Etiket: Otizm

  • Otizm

    Otizm

    Otizm; nöro gelişimsel bir hastalıktır.

    Sözlü ve sözsüz iletişimde sıkıntı, basmakalıp ve yineleyici davranışlar, sosyal ilişkilerde sorunlar, kısıtlı ilgi alanları ile karakterize edilen ve bu sınırlılıkların zihinsel yetersizlik ve ya gelişimsel gerilik ile açıklanamadığı bir bozukluktur.

    Otizmin, Kanner (1943) tarafından tanımlanmasından bu yana uzun bir süre geçmesine karşın nedenleri tam olarak belirlenmiş değildir. Otizmli çocuklar yineleyici davranışlar sergilerler. Örneğin aynı yemeği yiyip aynı kıyafeti giyebilirler. Alıştıkları şeyin aynı kalmasını isteyebilir, tanıdık eşyalara bağımlılık gösterebilir, kendini sallama gibi bazı davranışlarda bulunabilirler. İlgi alanları çok dardır, göz teması kurmayabilir, yalnız kalmayı seçebilir, aniden kızabilir-korkabilir, değişken duygusal davranışlar gösterebilirler.Tanı ve kabullenme süreci bazı aileler için sıkıntılı olabilmektedir. Otizmle birlikte ortaya çıkan belirsizlik, otizm farkındalığı, toplumda görülme sıklığı ve otizmin şiddeti ve süresi gibi faktörlerin ailelerin uyumunu ve tanıyı kabullenmelerini zorlaştırdıkları bilinmektedir. Bu nedenle otizmli bir çocuğunvarlığına başarılı bir şekilde uyum sağlamayı kolaylaştıracak; sorunların azaltılmasına yardım edecek, bu sorunlar ile başa çıkmalarını kolaylaştıracak şekilde ailelerin psikolojik destek alması çok önemlidir.

    Erken tanı ve tedavi otistik çocukların tam potansiyellerine ulaşmalarına yardımcı olur. Otistik çocukta özel bireysel eğitim çok yararlı olmaktadır. Amaç çocuğun sorumluluklarını yerine getirebilmesini sağlayan becerileri geliştirmektir. Otizm belirtileri ve davranış örüntüleri farklı derecelerde olabilir ve yoğunlukları değişebilir. Ayrıca bireysel belirtiler zaman içinde de değişiklik gösterebilir. Bu nedenle eğitim bireysel ihtiyaçlar doğrultusunda yapılmalıdır.

    Otizmli çocuklar genellikle kendilerine uygun bireysel eğitime iyi yanıt vermektedirler. En başarılı eğitim çocuğun yaşamına iletişimsel, sosyal,davranışsal, uyum sağlayıcı yönler katan ve aileye yardımcı olan eğitimdir. Ayrıca konuşma, fizik ve uğraş terapileri uygulanabilir. Konuşma terapisi çocuğun dil ve sosyal becerilerini geliştirmesine ve daha iyi iletişim kurabilmesine yardımcı olabilir. Fizik terapi koordinasyon ve motor becerilerdeki yetersizlikleri geliştirmeye yardımcı olabilir.

    Uğraş terapisi otizmli çocukların duyma, görme, dokunma, koklama gibi duyulardan gelen bilgiyi daha yönetilebilir yollarla işlemelerine yardımcı olur. Otizmde en önemli şeylerden biri de ailenin çocuğa yaklaşımıdır. Hem normal gelişim gösteren çocuklar hem de gelişimsel yetersizlikleri olan çocuklarda anne-çocuk etkileşimi ile çocuğun bilişsel, dil ve sosyal gelişimi ile doğrudan ilişkili olduğu yönünde araştırmalar mevcuttur. Duyarlı olma, yanıtlayıcı olma, yönlendirici olma, başarı odaklı olma, etkileşimde sıcak olma gibi ebeveyn özelliklerinin çocukların gelişimlerine iyi geldikleri bilinmektedir.

    Ebeveynler çocuklarının gelişimini takip etmede diğer herkesten daha fazla etkiye sahiptir. Otizmli çocukların sınırlı düzeyde sosyal becerilere sahip olması günlük etkileşim içerisinde ebeveyn çocuk ilişkisinin değerini arttırmaktadır. Bu yüzden ebeveynin dengeli bir etkileşim geliştirmesi ve sürdürmesi gerekmektedir.

  • Otizm nedir, nasıl anlaşılır?

    Otizm nedir?

    Otizm çocuklarda sosyal iletişim bozukluğuyla kendini gösteren gelişimsel bir sorundur.

    Otizm nasıl anlaşılır?

    Genellikle 2 yaş civarında belirtilerin farkına varılır. Konuşmada gecikme, arkadaşlarla oyun oynamama, stereotipik hareketler olarak adlandırılan kanat çırpma, el ovuşturma benzeri hareketler, dönen cisimlere (araba tekerleği, çamaşır makinesi gibi ) aşırı ilgi duyma, sıra dışı ilgi alanları olması, göz teması kurmama gibi belirtiler varlığında kuşkulanılmalıdır. Anneyle temasın az olması, annenin arkasından ağlamama, komut almama gibi daha erken belirtiler de dikkat çekebilir.

    Otizme eşlik eden başka hastalıklar var mıdır?

    Otistik spektrum bozuklukları olarak adlandırılan geniş bir grup hastalığı kapsarlar. Sadece otizm olabileceği gibi kızlarda RETT sendromu erkeklerde Frajil-X sendromu gibi bazı bozukluklar da otizmin nedenleri arasındadır.
    Otistik spektrum bozukluklarında epileptik nöbetler ve epilepsi oldukça sık görülür.

    Otizm tanısı nasıl konur?

    Aileden alınan öykü, fizik ve nörolojik muayeneyle tanı konur. Nörometabolik, genetik ve yapısal bozuklukların tanınması için bir takım testler yapılır. İşitme testi, Nörogörüntüleme (MRG), EEG, genetik testler gibi bazı testler yapılabilir.

    Otizmin tedavisi var mıdır?

    Otistik hastaların aile, çocuk nöroloğu, çocuk psikiyatrı, özel eğitim öğretmenleri ve bazen fizyoterapistlerden oluşan geniş bir ekip gözetiminde özel eğitim alması gerekir. Epilepsi eşlik ediyorsa tedavi edilmelidir.

  • Otizmin en etkili ilacı zamandır.

    Otizmin en etkili ilacı zamandır.

    Otizmli çocukların önemli bir bölümü erken yaşta başlanan eğitim ve tedavi ile hastalığı yenebiliyor. Hastalığın belirtilerinin en şiddetli yaşandığı 3-6 yaş arasında aileler umutsuzluğa kapılsa da yapılan araştırmalar tünelin sonunda ışık olduğunu gösteriyor.

    Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin 112 çocukla yürüttüğü çalışmalarda, otizmin yaşam boyu süren bir hastalık olduğu kanısının yanlış olduğu yolunda işaretlere rastlandı.

    Henüz bu konuda bilimsel kabul gören bir sonuca ulaşılmış olmasa da, Çocuk Psikolojisi ve Psikiyatri Dergisi’nde (Journal of Child Psychology and Psychiatry) yayımlanan çalışmanın bulguları, önemli görülüyor.

    Ancak araştırmaya temkinlilikle yaklaşılması gerektiğini belirten uzmanlar da var.

    Bu uzmanlar, bulguların arkasındaki nedenleri açıklamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu belirtiyor.

    Connecticut Üniversitesinden Dr Deborah Fein ve ekibi erken yaşta otizm teşhisi konan 34 çocuğun, ilerleyen yaşlarda sınıflarındaki otizm teşhisi konmamış diğer 34 çocuk kadar başarılı bir performans sergilediğini ortaya koydu.

    Bilişsel ve gözlem testlerinde, otizm teşhisi konmuş çocukların performansı, otistik olmayan çocuklarınki ile aynı düzeyde seyretti.

    Çocukların, dil, yüz tanıma, iletişim ve sosyal etkileşim konularında herhangi bir problemle karşı karşıya kalmadıkları belirtiliyor.

    Araştırmacılar, otizm teşhisi konmuş çocukların performansını karşılaştırmak için aynı yaşlarda başka 44 çocukla da çalışmalar yürüttü.

    Çalışmalar sırasında yapılan testlerde, otistik çocukların, hastalıklarının tespit edilemez olduğu ortaya çıktı.

    Araştırmacılara göre, bu sonuçlar, bazı çocukların otizmi yenmesinin bir sonucu olabileceği gibi, çocukların otizmin olumsuz etkilerini başka şekillerde tamamlayabilmesinden de kaynaklanıyor olabilir.

    Özellikle hafif ve orta şiddetli otizmli çocuklarda ilkokul 3. sınıfa gelindiğinde belirgin düzelmeyi bizde takip ettiğimiz hastalarda görüyoruz. Umudunuzu yitirmemeniz dileğiyle.

  • Doğa kız bebekleri otizmden koruyor.

    Doğa kız bebekleri otizmden koruyor.

    Bugüne kadar yapılan otizm spektrum bozukluğu ile ilişkili en kapsamlı genomik analizde, UC San Francisco’lu bilim adamları tarafından yürütülen uluslararası bir araştırma ekibi, otizm gelişiminde rol oynayan 65 gen tespit etti.

    Ayrıca, çalışmada kaybolması veya kazanılması, otizm riskine katkıda bulunan birçok gen içeren 6 kromozom bölge tespit edildi. 5500 otizmli çocuğun genomunun incelenmesi sonucu 71 gen veya riskli bölge tespit edildi.

    Bütün bu bölgeler sinir hücreleri arasında sinapsları(bağlantıları) düzenleyen veya kromatin denilen genlerin paketlenmesi ile ilgili bölgeler. Bu sonuç bize otizmin sinirler arasında iletişim bozulmasından kaynaklanan bir hastalık olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

    Çalışmanın diğer bir ilginç sonucu ise otizmin neden erkeklerde daha sık görüldüğüne ışık tutması. Bilindiği gibi otizm erkeklerde kızlardan 4 kat daha sık görülüyor. Çalışmada kızlar ve erkeklerde otizme yol açan gen ve kromozom bölgelerinin aynı olduğu saptanmış fakat ilginç olarak otizmli kızlarda mutasyon sayısının belirgin olarak daha fazla olduğu gösterilmiş.

    Basitçe söylemek gerekirse erkek bebekleri hasta etmeye yetecek mutasyon sayılarına sahip kızlarda otizm gelişmiyor. Kızları otizmden neyin koruduğuna dair elimizde kanıt yok. Gelişmekte olan beyne testesteron ve östrojenin gösterdiği farklı etkilerin rolü olabileceği düşünülüyor.

    İnsan doğası kızları otizmden koruyor. Nedeni için biraz daha beklememiz gerekecek gibi duruyor.

  • Otizmde bulmacanın bir parçası folat mı?

    Otizmde bulmacanın bir parçası folat mı?

    Otizm spektrum bozuklukları tanısı alan çocukların sayısı çığ gibi büyürken, nedenleri hakkında bilim insanları da nefes almadan çalışıyor.

    Son zamanlarda otizmli çocuklarda folat metabolizma ve taşıyıcı bozukluğunun sağlıklı çocuklara oranla çok daha sık görüldüğü ortaya konuldu. Folat bir çok biyokimyasal ve yapısal mekanizmada önemli rolleri olan bir vitamin. Tanımlanan durumun tam adı ise serebral folat eksikliği, yani beyinde folat vitamini eksikliği. Folat metabolizma bozukluğunun otizm benzeri bir tabloya yol açtığı zaten biliniyordu, fakat beyine folat taşıyan mekanizmaların otizmli çocukların çoğunda bozuk olduğu yeni saptandı.

    Otizm spektrum bozukluklarının sıklığı son yıllarda artıyor, Benzer şekilde otoimmün hastalıklarda artış gösteriyor. Çocuklarımız gittikçe artan sıklıkta alerji bulguları gösteriyor. Bir çok aile inek sütü alerjisiyle uğraşıyor. Benzer şekilde otizmli çocuklarda beyne folat taşıyan mekanizmanın alerji benzeri bir durum nedeniyle çalışmadığı gösterildi.

    Daha çarpıcı olan ise bu çocuklara beyne başka şekilde girebilen folat türevleri verildiğinde ise dramatik yanıtlar elde edilmesi. Özellikle alerjik testleri pozitif çıkan çocuklarda otizm belirtilerinin tamamen gerileyebileceği bildirilmiş.

    Bunlar umut veren fakat oldukça yeni bulgular. Daha büyük çalışmalarla kontrol edilmesi gerekli. Peki beklemeden bu ilaçları kullanabilir miyiz diye merak ediyorsanız…

    Sonuçta yan etki profili düşük bir vitamin olan folat türevlerinin denenebileceğini düşünüyorum…

    Doç Dr Barış Ekici, Çocuk Nörolojisi Uzmanı

  • Otizm, Dil ve Konuşma Terapisi

    Otizm, Dil ve Konuşma Terapisi

    Otizm, Dil ve Konuşma Terapisi

    Otizm Nedir?
    Otizm, dil ve konuşma terapisi, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan karmaşık bir nöro-gelişimsel bozukluktur.Çok sık olarak konuşma geriliği şikayeti ile dil ve konuşma terapisi ne başvururlar. Günümüzde, otizme neyin neden olduğu bilinmemekle birlikte kimi araştırmacılara göre beynin yapısını ya da işleyişini etkileyen bazı sinir sistemi sorunlarından kaynaklandığı sanılmakta, kimi araştırmacılara göre ise genetik olduğundan kuşkulanılmakta ve bu konularda çok sayıda araştırma yapılmaktadır. Çevresel faktörlerin (ailesel özellikler, çevre kirliliği ve kimyasal maddeler gibi) otizmi tetiklediği düşünülmekle birlikte, henüz bu konuda bilimsel dayanak mevcut değildir. Otizm günümüzde en sık rastlanan ve giderek artan gelişimsel yetersizliklerden biridir. Dünyada otizmin görülme sıklığının 110’da 1 olduğu ve erkeklerdeki yaygınlığının kızlardan 3-4 kat fazla olduğu bildirilmektedir.

    Otizm ve dil terapisi

    Otizm Bozukluğunda Şüphelenilmesi Gereken Davranışlar:

    Otizm, dil ve konuşma terapisi geriliği nedeniyle için başvuru yapmalarının en temel sebebi, otizmli çocuklarda en göze çarpan semptom, konuşmanın olmayışı ya da son derece sınırlı olmasıdır. Bu durumun bir iletişim bozukluğu olarak tanımlanması, eşlik eden belirtiler hakkında daha fazla bilgiyi gerektirir.

    Otizm, dil ve konuşma terapisi ihtiyacı en fazla olan gruptur. Otizm sosyal etkileşimde kısıtlılık, iletişim becerilerinde yetersizlik ve tekrarlayıcı hareketlerle kendisini gösteren bir bozukluktur. Konuşma gecikmesi olan çocuklarda aşağıda sıralanan belirtiler varsa otizmden şüphelenmeli ve hemen bir uzmanına başvurmalısınız;

    • Göz teması yoksa veya kısıtlıysa
    • Çocuğunuz gülümsemeye yanıt vermiyorsa
    • Onunla konuştuğunuzda yüzünüze bakmıyorsa veya bunu nadiren yapıyorsa
    • Adını çağırdığınızda adına bakmıyorsa
    • Çocuğunuz işaret ettiğiniz yere bakmıyorsa
    • İlgilendiği şeyi işaret ederek veya size göstererek paylaşmıyorsa
    • Sizinle veya diğer çocuklarla oynamak yerine kendi başına zaman geçirmeyi tercih ediyorsa
    • Sizin davranışlarınızı taklit etmiyorsa
    • İşaret ettiğiniz nesnelere bakmıyorsa
    • Sallanma, kendi etrafında dönme şeklinde hareketleri varsa

    Otizmli Çocuklarda Dil Konuşma Terapisi

    Konuşma gecikmesiile ilgili “4 yaşa kadar beklenmesi gerektiği” düşüncesi ek engeli olamayan çocuklar için geçerli olan bir kuraldır. Eğer bir çocukta işitsel, zihinsel, fiziksel ya da davranışsal bir sorun varsa dil ve konuşma terapisine olabildiğince erken başlanması gerekmektedir. otizm tanısı almış çocukların bir an önce dil ve konuşma terapisi ne başlamaları gerekmektedir.

    Otizm de karşılaşılan sorunlardan en önemlisi otizmli bireyin sosyal iletişimidir. Maalesef otizmli çocuklarda dil ve konuşma terapisi alanında gözlenen dil geriliği bazen aileler bazen de uzmanlar tarafından ihmal edilmektedir. Dil ve konuşma terapisi ne geç başlanması çocuğun muhtemel dil kazancının düşmesine yol açmaktadır.Dil ve konuşma terapistleri, otizmli bireylerle çalışırken alanda geliştirilmiş bilimsel dayanaklı uygulamaları kullanmaktadırlar.

  • Otizm Ve Dil Konuşma Terapileri

    Otizm Ve Dil Konuşma Terapileri

    Otizm ve Dil Konuşma Terapileri

    Otizmdoğuştan gelebilen ya da yaşamın ilk 3 yaşına kadar edinilen bir nörolojik- gelişimsel bir bozukluktur. Otizmi neyin neden olduğu, hangi etmenlerin bu sorunu ortaya çıkardığı konusundan bilim dünyası henüz karar verememiştir. Kesin sebebi bilinmemekle birlikte çok güçlü genetik bir yatkınlığın olduğu bilinmektedir. Bazı araştırmaların sonuçlarına göre ise beyinin bazı yapılarını ya da fonksiyonlarını etkileyen sinirsel yapıların, otizmin ortaya çıkmasında etkili olabileceği düşünülmektedir.

    Bir anne baba için en önemli soru şudur sanırım. Çocuğumun otizmli olduğunu nasıl anlayabilirim?

    Otizm çok geniş bir belirti ve şiddet derecesinde ortaya çıkmaktadır.

    Bunların en önemlileri ise,

    • Otizmesahip çocukların göz teması kuramıyorsa ya da son derece sınırlı bir anda göz teması kuruyor, hemen gözlerini kaçırıyorsa,
    • Sizin yaptığınız komik şeylere, ya da mimik hareketlerine gülümseme ile tepki vermiyorsa,
    • Seslendiğinizde dönüp bakmıyorsa,
    • Kendi çevresinde sık dönüyorsa,
    • Kendi başına kalmayı tercih ediyor, diğer akranlarına ilgi göstermiyor, onlarla oynamıyorsa,
    • Onunla iletişim kurduğunuzda size ilgi göstermiyor, karşısında biri varmış gibi davranmıyorsa

    Otizm

    Çocuğunuzda otizm olabilir. Bunun için vakit geçirmeden bir çocuk psikiyatristine başvurmanız gerekir. Erken teşhis, tedavi ve rehabilitasyon otizmli çocuğun geleceğini çok önemli oranda etkileyebilir.

    Otizm ve dil konuşma terapileri

    Otizmli çocuklar, bir çok alanda sorunlar yaşamaktadırlar. Bunların başında sosyal ilişkiler, akademik hayatlarında sorunlar yaşamaktadırlar. Ancak en büyük sorunu ve dil ve konuşma alanında yaşamaktadırlar. Bu sorunlar neredeyse dilin tüm unsurlarını içerebilmektedir. Hiç konuşmanın gelişmemesi, yeterli kelime sayısına sahip olamama, kelime tekrarı(ekolali), harf bozukluğu(artikülasyon) bozukluğu gibi dil ve konuşma sorunları yaşayabilir. Hatta sık çığlık atan, bağıran otistik çocuklarda ses kısıklığı gibi problemler ortaya çıkabilir

    Dil ve konuşma terapi süreci:

    Otizmli çocuklarla dil ve konuşma terapisi uzun ve zorlu bir süreçtir. Bu nedenle dil ve konuşma terapistinin otizmli çocuklarla çalışma konusundan mutlaka deneyimli olmalıdır. Aile, çocuk psikiyatrı, özel eğitim uzmanı ile güçlü bir iletişim kurularak dil gelişiminde başarı yakalanabilir.

    Dil ve konuşma gelişimi için hangi teknikleri kullanıyor:

    Öncelikle otizmli çocuğun dikkatini arttırıcı, ses ve konuşma becerisini arttırıcı teknikler kullanıyoruz. Ses üretimini arttırıcı teknikler ile larengeal masaj teknikleri kullanılıyor. Çıkarılmayan her bir harfin çıkarılması için kullanılan PROMP Tekniği, Doğal konuşmanın desteklenmesi, resimli kartlar, basit oyuncaklar ile kelime kazanımını artıran teknikleri kullanıyoruz.

  • Otizm ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk

    Otizm ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk

    Otizm Nedir?

    Otizm, yaşamın erken dönemlerinde başlayan ve yaşam boyu süren; sosyal ilişkiler, iletişim, davranış ve bilişsel gelişimde gecikmeye neden olan nörobiyolojik kökenli bir bozukluktur. Ortaya çıkan sendromun şiddeti ve problem davranışların bir araya gelme şekli her çocukta farklıdır.

    Otizm; Ruhsal Bozukluklar Tanı ve İstatistik El Kitabı’nda (DSM- 5) Yaygın Gelişimsel Bozukluklar başlığı altında tanımlanır.

    Yaygın gelişimsel bozukluklar başlığı altında otizmden başka yer alan bozukluklar şunlardır: Rett sendromu, asperger sendromu, çocukluğun dezintegratif bozukluğu, başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk.

    Otizmin Temel Belirtileri Nelerdir?

    Otizmde görülen belirtiler üç temel grupta yer alır.

    Toplumsal ilişkilerin gelişiminde bozukluk.
    Sözel ve sözel olmayan iletişimde bozukluk, sembolik oyun da dahil olmak üzere hayal gücünden yoksunluk.
    Takıntılı, tekrarlayıcı davranışlar; ilgi alanının kısıtlılığı ve darlığı.

    Otizimli Bir Çocukta Hangi Özellikler Gözlenir?

    Etkileşim içinde olmaktansa yalnız kalmayı, kendisi için ilginç olan bir tür faaliyet içinde olmayı yeğler.
    Çoğunlukla insanları değil de obje ve cansız varlıkları tercih eder.
    Sözel veya sözel olmayan (yüz ifadesi gibi) birtakım ifadelere tepki vermeyebilir.
    Göz teması zayıftır.
    Huzursuz görünür.
    İnsanları araç olarak kullanır.
    Kendisini karşısındaki insanın yerine koyamaz; vücut dilini kullanma ve anlamada sorunları vardır. Örneğin kişinin kaşlarını çatması onun için anlam taşımaz.
    Sembolik oyunlar denilen evcilik, doktorculuk gibi etkinlikler onun için cazip değildir.
    Genelde oyuncaklarla amacına uygun oynamak yerine detaylarla ilgilenir. Örneğin, oyuncak arabayı yerde sürmek yerine saatlerce tekerleklerini döndürmekten zevk alır.
    Eşyaları dizme eğilimi çok tipiktir. Yap-bozun parçalarını yerleştirmek yerine parçaları yan yana dizmek onun için daha eğlenceli olabilir.
    Parlayan yüzeyler, ışık, gölge, dönen cisimler (pervane, vantilatör, saat), insanların saç ve sakalları, nesnelerin parçaları (kapı kolu, düğmeler), hareketin kendisi (sürekli olarak kapıyı açma kapama) ilgisini çekebilir.
    Diğer çocuklar üzerinde etkili olan birtakım motive ediciler bu çocuklar üzerinde aynı etkiyi yapmaz.
    Yaşadıkları duygular anında ve kesindir, ihtiyaçlara odaklıdır.

    El-kol sallama, parmakların hareketlerini izleme, ayak parmakları ucunda yürüme, kendi etrafında dönme gibi hareketler çok tipiktir.

    Gündelik yaşamdaki değişikliklere karşı direnç gösterir (yemek masasında oturduğu yerin değişmesi gibi). Şiddete başvurabilir. Hayatın akışındaki her şeyin hep aynı kalmasını talep edebilir (okula her gün aynı yoldan gitmek gibi).

    Bazı ses, doku ve tatları çok rahatsız edici bulabilir. Evde oturup gürültülü bir filmi izlerken dışarıdan gelen bir motosikletin sesini fark etmeyebilirsiniz bu nedenle onun aniden kulaklarını kapaması ve hırçınlaşması size çok anlamsız gelebilir. Kimi otistikler pütürlü yiyecekleri yiyemez, kimisi krem süremez, oyun hamuru, kum gibi bulaşabilen nesnelerle oynamaktan kaçınır.

    İletişim için konuşmayı kullanmazlar. Kullandıkları kelimeler çok sınırlıdır ve genellikle etrafında sık duydukları kelimeleri kullanırlar.

    Otizimli çocukların yaklaşık yarısı konuşma becerisini hiçbir zaman geliştiremez. Konuşabilen çocuklar ise zamirleri karıştırır, kendisine “ben” yerine “sen” der, annesinden süt istediğinde “anne süt ver” değil de “süt istiyor musun ?” diyerek ister.

    Anında/gecikmeli ekolali görülür. Annesinin o anda söylediği “elini yıka” cümlesini monoton ve mekanik sesle tekrarlar. Annesi bir şeyler anlatmaya çalışırken daha önce duymuş olduğu “hayatın gerçek tadı” gibi ilgisiz bir reklam sloganını tekrarlayabilir.

    Gezmeyi, özellikle otomobil ile dolaşmayı, suyla oynamayı severler. Saatlerce akvaryumdaki balıklara bakabilirler.

    Genelde yeme bozuklukları vardır. Bazıları yenmez şeyleri yemekten hoşlanabilir.
    Elektronik eşyalara ve mutfak eşyalarına çok ilgi duyabilir, deterjan kutuları ve bunun gibi şeyleri toplayabilirler.

    Müziğe aşırı ilgi gösterebilirler. Reklam ve video kliplere çok düşkün olup akranlarının izleği çizgi filmlere ilgi göstermeyebilirler.

    Çevresindeki tehlikelerin farkında değildir. Yoğun trafikte karşıdan karşıya koşar, korku duymaksızın yüksek bir duvar üzerinde yürüyebilir. Sıcak nesnelere veya cam kırığına dokununca neler olacağını öngöremeyebilir.

    Çevresine/ kendisine zarar veren davranışlar sergileyebilir; kızdığı, endişelendiği, başarısız olduğu zamanlarda eşyaları fırlatma, çığlık atma, saçlarını çekme, yüzünü tırmalama, ellerini ısırma, başını duvara veya yere vurma gibi hareketler ve öfke nöbetleri görülebilir.
    Bazı yetenekleri arasında büyük uçurumlar olabilir. Motor gelişimde yaşına uygun hatta yaşının üstünde birtakım beceriler gösterebilirken, sosyal gelişimde ancak çok ufak bir çocuğun sosyal becerilerine sahip olabilir.

    Otizm ve Üstün Yetenek
    Soyutlama yetisi gerektirmeyen, belleğe dayalı becerilerde üstün özellikler gösteren bireyler tüm otistik grubun %10’u kadardır. Birçok yönden eksiklikleri de olan bu bireyler; matematik, sanat, müzik, mekanik gibi alanlarda üstün yeteneklere sahiptirler. Kendi kendine okuma yazma öğrenebilme, okuduğunu anlamadan akıcı bir şekilde okuyabilme (hiperleksi), kısa sürede ezberleme gibi yetilere de rastlanmaktadır. Otistiklerin % 10-20′ si aynı zamanda hiperleksiktir. Bu otistik çocuklar çok küçük yaşta, örneğin 2-3 yaşlarında kendi kendilerine okumayı öğrenirler, ancak okuduklarından anlam çıkaramazlar. Hiperleksik ve otistik olan çocukların daha az hiperaktif ve daha az beceriksiz olduğu saptanmıştır. Genellikle zekâları yüksek otistiklerde ve erkeklerde on kez daha fazla görülür. Hiperleksik bir çocuğu teşvik etmemek, yaşına uygun oyunlara ve erişkinler tarafından yönlendirilen sosyal etkinliklere yöneltmek gerekmektedir. Okuma yeteneğinden yararlanarak eğitiminde yazılı materyal kullanılabilir.
    Tanı ve tedavi

    Çocuğunuzda yukarıda sıralanan belirtiler varsa mutlaka bir uzmana başvurmanız gerekir. Ayırıcı tanıyı çocuk psikiyatri uzmanları koymakla beraber sizlerden mutlaka tanıya yardımcı test ve gözlemler isteyecektir. Tanı aşamasından sonra gerekiyorsa ilaç desteği ile beraber mutlaka bireysel eğitime de başlanmalı; çocuğunuzun gelişim alanlarını destekleyecek sosyal, iletişimsel, motor, zihinsel ve konuşma becerisi ile ilgili eğitimi zaman kaybetmeden planlanmalıdır.

  • Otizm Tedavisi

    Otizm Tedavisi

    Bugün tıpta otizmin %100 tedavisi yoktur. Otizm tedavisi denildiğinde otistik çocukların kaliteli yaşamını sağlamak için hayat tarzında bir takım değişiklikler yaparak hayat kalitesini yükseltmek hedefleniyor.

    Tedavi 1.

    Bilişsel Davranışçı Terapi

    BDT yöntemi ile tedavi’deki ana hedef birincil dereceli bakım sağlayan kişilere (anne, bakıcı ve s.) eğitimin verilmesidir. Otizm tedavisi uzun süren ve sabır gerektiren bir süreçtir. Bu süreçte ailenin hastalığa tutumu ve yapması gerekenler çalışılmalıdır;
    Otizme hastalık yerine farklılık gibi bakılmalı, otizmi tedavi etmek yerine, eğitim ve destek sağlanmalıdır. Bu durumu anlamak için Otistik çocuklarla ‘yer değiştirmeniz’ onları anlamanıza yardımcı olacaktır – bir düşünün ‘Dünyada çoğunluk otistik insanlar olmuş olsalardı ve bizim beynimizin çalışma şekline göre küçük bir grub olsaydık (dünya geneline göre küçük), dünyadaki düzeni onlar kendilerince kurmuş olsalardı, eğitimlerini kendilerince vermiş olsalardı bizler ne yapardık? Muhtemelen IQ seviyesi düşük, hiç bir şeyi anlamayan bireylere dönüşürdük, öyle değil mi? Bu durumda hasta mı olmuş oluyoruz, yoksa farklı mı? İlk onu anlamamız gerekiyor.

    Tedavi 2. 

    Davranışçı Yöntem (Uygulamalı davranış analizi)

    Bu yöntem Los Angeles’daki California Üniversitesi psikologlarından Dr. Ivar Lovaas tarafından geliştirilmiştir. Davranışçı yöntemde her bir davranış öğretilirken, o davranış, onu oluşturan alt davranışlara bölünerek basitleştirilmekte, sözel açıklama ve yönergeler ile hedeflenen davranış kazandırılmaktadır. Bu eğitim yönteminde eğitimcinin önemi büyüktür.’ – Otizm Vakfı

    Tedavi 3. 

    Beslenme ve gıda takviyesi

    Otizmde özel diyetler, doğru gıdalanma ve besin takviyesi konusunda B6 ve magnezyum öneriliyor (Martineau, J., Barthelemy, C., Roux, S., Garreau, B., Lelord, G., 1989).  B6 vitamini otizmde negatif belirtilerin azalmasına yardımcı olur. Vitamine ek olarak çocuklara eğitimin sağlanılması mutlu tablolar ortaya çıkarıyor.
    B6 vitamini beyin ve sinirler arasında iletişimi sağlayan nörotransmiterlerin (norepinefrin ve serotonin) gelişimi için önemlidir. Ayrıca, B6 vitamininin diğer görevleri arasında; hemoglobin üretimi, gıdalar yoluyla alınan proteinin parçalanması ve kan şekeri düzeyinin dengelenmesi bulunur.
    B6 vitaminini doğal olarak kepekli ekmek, kurutulmuş meyve ve baharatlar, antep fıstığı, sarımsak, ciğer, balık, fındık, susam ve s. gibi gıdalarda bulunur.

    B6 vitamini için günlük ihtiyaç tablosu
    4-8 yaş çocukların günlük B6 ihtiyacı
    600 mikrogram
    4-8 yaş otizm teşhisi almış çocukların günlük B6 ihtiyacı 1200 mikrogram (1.2 mg)
    9-13 yaş çocukların günlük B6 ihtiyacı
    1 mg
    9-13 yaş otizm teşhisi almış çocukların günlük B6 ihtiyacı
    2 mg

    Not: bu tablo genel ihtiyaç tablosudur, otizmde ihtiyaç farklılık gösteriyor. Mutlaka hekiminize veya eczacınıza danışarak ihtiyacın x2 B6 kullanılması gerekir.

    Magnezyum depomin nörotransmitterlerini düzenler ve beyin fonksiyonunu iyileştirir. Ayrıca magnezyum gerginliği azaltır ve hastanı daha sakin yapabilme özelliğine sahiptir. Eğer çocuğunuzun günlük besinlerden bu vitamin ve mineralleri almadığınıza eminseniz, doktorunuza danışarak vitamin takviyesi önerilebilir (Archives of Pediatric and Adolescent Medicine, 2004). Deniz mahsulleri, soya, et, kümes hayvanları, çerezler, tahıllılar normalde çinko, magnezyum, ve demir açısından zengindirler.

    Ayrıca, bazı araştırmalara göre B12 (Pacholok, Sally M., 2014) ve D vitamini de (Fernell, Elisabeth et.al., 2015) otizm tedavisinde çok önemlidir. 

    Tedavi 4.

    Özel Eğitim

    Otizm teşhisi alan çocuklar için en önemli unsurlardan biri de eğitimdir! Bazı araştırmalara göre otizm teşhisi almış çocuklar arasında zeka geriliği yaygın kavramdır. Bunun önemli nedenlerinden biri de ailelerin durumu kabullenerek çocuklarının eğitimine devam etmesini sağlamamalarıdır. Oysa eğitimle topluma kazandırılan örnekler ziyadesiyle fazladır. Çocuğunuzu gereksiz ilaçlarla yüklemek yerine, eğitimle, sevgiyle, topluma kazandırabiliriz.
    Aileler kolaylıkla eğitimden ve tedaviden vaz geçtiklerinde çocuklarından ve çocuklarının geleceğinden vaz geçiyorlar. Çünkü otizm farklı beyin demektir, hastalık değildir. Biz beynimizin iki lobunu kullana biliyorsak, onlarda da beyinlerinin bir lobunu ikisinin yerine kullanıyorlar ve bu da bir lobun aşırı çalışması anlamına geliyor. Bu yüzden Otizm teşhisi almış çocuklara beyinlerinin çalıştıkları kısmıyla ilgili aktiviteler, eğitimler sunarak, özel eğitim ve destek vererek onları topluma kazandırmalıyız. Sadece yapmanız gereken çocuğumuzun farklı olduğunu kabul etmek, onların eğitim almasına destek olmak ve empati göstermektir.

    Kaynakça

    Archives of Pediatric and Adolescent Medicine, 2004

    Martineau, J., Barthelemy, C., Roux, S., Garreau, B., Lelord, G., 1989. ‘Electrophysiological effects of fenfluramine or combined vitamin B6 and magnesium on children with autistic behaviour.’

    http://www.otizmvakfi.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=11&Itemid=22Pacholok, Sally M.

    Pacholok, Sally M., 2014. Pharmacy Times. Feb2014, Vol. 80 Issue 2, p59-64. 2p.

    Fernell, Elisabeth, Bejerot, Susanne, Westerlund, Joakim, Miniscalco, Carmela, Simila, Henry, Eyles, Darryl, Gillberg, Christopher, Humble, Mats B, 2015. Autism spectrum disorder and low vitamin D at birth: a sibling control study. Molecular Autism. 2015, Vol. 6 Issue 1, p1-9. 9p.

  • Otistik çocukların bir zeka teorisi var mıdır?

    Otistik çocukların bir zeka teorisi var mıdır?

    Otizm günümüz dünyasında en çok görülen gelişimsel bozukluklardan biridir.

    Otizmin nedeni tam kanıtlanamamış olsa bile psikolojik nedenlerden ziyade fizyolojik

    nedenli olduğu düşünülmektedir. Bu bozukluk toplum tarafından sanılanın aksine IQ

    sorunundan bağımsız olarak sosyal çevreyi anlama ve sosyal çevreye uyum gösterememe

    sorunudur.Otizmli bireyler sosyal iletişim geliştirmeden yoksundur. Otistik çocukların sosyal

    çevreden soyutlanmış ve sosyal çevreden kopuk davranışları onların bir zeka teorileri olup

    olamayacağını sorgulama ihtiyacı doğurmuştur.

    Zeka teorisi; Diğer insanlarında bir şeylerin farkında olduğunu, bildiğini, istediğini,

    inandığını bilme yetisidir. Bu teorinin otistik çocuklar üzerindeki geçerliliği makalede geçen

    Sally and Anne deneyi ile test edilmiştir. Bu deneye normal ve otistik bireylerin dışında zeka

    düzeyinin etkisini de değerlendirebilmek üzere Down sendromlu çocuklar da dahil edilmiştir.

    Çünkü otistik çocukların bir çoğunda zeka geriliği olsa da ve ya bazı otistik belirtiler bu zeka

    geriliği ile ilişkilendirilse de bu zeka gerilik tek başına sosyal bozukluğu açıklamak için yeterli

    bulunmaz. Deney sonucunda ortaya çarpıcı sonuçlar çıkmıştır; zeka geriligi olan çocuklar

    cevap veremeyecekleri düşünülen soruya normal çocuklarla beraber dogru cevabı

    vermişler,(inanç sorusu) otizimli çocuklar ise bu soruya yanlış cevap vererek deneyi dogru

    tamamlama haklarını baştan kaybetmişlerdir. Öte yandan, otizm ve zeka teorisine tek bir

    deney ile bağdaştırmak ve açıklamaya çalışmak yeterli değildir. Üstelik bu deneyde deneyin

    arka planı da atlanmıştır. Örneğin, Sally ve Anne’in daha önce misketin olası yerleri hakkında

    konuşup konuşmadıkları söylenmemektedir.Yinede bu deney otistik çocukların deneydeki

    olay hakkında akıl yürütememelerine bağlı olarak zeka teorisinden mahrum olduklarını

    yetersizde olsa göstermiştir.

    3-) Öte yandan bu teori bağlamında otistik çocuklarla ilgili yapılan başka çalışmalarda

    mevcuttur. Zihin kuramının incelendiği birçok araştırmada, otistik çocukların zeka teorisinde

    yanlış inanç işlemlerindeki performansları dilin formal değerlendirmeleriyle ilişkili çıkmıştır.

    Her ne kadar genel dilin (alıcı sözcük dağarcığı ve tümce yapısı) zeka teorisi işlemlerindeki

    performansla ilişkili olduğu bulunmuş olsa da regresyon analizi sonuçları karmaşık tümce

    yapısı ile ilgili performansın zeka teorisi işlemlerinde gözlenen performansı yordayan tek

    değişken olduğu bulunmuştur. Dahası, yapılan araştırmalarda zeka teorisi ile sözcük dagarcıgı

    arasında bir ilişki bulunmuştur.Happe’nin 1995 yılında yaptıgı çalışmada diger gruplardan

    farklı olarak otizimde dil ile zihin kuramı arasında güçlü bir ilişki oldugu, otizmde zeka

    teorisinin bir başarısı varsa bunun sadece dile dayandırılabilecegini savunmuştur. Yani diğer

    çocuklar dilbilimsel olmayan bilişsel mekanizmalarını kullanırken otizmi olan çocuklar yanlış

    inanç işlemlerine çözüm üretmede sözel becerilerini kullanıyor olabilirler. Tager-Flusberg ve

    Sullivan’ın 1994 yılında yaptıkları bir deneyde otizmi olan çocuklarda alıcı sözcük

    dağarcığının yanlış inanç performansı ile ilişkili olduğunu bulmakla

    beraber sözdiziminin de yanlış inanç performansı ile güçlü ilişkisi olduğunu belirtmişlerdir. İki

    çalışma gerçekleştiren araştırmacılar, birinci çalışmalarında 3-4 yaşlarında normal gelişimli,

    ikinci çalışmalarında da 6-22 yaşlarında otizmi olan, 7-20 yaşlarında zihinsel yetersizliği olan

    ve 7-20 yaşlarında normal gelişimli bireyin, yanlış inanç ve karakterin eylemlerini açıklama

    performanslarını incelemişlerdir. Araştırma sonuçları otizmi olan çocukların yanlış inanç ve

    karakterin eylemlerini açıklama performanslarının, sözcük dağarcığı puanlarıyla ve dil testinin

    sözdizimi alt testi puanlarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Tager-Flusberg ve Anderson

    (1991), yaş ve dile göre eşleştirilen otistik bozukluğu olan ve down sendromuna sahip

    çocukların sohbet becerilerini karşılaştırmışlardır. Her bir çocuktan bir yıl içinde dört kez dil

    örneği alınmıştır.Otistik bozukluğu olan çocuklar, ilk değerlendirmede down sendromu olan

    çocuklara göre sohbet becerilerinde gelişimsel olarak farklılık göstermezken dil geliştikçe

    otistik bozukluk gösteren çocuklar, içerik ve iletişim stilleri açısından down sendromlu

    çocuklardan daha fazla farklılık göstermişlerdir.

    Sonuç olarak, yapılan araştırmalar ve elde edilen bulgular ışığında otistik çocukların

    zeka teorilerinin belli bir eğitimden sonra fark edilecek seviyeye getirilebileceğini

    göstermektedir. Bu kazanım ise dil becerilerinin yeniden yapılandırılmasıyla ya da

    geliştirilmesiyle elde edilebilir. Buna baglı olarak dilin gelişim üzerindeki etkisi yadsınamaz.

    Otizmin doğum itibariyle ilk iki sene içinde gözlemlenildiği bilindiğine göre, bu bireylerin

    normal gelişimli çocuklara göre iki yaşına kadar herhangi bir zihin teorisine sahip oldukları

    düşünülemez. Fakat zaman içerisinde onlara dil gelişimi alanında yapılacak olan yardımlar ve

    verilecek eğitimler ışığında onlarında zaman içerisinde zihin teorisi sahibi olabilecekleri

    düşünülebilir.