Etiket: Panik Atak

  • Panik Atak Nedir? Panik Atak Tedavisi Var mıdır?

    Panik Atak Nedir? Panik Atak Tedavisi Var mıdır?

    Panik Atak Nedir?

    Beklenmedik durumlarda ortaya çıkan, panik ataklarla seyreden bir kaygı bozukluğudur. Ataklar sırasında yoğun bir şekilde korku, kaygı ve sıkıntı yaşanır. Panik atak çok ani bir şekilde ortaya çıkar yaklaşık 10 dakika içerisinde en üst seviyeye ulaşır ve yaklaşık 20-30 dakika devam eder.

    Panik Atak Nasıl Oluşur?

    Kişinin dış dünyası veya iç dünyasını etkileyen önemli bir olay yaşanır. Bu olay ölüm, felaket, kayıp, gibi ağır bir yaşamsal olay da olabilir iş yerinde ağır bir sorumluluk da olabilir, okul yaşamında kaygısını arttıran bir sınav da olabilir. Yoğun kaygı oluşturan olay kişinin bedenine odaklanmasına sebep olur. Dikkatin bedene odaklanması bedenin verdiği normal tepkilerin, felaketlişrirlerek yorumlanmasına neden olur. Mesela göğsün normal ağrısı, kalp krizi, kollarda uyuşma felç geçirme, baş dönmesi bayılma olarak yorumlanır. Felaketleştirici yorumlar kaygının artmasına, kaygının artması, bedensel belirtilerin daha yoğun yaşanmasını sağlar. Bu şekilde ilk panik atak yaşanmış olur. İlk panik atak krizi genelde hastanenin acil bölümüyle sonuçlanır.

    Panik Atak Belirtileri

    Panik atağın 13 tane belirtisi vardır, panik atak tanısı için aşağıda yazılı olan belirtilerden 4 tanesini yaşıyor olmanız gerekiyor.

    Çarpıntı                                       Göğüste Sıkışma

    Terleme                                       Yabancılaşma                                                

    Titreme                                        Deride yanma, Karıncalanma                   

    Boğulma Hissi                             Çıldırma Korkusu                                         

    Uyuşma                                       Ateş Basması

    Ölüm korkusu                              Baş Dönmesi

    Mide Bulantısı                                      

    Panik Bozukluk Mu Panik Atak Mı?

    Bir defa panik atak geçirdiyseniz yani boğulma hissi, nefessiz kalma, terleme, baş dönmesi, ölüm korkusu bayılma korkusunu nöbet şeklinde bir defa yaşadıysanız bunun adı panik atak. Panik atak nöbetinden sonra sürekli atak beklentisi içindeyseniz, zihninizde sürekli atak geleceği kaygısıyla yaşıyorsanız, sürekli vücudunuza odaklanıyor ve kaçınma davranışları gösteriyorsanız artık siz panik bozukluk yaşıyorsunuz demektir.

    Panik Atağın Tedavisi Var mıdır?

    Evet panik atak tedavi edilen bir rahatsızlıktır.

    İlaçsız tedavi edilmesi mümkün müdür? Panik atak ilaçsız da gayet başarılı bir şekilde tedavi edilen bir rahatsızlıktır. Özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi panik atak tedavisinde oldukça iyi sonuçlar elde etmektedir.

    Panik Atak Nasıl Tedavi Edilir?

    Kaçınma ve güvenlik sağlayıcı davranışlar, panik atak sırasında kısa süreli bir rahatlama sağlar fakat panik bozukluğun kişinin hayatını daraltmasına, hastalığın daha uzun süreli yaşanmasına neden olur.

    Hastalığın yıllar geçtikçe etkisini arttırmaya, hastalığın çözümü yokmuş gibi yaşanmasına neden olur.

    Kaçınma ve güvenlik sağlama davranışını yapmamak örneğin asansöre binmesini sağlamak, tek başına sokağa çıkabilmek, atak anında hastaneye koşmamak panik bozukluğu yenmek için önemli bir adım olur.

    Panik atak anında 2 tane önemli yöntemi öğrenmek önemli. Birincisi danışanlar panik atak anında genelde hızlı ve ağızdan nefes alırlar ki bu yanlış bir nefes alma yöntemidir. Doğru nefes alma egzersizi ile panik atağın kontrol altına alınması daha kolay olur.

    Doğru nefes egzersizi nasıl yapılır?

    1 Burundan yavaş yavaş ve derin nefes al.

    2 Nefesi içinde bir süre tut.

    3 Sonra yavaş yavaş ağızdan nefesi geri ver.

    Bu nefes alma egzersizi, panik atak anında “nefesim yetmiyor, nefes alamıyorum” hissiyle baş etmenizi, hızlı nefes alma nedeniyle yaşadığınız baş dönmesini yaşamamanızı ve çarpıntınızın normal olduğunu görmenizi sağlar.

    İkinci önemli yöntem; panik atak anında ‘’çıldırıyorum, ölüyorum, felç geçiriyorum” düşünceleri sıklıkla zihinde olur. Ve bu düşüncelere atak anında çok inanır ve bundan dolayı ortamdan kaçmak ilaç almak ya da doktora gitmek çözümlere başvurursunuz. Panik atak anında bu düşüncelerin gerçek olmayabileceğini fark etmek, ortamdan kaçmadan da panik atağın geçeceğini görmek önemlidir. Bulunduğunuz ortamı terk etmeden kaygının azaldığını görmenizi sağlamak terapideki önemli aşamalardan biridir. Bu egzersiz terapist yardımı ve planıyla aşama aşama yapılmalıdır. Terapistin planı ve yardımı olmadan yapılırsa kaygının daha çok artmasına neden olabilir.

  • Panik Yapmayın! Panik Atak Tedavi Edilebilir!

    Panik Yapmayın! Panik Atak Tedavi Edilebilir!

    Panik atak, çok sık rastlanılan bir sağlık sorunudur. Sokakta karşılaştığımız her 10 kişiden biri hayatı boyunca en az bir kez panik atak geçirir. Panik ataklar sıklaştığında, mesleki, sosyal ve bireysel anlamda kişinin uyumunu bozup yaşamını olumsuz yönde etkilemeye başladığında hastalık halini almış demektir. Panik atak bir kaygı bozukluğudur. Kalp çarpıntısı, nefes nefese kalma, boğuluyormuş gibi olma, soluğun kesilmesi, göğüste sıkışma, nabız yükselmesi, baş dönmesi, terleme, titreme gibi yoğun fiziksel belirtilerin bazılarının yineleyen şekilde yaşandığı yoğun rahatsızlık duyma halidir.

    Kaygı ve Korku
    Kaygı (anksiyete, endişe, bunaltı); yoğunluğu tedirginlik duygusundan panik düzeyine varan fiziksel belirtilerin eşlik ettiği bir tepkidir. Beynimizde ‘savaş ya da kaç’ prensibine göre tepki vermemize neden olan bizi hayatta tutmaya ve tehlikelerden korumaya yarayan bir alarm sistemi vardır. Kaygı doğru zamanda ve seviyede olduğunda yararlıdır. Fakat yoğunluğu ve süresi uzadığında kişinin iş, sosyal ve akademik yaşantısına zarar verir. Peki, korku nedir? Korku kişinin somut(gerçek) bir tehdit karşısında tüm kaynaklarını bu tehlikeye karşı kendisini korumak üzere kullandığı akut ve ani durumlardır. Kaygı; somut olmayan, bilinmeyen, içten gelen belirsiz bir algıya dayalı bir tehdide karşı gösterilen kronik bir tepkidir. Panik atakları ise beynimizde bahsi geçen alarm sisteminin bozulmasına benzetebiliriz. Yani arabanın alarmının kediye çalması durumudur.

    Panik Atak Kalp Krizi Değildir
    İlk kez panik atak yaşayan kişilerin hemen hemen hepsi soluğu acil servislerde alır, kalp krizi geçirdiklerini veya öleceklerini düşünürler. Yapılan incelemeler sonunda doktorun durumun psikolojik olduğunu söylemesi inandırıcı olmaz. Panik ataklar tekrarladıkça acil servislere gidilmeye, atağın nedeninin araştırmaya yönelik doktor doktor dolaşılmaya başlanır. Ekonomik ve duygusal açıdan yıpratıcı bir süreç başlar. Panik atak tekrarlama eğiliminde olduğundan kişiler birkaç ataktan sonra kaygı dolu bir bekleyiş içine girerler. Atağın ne zaman olacağını kestirebilmek için çevreden ya da bedenlerinden gelebilecek bazı ipuçlarını araştırmaya ve bunlara yönelik önlemler almaya koyulurlar. Bu endişeler kişiyi yanlış çıkarımlara itebilir. Arabada ilk panik atağını yaşayan kişi arabaya binmek istemeyebilir, ciddi bir hastalığı olduğunu düşünerek sürekli belirtiler araştırabilir, nefes alamayacağını düşünerek kapalı ortamlara girmekten kaçınır, dışarıda bayılacağından endişe duyduğu için yalnız dışarı çıkmayabilir, hatta evde yalnız kalamayabilir. 

    Sağlıklı Çözümler
    •Öncelikle bu sıkıntılarınızla ilgili olarak bir psikolog/psikiyatri uzmanından yardım alın. İlaç tedavisi artı psikoterapi bu hastalığı yenmede en etkili yöntemdir. Tedavi planınıza sadık kalın.
    •    Gerekli tetkikler yapıldıktan sonra şikayetlerinizin bedensel bir hastalıkla ilgili olmadığına dair söylenenlere inanın. Özellikle panik atak geçiriyorken acil servislere gitmeyin. Panik atak sırasında yaşadığınız belirtilerle tek başına baş edebilmeniz çok önemli. 

    •    Kötü beslenme alışkanlıkları, düzensiz beslenme ve katı diyetler sonucunda ortaya çıkabilecek değişken kan şekeri düzeyi atakları tetikleyebilir. Hastalık belirtilerinin bastırılmasında alkol kullanılmamalıdır. Kafein çarpıntıyı artıran ve uykusuzluğa sebep olabilen bir maddedir. Kafein içeren çay, kahve ve kola gibi içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. 
    •    Yeteri kadar uyuyun ve düzenli egzersiz yapın.
    •    Bir panik atak hastasıysanız şunu unutmayın: Panik ataklar kesinlikle kontrol altına alınabilir, uygun tedavilerle düzelebilir. Umutsuz ve karamsar olmayın. 

  • Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları

    Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları

    Kaygı; insanların hayatta kalmasını sağlayan tehlikeli durumlar karşısında hissedilen doğal bir duygu durumudur. Rahatsızlık verici olmakla beraber yeterli düzeyde bir kaygı sadece normal değil aynı zamanda uyumsal ve hatta sağlığımız ve normal işlevselliğimiz açısından da önemlidir. Günlük hayatta bizde kaygı uyandıran birçok olayla karşı karşıya geliriz. Örneğin, bir sınava girmek üzereyken veya topluluk önünde konuşma yapacağımız zaman, başarısız olma korkusu yeterli derecede hazırlanmamızı sağlar. Ancak her insanın olayları algılayış ve bunları yorumlama biçimleri farklıdır.  Bu nedenle kaygı çok hafifte yaşanabilir, panik derecesine varan yoğunlukta da olabilir.Hissedilen kaygı eğer kişinin denetimi dışına çıkıyorsa ve işlevselliğini bozuyorsa kaygı bozukluklarından söz edebiliriz.

    Bireyin birden fazla kaygı bozukluğu olabilir. Birincil kaygı bozuklukları;

    -Yaygın Kaygı Bozukluğu

    -Panik Bozukluk

    -Agorafobi

    -Özgül Fobi

    -Sosyal Kaygı Bozukluğu

    -Seçici Konuşmazlık (Selektif Mutizm)

    -Ayrılma Kaygısı Bozukluğu

    YAYGIN KAYGI (ANKSİYETE) BOZUKLUĞU NEDİR?

    Yaygın kaygı bozukluğu tanısı alan bireyler, genelde kendi kendilerine ve hiçbir neden yokken endişe duyarlar. Sıradan günlük yaşam olaylarına karşı aşırı korku ve kaygı içerisindedirler. Ve bu kaygıyı kontrol etmek de zaman zaman zor olur. Tedirgin edici bu sıkıntılı durum bireyde pek çok fiziksel semptoma neden olur.  Yine bu durum kişide daha fazla kaygıya neden olarak kişiler, kalp, baş, boyun, mide rahatsızlıkları, omuz ağrıları gibi nedenlerle doktora başvururlar.  Nedensiz yorgunluk, yutma güçlüğü, titreme ve seyirmeler, bulantı, sıcak basması diğer fiziksel yakınmalardır. Pek çok farklı konu ile ilgili; uyku problemleri, zihinsel şikayetler,  ailevi problemler, aşırı ve kontrol edilmesi zor endişeler, huzursuzluk ve dikkat gibi problemlere yol açar.

    Yaygın kaygı bozukluğu genelde 30’lu yaşlarda başlar. Genel yetişkin nüfusunda görülme oranı %9 olup kadınlarda görülme olasılığı daha yüksektir. Yaygın kaygı bozukluğunda genetik faktörler önemli rol oynamaktadır.

    PANİK ATAK NEDİR?

    Panik atak aniden başlayan ve genelde yarım saatten az süren, göğüs ağrısı, ürperme, sıcak basması, tıkanma, nefes darlığı, hızlı veya düzensiz kalp atışı, karıncalanma, uyuşma, aşırı terleme, mide bulantısı, baş dönmesi ve titreme gibi sıkıntıların eşlik ettiği bir felaket hissidir. Panik atak geçiren kişiler gerçek dışı hissedebilir, akıllarını kaybediyor veya ölüyormuş gibi korku yaşarlar.

    Panik atak oldukça yaygındır. Yetişkinlerin %30’u en az bir kere yaşamıştır. Genelde kadınlarda erkeklere göre daha fazla rastlanır. Panik atak yaşama sıklığı açısında farklıdır. Kişiler hayatları boyunca birkaç kez yaşabilir veya haftada birkaç kez yaşabilirler. Panik atak geçirdiğinde kişi fiziksel olarak hasta olduğuna dair inanç geliştirilebilir ve bu durum daha fazla endişeye neden olur. Tedavi edilmezse ciddi düzeyde zarar verebilir.

    Panik ataklar başka bir semptom olmadan veya agorafobi, sosyal kaygı bozukluğu, özgül fobi, travma sonrası stres bozukluğu, duygudurum bozukluğu ve psikotik bozukluklar gibi gibi diğer farklı pek çok bozuklukla bağlantılı olarak, aynı zamanda, başka bir sağlık durumuna bağlı kaygı bozukluğunda maddenin/ilacın yol açtığı kaygı bozukluğunda da ortaya çıkabilir.

    PANİK BOZUKLUK ise kişi, aniden geçirdiği panik ataklar sonucunda tekrar panik atak geçirmekten korkar ve bunun sonuncunda atakları tetikleyen aktivitelerden, bir kere bile olsa, uzak durur veya panik atak yaşadığı yerlerden kaçınarak gelecekteki ataklardan kaçınmaya çalışır. Panik bozukluk olarak adlandırabilmek için bir aydan fazla ve sıkıntı veya yeti eksikliği yaşanmalıdır.

    AGORAFOBİ NEDİR?

    Kişinin yalnız kalması veya evden uzakta olmaları gereken durumlarda karşı karşıya kaldıkları aşırı endişe ve kaygı halidir. Bu duyguyu yaşadıkları durumlar; otobüse binmek, kamuya açık yerlerde bulunmak, alışveriş merkezleri gibi kalabalık ortamlara girmek, sinema, tiyatro gibi etkinliklere katılmak, uçak ve otobüs gibi kalabalık ulaşım aracına binmek gibi oldukça fazladır. Agorafobi hızla gelişebilir. Sadece birkaç hafta içinde üst üste panik atak geçirdiyse yeniden geçirme korkusuyla evden çıkmaktan veya aktivite de bulunmaktan kaçınabilirler. Agorafobinin görülme olasılığı son yıllarda %1-2’ye yükselmiştir. Kadınlarda görülme olasılığı erkeklere göre daha fazladır. Genelde 20’li yaşlarda görülmeye başlar ve kalıtımsal yönü oldukça güçlüdür.

    ÖZGÜL FOBİ NEDİR?

    Özgül fobisi olan kişiler özgül nesneler ve durumlar karşısında aşırı ve mantıksız  bir dehşet ve korkuya kapılırlar. En çok rastlanan fobiler arasında hayvanlar, kan, uçakta seyahat etmek, kapalı alanda kalmak, yükseklik ve gök gürültüsünü sayabiliriz. Bu fobilerden birine maruz kalan kişi panik atak veya  kaygı yaşayabilir. Kişi korku uyandıran uyarana ne kadar yaklaşırsa ve kaçmaları ne kadar zor olursa kendisini o kadar kötü hisseder. Kişilerin genelde birden fazla fobisi olabilir.  Bu fobilerde kişilerin geçmişte yaşadığı olumsuz olayların rolü olduğu düşünülür ancak bu yanıltıcıdır. Asansörde mahsur kalan ya da bir köpek tarafından ısırılan kişi de bu tür fobilerin oluştuğunu görürüz ancak bu tür deneyimleri olmadan da bu tür fobi geliştiren birçok kişi vardır. Bazı araştırmacılar korkuların genetik olarak belirlendiği ve bazı durum ve nesnelerden korkacağımızın daha doğmadan belirlenmiş olduğunu söyler. Yani fobiler kalıtsaldır. Anne babada özgül fobi olan kişinin benzer fobi geliştirmesi olağandır.  Edindiğimiz deneyimler ve çevrenin etkisi de kişinin fobi geliştirmesi üzerinde etkilidir.

    Özgül fobi genel nüfusta en çok karşılaşılan kaygı bozukluklarından biridir. Başlama yaşı genellikle çocukluk dönemi ve ergenliktir. Özellikle hayvan fobileri daha erken başlama eğilimdedir. Bazı hayvan fobileri bir hayvan tarafından ısırılıp, zarar gördükten sonra başlar.

    SOSYAL KAYGI BOZUKLUĞU NEDİR?

    Sosyal kaygı bozukluğu insanlarla etkileşimde bulunurken utanç verici görünme korkusudur. Bu kişiler olumsuz olarak değerlendirilmekten büyük kaygı ve endişe duyarlar.  Sosyal kaygı bozukluğu bireyin bir kalabalık önünde konuşmasını veya bir performans sergilemeleri gerektiren durumlarda veya daha basit olan yemek yerken veya bir şeyler içerken, yazı yazarken belki de sadece biriyle konuşurken içinde bulunduğu durumlarda bile aşırı kaygı duyarak rezil olma korkusu taşımalarıdır. Sosyal kaygı bozukluğunda, yüz kızarması,  ses kısılması, titreme ve terleme gibi fiziksel semptomlar hem kadınlar hem de erkekler olmak üzere birçok kişide sıkça görülebilir.  Çocuklar ise kaygılarını, ağlayarak, öfke nöbetleri geçirerek, donarak veya konuşmayı reddederek ifade edebilir. Sosyal kaygıya sahip bireyler kaygılarının mantık dışı olduğunun farkındadırlar. Uygun psikoterapi tedavisiyle bu sorunun üstesinden gelebilirler.

    Sosyal kaygı bozukluğu genel nüfusta görülme sıklığı %4’ten %13’e kadar olan aralıkta değişmektedir.  Ortaya çıkışı genelde 10’lu yaşların ortasıdır.  Sosyal kaygı bozukluğunun genetik bir yapısı olup yıllarca sürme ihtimali vardır.

    SEÇİCİ KONUŞMAZLIK(MUTİZM) NEDİR?

    Seçici konuşmazlık olarak bilinen mutizm çok nadir görülen bir bozukluktur. Seçici konuşmazlık yaşayan çocuklar genelde yalnız kaldıkları zamanlar ve çok yakın birkaç kişi hariç, konuşmazlar ve sessiz dururlar. Genelde utangaç yapıya sahiptirler ancak normal bir zeka seviyesine ve duyma yetisine sahiptiler.  Konuştukları zaman yeterli cümle yapısı ve kelime dağarcına sahip oldukları görülür. Seçici konuşmalık 1000 kişiden 1’inde görülür. Erkek ve kızlarda görülme sıklığı eşittir.  Mutizme eşlik eden kaygı bozuklukları sosyal kaygı bozukluğu ve ayrılma kaygısı bozukluğudur. Aile geçmişi, okuldaki başarısı, arkadaşları ile ilişkileri ve şiddetle maruz kalması gibi faktörler etkilidir.

    AYRILMA KAYGISI BOZUKLUĞU NEDİR?

    Ayrılma kaygısı yaşayan kişiler anne-babaya ya da hayatlarındaki önemli insanların başına bir şey geleceği korkusu yaşarlar ve yalnız kalamazlar. Kendilerini veya bağlandıkları kişinin öleceğinden, kaybolacağından, kaza geçireceğinden veya hastalanacağından çok korkarlar. Bu korkularından dolayı okula, işe gitmeyi veya başka sebepten dolayı evden ayrılmayı hiç istemezler. Ayrılma düşüncesi bile bu kişilerde kaygıya, kabuslara, baş ağrısı, kusma veya başka fiziksel şikayetlere yol açabilir.  Başlama yaşı çocukluğun ilk dönemlerindeyse bu durumun azalma olasılığı daha yüksektir. Eğer başlangıcı daha geç ise kişi bunu yetişkinliğine de taşımakta ve işlevselliğinde daha büyük sıkıntılara yol açabilmektedir. Ayrılma kaygısı bozukluğuna duygudurum, kaygı ve madde kullanımı ile ilişkili bozukluklarda eşlik edebilir. Pek çok kaygı bozukluğunda olduğu gibi ayrılık kaygısı bozukluğunun da güçlü bir genetik alt yapısı bulunmaktadır.

    KAYGI (ANKSİYETE) BOZUKLUKLARI TEDAVİSİ

    Kaygı (anksiyete) bozukluğu tedavisinde ilaç kullanımı oldukça önemlidir. Ancak ilaç tedavisi tek başına yeterli değildir. İlaç kullanımının uzun sürmesi beraberinde bağımlı olma riskini taşır. Bu nedenle kişinin kaygı yaratan düşünceleri ele alınarak daha sağlıklı bir iyileşme için psikoterapi alınmalıdır.  Psikoteröpatik müdahalelerde etkili olan bir yöntemde bilişsel-davranışçı terapi yöntemidir. Maruz bırakma, sistematik duyarsızlaştırma gibi tekniklerle kişilerin istenemeyen davranışların ortadan kalkmasına yardımcı olur. Nefes egzersizleri ve gevşeme egzersizleri ile de kişinin kendini rahatlamasını sağlamayı amaçlar.

  • Anksiyete

    Anksiyete

    Kaygı, beklenen bir problem ile ilgili endişe duymadır; gelecekteki tehdit ile ilgilidir. Korku ise şu anki tehlikeye karşı bir tepkidir. Kaygı, anksiyete sözcüğünün dilimizdeki karşılığıdır.

    • Panik Atak: Aniden başlayan göğüs ağrısı, ürperme, sıcak basması, tıkanma, nefes darlığı, hızlı ve düzensiz kalp atışı, karıncalanma, uyuşma, aşırı terleme, mide bulantısı, baş dönmesi ve titreme gibi semptomlar ya da birkaçı görülür. Birey, gerçek dışı hissedebilir veya öleceğine dair bir korku yaşayabilir. Panik atak tek başına bir hastalık değil semptomdur.

    • Panik Bozukluk: Aniden ortaya çıkan panik ataklar sonucunda birey, tekrar panik atak yaşamaktan endişe duyar ve atakları tetiklemiş aktivitelerden, bir kere bile olsa, uzak durur ve panik atak yaşadığı yerlerden kaçınarak gelecekteki olası ataklardan kaçınır.

    • Agorafobi: Birey yalnız kaldığı ya da uzakta olduğunda aşırı kaygı yaşar. Düşüncelerinde kaçışın imkânsız olacağı veya yardım gelmeyeceğine dair bir korku vardır. Bu nedenle ya bu durumlardan kaçınır ya da güvendikleri birilerinin eşlik etmesini isterler. Hiçbiri etki etmezse yoğun kaygı yaşayarak duruma katlanırlar.

    • Özgül Fobi: Bu kişiler, özgül nesne veya durumlardan korkarlar. Hayvanlar, fırtınalar, yükseklik, kan, uçak, karanlık en sık görülen türlerdir.

    • Sosyal Kaygı Bozukluğu: Kalabalık önünde konuşmak ya da performans sergilemek, yemek yemek, yazı yazmak, biriyle konuşmak gibi başkalarının kişiyi yakından görebildiği durumlarda birey aşırı bir kaygı yaşar. Bu aktiviteler rezil olma veya sosyal red korkusunu tetiklediği için, kişi bu durumlardan kaçınır ya da yüksek bir kaygı yaşayarak duruma katlanır.

    • Yaygın Kaygı Bozukluğu: Sağlık, aile, maddiyat, okul, iş gibi pek çok farklı konu ile ilgili aşırı endişeler, kas gerilmesi, huzursuzluk, çabuk yorulma ve sinirlenme, dikkat ve uyku problemleri gibi fiziksel ve zihinsel şikayetler görülür. Bu neden kişi çoğu zaman gergin veya kaygılı hisseder.

    Ayrılma Kaygısı Bozukluğu: Kişi, ebeveynlerinden birine veya hayatlarındaki önemli bir insana bir şey olacağından korktuğu için yalnız kalmakta oldukça zorlanır. Ebeveynlerinin ya da kendisinin öleceği ya da kaybolacağını düşünür. Bu nedenle ayrılma düşüncesi kaygıya, kâbuslara ya da fiziksel şikayetlere yol açabilir.

  • Kaygıyla Baş Etme Yöntemleri

    Kaygıyla Baş Etme Yöntemleri

    Kaygı, doğuştan sahip olduğumuz temel duygulardan biridir. Bu duygu, gelecekte karşımıza çıkabilecek tehditlere karşı hazırlıklı olmamızı ve kendimizi korumamızı sağlayan bazı mekanizmaları harekete geçirir. Bu bakımdan yaşamsal olarak kritik ve sağlıklı bir duygudur. Ancak bazen kaygı, insan yaşamında problemli bir döngüye neden olabilir. Şiddetli bir kaygı da tekrar eden ve yaşamı kısıtlayan ataklara kadar varabilir. Bu noktada sağlıklı kaygı ile sağlıksız kaygıyı ayırt etmek ve kaygının yükselmesine neden olan kişilik özelliklerimizi gözden geçirmek ataklarla başa çıkmada bizlere yardımcı olacaktır. Çünkü sağlıklı kaygı bize yardımcı olurken sağlıksız kaygı işlevimizi bozar.

    Sağlıklı kaygı ve sağlıksız kaygıyı nasıl ayırt ederiz?

    Sağlıklı kaygı, yaşamımızda olası görülen konularla ilişkilidir. İçeriğindeki olasılıklar iki elin parmağındaki sayıyı geçmeyecek kadar azdır. Bu olasılıklar konusunda kontrolümüz dahilinde olan çözümler bulabiliriz. Sağlıksız kaygıda ise yaşamımızda olma olasılığı olan ve olmayan bir çok ihtimal zihnimizden geçer. Senaryolar sonsuz sayıdadır. Çözüm bulma konusunda yapabileceğimiz bir şey yoktur. Yani tamamen bizim kontrolümüz dışındaki durumları düşünürüz. Bu sebeple düşünmenin bir faydası da yoktur.

    Bir örnekle yola çıkalım. Diyelim ki şehirlerarası bir yolculuğa kendi aracınızla çıkacaksınız.

    Sağlıklı kaygı örnekleri

    1-Arabanın bakımını yaptırmak, emniyet kemerini takmak

    2- Yanınıza yeterli düzeyde para almak

    3- Kimlik, telefon ve diğer gerekli kişisel eşyalarınızı yanınıza aldığınızdan emin olmak

    4- Otel rezervasyonunuzu yapmak

    Bu 4 alanda bir eksiklik olup olmadığı ile ilgili kaygılanmak tatilinizin yolunda gitmesine neden olur, bu sebeple sağlıklı kaygıdır. Kaygılandığınız konular muhtemel risklerle ilgili mantıklı içeriğe sahiptir. Ve bunlardan birinin eksik olduğunu fark ederseniz kontrolünüzde olduğu için bu konuda çözüm bulabilirsiniz.

    Sağlıksız kaygı örnekleri:

    1. Yolda aracıma bir tır çarparsa

    2. Aniden yolda kesici bir şey ile lastiğim patlarsa

    3. Yolda kalır, kimseye ulaşamazsam

    4. Saldırıya uğrarsam

    5. Yolda kalp krizi geçirirsem

    6. Ben yola çıktığımda ardımda bıraktığım kişilerden birinin başına kötü bir olay gelirse (hastalık-ölüm vb.)

    7. Paramı kaybedersem

    8. Yolculukta panik atak geçirirsem

    9. Otelden hastalık kaparsam

    .

    .

    .

    Sağlıksız kaygı örneklerini daha da arttırabiliriz. Gördüğünüz gibi olasılıkların sayısı sağlıklı kaygıdaki kadar az değildir. Ayrıca olma olasılığı düşük bir sürü felaket senaryosu içerir. Mantıktan uzaktır. Son olarak tamamen kontrolümüzün dışında gelişebilecek olaylardır, yani bu ihtimaller konusunda önlem almamız imkânsızdır. İçeriği abartılı felaket senaryoları ile dolu olduğu için yüksek kaygı, gerilim, huzursuzluk verir. Bu sebeple tamamen işlevsiz, hatta işlev bozan bir örüntüdür.

    Eğer kaygılandığınızı fark ederseniz, aklınızdan geçen, sizi kaygılandıran düşüncelere odaklanın. Eğer sağlıklı kaygıysa, bu kaygıyı kabul edin ve bu konuda neler yapabileceğinizi düşünün. Fakat eğer düşüncelerinizin içeriği sağlıksız kaygıya benziyorsa, bunun sağlıksız kaygı olduğunu, kontrolünüzü aşan bir şey olduğunu, bunu düşünmenin bir faydası olmadığını kendinize hatırlatın ve o düşüncelerden uzaklaşmaya çalışın. Aklınızdan bir çok kötü olasılık geçiyorsa her bir düşünceyi inceleyip gerçekçiliğini sınayamazsınız. Bu sebeple sadece sağlıksız kaygı olarak etiketleyip dikkatinizi başka bir yöne vermeye çalışın. Eğer sadece bir kötü olasılıkla çok meşgul olduğunuzu düşünüyorsanız (örneğin panik atak geçirir ve ölürsem) o zaman o düşünceye karşı mantıklı, gerçekçi düşünceler ile meydan okuyun. Örneğin: ‘’Panik atak geçirebilirim, panik atak gelirse eğer bir süre sonra geçer, panik atakların düşündüğüm gibi (ölüm, kalp krizi vb) bir zararı olmaz’’ şeklindeki bilimsel gerçekçi düşünceleri kendinize hatırlatabilirsiniz.

    Kaygı döngüsünden çıkamıyorum

    Eğer kaygı ile ilgili sürekli biçimde sorun yaşıyorsanız ve bununla kendi kendinize başa çıkmakta zorlanıyorsanız, bu durumu kabul edip bir psikiyatrist ve klinik psikologdan destek isteyiniz. Yapılan çalışmalara göre tedaviyi geciktirmek, kaygı problemlerinin kronikleşmesine neden olabilmektedir. Erken zamanda tedaviye başvurmak, çok daha kısa sürede kaygı duygusunu tanımanıza ve sağlıklı biçimde yönetebilmenize yardımcı olacaktır.

  • Panik Atak Geçirirken Öleceğim! Lütfen Yardım Edin

    Panik Atak Geçirirken Öleceğim! Lütfen Yardım Edin

    Çarpıntı, kalbin hızlı atması atması,terleme, titreme ya da sarsılma, soluğun daraldığı ya da boğuluyor gibi olma duyumu, göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma, bulantı ya da karın ağrısı, baş dönmesi, ayakta duramama, sersemlik ya da bayılacak gibi olma duyumu, üşüme, ürperme ya da ateş basması duyumu, uyuşmalar(duyumsuzluk ya da karıncalanma duyumları), gerçek dışılık(derealizasyon: çevreyi olduğundan farklı algılama) ya da depersonalizasyon(kendini vücudunu olduğundan farklı algılama),denetimini yitirme ya da çıldırma korkusu,ölüm korkusu panik atağın konularıdır.

    Panik atak nasıl başlar nasıl devam eder sorusunu cevaplamadan önce klasik koşullanma ve edimsel koşullanma nedir bunu anlatmam gerek çünkü panik atak klasik koşullanma ile başlıyor ve edimsel koşullanma ile devam ediyor.

    Klasik koşullanma Rus fizyolog Ivan Pavlov’un yaptığı araştırmalara dayanmaktadır. Pavlov’un ortaya attığı “bağ kurma” yöntemiyle olaylar ve nesneler arasında bağlar kurulur. Pavlov, köpekler üzerinde deneyler yapmıştır. Yaptığı deneyde, bir eliyle köpeğe et verirken öbür eliyle de bir zil çalar. Köpek başta bunu anlayamaz, çünkü eti yemekten dışında bir şeyle ilgilenmiyordur. Fakat birkaç denemeden sonra köpek, zil çaldığında peşinden et de geldiğinden artık yalnızca zil sesi duysa bile salyası salgılar. Çünkü zil sesi ile et arasında bağ kurmuştur atık. Başta köpek için bir anlam ifade etmeyen zil, daha sonra köpek için anlam ifade eden bir şeye dönüşmüş olur. Kedinize birkaç seferden fazla kedi maması verdiğinizde kediniz artık sizin gelişinizle mama arasında bağ kurar
    ve sizi görür görmez size doğru koşar. Farklı bir örnek vermek gerekirse çocuğunuz yoğurt yemek istemiyorsa sevdiği meyvelerle yaptığınız yoğurt salatası yoğurda karşı olumlu bir tutum geliştirmesini sağlayabilir. Ya da köpekten korkuyorsanız, ve bir arkadaşınızı her defasında köpeğiyle beraber görüyorsanız artık köpek ile arkadaşınız arasında bağ kurduğunuz için köpeğe verdiğiniz tepkiyi arkadaşınıza da verebilirsiniz. Arkadaşınızı gördüğünüzde normalde irkilip korkmazken artık köpekle bitirtirdiğiniz için arkadaşınızı gördüğünüzde sanki köpeğini görmüş gibi irkilirsiniz.Panik atak da klasik koşullanma ile başlar. Kalp atışlarınızın hızlanması normalde korkutucu bir uyaran değilken kalp atışlarınız hızlandığında (mesela koştunuz diyelim kalp atışlarınız hızlandı) bu durumda korkmazken, klasik koşullanmadan sonra korkmaya başlayabilirsiniz. Kalp atışlarının hızlanması ile kaygı zihnimizdebitişir. Bu durumda artık kalp atışlarımız arttığında kaygı duymaya başlayabiliriz. Panik atak klasik koşullanma ile başlar fakat edimsel koşullanma ile devam eder.

    Edimsel koşullanma ne demek? Bizim davranışlarımızı yöneten davranışlarımızın sonuçlardır. Eğer bir davranışımız bize ödül getiriyorsa o davranışı devam ettirme eğilimimiz artar ya da davranışımız sonucunda istemediğimiz bir şeyden kurtuluyorsak da o davranışımı devam ettirme isteği duyarız. Panik atak edimsel koşullanma ile nasıl devam ediyor peki? Kalp atışlarınız hızlandı ya da karıncalanma duyumsadınız ya da terlemeye başladınız ve aklınıza ölüyorum düşüncesi geldi ve doğal olarak paniklediniz yani kaygı duydunuz, kaygıyı azaltmak için kendinizi hastaneye attınız diyelim burada hastaneye gitmenizle kaygı azalıyor yani istemediğiniz bir şeyden kurtulmuş oluyorsunuz işte bu kısım edimsel koşullanma oluyor. Yani yaptığınız davranış(hastaneye gitme davranışı) kaygınızı azaltıyor, istemediğiniz sizi rahatsız eden duygudan kurtulmuş oluyorsunuz dolayısıyla artık her kaygı duyduğunuzda kaygı duymamak ve ölmek üzere olmadığınızdan emin olmak için hastaneye koşuyorsunuz. Her hastaneye gidişinizle kısa süreliğine rahatlıyor(kaygı azalıyor) fakat ertesi gün tekrar aynı kaygı geri dönüp ensenize yapışıyor. Bu kısıma edimsel koşullanma diyoruz.

    Panik bozukluk beden duyumlarının felaketleştirilmesi ile başlar. Felaketleştirme sonucu ortaya çıkan panik atakta kalp krizi, beyin kanaması, kontrolü kaybetme şeklinde düşünceler vardır. Ölüm düşünceleriyle alakalı sorun yaşayan bireylerle çalışırken bu bireylerin öncesinde doktor muayenesinden geçip geçmediklerini sorarız. Zaten danışanlar birçok kez doktora gittikten sonra psikoloğa gitmeye karar verirler. Danışanlar doktor doktor gezerler ve fiziksel, biyolojik herhangi bir sorun olmadığı şeklinde geribildirim aldıktan sonra bizlerle görüşmeye gelirler.

    Danışanların panik belirtilerini başlatan, sürdüren, alevlendiren davranışlarına ve düşüncelerine ve de felaketleştirici inançlarına odaklanılır. Bedensel duyumların tehlikeli olarak yorumlanması ile kişi kaygı duymaya başlar. Yani burada yorumlamada yapılan bir davranış kişinin duygularını etkilemektedir. Kişi panik atak sırasında hangi bedensel duyumları duyumsuyor, aklından hangi düşünceler geçiyor, hangi duyguları hissediyor ve hangi davranışları yapıyor yani panik atakla nasıl başa çıkmaya çalışıyor bunlar danışanla beraber tespit edilmeye çalışılır. Yani panik atak gelmesin diye aldığı önlemler neler, panik atak geldiğinde neler yapıyor? Panik atak gelmeden önce neler yapıyordu? Ve bunun yanında kişiler arası ilişkilerinin nasıl olduğu da öğrenilmelidir.

    Sorunun ne zaman ortaya çıktığına bakılmalıdır, nasıl bir seyir izlemiş bunlar öğrenilmelidir. Panik atağı tetikleyen bir yaşam olayı yaşamış olabiliriz. Bunu keşfetmek gerekir. Pabik atakların başladığı zamanda hayatımızda değişiklik olarak neler var bunlara bakmalıyız. Şehir değişikliği ya da bir ölüm ya da yeni bir işe başlama ya da okul mezuniyeti gibi yaşam olaylarının olup olmadığı kontrol edilmelidir, çoğu zaman yaşanılan bir hayat olayının üzerine panik ataklar görülmektedir.

    Panik atak kişinin hayatını ne yönde etkiledi nelerin önüne geçiyor görüşmelerde bunun üzerinde durulmalı çünkü danışanı görüşmeye getiren panik atak değil onun getirdiği kısıtlamalardır.

    Danışanın yaşadığı sorun hakkında ne düşündüğü çok önemlidir ona göre bu yaşadıkları neyden kaynaklanmakta ve çözümü nasıl olacak bunları öğrenmek gerekir.

    Görüşmelerin öncelikli hedefi: 1. Danışanın kendi düşüncelerini tanımlamayı başarması, 2. Danışanın kendi düşüncelerini alternatif düşüncelerle değiştirebilmesi. Danışan alternatif düşünce geliştirebilirse duygu ve davranışları da değişebilir. Düşünceler duyumların felaketi işaret ettiği yönündedir felaket dışında neleri işaret edebilir üzerinde çalışılmalıdır. Beden duyumu-düşünce-duygu-davranış arasındaki ilişkiye odaklanılmalıdır.

    Panik atak geçiren danışanlar bedenlerinde bir ağrı ya da kalp atışlarında bir hızlanma olup olmadığını kontrol ederler, kontrol ederler çünkü olabilecek kötü bir şeyin önüne geçme şansları olsun diye. Böyle davranınca daha da fazla bedenlerine odaklanıp ne duyumsadıklarına dair kontrollerini artırırlar. Danışanlar panik atak geldiğinde kaçınma davranışları yaparlar(hastaneye gitme, vb.) ve bu davranışlar kişilerin olumsuz düşünceleriyle yüz yüze gelmesinin önüne geçer, kişi hastaneye gittiği için hoş olmayan bir durum yaşamadığı düşüncesine inanmaya başlar hastaneye gitmediğinde ne olacağını görme fırsatını elinden kaçırır ve olumsuz düşüncesine inanmaya devam eder. Hatta olumsuz düşüncesi kendi kendini doğrulayan kehanet haline gelmiş olur.

    Danışandan geçirdiği panik atağı taklit etmesi ya da zihninde canlandırması istenebilir böylelikle duygu ve düşünceleri fark etmek kolay olabilir.

    Danışanın panik atak anında zihninden geçen düşünceler(örn. kalp krizi geçiriyor olabilirim, felç olacağım, kör olacağım, boğulacağım, nefes alamayacağım) danışanla beraber değerlendirilmeye alınır. Kanıt ve karşı kanıt yöntemiyle düşünceler incelenebilir. Yani düşünceler destekleyen ne gibi veriler var desteklemeyen ne gibi veriler şeklinde mercek altına alınır. Bu kısım bilişsel teknikler kısmında yapılan çalışmalardır.

    Davranışsal kısımda ise duyumları artırmayla oluşan belirtiler ile düşünceler arasındaki ilişki üzerinde çalışılır. Duyumları artırmayla oluşan belirtiler ne demek? Mesela kalp atışlarının artışını kalp krizi geçirmesiyle bağlantılandıran bir kişiyi düşünelim. Bu kişiden kalp atışlarını artırması istenir. Kalp atışları hızlanması ile istenen duyum artırılmış olur. Bu duyumu kişi ölebilirim şeklinde değerlendirebilir kalp krizi geçirebilirim şeklinde yorumlayabilir. Bu duyumu yaşadığında ölebilirim şeklinde yorumladıktan sonra kişi doğal olarak kendi yorumuna uygun olarak ölmemek için önlem alacak yani kaçma kaçınma davranışları sergileyecektir. Örneğin, hastaneye gidecek ya da içinden sessizce dua okuyacaktır. Özetle birey rahatlamaya çalışacaktır. Rahatlamak için yaptığı davranışlara kaçma kaçınma ve güvenlik sağlama davranışları deriz.

    Eğer kişi bu kaçma kaçınma davranışlarını yapmazsa mesela hastaneye gitmezse ne olur? Düşünün ki öleceğinizi düşünüyor olduğunuz halde hastaneye gitmiyorsunuz. Kulağa çok garip ve ürkütücü geliyor değil mi? Ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunuzu düşünüyorsunuz ve hastaneye gitmeme davranışını tercih ediyorsunuz. Kaygınız daha da yükselecektir. Yani kaçınma davranışınızı gerçekleştirmeyince rahatlamayacaksınız ve kaygınız yükselecektir. Hastaneye gitmeyince ya da diğer kaçınma davranışlarınızı yapmayınca kaygınız yükselecektir fakat kaygı da diğer duygularda olduğu gibi sonsuza kadar sürmeyecektir bir süre yükselişe geçecek pik noktasına ulaşacak ve daha sonra yavaş yavaş düşüşe geçecektir. Yani kaygının bir ömrü vardır. Şiddeti hep aynı kalmaz. Kaçma kaçınma ve güvenlik sağlama davranışlarını yapmayınca birey kaygı ile yüz yüze geldikçe kaygıya karşı duyarsızlaşacak ve kaygısını yönetmeye başlayabilecektir. Danışanlara seansta bu deneyimletilmeye çalışılır. Yani kaygı ile yüz yüze gelme çalışmaları yapılır. Danışan izin verirse danışanla beraber yapay bir panik atak seans sırasında yaratılmaya çalışılabilir. Belirtileri artırma yöntemi kullanılabilir. Mesela hızlı hızlı nefes alması istenerek kalp atışlarını kendisi artırması sonra nefesini yavaşlatarak kalp atışlarını düşürmesi istenebilir. Ya da ellerinde karıncalanma duyumsadıktan sonra felç olacağı şeklinde bir düşüncesi beliren bir bireyi hayal edelim bireyden kendi kendine ellerini sıkarak ellerinde karıncalanma duyumunu kendi yaratması istenir. Danışanlara panik atağı yönetebilmesi için gevşeme, kontrollü soluk(diyafram nefesi), kese kağıdı soluma teknikleri öğretilir.

    Yapay panik atak yaratıldıktan sonra danışan bu panik atağı nasıl yönetebileceğine dair bir fırsat yakalamış olur. Danışandan panik atak yaratıldıktan sonra gevşeme, kontrollü soluk(diyafram nefesi), kese kağıdı soluma teknikleri kullanarak panik atağı bitirmesi istenir böylece danışan kaygıyı nasıl kontrol altına alacağını kavrar. Bu durumda danışan panik atağı başlatıp bitirebileceğini görmüş olur. Yani kalp atışlarını danışan kendi artırabildiğini ve sonra yine kendi azaltabildiğini deneyimlemiş olur. Yapay panik atakla gerçek panik atak arasındaki farklar sorulabilir danışana.

    Bu uygulamalar sırasında ölebilirim, bayılabilirim, felç olabilirim şeklindeki düşünceler ortaya çıkar ve uygulama sonrasında bu düşüncelere ne olduğu ile ilgili de çalışma yapılır yani danışan tarafından vücudunda duyumsadıkları yeniden yorumlanır. Böylece panik atak kısır döngüsü kırılmaya başlayacaktır.

    Tersine niyetlendirme yöntemi kullanılabilir. Bu yaklaşımda kişinin korktuğu kaçındığı terleme, titreme, çarpıntı, uyuşma, ağrı kendi iradesiyle oluşturması istenir. Burada kişinin korktuğu sonuçları abartması istenir. Danışana şu denilebilir: ‘ Seni korkutan ne ise onun gerçekleşmesini kendine söyle.’ Ölmekten korkan bir danışana şöyle denilebilir: ‘Ölmene izin vermeye çalış.’ Bu teknik duyumsama azalana kadar sürdürülmelidir,yani terleme azalana kadar, titreme çarpıntı azalana kadar ya da uyuşma azalana kadar devam edilmesi gerekir.

    Görüşmelerin gündemi danışanla birlikte belirlenen hedef listesinden seçilmelidir. Ya da yakın bir vakitte yaşanan bir yaşam deneyimi de görüşmenin gündemi olarak seçilebilir. Görüşmeye bir önceki görüşmede verilen ev çalışması ile başlanır.

    Danışana görüşmelerde nasıl bir yol izleneceği açıklanmalıdır yani danışan panik atakla alakalı nasıl bir yöntem kullanılacağını özetle panik atağı yönetme rasyonelini, matematiğini anlamalıdır. Danışana anksiyete ile ilgili bilgi verilmelidir. Danışandan etkinlik çizelgesi doldurması istenebilir böylelikle danışan saat saat ne yaptığını yazar bedensel duyumları denetleyebilme, çevreyi denetleyebilme becerisi kazanma şansı olur. Sonrasında danışanlarla düşüncelerle çalışmak gerekir. Düşüncelerle çalıştıktan sonra davranışsal deneyler yapılabilir. Kaçınma davranışlarını azaltılması yönünde çalışılmalıdır. Daha sonrasında düşünceler üzerine çalışmak gerekir. Bir düşünce seçilip böyle düşünmenin artı ve eksisi ne olabilir şeklinde bir çalışma yapılabilir.

    Panik atak kendiliğinden geri gelir mi?

    Evet, gelebilir eğer danışan seanslarda öğrendiği becerileri tekrar etmezse panik atak geri gelebilir. Hafif bir iyiye gitmeyle seanslarda verilen ev çalışmalarının yapılmaması panik atağı tekrar çağırabilir.

    Panik ataklar bittikten, panik atağın tekrar gelmemesi önlem alınmalıdır. Panik atak stresli bir dönemde ortaya çıkar, dolayısıyla olası bir stres kaynağı ne olabilir bunları keşfetmek gerekir. Stresli bir olay yaşadığında stresle nasıl başa çıkabileceği konusunda danışana beceri kazandırmak gerekir. Böylelikle stresli bir yaşam olayı karşısında kişi yaşadığı stresi yönetebilecek ve panik atak geçirme ihtimali düşecektir. Panik atak tekrar gelse dahi kişi artık onunla nasıl başa çıkacağı konusunda birçok yöntem öğrenmiş bir şekilde seanslardan ayrılır.

    Panik atak ve panik bozukluk farklı şeylerdir panik bozuklukta sadece panik ataklar görülürken, sosyal fobi yaşayan birey sosyal ortamda panik atak geçirebilir ya da depresyondaki bir birey depresyona ek olarak panik atak geçirebilir ya da yaygın kaygı yaşayan bir birey kaygılandığı durumlara ek olarak panik atak geçirebilir.

    Kaygılarınızı yönetebilmeniz dileğiyle.

  • Panik Atak ve Panik Bozukluk

    Panik Atak ve Panik Bozukluk

    Panik atak kriziniz belirdiğinde ne olduğunu anlamıyor olabilirsiniz.Neler olup bittiğini veya bununla nasıl başa çıkacağınızı bilmiyorsanız, çok daha korkutucu gelir. Bu yüzden Panik atak hastalığını anlamak, onunla başa çıkmanıza yardımcı olabilir.

    Panik Atak ve Panik Bozukluk: Bilmeniz Gerekenler

    Panik atak ve panik bozukluktan bahsederken; öncelikle ikisinin de psikiyatride ayrı ayrı tanımı vardır. Panik atak yüksek endişe nedeniyle gerçekleşir.Herkes panik atak geçirebilir, aynı zamanda panik bozukluğunun en belirgin belirtisidir. Panik atak, dakikalar içinde doruğa ulaşan ve bu süre zarfında çeşitli psikolojik ve fiziksel semptomların ortaya çıktığı ani şiddetli korku veya rahatsızlık dalgalanmasıdır. Bir panik atak belirtileri ve semptomları aniden gelişir ve genellikle 10 dakika içinde daha da şiddetlenir.Bir saatten fazla sürmezler ve çoğu 20 ila 30 dakika içinde sona erer. DSM 5 tanı kritelerine göre, panik atak aşağıdaki belirtilerden en az dördünün ortaya çıktığını belirtiyor :

    • Çarpıntı, kalbin küt küt atması ya da kalp hızının artması

    • Terleme

    • Titreme ya da sarsılma

    • Soluğun daraldığı ya da boğuluyor gibi olma durumu

    • Soluğun tıkanması durumu

    • Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma

    • Bulantı ya da karın ağrısı

    • Baş dönmesi, ayakta duramama, sersemlik ya da bayılacak gibi olma durumu

    • Terleme, titreme, ürperme ya da ateş basması durumu

    • Uyuşmalar

    • Gerçekdışılık (kendinden kopma ya da yabancılaşma durumu)

    • Denetimi yitirme ya da çıldırma korkusu

    • Ölüm korkusu

        Panik atak semptomlarının çoğu fizikseldir ve çoğu zaman bu semptomlar o kadar şiddetlidir ki, kalp krizi geçirdiğinizi düşünebilirsiniz. Aslında, panik atak geçiren birçok insan yaşamlarını tehdit edici bir tıbbi sorun olduğuna inandıkları şeyin tedavisi için doktora veya acil servise daha sıklıkla giderler .

       Panik Bozukluk: Panik atak geçiren insanlar bazen panik bozukluğu geliştirir. Panik bozukluğu olan kişiler beklenmedik ve tekrarlanan panik atakları yaşarlar. Daha fazla atak geçirme konusunda çok daha fazla korku hissederler ve panik atak nedeniyle kötü bir şey olacağından endişelenirler. Yaygın endişeler arasında bayılma, çılgına dönme, kalp krizi geçirme, ölme, kendilerini küçük düşürme hissi belirtilerini gösterirler. Hastalık çok fazla sıkıntıya neden olur ve yaşam aktivitelerine engel olabilir. Panik ataklarının ötesinde, panik bozukluğunun en önemli semptomu, gelecekteki panik ataklarının devam etmesi korkusudur. Bu saldırıların korkusu, kişinin bir saldırı gerçekleştiği veya bir saldırı olabileceğine inandığı yer ve durumlardan kaçınmasına neden olabilir.

    Tedavi: Panik Atak Nasıl Durdurulur ?

        Panik bozukluğu için en yaygın tedaviler ilaçlar ve psikoterapi seanslarıdır. “Konuşma terapisi” olarak bilinen psikoterapi, korkuların üstesinden gelmek amacıyla panik atağın potansiyel tetikleyicilerini tanımlamak için lisanslı bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşmayı içerir. İlaçlar da beyindeki nörotransmiterlerde ciddi anksiyeteye yol açabilecek dengesizliklerin düzeltilmesine de yardımcı olur.  

       Panik ataklarınız hakkında ne kadar güçsüz veya kontrolsüz hissediyor olsanız da, kendinize yardım etmek için yapabileceğiniz birçok şey olduğunu bilmek önemlidir. Aşağıdaki kendi kendine yardım teknikleri, paniğin üstesinden gelmenize yardımcı olmak için büyük bir fark yaratabilir:

    • Panik ve kaygı hakkında bilgi edinin . 

    • Sigara, alkol ve kafein kullanmaktan kaçının.

    • Solunumunuzu nasıl kontrol edeceğinizi öğrenin.

    • Gevşeme tekniklerini uygulayın.

    • Aileniz ve arkadaşlarınızla iletişim halinde olun.

    • Düzenli egzersizler yapın.

    • Yeterince dinlendirici ve düzenli bir uyku.

  • Bir Acayip Rahatsızlık ya da Yanlış Alarm; Panik Atak

    Bir Acayip Rahatsızlık ya da Yanlış Alarm; Panik Atak

    Panik Atak Nedir?

    Beklenmedik durumlarda ortaya çıkan, panik ataklarla seyreden bir kaygı bozukluğudur. Ataklar sırasında yoğun bir şekilde korku, kaygı ve sıkıntı yaşanır. Panik atak çok ani bir şekilde ortaya çıkar yaklaşık 10 dakika içerisinde en üst seviyeye ulaşır ve yaklaşık 20-30 dakika devam eder.

    Panik Atak Nasıl Oluşur?

    Kişinin dış dünyası veya iç dünyasını etkileyen önemli bir olay yaşanır. Bu olay ölüm, felaket, kayıp, gibi ağır bir yaşamsal olay da olabilir iş yerinde ağır bir sorumluluk da olabilir, okul yaşamında kaygısını arttıran bir sınav da olabilir. Yoğun kaygı oluşturan olay kişinin bedenine odaklanmasına sebep olur. Dikkatin bedene odaklanması bedenin verdiği normal tepkilerin, felaketlişrirlerek yorumlanmasına neden olur. Mesela göğsün normal ağrısı, kalp krizi, kollarda uyuşma felç geçirme, baş dönmesi bayılma olarak yorumlanır. Felaketleştirici yorumlar kaygının artmasına, kaygının artması, bedensel belirtilerin daha yoğun yaşanmasını sağlar. Bu şekilde ilk panik atak yaşanmış olur. İlk panik atak krizi genelde hastanenin acil bölümüyle sonuçlanır.

    Panik Atak Belirtileri

    Panik atağın 13 tane belirtisi vardır, panik atak tanısı için aşağıda yazılı olan belirtilerden 4 tanesini yaşıyor olmanız gerekiyor.

    Çarpıntı                                          Göğüste Sıkışma

    Terleme                                        Yabancılaşma                                                

    Titreme                                         Deride yanma, Karıncalanma                   

    Boğulma Hissi                              Çıldırma Korkusu                                         

    Uyuşma                                      Ateş Basması

    Ölüm korkusu                             Baş Dönmesi

    Mide Bulantısı                                      

    Panik Bozukluk Mu Panik Atak Mı?

    Bir defa panik atak geçirdiyseniz yani boğulma hissi, nefessiz kalma, terleme, baş dönmesi, ölüm korkusu bayılma korkusunu nöbet şeklinde bir defa yaşadıysanız bunun adı panik atak. Panik atak nöbetinden sonra sürekli atak beklentisi içindeyseniz, zihninizde sürekli atak geleceği kaygısıyla yaşıyorsanız, sürekli vücudunuza odaklanıyor ve kaçınma davranışları gösteriyorsanız artık siz panik bozukluk yaşıyorsunuz demektir.

    Panik Atak Nasıl Oluşur?

    Boğulma hissi, kalp çarpıntısı,  uyuşma hissi,  baş dönmesi, gibi bulgular panik atak öncesinde de vücutta olurdu. Fakat odak noktası olmadığı için kişiyi etkilemez.  Panik atak kriziyle beraber vücudun bu tepkileri artık felaketleştirici  şekide yorumlamaya başlar.

    Bedensel TepkilerFelaketleştirici Yorumlar

    Hızlı nefes alma                                   Boğuluyorum düşüncesi

    Kalp Çarpıntısı                                      Kalp krizi geçiriyorum

    Kollarda uyuşma                                  Felç geçiriyorum

    Baş dönmesi                                         Bayılma

    Kendine ve etrafa yabancılaşma         Çıldırıyorum, kontrolümü kaybediyorum

    Panik atak krizinin yaşandığı ilk anda vücudun tepkilerine karşılık zihinden yukarıdakilere benzer düşünceler geçer. Bu düşünceler artık gün için sürekli odak noktanızın bedeniniz olmasına neden olacak. Danışanların ifadesiyle sanki kafanızda bir ses sürekli şunları söyleyecek

     ‘asansöre/metroya binme, AVM’ye gitme, yalnız kalma, ilaçlarını yanına al, tek başına dışarı çıkma

    Panik Atağın Tedavisi Var mıdır?

    Evet panik atak tedavi edilen bir rahatsızlıktır.

    İlaçsız tedavi edilmesi mümkün müdür? Panik atak ilaçsız da

    tedavi edilen bir rahatsızlıktır. 

    Panik Atak Nasıl Tedavi Edilir?

    Kaçınma ve güvenlik sağlayıcı davranışlar, panik atak sırasında kısa süreli bir rahatlama sağlar fakat panik bozukluğun kişinin hayatını daraltmasına, hastalığın daha uzun süreli yaşanmasına neden olur.

    Hastalığın yıllar geçtikçe etkisini arttırmaya, hastalığın çözümü yokmuş gibi yaşanmasına neden olur.

    Kaçınma ve güvenlik sağlama davranışını yapmamak örneğin asansöre binmesini sağlamak, tek başına sokağa çıkabilmek, atak anında hastaneye koşmamak panik bozukluğu yenmek için önemli bir adım olur.

    Panik atak anında 2 tane önemli yöntemi öğrenmek önemli. Birincisi danışanlar panik atak anında genelde hızlı ve ağızdan nefes alırlar ki bu yanlış bir nefes alma yöntemidir. Doğru nefes alma egzersizi ile panik atağın kontrol altına alınması daha kolay olur.

    Doğru nefes egzersizi nasıl yapılır?

    1 Burundan yavaş yavaş ve derin nefes al.

    2 Nefesi içinde bir süre tut.

    3 Sonra yavaş yavaş ağızdan nefesi geri ver.

    Bu nefes alma egzersizi, panik atak anında “nefesim yetmiyor, nefes alamıyorum” hissiyle baş etmenizi, hızlı nefes alma nedeniyle yaşadığınız baş dönmesini yaşamamanızı ve çarpıntınızın normal olduğunu görmenizi sağlar.

    İkinci önemli yöntem; panik atak anında ‘’çıldırıyorum, ölüyorum, felç geçiriyorum” düşünceleri sıklıkla zihinde olur. Ve bu düşüncelere atak anında çok inanır ve bundan dolayı ortamdan kaçmak ilaç almak ya da doktora gitmek çözümlere başvurursunuz. Panik atak anında bu düşüncelerin gerçek olmayabileceğini fark etmek, ortamdan kaçmadan da panik atağın geçeceğini görmek önemlidir. Bulunduğunuz ortamı terk etmeden kaygının azaldığını görmenizi sağlamak terapideki önemli aşamalardan biridir. Bu egzersiz terapist yardımı ve planıyla aşama aşama yapılmalıdır. Terapistin planı ve yardımı olmadan yapılırsa kaygının daha çok artmasına neden olabilir.

  • Agorafobi ve Panik Bozukluk

    Agorafobi ve Panik Bozukluk

    Agorafobi kelimesi eski yunanca da ‘’alan korkusu’’ anlamına gelmektedir. Bu rahatsızlık genellikle panik bozukluk ile beraber görülmektedir ancak nadir olarak da tek başına görülebilir. Rahatsızlığın temelinde panik atak geçirme korkusu yatmaktadır. Kişiler panik atağın gelme ihtimaline karşı kaçmanın zor olduğu kalabalık veya dar ve sıkışık alanlarda bulunmak istemezler. Kısaca yardım almanın ve ortamı terk etmenin sınırlı olduğu yerlerde bulunma korkusu vardır.

    Agorafobi ve Belirtileri

    • Toplu taşıma araçlarını kullanmadan kaçınmak (Otobüs, tren, uçak, otomobil)

    • Açık yerlerde bulunamamak (Otopark, otoban, köprü, alışveriş merkezi)

    • Kapalı yerlerde bulunamamak (Sinema, tiyatro, mağaza)

    • Sırada beklemek istememek veya kalabalık bir yerde bulunamamak

    • Tek başına evin dışında bulunamamak.

      Panik Bozukluk (Panik Atak)

      Panik atak beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan çok şiddetli kaygı ve endişe duygularını barındıran yoğun bir korku ya da yoğun bir içsel sıkıntının bastırdığı durumlardır.

      Panik Bozukluk (Panik Atak) Belirtileri

    • Kalp çarpıntısı

    • Terleme

    • Titreme, ateş basması

    Panik Bozukluk (Panik Atak) Tedavisi ve Bilişsel Davranışçı Terapi

    Panik atak tedavisinde tedaviye genellikle bu atakların hangi durumlarda ve hangi sıklıklarda ortaya çıktığı tespit edilerek başlanır. Panik bozukluk tedavisinde bilişsel davranışçı terapi etkinliği en yüksek tedavi yöntemlerinden bir tanesidir. Terapide kişilerin panik atak yaşamamak için kaçındığı durumlar ve güvenlik arama davranışları değerlendirilir. Danışanın kaygı hissettiği durumlar tespit edilerek terapi esnasında bu durumlar üzerinde çalışılır. Danışana seans dışarısında da ödevler verilerek terapi etkinliğinin sadece 40-50 dk ile sınırlı kalmaması sağlanır. Danışan verilen ödevleri yaptıkça zamanla panik hissi ve sıklığı azalmaya başlar.

    Nefes alamama duyumu

    Göğüs ağrısı ya da göğüs sıkışması duyumu

    Mide bulantısı, baş dönmesi ve sersemlik hissi

    Kol ve bacaklarda uyuşukluk hissi

    Kendine yabancılaşma ve gerçek dışı olma duyumu

    Kontrolü kaybetme ve delirme düşünceleri

    Ölüm korkusu

  • Bir Acayip Rahatsızlık ya da Yanlış Alarm; Panik Atak

    Bir Acayip Rahatsızlık ya da Yanlış Alarm; Panik Atak

    Panik Atak Nedir?

    Beklenmedik durumlarda ortaya çıkan, panik ataklarla seyreden bir kaygı bozukluğudur. Ataklar sırasında yoğun bir şekilde korku, kaygı ve sıkıntı yaşanır. Panik atak çok ani bir şekilde ortaya çıkar yaklaşık 10 dakika içerisinde en üst seviyeye ulaşır ve yaklaşık 20-30 dakika devam eder.

    Panik Atak Nasıl Oluşur?

    Kişinin dış dünyası veya iç dünyasını etkileyen önemli bir olay yaşanır. Bu olay ölüm, felaket, kayıp, gibi ağır bir yaşamsal olay da olabilir iş yerinde ağır bir sorumluluk da olabilir, okul yaşamında kaygısını arttıran bir sınav da olabilir. Yoğun kaygı oluşturan olay kişinin bedenine odaklanmasına sebep olur. Dikkatin bedene odaklanması bedenin verdiği normal tepkilerin, felaketleştirerek yorumlanmasına neden olur. Mesela göğsün normal ağrısı, kalp krizi, kollarda uyuşma felç geçirme, baş dönmesi bayılma olarak yorumlanır. Felaketleştirici yorumlar kaygının artmasına, kaygının artması, bedensel belirtilerin daha yoğun yaşanmasını sağlar. Bu şekilde ilk panik atak yaşanmış olur. İlk panik atak krizi genelde hastanenin acil bölümüyle sonuçlanır.

    Panik Atak Belirtileri

    Panik atağın 13 tane belirtisi vardır, panik atak tanısı için aşağıda yazılı olan belirtilerden 4 tanesini yaşıyor olmanız gerekiyor.

    Çarpıntı

    Göğüste Sıkışma

    Terleme

    Titreme

    Boğulma Hissi

    Çıldırma Korkusu

    Uyuşma                                     

    Ölüm korkusu           

    Baş Dönmesi 

    Ateş Basması   

     Mide Bulantısı                                      

    Panik Bozukluk Mu Panik Atak Mı?

    Bir defa panik atak geçirdiyseniz yani boğulma hissi, nefessiz kalma, terleme, baş dönmesi, ölüm korkusu bayılma korkusunu nöbet şeklinde bir defa yaşadıysanız bunun adı panik atak. Panik atak nöbetinden sonra sürekli atak beklentisi içindeyseniz, zihninizde sürekli atak geleceği kaygısıyla yaşıyorsanız, sürekli vücudunuza odaklanıyor ve kaçınma davranışları gösteriyorsanız artık siz panik bozukluk yaşıyorsunuz demektir.

    Panik Atak Nasıl Oluşur?

    Boğulma hissi, kalp çarpıntısı,  uyuşma hissi,  baş dönmesi, gibi bulgular panik atak öncesinde de vücutta olurdu. Fakat odak noktası olmadığı için kişiyi etkilemez.  Panik atak kriziyle beraber vücudun bu tepkileri artık felaketleştirici  şekilde yorumlamaya başlar.

    Bedensel Tepkiler                               Felaketleştirici Yorumlar

    Hızlı nefes alma                                   Boğuluyorum düşüncesi

    Kalp Çarpıntısı                                      Kalp krizi geçiriyorum

    Kollarda uyuşma                                  Felç geçiriyorum

    Baş dönmesi                                         Bayılma

    Kendine ve etrafa yabancılaşma         Çıldırıyorum, kontrolümü kaybediyorum

    Panik atak krizinin yaşandığı ilk anda vücudun tepkilerine karşılık zihinden yukarıdakilere benzer düşünceler geçer. Bu düşünceler artık gün için sürekli odak noktanızın bedeniniz olmasına neden olacak. Danışanların ifadesiyle sanki kafanızda bir ses sürekli şunları söyleyecek  ‘asansöre/metroya binme, AVM’ye gitme, yalnız kalma, ilaçlarını yanına al, tek başına dışarı çıkma

    Panik Atağın Tedavisi Var mıdır?

    Evet panik atak tedavi edilen bir rahatsızlıktır.

    İlaçsız tedavi edilmesi mümkün müdür?

    Panik atak ilaçsız da tedavi edilen bir rahatsızlıktır. 

    Panik Atak Nasıl Tedavi Edilir?

    Kaçınma ve güvenlik sağlayıcı davranışlar, panik atak sırasında kısa süreli bir rahatlama sağlar fakat panik bozukluğun kişinin hayatını daraltmasına, hastalığın daha uzun süreli yaşanmasına neden olur.

    Hastalığın yıllar geçtikçe etkisini arttırmaya, hastalığın çözümü yokmuş gibi yaşanmasına neden olur.

    Kaçınma ve güvenlik sağlama davranışını yapmamak örneğin asansöre binmesini sağlamak, tek başına sokağa çıkabilmek, atak anında hastaneye koşmamak panik bozukluğu yenmek için önemli bir adım olur.

    Panik atak anında 2 tane önemli yöntemi öğrenmek önemli. Birincisi danışanlar panik atak anında genelde hızlı ve ağızdan nefes alırlar ki bu yanlış bir nefes alma yöntemidir. Doğru nefes alma egzersizi ile panik atağın kontrol altına alınması daha kolay olur.

    Doğru nefes egzersizi nasıl yapılır?

    1 Burundan yavaş yavaş ve derin nefes al.

    2 Nefesi içinde bir süre tut.

    3 Sonra yavaş yavaş ağızdan nefesi geri ver.

    Bu nefes alma egzersizi, panik atak anında “nefesim yetmiyor, nefes alamıyorum” hissiyle baş etmenizi, hızlı nefes alma nedeniyle yaşadığınız baş dönmesini yaşamamanızı ve çarpıntınızın normal olduğunu görmenizi sağlar.

    İkinci önemli yöntem; panik atak anında ‘’çıldırıyorum, ölüyorum, felç geçiriyorum” düşünceleri sıklıkla zihinde olur. Ve bu düşüncelere atak anında çok inanır ve bundan dolayı ortamdan kaçmak ilaç almak ya da doktora gitmek çözümlere başvurursunuz. Panik atak anında bu düşüncelerin gerçek olmayabileceğini fark etmek, ortamdan kaçmadan da panik atağın geçeceğini görmek önemlidir. Bulunduğunuz ortamı terk etmeden kaygının azaldığını görmenizi sağlamak terapideki önemli aşamalardan biridir. Bu egzersiz terapist yardımı ve planıyla aşama aşama yapılmalıdır. Terapistin planı ve yardımı olmadan yapılırsa kaygının daha çok artmasına neden olabilir.