Etiket: Penis

  • Erkeklerde Sertleşme Bozukluğu

    Erkeklerde Sertleşme Bozukluğu

    Öncelikle bu durumun adı “iktidarsızlık” değil. Havalı ismi “erektil disfonksiyon”, Türkçesi “sertleşme bozukluğu”. Kimi kaynaklarda “sertleşme güçlüğü” diye de geçer. Ama kesinlikle bu bir iktidarsızlık değildir. Bunu bu şekilde tanımlamaktan vazgeçmek aslında oldukça önemli. İktidar, kelime anlamıyla “güç” demektir. Bir erkeğin gücünü belirleyen şey penisinin sertleşmesi değildir. Penisi sertleşmeyen bir erkek de gücünü yani iktidarını kaybetmez. Bu durumu böyle tanımlayıp, ereksiyona gereğinden fazla önem atfetmek aslında bunun başlı başına nedenlerinden birisidir.

    İşe önce penis denilen organı tanımakla başlayalım. Penis, erkek cinsel organlarından birisidir. Hatta erkek cinsel organı denilince ilk akla gelen organdır. Hem üreme açısından hem de erkeğin cinsel hazzı açısından son derece önemli bir organdır. Bir baş kısmından bir de gövdeden oluşur. Hem baş kısmında hem de gövdesinden bol miktarda haz veren sinir ucu barındırır. Erkeğin cinsel olarak en çok haz aldığı bölgesidir.

    Penisin içinden üretra adı verilen bir kanal geçer. Bu kanaldan hem idrar geçer, hem de boşalma sırasında içinde sperm hücrelerini barındıran, beyaz renkli bir sıvı olan meni (semen) geçer. Penisin içerisinde kemik yoktur. Penisin gövdesi süngerimsi bir yapıdadır. İşte ereksiyonu yani sertleşmeyi sağlayan bu süngerimsi yapıdır. Cinsel uyarılma esnasında kan akışı bu bölgeye doğru yoğunlaşır, süngerimsi yapının içi kanla dolar, böylelikle penis sertleşir ve dikleşir yani erekte olur.

    Görüldüğü gibi penisin ereksiyonu temelde fizyolojik bir olaydır. Ancak şunu unutmamak gerekir ki en önemli cinsel organımız beynimizdir. Cinsel uyarılmanın ve ereksiyonun gerçekleşmesi için illa ki fiziksel bir uyarım gerekmez. Yani penisin bir kadın tarafından doğrudan uyarılması şart değildir. Bir erkeğin cinsel fantezi kurması yani sadece cinselliği düşünmesi bile uyarımı ve erkeksiyonu sağlayabilir.

    Buradan da görüyoruz ki sertleşme aynı zamanda psikolojik bir olaydır. O zaman tüm bunlardan şu sonucu çıkarabiliriz: sertleşme bozukluğu fizyolojik kaynaklı olabileceği gibi psikolojik kaynaklı da olabilir. Hatta şunu biliyoruz ki, özellikle genç sayılabilecek yaşlarda (60’ın altı) görülen sertleşme bozukluklarının kaynağı çoğunlukla psikolojiktir. Özellikle performans kaygısı (Başarılı olabilecek miyim? Partnerimi yeterince tatmin edebilecek miyim? Gibi), yaşanan olumsuz deneyimler bu durumun önemli sebepleri arasındadır. 

    Bir kere şunu söylemeliyim ki, sağlıklı bir erkeğin arada sırada sertleşme güçlüğü yaşaması gayet olağandır. Eğer bu durumu deneyimlerseniz hemen paniğe kapılmayın, “Eyvah! Bende sertleşme bozukluğu var” diye düşünmeyin. Yaşadığınız şey geçici bir durum olabilir. Hatta, yaşanan olağan ve geçici bir sertleşme güçlüğü durumu diğer ilişkilerden önce “Acaba yine olacak mı?” gibisinden bir kaygı durumu ortaya çıkarır ve bu kaygı da sertleşme güçlüğünün yeniden yaşanmasına neden olabilir. Ancak bu durum süreklilik arz ediyorsa, her ilişkinizde bunu yaşıyorsanız o zaman bir çare aramanızda yarar var. 

    Peki sertleşme bozukluğu kendisini nasıl gösterir? Genelde bunun üç şekilde olduğunu görüyoruz. İlkinde sertleşme hiç olmaz. Cinsel uyarılma olmasına rağmen penis bu uyarılmaya yanıt vermez ve sertleşmez. İkincisinde ise başlangıçta sertleşme olur ancak bu durum cinsel ilişki süresince devam etmez. Ön sevişme sırasında ya da penis vajinanın içerisindeyken, orgazm gerçekleşmeden önce penis sertliğini kaybeder. Üçüncüsünde ise sertleşme az biraz gerçekleşir ancak bu sertleşme cinsel ilişkiyi sağlayacak düzeyde değildir.

    Eğer bu tür durumları sürekli bir şekilde yaşıyorsanız sertleşme bozukluğu söz konusu olabilir. Öncelikle bu durumu kabul ederek işe başlamak çok önemlidir. Bir kere bu durumu bir felaket olarak yorumlamamaya gayret edin. Bu durum her erkeğin yaşayabileceği bir durumdur. Merak etmeyin, iktidarınızı kaybetmediniz. İlk başta dediğim gibi, iktidar kelimesini kullanmaktan kaçınmak en doğrusu.

    İlk olarak gitmeniz gereken uzman bir üroloji uzmanı hekimdir. Önce fizyolojik tetkikler yapılmalıdır. Eğer sertleşme bozukluğunuzun altından fizyolojik bir neden çıkmazsa o zaman psikoterapi almanız yararınıza olacaktır. Özellikle Bilişsel – Davranışçı terapilerle sertleşme bozukluğu  giderilebilmektedir. Bunun için bir cinsel terapiste ya da psikoterapiste başvurmanız yeterlidir. 

  • Kaygının 50 Tonu

    Kaygının 50 Tonu

    Cinsel sorunların oluşmasında büyük bir rol oynayan faktör performans kaygısıdır. Kaygıyı daha çok belirsizliğe karşı tolerans gösterememe durumu ve çeşitli alanlara karşı ortaya çıkan ısrarcı gerginlik belirtileri olarak tanımlayabiliriz. Bu karakteristik özelliklerinin yanı sıra bir tür güvence arayışı ile devam eden ve düşünüş biçimi olarak olumsuz sonuçların olasılıklarına odaklanan bir yapıdadır. Cinsel özgüveni olmayan bireyler performansları hakkında kaygılı olma eğilimindedir. Bu eğilim kendini tekrar eden bir döngüye ateşleyici olmakta, performansa yönelik olumsuz beklentiler olumsuz sonuçları doğurmaktadır. Çünkü performans kaygısı cinsel fonksiyonlara çok fazla zarar verir.

    Kontrol edilemez bir şekilde yaşanan endişe, öz yeterlilik duygularına bir tehdittir. Erken boşalma, sertleşme problemi yaşayan bireyler bu durumlarla karşılaştıklarında kendilerini suçlu hissederler. Her olumsuz deneyimde, onları bir sonrakinde başarısız olacağına daha fazla inandırır. Cinsel ilişkiye girecekleri bir sonraki sefer, tekrar başarısız olacakları düşüncesi ile daha fazla endişelenirler. Eğer bir erkek kaygılı olduğu sırada cinsel ilişkiye girmeye çalışıyorsa, sertleşme problemi geliştirebilir çünkü endişe fiziksel olarak gerginliği dolayısı ile ereksiyon halini sürdürmeyi zorlaştırır. Cinselliği yaşamak için, gevşemiş bir beden gevşemiş bir zihin gerekli.

    Ereksiyon, penis içerisinde yüksek kan basıncı oluşturur. Bir erkek cinsel olarak uyarıldığında, penise ait atardamarlar genişler ve penis içerisinde kan akışı artar. Yeterli basınç oluştuğunda penis içerisindeki kan penisi genişlemesi için sıkıştırır ve penisi sert/erekte yapar. Ancak ilişki esnasındaki ortaya çıkan performans kaygısı, endişeyi ve gerginliği tetikler bu yüzden vücudun acil durum hormonları olan adrenalin ve noradrenalin salgılanır. Bu hormonlar bir saniye içerisinde penil kan sirkülasyonuna ulaşır ve ereksiyon sürecini tersine çevirir. Penise ait kan damarları daralır böylece içinden az kan geçer ve fazla kanın hızlıca boşaltılmasını sağlayan kirli kan boşaltma kanalları aniden açılır, kan çekilir penis yumuşar. Farklı bir noktada, boşalma kontrolü zayıf olan performans odaklı erkekler kendilerini yine bir kısır döngünün içinde bulur. Erken boşalmamak için sarf ettikleri çabayı bırakıp hızlıca boşalmayı tercih edebilir ve ardından kendilerini kötü hisseder veya partnerleri orgazm olana dek olağanüstü bir çaba gösterip boşalmalarını erteleyebilir ve gerginleşirler, dolayısıyla kendilerini adrenaline maruz bırakır ereksiyon halini kaybederler. Performans kaygısı, başarısızlık korkusu ile beslenir. Başarısızlık korkusu daha yoğun performans kaygısını ve sonrasında kalıcı ereksiyon problemi gibi durumlara neden olur. Bu tür durumlarla karşılaşıldığında ve ilişki kısa sürdüğünde kadınlar hayal kırıklığına uğrar. Performans kaygısının eşlik ettiği kronikleşmiş tip problemlerde erkek bir süre sonra ön sevişmeye yeterince zaman ayırmaz sadece penisin sertleşmesine odaklanır. Penisi sertleştiğinde ise hemen ilişkiye girme isteği ile devam eder. Bu durum kadın için yeterli derece cinsel olarak uyarılmamasına neden olur. Daha da ileri gidecek olursak cinsel problemin oluşmasında, kadına bağlı ve erkeğe bağlı nedenlerden birbirini besleyen bir zincir oluşturduğunu düşünebiliriz. Kadınında bu durumun devam etmesi sonucunda farklı cinsel işlev bozukluğu yaşaması olasılığı vardır.

    Cinsel sorunlar bireyin değil, çiftin problemidir. Bilinçdışı olarak kadınlar kendilerini incinmiş hissedebilir, partnerin sertliğini kaybetmesinin kendilerini yeterince çekici bulmadığını düşünmelerine sebep olabilir. Ancak bu doğru bilinen bir yanlıştır. Duygusal olarak hassas bazı kadınlar eşlerinin kontrolsüzlüğünden dolayı yaralanmış, reddedilmiş ve depresif hissedebilir. Bir çiftin ilişkisinde daha kötü şeyler olabilir. Eğer erkek, erken boşalma ve sertleşme sorunu hakkında çok fazla korumacı ve suçlu hissetmeye başlarsa, cinselliği yaşamaktan tamamen kaçınabilir. Çünkü yerleşmiş bir problemde, haz almak için yapılan eylem artık elem veren bir probleme dönüşmüştür. Eğer partneriniz ilişki öncesinde, artık her denediğinde sizin öfkeli bir şekilde tepki vereceğinizi biliyorsa, sizinle sevişmekten nasıl zevk alabilir? Bu yüzden, sorununuz hakkında bir şeyler yapmadan çok fazla beklemeyin.

    Psikolojik zarar veren kontrol eksikliği; özsaygınızın, özgüveninizin, cinselliğinizin ve ilişkilerinizin daha da kötüye gitmesine neden oluyor.

  • VAJİNİSMUS NEDİR?

    VAJİNİSMUS NEDİR?

    Vajinismus bir erteleme ve kaçınma hastalığıdır. Evet bir hastalıktır; çünkü işlevsel olarak sorun beklenmezken penis vajinaya giremez. Vajinismus kişinin tamamen çaresiz, yetersiz, suçlu ve ümitsiz olduğuna inanması hastalığıdır. Saplantılı bir biçimde başaramayacağına inanan kadının kabusudur vajinismus. Sadece penis-vajen birlikteliğinin olmaması değildir, vajinismus aynı zamanda tüm vücutta kasılmanın, korkunun, kaygının, endişenin, panik halinin, mide bulantısının, tiksinmenin, öğürmenin yaşandığı; kişinin bacaklarını kapattığı, eşini eliyle ittiği bir hastalıktır. Kızlık zarının kalın, vajinanın dar olduğuna ayrıca kızlık zarının ilişki sırasında patlayıp, yırtılıp, kanayacağına inanan kişinin kendini koruma çabasına vajinismus denir. Evet kadının kendini koruma mekanizmasıdır aslında vajinismus. Kimse içinde cam parçaları olan bir kase dondurmayı yemek istemez değil mi?

    Ya acırsa, ya kanarsa, ya girdiğinde bir şey olursa düşünceleriyle “istemsiz” bir şekilde kontrol edilemeyen kasılmalar gerçekleşir, bu kasılmaların kontrolü bilinçdışıdır. Bu sebeple kadın çok istemesine, her şeyi bilmesine, tüm yazılanları okumasına ve eşini arzulamasına rağmen bu kasları kontrol edemez. Bedenin bu ilkel korku refleksine vajinismus denir.

    Danışanın algıladığı kasılmalar sanki vajinayı daralttığı, vajinanın sertleştiği ve kapanan vajina girişi ile artık içeriye girişin imkansız olarak algılandığı hastalıktır vajinismus. Tabiki girişteki kasların kasılmasına diğer kas grupları da eklenir. Kişi bunu göğüs kafesinin sıkışması, nefes darlığı ve tüm vücudun gerilmesi olarak ifade eder.

    Birleşme anı akla gelene kadar her şeyin çok güzel ilerlediği ancak penis vajene yaklaşmaya teşebbüs ettiğinde bile tüm binanın aydınlatmalarını kapattığı hastalıktır vajinismus. Çünkü kişi bilmez ki vajina aslında kendini penise göre hazırlar, genişler, esner ve ıslanır. Bazı kadınlar vajinalarının penisin giremeyeceği kadar dar olduğuna inanırlar. Oysaki vajinanın görevi penisi içine almak ve üremeyi devam ettirmektir. Fiziksel bir sorun olmadığında her organ görevini rahatça yapabilmelidir aslında değil mi?

    Her danışanın içinde küçük bir kız çocuğu vardır ve o kız çocuğuna bugüne kadar cinsellikle ilgili oldukça yanlış bilgi verilmiştir. “Kapat eteğini bacağın görünecek”  diye büyütülürken kız çocuğu zamanla cinselliğini tamamen kapatmayı öğrenir. Şöyle düşünün yüz katlı bir gökdeleniniz var ama siz şarteli indirmişsiniz ve kapıyı kendiniz dahi açmıyorsunuz. Yıllarca yıllarca buradan habersiz yaşıyorsunuz, namusunuzu korumanın yolunun burayı yok saymak olduğuna inanmışsınız ve başarmışsınız da. Bugüne kadar gökdelenle ilgili fikir sahibi bile olamamışken günlerden düğün günü tüm katlara elektrik vermeniz gerektiği söylenmiş size. Sonuç ne? Kapıyı açmayı, asansörü kullanmayı, katlara çıkmayı bilmiyorken nerde ne var, nasıldır fikriniz bile yokken oraya misafir davet edebilir misiniz? HAYIR. İşte bu cevaba vajinismus denir. Kadın der ki; “Hayır istemiyorum açmayacağım.” En değerli şeyidir çünkü;  namusu, bekareti, yıllarca koruduğu temiz kız ruhu… Bunları kaybetmemek için mücadeleye başlar, kendine ve çevresine acı yaşatma sürecini başlatır.

    Vajinismuslu kadınlar ilişki denemelerinde orada bir duvar olduğunu, penisin de bu duvarı hissettiğini söylerler. Evliliğin başlarında kadın da erkek de motivedir. Denemeler yapılır ancak zamanla iki taraf da kaçınmaya başlar, vajinismus sorununa ereksiyon problemleri ve cinsel isteksizlik eşlik eder. Hatta aile baskısı, kadının suçlanması, evliliğin bitmesi gibi sonuçlarla da karşılaşılmaktadır.

    Vajinismus zamanla geçecek bir hastalık değildir, hastalığın doğası gereği tedavi ertelenmek istenir ancak bu sadece ilişkiye zarar verir.

  • Erkek çocuklarda küçük penis (cinsel organ)

    Yenidoğan erkek çocukların penis (cinsel organ) boyu, hormonal gelişime bağlıdır. Erkek çocuklarda penis boyu, genetik yapının yanında gebelik esnasındaki çevresel faktörlerin de etkisindedir. Gebelik döneminde annenin aldığı östrojenik (kadınlık hormonu) etkisi olan ilaç ve besinler, penis gelişimini olumsuz etkiler.

    Brezilya’da yoğun böcek ilacı kullanımının olduğu bölgelerde yenidoğanlarda testisin (erkeklik yumurtası) normal yerine inmediği ve penis boyutunun normalden küçük olduğu saptanmıştır. Çevresel faktörlerin etkileri doğumdan sonra da devam etmekte ve penis boyutunu olumsuz etkileyebilmektedir. Özellikle emzirme döneminde annenin bazı hormon bozucu ilaçları ve hormonlu besinleri alması da penis boyunun yeterli gelişmesini engelleyebilir.

    Penis boyu, doğumdan sonra beş yaşına kadar büyümeye devam eder. Beş yaşından sonra ergenliğe kadar boyutunda fazla artış olmaz. Bu nedenle her yaş grubunda muayene esnasında penis boyunun ölçülmesi önemlidir. Çünkü penis boyu anormalliklerinin erken ortaya konması, erken tedavi uygulaması için önemlidir.

    Çocuk ve ergen yaş grubunda küçük penis, büyük penis ve gömük penis gibi problemler nedeniyle çocuk endokrinolojisi, çocuk ürolojisi ve çocuk cerrahisi polikliniklerine çocuklar sıkça götürülmektedir. Bu çocukların dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi ve ailelerin endişelerinin giderilmesi de önemlidir. Bu nedenle çocukların penis muayeneleri dikkatli şekilde değerlendirilmelidir.

    Erkek çocuklarda penis boyu değerlendirirken, tecrübeli hekimlerin doğru teknikle penis boyunu ölçmesi gerekmektedir ve çocuk endokrinoloji uzmanı tarafından görülmelidir.

    Ölçüm esnasında ciltaltı yağ dokusu içinde kalan penis dokusunun da belirlenmesi özellikle obez çocuklarda zordur. Bu çocuklarda yağ dokusuna gömülü penisin iyi değerlendirilmesi ve küçük penisten ayırıcı tanısı yapılmalıdır. Yoksa gereksiz yere endişe ve tetkik yapılmasına neden olabilecek yanlış tanı konulabilir.

    Penis boylarının etnik köken ve coğrafi bölgelere bağlı olarak değiştiği bilinmektedir. Bu nedenle ölçülen penis boyları, ülkelere özgü penis boyu persentil eğrilerini kullanılarak değerlendirilmelidir. Yapı ve fonksiyonel olarak normal olan penis boyunun, ülke penis boyu eğrilerine göre -2.5 standart sapmadan küçük olması küçük penis ve +2.5 standart sapmadan büyük olması büyük penis olarak adlandırılır.

    Son yıllarda yenidoğan bebek ve çocuklarda ülkemiz penis boyu normallerini belirlemek için değişik araştırmacılar tarafından birkaç çalışma yapılmıştır. Türk çocuklarında penis boyu ve çevresi ölçümlerine göre yenidoğandan ergenlik dönemine kadar en kapsamlı çalışma tarafımızdan yapılmıştır. Bu çalışmada 142 term yenidoğan ve 1278 prepubertal çocuğun penis boyu ve çevresi ölçülerek Türk çocuklarında penis boyu ve çevresi ölçümleri için ilk defa normal referans değerler oluşturulmuştur. Çalışmamızda zamanında doğan bebeklerin ortalama penis boyu 3,64 ± 0,36 cm ölçülmüştür. Tüm yaş gruplarında ölçülen penis boylarını, çalışmamızda elde ettiğimiz ülkemiz referans değerleri ile karşılaştırarak yorumluyoruz.

    Küçük penis, çeşitli beyin bölgelerindeki hasarlara bağlı uyarıcı hormonların salınmamasına bağlı gelişebileceği gibi, direk testis (erkek yumurtası) problemlerine bağlı da ortaya çıkabilir. Diğer taraftan çok değişik hastalıkların ilk başvuru şikayeti, küçük penis de olabilir. Bu nedenlerden dolayı küçük penisin erken tanınması önemlidir.

    Küçük penisi olan çocuklara erkeklik hormonu (testosteron) tedavisi uygulanabilir. Bu tedavi direk penise krem uygulaması şeklinde olabileceği gibi, sistemik kas içi erkeklik hormonu (testosteron) enjeksiyonu şeklinde de yapılabilir. Bu tedavi kararı, Çocuk Endokrinoloji uzmanı tarafından verilmelidir. Bu hormonun gereksiz verilmesi, çocukta boy kısalığı gibi değişik problemlere neden olabilir.

    Küçük penisi olan çocukların erken tedavisi, hem normal penis büyümesini hem de erişkin yaşamda normal cinsel fonksiyonları kazanmasını sağlar.

  • Yenidoğan bebekler için vücut bakımı

    KONAK

    Görünüşü hiç de iyi olmasa da, konak yenidoğanlarda yaygın olarak görülen zararsız bir saçlı deri hastalığıdır. Bebeğinizde kepek gibi görünen pul pul ve kuru deriyle ortaya çıkan hafif bir durum gelişebileceği gibi, sarımsı, yoğun, yağlı, soyulan veya kabuk bağlayan yaralarla beliren daha şiddetli bir durum da görülebilir.Konak doğumdan sonraki iki hafta ila üç ay aralığında herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir ve genellikle birkaç ay içerisinde kendi kendine geçer. Çoğunlukla 6-7 aydan sonra görülmez.

    Konak, yağ üreten bezlerin çok fazla yağ üretmesi ve kuruyan ve pul pul dökülen yağlı yaralarının oluşumuna neden olmasıyla ortaya çıkar.Annenin doğum sırasında ürettiği ve çocuğuna geçirdiği ilave hormonların yağ bezlerinde üretim artışına yol açması sonucu oluşur.

    Bebeğinizin vücudundaki hormonlar ilk birkaç aydan sonra dengelendiğinde, bu sorun da ortadan kalkar. Soyulmalardan kurtulmaların en iyi yolu, bebeğinizin saçını yumuşak bir bebek şampuanıyla her gün yıkamaktır.

    Öncelikle, bebeğinizin başına parmaklarınızla veya yumuşak bir sabun beziyle masaj yaparak, soyulmaları yumuşatmaya çalışın. Şampuanı durulamadan önce, gevşek kabukları temizlemek için bebeğinizin saçını yumuşak bir bebek tarağıyla tarayın.

    Kabukları yumuşatmak için bebeklerinin saçlı derisine zeytin yağı veya bebek yağı sürülebilir. Ancak bu her zaman yararlı olmayabilir ve konağı artıradabilir..Konakı eninde sonunda kendi kendine geçecektir. Bununla birlikte, rahatsızlık devam eder, kötüleşir veya yayılırsa doktorunuza danışın. Doktor ilaçlı şampuan veya kortizon kremi yazabilir.

    Tırnaklar

    Bebeğinizin tırnakları sizinkilerden daha yumuşak ve bükülmeye daha müsait olabilir ama bu sizi yanıltmasın, bebeğinizin tırnakları oldukça keskindir ve sağa sola sallanan uzuvlarını çok az kontrol edebilen yenidoğan, etrafını keşfetmek için uzanırken rahatlıkla kendi yüzünü (veya sizin yüzünüzü) çizebilir.Yenidoğanın tırnakları çok hızlı uzadığından, bunları haftada birkaç kez kesmeniz gerekebilir.

    Ayak tırnaklarını bu kadar sık kesmeniz gerekmez. Bazı ebeveynler bebeklerinin tırnaklarını ısırıp kopararak düzeltiyor olsa da, bu uygulama enfeksiyona yol açabilir. Burada en iyi strateji, bir bebek makası veya tırnak makası almak ve bu işi birinin yardımı ile yapmaktır. Biriniz bebeği tutup, çok fazla hareket etmesini önlerken, diğeriniz tırnaklarını kesebilir. (Bu işi bebeğinizin daha sakin olduğu beslenme veya uyuma zamanında denemek daha akıllıca olabilir.)

    Deriyi kırpmamak için parmak pedini tırnaktan uzak bir noktaya bastırın ve tırnakları keserken çocuğunuzun elini sıkıca tutun.Bebeğinizin parmağını kazayla tutmaktan veya kesmekten korkuyorsanız, makas yerine yumuşak bir zımparalı tırnak törpüsü kullanabilirsiniz.

    GÖBEK BAĞI

    Bebeğiniz doğduktan sonra, göbek bağı sıkıştırılır ve vücuda yakın bir yerinden acısız bir işlemle kesilir. Göbek bağından kalan kısmı kuruyana ve düşene kadar mümkün olduğunca temiz ve kuru tutun.

    Bu süreç genellikle 10 ila 21 gün alır. Göbek bağı düştükten sonra, ortaya nispeten açık bir göbek deliği çıkar. Bu deliğin tamamen iyileşmesi birkaç gün alacaktır. (Göbek düştükten sonra, bebeğinizin bezinde biraz kan görebilirsiniz. Bu gayet normaldir.)

    Göbeğin hava alması ve idrarla temas etmemesi için, bebeğinizin bezini güdüğün altından katlayın. Göbek düşene kadar, bebeğinizi küvette yıkamaktan kaçının. Bu sürede, yenidoğanı sıcak havalarda sadece bezi ve gevşek bir tişörtle bırakmak en iyisidir. Böylece sağlanan hava dolaşımı kolay kurumasına yardım eder.

    Göbek düşene kadar, bebeğinize tulum benzeri kıyafetler giydirmekten kaçının.Göbek kalıntısının alkollü pamukla silinmesine dayanan eski uygulamayı artık tavsiye etmiyoruz, çünkü araştırmalara göre göbek alkolle silinmezse daha hızlı iyileşiyor.

    Göbek güdüğünü temiz tutmak için, bebeğinizi süngerle yıkamanız yeterli.

    Ender olsa da, enfeksiyon belirtileri şişme veya kızarıklık, güdüğün tabanında iltihap ve ateş olarak sayılabilir.

    Sünnetli penis

    Yeni sünnet olmuş bir penis için yapmanız gereken tek şey, normal banyo zamanının bir parçası olarak deriyi su ve sabunla temiz tutmaktır. Hem sünnetli hem de sünnetsiz erkek bebeklerde köpük banyosundan kaçınmak gerekir.

    Köpük banyosu penis dokusunu kurutabilir ve tahriş edebilir. Sünnetten sonraki birkaç gün sonra, penis biraz tahriş olmuş gibi görünebilir ve peniste sarılaşmış doku fark edilebilir. Bu aslında penisin normal süreciyle iyileştiğini gösteren iyi bir işarettir.

    Sünnet bölgesi ender olarak enfeksiyon kapar. Enfeksiyon belirtileri uzun süreli kızarıklık, penis ucunda şişme ve penisin sonuna doğru içi sıvı dolu, kabuklaşmış sarı yaralar olarak sayılabilir. Bu belirtilerden herhangi birini fark ederseniz, hemen doktorunuzu arayın.

    Sünnetsiz penis

    Sünnetsiz bir erkek çocuğun temizliğini veya banyosunu yaparken, sünnet derisini çekmeye ve altını temizlemeye çalışmayın. Penisin dışını diğer tüm vücut parçalarındaki gibi temizleyin.

    Bebeğin kendi özelliklerine bağlı olarak, sünnet derisinin penisten ayrılması ve çekilebilir hale gelmesi haftalar, aylar veya yıllar alabilir. Bu gerçekleşene kadar, deriyi zorlamayın.

    Vajina bölgesi

    Kız bebeğin vajina bölgesi için yapmanız gereken tek şey bez değiştirme ve banyo sırasında nemli, temiz bir bezle silmektir. Bebeğinizin poposundan vajinasına bakteri bulaşmasını önlemek için, önden arkaya doğru silmeye dikkat edin. Derisinin katlarını ve kıvrımlarını da nazikçe temizlediğinizden emin olun.

    Yenidoğanda genital bölge

    Bebeğiniz kız da olsa erkek de olsa, genital bölgesinde şişkinlik ve kızarıklık görebilirsiniz. Kız çocuklarında şeffaf, beyaz veya biraz kanlı bir akıntı olabilir. Bütün bu belirtiler, hamilelik sırasında hormonlara maruz kalmanın normal bir sonucu olarak ilk birkaç hafta görülebilir.

    Bu belirtiler, altı hafta içerisinde ortadan kalkmazsa, bir sonraki kontrolde bunları bebeğinizin doktoruna anlatın.

  • Penis eğrilikleri tedavisi

    Çocukluk çağındaki penis eğrilikleri (kurvatürler) doğumsaldır. Anne karnında penis gelişimindeki anormallikten ortaya çıkar. Görülme sıklığı 1000 canlı doğumda 2’dir. Çoğunlukla hipospadias (idrar deliğinin normalden daha aşağıda olması) hastalığı ile birliktedir. Hipospadias ile birlikte olunca daha erken tespit edilir. Hipospadias olmadan olan penis eğrilikleri daha zor fark edilirler, bu hastalığa “chordee without hypospadias(hipospadias olmadan kordi) denir. Bunlar erişkin yaşa gelinceye kadar fark edilemeyebilirler.

    Çoğu kurvatür hafif derecede ve klinik olarak anlamsızdır. Bunların % 50’si Ventral (öne doğru), % 25’i lateral (sağa veya sola, sol daha sık) eğrilik, % 20’si öne ve yanlara birlikte ve % 5’i de dorsal (geriye doğru) eğrilik şeklindedir. Bu hastalar, genellikle ergenlik çağa geldiklerinde ereksiyon sırasında penisteki eğriliğin farkına varmaya başlarlar. Eğriliğin derecesi çok önemlidir. Yaklaşık 30 dereceye kadar olan penis eğrilikleri genellikle bulgu vermez ve tedavi edilmeleri gerekmeyebilir. Ancak 30 dereceden daha fazla olan eğrilikler cinsel ilişkiye girmede zorlanma ve cinsel ilişki esnasında ağrıya yol açabilirler. İleri derecede eğriliği olan hastalarda cinsel ilişki esnasında penis kırılmaları görülebileceği gibi hastada psikolojik rahatsızlıklara da yol açabilir. Bazı hastalar eğriliğin derecesi düşük olsa da sadece kozmetik nedenle doktora başvururlar. Penis sertleşmiş iken eğriliği tam yandan görecek şekilde çekilecek fotoğraf tanıda çok önemlidir.

    Ameliyatta penis kökü bir lastikle boğulur, penis cildi sünnet hattından kesilerek köküne kadar soyulur. Daha sonra penis suni yolla erekte edilerek eğriliğin yeri ve şiddeti belirlenir. Yine eğriliğin yeri ve şiddetine göre değişen çeşitli ameliyat teknikleri uygulanabilir. En sık kullanılan eğriliğin aksi istikametteki erektil dokuya bükme dikişleri atmak yöntemidir. Ancak gerektiği takdirde vücudun başka yerlerinden alınacak dokular (deri, damar) da kullanılabilir. Gereken işlemler yapıldıktan sonra eğriliğin düzelip düzelmediği kontrol edilir. İstenen düzelme sağlandıysa eğer hasta sünnetsizse sünnet işlemi yapılır, sünnetliyse penis cildi uygun şekilde kapatılarak işleme son verilir. Ağır derecede kordisi olan (ileri derecede eğrilik) ve üretranın kısa olduğu hastalarda üretranın ortadan ikiye kesilmesi gerekebilir. Bu durumda işeme deliğinin normal yerine getirilmesi için vücudun farklı yerlerinden (kol veya uyluk derisi, ağız içinden, mesaneden, testis torbasındaki fasyalardan) doku alınması gerekebilir. Mümkünse yeni bir üretral kanal oluşturularak üretral kateter konur ve operasyon tamamlanır. Dokunun olgunlaşmasının gerektiği ya da kanalın ağzının normal yerden çok uzak olduğu olgularda alınan doku penise yerleştirilerek olgunlaşma beklenir, asıl düzeltme işlemi ise daha sonraki bir tarihe (yaklaşık 6 ay sonrasına) ertelenebilir. Ameliyatın başarı şansı yaklaşık %90’dır.

  • Parafimozis (sünnet derisinin penis başını boğması) nedir ve tedavileri

    Parafimozis sünnet yapılırken alınan fazla derinin, penis başının arkasına kadar geri çekildikten sonra tekrar eski pozisyonuna getirilememesi ve penis kafasının yani glansın sıkışarak kan dolaşımının bozulmasıdır. Bu sıkışma ve dolaşım bozukluğu, penis başının nekrozuna neden olacak kadar şiddetli olabilir. Fimozisle karşılaştırıldığında daha akut ve acil bir durumdur.

    Çoğu kez aile bireylerinden birinin temizlik amacıyla veya iyi niyetli sağlık görevlisinin penisi muayenesi sonrası ya da idrar kesesine sonda ile işlem sonrasında, sünnet derisini doğal pozisyonuna getirmemesinden oluşur.

    Tedavisi, genel anestezi altında derinin eski pozisyonuna getirilmesidir. Şişlik glans (penis başı) üzerindeki cildin redüksiyonuna yeteri kadar zorluk çıkarabileceğinden, parafimozis’i açmak için şişliği azaltma amaçlı, cilde hafif baskı yapılabilir. Baskı yapılmadan önce sahaya kısa süreli buz uygulaması ağrı kesici etkisi açısından faydalı olabilir. Şişlik azaldıktan sonra başparmakla penis başı itilirken, cilt diğer parmaklarla çekilir. Parafimozis sonrası sünnet derisini geriye çekemeyecek ölçüde ödem oluşabilir, bu durumda daha ileri cerrahi tekniklerden faydalanmak gerekir.

    Ağır olaylarda, bir cerrahi müdahale ile bir Çocuk Cerrahı tarafından glansın serbest kalabilmesi için sünnet derisine küçük kesi yapılabilir. Bu başarısız olursa, acil cerrahi sünnet ihtiyaç duyulacaktır.

  • Nedir bu hipospadias?

    Hipospadias, çocuğun idrar yaptığı deliğin penisin ucunda değil de altında olmasıdır. Bu delik ile penis ucu arasındaki bölgede idrar kanalı tam olarak oluşmamıştır. İdrar deliğinin yerleşimine göre farklı farklı sınıflandırılabilir. Penisin baş kısmında yer alan, normal idrar deliğinin olması gereken yere çok yakın olan bu olgulara “glanüler hipospadias” denilir. Penis baş kısmı ile penis gövdesi uç kesimi arasındaki olanlara “koronal hipospadias” denir. Her iki durum genel olarak “distal hipospadias” tanımlaması içinde yer alır. Çocuklarda en sık karşılaşılan ve cerrahi başarı oranının en yüksek olduğu grup bu gruptur. Daha aşağı yerleşimli hipospadiaslar da vardır, idrar deliğinin yerleşimi penis gövdesinin ortasında olanlara “midpenil hipospadias” (orta düzeyde hipospadais), penis orta kesimi ile torbaların birleştiği bölgede hatta anüse yakın perine dediğimiz bölgede yerleşenler ise “proksimal hipospadias” olarak adlandırılırlar ve cerrahi tedavileri daha zordur. Bu hastaların çoğunda penis eğriliğide mevcuttur ve bu durumun da ameliyatla birlikte düzeltilmesi gereklidir. Her 300 erkek çocuğundan birinde görülen hipospadiasın tek tedavisi cerrahidir.

    Cerrahi tedavide tanımlanmış yaklaşık 500 çeşit ameliyat bulunmaktadır. Temel amaç üretra denilen idrar deliğinin penisin ucuna getirilmesidir. Temel olarak dikişle idrar kanalını oluşturduktan sonra üzerine bir katman olarak yama getirilmesi dokuyu daha sağlamlaştırır. Ameliyatta penis kökü bir lastikle boğulur ve penis derisi köküne kadar soyulur. Daha sonra penise suni ereksiyon yaptırılır. Bu şekilde kordi adı verilen penis eğriliğinin varlığı araştırılır. Penisteki eğrilik mutlaka düzeltilmelidir. Daha sonra yeni oluşturulacak idrar deliğinin yeri belirlenir ve mevcut dokular kullanılarak 6/0, 7/0 ve 8/0 gibi emilebilen dikişlerle yeni üretra oluşturulur. Hipospadiasın ağırlık derecesine göre beraberinde sünnet de yapılabilir, ya da sünnet derisi yama olarak kullanılabilir. Ancak ameliyatla sünnetin birlikte yapılmaması görüşü doğru değildir, aksine beraberinde sünnet yapılması çocuğu ikinci bir ameliyattan kurtaracaktır. Ameliyatın durumuna ve hastalığınızın derecesine göre idrar sondası takılabilir, bu sonda ortalama 3-7 gün kalır. İdrar deliğinin normal yere göre çok uzakta olduğu proksimal hipospadiaslı hastalarla, ağır derecede kordisi olan ve üretranın kısa olduğu hastalarda işeme deliğinin normal yerine getirilmesi için vücudun farklı yerlerinden (kol veya uyluk derisi, ağız içinden, mesaneden, testis torbasındaki fasyalardan) doku alınması gerekebilir. Her üç durumda da mümkünse yeni bir üretral kanal oluşturularak üretral kateter konur ve operasyon tamamlanır. Dokunun olgunlaşmasının gerektiği ya da kanalın ağzının normal yerden çok uzak olduğu olgularda alınan doku penise yerleştirilerek olgunlaşma beklenir, asıl düzeltme işlemi ise daha sonraki bir tarihe (yaklaşık 6 ay sonrasına) ertelenebilir. İdrar sondası yerine drenaj amaçlı göbek altına sistostomi kateteri de konulabilir. Ameliyatların başarı şansı idrar deliğinin yerleşim yerine göre ve penis eğriliğinin derecesine bağlı olarak %60-98 arasında değişir.

  • Gömük penis buried

    İlk olarak 1919’da penis cildinin retraksiyonunda, penisin karın, uyluk ve skrotum cildiyle aynı seviyede olduğu, penis gövdesinin normal olmasına rağmen penisin görülememesi olarak tanımlanmıştır. Başka bir tanımlamada yaş gruplamasına göre penis gerginken kabul edilen ortalama uzunluk ve çapta olmasına rağmen, penisin görüntüsel olarak küçük olması durumudur.

    Penis uzunluğu ile ilgili patolojilerde buried penis teriminin yanı sıra gizli (hidden), gizlenmiş (concealed), tuzaklanmış (trapped) veya ağ (webbed) penis gibi farklı terminolojiler kullanılmaktadır. Bu gruplamalarda altta yatan nedenler farklı olmasına rağmen temelde penis gelişimi normal, yalnızca görüntüsel olarak küçük penis mevcuttur. Penis gelişimi normal olmasına rağmen aileler için oldukça tedirgin edici bir durumdur. Bu nedenle tamamen farklı bir durum olan ve penis gelişiminin yetersiz olduğu mikropenis ile ayırımının iyi yapılması gerekmektedir.

    Fizik muayenede suprapubik yağ dokusuna (göbeğin altında ve penisin hemen üzerindeki yağlı doku) bastırıldığında penis cildi aşağı doğru kayıyor, penis gövdesi ortaya çıkıyor ve penis uzunluğu yaşlara göre ortalama ve standart sapma aralığında bulunuyorsa penis gövdesi buna rağmen küçük kalıyor ve standart sapmaların altında ölçülüyorsa mikropenis olarak adlandırılır.

    Altta yatan neden daha önceleri obezite, çocukların iriliği ve sünnet derisinin yeterli kesilmemesi olarak düşünülmüş olsa da aslında bu durum fasyalar (penisi sarmalayan penis ile deri arasında yer alan doku) arasındaki yetersiz bağlantılardan kaynaklanmaktadır.

    Tedavi edilmesi gerekliliği tartışmalıdır. Tedavinin gereksiz olduğunu savunan doktorlar bu hastalığın özellikle çocukluk çağında görülüyor olması ve erişkin dönemde çok az hastanın bu şikayetle doktora başvurmasını gerekçe göstermektedirler. Çocukların ileri yaşlarda kilo vermeleri ve penis boyunun yaşla birlikte artması ile bu hastalığın ortadan kalktığı iddia edilmektedir. Karşıt görüş ise olguların psikolojik ve sosyal gelişimlerinin daha kötü olduğunu ve erken cerrahinin bu olumsuzlukları önlediğini ileri sürmektedir. Çocuklarda cerrahi gereklilik; rekürren balanit, sekonder fimozis, işeme esnasında penis kontrolünün sağlanamaması, üriner akışı sağlayamama, sosyal mahcubiyet ve aile endişesi gibi durumlardır.

    Genellikle çocuk cerrahları ve ürologlar tarafından iyi huylu bir patoloji olarak değerlendirilmesine rağmen aileler ve ileri yaştaki hastalar için endişe verici bir durumdur ve ciddi psikolojik problemlere yol açabilmektedir.Polikliniğe başvuran hastalar dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Aile ve hastalara, penis gelişiminin normal olduğu yalnızca görüntüsel bozukluk olduğu yönünde bilgi verilmelidir. Altta yatan nedene göre tedavi seçenekleri anlatılmalı ve aile ile birlikte karar alınarak tedavi yöntemleri planlanmalıdır. Yani tedavisinin amacı, aile ve kişide oluşabilecek psikososyal baskıyı ve ileride oluşabilecek depresyon ve özgüven eksikliği gibi psikolojik rahatsızlıkları ortadan kaldırmanın yanı sıra tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, balanit, cilt yapışıklıkları, işeme bozukluları, penisin elle tutulamaması gibi durumların da ortadan kaldırılmasıdır.

  • A’dan z’ye sünnet

    “SÜNNETİ UZMANINA YAPTIRIN”

    Sünnet ülkemizde erkekliğe ilk adım olarak görülmesi nedeniyle önemli bir ritüeldir. Bu nedenle ülkemizde çoğu zaman tıbbi bir zorunluluk bulunmadan yapılmasına rağmen başta idrar yolları enfeksiyonunun azaltılması olmak üzere pek çok faydası bulunan önemli bir cerrahi işlemdir. Genel hijyen açısından yararları aşikar olan sünnetin, deneyimli cerrahların ellerinde, uygun koşullarda, doğru yöntemlerle yapılması gerekir. Ancak, çocuğun kendini bir prens kadar özel hissetmesi gereken ve ömürde bir kez yapılan bu çok önemli cerrahi işlem, yetkisiz ve ehliyetsiz kişilerin ellerinde çocuğun tüm yaşamını etkileyebilecek bir kabusa dönüşebilir.

    Sünnet nedir?

    Sünnet erkek çocuklarda penis uç kısmını örten deri katlantısının (sünnet derisi) kesilerek çıkarılması işlemidir. İnsanlık tarihinden bu yana farklı kültürlerde geleneklerin gereği olarak veya bazı dinlerde ise dini bir ritüel olarak uygulanmaktadır. Ancak günümüzde sağlık nedeniyle yapılan sünnet uygulamaları dünya genelinde giderek yaygınlaşmaktadır.

    Sünnet nasıl yapılır?

    En iyi sünnet yöntemi hangisidir?

    Penisin hissizliği ve bölgenin temizliği sağlandıktan sonra öncelikle çıkarılacak olan sünnet derisinin yapışıklıkları açılır ve kesilecek hat işaretlenir. Daha sonra penis ucunu kapatan cilt katlantısı bistüri, makas veya koterle kesilir, küçük kanama alanları kontrol altına alınır ve sonrasında kesi hattı eriyen ince ipliklerle dikilir. Daha kolay ve pratik olan sünnet klempi (Ali’s klemp, Plastibel vb) denilen tek kullanımlık aletlerle yapılan sünnette ise, sünnet derisi işaretlendikten sonra alet takılır ve sonrasında tercihe bağlı olarak fazla sünnet derisi kesilerek çıkartılır.

    Bu yöntemde dikiş atmak veya kanama kontrolü yapmak gerekmez. En doğru yöntem ise sünneti yapanın en tecrübeli olduğu ve pipi için en uygun olan yöntemdir. Sünneti kime yaptırmalıyım? Sünnet ciddi bir cerrahi müdahaledir. Bu nedenle ailelerin dikkat etmesi gereken husus, çocuklarının erkekliğe ilk adımı olarak gördükleri ve önemsedikleri bu işlemin yetkin olmayan kişilerin elinde kabusa dönüşebileceğidir. Bilinmelidir ki, ilgili yasa ile hekim olmayan kişilerin sünnet yapması yasaklanmıştır. Yetkili olan doktorun ise çocuklara yaklaşım tecrübesi olması gerekir ki; Çocuk Cerrahları ve Çocuk Ürologları bu noktada yetkin ve tecrübeli olmaktadırlar.

    Hangi çocuklara, neden ve nasıl anestezi verilmelidir?

    Lokal (sadece penis bölgesi uyuşturularak) ya da genel anestezi (sedasyon) altında sünnet uygulanabilir. Burada tercih, çocuğun yaşı ve daha önemlisi sünnetin çocuk üzerinde korku ve stresin oluşturacağı ruhsal travma göz önüne alınarak yapılır. 6 aydan küçük çocuklarda farkındalık oluşmadığı için, 6 yaş üzerinde çocuklar ise durumu anlayıp kavrayacak olgunluğa geldiklerinden dolayı lokal anestezi altında sünnet daha kolay yapılabilir. 6 ay-6 yaş arasında çocuklarda ise çocuğun ilgisini başka yöne çekerek veya güvenini kazanarak lokal anestezi altında sünnet yapmak mümkündür. Aksi halde çocuğu daha fazla strese sokmamak, sünnet işleminin başarısı ve kalitesi açısından genel anesteziyi tercih etmek daha uygundur.

    Sünnet için en doğru zaman nedir?

    Sünnet için eskiden beri ülkemizde yaz aylarının tercih edilmesi sadece yaz döneminde sünnetin yapıldığı gibi yanlış bir algıya neden olmaktadır. Sünnet her yaşta ve her mevsimde yapılabilen bir işlemdir. Mevsimler sünnet yarasının iyileşmesini etkilememektedir. Ancak okul çağında olan çocukların tatil dönemlerinde sünnet olmaları okullarından geri kalmamaları için mantıklı olabilir.

    Sünnet için en doğru yaş nedir?

    En önemli nokta çocuğun ruhen sünnete hazır olması ve yapılan işlemin şeklini ve neticelerini doğru anlayacak yaş ve olgunlukta olmasıdır. Bu sebeple çocuğun psikolojik gelişiminde 3-6 yaş arasının lokal anestezi ile sünnet için uygun olmadığı düşünülmektedir. Ancak bu düşünce bilimsel olarak kanıtlanmış değildir. Neticede deneyimli ellerde sünnet bu dönemde bile çocuk için bir kabusa dönüştürülmeden, korku yaşamasına izin verilmeden lokal anestezi (sadece penis uyuşturularak) ile kolayca yapılabilmektedir.

    Yenidoğan döneminde sünnetin avantajı var mı?

    Yenidoğan dönemi vücudumuzda hücre yenileme ve gelişme kapasitesi çok yüksektir. Bu nedenle sağlıklı yeni doğmuş bebeklerde yapılan sünnet daha hızlı iyileşme gösterir. Ayrıca bebekler sünnet öncesinde işlemle ilgili bir endişeye sahip olmadıklarından cerrahiye bağlı psikolojik komplikasyon görülme ihtimali çok daha az olacaktır.

    Sünnetin faydaları nelerdir?

    Sünnet derisi penisin baş kısmını dış etkenlerden korumaktadır. Ancak bu derinin altında zaman geçtikçe pislik ve smegma denilen salgı oluşmaktadır. Ayrıca sünnet derisinin cinsel yolla bulaşan hastalıklar için taşıyıcı ve kolaylaştırıcı etkiye sahip olduğu düşünülmektedir. Dahası bazı çocuklarda dar olan sünnet derisi idrar çıkışını engelleyebilir ve biriken salgıların da etkisiyle balanopostit veya postit de denilen penis iltihap ve apselerine neden olabilir. İdrar yolu enfeksiyonu sünnetli çocuklarda daha az görülmektedir. Bunlar ile birlikte sünnet derisi sıkışarak peniste kan akışını bozabilir ve parafimozis dediğimiz acil müdahale gereken ve penis ucunun kaybına bile sebep olabilecek sorunlara yol açabilir. Ayrıca ileride gelişebilecek penis kanserini önlediği de bildirilmektedir. Neticede sünnet derisinin alınması bahsedilen sorunlara karşı önlem olacaktır.

    Sünnet nerede yapılmalıdır?

    Cerrahi işlemler yapılırken mikroplardan arındırılmış steril alanlar oluşturulması şarttır. Ayrıca sünnet esnasında cerrahiye ve anesteziye bağlı gelişebilecek komplikasyonlara acil ve etkin müdahale edilebilecek ekip ve ekipmanlar bulundurulmalıdır. En ideali sünnetin hastanede ve ameliyathane şartlarında yapılmasıdır. Ancak istenilen şartlar oluşturulduktan sonra ameliyathane dışında da lokal anestezi ile yapılması mümkündür.

    Sünnet öncesi tahlil gerekir mi?

    Sünnet öncesinde bazı kanama testlerinin ve genel anestezi uygulanacak hastalarda bazı kan tahlillerinin yapılması gerekmektedir.

    Sünnet işlemi ile ilgili gelişmeler ve yenilikler nelerdir?

    Sünnet klempleri ile yapılan sünnetlerin yaygınlığı hızlı, kolay, dikişsiz, kanamasız, lokal anestezi ile uygulanabilmesi ve estetik olması nedeniyle giderek artmaktadır. Bunun yanında, cerrahi yapılan sünnetlerde dikiş yerine doku yapıştırıcısı kullanılan yöntemler de bulunmaktadır.

    Lazerli sünnet var mı?

    Lazer teknolojisinin hayatımızın pek çok alanına girmesiyle lazerli sünnet kavramı da dile getirilir olmuştur. Dünyada lazer teknolojisi ile sünnet yapılması amacıyla bir sistem henüz geliştirilmemiştir. Ancak elektrikli veya pilli koter ya da havya sünnet için kullanılmaktadır. Halk arasında “lazerli sünnet” denilen fakat lazer ile ilgisi olmayan bu yöntemde elektrikle ısıtılmış tel sayesinde sünnet derisi kesilir. Isının yakıcı etkisiyle damarlar yanar ve kanama görülmez. Fakat bu yöntemde ısının kullanılması ve etraf dokuları da etkileyebilmesi peniste hissizlik oluşturabilir.

    Sünnetin iyileşme süreci nasıldır?

    Sünnet klempi ile yapılan sünnetlerde işlem sonrası sargı gerekmez ve klemp genellikle 2-4 gün içerisinde çıkartılmaktadır. Cerrahi sünnetlerde ise antibiyotikli pomad emdirilmiş bir sargı konulabilir. 48 saat sonra sargı alınarak banyo yaptırılabilir. Eğer sargı kendiliğinden çıkmışsa yeniden sarmak yerine sadece antibiyotikli pomad sürmek yeterli olacaktır. Sünnet sonrası ilk iki gün ağrı kesici kullanılması gerekebilir. Ancak bazen klempli sünnetlerde bu süre 1-2 gün uzayabilir. Sünnet sonrası penis ucunda hafif şişme ve kızarıklık özellikle klempli sünnetlerden sonra beklenen bir durumdur. Ancak 1-2 hafta içinde penis normal görünümüne kavuşacaktır.

    Hatalı sünnet neden olur?

    Daha sonra düzeltme imkanı var mı?

    Ehil olmayan kişilerce yapılan sünnetlerde oluşan estetik hataların bir kısmı ve eksik yapılan sünnet sonradan düzeltilebilmektedir. Ancak idrar kanalı (üretra), penis gövdesi ve baş kısmı ile ilgili yaralanmaları düzeltmek için peş peşe pek çok ameliyat gerekebilir. Hatta bazen bu durumu düzeltmek mümkün olmaz ve penis kaybı ile sonuçlanabilir.

    Kimlere sünnet yapılmaz?

    Doğuştan sünnetli veya peygamber sünneti de denilen hipospadiyaslı (idrar deliğinin daha geride olması) çocuklarda kesinlikle sünnet yapılmamalıdır. Çünkü sünnet derisi bu hastaların düzeltici ameliyatlarında kullanılabilmektedir. Bunun dışında kanama problemi olan hastalarda (hemofili vb.) ise gerekli önlemler titizlikle alındıktan sonra sünnet yapılmalıdır. Aksi takdirde ölüme bile yol açabilecek ciddi kanama sorunları ortaya çıkacaktır. Bunun dışında postit ve balonopostit denilen sünnet derisinin ve/veya penisin enfeksiyonlarında en azından enfeksiyon tedavi edilene kadar sünnet ertelenmelidir.