Etiket: Panik Atak

  • Panik Atak

    Panik Atak

    Genel anlamda günlük hayata dair kaygılardan kaynaklanan panik atak günümüzde yoğun olarak yaşanmaktadır. Yaşanan kaygılar ve korkular alt benliğe yerleşmekte ve ardından nöbetler halinde dışarıya çıkmaktadır. Pek çok kişi tarafından önemsiz bir durum gibi görülen nöbetler önlem alınmaması halinde ciddi sorunların yaşanmasına neden olabilir. Kendini bir hiç gibi hissedecek olan kişi kısır bir döngünün içine girerse buradan kurtulması daha zor olacaktır. Panik atak belli bir yaşta grubunda görülmemekle birlikte başlangıç yaşı 18 ve yukarısı olmaktadır. Tam anlamıyla tedavi edilemeyen panik ataklar ileride kişinin psikolojik açıdan büyük sorunlarla karşılaşmasına neden olabilir.

    Panik Ataklar Günlük Hayatı Etkiler mi?

    5 ila 45 dakika arasında sürebilen ataklar günlük hayatı olumsuz yönde etkilemektedir. Sadece sosyal hayatı değil aynı zamanda da iş hayatını etkileyen sorun, psikolojik ya da fiziksel etmenlerden kaynaklanıyor olabilir.

    * Kaygı bozukluğu,

    * Madde kullanımı,

    * Tiroid bozukluğu,

    * Sosyal fobi,

    * Kontrolsüz ilaç kullanımı ve

    * Gizli şeker panik atak geçirilmesine neden olabilmektedir.

    Panik atak geçiren kişilerin ve yakınlarının öncelikle atak esnasında ne yapacağını çok iyi bilmesi gerekmektedir. Nöbet geldiğinde sakin kalabilmek ve bir yere oturmak çok önemlidir. Mümkünse uzanmak ve kendi kendine teselli vermek etkili bir yaklaşım olabilir. Bu süreç içinde kesinlikle alkol ve sigaradan uzak durmak gerekmektedir. Kişinin sorununun tespit edilebilmesi ve önlemlerin buna göre alınması önerilmektedir.

    Gerginlikten Kurtulma Terapileri

    Panik atak teşhisi konmuş kişilerde tedavi sürecine destek olarak nefes egzersizleri, refleksoloji, spor ve egzersiz, yüksek motivasyon uygulamaları da etki gösterecektir. Panik ataklarının oluşumunu etkileyecek ilaç tedavileri sadece hekimlerin uygun görmesi halinde kullanılabilir. Panik atakların ölüme neden olmayacağı bilinmelidir. Kişinin soruna neden olan kaynağı belirleyebilmesi tedavinin seyrini de tamamen olumluya çevirecektir. Panik atak hastaları kolaydan zora yapamadıkları aktivitelere karşı denemeye tabi tutulmalıdır. Zaman içinde gelişecek olan sağlık durumu kişinin kendi gayreti ile beklenen seviyeye gelecektir. Bu aşamada panik atak yaşayan kişinin ve çevresinin destekleyici rol oynaması son derece önemlidir. Bu sorun ile mücadele etmek için destek almaktan çekinmeyin.

    Ufuk Kılıç

    Bu yazının telif hakkıUfuk Kılıça aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Ufuk Kılıç ve ekibi olarak içinde bulunduğunuz durumun değerlendirilerek ileri düzeyde faydalanmak istiyorsanız memnuniyetle sorularınıza cevap verebiliriz. İsterseniz doktortakvimi üzerinden online randevu alabilirsiniz.

  • PANİK ATAK HAKKINDA  BİLDİKLERİMİZ

    PANİK ATAK HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ

    Kişide ani meydana gelen ve tekrarlayan bireyi dehşete düşüren çoğu kez kriz olarak algılanan  şiddetli, tahammülü güç bir  sıkıntı ve korku nöbetidir diye tanımlayabiliriz..gerçek de tek başına bir hastalık gibi gözükse  de bir semptomdur aslında  ve  sebep ortadan kalkınca panik atak diye bir semptomda kalmayacaktır..Panik Atak  denilen tablo ani  şeklinde gelip , bir anda başlar, şiddeti giderek çoğalır ve yaklaşık  olarak  8-10 dakika sonunda şiddeti en yüksek düzeye ulaşır ortalama en çok yarım saat  gibi bir sürenin sonunda da azalarak ortadan kalkar.
    Bu semptomlardan ötürü kişi , bu ani gelen ,kontrolü dışındaki durumun tekrar gelmesinden duyduğu kaygıyla ayrıca başa çıkmak zorunda kalmaktadır.. 
    Panik atak endişe, korku, (ölüm korkusu gibi) sıkıntı duygularını içinde bulundurur ve Psikolojik sorunlarla ya da bazı hastalıklarla birlikte görülebilir. Hasta ani bir nöbette tamamen korku içindedir. Öleceğini, kalbinde bir sorun olduğunu, kalp krizi geçireceğini düşünür.Yanlız kalmakdan korkma ve evin de yada aile fertleri yanında kendini güven de hissetme belirgin özellikleridir. 

    Panik Atak Belirtileri :

    • Aniden titreme ya da sarsılma olması
    • Bulantı ya da karın ağrısı  gelmesi
    • Başın yada tüm vücudun terlemesi,
    • Kişinin soluğunun kesilmesi hiç nefes alamama duygusu
    • Uyuşma ya da karıncalanma hissi el ve ayaklarında yada tüm vücut da
    • Baş dönmesi, sersemlik   duygusu ,
    • Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma  hissi ,
    • Çarpıntı, kalbin kuvvetli  ya da hızlı vurması
    • Nefes darlığı ya da boğulma hissi
    • Kişinin bayılacak  yada yere yığılacak gibi hissetmesi
    • Üşüme, ürperme ya da ateş basması ,
    • Kendini ya da çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme
    • Kontrolünü kaybetme ya da çıldırma korkusu ve ölüm korkusu,

    Panik atak ve  panik bozukluk aynı şey olmayıp, Panik bozukluk kalp krizi geçireceğini, öleceğini, atakların tekrar olacağını, felç geçireceğini düşünerek sürekli endişe, korku içinde bulunma Başka bir rahatsızlığa bağlı olmaksızın, iki şekilde görülebilir: agorafobili ya da agorafobisiz. Kapalı yerlerden kalabalık yerlerden uzak durma, evde tek başına kalmak istememe gibi durumlar görülür. Dışarıya yalnız çıkmaktan korkar ve sosyal olmaktan çıkar.
    Panik Bozukluğunda ise, panik ataklarının tekrarlayıcı, ataklar arasında dönemde ise  yeniden atak geleceğine dair yoğun kaygı hissi olması, kişinin  beyin kanaması ,kalp krizi , felç geçirme, çıldırma ,ölme gibi  dramatik sonuçlara sebep olacağını düşünerek panik ataklarından aşırı  korkması ve olası başına gelebilecek felaket beklentisi ile  sürekli üzüntü ve korkuyla işe gidememe,evden çıkamama ,önleme amaçlı çeşitli kurtarıcı gördüğü ilaç  yada faydalı gördüğü şeyleri yanında bulundurmaya çalışmak, yemek yemesinde ,uykusunda ve davranışlarında atak olmadığı zamanlarda da atak beklentisiyle oluşan durumların devamlı olması şeklinde tablolar benzer gibi gözüksede,ayrıntıda  farklılıklar göstermektedir.Atak anlarını güvenli bir şekilde atlatan hastaların PSİKOTERAPİ den ciddi anlamda yarar gördüğü rahatlıkla söylenmelidir. İlaç tedavilerinin  panik bozukluğu tedavisinde yer  verilmektedir.ancak asıl itibariyle düşüncelerimizin duygularımız ve davranışlarımız üzerinde çok önemli  ekinliği olduğu gerçeği ile hareket edilirse  ataklara sebep olan  otomatik düşünce kalıpları  ve yanlış yorumlar ile ilgili  farkındalıklar oluşturularak bilişsel ve destekleyici psikoterapilerden faydalanılabilmektedir. Kişilik bozuklukları tabanıda ki semptom geliştirme potansiyelleri ise Dinamik Psikoterapilerden  yararlanım hususunun önemle altını çizmeyi gerektirmektedir.                                                     

  • PANİK ATAK HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ

    Kişide ani meydana gelen ve tekrarlayan bireyi dehşete düşüren çoğu kez kriz olarak algılanan şiddetli, tahammülü güç bir sıkıntı ve korku nöbetidir diye tanımlayabiliriz..gerçek de tek başına bir hastalık gibi gözükse de bir semptomdur aslında ve sebep ortadan kalkınca panik atak diye bir semptomda kalmayacaktır..Panik Atak denilen tablo ani şeklinde gelip , bir anda başlar, şiddeti giderek çoğalır ve yaklaşık olarak 8-10 dakika sonunda şiddeti en yüksek düzeye ulaşır ortalama en çok yarım saat gibi bir sürenin sonunda da azalarak ortadan kalkar.
    Bu semptomlardan ötürü kişi , bu ani gelen ,kontrolü dışındaki durumun tekrar gelmesinden duyduğu kaygıyla ayrıca başa çıkmak zorunda kalmaktadır.. 
    Panik atak endişe, korku, (ölüm korkusu gibi) sıkıntı duygularını içinde bulundurur ve Psikolojik sorunlarla ya da bazı hastalıklarla birlikte görülebilir. Hasta ani bir nöbette tamamen korku içindedir. Öleceğini, kalbinde bir sorun olduğunu, kalp krizi geçireceğini düşünür.Yanlız kalmakdan korkma ve evin de yada aile fertleri yanında kendini güven de hissetme belirgin özellikleridir. 

    Panik Atak Belirtileri :
    • Aniden titreme ya da sarsılma olması
    • Bulantı ya da karın ağrısı gelmesi
    • Başın yada tüm vücudun terlemesi,
    • Kişinin soluğunun kesilmesi hiç nefes alamama duygusu
    • Uyuşma ya da karıncalanma hissi el ve ayaklarında yada tüm vücut da
    • Baş dönmesi, sersemlik duygusu ,
    • Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma hissi ,
    • Çarpıntı, kalbin kuvvetli ya da hızlı vurması
    • Nefes darlığı ya da boğulma hissi
    • Kişinin bayılacak yada yere yığılacak gibi hissetmesi
    • Üşüme, ürperme ya da ateş basması ,
    • Kendini ya da çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme
    • Kontrolünü kaybetme ya da çıldırma korkusu ve ölüm korkusu,
    Panik atak ve panik bozukluk aynı şey olmayıp, Panik bozukluk kalp krizi geçireceğini, öleceğini, atakların tekrar olacağını, felç geçireceğini düşünerek sürekli endişe, korku içinde bulunma Başka bir rahatsızlığa bağlı olmaksızın, iki şekilde görülebilir: agorafobili ya da agorafobisiz. Kapalı yerlerden kalabalık yerlerden uzak durma, evde tek başına kalmak istememe gibi durumlar görülür. Dışarıya yalnız çıkmaktan korkar ve sosyal olmaktan çıkar.
    Panik Bozukluğunda ise, panik ataklarının tekrarlayıcı, ataklar arasında dönemde ise yeniden atak geleceğine dair yoğun kaygı hissi olması, kişinin beyin kanaması ,kalp krizi , felç geçirme, çıldırma ,ölme gibi dramatik sonuçlara sebep olacağını düşünerek panik ataklarından aşırı korkması ve olası başına gelebilecek felaket beklentisi ile sürekli üzüntü ve korkuyla işe gidememe,evden çıkamama ,önleme amaçlı çeşitli kurtarıcı gördüğü ilaç yada faydalı gördüğü şeyleri yanında bulundurmaya çalışmak, yemek yemesinde ,uykusunda ve davranışlarında atak olmadığı zamanlarda da atak beklentisiyle oluşan durumların devamlı olması şeklinde tablolar benzer gibi gözüksede,ayrıntıda farklılıklar göstermektedir.Atak anlarını güvenli bir şekilde atlatan hastaların PSİKOTERAPİ den ciddi anlamda yarar gördüğü rahatlıkla söylenmelidir. İlaç tedavilerinin panik bozukluğu tedavisinde yer verilmektedir.ancak asıl itibariyle düşüncelerimizin duygularımız ve davranışlarımız üzerinde çok önemli ekinliği olduğu gerçeği ile hareket edilirse ataklara sebep olan otomatik düşünce kalıpları ve yanlış yorumlar ile ilgili farkındalıklar oluşturularak bilişsel ve destekleyici psikoterapilerden faydalanılabilmektedir. Kişilik bozuklukları tabanıda ki semptom geliştirme potansiyelleri ise Dinamik Psikoterapilerden yararlanım hususunun önemle altını çizmeyi gerektirmektedir. 
    Klinik Psikolog 
    Dr.Derya MÜFTÜOĞLU

  • PANİK ATAK

    PANİK ATAK

    ‘’Neden ben?’’, ‘’Kurtulabilecek miyim?’’, ‘’Bir ilaç verin, beni uyutun veya bir şey yapın da bu sıkıntıdan kurtulayım..’’ 

    Bunlar danışanlarımın bazı ifadeleri.. Derin bir çaresizlik, kapana kısılmışlık yaşıyor panik hastaları. Kendisine ne olduğunu anlamıyor, anlamlandıramıyor ve birçok ortamdan kaçıyor tekrar atak yaşamamak için veya kendisi için çok önemli insani değerler ve temel ihtiyaçlarından vazgeçiyor özgürlük, sevgi, eğlence gibi..

    Peki Nedir Panik Atak?

    Son zamanlarda gün içerisindeki ufak ve geçici sıkıntılar bile panik atak olarak değerlendirilmekte. Fakat panik atak, korku ve kaygının çok yoğun yaşandığı apayrı bir dönemdir. Çarpıntı, titreme, terleme, uyuşma, gerginlik, göğüs ağrısı gibi belirtiler birden bire başlar ve çok kısa bir süre içerisinde, genellikle birkaç dakikada tepe noktaya ulaşır. Kişi çevrenin ve bedeninin başkalaştığını, kalp krizi geçirdiğini veya öleceğini, çıldıracağını, kontrolünü kaybedeceğini düşünür.

    Panik atak, kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür. Genellikle yirmili yaşlarda başlar, ancak çocukluk dönemi ve daha ileri yaşlarda da başlayabilir. Belirli bir zaman dilimi tarif edilmese de sabah geç, akşamüstü erken saatlerde, bazen de nadir olarak gece uykudan uyandıracak şekilde ataklar olabilir. Genellikle kalabalıkta, evde veya araba kullanırken ortaya çıkar. 

    Psikolojik rahatsızlıklarda ve bazen çeşitli tıbbi durumda ortaya çıkabilir. Örneğin, kan şekeri düşüklüğü, guatr, sara nöbeti, kalp hastalıkları, ilaç ve madde kullanımı panik ataklara sebep olabilir. Bu nedenle tüm tıbbi durumlar detaylı bir şekilde araştırılmalı ve herhangi bir neden yoksa bir psikiyatri uzmanından destek alınmalıdır.

    Nedenleri nelerdir?

    Bir veya birkaç neden saymak ve yaşanan psikolojik durumu birkaç nedene bağlamak çok uygun bir yaklaşım değildir. ‘Hastalık yok hasta var’ ilkesinden hareketle her kişi detaylı bir şekilde değerlendirilmeli ve kişiye özel sebepler ortaya çıkarılmalıdır. Genetik faktörler, beyin kimyası ve yapısı ile ilgili farklılıklar, aile ve çevreden öğrenilenler bu durumun gelişmesindeki önemli nedenlerden. Özellikle aşırı koruyucu ve kollayıcı bir ailede büyümüş olmak, kişinin sıkıntı ile baş etme gücünü azaltmaktadır. Aynı zamanda, panik atakları yaşayan kişiler genellikle aşırı mükemmeliyetçi veya kendinden çok çevresini düşünen duyarlı kişilerdir. 

    Ne zaman müdahale etmek gerekir? 

    Panik ataklar tekrar tekrar yaşanıyorsa, özellikle de herhangi bir tetikleyici olmadan ‘kendiliğinden’ ortaya çıkıyorsa, kişi sürekli ‘’ya tekrar olursa’’ kaygısı yaşıyorsa ve atağın sonuçlarından (kalp krizi geçirme, kontrolü kaybetme, çıldırma, delirme..) dolayı korkuyor ve çeşitli ortam veya durumlardan kaçınıyorsa (kalabalık ortamlar, toplu taşıma araçlarını kullanma, kafein almama vb.) artık bu durum tedavi edilmesi gereken bir durum halini almıştır.

    Tedavide neler yapılır? Hangi yöntemler kullanılır?

    Tedavi, hastanın ihtiyacına göre belirlenir. Yalnızca ilaçla gidilebileceği gibi yalnızca terapiyle veya her ikisi birlikte de gidilebilir. Genellikle birçok doktor ve terapiste gitmiş, çeşitli tedaviler uygulanmış, özellikle de birçok ilaç kullanmış ve ‘’Ben artık ilaç kullanmak istemiyorum’’ diyen hastalar görüyorum. Bu noktada, ‘Bilişsel Davranışçı Terapiler’ devreye giriyor. Bilişsel davranışçı terapi, bilimsel temelleri olan, etkinliği kanıtlanmış ve tüm dünyada yaygın olarak kullanılan bir terapi yöntemidir ve kaygı yönetimi, nefes egzersizleri, çarpık ve işlevsel olmayan düşüncelere meydan okuma ve yenileri ile değiştirme, üzerine gitme gibi birçok teknik ve yöntem kullanılır.

    Dikkat edilmesi gereken birkaç nokta!!

    Bu ve benzeri belirtileri yaşıyorsanız, hemen teşhis koymayın. İnternetten veya çevrenizden edindiğiniz kulaktan dolma bilgilerle hareket etmeyin. Bu sıkıntıyı yaşayan kişiye ‘’Kaygılanma’’, ‘’Ne var bunda kaygılanacak?’’, ‘’Kimse bu durumdan ölmez’’ gibi ifadeler kullanmayın. Çünkü, bu tür söylemler anlaşılmama, yaşadığı sorunun değersizleştirilmesi şeklinde algılanabilir ve kişinin yaşadığı çaresizliği daha da artırabilir.

  • Panik Atak

    Panik Atak

    ”yeni bir şehre geldim ve ciddi alisma problemleri yasiyorum yaklasik 1 aydir dahada siddetlendi ve fiziki problemlerde basladi nefes alamiyorum yani aldigim soluk bana yetmiyor surekli pencereyi acip nefes almak istiyorum sanki kalbimin ustunde cok buyuk bi agirlik var ve geceleri uykumu bolen bi olecegim korkusu bazen delirecegimi bile dusunuyorum konusmak istemiyorum surekli icerde kalmaktan yasama dair tum bagim kopuyo sanki koca evrende tek basimayim”

    ”5 senedir panik atak hastasıyım belirtıleri nefes alamama kalp çarpıntısı terleme eklem agrıları bir yanıp bir donma vesvese ellerde ve bacaklarda uyuşma hissi düşücek gibi olma yani bayılıcak gibi olma agız kurulugu ölüm korkusu uykusuzluk uyurken panikle kalkma herseyden korkma kalbe igne ve bıcak saplanması vs daha uzar gider yani bu ben senin yerinde olsam bir pisikologa giderdim ben öyle yaptım artık hastalıgımla arkadas gibi olduk bana ne oldugunu bildigim için artık kendimi kontrol edebiliyorum ”
    (forum sayfasından)

    PANİK ATAK anında öldüğünü, ve kontrolünü kaybettiğini söyleyeniniz var mı;yoksa beyniniz şaka mı yapıyor?

    Panik atak insanı hem duygusal yönde hem de bedensel anlamda aşırı derecede zorlayan bir yaşantıdır.

    Kişinin yaşam kalitesini azaltan Panik Atak ,her insanı yaşantısı boyunca en az 1 kez ziyaret eder.Aniden ve belirti olmadan gelen semptomların meydana gelmesiyle ,yoğun bir şekilde yaşama ilişkin endişelerin oluşması Panik Atağı getirir.
    Panik Atak yaşayan kişi Kalp krizi geçirdiğini düşünür;ancak yapılan tıbbi açıklamada Kalp krizi görünmemektedir.Bu somut sonuç kişiye yeterli gelmez ;çünkü bu sefer de ‘ya kalp krizi geçirirsem’ düşüncesi yerleşir.

    Ataklar Ne kadar sürer?

    Atak başladığında belirtilerin en yoğun yaşandığı süre 10 dakikadır. Sağlık kuruluşlarına gitmeye çalışsanız bile vardığınızda geçmiş olacaktır.Panik Atak fizyolojik değil psikolojik bir rahatsızlıktır. Çok az bir kesin bu durumu yardım almadan atlatmaktadır.Çoğunluk ise zaman kaybetmeden bir hastaneye gitmektedir.Çünkü yaşanan durum,sanki hayatın biteceğinin habercisidir.Yoğun yaşanan bu kaygı ile ilgili yanlış yorumlamalar yapılması Panik bozukluğun sürekliliğini arttırmaktadır.

    Panik Atak anında neler yaşanır;

    1- Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması 
    2- Terleme 
    3- Titreme yâda sarsılma 
    4- Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları 
    5- Soluğun kesilmesi 
    6- Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi 
    7- Bulantı ya da karın ağrısı 
    8- Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma 
    9- Derealizasyon (gerçek dışılık duygular) ya da deparsonalizasyon (benliğinden ayrılmış olma) 
    10- Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu 
    11- Ölüm korkusu 
    12- Paresteziler (uyuşma ya da karıncalaşma duyumları) 
    13- Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları dır.
    Bu durumdan artık kurtulmak istiyorum diyorsanız; inanın hiçbir engel yok.

    Hangi Rahatsızlıklar Panik Atak getirir

    Yaşamda stresin büyük bir yer kaplaması en temel unsurdur.Depresyon içerisinde ve sonrasında Panik Atak geçirilmesi oldukça normaldir.Yine yaygın anksiyete bozukluğu, alkol ve madde kullanımı da Panik Atak gelişimine yol açıyor.Yakın çevreden ölüm haberinin alınması da sosyal çevrenin etkisini göstermektedir.Panik atak anındaki aşırı performans,doktorların açıklamasına göre kalbi yormalktadır ve var olan kalp krizinin yaşanma olasılığı artmaktadır.Bu anlamda Panik Atak tedavisi gerekmektedir.
    Panik Atak 6/8 haftalık bir süreci kapsamaktadır.
    · Nefesinizi kontrol altına alın
    -Günün değişik zamanlarında, bir dakikada kaç kez yaptığınızı saptayınız. Bir kişi istirahat anında dakikada ortalama 10-12 kez soluk alıp vermektedir. Eğer kişi bundan daha fazla sayıda soluk alıp veriyorsa, bu sayı mutlaka azaltılmalıdır.
    “-Yavaş solunum tekniği (Panik atağın ilk belirtilerini farkettiğinizde)
    1. istirahat durumuna geçiniz.
    2. Nefesinizi tutup, 10’a kadar sayınız.
    3. 10’a geldiğiniz zaman nefes verip, kendinize “rahatla, gevşe” komutunu veriniz.
    4. 3 saniye nefes alınız, ardından 3 saniye nefes veriniz ve nefes alıp vermeyi bu tempoyla sürdürünüz. Böylece dakikada 10 solunum yapmış olacaksınız. Her nefes verişte “rahatla, gevşe” komutunu tekrarlayınız.
    5. Her 1 dakika sonunda, 10 saniye boyunca nefesinizi tutup, daha sonra 3’er saniyelik döngülerle solunumunuza devam ediniz.
    6. Panik atağı hafifleyinceye ya da ortadan kalkıncaya kadar bu alıştırmaya devam ediniz.
    Bunları yaptığınız zaman, belirtiler 1-2 dakika içinde hafifleyecek ve panik atağını yaşamayacaksınız. Yavaş solunum tekniği uygulayarak, panik ataklarınızı her zaman kontrol altına alabilirsiniz
    · Aşamalı üzerine gitme
    Daha çok Agorafobiye eşlik eden Panik Atak’da gözlenen “yalnız kalamama, sokağa çıkamama, kalabalık ortamlara girememe” gibi durum ve davranışlarla ilgili aşamalı alıştırmalar yapmak ve panik belirtileri azalıncaya kadar o ortamda kalmak, yani alıştırmaları tekrarlamak temeline dayanır.

    · Gevşeme Egzersizleri Önemli…
    Panik Atak anında beden kendini korumak adına kaslarda gerginlik oluşturur.Kas gerginliği işlevsel olmayan ölüm,çıldırma ve kontrol kaybı düşüncelerinin yoğunlaştığı anda beliren bir belirir ki Panik Atağı tetikler.Gevşeme egzersizlerinin öğrenilmesi rahatlamayı sağlarken tetikleyen unsurları da azaltacaktır.

    · Kognitif (Bilişsel) Yaklaşım
    Bilişsel tedavi; panik atağı öncesinde, sırasında ve sonrasında akıldan geçen ve panik atağı ile ilişkilendirilen bu yanlış yorum ve varsayımların, mantıklı düşünülerek düzeltilmesi temeline dayanır
    En etkin psikoterapi yaklaşımıdır.Panik Atak yaşayan kişilerde, işlevsel olmayan düşünceler ve varsayımlar oluşmaktadır.Var olan bu varsayımlar ve otomatik düşünceler atak yaşanmasabile her an yaşanmasına karşın kişinin tetikte olmasını sağlamaktadır.
    Tetikteki bekleyiş kaygı düzeyini arttırdığı gibi kişinin yaşantısını eskisi gibi sürdürememesine sebep olur.Kişi Panik Yaşama ihtimalinin olduğu yerlerden ve kalabalıktan kaçınmaya başlar.Her kaçınma aslında Panik Atak için olumsuz bir pekiştireçtir.Bunun sonucunda da oluşan kısır döngü hayatı yaşanmaz hale getirecektir. 
    Kişi en basitinden delireceğini ve öleceği kaygısını dile getirir.Somut kanıtlar arandığında ise bu güne kadar hiç bunların olmadığını belirtir.
    Panik Bozukluğu olanların unutmaması gerekenler…

    · Panik bozukluğu bir kalp rahatsızlığı değildir ve mental durumların kullanımını engellemez.
    · Hiçbir zaman ölüme yol açmaz;çünkü panik atak esnasında normal nefesimizin iki katı nefes alınır ve bu daha yorucudur.Bunun yerine yavaş ve derin nefes alınması daha etkili olacaktır.
    · Panik atağı sırasında insanların öldüklerine, delirdiklerine ya da kontrol dışı davranışlarda bulunduklarına ilişkin destekleyen bir kanıt yoktur. 
    · İlaç tedavisi panik atakları azaltmak için etkilidir ama sadece ilaç yeterli değildir. Bunun yanında eğer psikoterapi alırsanız sorunla başa çıkmayı öğrenmiş olursunuz. Tedavi içerisinde bile atakları yaşamaya devam edebilirsiniz, ama nasıl engelleyebileceğinizi öğrenmiş olduğunuzdan daha hafif atlatacaksınızdır. 
    Panik Atak çözülmeyecek bir problem değildir…

  • PANİK BOZUKLUĞU

    PANİK BOZUKLUĞU

    Panik atak oldum cümlesini toplum da çok fazla duymaktayız. Burada kastedilen çoğunlukla çabuk

    heyecanlanma yada olaylara verilen kaygılı tepkilerdir. Gerçek panik atak bu durumdan farklı olarak

    ani başlayan çok yoğun yaşanan korku ve endişe hali ve bedensel belirtilerle kendini gösterir.

    İnsanların bir çoğu hayatlarının bir döneminde bir kez panik atak geçirmiş olabilir ve bu durum

    tekrarlamaz, eğer panik ataklar tekrarlıyorsa ,kaçma kaçınma davranışları ekleniyorsa panik bozukluk

    tanısı alır. Panik atakları ile başvuran hastalar korkularını genellikle yoğun olarak tanımlarlar ve

    kontrolü kaybedeceklerini, öleceklerini, kalp krizi geçireceklerini yada delireceklerini düşünmüş

    olduklarını söylerler.Son yıllarda tehlike ile algıların çevremizde fazla olması ,savaşlar, hastalıklar,

    ölümler panik bozukluğu olasılığını artırmaktadır. Genel yaygınlık anlamında baktığımızda 100 kişiden

    2-3 ünde bu rahatsızlık görülmektedir.

    Panik bozukluğu yaşam kalitesini azaltan bir rahatsızlıktır. Evde yalnız kalamama, tek başına dışarı

    çıkamama , metro, otobüs gibi toplu taşım araçlarına binememe, kapalı alanlarda duramama gibi bir

    çok kaçma ve kaçınma davranışları gelişebilmektedir. Hastalar ataklar esnasında ve sonrasında çok

    sık olarak hastanelere başvurmaları nedeniyle ve kendilerine gereksiz tedaviler ve tetkikler

    uygulanabilmektedir.

    Tanı konulduğunda kolaylıkla tedavi edilen bir rahatsızlıktır. Psikiyatriste başvurmak ve ilaç

    kullanımıyla ilgili ön yargılar ,hastaların psikiyatrik tedavi dışı alanlarda çare aramaları tedavinin

    gecikmesine , bazı hastalarda kendi kendini rahatlatmak amacıyla alkol bağımlılığı gelişmesine neden

    olmaktadır. Güvensizlik oluşturan hastalıkta hastanın hekimine güvenmesi, ilaç tedavisinin yanında

    tedavinin kognitif davranışçı tedavilerle desteklenmesi önemlidir.

    Psikiyatri Uzmanı Hayriye Pervin Karakaş

    www.psikiyatri-terapi.com

  • Panik Bozukluğu / Panik Atak

    Panik Bozukluğu / Panik Atak

    Panik Bozukluğu Nedir?

    Panik bozukluk ruhsal bir rahatsızlıktır ilaç ve veya psikoterapi ile tedavisi mümkündür. Panik bozukluğu olan kişiler panik atak denen yoğun ruhsal sıkıntı nöbeti geçirirler. Panik atak çarpıntı, terleme, nefes alamama, boğulma hissi, göğüste sıkışma, bulantı, baş dönmesi, yüz, el ve ayaklarda uyuşma, titreme, bedensel duyumlarda aşırı algılama, aklını kaybedecekmiş hissi ve ölüm korkusu ile kendini gösterir. Panik atak aniden hiç bir sebep olmaksızın ve genellikle hızlı bir şekilde gelişir, kısa bir sürede doruk noktasına ulaşır. Panik atak nöbeti ortalama yaklaşık olarak 15-20 dakika sürer. Ancak bazen kısa bir an yada yalnızca bir kaç dakika bazen de bir kaç saatten fazla sürebilir. Atak sonrasında kişide yeni bir atak daha oluşabileceği yada atak sırasında ortaya çıkan bedensel belirtilerle ilgili yoğun kaygılar gelişmektedir. Hastalar kalp krizi veya beyin kanaması geçirecekleri, felç olabilecekleri korkularıyla acil servislere başvururlar. Panik atak geçirecekleri endişesiyle evde yalnız kalma dışarıya yalnız başlarına çıkamama korkuları yaşarlar. Zamanla uçak, metro, gemi ve uzun otobüs yolculuğu korkuları gibi fobiler geliştirirler. Diğer taraftan ikamet adreslerini sağlık kuruluşuna yakın bir yere taşırlar. Bu durum tek başlarına kalamama durumlarına kadar gidebilmektedir ve kişilerin meslek ve sosyal yaşantılarını ciddi manada kısıtlamaktadır. 

    Panik Bozukluğunun Nedenleri?

    Panik atağın belirtilerinin ortaya çıkma nedeni beyinde iletişimi sağlayan biyokimyasalların salınımında düzensizlikler olduğu düşünülmektedir. Panik atak bozukluğunun ailesel nedenlere bağlı olabileceğine dair güçlü kanıtlar mevcuttur. Panik bozukluğu olan kişilerin birinci derece yakınlarında panik bozukluğu olma oranı normal kişilere oranla 4-7 misli daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Panik bozukluğu olan kişilerin geçmişlerine bakıldığında pek çoğunda uzun süreli psikososyal stresin varlığından söz edilebilir. Bu kişilerin strese karşı aşırı duyarlılıkları olduğu da ileri sürülen diğer bir görüştür. Bütün bunlar panik atağın fiziksel belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olan biyokimyasal ve nörofizyolojik nedenlerdir. Bunları tetikleyen ve süreci başlatan nedenler ise psikososyal etkenlerdir. Bunlardan en önemlisi erken çocukluk dönemlerinde anne babanın ve ya bakıcıların kaygı düzeylerinin yüksek olması ve bu durumun gelişmekte olan çocuğa bir şekilde yansıtılmasıdır. Çocuk endişe ve kaygıyı çevresinden sürekli olarak aldığında gergin ve kaygılı bir kişilik örüntüsü geliştirmektedir. Sonraki yıllarda da bu durum devam ettiği takdirde kişi yetişkin bir birey olarak stres ve sıkıntılara karşı daha duyarlı hale gelmektedir.

    Panik Atakta belirtiler neden ortaya çıkar?

    Panik atak vücudun stres, korku ve heyecana verdiği normal tepkinin aşırı halidir. Potansiyel tehdit  olarak görülen olaylarla karşılaştığında vücut “savaş veya kaç” refleksi için adrenalin üreterek kendini tehlikeye hazırlar. Salgılanan adrenalin sayesinde, kalp atışları hızlanır, kan bazı bölgelerden çekilerek kaslara pompalanır bu nedenle derinin rengi solar, sempatik sinir sistemi aktivitesi artığı için göz bebekleri büyür ve terleme artar. Sindirim sistemi aktivitesi düştüğü için salya salgısı azalır, ağız kuruluğu ve kabızlık gelişir. Metabolizmanın ani yükselişiyle nefes alış verişleri hızlanır bu sebeple ellerde ve yüzde uyuşma hissi gelişir uzun süren ataklarda ise kaslarda istemsiz seğirmeler ve kasılmalar gelişebilmektedir. Bütün bunları tetikleyen ise bilinçdışı ani ve sebepsiz görünen duygu durum değişiklikleri, olumsuz düşünce döngüleri ve tüm bedene yayılan yüksek oranda hormonal aktivitelerdir. Bunlara bağlı olarak yaşadığımız kontrol dışı zihinsel ve bedensel tepkimeler ise panik atağın görünen yüzünü oluşturmaktadır.

    Panik Atak sırasında ne yapılmalı?

    Panik atak çok ciddi bir durum gibi hissedilmesine rağmen ciddi bir sağlık sorunu oluşturmadığı bilinmelidir. Panik atak geçirildiğinin farkına olmak nefese odaklanmak durumun kontrolüne sahip olunduğu hissini yaratacak ve endişeli düşüncelerden uzaklaştıracaktır. O anda panik atağı tetiklemiş olabilecek duygu, düşünce veya yaşanmışlıklara odaklanılması iç görüyü artırıp farkındalığı geliştirecek ve rahatsızlığın terapisinde etkili olacaktır. Bulunduğu ortamda birileriyle konuşmak bir şeylerle ilgilenmek veya basitçe hareket edip etrafı gözlemlemek bile dikkatini dağıtıp atağın geçmesinde faydası olabilecektir. Panik atağı yenmeyi birkaç kez başardığında kişi bunun üstesinden gelebileceği hususunda inancı artacak ve daha nadir atak geçirecektir.

    Panik Bozukluğun tedavisi mümkün müdür?

    Panik Bozukluğu tedavisi mümkün olan bir rahatsızlıktır. Panik bozukluğu olan kişilerin etkili bir tedaviyle panik atak geçirmeleri %80 azaldığı görülmektedir. İlaçlar ve psikoterapi yöntemleri ayrı ayrı seçilebileceği gibi her iki yöntemin birlikte uygulanması da mümkündür. İlaçlar kaygı düzeyini düşürürken psikoterapi duygu düşünce, davranış ve belirti ilişkisini anlaşılmasına ve panik atağın üstesinden gelinmesinde yardımcı olmaktadır. Panik bozukluğu müzmin bir rahatsızlık olduğundan tedavisi devamlılık ve sebat arz etmektedir. Özellikle psikoterapi desteğinin bu konuda bilgi, birikim ve tecrübe sahibi psikiyatri uzmanlarından ve alanlarının uzmanı olan klinik psikologlardan alınması önemlidir.

  • PANİK ATAK HİPNOZLA TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ

    PANİK ATAK HİPNOZLA TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ

    Heyecanınızı kontrol edemeyip beninizi kontrol altına almaya başladıysa, nefes alamıyor veya kalbiniz yerinden fırlayacakmış gibi hissediyorsanız, sinirleriniz boşalıyormuş gibi kendinizi aşırı kötü hissediyorsanız PANİK ATAK olabilirsiniz. Bağışıklık sistemi gibi sinir sistemi de çökebilir ve dışardan anlaşılan bir şey olmasa bile bu içerde bir deprem gibi yaşanır ve kişinin dengesini alt üst edebilir. Aşırı stres, duygusal sıkıntılar, tükenmişlik sendromu, aşırı mutsuzluk, güvensizlik, endişe bunlara neden olabilmektedir.

    Panik Atak Belirtileri

    Aniden gelişen korkular, kabin ritimsiz veya hızlı çalışması, terleme, ölecekmiş veya bayılacakmış gibi hissetmek, nefesin yetmemesi, boğulacakmış gibi hissetmek en belirgin fizyolojik özelliklerdendir. Kişi kendini aniden bir korku içinde bulur ve aşırı kalp çarpıntısı, terleme gibi bazı fizyolojik belirtiler gösterir. Yalnız kalmak istemez ve hemen bir doktora gitme ihtiyacı duyar.

    Panik Atak ve Sosyal Fobi Birbiriyle Karıştırılır

    Terleme, aşırı heyecanlanma, ortamdan kaçma, aşırı sıkılma, bedensel tepkilerini kontrol edememe durumu toplum önünde konuşmak durumunda kalan, sosyal ortamlara girmekten kaçınan, buna zorlandığında ise kendini aşırı kötü hissedenler aslında “Sosyal Fobi Sendromu” yaşarken. Panik atak geçiren nerde ne zaman nasıl olacağını kestirmediği ani bir duygusal boşalmayla bu durumu yaşar ve sosyal fobik’lere göre daha şiddetli yaşar. Sosyal fobisi tetiklenen doktor aramazken panik atak hastası doktora ihtiyaç duyar.

    Panik atağa sebep olabilecek diğer ihtimaller;

    • Taciz

    • Yaşamsal değişiklikler

    • Hastalık

    • İlişkiyle ilgili kaygılar

    • Epilepsi

    • Depresyon,

    • Aşırı kahve tüketimi,

    • Sevilen birinin ölmesi

    • İş veya okulla ilgili değişiklikler veya problemler

    • Tiroid hastalığı,

    • Zihnin aşırı uyarılması

    • Kalp hastalıkları,

    • Vitamin yetersizliği,

    • Kan şekeri düşmesi,

    • Kapalı ortamlarda uzun süre kalmak

    • Uyuşturucu veya uyarıcı maddeler kullanmak

    Panik Atağı Neler Tetikler?

    Panik atak aşırı kaygılı bir zihinsel durum karşısında bedenin savunma sistemlerini harekete geçirmesi ile birlikte bedende oluşan anomaliler diyebiliriz. Mesela haberleri izlerken ölüm haberleri verilen birinin sizin tanıdığınız biriyle isim benzerliği olması bunu tetikleyebilir ve zamanla sadece haberleri izlerken birden bu durum atağa dönüşebilir. Bu durumda tetikleyici mekanizmanın deşifre edilmesi ve bilinçatının kayıtlarından temizlenmesi gerekir.

    Panik Atak İlaçsız Tedavi Olur Mu?

    Kişinin ataklara karşı tepkisinin şiddetine ve ihtiyacına göre ilaç başlanıp başlanmayacağına karar verilir. Başlangıçta ilaçlı tedavi faydalı olabilir. Daha sonra bu ilaçlara bağımlılık geliştirmemesi ve normal tepkilerine dönebilmesi için panik atak hastalarına hipnoterapiden yararlanabilir.

    Panik Atak Kimlerde Görülür?

    Her yaş ve kesimden panik hastası olabilir. Dünyada görülme sıklığı yaşamları boyunca her 100 kişiden 3-4 kişi panik hastalığına yakalanabilir. Kadınlarda bu oran erkeklere göre 3 kat fazladır. Ailede bu sorunu yaşayanlarda da bu oran artmaktadır. Konunun sadece psikolojik kaynaklı olduğunu söylemek mümkün değil. Genetik ve nörolojik bulguların mevcut hastalıkların yan etkisi olarak da çıkabildiğini göstermektedir.

    Panik Atakta Hipnoz En Etkili Çözümlerden Biridir

    Bilinçaltına ne öğrettiyseniz yüzeyde bunu yaşarsınız. Korkmak, üzülmek, sevinmek, takıntılar, mutsuzluklar, acılar hep öğretilmiştir. Bu durumda bilinçaltındaki bilgileri yeniden çerçevelemek suretiyle sağlık davranışı kodlayabiliriz . Bilinçaltında “öğrenilmiş çaresizlikleri” yeniden kodlayarak programladığımızda panik atak sorun olmaktan çıkıyor. Bu sorunun fizyolojik bir temeli olup olmadığını araştırmak ve doktorunuz da uygun görürse tamamlayıcı bir tedavi olarak hipnozdan yararlanılabilir.

    Panik Atak Hastalarının İyileşme Oranları Nedir?

    Durumunu kabul edip yardım alanlardan yola çıkarsak bu oran %80 diyebiliriz. İlaçla tedaviye kısa süre içinde cevap verebilir. Kalıcı bir tedavi psikoterapi veya hipnoterapi iyileşme oranını arttıracağı söylenebilir.   

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • Panik atak tedavi edilebilir mi?

    Son yılların en yaygın ruhsal rahatsızlıkları arasında yer alan Panik atak, yoğun korku, kaygı ve endişe karışımı bir nöbettir. En basit tanımıyla; korku ve heyecan duyulduğunda vücudun aşırı tepki vermesidir. Aniden başlayan, 5 ila 45 dakika süren, ara ara gelen, bir daha ne zaman geleceği belli olmayan, insana ölecekmiş hissi veren ve şiddeti hastadan hastaya değişen krizlerin adı “panik atak”tır. Göğüsde bir ağrı ya da baş dönmesi gibi bir belirti ile başlar ve ardından çarpıntı, titreme, terleme, üşüme, sıcak basması, mide bulantısı, uyuşma vb şikayetler olur. Yaşanan yoğun sıkıntının ardından olay genellikle acil servisde son bulur. Yapılan incelemeler sonucunda, kendisine fiziksel bir sorununun olmadığı söylendiğinde, kişi buna inanmaz ve doktor doktor gezmeye başlar. Uzmanlar tarafından “psikolojik ” olarak tarif edilmesine karşın, kişi, çoğunlukla yaşadıklarının gerçekten fiziksel kaynaklı sorunlar olduğunu ama kimsenin hastalığının gerçek sebebini bulamadığını düşünür. Üstelik yakınlarının panik atağın önemsiz bir sorun olduğunu düşünmesi ve kendisine “hastalık hastası” yakıştırmasının yapılması, panik ataklı hastanın durumunu iyice zorlaştırır. Kendisini yalnız ve çaresiz hisseden hasta kısır döngü içine girer. Bu kısır döngü içinde Panik Atak hastasının en önemli sıkıntısı ise bu atağın ne zaman geleceğini bilememesi yani hiç beklemediği bir anda, hiçbir sıkıntısı yok iken aniden ortaya çıkacağından her an atak olacakmış gibi endişe duymasıdır. Hasta bazen bilinç altında biriktirdiği korkularını sanki gerçekmiş gibi görebilir. Bu nedenle de hayatını panik atağına göre organize etmeye başlar. Krizler ve ölüm korkusu gibi nedenlerle hasta evde tek başına kalamamaya, tek başına dışarı çıkamamaya başlar. En sonunda korkular yaşama hakim olur. Sürekli başına kötü bir şey geleceği ve yabancıların ona yardım etmeyeceğinden korkan bazı hastalar mesleklerini, sosyal hayatlarını bırakmak zorunda kalabilmektedir.

    Yapılan çalışmalarda, atakların daha çok belirli bir takım duygu ve düşüncenin yoğunlaştığı dönemlerde ortaya çıktığı bulunmuştur. Örneğin kişinin terk edildiğini düşündüğü, yalnız kaldığını hissettiği, kullanıldığı düşüncesine kapıldığı, küçük düşürüldüğü veya aşağılanmış hissettiği, boyun eğmek zorunda bırakıldığı, çaresizlik içine düştüğü ya da öfkelendiği ama bunu belli edemediği zamanlar panik ataklarının tetiklendiği zamanlar olabilir.

    Panik atağın genetik olup olmadığı konusunda herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Hastalığın başlangıç yaşı değişkenlik göstermektedir. Çoçuklarda çok nadir ortaya çıkan hastalığın ilk ortaya çıkış yılları 18-25 yaş arası olup 30’lu-40’lı yaşlarda iyice belirginleşir. Geçirilen nöbetlerin panik atak olarak adlandırılabilmesi için kişinin kalp-damar rahatsızlığının bulunmaması ve en az iki kere panik atak geçirmiş olması gerekir.

    Panik atak geçirenlerin büyük çoğunluğunun entelektüel olması, iyi eğitim gerektiren işlerde çalışıyor ve büyük şehirlerde yaşıyor olması tesadüf değildir. Panik atağın kesin sebebidir diyemeyeceğimiz ancak olmazsa olmazı olarak vurgulayabileceğimiz iki faktör vardır: Birincisi geçmişte yaşanan bir kayıp, ikincisi mükemmeliyetçi kişilik özellikleri… Bu kişilik özelliklerine sahip olan ve bir kayıp yaşayanlar, genellikle 6 ila 12 ay sonra korku veya heyecan duyduğu bir anda panik atak geçirebiliyorlar.

    Peki PANİK ATAK TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

    Panik atak tedavisindeki en büyük sorun hastanın fiziksel bir rahatsızlığı olduğuna inanması ve bu nedenle psikolojik desteği geç aramasıdır. Bu nedenle de Panik atak yaşayan kişiler genellikle mevcut durumlarının ömür boyu süreceğini ve hiç iyileşmeyeceklerini düşünürler. Böyle düşünmeleri, atakların meydana getirdiği çöküntüyü çoğu zaman daha da derinleştirmektedir. Oysa güven duyulan ve rahat hissedilen bir uzmana gidilmesi tedavi sürecini hızlandıracaktır.

    Panik atakta ilaç tedavisi ve psikoterapi başlıca tedavi seçenekleridir. Uygun doz ve uygun süre ile ilaç tedavisinin yanında, kişinin beklentilerini ve işe yaramayan düşünce kalıplarını değiştirme, gevşeme ve nefes egzersizleri, kaygıya yol açan etkenlerle yüzleştirme gibi yaklaşımların olduğu bilişsel davranışçı terapi teknikleri çoğu zaman sonuç verecektir. Ayrıca panik ataklar sırasında ölmenin veya delirmenin olası olmadığının çalışılmasıyla kişinin rahatlaması sağlanıyor. Bu süreçte panik atak yaşayan kişi ile terapisti arasında çok iyi bir iletişimin olmasının önemi de tedavi açısından göz ardı edilmemelidir.

  • Neden panik atak geçiririz?

    “Pan”, Yunan mitolojisinde insanoğlu gibi ölümlü olan tek mitolojik Tanrı olarak anılır. Mitolojiye göre, Pan, ormanlarda ve dağlarda, tenha yerlerde dolaşan gezginleri, yolcuları, sevgilileri aniden önlerine çıkarak korkutuyor, kendi halinde otlayan sürüleri ve diğer hayvanları korkunç çığlıklar atarak panikletiyormuş. İnsanlar, hayvanlar ve tüm canlılar da neye uğradıklarını şaşırıp korku içinde kaçışıyorlarmış. İşte panik kelimesinin kökeni de buradan geliyor; yani Yunanca “panikos” kelimesinden… Panik atak sorunuyla ilk kez tanışan günümüz modern insanı, artık yaşamındaki hiçbir durumun garanti altında olmadığını anlayıp, tıpkı mitolojik Tanrı Pan gibi bağırıp çağırıyor, panikleyip kaçıyor, acı çekiyor ve ne yaşadığını tam olarak anlayamadığı için de doğal olarak korkuyor.

    Kişi herhangi bir tehlike hissettiğinde vücudu otomatik biçimde tepki gösteriyor, nefes alıp vermesi hızlanıyor, kalbi daha hızlı çarpmaya başladığından vücut ısısı artıyor, soğuk soğuk terlemeye başlıyor. Kaygı, korku ile en çok karıştırılan ve en yakın görünen duygu, oysa aralarında önemli farklılıkları var; kaygı, nedeni belirsiz ve bilinmeyen bir tür korku olarak tanımlanabilir. Buna göre kaygının en önemli özelliği, ferdi tehdit eden açık bir tehlike olmadığı durumlarda ortaya çıkması. Çünkü kaygı, her canlı varlığın en temel duygularından birisi ve doğumla başlıyor. Korku, bilinen ve anlık olarak yaşanabilecek bir tehlike veya duruma karşı ortaya çıkarken, kaygı daha çok bilinmeyen ve gelecekteki durumlarla ilgili oluyor. İnsanlarda kaygı duygusu korkuya oranla daha yaygın, daha yavaş ortaya çıkıyor ama sürekliliği daha uzun oluyor. Panik atak ise kişinin karışık korku ve kaygı duygularıyla dört bir taraftan kuşatılması durumu olarak biliniyor.

    Yoğun iş temposuyla özel yaşamı arasında bir denge kurmaya çalışan ve beton yığınları arasına sıkışmış olan günümüz insanı, bir de iç dünyasında sınırları belli olmayan, görünmez duvarlar arasına sıkışıp kendisini bitmiş ve çaresiz hissedebiliyor. Bu çaresizlik beraberinde, içinde yoğun biçimde sıkıntı, korku ve kaygı tohumları barındıran panik atak nöbetlerini getirebiliyor. Panik atak nöbeti geçiren pek çok kişi yaşadığı belirtileri, korkuyu ve paniği “Eyvah ölüyorum ya da kalp krizi geçiriyorum galiba!”, “Kontrolümü tamamıyla yitirdim!” diyerek ifade ediyor. Bu kişiler, duygu ve korkularını normalde kullandıkları dil ve üsluba oranla çok daha korku dolu, yoğun ve abartılı biçimde tanımlıyor. Tüm belirtiler kişide endişe, dehşet, tedirginlik, gerginlik, sinirlilik ve çaresizlik gibi duyguların bir arada yaşanmasına ve “Kalp krizi geçiriyorum” korkusuna neden oluyor. Göğüste sıkışma, ağrı, nefes darlığı hissi gibi şikayetler panik atak hastalığının tipik belirtileri arasında yer alıyor. Bu belirtilere, kalp hastalıklarında da rastlanıyor. Bu durum panik atak hastalarının, kalp rahatsızlığı şüphesiyle doktora gitmelerine yol açıyor. Oysa kalp kriziyle panik atağı birbirinden ayırmak mümkün…

    Panik atakta, aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleri olur. Kişilerin çoğu zaman “kriz” adını verdiği bu nöbetler, yani panik atak, birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve şiddeti 10 dakika içinde en yoğun düzeye çıkar. Göğüs ağrısı, kalbin hızlı çarpması, baş dönmesi, sersemlik ve bayılma duygusu, soluk kesilmesi veya hava açlığı, el ve ayaklarda üşüme, yanma, karıncalanma veya hissizlik, hatta titremeler ya da sarsılmalarla krize eşlik eder. Ağrının yoğunluğu, bunaltı hali arttıkça artar. Kişi kalp krizi geçirdiğini zanneder ve şiddetli bir ölüm korkusu yaşar. Bu belirtileri okuyan birçok kişi “Eyvah! Bunların bir kısmı bende de oluyor! Acaba panik atak hastası mıyım?” diye korkabilir. Pek çok insan bu türden belirtileri zaman zaman yaşayabiliyor, ama genellikle bu çok kısa sürüyor ve gerçekten panik atak yaşayan kişilerin hissettiği ağırlıkta ve yoğunlukta asla gerçekleşmiyor.

    NASIL VE NEDEN ORTAYA ÇIKIYOR?

    Özellikle yüksek eğitimli ve kentli yaşam tarzını benimsemiş olan kişilerde (daha çok kadınlarda) ortaya çıkan panik atak, farkında olunan ya da olunmayan bir anda, yaşamdaki herhangi bir dönüm noktasında ortaya çıkıyor. Bu dönüm noktası genellikle yaşanılan bir kayıp olabiliyor; iş kaybı, eş kaybı, çevre kaybı, itibar kaybı, para kaybı, güven kaybı gibi… Mesela bir iş adamının iflas durumu (maddi kayıp), başka bir şehre taşınmak (çevre kaybı), anne olmak, askere gitmek (özgürlük kaybı), sevilen bir kişiden ayrılmak (duygusal kayıp), deprem veya doğal afet sonrası ailenin kaybı (kendine güven kaybı) örnek teşkil edebiliyor. Kayıpla beraber ani gelen bir endişe hissi, kalp çarpıntısı, nefes almakta zorluk, uyuşma karıncalanma, ortama yabancılaşma, baş dönmesi gibi belirtiler yaşanabiliyor. Belirtileri yaşayan kişi çok korkuyor, öleceğini bile düşünebiliyor. Çoğu zaman hastanelerin acil bölümleri ziyaret ediliyor. Kişiye yapılan tetkiklerden sonra fiziksel hiçbir şeyi olmadığı ve sağlıklı olduğu söyleniyor. Bu durum kişide daha fazla korku ve panik duygusu yaratıyor. Yaşadığı şey her neyse modern tıp biliminin dâhi anlayamadığını, üstesinden gelemediğini düşünüyor. Aynı korku ve belirsizlik duygusunu bir kez daha yaşamaktan korkmaya başlıyor. Korktuğu başına geliyor. Başka doktorlara gidiliyor, check-up’lar, kontroller yaptırılıyor, filmler çektiriliyor ve tabi hiçbir organik bozukluk görülmüyor. Kişinin kafası daha çok karışıyor.

    Sonuç olarak KORKU+KAYGI+ÜZÜNTÜ +PANİK = PANİK ATAK

    Unutulmamalıdır ki bu şikayetler, terapinin mutlaka eşik etmesi gerektiği bir tedavide, genellikle uygun ilaçların da eklenmesiyle başarıyla ortadan kaldırılabilmektedir.