Danışan merkezli oyun terapisi kuramcısı Gary Landerth, ‘kuşlar uçar, balıklar yüzer, çocuklar oyun oynar’ der. Aslında sadece bu söz üzerine saatlerce konuşulabilir. bir kuşun uçması, bir balığın yüzmesi nasıl engellenemezse, bir çocuğun da oyun oynaması engellenemez bir gerekliliktir. Çocuk kendi dünyasında pahalı oyuncaklar, hatta oyuncak bile olmayan metaryallerle kendi dünyasında oyun oynayabilir. Bu oyun sırasında kendi dünyasını yansıtır dünyasındaki problemlerle baş eder ve bu oyunlarla gerçekte yenemediği güçlükleri yener.
Oyun terapisi seanslarında terapist çocuğun konteyner’ı olur ve onu kapsar. 45 dakika boyunca terapistin İlgisi tamamen çocuğun üzerinedir. Oyun terapisi seanslarında çocuğun gerçekliği kabul edilir. Çocuk burada bardağa fil diyorsa bu onun gerçekliğidir ve kabul edilir. Bu sebepledir ki biz, ebeveynlere kesinlikle seans sırasında neler olduğu hakkında çocuklarına soru sormamalarını isteriz. Çünkü çocuk da farkındadır bardak olduğunu ama o odada onun için fildir ve onun bu gerçekliği bir yetişkin tarafından kabul edilmiştir, bunun dışardan ebeveyni tarafından sorulması çocuğu rahatsız eder ve üzerinde baskı oluşturur, terapi sürecini olumsuz etkiler. Terapi sürecinde terapist, belli tekniklerle çocuğa, duygularını, düşüncelerini fark etmesine ve davranışlarını kendi kendine kontrol etme becerisi kazanmasına fırsat verir.
Neden oyun terapisi?
Biz yetişkinler, konuşarak kendimizi ifade edebilir, iletişim kurabiliriz ama çocuklarda bu böyle değildir. Biz iletişimde kelimeleri kullanırken çocuklar oyunu kullanır. Çocuklarla konuşarak onları etkileyemezsiniz sadece etkili olduğunuzu düşünür ve kendinizi kandırırsınız. Çocuklar davranışlarımızdan öğrenirler hayatı. Çocuğa bir milyon kez ‘yapma yanarsın’ deseniz bile çocuk yine de kaynak suyun olduğu çaydanlığa dokunmayı kafasına koyduysa yapar; Ama bir kez çocuğun elinden tutarak bizim güvenliğimizde çaydanlığa yaklaştırıp o sıcağı deneyimlemesine fırsat verirsek çocuk bir daha çaydanlığa yaklaşmaz. Çocuklar deneyimle öğrenir.
Oyun terapisi çocuklara hangi konularda yardımcı oluyor?
Duygusal davranışsal sorunlar, Sorumluluk alma, Sınırları bilme, Dikkat dağınıklığı, hiperaktivite Sendromu, Çalışma alışkanlığı kazandırma, Dürtü, Kontrol sorunu, Öfke kontrol sorunu, Anne- babalara yönelik etkili ebeveynlik grup çalışmaları, Sosyal uyum sorunları, Çocuklardaki endişe ve korkular, Takıntı, Ebeveyn çocuk çatışmaları, Kardeş kıskançlığı, Kendine güvende yetersizlik, Çekingenlik, Kaka kaçırma/ tutma (enkoprezis), Alt ıslatma (enürezis), Boşanma ve çocuk, Tırnak yeme Gibi pek çok konuda çocuklara ve ailelerine danışmanlık hizmetli vermektedir.
Oyun terapisi eğitimi almış biri olarak ailelere öneriniz var mı?
Pek çok önerim var tabiki zaten çocuğu için oyun terapisine başladığımız ailelerde ilk iki seans sadece ailelerle görüşme yapılıyor. Ebeveynlik hakkında bilgilendirmeler yapılıyor. Kötü anne baba yoktur ama kötü ebeveyn vardır. Allah’ın bize verdiği meleklerimizi biz ebeveynler şekillendiririz. Çocuklar bizim ebeveynlik stilimize göre şekillenir. Neden arkadaşınızın çocuğu annesinin sözünü dinliyorken sizin çocuğunuz sizi dinlemiyor? Ebeveynliğimizi yeniden gözden geçirmek gerekir bu anlamda. Bir bulaşık makinası aldığımızda yanında kullanma kılavuzu veriliyor. Ama çocuğumuz dünyaya geldiğinde ona nasıl davranacağımıza dair bir yol gösterici yok!! Dolayısı ile tamamen iyi niyetle yaptığımız yanlışlar var. Örneğin; çocuğumuz bize yaptığı resmi, Legolardan yaptığı kuleyi vs.. gösteriyor.
Genelde pek çoğumuz bu resmi görünce, ‘ harika yapmışsın, mükemmel olmuş.’ Diyoruz. Bu ne demek çocuk için, kendisi için değil ebeveyni için yapmaya başlamak demek! ebeveynine kendini kabul ettirmeye çalışmak demek! Halbuki oyun, resim gibi şeyler kendini tanıması, kendini ifade etmesi için yapılan bir etkinliktir. Birilerinden onay almak için olabilecek bir şey olmamalı. Çocuk bir araba çizdiğinde onun çok da harika olmadığını zaten biliyor, ebeveyni onun her yaptığında ‘harika olmuş’ derse çocuğun kendini ifade etmesini engellediği gibi ‘benim her yaptığım nasıl olsa onaylanıyor’ düşüncesi ile çocuğun çabasının da önü kesiliyor, bu durum narsizim’e kadar gidebiliyor.&
Kreşe başladığında kendisinden daha iyi yapanları görünce çocuk kendi içinde çatışmalar yaşıyor. Huysuzlaşabiliyor, okula gitmek istemeyebiliyor. Çocuğunuz yaptığı etkinliği ‘çok güzel olmuş, harika..’ gibi engelleyici kelimeler yerine; yaptığını tanımlayın; ‘ aa buraya ağaç çizmişsin, yapraklarını boyamışsın, yanına kırmızı bir araba çizmişsin, yolunu da unutmamışsın, tam da istediğin gibi yapmışsın’ şeklinde konuşmanız çocuğunuzu daha çok destekleyecek tavırlardır
Bir de oyun terapisi, ailelere çocuklarına, ‘sınır koymak ve seçenek sunmak’ konusunda yardım ediyor. Bu çocuk yetiştirirken olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Çünkü aileler çocuklarına sınır koyamazsa (ki bunun da bir şekli vardır), çocuklarına yapabilecekleri en büyük kötülüktür. Oyun terapisinde bunları nasıl uygulanabileceğini aileler öğrenirler.
Etiket: Oyun
-

Oyun Terapisi Nedir?
-
4, 5 ve 6 aylık bebek gelişimi
Ay ay bebek Gelişimi
4 aylık bebek gelişimi:
Yüzükoyun yatınca başını kaldırıp etrafa bakabilir.
Renkleri ve uzağı görebilir.
“Aa-uuu” gibi sesleri sık sık çıkarır.
Ayaklarının üzerine bastırılmak istendiğinde basmayıp bacaklarını karnına doğru çeker
Gece uykuları bir miktar düzene girer.
Nesnelere uzanmaya başlar. Birinci ayda sözü edilen refleks olarak yakalama davranışı kaybolur.
5 aylik bebek gelisimi:
Yüzükoyun yatınca başını kaldırıp dik tutabilir.
Dönmeye başlayabilir. Düşmelere dikkat!
Bu dönemde basmayabilir.
Sesli (kıkır kıkır) gülebilir, bunu sizin de katılmanızla, konuşmanızla daha da arttırır.
Geceleri daha uzun uyur: 6-8 saati bulabilir.
Bir elinde tuttuğu nesneyi diğer eline geçirebilir.
Sırtüstü yattığında ayaklarını yakalayıp ağzına götürebilir.
6 aylik bebek gelisimi:
Destekle oturabilir.
Çıngırağı salladığınızda sesine döner.
Oyuncaklara uzanır.
Bu dönemde henüz basmaması normaldir.
Yüzükoyun yatınca kollarını gergin tutarak baş ve omuzlarını, gövdesinin üst kısmını yataktan kaldırabilir.
Anne-babası uzaklaşınca ağlayabilir.
Eline aldığı her şeyi ağzına götürür.
4-6 ay bebek gelisimi için ÖNERİLER
Bu dönemde onunla “ce-e” benzeri oyunlar oynayın.
Değişik sesler çıkaran oyuncaklar, çıngıraklar verin
Değişik sesler, müzikler dinletin
Bebeğinizi yıkarken, altını değiştirirken, beslerken onula konuşun.
Onun çıkardığı seslere siz de cevap verin, çıkardığı sesleri taklit edin.
Onun ulaşabileceği mesafelere plastik, renkli, yaşına uygun oyuncaklar ya da plastik bardak, tabak gibi ev eşyaları koyarak almaya teşvik edin. Oyun malzemelerini seçerken güvenli olmalarına özen gösterin
Büyük, renkli resimler, şekiller, kitaplar gösterin.
Aynada kendisine baktırarak oynayın, bu arada ismini tekrarlayın.
Bebek otururken avuçlayarak ya da parmakla kavrayarak alabilmesi için önüne üzüm, zeytin, leblebi gibi küçük şeyler koyun. Uzanıp almasına yardım edin. Kontrolünüz dışında kesinlikle vermeyin; yutması tehlikeli olabilir.
Bebek otururken her iki kulağın arkasından değişik sesler çıkarın. Sesleri dönüp aramasını bekleyin. Aynı şekilde değişik zamanlarda adıyla seslenin; başını çevirip sesi aramasını bekleyin.
Bebeği gün içinde zaman zaman yüzüstü yatırın. Başını kaldırması için konuşun. Gerekirse göğsünün altına destekleyici yastık benzeri sert eşyalar yerleştirin.
Bebeğinizin yüzüne, ellerine, saçlarına sık sık dokunun.
Bebeğe şarkı söyleyin; söylerken ellerini tutarak el çırptırın.
Güvenlik kuraları
Arabada uygun araç koltuğu kullanınız.
Yıkamadan önce yıkama suyunun ısısını dirseğiniz ile kontrol ediniz.
Küçük çocuklar ve hayvanlarla bebeği yalnız bırakmayınız.
Yıkama küvetinde veya yüksek yerlerde bebeği yalnız bırakmayın. Bir eliniz mutlaka bebek üzerinde olsun.
Evde ve arabada sigara içilmesine izin vermeyiniz.
Bebek kucağınızda iken sıcak içecekler ve sigara içmeyiniz.
Aşırı güneşe maruz bırakmayınız.
Küçük parçalı oyuncak, küçük ve keskin objeleri uzak tutunuz.
Zehirli maddeleri (ilaç, temizlik deterjanları, boyalar v.s.) çocukların ulaşabileceği yerlerden uzak tutunuz.
Bebeğe balon, bilye ve plastik oyuncaklar vermeyiniz.
Hiçbir zaman yürüteç kullanmayınız.(kazalara neden olduğu yürümeyi geciktirdiği için)
Hastalıkların erken bulgularına dikkat:
Emmeme
Kusma
İshal
Sıvı kaybı
Farklı bir huzursuzluk, fazla uyku
Deri döküntüsü
Anne sütü veya mamaya 1 yaşına dek devam ediniz.
Anne sütü veriyorsanız vitamin vermeyi unutmayınız.
1 yaşına dek bal vermeyiniz. (besin zehirlenmesi yapabilir.)
Varsa bakıcının bebeği uygun beslediğine dikkat ediniz.
Bebeğin dişlerini korumak için biberon veya emzik ile uyutmayınız.
Gelişimsel basamaklar
Türkiye Çocuk Nörolojisi Derneğinin web sayfasından (www.cnd.org.tr) alıntı yapılmıştır.
-

Oyun Terapisi
Oyun Terapisi
Oyun terapisi: 3-11 yaş arası çocuklara uygulanır ve çocuğun oyunla kendini doğal yoldan dışa vurmasını temel alır. Nasıl ki yetişkin bireyler kendilerini konuşarak ifade edip, duygularını dışa vuruyorlarsa, çocuklar için de oyun duygu ve sıkıntılarını dışa vurma aracıdır. Oyun terapisi ile simgeler çocuğun iç dünyasını yansıtma araçlarıdır. Oyuncaklar çocuklardaki korku, kaygı, fantezi, suçluluk duygusu gibi duygularını aktarabildikleri araçlar haline gelir. Yönlendirilmiş veya yönlendirilmemiş şekilde uygulanan oyun terapisinde çocuk yaşadığı problemlerin üzerinde çalışma şansı elde eder. Oyun Terapisi nin amacı çocuğun daha az acı çekmesini sağlamak, travma ve fobileriyle baş etmesini (boşanma, hastalık, başarısızlık korkusu, istismar vb. durumlar için), hayata uyum sağlamasını kolaylaştırmaktır. Terapi sürecinde terapist çocuğu dinler ve anlaşılmış hissetmesini sağlayarak daha güvenli bir çerçeve oluşturur. Terapi çocukların kendilerinin olduğu gibi kabul edildikleri ve korundukları yerdir. Oyun terapisti çocuğa davranışlarıyla ilgili sık sık bilgi verir ve davranışlarıyla ilgili ona saygı duyduğunu hissettirir.

Oyun Terapisi
Oyun terapisi, çocuğun takıldığı gelişim aşamasında gerekli iyileşmeyi sağlayarak bir sonraki gelişim aşamasına geçmesine ve iç dengesini kurmasına yardımcı olur. Oyun terapisi, endişe, korku, takıntı, düşük özgüven, çekingenlik, dürtüsellik, saldırganlık, topluma-okula uyum sorunu, davranış problemleri, uyku- yeme-tuvalet sorunları için uzmanların sıkça kullandığı bir terapi tekniğidir. Oyun terapisi, cinsel davranışlarla aşırı meşgul olan, fiziksel nedeni olmayan mide bulantıları veya baş ağrılarından şikayet eden, içe dönüklük ve mutsuzluk belirtileri gösteren, arkadaş edinmekte güçlük çeken, yaşıtları veya kardeşleriyle sıkça kavga eden, başkalarına zorbalık eden veya başkaları tarafından zorbalık gören, kendini savunamayan, özellikle de oyun oynamayan ve oynamasını bilmeyen çocuklar için kullanılan ideal bir yöntemdir.

–Oyun Terapisi nedir?
Oyun ve oyuncaklar aracılığı ile çocukların kendilerini ve ihtiyaçlarını ifade etmelerine yoğunlaşan özel terapi türüne “oyun terapisi” denir. Oyun terapisi, çocukların bilişsel ve sosyal becerilerini, duygu ve düşüncelerini oyun ile ortaya koymalarını amaçlar. Oyun terapisti ise çocuğun ortaya koyduğu oyun dünyasına onunla birlikte girerek, çocuğun oyun dilini konuşur. Terapi sürecinin sonunda çocukların yaşadıkları duygusal sıkıntıları gidermeleri ve sağlıklı gelişimlerine ulaşmaları hedeflenir. Özellikle çocuklarda görülen ruhsal rahatsızlıkların ve davranış bozukluklarının, bu alanda eğitim almış uzmanlarca, oyun ya da oyuncaklar yolu ile tedavi edilmesi ve iyileştirilmesidir
Hangi durumlarda oyun terapisi önerilir?
- Davranış Problemleri
- Dikkat Eksikliği ve Aşırı Hiperaktivite Bozukluğu
- Depresyon
- Öfke Kontrolü Problemleri
- Özgüven ve Benlik Gelişimi
- Korku ve Kaygılar
- Takıntılar
- Tikler
- Tırnak Yeme – Parmak Emme – Saç Yolma gibi davranışlar
- Kardeş Kıskançlığı
- Kayıp- Yas- Travmalar
- Beslenme Problemleri
- Alt Islatma
- Dışkı Kaçırma
- Anne Baba Boşanma Sürecinin Etkileri
- Aile İçi Şiddet
- Sosyal İçe Kapanma
- Cinsel / Fiziksel / Duygusal İstismar Travmaları
FİLİAL TERAPİ
Filial terapinin amacı aile ve çocuk arasındaki ilişkinin yapısını terapötik bir çerçevede yeniden oluşturmaktır. Bu teknikte aileye çocuk odaklı bir psikoeğitim verilerek çocuğun duygusal, davranışsal ve sosyal problemlerini zamanla kendi içerisinde de ele alması öğretilir. Filial terapide amaç sadece varolan problemi çözmek değildir. Amaçlanan çocuğun kendini güvenli bir aile ilişkisi içerisinde bulması, duygularını tanıması ve bunu ailesiyle güvenle paylaşır hale gelmesini sağlamaktır.
-

Otizm ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk
Otizm Nedir?
Otizm, yaşamın erken dönemlerinde başlayan ve yaşam boyu süren; sosyal ilişkiler, iletişim, davranış ve bilişsel gelişimde gecikmeye neden olan nörobiyolojik kökenli bir bozukluktur. Ortaya çıkan sendromun şiddeti ve problem davranışların bir araya gelme şekli her çocukta farklıdır.
Otizm; Ruhsal Bozukluklar Tanı ve İstatistik El Kitabı’nda (DSM- 5) Yaygın Gelişimsel Bozukluklar başlığı altında tanımlanır.
Yaygın gelişimsel bozukluklar başlığı altında otizmden başka yer alan bozukluklar şunlardır: Rett sendromu, asperger sendromu, çocukluğun dezintegratif bozukluğu, başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk.
Otizmin Temel Belirtileri Nelerdir?
Otizmde görülen belirtiler üç temel grupta yer alır.
Toplumsal ilişkilerin gelişiminde bozukluk.
Sözel ve sözel olmayan iletişimde bozukluk, sembolik oyun da dahil olmak üzere hayal gücünden yoksunluk.
Takıntılı, tekrarlayıcı davranışlar; ilgi alanının kısıtlılığı ve darlığı.Otizimli Bir Çocukta Hangi Özellikler Gözlenir?
Etkileşim içinde olmaktansa yalnız kalmayı, kendisi için ilginç olan bir tür faaliyet içinde olmayı yeğler.
Çoğunlukla insanları değil de obje ve cansız varlıkları tercih eder.
Sözel veya sözel olmayan (yüz ifadesi gibi) birtakım ifadelere tepki vermeyebilir.
Göz teması zayıftır.
Huzursuz görünür.
İnsanları araç olarak kullanır.
Kendisini karşısındaki insanın yerine koyamaz; vücut dilini kullanma ve anlamada sorunları vardır. Örneğin kişinin kaşlarını çatması onun için anlam taşımaz.
Sembolik oyunlar denilen evcilik, doktorculuk gibi etkinlikler onun için cazip değildir.
Genelde oyuncaklarla amacına uygun oynamak yerine detaylarla ilgilenir. Örneğin, oyuncak arabayı yerde sürmek yerine saatlerce tekerleklerini döndürmekten zevk alır.
Eşyaları dizme eğilimi çok tipiktir. Yap-bozun parçalarını yerleştirmek yerine parçaları yan yana dizmek onun için daha eğlenceli olabilir.
Parlayan yüzeyler, ışık, gölge, dönen cisimler (pervane, vantilatör, saat), insanların saç ve sakalları, nesnelerin parçaları (kapı kolu, düğmeler), hareketin kendisi (sürekli olarak kapıyı açma kapama) ilgisini çekebilir.
Diğer çocuklar üzerinde etkili olan birtakım motive ediciler bu çocuklar üzerinde aynı etkiyi yapmaz.
Yaşadıkları duygular anında ve kesindir, ihtiyaçlara odaklıdır.El-kol sallama, parmakların hareketlerini izleme, ayak parmakları ucunda yürüme, kendi etrafında dönme gibi hareketler çok tipiktir.
Gündelik yaşamdaki değişikliklere karşı direnç gösterir (yemek masasında oturduğu yerin değişmesi gibi). Şiddete başvurabilir. Hayatın akışındaki her şeyin hep aynı kalmasını talep edebilir (okula her gün aynı yoldan gitmek gibi).
Bazı ses, doku ve tatları çok rahatsız edici bulabilir. Evde oturup gürültülü bir filmi izlerken dışarıdan gelen bir motosikletin sesini fark etmeyebilirsiniz bu nedenle onun aniden kulaklarını kapaması ve hırçınlaşması size çok anlamsız gelebilir. Kimi otistikler pütürlü yiyecekleri yiyemez, kimisi krem süremez, oyun hamuru, kum gibi bulaşabilen nesnelerle oynamaktan kaçınır.
İletişim için konuşmayı kullanmazlar. Kullandıkları kelimeler çok sınırlıdır ve genellikle etrafında sık duydukları kelimeleri kullanırlar.
Otizimli çocukların yaklaşık yarısı konuşma becerisini hiçbir zaman geliştiremez. Konuşabilen çocuklar ise zamirleri karıştırır, kendisine “ben” yerine “sen” der, annesinden süt istediğinde “anne süt ver” değil de “süt istiyor musun ?” diyerek ister.
Anında/gecikmeli ekolali görülür. Annesinin o anda söylediği “elini yıka” cümlesini monoton ve mekanik sesle tekrarlar. Annesi bir şeyler anlatmaya çalışırken daha önce duymuş olduğu “hayatın gerçek tadı” gibi ilgisiz bir reklam sloganını tekrarlayabilir.
Gezmeyi, özellikle otomobil ile dolaşmayı, suyla oynamayı severler. Saatlerce akvaryumdaki balıklara bakabilirler.
Genelde yeme bozuklukları vardır. Bazıları yenmez şeyleri yemekten hoşlanabilir.
Elektronik eşyalara ve mutfak eşyalarına çok ilgi duyabilir, deterjan kutuları ve bunun gibi şeyleri toplayabilirler.Müziğe aşırı ilgi gösterebilirler. Reklam ve video kliplere çok düşkün olup akranlarının izleği çizgi filmlere ilgi göstermeyebilirler.
Çevresindeki tehlikelerin farkında değildir. Yoğun trafikte karşıdan karşıya koşar, korku duymaksızın yüksek bir duvar üzerinde yürüyebilir. Sıcak nesnelere veya cam kırığına dokununca neler olacağını öngöremeyebilir.
Çevresine/ kendisine zarar veren davranışlar sergileyebilir; kızdığı, endişelendiği, başarısız olduğu zamanlarda eşyaları fırlatma, çığlık atma, saçlarını çekme, yüzünü tırmalama, ellerini ısırma, başını duvara veya yere vurma gibi hareketler ve öfke nöbetleri görülebilir.
Bazı yetenekleri arasında büyük uçurumlar olabilir. Motor gelişimde yaşına uygun hatta yaşının üstünde birtakım beceriler gösterebilirken, sosyal gelişimde ancak çok ufak bir çocuğun sosyal becerilerine sahip olabilir.Otizm ve Üstün Yetenek
Soyutlama yetisi gerektirmeyen, belleğe dayalı becerilerde üstün özellikler gösteren bireyler tüm otistik grubun %10’u kadardır. Birçok yönden eksiklikleri de olan bu bireyler; matematik, sanat, müzik, mekanik gibi alanlarda üstün yeteneklere sahiptirler. Kendi kendine okuma yazma öğrenebilme, okuduğunu anlamadan akıcı bir şekilde okuyabilme (hiperleksi), kısa sürede ezberleme gibi yetilere de rastlanmaktadır. Otistiklerin % 10-20′ si aynı zamanda hiperleksiktir. Bu otistik çocuklar çok küçük yaşta, örneğin 2-3 yaşlarında kendi kendilerine okumayı öğrenirler, ancak okuduklarından anlam çıkaramazlar. Hiperleksik ve otistik olan çocukların daha az hiperaktif ve daha az beceriksiz olduğu saptanmıştır. Genellikle zekâları yüksek otistiklerde ve erkeklerde on kez daha fazla görülür. Hiperleksik bir çocuğu teşvik etmemek, yaşına uygun oyunlara ve erişkinler tarafından yönlendirilen sosyal etkinliklere yöneltmek gerekmektedir. Okuma yeteneğinden yararlanarak eğitiminde yazılı materyal kullanılabilir.
Tanı ve tedaviÇocuğunuzda yukarıda sıralanan belirtiler varsa mutlaka bir uzmana başvurmanız gerekir. Ayırıcı tanıyı çocuk psikiyatri uzmanları koymakla beraber sizlerden mutlaka tanıya yardımcı test ve gözlemler isteyecektir. Tanı aşamasından sonra gerekiyorsa ilaç desteği ile beraber mutlaka bireysel eğitime de başlanmalı; çocuğunuzun gelişim alanlarını destekleyecek sosyal, iletişimsel, motor, zihinsel ve konuşma becerisi ile ilgili eğitimi zaman kaybetmeden planlanmalıdır.
-

Çocuk psikoloğu – terapisti kimdir ? Nasıl calışır ?
Ebeveynler çoğu zaman kime danışacakları ve ne zaman danışmanın uygun olduğu ile ilgili endişe yaşarlar. Terapi nedir veya çocuklarının ne şekilde etkilenecekleri ile ilgili sorular ile gelirler. Bu sorular, « Çocuk psikolojisi » ve genel anlamda « ruh sağlığı » alanlarınınülkemizde henüz yeni oluşundan ve bircok sorunun cevapsız kalıyor olmasından kaynaklanır. Peki o halde psikoloğa ne zaman danışılır?
Bazı durumlarda semptom kendini daha açık bir şekilde ifade eder ; örneğin alt ıslatma, ileri yasta parmak emme, uykusuzluk, ağlama. Ancak, huzursuzluğun kendini daha örtük bir şekilde ifade ettiği durumlar da vardır. Aile burada değerli bir gözlemci rolünü oynar çünkü çocuktaki farklılığı tespit edecek olan anne ve baba olacaktır. Çocuklarında, genel günlük yaşantısından farklı olarak bir içe kapanma, huzursuzluk veya kızgınlık, öfke gördükleri taktirde ve bu durumun tekrarlandığını düşündükleri durumlarda bir uzmana danışılması uygundur.
Bazen davranışlarda, bazen duygularda bazen de her iki alanda bir değişiklik görülebilir. Bu, çocuğun, çoğu zaman kendisinin de farkında olmadığı bir durumla ilgili ifade etmekte güçlük çekiyor olduğu anlamına gelebilir. Peki bu durumda psikolog ne yapabilir ?
Çocuklarla calışmanın birçok farklı yolu vardır, bunlardan biri, oyun terapisidir. Bu yöntem çocuğun kendini oyun kahramanlari aracılığı ile ifade etmesine olanak tanır. Başka bir deyişle, çocuk, iç dünyasını farklı insancıklar veya hayvancıkların ağzından anlatarak biraz durumdan uzaklaşabilir. Bazen, rahatsız eden bir durumu olduğu gibi anlatmak zordur ve yetişkinler bile bunu gerçekleştirmek için başka yollar ararlar. Oyun oynayarak anlatmak her zaman daha rahatlatıcıdır. Bir oyun kahramanının başına gelenlerin ardında çocuğun kendisiyle ilgili durumlar gizlidir. O gizlenenleri duymak ise terapistin, psikologun izlediği yola ve kulağına bağlıdır. Seanslar ilerledikçe ve güven ilişkisi kuruldukça oyun ve gerçek hayat arasındaki bağları kurmak psikoloğun en önemli işidir.
Çocuklar kendilerini oyun aracılığı ile ve dolayısı ile dolaylı bir şekilde anlattıkça rahatlarlar. Bazı duygularla karşılaşırlar, kendilerine ait olduklarının farkına varınca şaşırırlar ve zamanla onları daha açık bir şekilde anlamaya başlarlar. Oyun terapisi duyguların daha rahat bir şekilde yaşanmasına yardımcı olur.
Oyun terapisine başlamadan önce, aile ve çocuk ile birlikte bir ilk göruşme yapılır. Çocukla gerçekleştirilecek haftada bir seansların dışında ise, ebeveynler ve çocuk ile birlikte ayda bir göruşülür, karşılıklı olarak ve “gizlilik ilkesi” göz önünde bulundurularak paylaşımda bulunulur. -

Oyun Terapisi Nedir ?
Oyun terapisi çocukların uyumlu ve mutlu olarak yaşamalarını hedefleyen gelişimsel bir
terapi şeklidir. Çocukların oyunu ve oyuncakları kullanarak kendilerini ifade etme
gereksinimlerine odaklanan özel bir süreçtir.
Oyun, çocuğun genel anlamda hayatı deneyimlemesine olanak sağlayan, yaratıcılığını
geliştiren, mekan ve zaman bütünlüğünü kavramasını kolaylaştıran, motor becerilerini
destekleyen, genel gelişimine büyük katkı sağlayan bir eylemdir. Zihinsel ve motor
becerilerini geliştirmesinin yanı sıra bir diğer özelliği ise çocuğun içinde yaşadığı duygusal
çatışmaların çözülmesini sağlamaktır. Çocuk özellikle yalnız oyun oynarken, tamamen kendi
kurguladığı oyunu oynar ve kendi içinde çözemediği sorunlarla oyuncaklar vasıtası ile
yüzleşir.
Oyun terapisi çocuğun yaşadığı sıkıntıları anlayabilmek ve çocuğu bunlarla yüzleştirip çözüm
üretebilmesini sağlayabilmek üzerine kurulmuş bir yöntemdir. Çocukların kendilerini rahatça
ifade edebilecekleri bir ortam oluşturulur ve bu güvenli ortamda çocuğun, yaşadığı sorunları
farkedebilmesi ve bunlarla nasıl başa çıkabileceğini öğretilmesi esas alınır.
Yetişkinler bir sorunla karşılaştığında bu sorunu çözebilmek adına farklı yöntemleri düşünür,
işin içinden tek başına çıkamazsa bir uzmandan ya da güvendiği birilerinden yardım alır,
çözümü sağlarlar. Fakat çocuklar bu sorun tespiti ve çözümünü yetişkinler gibi
yapamamaktadır. Oyun terapisinde çocuklar bunu hayal güçleri ile yapmaktadırlar.
Yaşadıkları hayalkırıklıklarını yeniden oyunda canlandırarak gerektiğinde yönlendirmeler ile
alternatif baş etme yöntemleri keşfederler ve bunları gündelik yaşantılarına aktarmayı
öğrenirler.
Özel olarak tasarlanmış oyun odasında her biri özel olarak bir anlam taşıyan oyuncaklarla
oynayan çocuk, terapistin kabul edici tavrı ile birlikte toplum ya da aile tarafından doğru kabul
edilmeyen düşüncelerini çekinmeden aktarır. Bu durum hem çocuğun bu duyguları doya
doya yaşayıp içini dökmesini sağlar, hem de bu duyguları nasıl kontrol edeceği konusunda
terapistinden yardım alır.
Yaşadığı problemin kaynağının farkında olmayan çocuk, oyun oynarken yaşadığı sorunları
ister istemez oyuncaklar ile anlatır vaziyete gelmektedir. Mesela bir oyuncak evinde aile
yaşantısı kurgularken baba oyuncağını sürekli olarak yerleştirmeyi unutması ya da öfkeyle bir
kenara fırlatması çocuğun baba ile olan ilişkisinde bir şeylerin doğru gitmediğini işaret
etmektedir.
Oyun terapisinde “yönlendiren“ ve “çocuk odaklı” 2 tür yöntem kullanılmaktadır. Yönlendiren
yöntemde terapist, belirlediği sorunlarla çocuğu yüzleştirmek ve çözümler üretmek adına
oyunun kurgusunu belirler. Çocuk odaklı yöntemde ise terapist sadece figürandır, oyunu
kuran, yöneten ve oynayan çocuktur, eğer çocuk isterse terapist de oyuna dahil olur. Duruma
göre iki yöntem de terapi sürecinde kullanılır.
Endişe, kıskançlık, korku, takıntı, özgüven problemleri, dürtüsellik, saldırganlık, uyum
sorunları, yeme alışkanlıkları, uyku problemleri gibi konularda yardımcı olduğu gibi, yaşadığı
ağır travmalarla (ölüm, boşanma, cinsel taciz) yüzleşip bu yaralarını sarmasına da olanak
sağlamaktadır.
-

ÇOCUKLARDA CİNSEL İSTİSMAR
Cinsel istismar, psiko-sosyal gelişimini tamamlamamış olan bir çocuğun
bir erişkin tarafından cinsel doyum için kullanılmasıdır. Cinsel istismar
oral-genital veya oral temas ile olabileceği gibi, teşhircilik, röntgencilik
şeklinde de olabilir.
Çocukluk çağı travmaları içinde çocuk istismarı yinelebilirliği, çocuğa
genellikle en yakınları tarafından yapılıyor olması nedeniyle
tanımlanması ve tedavi edilmesi en zor olan travma olarak
nitelendirilmektedir. Çocukluk çağı cinsel istismar çoğu zaman kimseye
söylenmediği için birilerince fark edilinceye kadar çocuk tarafından
saklanır ya da özellikle tanıdık biri tarafından istismara maruz kalan
çocuk olayı bir oyun olarak algılayabilir. Bir diğer ihtimal ise ailesinin
kendine inanmayacağını düşündüğü için sessiz kalmayı tercih edebilir.
Zamanla bunun bir suç, kendi işlediği bir günah olduğunu düşünür, suçlu
hisseder ve utanç duyar.
ÇOCUĞUN CİNSEL İSTİSMARA MARUZ KALDIĞININ İPUCUNU
VEREBİLECEK OLAN DAVRANIŞLAR VE FİZİKSEL
BELİRTİLER:
Aşağıdaki maddeler genelde aniden ve başka bir açıklama olmaksızın
(hastalık, ailede sorun-boşanma, taşınma, kardeş kıskançlığı ölüm vb)
ortaya çıkarsa dikkatli olmak gerekli. Ayrıca bunlardan sadece biri yeterli
değil birkaçının birden gözlenmesi gerekir:
Çocuğun normalinin dışında içe kapanıklık veya huysuzluk
Geceleri uyku sorunları, kabuslar
Tuvalet eğitimli bir çocuğun yatak ıslatması
Öfke nöbetleri
Ani korku ve çekinme davranışları
Yemede azaltma veya çoğaltma
Argo kelimeler kullanma
Oyuncakları ile oynarken yaşının ötesinde bilgide cinsel hareketler ile
oynaması
Kendine zarar verme davranışları (vurma, saç yolma, v.b.)
Evden veya okuldan kaçma
Genital bölge, anus veya ağız çevresinde ağrı, renk değişimi (çürüme
gibi) veya kanama
Tuvalet yaparken ağrı (birden çok defa)
Tüm bunları çocuğunuz da fark ederseniz cinsel istismar ihtimalini göz
önünde bulundurmalısınız. ‘Kim yapabilir ?’ demeyin. ‘Etrafında kimse
yok sadece aile bireylerimiz var.’ Gibi durumlara aldanıp bu belirtileri
göz ardı etmemelisiniz. Unutmamalısınız ki çocuklara cinsel istismar en
çok yakınları tarafından uygulanıyor.
CİNSEL İSTİSMARA KARŞI ÇOCUĞUNUZU BİLGİLENDİRİN
Bu anlamda anne-babalara düşen ilk ve en önemli görev, çocuklarını
cinsellik ile ilgili bilgilendirmeye başladıkları okul öncesi dönemde, adı
tam olarak kullanılmasa da “cinsel istismar” konusuna değinmektir.
Çocuğunuzun cinsel anlamda kendini korumasını sağlamak için
bilgilendirici bir konuşmaya “Bedenimiz özeldir, oyun oynamak için
kullanmayız ve başkalarının da bedenimizle oyun oynamasına izin
vermemeliyiz” gibi bir ifadeyle başlayabilirsiniz. Yanı sıra, çocuğunuza
“iyi dokunuş” ve “kötü dokunuş”tan bahsedip, başkasına dokunmanın
veya başkası tarafından dokunulmanın bir sevgi işareti olduğunu ve birine
sarılmayı veya birinin ona sarılmasını, sevmesini istediğinde bunu
söyleyebilmeyi öğretmelisiniz.
Bununla birlikte ona, her dokunuştan hoşlanmayabileceğini; bu yüzden
de karşısındaki kendisine hoşlanmadığı bir şekilde dokunuyorsa bunu da
ifade edebilmesi, engelleyemediği takdirde de bir büyüğüne söylemesi
gerektiğini öğütlemek çok önemlidir. Ona istemediği şekilde dokunan
kişi ısrar etse bile kesinlikle bunu “sır”olarak saklamaması gerektiğini ve
ancak gerçeği söylerse onu koruyabileceğinizi vurgulamak önem taşır.
Anne-babalar iyi ve kötü dokunuşları anlatırken çocuklarını korkutup
kaygılandırmadan, sakin ve yumuşak bir ifadeyle açıklama yapmaya özen
göstermeliler. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise anne-babaların
bu tarz konuşmalarda, “kötü dokunuş”lara çok fazla vurgu
yapmamalarıdır.
Çünkü, olumsuz cinsel deneyimlere fazla dikkat çekmek çocuğun
kaygılanıp en yakınlarından gelen sevgi ve şefkat içeren “iyi
dokunuşların da yanlış algılamasına neden olabilir. Bu konu,
çocuğunuzun yaşı ilerledikçe farklı bağlamlarda ele alınır. Örneğin,
ergenlik dönemindeki çocuğunuz iyi dokunuş ve kötü dokunuşu ayırt
edebilecek yaş ve farkındalığa ulaşmıştır. Fakat, bu dönemde de
vurgulanması gereken, çocuğunuzun sevgi ve ilgi duyduğu arkadaşı ile
ilişkisinde de istediği noktada sınırlarını belirleyip “dur” diyebilmesi
gerektiğini bilmesidir.
Vücudumuzda dört özel bölge olduğunu ve bunlara kimsenin
dokunmaması gerektiğini söyleyebilirsiniz. Bu dört özel bölge: Dudak,
göğüs, genital ve kalça bölgesidir. Genital ve kalça bölgesini iç çamaşırı
bölgesi olarak tarif edebilirsiniz. Bir iç çamaşırı kuralı olduğunu ve
kimsenin oraya dokunamayacağını, onun da kimsenin iç çamaşırı
bölgesine dokunmaması gerektiğini ve bu bölgelerin kişiye özel olduğunu
vurgulamalısınız.
Önemli ayrıntılardan birisi de tüm bu konuşmanın ardından böyle bir
durumla karşılaşırsa size mutlaka gelip söylemesi gerektiğini asla böyle
bir konuda sır saklamaması gerektiğini anlatmalısınız. Çünkü
istismarcılar genellikle böyle bir durumda çocuğa oyun oynadıklarını ve
bu oyunun aralarında sır kalması gerektiğini söylerler.
Fizyolojik ve psikolojik olarak çocuğunu yakından izleyip her ihtimali
düşünmeniz gerekmektedir.
Hiçbir çocuğun böyle bir durumla karşılaşmaması dileğiyle…
Psikolog Büşra
-
Çocuk ve oyuncak
Evimizin vazgeçilmez üyesi olan oyuncaklar, çocuğun sadece eğlenmesine değil; düşünmesine, arkadaşlarıyla iletişim kurup paylaşmasına yardımcı oluyor.
Büyük şehirlerde oyun alanları gittikçe daraldığından, çocukların eve mahkum olmaları sonucunda daha doğum öncesi başlayan ve her geçen gün sayıları artan oyuncaklar evimizde yerlerini almaya başladı. Müzik kutuları ve çıngıraklarla başlayan bebekler, tüylü hayvancıklar, pilli arabalar, robotlarla devam eden oyuncak çılgınlığı çocuk odalarını nerede ise harekete izin vermeyecek kadar daraltıyor. Çocuğunuza oyuncak alırken yanmayan, patlamayan, yıkanabilir, koparılmayan, anti-alerjik oyuncaklar tercih edilmelidir.
Yaşına göre seçmek gerekebilir:
Daha ilk ayda görme, işitme fonksiyonlarının gelişmesinde yatak üzerine asılan müzkli oyuncaklar gibi, sesli, hareketli, renkli objeler oldukça önemlidir. Çıngıraklar bebeğin el, ağız, göz koordinasyonunun gelişmesine yardımcı olur. Bunları şeçerken sesli, kolay yıkanan, ısırınca kopmayanlar tercih edilmelidir.
6 ay sonrasında oturabilen bebeğe plastik renkli halkalar, küpler, tüyü dökülmeyen peluş oyuncaklar verilebilir. Özellikle düğmeli, sesli hareketli oyuncaklar bu aylarda beyin gelişmesine katkıda bulunur.
9 ay sonunda ses çıkaran toplar, iç içe geçebilen halkalar, kutular, çocukta denge gibi becerileri geliştirebilir.
1 yaş sonrasında sepet, tabure, sesli telefon, top, hareketli arabalar tercih edilebilir.
2 yaşında ise büyük parçalı logolar ideal oyuncaklardır. Mutfak eşyaları, doktor setleri taklit yeteneğini geliştirir.
3 yaşında üç tekerlekli bisiklete binilebilir, oyun hamuruyla oynayabilir.
3-6 yaş arası grup oyunları ön plandadır. Legoların boyutları küçültülebilir. Tuşlu müzik aletleri, boyama çalışmaları da ideal oyucaklardır.
Uzm. Dr. Gülperi Pınarcık
-

Oyun Terapisi
Çocuklar ile iletişim yetişkinler ile olan iletişimden ayrılır bu noktada oyun ile beraber çocuğun duygularını ifade etmesini sağlamak oyun terapisinde temeldir.
Oyunla tedavi oyunun yapısı gereği iyileştirici özelliğe sahip olmakla birlikte çocuğun zihinsel, fiziksel, duygusal, sosyal ve psikolojik gelişimine katkı sağlar..
Oyun Terapisi Nedir?
1) Terapist çocukla sıcak ve arkadaşça bir ilişki kurmalıdır. Bu çocuk ile aranızdaki ilişkinin kısa sürede kurulmasını sağlar.
2) Terapist çocukla iletişiminde çocuğu yargılamadan kabul eder, oyun sırasında çocuğa müdahale olmaz.
3) Terapist çocuğun ifade ettiği duyguları iyi tanımalı ve fark etmelidir, hangi duygular öne çıkıyor, ne tür davranışlar sergileniyor iyi izlenmelidir.
4) Oyun Terapisinde aileden alınan bilgilerde önemli rol oynar.
5) Oyun terapisi yönlendirmesiz olmalıdır ve çocuğun duygularını ifade etmesine olanak tanıyacak şekilde ilerlemelidir. Aceleci ve çocuğa karışan bir tutum sergilenmeden çocuğun oyuncaklarda ile nasıl kontak kurduğuna bakılmalıdır.
6) Çocuğun oyun kurma sırasındaki materyallere nasıl oynadığı gözlemlenir. ( sesli mi oynuyor? kırıyor mu? öfkeli veya sevecen mi?) hangi içgüdüler ortaya çıkıyor buna bakılır.
Oyun terapisi odasında ki oyuncaklar ve materyaller çocuğun yaşına uygun olmalıdır ayrıca aileden alınan bilgiler ışığında çeşitliliği terapist tarafından belirlenir ancak çocuğun hangi oyuncağı seçeceğine ve nasıl oynayacağına karışılmaz.
Her çocuk oyun terapisinde kendini hemen güvende hissetmeyip açamayabilir ve bu belirli bir zaman alabilir. Çocuğun terapiste güvenmesini beklemek ve bu güven için acele etmemek gerekir. Önceden kesin bir seans sayısı ve iyileşme sürecinde bir zaman koymak doğru olmaz
Çocuklar her seansa geldiklerinde daha farklı tepkiler ve duygu durumu yaşarlar bu duygular iyi izlenmelidir. Oyun Terapisinde çocuğa karşı saygılı olmak, çocuğu olduğu gibi kabul etmek, çocuğun istediği gibi davranmasına izin vermek, çocuğun duygularını yansıtabilmek, çocuğu hızlandırmamak ve terapinin sınırlarını oluşturmak önemlidir.
Çocuğun oyun sırasında belirttiği negatif duyguları gözlemlemek, çelişkili duyguları yakalamak, baskın-pozitif tutumları sorgulamak ve bunlarla ilgili konuşmak oyun terapisinde önemlidir.
-

KONUŞMA BOZUKLUKLARI
“ANNE KONUŞMA GELİŞİMİM İÇİN SENİN YARDIMINA İHTİYACIM VAR!!!”
“Zaten erkek çocukları geç konuşurmuş. Babası da geç konuşmuş. Hala konuşmadı acaba bir sorun mu var? Bizim dışımızda hiç kimse konuşmasını anlamıyor.”
Bu sözler bir yerlerden tanıdık geldi mi size bilmem ama bana en sık sorulan sorulardandır konuşma gecikmesi ve konuşma bozukluğu. Çocuğunuzun konuşma gelişimininde yaşadığı zorlukların çok çeşitli sebepleri (Gecikmiş konuşma, dil ve konuşma bozukluğu, konuşma bozukluğu) olabilir. Hem tüm bu sebepleri destekleyecek hem de çocuğun ifade edici diline katkıda bulunacak önemli öneriler;
Talep Etmek : Çocuktan bir şey söylemesi veya bir şey yapmasını istemek. Çocuk bir şey istediğinde hemen vermeyip, konuşmasına ya da çaba sarfetmesine ortam oluşturmak.
Seçenekler Sunmak : Çocuğa birden fazla seçenek sunarak arasında seçim yapmasını istemek.
İhtiyaç Oluşturmak : Çocuğun sevdiği oyuncakları/eşyaları yüksek, ulaşılması zor bi yerlere koymak ve iletişim ihtiyacı oluşturup, onu konuşmaya mecbur bırakmak.
Talepkar Olmasını Sağlamak: Çok sevdiği aktivite, oyun, yemek gibi mutlaka fazlasını isteyeceği şeyleri az miktarda verip, daha fazlasını istemesini sağlamak.
Bilinçli Olarak Şaşırtmak : Çocuğa istediği nesne yerine başka bir nesneyi bilerek verip, onun istediğini söylemesini sağlamak.
Model Olmak: Çocukla ve onun yanında başkalarıyla konuşurken açık, anlaşılır ve yavaş konuşmak.
Aktarıcı Rolü Üstlenmek: Yemek yaparken, oyun oynarken, ev temizlerken, bir yere giderken yani çocuğunuzun olduğu her yerde ne yapıyorsanız yapmış olduğunuz aktivitenin anlatıcısı olmak.
Kelimeleri Doğrulamak: Çocuğun yanlış söylediği ya da söylemediği kelimelerin sizden doğrusunu duymasını sağlamak.
Taklit Etmesini Sağlamak: Sizin söylediklerinizi tekrarlamasını istemek ve bunu oyuncakları, kuklaları bir araç olarak kullanarak da yapmak.
Uyaran Çeşitliliği Yaratmak: Çocukla sürekli konuşmak, onu farklı sosyal ortamlara sokmak, konuşmasını sağlayacak oyunlar oynamak.
DİKKAT! Çocukları konuşmaları için baskıyla zorlamak, inatlaşmak ve aşırı korumacı olmak bu önerilerin düşmanıdır.