Etiket: Romatizma

  • Sedef hastalığı ve sedef romatizması

    Sedefi deri ve cilt hastalığı deyip geçmeyin bu aslında bir Bağışıklık Sistemi hastalığıdır!!!

    Tam nedeni bilinmemekle birlikte bağışıklık (immüm), genetik ve çevresel faktörlerin birlikte etki ettiklerinde şüphe edilen sedef hastalığı dünyadan yaklaşık 125 milyon kişiyi etkilemektedir. Vücutta sistematik etkileri olan, deriyle sınırlı olmayan aslında ihmal edilmemesi gereken bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. Herhangi bir hastalığın belirtilerinden şüphelenildiğinde hemen bir uzmana danışılmalıdır. Unutulmamalıdır ki bir hastalığın tedavisinde en önemli etmenlerden birisi de erken teşhistir.

    Psöriazis halk arasında sedef hastalığı olarak bilinir, deride kızarıklık, soyulma ve beyaz pullamaları olan döküntülerle karakterize edilir, ancak sedef sadece bir kozmetik sorun olan bir cilt hastalığı değildir. Sedef hastalığı vücudun kendi bağışıklık (immüm) sistemi tarafında deriyi hedef alarak saldırılmasından kaynaklanır, bu yüzden de bir bağışıklık sistemi (ototimmün) hastalığı olarak tanımlanır. Sedef hastalığı, genetik arka planı alan kronik ve karmaşık bir deri hastalığıdır. Sedef hastalığı vücudun kendi bağışıklık sistemi tarafından deriye hedef alarak saldırmasından kaynaklanır bu yüzden bağışıklık sistemi hastalığı olaraktan tanımlanır. Sedefte derinin yanı sıra eklemler omurga da bağışıklık sistemin saldırısına uğrayabilir ve ortaya eklemler omurga iltihaplı romatizmasının gelişmesine neden olabilir. Bu iltihaplı romatizma, Sedef Romatizması olarak bilinir, beş tipi vardır ve neredeyse vücudun herhangi bir eklemini tutabilir, psöriyatik arteritin tedavisi başlangıçta kortizon içermeyen ilaçlardan ibarettir, fakat artrit bu birinci basamak ilaçlara yanıt vermezse, kas iskelet sistemi aynı zamanda İç Hastalıkları ve Bağışıklık Sistemi uzmanı olan romatologlar, hastalığın daha uzun süre kontrol altına alınması için ve vücutta daha fazla immüm hasarının gelişmemesi için bağışıklık sistemini manipüle eden romatizma ve biyolojik adlı ilaçları kullanırlar.

    Cilt ve eklemlerin ötesinde, sedef hastalıkları sistematik olan hastalıklara olan bağıntısı son 10 senede birçok bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmıştır. Kardiyovasküler risk faktörü bir aradan toplanmasıyla ortaya çıkan ve Metobolik Sendromumu olarak tanımlanan, sedef hastalarında genel topluma nazaran iki kat daha sıklıkla görünmektedir. Dolayısıyla, kolesterol yüksekliği, tansiyon hastalığı, kandaki yağ oranı ( trigliserid) fazlalığı, şeker hastalığı ve diyabet öncesi ( insülin direnci) gibi rahatsızlıkların sedef hastalığında görülme sıklığı daha fazladır. Sedef hastalığıyla görünen bu risk faktörlerin her biri kalp hastalığı gelişmesine risk arttırmasıyla birlikte, birçok çalışmada sedef hastalığın yarattığı kronik enflamasyon ve iltihabi durum da ayrıca bu risk faktörlerin birbiriyle sinerjik etki yaratarak Koroner Arter/ Kalp Damar hastalığın gelişmesine 2.5 kat arttırmaktadır. Bilimsel çalışmalarda sistematik tedavi yöntemleri özellikle romatolog tarafından romatizma için verilen bazı “ iltihap giderici” ilaçlar, kalp krizin ve koroner kalp hastalığı oranlarının istatiksel açıdan anlamlı bir şekilde azalttığı da kanıtlanmıştır.

    Ayrıca sedef hastalarında iltihaplı barsak hastalığı, kanser, karaciğer yağlanması ve depresyon gibi sağlık sorunları da daha fazla görülmektedir. Ruh sağlığını en çok olumsuz etkileyen hastalıkları olarak bilinir; sedef hastalığı Amerika’da yapılan çalışmalarda sedef hastaların % 96’sının görüntüsünden rahatsız olduğu, %36’sı eşlik eden uyku bozukluğu olduğu, % 40 toplumdan izole yaşadığı görünmüştür. En önemlisi bulgu da sedef hastalarının %20’si intihar düşüncesi içinde olması dikkat çekmiştir.

    TEDAVİDE YENİ YAKLAŞIM

    Bütün bu sebeplerden dolayı, tüm dünyada artık trend olan sedef hastalığının gittikçe bir deri hastalığın ötesinde olduğu ve olası sistematik tutumlardan dolayı bütün tedavi sadece bir dermatoloji ( cildiye) uzmanına yüklenmesi doğru olmadığı düşünülmektedir. Dünyada tıp camiası ve sağlık kuruluşları artık ekip çalışması ve “multidisipliner” yaklaşımla sedefin ( Deri romatizma ve diğer sistemik tutulumları) daha iyi tedavi edilebileceği düşünülmüştür. Eskiden sedefin “ cilt lezyonlarına bir dermatolog “ ve “romatizmasına bir Ramotolog “ bakılmasından ibaretti, ancak çalışmalara göre tedavi yöntemlerinde sedef hastaların dörtte üçünün tedavilerinden memnun olmadığı ve üçte birinin tedavilerinde etki bulamadığı belirlenmiştir. Artık tedavi yöntemlerin ve sistemik hastalıkların risk değerlenmesinde farklı branşlarla birlikte ( örneğin kardiyolog, fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı, aile hekimi, diyetisyen gibi uzmanlar) kontrol altına alınması hastaya en iyi sonuç getireceği düşülmektedir. Sedef hastasına doğru zamanda en uygun ( klasik ve en yeni) tedavilerin verilmesi konusunda bir Ramotolog uzmanıyla önemi gittikçe artmaktadır, çünkü artık orta- şiddetli sedef ve sedef romatizma hastalarında olay cilt ve eklem tutumundan çıkmış olup öncelikle temeldeki bağışıklık sistemi bozukluğu doğru tedavisiyle “ kaynaktan kontrolü” söz konusudur. Romatem uzman doktor kadrolarını, teknolojik ekipmanı ve Kaplıca bölgesindeki konumunu göz önünde bulundurursak , çok yakında Bursa Romatem Hastanesi sağlık turizm çerçevesinde dirençli Sedef ve sedef romatizmaları için tedavi paketleri planlamaktadır.

    Özel Bursa Romatem Hastanesi bu konuda sedef cilt ve sedef romatizmasının multidisipliner yaklaşımıyla işbirliği yapabilecek Türkiye’nin nadir merkezlerinden biridir. Kendi hekim kadrosunda tam zamanlı uzman Ramotolog, Fizik Tedavi ve Diyetisyen doktorları bir arada bulundurmakla beraber modern ve yeni tedavi yöntemlerini ilaçlı veya ilaçsız tamamlayıcı tıp yöntemlerini özellikle Balneo- Fototerapi ve termal tedaviyle birlikte bağdaştırıp, doğru yapabilen dünyanın sayılı sağlık kuruluşlarından biri olmaktadır. Özel Bursa Romatem Hastanesi, etkili ekip çalışmasını ve sunabileceği farklı ve başarılı tedavi yöntemlerini bir an önce dünyaya bildirip Bölgesel Sedef Tedavi merkezi olma yolundadır ve özel Sağlık Turizm paketleri çalışmalarına başlamıştır.

  • Romatizma sadece eklemleri etkileyen bir hastalık mıdır ?

    Romatizma sadece eklemelri etkileyen bir hastalık mıdır ? Bu soruma evet cevabı veriyorsanız demek ki romatizmal hastalıklar hakkında yeteri kadar bilginiz yok demektir. Romatizmal hastalıklar sıklıkla eklemi etkileyebilir ancak eklem dışında neredeyse etkilemediği organ yoktur. Hemen aklıma gelen bir örneği sizlerle paylaşmak isterim. 42 yaşında bir kadın hasta tekrarlayan karın ağrıları nedeniyle başvurmuştu. Bu hastanın bir başka özelliği ise 23 yıldır evli olmasına ve çok istemesine rağmen çocuğunun olmamasıydı. Bu hastanın tanısını Ailesel Akdeniz Ateşi olarak koymuştum. Aldığı tedaviden 2 ay sonra hastanın gebeliği gelişmişti. Çocuklarının adını Bünyamin koymalarını beklemiştim açıkçası ama çocuk kız olduğu için sesimi çıkarmamıştım. Evet hastanın hiç bir eklem yakınması yoktu ama bir romatizmal hastalık tanısı almıştı.

    Romatizmal hastalık bir çok organımızı etkiler. Solunum yolları, beyin, göz, akciğerler, kalp, mide, bağırsaklar bunlardan sadece aklıma gelenler. Bu yüzden kafamızdaki romatizma kalıplarından sıyrılmamız gerekiyor. Hastanın gözünde ağrı, kızarıklık, bulanık görme yakınması gelişiyor. Göz doktoru hastayı muayene ettikten sonra romatoloji polikliniğine yönlendiriyor. Belki bir çok hasta benim romatoloji polikliniğinde ne işim var diye soruyor kendine. Ama sorunun cevabı açık bir çok romatizma hastalığı gözleri etkileyebilir. Hematoloji uzmanına kan değerlerinde düşme ile başvuruyor hasta. Tetkiklerini gördükten sonra hematoloji uzmanı hastayı romatoloji polikliniğine yönlendiriyor. Cevabı aynı romatizmal hastalıklar kan tablosunda değişikliğe yol açabilir. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanına hasta tekrarlayan düşükleri nedeniyle başvuruyor. Doktor bir kaç tetkikini istiyor ve hastasını romatoloji polikliniğine yönlendiriyor. Nedeni ise romatizmal hastalıkların bir kısmında tekrar eden gebelik kayıpları yaşanabilir. Göğüs hastalıkları uzmanı nefes darlığı sebebiyle bir hasta görüyor. Hastasını bir de romatoloji polikliniğine yönlendiriyor. Sebebi yine romatizmal hastalıklar akciğerde bulgulara yol açabilir. Yada başka bir gün kulak burun boğaz doktoru şiddetli nefes darlığı yaşayan bir hastayı romatoloji bölümüne yönlendiriyor. Hasta bazen bize soruyor benim romatizmayla ne işim var diye. Ama gerçekten de hastada ciddi bir romatizmal hastalık tanısı alabiliyor.

    Yukarıda verdiğim örnekleri sayfalar dolusu çoğaltabilirim size, bunlar benim son bir ay içerisinde görüp de aklımda kalan hastaların örnekleriydi. Sonuç olarak romatizmal hastalıklar eklemleri sık etkilemiş olsada diğer organlarımızı da etkileyebilir. Bunların bir kısmı eklem yakınmalarına eşlik edebilirken büyük bir kısmı ise eklem yakınmalarından bağımsız olarak ortaya çıkmaktadır. Günün birinde sizin şikayetleriniz içinde bir romatoloji uzmanına başvurmalısınız cümlesini duyarsanız hiç şaşırmayın ve yazımı aklınıza getirin lütfen.

  • Romatizmal hastalıkla yaşamak

    Romotizmal hastalığa rağmen, doğru tedavi sayesinde mutlu ve üretken bir hayat sürdürmek mümkündür. Etkisi kanıtlanmış birçok ilaç ve sağlık uzmanları hizmetinizdedir. Ancak ilk adım, hastanın hayatını ve durumunu kontrolü altına alınmasıdır. Bu, yeterli miktarda egzersiz, dinlenme ve sağlıklı beslenmeyle sağlanabilir. Aynı zamanda, hastalık hakkında doğru bilgilere sahip olmak, bu hastalığı aşmakta kişilere yardımcı olacaktır.

    Doğrular:

    Yalnız değilsiniz. Türkiye’de, her cinsiyetten ve yaştan kişi, artrit ve benzer hastalıklara sahiptir. Hastalığınızla ilgili sosyal paylaşım sitelerine girerek, benzer sorunlar yaşayan kişilerle iletişime geçebilir veya onların çabalarını gözlemleyebilirsiniz.

    Birçok romatizma hastalığı kroniktir. Genelde tamamen yok olmazlar.

    Durumu tamamen ortadan kaldıran bir çözüm olmasa da, hemen her hastalığa uygun tedavi mevcuttur.

    Romatizmal hastalıklardan mustarip birçok hasta, her geçen yıl daha mutlu ve tatmin edici hayatlar sürdürmektedir.

    Romatizmal hastalık nedir?

    Romatizmal hastalıklar, eklemlerde inflamasyon (iltihap; ağrı, şişlik, hareket güçlüğü gibi), genel vücut ağrısı, halsizlik, ateş, genel durum bozukluğu gibi bir çok yakınmalara neden olabilen hastalıklardan oluşan bir gruba verilen addır. Bu hastalık grubu, aynı zamanda günlük aktivitelerin yapımını zorlaştırır. Romotizmal hastalıkların 100’den fazla çeşidi bulunmaktadır. Bunlardan bazıları osteoporoz, romotoid artrit, gut, fibromyalji, osteoartrit, sistemik lupus eritematoz ve skleroderma’dır.

    Belirtiler hastalıktan hastalığa değişse de, tüm bu hastalıklar, kemikler, eklemler, kaslar ve tendonları içeren, kas-iskelet sistemini etkilemektedir. Bazı hastalarda iç organlar da bu romotizmal hastalığın bir parçası olarak tutulabilir.

    Romatizma doktorunuz ve yardımcı sağlık çalışanları (romatizma hemşiresi, fizyoterapist gibi) ile aşağıda belirtilen önemleri ve aktiviteleri yerine getirmek, hayat kalitenizi artıracaktır.

    Hastalığınızı kontrol altına alan, size uygun ilaç tedavisi (başka sağlık sorununuz varsa bunları olumsuz etkilemeyecek) ve bunların yan etkilerinin takibi. Bu ancak romatoloji doktorunuz ve sizin aranızdaki uygun iletişimle sağlanabilir.

    Egzersiz programları

    Rahatlamak ve ağrıyı kontrol edebilmek

    Eklemleri korumak

    Dinlenme ve aktivite oranlarını dengelemek

    İyi beslenme ve ağırlık kontrolü (ideal kiloyu korumak)

    Stresi kontrol altına almak. Kronik bir hastalığın getirmiş olduğu sorunlarla yaşamak, çoğunlukla ankisiyete ve depresyonu da beraberinde getirir. Bu nedenle, romatoloji hastaları, genellikle psikiyatri desteğine ihtiyaç duyarlar.

  • Romatizma hakkında yanlış bilinenler

    1. YANLIŞ: ROMATİZMA YAŞLILIK HASTALIĞIDIR

    DOĞRUSU: Romatizma hastalıkları, her yaş grubunda görülen hastalıklardır. Sadece osteoartrit (eklem kireçlenmesi), osteoporoz (kemik yoğunluğunun azalması), polimiyaljiya romatika gibi hastalıklar, yaşlanmayla daha yakın ilişkilidir. Aksine spor veya iş kazası veya doğuştan bir bacağı kısa olan genç yaşta kişilerde de eklem kireçlenmesi gelişebilir. Kortizon kullanımı gibi ilaca bağlı, ankilozan spondilit gibi iltihabi hastalıklar veya hormonal nedenler gibi birçok altta yatan hastalığa ikincil genç birinde de osteoporoz gelişebilir. Lupus, ailevi Akdeniz ateşi gibi birçok romatizma hastalığı, genç erişkinleri hatta çocukları etkileyebilir.

    2.YANLIŞ: KALPLICALAR ROMATİZMAYA İYİ GELİR

    DOĞRUSU: Kaplıcalar genellikle sıcak ve mineralli su içerirler. İçmece tipi olanlar, sindirim sistemini rahatlatabilir veya idrar yollarından kum ve taşın atılımını kolaylaştırabilir. Genellikle kireçlenme olarak bilinen osteoartritte, sıcak eklem ağrılarına iyi gelirken, tüm iltihaplı romatizma türlerinde sıcak, ağrı ve iltihabı artırır. Bu nedenle iltihabi romatizmal hastalıklarda kaplıca önerilmez.

    3. YANLIŞ: ROMATİZMA KALBE VURABİLİR.

    DOĞRUSU: Her iltihabi romatizmal hastalık kalbi tutmaz. Sanıldığının aksine, romatizmal hastalıkların çok azı kalbi etkiler. Kalbi etkileyebilen romatizmal hastalıklar içinde en bilineni akut eklem romatizması, özellikle kalp kapaklarını etkileyerek hasar oluşturabilir. Lupus kalp zarında tutulum yapabilse de genellikle tedaviyle kolayca kaybolabilir. Behçet hastalığı ve vaskülitlerin (damar iltihabı) seyri sırasında nadiren kalp etkilenebilir.

    4. YANLIŞ: YAĞMURLU HAVALARDA EKLEM AĞRISI ROMATİZMANIN BELİRTİSİDİR.

    DOĞRUSU: Çevremizde soğuk ve nemli havalarda eklem ağrıları, kemik üzerinde sızlar tarzda ağrı gibi yakınmaları olan kişilerle sıklıkla karşılaşırız. Öyle ki yağmur yağacağını söyleyen; sanki ayaklı meteoroloji uzmanı gibidirler. Çoğu kez doğru da çıkar. Bazen bunun bir romatizma belirtisi olduğunu düşünüp doktora başvuranlar bile vardır. Bu durum, hem romatizma hastalarında, hem de bilinen bir hastalığı olmaksızın sağlıklı kişilerde de; genç-yaşlı fark etmeksizin görülebilir. Romatizma hastalarında, düşük basınçlı soğuk ve yağışlı havalarda daha fazla ağrı hissetme veya var olan ağrıda artma olurken; yüksek basınçlı kuru ve sıcak havalarda ise ağrının kaybolduğu veya azaldığı gözlenmiştir. Hava durumuyla ilişkili eklem ağrısı yakınması, osteoartrit hastalarında biraz daha fazladır. Sağlıklı kişilerde hava durumuyla gelişen romatizmal ağrılar; bir romatizmal hastalığın belirtisi olarak değil; daha çok, o kişinin barometrik değişikliklere gösterdiği kişisel hassasiyet olarak düşünülmelidir.

    5. YANLIŞ: KALSİYUM VE D VİTAMİNİ EKLEMLERDE KİREÇLENMEYİ ARTIRIYOR

    DOĞRUSU: Kalsiyum ve D vitamini, kemik yoğunluğunda azalma (osteoporoz) ve buna bağlı kırık riskinin azalmak amacıyla kullanılır. Kemiklerde veya damarlarda kireçlenmeye neden olmaz. Osteoartrit; halk arasında yaygın bilinen adıyla eklemin kireçlenmesi hastalığında gerçekten eklemde kireçlenme olmaz. Röntgen filminde kıkırdak dokunun aşınmasıyla birlikte, sertleşen kemiğin daha parlak ve beyaz görünmesi, kireç rengine benzetilerek bu kullanılmaya başlanmıştır. Eklemde kireçlenme söz konusu değildir.

    6. YANLIŞ: ROMATİZMA BİTKİSEL İLAÇLARLA TEDAVİ EDİLEBİLİR

    DOĞRUSU: Hiç bir bitkisel ilaç bugün için kanıta dayalı tıpta, hiç bir romatizma türünü tedavi ettiği gösterilememiştir. Aksine bazı bitkisel ilaçlar veya bitkilerin, romatizma tedavisinde kullanılan bir çok ilaçla etkileşerek karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında bozulmaya neden olduğu veya bazı alerjik tepkimemelere neden olduğunu çok sık olarak görüyoruz. Bu nedenle doktorunuza mutlaka bu konuda bilgi veriniz.

    7. YANLIŞ: ROMATIZMA HASTALIKLARI BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNDEKİ YETERSİZLİKLE GELİŞİYOR.

    DOĞRUSU: Halk arasında romatizmal hastalıkların bağışıklık sistemindeki yetersizlikten kaynaklandığı düşünülerek bağışıklık sistemini güçlendiren bitkisel ilaç kullanımı çok yaygındır. Burada bir yanlış anlama söz konusudur. Romatizmal hastalıkların çoğunun kesin nedeni bilinmiyor ve bağışıklık sistemindeki sapkınlık sonucunda gelişir. Bu hastaların enfeksiyonlara cevabı iyidir ancak vücut, kendi hücre ve dokularını tanımayıp onlara karşı da savaş açar. Bağışıklık sistemini uyaran bu bitkisel ilaçlar fayda yerine tersine, hastalığın alevlenmesine de neden olabilir.

    8. YANLIŞ: ROMATIZMA SADECE EKLEMLERIN HASTALIĞIDIR.

    DOĞRUSU: Romatizma denilince akla, eklem, bağ dokusu, kemik veya kasları etkileyen ağrı, şişlik, şekil bozukluğu ve hareket kısıtlığına neden olan her türlü sağlık sorunları gelir. Aslında iltihaplı romatizmal hastalıklar, ayrıca böbrek, akciğer, karaciğer, cilt, damar, kan hücreleri, sinir sistemi gibi, bir çok organ ve sistemi tutabilir. Bu nedenle hastaların, iç hastalıkları uzmanlığı üzerine yapılan romatoloji uzmanı tarafından takip ve tedavi edilmesi gerekir.

    9. YANLIŞ: ROMATİZMA HASTALARI İSTİRAHAT ETMELİDİR.

    DOĞRUSU: Romatizma hastaları ağrı ve iltihabın yoğun olduğu dönemde istirahat önerilse de bu süre içinde bile en azından izometrik egzersizlerle (yer çekimine karşı) eklemin hareket açıklığını korumak ve kası güçlendirmek gerekir. İltihabın azaldığı durumlarda ise yine fizyoterapist eşliğinde eklem hareket açıklığını artıran ve güçsüz kası güçlendirmeye yönelik egzersizler verilir. Sanılanın aksine romatizma hastaları istirahat değil kontrollü egzersizlerini yapmalıdır. Ankilozan spondilit hastalığında ise ilaç tedavisi kadar egzersiz de bu hastalığın her döneminde tedavinin vazgeçilmezidir.

    10. YANLIŞ: ROMATİZMA İLE FİZİK TEDAVİ VEYA ORTOPEDİ İLGİLENİR.

    DOĞRUSU: İltihaplı romatizmal hastalıklar, yalnızca, kas, eklem ve bağ dokusunu değil, bir çok organ ve sistemi etkiler. Bu nedenle, hastaların ilk başvurularının, aynı zamanda iç hastalıkları uzmanı olan romatoloji doktorlarına olması gerekir. Aksi takdirde tanı ve tedavide gecikmelerle istenmeyen durumlar ortaya çıkabilir. Gerektiğinde romatoloji doktoru, fizik tedavi veya ortopediye sevk etmelidir.

    Romatizma Hastalarına Öneriler

    Romatizmal hastalıklarda stresden uzak kalmak, beslenme ve diyet önemlidir. Çoğu romatizmal hastalık kronik (müzmin) seyirlidir. Genellikle yatışık ve alevlenmelerle seyreder; uzun süreli ilaç tedavisi gereklidir. Bu nedenle hastanın; hastalığı ve ondaki tutulumları hakkında doktorundan sağlıklı bilgi almalı, tedavisine uyum göstermeli ve doktorunun yakın takibinde olmalıdır. Kendisiyle benzer hastalığı paylaşan hasta destek programlarına ulaşabilir. Gerekirse psikolojik destek almalıdır.

    Omega-3 yağ asitlerinden zengin beslenmek, iltihap üzerinde olumlu etkileri nedeniyle önerilir. Bunu haftada 2 kez balık tüketerek veya her gün balık yağı takviyesi alarak da sağlayabilirsiniz. Kalsiyumdan zengin beslenmek, kan düzeyine bakarak eksikse D vitamininin takviye edilmesi önerilir. Yüzme, düz yürüyüşler, pilates, yoga gibi egzersizlerle kontrollü olarak eklem hareket açıklığını korumak ve kası güçlendirmek gerekir.

  • Sorularla romatizma

    * Romatizmal hastalıkların kişinin yaşam kalitesini düşüren yönleri?

    -Romatizma, yaşam kalitesini bozan hastalıkların başında gelir. Romatizma hastaları uzun süreli (kronik) ağrılar, halsizlik ve yorgunluk nedeniyle, sorumluluklarını yerine getiremez, günlük işlerini hatta öz bakımını yaparken bile güçlük çekerler. Kişinin kendini yetersiz ve mutsuz hissetmesi; çoğunlukla depresyonu beraberinde getirir. İltihaplı romatizma hastalıkları, sadece eklemleri değil, birçok organ ve sistemi de etkiler. Tedavide gecikme sakatlıklara ve bazen de hayati tehdit oluşturur.

    * Romatizma nedir, kaç tipi vardır?

    -Romatizma tek bir hastalık değil; eklem, bağ dokusu veya kasları etkileyen her türlü sağlık sorunlarında kullanılan bir terimdir. Aslında romatizma, geleneksel anlamda eklem, bağ dokusu ve kasların dışında, birçok organ ve sistemi tutabilen hastalıkları da bünyesinde taşıyor. Romatizma başlığı altında 200’den fazla hastalık yer alıyor. İltihaplı olan ve olmayan romatizma olarak iki başlık altında toplanıyor.

    *Tedavisi en kolay ve en zor gerçekleşen romatizma tipleri hangileridir?

    -Romatizma tedavisi hem çok kolay hem çok zahmetli olabilir. Bunun nedeni romatizma hastalıklarının, her hastada farklı şiddette seyretmesinden kaynaklanır. Aynı hastalık bir hastada hafif bulgularla seyrederken, diğerinde bir çok organı tutarak daha ağır seyredebilir. Hastanın yaşı, cinsiyeti, yandaş diğer hastalıkları da tedaviyi etkiler. Öncelikle erken dönemde doğru tanı ve hastalığın tutulum şiddetinin belirlenmesi, tedaviyi kolaylaştırır.

    * Kadınlarda mı erkeklerde mi daha çok görülür?

    -Romatizmal hastalıklar genellikle kadınlarda erkeklere göre daha fazladır. Lupus (9 kat), romatoid artrit (3 kat), Sjögren (9 kat) gibi bazı iltihaplı romatizma hastalıkları kadınlarda daha fazla iken, ankilozan spondilit (2 kat) ve gut (3 kat) ise erkeklerde daha fazla görülmektedir.

    *Toplumda görülme sıklığı nedir?

    – Osteoartrit (eklem kireçlenmesi), yaşlılarda en sık görülen ve en fazla sakatlık nedeni olan bir eklem hastalığıdır. Direkt röntgen filmlerinde, 70 yaş üstündekilerin %70’inde osteoartrit bulgusu vardır. Yapılan bir çalışmaya göre, bir kişide tüm hayatı boyunca diz osteoartriti gelişme riski yaklaşık %46; kalça osteoartriti gelişme riski ise %25’tir.

    -Osteoporoz (kemik erimesi), 50 yaş üzeri her 3 kadından birinde ve her 5 erkeğin birinde,

    -Romatoid artrit, gut, ankilozan spondilit her 100 kişiden birinde, ortaya çıkıyor. Behçet hastalığı; her 1000 kişiden 3’ünde, lupus 1000’de 1 gelişir.

    * Kimlerin romatizma riski daha fazladır?

    Romatizma her yaşta ortaya çıkabilir ve her iki cinsiyeti de etkiler.

    -Ailede romatizmal hastalık hikayesi önemlidir. Ankilozan spondilitli hastaların beşte birinde, birinci derece akrabalarında da benzer hastalık vardır. Sedefe bağlı eklem tutulumunda ise bu oran üçte birdir. Ailevi akdeniz ateşi ise birebir geçiş gösteren romatizma hastalığıdır; birinci-ikinci derece akrabalık önemlidir. Romatoid artrit, lupus gibi otoimmün hastalıklarda, az da olsa ailesel yatkınlık vardır. İltihapli olmayan romatizmada da ailesel yatkınlık oluyor. Osteoartritte özellikle el osteoartritinde ailesel yatkınlık söz konusudur. Bu nedenle korunmak için fazla kilolardan kurtularak, ekleme fazla yük bindirerek aşındırmamak gerekiyor.

    -İltihapli olmayan romatizma olan osteoartrit, genellikle ileri yaşlarda başlıyor. Ancak doğuştan kalça çıkığı, bacakta kısalık veya mesleksel travma, düşme vs. varsa daha erken yaşlarda da gelişebiliyor.

    *Hangi romatizma hangi belirtileri verir?

    * Kişide romatizma olma ihtimaline dikkat çekecek 10 soruluk bir mini test

    Bilinen bir travma olmaksızın eklemde ağrı, şişlik, sıcak ve hareket ettirmede zorluk, iltihaplı eklem romatizması belirtisi midir? (doğru).

    Aniden hareketle başlayan bel ağrısı, iltihaplı romatizma belirtisi midir? (Yanlış-dejeneratif bel ağrısı-iltihaplı olmayan bel ağrısı bulgusudur)

    Romatizma yaşlıların hastalığıdır (Yanlış- Romatizma her yaş grubunda görülebilir. Lupus, ankilozan spondilit, romatoid artrit, Behçet Hastalığı, ailevi Akdeniz Ateşi gibi bir çok romatizmal hastalık, genç-erişkin yaştakileri tutar.

    Romatizma sadece eklemleri mi tutar? (yanlış) Romatizma sadece eklemleri, bağları, kasları değil; iltihaplı romatizmal hastalıklar; göz, akciğer, böbrek gibi bir çok organ ve sistemleri de tutar)

    Kemik erimesi (osteoporoz), sadece menapoz sonrası kadınlarda mı görülür? (Yanlış-osteoporoz genç yaşlı ve her iki cinsiyeti de etkiler. Bazı ilaçlar veya bazı hastalıklara erken yaşta osteoporoz gelişebileceği gibi, 70 yaş üzeri erkeklerin de 3 de 1’inde görülür)

    Kalsiyum ve D vitamini almak, eklem kireçlenmesine yol açar mı? (Hayır-kalsiyum ve D vitamini kas ve kemik sağlığı için çok önemlidir. Aşınmış eklem röntgende daha beyaz göründüğü için kirece benzetildiği için bu terim kullanılır-aslında eklem kireçlenmez)

    Uveit (bir tür göz iltihabı), romatizma belirtisi midir?. (Evet -uveit hastalarının yaklaşık yarısı bir romatizmal hastalıkla ilişkilidir).

    Tekrarlayan, karın ağrısı, ateş, göğüs kafesinde ağrı, eklem ve kas ağrısı olup 3 gün sonra kendiliğinden geçiyorsa önemli midir? (Evet-bu belirtiler ailevi Akdeniz Ateşi hastalığının belirtileridir)

    Tekrarlayan düşük (gebelik kaybı) ve pıhtı ile damar tıkanıklığı romatizma belirtisi midir? Evet-çoğunlukla anti-fosfolipid sendromu adı verilen bir romatizmal hastalığın belirtisi olup çoğu kez hayati önem taşır)

    Güneş ışınlarına hassasiyet, ağız içi yaralar, saç dökülmesi, soğuk veya stresle parmakların beyaz ve mor hal alması romatizma belirtilerinden midir? Evet bu yakınmalar lupus dahil bir çok romatizmal hastalıklarda görülebilen belirtilerdendir.

    Ağız ve göz kuruluğu, cilt kuruluğu romatizma belirtisi midir? Evet-Ağız ve göz kuruluğunun bir çok nedeni olmakla birlikte eden eklem ağrıları varsa Sjögren sendromu adı verilen hastalığa bağlı da olabilir).

    Ağız içinde tekrarlayan yaralar, genital bölgede yara, göz iltihabı (uveit) , sivilce, bacakta çıkan ağrılı şişlikler, sivilce romatizma belirtisi midir?

    Evet (Bu belirtiler Behçet Hastalığının sık görülen belirtileridir).

  • Romatizma hakkında genel bilgiler (romatizma hakkında bilmek istedikleriniz)

    Romatizma denilince eklemlerimizi, kaslarımızı veya bağlarımızı etkileyen her türlü ağrılı durumlar aklımıza gelir. Aslında romatizma, sadece eklem, bağ dokusu ve kasların değil, bir çok organ ve sistemi de tutabilen hastalıkları bünyesinde taşır. Bu nedenle, kapsamı (yaklaşık 200 kadar hastalığı içerir) oldukça geniştir. Romatizma hastalıklarının belirtisi de tutulan yere ve organa göre değişir. Romatizmal hastalıkları kabaca iltihaplı olan ve olmayan diye ikiye ayırabiliriz. İltihaplı romatizmalardan en sık görüleni romatoid artrit, ankilozan spondilit, gut, lupus, Behçet hastalığı, sedefe bağlı artrit, gibi hastalıklardır. İltihaplı olamayanlarda ise osteoartrit (eklemin kireçlenmesi), fibromiyalji (yumuşak doku romatizması) gibi hastalıklar yer alıyor. Eklem ağrısı; iltihaplı olmayan eklem romatizmasında istirahatte ağrı olmaz. Harekete başlamakla ve o eklemi kullanıp zorladıkça (merdiven inip çıkma, oturup kalkma gibi) ağrı olur, eklemde yarım saati geçen sabah katılığı olmaz ve eklem üzerinde kızarıklık, şişlik ve sıcaklık olmaz.

    Ne zaman iltihaplı eklem romatizmasından şüphelenmeli?

    Travma (düşme, çarpma) olmadan eklem yerinde; ağrı, şişlik, sıcaklık, kızarıklık, hareket ettirirken zorlanma belirtilerinden bir veya daha fazlası varsa,

    Ağrı hem istirahatte hem de hareketle varsa, durdukça daha da artıyorsa, sabahları eklemi kullanırken yarım saatten fazla katılık hissi varsa; iltihaplı eklem romatizmasını düşündürür.

    İltihaplı eklem romatizmasında eklem dışında diğer organ ve dokulara ait belirtiler de olabiliyor. Göz iltihabı (konjuktivit, uveit, episklerit gibi), ağız içi yaralar, saçlarda dökülme, cilt döküntüsü, ağız veya gözde kuruluk, kas ağrıları da romatizmanın bir belirtisi olabilir.

    İltihaplı romatizma hastalarında; eklem ve kas ağrılarının yanı sıra; halsizlik, yorgunluk, ateş ve kilo kaybı gibi genel hastalık belirtileri veya tuttuğu yere göre cilt döküntüsü, saç dökülmesi, ağız içi yaralar, ağız ve gözde kuruluk, gözde iltihap, nefes darlığı öksürük, bacaklarda ödem, tansiyon yükselmesi, inatçı ve şiddetli baş ağrısı, karın ağrısı gibi bir çok yakınmalara neden olabilir.

    İltihaplı omurga romatizmasında (ankilozan spondilit), özellikle istirahatte gelişen

    Aşağı bel bölgesi (kaba etlerin arasında; hastalar kalça ağrısı olarak da tarif eder), boyun, bel, sırt ağrısı vardır. Hareket ettikçe

    Bel ağrısı:

    Bel ağrısı, soğuk algınlığından sonra insanları en fazla etkileyen bir sorun. Öyle ki toplumda her 100 kişiden 80’i hayatında bir kez bel ağrısı sorunuyla karşı karşıya kalıyor. Bel ağrısı en sık, omurgayı kötü kullanmaya bağlı oluşuyor. Bel ağrılarının yaklaşık yüzde 10’u da ankilozan spondilit, bir başka deyişle omurganın iltihaplı romatizmasından kaynaklanıyor. İltihaplı olan ile olmayan omurga romatizmasındaki bel ağrıları farklı oluyor. İltihaplı olanda ağrı istirahatle oluşuyor, hareketle azalıyor veya geçiyor. İltihaplı olmayan tipinde ise istirahatte bel ağrısı yokken, harekete başlamakla birlikte ağrı oluşuyor.

    Ne zaman ankilozan spondilitten şüphelenmeli?

    40 yaşından önce başlamışsa,

    Sinsi başlangıç (tam olarak başladığı zamanın bilinmediği) gösterdiyse,

    En az 3 aydır sürüyorsa,

    Sabahları ve uzun istirahat sonrası bel tutukluğu artıyorsa,

    Egzersiz ile düzeliyorsa; romatizmadan şüphelenmek gerekiyor.

    Romatizmanın sebepleri nelerdir?

    Romatizmanın çok çeşitleri vardır. Kolay anlaşılır olması açısından iltihabi olan ve olmayan olarak ayırdığımızda; iltihabi olmayan romatizmal hastalıklardan örneğin osteoartritin nedeni genetik yatkınlıkla birlikte, aşınma ve yıpranmaya yani o eklemin hor kullanılmasına bağlıdır. Ekleme binen yükün arttığı şişmanlık, spor yaralanmaları, doğumsal bazı sakatlıklara ikincil olarak fazla kullanma gibi bir çok nedene bağlı gelişebilir. Septik artrit denilen eklemin mikrobik iltihabı hariç, diğer iltihabi romatizmal hastalıkların genellikle sebebi bilinmiyor. Bunların hepsi kişinin bağışıklık sistemindeki bazı anormal davranışlar nedeniyle gelişir. Buna da kişinin genetik yapısının yanı sıra, bazı çevresel faktörler neden olur. Bu çevresel faktörlerden en fazla suçlanan ise bazı enfeksiyonlar, sigara ve strestir.

    Romatizma tanısı nasıl konur?

    Belki her hastalığın tanısında anamnez adı verdiğimiz, hastadan alınan kendi ifadesiyle hastalık bilgisi önemli olsa da bizim hastalıklarımızda ayrı bir önemi vardır. Kişinin ve ailesinin yani birinci derece bazen ikinci derece akrabalarındaki tıbbi özgeçmiş bilgileri edinilir. Ayrıntılı bir muayeneyle birlikte, bazı kan idrar testleri ve görüntüleme testlerini kullanırız. Hastalıklarımızın çoğu, birçok organ ve sistemi de tuttuğundan, farklı hastalıklarla karışabilir. Erken dönemde tanı konulması zor olabilir. İşte bu bağlamda aynı zamanda iç hastalıkları uzmanı olan ve romatoloji yan dal ihtisası yapan hekimler; bu hastalıkların daha kolay teşhis ve tedavi edebilir.

    Romatizma nasıl tedavi edilir?

    Çok az romatizmal hastalık tedaviyle tamamen ortadan kalkar. Hastalıklarımız genellikle uzun seyirli olup alevlenme ve remisyon dediğimiz yatışık durumda gider. Tedavide başlangıçta kısa sürede hastalığı kontrol altına almak için kortikosteroid ve bazı steroid olmayan ağrı kesiciler kullansak da, genellikle uzun süreli, hastalığın seyrini değiştiren ve kontrol altında tutan ilaçlar kullanıyoruz. Aynı hastalık her bireyde farklı seyrettiğinden, veya kişinin yandaş başka hastalığı var ise veya gebelik beklentisi gibi birçok kişiye özel durumlarda; tedavi de kişiye özel düzenlenir.

    Romatizma tamamen tedavi edilebilir mi?

    Romatizmal hastalıkların çok azı tedaviyle tamamen ortadan kalkar. Genellikle müzmin (kronik) hastalıklar olup yıllar süren uzun süreli tedavi gerekir. Bu nedenle ilaçlar, doktor kontrolünde alınmalıdır. Tedavide amaç hastalığı kontrol altına almak, kişinin ağrısını ve rahat olmasını sağlayarak yaşam kalitesini yükseltmektir.

    Romatizma tedavi edilmezse nelere yol açar?

    Romatizmal hastalıkların erken dönemde tanınıp etkili tedavisinin verilmesiyle, hastalığa bağlı gelişebilecek sakatlık ve ölümlerin önüne geçmek mümkündür. Bunu hastalıklar üzerinden örneklendirecek olursak; iltihabi bir romatizmal hastalıklardan biri olan romatoid artritte, eklemde sakatlık gelişimi genellikle ilk 2 yıl içinde çok hızlı olur. Özellikle ilk 6 ay içinde tanınıp, uygun tedavi alanlarda hastalığa bağlı sakatlık gelişmediği görülmüştür. Ciddi böbrek tutulumu olan lupuslu bir hastada, tedavi edilmezse üremi ve buna bağlı ölüm kaçınılmaz olacaktır.

    Romatizmada aile hikayesi önemli midir?

    Romatizmal hastalıkların çoğunda aile hikayesi önemlidir. Osteoartritte özellikle el osteoartritinde ailesel yatkınlık söz konusudur. Romatoid artrit, lupus gibi otoimmün hastalıklarımızda, az da olsa ailesel yatkınlık önemlidir. Ankilozan spondilitli hastaların beşte birinde, birinci derece akrabalarında da benzer hastalık vardır. Sedefe bağlı eklem tutulumunda ise bu oran üçte birdir. Hatta ikinci derece akrabalarda da sedef bulunabilir. Ailevi akdeniz ateşi; birebir (Mendel) geçiş gösteren hastalığımızdır. Birinci-ikinci derece akrabalık önemlidir.

    Stresin romatizmaya etkisi var mı?

    Stres, bir çok romatizmal hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştıran bir faktördür. Örneğin fibromiyalji adı iltihabi olmayan halk arasında yumuşak doku romatizması ad verilen bu hastalıkta; kişide yoğun stres ve buna bağlı ankisiyete ve depresyon gibi bozukluklar vardır. Otoimmun romatizmal hastalıklarımızda ise genetik olarak yatkın kişide, stres bağışıklık sistemini etkiler ve hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştıran bir faktördür. Romatizmal hastalıkların çoğunluğu (kronik) yani müzmin hastalıklar olduğundan; hastalığın kendisi de kişide stres yaratır ve tedavi uyumunu etkiler. Bu nedenle hastalarımıza çoğunlukla psikolojik destek de gerekir.

    Vitaminin romatizmaya etkisi var mı?

    D vitamini eksikliği ve buna bağlı osteoporoz gelişmesi dışında; vitamin eksikliği romatizmaya neden olmaz. Ancak hastalarımızda steroid kullanımına bağlı osteoporozdan korumak amacıyla mutlaka kalsiyum ve D vitamini takviyesi yapmak gerekir. Metotreksat kullanan hastalarda, folik asit eksikliği gelişeceğinden, mutlaka desteklenmelidir. Bazı hastalıklarımıza pernisyöz anemi denilen B12 eksikliği eşlik edebilir. Araştırılarak tedavisi verilmelidir. Balık yağı; omega-3 yağ asitlerinden zengin beslenmek, lupus hastalarında faydalı olduğu bilinmektedir. Bu bağlamda bağışıklık sistemini güçlendirmek amacıyla satılan bitkisel bazı ürünler, otoimmün hastalıklarımızın alevlenmesine neden olduğundan kullanılmamalı.

    Fazla kilonun romatizmaya etkisi var mı?

    Fazla kilo, eklem üzerine binen yükü artırarak özellikle dizde ve belde osteoartrit gelişme riskini artırır.

    Romatizmanın kadın ve erkeklerde görülme oranları nelerdir?

    Romatizmal hastalıklar genellikle kadınlarda daha fazla görülür. Lupus ve Sjögren sendromu kadınlarda erkeklere göre 9 kat daha fazladır. Romatoid artrit kadınlarda 2,5-3 kat daha fazladır. Ankilozan spondilit, gut gibi bazı hastalıklar ise erkeklerde daha fazladır.

    Romatizmadan korunmak için nelere dikkat etmek gerekir?

    Bir çok romatizmal hastalığın nedeni bilinmediğinden, korunma sağlamak da pek kolay değildir. Ancak, osteoartrit için; fazla kilo almamak, bacak, boyun, sırt ve bel kaslarımızı güçlendirmek ve eklemin hareket açıklığını korumak için bisiklete binme, (pilates benzeri) germe egzersizleri, yüzme ve düz yürüyüşler yapabiliriz. Osteoporozdan korunmak için, kalsiyumdan zengin beslenme ve gerekirse D vitamini ve kalsiyum takviyesi, ağırlık binen egzersiz (düz yürüyüş gibi) yapılabilir. Sigara, bazı hastalıkların gelişmesini kolaylaştırdığından, içilmemeli. Gut hastalığı için uygun diyet, fazla kiloların verilmesi, tansiyon ve kan şekerinin düzenlenmesi önemlidir. Birinci derece akrabalarda, ailevi Akdeniz ateşi hastalığı varsa, evlenmeden önce genetik danışmanlık alınabilir.

    Kireçlenme (osteoartrit) nedir? Nasıl belirti verir?

    Osteoartrit (eklem kireçlenmesi), eklemin en sık görülen hastalığıdır. Eklemin kıkırdak yapısının bozulması ve yıkılmasıyla eklemde hasar gelişir. Osteoartrit, orta ve ileri yaşlardaki kişilerin çoğunu etkileyen bir eklem hastalığıdır. Halk arasında ‘eklemlerin aşınması’ veya ‘kireçlenme’ olarak da bilinir. Yaşlılarda daha sık olmakla birlikte; bazı spor yaralanmalarında veya mesleki travmalar sonrasında veya doğuştan kalça çıkığı gibi mekanik bozukluklarda; eklemlerde aşınmayla birlikte, daha erken yaşlarda da osteoartrit gelişebilir. Genellikle hareketle oluşan bel ağrısı veya eklem ağrısı, takılma hissi ve kısa süreli tutukluk hissi vardır. Merdiven veya yokuş çıkarken, dizi bükerek oturup-kalkarken ağrı ve takılma hissi, özellikle merdiven inerken boşluğa gelme gibi dizinde boşalma hissi olabilir. Eklemin hareket açıklığında azalma olur. Ellerde parmak uçlarında veya ortasında kemikte büyüme gibi belirtiler verir.

    Kireçlenme (osteoartrit), vücüdun hangi bölümlerinde görülür?

    Kireçlenme (osteoartrit), en fazla, omurga (bel ve boyun), diz, kalça ve el eklemlerini tutar; daha az oranlarda omuz ve ayak bileği tutulur.

    Kireçlenmenin sebepleri nelerdir?

    Yavaş seyirlidir. Yaşlanmaya bağlı eklemin kıkırdak yapısı değişir. Fazla kilolu olmak, düşme veya diğer bazı mekanik travmalara bağlı kıkırdakta parçalanma, ardından menüsküs ve bağlarda zedelenme, eklem aralığında daralma ve yeni kemik oluşumuyla gider. Gut veya romatoid artrit gibi eklemi tutan ve aşındıran hastalıklarda, osteoartrit daha kolay gelişir.

    Kireçlenme (osteoartrit) tanısı nasıl konur?

    Hastanın öyküsünde; hareketle oluşan eklem ağrısı, takılma ve kısa süreli tutukluk hissi; muayene bulguları ve görüntüleme yöntemleri ile tanı konur. Direkt grafiler (röntgen) veya bazen daha ileri görüntüleme için manyetik rezonans görüntüleme (MRI) kullanılır.

    Kireçlenme (osteoartrit) nasıl tedavi edilir?

    Osteoartrite bağlı eklem hasarı geliştikten sonra, bunu geriye çevirecek bir tedavi yoktur. Tedavinin amacı, ağrıyı azaltmak ve tutulan eklemin hareketlerini iyileştirmektir. Fizik tedavi ve ilaç tedavisi genellikle birlikte kullanılır; bazen cerrahi tedavi yapılır.

    İlaç Dışı Tedaviler:

    Kilo vermek ve egzersiz temeline dayanır. Fazla kilolardan kurtulmak; diz, kalça ve bele binen yükü azaltacağından, bazen tek başına da rahatlama sağlar. Vereceğiniz her 10 kg ile dizlerinize binecek 40 kiloyu azaltmış olacağınızı unutmayınız.

    Egzersiz, kas gücünü artırır, eklem ağrısı ve tutuklukta azalma sağlar.

    Ayrıca günlük aktiviteleri için yardımcı ‘wolker’ denilen bir yürüteç veya baston kullanmak, o ekleme binen yükü azaltacak ve dengeyi sağlamaya yardımcı olacaktır. Sıcak veya soğuk (sadece inflamasyon olduğunda) uygulama, kısa bir süre için osteoartrit belirtilerini hafifletebilir.

    Spa (sıcak küvet), masaj, akupunktur gibi bazı alternatif tedaviler, kısa bir süre için ağrıyı hafifletmeye yardımcıdır. Ancak, pahalı ve tekrarlayan tedaviler gerektirebilir. Ayrıca, alternatif tedavileri (bazen tamamlayıcı ya da bütünleyici olarak adlandırılır) uzun vadeli faydaları kanıtlanmamış ama hastalarda bazen geçici iyilik sağlayabilir.

    İlaç Tedavileri:

    İlaç tedavisinin topikal, oral (ağız yoluyla) ve enjeksiyon formları vardır. Doğrudan etkilenen eklemlerin üzerindeki deriye, topikal ilaçlar uygulanır. Bu ilaçlar kapsaisin krem​​, lidokain ve diklofenak jel gibi. Asetaminofen (parasetamol) gibi ağızdan alınan ağrı kesiciler, yaygın olarak kullanılan ilk tedavilerdir. İnflamasyon (sıcaklık, su toplanması ve şişme varlığında) varlığında, steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçlar (genellikle NSAİİ denir: naprosyn, diklofenak, ibuprofen, indometazin gibi) kullanılır.

    Eklem içi enjeksiyonlar; kortikosteroidler (kortizon) veya hiyalüronik asit denilen yağlayıcı bir form ile yapılabilir. Bazı hastalarda birkaç yıl, diz protezinde gecikmeye yardımcı olabilir.

    Cerrahi: Şiddetli olgular için bir tedavi seçeneğidir. Eklemde ciddi hasar, ya da tıbbi tedavinin ağrıyı gideremediği durumlarda veya ciddi işlev kaybı varsa, tercih edilir. Cerrahi olarak, diz veya kalça eklem replasmanı (protez) veya daralan spinal kanalda sinir basısını gideren müdahaleler gerekebilir.

    Destekleyici Tedaviler:

    Birçok beslenme takviyeleri osteoartrit tedavisi için kullanılmaktadır. Bunların çoğu, etkinlik ve güvenirlikle ilgili verilerden yoksundur. En yaygın kullanılanlar arasında Glucosamine / Chondroitin sülfat’tır. Ağızdan kullanımının, osteoartritte etkinliği plasebodan (yalancı ilaç) farksızdır. Güvenle kullanmak ve ilaç etkileşimlerini önlemek için, bu takviyelerden herhangi birini kullanmadan önce, lütfen doktorunuza danışın. Bu ilaçların su ve tuz tutarak ödem, tansiyonunuzda yükselme gibi istenmeyen yan etkileri vardır.

    Osteoartritli Hastalara Öneriler:

    Osteoartritin tedavisi yoktur, ancak bunun sizin yaşamınızı nasıl etkileyeceğini yönetebilirsiniz. Bazı ipuçları şunlardır:

    Otururken veya uyurken boyun ve sırtı düzgün konumlandırmak ve desteklemek.

    Bir yere uzanırken sandalye kullanımı veya klozet kullanılması gibi günlük eklemleri zorlamayacak yaklaşımlar da bulunun.

    Bükme gibi eklemi zorlayan tekrarlayan hareketlerden kaçının.

    Aşırı kilolu veya obez iseniz kilo verin. Ağrıyı azaltabilir ve osteoartritin ilerlemesini yavaşlatır.

    Her gün egzersiz yapın.

    Günlük aktivitelerinizde, destek cihazları kullanın.

    Size en uygun egzersizleri öğrenmek ve yardımcı cihazları seçmek için bir fizyoterapist veya mesleki terapist ile çalışabilirsiniz.

    Osteoartrit Tedavisinde Romatoloğun Rolü:

    Romatoloji doktoru, osteoartritin teşhis ve tedavisinde önemli rolü olmakla birlikte; genellikle multidisipliner (diğer bölümlerle ortak) çalışmayı gerektiren bir hastalıktır. Bu nedenle, fizik tedavi, ortopedi veya beyin cerrahisi doktorlarının da bu hastalığın tedavisinde önemli görevleri vardır.

    Kireçlenme (osteoartrit) için kimler risk grubundadır?

    Osteoartrit, yaşlılarda en sık görülen ve en fazla sakatlık nedeni olan bir eklem hastalığıdır. Direkt röntgen filmlerinde, 70 yaş üstündekilerin %70’inde osteoartrit bulgusu vardır. Yapılan bir çalışmaya göre, bir kişide tüm hayatı boyunca diz osteoartriti gelişme riski yaklaşık %46; kalça osteoartriti gelişme riski ise %25’tir.

    Osteoartrit yaşlılarda

    Ailesinde osteoartrit bulunanlarda (özellikle birinci derece akrabalarda-anne, baba ve kardeşlerde)

    Şişmanlarda

    Eklem yaralanması veya eklemlerin tekrarlayan aşırı kullanımına bağlı yaralanması

    Eklem deformitesi (bacak boyunun eşit olmaması, menisküsün erken yaşta çıkartılması, gibi)

  • Romatizma nedir?

    Genel bir terim olarak romatizma kemik, kas, eklem ve bunların çevresindeki destekleyici yapıların ağrısına verilen isimdir. Romatizmal hastalıklar iltihabi olan ve olmayanlar olarak sınıflandırılabilirler. İltihabi romatizmal hastalıkların pek çoğu basit bir ifadeyle bağışıklık sisteminin uygunsuz çalışması sonucu kişinin kendi dokularına zarar verecek hastalıklar oluşturması sonucu ortaya çıkar. Bağışıklık sistemimiz normalde bize zarar verebilecek mikroplar, yabancı cisimler gibi vücudumuza yabancı etkenleri yok etmek, zararsız hale getirmek suretiyle bizi koruyan bir sistemdir. İltihabi romatizmal hastalıkların da içinde bulunduğu “Otoimün Hastalıklar” denen hastalıklar grubunda bağışıklık sistemi vücuda ait bazı dokuları da tanıyamaz hale gelir ve bu dokuları yok etmek üzere harekete geçer. Romatizmal hastalıklarda zarar gören dokular genelde eklem ve çevresindeki destek dokular olmakla beraber her organ ve dokuda bu olumsuz etki görülebilir. Örneğin “Bağ Doku Hastalıkları” ve “Vaskülit (damar iltihabı)” gibi romatizmal hastalıklarda iç organlar, dokular ve damarlarda iltihabi hastalık olmasına rağmen kas-iskelet sistemine ait şikayetler hiç olmayabilir.

    Romatoloji Uzmanı Kimdir?

    Romatoloji Uzmanı iltihabi eklem hastalıkları ve diğer romatizmal hastalıların tanı ve tedavisinde uzmanlaşmış olan hekimdir. İç Hastalıkları uzmanlık eğitimi (5 yıl) sonrası romatoloji uzmanlık eğitimi (3 yıl) alan hekimler Romatoloji Uzmanı olarak görev yapmaya hak kazanırlar. Eklemlerin ve vücudun herhangi bir sistemindeki iltihabi hastalıklar, metabolik ve bazı durumlarda mekanik kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları Romatoloji Uzmanlık alanına girmektedir. Romatoloji uzmanı, iç hastalıkları uzmanı olması nedeni ile romatizma hastalarında hastalığın kendisine veya tedavilere bağlı olarak sıkça görülebilen iç organ (kalp, böbrek, akciğer, karaciğer, mide-barsaklar vb.) sorunlarını da çözme alt yapısına sahip bulunmaktadır.

    Romatoloji Uzmanının Tanı ve Tedavisini Yaptığı Hastalıklar

    Romatoid artrit

    Spondilartropatiler ve ankilozan spondilit

    Psöriyatik artrit

    Behçet hastalığı

    Bağ dokusu hastalıkları: sistemik lupus eritematozus, skleroderma, mikst bağ dokusu hastalığı, Sjögren sendromu ve dermatomiyozit, polimiyozit

    Antifosfolipid antikor sendromu

    Damar İltihapları (Vaskülitler): Poliarteritis nodoza, Takayasu arteriti, dev hücreli arterit v.b.

    Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF)

    Akut eklem romatizması

    Reaktif artritler

    Kristal artritleri (Gut, Yalancı Gut)

    İnfeksiyöz artritler

    Amiloidoz

    Metabolik ve dejeneratif hastalıklar: osteoartrit, osteoporoz, osteomalazi ve Paget hastalığı

    Diğer sistemik hastalıkların romatizmal bulguları

  • Romatizmadan kurtulabilir miyiz? Kalıcı tedavisi var mıdır?

    Biz immunoterapi uzmanlarının klasik tıp mensuplarından en büyük farkı iltihaplı eklem romatizması gibi tedavisi henüz kesinleşmemiş hastalıklarda ortaya çıkmaktadır.

    Evet iltihaplı eklem romatizmalarından (her tipinden) sonsuza dek kurtulabiliriz. Kalıcı tedavisi mümkündür ve bu bilinenin aksine şu anda klasik tıpta uygulanan yöntemlerle asla olmayacaktır.

    Şuanda uygulanan yöntemlere öncelikle göz atacak olursak genelde bu hastalarımıza verilenb tedavileri sıralayarak yazıma başlamak istiyorum:

    1- Genelde şiddetli eklem ve yumuşak doku ağrısı ve şişliği için NSAİD dediğimiz ağır ağrı kesiciler ve yüksek doz aspirin , salazoprin ile başlanır…..

    2- Daha sonra veya yine en başta ağrı geçirmek için ağır kortizonlu tedavilere geçilir ki doktor da ağrıdan kıvranan hastayı bir an önce rahatlatma peşinde olduğu için çaresiz bu tedavileri hemen tercih eder…..

    3- Bunlar tabii ki yeterli olmaz uzun dönemde hastalığı kontrol ettiğini düşündükleri prospektüsünde ‘'bu ilaç öldürür ‘' yazan ilaçlara Metotreksat , kinin grubu ve diğer kanser ilaçlarına geçilir ve yıllar yılı hasta sürünerek ölünceye kadar hiçbir ilerleme kaydedilemeden sadece ağrılar geçirilip bir arpaboyu yol gidilip çok ilerleme kaydedildiği hastaya ve yakınlarına inandırılarak çaresiz bu tedavilere devam edilir…. Çünkü biz hekimlerin tek bildiği genelde budur.

    Oysaki birazdan anlatacağım tüm bilgiler tüm romatologlar dahil tıp mensuplarına zamanında öğretilmiş ama sonra unutulmuştur…. Bilimsel olmayan hiçbir yanı yoktur. Hepsi Tıp literatüründe mevcuttur.

    Tüm iltihaplı romatizmal hastalıklar bağışıklık sisteminin bozulması ve yanlış çalışması sonucu oluşur.

    Bu yanlış çalışma ve bozulmada barsak floramızın bozulmasının katkısı çok büyüktür. Şunu hiç unutmamak lazım gelir. Ölüm barsakta gizlidir. (Çin Atasözü) Barsağımız çok iyi duruma getirilirse bu hastalıkta en önemli adımı atmış sayılırız.

    Barsak mantarlarının varlığı özellikle romatizmayla direk ilişkilidir. Tespiti yapılıp mutlaka tedavisi yapılmalıdır.

    Vitamin seviyelerimiz, antioksidan kapasitemiz çok önemlidir.

    Özellikle D vitamin seviyemiz çok yüksek tutulmalıdır.

    Tüm romatizma hastalarında gizli şeker veya şeker hastalığı zaten mevcuttur …. Bir de bu hastalara kortizon vererek tuz biber ekmenin alemi yoktur. Şeker ve unlu mamüller mutlaka dietten çıkarılmalıdır.

    Bunlar gibi romatizmal hastalıkların tetikleyicileri vücudumuzda çok net mevcut olup tanınmaları aslında çok kolaydır. Yeter ki bağışıklık sistemimize çok iyi bakalım.

    KARACİĞER PANKREAS VE BARSAKLAR ARASI KISA DEVRE

    Organlarımızdan sadece karaciğerimiz ve barsaklarımız arasında bir kısadevre hat mevcut olup buna enterohepatik dolaşım (barsak-karaciğer arası dolaşım) adı verilmektedir. Bu çok ilginçtir. Çünkü bu dolaşım kalbi dolaşmadan sadece iki organ arasında gerçekleşmektedir ve bunun anlamı çok ama çok büyüktür.

    Karaciğer metabolizmamızın ana organıdır. Ancak direkt barsaktan etkilenir. Barsaklarda herhangibir bozulma kokuşma , kabızlık, şişkinlik, ishal gibi, durumların hepsi bu dolaşım aracılığı ile karaciğere olumsuz etkiler yollar ve karaciğer yağlanması gelişir…….Kolesterolümüz yükselir …. Pankreas etkilenir ..İnsülin direnci gelişir …Böbrekler etkilenir ve hep beraber tansiyonumuz da yükselir…veya düşer ama mutlaka etkilenir.

    Bağışıklığımız altüst olmaya başlamıştır artık….İşte biz immunoterapi uzmanları bu kısır döngüleri çok iyi bilerek hastayı bir bütün olarak görüp yaklaştığımız için bu mekanizmaları düzeltici tedaviler ile bağışıklık sisteminin kalıcı olarak düzelmesine yol açar, katkıda bulunuruz.

    Vücudumuz o kadar güzel bir bütündür ki asıl kısır döngü alanını bulup düzelttiğinizde tüm vucuttaki bir çok yansıyan sorun ve beraberinde oluşmuş hastalıkların hepsi düzeliverir.

  • Romatizma

    ROMATİZMA

    Romatizmal Hastalıklar

    Genel bir adlandırma olan romatizma iltihaba bağlı olabilir; kireçlenmeye, yaşlılığa, kıkırdak kaybına, bağışıklık sisteminin eklemlere karşı olan reaksiyonuna bağlı olabilir. Bu nedenle hangi sebebe bağlı olduğunun mutlaka bilinmesi gerekir. Tedavi planlanırken bu en önemli veridir.

    Anti romatizmal ilaçlar son yıllarda sayıca çok artmıştır. Her ilacın yan etkisi vardır. Bu nedenle yan etkilerinin iyi bilinmesi ve hastaya yaklaşımın ona göre yapılması gerekir. En önemli yan etki mide ve böbrekleredir. Mide hastalarının, ülserlilerin, tansiyon hastalarının, yaşlıların bu tipteki ilaçları çok dikkatli kullanması gerekir. Romatizmam var diyerek ağrı kesicileri tek başınıza almanız uygun değildir. Lütfen alacağınız her ilacı uzman hekim kontrolünde kullanınız. Eklemlerinizi kuvvetlendirici hareketler, eklem vitaminleri son yıllarda bu konuda önemli tedavi yaklaşımlarıdır. Obezitesi olan hastalar özellikle diz eklemlerini korumak zorundadır. Sert zeminde, hızlı ve uzun yürüyüşler obez hastaların dizlerinde kireçlenmeye ve kıkırdak kaybına yol açar. Romatizması olan hastaların sedimentasyonları yüksekse, hastanın eklemi istirahate alması gerekir. Romatizmal hastalıklar genellikle hayat boyu devam eder. Mühim olan bu hastalığı uyku konumunda tutup aktivasyonun olmamasını sağlamaktır.

  • Akut romatizmal ateş

    Akut romatizmal ateş halk arasında kısaca “kalp romatizması” veya sadece “romatizma” olarak bilinir. Romatizmaya çocuklarda farenjit ve tonsillite (bademcik iltihabı) neden olan A grubu beta hemolitik streptokoklar (kısaca beta) yol açar. Boğaz enfeksiyonu geçiren çocuk uygun dozda ve sürede antibiyotik almazsa romatizmaya yakalanma riski ortaya çıkar. Tedavi olan hastalarda risk çok azdır. En sık 5-15 yaş arasındaki çocuklarda görülür. Boğaz enfeksiyonundan yaklaşık olarak 2-3 hafta sonra bulgular ortaya çıkar. Başlıca etkilerini kalp, eklem, cilt ve beyinde gösterir. Genellikle göze çarpan ilk bulgu eklemlerde (diz, ayak ve el bileği) şişlik, ağrı, sıcaklık artışı ve hafif kızarıklıktır. En önemli etkisini ise kalpte gösterir. Kalp kapaklarında hasara ve işlev bozukluğuna yol açar. Bazı çocuklarda ise beyin tutulumuna bağlı yüz, el, kol ve bacaklarda istemsiz, anormal hareketler (Kore), davranış bozuklukları ve huy değişiklikleri görülebilir. Cilt bulguları nadirdir. Hastalar tanı aldıkları anda tedaviye başlanılarak izleme alınmalıdır.

    Romatizmal kalp hastalığı düzelir mi?
    Hafif olan kalp kapak hastalıkları erken dönemde zamanla düzelebilir, fakat çoğu zaman hasar kalıcıdır.

    Her boğaz enfeksiyonu romatizmaya yol açar mı?
    Yalnızca A grubu beta hemolitik streptokokların yol açtığı boğaz enfeksiyonları romatizmaya yol açar. Diğer viral ve bakteriyal boğaz enfeksiyonlarından sonra romatizma gelişmez. Ayırım için boğaz kültürü alınmalı veya diğer ayırıcı tetkikler yapılmalıdır. Streptokoklara bağlı boğaz hastalıklarında tipik olarak boğaz ağrısı, ateş ve boyunda ağrılı şişlikler göze çarpar. Bazen bulgular daha hafif olabilir, bu durumda hastanın tanı alması güçleşir.

    Romatizmal Ateş Geçiren Çocuk Nelere Dikkat Etmelidir?
    Bir kez romatizmal ateş geçiren çocuğun tekrar beta enfeksiyonu geçirmesi halinde hastalığının tekrar etme riski çok yüksektir. Bu nedenle romatizmal ateş geçiren çocukların tekrar aynı enfeksiyona yakalanmalarını önlemek amacıyla korunmaya alınması şarttır. Bu korunma düzenli verilen antibiyotiklerle hastanın uzun süreli korunması esasına dayanır. 3 Haftada bir enjeksiyon şeklinde penisilin veya her gün ağızdan antibiyotik verilerek çocuk hastalığın tekrarından korunur. Koruma süresi, kalp tutulumu varsa hayat boyu, kalp tutulumu yoksa 21 yaşına kadardır.

    Doğuştan kalp hastalıklarında olduğu gibi romatizmal kalp hastalıklarında da kalpteki hasarlı kapağın enfeksiyon riski vardır. Bu nedenle hastalar ağız hijyenine, diş temizliğine ve sağlığına dikkat etmelidirler (bkz. İnfektif Endokardit).
    Kalp kapak hastalığının ağırlığına göre egzersiz kısıtlaması ve diyet uygulamak gerekebilir.