Etiket: Rinit

  • Vazomotor rinit ( alerjik olmayan rinit )

    Rinit ( burun iltihabı ) burun içini döşeyen dokunun iltihaplanması ile oluşan, dünya genelinde yaygın bir hastalık olup, hastanın yaşam kalitesi üzerinde önemli bir soruna neden olur.

    Rinit yanında birçok hastalıkla birlikte toplum üzerinde önemli bir sosyo-ekonomik yük oluşturur. Rinite yol açan nedenler alerjenler veya diğer nedenler olarak ayrılabilir. Rinit hastalarının çoğunun alerjik olmayan önemli tetikleyiciler ile sorunlar yaşadığını görülmektedir. Bu yüzden alerjik olmayan veya her ikisinin birlikte olduğu (alerjik ve alerjik olmayan) rinitlerin alerjik rinittten ayırt edilmesi son derece önemlidir.

    Vazomotor Rinit ( İrritan rinit) diğer adları, Alerjik olmayan, Enfeksiyona bağlı olmayan rinit olarak bilinir. “Vazo”, kan damarlarını “motor”, burun dokusunu ve kan damarlarını uyaran sinirleri ifade eder. Bazende altında bir neden bulamadığımız rinitleri tanımlamak için idiopatik alerjik olmayan rinit olarak adlandırılır. Vazomotor rinit (VMR) dünya nüfusunun % 10 ile % 25’ini etkileyen küresel bir sağlık sorununu temsil etmektedir.

    Alerjik olmayan rinit (vazomotor rinit), kronik hapşırma, burun tıkanıklığı veya burun akıntısı ile kendini gösteren bir durumdur. Bu semptomlar alerjik rinit (saman nezlesi) ile benzer olsa da, alerjik olmayan rinit farklıdır çünkü bir alerjik rinit bağışıklık sisteminin oluşturmuş olduğu aşıra yanıta bağlı olarak gerçekleşir. Alerjik olmayan rinitte bağışıklık siteminde aşırı yanıta bağlı IgE antikorları gelişmeden oluşur. Alerji bildiğimiz gibi bağışıklık sisteminin alerjen olarak bilinen zararsız bir maddeye verdiği aşırı tepki sonucunda ortaya çıkar.

    Alerjik rinit daha sonra alerjik astıma dönüşebildiği gibi diğer alerjik hastalıklarla da birliktelik gösterebilir. Vazomotor rinit hayatı tehdit edici değildir. Devamlı şikayetleri olan hastalar için semptomlar rahatsız edici olabilir, ancak ciddi değildirler ve astıma ilerlemezler.

    Alerjik olmayan rinit çocuklar ve yetişkinleri etkileyebilir, ancak 20 yaşından sonra daha yaygındır. Alerjik olmayan rinit şikayetlerine yol açan tetikleyicileri değişebilir. Hayatımız boyunca karşılaşabileceğimiz çeşitli kimyasal içerikli kokuları veya tahriş edici maddeleri, hava değişimleri, bazı ilaçlar, belirli yiyecekleri ve kronik hastalıklar vazomotor rinit belirtilerinin ortaya çıkmasına yol açabilir.

    Alerjik bir nedenin dışlanmasından sonra alerjik olmayan rinit tanısı konur. Alerji uzmanları tarafından yapılacak olan alerji testleri neticesinde vazomotor rinit tanısı konulabilir.

    VAZOMOTOR RİNİT NASIL OLUŞUR ?

    Vazomotor rinit daha çok değişkenlik gösteren bazen de devamlı olabilen ani başlayan hızlıca gelişen ve genellik le kısa süreli burun tıkanıklığı, burun akıntısı, geniz akıntısı nadiren de kaşıntı ve hapşırık yakınmalarının eşlik ettiği, burun mukozasının aşırı yanıtına bağlı gelişen bir hastalıktır.

    Vazomotor rinit esas olarak burun içindeki kılcal damarların şişmesine yol açan burun içini döşeyen sinir uçlarının aşırı hassas olmasından kaynaklanır. Burun içindeki kan damarları genişlediğinde veya şiştiğinde burunda ödeme bağlı tıkanıklık oluşur ayrıca damar dışına sıvı kaçışına bağlı oluşan mukus burun akıntısına yol açar.

    Vazomotor rinitte burun içindeki nöral yapının bozulması denge halinde bulunması gereken sempatik ve parasempatik sinir sisteminin parasempatik snir sistemi yönünde kaydığını görülür. Sempatik sistemin çalışmasının azaldığı ve parasempatik sistemin daha baskın çalıştığını gösteren çalışmalar vardır. Bu hastaların burun içini döşeyen yapının hücresel düzeyde sinir uçlarının uyarılmasına aşırı yanıt verdiği gösterilmiştir

    Burundaki kan damarlarının neden aniden genişlediği dilate olduğu bilinmemektedir. Bu reaksiyona yol açan bazı yaygın tetikleyiciler vardır.

    Aşağıdakiler burun içindeki sinir uçlarında aşırı yanıta bağlı olarak damarların hızla genişlemesine yol açar.

    Parfüm, koku, yemek koku ve dumanı veya sigara dumanı gibi ortamdaki iritanlar. Bazı mesleklerde maruz kalınan kimyasal maddeler.

    Hava şartlarında değişim sıcaklık, basınç veya nem değişiklikleri özellikle kuru havalar neden olabilir.

    Sıcak veya baharatlı yiyecekler ve alkollü içecekler içmek de burnunuzun içindeki zarların şişmesine ve burun tıkanıklığına neden olabilir.

    İnorganik tozlar (ev tozu akarı dışındaki tozlar ), hava kirliliği.

    Bazı ilaçlar örneğin Aspirin, ibuprofen veya beta blokerler ( Propranolol , Metoprolol, Atenolol), sedatifler, antidepresanlar, oral kontraseptifler, erektil disfonksiyonu ve prostat hipertrofisinde kullanılan ilaçlarla dışında östrojen içeren hormon ilaçları en sık yol açan ilaçlardandır

    Stres (duygusal veya fiziksel) gibi durumlarda vazomotor rinitin oluşmasına yol açabilir.

    Diğer Alerjik olmayan rinit nedenlerinden ayırt edilmesi gerekir. Bunlar içinde

    Eozinofilik nonallerjik rinit (NARES)

    Mesleki rinit

    Hormonal rinit,

    Rinitis medicamentosa,

    Gustatuar rinit: genellikle yemek yemenin birkaç saati içinde vagus sinirinin uyarılmasından kaynaklanır.

    Enfeksiyonlar ve Atrofik rinit gibi alerjik olamayan rinitlerin vazomotor rinitten ayırt edilmesi gerekir.

    VAZOMOTOR RİNİT NEDENLERİ NELERDİR ?

    Vazomotor Rinit, aralıklı (gelen ve giden) hapşırma atakları, burun içindeki mukozadaki kan damarının genişlemesine bağlı burun akıntısı ve burun tıkanıklığı ile ortaya çıkan kronik rinittir.

    Alerjik olmayan rinitler içinde yer alan vasomator rinitin oluşmasında kuru bir atmosfer, hava kirleticileri, baharatlı yiyecekler, alkol, yoğun duygusal değişimler ve bazı ilaçlar gibi uyaranlarla ortaya çıktığı görülür, bu gibi dış faktörlere karşı aşırı bir tepki sonucunda görülmektedir.

    Aslında, polen, toz, küf veya kedi, köpek, kuş gibi hayvan tüyleri de dahil olmak üzere havada bulunan kimyasal içerikli partiküller, alerjik reaksiyona yol açmadan da yani bu şeylere aslında alerjisi olmamasına rağmen bazı insanları rahatsız edebilir.

    Alerjik rinitin aksine, vasomator rinit genellikle yetişkin yaşlarda başlar ve polen, ev tozu akarı, köpekler veya kediler gibi klasik alerjenlere maruz kalmasıyla kötüleşmez. Yani bu alerjenler alerjik hastalarda görüldüğü gibi bağışıklık sistemindeki IgE aracılıklı yol üzerinden alerjik reaksiyona yol açmaz. Vasomator rinit sıcaklık, nem ve / veya barometrik basınçtaki değişimlerden kaynaklanabileceğinden, hastalar ilkbahar ve sonbaharda yaşanan bu iklim koşullarındaki değişikliklerle ilişkili mevsimsel şikayetlerinde artışlar yaşayabilir. Bu nedenle, mevsimsel artış gösteren vasomator rinit, mevsimsel alerjik rinitle karışabilir.

    Vazomotor riniti olan insanlar ısı değişimi kimyasal içerikli partiküllerde veya duygusal ve hormonal değişimlere karşı yani her türlü irritasyona karşı olağanüstü derecede hassastırlar ve düşük konsantrasyonlarda irritanlara maruz kaldıklarında bile önemli nazal semptomlar oluşabilir.

    Vazomotor riniti olan kişiler genellikle “ıslak” ve “kuru” burun şikayetleri olan kişiler olarak iki gruba ayrılır. Bu reaksiyonlar, soğuk kuru hava, parfümler, boya dumanları ve sigara dumanı gibi spesifik olmayan tahriş edici uyaranlarla provoke edilebilir.

    Vazomotor rinitin en temel özellikleri nelerdir ?

    Genellikle alerji öyküsü yoktur.

    Hastada şikayetlere yol açan bir enfeksiyon yoktur.

    Vazomotor rinit değişken bir şekilde kendini gösterebilir. Burun tıkanıklığı, burun akıntısı veya kuruluk, hapşırma ve geniz akıntısı görülürken alerjik formun aksine, nadiren burunda kaşıntıya, ve ek olarak gözler veya boğazda kaşıntıya neden olur.

    Burun akıntısı yoğun olmakla birlikte burun kaşıntısı eşlik etmeksizin baş ağrısı özellikle frontal baş ağrısı eşlik edebilir.

    Yemek sonrasında (özellikle baharatlı yiyecekler) bazı hastalarda daha fazla burun akıntısı veya tıkanıklığı görülür.

    Normal bireyleri rahatsız etmeyen çevresel koşullar tarafından tetiklenebilen kalıcı veya aralıklı nazal semptomlara yol açabilir.

    Sıcaklık ve nem değişimlerinden dolayı bazen mevsimsel bir değişim mevcut olabilir.

    Çevresel faktörler arasında güçlü koku, soğuk havaya maruz kalma, sıcaklık, nem ve / veya hava basıncındaki değişiklikler yanında alkollü içeceklerin içilmesi ve adetle ilgili hormon seviyelerinde değişiklikler burun şikayetlerin oluşmasına yol açabilir.

    VAZOMOTOR RİNİT TANISI NASIL YAPILIR?

    Vazomotor rinit tanısı öncelikle klinik öykü ve diğer bilinen nedenlerin dışlanması ile konur.

    Vazomotor rinit tanısı hastanın şikayetlerinin öyküsü ve tetikleyicilerinin saptanması üzerine kuruludur. Özellikle alerjik rinitin dışlanması gerekir. Hastanın semptomlarına yol açan nedenleri ortaya koymak için alerji testlerine en sık deri prick testine ve kandan yapılan alerji testlerine başvurulur.

    Hastanın şikayetlerinin hikayesi, dikkatle alındıktan sonra genellikle dikkatli bir burun ve boğaz muayenesi yapılması teşhis için gereklidir. Öykü ve muayeneden sonra bazı testlere başvurulabilir. Alerjik bir temel olmadığından emin olmak için alerji deri prick testi ve diğer alerji testleri yapılmalıdır. Bu testler tedavi yaklaşımımızı etkileyecektir.

    Alerjik olmayan rinit ayırıcı tansında hipotroidi akromegali gibi hastalıklara dikkat edilmesi gereklidir. vazomotor rinitin nonalerjik eosinofillik rinit (NARES) ayırımının yapılması ve diğer alerjik olmayan rinitten ayırt edilmesi için kan ve diğer testlerin alerji uzmanları tarafından yapılması daha uygun olur.

    VAZOMOTOR RİNİT TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

    Vazomotor rinitte tedavi seçenekleri olmasına rağmen net ve kesin bir tedavisi yoktur. Uzun süreli şikayetleri olan hastaların uygulayabileceği tedavi seçenekleri öncelikle irritan faktörlerden kaçınmaya yöneliktir. Semptomlara yönelik olarak evde hazırlayacağımız veya eczenelerden alabileceğimiz tuzlu su içeren yıkama solüsyonları veya semptomatik ilaç tedavisinden faydalanabiliriz. Ayrıca sempatik ve parasempatik sinir sistemindeki dengesizliğini tedavi etmek için nörektomi ve alt konka hipertrofisine yönelik cerrahi girişimleri kapsamaktadır.

    Vazomotor rinit tedavisinde önlemler nelerdir ?

    Vazomotor rinit şikayetlerine yol açan nedenlerden kaçınma son derece önemlidir. Solunum tahriş edici olan güçlü koku (parfüm, sabun, boya vb.) Ve hava kirletici maddeler (duman dumanı, tütün dumanı) gibi çevresel tetikleyicilerden kaçınılması semptomların daha da kötüleşmesini engellemek için tavsiye edilebilir.

    Evinizin içini sabit bir sıcaklıkta tutmak ve havanın nemini ayarlamak için bir nemlendirici kullanmak, rinit semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir. Ev ve işyerini tozdan, dumandan ve diğer alerjenlerden ve çevresel tahriş edici maddelerden uzak tutmaya da çalışmalısınız. Vazomotor rinitli birçok hasta alerjik yolla olmasa da en güçlü tahriş edici olan evin içindeki tozlar için önlem almalıdır.

    Alkollü içeceklerin, özellikle bira ve şarabın içilmesi, genellikle vazomotor rinit semptomlarını şiddetlendirir ve kaçınılması muhtemel faktörler olarak kabul edilebilir. Bazı ilaçlar özellikle aspirin gibi nsai ilaçlar veya Reserpin ve Propranalol içeren tansiyon ilaçları, şikayetlerin daha da kötüleştirebilir. Bunların dışında aldığınız ilaçlar konusunda bilgi almak için doktorunuza danışmalısınız.

    Egzersiz yapmak ve Fiziksel aktivite, kan damarların üzerinde etkisi olan sempatik sinir sisteminin düzenlenmesi yardımcı olur.

    Vazomotor rinitte önlemler dışında evde hazırlayacağımızı tuzlu solüsyonları veya eczanelerden alacağımız %0.9’luk serum fizyolojik içeren solüsyonlar ile yapılan burun yıkamalarının, burun içinde yer alan irritanların uzaklaştırılması ve temizlenmesine yardımcı olarak sekresyonların azalmasını sağlayabilir.

    Vazomotor rinit tedavisinde İlaç Tedavisi nelerdir ?

    Antihistaminikler değişken bir cevaba sahiptir. İkinci jenerasyon oral antihistaminikler vazomotor rinit tedavisinde etkisi çok görülmemektedir, ancak birinci jenerasyon oral antihistaminikler antikolinerjik aktiviteye bağlı olarak bazı faydalar sağlayabilir. Özellikle bazı topikal antihistaminiklerin nasal spray olarak kullanılmasıyla vazomotor rinitte etkisi olduğu tespit edilmiştir.

    Ülkemizde de eczanelerde yer alan topikal antihistaminikten azelastin, vazomotor rinit için etkili olduğu gösterilen bir ilaçtır.

    Antihistaminik ilaçlar ana semptomu burun akıntısı olan ve genellikle alerjik rinit ve vazomotor rinit birlikte olan birçok hasta için kullanılabilir.

    Antikolinerjik ajanlar içinde topikal uygulama için onaylanan tek topikal antikolinerjik ilaç, ipratropium bromürdür. Burun akıntısı daha yoğun olan hastalarda, veya tek semptom olduğunda ipratropyum bromür (% 0,03) burun spreyi önerilir. Güncellenen rinit uygulama parametrelerinden intranazal kortikosteroid ile kombinasyon halinde kullanımı, burun akıntısı tedavisi için tek başına kullanılan bir ilaca göre daha etkilidir.

    İntranazal kortikosteroidlerin özellikle vazomotor rinit ve NARES’de etkili olduğu bulunmuştur. Klinik olarak, şu anda mevcut olan intranazal steroidler arasında bir fark bulunmadığı görülmektedir. Hemen etkisini göstermeye başlamazlar semptomların iyileşmeye başlaması 24 ila 72 saat sürebilir. Topikal steroidler burun tıkanıklığı, burun akıntısı ve hapşırma üzerinde etkilidir. Fosfolipaz A2’yi inhibe ederek, asetilkolin reseptörlerinin aktivitesini azaltarak ve bazofil, mast hücresi ve eozinofil sayılarını azaltarak, vazoaktif mediyatörlerin neden olduğu lokal inflamatuar yanıtı baskılarlar.

    Dekonjestanlar veya sempatomimetik ajanlar, çoğunlukla tıkanıklık için kullanılır. Vazomotor rinitin tedavisi için dekonjestanlar dirençli hastalar için sadece 10 gün süre ile olmalıdır. Dekonjestanlar burun kan damarlarını daraltarak çalışır. Bu ilaçlar, reçeteli bir burun spreyi veya ağızdan alınan bir tablet şeklinde olabilir.

    Topikal olarak, bu ilaçlar Rhinitis Medicamentosa’ya ( bu ilaçların topikal formülasyonlarını beş günden fazla bir süre sonra kullandıktan sonra oluşan tıkanıklığına) neden olabilir.

    Vazomotor rinit tedavisinde cerrahi tedaviler nelerdir?

    Vazomotor Rinit ilaç tedavisine cevap vermiyorsa, nadiren cerrahi prosedürler düşünülebilir. Vazomotor rinit için uygulanan cerrahi tedaviler daha çok alt konka hipertrofisine ve otonom sinir sisteminde bozukluklara yöneliktir.

    6 veya 12 aylık başarısız tıbbi tedaviden sonra (azelastin ve / veya dekonjestanlar ve / veya ipratropyum bromür ile intranazal kortikosteroid) sonra cerrahi seçenekler düşünülebilir. Hastanın vazomotor rinit yanında ağır nazal septal deviasyonuna bağlı burun tıkanıklığı varsa alt konka hipertrofisi, adenoidal hipertrofi veya refrakter sinüzit gibi birlikte diğer sorunları varsa cerrahi işlemler daha ön planda tutulabilir.

    Alk konka hipertrofisine yönelik olarak sklerozan madde enjeksiyonları, dışında radyofrekans ile koterisazyon veya gümüş nitrat ile kimyasal veya elektrokoterisazyon işlemleri yapılabilir. Kriyoterapi de mukoza ve submukozayı üzerine yapılan tedavi ile tıkanıklık için oldukça başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Bununla birlikte, bazen uzun süreli postoperatif burun tıkanıklığı ve nazal septumda hasar olasılığı da vardır.

    Gümüş nitrat veya elektrik akımı ile yapılan koterisazyon, sadece mukozayı etki eder. Kriyoterapi, submukozayı da etkilediği için koterizasyondan üstündür.

    Alt konka kemiğinin submukozal rezeksiyonu, parsiyel veya total konka rezeksiyonu, ve turbinoplasti gibi cerrahi işlemler uygulanabilir. Ameliyat sonrası kanamanın olabileceği zor prosedürlerdir. Kısmi veya total alt konka rezeksiyonu burun tıkanıklığı için oldukça başarılı tedavilerdir, ancak ameliyat sonrası kanama ve kabuklanmaya yol açabilir.

    Vidian nörektomi ile hem semptatik hemde parasempatik sistemdeki fonksiyon bozukluğu düzeltilmeye çalışılır. Özellikle burun akıntısı üzerine son derece etkilidir. Vidian sinir dışında anterior etmoid sinir blokajı veya sphenopalatin sinir ganglion blokajınında etkili olduğunu gösteren çalışmalar vardır.

    Otonom sinir sistemi, burun ve paranazal sinüsleri üzerinde etkisi vardır ayrıca astım gibi solunum yolu hastalıklarında önemli bir rol oynar. Burun içindeki damarlar ve bezlerin otonom sinir sistemi tarafından uyarılması burnumuzdan içimize aldığımız havanın sıcaklığının düzenlenmesini ayrıca neminin ayarlanması sağlar bunun dışında alt solunum yollarına hava geçişinde partiküllerin temizlenmesi üzerinde de önemli bir role sahiptir.

    Yeni geliştirilen tedavi yöntemleri bu otonomik disfonksiyon üzerine planlanmaktadır.

    Botulinum toksin A’nın nöroimmünomodülatör etkileri ile semptomlarını hafifletme konusunda umut verici sonuçlar göstermiştir. Burun içine uygulanan botulinum toksin tip A (BTX-A) enjeksiyonu tedavi burun akıntısı ve diğer semptomların azalmasına neden olduğu bildirilmiştir.

    Kapsaisin de yeni bir anti-enflamatuar sınıf olarak ortaya çıkmıştır. Kapsaisin, kırmızı biberin yağında bulunan kimyasaldır ve başlangıçta uygulanan alanı tahriş eder, ancak daha sonra duyusal sinir liflerini duyarsızlaştırır. Burun tıkanıklığı, hapşırma ve tıkanıklıktan sorumlu burun hiperreaktivitesini denemek ve azaltmak için intranazal kullanılmıştır ve çalışmalarda etkili olduğu gösterilmiştir.

    Sfenopalatin gangliona uygulanan akupunktur ile bir çalışmada, hava yolunda iyileşme olduğu gösterilmiştir. Amerikada yapılan bir çalışmada akupunktur uygulanan bir hasta grubunda vazomotor rinit semptomlarında azalma olduğu gösterilmiştir. Başka bir çalışmadaysa etkili olmadığı gösterilmiştir.

    Gümüş nitratın topikal olarak burun içine uygulanması bir çalışmada etkili olduğu bulunmuştur. Hastalarda burun akıntısı, hapşırma ve burun tıkanıklığında iyileşme saptandı. Vazomotor rinitli hastalarda prospektif olarak yapılan iki çalışma da nazal semptomlarda anlamlı iyileşme sağladı gösterilmiştir.

    SONUÇ OLARAK

    Vazomotor Rinit, aralıklı (gelen ve giden) hapşırma atakları, burun içindeki mukozadaki kan damarının genişlemesine bağlı olarak burun akıntısı ve burun tıkanıklığı ile ortaya çıkan kronik rinittir.

    Hayatımız boyunca karşılaşabileceğimiz çeşitli kimyasal içerikli kokuları veya tahriş edici maddeleri, hava değişimleri, bazı ilaçlar, belirli yiyecekleri ve kronik hastalıklar vazomotor rinit belirtilerinin ortaya çıkmasına yol açabilir.

    Polen, toz, küf veya kedi, köpek, kuş gibi hayvan tüyleri de dahil olmak üzere havada bulunan kimyasal içerikli partiküller, alerjik reaksiyona yol açmadan da yani bu şeylere aslında alerjisi olmamasına rağmen bazı insanları rahatsız edebilir.

    Vazomotor rinit tanısı hastanın şikayetlerinin öyküsü ve tetikleyicilerinin saptanması üzerine kuruludur. Özellikle alerjik rinitin dışlanması gerekir.

    Vazomotor rinitte tedavi önlem, ilaç tedavi ve cerrahi yöntemler ile yapılır.

    6 veya 12 aylık başarısız tıbbi tedaviden sonra (azelastin ve / veya dekonjestanlar ve / veya ipratropyum bromür ile intranazal kortikosteroid) sonra cerrahi seçenekler düşünülebilir.

    Burun içine uygulanan botulinum toksin tip A (BTX-A) enjeksiyonu ve Kapsaisin de yeni bir anti-enflamatuar ilaçlar yeni tedaviler olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Alerjik bir nedenin dışlanmasından sonra alerjik olmayan rinit tanısı konur. Alerji uzmanları tarafından yapılacak olan alerji testleri ve diğer testler neticesinde vazomotor rinit tanısı konulabilir.

  • Kronik rinosinüzit : ağır üst solunum yolu hastalığı kavramı

    Üst solunum yolu; nazal kavite, sinüsler, farinks ve larinksin üst seviyelerini kapsayan anatomik bölge olarak tanımlanır. Kronik üst solunum yolu hastalığı ise; bu bölgenin intermitan veya persistan inflamatuvar hastalığını tanımlamaktadır. Ancak, bu tanım içine akut enfeksiyonlar veya anatomik anormallikler alınmaz. Alerjik rinit (AR), non-alerjik rinit (NAR), nazal polipli veya polipsiz kronik rinosinüzit (KRS) ve mesleksel rinit bu hastalık grubunu oluşturmaktadır. Bu hastalıklar tüm yaşlarda, tüm etnik popülasyonlarda ve tüm ülkelerde son derece sık görülmektedirler. Ayrıca bu hastalıkların giderek artan toplumsal sağlık problemi özellikleri ve sosyoekonomik etkileri de iyi bilinmektedir. Sıklıkla da birbirleriyle komorbidite göstermeleri nedeniyle tedavi ve yönetimleri çok karmaşık ve pahalıdır (1,2).

    Kronik üst solunum yolu hastalığı olan kişilerin çoğunda tedavi ile semptomlar kontrol edilebilse de bir kısmında ağır kronik üst solunum yolu hastalığı (AKÜSYH) vardır. AKÜSYH, rehberler baz alınarak, yeterli (etkili, güvenli ve uygun) farmakoterapi verilmesine rağmen semptomların yeterince kontrolünün sağlanamadığı hastalık durumu tanımlar. Bu hastalarda yaşam kalitesi, sosyal fonksiyon, uyku, okul veya iş performanslarında azalma gözlenmektedir.

    Kronik üst solunum yolu hastalığı prevalansı ve maliyeti tüm dünyada çok hızlı bir şekilde artmaktadır. Bununla birlikte geri ödemesi olan sağlık harcamaları ise giderek azalmaktadır.

    AR gibi bazı kronik üst solunum yolu hastalıkları maalesef ki ciddiye alınmamakta ve çoğu ilacının geri ödenme olasılığı azalmaktadır. Bu durum da birçok hastanın ne yazık ki tedavisiz kalmasına neden olmaktadır. AR’ li hastaların klinik olarak farklılıklar gösterdiğini hepimiz görmekteyiz. Hastaların önemli bir kısmında astım da hastalığa eşlik etmektedir. Bu da bu hastaların tedavi ile kontrol altına alınmalarını zorlaştırabilmektedir. AR’ li hastalar tedavi açısından değerlendirildiğinde rehberlere uygun optimum tedavi alsa bile bu hastaların yaklaşık % 20’ sinde semptomlara hakim olunamadağı görülmektedir (3,4).

    NAR, IgE’ nin rol almadığı ve yapısal bozukluklarla ilişkilendirilmeyen inflamatuvar nazal patolojiler olark tanımlanabilir. Enfeksiyonlar, hormonal dengesizilikler, fiziksel ve kimyasal bazı ajanlar ve bazı ilaçlar nedeniyle oluşabilir (5). Tüm bunlara ek olarak bazı hastalarda AR ve NAR birlikte görülebilir. NAR’ in prevalansı kesin olarak bilinmemekle birlikte oldukça sık olduğu düşünülmektedir. (6). NAR kişilerin yaşam kalitelerinde ciddi bozulmalar meydana getirirken, önemli bir sosyoekonomik yük de oluşturmaktadır. Bu nedenle bu hastalık grubunda da özellikle semptomlara hakim olamadığımız grup AKÜSYH içinde sayılabilir.

    Sinüzit, tüm dünyada sık görülen bir sağlık problemidir. Antibiyotik kullanımı, sık hastane başvurusu nedeniyle ciddi düzeyde ekonomik kayıplara neden olur. İş gücü kaybı ve hastaların yaşam kalitelerinde düşme ise indirek olumsuz etkileri olarak karşımıza çıkmaktadır (7,8).

    Kronik sinüzit (KS) sıklıkla, astım, otitis media, egzema gibi hastalıklarla birliktelik gösterir. Etkili bir tedavi geliştirebilmek için hastalığın patogenez ve etiyolojisini anlamak gereklidir. Son yıllarda geliştirilen “tek hava yolu tek hastalık” teorisine göre; alt hava yolları, üst hava yolları, paranazal sinüsler ve orta kulak anatomik ve fonksiyonel olarak birbiriyle bağlantılıdır. Hava yollarının bir bölümünde gelişen hastalık hızla diğer alanlara ilerleme eğilimindedir. Bu durum sinüziti olan bir hastanın akciğer fonksiyonlarında da bozulmaya neden olması açısından önemlidir. Gastroözefajiyal reflü olup olmadığı da üst ve alt hava yolları incelemesi ile birlikte değerlendirilmelidir. Sinüzitli hastaların büyük çoğunluğunda rinitle uyumlu şikayetler saptanmaktadır. Bu yüzden “rinosinüzit” teriminin kullanmak daha doğrudur. Tüm bunların yanında, KS’ li hastaların % 20’ sinde nazal polip vardır; bu hastaların bir kısmında da astım ve rinit ile ilişkili olarak aspirin duyarlılığı sendromu görülmektedir. Aspirin duyarlılığı her ne kadar toplumun % 0.6-2.5 gibi bir kısmında görülse de ilaçlarla ortaya çıkan yan etkiler açısından en sık rastalanan ilaç reaksiyonlarından biridir. (9). Ayrıca bu durum yalnızca aspririnle değil COX inhibisyonu yapan tüm diğer non-steroid anti-enflamatuvar (NSAİ) ilaçlarla da ortaya çıkabilir. Aspririn duyarlı bu hastaların bir kısmı NSAİ ilaçlardan kaçınsa da uzun süreli astmatik semptomlar gösterebilirler; işte bu grup hastalar da AKÜSYH’ na sahip olarak değerlendirilir. Hastanın şikayetleri 3 hafta ve daha az bir süredir varsa akut rinosinüzit (ARS), 6 hafta ve daha uzun bir süredir varsa kronik rinosinüzit (KRS) olarak değerlendirilmektedir (10,11).

    Çalışma alanlarındaki çevresel faktörler de astım, AR, NAR gibi hastalıklar açısından ciddi risk oluşturabilir. Bu alanlardaki duyarlaştırıcı ve irritanlarla oluşan hastalık “reaktif solunum yolu disfonksiyonu sendromu” olarak tanımlanır. Aslında iş ortamında olduğu kanıtlanan bu duruma “çalışma ile ilişkili solunum hastalığı” demek daha doğru olabilir. Bu hastalarda çok uzun bir latent periyod gözlenebilir. Hastaların büyük çoğunluğu tanı aldığında durum aslında kronikleşmiştir. Bu nedenle bu tip hastalarda persistan astım ve AKÜSYH’ ndan korunmak adına yapılacak en önemli şey erken tanı koymak ve mesleki uyarandan kişiyi uzaklaştırmaktır (12).

    Yukarıda saydığımız tipte, enfeksiyöz ve anatomik nedenli olmayan, ayrıca da rutin tedavilerle iyi cevap alamadığımız KRS’ li hastalarda AKÜSYH kavramından bahsetmek gereklidir. Bu nedenle sinüzitler ve KRS üzerinde biraz daha durmak gereklidir. Aşağıda KRS ile ilgili klinik, etiyo-patolojik, tanısal ve yönetimsel bilgiler verilmiştir.

    KLİNİK

    Sinüzit, çok değişik semptomlar ile karşımıza gelebilir. Anterior veya posterior pürülan akıntı rinosinüzit tanısı için en önemli semptomdur. Klinik değerlendirme için minör ve major kriterler belirlenmiştir. ARS için major kriterler; pürülan akıntı, baş ağrısı, sinüs bölgelerinde ağrı veya dolgunluk hissi, nazal konjesyon veya tıkanıklık, koku almada azalma, ateş yüksekliğidir. Minör kriterler ise; ağız kokusu, ateş, halsizlik, diş ve diş etlerinde ağrı, kulaklarda dolgunluk hissi ve ağrı, öksürük ve çocuklarda irritabilitedir (7,13,14).

    Yukarıda sayılan kriterlerden, 2 veya daha fazla major kriter, 1 major 2 minör kriter 6 hafta ve daha uzun süredir mevcutsa KRS tanısı olasıdır. Bazı hastalar yılda 3-4 kez olan 10 gün kadar süren akut sinüzit atakları geçirmektedir. Ayrıca tedaviyi takiben 4 hafta sonrasında halen tomografide paranazal sinüslerle ilgili bulgular devam ediyorsa KRS düşünülmelidir (7,15).

    ETİYOLOJİ

    KS hastalarının çoğunluğuna, alerjik veya enfeksiyöz rinit eşlik etmektedir. Ayrıca vazomotor rinit, ilaç nedenli rinosinüzit, non-alerjik eozinofilik rinit (NARES), anatomik nedenli rinit, nötrofilik rinosinüzit ve nazal polip de sıklıkla birliktelik gösterir. Vazomotor rinit; genellikle sigara, ter veya diğer kokular, mesleksel nedenlerle maruz kalınan nonspesifik uyaranlarla ilişkili olarak gelişen durumlar için kullanılan bir terimdir. Alerjik rinosinüzitten farklı olarak vazomotor rinosinüzit hastalarında konjonktival semptomlar yoktur. Nazal dekonjestanların uzun süreli kullanımı sonrası gelişen kronik ilerleyici rinit “rinitis medikomentosa” olarak tanımlanır. NARES’ de nazal sekresyonlarda eozinofili mevcuttur; ancak, hastada alerjik bir durum yoktur. Steroid tedavisine yanıt verir ayrıca astım veya aspirin duyarlılığı gelişimi öncesinde görülebilir. Anatomik nedenli rinit genellikle septal deviasyon veya diğer septal deformitelerle ilişkilidir tek veya iki taraflı olabilir. Rinosinüzit ile birlikte aspirin ve diğer NSAİ ajanlara duyarlılığın eşlik ettiği hastalarda genellikle nazal polip vardır. Aspirin duyarlılığı sendromunda eozinofil göçü ve mast hücre aktivasyonu üzerinde inflamatuvar sitokinler ve lökotrienlerin etkisi olduğunu düşündüren bazı bulgular vardır (16-18).

    PATOGENEZ

    Maksiler, ethmoid, frontal ve sfenoid sinüslerin tamamı nazal kaviteye drene olmaktadır. Frontal, maksiller ve anterior ethmoid sinüs osteomeatal kompleks aracılığıyla orta turbinata, posterior ethmoid sinusler ve sfenoid sinüsler sfenoethmoidal reses aracılığı ile süperior turbinata drene olmaktadır (19). Maksiller sinüs mukosilier aktivitesi yerçekimine karşı çalışmaktadır. Otörlerin çoğu KRS hastalarında, orta meatus ve sinüslerde opasifikasyon ve inflamasyon varlığını tanımlamışlardır. Alerji, immün yetmezlik, viral enfeksiyon, anatomik bozukluklar osteal tıkanıklığı arttırarak staza neden olur. Enfeksiyona sekonder olarak sitokin sentesi ve lökosit birikimi olmaktadır. Alerjik rinit de çeşitli mekanizmalarla sinüzite neden olmaktadır. Alerjik rinit ve sinüzitte, mukus üretiminde artma, mukosilier aktivitede bozulma ve doku ödemi görülmektedir. Bu durum hava yolunda obstrüksiyon, staz ve sekonder olarak enfeksiyona yol açar. Hastada anatomik bozukluk, immün yetmezlik, kistik fibrozis ve viral enfeksiyon gibi eşlik eden anormallikler varsa klerens mekanizmaları hızla bozulur ve sinüzit gelişir. İnflamatuvar yanıt doku ödemi ve remodelinge yol açar; sonuçta, hava yolunda obstrüksiyon, sekonder olarak enfeksiyon, inflamatuvar sitokin salınımı, lökosit birikimi gelişir (20).

    Mukozal ödem, osteal tıkanıklık, mukus yoğunluğunda artış, mukosilier aktivitede azalma; ARS veya KRS gelişimine veya KRS’ de akut ataklara neden olmaktadır. Sinüs ostiumlarında tam veya tama yakın tıkanıklık olması hipoksi ve hiperkapni ile sonuçlanır. Bu durumda artan nötrofil aktivasyonu, inflamasyonu ilerletir ve pH’ ın düşmesi de silier bozukluğa neden olur (21). Bunların dışında yabancı cisim varlığı yetişkinlerde genelde nazotrakeal veya nazogastrik tüpün neden olduğu osteal blokaj ve mukozal şişliğe neden olmaktadır. Enfekte nazal sekresyonlar da sinüslere geri drene olup ve KRS’ e neden olabilmektedir (22).

    KRS’ DE ALERJİNİN ROLÜ

    Amerika’ da KRS prevalansı en sık karşılaşılan kronik hastalıklar içinde bildirilmiştir. Yine aynı ülkede alerjik rinit (AR) de oldukça yaygındır. AR’ in yıllık 2.4 milyar dolar maliyete neden olduğu düşünülmektedir. Astım ve sinüzitin ilişkili olduğu düşünüldüğünde bu maliyet 10 milyar doları bulmaktadır. Alerji, KRS, astım ve reflü arasında sıkı bir ilişki görülmektedir. Bu durumların birçoğunun aynı hastada birlikteliği olduğunda tek bir bireysel tedavi yaklaşımına ihtiyaç vardır (23).

    AR gelişimine neden olan alerjenler astım gelişimde de önemlidirler. Çalışmalara göre ev içi alerjenlerin etkili şekilde uzaklaştırıldığı agresif tedavi yaklaşımlarında, akciğer fonksiyonlarında düzelme olduğu görülmüştür. Astımlı hastaların %28-78’ inde rinit, kronik rinit tanılı hastaların %38’ inde astım görülmektedir. Bu bulgular sonucunda alerjik rinosinüzitin astım gelişimi için bir risk faktörü olduğu düşünülmektedir. Bazı çalışmalarda antihistaminik kullanımı ve alerjik rinosinüzitin etkili tedavi edilmesi ile astımın iyileştiği gösterilmiştir. Bu durumun rinitin tedavi olmasının indirek bir etkisi mi yada astımın düzelmesinin direk bir etkisi mi olduğu net değildir (11).

    İMMÜN SİSTEMİN DEĞERLENDİRİLMESİ

    KRS tanısında immün sistemin değerlendirilmesi önemlidir. Çünkü nadiren de olsa spesifik tedavi yaklaşımı gerektiren durumlarla karşılaşılabilir. Nazal sitolojide eozinofil değerlendirilmesi NARES veya alerjik rinit tanısında yardımcıdır. Nazal sürüntüde nötrofil hakimiyeti, bakteriyel rinosinüzit düşündürür. Bakteriyel rinitte kültür ile neden olan patojenin belirlenmesi immün sistemin etkilenen bölümünü saptamak açısından önemlidir. Ancak bu işlemler invaziv olması nedeniyle sıklıkla uygulanamamaktadır. Sinüzit tedaviye yanıt vermez ve ilerlerse kültür veya biopsi ile etkenin belirlenmesi tedaviyi direk etkileyeceği için gereklidir. Tekrarlayan KRS olan bir hastada tekrarlayan pulmoner enfeksiyonlar da görülüyorsa immün fonksiyonların değerlendirilmesi gereklidir. Antikor düzeylerinin düşük olduğu humoral immün sistem bozukluklarında piyojenik veya kapsüllü patojenlerle enfeksiyonlar sıktır; ayrıca bu hastalarda otoimmün hastalıklar da görülür.

    KRS’ TE TANISAL YAKLAŞIMLAR

    Alerjinin ve immün sistemin değerlendirilmesi KRS’ te etiyolojiyi ve spesifik bir tedavi yaklaşımını belirlemek açısından faydalıdır. Standart radyolojik görüntüleme yöntemleri tüm sinüsleri göstermediğinden yeterli değildir. BT ve MR ise çok iyi sonuçlar verebilir. BT ile tüm major sinüsler görüntülenir aynı zamanda osteomeatal kompleks bozuklukları da saptanabilir. MR ise fungal sinüziti sapatamak açısından daha duyarlıdır. USG sinüslerin değerlendirilmesinde duyarlılık ve özgüllüğü düşük bir yöntemdir ve yalnızca gebelik durumunda tercih edilir. Fiber-optik rinoskopi ile poliklinik hastasında direk olarak nazal pasaj görüntülenebilir.

    KRS’ Lİ HASTA YÖNETİMİ

    GENEL TEDAVİ ÖNLEMLERİ

    Mukozal Nemlendirme

    Tuzlu su içeren nazal spreyler hem alerjik hem de alerjik olmayan rinitte kuruluğu azaltıp nemlendirmeyi sağlayarak ve mukus atılımını kolaylaştırır ve semptomları hafifletirler. Bazı klinisyenler, normale daha yakın pH sağlamak için tuzlu suya sirke eklenmesini, bazıları da hidrojen peroksid ile sinüslerin temizlenmesini önermektedir (24).

    Ortam Nemlendirme

    Kuru bir ortamda mukosilier aktivite yavaşlayıp mukus kalınlaşabilir; bu nedenle ortamın nemlendirilmesi faydalıdır. Bunun için sıcak veya soğuk buğu kullanılabilir. Bu yöntem semptomları hafifletmekle birlikte kontrollü çalışmalarla geçerliliği kanıtlanmamıştır. Ayrıca aşırı nemlendirmeden kaçınılmalıdır (25).

    SPESİFİK FARMAKOTERAPİ

    Mukolitikler

    Guaifenesin gibi mukolitikler mukusu inceltip mukus stazını azalttığından rinosinüzit tedavisinde yararlıdır. Bir, çift kör-plasebo kontrollü çalışmada nazal konjesyonu azaltıp drenajı düzelttikleri gösterilmiştir (26).

    Dekonjestanlar

    Üst hava yolları mukozasında alfa adrenarjik reseptörler uyarıldığında mukozal kapillerlerde vazokonstrüksiyon gelişir ve ödem azalır. Nazal ödem ve tıkanıklığın azalmasının ventilasyonu iyileştireceği beklenmektedir. Oksimetazoline hidroklorid, ksilometolazine, nafazoline, fenilefrine gibi topikal dekonjestanlar obstrüksiyonda anlamlı azalma sağlarken minimal sistemik etki gösterirler. Hastalar semptomatik olarak fayda görürler ancak nazal şişliğin giderilmesinin rinosinüzitte pozitif bir etki sağladığı net değildir (27).
    Bazı bulgular mukozal kan akımı azalmasının lokal defans mekanizmalarını olumsuz etkilediğini düşündürmektedir. Ayrıca da uzun süre bu tür ilaçların kullanımı rebaund olarak konjesyona neden olduğu için 3 günden uzun kullanılmamalıdırlar. Psödoefedrin, fenilefrine gibi sistemik dekonjestanlar KRS’ te kullanılabilir. Hipertansiyon, koroner arter hastalığı, diabetes mellitus, hipertiroidisi olan ve monoamino okidaz inhibitörü kullanan hastalarda dikkatli olunmalıdır (28).

    Antihistaminikler

    Sinir uçlarında, düz kas hücrelerinde ve glandüler hücrelerdeki histaminin H1 tipindeki reseptörlerine kompetitif antagonizma ile bağlanarak etki gösterirler. Aynı zamanda anti-kolinerjik, anti-muskarinik, lokal anestetik ve anti-serotoninerjik etkileri vardır. Alerjik rinitte burun akıntısı ve hapşırmayı nasıl azatlıkları halen net değildir (29). Yeni kuşaklardan azatadine maleate, azelastine ve setirizinin, lökotrien inhibisyonu etkileri invivo olarak gösterilmiştir. Bu etkileri akut ve kronik alerjik rinosinüzitte önleyici ve tedavi edici olarak faydalı olmalarını sağlar (30). Ayrıca sinüslerdeki mukus stazını azaltarak sekonder enfeksiyona neden olan durumları azaltırlar. İkinci kuşaklar kullanıldığında aşırı kuruma ve kabuklanma gibi yan etkiler nadiren görülür (24).

    İpratropium bromide nazal spray

    Topikal nazal ipratropium bromide nazal mukozal kolinerjik reseptörleri bloke ederek nazal boşaltımın sağlanmasında faydalıdır. Ancak rinosinüzitte etkinliğini gösteren çalışmalar yetersizdir.

    Topikal steroidler

    Kolinerjik reseptör duyarlılığını, nazal epitelyumdaki bazofil sayısını, mukozadaki eozinofil sayısını azaltır, geç faz alerjik yanıtı inhibe eder. Bu etkiler sekretuvar yanıtın azalması ile sonuçlanır. Uygun şekilde kullanıldıklarında sistemik etkileri yok denecek kadar azdır. Enfeksiyöz rinosinüzitte antibiyotik tedavisine ek olarak kullanılabilir. Sinüs blokajının azalmasında de en iyi etkiyi gösterirler (31, 32).

    Topikal kromolin sodyum

    Mast hücre membranını stabilize ederek özellikle atopik ve KRS’ li hastalarda steroidlere alternatif olabilir. Ancak günde 4-5 kez kullanılması gerekliliği hasta uyumunu azaltmaktadır. Halen bilinen bir alerjen maruziyeti öncesi proflaktik kullanımı faydalıdır.

    Sistemik steroidler

    Prostaglandinler, lenfokinler, lökotrienler, bradikininler, serotonin ve interferon gibi inflamatuvar mediyatörlerin üretimini inhibe ederek doku ödemini azaltırlar (33). Gluko-kortikoidlerin nükleer faktör kappa B gibi transkripsiyon faktörlerinin aktivasyon ve ekspresyonunu düzenleyerek etkili olduğu bilinmektedir (34). Ciddi yan etkilerinden dolayı ARS’ de rutin olarak kullanılmazlar.

    İmmünoterapi (SİT)

    Çoğu araştırmacı alerjinin tedavi edilmesi ve rinosinüzit ataklarının engellenmesi açısından önermektedir. Bununla birlikte SİT’ nin etkili olduğunu destekleyen çalışma yoktur (29). Alerji KRS hastalarının % 50’ sinde anlamlı bir rol oynamamaktadır. Eğer, hastada inhaler bir ajana duyarlılık saptanırsa SİT endikedir. Çoğu hastada alerji ve rinosinüzit arasındaki ilişki kabul edilmiştir. SİT, alerjen spesifik IgE düzeylerinde azalma, alerjene yanıt olarak bazofillerden histamin, lenfositlerden sitokin salınımında azalma, alerjen spesifik supresör T hücrelerde artma sağlar (35). SİT, medikasyona yanıt vermeyen, çevresel kontrol önlemlerinin faydalı olmadığı, yılın büyük bir bölümünde semptomları olan, her gün tedavi alması gereken, medikasyona bağlı yan etkiler gelişen hastalarda tercih edilmelidir (34,35).
    Cerrahi Tedavi
    Sinüs drenajı, tekrarlayan ARS atakları olan, tedaviye dirençli hastalarda düşünülmelidir. Endoskopik cerrahi olan hastaların % 80-90’ ında semptomlar tama yakın veya orta düzeyde azalmaktadır. Komplikasyon oranı deneyimli kinliklerde %2’ den azdır (36).

    KAYNAKLAR
    1- Bousquet J, Van Cauwenberge P, Khaltaev N. (2001) Allergic rhinitis and its impact on asthma. J Allergy Clin Immunol. 108(suppl), S147-334.
    2- Bousquet J, Khaltaev N, Cruz AA, Denburg J, Fokkens WJ, Togias A, et al. (2008) Allergic Rhinitis and itsImpact onAsthma (ARIA) 2008 update (in collaboration with the World Health Organization, GA(2)LEN and AllerGen). Allergy. 63(suppl 86), 8-160.
    3- Bousquet J, Lund VJ, Van Cauwenberge P, Bremard-Oury C, Mounedji N, Stevens MT, et al. (2003) Implementation of guidelines for seasonal allergic rhinitis: a randomized controlled trial. Allergy. 58, 733-41.
    4- White P, Smith H, Baker N, Davis W, Frew A. (1998) Symptom control in patients with hay fever in UK general practice: how well are we doing and is there a need for allergen immunotherapy? Clin Exp Allergy. 28, 266-70.
    5- Bousquet J, Fokkens W, Burney P, Durham SR, Bachert C, Akdis CA, et al. (2008) Important research questions in allergy and related diseases: nonallergic rhinitis: a GA2LEN paper. Allergy. 63, 842-53.
    6- Bousquet PJ, Leynaert B, Neukirch F, Sunyer J, Janson CM, Anto J, et al. (2008) Geographical distribution of atopic rhinitis in the European Community Respiratory Health Survey I. Allergy. 63, 1301-9.
    7- Lanza,D.C. and Kennedy,D.W. (1997) Adult rhinosinusitis defined. Otolaryngol.Head Neck Surg. 117, 1-7.
    8- Osguthorpe,J.D. (1998) Finally: standardized definitions and practice parameters for rhinosinusitis [see comments]. J.S.C.Med.Assoc. 94, 539-541.
    9- Nizankowska-Mogilnicka E, Bochenek G, Mastalerz L, Swierczynska M, Dahlen B, Dahlen S, et al. (2007) Aspirin provocation tests for diagnosis of aspirin sensitivity. EAACI/GA2LEN guideline. Allergy. 62, 1111-8.
    10- Lund,V.J. (1997) Rhinosinusitis. Br.J.Hosp.Med. 57, 308-312.
    11- Muller,B.A. (2000) Sinusitis and its relationship to asthma. Can treating one airway disease ameliorate another?. Postgrad.Med. 108, 55-61.
    12- Moscato G, Vandenplas O, Gerth Van Wijk R, Malo JL, Quirce S, Walusiak J, et al. (2008) Occupational rhinitis. Allergy. 63, 969-80.
    13- Wald,E.R. (1992) Sinusitis in children. N.Engl.J.Med. 326, 319-323.
    14- Wald,E.R. (1995) Chronic sinusitis in children. J.Pediatr. 127, 339-347.
    15- Lund,V.J. and Kennedy,D.W. (1995) Quantification for staging sinusitis. The Staging and Therapy Group. Ann.Otol.Rhinol.Laryngol.Suppl. 167, 17-21.
    16- Kowalski,M.L., Grzegorczyk,J., Wojciechowska,B., and Poniatowska,M. (1996) Intranasal challenge with aspirin induces cell influx and activation of eosinophils and mast cells in nasal secretions of ASA-sensitive patients. Clin.Exp.Allergy. 26, 807-814.
    17- Jankowski,R. (1996) Eosinophils in the pathophysiology of nasal polyposis. Acta Otolaryngol. 116, 160-163.
    18- Wagner, W. and Kuvuru, M. Diagnosing sinusitis. Diagnosis and management of rhinitis (1), 11-98. 1996. Caddo, Oklahoma, Professional Communications,Inc.
    19- Messerklinger,W. (1987) Role of the lateral nasal wall in the pathogenesis, diagnosis and therapy of recurrent and chronic rhinosinusitis. Laryngol.Rhinol.Otol.(Stuttg). 66, 293-299.
    20- Lloyd,G.A., Lund,V.J., and Scadding,G.K. (1991) CT of the paranasal sinuses and functional endoscopic surgery: a critical analysis of 100 symptomatic patients. J.Laryngol.Otol. 105, 181-185.
    21- Hamilos,D.L. (2000) Chronic sinusitis. J.Allergy Clin.Immunol. 106, 213-227.
    22- Infectious rhinosinusitis in adults: classification, etiology and management. (1997) International Rhinosinusitis Advisory Board. Ear Nose Throat J. 76, 1-22.
    23- Spector,S.L. (1997) Overview of comorbid associations of allergic rhinitis. J.Allergy Clin.Immunol. 99, 773-780.
    24- Nuutinen,J., Holopainen,E., Haahtela,T., Ruoppi,P., and Silvasti,M. (1986) Balanced physiological saline in the treatment of chronic rhinitis. Rhinology. 24, 265-269.
    25- Hendley,J.O., Abbott,R.D., Beasley,P.P., and Gwaltney,J.M., Jr. (1994) Effect of inhalation of hot humidified air on experimental rhinovirus infection [see comments]. JAMA. 271, 1112-1113.
    26- Wawrose,S.F., Tami,T.A., and Amoils,C.P. (1992) The role of guaifenesin in the treatment of sinonasal disease in patients infected with the human immunodeficiency virus (HIV). Laryngoscope. 102, 1225-1228.
    27- Delafuente,J.C., Davis,T.A., and Davis,J.A. (1989) Pharmacotherapy of allergic rhinitis. Clin.Pharm. 8, 474-485.
    28- Bende,M., Fukami,M., Arfors,K.E., Mark,J., Stierna,P., and Intaglietta,M. (1996) Effect of oxymetazoline nose drops on acute sinusitis in the rabbit. Ann.Otol.Rhinol.Laryngol. 105, 222-225.
    29- Benninger,M.S., Anon,J., and Mabry,R.L. (1997) The medical management of rhinosinusitis. Otolaryngol.Head Neck Surg. 117, 41-49.
    30- Naclerio,R.M. and Baroody,F.M. (1996): H1 receptor antagonists: antiallergic effects in humans. In: Histamine and H1 receptor antagonists in allergic disease, edited by F.E.R.Simons, pp. 145-174. Marcel Dekker,Inc., New York.
    31- Pipkorn,U., Proud,D., Lichtenstein,L.M., Kagey-Sobotka,A., Norman,P.S., and Naclerio,R.M. (1987) Inhibition of mediator release in allergic rhinitis by pretreatment with topical glucocorticosteroids. N.Engl.J.Med. 316, 1506-1510.
    32- Spector,S. (1999) Ideal pharmacotherapy for allergic rhinitis. J.Allergy Clin.Immunol. 103, 386-387.
    33- Nadel,D.M. (1996) The use of systemic steroids in otolaryngology. Ear Nose Throat J. 75, 502-10, 511.
    34- Baraniuk,J.N. (1996) Molecular actions of glucocorticoids: an introduction. J.Allergy Clin.Immunol. 97, 141-142.
    35- Corren,J. (2000) Allergic rhinitis: treating the adult. J.Allergy Clin.Immunol. 105, 610-615.
    36- Levine,H.L. (1990) Functional endoscopic sinus surgery: evaluation, surgery, and follow-up of 250 patients. Laryngoscope

    Sağlıklı günler dileğiyle…
    Prof. Dr. Cengiz KIRMAZ

  • Alerjik nezle, saman nezlesi

    Rinit (nezle) çok sık gördüğümüz ve insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri olan bir hastalıktır. Burun işlevlerindeki bozulmaya bağlı olarak kişilerin okul performansları düşmekte, iş güçlerinde kayıplar olmakta ve ayrıca sosyal yaşamları da olumsuz yönde etkilenmektedir. Bunun yanında rinit bir çok hastalığı (astım, rinosinüzit ve orta kulak iltihabı) olumsuz yönde etkileyebilir veya ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilmektedir.

    Rinitler alerjik ve alerjik olmayan başlıklar halinde incelenmektedir.

    Alerjik Rinitli hastalarda alerjenlere karşı IgE yanıtı oluşmaktadır. Bağışıklık sitemimiz zararsız, fakat yabancı maddelere karşı IgG tipinde antikor oluşturur. Ancak bazı kişiler nedenini tam olarak bilemediğimiz oldukça karmaşık mekanizmalar ile bu maddelere karşı IgE tipinde antikorlar üretir. IgE yanıtı verilen bu maddeleri artık alerjen, bu kişileri de alerjik birey olarak tanımlıyoruz. Alerjen olarak tanımladığımız bu maddeler vücudumuza her hangi bir yol ile tekrar girdiğinde IgE-Alerjen etkileşimi olur. Bu etkileşim ile mast hücrelerinden histamin ve birçok mediyatör olarak adlandırdığımız kimyasal maddeler salınır ve organa göre (burun, göz, akciğerler, cilt vb) tipik alerji semptomları ortaya çıkar.

    Alerjik rinit mevsimsel (saman nezlesi) olabilir. Mevsimsel alerjik rinit’te en sık polenlere bağlı olarak bulgular ortaya çıkar. Belirli dönemlerde duyarlı olunan alerjenler havada varsa semptomlar görülür. Diğer zamanlarda şikayetleri yoktur. Semptomlar polenlere bağlı olduğu için bölgeler arasında da farklılıklar gözlenebilir.

    Bazı hastaların ise şikayetleri çok uzun sürelidir. Perennial (yıl boyu) alerjik riniti olan hastalar daha çok ev içi alerjenlerine duyarlıdır. Ev tozu akarları, evcil hayvan alerjenleri, mantar sporları gibi ev içinde bulunan alerjenler önlem alınmadığı takdirde yıl boyu semptomlara neden olurlar.

    Alerjik riniti olan hastalarda sıklıkla konjuktivit bulguları da görülür. Astım ve alerjik rinit tek hava yolu ve tek hastalık olarak kabul edilmektedir. Alerjik rinitli hastalarda astım sık görülmektedir. Rinit varlığında astımın kontrolü zorlaşır. Mutlaka her ikisi birlikte tedavi edilmelidir.

    Alerjik riniti olan hastalar alerjenlerden başka sigara dumanı, keskin kokulara maruz kaldıklarında ya da aşırı sıcak ve nemli ortamlarda da şikayetleri olabilir.

    Riniti olan hastaların üçte biri alerjik değildir. Bulguları alerjik nezleye benzerlik gösterir. Alerjik olmayan rinitli hastaların burun mukozaları şiş ve devamlı burun akıntıları olabilir. Daha çok erişkinlerde görülür. Alerjenlere IgE yanıtı olmadığı için deri prik testleri negatiftir ve serumda alerjene özgü IgE saptanamaz.

    Bazı kişilerde ısı veya nem değişikliği olduğunda nezle şikayetleri başlar. Vazomotor Nezle olarak adlandırılan bu durumda burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı görülür. Bu belirtiler aynı zamanda sigara dumanına ve keskin kokulara (parfüm dahil) maruz kalındığında ve duygusal bozukluk durumunda da ortaya çıkabilir. Vazomotor nezlenin nedeni alerji değildir. Ancak alerjik nezlesi olan kişilerde de meydana gelebilir.

    Uzun süre dekonjestan içeren burun spreyi kullanıldığında veya kokain kullananlarda da rinit bulguları görülebilir. Bu durum rinitis medicamentosa olarak adlandırılır. Dekonjestan içeren burun spreyleri sadece kısa süreli kullanım için uygundur. Aşırı kullanımları tam tersi etki yapıp burun tıkanıklığına neden olabilir. Bu şekilde yan etki oluşan hastaların doktoru ile temasa geçerek burun spreylerini yavaş yavaş azaltmaları gerekir.

    Bazı kişilerde hormonal nedenler ile rinit semptomları ortaya çıkabilir. Bu tür nezle hormonlardaki değişiklikler ile birlikte görülür. Bu durum genellikle gebelik sırasında, ergenlikte, adet dönemlerinde veya hipotiroidi durumlarında ortaya çıkar. En önemli belirtili ciddi burun tıkanıklığıdır.

    Rinit Belirti ve Bulgular

    Burunda, damakta, boğazda ve gözlerde kaşıntı

    Burun tıkanıklığı

    Burun akıntısı

    Burunda kaşıntı

    Hapşırık

    Göz altlarında morluk

    Gözlerde sulanma

    Rinit Tanı

    Rinit tanısının konulmasında hastanın öyküsü çok önemlidir. Semptomların özellikleri, mevsimsel özellikleri, ortaya çıkmasına neden olan faktörler ve ailesel öykü tanı ve tetikleyicilerin belirlenmesi açısından yol göstericidir. Tanı için burun akıntısında eozinofil aranabilir. Tetikleyicilerin belirlenmesi amacıyla deri prik testleri yapılır. Hastanın durumuna göre ayırıcı tanı için endoskopi ve sinüs tomografisi çekilebilir. Alerjik rinit semptomlarınız varsa alerji ve immünoloji uzmanı tarafından değerlendirilmeniz gerekmektedir.

    Rinit Tedavi

    Eğer alerjik rinitiniz varsa ve tetikleyiciler belirlenmiş ise bunlardan korunmak tedavinin ilk ve en önemli basamağını oluşturmaktadır. Ev içi alerjenler ya da polenlere karşı korunma önlemleri için tıklayınız.

    Rinit tedavisinde antihistaminler (ağızdan ve sprey), kortizonlu (kortikosteroid) spreyler ve tuzlu su kullanılır. Burunda tıkanıklık fazla ise ilk başta dekonjestanlar kısa süreli (dört günden az) kullanılabilir. Akıntı çok fazla ise ipratropium burun spreyleri faydalı olabilir. Alerjik reaksiyona bağlı olarak gelişen burun tıkanıklığında kortizonlu spreyler oldukça etkilidir.

    Alerjik riniti mevsimsel olanlarda bu ilaçlar oldukça etkilidir. Bu hastalarda mevsim öncesi tedavi başlanması ile semptomları önlenebilir ya da mevsimi daha hafif şikayetler ile geçirmesi sağlanabilir.

    İmmünoterapi (aşı tedavisi) alerjik rinit tedavisinde kullanılabilir. İyi seçilmiş hastalarda immünoterapi hem hastalığın tedavisinde hem de gelişebilecek astım gibi hastalıkların önlenmesinde etkili olabilir. İmmünoterapi enjeksiyon yolu ile yapılabildiği gibi son zamanlarda oral yol ile yapılan aşılar da bulunmaktadır. Ancak unutmamak gerekir ki immünoterapi yapılacak hasta seçimi tedavinin başarısı için son derece önemlidir. Uzun bir sürece (3-5 yıl) başlarken immünoterapiye alerji ve immünoloji uzmanı ile birlikte karar verilmelidir.

  • Alerjik rinit nedir

    Rinit alerjik yürüyüşün bir parçası olarak karşımıza çıkabilen ve çocuk ve yetişkinlerde okul ve iş başarısını oldukça düşürebilen bir hastalıktır. Rinitte başvuru şikayetleri tekrarlayan burun akıntısı ya da burun tıkanıklığı, burunda dolgunluk hissi, sık burun çekme, burun kaşıntısı, tekrarlayan hapşırık, aksırık, geniz akıntısı, gözlerde, boğaz, damak ve kulaklarda kaşıntı, gözlerde sulanmadır. Bu şikayetler nedeniyle hastanın uyku kalitesi, okul ve iş başarısı oldukça düşebilir.

    Bu şikayetler yılın belli dönemlerinde olabildiği gibi tüm yıl boyunca da tekrarlayabilir. Deri testi pozitiflikleri rinitte şikayet oluşum zamanları ile ilgili bize bilgi verir. Rinit bulgularına ev tozu ve ev akarı, ağaç, ot, çimen polenleri, mantar sporları, hayvan tüy ve kepekleri, gıdalar neden olabilir. Bazı mesleki maruziyetlerde de rinit bulguları görülür. Kapalı ve açık ortam çevre kirliliklerinde de rinit görülebilir. Tütün, spreyler, yeni binaya taşınmış olma kapalı, kimyasallar ve endüstriyel kirlilik açık çevre kirliliklerine örnek oluşturur.

    Rinit alerjik rinit, lokal alerjik rinit, nonalerjik rinit, enfektif rinit olarak sınıflandırılabilir. Benzer şikayetlere sebep olabilse de bu alt başlıklarda fizik muayene bulguları ve deri testi sonuçları farklıdır. Tüm rinit nedenlerinde burun mukozasında inflamasyon görülür.

    Kendisinde veya ailesinde alerji öyküsü olan çocuklarda rinit daha sık görülür. Alerjik yürüyüş, besin alerjisi atopik dermatit, astım şeklinde ilerler. Rinit alerjik yürüyüşün en son görülen basamağını oluşturur.

    Atopik Yürüyüş

    Çocuklarda yoğun burun akıntısı ya da tıkanıklığı, tekrarlayan hapşırıklar, geniz akıntısı, gözlerde sulanma, kaşıntı, kızarıklık gibi şikayetlerle gelen rinit doğru ve yeterli şekilde tedavi edilmezse komplikasyonlar gelişebilir. Aileler çocuklarında enfeksiyonun çok çabuk akciğerlere indiğini, tekrarlayan grip bulguları yaşadıklarını ifade ederler ve çocuklarında bir bağışıklık sistemi problem olmasından endişe duyarlar. Bu çocuklarda sık tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları (grip, tonsillit yani bademcik enfeksiyonu, farenjit, sinüzit) görülebilir.

    Rinit doğru şekilde tedavi edilmez ve kronikleşirse adenoid hipertrofi yani geniz eti büyümesine yol açar. Geniz eti büyüyen hastalarda horlama, ağzın açık durması şikayetleri olur. Geniz eti büyümesi ile birlikte östaki tüpü daralır ve hava pasajı azalır. Hastalarda tekrarlayan otit yani kulak enfeksiyonları olur, ki bu durum da iletim tipi işitme kaybına yol açabilir. Kronik ağız solunumu, horlama sonucu adenoid yüz gelişebilir. Dişlerde bozukluklar yani malokluzyon görülebilir. Hastalarda uyku bozuklukları, uyku kalitesinde düşme, uyku apnesi gelişebilir.

    Rinitli hastaların astım, astımlı hastalarda rinit görülme sıklığı artmıştır. Rinit iyi tedavi edilmezse astım bulgularını kontrol altına almak zorlaşabilir ve astım atak sıklığı artar. Bu hastalarda tekrarlayan hışıltı, kuru öksürük ve gece öksürükleri, nefes darlığı şikayetleri olur.

    Hastanın alerjik, nonalerjik, lokal alerjik ya da enfektif rinit gruplarından hangisinde olduğuna alerji uzmanı tarafınca karar verilir ve uygun tedavi düzenlenmesi ile şikayet ve bulgularda belirgin düzelme olur. Rinit tedavisinde çevresel uyaranlardan korunma yanında hastanın şikayet, fizik muayene ve test sonuçlarına göre bireysel tedavi ve immunoterapi yani aşı tedavisi planlanabilmektedir.