Etiket: Risk

  • Hba1c nedir ?

    HbA1c uzun dönem glikoz seviyesi hakkında bilgi veren Amerikan Diabet Kurumu ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından Tip 2 Diabet tanısında kullanılması önerilen testtir. Açılımı Glikoze Hemoglobindir.

    HbA1C glikozla kırmızı kan hücrelerinin birbirine bağlanması sonucu oluşur. HbA1C testine Glikoze Hemoglobin’de denir.

    Kırmızı kan hücreleri yaşam süresi erkeklerde 117 , kadınlarda ise 106 gün civarı olduğu tahmin edilmektedir. Kırmızı Kan Hücreleri kanda glikoza maruz kalır. Kan şekeri ne kadar fazla ise o kadar fazla HbA1C ortaya çıkar. HbA1C değeri kişilerde 2-3 aulık bir sürenin ortalama kan glikkoz düzeyini bizlere gösteren değerdir(1).

    Normal bireylerde HbA1C değeri ortalama %5 civarındadır. Fakat HbA1C her zaman kan glikoz değeri ile %100 bağlantılı değildir. Bazı dış faktörler sonucunda değişebilir.

    Örnegin Kırmızı Kan Hücreleriniz normalden uzun yaşıyorsa veya MCV dediğimiz kırmızı kan hücrelerinizin büyüklüğü normalden küçükse HbA1C değeriniz yüksek çıkabilir.

    Normal HbA1C değer aralığı nedir?

    Sağlıklı bireylerde HbA1C değeri %4 ile %5.6 arasında beklenir. Labaratuvarların kendi referans değerleri ile bu değerler 0.2 puan değişebilir.
    %5,7 ile %.4 arasında HbA1C değeri ölçülen kişiler diyabet açısından yüksek risk grubundadırlar.
    Değer %6,5 in üstünde ise kişiye diyabet hastası diyebiliriz. Ancak HbA1C değeri tek başına diabet tanısı koymaya yetmeyebilir. Bazı çalışmalarda HbA1C ile yemek sonrası 2 saatlik tokluk şekeri değerinin birbirinden farklı çıktığı gösterilmiştir.

    Diyabet tanısı konmuş hastalarda yılda en az 2 kez HbA1C baktırmaları önerilmektedir.

    Hba1c Testinin Diğer Testlere Üstünlükleri Nelerdir?
    Açlık gerektirmez her zaman yapılabilen bir testtir.
    Fiziksel aktivite ve stres gibi test öncesi oluşabilecek durumlardan etkilenmez
    Kısa süreli oluşmuş hormon düzeylerinden etkilenmez
    Hızlıca yapılabilinir , zamandan tasarruf ettiren bir testtir.
    HbA1C glikoza göre 37 derecede daha stabildir.

    Hba1c Değeri Değişkenlikler

    Zamana Göre:
    HbA1C zamana göre değişiklik gösterir. Yapılan çalışmalarda yaz aylarında yapılan HbA1C testleri kış aylarında yapılanlara göre daha yüksek sonuçlar vermiştir. Bu fark %0.3 civarındadır. Bu fark egzersiz , güneşe maruziyet süresi, karbonhidrat alımının azalması gibi nedenler ile değişebilir.

    Irka Göre:
    HbA1C değeri Afrikalı ve güney asyalı kişilerde avrupalı kişilere göre %0.27 ila 0.4 arasında yüksek değerler göstermiştir.
    Siyahi afrikalı HbA1C değeri %7 altı düzeye daha kolay ulaştığı ve buna ek olarak göz,böbrek,kardiovaskuler problemlere daha az yakalandığı belirtilmiştir.

    Cinsiyete Göre:
    Erkeklerde kadınlara göre fazla HbA1C yüksek kişilerde Metabolik Problemlerin daha fazla olduğu görülmüştür.
    Yaş:
    HbA1C yaşla birlikte diyabetten bağımsız artar.

    70 yaşının üstündeki hastalarda 30 yaş altı hastalara göre HbA1C değeri %0,47 daha yüksektir.

    HbA1C yaşla artışına bağlı yapılan araştırmalara göre her 10 yılda %0.074 – %0.094 arasında artışı gözlenmektedir.

    Aile öyküsü ve diyabeti olan hastalarda bu değer daha fazla artış göstermektedir.

    HbA1C Diyabet Hastalarında Artar:

    HbA1C ‘nin %6,5 in üstünde olması diyabet yönünden çok önemli bir gösterge olduğundan bahsetmiştik.
    Japonyada yapılan bir çalışmada 30-79 yaş arasında arasındaki deneklerde HbA1C değeri ne kadar artarsa diyabet riskinin o kadar arttığı belirlenmiştir.

    HbA1C değerinin %5.7 üzerinde olduğu zaman kişilerin gelecekte diyabet riski olduğu belirlenmiştir.

    2015 yılında Amerika Diyabet Derneği HbA1C değeri %5.7 ila %6.4 arasında olan hastaların diyabet öncesi riskli grupta olduğu ve gelecekte diyabet riskinin çok fazla olduğundan bahsedilmiştir.Ayrıca Amerika’da nüfusun %9.3 ‘ü diyabet hastası olduğu belirlenmiştir.

    Yüksek Hba1c Değeri İle Diyabet Komplikasyonları Artış Gösterir:

    Yapılan çalışmada Tip 1 diyabet hastalarında artmış HbA1C değerinin böbrek ve göz problemlerinde artışa neden olur. %7.6 değerinin altında bu problem görülmemektedir.

    Tabi ki bu durum sadece HbA1C değerine bağımlı değildir. Buna ek olarak başka birçok problem sonuçların değişmesine neden olur.

    Ayrıca HbA1C artan kişilerde el ayak gibi uzuvlarda daha fazla iyileşmeyen yaralar ortaya çıkmakta ve kesilmelerine neden olmaktadır.

    HbA1C değeri 8 den az olan hastalara göre 8 üstü olan kişilerde ağrılar 2 kat artmıştır.

    Böbrek Hastalıklarında HBA1C Değeri Artar:

    Yüksek HbA1C değerine sahip kişilerde kronik böbrek hastalığı riski artmaktadır.

    Tabi ki HbA1C değerine ek başka parametreler de bulunmaktadır.

    Ancak artan HbA1C değeri kan üresinden etkilenebilir. Kronik böbrek hastalarında değerler değişebilir.

    Diyabet Ve Duyma Kusuru:

    Yüksek HbA1C değerinin diyabet hastası olmayan kişilerde de duyma kusurlarında artışa neden olduğu birçok çalışmayla kanıtlanmıştır.

    Yüksek Hba1c Değerinin Kognitif(Düşünsel) Problemlerde Artışa Neden Olur:

    Sağlıklı erişkinlerde yüksek HbA1C değerinin düşünsel bozukluklara neden olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca bu kişilerde ataklar halinde unutkanlıklar farkedilmiştir. Bu durum kadınlarda daha sık görülmektedir.

    Çocukluk çağında HbA1C değeri 8.8 ‘in üstü olan kişilerde ise öğrenme ve bellek problemleri görülmektedir.

    Yüksek Hba1c Değeri Alzheimer Ve Demans Riskini Arttırır:

    HbA1C değerinin yüksekliği Alzheimer ve demans riskinde artışa neden olur.

    Yüksek Hba1c Değeri Diş Ve Diş Eti Hastalıklarının Artışı İle İlişkilidir:

    Oral hijyen ile kan glikoz levelleri ilişkilidir. Diyabet kontrollerinde Diş Eti problemi olan kişilerde HbA1C değerinin yüksek olduğu belirlenmiştir.

    Kan Demir Değeri Ve Anemi Hba1c Değerlerini Etkiler:

    Kan demir değerinin düzeyi özellikle derin anemik kişilerde HbA1C değerinden etkilenir. Birçok anemi formunun düşük HbA1C değeri ile ilişkili olduğu kanıtlanmıştır.

    Benzer olarak anemik ve B12 değeri düşük olan kişilerde HbA1C değerinin yüksek olduğu dikkat çekmektedir.

    Buna ek olarak HbA1C normalleştikçe anemi hastalarında da düzelme olduğu görülmüştür.

    Hba1c Değeri Yorgunlukla İlişkilidir:

    Tip1 diabet hastalarının %45 inde kalıcı bir yorgunluk oluşmaktadır. Yapılan araştırmalarda HbA1C değeri ne kadar yüksekse yorgunluğun o derece arttığı belirtilmiştir.

    Tip2 diyabet hastalarında ise %7 den fazla HbA1C değeri olan hastalarda belirgin yorgunluk görünmektedir.

    HbA1C Değeri Yüksekliği Anksiyete ve Depresyonu arttırır:

    Diyabetlilerde sıklıkla depresif mod , uyku problemleri, iştah bozuklukları ,intihar riski artmıştır. Bu artış HbA1C değeri artışıyla aynı oranda gösterilmiştir. Bu durum ayrıca Tip 1 hastalarda Tip 2 ‘lere göre daha fazladır.

    HbA1C değeri %6.5 ‘in üstünde olan kişilerde intihar riski belirgin artmaktadır.
    Afrikada yapılan bir çalışmada 9 üstünde HbA1C değeri olan bireylerde depresyon ve anksiyete riski artmıştır.

    Yüksek HbA1C ve Hiperaktivite İlişkisi:

    HbA1C değeri yüksek olan çocuklarda kan glukoz değeri normal olan çocuklara göre Hiperaktivite daha sık görülmektedir.

    Yüksek HbA1C ile Ateroskleroz İlişkisi:

    Tip 1 adolesan hastalarda yüksek HbA1C değeri saptanan kişilerde damar tıkanıklığı daha sık görülmektedir.

    Damar tıkanıklığı HbA1C değeri ve kan şeker değeriyle ilişkilidir.

    HbA1C yüksekliği diyabet hastalarında diyabet olmayan bireylere göre daha fazla ateroskleroza neden olur.

    HbA1C yüksekliği ve kalp hastalıkları ilişkisi:

    HbA1C yüksekliği olan hem diyabetik hem de diyabet olamayan hastalarda kalp hastalığı nedenli ölümler artmıştır.

    Her %1 ‘lik HbA1C değeri artışı Kalp ve Damar Hastalığı nedenli ölüm oranını % 35’ e kadar arttırmaktadır. Diyabet olmayan hastalarda ise bu risk %26 civarındadır.

    HbA1C değeri artışı LDL (Kötü Huylu Kolesterol) ,kan kolesterolü ve trigliserid değerlerinde aynı oranda artışa neden olur.
    Ayrıca kronik olarak artan glukoz değeri kalp fonksiyonlarında aynı oranda azalmaya neden olur.

    Helikobakter Pylori Enfeksiyonu HbA1C değerini arttırabilir:

    Yaşlı kişilerde kronik HbA1C yüksekliğinin helikobakter pylori enfeksiyonu ile ilişkisi kanıtlanmıştır. Ayrıca H. Pylori tedavisi insulin direnci olan kişilerde HbA1C değerinde düşeye neden olur. Bu iki çalışma ışığında HbA1C değerini H.Pylori enfeksiyonunun etkilediği anlaşılmaktadır.

    Yüksek HbA1C Sindirim Sistemi Anomalileri İle Alakalı Olabilir:

    Yüksek HbA1C değeri olan kişilerde sindirim sistemi anomalileri özellikle Kolorektal Anematöz Polipler görülmüştür. Özellikle 50 yaş üstünde bu etki belirgindir.

    Yüksek HbA1C Karaciğer Yağlanması İlişkisi:

    Diyabet hastası olmayan kişilerde artan HbA1C değeri ile hem obezite hemde Karaciğer yağlanmasının arttığı çalışmalarla kanıtlanmıştır.
    Özellikle %6.5 üstü HbA1C değeri olan hastalarda karaciğer yağlanması belirgin artışlar göstermektedir.

    Yüksek HbA1C İmmun Yanıtı Bozar:

    Yapılan çalışmalarda influenza aşısı olan ve HbA1C değeri %7,6 ‘nın üstünde olan bireylerde virüse daha düşük bağışıklık gösterdiği saptanmıştır.

    Yüksek Hba1c Değeri Uyku Bozukluklarına Neden Olur:

    Uzun ve kısa süreli uykuların ortaya çıktığı uyku bozukluğu problemlerinin ikiside artmış HbA1C değeri ile ilişkili bulunmuştur.

    Buna ek olarak HbA1C değeri artışı uyku kalitesinde de bozulmalara neden olmaktadır.

    Yüksek HbA1C değeri olan Tip 1 diyabet hastalarında uyku apnesi hastalığı daha sık görülmektedir.

    Düzensiz Menstural Siklus Ve Hba1c Değeri İlişkisi:

    Tip 1 diyabeti olan kadınlarda menstürel siklusta bazı değişiklikler görülmektedir. Özellikle her 1 puanlık HbA1C yükselmesinde adet dönemi 3 gün uzamaktadır.

    Yüksek HbA1C değeri ve Kemik kaybı ilişkisi:

    Diyabet hastalarında bulunan bir diğer komplikasyon ise osteoporozdur.

    Osteokalsin kemik hücrelerinde üretilen bir proteindir. Kemik yoğunluğunu ve kemik yapımında görev almaktadır. Tip 1 diabet hastalarında yapılan bir çalışmada yüksek HbA1C değeri olan hastaların düşük osteokalsin değerlerine sahip olduğu bildirilmiştir.

    Ayrıca yüksek HbA1C değeri olan kadınlarda keik erime hızı daha fazladır.

    Yüksek Hba1c Metabolik Sendrom İlişkisi:

    Birçok çalışma diyabet olmayan kişilerde HbA1C yüksekliğinin metabolik sendro ile ilişkisi olduğunu kanıtlamıştır.

    Yüksek HbA1C Obezite İlişkisi:

    Obezite ve insülin direnci ilişkisi bilinmektedir. Yüksek vücut kitle indeksi , bel ve basen genişliği artışının artmış HbA1C değeri ile ilişkili olduğu kanıtlanmıştır.

    Yüksek HbA1C değeri Kanser İlişkisi:

    Yüksek HbA1C değerine sahip Kanser hastalarında ölüm oranı düşük HbA1C değerine sahip kanser hastalarına göre fazladır.

    Artmış HbA1C değeri Kolorektal , pankreas , solunum yolu ve kadınlarda genital kanserlerde artışla ilişkili olduğu kanıtlanmıştır.

    Ayrıca HbA1C değeri %7.5 ‘in üstünde olan hastalarda 5 yıl sağkalım oranı normal bireylere göre düşüktür.

    HbA1C ve Gebelik:

    Bu bilgilere ek olarak yüksek HbA1C değeri olan gebelerin daha fazla gestasyonel diyabet için risk oluşturduğu aşikardır.

    Ayrıca %5.9 ‘dan daha fazla HbA1C değerine sahip bireylerde preeklampsi riski de daha sıktır.

    Ayrıca bir çalışmada HbA1C değeri diabetik derecede olanlarda doğumsal bebek anomalisi görülme oranı %27,8 iken prediyabetik olanlarda %9.8 ve normal olanlarda %3 olarak tespit edilmiştir.

    HbA1C diyabet tanısında ve birçok gelişebilecek risk faktörünün önceden kestirilmesi açısından önemli bir testtir.

  • Kilo fazlalığı sağlığımızı nasıl etkiler?

    Obezite nin görsel açıdan hastayı kendini kötü hissetmesinden çok daha önemlisi sağlığa ciddi zararlar verebilmesi ve bu sayede hayat kalitesinin gittikce düşmesidir.

    Obeziteyle oluşma riski artan hastalıklar

    Diabet ( type ll) in obez kişilerde görülme şansı normal kişilere göre 2 kat artar.

    Safra kesesi hastalıkları

    Osteoarthrit ( kıkırdak ve kemiklere dejenerasyon).

    Uyku apnesi

    Astım

    Kanser ( bayanlarda rahim, kolon,böbrek,safre kesesi, ve menopoz sonrası meme kanseri) erkeklerde ise (kolon, rektum, ve prostat kanseri)

    Gebelik Komplikasyonları,

    Period düzensizlikleri,

    Hirsutizm ( vücut ve yüz bölgesinde aşırı kıllanma)

    İdara kaçırma ( stres incontinence)

    Cerrahi riskinin artması,

    Psikolojik problemler( pnsycosocial)

    Kardiovaskular hastalıklar ve erken ölüm.

    Kime kilolu diyoruz?

    Vücut Kilo Endeksi
    (Body Mass İndex): ni hesaplayarak ve normal sınırlarla karşılaştırarak,kilolu(overweight) veya obez(obese) olup olmadığımızı anlayabiliriz.
    Bu rakamlara bir göz atalım ;
    Zayıf <18
    Normal =18-24(arası)
    Kilolu =24-30(arası)
    І .derece Obez 30-40
    II .derece Obez >40

    Bel çevresi ölçümü

    Normalın ustunde olan kişilerde kalp ve damar hastalıkları riski artmaktadır ;

    Kadınlarda

    Normal <80 cm

    Riskli = 80-88 cm arası

    Yüksek Riskli >88

    Erkeklerde

    Normal < 94 cm
    Riskli = 90 -102 cm arası
    Yüksek Riskli > 102 cm

    Çocuklarda Obezite

    Her geçen sene şişman çocukların sayısı artmaktadır.Hayat tarzının değişmesi yani yedikleri diyet ve fiziki aktivitenin azalması en önemli iki etkendir. Bir obez çocuk 44 kez kardiovaskular risk faktörleri daha fazla taşımaktadır.( yani obezite çocuklukta bile masum değildir). Aslında bu obezite epidemsinin nedeni değişik faktörlerden kaynaklanır. Onlardan bazılar; yiyecek sanayisinin çok kalorili yiyecekler üretmesi( fast foood lar), çalışan annelerin oranında artma ,ev yemeklerinin yapılmasında azalma ve çocuklara daha az göz kulak olabilmek , teknolojinin ilermesi ve apartman hayatı , bilgisayar, cep telefonu bipod vs)önemli ölçüde fiziki aktivitenin azalmasına neden olmuştur.

    Neden çocuklarda obezite önemlidir

    · Çocuğun kendine güveni azalır, kendi vücudunun imajı onu hafif de olsa depresyona sokabilir. Bu da davranış biçimini etkiler ve değişik sorunlar ortaya çıkabilir. Okul performansları gitgide düşebilir. · Kilolu çocukların (8/15 yaş) % 75 i şişman erişkinler olurlar. · Kilolu çocuklarda Diabet, kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları riski yaş ilerledikce yükselir. · Uyku apnesi kilolu çocuklarda daha fazla görülür.

    Hangi Çocuğa Obez diyoruz

    (V.K.E) Vücut Kitle Endeksi , vücudun yağ oranını göstergesidir. Kilo (kg) rakamını boyun karesine(mxm) bölünmesiyle değişik yaş aralıklarında ,normal standartlara göre değerlendirilir.

    1-2 yaş grubunda VKE = 19

    2-6 yaş grubunda VKE = 18

    6-10 yaş grubunda VKE = 18-21

    10-18 yaş grubunda VKE 21-26’ arası normal 26 üstü obezite olarak kabul edilir.

    Laser Needle çocuk obezitesinde de kullanılabilir mi?

    Erişkin obezite tedavisinde olduğu gibi,Lazer Akupunkturun tüm faydalarından yararlanmak (açlık hissinin kontrol altına alınması,midenin toparlanması ve özellikle tatlı ve çikolata düşkünlüğünün kontrolü ) kilolu çocukların tedavisinde de mümkün ,sadece çocuklarda büyüme hızını etkilememek adına , çocuğun yaşına ve hedef boy ve kilıosuna uygun ,günlük alınacak Kalorisi belirlenip,diyet listesi hazırlanması gerekir .Çocuklar, gelişme döneminde oldukları için kalori dengesini çok iyi belirlemek lazım,çünkü çok düşük kalorili diyetler uygulanırsa kilo vermek hızlanır ama büyüme hızı (boy uzaması)da negatif yönde etkilenebilir. Esas olarak bu diyette, ağırlık proteinli gidalara verilir ve aşırı karbohidrat tüketiminden kaçınılır.

    Akupunktur ile zayıflama hedeflenirse ,çocuğun yaşı 11- 12 yaş ve üzeri olması başarı ranını yükseltir .Daha küçük çocuklar genelde fazla kiloları olsa bile yeterince durumu ciddiye alamazlar ve önerilen tavsiyelere uymaları söz konusu olamaz .11 yaş ve üzeri çocukların bir çoğunda artık dış gorünüş ve model almalar onem taşımaya başlar ve çocuk psikolojik olarak ,tedavi sürecinde kendisine düşen görevleri yapmakta daha az zorlanır .

    12-18 yaş arası çocuklarda pozitif hasta –doktor ilişkisi bu yaştaki gençlerin motivasiyonunda ,diyete uymasında ve uzun vadeli devam etmesinde çok önemli rol oynayabilir.

  • Akupunktur tedavisi ile sigaraya son !!!

    Akupunktur tedavisi ile sigaraya son !!!

    Yapmanız gereken ilk ve tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın hayatında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra, akupunktur, size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.
    İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin – endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte, açıklaması bu şekildedir.
    Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar.
    Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolaylaşır. Akupunktur tedavisi ile, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetlerini ortadan kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar vermiş olan kişi, bunu hiç zorlanmadan başarır;çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgılaması için uyarır ve bundan sonra da beyin eski olması gereken otonomisini kazanır.
    AKUPUNKTUR İLE KAÇ SEANSTA SİGARA BIRAKILABİLİR ?
    Sigara bırakmak için hergün, gün aşırı veya 2-3 gün aralıklarla; hastamızın sigara içme yılı, sayısı ve alışkanlıklarına bağlı olmak üzere 5 seans yeterli olmaktadır. Bazı hastalarımızda ise tek seans bile yeterli olabilir. Tedavi süresince tek bir sigara dahi içilmemesi ve nikotin preparatları(bant, sakız vb…gibi)kullanılmaması gerekir. Aksi halde başladığımız noktaya geri döneriz. Bağımlılık derecesi çok yüksek olanlar bu uygulamadan çekinirler ve azaltarak bırakmak istediklerini söylerler, fakat bu tedavi yardımıyla bağımlılıktan kurtulmak çok zorlayıcı olmayacaktır ve azaltarak bırakmak pek mümkün değildir.
    SİGARAYI BIRAKMAK İSTEYEN KİŞİ NELER YAPMALIDIR ?
    Öncelikle kesin karar verdiğinden emin olmalıdır. Çoğu zaman bir gün belirlemek ve buna hazırlanmak yararlı olmaktadır. Tedaviye gelmeden önce en az 12 saat sigara içmemiş olarak gelmesini özellikle tercih ediyoruz. Çünkü 12 saat nikotin alamamış bir vücut bazı reaksiyonlar gösterir ve muayene sırasında bu reaksiyonlar kulak dedeksiyonu ve tespitlerde patolojik noktalar olarak sinyal verir, tedavi buna göre yapılır. Oysa 1-2 saat önce sigara içmiş bir insanda nikotin eksikliği bulgularını tespit etmekte zorlanırız. Böylelikle tedavi ve sonuçları da anlamlı derecede yüksek oranlarda başarı sağlamaktadır.
    TEDAVİDE NELER UYGULANMAKTADIR ?
    Akupunktur, Lazer, SOE Oksijen Tedavisi, Lazer Akupunktur, Manyetik alan regülasyonu ve nikotin detoksu uygulanmaktadır.
    AKUPUNKTUR TEDAVİSİ İLE SİGARAYI BIRAKMADA BAŞARI ORANI NEDİR?
    % 85-90 gibi yüksek bir başarı oranı mevcuttur.
    SİGARA NEDEN ZARARLIDIR ?
    Tütün kullanımı yaklaşık 180 yıl öncesine kadar gidiyor. İlk zamanlarda tütünün sağlığa iyi geldiği düşünülüyordu. Sigaranın zararları 1950’li yıllara kadar çok fazla bilinmiyordu. Ancak, daha sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, sigaranın insan sağlığına gerçekten çok zararlı olduğunu ortaya çıkardı. Sigara dumanında sağlık açısından zararlı yüzlerce madde bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse, bunların en çok bilinenlerinden birkaç tanesi; amonyak, terebentin, kadmiyum, insektisitler, naftalin, aseton, arsenik, formal, hidrojen siyanür, radon, polenyum, deterjanlar…vd. . . Bunların bir çoğu kanserojendir. Ayrıca tütün ve sigaranın sarıldığı kağıdın yanmasından dolayı açığa çıkan maddeler ve katran da yine kanserojen maddeler arasındadır.
    Kalp-Damar sağlığı açısından özellikle tehlikeli olan maddeler ise nikotin ve karbonmonoksittir. Nikotin kalp artışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kan pıhtılaşmasını artırır. Yani kalbin yükünü ve oksijen ihtiyacını arttırır. Bütün yanma olaylarında açığa çıkan zehirli bir gaz olan karbonmonoksit ise, kandaki oksijen ile birleşerek kanda bulunan oksijen miktarını düşürür. Sonuç olarak nikotin nedeniyle oksijene gereksinimi artmış olan kalp, kanda yeterli oksijeni bulamaz ve işi çok daha zorlaşır.
    Sigara kullanımı ile doğrudan ilişkisi olduğu kanıtlanmış hastalıkları şöyle sıralayabiliriz:Ağız kanserleri, sindirim sistemi kanserleri, solunum sistemi kanserleri, akciğer hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları, ülser, mesane kanserleri.
    Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; dünyada 1 milyar 100 milyon insan sigara içiyor. Erkeklerin %47si, kadınların %12’si sigara tiryakisi. Ayrıca, son yıllarda sigara içen kadınların sayısında nispeten daha fazla bir artış olduğu gözlenmektedir. Bu da dünyada yeni gelecek nesillerin sağlığını direkt olarak etkileyecektir. Son rakamlara göre, dünyada yılda 3 milyon kişi sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle ölmektedir.
    Şimdi hemen yeri gelmişken önemli bir konuya değinmek gerekiyor. Örneğin; akciğer kanserinin sigaraya bağlı olarak meydana geldiği heryerde söyleniyor. Fakat siz daha geçen ay akciğer kanserinden ölen bir tanıdığınızın hiç sigara içmediğini biliyorsunuz ve uzmanların biraz fazla abarttığını düşünüyorsunuz. Bunun açıklaması şöyle:Akciğer kanserinin 4 türü vardır; hatta bunların da alt grupları vardır. Bunların içinde sigara kullanımı ile doğrudan ilgili olanlar (%60)zaten en sık görülen kanser türleridir. Sigara ile ilgisi olmayan ise, çok daha az oranda görülen bir kanser türüdür.
    İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre günde 20 sigara’dan fazla içenlerin %40’ı, daha emeklilik yaşına gelmeden ölmektedir. Oysa sigara içmeyenlerde bu oran %15’dir.
    Bir de pasif içici kavramı var. Sigara içen kişi, eğer filtreli sigara içiyorsa, bu filtre bir miktar zararlı maddenin geçişini engelleyebilir. Halbuki sigaranın ucundan havaya karışan duman hiçbir süzgeçten geçmediği için daha tehlikelidir. Yani uzun süre bu dumana maruz kalan ve pasif içici denilen kişiler de tehlike altındadır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, sigarayı içen kişide havaya yayılan bu dumanı yine solumaktadır. Sigara içilen evlerdeki küçük çocuklarımız bronşit ve zatürre gibi solunum yolu hastalıklarına daha sık yakalanır. Pasif içici olduklarından akciğer kanseri açısından risk grubundadırlar ve ileride sigara içmeye daha çok eğilimli olurlar.
    Özellikle gelişmiş ülkelerde kamuoyuna yansıyan bu sonuçlar ve alınan tedbirler sonucunda sigara kullanımı %50 ye varan oranlarda azalmıştır. ABD, İngiltere, Kanada bu konuda başarılı ülkeler arasındadır. Öte yandan, aynı zamanda sigara üreticisi olan bu ülkeler, gelişmekte olan ülkelerde edindikleri pazarlarını büyütme çabası içindedirler.
    SİGARAYI BIRAKAN BİR İNSANIN VÜCUDUNDA NE GİBİ OLUMLU DEĞİŞMELER OLUR ?
    20 dk sonra tansiyon ve nabız normale döner
    8 saat sonra vücut kendini yenilemeye başlar. Kan oksijeni normal düzeye çıkar.
    24 saat sonra kalp krizi riski azalmaya başlar. 1 yıl sonra yarıya düşer.
    48 saat sonra duyu organları iyi çalışmaya başlar. Tat ve koku duyusu düzelir. Cilt kendini yeniler.
    72 saat sonra akciğer kapasitesi artar, solunum rahatlar.
    2 hafta sonra efor kapasitesi artar. (yürüme, koşma, cinsel güç, merdiven çıkma vb…)
    1-9 ay içinde akciğer hücreleri yeniler. Akciğer hastalıkları riski azalır. Öksürük, nefes darlığı şikayetleri vb. düzelir.
    5 yıl sonra ağız, boğaz, yemek borusu kanserleri riski %50 azalır.
    Pankreas, mesane, rahim kanseri riski azalır.
    Sindirim sistemi ülseri riski azalır.
    Sigara gebelikten önce ya da gebeliğin ilk 3 ayında bırakılırsa erken doğum riski ve düşük doğum kilolu bebek doğurma riski, içmeyenlerdeki düzeye iner.
    Koroner kalp hastalığı riski sigaranın bırakılmasından 15 yıl sonra sigara içmeyenlerin düzeyine iner.
    Aynı evde yaşayan küçük çocuklar ve bebeklerin, solunum yolu hastalıklarına yakalanma riski azalır.
    SİGARA İÇEN BİR KİŞİYİ BIRAKMAYA İTEN NEDENLER NELERDİR ?
    Sigaraya bağlı bir hastalığın ortaya çıkması.
    Fiyatın pahalı gelmesi.
    Sigaranın zararları hakkındaki yayınlar.
    Çevresi tarafından bırakmaya yönelik teşvik, kınama.
    Kapalı yerlerde sigara içiminin yasaklanması.
    Gelişmiş ülkelerde sigaranın zararları hakkındaki yazılar, sigaranın fiyatı, kınama ve yasaklamalar etkili olmaktadır;ancak, bizim insanımızı bir hastalığın ortaya çıkması sada çok etkilemektedir. Örneğin, kalp krizi geçirmiş veya by-pass ameliyatı olmuş hastaların sigarayı bırakma oranları yüksektir ve başarılıdır.
    SİGARAYI BIRAKMAK İSTEYENLERİN YAŞADIKLARI TİPİK KAYGI VE SORUNLAR NELERDİR ?
    Sigarayı azaltmak mı, tamamen bırakmak mı? Yoksunluk belirtilerinin daha uzun sürmesine neden olur. Çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlanır. Sigara miktarı yine arttırılır.
    Zamana bağlanan sigara içimi: Vücuda tekrar nikotin etkisini hatırlatır. Zamanla düzenli olarak içmeye dönüşür. Halbuki sigara içilmemesine alışmak daha kolaydır.
    Çevre baskısı: Sigarayı bırakanların çoğu çevresi tarafından adeta içmeye zorlanır. Bu, sigara içenlerin bir kişiyi daha kaybetmelerinden kaynaklanan ilginç bir psikolojik durumdur. Ancak kısa bir zaman içinde arkadaşlarınız da sigara içmediğinizi kabullenip sizi rahat bırakacaklardır.
    Katran ve nikotin düzeyi düşük (light)sigara içmek: Bu durumda genellikle günlük sigara adedi arttırılarak eski nikotin düzeyi tutturulmaya çalışılır. Zaten ‘tehlikesiz sigara’ yoktur.
    Sorumluluğu başkasına yıkmak: Çoğu kişi sevdiği birisi onu desteklemezse sigarayı bırakmaktan kaçar. Hatta deneyip de başarısız olursa başkasını suçlar. Oysa sigarayı bırakmak öncelikle kişisel bir sorundur, mutlaka kendinize güvenmeyi başarmalısınız.
    Şişmanlama korkusu: Gerçekte sigarayı bırakanların yaklaşık üçte biri kilo alır ve bu fark gerçekte 3-4 kg. kadardır. Bundan daha fazla alınan kilolar kendine güvensizlikten kaynaklanan, sigarayı elde ve ağızda tutmak alışkanlığının yerini alan, abur cubur atıştırma alışkanlığıdır. Oysa, gerçekte sigarayı bırakmaktan dolayı ilk günlerde açılan iştah, kısa bir süre sonra normale döner.
    Yoksunluk belirtileri: Şiddetli nikotin arayışı, gerginlik, kızgınlık, huzursuzluk, sinirlilik, uyku kalitesinin bozulması, iştah artışı ve benzeri belirtiler olabilir. Bu belirtiler geçicidir ve vücudun kendini onardığını gösterir. Örneğin, öksürük ve balgam artışı, solunum yollarındaki titrek tüylerin zehirli maddeleri atmak için görevlerini yerine getirmeye başlamasından kaynaklanır. Yoksunluk belirtileri sigara bırakanların 2/3’ünde görülür. Belirtiler, ilk 72 saat içinde şiddetlenir. 7-10 gün içinde azalarak ortadan kalkar.

  • Karın yağlarında awt akustik dalga tedavisi

    Karın yağlarında awt akustik dalga tedavisi

    AKUSTİK WAVE THERAPY veya AKUSTİK DALGA TEDAVİSİYLE KARIN YAĞLARINA ŞOK DALGALAR

    İnatçı karın yağlarında şok dalgalar

    Özellikle erkeklerde ve 35 yaş üstü hanımlarda kalp damar sağlığı ve bazı kanser türleri açısından büyük risk oluşturan karın yağlarının önemi günümüzde tıp çevreleri tarafından oldukça sık vurgulanmaktadır.Günümüzde en sık ölüm sebebi olarak gösterilen kalp damar hastalıkları ve bazı kanser türlerine karşı mücadelede fazla kilolar ve özellikle karın bölgesindeki yağlanmaya karşı mücadele oldukça önem kazanmaktadır.Bu nedenle bu riski ölçmenin önemi ve daha sonra ise bu riske sahip olan insanlarda uygun tedavilerle ve beslenme programları ve yaşam tarzı değişiklikleri ile bu riski en aza indirmek gerekmektedir.

    RİSK ÖLÇÜM METODLARI DEĞİŞTİ

    Artık karın bölgesinin mezüre ile ölçümü veya yağlı bölgede cilt kalınlığını ölçen metodlarla alınan verilerin risk tesbitinde yeterli olmadığı ve yanıltıcı sonuçlar verdiği bunun yerine yalnızca karın bölgesindeki yağlanmayı gösteren biyoelektriksel impedans ölçümleri ve hatta infrared lazer teknolojisi kullanılarak yapılan karın bölgesi yağ oranı ve iç organ çevresi yağlanması ölçümlerinin risk tesbitinde kullanılmaya başlandığı görülmektedir.

    Ölçümler sonucunda riskli gruba giren insanlarda ki 30 yaş üstü erkekler ve 35 yaş üstü hanımlar bu açıdan oldukça önemli grupları oluşturmaktadırlar ,vücut yapilarına uygun sağlıklı zayıflama ve beslenme programları ve düzenli egzersizler önem kazanmaktadır.

    BALİSTİK VE PLANAR AKUSTİK WAVE THERAPY

    Ayrıca günümüzde yeni geliştirilen teknoljik yöntemlerden birisi olan akustik wave therapy gibi yöntemler özellikle karın yağlarını tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar vermektedir.saniyede 1500 metre hızla yağ dokusuna ulaşarak yağ dokusunda incelmeye yol açan akustik şok dalgalar ın bir başka tipide nanosaniyelerle ölçülebilecek kadar kısa bir süre içinde güçlü ve 5 cm kadar yağ dokusu derinliğine inebilen planar şok dalgalar olup bu iki şok dalga tipi yeni teknolojik gelişmeler olarak kullanılmaktadır.Yalnızca kalp damar hastalıkları ve bazı kanser türleri açısından değil aynı zamanda diabet hastalığı ve metabolik sendrom olarak adlandırılan yeni yeni komplike hastalıklar zinciri açısında önemli olan karın yağlarıyla mücadelede uygulanacak egzersizler oldukça önemli olup herkesin kendi fizik ve kondisyonuna göre düzenlenmelidir.

    KOŞU YERİNE RİTMİK VE UZUN YÜRÜME

    Egzersizler koşma veya futbol gibi yorucu olmamalı aksine hafif bir tempoda ama uzun süreli olmalıdır.haftada 3-4 ün altına düşmemelidir.

    YAĞI ALINMIŞ YOĞURT

    Son zamanlarda yağı alınmış yoğurtla uygulanan sağlıklı beslenme programlarında karın bölgesi yağlarından daha iyi zayıflandığına dair bazı yayınlar ,yağsız yoğurt ve sütün beslenme programlarındaki önemini arttırmaktadır.