Etiket: Saat

  • ÇOCUKLARDA UYKU DÜZENİ

    ÇOCUKLARDA UYKU DÜZENİ

    ÇOCUKLARDA UYKU DÜZENİ

    Çocuklar için erken gelişim dönemi uyku, en temel aktivitelerden biri. Aynı zamanda iyi ve düzenli bir uyku, biyolojik gelişim için çok amaçlı. Yetişkinler az uyudukları zaman davranışları bu durumdan etkilenir. Daha yorgun ve huzursuz portresiler. Fakat çocuklarda durum daha farklı olabilir; normalden daha hareketli görüntüler görülebilir.

    Uyku güvenliği, çocukları yaşına ve kişilik özelliklerine göre değişebilir. Kesin olmamakla birlikte, varsayılan öğrenci grubu

    Çocuğun yaşı                   Ortalama günlük uyku süresi
           1-4 hafta                                     15-16 saat
           1-4 ay                                         14-15 saat
           4-12 ay                                       14-15 saat
           1-3 yaş                                       12-14 saat
           3-6 yaş                                       10-12 saat
           7-12 yaş                                     10-11 saat
         

    1-4 Hafta:

    Yeni doğanlar, günün 15-18 saatini uyuyarak geçirirler. Bu uyku saatleri 2-4 günde bir şekilde olur. Bu, bebekler 2-3 saatte bir uyandırdığını beslenir.

    1-4 Ay:

    Bebekler 6 haftasını geçince açtı bir düzene girmeye başlarlar. Gece-gündüz düzeni oturmaya başlar.

    4-12 Ay:

    Bebekler sınıf 11.aya yaklaştıklarında tıpkı yetişkinler gibi daha sosyal olarak yaklaşıyor, uyku düzenleri yetişkin uyku düzenine benzemeye başlar. Bu ayda yaklaşık 12 saat uyurlar. En önemli nokta, sağlıklı bir uyku düzeni oturtmaktır.

    Bebeklerin günde 3 defa yattıkları öğlen uykusu 6.aymasında 2’ye göre. Bu sırada fiziksel olarak geceleri uyuyabilirkendir, biyolojik saatleri öğle yemeği-gece uykusu düzeninin oturması bekleniyor.

    1-3 Yaş:

    Bebekler, 18-21 aya ulaştıklarında sabah uykusunu bırakıp gün içinde bir kez uyumaya ihtiyacınız duyarlar. Bu yaş grubu bebeklerin 10 saat uyumaya vardır.

    21-36 ayda, bazen bebeklerin günde bir kere Bu yaş grubundaki bebekler boyunca akşam 7-9 arası yatar sabah 6-8 arası uyanır.

    Bu yaşlarda yatmaya direnme, gece sık uyanma, kabuslar görme gibi uyku problemleriyle karşılaşılabilir. Bebeklerin bağımsızlık içgüdüleri, zihinsel sosyal ve motor gelişimlerindeki ilerlemeler bu sayımızda uyku problemlerine sebep olan faktörler arasındadır.

    3-6 yaş:

    3 yaş çocuğu 5 yaşına gelene kadar öğle uykusu alışkanlığına devam eder. Ancak süresi azalmaya başlar. Bu yaşta gece korkuları ve kabus görme gibi uyku hali görülebilir.

    7-12 yaş:

    Bu yaş grubundaki çocukların günlük uyku süresi 10-11 saattir. Akademik sorumlulukları ve sosyal etkinlikler ile bilgisayar, TV, internet gibi alışkanlıkları vakitlerinin büyüklüğünde kaplar. Bu da uyku problemlerine yol açabilir. 10-11 saat uyumaya vardır. Ancak aynı zamanda okul (ödev), spor ve sosyal aktiviteler, öğrencilerin vaktinin önemli birmekte olduğu.

  • Kilo verememenin 10 sebebi

    Kilo verememenin 10 sebebi

    Kilo verememenin 10 sebebi
    Diyet yapan bir kişinin 6 ay-1 yıl içerisinde ağırlığının %10’unu kaybetmesi yada ayda 2-4 kilo kaybı ideal olanıdır.
    Kilo verme başarısızlıkla sonuçlanmışsa yada kilo kaybı artık durma noktasına gelmişse bunun nedenlerini araştırmak gerekir.
    İşte 10 sebep
    1.Fazla kiloya sebep olabilen altta yatan bir hastalık bulunması
    Kilolu kişilerin sık yaptığı hatalardan biridir. Bir doktora danışmadan , muayene olmadan ve tetkik yaptırmadan kendi kendine yapılan diyetler belli bir süre sonra başarısızlıkla sonuçlanabilir.Bunu akıntıya karşı kürek çekmek olarak değerlendirebiliriz.
    Farkında olmadığınız bir tiroid hastalığı, gizli şeker yada insülin direnci, böbreküstü bezlerinin fazla çalışması , polikistik over sendromu gibi durumlar kilo verememenizin tıbbi sebeplerin olabilir.Bu tür hastalıklar her yaşta ortaya çıkabileceği için kilo vermekte zorlandığınızda ya da kilo vermeniz durduğunda bu hastalıkların bir uzman hekim tarafından araştırılması gerekir.Eğer altta yatan sebep bulunursa kilo vermeniz çok daha kolay olacaktır.
    2.Doğru olmayan beslenme uygulamaları
    Bir diyet sizi aç bırakıyorsa o diyet doğru diyet değildir.Çok düşük kalorili diyetler vucudumuzdan yağ dokusu ile beraber fazla miktarda kas dokusu kaybına yol açarlar.Bizim gün içerisinde enerjiyi en fazla harcayan kaslarımızdır.Kas kaybı ile beraber metabolizma hızınız yavaşlar ve kilo kaybına karşı bir direnç oluşur.Hatta eskisinden fazla kilo almanızın da sebebi olabilir.
    3.Psikolojik problemler bulunması ve aşırı stress hali
    Psikolojik problemleriniz yada aşırı stresli bir haliniz varsa başarısız olma ihtimaliniz artar.Kullanılan bazı ilaçlarda yan etki olarak kilo artışına yol açabilir.Sorunlarınız varsa zayıflama tedavisine başlarken bir psikiyatri uzmanı yada psikolog tarafından değerlendirilmeniz daha uygun olur.
    4.Kişinin düzenli uygun bir egzersiz yapmaması
    Kilo kaybı kişinin günlük aldığı kaloriden daha fazla kalori yakmasıyla olur.Bunuda uygun bir beslenme programına ilave edilen egzersizlerle daha kolay sağlarız.En basitinden kişinin günlük 45 dk hızlı tempolu düzenli yürüyüş yapması 200 kcal eneji yakımı sağlar ve metabolizma hızınıza göre 200-300 kcal(kalori) daha düşük diyet verilmesi sizin haftada en az 0.5 kg ayda 4 kg kilo kaybına yol açar.Aynı zamanda yapılan egzersizler kas kitlenizin korunmasına yol açar ve metabolizma hızınızın azalması engellenmiş olur.
    5.Aileniz ve çevrenizden yeterli desteği alamamak
    Kilo vermeye karar vermek sizin için en önemli adımdır.Bu adımı atarken ailenize ve çevrenizde beraber olduğunuz herkese söylemelisiniz.Onlardan size destek olmalarını ve gerektiğinde sizi uyarmalarını söyleyin.
    6.Öğünleri atlamak
    Metabolizmanın düzenli çalışması için günde 3 ana 3 ara öğün yapılması bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Sabah kahvaltısı erken saatte yapılmalı,öğün atlanmamalıdır.Özellikle akşam yemeğini saat 19.00 dan önce yemeye çalışınız.Ana öğünlerden 2,5-3 saat sonra mutlaka ara öğün yapmanız metabolizmanızın hızını arttıran en önemli faktördür.
    7.Yeterli uyku uyunmaması ve dinlenilmemesi
    Metabolizmamızın en yavaş olduğu gece saatlerinde mutlaka uyumalı, en hızlı olduğu sabah saatlerinde de mutlaka ayakta olmalıyız.Uykusuzluk stres hormonlarını arttırır ve bu hormonlar kilo artışına yol açabilir.Bu yüzden mutlaka günde 7-8 saat uyumanız gerekir.
    8.Bol su içmemek
    Metabolizmamızın uygun çalışması için günde 2.5-3 lt su içmeyi bir alışkanlık haline getirmeliyiz.
    9.Zararlı alışkanlıkları bırakmamak
    Sigara ve alkol gibi maddeleri tüketenlerin zayıflama programlarında daha az başarılı oldukları bilimsel çalışmalarda görülmüştür.
    Bu kişilerin diyet ve egzersiz programlarına daha zor uyum sağladıkları görülmüştür.
    10. Ümitsizliğe kapılmak
    Belli miktarda kilo verdikten sonra,vucut yeni durumuna karşı bir denge sağlamaya çalışır ve kilo kaybı azalır,bazen de durabilir.Bu dönemde ümitsizliğe kapılmamalı ,mevcut kilonuzu korumaya çalışmalı ve egzersiz miktarını arttırmaya çalışmalısınız.Ümitsizliğe kapıldığınız durumlarda bir uzmandan yardım istemekten çekinmeyin,teknolojinin ilerlemesi ile artık doktorlarınızda bir mail uzağınızda..

  • Sorunsuz Ev Ödevleri İçin İpuçları

    Sorunsuz Ev Ödevleri İçin İpuçları

    ’Ödev Zamanı’’ Çocuğa Anlatılmalıdır.

    *Okulların açılmasıyla birlikte, ebeveyn ve çocuğun birlikte karar vereceği ‘’ödev zamanı’’ uygulamasına başlanmalıdır.

    *’’Ödev zamanı’’nın anlamı, niçin gerektiği, saat kaçta başlayacağı, kaçta biteceği, kaç dakika çalıştıktan sonra mola verileceği anlaşılır ve net olmalıdır.

    *Çocuğun konulan kuralı anladığından emin olunmalı, bu zamana uyduğu takdirde sonucunda neler kazanacağı, uymadığı takdirde neler kaybedeceği mutlaka baştan konuşulmalıdır.

    *Anne baba konulan kuralda kararlı, ısrarcı ve tutarlı olmalıdır.

    ‘’Ödev Zamanı’’ Tanımlanmalıdır

    *Ödev zamanının süresi, mola zamanları, başlangıç saati ve bitiş saati belli olmalıdır.

    *Ödev zamanı her gün aynı saatler arasında olmalı, zorunlu olmadıkça değiştirilmemelidir.(ör: her gün 17:00-18:00 arası gibi)

    *Ödev zamanının ne kadar süreceği çocuğun yaşına ve dikkat süresine göre belirlenmeli ve ödev zamanı iki üç parçaya bölünmelidir.

    *Çocuk dinlenmiş olmalı ve bütün ihtiyaçları ödev zamanı öncesinde karşılanmış olmalıdır.

    *Ödev zamanı erken bir saat olmalı, ödev bittikten sonra çocuğun kendisine ait özel bir zamanı kalmalıdır.

    *Çocuğun görebileceği bir noktada mutlaka saat olmalıdır. Böylelikle çocuk zamanını kendi kontrol edebilir.

    *Ebeveynler günlük rutinlerini ödev zamanına göre ayarlanmalıdır.

    Çocuk Ödevlerini Yaparken Mutlaka Ona Destek Olunmalıdır

    *Ödev zamanında çocuğun ödev yapmaya başlayıp başlamadığı mutlaka kontrol edilmelidir.

    *Ödev zamanında ara sıra çocuğun yanına gidilerek neler yaptığı kontrol edilmelidir. Planladığı gibi ödevler uygun bir biçimde yapılıyorsa, çocuğun çabası övülmeli, gitmiyorsa sorunun ne olduğu konuşulmalıdır.

    *Ödevler zamanından erken tamamlanmış olsa bile, kalan süre akademik uğraşlarla tamamlanmalıdır.

    *Ödevin tamamlanıp tamamlanmadığı kontrol edilmelidir. Ödevdeki her hatanın görülmesi, beklenti düzeyinin yüksek olması, çocuğun motivasyonunu kırıcı yaklaşımlardır. Hatalar öncelikle çocuğa sorulabilir. Eğer çocuk hataları bulmakta zorlanıyorsa ona yardımcı olunabilir. Yazısı konusunda eleştirmek,ödevlerin en ince ayrıntısıyla kontrol edilmesi,çocuğu ödev yapmaktan uzaklaştırdığı gibi,’’ödevim yok’’yalanlarına da davetiye çıkartır.Ayrıntısı ile ödev kontrolü öğretmen sorumluluğunda olmalıdır.

    Çocuk İçin Uygun Çalışma Köşeleri Oluşturulmalıdır

    *Çocuğun ödevini en rahat yapacağı,onayladığı ve istediği bir yer,birkaç denemeden sonra ödev alanı olarak belirlenebilir.Ödev alanı iyi aydınlanan,rahat,görsel ve işitsel uyarıcılardan arındırılmış bir ortam olmalıdır.Belirlenecek alan her çocuğa göre değişebilir.Çocuğun tercihi ve kişilik özellikleri mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.Mutlaka sessiz olacak,mutlaka masa olacak gibi kesin kurallar olmamalıdır.

    *Ödev alanı günlük ödev saatlerinde sadece çocuğa tahsis edilmelidir.

    *Yakındaki televizyon,radyo vb.ödev saatinde kapatılmalıdır.

    *Ödev alanı çocuğa özel bir hale getirilmeli,orayı sahiplenmesi sağlanmalıdır.

    Ödev Savaşları Yapmaktan Kaçınılmalıdır

    *Çocukla ödev savaşları yapmak yerine öncelikle ödeve başlama ile ilgili stratejiler öğretilmelidir.Ödevlerin yapılmıyor olması,eksik yapılması ya da yetiştirilememesi belki de çocuğun ödevlerini nasıl yapacağını bilmiyor olmasından kaynaklanıyordur.

    *Çocuğun ödevleri planlamasına yardımcı olunmalıdır.Yapılması gereken ödevler nedir?Hangileri kolay gözüküyor?Hangileri daha zor gözüküyor?Zamana yaymak gerekir mi?Hangi yardımcı araç gereçlere ihtiyaç duyuyor?Hangisini önce yapmalı?Bütün bu bakış açıları çocuğa Öğretilmelidir.Ancak bu alışkanlık haline gelmemeli,bir süre sonra çocuktan bunu kendisinin yapması beklenmektedir.

    *Ebeveynler ödevlerle ilgili önerilerde bulunabilir.Öneriler ödevlerin ebeveyn tarafından yapılmasına kadar gitmemeli,yapılmayan ödevlerde çocuğun kendisinin çözüm üretilmesi beklenmelidir.

    Çocuğun becerisine uygun ödevler verildiğinde,belirlenmiş ödev saatleri olduğunda,uygun ortamlar yaratıldığında aslında ödev yaptırmak hiç zor olmaz.Belki de bugünden sonra yapılması gereken ödev yapma ile ilgili kuralların konulması,çocukla bunun konuşulup ortak bir noktaya varılması olabilir.

    Sınırları ve kuralları belirleyen öncelikle ebeveynlerdir.Şikayet etmek yerine önce çözümler için adım atıp,gelişmeler için beklenmelidir.Yerimizde saydıkça,adım atanın karşı taraf olması gerektiğini düşündükçe,daha uzun yıllar ödev gibi bir çok alanda çocuğumuzla ve başkalrıyla sorun yaşamaya devam ederiz.

  • Çocuk ve ergenlerde internet ve oyun bağımlılığı

    İnternetin hayatımıza girdikten sonra hızla yaygınlaştığını görüyoruz, bunun en önemli sebepleri, yapmamız gereken bir çok işi internet yoluyla çözmemiz ve internet başında keyif aralarak yapabileceğimiz çok sayıda aktivitenin bulunması yer alıyor. Özellikle internette oyun oynama ve yoğun sosyal medya kullanımının yaşamımızda problemler yaratabildiği yapılan bir çok bilimsel çalışmada gösterilmiştir.

    Bu nedenlerle interneti amaca yönelik kullanmak, internet kullanım saatini güç içerisinde sınırlayabilmek internetin yaratacağı birçok sorunun önüne geçilmesi anlamına geliyor.

    Özellikle çocuk ve ergenlerin öz denetimlerinin yeterince gelişmemiş olması, internetin ortaya çıkaracağı sorunlarla ilgili farkındalıklarının yetersiz oluşu, oyun ve sosyal medyanın keyif verici etkilerine kendilerini kolayca bırakabilmeleri, internet ile ilgili çok sık sorunlar yaşabilmelerine yol açmaktadır.

    Çocuk ve ergenlerde yoğun ekran maruziyeti ve internetin yoğun şekilde kullanımı başta iletişim becerilerinin ve sosyal yeteneklerinin gelişmesi olmak üzere çeşitli alanlarda sorunlara yol açmaktadır.

    Bebeklik döneminde ekran maruziyeti; çocuğun yaşına uygun olarak göz teması kurmasını, seslenildiğinde bakıp uygun tepkiler göstermesini ve dil gelişimini olumsuz etkiliyor. Bu nedenle 3 yaşına kadar çocukların telefon, tablet kullanımını önermiyoruz. 3 yaşından okul çağına kadar günde 45 dk yaşlarına uygun çizgi film izleyebilirler.

    Çocuklar 6 yaşından ergenlik dönemine kadar ortalama günde 1 saat ve ergenlik döneminden sonra ortalama günde 1.5 saat bilgisayar, tablet kullanmalarına izin verebiliriz. Burada dikkat etmemiz gereken durum, internette neler yaptıklarını bilmemiz ve zararlı olduğunu düşündüğümüz siteleri filtrelememizdir.

    Çocukluk çağında, internetin belirtilen saatlerin üzerinde kullanımı çocukların hem fiziksel hem de ruhsal gelişimini bozduğu birçok bilimsel çalışmada gösterilmiştir. Fiziksel olarak göz bozuklukları, eklem ve kas rahatsızlıklarına neden olduğu; ruhsal olarak sosyal gelişimlerini bozduğu, dikkatlerini ve ders başarılarını olumsuz etkilediği belirtilmektedir.

    Çocuklarda ve ergenlerde internet kullanımı 5 saatin üstüne çıktığında, bunun olumsuz etkilerini ciddiye almak ve mutlaka bir uzmandan yardım almak gerekir.

    Bazı çocuk ve ergenlerde internet bağımlılığına neden olan ruhsal hastalıklar bulunmaktadır. Bunların başında, “Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, Depresyon, Sosyal Anksiyete Bozukluğu ve Madde Bağımlılığı” gelmektedir. Bu nedenle ailenin çocuğun aşırı internet kullanımını engelleyemediği durumlarda şiddetli tartışmalardan kaçınması ve bir çocuk ergen psikiyatristinden yardım alması uygun olacaktır.

    İnternet Bağımlılığının Tedavisi:

    Hedefimiz, interneti tamamen bırakmak yerine kontollü internet kullanımı olmalıdır. Çocuk ve ergen ile görüşürken, durumunu farketmelerini sağlama ve internet kullanımını sınırlandırmak için motive etmek çok önemlidir. Aile ile birlikte hareket etmek ve çocuğun da fikrini alarak sözleşme hazırlamak gerekir. Çocuğun sosyal gelişimini desteklemek ve bunun için yapabileceği aktiviteleri birlikte belirlemek gerekir.

    Gerektiği zaman terapi ve ilaç seçenekleri de tedavide düşünülmelidir.

    Ebeveynlerin yapması gerekekenler:

    Öncelikle, bilgisayarı ekranın görünebileceği açık bir alana koyun ve internet filtresi ekleyin,

    İnternet kullanımı konusunda iyi bir örnek olun,

    İnternette neler yaptığını takip edin ve onu bilgilendirin,

    Sözleşme yapın .

    Aileler gençlere nasıl yaklaşmalılar?

    Durumu değerlendirin: Çocuğunuz bilgisayar başında ne kadar kalıyor?, nasıl zaman geçiriyor?, aile ilişkilerinde artılar ve eksiler neler?, boş zamanlarını nasıl değerlendiriyor?

    Ateşkesi sağlayın: Bu görev ebeveynindir çünkü ergen her zaman savaşı göze alabilir. İlk adımı siz atın.

    Birlikte zaman geçirin ve başka şeylerden konuşun: Çocuğun ilgi alanları ile ilgilenin ve bilgisayarda neler yaptığını eleştirmeden konuşun.

    Farkındalığı arttırın: Ne kadar süre internette kaldığını beraber not edin.

    Kontrol yöntemini seçin: Süre kısıtlaması haftalık mı olacak, günlük mü olacak, kaç saat olacak beraber karar verin.

    Ona odaklanmayın ve yarışmayın: Bütün ilginizi ona vermek yerine siz de hayatınızı yaşayın.

    Ortak bir cephe oluşturun: İki ebeveynin durumu ciddiye alması ve beraber hareket etmesi çok önemli.

    Sözleşme yapın ve sorumluluklarını belirleyin: İnternette ne kadar zaman geçireceği, neler yapacağı net olarak belirleyin ve siz de bu kurallara uyun.

    Gerektiğinde zorlama yapın: Bilgisayarın kaldırılması, internetin kesilmesi, en son seçenek olmalıdır. Tekrar ne zaman kullanılacağına beraber karar verin.

    Psikososyal gelişimini destekleyin: Sevebileceği bir spor veya sanatsal faaliyet alanı keşfetmek, arkadaşları ile zaman geçirmesine müsaade etmek; sosyalleşmesine yardım edecektir.

  • Daha Kaliteli Bir Uyku Mümkün

    Daha Kaliteli Bir Uyku Mümkün

    Başka bir hastalığın sebep olmadığı uyku sorunları kişinin stresini azaltması ve uyku hijyeni denilen bazı kurallara dikkat etmesi ile genellikle çözülebilir. Uyku hijyenini ‘kaliteli bir uyku için gerekli olan şartlar’ şeklinde tanımlayabiliriz.

    Öneriler ise şu şekilde:

    • Her gün aynı saatte yatağa girin ve aynı saatte yataktan çıkın. Bu saatler ne kadar düzensiz olursa uyku sorunlarınız da o kadar artacaktır.
    • Sadece uykunuz gelince yatağa girin. Eğer uyuyamıyorsanız yatakta daha fazla vakit geçirmeyin.
    • Yatağınızı sadece uyumak için kullanın. Yatağınızı yemek yemek, film izlemek, telefonla oynamak gibi aktiviteler için kullanmayın.
    • Uyku saatinizden en az 3 saat önce yiyecek ve içeceklere son verin.
    • Hava karardıktan sonra mavi ışık kaynaklarından (telefon, bilgisayar, televizyon vb) uzak durun. Bu cihazlar uyku hormonu olarak bilinen melatonin salgılamanıza engel olacaktır.
    • Gün içinde aşırı miktarda kafeinli içecekler, sigara ve çikolata tüketiminden kaçının. Bunları özellikle uykuya 4-6 saat kala tamamen kesin.
    • Uyku öncesi egzersizden kaçının. Vücut ısısının artmasıyla uykudan sorumlu olan melatonin hormonunun salgılanması durdurulur, bu da uyumanızı zorlaştırır.
    • Odanız ne çok soğuk ne de çok sıcak olmalıdır.
    • Hafta sonu ve tatil günlerinde yatağa giriş ve çıkış saatlerinizi çok fazla bozmamaya özen gösterin.
    • Doktorunuza danışmadan uyku ilacı almayın.
    • Uykuya dalmanıza yardımcı olacaksa kısık sesle klasik müzik veya sesli kitap dinleyebilirsiniz.
    • Uyku için yapılan meditasyonlara basit bir google aramasıyla ulaşabilirsiniz.
    • Gündüzleri gün ışığından yararlanın ve dışarıda vakit geçirmeye özen gösterin. Düzenli egzersiz kaliteli bir uyku için önemlidir.
    • Psikiyatrik ilaçlarınızı doktorunuzun önerdiği saatte almaya dikkat edin. Bazı ilaçlar sabah saatinde, bazıları ise uykudan önce önerilir.

  • Bebeklik, çocukluk ve ergenlik döneminde uyku

    Bebeklik döneminde uyku: Zamanında doğan sağlıklı bebekler genellikle toplam 16 saat kadar uyurlar. Ancak 16 saatlik uykuda, gece ve gündüz 2-4 saatlik aralarla uyanıklık dönemleri izlenir. Yenidoğanın uykusundan uyanma nedenleri, beslenme ihtiyacı, biyolojik günlük (sirkadian) ritmin henüz iyi gelişmemiş olması veya başka nedenlerden dolayı olabilir. Yenidoğanın uykusunda günden güne olan değişikler oldukça belirsiz olsa da haftalar ve aylar ile uyku süresinde ve organizasyonundaki değişiklikler daha çarpıcı hale gelir. Beyinin olgunlaşmasıyla çevresel ve sosyal uyaranlar daha iyi algılanmaya başlanır; uyku süresi yavaşça uzayarak gece uykusuna dönüşür. Kısa sürelerde bölünmeler ile karakterize yenidoğan uykusunun gece uykusuna dönüşüp pekişmesine (konsolide olmasına) yerleşme (settling) adı verilir. Üç aylık sağlıklı bebeklerin büyük kısmında uzun süren gece uykuları gözlenir; bu uyku dönemleri sadece kısa sürelerle beslenme amacıyla bölünebilir. 5-6 aylık bebeklerde gece beslenmesi biyolojik bir ihtiyaç olmasa da, bazılarında öğrenilmiş bir davranış olarak devam edebilir. 6 ile 12 aylık bebeklerde diş çıkarma ve ayrılık kaygısı uykuyu bozan olası etkenlerdir. On iki aylık bebeklerin sadece %10’unda gece uykusunda bölünme gözlenir.

    İkinci üçüncü aylarda sirkadian ritmin maturasyonuyla birlikte yenidoğanın polifazik uyku/uyanıklık örüntüsü, daha uzun süreli gündüz uyanıklığı ve gece uykusuna dönüşmeye başlar. İki haftalık bebekte en uzun uyku dönemi 4 saat iken, 5 aylıkta 7 saatir. 5 ve 12 ay arasında uyku süresi sabit kalma eğilimi gösterir. 6 -9 aylık bebeklerin çoğu artık tüm geceyi uyuyarak geçirir. Bu dönemde, gece uykusu yaklaşık 10-12 saattir; ayrıca 2-3 kez toplam 2-4 saat kadar gündüz şekerlemesi gözlenir. Gündüz şekerlemesi çocuğun yaşı arttıkça azalır. Yenidoğan ortalama 3.5 gündüz şekerlemesi gözlenirken, 12 aylıkta ortalama 2 kezdir.Gece uyanması yaş arttıkça azalır; 1 aylık bebek yaklaşık 2.5 kez uyanırken, 12 aylık ortalama 1 kezden azdır. Ayrıca gece uyanıklık dönemleri de kısalır.

    Yeniyürüyende ve okul öncesi dönemde uyku (1-5 yaş): Aktigrafi çalışmaları 12 aylık çocukların genellikle saat 20:00’de uyuduklarını, 18 aylık-5 yaş arası olanların 21:00 ile 21:30’da uyuduklarını göstermiştir. İlk 5 yılda uyanma zamanı genellikle 7’de olmaktadır. Yeni yürüyenlerde ve okul öncesi dönemde yaş arttıkça uyku miktarı azalır. 3 yaşındaki bir çocuk ortalama 13.2 saat uyur; 4 yaş için ortalama 11.8 saattir. İkinci yaşta gündüz uykusu bir kez gözlenir; birçok çocukta 3 yaşında gündüz uykusu ortadan kalkar. Gündüz uykusunun ortadan kalkması etkileyen başlıca etkenler, kreşe başlama, okul programları, kültürel tercihler, anne baba beklentileri, aile rutinleri ve bireysel farklılıklardır. Yeniyürüyen ve okul öncesi dönemde gece uyanmaları sıkça gözlenir. Bu dönemde ebeveynler ya da kardeşler ile birlikte uyuma bazı kültürlerde sıkça gözlenir. Birlikte uyuma durumunda, çocuğun gece uyanması ve uykuya gitmeyle ilgili çatışmalar daha sık gözlenir. Gece uyanmasını çeşitli etkenler etkileyebilir; ancak çocuğun uyanınca anne baba yardımı olmaksızın kendiliğinden uykuya geçebilmesi bu durumun sürekliliğini veya ebeveynler için sorun olup olmayacağını belirler.

    Orta çocukluk çağı / ergenlik öncesinde uyku: Okul çağı, ergenlik öncesi dönemde toplam uyku süresi azalmaya devam eder. 5 yaşındaki bir çocuk ortalama 11.4 saat uyurken, 8-10 yaşlarındaki çocuklar yaklaşık 9-10 saat uyur. 12 yaşındaki bir çocuk ortalama 9.3 saat uyur. Gündüz uykusu bu dönemde nadirdir. Gündüz uykusu sıklıkla gece uykusunun yetersizliğini veya diğer başka bir uyku bozukluğunu işaret eder. Çocuk büyüdükçe yatağa gitme saati gecikir, ancak sabah uyanma saati çoğunlukla okul programından etkilenir. Küçük çocuklara göre, orta çocukluk dönemindeki çocuklarda daha az uyumalarıyla birlikte daha fazla sabah uykululuğu gözlenir. Bu durum, uyku süresinde azalma olmasına karşın uyku ihtiyacının devam ettiğini düşündürmektedir. Ayrıca 4-12 yaşlar arasındaki kızlar erkeklere göre biraz daha fazla uyumaktadırlar.

    Ergenlerde uyku: Ergenlik döneminde uyku miktarı azalmaya devam eder. 13 yaşındaki ergenler ortalama 9 saat uyurlarken, 16 yaşındaki gençler 7.5-8 saat uyurlar. Bir çalışmada, ergenler aktigrafi sonuçları ile karşılaştırıldığında yaklaşık 30 dakika az uyuduklarını değerlendirmişlerdir. Ergenlik yıllarında uyku süresinde tedrici bir azalma olmasına karşın, sağlıklı ergenliğin erken dönemlerinde MSLT testinde ortalama uyku ya geçme süresinin ani bir şekilde azaldığı ve daha sonraki ergenlik dönemlerinde düşük düzeyini koruduğu bildirilmiştir. Bu durum ergenlikte uyku ihtiyacının daha önceki yıllardaki gibi devam ettiğini düşündürmektedir. Ergenliğin başlangıcı sırasında toplam uyku süresindeki azalma ile birlikte uyku/uyanıklık örüntüsünde bir kayma gözlenir. Ergenler daha geç saatlerde uyurlar ve daha erken uyanırlar. Okul ile ilgili beklentiler ve okul saatleri genellikle bu durumun nedenidir. Ergenlerde, geç yatma, ödev yapma, okul dışı aktivitelerde bulunma, eğlence aktiviteleri (TV; bilgisayar; internet; cep telefonu), bir işte çalışma, anne baba otoritesinin azalması ile birlikte yatağa gitme kararını kendilerinin vermesi, uyku/uyanıklık örüntüsündeki değişiklikler ile birliktedir. Ayrıca ergenlik döneminde olan çocuklar ergenlik öncesi dönemdeki çocuklara göre üç kat daha fazla kafeinli içecekler tüketirler ki bu içecekler uykuyu bozabilir. Bazı ilaçların alınımı (ör., stimulanlar) ve alkol/madde kullanımı ergen uykusunu olumsuz etkileyebilir. Hafta sonları ve tatillerde birçok ergen geç saatlerde uyuyup geç uyanırlar. Örneğin geç ergenlik döneminde hafta içi günlerine göre hafta sonu ortalama 1-2 saatlik uykuya geç gitme söz konudur. Hafta sonu uyanma zamanı gecikmesi, hafta içine göre, ortaokul yaşlarındaki çocuklarda 1.5-3 saat kadar iken, bu fark lise çağındakiler için 3-4 saattir. Bu veriler, ergenlerin geç yatıp geç kalkmaya eğilimli olduğunu gösterir. Düzensiz uyku alışkanlıkları bazı ergenlerde uyku bozukluklarının oluşumuna katkıda bulunabilirler.

    Uykuya geçme sırasında anne babanın varlığı, uyku saatlerinde değişikler yapma, tatile/yolculuğa çıkma, birlikte uyuma, aşırı müsaade edici ve sınırsız anne baba tutumları, anne baba arasında çelişik tutumların olması, gerçekçi olmayan anne baba beklentileri ve uyku öncesinde çocuğun beslenmesi/emzirmesi gece uyanmalarını etkileyebilir ve bakım verenler ile ilgili durumlardır. Benzer şekilde, küçük çocuklarda, güvensiz anne çocuk bağlanması, anne baba anksiyetesi ve depresyonu gece uyanmaları açısından risk etkenleridir.

    Tıbbi durumlar (ör. reflü, ağrı, enfeksiyon, alerjiler, huzursuz bacak sendromu, seperasyon anksiyetesi, diş çıkarma, karşı olma karşı gelme bozukluğu, ilaç kullanımı), tipik gelişim dönemlerinin kazanılması (örneğin hayal etme becerilerinin kazanılmasıyla gece korkuları artabilir; otonomi ve bağımsızlık ihtiyacının artmasıyla gece yatmaya direnç geliştirebilir), çocuğun biyolojik ritmi (gece kuşları) ile uyku döngüsü açısından anne baba beklentilerinin uyuşmaması, çocuğun zor bir mizacının olması uykuya yatmasını, uyanma sıklığını veya kendini yatıştırma becerisini olumsuz etkileyebilir ve daha çok çocukla ilgili etkenlerdir. Uyku odasının sessiz, ısısının ve ışığın uygun olması, yatağın rahatlığı gibi çevresel özellikler çocuğun uykusunu etkileyebilir.

    Uyku alanında sorun yaşayan çocukların ve ergenlerin mutlaka bir çocuk ergen psikiyatristi tarafından değerlendirilmesi gerekir.

  • Bebeklerde uyku sorunları

    Bebeklerde uyku sorunları

    Uyku vücudun bir ihtiyacıdır. Uyku sırasında beyin ve vücut yenilenmektedir. Uyku EEG aktivitesi, göz hareketleri ve kas tonusuna göre REM ve nonREM evresine ayrılır.

    REM evresi hızlı göz hareketlerinin olduğu, kas tonusunun azaldığı ve EEGde yavaş alfa dalgalarnın olduğu aktif uyku dönemidir. Bu dönemde rüya görülmektedir.

    NonREM dönemi sesiz uyku dönemidir, nöronal aktivite ve beyin metabolizması en düşük seviyededir, kan basıncı ve nabız düşüktür, kas tonusu ve refleksler korunmuştur. EEG’de teta ve delta ativitesi vardır.

    Bu iki evre bir uyku siklüsünü oluşturur ve erişkinlerde gece boyu 90-120 dkikalık 6-7 siklüs olur. Siklüsler arasında kısa süreli uyanmalar olur ama bunlar hatırlanmaz. Uykuya başlangıç nonREM evresiyle başlar REM ile devam eder. Uyku siklüslerinin % 75-80’i nonREM, % 20-25i REM evresidir.

    Aktif uyku dediğimiz REM evresinin nöron plastisitesi üzerine önemli görevleri vardır. Uyanıkken öğrenilen bilgileri pekiştirme, bilgilerin kısa süreli bellekten uzun süreli belleye aktarılması aktif uyku sırasında olmaktadır.

    Çocuklarda ise uykunun her yaş için farklı özellikleri vardır.

    Yeni doğan uykusu; ilk 1 ayda gece gündüz ayrımı yoktur. Toplam uyku süresi 16-20 saat arası değişir. 2-3 saat uykuyu 1-2 saat uyanıklık takip eder. REM/nonREM uyku siklüsleri yeni doğanda 50 dk iken okul çocuğunda süre 90-110 dk uzamaktadır. 2.-3. ayda gece gündüz ritmi oluşmaya ve gece uykusu daha yoğun ve uzun olmaya başlar.

    Her çocuğun uyku ihtiyacı farklıdır. Eğer çocuk uyanma saatinde kolaylıkla uyanıyor, gündüz yaşına uygun uyku saati dışında uyku hali ve kestirme ihtiyacı yoksa uykusu yeterlidir. Amerikan Uyku Akademisi’nin çocuklar için belirlediği minimum uyku süreleri:

    1 ay 16 saat

    2-3 ay 14 saat

    4-12 ay 12 saat

    1-2 yaş 11 saat

    3-5 yaş 10 saat

    6-12 yaş 9 saat

    13-18 yaş 8 saat

    Çocuklarda kronik uykusuzluk artmış dürtüsellik (dürtülerine engel olama), saldırganlık, hiperaktivite ve dikkat eksikliği, hafıza sorunları, büyüme ve gelişme sorunları, okul başarısında düşüklük gözlenir. Aynı zamanda ebeveynlerde de kronik yorgunluğa neden olduğu için aile içi sorunlara neden olur.

    Süt Çocuklarında Davranışsal Uyku Bozukluğu

    Çocukluk çağında çok sık karşılaşan bir uyku bozukluğu olan davranışsal insomnia uykunun başlatılması ve sürdürülmesinde zorluk olmasıdır. Bu çocuklar yatağa girmek istemezler, uykuya dalma süresi uzamıştır, uykuya dalmak için özel koşullara ( emme, sallama gibi) ihtiyaç duyarlar ve gece boyunca sık sık uyanıp tekrar uykuya dalmak için özel koşullar talep ederler. Uyku süreleri kısalmıştır. Süt çocuklarında 6. aydan sonra gecede 3 kereden fazla kalkma, uykuya dalarken ve gece uyandığında tekrar uykuya dalmada zorluk ve özel koşullara ihtiyaç duyma ve gece uyandığında toplam 1 saatten fazla uyanık kalma, 9 saatin altında uyuma varsa uyku bozukluğu düşünebiliriz. Ama bu tanıyı koyarken ikincil uyku bozukluklarına neden olan durumları da unutmamak gerekir. Bundan dolayı ayrıntılı hikaye ve fizik muayene yapmak gerekir. Besin alerjileri, reflü hastalığı, enfeksiyon, kolik, kronik hastalık ve nöbet dışlanması gerekir.

    Uyku bozukluğuna karşı alınacak önlemler

    Bebekler ilk 3 ayda gece gündüz ayrımı yapamaz. Bu ayrımı yapmasına yardımcı olmak için gündüz aydınlık ortamda uyutulurken, gece karanlık ve sakin ortam sağlanmalıdır. Gündüz bolca aktivite yaptırılmalıdır, ama uyku saati yaklaşınca daha sakin etkinlikler yapılmalıdır.

    Bu dönemde bebeğe uygun uyku rutinleri (banyo, masaj, ninni gibi) oluşturulmalıdır.

    Düzenli uyku saati belirlenmelidir. Her gün aynı saatte uyku rutinleri başlatılmalıdır.

    Her zaman kendi yatağında uyutulmalıdır. Memede kucakta da uyusa hemen yatağına alınmalıdır.

    Bebek gece uyandığında kendi kendine uyumasına fırsat verilmeli, hemen emzirilmemeli ya da kucağa alınmamalı, ışık açılmamalı, sallamadan uykuya dalması sağlanmalıdır. Eğer uykuya dalamadıysa dokunarak okşayarak sakinleştirilmeli, eğer bu da işe yaramazsa hafif sesli uyaran verilerek pişpişleyerek uyutulmalı, en son çare kucağa alınmalı ve en kısa zamanda tekrar yatağına alınmalıdır.

    Uyuyan melekler gece nerde uyumalı

    Bebeklerde uyku sorunu çok sık olmaktadır. Bazen bu durum anneyi çok bunaltıp yıpratabilir. Bebeklerin gece uykularının daha rahat ve uzun olması için bebekler kendilerine ait yatakta uyutulmalıdır.

    İlk 3 ay bebeklerin gece gündüz ritmi tam oluşmamıştır ve bundan dolayı sık sık uyanmaktadırlar. Bu dönemde bebeklerin sağlıklı gelişimi, anne-bebek arasında duygusal bağ ve güven duygusu oluşabilmesi için ihtiyaçlarının çok fazla ağlatılmadan karşılanması gerekmektedir. Bu gerekçelerle ilk 3 ayda bebeklerin anne ile aynı odada olmaları önerilmektedir. Bebeğin güvenliği açısından anne ile aynı yatakta yatırılmamalıdır. En uygun seçenek belki de anne yanı yatakları olabilir. Anne yanı yatakları bebeğe ait güvenli bir alan yaratması, aynı zamanda anneyi yormadan bebeğini emzirme imkanı sağladığından tercih edilmelidir.

    3-12 ay bebeğin artık gece-gündüz düzeni oturmuş, geceleri daha uzun ve derin uyuması ve gece emme ihtiyacının daha az olması nedeniyle bebek kendine ait farkı bir yatakta ama anne ile aynı odada uyutulmalıdır.

    1 yaşından sonra bebekler artık kendileri için hazırlanan odada uyutulmalıdır. Bu dönemde bebekler tek başına yürümeye başlayarak çocukluğa adım atmıştır ve artık daha özgür ve bireysel olmuştur. 1 yaş ile beraber çocukta benim duygusu başlar. Oyuncaklar ve eşyalar çocuğun tüm mal varlığıdır. Bu nedenle çocuğunuza ait oda ve yatak da çok değerlidir onun için. 1 yaş sonrası çocuğun odası düzenlenirken canlı renkler tercih edilmeli, odadaki eşyalar çok fazla olmamalıdır, çocuğa rahatlıkla oyun oynayacak alan bırakılmalı, gün içerisinde odasında ebeveynleri ile oyun oynayarak odasına alışması sağlanmalıdır. Geceleri uyku rutinleri yapıldıktan sonra bebek kendi odasında kendi yatağında uyutulmalıdır.

  • Ailelerin Korkulu Rüyası Olan Uyku

    Ailelerin Korkulu Rüyası Olan Uyku

    Uyku hem çocuklar için aileden uzak kaldıkları süreler demektir, hem de aileler açısından çocuğun temel ihtiyacı olduğundan korkulu rüyaları olabilmektedir. Her şeyden önce anne ve babanın çocuklarının yanında sakin, yapıcı ve pozitif olmaları gerekmektedir. Eğer uyku çocuğa bir ceza gibi yansıtılırsa bu çocuğunuzda olumsuz bir izlenim bırakacaktır. Bunun doğal bir süreç olduğu ve her ailenin zorluklar çektiğini kendinize hatırlatınız.

    Uyku eğitimi verirken nelere dikkat etmeliyim?

    Uyku-uyanıklık döngüsünü düzene oturtmanın zaman alacağı unutulmamalıdır. Bu düzeni sağlarken de yatak zamanını çağrıştıracak ritüeller geliştirilebilir. Örneğin; uyku öncesinde bir masal okunması, diş fırçalanması vb. gibi düzenli yapılan aktiviteler uykuya geçişi sağlamada kolaylık sağlayacaktır.

    Sabırlı olmanız gereken bu önemli evrede çocuğunuza yeni bir davranış kazandırmak adına ona eğitim verdiğinizi unutmayınız. Burada yapılmaya çalışan şey; nasıl ki ayakkabısını giymeyi çocuğunuza aşama aşama ve sabırla; tekrar tekrar deneyerek öğretiyorsanız, burada da yeni bir davranış kazandırıyorsunuz.

    Evde bir uyku saati düzeni oturtulması da gereklidir. Örneğin; öğle uykusu 13.00 ve akşam 21.00 gibi. Diğer aile bireylerinin de bu saatlere uyumu söz konusu olursa rahatlıkla ilerleme kaydedilecektir. Ancak; bir gün düzen oturtup bir gün başka saatte yatırılıyorsa bu çocuğun o rutinini bozan bir davranış olacaktır ve ne kadar süre uygulamış olursanız olun sürece en başından başlıyor noktasına varacaksınızdır.

    Uyku saati öncesinde hareketli aktiviteler, onun sevdiği şeyler ve aklının kalacağı etkinliklerden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışınız. Siz enerjisini atsın ve uykusu gelsin gibi düşünebilirsiniz fakat uyku bu sefer çocuğa sanki onu o eğlenceli aktivitelerden mahrum bıraktıran bir ceza gibi gelecektir ve uykuya geçmemek için direnç gösterecektir.

    Yatağında uykuya dalma davranışı geliştirilmelidir. Çünkü evin başka kısımlarında uyuyakalıp sonrasında ebeveynleri tarafından odasına taşınıyorsa bu ileride sık sık uyanma sorununa neden olabilmektedir.

    Tüketilen yiyecekler de uyku üzerinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Uykuya geçmeden birkaç saat öncesinde kesinlikle yemek miktarının fazla olduğu, özellikle uykuyu bozabilecek; cips, çikolata, kola gibi gaz yapan yiyecek ve içeceklerden uzak durulmalıdır ki uykunun sürdürülmesi de rahat olsun.

    Uykuya geçişi kolaylaştırıcı içecekler olarak ballı süt ve rezene çayı tüketilebilir. Ancak çocuğunuzun süt hassasiyeti olup olmadığından emin olarak ona içirmelisiniz.

    Çocuğunuzun yattığı odanın ortamı da bu bünyede çok önemli bir yere sahiptir. Odada beyaz ışık olmaması –sarı & mavi gece lambası kullanılabilir-, diğer odalardan gelen ışığın odaya yansımaması, gürültü olmaması(insan sesi, televizyon sesi gibi) ve oda ısısının 24 derece civarında olması uykunun geçişini ve kalitesini arttırmaktadır.

    Uyku sorunu bazı çocuklarda fobiler nedeniyle ortaya çıkıyor olabilir. Karanlık ve hırsız fobisi olan çocuklar uyumayarak ya da aileleriyle birlikte uyuyarak güvende kalmaya çabalıyor olabilirler. Bazı çocuklar ise ayrılık kaygısı yaşadığı için uykuya dalmada ya da uykuyu sürdürmede sorun yaşıyor olabilirler. Aileyle olan ilişki burada büyük önem taşımaktadır. Bu gibi durumlarda mutlaka psikolojik destek alınması gerekmektedir.

    Bazı çocukların cildi hassas olması nedeniyle uykuya geçiş zor olmaktadır. Burada kullanılan yastık kılıfı, nevresim ve seçilen örtünün kumaş dokusu rahatsız etmeyecek şekilde olmalıdır.

    Çocuğa güven vermesi açısından uyurken yanında bulundurduğu bir oyuncak ayı, yastık, bebek, hayvan figürü gibi şeyler uykuyu sürdürmesi açısından da yardımcı birer unsur olacaktır.

    Gece uykularının bölünmesi ve tekrar kendiliğinden uykuya dalma normal bir davranıştır. Ancak aileler gece uykusu bölününce; yanına alma, ayakta sallama, sarılarak uyutma gibi davranışlar geliştirirse bu sefer ileride bu davranışı kırmak zor bir hal alacaktır. Eğer bahsedilen bir bebekse; 4 aylıktan sonra geceleri emzirmek gerekli değildir, hatta bebeğin kaliteli bir uyku almasını engelleyici bir davranış olacaktır.

    Gündüz uyku saatleri için de 6 aylıktan sonra 1 kez gündüz uykusu yeterlidir. Buna da aşamalı olarak azaltarak geçilmelidir. Çünkü yaş ilerledikçe uzun saatler gündüz uykusu devam ederse bu sefer gece uykuya geçiş saati çok geç olacaktır.

    Çalışan anne-babaların çocuklarındaki uyku problemlerinde ise anne-babanın gün içerisinde çocukları ile zaman geçirmeleri çok önemlidir. Çünkü sadece anne-babasına akşam kavuşan çocuk, onları bırakıp uykuya geçmeyi tercih etmeyecektir.

    Unutmayın, uyku eğitiminde sistemin oturtuncaya kadar her şey ilk başta daha kötüye gidebilir. Ama çocuğunuzun yaşına ve karakterine göre uzun olmayan bir sürede sonuç alırsınız. Rutine girdiğini düşünürken zaman zaman geriye dönüşler de olabilir. Bunların sizi yıldırmasına izin vermeyin.

  • Bebeklerde Uyku Problemleri

    Bebeklerde Uyku Problemleri

    Yeni doğan bebekler günde 14 ile 18 saat arasında uyuyabilir. Büyüdükçe bu süre azalmaya başlar. Ama en fazla uyuduğu dönemlerde bile uyku süresi 4 saati geçmez. Dolayısıyla ebeveynlerin sık sık uyanması gerekir. 1 yaşına basan çocuklar gece boyunca sakin ve düzenli bir uykuya sahip olsalar da %10 oranında uyku bozuklukları görülebilir. Bunların fizyolojik sebepli olanları vardır. Kulak enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, mantarlar, süt alerjisi, nefes alıp vermede yaşanan zorluklar sonucunda uyku sorunları gözükebilir. Ama uyku bozukluklarının genelinde davranışsal faktörler bulunur.

    Bebeğinizin uykusunu düzene sokmak adına nelere dikkat etmek gerekir?

    Bebeğin biyolojik saati: Bebekler 12 haftaya kadar sağlıklı bir sirkadiyen saat kuramazlar. Gecenin uyumak ve gündüzün yaşamak için olduğunu farketmeyebilirler. Bunun için bebeğinizi sabah aynı saatlerde kaldırabilirsiniz. Gün içinde yapacağınız işleri beraber yapabilir, gitmeniz gereken yerlere beraber gidebilirsiniz ki bebeğiniz gün ışığının ne anlama geldiğini anlayabilsin. Geceleri yapay ışıklardan korumak da bir hayli önemlidir. Melatonin hormonunun doğru çalışması buna bağlıdır.

    Açlık: 3-6 aylık bebekler, 5-6 saat uyusa bile en az bir kere beslenme amacıyla uyanacaklardır. Bebeğinizi uyumadan hemen önce emzirebilirsiniz. Gece boyunca tok tutacak besinler verebilirsiniz. Bu size ve bebeğinize kesintiye uğramayan bir uyku düzeni sunacaktır.

    Yatmadan önce: Bebeğinizle yatmadan önce oynadığınız oyunlar, onların heyecanlarını arttırır. Eğer emeklemeyi veya konuşmayı yeni öğreniyorsa, yatmadan önce de bu denemelerine devam edecektir. Yeni araştırmalar, çok fazla ekrana bakan bebeklerin de onları canlı tutan sinir sistemlerini aktive ettiklerini bulgulamıştır. Dolayısıyla, uyku vaktinden 2-3 saat öncesine kadar, ortam sakinleştirilmeli, yapay ışıklar azaltılmalı, heyecan ve merak arttıran oyunlar oynanmamalıdır.

    Geri uyuma: Biz yetişkinler de geceleri birçok defa uyanıp tekrar uyuruz. Bu küçük uyanmaları hatırlamayız bile. Bebeğiniz de henüz bunu öğrenmemiş olabilir. Uyandığında sizi yanında göremeyince ayrılık anksiyetesi gösterebilir. Ama bazen bebeğiniz uykusunda yalnızca ses çıkarıyor veya ağlayıyordur. Eğer uyandıysa 1-2 dakika sonra uykuya dalabilir. Bebeğinizin uyandığından emin olmadan onu tekrar uyutmaya çalışırsanız aslında onu uyandıran siz olmuş olursunuz.

    Rahatlatma: Bebeğinizi yatıştırıp tekrar uyutmaya çalıştığınız zamanlarda yaptığınız şeyler, bebek için rahatlatıcı olmayabilir. Onunla konuşmak, renkli ve ilgi çekici nesneler kullanmak bebeğinizin uykusunu daha da açacaktır. Yatıştırmak için kullandığınız yöntemlerin gerçekten dinlendirici olup olmadığını kontrol etmelisiniz.

    Düzen: Bebeğinizin günün aynı saatinde uyanmalıdır. Bu bebeğin biyolojik saatini düzenleyebilmesi açısından çok önemlidir. Geceleri uyuma vaktininde belirli olması gerekmektedir. Çocuğunuz uyku vaktinin geldiğini anlamalıdır. Bunun için geceleri belirli rutinler oluşturmanız yararlı olur. Ilık bir duş, ninni söylemek ve rahatlatıcı oyunlar bebeğinize ve size yardımcı olabilir. Bu rutinleri gündüz vaktine de taşıyabilirsiniz. Böylece bebeğiniz gerekli ipuçlarını elde ederek ne zaman hangi davranışı göstermesi gerektiğini daha çabuk kavrayabilir. Eğer uyku düzeni bozulduysa, öğle uykusunun süresini arttırmalı ya da çok uyuduysa sabah daha erken bir saatte uyandırabilirsiniz.

    Belirli bir süre sonra çocuğunuzun kendi kendine uyuması için cesaretlendirmelisiniz. Düzenli ve dengeli bir yaşam, uyku problemlerini de çözecektir. Geceleri uyanan çocuğunuzun ayrılık anksiyetesi yaşamaması için yanında olduğunu gösterseniz de, konuşmamak, göz teması kurmamak ve fazla hareket etmemek onun daha hızlı uykuya dalmasını sağlayacaktır. Eğer bebeğinizi anlamsız saatlerde uyumaya zorlarsanız uykuya olan tavrını negatif şekilde değiştirebilirsiniz. Bu da ileride uykuya dalma problemleri ve başarısızlığın uyumayla özdeşleşmesi anlamına gelebilir.

  • İnfantil kolik

    Normal ağlama doğumdan itibaren ilk haftalarda başlayıp 6-8. haftalara doğru günde en fazla 2- 3 saate kadar ulaşan ağlamadır. Ağlamanın tipi ve süresi bebekler arasında değişkenlik göstermekle birlikte, normal ağlama 2 haftalık bir bebekte günde ortalama 2 saat, 6 haftalık bebekte 3 saat ve 3 aylık bir bebekte 1 saattir.

    İnfantil kolik, iyi gelişen sağlıklı bebeklerde, daha çok akşam saatlerinde görülen, nedeni tam olarak aydınlatılamamış, bacaklarını karına çekme, yumruklarını sıkma, karında sertleşme, alnını kırıştırma, gözlerini sıkıca kapama ile birlikte olan, tüm çabalara karşın durdurulması zor aşırı ağlama durumudur.

    En az 3 haftadır süren, günde 3 saatten uzun ve haftada 3 günden fazla ataklar halinde belirli bir neden olmaksızın, öğleden sonra veya akşam saatlerinde görülen aşırı ağlama olarak ta tanımlanır. İnfantil kolik tanısı ağlamaya neden olacak diğer nedenler araştırıldıktan sonra tanımlanabilir. Ağlamayla gelen bebeklerin yalnızca %5’inde altta yatan ciddi organik lezyon saptanır. Büyüme, gelişme geriliği ve/veya fizik muayenede patolojik bulgular varsa diğer nedenlerin dışlanması gerekir.

    Besin alerjisinin, özellikle de inek sütü protein alerjisinin infantil kolik nedeni olduğu, hatta infantil koliğin inek sütü protein alerjisinin ilk bulgusu olabileceği öne sürülmüştür. Fakat bu ilişkinin belirlenmesinde; inek sütü protein alerjisinde saptanan ailede atopi öyküsü, alerjik rinit , wheezing atakları, astım , atopik dermatit gibi atopik sorunların varlığı, ishal, kabızlık, kusma, gaytada mukus ya da kan varlığı ve büyüme geriliği gibi diğer bulgu ve belirtilerin mutlaka olması gerektiği özellikle belirtilmektedir.

    Beslenme hataları , formül sütlerin hazırlanmasında hatalar, pişik, parmaklara saç, kıl dolanması, göz travması, glokom, gözde yabancı cisim, aritmiler, kalp yetmezliği, besin alerjisi, reflü, anal fissür, barsak tıkanıklığı, gastroenterit, üriner sistem infeksiyonu,nörolojik(kafa travması, merkezi sinir sistemi anomalileri ), aşı uygulaması gibi…

    İnfantil kolik tedavisinde davranışssal uygulamaların diğer yöntemlerden daha etkin olduğu bilinmektedir. Beş S yönteminin Swaddling (kundak), Side or stomach yan/yüzüstü yatırma), Sound (ses), Swinging (sallama), Sucking (emme/emzik) ilaçlardan önce kullanılmasının daha uygun olduğu ileri sürülmektedir. Bebeği araba ile gezdirmek, karnına ılık havlu koymak, masaj yapmak, bebeği yüzü koyun yatırmak, ılık banyo yaptırmak, bebeğe ritmik ses çıkaran elektrik süpürgesi ya da saç kurutma makinası sesi dinletmek gibi yöntemlerin bebeğin ağlama süresi veya atak sayısı üzerine olumlu etkisi olduğu düşünülmektedir. Kundak yapmanın (yarım kundak) rahatlatıcı olduğu düşünülmektedir. Ayrıca uyku ve beslenme saatlerinin rutine konması ağlama sürelerini yarı yarıya azalttığı bilinmektedir.