Etiket: Parmak

  • Çocuğunuzun İnce Motor Becerileri Geriden mi Geliyor?

    Çocuğunuzun İnce Motor Becerileri Geriden mi Geliyor?

    Günlük hayatta bazen beynimize karışık eylemler yapması için komut veririz. Bu eylemler beynimizde birden çok alanı ilgilendirir. Görme, nesneyi tutma, nesnenin ağırlığına göre kaldırıp kaldıramayacağımıza karar verme gibi bir sürü alanı aynı anda harekete geçiririz. Alanlar arasındaki koordineli çalışma sayesinde düzgün bir şekilde hareketimizi tamamlayabiliriz. Tüm bu kabiliyetlerimizi motor sistemi sayesinde yaparız. Motor sistemi ince ve kaba olmak üzere iki farklı gruba ayrılır. Kaba motor büyük kas grupları ile ilgilidir; koşma, yürüme, kafayı dik tutabilme vb. İnce motor ise küçük kas gruplarını kapsar yani el ve parmaklardaki küçük kasları çalıştırabilme kabiliyetiyle ilgilidir. Peki, ince motor dediğimiz küçük kas gruplarında bir problem olursa ne olur?

    Ellerimizin hayatımızdaki yeri oldukça önemlidir. Kendi kendimize iş yapabilme becerimizin büyük bir kısmını ellerimiz oluşturur. Bu nedenle çocukluktan beri gelen bu ince motor becerilerimiz ellerimiz sayesinde desteklenir. İnce motor sisteminde problem olan bir çocuk kalem tutmakta, yazı yazmakta, resim yapmakta kısacası ellerini ve parmaklarını koordineli bir şekilde kullanmakta zorlanır. Ayrıca kaba ince motor becerisi kaba motor becerisine göre çok daha yavaş kazanılır. Örneğin ince motor becerisi gelişmemiş bir çocuğa resim çizmesi için kağıt kalem verilirse çocuk hem sıkılır hem de bu becerisi gelişmediği için çok çabuk yorulur ve istenilen başarıyı gösteremez. Yaşıtlarına göre bu becerisi çok daha geriden gelir.

    Kendimizi bazen çocuğumuza kızar bir vaziyette buluyoruz. Sürahiden su öyle mi doldurulur? Her yer su oldu! Sonrasında çocuk kendini suçlu hissediyor. O anlık gösterdiğiniz öfkeden korkuyor ve kısaca karışık duygular içerisine itmiş oluyoruz çocuğunuzu. Bunları yaşamamak için öncelikle bizim sabırlı olmamız şart. Sonrasında yapacağımız çalışmalarla bu yeteneklerini geliştirebiliriz. Bunu yetenekleri geliştirirken de mümkün olduğunca çocuğumuza karşı olumsuz kelimeleri azaltmalıyız. Yapma yerine daha yapıcı cümlelerle “Başka bir şey yapalım mı?” gibi cümlelerle destekleyebiliriz. Dikkatini başka yönlere çekebiliriz. Araştırmalar gösteriyor ki olumsuz cümleleri azalttığınızda bile söz dinlememe oranı ciddi anlamda azalıyor. Şimdi gelelim çocuklarımızla ne yapabiliriz? Birkaç teknikle çocuğun ince motor becerisi geliştirebilir.

    Masajla başlayabiliriz, kullanılmadığı için parmaklar zayıf olabilir. Bunun için de birkaç çeşit masajımız var!

    Ellerini avucunuzun içine alıp parmak uçlarına masaj yapmakla başlayabilirsiniz. Daha sonra avuç içlerine nazik hareketlerle ve en son tekrar parmaklara baskı kuvvet uygulayarak bitirebilirsiniz. Hatta bu masajı buzla da yapabilirsiniz biraz daha canlandıracaktır.

    Uzun çizgi çektirebilirsiniz. Birkaç kez denediğinizde gittikçe daha güzelini çizecektir. Doğru şekilde, abartmadan motive etmek önemlidir. Çocuğunuzun yapamadığı şeylere bile yapmış gibi tepki verirseniz çocuk yapamadığını bilir ve onu mutlu etmek için söylediğinizi anlar. 

    Sert bir hamurdan mercimek kadar verip çok güzel toplar yapmasını isteyebilirsiniz. Her parmakta sırayla küçük toplar yapmak önemli. Sonrasında eşit silindirler yapmasını isteyebiliriz. İlk başta yapamasa da cesaretlendirmek önemli. Tekrar edildikçe gelişmeyecek yetenek yok. Tabi ki her çocuğun heykeltıraş olmasını bekleyemeyiz ama normal bir seviyeye her çocuk çıkabilir.

    Bu sefer daha eğlenceli ama biraz da ortalığın batabileceği bir etkinlik anlatayım. Tıraş köpüğünü bir masaya sıkıyoruz ve elleriyle harfler yazmasını, dilerseniz basit şekiller çıkartmasını isteyebilirsiniz. Temizlerken onun da eline bir bez verip beraber temizlemenizi tavsiye ediyoruz.

    Evinizde org veya piyano varsa bu etkinliği yapabilirsiniz. İstediğimiz piyanonun tuşlarına düzgün basması ve sesi düzgün çıkartmaya çalışması. Tuşlara tam basmasını söyleyip, seslerin düzgün çıkmasının gerektiğini ona göre çalmasını söyleyebiliriz.

    Çocuğunuzla beraberken onun dünyasına girebilmek, hem çocuk hem de ebeveyn için inanılmaz bir şey. Burada da çocuğunuza havada veya masada hayalindeki karakterleri çizerek göstermesini isteyebilirsiniz. Mutlaka arada somut cisimlerden de çizmesini isteyip kendini zorlamasını sağlayabilirsiniz. Havaya harf bile yazabilir. Tamamen size kalmış. Hedefimiz çok aşırı zorlamak değil. Fakat çok kolay da olmamalı az da olsa biraz zorlanmak insanın hayatı boyunca öğrenmek için karşılaşması gereken bir durum.

    Her gün yaptığımız rutinde aslında çocuğumuza verebileceğimiz bir sürü iş var. Bunlar; ekmek kesmek, limon, sebze, meyve kesmek. Kontrollü bir şekilde yapıldığında çok faydalı. Düşünsenize çocuğunuzun kestiği malzemeleri yiyecek masadakiler. Hem özgüveni, hem de motor becerileri açısından çok güzel bir etkinlik.

    Mutfakta bir sürü işi olan anneler için küçük yardımcılarını hatırlatmakta fayda var. Tabak dizmek gibi basit görünen bir etkinlik bile minik eller için çok güzel faydalar sağlıyor. Beraber mutfakta yapılan bu tabak dizmeler ince motor becerilerini geliştirecektir. Renklerine göre ayrı koyabilirsiniz, sayabilirsiniz. Tamamen size kalmış.

    Hamur işleri yaparken, yanınızda çocuğunuzu da bulundurmanız da fayda var. Beraber yapmak veya ondan farklı şekiller istemek. Hatta mutfak için ona küçük bir önlük bile alabilirsiniz. Kız, erkek fark etmez. Bu tarz etkinliklerde hem üstü pislenmez, hem daha çok heves eder.

    Yumurta veya kek çırparken onun çırpmasını isteyebiliriz. Ortamı önceden ayarlayıp birazcık dökülse de, dökme gibi olumsuz bir cümle kullanmadan bu işi tamamlamak da ebeveynlerin görevi olsun.

    Makasla kağıt veya hamur kesmek. En güzel ince motor becerilerini geliştirme yolu makasla çalışmaktır. Makasla resimleri düzgün kesmekten tutun da basit bir dikdörtgen bile kestirip boyatabilirsiniz. Kendi çizdiği resimlerdeki karakterleri ona kestirip çıkarttırabilirsiniz. Origami dediğimiz kağıt katlama sanatının da hem çocuğunuzla ilişkiniz açısından hem de el becerileri açısından çok katkısı olacaktır.

    Burada anlattığımız etkinliklerle sınırlı değil tabi ki, gerisini anne- babaların hayal gücüne bırakıyorum. Bunları çoğaltabilirsiniz, geliştirebilirsiniz. Ama şunu hiç aklımızdan çıkartmamalıyız. Bir çocuğu en iyi etkinliklere gönderseniz, en iyi eğitimi verseniz de anne- babasıyla yaptığı etkinliklerden duygusal ve fiziksel açıdan gördüğü yarardan daha fazlasını başka bir yerde göremez. Sevgi, sabır, ilgi ama dozunda ne az ne fazla!

  • Raynaud fenomeni: ne zaman doktora başvurmak gerekir?

    Soğuk aşırı hassasiyeti ile parmakların beyazlaması-morarması yani Raynaud fenomeni önemli bir bulgudur ve Raynaud’su olan herkesin mutlaka bir Romatoloji uzmanı görüşü alması doğru olur. Ancak bazı durumlarda Raynaud varlığı çok daha önemli ve risklidir.

    Raynaud Fenomenine neden olan başka bir hastalık veya etken varsa buna “Sekonder (ikincil) Raynaud Fenomeni” denir. Bu durumlarda Raynaud’ya bağlı komplikasyonlar daha ağır olduğu gibi kimi zamanlar hem Raynaud’nun hem de buna neden olan hastalığın tedavisi zorluklar yaratabilir.

    Kimlerde İkincil Raynaud Fenomeni düşünülmeli ve mutlaka bir Romatolog görüşü alınması gerekir?

    1. 40 yaşından sonra ortaya çıktıysa

    2. Ataklar parmaklarda asimetrik ise

    3. Parmak ucunda yaralar, parmakta gangren gibi kanın o bölgeye yeterince gitmediğini gösteren bulgular varsa

    4. Güneş alerjisi, ağız ve göz kuruluğu, eklem ağrı ve şişliği gibi diğer romatizmal hastalıkları düşündürecek bulgular eşlik ediyorsa

    5. Ataklar parmak uçları ile sınırlı kalmayıp bulgular el, ayak, kol ve bacaklarda da görülüyorsa

    6. Özel romatizmal testler pozitif saptandıysa

  • Raynaud fenomeni nedir?

    Raynaud fenomeni nedir?

    Soğuk havalarda insan vücudu iç sıcaklığını muhafaza etmek için hormonal, nörolojik ve damarsal pek çok karmaşık mekanizmayı devreye sokar. Bu koruyucu etkilerin sonucu gövde sıcaklığımız düşmeden önce el ve ayaklarımızı soğur. Hatta soğuk yeterince fazla ve süre uzunsa parmaklarımızda, dudak ve kulaklarımızda morarma başlar. Buna sebep olan, yukarıda bahsedilen mekanizmalar ile cilde giden küçük damarların büzüşmesi ve bunun sonucunda beslediği alana yeterli kanın ulaştırılamamasıdır. Tekrar normal ısıya dönüldüğünde büzüşmüş olan bu damarlar gevşer ve parmaklar yeniden normal sıcaklık ve rengine dönerler.

    Raynaud Fenomeni denen durumda bu normal fizyolojik yanıt abartılı çalışır ve damarlardaki büzüşmenin sonucunda parmaklarda ortaya çıkan renk değişikliği dışarıdan kolaylıkla fark edilecek şekilde belirgin hale gelir. Hatta ağır durumlarda parmak uçlarında iyileşmesi zor olan yaralara bile neden olabilir.

    Sizde Raynaud Fenomeni olup olmadığını nasıl anlarsınız? Öncelikle Raynaud’yu ortaya çıkaran faktör SOĞUKtur. Raynaud Fenomeni denebilmesi ortaya çıkan değişikliklerin soğukla veya sıcak bir ortamdan daha serin bir ortama girilmesi gibi ani ısı düşmeleri ile ortaya çıkması gerekir. İkinci olarak el ve ayaklarda çabuk üşüme, soğukluk hissetme tek başına Raynaud olduğunu göstermez, buna mutlaka eşlik eden PARMAKLARDA BELİRGİN RENK DEĞİŞİMLERİnin gözlenmesi gerekir. Klasik bir Raynaud atağında soğuk maruziyeti sonrası parmaklarda genelde 3 aşamalı bir renk değişimi ortaya çıkar:

    1. İlk önce küçük damarların büzüşmesi nedeniyle parmak uçlarına kan ulaşamaz ve bazı parmakların uçlarında belirgin beyazlama görülür.

    2. Zaman geçtikçe kan akımı bozulan parmaktaki kanın oksijen miktarı azalır ve parmak mor renk alır.

    3. Son olarak ortam ısısı normale dönünce parmakta büzüşmüş olan damarlar yeniden gevşer ve o bölgeye aşırı kanın hücum etmesi ile parmak kızarır

    Raynaud Fenomenini Bulgularını Bir Kez Daha Özetlersek:

    Soğukta olur, ısınınca geçer.

    Genelde parmak uçlarında, nadiren kulak kepçesi gibi uç bölgelerde olur.

    Parmak uçlarında sınırı çok net olan belirgin beyazlama ve morarma şeklinde renk değişikliği olur

    Genelde bir veya birkaç parmakta başlar. Zamanla diğer parmaklarda da ortaya çıkabilir.

  • Parmak Emmenin Sebepleri Nelerdir?

    Parmak Emmenin Sebepleri Nelerdir?

    Normal çocuklarda herhangi bir psikopatolojik etken olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülen bir davranıştır. Bebeklerin çoğu başparmaklarını ya da diğer parmaklarını emerler. Zararsız bir davranış olan parmak emmeye hemen hemen her bebekte rastlamak mümkündür. Doğumdan sonra ilk 3-4 ayda normal olarak bir çocuğun yeme ve içmesi için önemli bir faktördür emmek. Çocuklarda emme sonucu belli bir şekilde ve derecede zevk aldıkları görülmektedir. Emme refleksinin sıklığı değişebilir. Ağız hayatta haz kaynağı olarak kalır. İlerleyen evrelerde de farklı şekillerde karşımıza çıkabilmektedir. Yeni doğan bebekler daha anne karnında bu davranışı öğrenebilirler. Doğuştan sahip oldukları en güçlü reflekslerden biridir. Bazı bebeklerde yeni diş çıkması, bazı bebek ve çocuklarda ise zorluklarla karşılaştıklarında utanma ve sıkılma belirtisi olarak parmaklarını emme gözlemlenir.

    Daha çok başparmağını hatta bazen ayak parmaklarını da emen çocuklar çevreyi tanır ve keşfetme ihtiyacından bu davranışı yapabilir.

    Parmak emmenin temelinde anne-çocuk ilişkisindeki yetersizlik ve çocukta güven duygusunun yeterince gelişmemiş olduğuna ilişkin görüşler de vardır. Parmak emmenin uykuyla da sıkı bir bağlantısı vardır.2 yaşındaki çocukların bir kısmı uykuya dalarken parmaklarını ağızlarını almak için direnirler.3 yaşında bu alışkanlık uyku sırasında kendinden kaybolur.

    Parmak emmek gıda almak kadar duyguların da doymasına hizmet eden bir keyfiyettir. Bilindiği gibi her bebek bir devre parmak emer ve bu gayet doğal olarak görülmelidir. Ancak 2 yaşını geçtiği halde sıklıkla devam ediyorsa çocukla özel olarak ilgilenmek gerekmektedir.

    Parmak emmenin zararları nelerdir?

    2 yaşından sonrasında da parmak emmeye devam eden çocukta, üst çenedeki ön dişlerin öne doğru ilerlemesine, alt dişlerin de daha geriye doğru çekilmesine sebep olabilmektedir. Çocuk bu davranışı alışkanlık haline getirip 3-3,5 yaşlarında da yapması halinde çenede oluşan boşluklar kalıcı hale gelmekte ve çocukta diş, çene, damak ve hatta solunum problemleri ortaya çıkabilir.

    Parmak emmenin tedavisinde nasıl bir yol izlenmelidir?

    İlk olarak çocuğunuzun parmak emme davranışının altında yatabileceği psikolojik sorunlar düşünülmelidir. Bu davranışa sebep olan nedenler düşünülmelidir. Ailenizi inceleyebilir nelerin yolunda gitmediğine bakabilirsiniz. Sizin için önemli olmayan sorunlar çocuğunuz için önemli olabilir ve onları duygusal olarak etkileyebilir. Ailenin asla yapmaması gereken, dikkat etmesi gereken bir diğer durum da onlara “bebek gibisin” , “büyüdün artık” gibi küçümseyici uyarıları yapmaması gerekir. Bu dönemi karşılıklı güç savaşına dönüştürmemek gerekir. İstediği ilgiyi dikkati ona vermemek gerekmektedir aksi takdirde davranışı bilinçdışında pekiştirmekten başka bir şey yapmamış oluruz. Tüm bu çabalara rağmen bu problem devam ediyorsa ilerde oluşabilecek sağlık sorunlarını da göz önünde bulundurarak bir uzmandan yardım alabilirsiniz.

  • Ek gıdaya geçerken bebeğim ve ben

    Bu süreç annelerin oldukça zorlandığı, bu süreçte yaşanan olumsuzlukların çocukların tüm hayatını etkileyerek yemek yeme bozukluklarına neden olabileceği bir süreçtir. Unutmayın çocuğunuz sizin aynanızdır, siz ne kadar rahat ve pozitif olursanız onlarda o kadar rahat ve mutlu olur, yemek yemekten keyif alırlar.

    Ek gıda dönemine başlarken öncelikle:

    •Bakım veren kişi, ANNE en başta rahat ve kaygısız olmalıdır.

    •Moral ve motivasyonu tam olmalıdır. (Çocuk kaygıları anında hisseder)

    •Beslenme mümkün ise, tek bir kişi tarafından yapılmalıdır.

    •Aşırı ve abartılı sevinç gösterilerinden kaçınılmalıdır.

    •Aile sofrasına birlikte oturmak , ailenin belli bir yemek yeme düzeninin ve alışkanlığının olması, çocuğunuza etkin ve düzenli yemek yeme alışkanlığı kazandırmanın temel kuralıdır.

    •Yemek yerken ekran (TV,tablet,telefon) olmamalıdır.

    •Aşırı kontrolcü, titiz yaklaşımlardan kaçınılmalıdır, ısrarcı ebeveyn davranışları çocuklarda gerginliği ve stresi artırarak iştahı azaltır.

    •Her çocuk farklı damak tadı ile doğar o yüzden her yeni besin denenmesi sırasında bebeğin red etme davranışı doğaldır ve başlangıçta olabilir, bu durumda 3-5 gün ara verip tekrar tekrar denemek önemlidir.

    Kendi kendini besleme (Baby Led Weaning) nedir ?

    Özellikle son zamanlarda sıkça üzerinde durduğumuz bu yöntem, bebeğin kendi kendini beslemesi yöntemidir. Ek gıdalara geçen bebeğe motor gelişim , diş ve damak yapısına uygun ek gıdaları küçük parçalara ayırarak sunmak ve kendi kendine yemesine izin vermek, onu cesaretlendirmek bu yöntemin esasıdır. Bu yöntemle bebeğiniz neyi ne kadar yiyeceğini kendisi karar verir ve bu da daha sağlıklı bir beslenme alışkanlığı edinmesine yardımcı olur. Ek gıdaları bebeğimize püre şekline getirmeden sunduğumuz zaman bebeğin kendi kendine yeme becerisi gelişir, güveni artar ve keyif alır.

    Bebeğim benim yardımım olmadan yemekte zorlanıyorsa ne yapmalıyım ?

    Bu konuda öncelikle sabırlı ve zamanlı bir anne gerekiyor. Bu yöntemi denerken bebeğinizin zorlandığını gözlemlerseniz bebeğinize biraz zaman tanımanızda fayda vardır. Öncelikle sevdiği ve yutması kolay besinler vererek bebeğinizin alışma sürecini kolaylaştırabilirsiniz. Her bebeğin farklı bir birey olduğu , bu yeme sistemine alışma süresinin değişiklik gösterebileceği unutulmamalıdır. Bu dönemde bebeğiniz yiyeceklerin rengini, şeklini inceler, tatlarını anlamaya çalışır.

    Bu çok olağan bir durumdur. Zaman içerisinde kendi yeme şeklini geliştirdikçe yaşadığı zorluklar da giderek azalır ve siz de yiyeceklerin çeşitliliğini alışma sürecini çok iyi gözlemleyerek ve buna paralel olarak genişletebilirsiniz. Bebeğime yiyecekleri püre şeklinde vermeli miyim? Eğer bebeğiniz ek besinlere 6 aydan sonra başladıysa katı gıdalarla kolaylıkla başa çıkabilir. Onları kavrayıp kendi kendine ağzına götürebilecek beceriye sahiptir.

    Fakat ek gıdalara 4-6 ay arasında başlandıysa bebeğiniz kendi başına beslenmekte oldukça zorlanır ve püre şeklinde besinlere ihtiyaç duyabilir. Fakat bebeğinizin bu yönteme alışması zaman alıyorsa, bebeğiniz önüne konulanları yemediği için alması gereken besin değeleri, kaloriyi alamıyorsa, o zaman parmak besinleri vermeyi kesmeden, püre şeklinde gıdalarla bebeğinize yardımcı olabilirsiniz.

    Ancak bunu bebekte kalıcı bir alışkanlık haline getirmeden, sadece yöntemi uygulamaya başladığınız zamanla bebeğin alışma süreci aralığında tutmak önemlidir. Bu yöntemin bebeğime faydaları nelerdir? Kendi kendine besleme yöntemi bebeğinizin gün içerisinde pişirdiğiniz yemeklere alışması ve aile içi yeme düzenine katılması açısından büyük önem taşıyor.

    Bir yandan anne sütü alırken, diğer yandan edindiği çiğneme alışkanlığını kendi kendine pekiştirmesi ve yemek istediği gıdaları kendi seçmesi olumlu alışkanlıkları kazandırır.

    Bu yöntemi deneyen birçok anne görecektir ki bebekleri daha az yemek seçer olur ve önüne koyulan hemen hemen her şeyi öğrenerek, deneyimleyerek yerler. Kendi kendilerini beslerler. Bununla beraber bu durumun her bebekte aynı olmayacağı unutulmamalıdır.

    Ancak bebeğinizin yemek yeme alışkanlığı kazanmasında yemek seçmeyen bir birey olarak büyümesinde, ek gıdaya geçiş döneminde ilk adımı atarken yalnız olmadığınızı ve yanınızda çocuk hekiminizin olduğunu unutmayın.

    Biz kızım Selin 6 aylıktı, katı gıdalara başladık. İstek kendisinden geldiğinde, minicik parmaklarıyla yiyeceklere uzanmaya başladığında bu işi bilen biri olarak ben bile biraz tedirgin olmuştum. Bunu başardığındaki mutluluğu gördüğümde ise onun bu mutluluğu için çaba gösterme, zaman ayırma kararı aldım. Ev batacakmış etraf kirlenecekmiş gibi şeyleri hiç dert etmedim.

    Onun için tehlike yaratmayacak, damaklarını ve diş etlerini zedelemeyecek, kolay yutacağı güvenilir besinler hazırladım. O parmaklarıyla tutup yarısını ağzına götürünce, yarısına yere dökünce çoşkuyla alkışladım. Bizim için tatlı bir ritüel oldu adeta “parmakla kendi kendimizi besleme” saatlerimiz…Zamanla ince motor gelişimi ve diğer gelişimsel becerilerin eklenmesi ile kendi kaşığını, daha sonraları kendi çatalını kendi tutmaya başladı.

    Önceleri dökerek de olsa kaşığını ağzına kadar götürüp “ben yedim” başarısını göstermeye başlamasını mutlulukla izledim. Kaşığı, henüz kaşık tutma becerisi yeterli olmasa da, bu aydan itibaren eline özellikle verdim.

    Yaklaşık 8 aylıktı birlikte yemek masasında, mama sandalyesine oturarak bize eşlik etti.

    Mama sandalyesi özellikle bebeklere aile sofrasına birlikte oturduğunu hissetme mesajını verir. Bizimle yemek masasında yer almak Selin’in çok sevdiği, belki de en sevdiği eylem oldu. Bu sebeple bebeğiniz ve sizin uygun olduğunuz ilk fırsatta, bebeğinizin kendi kendini beslemesine izin verin, bu denemeleri yapmasına “her zaman başaramasa da” izin verin. Bebek, kendisini, beslenme olayının bir parçası olarak hissederse mutlu olur, beslenmek onun için zevk olur.

    Yavaş yavaş ek besinler yemeğe başlayan, belli olgunluğa gelmiş bebeklerinizi siz beslemeyin. Bunun yerine diş ve damak yapısına uygun ek gıdaları küçük parçalara ayırarak bebeğinizin önüne koyun ve kendi kendine yemesine izin verin. Bu yöntemle bebeğiniz neyi ne kadar yiyeceğini kendisi ayırt edebilir ve bu da daha sağlıklı bir beslenme alışkanlığı edinmesini sağlar.

    Bu yöntemi denerken bebeğinizin zorlandığını gözlemlerseniz bebeğinize biraz zaman tanımanızda yeterlidir. Öncelikle bebeklerinizin sevdiği ve yutması kolay besinler vererek başlayın işe. Her bebekte bu şekilde yemek alışkanlığı süresi farklıdır ve değişikkenlik gösterir. Bu konuda oldukça sabırlı ve dikkatli olun. Unutmayın ve telaşmayın; eğer bebeğiniz ek besinlere 6 aydan sonra başladıysa katı gıdalarla kolaylıkla başa çıkabilir.

    Onları kavrayıp kendi kendine ağzına götürebilecek beceriye sahiptir. Ancak ek gıdalara 4-6 ay arasında başlandıysa henüz erkendir ve kendi başına beslenmekte oldukça zorlanır. Henüz püre şeklinde besinlere ihtiyaç duyar ve annesini ister doymak için. Ortalama parmak ya da lokma boyutunda olan ve bebeğinizin eliyle tutarak ağzına götürebileceği yiyeceklere “parmak yiyecekler” denir.

    Parmak yiyecekler bebeğinizin kendi kendine beslenmeyi öğrenmesi açısından olduğu kadar, motor gelişimi ve koordinasyonu açısından da büyük önem taşır. Parmak yiyecekler, çocuğunuz için yiyeceklere dokunma, koklama imkanı sağlayarak onları keşfetmesini sağlar.

    Duyu organlarını kullanır. Serttir, yumuşaktır,sıcaktır, soğuktur,renklidir yiyecekler onlar için. O bu keşiflerde bulunurken , ona biraz zaman tanıyın. Oynayarak tanımasına, yemeyi sevmesine, yiyecekleri sevmesine, başarmanın hazzını yaşamasına izin verin.

    Lokma büyüklüğünde muz gibi olgun ağızda çabuk dağılan meyveler , iyi pişmiş ve bölünmüş makarna, lokma büyüklüğünde iyi pişmiş havuç, küçük parçalara bölünmüş brokoli gibi sebzeler, lokma büyüklüğünde çok iyi pişmiş yumuşak et ve köfte parmakla tutup yemeleri için bebekler için idealdir.

    Parmak yiyecek olmaması gereken yiyecekler nelerdir biliyormuyuz ?

    Bebeği gıdaları yerken gözlemlemeli ve yardıma ihtiyacı olduğunda neyi ne şekilde yemesi gerektiği gösterilmelidir. Besin aspirasyınlarına karşı uyanık olunmalıdır.
    Aspirasyon dediğimiz yiyeceklerin bebeklerin solunum yoluna kaçarak solunum sıkıntısına sebep olabilecek yiyecekleri; parmak yiyecek gibi düşünüp bebeklerinize sunmamalıyız.

    1-Fındık, üzüm, fıstık, leblebi, ceviz gibi yuvarlanarak boğazına kaçabilecek yiyecekler

    2-Dişleri tam olarak çıkmamış olan 1 yaş altı çocukların kolayca ağzında parçalayamayacağı sert yiyecekler

    3-Ekmek gibi çocuğun ağzında tükürükle birleşip büyük bir parça haline gelebilecek nişastalı yiyecekler

    4-Kolayca parçalanıp ufalanan yiyecekler , bebeklerinizin kendi kendilerine yeme maceralarında uygun yiyecekler değildir.

  • Parmak emmek normal midir ?

    Çocuklarda 1 yaş civarında bir çoğunda parmak emme vardır. Bu 3-4 yaşına kadar devam edebilir. Bu refleks açlık veya beslenme ile alakalı bir durum değildir. Eğer 4-5 yaşına gelmiş parmak emme alışkanlığı devam ediyorsa bu davranışı çocuğa güzelce anlatmak gerekir. 5 yaşından sonra parmak emme davranışı varsa hayattaki kaygı gibi sebebleri araştırmak gerekebilir.

    Parmaklarını emme sebepleri

    1 yaş civarındaki çocuklar uykuya geçerken

    Diş çıkarma zamanlarında,

    Çevresinde parmak emenler varsa,

    Aile içi gerginliklerde, kardeş dünyaya geldiğinde,

    Zorlukta, utanma, sıkılma varsa sevgi ve güven eksikliği varsa,

    Memeden erken ayrılmışsa ve ek besinlere zorlanmışsa

    Parmak emme henüz gelişmekte olan kas ve kemikler üzerinde basıç oluşturarak dişlerin yer değiştirmesine sebeb olabilirler. Bu sebebler üst ön dişler öne; alt ön dişler geriye doğru eğilir. Alt – Üst ön dişler arasında açıklık meydana gelir.Çocuk bu alışkanlığını 3 yaşına kadar bıraktığında açıklık kapanır. Ancak 3,5 yaşından sonra kalıcı olabilir.Parmak emme uyurken dahi devam ediyorsa diş bozulmaları olur. Bunun sonucunda üst çenede darlık V şeklinde çene kavisi oluşur.

    Herşeye rağmen parmak emme davranışını cezalar ile engellenememektedir. Ellerini bağlamak, eline vurmak veya biber sürmek gibi cezalar uyum problemlerini beraberinde getirebiliyor.

    Bebekler en çok başparmağı emerler. Diğer parmaklarının emenlerde vardır. Hatta ayak parmaklarını emen bebekler dahi vardır. Bu alışkanlık anne karnında dahi vardır. Bu emme refleksi onların en güçlü refleksidir. Çünkü doğduktan sonra 4-5 aya kadar sadece emerek beslenmektedir. Emme aynı zamanda bebeğe haz ve mutluluk veren bir eylemdir. 1 yaşına kadar parmak emme terk edilir. 1 yaşından sonra parmak emen çocuk yorgun sıkıntı veya bir problem nedeniyle emiyordur.

    Parmak emme davranışını terk ettirmek için ödüllendirin

    Psikolojisini bozacak etkileyecek davranışları düzeltin, şiddetten uzak durarak güzellikte gösterin,

    Oyun ortamları ve meşguliyetler oluşturun.

  • Anasınıfı, ilköğretim 1.sınıf öğretmenleri için tekerleme örnekleri

    Biliyorum, hepiniz, çocuklarımızın 3 ay tatil yaptığında çalıştınız. Herkes, öğretmenler de 3 ay tatil yapıyor, zannediyor; ama yanılıyorlar. Okula hazırlık, plan, programların hazırlanması, seminerler, sınavlar derken aslında çok ta dinlenmiş, başlamadınız yeni eğitim ve öğretim yılına…
    Ancak, sevgili yavrularınızın, öğrencilerinizin ışıldayan ,sizlerden birşeyler öğrenmek için sevinçle bakan gözleri tüm yorgunluğunuzu unutturdu. Ağlayan, annelerinin kucağından sizlere gelen öğrenciler,babaların aman kızım, aman oğlum diyen; onlara kıyamayan sesleri… İşte sizler onların bu zor günlerinde anne ve baba olmak zorunda oluyorsunuz. Aslında bu bir zorunluluk değil! SEVGİ işi. Önce,her şeyden, eğitim ve öğretimden önce onların kalplerini fethetmelisiniz.
    Sadece çocuklar mı? Hayır! Ebeveynlerde size güvenmeli ve gönül rahatlığı içinde yavrularını emanet edebilmeliler. Çünkü,çocuklarımız en değerli varlıklarımızdır. Onların yerine başka bir seçenek koyamayız. Bu meslek sevilmeden yapılmaz, karşınızda enerji dolu birçok yavru… Onları kendi çocuklarımız yerine koyup, hem derslerimize zevk ve renk katmalıdır ki güçlükleri eritelim. Sınıfta duygusal iletişim, beden dilinden anlama çok önemli. Önce, çocukları hazır hale getirmelidir. Buna, eğitimde HAZIRBULUNUŞLUK denir. Öğretmen olarak, programı uygulamak ve belli bir düzeni tutturmak zorundasınız.Ancak, öğrenci ve mümkün olabildiği ölçüde ailesi ile iyi bir iletişim birçok sorunu çözecektir.
    Bunların dışında çocukların dikkatini çeken, onların konuşma ihtiyaçlarını karşılayan, dil gelişimine destek olan tekerlemeler önemlidir. Dikkat toplamak için,bilişsel gelişimi desteklemek için bilmeceler sorulabilir. Parmak oyunları da küçük kasların gelişimini destekler, ilgi çeken bir etkinliktir.Dikkati belli bir konuya çekmek için, öncesinde yararlanılabilir. Kıpır kıpır olan çocuklar, enerjilerini biraz boşaltmış olurlar.
    Sizlere örnekler sunmak istiyorum:
    PARMAK OYUNLARI
    DEDEMİN GÖZLÜKLERİ
    Dedem gözlüklerini kaybetmiş (ellerle gözlük yapılır, göze takılıyormuş gibi yapılır. )
    Aramış, taramış bir de bakmış (arıyormuş gibi yapılır.)
    Başının üstünde değilmiymiş (yine elle gözlük işareti yapılarak, göze takılır.)
    ÖRDEK AİLESİ
    Bu baba ördek (baş parmak gösterilir.)
    Bu da anne ördek (diğer eldeki baş parmak gösterilir.)
    Bunlar da yavruları (elin diğer parmakları gösterilir.)
    Vak vak diyorlar (iki el üst üste konur gaga yapılır.)
    Derede yüzüyorlar (yüzme hareketi yapılır. )
    Bir balık görünce yakalayıp, yiyorlar ( yeme hareketi yapılır. )
    HİNDİ
    1 küçük 2 küçük 3 küçük hindi
    4 küçük 5 küçük hindi 6 küçük hindi
    7 küçük 8 küçük 9 küçük hindi
    hindiler bitti, evlerine gitti, ellerini yıkadı, yemeğini yedi, dişlerini fırçaladı, yatağına yattı, uyudu.( sayılar sınıftaki öğrenci sayısı kadar sayılır, parmaklar kapatılarak yapılır. )
    TEKERLEME ÖRNEKLERİ-4
    ARABA
    Arabam dört teker
    Üstünde yük çeker
    Ağlasam duyar mı?
    Kornaya basar mı?
    Ağlama, bağlama
    Bu oyundan çıkma
    SAYILAR
    Bir, iki, üç, dört, beş.
    Altı, yedi, sekiz, dokuz, on.
    Git komşunun damına kon
    Sarı limon
    AYŞE
    Oooooo, bir şey duydum, kulağıma koydum.
    Kulağımdan çıkarıp altın tasa koydum,
    Altın tas, tahtaya bas, tahta çürük çivi tutmaz.
    Ayşe annesinin sözünden hiç çıkmaz.
    BİLMECE ÖRNEKLERİ
    -Dumanı tüter, isterse gider
    Balık değildir, denizde yüzer ( gemi )
    -Çarşıdan aldım, bir tane
    Eve geldim ,bin tane ( NAR )
    -Dallarıyla okşar, kucaklar ( AĞAÇ )
    -Dizi dizi odalar birbirini kovalar ( TREN)
    -Rengi yoktur, sesi var, buluttan anası var ( YAĞMUR )
    -Sağken yerinden ayrılmaz, öldükten sonra gezer (YAPRAK )

  • ACILI SEKS – VAJİNİSMUS

    ACILI SEKS – VAJİNİSMUS

    Vajinismus istemsiz kasılma veya vajinan içine bir nesnenin girilmesiyle (tampon, parmak, penis, 

    spekulum), “aşk kasları” adını verdiğimiz pelvik taban kaslarının refleks sonucu kasılmasıdır. Aşk 

    kaslarının kasılması rahatsızlıktan kaynaklanan acı, yanma ve ağrıya neden olur. Vajinismus birincil 

    (yani yaşam boyu) ya da ikincil (normal cinsel fonksiyondan sonra meydana gelen) olabilir. Ayrıca 

    genel (tüm durumlarda ve herhangi bir nesne ile oluşabilir) ya da durumsal (partner ya da 

    partnerlerle olan bazı durumlarda veya tam tersi cinsel ilişkiyle değil de tampon veya spekulum 

    takılırken de) olabilir.

    Vajinismuslu kadınlar sık sık vajinalarının “çok küçük” olduğunu ve vajinalarının kapalı olması gerektiğini 

    düşünürler ve her cinsel ilişki deneyiminde acı ve ağrı duyarak eşlerini iterler. Oysa yaşadıkları sadece negatif bir 

    hipnoz halidir, bir hayaldir! Gerçek olan vajina çevresindeki aşk kaslarını kontrol etmeyi öğrenmeleridir.

    Cinsel ilişki sırasında yaşadığım ağrının vajinismus olduğunu nasıl anlarım?

    Vajinismus sorunu olan çift cinsel terapiste birkaç soru sorduktan sonra, terapist bu sorular üzerinden onlara en 

    doğru cevabı verecektir. Vajinismus ağrısı genellikle cinsel birleşme teşebbüsü (penetrasyon) ile oluşur. Bu 

    durum genellikle partnerinin penisini vajinaya sokmaya çalıştığı zaman başlar fakat her zaman değil. Ağrı 

    genellikle yanma veya parçalanma hissi yaratır. Kadınlar bu acıyı “Sanki partnerimin bir duvarıma çarpıyor!”, 

    “Sanki partnerimin penisi benim için fazla büyük!” ya da “Parçalanıyormuşum gibi hissediyorum!” diye tarif 

    ederler. Bu acı cinsel ilişki ilerledikçe gelişebilir veya gelişmez, yani dayanılmaz bir acı olmadığı zamanlarda olur. 

    Vajinismus kadınları genellikle tampon kullanırken ya da jinekolojik muayene olurken rahatsız olurlar fakat her 

    zaman değil.

    Ağrı kafamın içinde mi?

    Vajinismus öğrenilen bir reflekstir. Yani vajinismuslu bir kadın ağrılı bir cinsel deneyim ya da acı veren vajinaya 

    başka bir nesnenin girmesi teşebbüsü yaşadığında, aşk kasları dokunmaya veya girişe karşı kasılmayı öğrenir. 

    Sonradan herhangi biri veya kendisi vajinaya bir şey sokmaya çalıştığında, vajina ve aşk kasları kadının isteği 

    dışında gelişen refleks ile ağrıdan korunmak için kendini “kapatır” yanı kasar. Aşk kaslarındaki kasılma fark 

    edilebilir düzeyde bir ağrıya neden olur.

    Vajinismus ne kadar yaygındır?

    Vajinismus, oldukça yaygın olan bir cinsel işlev bozukluğudur. Vajinismus kadınları bu konuda utandıkları için 

    kimseye bir şey diyemezler. Böyle yapmak oldukça kötü bir seçimdir, çünkü vajinismus ister birkaç ayda ister 

    birkaç yılda fark edilsin, sonuçta tedavisi oldukça kolaydır. Vajinismus birçok kadının hayatının belli bir döneminde 

    olabilmektedir. Vajinismus, cinsel birleşme sırasında ağrı ve aşk kaslarındaki kasılma nedeniyle, partnerin 

    vajinaya hemen girememesi gibi hafif rahatsızlıklarla kendini gösterebilir. Yıllardır birlikte olan ve vajinismustan 

    dolayı hiç cinsel ilişki yaşamamış birçok çift vardır. Bu çiftler “üste boşalma şeklinde gebelik” (partnerin 

    spermleri vajina yoluna bırakılır ve yumurtanın döllenmesi sağlanır) yoluyla çocuk sahibi olmaktadır. Birçok 

    vajinismuslu kadınının oldukça aktif bir seks yaşamı vardır; sadece penis vajina birlikteliğini içeren cinsel birleşme 

    yoktur. Çiftler bazen bir şeyleri değiştirmeye çalışmadan ellerinde olanlarla yetinirler ve bundan mutlu olurlar.

    Vajinismus sorunum için ne yapmalıyım?

    İyi haber, vajinismusun %100 tedavisi var; istemsiz kasılan aşk kaslarını ve daralan vajinayı nasıl kontrol edip 

    rahatlanacağını öğrenmenin basit bir yolu var. Kötü haber ise; bu bir gecede olabilecek mucizevî bir şey değil, 

    birkaç gün ya da birkaç hafta boyunca “aşk oyunları” adını verdiğimiz basit egzersizleri (Kegel egzersizleri, 

    sevişme, mastürbasyon, parmak egzersizleri, vb.) yapmak gerekiyor. Ne kadar süre egzersiz yapılacağı; 

    egzersizlere ne kadar sağdık kalındığına ve vajinismus probleminin ne kadar süredir olduğuna bağlıdır. Bu 

    egzersizler yapıldığı süre boyunca, cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Birkaç gün belki de birkaç hafta cinsel ilişkide 

    bulunulmayacağını çiftin bilmesi gerekiyor. Hazır olamadan teşebbüs edilen her cinsel ilişki deneyimi; kadının 

    daha çok acı çekmesine, olumsuz aşk kası reflekslerinin aşırı artmasına ve vajinismustan kurtulma sürenin 

    uzamasına yol açar. Yine de oral seks veya sevişme gibi çiftin zevk alabileceği diğer her şeyler yapılabilir.

    Aşk oyunlarını nasıl oynarım?

    Kegel egzersizlerini yaparak işe başlamak gerekiyor. Kegel egzersizleri aşk kaslarının kasılıp gevşetilmesi 

    yoluyla, onları çalıştırmayı ve aşk kasları adı verilen bu kaslar üzerinde iradeyi kontrolü amaçlar. Kegel 

    egzersizleri birçok açıdan faydalıdır. Hem vajina kasları üzerinde kadının kontrollü olmasını sağlar, hem orgazm 

    şiddetini arttırır, hem de vajinayı toparlar. Kegel egzersizlerini düzenli olarak yapmak gerekiyor. Şimdi hem Kegel 

    egzersizlerinin hem de parmak egzersizlerinin nasıl yapıldığına bakalım:

    “Hangi kas gruplarınızı çalıştırmanız gerektiğini öğrenmek için öncelikle idrarınızı yaparken idrarı yarıda kesin ve 

    hangi kasları kullandığınıza dikkat edin. Bu sırada karın ve kalça kaslarınızın gevşek olmasına dikkat edin. 

    Vajinanızın içinde bir kalem var ve onu düşürmek istemiyormuş gibi hayal edin ve bu sırada kasılan kaslarınız aşk 

    kaslarınızdır. Veya vajinanızın içine işaret ve orta parmaklarınızı yerleştirin ve parmaklarınızı sıkıştırmaya çalışın. 

    Bu esnasında çalışan kaslarınız aşk kaslarınızdır. Her birim egzersiz esnasında aşk kaslarınızı 5–10 saniye 

    süreyle kasın ve bu kadar bir süre ara verin. Bunu arka arkaya 5–10 kez uygulayın. Bu birim egzersizi günde 

    5–10 kez yapmanız sizin egzersizlerden maksimum fayda görmenizi sağlayacaktır. Egzersizler esnasında normal 

    nefes alıp vermeye ve yalnızca aşk kaslarınızın çalışıyor olmasına dikkat etmelisiniz. Kegel egzersizleri adını 

    verdiğimiz bu egzersizleri evde, iş yerinde, yolda, kısacası her yerde uygulanabilirsiniz. Asla dışarıdan bu 

    egzersizleri uyguladığınız anlaşılmaz. Bu egzersizleri her gün düzenli olarak uygulamayı alışkanlık haline getirin. 

    Bu şekilde aşk kaslarınız üzerinde istemli bir denetim sağlayabilirsiniz…”

    Bir süre sonra, bu egzersizler önce bir parmak ile başlayıp sonra üç parmağa kadar çıkıp, parmaklar vajinaya 

    sokularak yapılmalıdır. Bu sırada tırnakların kesilmiş olması ve kayganlaştırıcı olarak da bebe yağının 

    kullanılması gerekmektedir. Neden parmaklar? Acıma durumunda, kadının kolayca hareket ettirebileceği en kolay 

    şey parmaklarıdır. Eşlerin parmaklarını kullanıp kullanamayacaklarını kadınlar bazen merak ederler fakat 

    eşlerinizin parmaklarını kullanması tam anlamıyla kadınların kontrolünde olmadığı için bir süre beklenmelidir. İlk 

    önce kadınlar kendileri yapmalıdır. Böylece kadın, eşini ağrı ile ilişkilendirmemiş olur. Çoğu kadın bu egzersizleri 

    doğal esneklik sağlayan suyun bulunduğu bir küvette yapmaktan veya egzersizler sırasında mastürbasyon 

    yapmaktan zevk alır.

    Cinsel ilişki yaşayabilmek için ne kadar süre egzersiz yapmak zorundayım?

    Vajinaya iki parmak almak problemin süresine ve egzersizlerin zamanında yapılmasına bağlı olarak günler veya 

    haftalarca sürebilir. Ağrı çekmeden, birkaç dakika boyunca kadın vajinasına iki parmağı sokabiliyorsa veya eşinin 

    iki parmağını alabiliyorsa, cinsel ilişkiye girmenin zamanı gelmiş demektir. İlk birkaç dakika kadının üstte olduğu 

    bir cinsel ilişki pozisyonu denenmelidir, böylece kontrol onun elinde olacaktır. Sanki bir bağırsak hareketiymiş gibi 

    kadın eşinin penisini vajinasına yerleştirerek ve bunu dışarı iterek deneyebilir. Bu aynı zamanda kasları dışarı 

    itmek ve daraltmaktır. Acı verdiği takdirde kadın durmalı, aşk kaslarını kasıp, sonra rahatlatmalıdır. Vajinanın 

    içindeki penisi birkaç dakika kımıldatmadan içerde tutmak hiç de fena bir fikir değildir. Bunu başarıyla yaptıktan 

    sonra kadın bir iki kez hareket ettirebilir böylece kontrolü eline almış olur. Bunu yapmadan önce kadın eşiyle 

    konuşmalıdır. Acı çekilmediği takdirde, bir sonraki sefer çift istediği her şeyi yapabilir.

    Aşk oyunlarını oynadığımda vajinismustan kurtulma şansım nedir?

    Gayet basit olan aşk oyunları başarıyla oynandığında ve cinsel travma öyküsünden kurtulunduğunda %100 başarı 

    beklenmektedir. Açıkçası kâbuslar görme ve eski travmatik görüntülerin göz önüne gelmesi, cinsel saldırı ve 

    kötüye kullanma gibi rahatsızlıkla varsa bunların cinsel terapist tarafında ele alınması gerekir. Eğer kızlık zarında 

    veya vajinada bir anormallik varsa, vulvar bezlerinin enfeksiyon kapması, inflamasyondan kaynaklanan 

    problemler nedeniyle acı çekiliyorsa egzersizler işe yaramayacaktır. Bu durumda önce bir jinekolog tarafından 

    organik sorunların tedavisinin yapılması gerekir.