Etiket: Rahat

  • Bebeklerde gaz sancısı (infantil kolik)

    Tekrar Merhaba

    Bebeğinizin doğumundan itibaren büyüme gelişme sürecinde karşılaşabileceğiniz çeşitli durumları ele alan yazı dizimin ikincisini birçok ailenin korkulu rüyası olduğunu düşündüğüm gaz sancısına ayırdım. Yazılarımda, karşılaşılabilen bazı problemlere genel bir bakış açısı sunuyorum. Ancak unutmayın ki her bebek-çocuk ayrı bir bireydir. O yüzden burada yazdıklarımın birçoğu sizin bebeğinizde farklı bir şekilde seyredebilir. Bu nedenle önemli olan sizin gözleminiz ve takip eden doktorunuzun dedikleridir.

    İlk yazımda doğum sonrası beslenmeyi ele almıştık. Anne-bebek iletişiminde ilk aşamayı tamamlayıp emzirme düzenini sağladınız; sonrasında acaba sizi neler bekliyor?…

    İlk bir hafta-on günden sonra artık hayatınız düzene girmeye başladı. Bebeğiniz 2-3 saatte bir düzenli emiyor, meme başı çatlakları geçmeye başladı, memelerdeki hassasiyet azaldı. Bebeğiniz huzurlu, günün çoğunu uyuyarak geçiriyor. Oh ne güzel gazı da yok, …. Diye erken sevinmeyin sakın!… Önünüzdeki bir hafta-on gün içinde yavaş yavaş önce ıkınma, inleme ile başlayıp arkasından belli saatlerde şiddetli ağlamalarla seyreden yeni bir dönem başlıyor. Birçok endişeleriniz olmaya başladı. Acaba sütüm yetmiyor mu? Yoksa sütüm bebeğime yaramadığı için mi sürekli emmek istiyor? Gazını da rahat çıkarıyor aslında…

    Gaz sancısı ya da infantil kolik bebeklerde 2-3 haftalıkken başlayıp üçüncü ayına kadar devam eden, genelde belli saatlerde (özellikle akşam babanın işten gelme saati) başlayıp birkaç saat süren ıkınma, inleme, sık emmek isteme veya şiddetli ağlama nöbetleri ile karakterize bir dönemdir. Bu durum bebeğinizin normal gelişim sürecinin bir parçasıdır, bir hastalık değildir.

    Bu duruma önceden hazırlıklı olmanızda ve bunu baştan kabullenmenizde fayda var. Çünkü siz ne kadar panik yaparsanız, bebeğiniz de sizden o kadar etkilenebilir. Daha önceki yazımda bahsettiğim gibi bu duruma hazırlanmanın en önemli aşaması öncesinde bebeğinizin beslenme düzenini sağlamaktır. Normalde bebekler 2-3 saat aralıklarla her iki memeyi de 10-20 dakika kadar emerler. Bir memeyi emmeyi hemen tamamlamayabilir. Bu yüzden beslenme sürecini yaklaşık 1 saatlik döneme yayarak arada gazını çıkarıp bakımını sağladıktan sonra beslenme tamamlanmalıdır. Bu bir saatlik süreç etkin olarak kullanıldığında bebeğiniz sonrasında 2-3 saat kadar uyuyacaktır. Düzenini gaz sancısı döneminde de mümkün olduğunca bozmayın, sürekli emzirdikçe bebeğinizin kusması artabilir ve midesi sürekli dolu olduğu için rahat yatamaz. Anneler bu dönemde bebeklerinin kucağa alıştığını ifade ederler. Bunun temel nedeni bebeğin rahat yatamamasıdır. (Hem midesi dolu olduğu, reflüsü olduğu için; hem de karında gerginlik ve şişkinlik nedeni ile)

    Gaz sancısı dönemi özellikle yeni ebeveynler için bazen yıpratıcı olabilir. Anne dinlenemez ve beslenme düzenini aksatır ise süt yapımı gerçekten biraz azalabilir, meme poblemleri tekrarlayabilir, mastit (meme iltihabı) gelişebilir. Bebeğinizi düzenli olarak sağlam çocuk takiplerinize götürmeniz ve doktorunuz ile iletişim halinde olmanız bu dönemi biraz daha rahat atlatmanızı sağlayacaktır.

    Bu durumun 2 ay sonra geçeceğini düşünün. Bebeğinizin her döneminde birtakım sorunlar yaşayacaksınız. Emin olun gaz sancısı bunların en hafiflerinden biri. En azından bebeğinizi kucağınıza alıp pışpışlayınca, emzirince veya arabayla gezdirince biraz rahatlıyor. En önemlisi de birkaç ayda geçeceğini biliyorsunuz. O zaman niye kendinize eziyet ediyorsunuz. Önce bebeğinizi güzenli bir şekilde yatağına yatırın. Açın güzel bir müzik(tercihen klasik müzik) ve keyif alacağınız bir işle uğraşın. Veya ev işleriyle ilgilenin. Benim size önerim evi süpürmenizdir. Elektrik süpürgesi, saç kurutma makinesi gibi mekanik sesler bebeğinizin rahatlamasını sağlayacaktır. Siz de bu süre içinde biraz ağlama sesinden uzaklaşacaksınız, hem de ev işi görülmüş olacaktır. 15-20 dakika kadar elektrik süpürgesi ile evi süpürdükten sonra bebeğinizi kontrol ettiğinizde büyük ihtimalle uyumuş olacağını göreceksiniz. Eğer hala sakinleşmemişse araba ile gezmenin sırası gelmiş demektir!… Bazı bebekler birtakım ilaçlarda fayda görebilir. Bu durumu doktorunuza danışmanızda fayda vardır.

    Yine de her şeyi gaz sancısına bağlayıp geçmeyin. Bu dönemde görülebilen başka sorunlar da gaz sancısına eşlik edebilir. Düzenli doktor takiplerinizi ihmal etmeyin ve doktorunuzla iletişiminiz iyi olsun. Unutmayın ki her çocuk farklıdır ve bazı sorunlar bazı çocuklarda farklı şekillerde seyredebilir.

    Biliyorum, anne-baba olmak çok zor, ancak çok da keyifli. Merak etmeyin gaz sancısı sandığınızdan çok daha çabuk geçecek. Ve 2 ay sonra çocuğunuz size gülücükler saçmaya, agulamaya başlayınca herşeyi unutuvereceksiniz. Bunu da bir sonraki yazımda anlatmayı planlıyorum.

    Tüm anne-babalara çocuklarıyla birlikte sağlıklı günler dilerim.

  • Stres – Kaygı – Öğrenci

    Stres – Kaygı – Öğrenci

    O şimdi çok stresli dokunmayın sınavı var!

    Stressiz olmuyor ama fazla stres de dengeleri bozuyor

    Neden hep yumurta kapıya gelince harekete geçme alışkanlığımız var ki sanki.. Son anlar olmasaydı hiçbir işimi bitiremezdim diyordu bir arkadaşım. Bir an önce liseyi bitirip üniversiteli olma hayaline çok az bir zaman kaldı. Ancak küçük bir sorun çıkabilir! Ya sınavda kendimi gösteremez istediğim başarıyı elde edemezsem. Bunu düşünürken bir yandan harcadığınız emeğin karşılığını görememe… bir yandan yakınlarınızın yüz ifadesi.. bir yandan bir sürü arkadaşınız bir üniversiteye devam ederken sizin bir yıl daha belirsizliği yaşamanız.. üff bunlar çok ürkütücü ve siz bu durumu düşünmek bile istemiyorsunuz.

    Her ne kadar sonuçlarından kaçamasanız bile kaçındığınız sonun başına gelmesini önleyebilirsiniz.

    Diyojen takdiği

    Ünlü yunanlı filozof diyojen bir fıçıda yaşar ve kaybedecek hiçbir şeyi yoktur. Sokaktaki vatandaşla en asil soylu hükümdarın onun gözünde fark yaratacak bir etkisi yoktur.. Bir gün hükümdarın biri yanından geçerken durur ve onunla konuşmak ister.. seni onurlandıracağım bir ihsan ister misin diye sorar? Diyoje kendinden emin “Gölge etme başka ihsan istemem”. Bu günlerde aileler fırıl fırıl çocukların peşinde dolanıyor.. ve onlara “senin için daha ne yapabilirim” diye aslında bir tür farkında olmadan baskı yapıyor.. Eğer bu süre içinde onları kendinizden uzak tutar ve onların elektriğine kendinizi kaptırmazsanız. Odağınızı yapmak istediklerinize daha kolay kilitlersiniz.. Bazen bu durumlarda yarı bunalım takılmak..kendini odaya hapsetmek..göze daha az görünmek ve görünmek durumunda kaldığı ortamlardan hızla sıvışmak iyi bir takdik olsa gerek..

    Kaygının kaynağını kesmek

    Kaygı bir tür duygu ve o duyguyu besleyen hormanlar var.. Bunları harekete geçiren ise sınavın yaklaşması ya da gireceğiniz sınavın sonuçları değil..! Bu sonuçları düşünerek en olumsuzuna odaklanmanız.. bunu o kadar sık ve düzenli yaptıktan sonra böyle olacağını varsayan düşüncelerinizden kendinizi alıkoyamamanız.. ve düşündükçe kendinizi kötü hissetmeniz..ve mevcut potansiyelinizi kullanamayacak problemler yaşamaya başlamanızdandır… Kaygının kaynağı düşünceler.. Düşüncelerle beslenir. Günde ortalama 60 bin düşünce geçermiş aklımızdan ve bunların büyük bir kısmı negatif düşünceler olduğu söylenir.. Çok defa kişi bunun farkında değildir..hatta kendisine sorsanız hiç de olumsuz düşünmüyordur.. ama içten içe yaşadığı “acaba”lar.. onu yiyip bitirir.. bazen iştahı, uykusu bazen çalışma düzeni bazen bildiklerini unutması ve nihayetinde emeklerinin karşılığı olmayan istenmeyen sonuçları doğurur.. Düşüncelerin iyisi kötüsü olmaz ama düşüncelerin kalitelisi kalitesizi olabilir.. kaygı üreten kalitesiz düşünceler bir süre sonra öğrenme performansınızı olumsuz etkileyecek düzeye gelir.. Bu durumdan sonra ne kadar çalıştığınızın bir önemi yoktur. Bu çalışmalarınızın gerçekci değerini ne kadar yansıtacaksınız bu önemlidir.

    Yeterince hazır değilseniz

    Kaygılanmakta haklısınız çünkü kaygılanmanızı gerektirecek haklı nedenleriniz var. Yine de alacağınız yok. Yani kaygılanarak puanınızı yükseltebilecek durumda değilsiniz. Zamanlamasından dolayı treni bu sefer kaçırmış olabilirsiniz.

    Bilgi düzeyiniz iyi ancak becerilerinizden şüphe ediyorsanız;

    Performans öyle bir şey ki bilmek yetmiyor bilgilerinizi gösterebilecek duygusal ve zihinsel hazırlığınızı da tamamlamış olmanız gerekiyor.. Bir sporcunun teknik becerilere hakim maçta bu becerileri kullanacak duygusal bir zafiyet gösterirse beceri düzeyinde hak etmediği sonuçlara katlanmak durumunda kalacaktır.. Halbuki öğrenciler kendilerini o kadar çok yapacakları ya da yapmayacakları şeylere odaklıyorlar ki kendilerini almış oldukları duygusal ve zihinsel yaradan sızan hayat güçleri günden güne tüketip daha stresli hale getiriyor… Sonra nerede hata yaptım diye kendilerine haksızlık yapacak yanlış yerlerde çözüm arıyorlar..

    Bunlara Zamanım yok!

    Günde kaç km tempolu yürüyüş yapıyorsunuz? Şu anda hangi kitabı okuyorsunuz ve bitince hangisine başlayacaksınız. Bulmaca çözüyor musunuz? Kendinizle her gün yarım saat bir odada sessiz ve zihniniz rolantiye alacak mod ta çalıştırıyor musunuz (Bir tür meditasyon) müzik dinleyip dans ediyor musunuz. Sabahları yarım saat erken kalkıp günü planlıyor ve gün sonunda yaptıklarınızı değerlendirecek 15 dakika kendinizle “değerlendirme toplantısı yapıyor musunuz? Sınavda istediğiniz puanı aldığınızda kazandığınız okulda okuyup bitirdiğinizde neleri başaracağınızı her gün hayal gücünüzü de zenginleştirerek kurguluyor bunu canlandırıyor musunuz? Kendisini zevkle dinlediğiniz bir büyüğünüzle fırsat buldukça kendinizi sıkıştırmadan rahat rahat dinliyor musunuz? Hikaye veya roman okuyor ve kendinizi motive edecek araçlardan yararlanıyor musunuz? Bir günlük tutup mevcut rotanısı bir seyir defteri mantığı içinde kayda geçiriyor ve kendinizi denetliyor musunuz? Yatmadan önce yorgunluktan sızıyor musunuz yoksa belirli bir dinlenme moduna sokup rahat bir uyku mu çekiyor sunuz?

    Birçoğu bu ve buna benzeri sorularımda vaktinin olmadığını söylüyor! Evet yata yata ders çalışın demiyorum ama elinizden geleni ardınıza koymamanız işin gerekini gerektiği gibi yapmanızı engelleyecek ve yukarıdaki şeylerden bazılarına ihtiyaç duyuyor ama bunu kendinizden mahrum ediyorsanız. Bu kaygınızı azaltacak ilacı almaya vaktim yok gibi bir mazeretle sonuçlarına katlanmak durumunda kalabilirsiniz!

    Nasihatler İşe Yaramaz!

    Bu günlerde sık sık duyacağınız “heyecanlanma”, “Kendine güven”, “Sınav kişiliğini ölçmüyor bilginizi ölçüyor”, “Bu sınav her şey değil kazanamazsan da biz seni seviyoruz” ifadelerini büyükler sıkça yineliyor olabilirler.. Peki sizi rahatlatıyor mu?

    Duymak hoşunuza gidebilir ama sizi rahlatmayacaktır. Peki sizin gerçekten rahatlamaya mı ihtiyacınız var? Bazılarının tam tersine kaygısını heyecanlandırıp kendisini sıkıştırmaya ihtiyacı var ama bazılarının gerçekten kendini rahatlatmaya ihtiyacı var. Merak ettiğim şu kendinizi nasıl gerdiğinizi biliyoruz. Peki rahatlatmak için ne yapıyorsunuz? Bu durumda tek bir çözüm olmadığı gibi önerilen çözümlerde öğrencinin nezdinde “biz bunları biliyoruz” şeklinde tepki veriliyor. O zaman soruyorum “ne olsaydı kendinizi daha rahat hissederdiniz ve bu sınavda sınanmaktan dolayı yaşayacağınız kaygıyı yaşamazdınız” Diye. Verilen cevaplarda kişinin yapmadığı ve yapması gereken durumlar ortaya çıkıyor. İşte bunları ertelemeden ve normal rutin hayatınızın içine alarak yapın. Bunları yapmayarak kaygıya daha fazla zemin hazırlamış ve virüs gibi gittikçe baş edilemeyecek konuma gelişmesine neden olabilirsiniz diyorum.

    Eğlenceli olmayan işleri daha eğlenceli hale getirmenin bir yolu olmalı?

    Neden hep büyüklerden bekliyorsunuz. Büyükler hayatı çok ciddiye alıyor ve sizi de kendilerine benzetiyorlar. Sanki hiç öğrenci olmamışlarda.. ya da sizin öğrenim hayatınız mükemmel olsun diye acımasız bir gardiyan gibi çalılıyorlar..!

    Yapmanız gereken şey hem yapmak zorunda olduğunuz bir şeyse genellikle eğlenceli görülmez.. peki daha eğlenceli olması için bu zorunlulukları nasıl yapardınız diye bir soru sorsam alacağım yanıtı merak ediyorum? Komik ya da saçma bulmadan bunları söyleyin.. biliyorum önceleri tuhaf geliyor ama önce belirleyin..ve bunları yazın..

    Şimdi eğlenceli tarafına geldik..! Niye yapmıyoruz?

    Acı çekmeyeceğim diye eziyet çekmeniz gerekmez!

    Güzel şeyler bazen zor oluyor. Bazen sıkıntı çekmeniz ve rahatınızdan fedakarlık yapmanız gerekiyor. Açlık olmasaydı yenilen yemeklerin çoğu zevkli olmayabilirdi.. Mesela doğum bir anne için çok acı verecek bir deneyim ve bu acıya katlanırken onu motive eden bebek hayatının en güzel şeyi olduğunu düşünebiliyor.. O kadar çok acı çektiği halde bebeği kucağına aldıktan sonra doğum sancısından bahseden bir anne hiç tanımadım..? Doğumunuza az kaldı .. Gülümseyin..

    Aynanın karşısında … “az kaldı” deyip aynı anda gülümseyebilirseniz.. stresinizle dost olabilirsiniz… Yoksa düşmanınız olmasını mı istersiniz..?

    O zaman ne duruyorsunuz.. GÜLÜMSEYİN..

    ADİL MAVİŞ

  • Fobileriniz kabusunuz olmasın !

    Kim yüzde yüz cesuryürek ki ? Uçaktan, karanlıktan, hasta olmaktan, böcekten, iğneden, denizden, yüksekten, kediden, köpekten, yalnız kalmaktan, kaybetmekten, parasızlıktan… Saymakla bitmez… Korkularınızdan korkmayın, “fobim var” deyip geçmeyin, tedavisi düşündüğünüzden daha basit.

    “Korku” dediğimiz şey aslında bir kaygı duygusu. Ve çok insani. Bu duygu çoğu zaman hayatta kalmamızı sağlayan “savaş veya kaç” komutunun habercisi.

    Bu hisse kendimizi kaptırıp tüm duygularımızı ele geçirmesine izin verdiğimizde iş çığırından çıkıyor. Tam da bu noktada hayatımızı zorlaştıran fobiler çıkıyor ortaya.

    Peki nedir bu “fobi”? İnanılmaz ama gerçek, yaklaşık 250 tip fobi mevcut. Bizi korkutan anlık bir olayın hafızalarımıza kaydedilmesiyle ilk fotoğraf oluşuyor. Zamanla beynimiz belli hareket dizinleriyle bu fotoğrafı filme çeviriyor. Kartopu etkisi dediğimiz şey burada devreye giriyor ve maalesef benliğimizi ele geçiriyor.

    Bazen de çok korktuğumuz bir olayda bilinçaltımız tarafından kaydedilen görüntü ve sesler de korkumuzun tetiklenmesine sebep olabiliyor. Küçük yaşta boğulma tehlikesi geçiren bir kişi önce denizden, sonra havuzdan sonrasında ise suya dair her şeyden korkuyor. Ya da çocukken bir köpek tarafından kovalanmak ömrün geri kalanında köpek korkusuna yol açabiliyor.

    Dalgalı deniz görüntüsü ve sesi, bir köpek havlaması, uçak motoru sesi… Hepsi, ama hepsi tetikliyor. Düşünürsek… Hangimizi köpek kovalamadı? Hangimiz doğuştan yüzme biliyorduk, ya da kaçımız uçakların teknik donanımlarına hakim? Korkulardan, fobilerden kurtulmak mümkün mü?

    Korkulardan arınmak ve hayatı kolaylaştırmak zannedildiği kadar zor değil. İlk adım korkunun temel nedenine inmek. O temel algı değişimi ve tamamlayıcı tıp yöntemleriyle değiştirildiğinde korku da uçup gidiyor. Hangi yöntemler bunlar? Kaç seans gerekiyor? Birkaç farklı yöntem uygulamak mümkün. Bioenerji.

    Bu yöntemle vücudumuzda, korku duygumuz nedeniyle bozulmuş olan enerji akımı ve buna bağlı belirtiler düzenlenir. Algı değişimi ve EFT tekniğinin daha kolay uygulanmasına zemin hazırlanır. Bu sayede de hasta korkularından daha rahat kurtulabilir. Algı değişimi.

    Kulağa ilk çarptığında kişide bir çekince oluşabiliyor. Fakat algı değişimi seanslarında danışan tarafından onaylanmayan hiçbir işlem uygulanmaz. Tamamen rahat bir sohbet akışında, geçmişin kaygı ve travmalarını hatırlayıp onları usulünce değiştirerek yerine doğru algıları, kişinin kendi iradesi ve isteğiyle yerleştirmek, rahatlığa ulaşmanın bir yoludur.

    EFT “Emotional Freedom Technics”, yani “Duygusal Özgürlük Tekniği”. Burada amaç, akupunktur noktalarına yapılan küçük dokunuşlarla, beyin belli bir rahatsızlığı odaklanır. Belli hareket silsilesinin ardından bu rahatsızlık beyine yokmuş gibi algılatılır. Beyinde tariflenmeyen bir rahatsızlık da vücudumuz tarafından hızlıca iyileştirilerek yok edilir.

    EFT’ye ağırlıkla; Hayvan, yükseklik, deprem, asansör, ameliyat, karanlık, yalnızlık vs. gibi korku ve fobilerde, sınav stresi ve sınav korkusunu yenebilme, okula konsantrasyon, motivasyon, öğrenme alanlarında, Psikolojik problemlerde ve sigara bırakma, kilo problemleri, yeme bozuklukları ve cinsel sorunlarda başvuruluyor.

    Doğru uygulandığı taktirde, başarı oranı da epey yüksek. Korkunun tipine ve kişinin tedaviye uyumuna göre, “kim korkar hain kurttan” demek için 3-5 seans yeterli.

  • Kol ve boyun ağrılarının tedavisi

    Konservatif Tedavi

    Yatak istirahatı: 2-3 gün yarı yatar pozisyonda boyun eğriliğine uygun ince yastıkla istirahat konservatif tedavinin ilk aşamasıdır. Erken dönemde (ilk 48 saat) soğuk, sonra sıcak uygulamaları faydalıdır.

    İlaçlar: Ağrı kesiciler (aspirin, asetaminofen), Anti-inflamatuar ilaçlar (Naprosyn, İndocin vs) inflamasyonu önleyerek ağrıyı azaltırlar. Kas gevşetici ilaçlar kas spazmlarını rahatlatır, sinir iritasyonunu azaltırlar.

    Boyunluk: Boyunluk genellikle akut ağrılı dönemin ilk 2 haftasında dinlendirme ve hareketi kısıtlamak için önerilmektedir. Kaza geçirenlerde araştırmalar tamamlanana kadar mutlaka boyunluk takılmalıdır. Üç haftadan sonra uzun süreli boyunluk takılması önerilmemektedir. Boyun kaslarında erime ve kuvvetsizlik gelişmektedir. Geç dönemde mutlak boyun egzersizlerine önem verilmelidir. Geçirilen boyun ameliyatlarından sonra da doktor önerisiyle uzun süreli boyunluk takmak gerekebilmektedir.

    Fizik tedavi: Boyun ağrısı olanlarda özellikle kronikleşen ağrılarda fizik tedavi son derece faydalıdır. Masaj, hidroterapi(su tedavisi), ültrason, elektrikli sinir dalgaları(TENS) diğer tedavi yöntemleri olup mutlaka uzman kişilerce uygulanmalıdır.


    Boyun Çektirme (şiropraksi): Yapılan işlemin boyundaki yük miktarını azaltıp ağrıyı geçirdiği bildirilmektedir. Ciddi boyun fıtığı, romatizma yakınmaları, tümör, enfeksiyon gibi ciddi rahatsızlığı olanların uzak durması gerekmektedir. Mutlaka doktor önerisiyle ve bizzat kontrolünde uygulanmalıdır.Düzeltmek yerine sonuçlar daha da kötü olabilir.

    Enjeksiyon tedavileri: Ağrıya neden olan yerin bulunup, oraya ağrıyı algılamayı
    engelliyen ilaçların verilmesidir. Tedavi dışında tanı koymakta da yardımcıdır.

    Ozon terapi:Enjeksiyon tedavisi gibidir.Sorunlu bölgeye uygun doz ve konsanteasyonda ozon gazı enjekte edilir.

    Akapunktur ve biyolojik geri iletim (Biyoenerji): Günümüzde kısa süreli düzelme sağlamakla birlikte; boyun ağrılarının tekrarını önlediği ve düzelmeyi hızlandırdığı kanıtlanamamıştır.

    Güçlendirme egzersizleri, Aerobik: Boyun ağrısının tedavisinde ve korunmada çok önemlidir. Boyun eğriliğinin düzeltilmesinde yardımcı olur.

    Kimlere Cerrahi Tedavi Önerilir?

    – Omurgada tümörü veya apsesi olanlara,
    – Yürüme zorluğu, elde beceriksizlik yapan dar kanal hastalarına,
    – İlerleyici kas gücü kaybı, duyu kusuru ve refleks kaybı olacak şekilde kol sinirlerine ve omuriliğe bası yapan boyun fıtıklarına,
    – Tedaviye rağmen şikayetleri 4-6 hafta sürenlere,
    – Omurga kırığı ve omurga kayması olanlara,
    – Ciddi omurilik ve sinir basısı olanlara,
    – Yapılan radyolojik incelemelerin (CT, MRI gibi ) problemin varlığını gösterilenlere

    Cerrahi yöntemler:

    1) Servikal laminektomi: Genel anestezi altında cerrah omurgaya arkadan ulaşır ve omurilik üzerindeki basıyı kaldırmak için arka yerleşimli kemik dokularını çıkartır. Omurilik rahatlatılır.

    2) Önden basit diskektomi: Genel anestezi altında boyunun ön kısmına küçük bir kesi yapılır. İki omurga arasındaki disk dokusu mikroskop yardımıyla tamamıyla çıkartılır. Hasta ertesi gün taburcu edilir. Çıkartılan diskin yerine özel durumlar hariç kemik parçası (greft) konulmasına gerek yoktur.

    3) Arkadan diskektomi: Genel anestezi altında boyun arkasından kaslar kesilerek eklem üzerine bir pencere açılır ve sinire bası yapan disk parçası çıkartılır.

    4) Korpektomi: Bu işlemde cerrah diskler ile birlikte omuruda tamamen çıkartır. Amaç omuriliği tamamen rahatlatmaktır. Çıkarılan omur yerine kemik greft ve plak konulması gereklidir.

    Bütün bu ameliyatlarda kemik parçası (greft) hastanın kalçasından veya kadavradan alınmaktadır. Amaç kemik kaynamasını sağlamaktır. Plak-vida takılması ise sadece belli vakalarda uygulanmaktadır. Sorun çıkmazsa plak ve vidayı çıkarmak gereksizdir.

    Egzersizler

    Sağlıklı Boyun İçin 15 Dakikalık Program

    Boyun egzersizleri boyun kaslarını kuvvetlendirir.
    Boyunun duruş pozisyonunu düzelterek boyundaki hareket kabiliyetini arttırır.
    Boyun ameliyatı olanlar ve uzun süreli boyunluk kullananlar mutlak egzersiz yapmalıdır.

    Boyun eksersizleri omuzunuzdaki, sırtınızdaki gerginlik ve sertlik hissini rahatlatır.
    Egsersiz ağrısız ,güçlü ve sağlıklı bir boyun sağlar.

    15 Dakikalık Egzersiz Programı:

    Günde 1-2 kez ,sadece 15 dakika yaparak sağlıklı boyuna sahip olabilirsiniz.
    Sabah yapılması tercih edilmelidir.
    Egzersizleri 2 ve 3’e bölerekte evde, işde uygulanabilir. Gittikçe sayı kontrollü arttırılabilir.

    1. Sandalyede oturarak: Başınızı yavaşca sağa döndürerek 3 saniye böyle durun. Sonra aynı
    işlemi sol tarafa doğru tekrarlayın. En az 5 defa tekrarlayın ve dinlenin.

    2. Sandalyede oturarak: Başınızı yavaşca çeneniz göğsünüze deyecek şekilde öne eğmeye çalışın.
    Dinlenin. Başınızı yavaşca rakaya bükün ve dinlenin.
    En az 5 defa tekrarlayın.


    3. Sandalyede oturarak: Başınızı yavaşca kulağınız omuzunuza değecek kadar sağa ve sola eğdirin. Yavaşça ve dinlenerek. En az 5 defa tekrarlayın.

    4. Sandalyede oturarak: Başınızı yavaşca saat yönünde geniş bir çember çizecek şekilde döndürün. Aksi yönde de en az 3 kez tekrarlayın.

    5. Sandalyede oturarak : Elinizi alnınıza dayayarak,
    baş öne doğru itilmeye çalışılırken ellerle engel olunmaya çalışılır. 10′ a kadar sayılır ve enaz 3 kez tekrarlanır.

    6. Sandalyede oturarak : Elinizi bu kez enseye konup, baş arkaya doğru itilirken ellerle engel olunmaya çalışılır. 10’a kadar sayılır ve enaz 3 kez tekrarlanır. Aynı hareket
    yana doğru eğilirkende tekrarlanır.

    7. Sandalyede oturarak : Ellerinizi kollar yere paralel olacak şekilde göğüs hizasında birleştirin be birbirine bastırın. 10 a kadar sayarak bu şek,ilde tutun sonra bırakıp gevşeyin ve dinlenin en az 5 kez tekrarlayın. Aynı pozisyonda durarak elleriniz birbirinden ayırmaya çalışın.

    8. Ayakta dik dururken elinize bir sopa alıp dirsekleriniz gergin iken sopayı yukarı doğru kaldırın. Hareketi en az 10 defa tekrarlayın.

    9. Ayakta dik dururken avuç içlerinizi duvara yapıştararak dirseğinizi bükmeden duvara doğru hafifçe abanıp vücudunuzu tartın.

    10. Dizleriniz bükülü, sırt üstü yatınız.(Başınızın altında ince yastıkla daha rahat edebilirsiniz).Dirsekleri yerden kaldırmadan tam yana açın ve ellerinizi havaya kaldırın. Dirsekleriniz 90 derece açılı yerden kaldırmadan yukarı aşağı hareket ettirin.

    11. Dizleriniz bükülü, sırt üstü yatınız.(Başınızın altında ince yastıkla daha rahatedebilirsiniz). Başınızı vücudunuzla beraber yukarı doğru kaldırmaya çalışın ve dinlenin. En az 5 kere tekrarlayın.