Etiket: Reflü

  • Reflü, reflü hastalığı

    Klinik tıpta en sık karşılaştığımız sorunlardan birisidir. Hemen hemen herkes, yaşamının bir döneminde bu şikayetler ile karşılaşır.

    Reflü hastalığı; mideden yemek borusu içine mide asidinin ve mide içeriğinin kaçışı ile ortaya çıkar.

    Hastalarımız bize genellikle; göğüs kemiği arkasında, nadiren sırtta ve mide bölgesinde olan; midede yanma, ekşime, ağıza ekşi acı su gelmesi veya yenilen yiyeceklerin gelmesi gibi şikayetlerle gelirler.

    Reflü hastalığı yemek borusu dışında da bazı sorunlara yol açar. Uzun süren nedeni açıklanmayan kuru öksürük, tekrarlayan ses kısıklığı, boğazda gıcık hissi, tekrarlayan kronik faranjit ve larenjit altında da reflü çıkabilir. Bu hastalar göğüs ağrısı ile Kardiyoloji bölümüne giderler altından reflü çıkabilir. Bazı hastalar öksürük ve ses kısıklığı nedeni ile Göğüs Hastalıkları ve KBB bölümüne giderler altından reflü çıkabilir.

    En önemli konu bu şikayetler ile gelen hangi hastaların araştırılması gerektiğidir.

    Eğer hastada aşağıdaki şikayetlerin biri var ise;

    45 yaşın üzerinde ise ve uzun zamandır olan reflü şikayetleri varlığında

    Lokma yutmada güçlük, boğazda lokmanın takılmasını tarifliyor ise

    Ağızdan kanlı kusma, dışkıda siyahlaşma (zift gibi) tarifliyor ise

    Sebepsiz ani kilo kaybı geliştiyse

    İnatçı kusmaları var ise

    Tetkiklerinde kansızlık (anemi) saptanmışsa mutlaka araştırılmalıdır.

    Bu şikayetleri olan hastalar en kısa zamanda bir Gastroenteroloji Uzmanına gitmelidir. Bu hastalara ENDOSKOPİ adı verilen, yemek borusu, mide ve oniki parmak bağırsağının kameralı alet ile görüntülenmesini sağlayan işlem yapılmalıdır.

    Bu şikayetleri olan hastalar nelere dikkat etmelidir?

    -Kahve ve kolalı-asitli içeceklerden uzak durmalı

    -Kendisini rahatsız eden, dokunan, belirli besinlerden kaçınmalı (Örneğin; fazla acı, baharat, yağ, kızartma, çilolata, nane, domates, soğan, turşu)

    -Fazla miktarda bir öğün yerine , sık sık ancak az az yemek yemeli

    -Yemek yedikten hemen sonra televizyon karşısında uzanmamalı yada yatmamalı (oturur pozisyonda kalmalı), yemeklerden en az 2 saat öncesinde yatmamalı

    -Akşam geç saatlerde yemek yememeli

    -Soluna yatmaya çalışmalı

    -Yemek yerken acele edilmemeli, lokmalar iyi çiğnenmeli

    -Egzersi öncesi yememeli

    -Yatak başı yükseltilmeli

    -Kahve , çay içmeyi azaltmalı

    – Karına bası yapabilecek sıkı giyecekler gevşetilmeli (Örneğin; sıkı kemer ve korse takmamalılar)

    – Kiloyu ideal kiloya düşürmeliler (Zayıflamak)

    -Sigara içenler sigarayı bırakmalı, Alkol tüketimi kesilmeli

    -Ağrı kesici ilaçlar mümkünse kullanılmamalı

    -Stersten uzak durulmalıdır.

    Reflüde ilaç ve cerrahi tedavide söz konusudur. Ancak bu tedavi kararını doktorunuz size uygun şekilde düzenleyecektir.

  • Hepatit b – c ?

    Hepatit b – c ?

    Hepatit B

    Hafif bir hastalıktan ömür boyu süren, siroz ve karaciğer kanserine yol açabilen farklı sonuçları olabilen bir karaciğer hastalığıdır.

    Hepatit B Hepatit B Virüsü (HBV) ile meydana gelir. Hepatit B akut veya kronik olabilir. Kişi HBV ile enfekte olduktan sonra akut HBV enfeksiyonu meydana gelir. Akut HBV enfeksiyonu altı aydan daha uzun sürerse enfeksiyon kronikleşmiş olur. Kronik enfeksiyon genellikle ömür boyu devam eder. Hepatit B den korunmanın en iyi yolu aşılanmaktır. Kronik Hepatit B nasıl tedavi edilir?

    Kronik Hepatit B hastaları bu konuda uzman hekimler tarafından takip edilmelidir. Kronik hepatit B hastaları hastalık gelişimi ve tedavi seçenekleri açısından düzenli olarak takip edilmelidir. Tüm kronik Hepatit B hastalarında tedavi gerekli değildir. Kronik Hepatit B tedavisi için çok sayıda ilaç seçeneği mevcuttur. Tedavi ile hastalık etkili bir şekilde kontrol altına alınabilmekte ve karaciğer yetmezliği, siroz veya karaciğer kanseri gibi kötü sonuçların oluşması engellenebilmektedir.

    Hepatit C

    Hepatit C Virüs (HCV) enfeksiyonu sonucunda meydana gelen bir karaciğer hastalığıdır. Hastalık, bir kaç hafta sürebilen hafif bir formdan hayat boyu süren ciddi hastalığa kadar değişen hastalıklara yol açabilir. HCV genellikle kan yoluyla bulaşır. Hepatit C akut veya kronik olabilir. Akut Hepatit C mikroorganizma vücuda girdikten sonraki 6 ay içinde olan kısa süreli bir hastalıktır.

    Kişilerin çoğunda (%75-85) akut Hepatit C enfeksiyonu kronik Hepatit C enfeksiyonuna dönüşür. Kronik Hepatit C hayat boyu devam edebilen, ciddi sağlık sorunlarına (siroz, karaciğer kanseri) ve hatta ölüme yol açabilen bir hastalıktır. Hepatit C için aşı bulunmamaktadır.

    Kronik hepatit C’nin etkili tedavi seçenekleri mevcuttur.

    REFLÜ

    Mide içeriğinin (asidinin) patolojik şekilde mideden özefagusa (yemek borusuna) doğru geri kaçışı gastroözefageal reflü’dür. Hastalar göğüs kafesinin arkasında yanma(heartburn) şikayeti ile başvurabilirler. Reflü bazen yemek borusunun arkasındaki yanmanın yanı sıra ağza gıdaların ve acı suyun gelmesidir. Reflü, sıklıkla yemeklerden sonra olur. Gastroözefageal reflü hastalığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sıkça rastlanan bir hastalıktır. Ülkemizde yapılan bir çalışmada toplumun %20’sinde reflü hastalığı bulunmuştur.

    KABIZLIK

    Kabızlık, en sık karşılaşılan sindirim sistemi problemidir. Bağırsak tembelliği, nedeni bilinmeyen, bireysel yatkınlıkla ilişkili bir durum olabileceği gibi; diyabet, hipotiroidi gibi metabolik olayların bir belirtisi veya kolon kanserinin sonucu olarak da ortaya çıkabilir. Ayrıca bazı ilaçlar ve nörolojik hastalıklar da kabızlığa neden olabilir. Kabızlık şikayetleri yaşayan kişiler için en kötü senaryo olan kolon kanserinin değerlendirilmesinde kolonoskopi altın standarttır ve erken tedavi şansı sağlayarak hayat kurtarıcı olabilir. Kolon kanserleri genellikle bağırsakta “polip” dediğimiz ve bu aşamada iken çoğunlukla iyi huylu olan küçük et beni gibi kabarıklıklar şeklinde başlar ve yıllar içinde büyüyüp kanserleşirler. Bu nedenle hiçbir yakınması olmasa dahi 50 yaşına gelmiş herkese tarama amaçlı kolonoskopi yapılması, polip tespit edilirse kolonoskopi işlemi sırasında çıkarılarak (polipektomi) kanser gelişiminin önlenmesi ve bulgulara göre belli aralıklarla işlemin tekrarı tüm dünyada kabul edilmiş bir yaklaşımdır. Ailesinde kolon kanseri olan kişilerde daha erken yaşlarda taramaya başlamak gerekir.

  • Yemek borusu (özafagus)

    Reflü nedir?

    Mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasıdır. Bu içerik asidik karakterde olabileceği gibi alkali özellikte de olabilir. Yemek borusuna kaçan bu içerik yalnızca yemek borusunda kalmayıp boğaza, yutağa, ağız boşluğuna, östaki borusu aracılığı ile kulak içine, solunum sistemine ve akciğerlere kadar gidebilir.

    Reflü normalde olur mu? Ne zaman hastalık olarak kabul edilir?

    Normal koşullarda görülebilen bir durumdur. Yeni doğanda, gebelikte ve aşırı yemek yenmesi durumunda görülebilir. Yaşam kalitesini bozan yakınmalara sebep olduğu zaman reflü hastalığından, patolojik reflüden söz edilir. Reflünün sıklıkla olması, göğüs ağrısı, yanma hissi olması durumunda Gastro-özofajial reflü hastalığı’ndan bahsedilir.

    Reflü hangi yakınmalar ile ortaya çıkar?

    Mide içeriğinin yemek borusuna kaçması (regürgitasyon) ile heartburn (göğüste yanma hissi), yutmada takılma hissi (disfaji) , ağrılı yutma (odinofaji) tipik yakınmalar olarak görülür. Ağıza kadar gelebilen asidik veya alkali mide içeriği kulak iltihabı, farenjit (boğaz iltihabı), öksürük, ses kısıklığı, diş çürükleri, solunum yolu enfeksiyonları (zatürre), alerjik astım gibi atipik refl, yakınmaları-semptomlarına- (tipik olmayan) sorunlarına da yol açabilir.

    Reflü hastalığının tanısı hangi yöntemle ile konulur?

    Tanı koymada altın standart olarak ph -etri (24 saatlik yemek borusu altından asit ölçümü) yöntemi bilinmkete ise de pratik uygulamda her hasta için gerekli değildir. Günümüzde tanısı gastroskopi (endoskopi) ile konulur. Her reflü hastasına endoskopi gerekli midir ? sorusuna yanıtlarsak akılcı yaklaşımın doğru zaman, doğru yer ve deneyimli Gastroenterolog tarafından endoskopinin yapılmasıdır diyebiliriz. Endoskopinin geciktirilmesi yanlış tanılara veya tanının geciktirilmesine sebep olmaktadır. Batı dünyası sigorta sistemleri bu konuda endoskopi yapılmasını sınırlayan ,geciktiren belirli koşullarda yapılmasını öneren standartlar belirlerken Japonya , Çin gibi doğu ülkeleri daha kolay endoskopi uygulamalarını önermektedirler. Bu sayede daha reflü tanısı ve ayırıcı tanısını koyabilmektedirler. Çocukluk çağında reflü yanışında gastroskopiden ziyade sintigrafik ( radyoaktif maddeler ile işaretli gıdaların yemek borusundan geçişleri veya geri kaçışlarının nükleer tıpta incelenmesi) yöntemler tercih edilirler.

    Refl, tanısında impedansın yeri nedir?

    İmpednas ph-metri yönteminden farklı olarak yemek borusunun içindeki içeriğin hem asit hem de safra özelliğinde olup olmadığını değerlendirebilmektedir. Bu değerlendirme genellikle sık olarak gereken bir yöntem değildir. Bununla birlikte mide operasyonu geçiren olgularda alkalen reflü gastrit gelişimi durumlarında refl, söz konusu ise impedans ölçümü yararlı olabilir. Bunun dışında midenin motilite ( kediliğinden oluşan mide hareketleri) kusurları söz konusu olduğunda safra reflüsü de olabileceği için impedans ölçümleri gerekebilir.

    Reflü ile özafagus (yemek borusu) kanseri ilişkili midir ?

    Reflü hastalığı yemek borusunun alt ucunda mukoza (örtü) değişikliklerine yol açarak Barrett epiteline (Mide örtüsüne değişim) dönüşümüne sebep olur ise % 10 yemek borusu altında adenokanser – kanserleşme riski ortaya çıkabilir. Ayrıca reflü hastalığının larinks kanseri (Yutak kanseri) ile ilişkisi mevcuttur. Türkiye’de reflü hastalarında kanser gelişme riski Amerika, İngiltere, Almanya gibi Batı ülkelerindeki oranlardan çok daha aşağıdadır. Sağlıklı istatistiksel bilgiler elimizde olmamasına rağmen gastroenteroloji alanındaki uzun deneyimlerimizle bu görüşü ileri sürmek mümkündür.

    Özafajit nedir? Hangi yakınmalar ile özafajitten kuşkulanılır?.

    Yemek borusu örtüsünün değişik sebeplere bağlı yangısıdır (İltihabıdır).

    Göğüs ağrısı (retrosternal ağrı) , lokma yutarken takılma hissi (disfaji) veya yanma hissi (pirozis) olabilir. Hiç lokma alınmaksızın da bu yakınmalar oluşabilir.

    Özafajit nasıl oluşur ?

    Akut (ani) veya kronik (süregen) oluşabilir. Akut özafajit aspirin, tetrasiklin gibi ilaçlar ile oluşabileceği gibi, koroziv madde (asidik veya alkali) maddeler: tuzruhu, çamaşır suyu vb temizlik malzemeleri alımında da ortaya çıkabilir. Kronik özafajit ise sıklıkla hiatus hernisi (mide fıtığı), Gastro-özafajial reflü hastalığına bağlı gelişebilir.

    Özafajit ile özafagus kanseri arasında ilişki var mıdır?

    Özafajit reflüye veya koroziv madde (tuz ruhu çamaşır sodası vb.) alımına bağlı ise kanserle ilişkili olabilir. Akalzya (yemek borusu alt ucunda yeterli açılmama ) seyri sırasında da yemek borusu kanseri gelişme riski mevcuttur.

    Özafagus kanseri neden gelişir?

    Yemek borusunun kanseri ne yazık ki sık rastlanan kanserler arasındadır. Yutmada takılma hissi (disfaji), ağrılı yutma (odinofaji), kansızlık (demir eksikliği anemisi ), göğüs ağrısı (retrosternal ağrı), kilo kaybı, iştahsızlık gibi yakınmalarla ortaya çıkabilir. Erken tanı konabilmesi için erken başvuru kadar doktorun bu yakınmaları dikkate alması da önemlidir. Ortaya çıktığında çevre dokulara yayılmış olma olasılığı yüksektir. Farklı tipleri mevcuttur. Kanser tipine göre farklı tedavi yöntemleri mevcuttur. Bu nedenle tedavi başarı oranları farklıdır. Endoskopik işlem ile tanı konması sonrası endoskopik veya cerrahi tedavi şansı mevcuttur. Kemoterapi (İlaç tedavisi) ve radyoterapi (Işın tedavisi) diğer tedavi yöntemleridir.

    Yemek borusu biyopsisinde displazi ne anlama gelir?

    Endoksopik girişim sırasında alınan biyopsilerde displazi her dokunun değerlendirmesinde olduğu gibi kanser gelişimi açısından risk olduğu anlamı taşır. Düşük derecede ve orta derecede displazi isimlendirmeden de anlaşılabileceği gibi biyopsi alınan dokunun hücrelerinde kansere doğru bir değişim ve başkalaşım düşük olasılıkla söz konusu olabileceğini fakat henüz kanser özelliği taşımadığını belirtir. Yüksek derecede displazi ise kötü anlam taşır ve kansere çok yakın değişikliklerin bulunduğu kuşkusunu belirtir. Bu tarzda bir sonuç kısa zamanda tekrar değerlendirmeyi gerektirir. Gastroenterolog bu sonuca göre işlemi yineleyebilir ya da başka bir yöntemle kanser olup olmadığını ivedilikle değerlendirir.

  • Reflü hastalığı

    GASTROÖZOFAGİAL REFLÜ HASTALIĞI (GÖRH)

    TANIM

    Gastroözofagial reflü hastalığı (GÖRH) , kronik bir sindirim sistemi hastalığı olup, mide asidinin, zaman zamanda safra asidinin yemek borusuna geri kaçısı ile oluşan bir hastalıktır. Bu geri kaçış yemek borunuzda tahrişe neden olarak GÖRH ile ilgili belirti ve bulgulara neden olur.

    Belirti ve bulguların başında ağza acı su gelmesi ve mide yanması gelmektedir. Bu iki belirti sindirim sistemi şikayetleri arasında oldukça sık rastlanan belirtilerdir. Eğer bu belirtiler haftada en az iki kez görülüyorsa ya da bu şikayetler günlük yaşamınızı etkileyecek kadar çok görülüyorsa bir doktora başvurmanız gerekir.

    Çoğu hastada, yaşam tarzı değişiklikleri ve bazı ilaçlar mide yanması ve reflü şikayetlerini azaltabilirler. Anacak çoğu hasat ne yaşam tarzı değişikliğine ne de aldıkları ilaçlara yanıt vermezler. Birçok hasta bu şikayetleri azaltmak ya da tamamen geçirmek için güçlü ilaç tedavilerine hatta cerrahiye ihtiyaç duyarlar.

    BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Göğüste yanma hissi ki bu bazen boğaza kadar yayılabilir , ağızda acı bir tat bırakabilir.

    Göğüs ağrısı

    Ağrılı yutma

    Kuru öksürük

    Ses kısıklığı ya da boğaz ağrısı

    Ağza acı su gelmesi

    Boğazda yumru hissi

    NE ZAMAN DOKTORA GÖRÜNMELİ?

    GÖRH ,mide yanması ve mide ağrısı en çok kalp hastalıkları ,özellikle de kalp krizi ile karışan hastalıklardır. Bu nedenle ani başlayan ,çeneye, sol kola yayılan göğüste yanma, nefes darlığı, ağrı şikayetiniz varsa, kalp krizini atlalamak için acilen bir doktora görünmenizde fayda vardır.

    Eğer bu şikayetlerinizin kalpten olmadığı saptanırsa ve uzun süredir sık sık bu semptomları yaşıyorsanız GÖRH açısından bir doktora görünmenizde fayda vardır. Yine aynı şekilde mide yanmanız için haftada 2 seferden fazla ilaç almanız gerekiyorsa doktorunuza başvurmanızda fayda vardır.

    NEDENLERİ NELERDİR?

    GÖRH mide ya da safranın sık bir şekilde yemek borusuna geri kaçması ile oluşur. Yutma sırasında yemek borusunun alt ucunda bulunan dairesel kaslar, yutulan gıdanın mideye geçmesini sağlamak için gevşeyerek açılır ve yemek mideye geçtikten sonra tekrar kasılarak kapanır. Ancak bu gevşeme ve kasılma anormal olursa ya da burdaki kaslar zayıflarsa mide asiti ve içeriği yemek borusuna doğru geri kaçabilir . Bu ise mide ve göğüste yanma ile kendini gösterir. Geri kaçan mide asidi yemek borusunda irritasyona neden olarak zamanla inflamasyona ( özofajit) neden olabilir. Zaman geçtikçe, bu olay devam ettikçe, bu inflamasyon yemek borusunda yaralara neden olur ki bu da kanama ve solunumsal problemelere kadar giden problemlere neden olabilir.

    RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

    Bazı sebepler GÖRH riskinde artışa neden olur;

    Şişmanlık

    Hiatus hernisi ( mide fıtığı)

    Gebelik

    Sigara

    Astım

    Şeker hastalığı

    Mide boşalmasının geçikmesi

    Skleroderma gibi bağ dokusu hastalıkları

    Zollinger -Ellison sendromu

    TEDAVİSİZ GERH NE GİBİ SONUÇLAR DOĞURUR?

    Yemek borusunda daralma ( özofagial striktür) : mide asitinin yemek borusunun alt tarafına sık geçişi, yemek borusunun alt kesimindeki hücrelere zarar vererek scar (ölü) dokusunun oluşmasına neden olur. Bu ise zamanla yemek borusunda daralmaya neden olur.

    Yemek borusunda yara ( özofagial ülser) : Yemek borusunun mide asidiyle sık karşılaşması sonucunda yemek borusunda yaralar oluşabilir. Bu yaralar kanamaya, ağrıya ve yutma güçlüğüne neden olabilir.

    Kanser öncüsü değişiklikler ( barret özofagus) : Barret özofagus, alt yemek borusu dokusunun renk ve yapısının değişmesi sonucu oluşur. Buradaki hücresel boyuttaki yapısal değişiklikler yemek borusu kanseri riskindeki artışla ilişkilidir. Barret özofagusta kanser riski düşük olmakla birlikte, doktorunuz düzenli endoskopi kontrolleri isteyebilir.

    TANI NASIL KONULUR?

    Baryumlu üst özofagus grafisi: İlaçlı film olarak da bilinen bu tetkik reflü,mide ve oniki parmak ülserleri için bilgi verebilse de çoğu zaman yetersiz kalır. Artık reflü tanısında çok nadir kullanılır.

    Üst özafagus – mide endoskopisi: Endoskopi yemek borusu ve mideyi göstermede en başarılı görüntüleme yöntemidir. Hem yemek borusu ve midedeki değişiklikleri hemde ülseri görüntülemede, gerektiğinde de biyopsi almada oldukça faydalı bir yöntemdir. Endoskopi aynı zamanda barret özofagus oluşumunu gibi komplikasyonları da göstermede önem arzeder. Tanı ve tedavi amaçlı yapılabilir.

    Alt özofagus asid mikatarını izleme ( PH monitarizasyon) : Burundan yemek borusunun alt ucuna kadar ilerletilen ince bir boru vasıtasıyla , alt yemek borusunun mide asitine ne kadar maruz kaldığını gösteren bir yöntemdir. Bu boru, asid ölçen küçük bir bilgisaraya bağlıdır. Bu bilgisayar yemek borunuzun ne kadar zaman ve ne derece aside maruz kaldığını ölçmeye yarar.

    Yemek borusunun hareketini ölçmek: Özofagial motilite testi denen bu test , yemek borusunun hareket kabiliyetini ve alt yemek borusunu saran dairesel kasların basıncını ölçmeye yarar. Bu test de yine burundan yemek borunuza konulan bir kateter ( boru) vasıtasıyla yapılır.

    TEDAVİ VE İLAÇLAR

    Mide asidini nötralize eden anti-asitler: Renie, talcid gibi ilaçlar mide yanması ve reflü belirtilerini hafifletselerde, mide de ve yemek borusunda oluşmuş olan inflamasyonu iyileştirmede yetersiz kalırlar. Etkileri kısa süreli ve geçicidir. Kabızlık ishal gibi yan etkiler gösterebilirler.

    Mide asit salgısını azaltan ilaçlar:H2-rsepör blokerleri olarak bilinen bu ilaçlar ( famodin) kısa sürede etki etmezler ancak uzun süreli koruma sağlarlar. Tek başlarına kullanıldıklarında yetersiz kalabilirler.

    Mide asitini bloke eden ve yemek borusunu iyileştiren ilaçlar: Proton pompa inhibitörleri olarak da bilinen bu ilaçlar ( lansor) 24 saat boyunca mide asit salgısını bloke ederek yemek borusunun iyileşmesi için zaman kazandırılar.

    Alt yemek borusu kaslarının kasılmasını arrtıran ve mide boşalmasını hızlandıran ilaçlar: Prokinetikler olarak adlandırılan bu ilaçlar mide boşalmasını hızlandırır yemek borusunun altındaki kasların kasılmasını artırırlar. Yalnız bu ilaçların halsizlik yorgunluk, depresyon ve diğer nörolojik problemler gibi yan etkileri olabilmektedir.

    Mide ve özofagus mukozasını ( iç yüzünü) kaplayarak etki eden ilaçlar: Arjinik asit olarak bilinen bu ilaçlar (gaviscon) mide ve yemek borusunun iç yüzeyini kaplayarak asitten korunmasını sağlarlar.

    Reflü hastalığında çoğu kez bu ilaçların kombinasyonu kullanılır.

    Bu ilaçaların kullanılması ve yaşam tarzı değişikliğine rağmen şikayetleri devam eden hastalarda cerrahi tedaviler önerilmektedir.

    YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ

    Yaşam tarzı değişiklikleri medikal tedavinin yanında mutlaka yapılması gerekenlerdir . Bu değişiklikler mide ve reflü şikayetlerinde azalma sağlarlar.

    Fazla kiloların verilmesi: Fazla kiloların verilmesi karın içi basıncını azaltarak yemek borusunun altından ,mide asidinin yukarı kaçmasını azaltır.

    Sıkı giysiler giymekten kaçının: Sıkı giysiler karın içi basıncını arttırarak mide asitinin yemek borusuna kaçısını kolaylaştırır. Hastalar rahat ve geniş giysiler giymelidir.

    Mide yanmanızı arttıran yiyecek ve içeceklerden uzak durun: Yiyecek ve içecekelerin kişilerde oluşturduğu etkiler değişkendir. Bazı hastalarda şikayet oluşturmayan yiyecek ve içecekler bazılarında oluşturabilir. Bu nedenle hasta kendinde şikayet oluşturan yiyeyecek ve içeceklerden uzak durmalıdır. Yaygın olarak mide yanması yapıp reflü oluşturabilecek gıdalar şunlardır; yağlı gıdalar, fast food, domates sosu, alkol, çikolata, nane, sarımsak, soğan, kahve gibi yiyeceklerden uzak durma reflüyü ve mide yanmasını azaltabilir.

    Sık sık az yiyin

    Yemekten sonra en az 2 saat uzanmayın, yatmayın

    Yatağınızın baş kısmını yükseltin

    Sigarayı bırakın

    Dr. Cem Özcan

    Dahiliye Uzmanı

  • Gastroözefagial reflü hastalığı

    Mide içeriğinin öğürme ve kusma olmaksızın özefagusa geri kaçması sonucu oluşan GastroÖzefagial Reflü Hastalığı (GÖRH), en yaygın görülen gastrointestinal hastalıklardan birisidir. GÖRH oldukça heterojen ve geniş bir semptom yelpazesine sahiptir. Bu yelpazenin bir ucunda tipik belirtilerin olduğu klasik reflü hastalığı tablosu bulunurken, diğer ucunda özefagusa ait tipik semptomların az olduğu ya da sessiz olduğu, buna karşılık özefagus dışı belirtilerin bulunduğu klinik tablolar yer alır. GÖRH kadın ve erkeklerde eşit sıklıkla görülür. Ancak komplikasyonları erkelerde ve ileri yaşlarda daha sık görülmektedir. GÖRH bulunanlarda semptomların intermittant olarak görülme oranı %40’tır. Hastaların %7’sinde hergün, %20’si ise haftada en az bir kez reflü semptomu görülür.1-6. Ülkemizde yapılan bir çalışmada ise GÖRH tanısı alan hastalarda haftada en az bir kez retrosternal yanma görülme oranı %10, regürjitasyon görülme oranı ise % 15.6 bulunmuştur. Aynı çalışmada haftada en az bir kez retrosternal yanma ve/veya regürjitasyon tanımlayanların oranı ise %20 saptanmıştır.3

    GÖRH’da görülen semptom ve bulgular başlıca 3 başlık altında toplanabilir.:1,3,5

    1-Tipik Semptomlar

    2-Atipik Semptom ve Bulgular

    3-Komplikasyonlara ait Semptom ve Bulgular

    Hastaların yaklaşık 1/3’ünde tipik semptomlar görülür. Ancak tipik semptomları olan hastaların bile xdece %47-79’unda endoskopik olarak özefajitis bulguları vardır. Özefajitis saptanan hastaların ise sadece %65’inde GÖRH semptomlarının bulunduğu gösterilmiştir.1,2,7,8

    1-Tipik Semptomlar :

    GÖRH’de en sık görülen tipik semptomlar retrosternal yanma (Heartburn), regürjitasyon, tıkayıcı olmayan disfaji ve göğüs ağrısıdır. Diğer semptomlar ise daha seyrek görülmektedir.8-10 (Tablo 1)

    Tablo 1: GÖRH’de görülen Tipik Semptomlar

    Sık Görülen Semptomlar

    Daha Seyrek Görülen Semptomlar

    Retrosternal yanma

    Aşırı tükrük salgılanması

    Regürjitasyon

    Odinofaji

    Tıkayıcı olmayan disfaji

    Bulantı

    Nonkardiak göğüs ağrısı

    Geğirme, ağız kokusu

    Retrosternal Yanma

    Sternumun arkasında, orta hatta, ksifoid ile manibrium arasındaki bölgede yanma hissi duyulması retrosternal yanma olarak adlandırılır. GÖRH’de en sık görülen semptomdur. Bazen epigastriumun üst kısmına, sırtta interskapuler bölgeye, boğaz kısmına, hatta çene ve kulak altlarına kadar yayılabilir. Yanma hissi zamanla artarak ağrıya da dönüşebilir.11-13

    Gastrik içeriğin reflüsüne izin veren bariyer yetmezliği veya özefagus mukozasının sensitivitesinin artması sonucunda retrosternal yanma ortaya çıkar. Ancak bazen ciddi özefajit, peptik ülser ve Baret Özefajiti varlığında bile, paradoksal olarak retrosternal yanma görülmeyebilir.12

    Retrosternal yanma genellikle yemeklerden 30-60 dakika sonra başlar. Sırt üstü yatıldığında veya hasta öne eğildiğinde artar. Ekzersizle de artabilir. Bazen gece uyandırabilir. Soğuk ve sıcak içecekler, kahve, çay, asitli ve alkollu içecekler yanmayı arttırırlar. Turunçgiller, yağlı gıdalar ve çukulata da retrosternal yanmayı arttırabilir. Hastalar antiasid içtiklerinde 3-5 dakikada rahatladıklarını ifade ederler. Süt içilince de yanma hafifler. Retrosternal yanma sıklığı ve şiddetiyle özefagial mukozal hasar arasında korelasyon yoktur. Reflü dışı nedenlerle de retrosternal yanma olabilir.14-16

    A.B.D. de yaşayanların %10’unda hergün, 1/3’ünde ise ayda bir kez retrosternal yanma görüldüğü bildirilmiştir. Kadınlarda ise gebelikleri süresince yaklaşık %25’inde retrosternal yanma görülmektedir.17

    Reflü normal sağlıklı kişilerde de olabilir, ancak çeşitli mekanizmalarla özefagusa kaçan mide içeriği hızla temizlenir. Bu nedenle herhangi bir semptom oluşmaz. Semptom veya mukozal hasarın oluşmadığı ve hergün çoğunlukla yemeklerden sonra oluşan bu reflü, fizyolojik reflü olarak da adlandırılır.12

    Regürjitasyon

    GÖRH’de görülebilen en önemli semptomlardan birisidir. Gastrik asidin ağza gelmesidir. Bulantısız olması ve abdominal kontraksiyonların olmaması ile kusmadan ayrılır. Ayrıca eforla olmaması ve postür değişikliği ile başlaması da regürjitasyonun diğer br özelliğidir.7,10

    Hastalar yediklerinin ağızlarına geldiğini ve ağızlarında acılık hissettiklerini ifade ederler. Genellikle retrosternal yanmaya asidin boğaza ve ağıza regürjitasyonu eşlik eder.8,10

    Hastalar özellikle öne eğildiklerinde veya sırt üstü yattıklarında ağızlarına asitli su geldiğini söylerler. Ayağa kalktıklarında ise rahatlarlar. Bazı hastalar ise ağızlarında ekşi bir tatın varlığından ve tat alamamaktan, nadiren de dudak yanmasından şikayet ederler.8,10

    Tıkayıcı Olmayan Disfaji

    Tıkayıcı olmayan disfajinin, GÖRH’ı bulunan hastaların yaklaşık %30-45’inde görülebildiği bildirilmiştir.12

    Disfaji genellikle alt özefagusta, daha az oranda ise servikal özefagusta görülür. Hastalarda boğazda dolgunluk hissi, yutmaya başlamada güçlük ve rahatlamak için sık sık yutkunma şikayetleri de bulunabilir. Yutmada güçlük özellikle katı gıdalarla olur. Tekrarlanan yutkunmalar ile pasaj sağlanır, yani disfaji geçicidir. Ancak striktür geliştiğinde disfaji devamlı bir hal de alabilir.8,12

    GÖRH’ı bulunan hastalarda disfaji, ciddi özefajit sonucu peristaltik disfonksiyon veya peptik striktürden de kaynaklanabilir.15

    Non-Kardiak Göğüs Ağrısı

    Kardiak olmayan göğüs ağrılarının büyük bir kısmı özefagus hastalıklarından kaynaklanır. Özefagus hastalıkları içinde ise en sık göğüs ağrısı yapan GÖRH’dir. Miyokard infarktüsü şüphesi ile acil servise başvuran hastaların yaklaşık %23’ünde özefajit bulunduğu saptanmıştır.18 Bir başka çalışmada ise göğüs ağrısı nedeniyle kardiyoloji kliniklerine gönderilen hastaların %38’inde ağrının non-kardiak orjinli olduğu gösterilmiştir. Göğüs ağrısı nedeniyle koroner anjiografi yapılan hastaların %30’unda koronerlerin normal bulunduğu ve koroner kalp hastalığı bulunan hastaların ise %50’sinde özefagusa ait semptomların görüldüğü bildirilmiştir. Bu nedenle göğüs ağrısı bulunan hastalarda ayırıcı tanıda GÖRH de akılda bulundurulmalıdır.19

    Odinofaji

    Ağrılı yutma olarak adlandırılan odinofaji GÖRH’de daza az sıklıkla görülen bir semptomdur. Hastalığın daha ileri bir aşamasının göstergesi olabilir. Genellikle özefagial ülser veya erezyonla birlikte bulunur.12 Çoğunlukla sıcak ve alkollu içeceklerin provake etmesi sonucu ortaya çıkar. Özefagial duyarlılık çok artmıştır. Odinofaji varlığında mutlaka öncelikle GÖRH düşünülmelidir.10,12

    Aşırı Tükrük Salgılanması

    Nisbeten sık karşılaşılabilen bir GÖRH semptomudur. Waterbrush olarak da adlandırılmaktadır. Hastalar aniden ağızlarına ekşi-tuzlu bir sıvının dolduğunu ifade ederler. Bu durum tükrük bezlerinin intraözefagial artmış aside karşı tepki olarak salgılarını arttırması ile oluşur. Tükrük bezlerinin asit reflüsüne karşı yapmış oldukları bu tepki, hasta için koruyucu bir cevaptır.8,20

    2-Atipik Semptomlar

    Ekstraözefagial Klinik Tablolar veya Supraözefagial Semptomlar olarak da adlandırılan Atipik Semptomlar, Larinks, Farinks, Oral kavite, Burun, Nasal sinüsler ve Akciğerlere ait semptom ve bulguları içerir. Bunları genel olarak Kulak Burun Boğaz (KBB) Semptomları, Pulmoner Semptomlar ve Bebeklerde Görülen Semptomlar olarak üç grupta incelemek mümkündür.4,8,21,22 (Tablo 2).

    Tablo 2: GÖRH’da Görülen Atipik Semptomlar

    KBB Semptom ve Bulguları

    Pulmoner Semptom ve Bulgular

    Bebeklerde Görülen Semptom ve Bulgular

    Ses Kısıklığı, stridor

    Kronik öksürük

    Tekrarlayan bulantı ve Kusma

    Laringospazm, boğaz ağrısı

    Aspirasyon pnömonisi

    Öksürük

    Laringeal kontakt ülser

    Boğulma hissi

    Bebekte Siyanoz

    Vokal kord granülomu

    Allerjik olmayan Astım

    Bebek apnesi

    Larenjit, farenjit, Sürekli boğazı temizleme ihtiyacı

    Globus (Boğazda doluluk hissi, yutkunmakla geçmeyen kitle hissi)

    Sandifer Sendromu

    (Bebeklerde Eğilmiş Boyun)

    Posterior glottik eritem ve ödem

    Uyku apnesi

    Bronkopulmoner displazi

    Sinüzitis, otitis

    Kronik Obstriktif Akciğer hastalığı

    Ani Bebek Ölümü Sendromu

    Laringeal darlık

    İdiopatik pulmoner fibrozis

    Sobglottik stenoz, laringeal polip

    Broşektazi ve akciğer apsesi

    Larinks ve farinks kanseri

    Tekrarlayan pnömoni

    Aritenoid fikzasyon

    Hıçkırık

    GÖRH’da görülen atipik bulguların, oral kavitede aftlara, gingivitislere, diş çürüklerine ve diş şekil bozukluklarına, ülseratif oral mukoza lezyonlarına, kronik sinüzite, astıma, kronik interstisiyel akciğer hastalıklarına ve özellikle bebeklerde ani ölümlere neden olabildiği bildirilmektedir.23 Atipik klinik şekiller arasında geniş bir hasta grubunda görülen Larengeal Reflünün de kronik larenjit, larenksin kontakt ülserleri ve granülomları , vokald fold nodülleri, Reinke Ödemi, Subglottik stenoz , Laringotrakeal stenoz Paroksismal larenks spazmları , kronik öksürük, globus farengeus , hatta larenks ve farenks kanserlerine neden olabildiği gösterilmiştir.4,8,21,24-27

    Ekstraözefagial Atipik Reflü Semptomları bulunan hastalarda Tipik Özefagus Semptomları geri planda olabilir. Örneğin astımlıların %40-60’ında, KBB semptomları bulunanların %57-94’ünde ve kronik öksürüğü bulunanların ise %43-75’inde tipik GÖRH semptomlarının bulunamayabileceği bildirilmiştir.4,5,21

    Kronik Öksürük

    GÖRH da öksürük, larengofarengeal reflünün neden olduğu irritasyon ve refleks mekanizmalarının aktive olması sonucunda ortaya çıkar. Genellikle kronik bir öksürük veya tekrarlayan öksürük ve sık boğaz temizleme alışkanlığı vardır.22,25,28,29

    Öksürük ve sık boğaz temizleme alışkanlığı, vokal kordların birbirlerine şiddetli temasına neden olur ve bu iki patolojik mekanizma bizzat kendileri vokal kord epitelinde inflamsyonu arttırıcı etki yaptığından hastaların semptomları giderek şiddetlenmekte ve bazen kalıcı hale gelebilmektedir.29,30

    Üç haftadan uzun süren öksürük kronik öksürük olarak adlandırılır. GÖRH de görülen öksürük kronik bir öksürüktür. Kronik öksürüğün birçok nedeni olabilir. Kronik öksürük vakalarının %21’inde GÖRH bulunduğu bildirilmiştir.29,30

    GÖRH birkaç yolla kronik öksürüğe yol açabilir.25,29:

    1-Özefagustaki reseptörlerin uyarılması ile nervus vagusun öksürük merkezini uyarması

    2-Özefagustaki reseptörlerin uyarılması ile nervus vagus yoluyla solunum yollarındaki sekresyonun artması

    3-Özefagus ile trakea arasındaki doğrudan bağlantılar

    4-Mikro veya makro aspirasyonun larinks veya ana solunum yollarını doğrudan uyarması

    5-GÖRH’de çeşitli nedenlerle reseptörlerin veya refleks arkının duyarlı hale gelmesi

    Öksürük çoğu hastada gündüzleri görülürken, bazı hastalarda gece yattıktan sonra ortaya çıkar. Prodüktif veya kuru öksürük şeklinde olabilir. Genellikle üst solunum yolu infeksiyonunu takiben öksürük başlamaktadır.29-31

    Ses Bozuklukları

    Larengeofarengeal Reflünün neden olduğu KBB patolojilerinden birisidir. En sık rastlanan ses bozukluğu şekli ses kısıklığıdır ve bazen en önemli semptom olabilir. Reflü içeriğinin vokal kord mukozasında oluşturduğu hasarın derecesine göre ses kısıklığının süre ve şiddeti değişkenlik gösterir. Vokal kord mukozasındaki değişiklikler erken inflamasyon evresinde ise, hastanın şikayeti genellikle sık sık tekrarlayan, hafif dereceli ses kısıklığı olmaktadır. Ses kısıklığından önce seste çatallanma da görülebilir. Vokal yorgunluk, kronik boğaz temizleme, boğazda aşırı mukus salgısı ve globus gibi semptomlar eşlik edebilir. Ses kısıklığının iki şekilde oluştuğu kabul edilmektedir.24,28,32:

    1-Özefagial reflü sonucu asitin doğrudan doku hasarı yapması sonucu veya

    2-Özefagustaki reseptörlerin uyarılması sonucu refleks yolla larinks ve farinksin uyarılması ile öksürük ve gıcık hissi, sık boğaz temizleme ve larinks zedelenmesi sonucu ses kısıklığı oluşmaktadır.

    3-Komplikasyon Bulguları

    GÖRH’da en sık görülen komlikasyonlar özefajitis, özefagial erezyon ve ülserasyonlardır. Erezyon ve ülserler nedeniyle kanamalar görülebilir. Özellikle uzun süreli hastalık durumlarında striktür ve Barret özefagusu gibi daha ciddi komlikasyonlar da gelişebilir.12,32,33. (Tablo 3)

    Tablo 3: GÖRH’da Görülen Komplikasyonlar

    Özefajitis, özefagial erezyon ve ülserler

    Striktürler

    Barrret Özefajiti

    Kanama, demir eksikliği anemisi

    Dental erezyon ve diş çürümeleri

    Özefagial adenokarsinom

    Alarm Semptomları

    GÖRH da görülen semptomların bazıları özellikle hastalığın daha ciddi olduğunu gösterir ve bu nedenle de kısa sürede tedavisi gerekir. Bu semptomlara alarm semptomları denir . Alarm semptomlarının varlığında kanser gibi ciddi komplikasyonlar mutlaka ekarte edilmelidir.12,32-35 (Tablo 4).

    Tablo 4: GÖRH’da Alarm Semptomları:

    1-Disfaji

    2-Odinofaji

    3-Kilo kaybı

    4-Kusma

    5-Kanama, Demir eksikliği anemisi

  • Kusma ve gastroözofageal reflü

    Bebeklerde en sık görülen rahatsızlıklardan biri kusmadır. Süt çocuklarının en az yarısı beslendikten sonra bir miktar anne sütü veya mamayı kusabilir. Bebek bu esnada rahatsızlık hissetmez ve herhangi bir kusma gayreti de görülmez. Bu basit kusmalara tıp dilinde “regurgitasyon” adı verilir. Tamamen fizyolojik bir olay olup gaz çıkarma ve geğirmeye de eşlik edebilir. Çocuk büyüdükçe bu olay giderek azalır ve kaybolur.

    “Ruminasyon” (geviş getirme) yine küçük bebeklerde zaman zaman görülen bir durum olup anne sütü veya mamanın çocuğun ağzına geldikten sonra tekrar yutulmasıdır. Bazen zeka özürlü büyük çocuklarda da görülebilir. Bu durum reflü belirtisi de olabilir.

    “Gastroözofageal reflü” veya kısaltılmış adı ile “reflü” mide içeriğinin yemek borusuna geri gelmesi halidir. Reflü hastalığının çocuklarda ortalama % 8-10 oranında olduğu tahmin edilmektedir. Bebeklerde en sık belirtisi kusmadır. Kusmalar yemek sırasında veya sonrasında görülebileceği gibi öğün aralarında hatta gece uyurken dahi görülebilir. Bazı bebeklerde yattığı zaman huzursuzluk, huysuzluk ve öksürük nöbetleri görülebilir.

    Mide sıvısı asid (HCl) ve besinleri sindiren pepsin gibi enzimleri içerdiği, pH’sı asid olduğu ve de yemek borusu bu maddelere karşı duyarlı olduğundan reflülü çocuklarda bir süre sonra yemek borusunda kızarma (özofajit) ve yaralar (ülser) oluşabilir. Bu durum iştahsızlık, yemeyi reddetme, beslenirken ağlama gibi belirtilerin ortaya çıkmasına yol açar. Büyük çocuklar yanma, ekşime, kaynama gibi belirtiler yanında karın ağrısı, göğüs kemiği arkasında yanma ve acıma, yutma güçlüğünden yakınabilir. Ağızda koku olması da bilinen belirtilerden biridir.

    Hiçbir yakınması yokken kanama ile gelebilen bebek ve çocuklar olabileceği gibi, sadece kansızlık, tekrarlayan üst (farenjit, larenjit, sinüzit, orta kulak iltihabı) ve alt solunum yolları enfeksiyonları (bronşit, zatürre) da reflünün tek belirtisi olabilir.

    Reflü tanısı için öncelikle hastalıktan şüphelenmek gerekir. Yukarıda sayılan belirtiler varsa ve bebeklerde kusmaya yol açabilen idrar yolu enfeksiyonu benzeri başka bir hastalık yoksa öncelikle reflü düşünülmeli ve tedavi önerilmelidir. Tedaviye alınacak yanıt reflü tanısını doğrulayacaktır. Tedaviye yanıt alınamazsa veya atipik belirtiler nedeni ile reflü tanısı doğrulanmak istenirse öncelikle yapılması gereken tetkikler özofagoskopi (yemek borusunun endoskop isimli cihazla incelenmesi) ve özofagusun 24 saatlik pH incelemesidir. Endoskopik inceleme yemek borusundan alınacak bir minik doku örneği ile desteklendiğinde % 90’ın üzerinde doğru tanı koydurur. Uygun koşullarda ve ehil eller tarafından yapıldığında çok basit bir işlemdir. Özofagusun pH incelemesinin ise 24 saat hastanede kalmayı gerektirmesi yanında alkalen ve nötral reflüyü gösterememek gibi dezavantajı vardır. Geçmiş yıllarda çok sık yapılan radyolojik inceleme % 50’ye yakın oranlarda yanlış sonuçlara yol açtığından günümüzde ilk tanı amacıyla neredeyse hiç kullanılmamaktadır. Sintigrafik inceleme de çoğu zaman usulüne uygun yapılmadığı ve radyoaktif madde kullanıldığı için ilk seçilmesi gereken bir yöntem değildir.

    Reflü tanısı konan bir çocuğun tedavisinde ilk yapılacak olan şey yatağın baş tarafını en az 30 derece yukarı kaldırmaktır. Bebeklerde baş daha yukarıda sol yan pozisyonda yatırmanın en iyi yatış şekli olduğu gösterilmiştir.

    Mide içeriğini koyulaştırarak reflü ve kusmaları azaltmak olasıdır. Bu nedenle içine keçi boynuzu tozu katılmış AR (anti-reflü) mamalar kullanılabilir. Diğer taraftan yemek borusu kapağının basıncını azaltan ve mide asidini arttıran çikolata, aşırı yağlı, baharatlı, acılı, ekşili gıdaların (cips, ketçap, mayonez, hardal, soğan, sarımsak…), asitli, gazlı içeceklerin (kola, hazır meyva suları, gazozlar, içki…) yasaklanması veya azaltılması önerilir.

    Karın içi basıncını azaltmak amacıyla çocuklara çok sıkı elbiseler giydirilmemesi, kemerlerin çok sıkılmaması ve şişman çocukların zayıflatılması da alınacak önlemler arasında sayılabilir.

    Hekimler tarafından kullanılan ilaçlar ise yemek borusu kapakçığının basıncını arttıran, mide boşalımını kolaylaştıran, mide asidini nötralize eden veya azaltan ilaçlardır. Ancak bu ilaçların, belki de uzun yıllar tedavi gerekeceğinden, bir hekim denetiminde kullanılması şarttır.

    Tedaviye yanıt alınamadığında ve çok ciddi reflü belirtileri olduğunda cerrahi girişim de tedavi seçenekleri arasına dahil edilir. Ancak apne (geçici solunum durması), ani bebek ölümü tehdidi gibi ciddi belirtiler varsa, darlık gelişirse veya zeka özürlü çocuklarda anti-reflü ameliyatı düşünülür. Günümüzde çocuklara çok sık uygulanan bir tedavi değildir.

  • Bebeklerde reflü hastalığı

    BEBEKLERDE REFLÜ HASTALIĞI

    Reflü mide içeriğinin yemek borusuna tekrar kaçmasıdır. Reflü sağlıklı bebeklerde tekrarlayan kusma ve öğürmelerin en sık nedenidir. Midemizdeki asit, yemeklerin sindirilmesinde yardımcı olur. Eğer mide ekşimesi yaşadıysanız, asit reflünün nasıl bir yanma hissine sebep olduğunu bilirsiniz. Bundan dolayı reflüsü olan bebekler de huzursuzluk olabilir.
    Bebeklerde reflü çoğunlukla fizyolojik bir olay olup 18 ay içinde kendiliğinden geçmektedir. Reflüye eşlik eden büyüme geriliği, tekrarlayan solunum sistemi rahatsızlıkları veya yemek borusunda iltihap gibi durumlar ortaya çıkabilir. İlk üç ay boyunca bebeklerin yarısında günde bir ya da daha fazla defa reflü görülür. Reflüsü olan bebeklerinde küçük bir kısmında sıkıntılı, şiddetli ya da inatçı reflü vardır.
    Reflüsü olan bebek küçük miktarlarda süt çıkarabilir veya devamlı kusabilir, hıçkırık tutabilir, öksürebilir ya da tükürük saçabilir. Bunlar normaldir, bebek bunların dışında iyiyse endişe etmenize gerek yoktur.
    Reflü 1 yaşından sonra devam ediyorsa altta yatan bir hastalıktan şüphe edilmelidir. Bebeklerde reflüde mide ile yemek borusu arasında bulunan kaslarda zayıflık olabilmektedir. Yine midenin boşalma zamanı yavaş olabilir. Kısa ve dar bir yemek borusu olabilir. Mide ve barsaklarda sindirimi yavaşlatan hastalıklarda da reflü görülebilir. 1 yaşındaki bebeklerde reflü sıklığı % 5 e kadar düşmektedir.
    Bebeklerde reflüyü önlemek için: dik pozisyonda beslemek, beslenme sonrası 20 dakika kadar dik tutup bebeği hemen yatırmamak, az az ve sık sık beslemek, biberonla beslenme esnasında 3 dakikada bir ara verip bebeğin gazını çıkarmak, biberon deliğini küçük tutmak, bebeğin mamasını biraz daha yoğun hazırlamak reflüyü önlemeye yardımcı olacaktır.
    Bebeklerde reflünün cerrahi ve ilaçlar ile tedavisi mümkündür. Cerrahiye gidecek vakalar ağır ve anatomik bozukluklara bağlı olan reflülerdir. İlaç tedavisinde anti asit ilaç tedavisi ve mide boşalmasını hızlandıran ilaçlar doktor önerisi ile kullanılabilir. Yine sütü koyulaştırıcı yani kıvam artırıcı maddeler kullanılabilir.

    Bebeğinizi besledikten sonra ufak miktarda bir çıkarma ya da kusma endişe edilecek bir şey değildir. Eğer bebekte aşağıdaki durumlar söz konusuysa doktorunuza başvurmanız gerekebilir.

    -Reflü sıkça tekrarlıyorsa, aylık düzenli kilo alımı yoksa, sürekli öksürük ve hırıltı varsa
    -Bebek yemek sırasında ve sonrasında huzursuz oluyorsa, ağlıyor ya da sırtını büküyorsa
    -Düzenli olarak yemeklerden sonra fazla miktarda kusuyorsa doktorunuza başvurmalısınız.

  • Çocuklarda reflü ve iştahsızlık

    ÇOCUKLARDA REFLÜ,AĞIZ KOKUSU,İŞTAHSIZLIK,SIK HASTALANMA sebebi olabilir

    Mide içeriğinin yemek borusuna geri gelmesi olarak tanımlanan reflü yaşamın ilk 3 ayındaki bebeklerin yarısından fazlasında rastlanılan bir durumdur ve bu dönemde fizyolojik normal kabul edilir

    Reflüsü olan bir bebekte;

    – Tükürme,

    – Kusma,

    – Öksürük,

    – Huzursuzluk ve uyku bozukluğu,

    – Beslenme güçlüğü,

    – Ağız kokusu

    Bebeklerin çoğunda kendiliğinden yok olan reflü eğer aşağıdaki sorunları oluşturursa önemlidir ve tedaviye başlanmalıdır.

    1) Beslenme yetersizliğine bağlı gelişme geriliği,

    2) Huzursuzluk ve ağrı nedeni ile beslemeyi reddetmek,

    3) Solunum ile ilgili sorunlar (Hırıltılı solunum, astım, sık akciğer hastalığı),

    4) Yemek borusunda hasara bağlı kan kaybı sonucu kansızlık,

    5) Tekrarlayan kulak ve sinüs enfeksiyonları.

    Tanı

    Bebeklerde ve küçük çocuklarda erişkinlerde kullanılan tanı yöntemlerini kullanımı oldukça güçtür.Tanı çoğu kez anne babanın anlatımı ve muayene sonucunda konulur. Nadir durumlarda ilaçlı yutma testi, endoskopi yada pHmetri kullanılabilir,

    Bebeklerde reflü sorununda alınabilecek önlemler,

    Öğünler olası olduğunca sık ancak miktar küçük tutulmalıdır.Öğün sonrasında gaz çıkarması için karnına basınç uygulanmamalıdır.

    Öğün sonrası yatırıldığında bebeğin başı gövdesine göre 15-25 derece yukarıda ve başı yanda olmalıdır.Bunun için bebeklere özel reflü yastığı kullanılabilir

    Besinlerin koyu kıvamlı olması kusmayı ve reflüyü azaltacaktır.Ticari olarak satılan anti relü mamaların yanısıra kıvam koyulaştırıcılarda bebeğin yaşı ile uyumlu olmak koşulu ile kullanılabilir.Yaşı ne olursa olsun gece sağa sola çok dönen,ağız kokusu olan çocuklarda reflü akla gelmelidir.Akşam 20 den sonra beslenme yasağı konur,su dışında bir şey verilmez,çikolata,ketçap kızartmalar ,asitli içecekler meyveli-sade soda yasaklanır.Gerekirse hekim ilaç başlar.

  • İştah şurubu, reflü

    İŞTAH AÇICI ŞURUP diye bir şey yoktur. Öncelikle yemek yemeyen çocuğun bir sorunu mu vardır? Onu incelemek gerekir. Çocuk çok yemiyor ama günlük hayatta aktif ve hastalanmıyorsa genelde yediği miktar ona yetiyor demektir. Ama yaşıtlarına göre boy ve kiloda geri kalmış ise o zaman bazı tetkikler yaparız. Öncelikle barsakta kurt-parazit varlığı değerlendirilir sonra çocukta demir çinko gibi bir mineral ya da bazı vitamin eksiklikleri aranabilir.İdrar yolu enfeksiyonu kız çocuklarda en çok iştahsızlık ve gelişim geriliği sebeplerinden biridir. Gene reflü ve sindirim sistemi tembelliği de iştahsız özellikle pütürlü gıda yemeyen çocuklarda karşımıza sıkça çıkar. Bir de çocuğa rol model olan anne babanın gıdayı yerken ki tutumu önemlidir.Anne babası sebze veya balık yemeyen çocuğun bunları iştahla yemesini beklemeyiniz. Çocuklar dediğimizi değil yaptığımızı uygularlar. Reflü olan çocuğun az az ve sık beslenmesi, gece saat 20 den sonra süt dahil su dışında bir gıda almaması, asitli içecekler ve kızartmalardan uzak durması, ilaç tedavisi ile beraber çok iyi sonuçlar verir. Barsakta parazitte ilaçla kolaylıkla tedavi edilebilir.Yani sorunu tespit edince hastanın iştahını açarız. Çocuklara rol model olalım 3 öğün sofraya beraber oturup her gıdadan yiyerek onları doğru beslenmeye alıştıralım.

    ÖKSÜRÜK REFLÜ BELİRTİSİ OLABİLİR. Sabahları var olan AĞIZ KOKUSU reflünün ipuçlarından biridir. AĞIZ KOKUSU, GECE AĞLAYARAK UYANMA, UYKUDA SAĞA SOLA ÇOK DÖNME, SEBEPSİZ KUSMA reflüyü akla getirmelidir.
    Reflü, pek çok farklı belirti ile kendini gösterebiliyor veya diğer organları de etkilediği için farklı hastalıklarla karıştırılabiliyor.
    “Tekrarlayan orta kulak iltihabı, tekrarlayan sinüzit, tekrarlayan üst solunum yolu iltihapları, geçmeyen ses kısıklıkları, astım türü rahatsızlıklar, tekrarlayan hırıltılar ve sürekli öksürüğü olan hastalar antibiyotik tedavisi veya alerji tedavisi ile iyileşmezse böyle durumlarda reflüyü de düşünmek gerekir. UYUMADAN 2 SAAT ÖNCE ÇOCUKLARI BESLEMEZSEK REFLÜ ÖNLEYİCİ EN ÖNEMLİ UYGULAMAYI YAPMIŞ OLURUZ

  • Reflü ve ağız kokusu

    Reflü; birçok hastalığın oluşmasına sebep olur. Bulantı, kusma, ağız kokusu, karın ağrısı, iştahsızlık, sık geğirme, ağıza acı su gelmesi, sık boğaz enfeksiyonu, diş gıcırdatma tekrarlayan otit, larenjit, astım ataklarına sebep olabilen bir durumdur reflü. Çok kahve içen, çikolata yiyen, asitli içecekleri çok tüketen, yatar iken muhakkak bir şeyler yiyen, süt içen, ketçap ve domatesle arası iyi olan kaşıntıları, sivilceleri, cilt problemleri artan, öksürükleri çoğalan, burun tıkanıklıkları, mide ekşimeleri yaşayanlar reflü hastalığı olanlardır genellikle.

    Kafein ve kakao reflü oluşumuna sebep oluyor, reflü oluşumu tekrarlayan enfeksiyonları,alerjik hasatlıkları ve astımı tetikliyor.

    Kafein içeren gıdaların fazla tüketimine bağlı olarak gelişen mide asit salgısının artması reflü hastalığını beraberinde getiriyor.

    Reflünün getirdiği sorunlar astımı tetikliyor.

    Reflünün oluşumunu önlemek için çocuk az az ve sık beslenmeli, uyumadan 2 saat önce süt dahil tüm gıdalar kesilmeli, kakao, kahve, salça, kızartmalar ve asitli içeceklerden uzak durulmalidir. Diyete rağmen düzelmeyenlerde ilaç başlanır. Diyet olmadan reflü sadece ilaçla düzelmez.Reflü düzelmedikçe tekrarlayan üst solunum yolları enfeksiyonları,astım atakları, larenjit, otit atakları, ağız kokusu düzelmez.