Etiket: Oyun

  • OKUL ÖNCESİ EĞİTİM NEDEN GEREKLİDİR?

    OKUL ÖNCESİ EĞİTİM NEDEN GEREKLİDİR?

    İnsan biyokültürel ve sosyokültürel bir varlıktır. Çocuk doğumundan itibaren toplumla biraradadır. İlk önce bu toplum küçükken, zamanla genişleyip büyür. Bu toplumda sağlıklı bir birey olarak yetişebilmek için çocukluk dönemindeki gelişim çok önemlidir.

    Erken çocukluk dönemi çocuğun duygusal, fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimi gibi bir çok alanda önemli bir yere sahiptir. Yapılan araştırmalar özellikle 6 yaşına kadar olan dönemin önemini vurgulamaktadır. Bu dönemde çocuklar kaliteli kişisel bakıma ve öğrenme olanaklarına tabi tutulmalıdır. Çocuk doğumundan itibaren öğrenmeye başlar. Erken yaşta sunulan kaliteli bir eğitimin çocuğun hayatında uzun süreli bir etkiye sahiptir. Mesela, konuşma gelişimi çocuğun hayatının her alanında etkilidir. Karşılıklı konuşma ve kitaplarla çocuk kelimeyi daha iyi idrak eder ve kullanır. Kreş ve anasınıfı gibi okul öncesi eğitim veren yerler çocuğa daha keyifli bir öğrenme ortamı sunarlar. Bunun yanısıra, oyun çocukların öğrenme ve duygusal gelişiminde önemilidir. Oyun, çocuklara sosyal yetenek ve insanlarla iletişime geçme deneyimi kazandırır. Değerleri, etikleri geliştirir. Kesme, yapıştırma, boyama gibi etkinlikler çocukların motor becerilerini geliştirir. Oyunlar aracılığıyla çocuklar düşünmeyi, akıl yürütmeyi, problem çözmeyi ve yaratıcılık yeteneklerini ortaya çıkarır.

    Piaget; çocukların objelere, nesnelere farklı işlevler, görevler yüklemesini ”pretend play” olarak adlandırır. Mesela, bir çocuk, su şişesini telefon gibi kullanabilir. Piaget, bunun çocuğun kendisini ifade edebilmesine ve hayatındaki olayları yorumlayabilmesine olanak sağladığını söyler. Ayrıca bunu içeren oyunlar, çocuğa duygularını kullanmasını, sosyal yeteneklerini geliştirmesini ve zengin bir hayalgücü sağlar. Özel kurallara sahip oyunlar, çocuklara birlikte hareket etmeyi, birbirini anlamayı ve mantıklı düşünmeyi öğretir.

    Yaklaşık 50 yıldır araştırmacılar okul öncesi eğitimin çocuğun gelişimi üzerindeki etkisini araştırmaktadır. Yapılan araştırmalar okul öncesi eğitimin, çocuğun sosyoekonomik gelişimi, okul başarısı ve bilişsel gelişimi üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca akıl sağlığı üzerindeki olumlu etkisi de gözlemlenmiştir. Sosyal yetenekleri geliştiriken, sınıf tekrarını, okul problemlerini ve özel eğitim ihtiyacını en aza indirdiği görülmüştür.

    Tulsa’da yapılan bir araştirmaya göre Head Start’ın (Amerika Birleşik Devletleri’nde düşük gelirli ailelerin çocuklarına sağlanan okul öncesi eğitim programı) okuryazarlık, matematik, bilişsel yetenekler ve dil gelişimi üzerinde büyük etkisi olduğu bulunmuştur. Perry Study olarak adlandırılan başka bir çalışma da okul öncesi eğitimin IQ üzerinde etkisine rastlamazken, ortaokuldaki başarı testlerinde kalıcı etkisini bulmuştur. Ayrıca okul öncesi eğitimin çocuk yaşta suç işleme oranını azalttığı, özel eğitim ihtiyacını aza indirdiği ve okuldaki başarısını artırdığı gözlemlenmiştir.

    Daha bir çok çalışma iyi dizaynlanmış bir okul öncesi eğitimin çocuğun gelişimi üzerinde etkisi olduğunu kanıtlamıştır. Bazıları okul öncesi eğitimi diğerleriyle karşılaştırmıştır; okul öncesi eğitim alanlar, ev dışı çocuk bakımı alanlar ve okul öncesi eğitim almayanlar. Okul öncesi eğitim çalışmalarının analizlerine göre , okul öncesi eğitimin çocukların bilişsel gelişimi üzerinde etkisi olduğu gösterilmiştir.

    Okul öncesi eğimin önemini vurgulayan bir çok çalışma ışığında Avustralya hükümeti 2008-2009 yıllarında, okula başlamadan önce çocukların okul öncesi eğitim almasını zorunlu kıldı. Ayrıca, Amerika’da ”Okul Öncesi Eğitimin Etkili Kuralları (EPPE)” olarak bilinen uzun süreli araştırmanın sonucunda çocuk ne kadar kaliteli bir eğitim alırsa dil gelişiminin o kadar iyi olduğu ve ayrıca okul öncesi eğitime erken başlamanın istatistiksel olarak erken okuryazarlık becerisinde, motor davranışların gelişiminde , bilişsel yeteneklerin, konuşma ve dil, çalışan hafıza, sosyal gelişim ve davranış gelişiminde büyük bir etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir. Bunlar çocuğun, okul yaşamına hazırlanmasını ve onu daha rahat yürütmesini sağlayan özelliklerdir. Erken ve kaliteli bir okul öncesi eğitimle edinilen sonuçlar daha iyi ve etkilidir. Amerika’daki politika, okul öncesi eğitim için 4 yaş altındaki çocuklara erişmeyi hedeflerken, dezavantajlı bölgelerde büyüyen çocuklara bunun için daha fazla olanak sunmaktadır.

    La Greca, çocukların akranları tarafından kabul görmesinin hayatları üzerinde çok büyük etkisi olduğunu savunur. Bu aşamada kaynaşma ve insanlarla iletişime geçebilme çok önemlidir. Çocuklar 2-6 yaş döneminde sosyalleşmeye başladığı için, toplumda nasıl davranacağını öğrenmeye başlar. Oyun oynamayı, oyuncağını paylaşmayı, karşılıklı konuşmayı öğrenmesi problem çözme yetisinin gelişmesini sağlamaktadır.

    Özetle, çocuklarınızı kaliteli bir okul öncesi programına tabi tutmak ilerde onların hayatı boyunca istifade edecekleri bir yatırım olacaktır.

  • ARKADAŞLIK ..

    ARKADAŞLIK ..

    Arkadaş ilişkileri çocukların gelişiminde büyük rol oynar. Gelişim sürecinde
    akranlarıyla yaşadığı yoğun ilişkiler çocuğa yeterli sosyal uyumu gösterebilmesi ve gerekli
    sosyal becerileri kazanması için birçok fırsat sağlar. Burada akran
    ilişkilerinin gelişimini ve işlevlerini kısaca gözden geçirmek yararlı olacaktır. Çocukların işbirliği becerisi ya da davranışını, diğer kişilere ve hedefe uygun şekilde sergilemesinin 4 yaş dolaylarında başladığı öne sürülmüştür. Örneğin 5 yaşında iken sürekli yalnız oynamak isteyen çocuk, gelecekte sosyal becerileri eksik bir kişiye dönüşebilir. Bu görüşe göre, çocuğun oyun ortamındaki sosyal davranışı, çevreye uyum ve ilişki kurabilme becerisi ile ilgilidir. 

    Okulun başlamasıyla birlikte, akranların yaşamdaki önemi de artmaya başlar.
    Çocuklar arkadaşlık kurabilmenin ve farklı oyun etkinliklerine katılmanın grup tarafından
    gördükleri kabule bağlı olduğunu fark ederler. Artık akranlarıyla zaman geçirmek
    istemediklerinde bile onlardan eskiden olduğu kadar kolayca uzaklaşamazlar, çünkü zamanlarının büyük bir kısmını okulda geçirmek zorundadırlar.

    Okul öncesi çocuğu kendi cinsiyetindeki akranlarıyla oynama eğilimindedir, ancak bu
    ayrım ilkokul döneminde daha da belirginleşir. Bu dönemde çocuklar hemcinsleri ile çok daha
    yakınlaşırlar. Kız ve erkeklerin grup yapılarında bazı farklılıklar göze çarpar. Kız grupları
    daha küçüktür ve daha çok konuşma içerir, oysa erkek grupları daha büyüktür ve daha çok
    hareket içerir.

    Okulçağı çocuğu, kurduğu arkadaşlıklar sayesinde aile biriminin ötesinde ufkunu genişletir, dış dünyaya ilişkin deneyim kazanmaya başlar, benlik imajı oluşturur ve bir sosyal destek sistemi geliştirir.

    Okulöncesi yıllarında oyun, arkadaşlığın temeli olan olumlu sosyal etkileşimlerin ve ortak faaliyetlerin sayısının giderek artmasını sağlar. Saldırgan davranış iki ile dört yaşları arasında artar, ancak daha sonra azalır. Okul çağında kurallar ve sosyal roller giderek önemli hale gelir ve sosyal etkinliklerde cinsiyet farklılıkları belirginleşir. Çocuklar okul çağına eriştiklerinde arkadaşlığın kalıcılığı artar ve kızlar daha sınırlı sayıda çocukla daha kuvvetli ilişkiler kurarken, erkekler daha fazla sayıdaki çocukla arkadaşlık ederler. Bu evre boyunca akranla arkadaşlıklar oldukça önemli hale gelir. Çocuklar yaşıt arkadaşlardan oluşan destekleyici bir gruba uyum sağlamak ve ait olmak isterler. Bir akran grubuna uyum sağlamak ve yeterli sosyal becerilere sahip olmak, çocuğun yüksek benlik saygısına ulaşmasında oldukça önemli bir yer tutar. 

    İlkokula başladığında çocuk için arkadaşları vazgeçilmez olmaya başlamıştır. Arkadaşları ve öğretmeni önemlidir. Oyun grupları geniştir, oyun kurallarını koyup bunlara uyulması konusunda yeni gelen çocukları uyarabilirler. Oyunlarda ön plana çıkmak isterler. Bu dönemde rekabet ve kıskançlık duyguları ön plana çıkar, kendi düşüncelerini kabul ettirmek, lider olmak önemlidir. Kendiliğinden fark ederek öğrendiği her şey çok önemlidir. Bu yaşta birbirleriyle alay etmek, ad takmak çok sık görülür. 

    Arkadaşlık yoluyla çocuk, arkadaşının bir olaya (oyuncağını izinsiz almak),öfkeyle tepki vermesine (bağırıp çağırmak ve vurmak) yol açan ve ardından bu olayı olumsuz sonuçlar doğuran bir biçimde (duygusal kırıklık, kavga-ceza) nasıl yorumlayabildiğini düşünüp anlamaya başlar. Çocuğun olaylara başka birinin görüş açısından bakabilmesi, başka bir insanın tutum, duygu ve güdülenimlerine ilişkin anlayışına dayanarak kendi davranışlarını düzenleyip çevresine uyum sağlamasına fırsat verir. 

    Çocuk 7 yaşına geldiğinde arkadaş seçiminde daha titiz olmaya başlarlar. 1-2 tane iyi ve sürekli arkadaşları olabilir. Sırdaş olmak çok önemlidir, ancak çok iyi sır sakladıkları söylenemez. Özellikle okul uyumunda arkadaşlarının rolü büyüktür. Okulda arkadaş ilişkileri iyi gidiyorsa, okulu oldukça severler ama ilişkilerinde ters giden bir şeyler varsa okula gitmek istemeyebilirler ya da gönülsüz giderler. Arkadaşlarının düşüncelerini çok önemserler ama ilişkileri için verdikleri kararları çabuk unuturlar. Bu noktada anne baba olarak verdiği kararı hatırlatmak ya da öğütler vermek yerine, etkin dinleme yöntemini kullanarak kendi çözümlerini üretmesine fırsat tanımak yararlı olabilir. Yetişkinler kadar tutarlı ve sabit ilişkileri olmasını ummak, yaşlarına uygun düşmeyen ve gerçekçi olmayan bir beklentidir. 

    Küçük grup oyunlarını severler, ancak bu devrede moral (ahlaki) gelişim yönünden kuralları kesin ve değişmez olarak algıladıkları için, grup oyunlarında kuralların değiştirilmesine (az da olsa) tepki verirler. İki kişi oynarken herşey yolundayken ortama üçüncü birinin girmesi işleri karıştırabilir. Burada daha çok birinci tercih olamama kaygısı hakimdir. Bu yaş çocuklarının hemen hepsinde arkadaşları tarafından ilk tercih edilen kişi olma isteği vardır. Üç ya da daha fazla kişinin olduğu oyun gruplarında, lider olan kişiyi çekememe, onun koyduğu kurallara isyan etme ama bunun yanında onunla arkadaş olmaktan vazgeçememe gibi çelişik içerikli ilişkiler yaşayabilirler. Kuralların ya bozulmaması ya da sadece kendileri tarafından değiştirilmesi gibi egosantrik bir yaklaşımları vardır. Bu daha çok, henüz kendini değerlendirme becerisine sahip olmayışlarından kaynaklanır. Kavgaları, münakaşaları sık sık olur. Bu yaşlarda erkek çocukların fiziksel saldırganlığı, kız çocukların ise sözel saldırganlığı daha çok yeğlediği gözlenir. Birbirlerine karşı oldukça acımasız eleştiri ve davranışları olabilir. 

    8-9 yaşta, arkadaş grupları kısa sürelidir. Sırdaş olmak önemlidir. Arkadaşlık ilişkileri iyiyse okula severek gelirlerken ters giden bir şeyler varsa okula gitmek istemeyebilirler.Bu nedenle ‘Okula gitmelisin’ şeklinde öğütler vermek yerine aktif dinleme yapılmalı, öğrencinin kendi çözümlerini üretmesine izin verilmelidir. Oyunlarda kuralların hiç bozulmaması ya da kendileri tarafından değiştirilmesi gibi düşünceleri vardır. Kızlar sözel erkekler fiziksel saldırganlığı yeğlerler. Birbirlerine lakap takma, alay etme sık görülür. 

    İlkokul çağı süresince, çocuklar kendi cinsiyetlerine ilişkin görüşlerini de oluştururlar. Çocuklar çoğunlukla kendileriyle aynı cinsten oyun arkadaşlarıyla ilişki kurmaya özen gösterirler. Altı ve on iki yaşları arasında arkadaşlıklar kurmak, son çocukluk döneminin en önemli görevlerinden biridir ve bu hayatları boyunca devam edecek bir sosyal beceridir. Gelişimsel olarak karmaşık ilişkiler geliştirmeye hazırdır. Giderek, duygu ve düşüncelerinden daha çok haberdar olmaya başlar. Bu yaşta artık aileye eskisi kadar bağlı olmadığı gibi kendine dönük ilgileri de azalmıştır. Artık arkadaşlık konusunda akranlarına daha çok güvenmeye, arkadaşlarıyla birlikte okulöncesi döneme kıyasla daha çok vakit geçirmeye başlar. Günden güne çocukluk döneminin zevklerini ve hayal kırıklıklarını paylaşırlar. Yetişkine daha az bağımlıdır.

    Eğer çocuğunuzun sosyal becerileri zayıfsa ve arkadaşlık kurmakta güçlük çekiyorsa siz nasıl yardımcı olabilirsiniz?

    Çocuğunuzun Dil Gelişimini Takip Edin: Çocuk dil gelişimine bağlı olarak sosyal
    aktiviteler hakkındaki daha karmaşık bilgileri anlayabilir, iletişimini zenginleştirerek diğer
    insanların penceresinden olaylara bakmayı öğrenir. İlkokul çağında çocuğumuzun sosyal
    becerilerinin gelişmesine yardımcı olurken uzun vadeli planımız çocuğun dil gelişimini
    desteklemek ve geniş iletişim olanakları sağlamaktır. Kısa vadeli planımız ise sosyal
    etkileşimde problemi olan çocuğunuzun sosyal kavrayışını analiz etmektir.

    Çocuğunuza Kendini Kabul Ettirecek Sosyal Becerileri Öğretin: Çocuk dil gelişiminde
    ilerleme kaydettiğinde, yaşıtlarına kendini Kabul ettirecek sosyal becerileri öğrenir. Çocuk
    sosyal dünyayı anladığında davranışları daha uyumlu olacaktır. Bazı davranış kalıpları
    çocuğun daha fazla kabul görmesine yardımcı olur. Bunlar; arkadaş canlısı olmak, paylaşımcı,
    yardımsever olmak, oyun oynamayı sevme yeni oyunlar bilmek, oyunda adil davranmak, sır
    tutmayı bilmek, diğer insanların özeline saygı duymak, güvenilir olmak, yalan söylememek, eğlenceli olmak, yaşıtlarıyla benzer ilgi alanlarına sahip olmaktır.

    Çocuğunuza Yaşıtlarıyla Birlikte Oynama Olanağı Sağlayın: Daha önce belirttiğimiz gibi
    çocuğun yaşıtlarıyla kurduğu ilişkiden kazandığı deneyimler çok önemlidir. Küçük yaştan
    itibaren yaşıtlarıyla birlikte oynama şansına sahip olan çocuklar okul ortamına girdiklerinde
    daha avantajlıdırlar, yeni gruplara adapte olmada daha az zorlanırlar.

    Çocuğunuzla Onun Yaşıtıymış Gibi Oynayın: Anne babalarıyla sıkça oyun oynayan
    çocuklar yaşıtlarıyla iletişim kurabilmek içindaha gelişmiş sosyal becerilere sahiptirler.
    Yapılan gözlemlere göre, sosyal becerileri yüksek olan çocukların ebeveynleri daha sık
    gülümseyen, oyun esnasında çocuğu eleştirmeyen, çocuğun fikirlerine duyarlı olan
    annebabalardır. Eşit oynanan, çocuğun fikirlerine duyarlılığın esas olduğu bir oyunda çocuk
    yaşıtlarıyla aynı şekilde oynamayı öğrenir ve çocuğa yaşıtlarıyla oynamak konusunda pozitif
    bir bakış açısı kazandırır.

    Çocuğunuzla Sosyal İlişkiler ve Değerler Hakkında Konuşun: Ebeveynleriyle yaşıtlarıyla
    olan ilişkileri hakkında daha sık konuşan çocuklar sınıfındaki çocuklar tarafından daha çok
    sevilen ve öğretmenleri tarafından sosyal becerileri daha yüksek bulunan çocuklardır. Günlük
    sohbetin bir parçası gibi yapılan bu konuşmalar ders verir gibi değil, çocuğun hoşuna gidecek
    şekilde olmalıdır. Bu konuşmalar çocuğun bilgi alışverişi yapmasına olanak sağlar.

    Problem Çözücü Bir Yaklaşım Sergileyin: Ebeveynler çocuklarının bütün problemlerinin
    cevabını bilmek, ya da onları çözmek zorunda değillerdir. Çocuğunuz size arkadaşlarıyla olan
    bir problemden bahsettiğinde onunla bu konuda konuşarak çeşitli çözümleri ve bakış açılarını
    görmesine yardımcı olabilirsiniz. Yapılan araştırmalarda çocuklarıyla olası çözümler üzerine
    konuşan annebabaların çocukları, problem çözmede farklı alternatifler sunabilen ve
    problemlerini daha kolay çözebilen çocuklardır. Bu yüzden çocukların ilişkileri üzerine
    düşünebilmesi ve sonuçlarını tartabilmesini öğrenmeleri onlar için çok yararlıdır. Başkalarının
    duygu ve ihtiyaçlarını gözönünde bulundurmaya teşvik edilen çocuklar yaşıtlarıyla daha iyi
    ilişkiler kurarlar.

    Çocuğunuzun Pozitif ve Yerinde Stratejilerini Onaylayın: Problem çözme yeteneği
    gelişmiş çocukların annebabaları çözüm yolları üzerine konuşurken çocuğun arkadaşını
    kaybetmesine ya da oyunun sona ermesine neden olmayacak stratejilere olumlu teşvik
    verirler. Sorunlara uzlaşmacı yaklaşan çocuklar, saldırgan davranan çocuklara oranla daha
    çok kabul görürler. Bu beceriyi çocuğumuza onu dinleyerek ve onunla konuşarak
    kazandırabiliriz.

    Çocuğunuz Sosyal Alanda Başarısız İse Pozitif bir Tutum Gösteriniz: Daha önce
    belirttiğimiz gibi okul çocuklarında arkadaşlık kuramama oldukça sık rastlanan bir durumdur.
    Çocuklar bu reddedilme durumlarına farklı tepkiler verirler; bazıları kızabilir, bazıları bu
    durumu kabullenirler, bazı çocuklar diğer insanların genellikle acımasız olduklarına inanırlar,
    bu çocuklar genelde kendisini dışlayanlara saldırgan tepkiler verirler, bazı çocuklar ise
    kabuklarına çekilirler, çünkü bu durumun kendi yetersizliklerinden kaynaklandığına inanırlar.
    Diğer taraftan, sosyal becerileri gelişmiş çocuklar bunu geçici bir durum olarak algılarlar veya
    durumu düzeltmek için kendi davranışlarını değiştirirler. Bu çocuklar daha iyimser bir bakış
    açısı kazanırlar, biraz gayret ve pozitif bir yaklaşımla sosyal ilişkilerin iyileştirilebileceğine
    inanırlar.

    Sonuç olarak; 
    Çocuğunuzun başka bir çocuğu sevme nedeni ne olursa olsun, okula başlarken arkadaşlıklar oldukça önemlidir. Çocuğunuzun okulda arkadaşlarının olması,oyun oynarken ona eşlik edebilecek, sınıfta başına gelenler hakkında onunla konuşabilecek, en son okul söylentilerini paylaşabilecek ve bir sorunu olduğunda, başı sıkıştığında yardımcı olacak başka çocuklar olacak anlamına gelir. 

    Yaşıtları tarafından kabul görmek ve arkadaşlıklar kurmak aile biriminin
    ötesinde çocuğun ufkunu genişletir, dış dünyaya ilişkin deneyim kazanmasına ve yüksek
    benlik saygısının oluşmasına yardımcı olur. Sosyal becerileri kazanması konusunda
    çocuğunuza yardım ederken, gerçekçi seviyede beklentiler oluşturun, çabaları ve küçük
    gelişmeleri bile destekleyin, onu yüreklendirin, çocuğun çabalarının en büyük ödülü, kurduğu
    arkadaşlıklar olacaktır.

  • Filial terapi nedir

    FİLİAL TERAPİ NEDİR

    Filial terapi, oyun ve aile terapisinin birleştiği psiko-eğitimsel bir yaklaşımdır.

    Merkezimizde uygulanan Filial Terapide, aileler ile çocukların beraber oyun oynayarak iletişimlerini güçlendirmeleri amaçlanmaktadır.

    Filial terapi, 3-11 yaş arasındaki çocuklara ve ailelerine yardımcı olan gelişimsel bir oyun terapisi yaklaşımıdır.

    Duygusal, davranışsal ve gelişimsel güçlükleri olan çocuklar ile kullanılır.
    Çocuklar için anne babaları çok önemlidir. Anne babalar terapi sürecine katılım gösterdikleri zaman, değişimler genellikle daha etkili ve uzun dönemlidir. Aileler, Filial terapide çocuklarını anlamada oyunu nasıl kullanacaklarını anlarlar. Bu bilgi, onlara çocuklarına nasıl davranabilecekleri konusunda yol göstericidir.

    Filial terapi anne-baba ve çocuk ilişkisini doğrudan güçlendiren bir yaklaşımdır ve ailenin tüm üyeleri bu yaklaşımdan yararlanır.

    Çocukların duygularını ortaya koyma ve sorunlarını çözme sürecinde oyunu kullanmak aile içindeki her üye için rahatlatıcı ve değişimi sağlayan bir etkendir.

    Bu keyif verici süreç, evlilikleri de olumlu yönde etkileyebilir. Anne baba olarak, çocuklarla yaşanılan problemler ve bu problemleri çözmek için yoğun bir enerji harcayan ebeveynler yorulur ve bu durum eşler arasındaki iletişimi olumsuz etkileyebilir. Ailenin çocuğuyla yaşadığı problemlerin azalması hem birbirleriyle geçirecekleri kaliteli zamanı artıracak hem de iletişimi güçlendirecektir. Etkili iletişim becerilerinin inşa edilmesiyle daha önce yaşanılan iletişim engelleri belirlenir. Aile içi iletişim güçlenir. Tüm bu süreç içerisinde ve sonrasında aileler çocuklarını değiştirmede kendilerindeki potansiyeli görür ve bu potansiyeli tüm yaşamları boyunca kullanma imkanı bulurlar.

  • Oyun Terapisi

    Oyun Terapisi

    Oyun çocuğun bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimine yardımcı olmaktadır. Çocuklar oyun ile dış dünyayı tanır, hayata dair denemeler yapar, hayal ile gerçeği ayırt edebilmeyi öğrenir. Kısacası hayatla mücadele etmeyi deneyimler. Bu anlamda oyun, çocukların duygu ve düşüncelerini kolaylıkla ifade edebildiği en uygun dildir. Oyun çocukların gelişimine katkıda bulunurken aynı zamanda mutlu eder. Tüm çocuklar sadece eğlence amaçlı oynamaya cesaretlendirilmelidir. 
     

    Oyun terapisi nedir?

    Çocukların yetişkinler gibi kendilerini ifade etmeleri kolay değildir. Oyun terapisi ile çocuklar kelimeleri kullanmak yerine oyun ve oyuncaklar aracılığıyla, kendini ifade edebilmeyi, günlük yaşamında baş edemediği problemleri çözebilmeyi ve olumsuz davranışlarını değiştirebilmeyi öğrenir. Oyun terapisinin amacı çocuğun kendini duygusal olarak iyi hissetmesini sağlamaktır. Çocuğun normal gelişimini etkileyen duygusal, davranışsal ve psikolojik problemleri ortadan kaldırmak ve problemin büyümesini önlemektir. Oyun terapisinin türleri, non-direktif (yönlendirilmemiş), kognitif (bilişsel davranışçı) ve Filial Terapidir. (anne-baba da dâhil olur) Seanslar yaklaşık 50 dakika sürmektedir. Ancak Filial Terapi 30 dk, 15–20 seans sürmektedir.
     

    Oyun terapisti kimdir

    Eğitimli bir oyun terapisti çocuk ile empati kurar. Çocuğun kendini anlaşılmış ve kabul görmüş hissetmesine, kontrol hissi ve farkındalık kazanmasına uygun ortamı sağlar. Yönlendirilmiş çalışmalar hedefe yöneliktir. Oyun terapistinin sorumluluğu rehberlik yapmak ve yorumlamaktır. Terapist problemli davranışın yerine daha olumlu davranışların ve düşüncelerin geliştirilmesine yardımcı olur. Terapinin önemli unsurlarından biri ödüllendirmedir. Bu yolla çocuğa hangi davranışlarının uygun hangilerinin uygun olmadığı yönünde doğrudan mesaj verilir. 

    Yönlendirilmemiş çalışmalarda ise oyun terapistlerini tanımlayan 8 ilke şöyledir: 

    1. Terapist çocuğu olduğu gibi kabul eder.

    2. Terapist çocukla sıcak bir ilişki kurar. 

    3. Terapist çocuğun duygularını ifade edebileceği uygun ortamı sağlar. 

    4. Terapist çocuğun dışarı vurduğu duygulara karşı açıktır ve çocuğa içgörü kazandıracak şekilde ona geri yansıtır. 

    5. Terapist çocuğa kendi problemlerini çözebilmesine fırsat verir ve yaptığı seçimlere saygı duyar. Değişime karşı yaptığı seçimlerin sorumluluğunu çocuğa verir. 

    6. Terapist terapi sürecini hızlandıramaz, bu süreç zamanla gelişir. 

    7. Terapist çocuğu yönlendirmez ve çocuğun çizdiği yolu takip eder. 

    8. Terapist terapiyi sürdürebilmek için gerekli sınırları çizer. Oyun terapisini çocuk psikoterapistleri, psikiyatri hemşiresi, sosyal hizmet görevlileri, rehber ve psikolojik danışmanlar, psikologlar, sanat terapistleri kullanmaktadır

     

    Oyun terapisinde ne kadar zamanda sonuç alınır

    Bu süre çocuktan çocuğa değişmektedir. Yaşadığı travmanın ciddiyetine ve olayları nasıl algıladığına göre farklılık gösterir. Problemli davranış ne kadar yeniyse bunun aşılması o kadar kolay olacaktır. Bireysel danışma da 4 haftada bir, gruplarda 8 haftada bir aile görüşmesi ile anne-baba bilgilendirilir. 
     

    Oyun terapisi hangi durumlarda, kimlere uygulanır?

    1-Oyun terapisi 3–11 yaş arası çocuklara uygundur. 

    2-Boşanmış ailelerin çocuklarına

    3-Evlat edinilmiş veya terkedilmiş çocuklara

    4-Aile içi şiddet gören çocuklara

    5-Okulda zorbalık gören veya zorbalık yapan çocuklara

    6-Kaygı, korku ve fobileri olan çocuklara

    7-Uyku bozukluğu ve kâbusları olan çocuklara

    8-Kardeş kıskançlığı yaşayan çocuklara

    9-Ailede kayıp ve yas olan çocuklara

    10-Duygusal, fiziksel ve cinsel tacize uğramış çocuklara

    11-Konuşma bozukluğu olan çocuklara (kekemelik, tekrarlayıcı dil, bebek konuşması) 

    12-Hiperaktivite ve Dikkat eksikliği tanısı almış çocuklara

    13-Arkadaş edinmede güçlük çeken çocuklara

    14-Ders çalışma ve okuma problemi olan çocuklara 

    15-İçe çekilmiş ve sürekli mutsuz olan çocuklara

    16-Uygunsuz davranışlar sergileyen çocuklara, oyun terapisi uygulanmaktadır. 

    Çocuk oyun terapisi ile neler kazanır

    Çocuklar oyun terapisi ile özgüvenlerini kazanmayı, işbirliği yapmayı, başkalarına saygı durmayı, sorumluluk almayı ve sorumluluklarını yerine getirmeyi, kendini korumayı, dikkatini toplamayı, problemlerine çözüm yolu bulmayı, öfkesini doğru yönlendirmeyi, kendini doğru ifade edebilmeyi, sosyal ilişkilerini güçlendirmeyi, korkularını yenmeyi, konuşma bozukluklarını düzeltmeyi öğrenirler. 

    Oyun odasında neler vardır? 

    Oyun materyali olarak oyuncak mobilyalı ev, oyuncak ev aletleri, oyuncak aile, okul, oyuncak hayvanlar, telefon, birtakım kostüm ve aksesuarlar, ayna, su, kum havuzu, araba, uçak gibi oyuncaklar ve parmak boyası, oyun hamuru, her çeşit boya kalemi, kartonlar, çizim kâğıdı, etiketler gibi sanatsal malzemeler bulunur. Bütün oyuncakların ve materyallerin kullanımı kolay, taşınabilir, güvenilir, dayanıklı ve çocuğun sürekli erişebileceği yüksekliktedir.

    Çocuğa oyun terapisine gelirken nasıl bir açıklama yapılmalıdır? 

    Çocuğa doktora gittiğini söylemek yerine, “Oyun terapisi, sen resim veya benzeri sanatsal bir faaliyet yaparken, hikâye anlatırken ya da herhangi bir oyuncak ile oynarken duygularını anlamana ve onlar hakkında konuşmana yardımcı olacak, çünkü onları içinde tutarsan ve ne hissettiğini fark etmezsen mutsuz hissedebilirsin. Oyun terapisti sana hiçbir zaman yapmak istemediğin bir şeyi yaptırmayacak, söylemek ve yapmak istediklerine kendin karar vereceksin” gibi bir ifade kullanmak çocuğun kendini güvende hissetmesine yardımcı olur.

  • Çocuğunuzun kumla oynaması şart !

    Şimdi çocuklarımız her türlü oyuncağa sahip, ancak en kolay bulunması gereken en ekonomik oyun malzemesi olan kumdan mahrum büyüyorlar. Çocuk bahçelerinde, şartlarına uygun kullanım sağlanamadığı için hayvan dışkılarına zemin oluşturmakta…Halbuki amacına uygun kullanılması bu değerli malzemeden yararlanma olanağını sağlayacak. Ekonomik değeri en ucuz; fakat fayda değeri açısından en pahalı malzeme…

    Günümüzde çocuk oyunlarına ve oyuncaklarına baktığımızda hep bir yapılandırılmışlık göze çarpıyor.

    Kum oyunlarında ise çocukların kendilerini rahatça ortaya koyabilecekleri bir alan var. Çocuk, kum oyunları ile kendini özgür hissedebiliyor.Yanında hiçbir malzeme olmasa bile kum ile çeşitli oyun üretimleri yapılabilir. Çocuk, kuma yatarak ve yuvarlanarak boyu ve kapladığı alan hakkında bir fikir sahibi olabilir. Kumda yarattığı derinliğin farkına varabilir.

    Elleriyle kumu alıp bir elinden öbür eline dökmeden geçirebilme çalışmaları yapabilir ve dikkatini odaklama becerisi edinebilir. Aradan akan kumların aşağıya akışını izleyebilir. Kumda el baskıları yapabilir ve baskıdaki parmaklarını sayabilir. Elinin başka bir alanda boyutlarını farkedebilir. Elleriyle dokunma hissini yaşar ve farklı dokular hakkında bilgi edinir. Yine ayakları ile de aynı çalışmaları yapabilir, el ve ayakları ile aynı hisleri alıp almadığı sorulabilir ve deneyim edinmesi sağlanır. Kumda nemlilik olursa vücuda yapışabildiği, kuru olursa akışkan bir yapıya sahip olduğu ile ilgili bir yaşantıya sahip olur. Hatta kumu ağzına bile alıp, nasıl bir yapıya sahip olduğunu değerlendirebilir. Elleriyle sanki geniş bir kağıt üzerinde resim yaparmışçasına, alan kaygısı duymadan, özgürce resim çalışabilir. Çizgiler, şekiller, rakamlar yapabilir. Aynı çalışmaları ayak kullanarakta yapmaya çalışabilir.

    Kum oyunları, her yaş gurubunun zevk alarak oynayacağı oyunlardır. Ayrıca bireyselde oynanabilir, arkadaşlarla da oynanabilir. Kurallı oyunlardan olmadığı için çocuk kendini rahatça ortaya koyabilir. Birilerinin yönetmesi ve yönlendirmesi olmadan oynandığı için, kendisi üretimde bulunabilir, çocuğu bilişsel yönden geliştirir. Hayal gücünü en güzel şekilde kullanabilir. Arkadaşları ile oynuyorsa sosyalleştirir. Bireysel olarak oynamaya gelmiş çocuklar yan yana oynarken arkadaş olabilirler, arkadaş olmayı kolaylaştırır ve çekingenlik duygusunu gidermeye destek olur.

    Vücudun mikroplara karşı direncini artırarak, bağışıklık sistemine destek olur.
    Psikolojik olarak rahatlama duygusu yaratarak, stresten arındırır. Ayrıca vücudun elektriğini alarakta bir rahatlama duygusu verir.
    Kumun akma sesini dinleyebilir, ya da değişik materyallerle oynuyorsa bunları doldurma, boşaltma, çarpma, bir kaptan diğerine akıtırken çıkardığı sesleri dinleme, koklama gibi etkinliklerde bulunarak, duyularına hitap eder.
    Kum oyunlarında çeşitli kalıplarda kullanılabilir. Kalıplarla değişik geometrik şekiller hakkında bilgi edinir. Kumun kapladığı alan, hacim hakkında bilgilenir. Su ile kullanıldığında kalıplarla rahatlıkla şekil verilebilir. Kum ile en fazla kullanılan malzeme kova ve kürektir. Kürekle kovaya kumu boşaltırken el-göz koordinasyonuna destek olur. Miktar kavramı hakkında bilgi edinir. Kaç kez küreği kumla doldurduğunda kovayı doldurabileceği hususunda deneyleyerek tahmin etme becerisi kazanır.
    Kumla birlikte psikomotor gelişimde desteklenir. Çocuk hareket becerisi kazanır. Genellikle kaydırakların sonunda kum havuzları bulunur. Bu nedenle de kaydırak kullanırken, kol ve bacak kasları gelişir, yani büyük kasların geliştiğini söyleyebiliriz. El kaslarını etkin kullandığı, değişik şekiller ürettiği, kumu avuçlama hareketi çok kullanıldığı için küçük kaslarında gelişimi desteklenmiş olur.
    Çocuklar eğer bir arada oynuyorlarsa ençok konuşma alanı yaratmış oluruz. Çocuklar, işbirliğine alışır. Birbirlerine eser ortaya koyarken yardımcı olurlar. Bencillik duygularından uzaklaştırır.

    Bu kadar yararlı bir malzemeden çocuklarımızı mahrum etmeyelim, kum havuzlarını çoğaltmak ve gereğince kullanılmasını sağlamak için, biz büyükler elimizden ne gelirse yapmaya çalışalım, belediyelerle diyalog kuralım, isteklerimizi dile getirelim, anaokullarında mutlaka etkin şekilde kullanılacak kum havuzlarının yapılmasına destek verip, talep edelim.

    ÇOCUĞUNUZ MUTLAKA KUMLA OYNASIN…

    ÖZNUR SİMAV
    PEDAGOG-AİLE VE İLETİŞİM DANIŞMANI

  • FİLİAL TERAPİ NEDİR?

    FİLİAL TERAPİ NEDİR?

    Çocuklar duygu ve düşüncelerini, ihtiyaçlarını ve yaşadıkları sorunları oyun yoluyla ifade ederler. Bu sebeple çocuk için önemli bir ihtiyaç olan oyun aracılığıyla çocukların iç dünyaları hakkında bilgi edinilebilir.
    Filial Terapi, anne babalara oyun aracılığıyla çocukları ile kurdukları duygusal bağı güçlendirmeleri, aralarındaki ilişkiyi geliştirmeleri konusunda yardımcı olan ve çocuktaki olumsuz davranışların azaltılmasına katkı sağlayan bir yöntemdir. 
    Filial Terapi, Çocuk Merkezli Oyun Terapisi’nin anne babalarla uygulanan farklı bir şeklidir. Filial terapi ebeveynlerin çocuklarının duygularını daha iyi anlamalarına, çocuklarıyla iletişimlerini geliştirmelerine, ebeveyn olarak kendilerine daha fazla güvenmelerine yardımcı olmaktadır.
    Filial terapide anne babalar çocukları ile oynarken kullanacakları bazı becerileri öğrenirler. Çocukları ile daha etkili iletişim kurmak için yansıtma, empatik dinleme, cesaretlendirme,  sınır koyma ve seçenek sunma gibi konularda bilgi sahibi olurlar. Bu becerileri kazandıktan sonra haftada bir çocuklarıyla 30 dakikalık özel oyun zamanları geçirirler ve bu süre boyunca soruna değil çocuğa odaklanırlar. Terapist tarafından verilen geribildirimler sayesinde, ebeveyn olarak eksik oldukları yönlerini fark ederler ve bu yönlerini nasıl geliştireceklerini öğrenirler. Bunlara ek olarak oyun seanslarının anlamı terapist tarafından yorumlanır ve ebeveynler çocuklarının duygularını daha iyi anlamış olur. 
    Filial terapide çocuklar anne babaları tarafından koşulsuz kabul gördüklerini hissederler. Bu sayede özgüvenleri artar, kendi duygularının daha fazla farkında olmaya başlarlar, duygularını ve düşüncelerini uygun şekilde ifade etmeyi öğrenirler, problem çözme becerileri gelişir, sorunlu davranışları azalır ve daha fazla sorumluluk alırlar. 

  • Eşyalarını Toplamayı Öğretemiyor musunuz ?

    Eşyalarını Toplamayı Öğretemiyor musunuz ?

    Olumlu bir yaklaşımla en dağınık çocuklara bile düzenli olmanın önemi öğretilebilir, temiz ve tertipli olma alışkanlığı kazandırılabilir… Okul öncesi yaştaki çocuğunuzun eşyalarını, oyuncaklarını toplamamasından, giysilerini rastgele yerlerde bırakmasından, odasının aşırı dağınık olmasından mı şikâyetçisiniz? Eşyalarını toplamasını istediğinizde öfkeleniyor, sizi duymazdan geliyor veya konuyu değiştirmeye mi çalışıyor?

    YAPMAMANIZ GEREKENLER:

    Sürekli olumsuz konuşma, söylenme ve tehditkar konuşmak çocuklara olumlu davranışları öğretme konusunda yararlı olmaz. Çocuğunuza derli toplu olmayı öğretmek istiyorsanız, bunları yapmamaya özen göstermelisiniz..

    • Sürekli söylenmeyin: Söylenme başladığında dinleme biter! Bunun yerine çocuğunuza bir seferde çıkarabileceği oyuncaklarının sayısının bir sınırı olduğunu yumuşakça belirtin. Bu sınıra ulaştığında bazılarını kaldırma zamanının geldiğini hatırlatın. Hatta toparlama işinin onu çok fazla meşgul etmemesi için yardım teklifinde bulunun. Ancak işin çoğunu onun yapmasına dikkat edin.
    • Negatif ifadeler kullanmayın: “Ne kadar tembelsin”, “ne dağınık bir çocuksun” gibi olumsuz ifadeler kullanmayın. Bu tür sözler çocuklar için incitici olabilir ve kendisiyle ilgili olumsuz duygular beslemesine neden olabilir. Bunun yerine, çok oyuncağın olmasının heyecan verici olduğunu anladığınızı ancak bunlarla oynamaya devam edebilmesi için bir kısmını kaldırmasının gerekli olduğunu anlatın.
    • Oyuncakları atmakla tehdit etmeyin: Toplamadığı oyuncakları atacağınız tehdidini savurmayın.

    Böyle bir tehditte bulunmanız halinde ya bunu gerçekten uygulamanız gerekir ya da disiplin konusunda inandırıcılığınızı yitirirsiniz. Bunun yerine bir “oyuncak mola kutusu” oluşturabilirsiniz. Kendisine hatırlattığınız halde toplamadığı oyuncakları bu “mola kutusuna” koyabilir ve önceden belirlemiş olduğunuz süre bitmeden bu oyuncakları almasına izin vermeyebilirsiniz.

    YAPMANIZ GEREKENLER:

    Olumlu pekiştirme her zaman söylenme ve tehditlerden çok daha yararlı olur. Küçük çocuğunuzun toplama konusunda gönüllü olmasını sağlayabilecek bazı ipuçları:

    • Toplamayı oyun haline getirin: Saati kurun ve çocuğunuzdan sürenin sonunda odasını toplamayı bitirmesini isteyin. Süre bitmeden toplarsa, kazanır! Teşvik edici olması için örneğin özel bir film izlemek, uykudan önce fazladan iki masal daha okumak gibi bir ödül de belirleyebilirsiniz.
    • İşi kolaylaştırın: Örneğin bir seferde çıkarabileceği oyuncak sayısını sınırlayarak, odasına onun erişebileceği yükseklikte raflar ve açıp kapaması kolay oyuncak kutuları koyarak çocuğunuzun eşyalarını toparlamasını kolaylaştırın.
    • Çocuğunuzu evin toparlanmasına dahil edin: Masayı toplamak, bulaşık makinesini boşaltmaya yardım etmek gibi görevler vererek, çocuğunuzun evinizin rutin toparlama işlerine dahil olmasını sağlayın.
    • Zaman verin: Eşyalarını toplamasını 15 dakika önceden hatırlatmak çocuğun kendini buna hazırlamasına yardımcı olur.
    • Belirli ve net konuşun: Çocuğunuza odasını toplamasını söylemek yerine, tam olarak neyi yapmasını istediğinizi söyleyin: Yerdeki giysileri topla, kitapları rafa koy, oyuncakları kutuya koy, gibi…
    • Çocuğunuzun derli toplu olmasını takdir edin: Eşyalarını topladığında, özellikle de bunu kendisine hatırlatılmadan yaptığında çocuğunuzu takdir edin.
  • Oyun terapisi hakkında

    Çocukların oyun ve oyuncaklar aracılığı ile istek ve ihtiyaçlarını ifade edebildikleri; öfke, kızgınlık, yalnızlık, başarısızlık ve yetersizlik duygularını oyun oynayarak sergileyebildikleri; psikososyal sorunlarını önleyebildikleri veya çözebildikleri, ayrıca büyüme ve gelişmelerine destek olan özel bir süreçtir. Bu süreçte çocuklara, duygusal sorunlarını ifade edebilmeleri, kelimelerle anlatamadıklarını oyuncaklar, resim, müzik veya sanatsal faaliyetleri deneyimleyerek ortaya koymaları için yaşamsal bir fırsat yaratılmış olur.
    Her şeyden önce oyun, çocuk için mutlaka karşılanması gereken gereksinimlerden biridir. Çocuk oyun oynarken engellenmelere katlanmayı, duygularını düzenlemeyi öğrenirken; yeni becerileri deneyimleyebilirler. Oyun onlara kendi dünyalarının hakimi olma şansı verir. Kendilerini ifade edebilecek kelimelere sahip olmadıkları zaman, yetişkinle iletişim kurabilmek için oyunu kullanırlar. Oyun çocuk için yetişkin olduğunda yaşayacağı hayatın provası gibidir.

    Oyun terapisi çocukların;
    -Yaşadıkları dünya hakkında bilgi edinmelerine
    -Duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine
    -Zihinsel, fiziksel ve sosyal becerilerini geliştirmelerine
    -İlişkilerde güçlü bağlar kurmalarına yardımcı olur.

    Oyun terapisinin yardımcı olacağı problemler
    -Travma sonrası stres bozukluğu
    -Telaş, üzüntü, korku, kaygı, öfke gibi duyguların normalden fazla olması
    -Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu
    -Kendine ve başkalarına zarar verici davranışlarda bulunma
    -Sosyal içe kapanıklık
    -Güven eksikliği
    -Depresyon
    -Aile değişimlere uyum gösterememe
    -Sebebi anlaşılmayan baş ve karın ağrıları

    Oyunun iyileştirici etkileri
    -Kendini ifade etmek
    -Duygusal boşalma
    -Stresi aşmak
    -Bağlanma ve ilişkiyi geliştirme
    -Empati
    -Güç ve kontrol
    -Yeterlilik ve öz denetim
    -Yaratıcı problem çözme

    Oyun çocuğun dili, oyuncaklar ise kelimeleridir.