Etiket: Problem

  • Vajinismus Belirtileri Nelerdir?

    Vajinismus Belirtileri Nelerdir?

    Vajinismusun kesin teşhisinde öncelikle jinekolojik değerlendirme yapıyorum. Jinekolojik muayene masasında yapılır, son derece kolay ve ağrısızdır. Değerlendirmede herhangi bir vajinal alet kullanmıyorum. Dış genital organların yapısını değerlendiriyorum. Vajina, kızlık zarı yapısı ve dış genital bölgede enfeksiyon bulgusu veya anatomik herhangi bir bozukluk varmı değerlendiriyorum.  
    Bu değerlendirmenin bir amacı da vajinismusun derecesini saptamış oluyorum. Bu ilk muayenenin rahat geçmesi ile hastalarımda doğal bir rahatlama oluyor. Jinekolojik muayenenin rahat olduğu ve iletişimin ne kadar rahatlatıcı olduğunu fark eden hastalarım tedavinin de ilk adımını atmış oluyor.
    İlk muayene esnasında hastalarıma bunlarla ilgili ayrıntılı bilgi veriyorum ve tedavi süreci, sıklığı hangi yöntemlerin kullanılacağı ve muhtemel süreç hakkında bilgilendirme yapıyorum . Muhtemelen de 3-6 seansda sonuca varmaktayız.  
     
     
    En sık belirti cinsel ilişkiye hiç girememe, korku ile kendini bilinçsiz şekilde kasma
    İlişkide bacakları yeterince açamama, kendini geri çekme ve sonunda bacakları kapatıp eşi iterek ilişkiyi bitirme
    Her pozisyonlarda değil, yalnızca birkaç pozisyonda ve oldukça çekinerek ilişkinin gerçekleşmesi
    Ağrılı ilişkiye girme, ilişkide yoğun ağrı
    İlişkide penisin vajina içine tam olarak değil de yarım olarak girmesi
    Vajina içine fitil ve tampon yerleştirememe, parmak sokamama
    Jinekolojik muayene olamama, vajinal ultrasona girememe, smear testi yaptıramama
    Cinsellikle ilgili konularda konuşmaktan veya dinlemekten bile kaçınma
     
    Vajinismus Nedenleri
     
    Vajinismusun en sık nedenleri psikolojik kaygılardır. Kaygılarını yenemeyen hastalarımın bunu kolayda paylaşamadıkları için depresyona dahi girerler. Bu sorunun sadece kendilerine has olduğunu düşünüp problemleri olduğundan büyük görürler. Bilinçaltı kaygılar vajinusmusun %90 nedenini oluşturur. Geriye kalan %10 neden ise genital alanın yapısal veya enfeksiyona bağlı problemleri ve erkeğe ait nedenlerdir.
     
    Psikolojik Vajinismus Nedenleri
    Yapısal (Organik) Vajinismus Nedenleri
    Erkek Eşe Bağlı Eşlik Eden Nedenler

     
    Hastalar vajinusmus problemini kolay paylaşamaz.
    Herşeyden önce tahmin etmedikleri bir problemdir. Karşılarına çıkınca da ne yapacaklarını bilemezler ve anlatmaya da utanırlar. Fakat yaygın bir problemdir. Heryüz kadından 10-12 sinde bu problem vardır . Erken dönemde iyi terapist yardımı ile bu sorun kolaylıkla çözülür.
     
    Vajinismus Problemi Ailelerle veya Başkalarıyla Paylaşılmalı mı?

     
    Vajinismus problemiyle karşı karşıya kalan çiftlerin aileleri olgun kültür düzeyinde ve anlayışlı kişilerden oluşuyorsa çiftler manevi destek almak amacıyla bu sorunlarını aileleriyle paylaşabilir. Bunu kararını terapistleri ile vermeleri yerinde olacaktır.

  • Oyun Terapisi

    Oyun Terapisi

    Çocukların dili oyundur diyerek başlamak istiyorum. Biz yetişkinler konuşarak iletişim kuruyor ve problemlerimizi bu yolla çözmeyi hedefliyor ve çoğu zaman otomatikman çocukların da bunu yapmasını bekliyoruz. ANCAK; ‘çocukların dili oyundur!’. Çocuklar problem çözme becerilerini sağ beyin üzerinden kurduğu oyunla, belki bir hayvan veya kuklanın yerine kendisini koyarak, bazen de baş edemediği korkularını gömmeyi seçerek geliştirir. Bunu günlük hayatta birçok kez yapar, çünkü; yazının en önemlisi konusu: ‘çocukların dili oyundur’.

    Bazen de baş edemediği, işin içinden çıkamadığı zamanlar olur. Bunlar çocuğun hayatındaki önemli travmalar olarak saydığımız hastane-ameliyat-kaza vb. geçmişi, ebeveyn boşanması, bir sevdiğinin ölümü ya da taşınma travması da olabilir, bunların yanısıra kaygı, öfke, depresyon, dikkat eksikliği, sosyal uyum becerilerinde zorluk, akademik gelişim ve öğrenmede zorluk gibi davranış problemlerine neden olan alanlar da olabilir. Bu gibi zamanlarda, genellikle 3-12 yaş arasında değişen çocuklara yardım etme zamanı gelmiştir. Oyun terapisi tam da burada devreye girer ve çocuğun ‘görülmesini’ sağlar. Terapist ve çocuğun arasında özel zaman geçirme hissiyle çocuğa güvenli bir ortam yaratılır. Çocuk istediği bir çok şekilde özel oyun odasında 45 dakika oynar, en iyi bildiği problem çözme becerisi olan oyunu kullanır ve terapisti tarafından özel tekniklerle takip edilir. Terapi, aile ve okul işbirliğiyle devam eder ve her çocuğun kendine özgü olduğu bilinciyle sonuca değil sürece odaklanarak devam etmek önemlidir.

    ‘Oyun terapisinin çocuklar üzerindeki etkileri nedir?’ derseniz;

    1)Davranışları ve davranışlarının sonuçları anlamında daha sorumluluk sahibi olmaya başlarlar ve kendilerine yeni etkili stratejiler belirlerler.

    2)Problemlerine yeni ve yaratıcı çözümler üretirler.

    3)Kendini ve başkalarını kabul etmek ve saygı duymak konusunda kendilerini geliştirirler.

    4)Duygularını deneyimlemeyi ve dışavurmayı öğrenirler.

    5)Diğerlerinin duygu ve düşüncelerine saygı duymayı ve empatiyi öğrenirler.

    6)Yeni sosyal beceriler ve aileleriyle ilişki kurma becerilerini geliştirirler.

    7)Kendilerine ve yeteneklerine olan güvenlerini & özgüvenlerini geliştirirler.
     

  • Çocuk/Ergen Danışmanlığı

    Çocuk/Ergen Danışmanlığı

    Büyüme sürecinde duygusal, zihinsel ya da davranışsal sorunlar yaşayan çocuk ve ergenlerle bire bir yürütülen danışmanlık hizmetidir. Bu hizmette söz konusu sorunların altında yatan psikolojik rahatsızlıklara odaklanılır. Süreçte, ebeveynlerle de işbirliği yapılır ve düzenli görüşmeler yoluyla ebeveynlerin bilinçlenmelerine yardımcı olunur.

    Çocukta ya da ergende ortaya çıkmış problemler, çocuğun/ergenin yardım çağrısı olarak düşünülür. Çocuğun ya da ergenin yaşadığı problem “bir sıkıntım var, bunu kendi başıma çözemiyorum, desteğinize ihtiyacım var, yolunda gitmeyen bir şeyler var, bana yardım edin” çağrısıdır.

    Çocukla/ergenle bire bir yürütülen danışmanlık hizmetlerinde; probleme yönelik çalışıldığı gibi, çocuğun/ergenin sosyal ve duygusal açıdan güçlenebilmesi, gelişimsel becerilerini arttırabilmesi, yaşına ve gelişim özelliklerine uygun olarak yaşadığı sorunların üstesinden gelebilmesi ve ailesiyle ve arkadaşlarıyla sağlıklı ve besleyici ilişkiler kurabilmesi amaçlanılır.

    Çocukluk ve ergenlik dönemi; bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal gelişimin hızla devam ettiği dönemlerdir. Çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıkan sorunlara hemen müdahale edilmesi çocuğun/ergenin gelişim sürecinde tıkanıklıklar oluşmasını engelleyebileceği gibi gelişimin arzulanan çerçevede sürekliliğini sağlar.

    Bir sorun uzun süre çözülemediğinde çocuğun/ergenin tüm gelişim alanları bu sorundan olumsuz bir şekilde etkilenir ve diğer gelişim alanlarında da farklı sorunlar oluşur. Sorunlar büyümeden yapılabilecek erken müdahale hem çözüm sürecinin kısalmasında hem de başka sorunların oluşumunun önlenmesinde belirleyici rol oynar.

    Çocuğa/ergene yönelik danışmanlık hizmetlerinin en önemli yararlarından biri de, ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek ve kişiliğin oluşumunu olumsuz etkileyebilecek problemlerin; zamanında ve büyümeden çözülebilmesine ve krizlerle baş ederek atlatılabilmesine imkan sağlamasıdır.

    Çocuklara ve Ergenlere Yönelik Danışmanlık Hizmetleri

    • Travma (ölüm, şiddet, istismar, boşanma, hastalık, kaza, ameliyat vb.)
    • Davranış ve uyum problemleri
    • Risk içeren davranışlar
    • Sosyal beceri eksiklikleri
    • Bağımlılıklar
    • Ders başarısızlığı
    • Çekingenlik ve kendine güvensizlik
    • Dikkat eksikliği ve hiperaktivite
    • Özel öğrenme güçlüğü
    • Alt ıslatma
    • İnatçılık
    • Parmak emme, tırnak yeme,
    • Kardeş kıskançlığı
    • Yeme problemleri
    • Konuşma bozuklukları
    • Gecikmiş konuşma
    • Tikler
    • Okul problemleri
    • Öğrenme performansını arttırma vb.

    Çocukla / Ergenle Çalışma Sistemi

    • Verilen danışmanlık hizmetinde öncelikle çocuk/ergen hakkında aileden ayrıntılı bir şekilde bilgi edinilir.
    • Çocuğun/ergenin yaşadığı sorunun kaynağını belirlemek ve çocuğu/ergeni tanımak amacıyla ihtiyaç duyulan konularda psikolojik testler uygulanır.
    • Çocukla/ergenle bire bir çalışılarak ve gözlem yoluyla ihtiyaç duyulan bilgiler edinilir.
    • Sorunun kaynağı belirlendikten sonra çocuğun ya da ergenin sorununun çözümüne yönelik psikoterapi yöntemleri belirlenir.
    • Problemin niteliğine ve ihtiyaca yönelik olarak çocukla/ergenle bire bir danışmanlık hizmeti sürdürülür.
    • Ailede ve okulda düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunda aileyle ve okulla gerekli işbirliği yapılır.
    • Çocuklarla ve ergenlerle çalışırken; oyun terapisi, EMDR terapisi, psikodrama, sanat terapisi, çözüm odaklı terapi, ebeveyn danışmanlığı, aile terapisi vb. birçok terapi yönteminden yararlanılmaktadır.

    Çocuklara ve Ergenlere Yönelik Grup Çalışmaları

    Çocuklara ve ergenlere yönelik yardım hizmetleri, bire bir danışmanlık hizmetlerinin yanı sıra grup çalışmaları yardımıyla da yürütülebilir. Grupla psikolojik danışma, benzer problemlere sahip 6-15 kişiden oluşan en az bir uzman kontrolünde yürütülen sistematik danışmanlık faaliyetleridir. Grup dinamizminden de yararlanılarak, çocuğun/ergenin yaşanılan sorunlarda yalnız olmadığını fark etmesi, benzer sorunlarla başa çıkma konusunda sosyal öğrenme olanakları sunması ve bir gruba aidiyet duygusu yaşatması ,yardım sürecinde iyileştirici etkiler yaratmaktadır. Yapılabilecek grup çalışmalarına ait konu başlıklarından bazıları aşağıda sıralanmaktadır;

    Psikodrama Grup Çalışması: Dramatik canlandırmalar yoluyla sorunlarını, çatışmalarını, kaygı ve güçlüklerini ele alarak, çocuğa ve ergene başa çıkma becerilerini geliştirme ve bunları deneme olanağını sağlar.

    Sosyal Beceri Geliştirme Grubu: Çocuğun/ergenin yaşına ve gelişim özelliklerine uygun; kendini grup içinde ifade etme, iletişimi başlatma ve sürdürme, öfkesini kontrol etme ve öfkesini yapıcı şekilde yönlendirme gibi sosyal becerileri edinebilmesi amaçlanmaktadır.

    Yaratıcılık Becerilerini Geliştirme Grubu: Çocuğun/ergenin gündelik yaşam içinde karşısına çıkabilecek sorunlara ilişkin özgün çözümler geliştirebilmesi, farklı alternatifler üretebilmesi amaçlanmaktadır.
    Sınava Hazırlanma ve Sınav Performansı Arttırma Grubu: Çocuğun/ergenin akademik başarının ölçüldüğü sınavlara etkin şekilde hazırlanabilmesi ve sınav esnasında yaşanabilecek olumsuz kaygıyı kontrol edebilmesinin amaçlandığı faaliyetlerdir.

  • Çocukta Davranış Problemleri

    Çocukta Davranış Problemleri

    Şimdi bir hayal çalışması yapalım.. Düşünün ki bir sabah gözlerinizi açıyorsunuz ve kim olduğunuza, nerede olduğunuza dair hiçbir fikriniz yok. Etrafınızda size göre çok büyük hareket eden sesli nesneler var ama onları anlamıyorsunuz, dillerini bilmiyorsunuz. Her şey sizden kat kat büyük. Gözünüzün gördüğü, kulağınızın duyduğu, burnunuzun kokladığı, dilinizin tattığı, size dokunan ve dokunduğunuz her şey yabancı. Ne hissedersiniz?

    Korku? Endişe? Merak?

    Hoş geldiniz dünyaya..

    Çocuklar bu yabancı dünyaya yaşamlarını devam ettirebilecek bilgi ve becerilerden yoksun olarak gelirler. Bu bilgi ve becerileri öğrenebileceği, güvenlik arayışına cevap alabileceği en önemli kurum ailedir. Çocuğun gelişim sürecinde duygusal, bilişsel ve davranışsal yönden ihtiyaçları karşılanamadığında olumsuz davranışların gelişmesi görülebilmektedir. Çocuğun olumlu gelişimi için aile içerisindeki tutarlı davranışlar ve çocukla kurulan olumlu ilişkiler önemlidir. Ebeveynlerin çocukla sıcak bir ilişkisi kurması, kabullenici tutumları ve duygusal gereksinimlerini karşılaması çocuğun problemli davranışlar göstermesini engellemekte, problem çözme becerilerini geliştirmektedir.

    Sert disiplin anlayışı, sosyal ve duygusal yönden çocuğun desteklenmemesi, sınırsızlık, ebeveynlerden birisinin boşanma ve ölüm gibi sebeplerden dolayı yokluğu, babanın ilgisini ve sevgisini gösterememesi, çocukla sağlıklı iletişim kurulamaması, aile içi şiddet gibi sebepler çocuklarda huzursuzluk, korku, endişe, öfke duygularını yoğunlaştırma ve saldırganlık, öfke patlamaları gibi problemli davranışların ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir.

    Çocuklarda gelişim dönemine uygun olmayacak şekilde en sık karşılaşılan davranış problemlerini şu şekilde sıralayabiliriz; saldırgan davranışlar (itme, vurma), yalan söyleme, izinsiz eşya alma, aşırı korku ve kaygılar, tırnak yeme, saç koparma, parmak emme, alt ıslatma ve dışkı kaçırma, yeme bozukluğu, karşı gelme, uyku bozuklukları.

    Çocuğun problemli davranışlar sergilemesinin nedenlerinden bazıları; ebeveynleri tarafından fark edilme isteği, görülme ve onaylanma ihtiyacı, öfkesini daha sağlıklı bir yolla nasıl belli edeceğini bilmemesi, ebeveynlerin olumsuz davranışlarını model almaları, genetik sebepler, fizyolojik sorunlar ve fark etmeden ebeveynler tarafından davranışlarının ödüllendirilmesidir.

    Ebeveynler çocukların fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını uygun yollarla gideremediğinde, çocuklar kendilerini fark ettirmek için olumsuz davranışlar sergileyebilirler. Bu noktada problem davranışın kaynağını ararken çocuğun davranışı ne sıklıkta ve yoğunlukta sergilediğini de gözlemlemek gerekir. Çocuk için ilk rol model ebeveynlerdir, anne babalar ev içerisinde kendi tutum ve davranışlarını da gözlemlemelidirler.

    Bunun yanı sıra çocukların duygularını özgürce ifade etmesine izin vermek, çocuğun anlayabileceği şekilde açık ve net (sert değil) sınırlar koymak, sevildiğini ve şefkati hem söze dökerek hem de beden diliyle hissettirmek, sakin zamanında anlayabileceği düzeyde basit cümlelerle konuşmak, yaşına uygun sorumluluklar vermek, olumlu davranışlarını ödüllendirmek (övmek, sevinmek, teşekkür etmek, mutlu olduğunu ifade etmek vb.), yaratıcılığını pekiştirmek, kıyaslamalardan kaçınmak çocukta var olan davranış problemlerinin ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır.

  • Neden Cinsel Terapi?

    Neden Cinsel Terapi?

    Cinsel terapi, cinsel sorun yaşayan bireyin veya çiftin problemine yönelik bilimsel bir yaklaşıma dayanarak çözüm sunar ve bir psikoterapi türüdür. Cinsel terapistler, genellikle psikoloji alanında eğitim almış ve üzerine cinsel terapi eğitimi almış ruh sağlığı profesyonelleridir. Sizi mevcut problemin tespiti için öncelikle, detaylı bir değerlendirmeye alır ve sonrasında bir tedavi algoritması oluşturur. Bu ilk aşama, başvurduğunuz problemin nedeninin araştırıldığı öykülerinizin alındığı bir evredir. Aynı zamanda organik veya psikolojik kökenli bir problem mi yaşıyorsunuz ayırt edilir. Başvuru sebebine göre, bireysel veya çift olarak gittiğinizde değerlendirme seansları süreci ortalama 1-4 arası sürebilir.

    Daha sonra size çözüm için gerekli aşamayı planlar ve sunar veya yönlendirme yapar. Cinsel terapide uygulanan yöntem ve teknikler daha öncesinde pek çok kişinin fayda gördüğü bilimsel referansı olan kanıta dayalı uygulamalardır. Aynı zamanda sistemlidir. Başarı oranı oldukça yüksek olan cinsel terapi bir süreçtir ve danışanların verilen egzersizleri yapması alacakları sonucu doğrudan etkiler. Terapi sürecini ise sadece egzersizler oluşturmaz, düşünce, duygu, davranış sistemli bir şekilde ele alınır. Terapistiniz gerektiğinde duygusal noktalara yönelik müdahaleler seçecektir. Aynı zamanda doğru cinsel bilgilerin alındığı bir psikolojik cinsel eğitim sürecine dahilsinizdir.

    Cinsel terapilerde, genellikle herhangi bir ilaç kullanımına gerek kalmadan, verilen egzersizlerle birlikte yaşadığınızdan sorunu kolaylıkla çözebilirsiniz. Yaşadığınız cinsel sorunlar genellikle psikolojik kökenli olabilir ve cinsel terapi bir psikoterapi modelidir. Bu sebeple yaşadığınız cinsel problem, kader değildir, iyileşebilir. Ortalama 10-12 seanslık yapılandırılmış terapi çeşitleri vardır, bazı durumlarda daha kısa sürede terapi sonlanır.

    Cinsel terapiye yanıt veren cinsel işlev bozuklukları başlıca şunlardır;

    Vajinismus, Disparoni(kadında ağrılı cinsel ilişki), Cinsel isteksizlik, Anorgazmi(orgazm olamama), Erken boşalma, Geç boşalma, Erektil disfonksiyon(Sertleşme bozukluğu), Hiperseksüalite, Nemfomani.

    Cinsel terapistler aynı zamanda cinsel sağlık konusunda tavsiye alabileceğiniz ve danışabileceğiniz eğitimli profesyonellerdir.

  • Çözüm Odaklı Yaklaşım

    Çözüm Odaklı Yaklaşım

    Genelde problemlere odaklanmaya meyilliyiz toplum olarak. O kadar problemle uğraşıyoruz bazen burnumuzun dibindeki çözümleri bile göremiyoruz. Çünkü problem bizim tüm iliklerimize işlemiş ve bizden başka bu problemi bizim gibi yaşayan başka kimsenin olmadığı kanaatimiz o kadar tamdır ki etrafımızdaki birisi yanlışlıkla bir tek sen bu problemi yaşamıyorsun gibi bir yaklaşımda bulunursa vay onun haline. Problem bizimse o problem hepimiz için çok büyük demektir. Problem hayatımızın tamamında var mı yoksa istisnai durumlar oluyor mu? Yoksa biz Problemleri hayatın tamamına mı taşıyoruz.

    Problemlerle uğraşırken acaba gözümüzden bir şeyi kaçırıyor muyuz? Aslında hep istediğimiz bir şeye odaklanamıyor muyuz? Bu ne diye bir düşünelim. Tavsiyeler, dost, arkadaş, aile vs. Asıl aradığımız bu problemin bir mucizeyle çözülmesi. Biri gelsin bir şey olsun ama bu problem mucize bir şekilde çözülsün. Asıl istediğimiz bu aslında. Bir anda problemin çözülmesi. Problemin bütünüyle uğraşırken kaçırdığımız şey aslında küçük yapacağımız değişimlerin kartopu etkisi yapabilmesidir. Bulunduğumuz durum çok kötü olsun, mesela 0-10 arasında bir derecelendirme de şu anki durumumuz 3 olsun. Ki en kötü durum 0 noktası. Şa anki durumunuzu düşünün. Bugün eve gideceksiniz, yaptığınız her şeyi yine aynen yapacaksınız. Yemek yiyecek, televizyon seyredecek, ailenizle sohbet edecek, dinlenecek ve uyuyacaksınız. Uyku halindeyken bir mucize oldu bir peri geldi ve kötü giden her şeyi düzeltti. Ama siz düzeldiğini bilmiyorsunuz perinin geldiğinden ve sabah herşeyin düzeldiğinden haberiniz yok. Sabah kalktığınızda ne gibi şeyler değişmişler olurdu. Neler yapardınız. Etrafınızdaki insanlar size nasıl davranırdı. Siz nasıl hissedersiniz. Bu değişimler sizi mutlu eder mi? İstediğiniz değişimler olunca neler yapardınız? Siz mucizeyi nasıl fark ettiniz ? Etrafımızdaki insanlar mucizeyi nasıl fark etti?

    Mucizeyle gerçekleşen hayatınızdaki değişimleri düşünün. Bu değişimlerin hepsinin gerçekleşmesi belki imkanlı değil çünkü mucize demiştik. Ancak bizim başlayıp uygulayabileceğimiz ve bize iyi gelecek değişimler var mı? Çok büyük değişimler olması gerekmez bulunduğumuz 3 derecelik durumu 3,5 veya 4 yapsa yeter. Küçük değişimler ve kartopu etkisiyle büyük değişimler. Çok düşünmenize gerek yok ilk aklınıza gelen küçük değişimi kendinize uygulayın. Bir şeyler yapmak size iyi gelecek. Mucize küçük değişimlerde başlar. Ve gerçekleşir. Peri sizin yanınızda belki de dün geldi ve siz bilmiyorsunuz. Perinin geldiğini ve problemleri Ortadan kaldırdığını bilmiyorsunuz belki de.

    Çözüme yardımcı olacak küçük bir adımla işe başlayın büyük bir adım atmak korkutucu gelebilir. Küçük bir adım , ardından küçük bir adım daha ve küçük bir adım daha. Büyük bir adımı küçük adımlar oluşturacaktır. Her küçük değişimde adımda bulunduğunuz durumdan yani 3 konumundan 3,5 bir sonraki 4,5 bir sonraki 5. Her seferinde daha iyiye doğru bir gidiş olacaktır. Böylece aslında hayatınızda olumluya doğru giden bir değişim süreci olacak ve yaşadığınız sıkıntılara bakışınız ve çözümünüz farklılaşacaktır.

    En iyi yaptığınız işi, hobiyi bir düşünün nasıl yapıyorsunuz? Hiç zorlanmıyor musunuz? Sıkıntı yaratmıyor mu? Zaman zaman yapmak istemediğiniz olmuyor mu? Ama hoşlandığınız için yapıyorsunuz. Yaptıkları daha iyi oluyor ve başarılı oluyorsunuz. Aslında her şey kötü de değil iyi yaptığınız şeylerde var hayatınız. Düşünün bir en iyi yaptığınız ve zevk aldığınız küçük bir şey. Size problemlerinizin çözümünde yardımcı olabilir mi? Devamlı kötü şeyler yapma ve başınıza kötü şeyler gelme ihtimali yoktur. Bu durumu devamlı böyle görme ihtimali vardır.

    Çözüm odaklı yaklaşım ergenlerde, yetişkinlerde ve çiftlerde problemlerinden çok çözümlerine ve olumlu yönlere odaklanarak hayatlarında küçük değişimlerle 3-4 seans gibi kısa sürelerde küçük adımlarla büyük adımlar oluşturarak problemlerin çözümüne yardımcı olmaktadır.

  • Nasıl Bir Anne Babasınız?

    Nasıl Bir Anne Babasınız?

    Toplumsal alışkanlıklarımız gereği, çocuklarımız genelde koruyucu aile yapıları içinde büyütülür. Anneler çocukları için her şeyi yapar, her hatalarını telafi eder, her başı sıkıştığında bir çözüm yolu bulur. Yeter ki çocukları ders çalışsın, başka hiçbir şeyle ilgilenerek yorulmasın. Koruyucu aile yapısı, çocuğuna herhangi bir sorumluluk yüklemeye kıyamayacaktır. Zaten ebeveynlerde çocuklarının her türlü ihtiyacı ile ilgilenerek çözüm olmayı kendilerine görev atfetmişlerdir.

    Çocukların görevi ya da sorumluluğu ise ders çalışmaktır. Ama onu da çocuk bütün bunlardan sonra ya sahiplenir ya da sahiplenmez. Çünkü onda da zaten anneler çocukların yerine ödevleri varsa telaşlanır, sınavları varsa kaygılanırlar. Eh çocuğa da yapacak çok fazla bir şey kalmaz. Birisi varken bir diğer kişinin daha çabalamasına gerek yoktur. Bir kişi yetiyordur da artıyordur bile ve böylelikle çocuklar tam olarak hiçbir sorumluluk almadan büyümüş olurlar.

    Hatta sorumluluk almadıkları gibi birde yaptıkları hataların suçunu da üstlerine almamak gibi bir alışkanlıkları vardır. Bu da yine çocukluktan beri verilen bir şeydir ve sonra çocuk büyür. Böylece suçu kendinde aramayan, suça sebep olan etkenleri dışarıda arayan, hep karşı tarafa yüklemeler yapan, düşünmeden hareket eden, yaptığı davranışların sonucunu görmeyen, her zaman payına düşen sorumluluktan kaçan, sanki olanlar onun problemi ya da sorumluluğunda değilmiş gibi davranan kişiler çıkar ortaya.

    Bu durum ergenlik dönemi ile beraber daha da netleşir ve bir problem olarak artık karşımıza çıkmaya başlar. Ergenlik döneminde ben merkezcilik ön plandadır. Ergen kendini tüm olayların merkezinde görür. Ergenlikte hep “BEN” vardır. Düşünmeden hareket eder. Zaten kafası karışık olan ergen olayların sonuçlarını önceden kestiremeyebilir. Tabii işte bu noktada nasıl yetiştirildiği de önem kazanır. Evde sürekli pohpohlanarak, el üstünde tutularak, hiçbir sorumluluk verilmeden, her istediği yapılarak büyüyen çocuk ergenlik döneminin de doğal özellikleri ile tüm dış dünyayı kendine karşıymış gibi görmeye başlar. Arkadaşları ile sürekli sorun yaşar. Öğretmenleri ile sürekli arası açıktır. Kendi hatalarını asla görmez, sürekli karşı tarafı suçlar. Kural tanımaz. Hep onun istediği yapılsın ister. Hep kendi söylediklerinin doğruluğuna inanır.

    Tabii bu durumda aile de objektif olamıyorsa ve hala koruyucu aile tutumunda ise çocuklarının her söylediklerini kesinkes doğru olarak kabul eder, o da göremez aynı aile tutumuyla yetişmiştir ve çoğu zaman kendine eleştirel bakmayı beceremez. Olayları araştırma gereği duymaz.

    Çoğu zaman oluyor bunlara benzer olaylar. Çocuk evde o kadar şımartılmış her istediği yapılmıştır ki; dışarıda çok kolay hayal kırıklığına uğrar. Çünkü evdeki gibi dışarıda herkes onu mutlu etmek için çabalamaz ve hatalarını hoş görmez. Ama çocuk evde buna o kadar alışmıştır ki normalin bu olduğunu sanır, ya hayal kırıklığı ile içine kapanır ya da oda karşı tarafa zıt gitmeye başlar.

    Böyle davranarak çocuklarımız yerine onların problemlerini çözmüş onlara kendilerini geliştirme fırsatı vermemiş oluyoruz. Biz onların yerine problemlerini hem çözeriz ve hem de şikâyet ederiz. Hiçbir problemini çözemiyor, sonuçları göremiyor diye. Fırsat vermeyiz ki çocukluktan beri. Okulda ister arkadaşları ile ister öğretmenleri ile olsun karşılaştıkları problemde hemen okula koşarız. Onun yerine problemi halletmeye uğraşırız. Sonra da niye bu çocuk karşılaştığı problemleri çözemiyor kendi başına karar veremiyor deriz.

    Sonuç olarak birilerini suçlamak, eleştirmek çok kolaydır. Zor olan ise kendimizi eleştirebilmektir. Hatalarımızı görebilmektir. Her olayda üstümüze düşen payı kabullenebilmemizdir. İşte budur insanı olgunlaştıran. Eğer bunu yapabilirsek sağlıklı bir kişi oluruz ve çevremizle uyum içinde yaşarız. İşte budur bize çok şey kazandıran; bizi geliştiren.Çocuklarımızın da böyle olmasını istiyorsak değişime kendimizden başlamalıyız.Eğer biz olgun davranırsak onlara iyi birer model olabiliriz.

  • İlişkide Cinsel Problemlerle Başa Çıkabilmek

    İlişkide Cinsel Problemlerle Başa Çıkabilmek

    Cinsel problemler birçok evlilikte görülmektedir. Bu durum ilişkide var olan önemli sorunların bir belirtisi olabilir. İnsanın temel iç dürtülerinden biri cinselliktir. Çiftlerin cinsel yaşamlarına gereken özeni göstermelerinin ardından daha sağlıklı bir aile hayatı kurulabilir.

    Çiftlerin evliliklerinde karşılaşabileceği birçok cinsel problemler vardır:

    1. Cinsel isteksizlik: Kişinin cinsel eylemde bulunma yetisinde bulunmasına rağmen, cinselliğe karşı belirli bir isteğin bulunmaması durumudur. Çiftlerden biri yeterince cinsel aktivitede bulunmak istemeyişinden kaynaklı olabilir. Cinsel birleşmenin sıklığının azalması cinsel isteksizlik anlamına gelmez. Cinsellikten kaçınmak bir çözüm değil, aksine problemi artmasına neden olur. Partnerin birbiriyle cinsel problemlerini konuşması, çözüm bulma noktasında önemli bir adım olacaktır.

    2.Vajinismus: Ülkemizde cinsel tedavi kliniklerin başvuran her on çiftten biri vajinismus sorunu yaşıyor. Cinsel birleşme sırasında kadının çoğu zaman cinsel birleşmenin çok fazla ağrı ve çok fazla kanama olacağına dair korku ve kaygı duymasından dolayı istemsiz olarak bacaklarını kasarak ve eşini iterek, cinsel birleşmeye kendini kapatması durumudur. Bunun kökeninde çocukluktan gelen korkular, suçluluk duygusu ve cinsel mitler (doğru bilinen yanlışlar) önemli rol oynar. Vajinismus mekanik bir problem değildir, doğru yöntemle çözülebilir.

    3.Denetimsiz ve Kontrolsüz Boşalma: Eğer fiziksel bir sorundan kaynaklanmıyorsa, denetimsiz boşalmanın nedenlerinden biri performans kaygısı olabilir. Çiftin bu konuda birlikte uzmandan yardım alması gerekmektedir.

    4. İlişkide monotonluk : Cinselliği sadece yatak odanıza hapsetmeyin. Evinizin her köşesi cinselliğe açıktır. Monotonluk cinsel hayatınızın en büyük düşmanıdır. Partnerinizle cinselliği konuşmaktan utanmayınız. Hoşunuza giden ve gitmeyenleri eşinize söyleyebilirsiniz. Renkli bir cinsel yaşam için hayal gücünüzü harekete geçirin. Her şeyi partnerinizden beklemeyin, siz de planlar yapın. Eşler, annelik ve babalık rolleri dışında eşlik rollerini de unutmamalı ve baş başa zaman geçirmelidir.

  • Denetimsiz (Erken Boşalmanın) Tedavisi Mümkün Mü?

    Denetimsiz (Erken Boşalmanın) Tedavisi Mümkün Mü?

    Tekrarlayıcı bir biçimde, penis vajina birlikteliğinden hemen önce ya da hemen sonrasında kişinin boşalma refleksini kontrol edemeyip oluşan boşalmaya denetimsiz boşalma adı verilir.

    Günümüzde erkeklerin hayatlarının bir döneminde ya da sürekli olarak yaşamakta olduğu bir problemdir. Topluma baktığımızda, bu problemin adı erken boşalma olarak adlandırılır bu yanlış bir ifadedir. Bu noktada önemli olan süre değil, boşalma refleksi üzerinde istemli denetimin olmasıdır. Erkek, kısa bir sürede bilinçli şekilde boşalmayı gerçekleştiriyorsa, bu denetimsiz boşalma değildir ama kontrolünü sağlayamayıp, boşalmak istememesine rağmen boşalmayı gerçekleştiriyorsa buna denetimsiz boşalma diyebiliriz.

    Denetimsiz Boşalmanın Başlıca Nedenleri

    Denetimsiz Boşalma, birçok nedene bağlı olarak karşımıza çıkabilir. Bu yüzden herhangi bir psikoterapi desteği almadan önce problemin kaynağının organik(tıbbi) bir nedene bağlı olup olmadığını öğrenmek için öncelikle Üroloğa başvurmak gerekir. Eğer problemin nedeni organik değil, psikolojik kaynaklıysa bu konuda size yardımcı olacak uzman kişi Cinsel Terapisttir.

    En sık görülen nedenler

    1. Mastürbasyon:İlk olarak ergenlik döneminde tecrübe edilir. Mastürbasyon yapan erkek genellikle yakalanma korkusu yaşar, bu yüzden tüm dikkatini dışarıdaki uyaranlara verir. Böylelikle kişi hazza odaklanma konusunda problem yaşarken diğer yandan endişesini yatıştırmakta zorlanır. Bu da denetimsiz boşalmaya zemin oluşturabilecek nedenler arasındadır.

    2. Performans Kaygısı: “Ya partnerimi tatmin edemezsem” bu kaygıyı oldukça sık yaşarlar. Kişi partnerini tatmin etmeye o kadar odaklanmıştır ki, bu tüm cinsel hazzının önüne geçer. Cinsel birleşme sırasında bu kaygıyı sürdüremeyip denetimsiz olarak boşalma yaşarlar.

    3.Kaygı ve gerginlik: Kaslarda gerginlik oluşumu orgazm sürecini arttırır. Eğer kişi gerginse, daha az uyarana ihtiyaç vardır. Bu durum stres olarak karşımıza çıkar. Vajinal girişe odaklanmak yerine, hazza odaklanılırsa erkek enerjisini doğru yere aktarmış olur.

    4. Ödipal Çatışma: Çocukluk döneminde kişi eğer ebeveyni ve cinsel kimliği arasında özdeşim konusunda problem yaşamışsa, suçluluk ve korku duygularına sahiptir. Erkek, partnerini annesinin yerine koyarsa bu durum  cinsel ilişki yaşarken rahatsızlık yaratır. Bu rahatsızlık yaratan durumun hemen bitmesi içinde hızlı bir şekilde boşalır.

    Denetimsiz Boşalmanın Tedavisi Mümkün mü?

    Denetimsiz Boşalmanın nedeni organik(tıbbi) kaynaklı değilse, cinsel terapiye başvurulması gerekir.

    Ülkemizde cinsellik bir tabu olarak görüldüğü için, bu problemi yaşayan kişi ya da çiftler genellikle bu sorunlarıyla ilgili tedaviyi tercih etmeyebiliyorlar. Bu problemin kendiliğinden çözüleceğine dair inançları olabiliyor. Fakat ne zaman bu durum hayatlarını ve romantik ilişkilerini etkilemeye başlarsa o zaman bir problem olduğunu kabul etmeye başlarlar. İlişkisel ya da evlilik problemleriyle ilgili terapiye başlayan kişi ya da çiftlerin probleminin asıl nedeni çoğu zaman cinsellikte yaşanan problemler olarak karşımıza çıkar.

    Cinsel terapi, kişinin cinsellikle ilgili önceden oluşmuş doğru bilinen yanlış düşüncelerin farkındalığının oluşmasına katkıda bulunur. Cinselliğin sadece vajina- penis birlikteliği olmadığını, dokunmanın ve duyguların karşı tarafa aktarılmasının ilişki de önemli bir etmen olduğu anlatılır. Ayrıca, kişinin kendisine ve partnerine uygulayabileceği teknikler ödev verilerek desteklenir.

  • Sosyal Fobi

    Sosyal Fobi

    Sosyal fobi genel olarak belli bir nesneye ya da duruma yönelik değil; toplumsal ortamlarda ve farklı koşullarda ortaya çıkan bir durum olarak tanımlanabilir. Sosyal fobi problemi olan bireylerde başkaları tarafından değerlendirilme kaygısı görülür ve bu kişiler başkaları tarafından yargılanacaklarını düşünürler. Başkalarıyla etkileşim halinde olmaları gereken durumlardan kaçınırlar. Bu tür bir problem yaşayan bireyler başkaları karşısında hata yapmaktan ve yaptıkları hatadan dolayı rezil olmaktan, küçük düşmekten korkarlar. Sosyal fobi yaşayan kişiler başkalarının yanında telefonla konuşmaktan, topluluk karşısında sunum yapmaya kadar pek çok durumda yoğun bir kaygı hissederler ve çoğunlukla da bu gibi durumlardan kaçınırlar. Sosyal fobi, pek çok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir. Beyindeki elektriksel ve kimyasal bozukluklar; örneğin serotonin hormonunun normalden az salgılanıyor olması veya iletimdeki aksaklıklar sebep olabilir. Aynı zamanda çok güçlü bir rolü olmasa da genetik yapı da sosyal fobinin ortaya çıkışında rol oynar. Çevresel nedenler bu probleme etki edebilir. Örneğin; sınıfta tahtaya kalkmış bir öğrencinin hata yapması sonucu arkadaşlarının ona gülmesi, alay etmeleri gibi durumlar sosyal fobinin kişide gelişmesine zemin hazırlayabilir. Öte yandan aile tutumları gibi diğer çevresel faktörler de bu problemin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Örneğin; aşırı koruyucu tutum sergileyen anne-babaların yetiştirdiği çocuklar normal gelişim sürecinde bazı sosyal becerileri geliştiremeyebilirler. Sosyal fobi, çekingen olmakla karıştırılsa da ikisi farklı şeylerdir. Her şeyden önce sosyal fobi, çekingenlikten farklı olarak, kişinin iş, okul, sosyal hayatını ciddi biçimde etkilediği için tedavi edilmesi gereken bir bozukluktur. Çekingenlik ise yeni ortamlara giren, topluluk önünde bir konuşma yapması gereken ve bunlara benzeyen birçok sosyal durumda pek çok kişinin yaşayabileceği bir durumdur. Bir topluluk karşısında sunum yapması gereken bir kişinin “Acaba yapabilir miyim? Yapamazsam rezil olur muyum?” gibi düşünceleri kişinin yapacağı işe daha çok motive olmasını sağlayabilir. Sosyal fobide ise kişi genellikle bu kaygıyı yaşadığı durumlardan kaçınır. O durumda bulunmamayı tercih eder. Sosyal fobide duyulan korku aşırı ve anlamsız bir korkudur. Topluluk karşısında sunum yapacağı zaman iyi hazırlanan birinin yaşadığı hata yapma korkusu ile yapacağı sunuma hiç hazırlanmamış birinin korkusu aynı değildir. Sosyal fobide kişi yapacağı sunuma çok iyi hazırlanmış olsa bile bu kaygıyı yaşar.

    Sosyal fobi, psikolojik destek ile çözülebilen bir problemdir. Eğer siz de bunun gibi bir durum yaşadığınızı düşünüyorsanız bir uzmandan destek almanız yararlı olabilir.