Etiket: Oyun

  • Denize girme korkusu nasıl başedilir ?

    Çocuk havuzdan denizden korkuyorsa çeşitli oyun ve oyuncaklar ile suya alışması sağlanabilir. Başlangıçta deniz kenarında şişme küçük oyun havuzları koyup ilk başta bunlarda oynayıp yavaş ve kademeli şekilde suya girmesini sağlayabilirsiniz.Ebeveynler için dikkat edilmesi gerekenler şunlardır.

    10 yaş altında görülebilr

    Çocukluk döneminde deniz veya havuz korkusu olabilir. Bu 10 yaşında altında saha sıktır. Bu suya girme korkusu aşılamazsa aileler için problem oluşturabilmektedir. Yıl sonunda sabırla bekledikleri dinlenmeye kendileri ayırdıkları zaman dilimi tüm aile için hoşnut olmayan dönem oluşturur.

    Ortam değişiklikleri göz önünde bulundurun

    Geniş alanda hareketli olan su kitlesi bazı çocuklar için ürpertici olabilir. Tuzlu soğuk ve hareketli olan dalgalı olan bir suda korku ve kasılma meydana gelir. Bu korkudan dolayı adrenalin salgılar kaçma refleksi meydana getirir. Bu nedenle soluk alıp verme hızlanır, nefes almak için ağızlarını daha fazla açıp kaparlar. Böyle olunca da daha fazla su yutar, genizleri yanar. Bunlara ilave alışkın olmadıkları çakıl yosun kum gibi olan zeminlerde ayrıca endişe kaynağı oluştururlar.

    Korku öğrenilir, korkuyu artıcı ve pekiştirici davranışlardan uzak durunuz

    Korkunun en büyük kaynağı öğrenilmiş olaylardandır. Bunlardan bazıları banyoda yüzüne su dökülürken genzine ve boğaz veyahut genzine su kaçması, nefessiz kalma korkusu, suyun sıcaklık değişimleri veya zeminde kayma düşme endişesidir. Ayrıca etrafındaki yetişkinlerin ve diğer çocukların suya düşersin, deniz seni çeker balıklar ısırır, su yutma gibi korku endişe içeren sözcükler çocuklara ilave endişe verebilir.

    Sözler ile güzel telkinlerde bulunuz

    Çocuklara bak senden küçükler bile yüzüyor, bebekler daha iyi suya giriyor gibi ifadelerden kaçınınız. Çocukta cesaretini artması sağlayın. Meraklanmasını ve zevk alacağı şekilde oyunlar ile birlikte suya girin. Dalgalı denizlerde ilk deneyimi olmasın . Öncelikle suyun kenarında şişme su havuzu veya oyunlar ile birlikte oynasın. İlk girişte tüm vucut suya girmesi yerine öncelikle dizler suya temas etmelidir. Deniz tatili ile ilgili oyuncak kitap ve resimler ile aşinalık kazanmalıdır.

    Kendini güvende hissetmesini sağlayınız aksi takdirde ortam değişikliği, iştah kaybı, uyku düzeni değişir hoş vakitler geçiremez tatile yarıda dahi kesip dönebilirsiniz.

  • Çocuklarda 2 yaş sendromu nasıl görünür ?

    2 YAŞ SENDROMU

    2 yaş sendromu, bebeklikten çocukluğa geçiş sırasında karşılaşılan, bir takım sorunların yaşandığı özel bir dönemdir. Genellik bu dönem 18 aylıkken başlar 3,5 yaşa kadar devam eder. 2 yaş sendromu, anne-babaların çocuk gelişiminde en çok zorlandığı dönemdir.

    2 Yaş Sendromu Niçin olur?

    Bu dönemde gelişen sorunların altında yatan nedenler, aslında çocuğun psikolojik gelişimi içinde saklı olan faktörlerdir. Çocukta öz bilinçilik durumu 18/24 aylar arasında gelişmektedir. Bu dönemde, dünyayı çevresindeki nesneleri, kişileri tanımaya ve keşfetmeye yarayacak yetilere sahip olur. Bedenini kullanmaya başlar ve iletişim becerileri artar. Ne kadar çok nesneye dokunursa, ne kadar çok ortaya koymaya çalışırsa gelişimi o denli olumlu yönde etkilenir.

    Soru sorması engellenen çocuk ileride kendine güvensiz, içe kapanık gibi kişilikler gösterebilir.

    Öfkesi engellenen bir çocuk ise bu duyguyu zamanla kendisine yönelterek ısırma gibi davranışlar gösterebilir. Bu dönem çocuğun kendini ortaya koyduğu, her şeyin onun olmasını istediği, ısrarlı davrandığı bir dönemdir. Çocuğun davranışları anne-babaları ne kadar yorsa ve yıpratsa da, bu geçici dönemi kabul etmek ve hazırlıklı olmak gerekir. Çocuğu bu dönemde asla uyusuz, iyi yetiştirilmemiş, kötü huylu bir çocuk olarak tanımlamamak gerekir.

    2 Yaş Sendromunda Ebeveynlerin İzlemesi Gereken Yollar

    Söylediğiniz bir şeye itiraz ettiğinde aslında “Ben de kendi fikirleri ve kararları olan biriyim. Nasıl davranılması gerektiğini deneyerek öğrenmek istiyorum.” demek istiyordur. Onun bağımsızlık çabalarını destekleyin. Ona yaşına uygun sorumluluklar verin. Net, anlaşılır, tutarlı sınırlar koyarak kendini güvende hissetmesini sağlayın. Bahçeyi sulamadaa hortumu ona verebilir, kendi kendine yemek yemesini teşvik edebilir, alışveriş merkezleri ve süpermarketlerde alışverişe onun da katılımını sağlayabilirsiniz.

    Enerjisini boşaltması için gün içinde bol bol dışarı çıkarın. Güvenliğini tehdit etmediği sürece istediği her şeye dokunsun. Bu onun mutlu olmasını ve gün içinde daha uyumlu olmasını sağlayacaktır.

    Çocuğun oyun aktivitesini kısıtlayacak dışarı çıkmaktan ve ev ziyaretlerinden kaçının. Uzun süreli yolculuğa çıkacaksanız sevdiği oyuncakları ya da kitabı yanına alın. Aç, yorgun ya da uykuluyken çocuğunuzu dışarıya çıkarmayın.

    Öfkelendiği zaman yanında sakince onunla göz teması kurmadan durun. Davranışının farkında olduğunuzu, ama aldırış etmediğinizi hissettirin. Kesinlikle onu odaya kilitlemeyin. Çok inatçı davrandığında siz de sakin olamazsınız. Bu nedenle bir süre odayı terk edin.

    Çocuğunuzu huzursuz edebilecek durum ve ortamlardan kaçının.

    Bazen büyük bir çocuk gibi bazen küçük bir bebek gibi davranıyorsa şunu diyor olabilir. “Büyümek ve bağımsız bir birey olmak istiyorum. Ama henüz küçüğüm. Senin desteğine ve yol göstermene ihtiyacım var.” siz tutarlı sınırlar koyup, net ve makul beklentiler içinde oldukça, onun da bu dalgalanmalarının daha hafif ve kısa süreli olacağını unutmayın. Çizdiğiniz sınırları o sakinken ona anlatmaya çalışın. Böylelikle olay anında ya da öfkeli durumlarında sizin anlattıklarınız aklına gelecek ve nasıl davranması gerektiğini önceden kestirecektir.

    Nerede duracağını bilemediğinde şunu demek istiyor olabilir: “Kendi kendimi kontrol etmeyi öğreniyorum. Bazen kendimi frenlemekte geç kalabiliyorum.” size ne zaman ihtiyacı olacağını önceden tahmin etmeye ve hazırlıklı olmaya çalışın. Frenlemekte zorlandığı durumlarda zarar görmemesi için tedbirli olun. Ona sınırlarını zorlayabileceği, zaman zaman sınırlarını aştığında sonuçlarını görüp öğrenebileceği, özgür olabileceği ve kendisini tümüyle ortaya koyabileceği güvenli ortamlar yaratın. Ona bir oda ayırın ve düştüğünde canının yanmaması için yastıklarla döşeyin.

    Yapmasını istemediğiniz bir davranışı varsa kızmak, engellemek ve cezalandırmak gibi davranışlar sergilemeyin. ”Hayır!” kelimesini kullanırken seçici davranın. Yerine getirilmesi imkansız ya da zor olmadıkça her isteğine hayır demeyin. Bu tür davranışlar olumsuz yönde etkileyebilir. Yapmanız gereken ilgisini dağıtmak olsun. Dikkatini başka yöne çevirmede yaratıcı olmanız gerekiyor. Bunu sağlamak için onun gözüyle dünyaya bakıp oyunları kullanabilirsiniz. Direnmesi devam ediyorsa ikinci bir oyun bulun. İlgi alanlarını keşfedin.

    Günlük hayatta yapması gereken şeyleri zorunluluk olarak hissettirmeyip, ona seçenekler sunarak kendi kararıymış gibi göstermeye çalışın.(Mesela”banyoya gidelim ”ifadesi yerine “Banyo vakti! Yürümek mi istersin, omzumda mı taşıyayım?” gibi)

    Kendisine zarar veren hareketler yapıyor ve bunu bir oyun olarak algılıyorsa, bu davranışını sevmediğinizi belli eden jest,mimik ve sözlerle dikkatini başka yönlere çekin. Siz kaygılanıp aşırı tepki gösterirseniz bu ilgiyi ödül olarak algılayabilir. Başka çocuklara vurduğunda, onları ittiğinde ya da ısırdığında şunu diyor olabilir: ” Sinirliydim, istediğim şeyin olmasına izin vermediler. Kendimi kontrol edemedim.” Diğer çocuklarla birlikteyken gözünüzün önünde olsun. Yumruk atma, cisim fırlatma, eşyalara zarar verme gibi davranışları varsa, gerginlik belirtileri olmaya başladığında duruma müdahele edin. Çocuğunuza kendini kontrol etmesi için zaman verin. Daha uygun yöntemlerle gerginliğini azaltabileceği yolları gösterin. Vurma davranışına sıkça şahit olmuş, sorun çözme yöntemi olarak bu davranışı öğrenmiş olabilir. Örnek model olarak ebeveynlerin dikkatli davranması, görsel olarak buna maruz kalsalar dahi çocuklarına bunun yanlış olduğunu belirtmeleri gerekir. Kendisine, çevresine ve başkalarına zarar verebilecek davranışlarda bulunuyorsa bir uzman kişiye danışmak doğru olabilir. Kendisine zaman ayırmayan ebeveynler, çocuklarıyla daha çok çatışma içine girer. Bu nedenle gün içerisinde kendinize özel vakitler ayırın. Ayrıca benzer problemleri olan ailelerin ebeveynleriyle arkadaşlık kurmanız, paylaşım ve destek açışından önemlidir.

  • Çocuklar İçin 50 Eğlenceli Öneri

    Çocuklar İçin 50 Eğlenceli Öneri

    Çocuğunuz sürekli yeni bir aktivite peşinde koşup, yaptığı her şeyden kısa bir sürede sıkılıyor mu? Cevabınız evet ise bu yazımızı kaçırmayın. Çocuklarınızı meşgul tutacak 50 eğlenceli öneriyi sizin için derledik:

    1. Çocuğunuzun en sevdiği hikayeyi sahneleyin.

    2. Birlikte origami yapmayı öğrenin.

    3. Çocukluğunuzdan ilham alın. Koltuklar ve çarşaflarla bir kale inşa edin.

    4. Sevdiği filmlerle dolu bir akşam organize edin.

    5. Kendi çocuk gazetenizi çıkarın.

    6. Birlikte büyük bir yapboz yapın.

    7. Çok sevdiği birine birlikte mektup yazın.

    8. Birlikte kurabiye ya da kek gibi kolay bir tatlı pişirin.

    9. Başka bir ülkenin en meşhur tarifini deneyin.

    10. Evde piknik yapın.

    11. Bitki ekin, ağaç dikin. Eğer büyük bir alan yoksa evinizin balkonunu kullanın.

    12. Bahçenize ya da salonuna kamp kurun.

    13. Mutfağı laboratuvara dönüştürün. Birlikte basit deneyler yapın.

    14. Yıllar sonra açmak için bir kavanoz hazırlayın. İçine ayrı ayrı mektuplar bırakın.

    15. Kostüm partisi yapın. Ama sadece çocuğunuz değil siz de kostüm giyip partiye katılın.

    16. Ona fotoğraf çekmesi için telefonunuzu verin ve mahallede kısa bir geziye çıkın. Çektiği fotoğrafları ailenize ve arkadaşlarınıza sergileyin.

    17. Beyaz tişörtlerinizi boyayarak yaratıcılığını özgür bırakın.

    18. Birlikte ip atlayın.

    19. Bir balonu şişirerek yorulana dek voleybol oynayın.

    20. Evcil hayvanınız varsa birlikte onun bakımını yapın.

    21. Parka gidip, en sevdiği oyuncaklarda vakit geçirmesini sağlayın.

    22. Google Maps’i açıp başka şehirlerde yaşayan sevdiklerinizin evlerine bakın. İsterseniz dünyanın farklı ülkelerini keşfe çıkın.

    23. Ülkemizin şehirlerini ezberlemeye çalışın.

    24. Kendi bilgi yarışmanızı düzenleyin. Soruları çocuğunuzun hazırlamasına izin verin.

    25. İşaret dili alfabesini birlikte öğrenin.

    26. Aile ağacınızı hazırlayın.

    27. İnternette bulabileceğiniz sihir numaralarını deneyin.

    28. Ona büyüyünce ne olacağını sorun ve tüm gününü o mesleğe göre anlatmasını isteyin.

    29. Birlikte ev yapımı oyun hamuru hazırlayın.

    30. Bileklik örmeyi öğretin.

    31. Parmak boyası ile meşhur tabloları taklit etmeye çalışın.

    32. Birlikte şiir yazmayı deneyin.

    33. Evinizdeki objelerle bowling salonu oluşturun.

    34. Odasını onun istediği gibi düzenleyin. Gerekirse yatağının ve dolabının yerini değiştirin.

    35. Sıcak – soğuk oynayarak herhangi bir objeyi bulmalarını sağlayın.

    36. Evdeki renkli bantları kullanarak, koridor boyunca uzanacak bir yarış pisti oluşturun ve araba yarışı yapın.

    37. Onlardan yapabilecekleri en uzun domino dizimini yapmalarını isteyin.

    38. Çocuklarınızın oyuncakları ile birlikte katılabilecekleri bir çay saati organize edin.

    39. Çocuklarınız için uygun kutu oyunlarını tüm aile ile beraber oynayın.

    40. Birlikte kuş yemlerini koyup dışarı asabileceğiniz yemlikler yapın.

    41. Köpük parçaları ve yapıştırmak için azıcık su kullanarak pencereleri süsleyin.

    42. Karton ve borular kullanarak misket merdiveni yapın.

    43. Büyük boy bir harita alın. Yere açın ve onunla harita üzerinde hayallerle dolu bir yolculuğa çıkın.

    44. Neşeli ve bol hareketli bir dans videosunu açın. Tüm hareketleri birlikte yapmaya çalışın.

    45. Oyun hamurlarına biraz parlak pul karıştırın ve farklılaştırın.

    46. Çok sevdikleri bir yemeği yapmayı öğretin.

    47. Yumuşak şekerleri ve kürdanları kullanarak heykeller yapmalarını sağlayın.

    48. Eğer bahçede oynama imkanınız varsa biraz çamur ve taş ile kendi minik evlerini, duvarlarını inşa etmelerine izin verin.

    49. Bir aynaya bakarak kendilerini çizmelerini teşvik edin.

    50. Ona poz vererek sizi istediği gibi resmetmesini sağlayın.

  • ÇOCUĞA VE ONUN DÜNYASINA AÇILAN KAPI: OYUN TERAPİSİ

    ÇOCUĞA VE ONUN DÜNYASINA AÇILAN KAPI: OYUN TERAPİSİ

    Çocuklar zamanlarının çok büyük bir kısmını oyun oynayarak geçirirler. Oyun onlar için
    gelişimlerinin önemli ve zaruri bir parçasıdır. Oyun; çocukların bilişsel, duygusal, fiziksel, dil
    ve motor becerilerinin gelişimini destekler, sosyal anlamda ilişkilerini geliştirebilmelerine
    yardımcı olur ve çevreye uyumlarını kolaylaştırır. Oyun, çocuklar için dünyayı ve insanlarla
    olan ilişkilerini prova ettikleri bir iletişim şeklidir. Çocuklar oyun sayesinde kızgınlıklarını,
    öfkelerini, üzüntülerini, kaygılarını, korkularını vb. duygularını ifade etme olanağı bulurlar.
    Çocuklar yaşadıklarını yetişkin bireyler gibi kelimelerle dışa vuramadığı ve duyguları
    hakkında yeterince konuşamadığı için yetişkinlerle yapılan terapi şekli çocuklara uygun
    olmaz. Çocukların kendilerini ifade yöntemi evrensel bir dil olan oyundur. Bütün dünya
    çocuklarında ortak bir dildir oyun. Bir yetişkin, çocuğun dünyasına girmek ve onu anlamak
    istiyorsa onunla nasıl oyun oynaması gerektiğini de bilmelidir.
    Çocuklar yetişkinlerin arasında güç ve kontrole sıkça maruz kalırlar. Burada amaç çocuğu
    korumak olabilir fakat bu durum çocuklarda çaresizlik veya yetersizlik duygularına yol
    açabilir. Deneyimsel oyun terapisinde ise çocukla tam bir eşleşme vardır. Yani terapist orada
    çocuğun terapisti değil oyun arkadaşıdır. Çocuk kendini bu ortamda güçlü, güvende ve yeterli
    hisseder. Deneyimsel oyun terapisi ilişki odaklı yürütülen bir terapidir. Çocukla güven
    temelinde bir ilişki kurulduktan sonra çocuk problemlerini terapi ortamına getirmeye başlar.
    Oyun terapisinde kullanılan çeşitli oyuncaklar ve roller aracılığıyla çocuklar kendilerini
    rahatça ifade edebilirler. Oyunu kendi istedikleri gibi kurarlar ve terapist buna müdahale
    etmez. Günlük hayatta üstesinden gelemedikleri konulara oyun sayesinde çözüm bulabilirler.
    Çocuklar oyun esnasında yaşadıkları travmaları ya da olumsuz olayları yeniden yaratarak
    oyunla birlikte bu tecrübelerini değiştirme imkânı bulurlar. Çocuklar problemleri sözlerle dışa
    vuramazlar. Kurgulayacağı oyunda ise duygusal problemlerini yansıtan oyun ve oyuncakları
    seçerler. Bu sayede oyun devam ettikçe problemler anlaşılmaya ve çocuk da rahatlamaya
    başlar.
    Oyun terapisinde çocukların kendi sorunlarını ifade etmesini sağlayacak çeşitli oyuncaklar
    sunulur. Deneyimsel oyun terapisinde oyunun senaryosu ve süreci tamamen çocuğun
    kontrolündedir. Çocuk kendi sorunlarını yansıtacak oyuncakları yine kendisi seçecektir.
    Terapist oyunu sınırlandırmaz sadece çocuğun istediği şekilde ona eşlik eder. Çocuk süreçte
    yaşamış olduğu zor olayları ve olumsuz duyguları tekrar yaşar, bunun üzerinde çalışarak bu

    duyguyla ve zorluklarla baş edebilme yeterliliğini kazanır. Oyun terapisi ilerledikçe, çocuk
    oyun içinde aktifleşecek, güçlenecek, artık rahatlamaya başlayacak ve iyileşmesi de
    kendiliğinden gelecektir.
    Çocukların oyun terapisinde oynadıkları oyunun evde oynanan oyundan en büyük farkı
    çocuğun sembolik anlatımlarını anlayabilecek bir terapistin, çocuk psikoloğunun ya da
    pedagogun bulunmasıdır. Deneyimsel oyun terapisinde oyuncaklar bir oyuncaktan çok daha
    fazlasıdır. Oyuncaklar ve roller çocukların kendi deneyimlerini sembolize eden birer araçtır.
    Çocuğun seçmiş olduğu oyuncaklar, bu oyuncakları kullanım tarzı ve bunların anlamları
    ancak eğitimli bir oyun terapisti tarafından çözümlenebilir. Bu metaforları, sembolik
    anlatımları okuyan ve temelde onunla güvenli ilişki kurabilen bir terapistin ona eşlik etmesi
    çocukların güvende hissetmelerini sağlar. Çocuklar olumsuz olayları oyun ortamında
    yaşarken terapistin ona vereceği tepkiler çocuk için iyileştirici olmaktadır. Çocuklar ifade
    edemediği duygularını bu ortamda açığa çıkarabilirler. Üstesinden gelemediği büyük sorunlar
    oyun içerisinde küçülmeye başlar. Çocuk oyun içerisinde güçlendikçe yaşadığı negatif
    olayların da etkisinden kurtulmaya başlar.
    Deneyimsel oyun terapisinde ailenin süreç içerisinde aktif katılımı çok önemlidir. Ebeveynler
    süreç hakkında bilgilendirilir ve terapistle birlikte bir ekip halinde hareket edilir. Oyun
    terapisti düzenli olarak ebeveynler ile de görüşmeler gerçekleştirir. Oyun terapisinin süreci ve
    çocuğun iyileşmesi hakkında ailenin bilgi sahibi olması sağlanır. Aile süreç içerisinde ve
    sonrasında yapabilecekleri hakkında bilgi edinmiş olur.
    Deneyimsel oyun terapisi sayesinde çocuklar olumsuz duygularıyla başa çıkabilmeyi,
    duygularını rahatça ifade edebilmeyi, sorumluluk alabilmeyi, sorunları için çözüm
    bulabilmeyi, empati kurabilmeyi, saygıyı, kendini ve başkalarını kabul edebilmeyi de
    öğrenirler. Kişisel gücünü oyun terapisiyle yeniden kazanan çocuk artık daha üretken ve
    sosyal olabilecek bununla beraber özsaygısı da gelişecektir.
    Çocuklarınızda gözlemlediğiniz ve anlamlandıramadığınız farklı durumlarda, çeşitli
    psikolojik problemlerde ve travmalarda profesyonel bir destek almanız çocuğunuzun ruh
    sağlığı ve gelişimi için çok önemlidir. Oyun terapisi sayesinde çocukla kurulan duygusal
    ilişki, çocuğunuzun iyileşmesini ve duygusal olarak güçlenmesini sağlar.

  • Bağlanmanın en eğlenceli yolu: Oyun

    Bağlanmanın en eğlenceli yolu: Oyun

    Bağlanma, bireyin diğerleriyle kurduğu duygusal bağ olarak kısaca açıklanırken doğumdan sonraki ilk anlarda başlar. Bağlanmada emme, dokunma, ağlama, gülme gibi davranışlar rol oynar. Bebek için bu araçlar ilişki kurmak ve güvenli üs oluşturmaktır.

    Bağlanmada en önemli araçlardan birisi de oyundur. Oyun için oyuncak olması gerekmez. Her an her yerde oyun ile ilişki kurabilir bağlanma için güvenli bir yol olarak seçebiliriz. Çocuğun ihtiyacı olan bağ kurmaktır ve bunun için pahalı oyuncaklara ve planlanmış yer ve zamanlara gerek yoktur. Arabada beraber şarkı söylemek, çak yapmak, banyoda sesini taklit etmek sayılabilir.

    Bağlanma oyunlarında çocuğun liderliğini kabul etmek ve sadece oyunla hangi ihtiyacını anlatmak istiyor bunu dikkatlice gözlemek önemlidir.

    Bağlanmayı geliştiren oyun türleri:

    • Çocuk merkezli oyunlar oynarken çocuğun yaratıcılığını teşvik edecek oyuncakları(kuklalar, bebekler, ahşap bloklar, insan fügürleri vs…) önüne koyup oyunu çocuğun yönlendirmesine izin vermeniz gerekir. Anne-babaların haftada en azından bir kez yarım saat çocuk merkezli oyunlar oynayarak çocuğun kendini güvende hissetmesine ve sevildiğini hissetmesine yol açarak aranızdaki bağı güçlendirir.

    • Belli bir konu ya da tema içeren sembolik oyunlar çocuğun yaşadığı travmayı çalışmak için kullanılabilir. Çocuğunuz siz bir hafta iş gezisine gidip geldikten sonra sürekli saklambaç oynamak istiyorsa oynayın. Bu oyunla sizden ayrı kalmanın yarattığı stresi bu yolla üstesinden gelmeye çalıştığını aklınıza getirin ama çocuğa bunu farketsenizde konuşmayın. Sadece oynayın onun bunu duymaya değil oyunla iyileşmeye isteği olduğunu düşünün.

    • Gücün çocukta olduğu oyunlar ile çocukların hayal kırıklığı, öfkesi güçsüzlüğü acı veren duygularından kurtulması için önerilir. Yastık savaşı yaparak anne-babaların çocukları tarafından yere serilmesine izin vermesi çocuğa kendini güçlü hisettirir.

    • İşbirliğine dayanan oyunlar arasında ortaklaşa hikâye yaratmak vardır. Böyle bir etkinlikle aradaki bağ kuvvetlenir. Masa oyunları, kule yapmaca oyunları kardeş rekabeti anne-baba ayrılığından sonra ortaya çıkan problemlerin iyileşmesinde destekleyicidir.

    • Fiziksel temas oyunları oyun aracılığı ile dokunulmak çocuğun bedeni ile olumlu duygusal çıkarımlara sebep olur. Boğuşmak, el ele tutuşup çember olmak çocukların hoşuna gider.

    • Çocuğun yaşca geriye gittiği oyunları çocuk kardeşi olduğunda talep edebilir. Bebek gibi konuşmalara başlıyorsa sizde onu battaniyeye sımsıkı sarın, biberon isteyip istemediğini söyleyin, ninniler söyleyin.

  • 5 YAŞ ALTIN YAŞTIR ASLINDA

    5 YAŞ ALTIN YAŞTIR ASLINDA

    Belki de ilk çocukluk için en güzel dönemdir 5 yaş. 2 yaş gibi zorlu bir dönemi geride bıraktıktan sonra 5 yaş altın yaştır aslında. Çocukların daha olgun, sorumluluklarının bilincinde oldukları, çevreye uyum sağlamaya çalıştıkları bu yaş aileler için bir fırsat olarak değerlendirilebilir. 5 yaşındaki çocuğa karşı iyi davranışlarını takdir edip, sınırlar ve kurallar konusunda tutarlı ve kararlı olursak onun gelişimi açısından olumlu sonuçlar almamız diğer yaşlara göre daha kolaydır.

    SOSYAL -DUYGUSAL GELİŞİM AÇISINDAN DEĞERLENDİRDİĞİMİZDE

    *Diğer yaşlara göre daha sosyal olan 5 yaş çocuğu çok rahat kendi kendine oyun kurabilir ve birçok oyuna katılabilir. Kendi başına bir grubun parçası olarak davranabilir, yönlendirilmeye ihtiyaç duymaz. Arkadaşları ile oyun oynarken üzerine düşen görevi yerine getirir ve başkalarıyla işbirliği de yapabilir. Oyunları zenginleşmiştir ve artık kurallı oyunlara uyum sağlayabilir.

    *5 yaş çocuğu oldukça yaratıcıdır ve yaratıcılığını geliştirebileceği en iyi ortam oyun ortamıdır. Çocuk arkadaşları ile dramatik oyun oynarken çeşitli rollere (anne, baba, öğretmen, doktor) girer ve bu rollerin detaylarını vurgular. Bu süreçte hem yaratıcılığını geliştirir hem de işbirliği yapabilmeyi pekiştirir.

    *Kendine güvenen 5 yaş çocuğunun bencilliği artık azalmıştır. Kendinden emindir. Uyumsuzluk ve huysuzluk dönemini geride bırakmıştır. Empati becerisi geliştiği için ve kendini daha iyi ifade edebildiği için daha iyi sosyal ilişkiler kurabilmektedir. Artık onları ikna edebilmek diğer yaşlardaki kadar zor değildir.

    *Bu yaş çocuğu sorumluluklarının farkında olduğu için genelde başladığı işi yarım bırakmadan tamamlamaya çalışır.

    *5 yaş çocuğu kolay utanır. Bu yüzden ona karşı eleştiriler yalnız ortamlarda yapılmalıdır. Eleştirinin kolay kabul edilmediği bu yaşta çocuklar olumlu geri bildirime (takdir edilme) daha iyi cevap verirler.

    *Bu yaşta kendine güveni arttığı için ailesinden bağımsız hareket etmeye başlar.

    *Cinsiyet kavramı belirgindir, kendi cinsiyetinin farkında olan 5 yaş çocuğu vücudunu ve cinselliği merak edip, sorgulayabilir.

    SOSYAL-DUYGUSAL GELİŞİMLERİNİ NASIL DESTEKLEYEBİLİRİZ

    *Yaşıtlarıyla vakit geçirebileceği ortamlar sunabiliriz.

    *Oyunun faydalarından bahsettik. Biz de onun oyunlarına katılıp gelişimini olumlu yönde destekleyebiliriz. Kurallı oyunları öğrenebilmesi için birlikte yaşına uygun oyunlar oynayabiliriz.

    *Eleştirilerimize dikkat edip, iyi/güzel davranışlarını daha sık takdir ederek pekiştirebiliriz.

    *Duygularını ifade edebildiği bu dönemde onunla bol bol sohbet edebiliriz.

    *Merak ettiği konularda onunla yaşına uygun kısa konuşmalar yapabiliriz. Bize yönelttiği sorularını kafasını karıştırmayacak şekilde cevaplayabiliriz.

    *Sorumluluk almaktan keyif alan çocuğumuza bu davranışlarını pekiştirmesi için küçük sorumluluklar verebiliriz.

    DİL GELİŞİMİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRDİĞİMİZDE

    5 yaşındaki çocuk artık karmaşık ve uzun cümleler kurabilir, akıcı ve seri konuşabilir. Genel olarak bütün sesleri çıkartabilir ve konuşması herkes tarafından anlaşılırdır. Duyduklarını tekrarlamakta sıkıntı yaşamaz. Uzun uzun hikayeler anlatabilir. Dil gelişimi artık iyi seviyede olan bu yaş grubundaki çocuklar kendilerini rahat rahat ifade edebilirler.

    DİL GELİŞİMLERİNİ NASIL DESTEKLERİZ

    *Düzenli olarak kitap okumak kelime haznelerinin gelişimine yardımcı olurken aynı zamanda kitap okuma alışkanlığı kazanmalarına da zemin hazırlar.

    *Onlar için yeni olan ve anlamını sordukları kelimeleri açıkladıktan sonra cümle içinde kullanmak öğrenmeleri açısından faydalı olabilir.

    *Günlük sohbetler de dil gelişimlerini olumlu anlamda desteklemektedir.

    *Tekerlemeler, bilmeceler bu yaş grubunun ilgisini çekerken dil gelişimine de hem telaffuz hem kelime dağarcığı açısından faydalı olmaktadır.

    BİLİŞSEL GELİŞİM AÇISINDAN DEĞERLENDİRDİĞİMİZDE

    *5 yaş çocuğu bazı basit soyut kavramları (rüya) anlayabilir fakat hala soyut düşünemez.

    *Yaratıcılığı oldukça gelişmiştir.

    *Problem çözme becerileri gelişmiştir, size alternatifler sunabilir.

    *Artık şakaları anlayabilir ve kendisi de şakalar yapabilir.

    *Neden-sonuç ilişkisini kavrayabilir.

    *Zaman kavramını daha iyi anlar. Haftanın günlerini sayabilir.

    *Nesneleri bilir.

    *Renkleri, rakamları, geometrik şekilleri tanır ve kopyalayabilir.

    *İnsan çizebilir.

    BİLİŞSEL GELİŞİMLERİNİ NASIL DESTEKLERİZ

    *Günlük hayatımıza devam ederken bilişsel gelişimini göz önünde bulundurarak çeşitli aktiviteler yapabiliriz.

    *Sohbet ederken neden-sonuç ilişkisini , zaman kavramını vurgulayabiliriz.

    *Hikayeler anlatmasını isteyerek, dramatik oyunlar oynayarak yaratıcılığını geliştirmesini destekleyebiliriz.

    *Kitap okuyarak sadece dil gelişimini değil bilişsel gelişimini de destekleyebiliriz.

    *Şakalarla mizah anlayışının gelişmesine zemin oluşturabiliriz.

    PSİKOMOTOR GELİŞİMİNİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRDİĞİMİZDE

    *5 yaş çocuğu artık daha dengelidir, daha hızlı ve esnek hareket edebilir.

    *Tek ayak üzerinde uzun süre dengede durabilir, parmak ucunda yürüyebilir, zıplayabilir.

    *Çizgi üzerinde yürüyebilir.

    *Müziğin ritmine göre dans edebilir.

    *Kendisi giyinebilir, düğmelerini bağlayabilir.

    *Çatal-kaşık kullanabilir.

    *İnce motor becerileri de geliştiği için kalemi daha iyi tutabilir.

    *Çizginin dışına taşırmadan boyama yapabilir.

    ÖZBAKIM BECERİLERİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRDİĞİMİZDE

    5 yaş çocuğu artık bir çok ihtiyacını kendisi karşılayabilecek durumdadır.

    *Tuvalet ihtiyacını kendisi karşılayabilir.

    *Elini yüzünü yıkayabilir, dişlerini fırçalayabilir.

    *Yardım almadan tek başına banyo yapabilir.

    *Kıyafetlerini hava durumuna göre kendisi seçebilir.

    *Kıyafetlerini ve ayakkabılarını giyip çıkarabilir.

    *Üzerinden çıkardığı kıyafetlerini katlayabilir.

    *Yemeğini yardımsız yiyebilir.

    Özbakım becerilerini tek başına yapabilmesi için ona ortam sunup, fırsat vererek destekleyebiliriz. Yapamadıkları durumlarda eleştirmek yerine bir sonraki deneme için cesaretlendirmek daha doğrudur.

    Birçok zorlu dönemi geride bırakıp 5 yaşına gelen çocuğunuz için bu dönemi iyi değerlendirip bir fırsata çevirmek sizlerin elinde. Doğru tutum ve davranışlarla güzel sonuçlara ulaşabilmeniz dileğiyle…

  • ÇOCUKLARDA PROBLEM DAVRANIŞLAR & OYUN ve EMDR TERAPİSİ & HİPNOZ

    ÇOCUKLARDA PROBLEM DAVRANIŞLAR & OYUN ve EMDR TERAPİSİ & HİPNOZ

    Çocuk ve Ergenlikte Başlıca Görülebilen Sorunlar:

    Alt ıslatma (enürezis),
    Altına kaçırma (enkopresiz),
    tırnak yeme,
    kardeş kıskançlığı,
    kleptomani (çalma davranışı),
    öfke kontrol problemi,
    dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu,
    çocuk ve ergen cinselliği,
    kaygı bozuklukları
    konsantrasyon güçlüğü, sınav kaygısı vs. gibi durumlar “Çocuk ve Ergen Psikoterapisi” dahilinde ele
    alınabilmektedir.
    Çocukların Psikolojik Görüşmelerinde Nelere Dikkat Edilmektedir?Özellikle çocuklarda gelişimsel,
    zekasal ve psikopatolojik durumlara bakılmaktadır.
    Çocuklar için psikolojik görüşmeye gelinirken anne, baba ve bakım veren diğer anneanne, babaanne,
    dadı ve bakıcı gibi kişilerinde seansa gelmesi önerilmektedir.Çocuklara yönelik gelişim testleri, zeka
    testleri ve diğer birçok psikolojik testlerin yanı sıra resim çizme, hikaye anlatma, EMDR terapisi, oyun
    terapisi, hipnoz ile bilinçaltı analitik yaklaşımlar gibi birçok tanı ve tedavi yöntemi kullanılmaktadır.
    Özellikle çocuklarda gelişimsel, zekasal ve psikopatolojik durumlara bakılmaktadır.

    Çocuk Değerlendirme Testleri

    1) Ankara Gelişim Tarama Envanteri (AGTE)

    2) Gesell Gelişim Figürleri Testi

    3) Peabody Resim Kelime Tanıma Testi

    4) Bender Gestalt Görsel Motor Algı Testi

    5) D2 Dikkat Testi

    6) Goodenough Harris Bir İnsan Çiz Testi

    7) Frostig Gelişimsel-Görsel Algı Testi

    8) Benton Görsel Bellek Testi

    9) Kelime Söyleyiş Testi

    10) Metropolitan Okul Olgunluğu Testi

    11) Catell 2-A Zeka Testi

    12) Catel 3-A Zeka Testi

    13) Porteus Labirentleri Testi

    14) Frankfurter Dikkat Testi

    15) Rorschach testi (hem yetişkinler hem çocuklar için)

    ÇOCUKLARDA PROBLEM DAVRANIŞLAR

    Çocuklarda problem davranış çoğu zaman aile de bir panik havası oluşturur. Çocuk niye durduk yere
    altını ıslattı, niye durduk yere öfke patlamaları, hırçınlıklar, dersleri birden niye düştü, niye bana daha
    düşkün oldu, yalnız uyumak istememeye başladı, aşırı oyun oynuyor, vurmaya başladı, okulda sorun
    çıkmaya başladı, ağlamaları arttı, başarısız olmaya başladı, doyumsuz, ilgisizliği arttı, niye söz dinlemiyor
    vb… ailenin şikâyetleri olmaya başladığında ne yapacak. Aslında çocukların bu tepkileri bir yardım
    çağrısı olabilmektedir.

    Hiçbir çocuk “benim babam annemi dövüyor ve bundan çok etkilendim”, “benim amcam beni taciz etti bu
    yüzden darmadağın oldum” ya da “öğretmenim beni aşağıladı beni değersiz hissettirdi bu nedenle
    kendimi kötü hissediyorum” demez… Çocuklar bunları nasıl ifade eder altını ıslatarak, korkarak ve
    annesini yanında isteyerek, öfke patlamaları yaparak, hırçınlık vb. şeklinde ortaya çıkmaya başlar.
    Çocukların kendilerini en iyi ifade ettikleri dertlerini sıkıntılarını ifade ettikleri yer oyun ve resimlerdir.

    Aileler bu gibi durumlarda ne yapabilirler. İlk başta çocukta problem davranış olarak belirtilen davranış
    nasıl ortaya çıktı, bu davranışlarını devam ettiren ikincil kazançları var mı? Eğer sürekli var olan bir
    durum ise ve bu davranışı her yerde yapıyorsa bu konuyla ilgili bir sorun olabilir. Yani benim çocuğum
    hiperaktif diye düşünüyorsa bu hiperaktivite okulda, evde her yerde olmalı. Ancak sadece tek bir yerde
    yapılıyorsa bu davranış orda bu davranışını pekiştiren olaylar vardır. Problem davranışları ve çocuğun
    yardım çağrısını iyi ayırt etmek gerekiyor. Çocukta birden oluşan davranış değişiklikleri, şiddete yönelik
    davranışlar, içine kapanma ya da aniden aşırı hareketlenme, tuvalet alışkanlığı gelişen bir çocuğun altını
    ıslatmaya başlaması, okula gitmek istememe vb. durumlar bir yardım çağrısıdır. Hemen destek almanız
    çocuğunuzun ruh sağlığı ve geleceği için önemlidir.

    Çocukluk Depresyonu

    Depresyonu yetişkinlere göre daha farklı şekilde yaşayan çocuklar, düşüncelerini kelimelerle ifade etmek
    yerine başka şekilde dile getirir. Depresyona giren bir çocuk ya da bir derdi bir sıkıntısı olduğun da
    çocuklar bunu resimlerinde koyu renkler, hüzünlü temalar (ağlayan ay, ağlayan güneş, ya da hayvanlar
    çizerler, bu çocuklar aynı zamanda yapraksız, dalsız meyvesiz ağaçlar, siyah ve kırmızı rengi de çok
    fazla kullanarak mutsuzluğunu, derdini depresif durumları ile ilgili ipuçları vermeye başlar. Çocuklar
    resimlerde kendilerini, ailelerini bir öcü, koyu renkle ya da yaratık gibi çizerler. Baba desteği olmayan bir
    çocuk el veya ayakları çizmezler. Yani depresyon, çocuğun okulda başarısızlık, sevilen birinin yitirilmesi,
    hastalık, taciz, kaza, anne baba ayrılığı ya da aile içi şiddet gibi yoğun bir stresle karşılaşması
    durumunda ortaya çıkabilen, keder ya da tedirginlik seklinde kendini gösteren duygu durum
    bozukluğudur. Tabiî ki bazı sorunlarla karşılaşacak çocuk bir süre yas tepkilerinin olması normaldir.
    Ancak çocukla iyi ilgilenip onunla oyun oynanmazsa ve bu durumla baş edemezse terapi desteği
    çocuğun hayatını kolaylaştırır.

    Yani çocuğunuz da oluşan ani değişimleri iyi gözlemlenmesi gerekmektedir. Çocuklar bu değişimleri
    oyunlarında, resimlerinde en iyi şekilde aktarır. Bunun yanında davranışsal değişimler ortaya çıkar
    yukarıda ki saydığımız gibi.

    ÇOCUKLA EMDR TERAPİSİ VE HİPNOZ

    Çocukla yapılan en etkili terapi yöntemlerinden birisi de emdr terapisidir bu terapi yöntemi bazen
    çocuğun yaşadığı travmayı ya da olumsuz olayı tamamen unutmasına ya da artık hiç rahatsız
    olmamasına neden nörobiyolojik bir tekniktir. Bu teknik küçük çocuklarla çalışırken oyun terapisi ile
    entegre edilerek çalışılması daha etkili olur.

    Hipnoz ise çocuğun konuşmadığı anlatmak istemediği durumlarda en etkili çalışılan yöntemlerden
    birisidir. Çocuğun transa alınarak baş etme sistemi güçlendirilir, telkin verilerek sorun çözülür ve olaylar
    trans altında daha etkili çalışılır değiştirilir. Bu yönteminde oyun terapisi ile birlikte kullanılması çocukla
    olan bağı güçlendirmektedir. Hem oyun terapisi ile birleştirilen emdr ve hipnoz çocuğa çift yönlü seans
    uygulanmış olur ve iyileşmesi hızlanır.

    ÇOCUKLA OYUN TERAPİSİ

    Oyun çocuk için kendini gerçek dünyaya hazırladığı, gelişimin en kritik destek kaynağıdır. Yetişkinler
    dertlerini sıkıntılarını anlatır, konuşur, duygularını ifade eder. Çocuklar ise dertlerini sıkıntılarını oyunda
    anlatarak rahatlar, prova eder ve oyun sayesinde baş ederler. Çocuklar oyun yoluyla hayatı prova eder.
    Oyun yoluyla duygu, düşünce ve travmalarını dışa vururlar. Oyun yoluyla baş etme becerisi geliştirir,
    sorunlarını olumlarlar. Oyun çocuğun kendini ifade etmesi, hayal ile gerçek arasında bir köprü çocuğun iç
    dünyasının dışavurumu, gizil enerjinin kullanılması, çocuğun sosyal ve ahlaki değerleri öğrendiği bir
    alandır.

    Bazen aileler ne yani 40 dakika oyun oynadı bu nasıl terapi diyebilmektedir. Oyun semboliktir. Aslında
    yetişkinlerde de her şey sembolik anlamla kodlanır. Çocuklar da dertlerini sıkıntılarını sembolik olarak
    anlatır. Oyunda travması ile yüzleştirir kendini, güçlenir ve iyileştirir. Bunu da ancak iyi bir oyun terapisti
    anlayabilir çözebilir.

    Örneğin ailenin kızımız okula gitmek istemiyor diye beş yaşında seansa getirilen bir kız çocuğunu oyun
    seansına aldığımda daha ilk seansta tacize uğradığını bu tacizin nasıl olduğunu anlatmaya başladı, ikinci
    seansta kim tarafından nerde olduğunu anlattı oyunda 3.4.5. seanslarda bu durumla baş etmeye
    güçlenmeye başladı ve kendini iyileştirdi.

    Yine oğlum bana çok vuruyor, öfke patlaması yaşıyor diye getirildi. 6 yaşında ki çocuk babasının ona ve
    annesine uyguladığı şiddet karşısında yaşadığı çaresizliği, babasına olan öfkesini o kadar güzel anlatıyor
    ki oyun terapisinde görünürde ne var aslında anneye patlıyor ama arkasında ne var babaya karşı
    çaresizliği, babasına öfkesi, zayıflığı var. Yani çocukların her davranışı aslında gizlenmiş bir sorunun
    ifadesidir. (bu bilgilerin çocukların ailelerinden izin alınarak paylaşılmaktadır.)

    Axline (1969) ; “İnsanın içinde kendini iyileştirme gücü vardır. Oyun terapisiyle çocuğun içindeki bu güç
    açığa çıkar. İyileştiren biz değilizdir, biz yalnızca vasıtayız”. Der.

    Çocuk oyunlarında, çocuğun dünyaya bakış açısının nasıl olduğunu, ne olmak istediğini, problemlerin
    neyle ilgili olduğunu anlaşılabilir. Oyunun, çocuğa getireceği önemli bir fonksiyon da geçmişte
    çözülmemiş problemler üzerinde çalışmak için bir fırsat sunması, kendine uygunluğuna göre sosyal
    etkileşimlere girmesi ve çeşitli roller denemesine olanak vermesidir.

    Oyunla Terapisin de çocuklar oyun oynama yöntemini, geçmiş ve gelecekle ilgili kaygılarını bastırmak ya
    da ifade etmek için kullanmaktadırlar. Oyun çocukların kendilerini ifade edebilmeleri için rahat ve güvenli
    bir yoldur. Çocuklar sözel olarak ifade edemedikleri duygularını oyun yoluyla ifade edebildiklerinden,
    terapist bu yolla çocuğu anlayabilmekte ve bir tedavi yöntemi oluşturabilmektedir.

    Çocuk korkularını, çelişkilerini ve saldırganlık duygularını oyun yoluyla ortaya dökmektedir. Oyunu aynı
    zamanda sorunlarını gizlemek, savunma mekanizmalarını geliştirmek için de kullanmaktadır Bu yolla
    çocuk stresini azaltarak, problemlerine bir çözüm arayışı içine girmektedir.

    Oyun terapisin de oyun yolu ile teşhis, tedavi ve yardım planı ile çocuğun çevresine yeni bir uyum
    sağlamasına yardım edilmektedir. Terapiye alınan çocukla birlikte anne-baba ile de ilişki kurulabilmekte
    ve anne babanın da yanlış tavırları düzeltilebilmektedir.

    Oyun terapisinde özel olarak hazırlanmış kukla ve oyuncaklar, hayali oyunlar, sanatsal etkinlikler, kum
    oyunları, hikaye anlatma tekniklerinden yararlanılmaktadır.

  • Çocuğunuzun erken dönemde öğrenme yeteneğini nasıl geliştirirsiniz?

    Çocuğunuzun erken dönemde öğrenme yeteneğini nasıl geliştirirsiniz?

    Bir yenidoğan beyni yaşamın ilk 3 yılında inanılmaz hızlı bir gelişim gösterir. Öyle ki bir saniye içinde 700 yeni sinir bağlantısı oluşur. Bebeğinizin gelişen beyni birçok faktörden etkilenir. Bunlar, bebeğinizin kurduğu ilişkiler, deneyimler ve çevredir. Peki anne-baba olarak bu gelişimiz siz nasıl etkileyebilirsiniz? Bebeğinizin öğrenme işlevini nasıl destekleyebilir siniz? Bu konuyla ilgili sizlere her gün 1 ipucu vereceğiz. Unutmayın sağlıklı bebekler, sağlıklı toplumları oluşturur.

    Erken öğrenme

    Bebeğiniz doğumdan itibaren öğreniyor; sizi öğreniyor, kendini öğreniyor ve çevresini öğreniyor.

    Dil ve iletişim: Bebekler çevreleriyle iletişimi çeşitli sesler çıkararak, ağlayarak, ve bedenlerini hareket ettirerek kurarlar. Bebeğiniz ilk kelimelerini 1 yaş civarında kullanmaya başlar. 3 yaşına geldiğinde ise 3-5 kelimeli cümleleri rahatlıkla kurabilir.

    Siz nasıl destekleyebilirisiniz?

    • Bebeğinizi izleyin ve onun nasıl iletişim kurduğuna dikkat ederek, ihtiyaçlarını ve duygularını anlamaya çalışın.

    • Bebeğinizin çıkardığı sesleri ve kelimeleri tekrarlayarak onunla konuşun.

    • Okuyun, hikaye anlatın ve şarkı söyleyin. Böylece bebeğiniz yeni kelimeleri rahatlıkla öğrenebilir.

    • Yaşamda onunla paylaştığınız her anı ona anlatın.

    Düşünme becerileri: Çocuğunuz oyun oynayarak ve araştırarak dünyanın nasıl işlediğini öğrenir. Oyunla birlikte bebekler ve çocuklar sorun çözme becerilerini geliştirirler.

    Siz nasıl destekleyebilirisiniz?

    • Bebeğinizin oyuncaklarını incelemesine izin verin; bırakın sallasın, açsın, kapatsın

    • Günlük rutin olayları eğlenceli oyun saati haline dönüştürün. Örneğin; banyo zamanı, ıslak/ kuru veya batma / çıkma kavramlarını öğrenebileceği bir alandır.

    • Çocuğunuzun ilgi alanlarını keşfedin ve destekleyin ; çocuklar ilgi duydukları aktiviteler esnasında daha güzel öğrenirler.

    • 3 yaşına yaklaşan çocuğunuza ne düşündüğünü sorabilirsiniz. Örneğin birlikte okuduğunuzun hikayedeki kızın neden güldüğünü sorabilirisiniz.

    Kendini kontrol edebilme becerisi;

    3 yaşa yaklaşırken, çocuğunuz duygularını ve hareketlerini kontrol etmeyi öğrenir. Beklemeyi, paylaşmayı ve arkadaşlarıyla olan sorunlarını çözmeyi öğrenir.

    Siz nasıl destekleyebilirisiniz?

    • Çocuğunuza duygularını anlaması için konuşma fırsatı verin ve duygularını siz dile getirin.

    • Onlara seçme şansı verin. ‘’Önce dişlerini mi fırçalayalım yoksa kitap mı okuyalım?

    • Çocuğunuz üzgün olduğunda siz sakin olun.

    Özgüven

    Çocuğunuz çok özel olduğunu, sevildiğini, neşeli ve yetenekli olduğunu öğrenir. Eğer kendilerini iyi hissederlerse, daha çok özgüvenli ve sosyal yaşamda ayakları üzerinde duran çocuklar olurlar.

    Siz nasıl destekleyebilirsiniz?

    • Çocuğunuzun başarabildiği şeyleri dile getirin;’’ düğmeyi bulup oyuncağını çalıştırdın ne güzel’’

    • İyi bir sorun çözücü olarak yetiştirin.

    • Bazı işlevleri kendi kendine yapmasına izin verin.

    • Onu denemeler yapması için cesaretlendirin.’ ‘Basket atabilmek için çok çabalıyorsun, bazen başarılı olmak için çok çabalamak gerekir.’’

  • OYUN OYNAMAK BAĞIMLILIĞA DÖNÜŞEBİLİR Mİ?

    OYUN OYNAMAK BAĞIMLILIĞA DÖNÜŞEBİLİR Mİ?

    Son yıllarda bilgisayar ve internetin evlerimize girebilecek kadar ucuz ve ulaşılabilir boyutlara gelmesiyle birlikte bir takım problemler gündeme gelmeye başladı. Bu sorunlardan en popüler olanı ise online oyun bağımlılığı…

    Her yaşta risk faktörü bulunan bu bağımlılığın en yüksek risk grubu ise 10-18 yaş arasındaki gençler. Hayatlarının en önemli adımlarını atmakta olduğu bu yıllarda oluşan bağımlılık, gençlerin geri dönüşü zor hatalar yapmasına neden olabilmekte. Ders başarısızlıkları, okul devamsızlıkları, sosyal ilişkilerdeki bozulmalar oyun bağımlılığının getirdiği sorunlardan sadece bir kaçı.

    Oyun bağımlılığının sınırlarını tespit edebilmek mümkün mü?

    Oyun bağımlılığı, oyun başında geçirilen süreyi baz alarak tanısı koyulacak bir durum değil. Burada önemli olan nokta kişinin ne kadar süre oynadığından ziyade hayatının ve işlevselliğinin ne derecede etkilendiği. Eğer kişinin akademik başarısı kötüye gidiyorsa, sosyal ve aile ilişkilerinde ciddi problemler ve aksamalar görülüyorsa kişinin oyun bağımlılığı olabilir.

    Oyun bağımlılığı niçin oluşur?

    Oyun oynamak kimileri için hayatın zorluklarına karşı bir başetme mekanizması görevi üstlenebiliyor. Örneğin; sosyalleşmekle ilgili sıkıntı yaşayan bir birey online bir oyun oynadığı sırada sanal da olsa binlerce kullanıcıyla aynı alanda kolaylıkla sosyalleşebiliyor ya da hayatı boyunca başarısızlıklarla mücadele etmek durumunda kalan kişi, hiçbir zaman sergileyemeyeceği becerileri oyun esnasında sergileyerek başarı elde edebiliyor. Bu da kişinin başarı isteğini tatmin etmiş oluyor. Bir diğer önemli nokta ise gencin o anda yapacak daha iyi bir meşgalesinin olmaması. Bu da kişiyi oyun oynamaya iten önemli etkenlerden birisi. Bireyi oyun bağımlısı haline getirecek diğer kritik noktalarsa; oyuna sürekli olarak ekpaketler eklenerek sonunun getirilmemesi, aşama atlama sistemi nedeniyle kişinin sürekli olarak oyunda aktif kalmak zorunda olması, grafiklerin gerçeğe yakın olması gibi sebepler sayılabilir.

    Kişi oyun bağımlısı ise neler yapılabilir?

    Kişiye baskı uygulayıp bilgisayarı ya da oyun konsolunu tamamen yasaklamak çözüm değil. Kişinin oyun süresini hayatını kısıtlamayacak derecede ayarlamak en iyi yöntem. Bunun için şu an geliştirilen bir takım bilgisayar programları mevcut. Örneğin; süre konusunda genç ile anlaşarak programa istenilen saati kuruyorsunuz. O süre geçtikten hemen sonra sistem kendisini otomatik olarak kapatıp kilitliyor.

    Bu işlem bittiğinde tüm sorunlar bitmiş olmuyor. Önemli olan nokta kişiyi oyuna olan düşkünlüğünden kurtarmak değil; hayata tekrar adapte olmasını ve işe yarar meşgaleler edinmesini sağlamak. Bu nokta gözden kaçarsa genç bu kez bağımlılık geliştirecek başka bir meşgale bulabiliyor (örneğin; tv bağımlılığı)

    Ebeveynlerin bu tür bağımlılıklarda yapabilecekleri şeyler kişiye yasak koymaktan ziyade genci anlayarak problemleri birlikte çözebilmeleri için empatik bir ortam hazırlamaları.

    Sonuç olarak; oyun bağımlılığından kurtulmak için biraz irade gücünü kullanmak, farklı hobiler edinip sosyalleşmek ve sanal olmayan dünyadan daha çok keyif alabilmeyi gerçekleştirmek yeterli olacaktır.

  • FİLİAL OYUN TERAPİSİ NEDİR?

    FİLİAL OYUN TERAPİSİ NEDİR?

    Çocuklarımızın, biz ebeveynleri ile duygularını paylaşmaya ihtiyaçları vardır. Ancak, günümüz
    şartlarında her sosyo- ekonomik seviyeden ebeveynler hayat standartlarını yakalayabilmek için bir
    çaba ve koşuşturma içindedirler. Yapılan araştırmalara göre, bir anne’nin çocuğu ile birebir kaliteli
    geçirebildiği zaman bir günde, 2 dk iken; bir baba’nın çocuğu ile geçirdiği süre ise bir günde sadece 50
    saniye ile sınırlıdır. Durum yazık ki bu şekilde olunca çocuklarda doyurulmayı bekleyen duygusal bir
    açlık doğuyor. Filial Terapi, ebeveynlerin oyun yoluyla çocuklarıyla ilişkilerini güçlendirmelerine yol
    gösteren bir eğitim programıdır. Allah’ın bize gönderdiği mucizelerimiz olan çocuklarımızın öfkeli,
    saldırgan, içine kapanık, güvensiz, inatçı….. gibi yapılarda olmalarına büyük ölçüde, bizim ebeveynlik
    sitillerimiz şekillendirmektedir ve yol açmaktadır.
    Filial Terapi, oyun terapisi ve aile terapisini bütünleştirerek çocuk ile ilgili aile içi sorunları çözmeyi ve
    aile ilişkisini güçlendirmeyi hedef alan psiko-eğitimsel bir yaklaşımdır. Terapist, anne babalara kendi
    çocuklarıyla yaptıkları oyun görüşmelerinde, çocuk merkezli oyun terapisi becerilerini nasıl
    uygulayacaklarını öğretir. Anne-baba ve çocuk ilişkisinde açıklığı ve güveni artırmayı hedeflediğinden
    hem önleyici, hem de sorun varsa, o sorunun çözümüne yardımcı olan bir terapi programıdır.
    Filial Terapi ile ebeveynler, çocuklarına, ben burdayım, seni duyuyorum, seni anlıyorum mesajını
    iletirler.
    Gary Landerth’ın kuramcısı olduğu, Danışan Merkezli Oyun terapisi’ nin bir parçası olan Filial Terapi
    de ailelere, çocuklarına, ‘sınır koyma’ becerilerini kazandırarak çocuğun da seçim yapabilmesine ve
    bu seçiminin sonucu ne olursa olsun sorumluluğunu alma becerisini kazandırmasına yardımcı olur.
    Gözümüzden sakındığımız varlıklarımızı, kendi güvenlik çemberimiz dahilinde tutabildiğimiz ilk
    yıllarında, tüm kötülüklerden koruyabiliriz, peki ya sonra?! Lise çağına geldiğinde, bizim gözümüzün
    görmediği anlarda!? Her an yanında olabilecek miyiz? Çocuğumuzun her hangi biri tarafından ‘gel bak
    şu tozu bir kokla çok eğlenceli.’ Gibi bir davetle karşılaşması ve deneme süresi kaç dakika sürer? Eğer
    biz kıymetli çocuklarımıza sınır ve seçeneklerle sorumluluk almayı öğretebilirsek çocuğumuz kendi iç
    kontrolü ile doğru tercihi yapabilmeyi, biz yanında yokken de yapabilir.
    Filial Oyun Terapi Yönteminin Etkili Olduğu Başlıca Problemler
    Kaygı, depresyon, davranış sorunları, tek ebeveynlik, saldırganlık, öfke patlamaları, tırnak yeme,
    enkoprezis (Dışkı kaçırma), alt ıslatma (enürezis), kardeş kıskançlığı, evlat edinme, travma, ilişki ve
    bağlanma sorunları, içe kapanıklık, özgüven problemleri vb. gibi sorunlarda aileye yardımcı olur. 40
    yılı aşkın bir süre içinde yapılan araştırmalar kısa dönemli terapötik bir yaklaşım olan filial terapinin
    çocuk ve aile üzerinde uzun dönemli etkisi olduğunu gösteriyor.
    *uygulanabilme yaşı 2-12 yaştır ancak daha etkili olduğu aralık 2-10’dur.
    Süreç:
    Oyun Terapisi 45 dk süren ve tek bir çocukla yapılan bir terapi tekniğidir. Filial Terapi Tekniği ise, tek
    oturumda, ortalama 8- 9 çocuğun ebeveynine verilebilen terapi tekniğidir. Filial Terapi’nin seans
    süresi 90dk’dır. Bu terapi tekniği Amerika’da birebir oyun terapisi alamayan yani, ekonomik seviyesi
    düşük olan ailelerin çocuklarına yönelik geliştirilmiş olan ve terapistin oyun terapisinde çocuğa
    uyguladığı tekniklerin kısmen ebeveynlere öğretildiği bir yöntemdir. Ebeveynlerle hafatada bir kez

    terapist önderliğinde toplanılır. Filial terapide ebeveyn çocuğu ile haftada bir kez 30 dk boyunca
    terapistin öğretileri doğrultusunda oyun oynar, kamera kaydına alınan bu oyun saati izlenilerek
    değerlendirmeler yapılır. Ebeveynler haftada bir kez tolanılan 10 hafta süren bu süreçte yanlışlarını
    düzeltir, kendilerini çocukları ile etkili iletişim kurma yönünde geliştirirler..
    Terapi Sürecindeki Gerekli Oyuncakların Listesi
    -oyuncak bebek ailesi
    -gerçek biberon
    -emzik
    -doktor çantası, stetoskop, yara bantı…
    -iki tane oyuncak telefon
    -oyuncak bebek evi
    -oyuncak para, bozuk para, kredi kartı (oyuncak),
    -plastik hayvanlar (inek, kelebek, kuş, köpek, kedi, kuzu..)
    -plastik agresif hayvanlar ( köpek balığı, yılan, aslan, dinazor-ağzı açık olması gerek)
    -polis aracı, otobüs, ambulans,kamyon, itfaiye, uçak, otomobil.. gerçeğine uygun olan modellerinden)
    -mutfak tabak malzemeleri,
    – oyuncak makyaj malzemesi, toka, takı, vs..
    -plastik meyve sebze,
    -çeşitli kuklalar,
    -oyuncak askerler
    -hacıyatmaz
    – maske
    – plastik polis kelepçesi
    – bir tane oyun hamuru
    -sekiz renk boya kalemi
    -Boş kağıt
    – yumuşak top
    – oyuncak tamir malzemeleri
    – dart atan bir tabanca birkaç tane olabilir

    -atlama ipi
    -plastik bıçak
    -küt uçlu makas
    -kukla sahnesi
    -80*80cm büyüklüğünde 30 cm yüksekliğinde içi kum dolu kum havuzu.
    – çocuk ebatlarında masa ve iki sandalye
    – bu oyuncakların dizilebileceği raflar.
    Not: oyuncakların olduğu odada ebeveyn her hafta 30 dk kendi çocuğu ile oyun oynayacaktır.
    Ebeveyn çocuğu ile oynarken aynı anda grup diğer başka bir odadan izlemelidir. Kamera ve tv düzeni
    kurulmalıdır.
    Terapi uygulaması malzemelerin temini ve terapi ortamınıın düzenlemesi ile başlanılabilir.