gıdalar çocuk büyümesinde çok önemlidir. Özellikle kırmızı et ve balık çocuk beslenmesinde vazgeçilmezdir. Tavuk da iyi bir protein kaynağıdır, ancak gezinen ve doğal beslenen tavukların tercih edilmesi daha uygundur. Günlük 2-3 köfte büyüklüğünde etli gıda alması yeterlidir. Sebzeler tamamlayıcı besinlerdir. Barsakların düzenli çalışmasını ve besinlerin sindirimi düzenler, toksinlerin atılmasını kolaylaştırır. Ancak sebzelerin kalorisi yeterli olmadığı için yanında tahıl veya protein içeren gıdalarla birlikte sunulması gerekir.

    Çocuğunuzun ne yiyeceğine siz karar vermelisiniz. Besinleri çocuğunuzun günlük ihtiyacına göre, dengeli bir şekilde sunmanız gerekir. Ancak bunu yaparken çocuğunuzun damak zevkini de göz önünde bulundurmalı, onun yiyebileceği gıdaları seçmelisiniz.

    Çocuklar 2-6 yaş arası daha önce tatmadığı değişik gıdaları almak istemezler. Bu nedenle iki yaşına kadar mümkün olduğunca bütün besinlerle tanıştırılmalıdırlar.

    4. Yemek yeri

    Özellikle ilk 2 yaşta, mümkünse 3 yaşına kadar mama sandalyesi kullanımı, sonrasında da çocuğunuzun masaya uygun şekilde yaklaşabilmesi için yükseltilmiş sandalyeler kullanılması gerekir. Yemek asla gezinerek veya çocuğun peşinden koşturarak verilmemelidir. Yemek saatinde televizyon, tablet veya telefon kullanılmamalıdır. Bir oyuncaktan yardım alabilirsiniz, ancak yemeği oyun haline getirmemelisiniz.

    5. Aile sofrası

    Çocuğunuzun beslenmesi size göre şekillenecektir. Onunla birlikte sofraya oturmanız, onun kendi yemesine izin vererek sizin kendi yemeğinizi yemeniz, sizi gözlemlemesi ve uygun davranışları öğrenmesini sağlar. Yemek vakti ailenin birlikte geçireceği keyifli bir zaman olmalıdır.

    Yukarıda saydıklarım genel kurallardır ve özellikle iki yaşın üzerindeki çocuklar için geçerldir. Ancak unutmayalım ki her çocuk ayrı bir bireydir. Bazı çocukların farklı ihtiyaçları ve farklı bir düzeni olabilir.

    Bu kurallara genel olarak uymanıza rağmen çocuğunuzun beslenme problemi devam ediyorsa besin allerjisi, enfeksiyon gibi bazı sağlık problemleri olabilir. Bu açıdan değerlendirilmesi için bir Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı tarafından muayene edilmesi ve takibi uygun olur.

    Beslenme problemlerinin erken dönemde tanınması önemlidir. Düzenli sağlam çocuk takiplerinin yapılması ve persentil eğrisi takibi sorunun erken saptanması ve tedavisi açısından önem taşır.

    Unutmayalım ki sağlıklı nesillerin temelini sağlıklı bir beslenme oluşturur.

    Dr. Ayşe Zengin Turan

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

  • Okula dönüşü kolaylaştırın !

    Okula dönüşü kolaylaştırın !

    Tatil biterken ailece okula dönüşü kolaylaştırabilecek 8 öneri :

    1.Okul rutinlerine biraz erken başlayalım.

    Son birkaç günümüzü bir okul günü rutini gibi yaşayalım. Sabah kalkış, giyinmek, öğlen yemeği, ara öğün saatleri bir okul günü saatlerine benzer olsun.

    Sabah erken saatlerde ev dışında aktivitelerle güne başlamak, okul başladığında okula yetişme telaşınızı azaltacaktır.

    2.Sorumluluk verelim.

    Okula gidip de sınıfın kapısı kapandığı andan itibaren çocuklarımız birçok sorumlulukla karşı karşıya kalıyorlar. Özbakımını yapmak,ev ödevlerini eve getirip yapmak gibi. Tatil döneminden sonra yeni sorumluluklarla karşılaşmadan evde yeni sorumluluklar verebiliriz. Okul hazırlıklarını birlikte yapabiliriz. Okul kitap ve giysilerinin etiketlerinin yazılıp yapıştırılması, okul çantasını yerleştirmesi örnek olarak verilebilir.

    3.Yapılacaklar listesi hazırlayalım.

    Çocuğunuzla birlikte okula götürülecekler ya da okul için yapılacaklar listesi hazırlayabilirsiniz. Her zaman görebileceğiniz biryere yapıştırmak okulun ilk günlerindeki yoğunluğunuzu azaltabilir.

    Çocuğunuzla birlikte ev ödevi yapmak için yer ve zaman belirleyelim.

    Okul günlerinde olduğu gibi, özellikle küçük çocuğunuzla birlikte ev ödevlerini yapmak için belirli bir yer ve saat belirleyin. Hergün aynı saatte masa başında birlikte bir aktivite yapın. Birlikte yemek tarifi bile okuyabilirsiniz. Ev ödevlerine başlamak için bir basamak oluşturacaktır.

    5.Okul sonrası için program yapalım.

    Birçok çalışan anne ve baba için çocuklarımız bizden önce evde oluyorlar ve öğleden sonra biz gelene kadar boş vakitleri oluyor. Bu zamanları programlayabilmek için okul açıldıktan sonraki birkaç gün evde olmaya çalışalım.

    Hasta gün planı yapalım.

    Özellikle küçük çocuğunuzun okulundan ‘’ Ateşi çıktı veya kusuyor ‘’ şeklinde acil telefonlar gelebilir. Böyle bir durumda okula kimin gideceği, kimin alıp eve getireceği ve evde kalacağı ile ilgili plan yapmak hastalık sırasındaki heyecanınızı azaltacaktır.

    Oriyantasyon programlarına, toplantılarına katılalım.

    Okulun açılmasından birkaç gün önce yapılan oriyentasyon programlarına katılmak, öğretmenlerimizle ve okul personeli ile önceden tanışmak okula alışmamızı kolaylaştıracaktır.

    Aile içi anlaşma yapın !

    Başarılı bir eğitim yılı geçirebilmek için çocuğunuzla birlikte bir plan yapın. Okuldan geldiğinde ilk önce ne yapmak istediğini sorun . Oyun oynamak mı, ev ödevini mi yapmak istiyor ? Zamanlarını belirleyin. Birlikte anlaşma yapın, imzalayın ve ortak bir alana asın. Birçok çocuk kendi rutinlerini oluşturmaktan hoşlanır ve uygularlar.

  • Yenidoğanlarda uyku hakkında bilmediğiniz 5 nokta

    Uyku, yeni ebeveynliğin en kafa karıştırıcı unsurlarından biri olabilir. Hepimizin zor geçen gecelerden ve zombi gibi dolaştığımız günlerden bildiği gibi, bizim aksimize bebeklerin “erteleme tuşu” yoktur. Peki, neden?

    Bazı yenidoğanlar tüm gece parti yapıp, bütün gün uyur.

    Baltimore’daki Mercy Aile Sağlık Merkezi’nin pediatri direktörü Charles Shubin’e göre, çoğu bebek dünyaya gündüzü ve geceyi tamamıyla tersine algılayarak gelir. Bu küçük gece baykuşları gündüz uzun uzun uyur ve gece saatleri için enerji toplar.

    Gece havayı tekmelemek, beslenmek ve bir yetişkinin sevgisini ve ilgisini çekmek için saatte bir uyanan bebekler, ebeveynlerini giderek daha çok yorar. Shubin’e göre, “Bu durum ebeveynler için çok zorlayıcı olabilir, çünkü bedenlerimiz tüm gün ayakta kalmaya fizyolojik açıdan uygun değildir. Gece nöbetinin bu kadar zor olmasının nedeni de budur”.

    Bebeğinizin daha uzun uyuduğu sürelerde siz de şekerleme yapmaya çalışın ve gündüz/gece değişiminin geçici olduğunu kendinize hatırlatın. Bebeğinizin beyni ve merkezi sinir sistemi olgunlaştıkça, uyku süreleri uzayacak ve daha çok geceye kayacaktır. Çoğu bebek, bir ay gibi bir sürede ailenin uyku düzenine alışır.

    Geceleri sakin, karanlık bir ortam yaratıp, gündüzleri de güneşin içeri girmesine izin vererek, bu sürece destek verebilirsiniz. Bir anne, “Gündüz bebeğime mama verirken onunla konuşuyorum. Ama gece onu beslerken mümkün olduğu kadar sessiz ve karanlık bir ortam yaratmaya çalışıyorum. Bu, onun gece-gündüz düzenini anlamasına yardım ediyor,” diyor.

    Yenidoğan uykusu düzensizdir ve önceden tahmin edilemez

    İlk birkaç hafta boyunca, bebeğiniz tatilde memlekete dönen bir üniversite öğrencisi gibi uykuya doyamayabilir. Ama işin kötüsü, çoğu bebek yaşamının ilk birkaç haftasında gündüz veya gece fark etmeden iki ila dört saatten fazla uykuda kalmaz.

    Tipik olarak, yenidoğanlar ilk hafta boyunca günde 14 ila 18 saat, bir aylıkken ise 12 ila 16 saat uyur. (Her bebek bireysel olduğundan, bazıları ortalamadan biraz daha uzun veya daha kısa uyuyabilir.)

    Ne yazık ki, bebeğiniz uyku oburu olsa dahi, kendinizi ne yapacağını bilmeden dört döner bir halde bulabilirsiniz. Yakın zamanda gerçekleştirilen bir çalışmaya göre annelerinin yüzde 71’i yenidoğanların en zor yanının uykusuzluk olduğunu ifade ediyor.

    Enerjisiz hissetmenizi, bebeğinizin uyku düzenindeki bozukluğa bağlayabilirsiniz. Bir anne, “Dokuz haftalık bebeğimin uykuları çok aralıklı!” diyor. “Bazen dört saat deliksiz uyuyoruz, bazense bir saatte uyanıveriyor.”

    Buna karşın, bazı ebeveynler bebeklerinin çok uyumasından şikayet eder ve hatta endişelenir. Bir anne, “9 günlük bebeğim tüm gün uyuyor. Günde sadece beş dakikalık sürelerle uyanık kalıyor,” diyor. “Endişelenmeli miyim?”

    Yazara göre, bazı yenidoğanlar günde 20 saate kadar uyuyabiliyor. Bebeğiniz böyleyse, uykunuzu şimdiden almaya bakın, çünkü bu evre çok uzun sürmeyecek.

    Yenidoğanların uyumak için sakinliğe ve sessizliğe ihtiyacı yoktur

    Uyuyan yenidoğanların etrafında fısıltıyla konuşmak veya parmak uçlarınızda yürümek zorunda hissetmeyin. Shubin’e göre, “Yeni doğmuş çoğu bebek en gürültülü, en aydınlık yerlerde uyuyabiliyor. Bizim ihtiyaç duyduğumuz uyku ortamına ihtiyaç duymuyor.”

    Bebeğinizin rahimde dokuz ay geçirdiğini düşünürseniz, bu çok da şaşırtıcı değildir. Rahim düşündüğünüz kadar sessiz, sakin bir yer değildir. Annenin kalp atışlarının, sindirim sisteminin ve diğer vücut işlevlerinin sesleri oldukça yüksektir.

    Çoğu yenidoğan, vantilatör veya saç kurutma makinesi gibi tekrarlı seslerle daha iyi uyur. Bir anne, “Bebeğimin beşiğini çalışan gürültülü bulaşık makinemizin yanına koydum. Melek gibi uyudu,” diyor.

    Yeni doğmuş bebekler, dikkatini odanın diğer tarafındaki kadının taktığı parlak kolyeyle veya en yakındaki yabancının gülümseme oyunuyla dağıtamayacak kadar da küçüktür. Sadece ne zaman ihtiyaç duyuyorlarsa, o zaman uyurlar. Bu yüzden, en azından başlangıç döneminde misafirlerinizi susturmanıza büyük olasılıkla gerek kalmaz. Bebeğinizi dinlenmesini bölmekten korkmadan dışarı da çıkarabilirsiniz.

    Fırtınanın ortasında bile uykuya dalma kabiliyeti o kadar güçlüdür ki, bazı ebeveynler bebeklerinin iyi duyamadığından endişelenir. Endişeleriniz varsa, bunları kesinlikle doktorunuzla görüşün. Ancak, bebekler doğumdan kısa süre sonra işitme sorunları açısından muayene edildiğinden, bunun en olası açıklaması çocuğunuzun gerçekten “bir bebek gibi uyuyor” olmasıdır.

    Bu sürecin keyfini çıkarın. Bebeğiniz yenidoğan evresini geride bıraktıktan, bir düzene oturduktan ve etrafının daha fazla farkına varmaya başladıktan sonra, bu “her zaman uyurum” aşaması da sona erecektir. Bu noktadan sonra, gürültü ve dikkat dağıtan diğer tüm unsurlar önem kazanır ve kendinizi evde parmak uçlarınızda yürür halde bulabilirsiniz.

    Her bebeğin uyku kişiliği farklıdır

    Bebekler asla beyaz sayfa gibi gelmez, kendi uyku huylarıyla birlikte doğar..Bebeklerin de uykularında, hafif ve ağır uyuyan yetişkinler gibi bireysel farklar vardır.”

    Birden çok çocuğu olan ebeveynler bu farkları erkenden görebilir. iki çocuklu bir annenin dediği gibi, “İlk bebeğim derin uyurdu, ikinci bebeğimse yatağında dönüp durur ve kısa süre uyuduktan sonra uyanırdı.”

    Cohen, kişiliğin de bunda payı olduğunu düşünüyor. Bazı bebekler kararlı davranıyor ve uykuyla mümkün olduğu kadar mücadele ediyor. Bazı bebeklerse daha uyumlu.

    Bebek uykusu çekilişini kazanmış olsanız da olmasanız da, bir uyku düzeni oluşturarak ve bebek uykusunun temelleri hakkında bilgi edinerek bebeğinize iyi uyku alışkanlıkları kazandırabilirsiniz.

    Bebeklerin sade bir uyku alanına ihtiyacı vardır

    Bir kuşak öncesinde, iyi bir beşikte yumuşak bir minder, birkaç sıcak battaniye ve bir veya iki yastık olurdu. Ama şimdi işler değişti. Bebeklerin daha sade bir ortamda uyumasının çok daha güvenli olduğu belirlendi. Bebekler için en güvenli uyku pozisyonu ve yeri, bebeğin sırt üstü yatırılması ve sadece düz bir nevresim ve sıkı gerilmiş bir çarşafla çevrelenmesidir.

    Battaniyesiz ve yastıksız bir yatak mı? Bir yetişkinin kulağına soğuk ve rahatsız gelen bu kombinasyon, doğru bir şekilde giydirilmiş bebek için çok uygundur. Bebeğinizi battaniye olmadan nasıl sıcak ve rahat tutabileceğinizi öğrenebilirsiniz.

    Uyuma alanında bebeğin boğulmasına, aşırı sıcak hissetmesine veya başka bir şekilde nefes zorluğu aşamasına neden olabilecek battaniye, minder, pelüş hayvan veya pike gibi her türlü eşyayı kaldırın. Böylece, 1 ay ila 1 yaş aralığındaki bebeklerde en sık görülen ölüm nedeni olan ABÖS (ani bebek ölümü sendromu) riskini azaltmış olursunuz.

    Tablo: Bebeğinizin uyku düzenini takip edin, uyku tablosunu indirmek icin tiklayin

    Bebeğiniz ihtiyaç duyduğu uykuyu alabiliyor mu?

    Bu soruya yanıt vermenin bir yolu, bebeğinizin uyku düzenini takip etmektir (bebeğinizin ne zaman uykuya daldığı, ne kadar sıklıkla ve uzunlukla uyandığı ve gündüz şekerlemelerinin uzunluğu ve sıklığı). Ayrıca, bu bilgiler çocuğunuzun kendine özgü uyku düzenini anlamanıza ve gece sık sık uyanma ya da tutarsız uyuma saatleri gibi sorunları kötü alışkanlıklara dönüşmeden tespit etmenize yardımcı olacaktır. Buna ek olarak, sadece basit bir tabloyu doldurarak, hayatınız üzerinde biraz daha kontrol sahibi olduğunuzu hissedebilirsiniz. Özellikle bebeğinizin gece talepleriyle başa çıkmakta zorlandığınızı düşündüğünüz hallerde, bu kontrolü hissetmeniz çok önemlidir.

    Doktor Richard Ferber’in Solving Your Child’s Sleep Problems (Çocuğunuzun Uyku Sorunlarına Çözümler) adlı kitabından alınan aşağıdaki tabloya bakarak, doldurulmuş bir tablonun nasıl göründüğü hakkında fikir edinebilirsiniz. Bu tabloyu gözden geçirdikten sonra, evde kullanmak için boş bir çocuk uyku tablosunu yazdırın.

    Tabloyu nasıl dolduracaksınız?

    Çocuğunuzun uykuda olduğunu gösteren kutuları karalayın. Sabahları uykudan, gündüzleri ise şekerlemeden uyandığı zamanı “U” harfiyle işaretleyin. Bebeğinizi şekerlemeye veya gece uykusuna yatırdığınız zamanı “Y” ile işaretleyin. Tabloyu birkaç gün doldurduktan sonra, ortaya bir rutinin çıktığını göreceksiniz. Bu bilgileri kullanarak, bebeğinizin uyku düzeninde değişiklik yapmanıza gerek olup olmadığını belirleyebilirsiniz. Veya çocuğunuzun uyku alışkanlıklarıyla ilgili endişeleriniz varsa, bir sonraki çocuk doktoru randevunuza bu tabloyu da götürebilirsiniz. Evde kullanım için bu çocuk uyku tablosunun yazdırılabilir bir versiyonunu karşıdan yükleyebilirsiniz.

    Çocuğunuzun ne kadar uykuya ihtiyacı var?

    Yeni bir ebeveyn olarak, bu büyük olasılıkla aklınızdaki en büyük sorulardan biridir. Aşağıda, ortalama bir çocuğun farklı yaşlarda ihtiyaç duyduğu uyku sürelerini sunan bazı genel kılavuzlar sunulmuştur. Kuşkusuz, her çocuk birbirinden farklıdır. Bazıları iki saate kadar daha az veya daha fazla uykuya ihtiyaç duyar.

    Yaş Gece Uykusu Gündüz Uykusu Toplam Uyku
    1 ay 8 8 (dengesiz) 16
    3 ay 10 5 (3) 15
    6 ay 11 3 1/4 (2) 14 1/4
    9 ay 11 3 (2) 14
    12 ay 11 1/4 2 1/2 (2) 13 3/4
    18 ay 11 1/4 2 1/4 (1) 13 1/2
    2 yıl 11 2 (1) 13
    3 yıl 10 1/2 1 1/2 (1) 12
    *Not: şekerleme sayısı parantez içinde verilir.

    Çoğu çocuğun uzun uzun uyumaya ihtiyaç duyduğunu unutmayın.Sleeping Through the Night (Deliksiz Gece Uykusu) adlı kitabın yazarı Jodi Mindell’e göre, bir çocuk kötü uyku alışkanlıkları gösteriyorsa veya gece 11’den önce uyumayı reddediyorsa, ebeveynleri genellikle çok fazla uyumaya ihtiyaç duymadığını düşünür. Büyük olasılıkla durum böyle değildir. Böyle bir çocuğun aslında uykusuz kalmış olması daha büyük bir olasılıktır. Çocuğunuzun bu grupta olup olmadığını belirlemek için, kendinize şu soruları sorun:

    Çocuğunuz arabaya neredeyse her bindiğinde uykuya mı dalıyor?

    Çocuğunuzu her sabah uyandırmak zorunda kalıyor musunuz?

    Çocuğunuz gündüzleri alıngan, huzursuz veya aşırı yorgun mu oluyor?

    Veya bazı gecelerde, çocuğunuz normal uyku zamanından çok daha erken mi uyuyor?

    Bu sorulardan herhangi birine “evet” yanıtını verdiyseniz, çocuğunuz ihtiyaç duyduğundan daha az uyuyor olabilir. Bu düzensizliği değiştirmek için, bebeğinizin iyi uyku alışkanlıkları geliştirmesine yardımcı olmanız ve uygun bir uyku düzeni belirlemeniz gerekecektir. Mindell’e göre, bu yolla “bebeğiniz güne parlak gözlerle bakmak için ihtiyaç duyduğu uykuyu alacaktır”.

    Eninde sonunda, çocuğunuz şekerlemeleri bırakacak ve uykusunu geceye saklamaya başlayacaktır. Okul öncesi çocuklar ve küçük ilkokul öğrencileri hala geceleri 11 saate kadar uykuya ihtiyaç duyar ama bu süre aşamalı olarak kısalacaktır. Çocuk gençliğe geçerken, gece yalnızca dokuz veya on saat uykuya ihtiyaç duyacaktır.

  • Çocuğunuzun duzenli uykusu icin dikkat edilmesi gereken 13 adım

    1-Her Gün Aynı Zamanda Yatırın

    Küçük çocuklar zamanı anlayamasalar bile, vücut saatleri hep çalışır. Her gün aynı zamanda yatakta olmak, çocukların uyku düzenine fiziksel ve zihinsel olarak alışmasına yardımcı olur. Bu düzeni hafta sonlarında ve yaz aylarında değiştirmek çok cazip gelse de, uyku zamanında tutarlılığı korumaya çalışın. Uyku saatinin daha geçe bırakılması, çocukların normal düzenlerine geri dönmesini zorlaştırır.

    2-Televizyonu Kapatın

    Televizyonu çocuğunuz için yataktan önce rahatlama aracı olarak kullanmayın. Çocuğu heyecanlandıracak programlar – şiddet, gerginlik, entrika veya çatışma içeren görüntüler – onun uyku saatinde çok fazla uyarana maruz kalmasına yol açabilir. Çocuğu heyecanlandıran bu tür programlar, daha sonra uykuya dalmayı ve deliksiz uyumayı zorlaştırabilecek stres benzeri belirtilere neden olabilir. Korkutucu programlar, çocuğun kâbus görmesine yol açabilir. Çalışmalara göre, televizyon haberleri dahi korkutucu olabilmekte ve çocukların uykuya dalmasını zorlaştırabilmektedir.

    Sakin programlar da uykuyu bozabilir. Uyku zamanında bir ışık kaynağının karşısında durmak, vücudun hala gündüzde olduğunu sanmasına yol açabilir.

    3-Rutine Oturtun

    Üç dört faaliyetle oluşturulacak bir uyku rutini, çocuğun rahatlamasına ve uykuya hazırlanmasına yardımcı olur. Tipik bir rutinde, banyo, pijama, diş fırçalama ve kitap okuma olarak sıralanabilir. Daha büyük çocuklarda, bu rutin sırasında oturup günü konuşabilirsiniz. Loyola Üniversitesi Chicago Tıp Fakültesi’nden çocuk doktoru Hannah Chow, “Her şeyi basit ve sade tutun,” diyor. “Sessiz bir rutin her zaman daha iyidir.”

    4-Uyku Saatini Erken Tutun

    Philadelphia Çocuk Hastanesi Uyku Merkezi’nden doktor ve Sleeping Through the Night kitabının yazarı Jodi A. Mindell’e göre, ebeveynler genellikle daha erken uyku saatlerinin uykuya geçişi kolaylaştırdığını fark etmiyor. “Çocuklar aşırı yorulduğunda, rahatlamaları ve uykuya dalmaları da zorlaşıyor.” Mindell, çocukların ilkokul döneminde 7:30 ile 8:30 arasında yatırılmasını tavsiye ediyor.

    5-Uyku Tablosu Yapın

    Okul öncesi çocuklar için, yatağa geçmeden yapacakları tüm faaliyetleri görebilecekleri bir uyku tablosu hazırlamak yararlı olabilir. Banyo ve pijama resimleri çizin ve örneğin her akşam okuyacağınız kitap sayısını tam olarak yazın. “Bu şekilde, iki kitap okuyacaksanız ve çocuğunuz bir üçüncü kitabı okumanızı isterse, tabloyu işaret edip, tabloda sadece iki kitap olduğunu söyleyebilirsiniz,”.

    6-Tek Bir Yöne Doğru İlerleyin

    Çocuğunuz uyku rutininde ilerlerken, tüm faaliyetlerin tek bir yöne – yatak odasına – doğru uzandığından emin olun. Üst katta banyo yaptırıp, atıştırmalık için alt kata inip, pijamaları giydirmek için odasına geçip, en son kitap okumak için sizin odanıza geçmek işe yaramayacaktır. Tüm faaliyetlerin onun yatak odasına doğru ilerlemesi çok önemlidir.

    7-Uyanma Girişimlerine “Hayır” Deyin

    Çocuğunuz yatağa girdikten sonra sizi çağırır ve başka bir şey isterse – su veya bir kez sarılma – istediğini verin. Tekrar bir talebi olduğunda, katır bir şekilde “hayır” deyin veya talebi sadece görmezden gelin ve çocuğu tekrar sessizce yatağa yatırın. “Tutarlı olmak, dediğini yapmak ve sınır koymak tekrarlı taleplerin son bulmasını sağlar”. “Bu talepler giderek sıklaşabilir ama çocuk ebeveynlerin ciddi olduğunu anladıktan sonra, tamamen son bulacaktır.”

    8-Bir Uyku Cenneti Yaratın

    Çocuğunuzun yatak odasının uyku için rahat bir mekân sağladığından emin olun. Sıcaklığı yazın yeterince serin, kışın ise yeterince sıcak tutun. Işığı kontrol altında tutmak için, odayı karartan perdeler veya jaluziler kullanın. Çocuğunuzun kendini iyi hissetmesini sağlayacaksa, yumuşak bir aydınlatma kullanılabilir. Onu rahat ettirecek iyi bir yastığı olsun. Son olarak, yatağında onlarca pelüş hayvan veya oyuncak olmamasına dikkat edin.

    9-Elektronik Cihazları ve Telefonları Odadan Çıkarın

    Şaşırtıcı olsa da, 4 ila 6 yaşındaki çocukların %43’ünün yatak odalarında televizyon var. çocuğun yatak odasına bilgisayar, televizyon, telefon veya bilgisayar oyunu bulunması uykuyu zorlaştırabilir, çünkü çocuklar bu cihazları kapatmakta zorlanır. “Oyunda bir sonraki düzeye geçmek, dizinin sonraki bölümünü izlemek, bir sonraki mesaja cevap vermek isterler. Bu faaliyetler çok çekici ve bağımlılık yaratıcıdır.” Ayrıca, çocuğun yakınında parlak ışıkların bulunması, vücudun uyku hormonu olan melatonin üretimini geciktirir.

    10-Kafeini Azaltmak

    Kafein çocuğunuzun yerinde duramamasına ve vücudunun yavaşlayıp uyumasının zorlaşmasına neden olabilir. 300 ml’lik normal kolada 25 miligram, 300 ml’lik portakallı gazozda veya 400 ml’lik aromalı buzlu çayda 40 miligram kafein vardır. Kafein 6 saat boyunca vücudunuzda kalabilir. Dolayısıyla, çocuğunuza öğleden sonra kafeinli ürünler vermekten kaçının.

    11-Gün İçinde Hareket Edin

    Çocuğunuzun gün içinde yeterince hareket ettiğinden ve geceye kadar enerjisini tükettiğinden emin olun. Hareket hem çocukların vücut ve zihin sağlığını geliştirir hem de daha iyi uyumalarını sağlar. Ancak, çocuğun uyku saatinden önce çok hareketli olmamasını sağlayın. Bisiklete binme, ortalıkta koşma ve dans etme gibi faaliyetleri yatağa yatmadan en az birkaç saat öncesine kadar tamamladığından emin olun.

    12-Öğle Uykularına Dikkat Edin

    Küçük çocukların 3 yaşına kadar öğle uykusuna yatması normaldir. Bu öğle uykuları, küçük çocukların 24 saatte ihtiyaç duyduğu 12 ila 14 saatlik uykuyu almasına yardımcı olur. 18 aydan büyük çocuklar genellikle günde bir kez bir ila üç saat öğle uykusuna yatar. Öğleden sonra geç saatlerdeki uykulardan kaçının, çünkü bu uykular çocuğun gece uykuya dalmasını güçleştirebilir. Çocuk 5 yaşına vardığında öğle uykusuna ihtiyaç duymuyor olmalıdır.

    13-Kendinizi Suçlu Hissetmeyin

    Çocuklar bir kitap için yalvarması veya geç uyumak için sızlanması, ebeveynler için çok zor olabilir. Ama unutmayın ki çocuğun asıl ihtiyacı olan uykudur. “Ebeveynler çocuklarını erken yatırırken genellikle kendilerini suçlu hisseder ama iyi bir gece uykusu çocuğun bakış açısı, moral durumu ve sağlığı açısından çok büyük bir fark yaratabilir. Çocuğunuzun uyku düzenini koruyun. Bu atabileceğiniz en iyi adımlardan biridir.”