Etiket: Riskini

  • Osteoporoz tedavisinde kullanılan ilaçlar

    Osteoporoz tedavisinde kullanılan ilaçlar

    Bifosfonatlar (alendronate, risedronate, ibandronate, zoledronic acid)

    Kemiğe bağlanır, osteoklast aktivitesini baskılar. Tablet veya enjeksiyon formları vardır. Tablet formunun emilimi zayıf fakat doğru alınırsa iyidir. Aç karnına alın. Aldıktan sonra ½-1 saat aç ve dik kalın. Osteoporotik kırık riskini azaltır ve KMD artırır. GIS yan etki; özafajit; çok nadiren osteonekroz

    Östrojen/Hormon tedavi

    Koruyucu anti-rezorbtif etkili. Meme kanseri, koroner kalp hastalığı, inme ve venöz tromboembolizm sıklığında artış. Perimenopozal hastalarda belki ikinci basamak tedavi olarak düşünülebilir

    Östrojen Agonist/Antagonist (raloxifene vb)

    Selektif östrojen reseptör modülatorü. KMD’de artış ve vertebral kırık riskini azaltır. Bisphosphonates ve östrojenden daha az etkilidir. Meme kanseri riskini azaltır. Birinci basamak ajanları (bisphosphonate) tolere edemeyenlerde verilebilir. Tromboemboli, flushing gibi yan etkileri var

    Calcitonin

    Osteoklastlara bağlanır ve rezorbsiyonu baskılar. Somon-kaynaklı ; somon allerjisi varsa dikkat. Nazal sprey en tercih edilen uygulamadır. Diğer tedavilerden daha az etkilidir. Vertebra kompresyon kırığına bağlı ağrıyı azaltmada yardımcı olur.

    Parathyroid Hormon (teriparatide vb.)

    Kemik oluşumunu rezorpsiyon daha fazla uyarır. Bisphosphonatları tolere edemeyen veya kullanımı sırasında kırık gelişenlerde kullanılır. Günlük enjeksiyon olarak uygulanır. Sadece 24 aya kadar kullanımı onaylanmıştır.

    Danasunumab, seçilmiş olgularda kullanilan bir tedavi.

    Strontium Ranelate (Protos®)

    Kemik rezorbsiyonunu önler ve kemik oluşumunu artırır. Yeni vertebral kırık riskini %41 azaltır, Vertebral olmayan kırık riskini %15 azaltır. 2g saşe /gün. Yan etkileri:Trombo-embolizm, DRESS Sendromu (Drug Rash with Eosinophilia and Systemic Symptoms)

    İnsan ömrü giderek uzuyor: hepimiz yaşlanmak değil yaş almak isteriz. Bu nedenle uzun ve sağlıklı ömür dileriz birbirimize. Unutmayın bu süreç içinde en değerli hazineniz kemikleriniz.

  • Soya tüketmenin akciğer kanserli kadınlarda yararlı olduğu söyleniyor

    Soya tüketmenin akciğer kanserli kadınlarda yararlı olduğu söyleniyor

    Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsünün desteği ile yapılan bir araştırmaya göre soya tüketimi akciğer kanserinde olumlu etki sağlıyor.

    Soya içeren yiyecekler tüketmek, bazı kanser formlarında hastalığa bağlı yaşam kaybı riskini azaltıyor.

    Dünyada, kanser hastalığında yaşamsal riski en çok taşıyan ülke olan Çin’de bile, soya tüketen kadınların kanser riskinin azaldığı tespit edildi.

    Klinik Onkoloji Dergisinde yayınlanan bulgulara göre, destek düşüncesinden yola çıkılarak diyete eklenen soyalı yiyecekler, insanlara birçok yolla yardımcı olabilir, belki de diyet menüsünü biraz değiştirmeli ve daha fazla soyalı yiyecek tüketmeliyiz. Gerçekten soyanın faydaları, kalp sağlığının ötesinde olabilir.

    Vanderbilt Üniversitesi Tıp Merkezinden Gong Yang ve meslektaşları, Şangay Kanser Enstitüsü ve Ulusal Kanser Enstitüsü; Şangay Kadın Sağlığı araştırması adı altında, akciğer kanseri olan toplam 444 çinli kadın üzerinde yapılan geniş çaplı araştırmanın verilerini inceledi.

    Araştırmaya katılan kadınlar, verilen anketi doldurarak günlük ne yediklerini detaylı olarak yanıtladılar. Verilerin güvenilirliği için anket iki kez tekrarlandı. İkinci tekrar, iki yıl sonra yapıldı.

    Akciğer kanseri olan 444 bayan hastada yapılan çalışma sonucu araştırmacılar, “tüm hastalar üzerinde yapılan analizlere göre, soyalı yiyecekler, hastanın yaşam kalitesini arttırarak tedaviye yardımcı bir destek unsuru olduğu gözlenmiştir” diye belirttiler.

    Yapılan araştırmada, az soya tüketen kadınların 1.8 kat fazla yaşam kaybı riski taşıdığı, çok soya tüketen kadınların yaşam kaybı riskinin ise %11 oranında azaldığı bildirildi.

    Araştırmacılar, “bu bulgular ve bizim daha önceki gözlemlerimiz sonucunda, fazla miktarda tüketilen soyanın, akciğer kanseri riskini yaklaşık %40 oranında azalttığı ve hastalığın gerilemesinde önemli rol oynadığını,” yazdılar.

    Araştırmaya katılan birçok kadın, daha önce hiç sigara kullanmayan hastalardı.

    Asya ülkelerinde, akciğer kanseri olan kadınların % 80’i hiç sigara içmeyenlerden oluşuyor, ülkemizde ise akciğer kanserlerinin hemen çoğunluğunu erkek bireylerde olduğu gibi bayanlarda da sigara içenler oluşturuyor.

    Ayrıca araştırmalar, bol miktarda soya tüketmenin osteoporoz (kemik erimesi) ve kalp hastalıkları riskini de azalttığını belirtiyor. Menopozun etkilerini azaltıyor ve bazı kanser türlerinin riskini minimize ediyor.

    Araştırmalar, soya proteininin sağlığa fazla bir yararı olmadığını gösterdi. Ancak, soyalı yiyeceklerin içindeki soya sütü ve soya peynirinin faydası çok. Soyalı yiyeceği bütünüyle tüketmek, içeriğindekileri tek tek tüketmekten daha önemli olabilir.

    Bazı araştırmacılar, soyalı yiyecekleri soyanın kendisinden daha fazla tüketen batılı insanların, nasıl daha fazla yarar gördüklerini merak ettiler. Belki de, etin yanında ve süt ürünleri ile tükettikleri için olabilir şeklinde düşündüler. Çin’de yapılan araştırmada, soya diyetin bir parçası ve süt ürünleri daha az tüketiliyor ve soyanın kendisinin yarar sağladığı öne sürülüyor.

    Soya fitoöstrojen hormonu içerir. Bu, östrojen receptör beta olarak da bilinen hücre bileşiğini etkiliyor olabilir. Bu bileşik, birçok akciğer kanseri vakasında önemli rol oynadığı bilinen epidermal büyüme faktörü reseptörünü (EGFR) etkiliyor ve bu yoldan yarar sağlıyor olabilir.

    Soyanın olumlu etkileri ile birlikte özellikle içeriğinde östrojen hormonu benzeri maddelerin olması nedeniyle hormona duyarlı meme kanserli hastalarda olumsuz etkiler de gösterebilir. Bu nedenle meme kanserli hastaların bu haberden yola çıkarak hekimlerinin görüşünü almadan soya tüketimini artırmaları doğru olmayacaktır.

    Kanser riskini azaltmak her yaşta mümkündür. Sigaradan uzak kalmak, sebze ve meyve tüketimini artırmak, sedanter (hareketsiz) yaşamdan uzaklaşıp düzenli spor yapmak sizi sağlıklı kılacak ve kansere yakalanma ihtimalinizi son derece azaltacaktır.

    Unutmayın! Fiziksel sağlığınızı yitirmeniz, yaşamınızı her yönden etkiler.

  • Tiroid ultrasonografisinde nodülün kanserli olduğu anlaşılabilir mi ?

    41 çalışmanın verilerinin alındığı bir metaanalizde Tiroid ultrasonografisinde hangi özelliklerin kanser riskini ne kadar artırdığı ODDS oranı ile hesaplanmıştır.

    Tiroid ultrasonografisinde nodülün yüksekliği genişliğinden büyükse kanser riskini 10.15 kat artırır.

    Tiroid nodulunde halonun kaybolması kanser riskini 7.14 kat ,düzensiz kenar olması 6.12 katartırır.

    Tiroid nodülünde mikrokalsifikasyon olması kanser riskini 6,76 kat artırır

    .

    Tiroid nodülünün hipoekoik olması kanser riskini 5.07 kat artırır

    .

    Tiroid nodülünde intranodüler vaskülarizasyon olması kanser riskini 3.76 kat artırır

    .

    Tiroid nodülünün >4 cm üzerinde olması kanser riskini 1.63 kat artırır

    Kaynak: Campanella P, Ianni F, Rota CA, Corsello SM, Pontecorvi A. Quantification of cancer risk of each clinical and ultrasonographic suspicious feature of thyroid nodules: a systematic review and meta-analysis. Eur J Endocrinol. 2014 Apr 10;170(5):R203-11. doi: 10.1530/EJE-13-0995

    Yard.Doç.Dr.Fevzi Balkan

  • Hangi yağlar faydalı ?

    Sağlıksız ve bilinçsiz beslenme damar sertliğine neden oluyor. Damar sertliği de damarlarda hassas plakları oluşturuyor ve bu hassas plaklar yırtılarak kalp krizi riskini arttırıyor.

    Damar sertliğine dolayısı ile kalp krizine karşı önlem almanın yolu doğru beslenmekten geçiyor. Prof Dr Yavuz Baykal, damar sertliğinin önlenmesinde yardımcı besinler ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi: 'Damarlarımız elastik bir yapıda olduğundan dolaşan kanın değişen hacmine karşılık kan basıncının değişiklik göstermesine müsaade etmez. Zamanla ortaya çıkan damar sertliği kalp krizi, beyin damar tıkanması, beyin kanaması ve ayak kangrenleri olgularının en önemli nedenidir. Damar sertliğinde damar duvarındaki esnek yapılar çok sert doku ile kaplanır ve esneklik yok olur. Damar duvarı sertleşmesini, duvardan damar içine doğru büyüyen yapıların oluşumlar (aterom plakları) izler. Bu plaklarının gelişimi sonucu damar boşluğunun çapı daralır ve geçen kan miktarı azalır. Damar sertliği damarlarda hassas plakların oluşmasına neden olur ve bu hassas plaklar yırtılarak kalp krizine yol açarlar.'

    HANGİ YAĞ SAĞLIKLI?
    Günlük besinlerimizdeki yağlar farklı yağ asitlerinin bileşimlerinde oluşur. Doymuş yağ asitlerinden olan Hindistan cevizi yağı en fazla damar sertliğine yol açan yağdır. Mısırözü yağı, ayçiçeği yağı ve soya yağı büyük miktarlarda linoleik asit içerir ve daha az damar sertliği yapıcı özellik gösterirler.

    SAĞLIKLI BESLENME ŞEKLİ
    – Bol sebze ve meyve yenmelidir. Sebze ve meyvelerin çoğunda yeterli miktarda besin maddesi vardır, aynı zamanda kalorileri düşüktür ve çok miktarda lif içerirler. Dolayısıyla, sebze ve meyveler fazla enerji vermeden yeterli besin sağlarlar. Yapılan çalışmalar sebze-meyve ağırlıklı diyetin tansiyonu düşürdüğünü ve KDH riskini, özellikle de inme riskini, azalttığını gösterir.

    – İşlenmemiş taneli, bol lif içeren yiyecekler yenmelidir. Bunlar hem diyetin kalitesini artırırlar, hem de kalp damar hastalığı riskini düşürürler. Lifli diyetler mide boşalmasını geciktirerek doygunluk sağlarlar ve kalori miktarını düşürürler. Ayrıca vücutta sentezlenen kolesterol miktarını düşürürler.

    – Haftada en az iki kez balık yenmelidir. Balık eti, özellikle de yağlı balık eti, omega-3 çoklu doymamış (poliansature) yağ asitlerince zengindir. Haftada iki kez balık yenmesi erişkinlerde ani ölüm ve koroner kalp hastalığı nedeniyle ölüm riskini azaltmaktadır.

    – Az doymuş yağlar tercih edilmelidir. Günlük enerjinin en fazla %7'si doymuş yağlardan sağlanmalıdır. Kolesterol ise günde 300 miligramı geçmemelidir. Bu hedeflere ulaşmak için yağsız et ve sebze, yağsız süt ürünleri yemek ve diyette margarinleri en aza indirmek gerekir.

    – Şekerli yiyecek ve içeceklerden kaçınmalıdır. Diyetle alınan toplam enerjinin büyük bir kısmı şekerli içeceklerden gelir. Şekerli yiyecek ve içecekler fazla kalorileri nedeniyle şişmanlığa yol açarlar. Şekerli içecekler doygunluk vermediklerinden, kişi daha fazla enerji alır.

    – Alınan tuza dikkat edilmelidir. Fazla tuz alınışı yüksek tansiyona yol açar. Tuz kısıtlaması, tansiyonu normal kişilerde yüksek tansiyon gelişimini önlerken, yüksek tansiyonlularda ise tedaviyi kolaylaştırır.
    Tuz kısıtlaması yaşa bağlı tansiyon yükselmesini azaltırken diğer taraftan damar sertliği ve kalp yetmezliği riskini düşürür.